SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Baskısı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Baskısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Baskısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rus işgali altındaki Kırım'da kadınlara yönelik baskı artıyor: En az 84 kadın siyasi davaların hedefinde Haber

Rus işgali altındaki Kırım'da kadınlara yönelik baskı artıyor: En az 84 kadın siyasi davaların hedefinde

Kıyiv’de düzenlenen "İşgal Koşullarında Kırımlı Kadınlar: Baskılar ve Mücadele" başlıklı basın toplantısında konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Rus işgal yönetiminin Kırım'da kadınlara yönelik başlattığı siyasi içerikli ceza davaları ve baskılarının korkunç bilançosunu açıkladı. Bariyeva, yarımadanın işgalinden bu yana en az 84 kadının siyasi gerekçelerle ceza davalarına maruz kaldığını ve bu baskıların özellikle 2022 yılındaki topyekûn işgal girişiminin ardından dramatik bir şekilde arttığını belirtti. EN AZ 60 KADIN RUS ZİNDANLARINDA Haziran 2026 itibarıyla elde edilen ve doğruluğu kesinleşen verilere göre, siyasi nedenlerle zulüm gören en az 60 kadın şu an Rusya ve işgal altında bulunan Kırım'daki cezaevlerinde tutuluyor. Bu kadınların 29'u Rusya Federasyonu'ndaki cezaevlerinde hükümlü olarak bulunurken, 31'i ise henüz sözde mahkeme süreci devam eden tutuklular olarak tutukevlerinde alıkonuluyor. 13 kadına yönelik adli kontrol ve denetimli serbestlik uygulanırken, 11 kadın ise işgal yönetimi tarafından gıyaben yargılanıyor. Hak savunucusu Bariyeva, Rus makamlarının birçok kadını Kırım Yarımadası dışına, Rusya’nın iç bölgelerine kaçırdığını ve bu kişilerin tam olarak hangi cezaevinde tutulduklarını (inkomünikado statüsü) tespit etmenin her geçen gün zorlaştığını vurguladı. Ayrıca Rusya'nın zulüm taktiklerini sürekli değiştirerek kadınları Interpol mekanizmaları üzerinden hem Rusya hem de Avrupa Birliği (AB) topraklarında durdurup gözaltına almaya çalıştığı ifade edildi. EN YAYGIN SUÇLAMA “VATANA İHANET” Kırım’da kadınların gözaltına alınması ve tutuklanması için Rus mahkemelerinin en sık başvurduğu uydurma suçlamalar ve sayısal dağılımı hakkında Bariyeva şu açıklamada bulundu: "İşgal altındaki Kırım’da kadınların gözaltına alınmasına gerekçe gösterilen en yaygın suçlamalar arasında şunlar yer alıyor: 'Vatana ihanet' en az 38 vaka, 'Casusluk' en az 5 vaka, 'Hizb-ut Tahrir davası' 4 vaka, 'Numan Çelebicihan Taburu davası' 6 vaka ve 'Yehova Şahitleri davası' 7 vaka." Bariyeva, Kırım Tatar Kaynak Merkezinin raporuna göre, sadece 2024-2026 yılları arasında Kırım'da kadınlara yönelik 57 yeni tutuklama vakasının kayıtlara geçtiğini hatırlattı. 71 YAŞINDAKİ NİNELERDEN 19 YAŞINDAKİ KIZLARA KADAR HERKES HEDEFTE Rusya'nın acımasız ceza mekanizması yaşlı, genç veya hasta gözetmeksizin işletiliyor. Rus zindanlarında tutulan kadınlar arasında 11 yaşlı kadın bulunuyor. Bunların arasında 71 yaşındaki Akyar (Sivastopol) sakini Galina Dovgopola ve 70 yaşındaki Anna Sotsenko yer alıyor. Buna karşın, işgalcilerin hedefinde 13 genç kız da bulunuyor. Bu gruptaki en genç siyasi tutsaklar ise aylardır Kırım’daki tutukevinde tutulan 19 yaşındaki Nasibe Saidova ile 20 yaşındaki Yuliya Sokolova. 400’DEN FAZLA ÇOCUK ANNE BABASIZ KALDI Zarema Bariyeva, Rusya’nın Kırım halkına yönelik yürüttüğü bu sistematik yıldırma ve hapis politikasının çok ağır bir toplumsal faturasının olduğunu hatırlattı. Yarımadada anne veya babası (bazen her ikisi de) siyasi davalar nedeniyle hapse atılan 400’den fazla çocuk, ebeveyn sevgisinden ve bakımından mahrum bırakılmış durumda. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Bariyeva, acı gerçeklere şu şekilde dikkat çekti: "Şu ana kadar belgeleyebildiğimiz ve doğrulayabildiğimiz her şey, buz dağının sadece görünen kısmı. Rusya'nın Kırım'da kadınlara ve ailelere çektirdiği acıların tam ve gerçekçi tablosuna ancak Kırım işgalden kurtarıldıktan sonra ulaşabileceğiz."

KTMM Başkanı Çubarov: Kırım, Rusya için bir yaşam alanı değil, askeri üstür! Haber

KTMM Başkanı Çubarov: Kırım, Rusya için bir yaşam alanı değil, askeri üstür!

