SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Baskısı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Baskısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Baskısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İşgalci mahkeme 74 yaşındaki tarihçi Enver Seitmemetov'a verilen cezayı onadı Haber

İşgalci mahkeme 74 yaşındaki tarihçi Enver Seitmemetov'a verilen cezayı onadı

Rus işgali altındaki Kırım’da Kremlin kontrolündeki sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi, 74 yaşındaki tarihçi Enver Seitmemetov'un itirazını reddederek daha önce hakkında alınan idari para cezası kararını onadı. Kırım’daki sözde mahkeme, Aralık 2025’te Enver Seitmemetov'u Rusya İdari Suçlar Kanunu'nun 13.48 maddesi (SSCB ile Nazi Almanyası'nın eylemlerini eşitleme) uyarınca suçlu bularak 2 bin ruble (Bin 100 TL) para cezasına çarptırmıştı. Seitmemetov'a yönelik suçlama, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı yıl dönümü vesilesiyle 2020 yılında kaydedilen bir videodaki yorumlarına dayanıyor. Söz konusu videonun 18 Mayıs 2025 tarihinde sosyal medyada yeniden paylaşılması üzerine Rusya'nın sözde "Aşırıcılıkla Mücadele Merkezi" (Merkez E) ekipleri harekete geçerek tarihçi hakkında tutanak hazırladı. 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı konusu ele alan videoyu işgalcilerin talebi üzerine “inceleyen” uzman O.V. Romanko’nun değerlendirmesine göre, videodaki röportajda Seitmemetov, 1944’te Kırım Tatarları, Rumlar ve diğer halkların zorla sürgün edilmesini “Nazi Almanyası liderliğinin suçlarıyla eşitliyor.” Bu değerlendirmeye dayanarak sözde Aşırıcılıkla Mücadele Merkezi, 74 yaşındaki Kırım Tatarı hakkında “SSCB ile Nazi Almanyası'nın eylemlerini eşitleme” suçlamasıyla dava açtı. SEİTMEMETOV: SESİM DUYULMADI Kararın ardından açıklama yapan Enver Seitememetov, suçlamaları kesin bir dille reddettiğini belirtti. Seitememetov, mahkeme sürecindeki duruşunu şu sözlerle ifade etti: 18 Mayıs'ta halkımızın Kırım'dan haksız yere sürülmesine ilişkin bir açıklama yaptım ve önceki duruşmalarda bunun kanıtlarını sundum. Ancak ne mahkemede ne de son oturumlarda fikrim dikkate alınmadı. Sovyet yönetiminin eylemlerini bilinçli olarak Nazi Almanyası ile bir tuttuğuma karar verildi. Haklılığımı kanıtlamaya çalıştığım için kendimi suçlu görmüyorum; ancak sesim duyulmadı ve suçlama yürürlükte kaldı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler Ukrayna Bölge Müdürü: Kırım bir "medya çölü"ne dönüştü Haber

Sınır Tanımayan Gazeteciler Ukrayna Bölge Müdürü: Kırım bir "medya çölü"ne dönüştü

