SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Baskısı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Baskısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Baskısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çubarov: Bir ailenin trajedisi, Rus işgalcilerin Kırım Tatarlarını nasıl yok ettiğinin örneğidir Haber

Çubarov: Bir ailenin trajedisi, Rus işgalcilerin Kırım Tatarlarını nasıl yok ettiğinin örneğidir

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, hapishanede beyninde kötü huylu tümör teşhisi konulan siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev ve hayatını kaybeden annesi Roza Abdulgaziyeva’nın hikayesi üzerinden Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskılarını kınadı. Sosyal medya hesabı üzerinden "Bir ailenin trajedisi, Rus işgalcilerin Kırım Tatarlarını nasıl yok ettiğinin örneğidir" başlığıyla yaptığı paylaşımda anne ve oğlun fotoğraflarına yer veren Çubarov, evladına kavuşamadan vefat eden acılı annenin ve ağır hasta tutsağın durumunun Rus işgalinin getirdiği insanlık dramını özetlediğini vurguladı. Sosyal medya hesabından anne ve oğlun fotoğraflarını paylaşan Çubarov, evladına kavuşamadan vefat eden acılı annenin ve ağır hasta tutsağın durumunun Rus işgalinin getirdiği insanlık dramını özetlediğini vurguladı. DÜZMECE SUÇLAMALAR VE HAPİSHANEDE KANSER TEŞHİSİ KTMM Başkanı Çubarov, dört çocuk babası Tofik Abdulgaziyev’in 27 Mart 2019 tarihinde düzmece "terörizm" iddialarıyla alıkonulduğunu ve 12 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldığını hatırlattı. Mart 2024’ten bu yana Çelyabinsk’teki cezaevi hastanesinde tutulan Abdulgaziyev’in durumunun kritik olduğunu belirten Çubarov; görme yetisini kaybetmeye başlamasının ardından Aralık 2025'te Kırım Tatar siyasi tutsağın beyninde kötü huylu tümör teşhisi konulduğunu, tüberküloz ve kalp rahatsızlıklarıyla birlikte yaşam mücadelesi verdiğini aktardı. ACILI ANNE EVLADINA KAVUŞAMADAN VEFAT ETTİ Açıklamasında, siyasi tutsağın annesi Roza Abdulgaziyeva’nın 78 yaşında hayatını kaybettiğini belirten Çubarov, acılı annenin son 7 yıldır bir yandan haksız yere hapsedilen oğlu Tofik için endişe duyduğunu, diğer yandan da felç geçirdiği için yatağa bağımlı olan büyük oğlu Süleyman’a baktığını ifade etti. Yaşadığı ağır stres nedeniyle Roza Abdulgaziyeva’nın insüline bağımlı şeker hastalığının şiddetlendiğini belirten Çubarov, “Acılı anne, son ana kadar Tofik'le bir an önce görüşme umudunu korudu ve oğullarının iyileşmesi için dua etti. Roza Abdulgaziyeva’nın cenazesi bugün Akmescit’teki Abdal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Allah rahmet eylesin.” ifadelerini kullandı.

Finlandiyalı yazar Hirvonen, siyasi tutsak Abdulgaziev'in siyasi hamiliğini üstlendi Haber

Finlandiyalı yazar Hirvonen, siyasi tutsak Abdulgaziev'in siyasi hamiliğini üstlendi