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de dün gerçekleştirilen 5. Uluslararası Kırım Platformu Uzmanlar Ağı Forumu, düzenlenen panellerle Kırım'daki son durumu gözler önüne serdi. Yarımadada yürütülen kimlik mücadelesi, artan baskılar, Ruslaştırma politikaları, gençlerin siyasi bilincinin dönüştürülmesi ve kültürel mirasın yok edilmesi gibi hayati konuların masaya yatırıldığı panelde en çarpıcı açıklama Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov’dan geldi. “KENDİLERİNE BOYUN EĞMEYEN İNSANLARI YARIMADADAN SÜRÜYORLAR” KTMM Başkanı Refat Çubarov, Kremlin’in Kırım’a bakış açısını ve yarımadada yürüttüğü demografik mühendisliği şu sözlerle ifşa etti: Rusya Federasyonu, 2014 yılında Kırım'ı işgal ederken burayı yalnızca Ukrayna'ya ve diğer devletlere karşı yeni bir saldırı dalgası başlatabileceği bir askerî üs olarak gördü. Eğer Kırım bir askerî üsse, o zaman Rusya'nın işgali kabul etmeyen insanlara ihtiyacı yoktur. İşte bu yüzden işgale boyun eğmeyen herkesi, özellikle de Kırım Tatar halkını yarımadadan dışlayıp sürmek istiyorlar. Tam 12 yıldır çocuklarımızın zihinlerini yıkayıp öldürmek için her şeyi yaptılar. Yarımadada tam bir Ruslaştırma, asimilasyon, Kırım tarihinin çarpıtılması ve Rus tarihi hafızasının zorla dayatılması süreci yaşandı. Çubarov, Ukrayna'nın şimdiden işgalden kurtarma sonrasına hazırlanması gerektiğini belirterek; tarihi yer adlarının geri iade edilmesi, Kırım Tatar ve Ukrayna kimliğini yeniden canlandıracak yeni ders kitapları ile programların bugünden hazırlanması çağrısında bulundu. 2022’DEN SONRA BASKILAR KAT KAT ARTTI Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olga Kurışko ise tam ölçekli işgal girişiminin başladığı 2022 yılından sonra yarımadadaki baskıların akılalmaz bir boyuta ulaştığını belirtti. Kurışko, Rusya'nın idari ve ceza kanunlarında yaptığı değişikliklerle sivil halkı tamamen nefessiz bıraktığını söyledi: Bugün Kırım’da Ukrayna’ya yönelik en ufak bir kamusal destek veya işgalci yönetime yönelik basit bir eleştiri bile doğrudan hapis ya da kovuşturma gerekçesi sayılabiliyor. Özellikle son dönemde idari gözaltı ve tutuklamaların sayısında muazzam bir artış var. İnsanları gözaltına alıp, kendi siyasi duruşları ve fikirleri yüzünden kameralar karşısında zorla özür diledikleri videolar kaydetmeye zorluyorlar. Rusya 12 yılda Kırım'da kendi sesine sahip olmanın neredeyse imkânsız olduğu bir korku imparatorluğu inşa etti. Bu şartlarda Ukrayna veya Kırım Tatar kimliğini korumak olağanüstü zor; insanlar bu kimliği ancak işgal bölgesinden kaçıp kurtulduklarında açıkça yaşayabiliyorlar. "EN BÜYÜK TEHLİKE ÇOCUKLARA SAVAŞIN BİR NORM OLDUĞUNUN DAYANILMASI” Almenda Sivil Toplum Eğitim Merkezi Ulusal Savunculuk Bölüm Başkanı Valentina Potapova, Kırım’daki eğitim sisteminin bir beyin yıkama mekanizmasına dönüştüğünü vurguladı. Kimliğin hayatın ilerleyen dönemlerinde yeniden kazanılabileceğini ancak bozulan "siyasi bilincin" tamirinin çok daha zor olduğunu belirten Potapova, "Rusya Federasyonu bugün eğitim sistemi aracılığıyla çocuklara savaşı normal bir olgu gibi algılamayı, Rus saldırganlığını haklı görmeyi ve diktatörlüğe rıza göstermeyi öğretiyor. Eğitim, eleştirel düşünceyi yok ederek sadece savaşa hazır askerler yetiştiriyor. İşgal bittiğinde yüzleşeceğimiz en büyük sorun bu olacak." uyarısında bulundu. Bölgesel İnsan Hakları Merkezi Uzmanı Andriy Lutsık da Rusya'nın Kırım'da sadece kültürel mirası yok etmediğini, Ukrayna ve Kırım Tatar varlığını tamamen silerek yarımada üzerindeki kontrolünü kalıcı kılmak adına Kırım halkının siyasi ve kültürel kimliğine topyekûn, planlı bir imha saldırısı yürüttüğünü ifade etti.

Ukrayna Ombudsmanlığından "Kırım Dayanışması" tepkisi: "Amaç Kırım'daki savaş suçları gizlemektir!" Haber

Ukrayna Ombudsmanlığından "Kırım Dayanışması" tepkisi: "Amaç Kırım'daki savaş suçları gizlemektir!"