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü, Rusya’nın 2014’ten bu yana Kırım’da bağımsız gazeteciliği sistematik olarak yok ettiğini ve yarımadayı sadece propagandanın yapıldığı bir "medya çölü" haline getirdiğini duyurdu. RSF Ukrayna Bölge Müdürü Pauline Maurey, Suspilne haber ajansına verdiği mülakatta, örgütünün 2014’den bu yana Kırım’da gazetecilere uygulanan baskıları takip ettiğini belirterek, “Kırım’daki bağımsız medya kuruluşları on yılı aşkın süredir ‘kara bir dönem’ yaşıyor. Kremlin, Kırım'ı sadece propagandanın yapıldığı bir medya çölüne dönüştürdü.” dedi. Kremlin kontrolündeki güçlerin ifade özgürlüğünü her alanda bastırdığını vurgulayan Maurey, gazetecilerin keyfi gözaltılar, ağır hapis cezaları ve tıbbi yardımın engellenmesi gibi yöntemlerle sindirilmeye çalışıldığını ifade etti. 16 KIRIMLI GAZETECİ HAKSIZ YERE ALIKONULUYOR Örgütün verilerine göre, işgalin başlangıcından bu yana en az 16 Kırımlı gazeteci Rusya topraklarındaki cezaevlerinde hukuka aykırı şekilde alıkonuldu. 24 Şubat 2022’de başlayan geniş çaplı işgalin ardından ise Ukraynalı medya çalışanlarına yönelik baskılar daha da şiddetlendi. RSF’nin Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna bölgelerinde gazetecilere karşı uyguladığı baskıları belgelediğini ve gazetecilerin hak ihlallerine dikkat çekmek için uluslararası kampanyalar yürüttüğünü aktaran Mofre, "Haksız yere alıkonulan gazetecilere yöneltilen asılsız suçlamalar düşürülmeli, tıbbi bakıma erişimleri ve sevdikleriyle iletişimleri garanti altına alınmalıdır." şeklinde vurguladı. RUSYA EN FAZLA YABANCI GAZETECİYİ ALIKOYAN ÜLKE KONUMUNDA RSF’nin 2025 yılı sonu raporuna göre Rusya, dünyada en fazla yabancı gazeteciyi parmaklıklar ardında tutan ülke konumunda. Halen yaklaşık 50 medya çalışanının tutuklu bulunduğu Rusya’da, bu kişilerin 20’den fazlasını Ukraynalı gazeteciler oluşturuyor.

Rusya’nın "millî" mesajlaşma uygulaması Max’ta güvenlik skandalı: “Mamut” virüsü cüzdanları boşaltıyor Haber

Rusya’nın "millî" mesajlaşma uygulaması Max’ta güvenlik skandalı: “Mamut” virüsü cüzdanları boşaltıyor

Rusya'nın 2025 yılında zorunlu kullanıma sunduğu yeni mesajlaşma uygulaması Max üzerinde, kullanıcıların banka bilgilerini ve kişisel verilerini ele geçiren "Mamut" adlı zararlı bir yazılım tespit edildi. Uzmanlar, uygulamanın devlet kontrolünde olmasının yanı sıra güvenlik açıklarının kullanıcıları siber saldırılara karşı savunmasız bıraktığı konusunda uyarıyor. "Nastoşçeye Vremya" (Current Time) haber ajansı tarafından aktarılan bilgilere göre, "Mamut" adı verilen bu virüs, Android tabanlı cihazları hedef alan gelişmiş bir truva atı türü olarak tanımlanıyor. Dolandırıcılar, özellikle komşuluk ve ebeveyn grupları gibi güvene dayalı platformları kullanarak ele geçirdikleri hesaplar üzerinden virüslü bağlantılar yayıyor. Siber saldırganların en sık kullandığı yöntem ise kullanıcıyı meraklandıracak "Bu videodaki sen misin?" gibi mesajlarla hazırlanan oltalama linkleri. Bu bağlantıya tıklandığında, cihazın arka planında sessizce çalışan yazılım; SMS mesajlarına, banka doğrulama kodlarına ve tüm finansal verilere erişim sağlıyor. eQualitie Proje Koordinatörü Leonid Yuldaşev, sistemin tamamen kullanıcıların grup içi güven duygusunu istismar etmek üzerine kurulu olduğunu belirtiyor. HEM SİBER SALDIRI HEM DEVLET TAKİBİ RİSKİ Siber hukuk uzmanı Sarkis Darbinyan, bu tür oltalama saldırılarının her platformda görülebileceğini ancak Max uygulamasının özel bir risk taşıdığını vurguluyor. Darbinyan’a göre Max, yazışmaların devlet denetimine açık olması nedeniyle mahremiyet açısından ek bir tehdit oluşturuyor. Uzmanlar, Rusya’nın işgal altındaki Kırım da dahil olmak üzere popüler mesajlaşma uygulamalarını kısıtlayarak kullanıcıları Max’a yönlendirmesinin, geniş çaplı bir veri izleme operasyonunun parçası olduğunu ifade ediyor. Max’ın basın servisi ise virüs iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve güvenlik sistemlerinin zararlı dosyaları engellediğini savundu. Ancak 2025 yılında "milli mesajlaşma uygulaması" olarak lanse edilen ve devlet hizmetleri ile dijital kimlik sistemlerini tek çatıda toplamayı hedefleyen uygulamanın, siber suçlular için birincil hedef haline gelmesi endişeleri artırıyor. UYGULAMA ZORUNLU OLARAK YÜKLENİYOR Rusya’da ve Kırım dahil Rus işgali altında bulunan Ukrayna topraklarında, 1 Eylül’den itibaren Max uygulamasının kullanımı zorunlu hale getirildi. Uygulama, Kremlin ve FSB’nin kontrolündeki VK (VKontakte) şirketi tarafından geliştirildi. Uzmanlar, Rusya’nın bu eylemlerinin Çin modeline benzer “tam iletişim kontrolü” stratejisinin bir parçası olarak değerlendiriyor.