Finlandiyalı yazar, gazeteci, belgesel yapımcısı ve sivil toplum aktivisti Elina Hirvonen, Rusya tarafından düzmece bir dava ile hapse atılan Kırım Tatarı siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev’a uluslararası destek sağlamak amacıyla siyasi hamiliğini üstlendi. Konu ile ilgili açıklama yapan Hirvonen, Kırım Tatar siyasi tutsağın sağlık durumunun kritik bir aşamada olduğunu hatırlatarak, Abdulgaziyev’e tüberküloz, kalp hastalığı ve beyninde kötü huylu tümör teşhisi konulduğunu vurguladı. Hirvonen, Rusya’nın Kırım’da insanları kökenleri, dini inançları veya Ukrayna’ya verdikleri destek gibi tamamen siyasi gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum bıraktığına dikkat çekti. AVRUPALI SİYASETÇİLERDEN KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DESTEK Kırımlı siyasi tutsaklara yönelik uluslararası dayanışma ağı her geçen gün genişliyor. Kısa süre önce İtalya'daki Azione partisi üyeleri, Rusya tarafından yasa dışı şekilde tutuklanan dört Kırım Tatarı siyasi tutsak için siyasi hamilik üstlendi. İtalya Senatörü ve Azione partisi lideri Carlo Calenda, 2025 yılında düzmece suçlamalar çerçevesinde alıkonulan 5 çocuk annesi ve siyasi tutsak Remzi Nimetulayev’in eşi Esma Nimetullayeva'nın siyasi hamisi oldu. Ayrıca, İtalya Temsilciler Meclisi Üyesi Federica Onori, 2024 yılında alıkonulan siyasi tutsak, yurttaş gazeteci Aziz Azizov, Temsilciler Meclisi Üyesi Giulia Pastorella ise 27 Mart 2019'ten bu yana haksız yere alıkonulan siyasi tutsak Vladlen Abdulkadirov, Temsilciler Meclisi Üyesi Valentina Grippo da 13 yıl hapis cezasına çarpıtılan 60 yaşındaki siyasi tutsak Ruslan Nagayev için siyasi hamilik kararı aldılar. 12 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI Kırım Tatarı aktivist Tofik Abdulgaziyev’in evi ilk olarak 4 Mayıs 2017 tarihinde Rus güvenlik güçlerince basılmış, ancak aktivist o dönemde serbest bırakılmıştı. 27 Mart 2019’da gerçekleştirilen ikinci baskının ardından Abdulgaziyev, "Hizb-ut Tahrir" örgütüne üye olma iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Rostov-na-Donu’daki Güney Bölge Askeri Mahkemesi, Mayıs 2022’de çıkardığı kararla Abdulgaziyev’i 12 yıl hapis cezasına mahkûm etti. BEYİN TÜMÖRÜ TEŞHİSİ KONULDU 1 Aralık 2025'ten bu yana Çelyabinsk cezaevinde tutulan Abdülgaziyev’in, doktorlar tarafından onkoloji merkezine sevk edildiği ve beynin derin bölgelerinde birden fazla tümör bulunduğunun tespit edildiği kaydedildi. Doktorların, tümörlerin daha önce teşhis edilmemiş beyin tüberkülozuna bağlı gelişmiş olabileceğini dile getirdiği aktarıldı. YOĞUN BAKIMA KALDIRILMIŞTI Tofik Abdülgaziyev Mart 2024'te Rusya'nın Verhneuralsk cezaevinde kritik durumdayken Çelyabinsk kentindeki hastanelerden birinin yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Hastanede Tofik Abdulgaziyev’e verem teşhisi konuldu. Ayrıca doktorlar, siyasî tutsağın bir dizi başka hastalığının da bulunduğu söyledi. Konulan teşhisler arasında; iki taraflı zatürre, küçük sol taraflı hidrotoraks (akciğerlerde sıvı), orta derecede anemi, mitral kapakta hasara neden olan bağ dokusu displazisi sendromu (kalp hastalığı), kronik kalp yetmezliği, kronik gastrit ve nefrolitiazis (böbrek taşları) bulunuyor. RUS MAHKEMESİ, AĞIR HASTA SİYASİ TUTSAĞIN TAHLİYESİNE İZİN VERMEDİ! Rus yasalarına göre bile hapisteki koşullara uygun olmayan hastalıklara sahip olan ve tahliye edilmesi gereken Abdulgaziyev alıkonulmaya devam ediyor. Tahliye istemi, aksi yöndeki rapora rağmen Temmuz 2024’te Rusya’nın Çelyabinsk kentindeki mahkeme tarafından reddedilmişti “TOFİK, ARTIK GÜCÜNÜN TÜKENDİĞİNİ SÖYLÜYOR” 2026 yılının başında sağlık durumunun daha da ağırlaştığı ortaya çıkan Abdülgaziyev’in eşine vücudunda