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Temsilciliği, Rusya Adalet Bakanlığının işgal altındaki Kırım’da faaliyet gösteren "Kırım Dayanışması" (Krymka Solidarnist) sivil toplum kuruluşunu ve aralarında tanınmış avukat, gazeteci ile aktivistlerin yer aldığı çok sayıda Kırım Tatar insan hakları savunucusunu "yabancı ajan" listesine eklemesine sert tepki gösterdi. Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi Kırım Temsilciliği tarafından yapılan resmî açıklamada, Rusya'nın bu adımının Kırım'da işgalci yönetime boyun eğmeyen ve barışçıl direnişini sürdüren sivil toplumu susturmaya yönelik sistematik bir baskı ve sindirme operasyonu olduğu vurgulandı. “CENEVRE SÖZLEŞMESİ AÇIKÇA İHLAL EDİLİYOR” Kırım Temsilciliği, Rusya’nın kanaat önderlerini, hukukçuları ve sivil gazetecileri marjinalleştirmek için ayrımcı etiketleri bir silah olarak kullandığını belirtti. Rusya'nın bu hukuksuz adımla Kırım'da işlenen savaş suçlarının belgelenmesini engellemeyi ve siyasi tutsakları tamamen savunmasız bırakmayı amaçladığı ifade edilen açıklamada, uluslararası yükümlülükler şu sözlerle hatırlatıldı: Savaş Zamanında Sivillerin Korunmasına İlişkin IV. Cenevre Sözleşmesi’nin 27. maddesi, işgalci devletin sivil halkın kişiliğine, onuruna ve haklarına saygı gösterme yükümlülüğünü açıkça ortaya koyar. İşgalci güç, sivilleri her türlü şiddet, baskı ve yıldırma eyleminden korumak zorundadır. Hak savunucularının ve gazetecilerin bu şekilde zulme uğraması, uluslararası hukukun ağır ve açık bir ihlalidir. BASKILARA RAĞMEN MÜCADELEYE DEVAM EDENLERE DESTEK MESAJI Açıklamada, Rusya Adalet Bakanlığının "yabancı ajan" ilan ettiği Lutfiye Zudiyeva, Emil Kurbedinov, Server Mustafayev, Lilya Gemeci, Dilyaver Memetov, Mustafa Seydaliyev, Edem Semedlyayev, Server Çolakçık, Zedin Acikelyamov, Ruslan Paralamov ve Mümine Saliyeva gibi isimlerin Kırım'da adaletin sesi olduğu belirtildi. Ukrayna Ombudsmanlığı, her türlü tehlike, tehdit ve engellemeye rağmen işgal altındaki topraklarda gerçekleri dünyaya duyurmaya ve haksızlığa uğrayan insanları savunmaya devam eden tüm avukat, aktivist ve sivil gazetecilerin sarsılmaz bir şekilde arkasında olduklarını ilan ederek, "Birliğin olduğu yerde, zafer vardır." ifadelerine yer verildi. RUSYA KIRIM DAYANIŞMASINI YABANCI AJAN İLAN ETTİ 26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü'nde Rusya Federasyonu Adalet Bakanlığı, Rus işgali altındaki Kırım'da ifade özgürlüğünü tamamen bastırmaya yönelik düzmece bir karara imza attı. Bakanlık, Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost) sivil toplum teşkilatını ve bununla birlikte birçok Kırım Tatar insan hakları savunucusunu, gazeteciyi ve aktivisti "yabancı ajanlar" listesine ekledi.

Kırım Tatar bir annenin daha yüreği evlat hasretine dayanamadı: İki siyasi tutsağın annesi Seyyare Gugurik vefat etti Haber

Kırım Tatar bir annenin daha yüreği evlat hasretine dayanamadı: İki siyasi tutsağın annesi Seyyare Gugurik vefat etti

