SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Baskısı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Baskısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Baskısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

FSB'den Kırım'daki Tıp Akademisine baskı: Kırım Tatarı öğrenciler hedef alındı Haber

FSB'den Kırım'daki Tıp Akademisine baskı: Kırım Tatarı öğrenciler hedef alındı

Rusya’nın Kırım’ı işgalinin ardından yarımadada tırmandırdığı Rus şovenizmi ve etnik ayrımcılık, bu kez eğitim ve bilim yuvalarını hedef aldı. Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), işgal altındaki Akmescit’te bulunan Kremlin kontrolündeki Kırım Federal Üniversitesi Tıp Akademisinde eğitim alan Kırım Tatarı öğrencilerin yüksek yoğunluğunu gerekçe göstererek şovenist bir denetim ve baskı dalgası başlattı. “MİLLÎ LOBİ” BAHANESİ: ETNİK BAŞARIYA RUS ŞOVENİZMİ ENGELİ "Kırım.Realii" haber ajansının Kırımlı bir insan hakları savunucusuna dayandırdığı habere göre; Rus güvenlik mekanizmaları, tıp akademisindeki bazı uzmanlık alanlarında Kırım Tatarı öğrencilerin oranının neredeyse yüzde 50’ye ulaşmasını hazmedemedi. Kırım Tatar gençlerinin sınav başarısını ve tıp alanındaki yeteneğini doğrudan bir "tehdit" olarak gören işgalci yönetim, bu durumu "yolsuzluk şemaları" veya kurum içerisinde Rus karşıtı bir "millî lobi oluşturma çabası" olarak yaftalamaya çalıştı. BASKINLAR SONUÇSUZ KALDI Şovenist reflekslerle akademide suç unsuru arayan FSB’nin derinlemesine yürüttüğü haksız incelemeler, Kırım Tatar gençlerin engellenemez başarısına çarptı. İnsan hakları savunucusu, yürütülen siyasi güdümlü denetimlere ilişkin şu bilgileri verdi: FSB'nin şüpheleri üzerine yapılan tüm incelemeler sonuçsuz kaldı. Giriş ve kayıt işlemlerine dair tüm dokümantasyonun tamamen yasal, şeffaf ve temiz olduğu ortaya çıktı. Gerçek şu ki; Kırım Tatarları arasında hayatını tıp mesleğine adamak isteyen, nitelikli ve son derece yetenekli bir gençlik var ve bu gençler bileklerinin hakkıyla bu okulları kazanıyor. Kırım Tatarlarının tıp alanındaki köklü varlığının ve entelektüel birikiminin işgal öncesinde de güçlü bir gelenek olduğunu hatırlatan kaynak, Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) birçok önemli figürünün de hekimlerden oluştuğuna dikkat çekti. FSB eliyle yürütülen bu operasyon, Rus şovenizminin klasik bir yansıması olarak değerlendiriliyor. İşgalci Kremlin rejimi, Kırım'ın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının tıp gibi stratejik ve saygın meslek kollarında yükselmesini engellemeyi, onları kamusal ve entelektüel hayatın dışına iterek yarımadayı tamamen "Ruslaştırmayı" amaçlıyor.

Kırım’da işgalin karanlık yüzü: Kadın siyasi tutsak sayısı 8 kat arttı, avukatlar sistematik baskı altında Haber

Kırım’da işgalin karanlık yüzü: Kadın siyasi tutsak sayısı 8 kat arttı, avukatlar sistematik baskı altında