İşgalci mahkeme bir Kırım Tatarını daha mahkûm etti Haber

İşgalci mahkeme bir Kırım Tatarını daha mahkûm etti

Rus işgali altındaki Kırım’da sözde mahkeme, Yalta sakini Kırım Tatarı Çaraz Akimov’u "vatana ihanet" ve "casusluk" gibi asılsız iddialarla 18 yıl 20 gün hapis cezasına çarptırdı. Hak savunucuları, davanın kapalı kapılar ardında yürütüldüğünü ve kararın bizzat Ukrayna tarafından vatana ihanetle suçlanan "iş birlikçi" bir hakim tarafından verildiğini duyurdu. Kırım'daki insan hakları ihlallerini takip eden "Kırım Süreci" projesi, Rus işgal güçleri tarafından kaçırılarak aylarca gizlice alıkonulan Çaraz Akimov’ın ağır hapis cezasına mahkûm edildiğini açıkladı. İnsan hakları savunucuların aktardığı bilgiye göre, 2024 yılında FSB tarafından gözaltına alınan Akimov, başlangıçta "yabancı bir devletle gizli iş birliği" suçlamasıyla 5 yıl hapse mahkûm edilmişti. Ancak Ekim 2025'te bu karar bozulmuş ve dava, Rusya Ceza Kanunu’nun en ağır maddelerinden biri olan "vatana ihanet" suçuna dönüştürülerek ceza katlandı. İşgalci mahkemenin sözde hakimi Sergey Pogrebnyak, Akimov’u Ukrayna askerî istihbaratıyla iş birliği yapmak ve Akyar’daki (Sivastopol) Karadeniz Filosuna ait gemilerin hareketlerini kayda almakla suçlu buldu. Mahkûmiyet kararına göre Akimov, cezasını yüksek güvenlikli bir cezaevinde çekecek. YARGILAMADAKİ AĞIR İHLALLER Hak savunucuları, yargılama sürecindeki ağır hukuk ihlallerine dikkat çekiyor. Çaraz Akimov’un resmi gözaltı tarihinden önce uzun süre "inkomünikado" (dış dünyayla bağı kesilmiş, yeri gizli) şeklinde tutulduğu ve işkenceye açık bir ortamda savunmasız bırakıldığı belirtiliyor. Ayrıca, davanın tüm duruşmalarının halka ve medyaya kapalı yapılması, mahkeme kayıtlarında sanık isminin gizlenmesi "şeffaflık ilkesinin tam bir ihlali" olarak nitelendiriliyor. KARARI VEREN SÖZDE “HAKİM” VATAN HAİNİ Davanın en tartışmalı yönlerinden biri de kararı veren sözde hakim Sergey Pogrebnyak’ın profili. Pogrebnyak, Ukrayna yargısı tarafından "vatana ihanet" suçundan aranan eski bir Ukraynalı hakim. Kendi geçmişi nedeniyle tarafsız kalması imkansız görülen Pogrebnyak’ın, daha önce de Mariupol’da teslim olan Ukraynalı savaş esirlerini ve siyasi aktivistleri hukuksuz şekilde mahkûm ettiği biliniyor. Hak savunucuları, bu durumun yargılamayı tamamen bir "intikam ve sindirme" aracına dönüştürdüğünü vurguluyor.