Kırım’daki Rus işgal yönetiminin Kırım Tatar halkına yönelik yürüttüğü siyasi baskılar, geride telafisi imkânsız insani trajediler bırakmaya devam ediyor. Rus işgal güçleri tarafından hukuksuz bir şekilde hapse atılan iki kardeş; Kırım Tatar siyasi tutsaklar Rüstem ve Bekir Gugurik’in 85 yaşındaki annesi Seyyare Gugurik hayatını kaybetti. Son yıllarını iki evladının da uydurma suçlamalarla zindana atılmasının acısı ve Rus makamlarının bitmek bilmeyen baskıları altında geçiren yaşlı annenin yüreği, evlatlarının özgürlüğünü görmeye yetmedi. ÖNCE KÜÇÜK OĞLU SİBİRYA'YA SÜRÜLDÜ Gugurik ailesini hedef alan siyasi güdümlü baskıların ilk kurbanı küçük oğul Rüstem Gugurik oldu. 2022 yılında hiçbir hukuki dayanak olmaksızın alıkonulan Rüstem, işgal mahkemesinin verdiği düzmece cezanın ardından Rusya’nın en ücra köşelerinden biri olan Buryatya Cumhuriyeti'ndeki cezaevine gönderildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin aktardığı bilgilere göre, hapishane koşullarında sağlık durumu hızla kötüye giden Rüstem Gugurik'e ihtiyaç duyduğu tıbbi yardım Rus yönetimi tarafından kasten verilmiyor. BÜYÜK OĞLUNA “BAYRAK” BAHANESİYLE HAPİS VE EVİNE ÇÖKME ZULMÜ Baskı dalgası daha sonra ailenin büyük oğlu, 62 yaşındaki Bekir Gugurik’i vurdu. Şubat 2025’te sözde "Numan Çelebicihan Taburu" davası kapsamında uydurma delillerle tutuklanan Bekir Gugurik, işgal mahkemesince 4 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, bu davanın tek "delilinin" Bekir Gugurik'in oğlunun bilgisayarında bulunan ve üzerinde "Kırım Ukrayna'dır" yazan bir Kırım Tatar millî bayrağı görseli olduğunu açıkladı. Tutuklamanın ardından aileye hiçbir şekilde görüşme izni verilmezken, işgalciler Bekir Gugurik’in evine de yasa dışı bir şekilde el koyarak içine yerleşti. “RUSYA SADECE TUTSAKLARI DEĞİL, AİLELERİNİ DE YOK EDİYOR” İki oğlunun trajik kaderi için çırpınan Seyyare Gugurik’in bünyesi bu ağır manevi yıkıma ve strese daha fazla dayanamadığına dikkat çeken Kırım Tatar Kaynak Merkezi, yayımladığı taziye mesajında aileye başsağlığı dilerken, bu trajedinin bir rastlantı olmadığını vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: Maalesef bu, Kırım siyasi tutsaklarının yakınlarının, çocuklarının özgürlüğe kavuştuğunu göremeden hayata gözlerini yumduğu ilk vaka değil. Bu acı hikayeler arasında; İrına Danılovıç’in babası Bronislav Danılovıç, Vadım Bektemırov’un babası Zaidin Bektemırov, siyasi tutsak Halil Mambetov’un eşi Lilya Mambetova, siyasi tutsak Ahtem Çiygöz’ün annesi Aliye Çiygöz ve daha niceleri yer alıyor. Bu trajediler tesadüf değildir. Bitmek bilmeyen gerginlik, stres, manevi yıpranış ve yıllar süren bekleyiş, siyasi tutsak yakınlarının, özellikle de ileri yaştaki insanların, sağlığını ve canını ellerinden almaktadır. Ev baskınları, baskılar, tecrit ve görüş yasakları; tüm bunlar ailelerin hem fiziksel hem de psikolojik durumunu doğrudan baltalamaktadır. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, bu trajik istatistiğin, Rus baskılarının sadece siyasi tutsaklar üzerinde değil, onların aileleri üzerinde de ne denli yıkıcı bir etkiye sahip olduğunu bir kez daha gözler önüne serdiğini vurgulamaktadır. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, yasa dışı olarak tutuklanan tüm kişilerin bir an önce serbest bırakılması ve ailelerine kavuşması gerektiği konusundaki ısrarını yinelemektedir. Onların özgürlüğünü geciktirmek, sadece zamanı değil, sevdiklerinin canını da hayattan koparmaktadır.

İşgalcilerden Kırım Tatar Bayrak Günü öncesi baskı: Gazeteci Lütfiye Zudiyeva “uyarıldı” Haber

İşgalcilerden Kırım Tatar Bayrak Günü öncesi baskı: Gazeteci Lütfiye Zudiyeva “uyarıldı”

Rus işgali altındaki Kırım’da, Kırım Tatar halkının haklarını savunan aktivist, gazeteci ve insan hakları savunucusu Lütfiye Zudiyeva, bir kere daha Rus işgal güçlerinin hedefi oldu. Kırım Dayanışması sivil toplum teşkilatı tarafından paylaşılan bilgilere göre Rus işgal güçleri, Zudiyeva’ya "suç ve yasa dışı eylemlere zemin hazırlayacak faaliyetlerin önlenmesi" gerekçesiyle resmî bir uyarı belgesi tebliğ etti. Kırım Tatar insan hakları savunucusu, kendisine yönelik bu baskı hamlesinin, her yıl geleneksel olarak 26 Haziran’da kutlanan Kırım Tatar Bayrak Günü’nün yaklaşmasıyla doğrudan bağlantılı olduğunu vurguladı. EVİNİN ÖNÜNDE YOLU KESİLDİ Olay, 17 Haziran günü işgal altındaki Canköy kentinde meydana geldi. Evinin yakınlarında Lütfiye Zudiyeva’nın yolunu kesen Rusya kontrolündeki sözde polis görevlisi, “uyarı belgesinin” metnini gazetecinin yüzüne okudu. Rus makamları tarafından hazırlanan belgede, sözde polisin "Zudiyeva’nın idari bir suç veya ceza gerektiren bir eylemde bulunabileceğine dair istihbarat bilgilerine sahip olduğu" iddia edildi. Ancak söz konusu “resmî ihtarname” metninde, gazetecinin hangi somut eylemiyle ne tür bir yasa ihlali yapacağına dair hiçbir hukuki dayanak veya ayrıntı belirtilmedi. KIRIM TATAR AKTİVİSTLERİNİ “YILDIRMA” POLİTİKASI İnsan hakları savunucusu Lütfiye Zudiyeva, belgenin içeriğini tamamen reddederek evrak üzerine yazılı olarak itiraz şerhi düştü. Rus işgal yönetiminin Kırım Tatar halkı için önem arz eden anma günleri, millÎ bayramlar ve toplumsal dayanışma etkinlikleri öncesinde bu tarz "önleyici tedbir" maskeli baskı mekanizmalarını rutin olarak devreye soktuğunu belirten Zudiyeva, bu uygulamaların amacına dikkat çekti. Gazeteci, herhangi bir somut suçlama içermeyen bu uyarıların, aktivistler ve basın mensupları üzerinde bir "caydırıcı etki" yaratmayı, insanları meşru ve yasal faaliyetlerden bile alıkoyarak korku iklimi oluşturmayı hedeflediğini ifade etti. Bu gelişme, işgalci yönetim tarafından Lütfiye Zudiyeva’ya yönelik ilk engelleme girişimi değil. Kırımlı gazeteci daha önce de benzer uydurma gerekçelerle uyarılara maruz kalmış, yarımadadaki Kırım Tatarlarının maruz kaldığı hak ihlallerini dünyaya duyurduğu objektif gazetecilik faaliyetleri ve makaleleri nedeniyle sözde idari para cezalarına çarptırılmıştı. Uluslararası insan hakları örgütleri, Zudiyeva'ya yönelik bu sistematik takibatı, Kırım'da özgür basını susturma ve Kırım Tatar kimliğini baskılama politikasının açık bir tezahürü olarak değerlendiriyor.