Kırım’ın 2014 yılında başlayan Rus işgali, 2022’de başlayan topyekun savaşla birlikte eşi benzeri görülmemiş bir baskı safhasına geçti. Yarımadada artık sadece aktivistler değil; eczacılar, öğretmenler, genç kızlar ve savunma görevini yapan avukatlar da işgalci Rus özel servislerinin (FSB) doğrudan hedefi haline geldi. Güvenlik gerekçesiyle isminin gizli tutulmasını isteyen Kırımlı bir insan hakları savunucusu, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda, son dört yılda Kırım'da kadın siyasi tutsak sayısının korkunç derecede arttığını ve siyasi tutsakları savunan avukatların sistematik baskıya maruz kaldığını anlattı. İşgalci güçlerin aileleri "sessiz kalma" vaadiyle kandırdığını belirten savunucu, tutsakların kurtuluşu için kamuoyu oluşturmanın ve Türkiye gibi aktörlerin arabuluculuğunun hayati önemde olduğunu vurguladı. KADIN SİYASİ TUTSAK SAYISINDA KORKUNÇ ARTIŞ: 7’DEN 60’A ÇIKTI Aktivist, 2022 sonrasında baskıların karakter değiştirdiğini ve kadınların hedef alınmasının artık sistematik bir politika haline geldiğini belirterek şu açıklamada bulundu: Geniş çaplı işgal saldırısı başlamadan önce Kırım’da sadece 7 kadın siyasi tutsak vakası biliyorduk. 2022’den bugüne ise bu sayı 60’a çıktı. Bu sadece bir sayı artışı değil; Rusya kadınlara karşı aktif bir şekilde davalar açarak ilk 'kırmızı çizgiyi' tamamen geçti. İnsan hakları savunucusu, Hatice Büyükçan, Niyara Ersmambetova gibi genç kadınların, sadece kimliklerini korudukları veya Ukrayna ile bağlarını koparmadıkları için hapse atıldığını kaydetti. Ayrıca işgal güçlerinin, kadınları çocuklarını bir daha görememekle tehdit ederek "itirafçı" olmaları için ağır psikolojik işkenceler uyguladığını belirtti. “SESSİZ KALIN” TUZAĞI VE PAZARLIK MASASI Rus işgal güçlerinin uyguladığı baskı ve sindirme politikası nedeniyle Kırım’da yaşayan çoğu kişinin baskıları anlatmaktan korkutuğunu, FSB’nin bu korkuyu kullanarak alıkoydukları kişilerin yakınlarını susmaya zorladığını anlatan hak savunucusu, şu ifadeleri kullandı: Birçok vakada insanlar çeşitli nedenlerle bildirimde bulunmuyor. İlk olarak, herkesin hak savunucuları veya gazetecilerle bağı yok; insanlar nereye ve nasıl güvenli bir şekilde bildirimde bulunacaklarını, bu temas yüzünden kendilerinin de zulüm görüp görmeyeceğini bilmiyorlar. İkinci olarak, FSB görevlileri birinin evinde arama yaparken aileyi korkutmaya başlıyorlar; 'Sakın basına veya hak savunucularına konuşmayın, sessiz kalırsanız yakınınızın az ceza almasını sağlarız' diyerek pazarlık yapıyor. Yani insanları, haklarını savunmanın kendilerine zarar vereceğine ikna ediyorlar. Bir kişinin avukat tutma, belgeleri dikkatlice inceleme ve neyle suçlandığını anlama hakkının ona zarar vereceği, bunun yerine doğrudan savcılıkla ‘anlaşma’ yapması gerektiği söyleniyor. Bu bir tuzaktır. Maalesef bu tür anlaşmalara giren birçok kişinin sonunda yine de mahkûmiyet aldığını biliyoruz; çünkü bu insanlarla anlaşmak imkansızdır ve bunu yapmamak gerekir. Eğer bir kişi zulmün siyasi olduğuna, terörle veya sabotajla (Kırım'da şu an popüler olan suçlamalar) ilgisi olmadığına gerçekten inanıyorsa, kendini halka açık (kamuoyuna duyurarak) savunmalıdır. Ancak kendini kamuoyunda duyuranların sayısı giderek azalıyor; özel servislerin baskısı işe yarıyor. Mesela 2025 yılında alıkonulan Niyara Ersmambetove, Hatice Büyükçan ve diğerleri… Maalesef bu hikayelere erişim kısıtlı; çünkü akrabalar korkuyorlar. Çocuklarına daha fazla zarar vermekten çekiniyorlar. “SİYASİ TUTSAKLAR HAKKINDA KONUŞMAK ÖNEMLİDİR” Kamuoyu önünde savunulmayan her davanın, işkencenin ve hukuksuzluğun karanlığında kaybolduğunu vurgulayan hak savunucusu, Nariman Celâl örneğinde olduğu gibi; ancak sesini dünyaya duyuranların takas listelerine girebildiğini kaydetti. Leviza Celâl’in eşi hakkında kamuoyunda konuşmak için her fırsatı değerlendirdiğini hatırlatan aktivist, “O da yayınlara çıkarken, Ukrayna, uluslararası ve Türk medyasına demeç verirken risk alıyordu ama bunun eşi için bir ‘bağışıklık’ olacağını biliyordu. Onun özgürlüğü için savaştı ve sonunda Ukrayna ile Rusya arasındaki değişim sonucunda Nariman Celâl serbest kaldı. Bunun, diğer insanların da hikayelerini anlatmaları için iyi bir örnek olduğunu düşünüyoruz; çünkü bu er ya da geç sonuç verir. Bu durum, öncelikle tutukluluk koşullarında bir iyileşme sağlar. Birine çok fazla mektup yazıldığında veya medya ondan bahsettiğinde, cezaevi idaresi ve özel servisler bu kişilere işkence yapılamayacağını, yasa dışı sorgu yöntemleri uygulanamayacağını anlar. Çünkü her şey bir şekilde açığa çıkacaktır. Bu kural, en asgari düzeyde de olsa çalışmaya başlar ve en azından bu kişilerin fiziksel zarar görmeyeceğinden emin olabiliriz. Şu an siyasi tutsakların yakınları için yakınlarını kurtarmanın tek yolu; kamuoyu oluşturmak, enformasyon çalışması yürütmek ve bu kişilerin değişim