Kırım’da yeni baskı dalgası: Telefon tamircilerine "muhbir" talimatı Haber

Kırım’da yeni baskı dalgası: Telefon tamircilerine "muhbir" talimatı

İşgal altındaki Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentinde, mobil telefon tamir merkezlerinin Rus işgal güçleriyle iş birliği yapmaya zorlandığı ortaya çıktı. Rus işgali altındaki Kırım başta olmak üzere diğer işgal altındaki Ukrayna topraklarında faaliyet yürüten Sarı Kurdele direniş hareketinin 10 Mart’ta yaptığı açıklamaya göre, işgal yönetimi teknik servisler üzerindeki baskısını artırdı. Yeni uygulamayla birlikte telefon ustaları, cihaz kabulü ve servis sırasında müşterilerin rehberlerini incelemek, Ukrayna hatlarına ait kişi kayıtlarını tespit ederek ilgili birimlere rapor etmekle yükümlü kılındı. Bu hamlenin, bölgedeki Ukrayna yanlısı vatandaşları tespit etmek ve halk üzerindeki korku iklimini derinleştirmek amacıyla yapıldığı belirtiliyor. REKLAMLARA ONAY ŞARTI VE YÜZ KAPATMA YASAĞI İşgal yönetiminin kontrol mekanizmaları sadece teknoloji servisleriyle sınırlı kalmıyor. Aktivistlerin aktardığına göre, işgal altındaki Kırım ve Herson bölgesindeki Heniçesk’te esnafların her türlü reklam materyali için işgalci idarelerden onay alması zorunlu hale getirildi. Bu durum, bilgi alanının tamamen kontrol altında tutulması olarak değerlendiriliyor. Buna ek olarak, Kırım'da halka açık yerlerde yüzü kapalı şekilde bulunmaya yönelik para cezası getirilmesi planlanıyor. Geniş bir kamera takip sistemine sahip olan işgal yönetiminin, bu yasağı "teşhis edilemezliği ortadan kaldırmak" ve Kırımlılar üzerindeki gözetim baskısını bir üst seviyeye taşımak için bir araç olarak kullanacağı öne sürülüyor.