koordinasyon bozukluğu yaşadığını, yürümekte ciddi zorluk çektiğini, şiddetli baş dönmeleri ve burun kanamaları yaşadığını, nefes darlığı çektiğini ve kan şekerinin 26 seviyesine kadar çıktığını haber verdiği kaydedildi. Kan şekerini düşürmek için sürekli insülin iğnesinin yapıldığı belirtilen Kırım Tatar siyasi tutsağın ayrıca bacaklarında yoğun titreme yaşadığı ve ayakta durmakta zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine eşi Aliye Kurtametova, eşinin derhal serbest bırakılması çağrısını yineleyerek “Durumu son derece kritik. Daha önce kardeşimiz Cemil Gafarov’u kaybettik. O zaman da ailesi yardım istemişti ama kimse sesini duymamıştı. Tofik, artık gücünün tükendiğini söylüyor.” şeklinde konuştu. ABDÜLGAZİYEV, MAHKEMEYE SAYGISIZLIK YAPMAKLA İTHAM EDİLDİ Nisan ayında gerçekleştirilen bir duruşmanın ardından Abdülgaziyev hakkında, ayrıca sözde “mahkemeye saygısızlık” suçlamasıyla (Rusya Federasyonu Ceza Kanunu Madde 297/2) yeni bir düzmece davanın açıldığı öğrenildi. Avukat Emil Kurbedinov, Abdülgaziyev’in duruşma sırasında yaptığı duygusal bir açıklamanın buna bahane edildiğini dile getirirken eşi ise şubat ayında Abdulgaziyev’in sağlık durumunun değerlendirilmesi amacıyla doktor heyeti karşısına çıkarıldığını ve toplantıda Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlilerinin de bulunduğunu belirtti. Görme kaybı nedeniyle belgeleri okuyamayan Abdülgaziyev, kendisine sunulan tıbbi evrakların okunmasını talep etse de bu talep de reddedildi. Cezaevi görevlilerinin baskısı altında belgeleri imzalamak zorunda kalan Abdülgaziyev’in eşi Kurtametova, daha sonra mahkemede bu belgelerin içeriğini üzerine “Belgelerde Tofik Abdülgaziyev’in tamamen sağlıklı olduğu ve hastaneden tekrar cezaevine gönderilmesine ilişkin hiçbir itirazının bulunmadığı yazıyordu.” dedi.

Kırım’daki siyasi tutsakların 159'u Kırım Tatarı: ZMİNA güncel rakamları açıkladı Haber

Kırım’daki siyasi tutsakların 159'u Kırım Tatarı: ZMİNA güncel rakamları açıkladı

ZMİNA İnsan Hakları Merkezi Başkanı Tetyana Peçonçık, Rus işgali altındaki Kırım'da devam eden insan hakları ihlallerine ve siyasi tutsakların durumuna ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Peçonçık, yarımadada siyasi baskıların ve uydurma davaların en büyük hedefinin Kırım Tatarları olduğunu vurguladı. "247 SİYASİ TUTSAKTAN 159’U KIRIM TATARI” İşgalci Rus yönetiminin alıkoyduğu sivillere dair güncel verileri paylaşan Peçonçık, şu ifadeleri kullandı: Sadece Kırımlı siyasi tutsakların sayısından bahsedecek olursak, şu an itibarıyla bu kategoride en az 247 kişinin olduğunu biliyoruz ve bunların 159'u Kırım Tatarıdır. Kırım’daki siyasi tutsakların ezici çoğunluğunu Kırım Tatarları oluşturmaktadır. Üstelik bunların büyük bir kısmı çok ağır suçlamalar çerçevesinde zulme uğramaktadır. TERÖRİZM YALANIYLA 20 YILA KADAR AĞIR CEZALAR Rus yargısının Kırım Tatarlarına yönelik asılsız suçlamalarına değinen Peçonçık, "Örneğin Hizb-ut Tahrir Davası'nda yargılananlar 'terörizm' suçlamasıyla karşı karşıyadır; bu da 10, 15, 20 yıl hapis cezaları demektir. Rusya Federasyonu’nun bu insanları koşulsuz şartsız serbest bırakması gerekirdi; çünkü bu insanlar hapis yatmalarını gerektirecek hiçbir suç işlemediler." değerlendirmesinde bulundu. “TÜM KAPILARI ÇALMAK VE TEK SES OLMAK ZORUNDAYIZ” Uluslararası kamuoyuna ve insan hakları savunucularına çağrıda bulunan Peçonçık, kamuoyu baskısının hayat kurtarıcı rolüne şu sözlerle dikkat çekti: Sonuç alabilmek için tüm kapıları zorlamak ve mevcut tüm mekanizmaları devreye sokmak büyük önem taşıyor. Ukrayna'da ve dünyanın farklı ülkelerinde insanların tek ses hâlinde hareket etmesinin ardından tutukluların serbest bırakıldığı örnekleri biliyoruz.