listelerine girmesini sağlamak için isimlerini duyurmaktır.” dedi. AVUKATLAR HEDEF ALTINDA: OFİS BASKINLARI VE LİSANS İPTALLERİ İşgalcilerin 2022 sonrasında siyasi tutsakları savunan avukatlara yönelik de baskıları artırdığını; Lilya Gemeci, Aleksey Ladin, Nazim Şehmambetov ve Rüstem Kamilov olmak üzere dört Kırımlı avukatın lisanslarının iptal edildiğini ve Kırım’da hukuk mücadelesinin artık "bıçağın ucunda" yürütüldüğünü belirten kaynak, savunma makamının uğradığı baskıları şu sözlerle anlattı: Topyekûn işgal girişiminin yarattığı ortam Rus yetkililerin yaklaşımını değiştirdi. Ukrayna’da olup bitenlerin gölgesinde, Kırım’daki baskıların medyanın ilgisini çektiğini ama çok daha ciddi olayların (cephedeki savaşın) dikkat merkezini kaydırdığını anladılar. Füze saldırıları sonucu çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ölürken; Kırım’da bir avukatın lisansının iptal edilmesi hikayesi enformasyon açısından sönük kalıyor. Güvenlik güçleri bunu fırsat bildi. Önce avukatları sırayla idari tutuklamalarla hapse atmaya başladılar, sonra lisanslarını iptal ettiler. Aralık 2025’te bir avukatlık bürosuna kaba ve açık bir baskın düzenlediler; belgelerine ve mühürlerine el koydular. Oysa avukatlık büroları ‘mesleki sır’ kapsamında korunur ve böyle bir arama için özel izin gerekir. Burası sıradan bir ev değil, müvekkillerin sayısız dosyası orada tutuluyor. Kendi yasalarını bile çiğniyorlar ve bunu artık tamamen rahatça yapıyorlar; kimsenin onları durduramayacağını biliyorlar. Baskının artmasının bir başka sebebinin, avukatların sadece hukuki savunma yapması değil, aynı zamanda müvekkillerinin hikayelerini dünyaya duyuran birer "aktarıcı" olması olduğunu belirten İnsan hakları savunucusu, “Avukatlar mahkeme salonlarından çıkıp basına demeç veriyor, uluslararası yayın organlarına bağlanıyorlardı. Baskı artınca; ya sessizce müvekkillerini savunmak ya da kamuoyu önünde konuşmak arasında bir tercih yaptılar. Birçok avukat, hapiste tutulan insanları savunma hakkını koruyabilmek için sessizliği seçti. Bazıları ise hâlâ kamuoyu önünde çalışmaya devam ediyor ama her an baskıya maruz kalabileceklerinin farkındalar. Mesela Emil Kurbedinov; hâlâ mahkeme süreçlerini, aramaları ve davaları yorumlamaya devam ediyor. Ancak biliyorsunuz kendisi birkaç kez idari tutuklama yaşadı, ofisi basıldı.” dedi. Ayrıca siyasi tutsak sayısının artarken, bu süreçleri nitelikli şekilde yürütecek savunmacının sayısının hızla azaldığını kaydetti. Aktivist, 2022’den sonra Kırım’daki baskı şeklinin değiştiğini, insanların daha çok sözde "casusluk" ve “vatana ihanet" suçlamalarıyla alıkonulmaya başladığına dikkat çekerek, “Bana göre bunun sebebi Kırım’daki Ukrayna yanlısı duyguların güçlenmiş olması. Birçok kişinin Ukrayna’da akrabası var; 10 yıldır işgal altında sessizce yaşayanlar bile 2022’den sonra artık dayanamadı.” değerlendirmesinde bulundu. “RUSYA KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARI TAKAS ETMEK İSTEMİYOR” Ukrayna ile Rusya arasındaki esir takaslarında Kırım Tatarlarının ve sivil tutsakların neden az yer aldığına dair soruya hak savunucusu şu yanıtı verdi: Rusya, Kırım Tatarlarını takas listesine dahil etmeyi reddediyor. Çünkü, özellikle yurttaş gazeteci veya topluma mal olmuş bir figürün serbest kalmasının, dışarıdaki insanlara 'direniş ilhamı' vermesinden çekiniyorlar. İnsanların 9-10 yıl boyunca içeride kalmasını sağlayarak, dışarıdaki aktivistlerin umudunu kırmayı amaçlıyorlar. İkinci sebep ise sivil tutsaklar için uluslararası bir platformun olmaması. Ukraynalı insan hakları aktivistleri sık sık bu konuyu gündeme getiriyor. Yani, savaş esirleri için Cenevre Sözleşmeleri var, bunlar yürürlükte, takaslar başarıyla devam ediyor ve tüm dönem boyunca yaklaşık 60 takas gerçekleştirildi. Sivil esirlerin durumu ise çok karmaşık. Bu durumda her şey Rusya’nın isteğine bağlı. Bu tamamen siyasi bir mesele ve Türkiye bu konuda kilit bir rol oynayabilir. Tıpkı Ahtem Çiygöz ve Nariman Celal vakalarında olduğu gibi... Eğer siviller için özel bir prosedür veya platform oluşturulursa, bir umut doğabilir. En azından insanlar bu yönde çalışmaların yapıldığını görür. Çünkü işgal altındaki topraklardaki insanların bu konuda bir umut olduğunu hissetmeleri çok önemli, aksi takdirde insanlar ya bu topraklarda kalma ve güvende olma umutlarını kaybettikleri için evlerini terk edip gidecekler ya da açıkça, alenen direnişi bırakacaklar. “DİRENİŞ HÂLÂ VAR AMA DAHA TEHLİKELİ” Baskıların artmasına rağmen Kırım Tatar toplumunda yardımlaşmanın ve empatiye dayalı sessiz bir direnişin sürdüğünü belirten kayak, "Eskiden para cezalarıyla korkutuyorlardı, halk bu cezaları aralarında toplayıp ödeyince şimdi ağır hapis cezalarına geçtiler…Yani, direniş var, mevcut, ancak varlığı giderek daha tehlikeli hâle geliyor ve zulüm yöntemleri giderek daha saldırgan şekil alıyor.” dedi.