Kırım Tatar liderlerine kumpas kuran Rus müfettiş rüşvetten tutuklandı Haber

Kırım Tatar liderlerine kumpas kuran Rus müfettiş rüşvetten tutuklandı

İşgal altındaki Kırım’da, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov aleyhinde düzmece davalar hazırlayan Rus müfettiş Magomed Magomedov, Rusya’da rüşvet suçlamasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. İşgal altındaki Kırım'da siyasî tutsakların ve Ukraynalı askerlerin haklarını savunan Avukat Nikolay Polozov’un paylaştığı bilgilere göre, bir dönem Rusya Soruşturma Komitesinin Kırım’daki "özel öneme sahip davalar" biriminde kıdemli müfettiş olarak görev yapan Magomed Magomedov, Moskova’daki Basmannıy Bölge Mahkemesi tarafından tutuklandı. Tutuklandığı sırada müfettişlik görevinden ayrılmış ve avukatlık statüsünde olan Magomedov, rüşvet almanın yanı sıra el konulan paraları çalmaya teşebbüs etmekle de suçlanıyor. “KIRIM’IN EN AZILI RUS İNFAZCILARDAN BİRİ” Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov tarafından "geçici işgal altındaki Kırım'ın en azılı Rus infazcılarından biri" olarak nitelendirilen Magomedov, Kırım Tatar liderlerine yönelik siyasi kumpasların mimarı olarak tanınıyor. Magomedov’un hazırladığı iddianamelerle; Refat Çubarov: 26 Şubat 2014’teki protestoları organize ettiği iddiasıyla “yasa dışı toplu eylem organize etmek" ve "Rusya'nın toprak bütünlüğüne ihlal çağrısı yapmak" suçlamalarından gıyaben mahkûm edilmişti. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ise "sınırı yasa dışı geçme" ve "silah bulundurma" gibi asılsız suçlamalarla hedef alınmış ve yarımadaya girişi yasaklanmıştı. UKRAYNA, MADOMEDOV HAKKINDA SORUŞTURMA BAŞLATTI Ukrayna makamları Magomedov hakkında "savaş kanunlarını ve geleneklerini ihlal etmek" suçundan soruşturma başlatmıştı. Ukrayna Ceza Kanunu’nun 438. maddesi kapsamında gıyaben yargılanan Magomedov, Kırım’daki hukuki zulmün kilit isimlerinden biri olarak kabul ediliyor.

İşgalcilerce kaçırılan Kırım Tatarı tutukevinde ortaya çıktı Haber

İşgalcilerce kaçırılan Kırım Tatarı tutukevinde ortaya çıktı

Rus işgal güçleri tarafından, 12 Şubat’ta evinde yapılan yasa dışı aramanın ardından alıkonulan Bahçesaray sakini Kırım Tatarı Yunus Süleymanov’un Akmescit’teki 2 No'lu tutukevinde tutulduğu bildirildi. Kırım Dayanışması sivil toplum kuruluşu tarafından yapılan açıklamada, işgal mahkemesinin Süleymanov hakkında tutuklama kararı aldığı bildirildi. Kırım Tatarı 11 Nisan’a kadar tutuklu kalacak. Süleymanov’la aynı gün alıkonulan Kırım Tatarı Nariman Seytaliev’in de aynı tutukevinde tutulduğu aktarıldı. SÜLEYMANOV BİLİNMEYEN YERE GÖTÜRÜLDÜ Rus işgal güçleri, Bahçesaray’da yaşayan Yunus Süleymanov’un evine 12 Şubat’ta baskın düzenledi. Evde yapılan yasa dışı aramanın ardından, Süleymanov FSB (Rusya Federal Güvenlik Servisi) görevlileri tarafından alıkonulmuştu. Evden zorla çıkarılarak bilinmeyen bir yere götürülen Kırım Tatarı ile bağlantı tamamen kesilmişti. Ailesi ve avukatlarına, Süleymanov’un nerede tutulduğu ve kendisine yönelik hangi suçlamaların yöneltildiği konusunda resmî bir bilgilendirme yapılmamıştı. NARİMAN SAYTALİYEV’İN EVİ BASILDI Aynı sabah, Bahçesaray bölgesindeki Ulaklı (Glubokiy Yar) köyünde yaşayan Kırım Tatarı Nariman Seytaliyev’in evi de silahlı baskına uğradı. Arama sırasında işgal güçleri Seytaliyev’in belgelerine ve telefonuna el koydu. Aile bireyleri, arama sırasında işgal güçlerinin yanlarında getirdikleri iki adet kitabı gizlice eve bıraktıklarını ve ardından bu kitapları "yasaklı dinî yayınlar" olarak kayda geçirdiklerini anlattı.