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus Haber

Rus esaretindeki Kırım Tatar kadın tutsaklar: 21 yaşındaki Elviza’nın yatağında başlayan kabus

Rusya’nın Kırım’ı uluslararası hukuku çiğneyerek işgal etmesinin ardından yarımadada başlatılan sistematik baskı, tecrit ve yıldırma politikaları her geçen gün boyut değiştiriyor. Kremlin rejimi, ilk yıllarda daha çok erkek aktivistleri, gazetecileri ve Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyelerini hedef alırken; son dönemde baskı dalgasını Kırımlı kadınlara, annelere ve genç kızlara kadar genişletti. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak hazırladığımız "İşgal Altında Çalınan Hayatlar: Kırım’ın Siyasi Tutsak Kadınları" özel dosya serimizin ilk bölümünde; henüz 20 yaşında bir üniversite öğrencisiyken yatağından dipçiklerle alınan, düzmece "terör" suçlamalarıyla hayatı çalınan Elviza Aliyeva’nın hikâyesini ve bir annenin adalet uğruna Kırım’dan Moskova’ya uzanan amansız mücadelesini sayfalarımıza taşıyoruz. Elviza Aliyeva, üniversite 4. sınıf öğrencisiydi. Fiolent Fabrikası'nda staj yapıp üniversiteden mezun olmaya hazırlanıyordu. Ancak evine düzenlenen baskın tüm hayallerini yıktı. Rus işgal güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde, sabahın ilk ışıkları Kırım’ın Bahçesaray bölgesinin üzerine henüz düşmemişken, saat 04.00 sularında Aliyev ailesinin evine baskın düzenledi. Yüzü maskeli silahlı adamlar kapıları tekmelemeye başladı. Kızının hukuksuzca elinden, evinden, hürriyetinden koparıldığı günün şokunu hâlâ atlatamayan Elviza Aliyeva, o karanlık sabahı QHA'ya şu sözlerle anlattı: O sabah saat dörtte korkunç bir gürültü ile uyandım. Koridora nasıl çıktığımı, kapıyı nasıl açtığımı hâlâ hatırlamıyorum. 'Açın, polis!' diye bağırıyorlardı. Evimiz beş odalı, içeri maskeli, iri yarı bir sürü adam doluştu. Ne yapacağımı bilemedim, tam bir şok halindeydim. Kızımın giyinmesine bile izin vermediler. Elviza bana daha sonra yaptığımız görüşmelerde; ‘Uyuyordum, başıma bir şey dayadıkları için uyandım. Gözümü açtığımda silah gördüm.’ diye anlattı. Maskeli, silahlı koca adamların karşısında uykusunda, yatağında basılan 20 yaşında bir kız... Küçük oğlum 16 yaşında, onun da odasına girip yatağını sarsmaya başladılar, 'Uyan ufaklık, yeter bu kadar uyku.' diye bağırıyorlardı. Onu aşkın silahlı Rus güvenlik görevlisi evi altüst etti. Ailenin daha önce ömründe görmediği dini kitaplar, sanki oradaymış gibi "bulunarak" tutanağa geçirildi. Elviza, o sabah evinden, hayallerinden ve diplomasından koparılarak bilinmezliğe götürüldü. “YA İFTİRA ATIP 5 YIL YATARSIN YA DA 15 YIL SÜRGÜNÜNE GİDERSİN” Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Elviza Aliyeva; Esma Nimetulayeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova adlı üç Kırım Tatar kadınıyla birlikte Rusya Ceza Kanunu'nun 205.5 maddesi uyarınca "terör örgütüne üye olmakla" suçlanarak tutuklandı. Evinde tek bir silah bulunmayan, hayatı boyunca hiçbir şiddet eylemine karışmayan üniversite öğrencisi için bu suçlama tam bir saçmalıktan ibaretti. Düzmece davanın tüm iddianamesi ise Esma Nimetulayeva'nın evine iki yıl boyunca yerleştirilen yasa dışı ses kayıtlarına dayandırıldı. Annesi, sözde “mahkeme” sürecinde maruz kaldıkları psikolojik şantajı ve Rus adalet sisteminin iki yüzlülüğünü şu sözlerle ifşa etti: İlk başta 'Bir inceleyip bırakacağız' dediler. Hep yalan. Avukatlarımız ev hapsi istedi, 'Delilleri karartırlar, şahitleri tehdit ederler' diyerek reddettiler. Ortada tek bir somut delil yok, olsaydı şimdiye cezayı çoktan kesmişlerdi. Şimdi baskı yapıyorlar; 'Suçunu itiraf et, arkadaşına karşı ifade ver. Eğer itiraf ederseniz 5 yıl ceza yer, Kırım'daki