İşgalcilerin 5 çocuklu bir annenin hayatını çalan hukuksuzluğu: “Eşi zindandaydı, şimdi Esma’yı da alıp çocuklarını yetim bıraktılar” Haber

İşgalcilerin 5 çocuklu bir annenin hayatını çalan hukuksuzluğu: “Eşi zindandaydı, şimdi Esma’yı da alıp çocuklarını yetim bıraktılar”

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; 15 Ekim 2025 tarihinde Bahçesaray’da düzenlenen baskında haksız yere alıkonulan siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi, 5 çocuk annesi, ev hanımı Esma Nimetulayeva'nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. Kırım Tatar siyasi tutsak Esma Nimetulayeva’nın abisi Asan Bekirov, ailesinin ve kız kardeşinin esaret altında yaşadığı insani dramı QHA’ya aktardı. Eşi Remzi Nimetulayev’in 24 Ağustos 2024’te tutuklanmasının ardından 5 çocuğunun tüm sorumluluğunu tek başına üstlenen Esma Nimetulayeva’nın alıkonulması, Rusya'nın Kırım'da kadınları da hedef alan yeni baskı dalgasının en somut göstergelerinden biri oldu. ÇOCUKLARINA VE EVİNE ADANMIŞ BİR ÖMÜR Kız kardeşinin hayat hikayesini ve karakterini anlatan Asan Bekirov, Esma’nın hayatı boyunca sadece ailesi ve çocuklarıyla ilgilenen kendi halinde bir ev hanımı olduğunu vurguladı: Kız kardeşim Esma Nimetulayeva (Bekirova), 1986 yılında Tacikistan’da, sürgünde dünyaya geldi. 1991 yılında ailemizle birlikte vatanımız Kırım’a döndük. Mamut Sultan (Dobrovskoye) köyünde büyüdü, oradaki okulda okudu. 2008 yılında Remzi Nimetulayev ile evlenip Bahçesaray'ın Eski Şehir bölgesine yerleşti ve eşinin soyadını aldı. Esma tamamen kendini ailesine ve 5 kız çocuğuna adamış bir ev hanımıydı. En büyüğü şu an 17 yaşına basacak, en küçüğü ise henüz 5 yaşında. Çocuklarını okula, kreşe götürür; evinde butik pastacılık ve tatlılar yaparak ailesine katkı sağlardı. Eşi Remzi ise alıkonulmadan önce inşaat işleriyle uğraşırdı. ESİ ZİNDANDAYKEN AİLEYİ AYAKTA TUTTU Eşi Remzi Nimetulayev’in 24 Ağustos 2023’te gözaltına alınıp Rostov-na-Donu’daki cezaevine gönderilmesinin ardından Esma’nın sergilediği metaneti anlatan Bekirov, kız kardeşinin tek başına büyük bir mücadele verdiğini ifade etti: Eşi tutuklandıktan sonra Esma pes etmedi. Ehliyeti ve arabası vardı; 5 çocuğun bakımını, okulunu, kreşini tek başına üstlendi. Bununla da kalmadı; Rostov’daki tutukevinde tutulan eşine koli gönderebilmek için postahanelerde, cezaevi yollarında mekik dokudu. Biz 'Sana yardım edelim' dediğimizde her defasında 'Ben hallederim' derdi. Güçlü ve içine kapanık bir karakteri vardı. Rostov’a kadar gitti, prosedürleri çözdü, eşini yalnız bırakmadı. 15 EKİM BASKINI: “EVİ PROFESYONELCE DİNLEMİŞLER, KADINLARI HEDEF ALACAKLARINI DÜŞÜNMÜYORDUK” 15 Ekim 2025 sabahı düzenlenen şafak baskınını anlatan Asan Bekirov, işgalci güçlerin kadınlara yönelik bu hamlesinin Kırım’da herkes için büyük bir şok olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı: O sabah saatlerinde yeğenim mesaj attı. Hemen Bahçesaray’a, evlerine gittim. İki minibüs, trafik polisi ve silahlı özel kuvvet (OMON) ekipleri evi kuşatmıştı. Yaklaşmamıza izin vermediler. Esma sanki hissetmiş gibi baskından birkaç dakika önce uyanmış; camdan avluya atlayan maskelileri görünce kapıyı kırmasınlar diye 'Kapıyı kırmayın, açıyorum' diye bağırmış. Baskın sırasında annem Esma’nın evindeydi. Arama sırasında çocukları annemle birlikte bir arka adada kapatmışlar. Evde arama yaptılar. Meğer evi ve kapı girişlerini uzun süredir dinliyorlarmış. Kırım Tatarları olarak kadınların hedef alınacağını hiç tahmin etmiyorduk; Kırım'da kadınlara dokunulmaz gözüyle bakılırdı. Annem o esnada baskını yapanlara 'Anne babaları hayattayken çocuklar yetim mi kalacak, bizden ne istiyorsunuz?' diye feryat etti ama adamlar tepkisiz kaldı. Çok şükür annem o gün tesadüfen kızımın yanında misafirlikteydi de çocuklar tek kalmadı. İşgalciler bana 'Çocuklar için geçici vasilik belgesi çıkar' dediler. İşlemleri tamamladım; şu an 5 yeğenim de benim evimde, bizimle birlikte yaşıyor. TUTUKEVİNDE KATİLLERLE AYNI HÜCREDE Kız kardeşinin tutulduğu 1 Numaralı Akmescit Tutukevi'ndeki insani koşulların felaket olduğunu vurgulayan Asan Bekirov, Esma Nimetulayeva’nın karşı karşıya kaldığı hak ihlallerini şöyle aktardı: Kadın bloğu olmadığı için 2 Numaralı tutukevine gönderilemedi. Çarlık döneminden kalma, havalandırması olmayan, nemli ve küflü 1 Numaralı tutukevine yerleştirildi. İlk zamanlar aramalarda erkek görevlilerin varlığında Kırım Tatar kadınların başörtülerini zorla çıkartmaya çalıştılar. Bu aşağılamaya karşı Moskova’ya, Savcılığa ve İnsan Hakları birimlerine şikayetler yazıldı; Kırım'da 6 binden fazla imza toplandı. Şikayetler ve kamuoyu baskısı sonrası bu uygulamayı biraz gevşetmek zorunda kaldılar. Esma ilk gittiğinde hücresinde cinayetten yargılanan 3 kadın katille birlikte tutuluyordu. Sonradan hücreleri değiştirdiler. Tıbbi yardım neredeyse hiç yok. Kız kardeşimin cildi için istediği basit bir merhemi bile 'Bizde var' diyerek içeri almadılar. Ama revire şikayetle başvurduğu zaman ona merhem verilmiyor. İki haftada bir yemek ve ihtiyaç kolisi göndermeye çalışıyoruz. 7 ay boyunca sadece bir kez, o da cam arkasından telefonla görüşme izni alabildik. En büyük kızıyla birlikte gittik. Bunun dışında mektuplaşarak iletişim kuruyoruz. Esma çocuklara mektuplar yazarak onlara moral vermeye çalışıyor. Kardeşim ve yeğenlerim babalarının tutuklanmasıyla zaten çelikleşmişti. Şu an çocuklar metanetlerini koruyorlar. 5 çocuk kenetlenmiş durumda, büyük kızlar küçük kardeşlerine ebeveynlik yapıyor. “UMUDUMUZ VAR AMA RUSYA’DAN NE GELECEĞİNİ BİLMİYORUZ” İşgalci Rusya'nın Kırım Tatarlarına yönelik baskı politikasını sürdürdüğünü ifade eden Asan Bekirov, sözlerini şu ifadelerle tamamladı: Rusya'nın ne olduğunu, adalet sisteminin nasıl çalıştığını çok iyi biliyoruz. İyimser olmak için elimizde pek gerekçe olmasa da umudumuzu asla kaybetmiyoruz. En büyük temennimiz Esma’nın bir an önce özgürlüğüne kavuşup 5 çocuğunun yanına dönmesidir.