Ahtem Çiygöz: Kırım’da işgalcilere karşı mücadele yetkisi sadece KTMM’deydi Haber

Ahtem Çiygöz: Kırım’da işgalcilere karşı mücadele yetkisi sadece KTMM’deydi

Lina Tımoşına-Anife Bilal / QHA Ankara Ukrayna’da 26 Şubat tarihi, "Kırım'ın Rus İşgaline Direniş Günü" olarak anılıyor. Tam 12 yıl önce Kırım Tatar Milli Meclisinin (KTMM) çağrısıyla, binlerce kişi Kırım Özerk Cumhuri̇yeti̇ Parlamentosu bi̇nasının önünde toplandı. Eylemciler Ukrayna ve Kırım Tatar bayraklarını açtı ve “Yaşasın Ukrayna!”, “Kırım Ukrayna’dır!” sloganları attı. Bu tavır, Kırımlıların işgale direniş iradesini ortaya koydu. Ukrayna yanlısı protestocular, Kırım Parlamentosunun Ukrayna'nın egemenliğini ihlal eden kararlar almasını engellemeyi amaçlıyordu. Ancak aynı anda, Rus yanlısı Sergey Aksyonov'un liderliğindeki gruplar da bölgenin Moskova'ya bağlanması için karşıt bir gösteri düzenledi. Ukrayna'nın toprak bütünlüğüne destek için gelen çok sayıda Kırım Tatarının kararlığı sayesinde Kırım Parlamentosunun olağanüstü toplantısı engellendi. Bir günlük olsa da, Kırım Tatarları, Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü korumuş oldu. Ancak bu sivil zafer, işgalin ardından katılımcılar için ağır bir yargı sürecine dönüştü. Eylemden yaklaşık bir yıl sonra işgalciler, Ukrayna yanlısı eylemin katılımcılarına karşı ceza davası açarak onları “toplu eylem organize etmek ve eyleme katılmakla” suçladı. Sözde “26 Şubat davası” kapsamında gözaltına alınanlar arasında KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz’ün yanı sıra aktivistler Ali Asanov, Mustafa Degermenci, Eskender Kantemirov, Talyat Yunusov, Eskender Emirvaliyev, Arsen Yunusov ve Eskender Nebiyev yer aldı. İşgalci yönetimin başlattığı sözde "26 Şubat Davası" kapsamında 8 yıl hapis cezasına mahkûm edilen ve daha sonra Türkiye’nin arabuluculuğuyla serbest bırakılan KTMM Başkan Yardımcısı ve Ukrayna Milletvekili Ahtem Çiygöz, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda direnişin perde arkasını ve işgalin hukuki kılıfa sokulma çabalarını anlattı. İŞ BİRLİĞİ TEKLİFİNİ REDDETMENİN BEDELİ Ahtem Çiygöz, işgalcilerin önce Rusya yanlısı eylemde hayatını kaybeden iki kişinin ölümüyle ilgili dava açtığını ve ölümlerden Ukrayna yanlılarını sorumlu tuttuklarını anlattı. Daha sonra ise işgalcilerin bu dosyayı kapsamlı bir yargı sürecine dönüştürdüğü belirten Çiygöz, “Dava dosyaları ancak Şubat 2015’te ortaya çıktı. Buna ‘26 Şubat Davası’ dediler. Ukrayna yanlısı eylemin aktif katılımcıları üzerinde baskı uygulama fırsatı elde ettiler. Bu katılımcıların çoğu Kırım Tatarlarıydı.” dedi. Ahtem Çiygöz, 2015 yılında tutuklanmasının asıl nedeninin işgalcilerle iş birliği yapmayı reddetmesi olduğunu belirtti. Kendisine makam ve para teklif edildiğini ancak bunları geri çevirdiğini ifade eden Çiygöz, "Benimle iş birliği konusunda anlaşamayınca bu sonuç ortaya çıktı. Çok teklif oldu. Bu her zaman standart bir durumdur; iktidar ve para teklif ederler. Bu yeni bir şey değil.” şeklinde konuştu. “26 Şubat Davası”nın alıkonulmasından sonra şekillendirildiğine dikkat çeken Çiygöz, alıkonulanların bir kısmının “toplu eylemi organize etmekle” suçlandığını aktararak, “Bildiğim kadarıyla bu dava kapsamında 3 binden fazla kişi soruşturuldu.” dedi. “GÖZDAĞI VERMEK VE KIRIM TATARLARINDAN İZOLE ETMEK İSTEDİLER” Aralık 2015'te Talyat Yunusov 3,5 yıl, Eskender Nebiyev ise 2 yıl denetimli serbestlik cezasına çarptırıldı. 