ZMINA’dan Kırım raporu: "300 siyasi tutsaktan 100’ünün sağlık durumu kritik" Haber

ZMINA’dan Kırım raporu: "300 siyasi tutsaktan 100’ünün sağlık durumu kritik"

2012 yılında kurulan ZMINA İnsan Hakları Merkezi, Kırım ve yeni işgal edilen bölgelerdeki hak ihlallerini belgeleyerek dünya kamuoyuna duyuruyor. Merkezin hazırladığı raporlar; Ukrayna Ombudsmanlık Ofisi ve Başsavcılık gibi resmi makamların yanı sıra uluslararası diplomatik mercilere de sunuluyor. Kuruluşun temel önceliği ise Rus hapishanelerindeki siyasi tutsakların serbest bırakılması için savunuculuk yapmak. Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan ZMINA İnsan Hakları Merkezi Proje Yöneticisi Viktoriya Nesterenko, şu an doğrudan siyasi gerekçelerle yargılanan ve nerede olduğu bilinen 300 kişi olduğunu, ancak gerçek rakamın bunun çok üzerinde olduğunu ifade etti. Nesterenko, dış dünya ile bağı tamamen kesilmiş bir grubun varlığına dikkat çekerek şunları kaydetti: Dış dünyayla tamamen bağlantısı kesilmiş durumda alıkonulan yaklaşık 100 kişi var. Rusya, geniş çaplı işgalinin başından bu yana bu insanları mahkeme, soruşturma veya avukat, aile erişimi olmadan alıkoyuyor. Belirttiğim 300 kişi; nerede olduklarını, sağlık durumlarını, mahkumiyet alıp almadıklarını bildiğimiz vakalardır. Bilgileri avukatlardan, akrabalardan, insan hakları savunucularından ve aktivistlerden alıyoruz. Ancak 2023’ten beri akrabalarla iletişim kurmakta zorlanıyoruz; çünkü kuruluşumuz Rusya (ve dolayısıyla işgal altındaki bölgelerdeki sözde yönetim) tarafından ‘yasa dışı’ ilan edildi. Bu nedenle akrabaları riske atmamaya çalışıyoruz. HAPİSHANELERDE TIBBİ İHMAL: “SADECE PARASETAMOL VE AKTİF KÖMÜR VERİLİYOR” İnsan hakları örgütlerinin siyasi tutsakların sağlık durumuna ilişkin yapılan analizler, tablonun son iki yılda hızla kötüleştiğini gösteriyor. Nesterenko, işkence, rutubet ve kötü beslenme nedeniyle kronik hastalıkların ağırlaştığını belirterek hapishanelerdeki "tedavi" adı altındaki süreci şu sözlerle anlattı: Geçen yıl tıbbi yardım verilmemesi üzerine bir araştırma yaptık ve tüm siyasi tutsak vakalarını analiz ettik. Kırım ve Rusya'daki ceza infaz kurumlarındaki durumu anlamaya odaklandık. Genel durum çok kötü. İki yıl önce sağlık sorunu olan 65 siyasi tutsak vardı; ve bu tutsaklardan yaklaşık yarısı uygun tıbbi yardımın sağlanmadığını bildirmişti. Şimdi ise 300 siyasi tutsaktan 100’ünde sağlık sorunları mevcut. Farklı hapishanelerde durum farklı. Bazılarda durum çok kötü değil, bazılarında ise çok kötü. Özellikle işgal altındaki Kırım’daki hapislerde... Rusya, Kırım’daki altyapıya yatırım yaptığını iddia ediyor ama tutukluların en temel ihtiyaçlarını, yani tıbbi tedavi haklarını sağlamıyor. İnsanlar ya içeride gördükleri işkenceler yüzünden hastalanıyor ya da kronik hastalıklarıyla içeri giriyorlar. Ancak rutubet, soğuk, sağlıksız koşullar, kötü beslenme ve zamanında tedavi sağlanmaması nedeniyle bu hastalıklar ağırlaşıyor. Yani insanların sağlık durumu kötüleşiyor ve kötü hapishane koşularında iyileşme ihtimalleri çok düşük. Ayrıca ailelerin gönderdiği ilaç paketleri çoğu zaman teslim edilmiyor veya revire ulaşsa bile hastaya verilmiyor. Rusya, Kırım’daki kurumlara ilaç tedarik etmiyor. Tutuklulara genellikle sadece ‘parasetamol’ ve ‘aktif kömür’ veriliyor; her hastalık bu ikisiyle tedavi edilmeye çalışılıyor. Buna ek olarak neredeyse tüm siyasi tutsakların diş sorunları var ancak diş sorunları yaşayan tutsaklara ise tek sunulan 'tedavi' dişin çekilmesi. MESAFE BİR BAŞKA İŞKENCE TÜRÜ OLARAK KULLANILIYOR Siyasi tutsakların çoğunun Kırım Tatarı olduğunu hatırlatan Nesterenko, ailelerin yaşadığı ekonomik ve coğrafi izolasyona değindi. Tutsakların Kırım’dan 5-7 bin kilometre uzaklıktaki Rus cezaevlerine nakledilmesinin bir cezalandırma yöntemi olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Bazı durumlarda siyasi tutsakların aileleri tutsağın tedaviye götürülmesi veya doktorun hapishaneye getirilmesi için anlaşmalar yapabiliyor. Ancak bu çok nadir oluyor ve bunun için para gerekiyor. Öte yandan siyasi tutsakların çoğu Kırım Tatarı; aileleri çok çocuklu ve eşleri çocuklara bakabilmek için tek başına çalışmak zorunda kalıyor. Bu yüzden çoğu ailede Kırım'dan 5-7 bin kilometre uzaktaki bir Rus cezaevinde alıkonulan siyasi tutsağı ziyaret etmek için seyahat edebilecek ve gerekli tıbbi bakımı sağlayabilecek özel bir doktoru davet edecek kadar maddi imkan yok.