Elvin Kadirov QHA'ya konuştu: "Rusya'nın amacı Kırım'ı tam bir bilgi tecridine mahkûm etmek" Haber

Elvin Kadirov QHA'ya konuştu: "Rusya'nın amacı Kırım'ı tam bir bilgi tecridine mahkûm etmek"

26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü'nde Rusya Federasyonu Adalet Bakanlığı, Rus işgali altındaki Kırım'da ifade özgürlüğünü tamamen bastırmaya yönelik düzmece bir karara imza atmıştı. Rusya Federasyonu Adalet Bakanlığının 26 Haziran 2026 tarihinde yabancı ajan ilan ettiği Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost), 21 Temmuz 2026 tarihinde faaliyetlerini sonlandırma kararı aldığını duyurdu. Hareket, kararın siyasi baskı niteliği taşıdığını belirterek, mevcut koşullarda çalışmalarını eski formatta sürdürmelerinin mümkün olmadığını açıkladı. Rusya Adalet Bakanlığı, 24 Temmuz 2026 tarihinde Kırım Dayanışması hareketiyle bağlantılı olduğunu iddia ettiği kişilerden oluşan listeyi genişletti. Yeni listede 137 kişi yer aldı. Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Temsilcisi Elvin Kadirov, Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulunarak Rusya'nın "Kırım Dayanışması" sivil toplum hareketini ve bağlı insan hakları savunucuları ile yurttaş gazetecileri yabancı ajan ilan etmesini değerlendirdi. Kadirov, bu kararın yarımadadaki baskı ortamını derinleştirmeyi hedeflediğini vurguladı. “KIRIM DAYANIŞMASI KIRIM’DAKİ GERÇEKLERİ ANLATAN TEK SESTİ” Elvin Kadirov, Rusya'nın temel amacının işgal altındaki bölgelerde yaşayan vatandaşların sesini tamamen kısmak ve onları haklarından habersiz bırakmak olduğunu belirterek şunları kaydetti: Kırım Dayanışması, işgal altındaki Kırım Yarımadası’nda insan hakları ihlallerine ilişkin bilgi sağlayan neredeyse tek kaynaktı. Bu hareket 2016'dan beri aktif olarak işgalci yönetimin işlediği suçları dünyaya duyurulmasını sağladı. Hareketin, insanları hak ve adalet arayışı mücadelesinde birleştirebilme yeteneği işgal yetkilileri tarafından büyük tehdit olarak görüldü. Kırım Dayanışmasının sadece yerel bir savunma mekanizması olmadığını, aynı zamanda uluslararası insan hakları kurumları ve dış dünya için yarımadadaki yabancı düşmanlığı, dinî ve etnik ayrımcılık eğilimlerini takip etmeyi sağlayan hayati bir bilgi kaynağı olduğunu kaydeden Kadirov şu ifadelerini kullandı: Şüphesiz Kırım Dayanışması, sözde kolluk kuvvetlerinin sürekli baskısını hisseden toplum üzerinde olumlu bir etkiye sahipti. Örgütün tasfiye edilmesi, işgal altındaki topraklarda bulunan Ukrayna vatandaşlarını; hukuka aykırı şekilde zulme uğrayan Kırım Yarımadası sakinlerini savunan güvenilir bir hak savunucusundan, medya gücünden ve gür bir sesten fiilen mahrum bırakmıştır. Kırım Dayanışması, Ukrayna sınırları dışında da güçlü bir sözcü; uluslararası savunuculuk faaliyetleri ve uluslararası insan hakları kurumları için temel bir bilgi kaynağı hâline gelmişti. Kırım Dayanışmasının faaliyetleri sayesinde Rus toplumunun kendi içindeki eğilimleri, yabancı düşmanı eğilimleri ile dinsel ve etnik farklılıklara yönelik müsamahasızlığı takip etmek mümkün oluyordu. Kırım Dayanışmasının abartısız tüm dünyada takip edilen medya görünürlüğü, hareketin katılımcıları için belirli bir güvenlik alanı da sağlıyordu. Kırım Dayanışması ile çalışan avukatlar sistematik olarak baskıya maruz kalıyordu; bu durum, mütecaviz devletin baskısı altında yürüttükleri faaliyetler nedeniyle Kırım Dayanışması avukatlarına yıllık ödüller takdim eden ünlü insan hakları örgütü Front Line Defendersın raporlarına da yansıyordu. SiYASİ TUTSAKLAR VE AiLELERİ DESTEKSİZ BIRAKILMAK İSTENİYOR Kırım Dayanışmasının yasaklanmasının ardından işgal altındaki bölgelerde hak ihlallerinin artacağını belirten Kadirov, hareketin tutsaklara ve ailelerine sunduğu hukuki ve manevi desteğe şu sözlerle dikkat çekti: Hareketin faaliyetleri, Kırım Yarımadası sakinlerini birleştiriyor; onlara destek, umut ve işgal yönetimin suç teşkil eden eylemlerine karşı direnme özgüveni sağlıyordu. Bu sivil toplum kuruluşu; siyasi tutsaklara ve ailelerine büyük bir destek veriyor, Kırım Yarımadası’nın hukuka aykırı şekilde zulme uğrayan sakinlerine yönelik gelişmeleri kamuoyuna duyuruyordu. Kırım Dayanışması insan hakları savunucuları ve avukatları, siyasi saiklerle açılan davalarda sözde cezai takibatın tüm aşamalarında hukuki yardım sunuyor, kişisel özgürlüğünden yasa dışı biçimde yoksun bırakılan vatandaşlara destek oluyordu. Gerek Kırım Yarımadası’nda gerekse Rusya Federasyonu topraklarındaki özgürlükten yoksun bırakma merkezlerinde tutulan siyasi tutsaklara fiziksel erişimin bulunmadığı dönemlerde Kırım Dayanışması, onların sağlık durumları ve bulundukları yerler hakkında eksiksiz bilgi edinilebilen yegâne kaynaklardan biriydi. “YABANCI AJAN LİSTELERİ BASKI ARACI OLARAK GENİŞLEMEYE DEVAM EDECEK” Rusya'nın yabancı ajan listesini veba gibi yayarak aralarında hayatını kaybedenlerin ve hâlen cezaevinde bulunan siyasi tutsakların da yer aldığı 137 kişiye ulaştırdığını belirten Kadirov, bu stratejinin devam edeceğini belirterek şu ifadelere yer verdi: Yabancı ajan listeleri genişlemeye devam edecek. Çünkü Rusya, toplumda fikir önderlerini ve hak savunucularını etkisiz hâle getirmek, yürütülen zulmü meşrulaştırmak için ayrımcı etiketleri sistemli bir yöntem olarak kullanıyor. Kırım'da işlenen savaş suçlarını belgeleyen ve siyasi tutsakları savunan kişileri tecrit ederek gerçeklerin dışarıya sızmasını engellemeye çalışıyorlar.