19 Haziran 2018’de Ali Asanov ve Mustafa Degermenci’ye 4,5 yıl, Arsen Yunusov ve Eskender Kantemirov’a 4 yıl, Eskender Emirvaliyev’e ise 3,5 yıl denetimli serbestlik cezası verildi. 11 Eylül 2017’de işgal mahkemesi Ahtem Çiygöz’ü 8 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Rus işgal güçleri tarafından 29 Ocak 2015’te gözaltına alındı ve sözde “26 Şubat davası” kapsamında Akmescit’teki tutukevinde yaklaşık üç yıl alıkonuldu. 25 Ekim 2017’de Rus makamları Çiygöz’ü serbest bırakarak Türkiye’ye teslim etti. Özgürlüğüne kavuşan KTMM Başkan Yardımcısı daha sonra Kıyiv'e gitti. İşgalcilerin amacının onu ibretlik şekilde mahkûm etmek ve Kırım Tatarlarından izole etmek olduğunu belirten Çiygöz, “Beni Kırım Tatarlarından izole etmek ve iş birlikçileri aklamak için bu davayı kurguladılar. Ayrıca Kırım Tatarlarına, işgal yönetimine destek vermezlerse kendilerini neyin beklediğini göstermek istediler.” dedi. “RUSYA LEHİNE SİYASİ KARARLARIN ALINMASINI ENGELLEDİK” Ahtem Çiygöz, 26 Şubat 2014 tarihinde eyleme katılarak Kırım Tatarlarının yurttaşlık görevini yerine getirdiğini kaydetti. 25 Şubat akşamı KTMM’nin toplanarak Kırım Parlamentosu binası önünde eylem kararı aldığını ve Kırım Tatarları ile diğer Ukrayna vatandaşlarını Ukrayna’nın egemenliğini savunmaya çağırdığını hatırlatan Çiygöz, “Bu, Kırım Parlamentosunun neredeyse tüm üyelerinin ayrılıkçı eylemlerine karşı KTMM’nin tepkisiydi.” ifadelerini kullandı. Çiygöz ayrıca, 26 Şubat’tan itibaren Kırım’da daha önce faaliyet gösteren Ukraynalı siyasi güçlerin hiçbirinin kalmadığını belirterek, “Yani Ukrayna adına, Kırım’da işgalcilere karşı mücadelede yetki sadece Kırım Tatar Milli Meclisindeydi.” şeklinde konuştu. Kırım Tatarlarının o gün hem yerli halk hem de Ukrayna vatandaşı olarak yurttaşlık görevlerini yerine getirdiğini ve protestolarıyla Kırım Parlamentosunun Rusya lehine siyasi kararlar almasını engellediğini belirten Çiygöz şunları kaydetti: Böylece. Rusların Luhansk ve Donetsk’te uyguladığı senaryo Kırım’da işlemedi. Biz yurttaşlık görevimizi yaptık, Kırım Parlamentosu’nun suç teşkil eden eylemlerinin gerçekleşmesine izin vermedik. Ancak güvenlik güçlerinin ve özel birimlerin bu meseleyi çözmesini bekliyorduk. Ne yazık ki bu kurumların yüzde 90’ından fazlası o zamana kadar Rusya’nın tarafına geçmişti. Bu süreç birkaç hafta ya da ayda gerçekleşmedi; Rusya bunu 2014’e kadar bağımsızlık yılları boyunca planlı şekilde yürüttü. YARGIDAKİ İHANET VE ADALET ARAYIŞI Günümüzde Ukrayna makamlarının, "26 Şubat Davası"nda Kırımlıları yargılayan iş birlikçi hakimlere karşı soruşturmaları devam ediyor. Çiygöz, aralarında Olga Guriniy ve Denis Didenko gibi isimlerin de bulunduğu çok sayıda "hakim"in gıyaben 12 yıl hapse mahkûm edildiğini belirterek, "Bu isimlerin Interpol üzerinden aranması ve adaletin tecelli etmesi için çalışmalar sürdürülmeli." çağrısında bulundu. 26 Şubat protestosu, parlamentonun o gün karar almasını engellemiş olsa da ertesi gün bina Rus özel kuvvetleri tarafından ele geçirilmiş ve işgal süreci hızlanmıştı. Ancak dünya kamuoyu, yarımadanın gerçek iradesini o gün binlerce kişinin Akmescit sokaklarındaki kararlı duruşuyla tanımış oldu.