Rus işgal güçleri Kırım’da “suikast ve sabotaj" iddiasıyla bir kişiyi alıkoydu Haber

Rus işgal güçleri Kırım’da “suikast ve sabotaj" iddiasıyla bir kişiyi alıkoydu

Rus işgal güçleri, işgal altındaki Kırım'da sözde “üst düzey bir yetkiliye suikast ve altyapı tesislerine sabotaj planlayan” 49 yaşındaki bir erkeğin alıkonulduğunu bildirdi. Kırım'daki hak ihlallerini takip ederek kamuyona duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" insan hakları girişimi ise işgal güçlerinin senaryosundaki mantık hatalarına dikkat çekerek suçlamaların uydurma olabileceğini vurguladı. Rus propaganda ajansı TASS'ın Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) verilerine dayandırdığı habere göre, işgal güçleri tarafından alıkonulan ve Rus vatandaşlığı bulunan 49 yaşındaki Kırım sakini, Ukrayna istihbaratı adına çalışmakla suçlanıyor. FSB iddianamesinde, zanlının 2025 yılında sosyal medya üzerinden Ukrayna istihbaratıyla iletişime geçtiği, askerî birliklerin ve hava savunma sistemlerinin fotoğraflarını çektiği ve bölgedeki üst düzey bir “emniyet müdürüne” suikast hazırlığı içinde olduğu ileri sürüldü. Rus medyası, zanlının "suçunu itiraf ettiği" iddia edilen sorgu videolarını paylaşırken, Ukrayna tarafı konuya ilişkin henüz bir yorumda bulunmadı. “MANTIK HATALARI SUÇLAMALARIN ZAYIFLIĞINI GÖSTERİYOR” İnsan hakları savunucuları, Rusya’nın sunduğu versiyondaki tutarsızlıkları gün yüzüne çıkardı. Kırım'daki hak ihlallerini takip ederek kamuyona duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" insan hakları girişimi, propaganda kanallarının sunduğu kronolojideki kopukluklara işaret ederek şu değerlendirmede bulundu: Propagandacıların anlatımında bir aksaklık var. İddiaya göre zanlının önce altyapıyı havaya uçurup sonra generali hedef alması gerekiyordu. Ancak işgalciler bu ayrıntıyı unutup, ' generalin adresi öğrendiğini, bombayı gizleme yöntemini belirlediğini ve görevi tamamladıktan sonra Rusya'yı terk etmeyi planladığını' yazıyorlar. Bu mantıksal uyumsuzluklar, işgal altındaki bölgelerde yaşayanlara yönelik suçlamaların uydurulduğunun bir göstergesidir. BAHARIN BAŞINDAN BERİ 10. BENZER ALIKOYMA Hak savunucuları, Rusya'nın geniş çaplı işgalin başından bu yana Kırım'da "vatana ihanet" ve "sabotaj" suçlamalarıyla yapılan tutuklamaların dramatik bir şekilde arttığına dikkat çekerek şunları kaydetti: Sadece baharın 2 ayında (Mart-Nisan 2026) bu türden onuncu gözaltı gerçekleşti. Bu tür davalarda genellikle resmî suçlamadan önce zorla kaybetmeler yaşanıyor. Mahkemelerde şeffaflığın tamamen yokluğu, iddia edilen kanıtların objektif bir şekilde değerlendirilmesini imkansız kılıyor.