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor Haber

Rusya Kırım’daki savaş karşıtı sesleri sistematik baskılarla susturuyor

Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekun işgal girişimi başlattığı ilk günden bu yana, 12 yıldır işgal altında olan Kırım Yarımadası’nda savaş karşıtı protestolar ve Ukrayna yanlısı duruş kesintisiz şekilde devam ediyor. Yarımada sakinleri; sokaklara "Savaşa Hayır" yazıları yazarak, giysilerinde Ukrayna bayrağının sarı-mavi renklerini tercih ederek, Ukrayna şarkıları söyleyerek, Vladimir Putin’i açıkça eleştirerek ve Rus askerlerine hizmet vermeyi reddederek tepkilerini ortaya koyuyor. Krım.Realii haber ajansına konuşan Ukraynalı insan hakları savunucularına göre Kremlin, bu sivil direnişe karşı yargı ve kolluk kuvvetlerini tek bir potada eriten devasa bir baskı mekanizmasıyla yanıt veriyor. Ukrayna merkezli Bölgesel İnsan Hakları Merkezi hukukçuları, işgal yönetiminin en güçlü susturma aracı olan ve kamuoyunda "Rus ordusunun itibarını zedeleme yasası" adıyla bilinen Rusya İdari Ceza Kanunu’nun 20.3.3 maddesini mercek altına aldı. Kırım’daki sözde Rus mahkemelerinin 2022-2025 yılları arasında bu madde kapsamında verdiği bin 500'den fazla kararı analiz eden hak savunucuları, ortaya çıkan tablonun bireysel vakalardan ibaret olmadığını; ifade özgürlüğünü ve adil yargılanma hakkını tamamen ortadan kaldıran sistematik bir devlet politikası olduğunu gözler önüne serdi. İNSANLAR SUÇSUZ YERE YARGILANIYOR Temmuz 2026'da Kıyiv'de sunulan "Zoraki Sadakat" başlıklı analitik rapora göre, Rus mevzuatının muğlak yapısı, işgalci makamların her türlü muhalif duruşu "orduyu karalama" potasında eritmesine olanak tanıyor. İzleme verileri, savaşa karşı çıkan Kırımlıları en çok cezalandıran mahkemelerin Kremlin kontrolündeki sözde Armanpazarı (Armyansk) Şehir Mahkemesi, Akmescit’teki (Simferopol) sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi ve sözde Canköy Şehir Mahkemesi olduğunu gösteriyor. Armanpazarı’ndaki sözde mahkeme bu süreçte adeta bir rekor kırarak incelenen tüm davaların üçte birini (yaklaşık 500 karar) tek başına karara bağladı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Kseniya Korniyenko, bu mahkemedeki vakaların yüzde 98'inin doğrudan Rus güvenlik güçlerinin ihbarları ve kurgularıyla açıldığına dikkat çekerek şu ifadelerini kullandı: "Bu veriler, sözde 'ihlal' tespitlerinin tesadüfi olmadığını, bizzat Rus devleti tarafından organize edildiğini kanıtlıyor. Bunlar münferit vakalar değil, Rusya’nın ifade özgürlüğünü ve temel insan haklarını bastırma ve topluma baskı uygulama politikasıdır." Rapora göre, mahkemeler sanıklara genellikle 30 bin ila 50 bin ruble (yaklaşık 350 - 600 Dolar) arasında değişen asgari para cezaları kesiyor. İlk dönemlerde sanık sandalyesinde çoğunlukla erkekler otururken, zamanla kadınların bu madde kapsamında yargılanma oranı iki katına çıktı. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Kıdemli Hukukçusu Volodımır Vyazovtsev ise yargı sürecindeki usulsüzlüklerin altını çizdi. Davaların kamuoyu denetimine kapalı olduğunu, kararlarda suç teşkil eden fiilin gizlendiğini veya soyut ifadelerle geçiştirildiğini belirten Vyazovtsev, "Duruşmalar bazen sadece birkaç dakika sürüyor. Mahkemeler genel olarak, 'Rus ordusunu itibarsızlaştırma' davasındaki sanığın tam olarak neyle itham edildiğini gizliyor. Bu davadaki bilgiler kamuoyuna kapatılıyor ya da mahkemeler son derece soyut ve genel ifadelerle yetiniyor. Bu şartlar altında, insanların kelimenin tam anlamıyla 'hiç yoktan' cezalandırılma riski çok yüksek." dedi. SOSYAL MEDYA TERÖRÜ VE “ZORAKİ NEDAMET” VİDEOSU SEKTÖRÜ Kırım’da savaş karşıtı görüşleri cezalandırmanın en karanlık ayaklarından birini ise işgalci gizli servislerle (FSB) koordineli çalışan propaganda kanalları oluşturuyor. Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, Kefe (Feodosiya) merkezli Rus yanlısı blog yazarı Aleksandr Talipov’un yönettiği "Kırım Smerş" adlı Telegram kanalının bir infaz aparatına dönüştüğünü vurguluyor. Bu kanalda, savaş karşıtı Kırımlıların kişisel bilgileri, adresleri ifşa ediliyor; ardından Rus özel timlerinin evlere düzenlediği barbarca baskınların ve ters kelepçe görüntülerinin yer aldığı operasyon videoları yayımlanıyor. Sürecin son halkası ise bu kişilerin kamera karşısına çıkartılarak zorla özür diletildiği "pişmanlık" videoları oluyor. Olga Skrıpnık, bu videoların arkasındaki psikolojik ve fiziki şiddeti şu sözlerle açıklıyor: "Buradaki baskı ve zorlama gün gibi ortada. Bu özür beyanlarının büyük bir kısmı, Rusya'ya muhalif olan kişileri açıkça hedef alıp sindirmeyi amaçlayan platformlarda yayımlanmaktadır. Bu tür videoların bahsedilen mecralarda yer alması, söz konusu şahsa 'baskı uygulandığının' açık bir göstergesidir. Bu süreç, kural olarak, kişinin kendisine ve ailesine yönelik tehditler vasıtasıyla yürütülmektedir. Bu nedenle, bahse konu özürlerin rızaya dayalı olduğundan söz edilemez; bu, kesin bir dayatmadır." Kırım Tatar insan hakları girişimi Irade’nin propaganda medyasında yayımlanan yüzlerce videoyu inceleyerek hazırladığı rapora göre, Ukrayna yanlısı duruşu nedeniyle zorla özür diletilen her dört Kırımlıdan biri, çekimler sırasında ek aşağılamalara ve hakaretlere maruz kalıyor. Hakkında Ukrayna Başsavcılığı tarafından "işgalci devlete yardım ve yataklık" suçlamasıyla 12 yıla kadar hapis istemiyle dava açılan iş birlikçi Talipov ise Kremlin kontrolündeki Kırım televizyonlarında yaptığı açıklamalarda Rus rejimiyle ortaklığını şu sözlerle teyit ediyor: "Yakalanan 'bekleyenleri' (Ukrayna ordusunun Kırım'a gelmesini umut edenleri) İçişleri Bakanlığı ile fişliyoruz. Finansal kısıtlamalar getiriliyor. Bence eğer bu faaliyetleri tekrarlarlarsa, vatandaşlıktan çıkarılıp sınır dışı edilmeliler. Ben olsam onları Grafskaya İskelesi'nden yüzdürerek gönderirdim." 12 YILLIK İŞGALE DİRENEN HAFIZA İşgalci yönetimin "Kırım halkı Putin'i yüzde 100 destekliyor" yönündeki propagandasına tezat olarak, bizzat Rusya Soruşturma Komitesi sözde Kırım Başkanı Vladimir Terentyev, Ocak ayında devlete ait propaganda RT (Russia Today) kanalına verdiği röportajda sivil itaatsizliğin boyutunu itiraf etmek zorunda kaldı. Terentyev, Kırım sakinlerinin sosyal ağlarda kitleler halinde Rus ordusuna "hakaret ettiğini" ve savaş karşıtı suçların had safhada olduğunu doğruladı. Olga Skrıpnık, baskıların Kırım'daki sivil direnişi kıramadığını, aksine Ukrayna aidiyetini bilediğini belirterek şunları kaydetti: "Kırım’da insanların 'Rusya Federasyonu ordusunu itibarsızlaştırma' gerekçesiyle zulme uğraması, 12 yıllık işgale rağmen direnişin hâlâ devam ettiğini gösteriyor. Bu yasa, Rusya'nın yarımadada istenmediğini fark etmesi üzerine bir panik reaksiyonu olarak ortaya çıktı. İnsanlarımız cezalandırılma pahasına Ukrayna'yı desteklemeye devam ediyor. Bir Ukrayna şarkısı söylemek, gizlice 'Yaşasın Ukrayna' demek veya saygı duruşunda ayağa kalkmak... Bunlar Kırım'daki günlük Ukrayna direnişinin kılcal damarlarıdır." Hak savunucularına göre, gizlenen veriler nedeniyle net sayı bilinmese de 2022'den bu yana en az bin 500 Kırım sakini bu yasa kapsamında cezalandırıldı. İnsan hakları örgütleri, Kırım halkının maruz kaldığı bu sistematik etnik ve siyasi temelli baskıların, uluslararası hukuk ve Roma Statüsü kapsamında "insanlığa karşı işlenen suçlar" kategorisinde yargılanması gerektiğinin altını çiziyor.