bir cezaevinde cezanızı çekersiniz. Ama terörist olmadığını savunup suçlamayı reddedersen 15 yıl 'Kolıma' sürgününe gidersin diyorlar. Kolıma Rusya'nın en ücra, en ölümcül cezaevlerinin olduğu yer... “KÜFLÜ HÜCRELER, YIRTILAN BAŞÖRTÜLERİ…” Elviza Aliyeva şu anda Akmescit’teki (Simferopol) 1 Nolu Tutukevi'nde dört kişilik bir hücrede tutuluyor. Esaret altındaki Kırım Tatar kadınlarının maruz kaldığı şartlar sadece ağır değil, aynı zamanda insanlık onurunu zedeleyici boyutta. Hücreler nem ve küf içinde, kaloriferler neredeyse hiç yanmıyor ve sıcak su yok; tutsaklar sularını küçük su ısıtıcılarıyla ısıtmaya çalışıyor. Gündüz vakti tutsakların battaniye ile örtünmesi kesinlikle yasak. Tabak, çatal kaşık gibi kişisel eşyalara el konuluyor. Daha da acısı, işgalcilerin inanç özgürlüğüne yönelik barbarca saldırılar söz konusu. Gözaltının ilk günlerinde Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlisi bir kadının, tutsak kadınlardan Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı ve erkek görevlilerin gözü önünde başörtüsünü zorla çekip yırttığı öğrenildi. Aynı haysiyet kırıcı muamele Elviza, Esma ve Nasiba’ya da uygulandı. Buna rağmen gencecik Elviza, hücresindeki gardiyanların tehditlerine meydan okuyarak her gün gardiyanlara haber verip namazını kılmaya, inancına tutunmaya devam ediyor. Boş zamanlarında ise dil çalışmaları yaparak; İngilizcesini geliştirirken bir yandan da kendi çabasıyla Arapça ve Türkçe öğreniyor. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Evlatları haksızca ellerinden alınan Kırım Tatar aileler sessiz kalmadı. İçlerinde Elviza, Nasiba ve Fevziye’nin ailelerinin de bulunduğu 16 kişilik bir heyet, Kırım genelinden topladıkları 6 bin 500 imzalı dilekçeyi teslim etmek üzere 29 Ekim'de Rusya’nın başkenti Moskova’ya doğru yola çıktı. Yolculuk tam bir psikolojik harbe dönüştü. Kırım Tatar heyet, 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından tam 5 kez gerekçesiz şekilde durdurularak alıkonuldu. Moskova’ya ulaştıklarında ise Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova randevu vermeyerek kapıları yüzlerine kapattı. Ardından Rusya Başsavcılığı ve Devlet Başkanlığı İdaresine gitmeye çalışan heyet, Moskova'nın göbeğinde FSB ablukasına alındı. Anne Aliyeva o tehlikeli anları şöyle anlatıyor: Savcılığa gitmeden önce bir kafede oturup bekliyorduk. Kimseye bir zararımız yoktu. Birden içeri 23 tane Aşırılıkla Mücadele Merkezi memuru daldı, her yeri arıyorlar. Bizi aradıklarını anladık. Hemen toparlandık, bizi gözaltına alıp sorgulamak istediler. Belgelerimizi şikayet dilekçelerimizi teslim etmeden hiçbir yere gitmeyeceğimizi söyledik. Sırf evrakları vermeyelim diye süreci sabote etmeye çalıştılar. Hafta sonu araya girdi ama biz gitmedik, cumartesi günü o şikayet dilekçelerini savcılığa teslim ettik. Biz uyurken bile kapımızda iki kişi bekliyordu, bizi adım adım izlediler. Ancak toplanan binlerce imzaya ve göze alınan tüm tehlikelere rağmen siyasi kadın tutsakların yakınlarının Moskova’ya yaptığı yolculuk sonuçsuz kaldı. TUTUKEVİNDE 21 YAŞINA GİRDİ Akmescit tutukevinin soğuk bir hücresinde tutulan Elviza Aliyeva, 29 Mayıs’ta 21 yaşına girdi. 8 aydır haksız yere alıkonulan genç kız son görüşmelerinde parmaklıkların arkasından annesine bakarak şu yürek burkan sözleri söyledi: Anne, en çok neye yanıyorum biliyor musun? Yanınızdayken size yeterince sarılamadığıma, size az vakit ayırdığıma yanıyorum. Şimdi yüzünüzü sadece bir kez görebilmek için tam altı ay beklemek zorunda kaldım... Aliyeva ailesi ve tüm Kırım, şimdi gencecik Elviza’nın ve esir tutulan tüm Kırımlı kadınlarının bir an önce özgürlüklerine kavuşması ve adaletin tecelli etmesi için dualarla direniyor.

Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova erkekler blokundaki soğuk hücreye sevk edildi Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova erkekler blokundaki soğuk hücreye sevk edildi

İşgal altındaki Kırım’da 2025 yılı ekim ayında haksız yere alıkonulan 22 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Fevziye Osmanova ve hücre arkadaşlarının, Akmescit (Simferopol) 1 Nolu tutukevindeki erkekler bloğunda bulunan bir hücreye sevk edildikleri bildirildi. Osmanova’nın ailesi, genç kadının tutulma şartlarının kötüleştiğini ve temel ihtiyaçlardan mahrum bırakıldığını aktardı. Kırım Dayanışması sivil toplum kuruluşuna konuşan anne Elyanora Osmanova, kızı Fevziye’den cezaevi mektuplaşma sistemi üzerinden bir mektup aldığını belirtti. Mektupta aktarılan bilgilere göre, genç kadının nakledildiği yeni hücre, binanın güneş görmeyen gölge tarafında yer alıyor. Bu nedenle koğuşun son derece soğuk ve nemli olduğunu belirten Osmanova, hücrede buzdolabı ve televizyon gibi asgari teknik donanımların da bulunmadığını yazdı. Buzdolabı olmaması sebebiyle mahkûmların yiyeceklerinin kısa sürede bozulduğu, cezaevi yönetiminin ise "yeterli ekipman olmadığı" bahanesiyle buzdolabı temin etmeyi reddettiği öğrenildi. DOĞUM GÜNÜNÜ HAPİSTE KARŞILADI Cezaevi yönetiminin mahkûm kadınlara verdiği bilgiye göre, Fevziye Osmanova ve beraberindekilerin erkekler bloğundaki bu olumsuz şartlar altında en az iki hafta, duruma göre ise bir ay daha tutulmaya devam edeceği ifade edildi. Kırım Tatar genç kızın maruz kaldığı bu haksız tecrit ve hak ihlalleri devam ederken, Fevziye Osmanova'nın Rus esaretindeki hücresinde 24 Mayıs tarihinde 22 yaşına girdiği belirtildi. KADINLAR SİYASÎ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde aralarında siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi Esma Nimetulayeva'nın da olduğu dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB Ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmaya başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6,5 bin imza atıldı. Heyet aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

Rus mahkemesinden 5 Kırım Tatarına toplam 77,5 yıl hapis cezası Haber

Rus mahkemesinden 5 Kırım Tatarına toplam 77,5 yıl hapis cezası

İşgalcilerin Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurguladığı sözde Hizb-ut Tahrir Davası çerçevesinde alıkonulan Kırım Tatar siyasi tutsaklar; Remzi Kurtnezirov, Nariman Ametov, Enver Halilayev, Ali Mamutov ve Vohid Mustafayev’in karar duruşması 21 Mayıs 2026 tarihinde Rostov-na-Donu kentindeki Güney Bölge Askeri Mahkemesinde gerçekleşti. Rus mahkemesi, beş Kırım Tatarını toplamda 77 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm etti. Kırım Dayanışması sivil toplum teşkilâtının 21 Mayıs 2026 tarihinde aktardığı verilere göre, Rus mahkemesi yargılama usullerini tamamen hiçe sayarak, tarafların esas hakkındaki mütalaalarından hükmün açıklanmasına kadar olan tüm aşamaları şaşırtıcı bir şekilde tek bir güne sığdırdı. Mahkeme heyetinin açıkladığı sözde karara göre; imam Remzi Kurtnezirov 20 yıl hapis, Nariman Ametov 15 yıl hapis, Enver Halilayev 14 yıl 6 ay hapis, Vohid Mustafayev 14 yıl hapis, Ali Mamutov 14 yıl hapis cezasına çarptırıldı. FELÇLİ VE HASTA İMAMA 20 YIL HAPİS Canköy’e bağlı Lobanovo köyü camisinin eski imamı olan Remzi Kurtnezirov’un durumu Rus yargısının acımasızlığını bir kez daha gözler önüne serdi. Üç kez felç geçiren, kafatası delinen (trepanasyon), şeker ve yüksek tansiyon hastası olan Kurtnezirov, vücudunun sağ tarafının felçli olması ve engeli nedeniyle ev hapsinde tutuluyordu. Yakınları, Kurtnezirov'un Kırım'daki bir hastanede zorunlu adli-psikiyatrik muayene için tutulduğu sırada tam 12 kilo verdiğini bildirmişti. Kurtnezirov, temyiz başvurusu karara bağlanana kadar evinde kalmaya devam edecekken, davanın diğer sanıkları ise Rostov-na-Donu'ndaki tutukevinde tutuluyor. KAMUOYU DESTEĞİNİ AZALTMAK İÇİN GİZLİ VE HIZLI YARGILAMA Kırım Tatar aktivistler, geçmiş dönemlerde mahkeme tarihlerinin önceden ilan edildiğini, bu sayede ailelerin ve destek gruplarının adliye binası önüne gelerek dayanışma gösterebildiğini hatırlattı. Ancak son dönemde Rus mahkemelerinin bu süreçleri tamamen kapalı kapılar ardında ve yangından mal kaçırır gibi yürüttüğü vurgulandı. İnsan hakları savunucuları, bu aceleci yöntemin tesadüf olmadığını, Kremlin'in Kırım Tatarlarına yönelik siyasi baskılara karşı oluşabilecek toplumsal tepkiyi ve halkın adliye önlerinde toplanmasını engellemek amacıyla mahkemeleri bilerek apar topar sonuçlandırdığını ifade ediyor. KIRIM’DA TOPLU BASKIN: 10 KİŞİ ALIKONULDU Rus işgal güçleri, 5 Mart 2024 tarihinde sabah erken saatlerde Bahçesaray ile Canköy kentlerinde yaşayan 10 Kırım Tatarının evinde arama gerçekleştirdi. Aramaların ardından Bahçesaray’da; Memet Lyumanov, Rüstem Osmanov, Mustafa Abduramanov, Aziz Azizov; Canköy’de; Remzi Kurtnezirov, Nariman Ametov, Enver Halilayev, Arsen Kaşka, Ali Mamutov ve Vahid Mustafayev olmak üzere toplamda 10 Kırım Tatarı alıkonuldu. Avukatların verdiği bilgiye göre, işgalciler 10 Kırım Tatarına sözde terör örgütü üyesi olma ve faaliyetlerini düzenleme çerçevesinde suçlamalar yöneltti. Ardından sözde mahkeme sağlık durumu nedeniyle tansiyon hastası, kısmi felç Remzi Kurtnezirov hakkında ev hapsi diğer 9 kişi hakkında ise tutuklama kararı almıştı.