Rusya bir Kırım Tatarını daha hapse attı: Ameliyatlı haliyle işkence gördü Haber

Rusya bir Kırım Tatarını daha hapse attı: Ameliyatlı haliyle işkence gördü

Türkiye’de geçirdiği ameliyattan sonra ailesini ziyaret etmek üzere Kırım’a gitmek isteyen üç çocuk annesi Kırım Tatarı Diana Abduraşıtova (Gavrılyuk) Rusya’nın Soçi Havalimanı’nda Rus güvenlik güçleri tarafından alıkonularak hapishaneye gönderildi. Ağır işkencelere maruz kalan Abduraşıtova’ya sözde "vatana ihanet" suçlamanın yöneltildiği biliniyor. Suspilne Kırım haber ajansına konuşan Diana Abduraşıtova’nın eşi Andriy Gavrılyuk’un aktardığına göre, 42 yaşındaki Kırım Tatarı Diana Abduraşıtova, geçtiğimiz yıl Türkiye’de geçirdiği bir cerrahi operasyonun ardından Kırım’daki ailesini ve hasta teyzesini ziyaret etmek için yola çıktı. 31 Ekim 2025 tarihinde Soçi Havalimanı’nda Rus güvenlik güçleri tarafından durdurulan Abduraşıtova, sözde “sınır görevlilerinin emirlerine uymama” iddiasıyla önce 14 günlük idari tutukluluğa mahkum edildi. Ancak bu sürenin sonunda serbest bırakılmak yerine izi kaybettirilen kadının, hukuksuz bir şekilde önce Abhazya’ya, ardından Rusya’nın Voronej bölgesindeki bir tutukevine götürüldüğü anlaşıldı. CEZAEVİNDE İŞKENCE VE SAĞLIK İHMALİ Andriy Gavrylyuk, cezaevinde yaşanan sürece dair dehşet verici detaylar paylaştı. Ailesinin verdiği bilgilere göre, sorgu sırasında fiziksel şiddete maruz kalan Abduraşıtova’nın Türkiye’de yapılan ameliyatına ait dikişleri gördüğü darbeler ve tıbbi bakım eksikliği nedeniyle açıldı. Hayati tehlikesi bulunmasına rağmen tıbbi yardımdan mahrum bırakılan ve dış dünyayla iletişimi kesilen Abduraşıtova, daha sonra Krasnodar’daki bir cezaevine nakledildi. Rus makamları, üç çocuk annesi kadını Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine finansal destek sağladığı iddiasıyla "vatana ihanet" ile suçlayarak tutukluluk süresini 17 Mayıs 2026’ya kadar uzattı. Diana Abduraşıtova’nın ailesi, düzmece suçlamayla haksız yere alıkonulan kadının serbest bırakılması ve uğradığı hak ihlallerinin durdurulması için başta Birleşmiş Milletler ve Kızılhaç olmak üzere uluslararası örgütlerle iş birliği içinde hukuk mücadelesini sürdürüyor.

Kırım’da hukuksuzluk sürüyor: Dört Kırım Tatar kadının tutukluluğuna devam kararı Haber

Kırım’da hukuksuzluk sürüyor: Dört Kırım Tatar kadının tutukluluğuna devam kararı

Kırım’daki işgalci yönetime bağlı sözde yargı organları, Kırım Tatar toplumuna yönelik baskılarını kadınlar üzerinden sürdürüyor. Kırım’ın sözde Yüksek Mahkemesi, haksız yere tutuklanan dört Kırım Tatar kadın siyasi tutsağının tutukluluk kararına yapılan itirazı reddetti. Kırım Dayanışması sivil toplum teşkilatına açıklamalarda bulunan Avukat Emil Kurbedinov, müvekkilleri Fevziye Osmanova, Elviza Aliyeva, Esma Nimetulayeva ve Nasiba Saidova’nın tutukluluk hâllerinin devamına karar verildiğini duyurdu. SAVUNMANIN İTİRAZLARI GÖRMEZDEN GELİNDİ Avukat Kurbedinov, duruşma sırasında ilk derece mahkemesi olan sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesinin birçok temel hukuk ilkesini ihlal ettiğine dikkat çektiğini belirterek, “Bu ihlallerin başında, 'tarafların çekişmesi' gibi temel ilkelerin çiğnenmesi gelmektedir. Ayrıca, tutukluluk hâlinin devamı kararının yalnızca 'ağır bir suçla itham edilmeleri' gerekçesine dayandırıldığını, ancak savcılığın tüm iddialarının aslında doğrulanmadığını vurguladım. Diğer usulsüzlükleri de mahkeme heyete sunduk. Müvekkillerimiz savunmanın argümanlarını desteklemiş olsa da mahkeme, beklendiği gibi, Kievskiy Bölge Mahkemesinin kararı onadı ve temyiz başvurumuzu reddetti.” şeklinde konuştu. KADINLAR SİYASÎ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde aralarında siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi Esma Nimetulayeva'nın da olduğu dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB Ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmaya başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6,5 bin imza atıldı. Heyet aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

Kırım’da hukuksuzluk: İki çocuk annesi Ersmambetova’ya verilen 15 yıl hapis cezası onandı Haber

Kırım’da hukuksuzluk: İki çocuk annesi Ersmambetova’ya verilen 15 yıl hapis cezası onandı