Kırım’da dinmeyen sızı: 35 siyasi tutsak yakını adaleti ve sevdiklerini göremeden vefat etti Haber

Kırım’da dinmeyen sızı: 35 siyasi tutsak yakını adaleti ve sevdiklerini göremeden vefat etti

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rus işgali altındaki Kırım'da yaşanan insan hakları ihlallerinin ve siyasi baskıların gölgesinde kalan çok acı bir bilançoyu güncelledi. Açıklanan verilere göre, Rus yönetimi tarafından hukuksuzca hapsedilen Kırım Tatarı ve Ukraynalı siyasi tutsakların yakınlarından 35 kişi, evlatlarının, eşlerinin veya kardeşlerinin özgürlüğe kavuştuğunu göremeden hayata gözlerini yumdu. HASRETLE SON BULAN HAYATLAR Sürekli baskı, şafak baskınları, tecrit ve görüşme yasakları, hapisteki tutsakların yanı sıra dışarıdaki ailelerin de sağlığını ve psikolojisini doğrudan eritiyor. Son dönemde bu ağır strese ve kalp ağrısına dayanamayarak vefat eden 85 yaşındaki Seyyare Gugurik, siyasi tutsaklar Rüstem ve Bekir Gugurık’ın annesiydi. Küçük oğlu Rüstem'in 2022'deki tutuklanmasının ardından büyük oğlu Bekir'in de hücreye atılmasıyla son yıllarını evlatları için dinmeyen bir korku ve endişe içinde geçiren yaşlı kadın, onlara destek olamadan ve yüzlerini göremeden hasret içinde vefat etti. Siyasi tutsak Halil Mambetov’un eşi Lilya Mambetova ise eşinin hukuksuz tutukluluğu boyunca ailesini ayakta tutmak ve onun sesini duyurmak için adeta bir adalet neferi gibi savaştı ancak Halil Mambetov halen parmaklıklar arkasında olduğu için eşine son görevini yapma ve onunla helalleşme hakkından mahrum bırakıldı. Geçtiğimiz yaz aylarında ağır hastalığına rağmen her gün oğlunu görebilme ümidiyle yaşayan İvan Yatskin’in annesi de evinden tam 4 bin kilometre uzaklıktaki bir Rus hapishanesinde tecrit edilen oğlunun cenazesine katılmasına dahi izin verilmeden hayata gözlerini yumdu. Bu acı listede ayrıca 24 Mayıs 2016 tarihinde Rus işgal güçleri tarafından kaçırılan ve o günden beri kendisinden hiçbir haber alınamayan Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un annesi Leyla İbrahimova da yer alıyor. Leyla Hanım, tam 10 yıl boyunca oğlunun akıbetine dair kahredici bir belirsizlikle yaşadı ve kalbi bu amansız bekleyişe daha fazla dayanamadı. Listede siyasi tutsak Raim Ayvazov'un feci bir kazada can veren ve abisiyle vedalaşamayan kardeşi, Memet Belyalov'un adaleti göremeden göçen babası ve dedesi ile Ahtem Çiygöz’ün annesi Aliye Çiygöz ve Nariman Celal’in babası Enver Celal gibi Kırım Tatar millî hareketinin yakından tanıdığı birçok isim bulunuyor. “ZAMAN DEĞİL, HAYATLAR ÇALINIYOR” Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya'nın uyguladığı sistemli baskıların sadece demir parmaklıklar arkasındaki insanları değil, onların dışarıdaki tüm aile bireylerini de fiziksel ve ruhsal olarak yavaş yavaş yok ettiğini vurgulayarak, “Kırım Tatar Kaynak Merkezi, yasa dışı olarak hapsedilen tüm kişilerin bir an önce serbest bırakılması ve ailelerine dönmesi gerektiği konusunda ısrar ediyor. Onların serbest bırakılmasının geciktirilmesi, sadece zamanı değil, aynı zamanda sevdiklerinin hayatlarını da ellerinden alıyor." ifadelerine yer verdi.

Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı! Haber

Siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi QHA’ya konuştu: 15 Ekim’de hayatımız karardı!