İşgalci Rusya’dan Kırım Tatar siyasi tutsağa yeni suçlama Haber

İşgalci Rusya’dan Kırım Tatar siyasi tutsağa yeni suçlama

Rusya’nın işgal altında tuttuğu Kırım’da, Ukrainler ve Kırım Tatarlarına yönelik sistematik tekerrür eden zulüm pratiklerine bir yenisi eklendi. Kırım’ın sözde Turizm Eski Bakanı Vadim Volçenko’ya "suikast girişimi" iddiasıyla daha önce düzmece bir mahkeme süreci sonucu işgalcilerce 12 yıl hapse mahkûm edilen 27 yaşındaki Mamut Belalov hakkında şimdi de "vatana ihanet" suçlamasıyla yeni bir davanın açıldığı öğrenildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, Belalov’a yönelik baskıların detaylarını paylaştı. Belalov’un 3 yıl 8 aydır FSB’nin hücrelerinde hukuka aykırı şekilde rehin tutulduğunu belirten Bariyeva, mart ayında genç mahkumun sağlık durumunun ciddi şekilde kötüleştiğini, buna rağmen onun sistematik sorgulara maruz bırakıldığını kaydetti. Belyalov’un Volgograd’dan Akmescit’e (Simferopol) nakledilmesinin üzerinden 8 ay geçmesine rağmen, babasıyla sadece bir kez soruşturma görevlisi izniyle telefonla görüşebildiği, ailesiyle tüm iletişiminin mektuplarla kısıtlandığı bildirildi. İŞGALCİLER HEM SİYASİ TUTSAĞA HEM AİLESİNE BASKI UYGULUYOR Bariyeva, Rusya Ceza Kanunu’nun 275. maddesi uyarınca (vatana ihanet) açılan yeni davanın arka planındaki kirli yöntemleri şu sözlerle deşifre etti: Mamut hakkında tamamen uydurma bir vatan hainliği davası açtılar. Onu sistematik olarak FSB binasına sorguya götürüyorlar ve tam da o esnada ailesini güya 'görüşme günü' için binaya çağırıyorlar. Koridorda veya kameralarla dolu odalarda, tepelerinde iki gardiyan eşliğinde yapılan 3-4 saatlik kısa görüşmeler sırasında asıl sorgu tezgahlanıyor. Müfettiş, avukatın yokluğunda sırayla bir mahkumu bir ailesini içeri çağırıyor. Onlara Ukrayna’ya destek, ülkedeki siyasi durum ve Rusya’nın işgal operasyonu hakkında kışkırtıcı sorular sorarak bilgi sızdırmaya çalışıyorlar. İşgalcilerin, yasa dışı olarak hüküm giymiş Mamut Belalov ve ailesi üzerinde, açıkça uydurma olan ve ilk harften son harfe kadar her şeyi tahrif eden ikinci bir ceza davası için malzeme toplamak amacıyla uyguladıkları psikolojik baskı işte budur. MAMUT BELALOV DAVASI İşgalciler, Kefe (Feodosiya) bölgesi İçki kasabası sakini genç Kırım Tatarını 9 Eylül 2022 tarihinde alıkoydu. Daha sonra işgalciler, acımasız işkencelere maruz kalan Belalov’u, Kırım’ın sözde Turizm Bakanına cinayet girişiminde bulunmakla suçladı. 2024 yılında işgalci mahkeme Belalov’u 12 yıl hapis cezasına çarptırdı. Yasa dışı mahkûmiyetin ardından Kırım Tatarı, işgal altındaki Kırım'dan Rusya'nın Volgograd kentindeki 19 numaralı cezaevine nakledildi. Ancak Ekim 2015'te Belalov'un sebepsiz bir şekilde Kırım'a geri getirilerek Akmescit’teki 2 numaralı tutukevine yerleştirildiği öğrenildi. Belalov'un Akmescit'teki (Simferopol) 2 numaralı tutukevine getirilen işkence ve dayağa maruz kaldığı da aktarılmıştı. Kendisi de eski bir siyasi tutsak olan Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Nisan 2023’te, Akmescit tutukevinde alıkonulurken rastladığı Kırım Tatar Mamut Belalov’un hikâyesini kaydederek insan hakları savunucularına iletmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.