Rusya’nın Soçi kentindeki temyiz mahkemesi, Kırım’ın sözde Yüksek Mahkemesinin “devlete ihanet” suçlaması uyarınca 37 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Niyara Ersmambetova hakkında verdiği 15 yıl hapis cezası kararını onadı. Kırım'daki hak ihlallerini takip eden “Kırım Süreci" insan hakları girişiminin aktardığına göre, temyiz incelemesi "devlet sırrı" gerekçesiyle kapalı kapılar ardında gerçekleştirildi. Sanığın kimlik bilgileri Rus mahkemesinin resmî sitesinden gizlenirken, kararın Rusya İçişleri Bakanlığı geçmişi olan yargıç Kliment Sutyagin tarafından verilmesi, davanın tarafsızlığına dair ciddi soru işaretleri yarattı. İlk derece mahkemesinde kararı veren yargıç Natalya Kulinskaya’nın ise Ukrayna kolluk kuvvetleri tarafından hakkında ceza davası açılmış bir isim olduğu ve daha önce gazeteci İrına Danılovıç gibi pek çok Kırımlı siyasi tutsağa karşı siyasi davalarda rol aldığı biliniyor. İNSANİ ŞARTLAR GÖRMEZDEN GELİNDİ 37 yaşındaki Niyara Ersmambetova, iki küçük çocuk annesi ve çocuklarını tek başına büyüten bir kadın. Hak savunucuları, ne ilk derece mahkemesinin ne de Soçi’deki temyiz mahkemesinin bu insani durumu dikkate almadığını vurguluyor. Rus yasalarında yer alan "infazın ertelenmesi" seçeneği, Ersmambetova’nın durumunda uygulanmadı ve iki çocuk annesiz bırakıldı. SUÇLAMALAR VE ŞEFFAFLIK SORUNU Kırım'ın Seyitler (Nijnegorsk) bölgesi sakini iki çocuk annesi, 37 yaşındaki Kırım Tatarı Niyara Ersmambetova işgalciler tarafından sözde “Ateş” adlı direniş hareketiyle iş birliği yapmakla ve Rus ordusuna ait yakıt depoları ile hava savunma mevzilerine ilişkin bilgileri iletmekle suçlanmıştı. Aralık 2025’te Niyara Ersmambetova’nın Kremlin kontrolündeki sözde mahkeme tarafından 15 yıl hapis cezasına çarptırıldığı öğrenildi. ANNE TUTUKLU, ÇOCUKLAR DEDENİN YANINDA Rus işgal güçleri tarafından 2025 yılı mayıs ayında annesinin cenazesinden sadece bir hafta sonra alıkonulan Ersmambetova’nın geride bıraktığı 9 yaşındaki kızı ve 16 yaşındaki oğlu, II. grup engelli olan 70 yaşındaki dedeleriyle birlikte yaşıyor. Alıkonulmadan önce Niyara Ersmambetova tüm aileyi geçindiriyordu.

10 Nisan Kırım Tatar Gazetecilik Günü: Gaspıralı’nın “birlik” şiarı bugün de yol gösteriyor Haber

10 Nisan Kırım Tatar Gazetecilik Günü: Gaspıralı’nın “birlik” şiarı bugün de yol gösteriyor

Türk dünyasının büyük ismi, Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın Türk dünyasına kazandırdığı en önemli miraslardan biri olan Tercüman gazetesinin yayın hayatına başladığı 10 Nisan tarihi, Kırım Tatar Gazetecilik Günü olarak anılıyor. Türk dünyasında fikir birliğinin öncüsü olan Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik!” şiarıyla yayımladığı gazete, yalnızca bir basın organı değil, aynı zamanda bir aydınlanma hareketinin merkezi oldu. Kırım Tatarları bugün Kırım Tatar Gazetecilik Günü'nü Rus baskısı altında geçiriyor. KIRIM TATAR GAZETECİLİK GÜNÜ Türk dünyasında milli uyanışın büyük öncüsü, Kırım Tatarı münevver İsmail Bey Gaspıralı, Çarlık Rusya’nın bütün yasaklarına rağmen 10 Nisan 1883’te Tercüman Gazetesi serüvenini başlattı. Gazetenin sloganı, bugün dahi Türk dünyası için şiar olan “Dilde, fikirde, işte birlik!” oldu. Gaspıralı'nın milli bir basın yayın organı teşkil edilerek tüm Türk topluluklarının birbirinden haberdar olması arzusuyla hazırladığı gazetenin ilk nüshası, 143 yıl önce bugün ilk kez basıldı. 10 Nisan tarihinde Kırım Tatar Gazetecilik Günü’nün kaydedilmesi kararı, Bahçesaray’da 2011 yılında düzenlenen Kırım Tatar Medyaları Konferansında kabul edilmişti. TERCÜMAN GAZETESİNİN İLK NÜSHASININ BASILDIĞI TARİH 10 NİSAN 1883 Ünlü Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı tarafından çıkarılan ve Türk dünyasının aydınlanmasında büyük rol oynayan, Türk dünyasının ortak fikri mirası olan Tercüman gazetesinin ilk nüshası 1883 yılında Jülyen (eski) takvimle 10 Nisan’da (bugünün Gregoryen takvimine göre 22 Nisan) Bahçesaray’da basıldı. Tercüman, Kırım Tatar halkının yaşamının siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarını aydınlatan tarihte Kırım Tatarca yayınlanan ilk gazete olarak tanınıyor. Gaspıralı, gazetenin kapılarını şu cümle ile açacaktı: Allah adına işe başlarken, gerçeğe ve aydınlığa hizmet etmek için kalemi elimize alıyoruz. Tercüman amacına ne kadar ulaşır? Bunu biz değil bizi değerlendirecek olanlar yargılayacaklardır. GASPIRALI'NIN ÖNCÜ EĞİTİM MODELİ USÛL-Ü CEDİD Tercüman neşredildiği ilk günden itibaren Türk dünyası için bir fikir karargahı haline gelirken, modernleşme sürecinde Türklerin din, dil, düşünce ve edebiyat hususunda gelişmesini sağladı. Hurafenin ve cehaletin baş düşmanı olan Gaspıralı, bu başarısını Usul-ü Cedid isimli modern eğitim modeliyle taçlandırmıştır. Tercüman Gazetesi, tüm Türk dünyasını etkilemiş, İstanbul’dan Kaşgar’a kadar bütün Türkler tarafından okunmuştur. Türk dünyasında ortak bir edebi dil için mücadele veren Gaspıralı’nın Tercüman’ı, bütün bir Türk dünyasının sesi olmuştu. VATAN KIRIM'DA KIRIM TATAR MEDYASI RUS BASKISI ALTINDA Kırım Tatarları bugün, tıpkı 143 yıl önce olduğu gibi Rus baskısı altında seslerini duyurmaya çalışıyor. Sürgüne, işgale, savaşa ve haksızlığa direniyor ve ses yükseltiyorlar. Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafındandan işgal edilmesinden sonra işgalci yönetim, aralarında QHA (Kırım Haber Ajansı), ATR, Meydan Radyosunun da olduğu birçok bağımsız medya kuruluşunun Yarımada'da faaliyet göstermesini yasakladı ve internet sitelerini de engelledi. Söz konusu medya kuruluşları günümüzde Ukrayna’nın ana kısmında faaliyetlerine devam etmek zorunda kaldı. Öte yandan işgalci yönetim, Yarımadada “Millet” televizyonu ve “Vatan Sedası” radyosu gibi kukla Kırım Tatar medya kuruluşlarını kurdu, işgali kabul etmeyen, Kırım’daki insan hakları ihlallerini, gerçek durumu yansıtmaya çalışan gazeteci ve blog yazarlarına karşı ise baskı uygulamaya devam ediyor. 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya'nın Ukrayna'daki topyekun işgal girişimi ve saldırılarının ardından Kırım'da Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm daha da katlandı. Vatan Kırım'da milli bir basın yayın faaliyeti veya gazetecilik Rus baskısının kurbanı oldu. Kırım'da yurttaş gazeteci ve sosyal medya üzerinden dünyaya Kırım'ın gerçeklerini, Rus işgalinin yarattığı baskıları tanıtmak isteyen aktivistler, sistematik bir şekilde arama ve baskınlara maruz kalıyor.