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin bu bölümünde; henüz 21 yaşındayken maskeli silahlı adamlar tarafından sabah saat 4.00’te yatağından kaldırılıp, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Fevziye Osmanova’nın hikâyesini sayfalarımıza taşıyoruz. QHA’ya konuşan Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova’nın annesi Elyanora Osmanova, kızının esaret altındaki 7 ayını ve maruz kaldığı ağır tecrit koşullarını anlattı. Kızının muhasebe işlerinden evlilik hayallerine kadar uzanan hayatının bir gecede karartıldığını belirten acılı anne, Rusya'nın yalanlarıyla genç kızların hayatını çaldığını vurguladı. “SABAH SAAT 04.00'TE HER ŞEY BİR ANDA KOPTU!” Kızının çalışkan, dürüst ve ailesine bağlı bir genç olduğunu belirten Elyanora Osmanova, baskından önceki hayatlarını ve o uğursuz geceyi şu sözlerle anlattı: Fevziye çok zeki bir çocuktu, yaşına göre her zaman çok olgundu. Ben tek başına ayakları üzerinde durmaya çalışan, çocuklarını yalnız büyüten bir anneyim. Gece gündüz dükkanda çalışırdım. Kızım daha küçük yaşlardan itibaren bana yardım etmeye başladı. Dükkanın tüm muhasebesini, banka ödemelerini, ürün siparişlerini tamamen o yönetirdi. O kadar büyük bir yükü sırtlamış ki, o elimizden koparılınca ne çok iş yaptığının farkına vardık ve kıymetini şimdi çok daha iyi anladık... Ama 15 Ekim günü sabaha karşı saat 04.00'te her şey bir anda koptu. Kapıda korkunç bir gürültü, bağrışmalar, camların yumruklanması... Biz evde üç kadın yalnız kalıyorduk, erkek yoktu. Korkudan titremeye başladık, hırsız girdi sandık. Böyle siyasi bir şeyin bizim başımıza geleceği aklımızın ucundan bile geçmezdi. Maskeli işgal güçlerinin gencecik bir kızı gözaltına almak için adeta savaşa gider gibi donanımlı geldiklerini belirten anne Osmanova, “Kapıyı kırıp içeri adeta fırladılar. Yaklaşık 20 kişi, hepsi maskeli, silahlı, kelepçeli ve tam teçhizatlıydı. İçeri girer girmez fenerleri doğrudan gözümüze tuttular; isim, soyisim diye bağırmaya başladılar. Gencecik bir kızı götürmek için ordu gibi gelmişlerdi." dedi. “GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE SAHTE DELİL YERLEŞTİRDİLER” Arama adı altındaki zorbalık sırasında Rus ajanların eve sahte dinî kitaplar yerleştirdiğini belirten anne, bu hukuksuzluğa itiraz ettiğinde aldığı pişkin cevabı şu şekilde aktardı: "Ev aramalarında kitap yerleştirdiklerini bildiğimiz için ellerini takip etmeye çalıştık. O sırada görevlilerden biri 'Anne, gel dışarı çıkalım' diyerek beni odadan çıkardı. İçeri tekrar girdiğimde masanın üzerinde iki kitap duruyordu. 'Bunu neden yapıyorsunuz? Bunlar bizim değil, parmak izi incelemesi yapılsın' diye bağırdım. Görevli bana pişkin bir şekilde, 'Neden geriliyorsun, bunlardan dolayı kimseyi hapse atmıyorlar' dedi. Madem öyle, neden getirdiniz? dediğimde cevap vermedi. Sürekli bana 'Kızını ikna et, suçunu itiraf etsin' baskısı yaptılar. Benim kızım tertemiz bir Müslümandır. Yaşlılara hürmet eder, küçük çocuklara ders verir, elinde fazladan bir kuruş dursa gider fakire verirdi. Bana her zaman 'Anne, ticarette insanları aldatmak, tartıda hile yapmak en büyük günahtır' diye nasihat eden çocuk, şimdi onların gözünde güya terörist!" SOĞUK VE RUTUBETLİ HÜCRE, KÖTÜ YEMEKLER Fevziye'nin tutulduğu hücrenin insanlık dışı koşullarına dikkat çeken Elyanora Osmanova, kızının sağlığının hızla bozulduğunu ve işgal yönetiminin buna göz yumduğunu şöyle ifade etti: Kızımı diğer kızlardan ayırıp tek başına bir hücreye koydular. 7 aydır aynı hücrede tutuyorlar. Hücrenin koşulları insanlık dışı. Havalandırma sıfır. İçerideki nem, soğuk havayla birleşince tavanda ve duvarlarda su damlaları oluşturuyor. Duvarlardan resmen sular akıyor, yataklar rutubet içinde. Kızımın hayatı boyunca hiçbir böbrek rahatsızlığı yoktu; ancak bu 7 ayda o rutubetten dolayı böbrekleri ağrımaya başladı. Sürekli sancı çekiyor. Muayene için doktora görünmeye izin vermiyorlar. Zar zor ilaç ulaştırabildik. Ocak ayında hücreye ısınması için küçük bir ısıtıcı göndermiştim, cezaevi yönetimi değişince o ısıtıcıyı da elinden almışlar. Duvarlar yine ıslak, saçını kurutabileceği hiçbir şey yok. Yemekler ise tam bir felaket. Sabahları verdikleri bulamaç gibi lapalar resmen lastik gibi, çiğnemek imkansız, kimse yiyemiyor. Kızım, 'Anne midem çok kötü, artık yiyemiyorum' diyor. Yemek göndermeye çalışıyoruz. Ben 30 kilo yiyecek hakkımı doldurunca, diğer mahkumların hakkı üzerinden ona bir şeyler göndermeye çalışıyorum. Hücrede diğer mahkumlarla yemeklerini paylaşıyor. “YÜREĞİMİ PARÇALAYAN O BAKIŞ: ANNE BENİ BURADAN AL” Soruşturma savcısının aylarca görüşme yasağı koyduğunu ve 7 ay sonra kızını ilk kez camın arkasından gördüğünü belirten anne, o anı şu sözlerle anlattı: Savcı 7 ay sonra ilk kez izin verdi. Ne bir telefon görüşmesi ne bir temas... Sadece internet üzerinden, o da sansürden geçmek şartıyla mektuplaşabildik. Karşımda kızımı gördüğümde bakışları tıpkı kedi yavrusu bakışı gibiydi! Yüreğimi parçalayan, 'Anne ne olur beni buradan al' diyen bir bakış... Bunu kelimelerle anlatmak imkansız. Ama karşısında ağlamamak için kendimi tuttum. Ben hayatta her şeyi tek başına çözen, kendine çok güvenen bir kadındım. Ama bu sistem karşısında anlıyorsunuz ki, insanın kendi gücüyle çözemeyeceği şeyler varmış. Şimdi tek sığınağımız ve ümidimiz Allah. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.