İşgal altındaki Kırım’da "Latince" avı devam ediyor: 500 tabela zorla değiştirildi Haber

İşgal altındaki Kırım’da "Latince" avı devam ediyor: 500 tabela zorla değiştirildi

Rus işgal yönetimi, Kırım’da kamusal alanda dil çeşitliliğini sınırlamaya yönelik yeni adımlar atıyor. Yarımadada "yabancı kelimeler" içeren yaklaşık 500 reklam tabelasının Rusça karşılıklarıyla değiştirildiği bildirildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin aktardığına göre, Kırım’daki Rus işgal yönetimi, sokaklardaki Latin harfli tabelalar ve "yabancı dildeki" ticari ünvanları tek tek kaldırılıyor. “KIRIM: KİRİL ALFABESİ BÖLGESİ” PROJESİ Kırım’daki sözde parlamentonun başkanı, Latin harflerine karşı yürütülen bu operasyonun 2026 baharında Rusya Federasyon Konseyine taşınacağını duyurdu. İşgal yönetimi, Kırım’ı tamamen Kiril alfabesinin egemen olduğu bir bölgeye dönüştürecek "Kırım: Kiril Bölgesi" adlı bir mimari ve sanatsal stil projesini yasalaştırmak istiyor. İŞLETMELERE “DÜŞMAN ALFABESİ” TEHDİDİ Latin alfabesiyle yazılmış tabelalar işgalci yetkililer tarafından fiilen "düşman unsuru" olarak kabul ediliyor. İş yerlerinde Latin harfli yazı bulunan girişimcilere resmî ihtarnameler gönderiliyor. Yazıları değiştirmeyen işletmeciler ağır idari yaptırımlar ve para cezalarıyla tehdit ediliyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, söz konusu adımların işgal altındaki yarımadada nüfus üzerindeki baskı politikasının parçası olduğunu vurguladı. Açıklamada, Latin alfabesinin yasaklanmasının yalnızca girişim özgürlüğünü sınırlamakla kalmadığı, aynı zamanda kültürel ve dilsel alanın Rus standartlarına göre tek tipleştirilmesini amaçladığı belirtildi. Hak savunucuları, bu politikanın özellikle Ukrayna’nın yerli halkları açısından risk taşıdığına dikkat çekiyor. Tarihsel olarak Latin alfabesini kullanan Kırım Tatarca üzerindeki baskının arttığı, dilsel kısıtlamaların Kırım Tatarlarının millî kimliğinin aşındırılmasına yönelik bir asimilasyon aracı haline geldiği ifade ediliyor. İŞGALCİLERDEN KIRIM’DA “LATİN ALFABESİ” BASKISI Sözde Kırım Parlamentosu Başkan Yardımcısı Sergey Tsekov, daha önce tüm resmî belgelerde ve kamusal alanlardaki yazılarda yalnızca Kiril alfabesinin kullanılmasını savunarak Latin alfabesini “vatansever olmayan” olarak nitelendirmişti. İşgal yönetimi yarımadadaki Latin alfabesiyle yazılan tabelaları 1 Mart'a kadar değiştirme talimatı vermişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.