Rusya göçmenlere yönelik baskıyı artırıyor: Sınır dışı tehdidiyle cepheye zorlama stratejisi Haber

Rusya göçmenlere yönelik baskıyı artırıyor: Sınır dışı tehdidiyle cepheye zorlama stratejisi

Rusya parlamentosunun alt kanadı olan Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin, yabancı uyruklu vatandaşların sınır dışı edilmesine yol açacak idari suç kapsamının yaklaşık iki kat genişletileceğini duyurdu. Söz konusu kararın, özellikle Türkistan coğrafyasından gelen göçmenler üzerinde yeni bir baskı dalgası oluşturacağı tahmin ediliyor. Yeni düzenlemelerin göçmenleri "ya hapis, ya sınır dışı ya da Ukrayna’da savaş" tercihiyle karşı karşıya bırakacak. Rusya Devlet Duması Başkanı Vyaçeslav Volodin’in açıklamasına göre, kısa süre içinde kabul edilmesi beklenen yeni yasayla birlikte sadece kamu düzenini bozmak değil; internetteki paylaşımlar, ordunun itibarını zedelemek ve hatta polisin "yasal taleplerine" uymamak gibi ucu açık maddeler de sınır dışı gerekçesi haline geliyor. TÜRKİSTANLI GÖÇMENLER HEDEFTE Özbekistan, Tacikistan ve Kırgızistan gibi ülkelerden Rusya’ya giden göçmenleri sınır dışı edilmekle tehdit edilerek Ukrayna’ya karşı savaştırdığı biliniyor. İnsan hakları savunucuları, Rus emniyet güçlerinin özellikle Türkistan coğrafyasından gelenleri hedef alan geniş kapsamlı baskınlar düzenlediğine dikkat çekiyor. Bu süreçte uygulanan "sınır dışı" tehdidinin, Rus Savunma Bakanlığı ile sözleşme imzalayarak "askerlik hizmeti karşılığı vatandaşlık" veya "ceza muafiyeti" tekliflerini kabul ettirmek için bir şantaj aracına dönüştüğü belirtiliyor. Yeni düzenlemeyle birlikte eklenen "orduyu diskredite etme" veya "kamu düzenine uymama" gibi suçlamaların muğlaklığı, göçmenlerin keyfi olarak gözaltına alınmasının önünü açıyor. 2025 yılında 72 bin kişinin sınır dışı edildiği Rusya’da, 2026 yılı itibarıyla bu sayının artması ve göçmenlerin en küçük bir idari ihlalde deport listesine alınması öngörülüyor. HUKUKİ KILIF ALTINDA SEFERBERLİK Duma’nın 2024’ten bu yana göçmenler hakkında kabul ettiği 22 farklı yasa, aslında sessiz bir "göçmen seferberliği"nin altyapısını oluşturuyor. Rusya ordusunun personel ihtiyacını karşılamak için kendi vatandaşları yerine "harcanabilir" gördüğü göçmen nüfusu kullanma eğilimi, bu yeni yasal düzenlemelerle resmi bir zemine oturtuluyor. Özellikle Türkistanlılar için Rusya’da çalışmak, artık sadece ekonomik bir mücadele değil; hapis, sınır dışı edilme veya tanımadıkları bir savaşta ön saflara sürülme tehlikesiyle örülü bir hayatta kalma savaşına dönüşmüş durumda.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.