SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rus Baskısı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rus Baskısı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rus Baskısı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım Tatarı İsmail Şemşedinov Kırım’dan 3 bin kilometre uzaktaki cezaevine sürgün edildi Haber

Kırım Tatarı İsmail Şemşedinov Kırım’dan 3 bin kilometre uzaktaki cezaevine sürgün edildi

İşgal altındaki Kırım’da Rusya kontrolündeki sözde mahkeme tarafından 13 yıl hapis cezasına çarptırılan Kırım Tatarı İsmail Şemşedinov, yasa dışı olarak Kırım Yarımadası’ndan çıkarılarak Rusya Federasyonu’nun Kurgan bölgesinde bulunan "Prosvet" yerleşim yerindeki sıkı rejim cezaevine sevk edildi. "Mahkeme. Kırım Bölümü" (Tribunal. Krımskiy Epizod) insan hakları girişimi tarafından aktarılan bilgilere göre; söz konusu cezaevi, Kırım’dan 3 bin 100 kilometreden fazla uzakta yer alıyor. İnsan hakları savunucuları, Rusya’nın Kırım Tatarlarını evlerinden binlerce kilometre uzaktaki sert iklim koşullarına sahip cezaevlerine sevk etmesini, siyasi tutsaklara ve ailelerine yönelik sistematik bir baskı ve cezalandırma yöntemi olarak nitelendiriyor. KAÇIRILDI BİR YIL TECRİTTE TUTUTULDU VE DÜZMECE DAVA ÇERÇEVESİNDE MAHKUM EDİLDİ Rus işgal güçleri, İsmail Şemşedinov’u Ocak 2024’te evine düzenledikleri baskınla gözaltına almıştı. Arama sırasında bilinmeyen bir yere götürülen Şemşedinov’un ailesine, "üç gün içinde iletişime geçeceği" iddia edilmiş ancak bu söz tutulmamıştı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, haksız yere alıkonulan Şemşedinov’un annesi Elzara Abibullayeva’nın baskın anına ilişkin şu sözlerini aktarmıştı: Onu evde ne giyiyorsa onunla çıkardılar: tişört, eşofman üstü ve eşofman altı. O şekilde götürdüler. Dışarıda ise dondurucu soğuk vardı. İki minibüs geldi, oraya bindirip götürdüler ve onu bir daha görmedim. Zorla alıkonulmasının ardından Şemşedinov, yaklaşık bir yıl boyunca avukat erişiminden ve ailesiyle iletişimden tamamen tecrit edilerek hücrede tutuldu. Temmuz 2025’te Kırım’daki Rus kontrolündeki sözde mahkeme, Şemşedinov’u düzmece "vatana ihanet" suçlamasıyla 13 yıl hapis cezasına mahkûm etti.

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz” Haber

1944 Sürgünü’nden ilk direnişe: “Vatanımıza dönme fikrinden asla vazgeçmemeliyiz”

Tarih 11 Ekim 1961. Özbekistan Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin (SSC) Taşkent Bölge Mahkemesi, Kırım Tatar millî hareketinin Stalin sonrası dönemdeki ilk siyasi yargılaması olarak tarihe geçecek bir davada kararını açıkladı. Mahkeme, "Kırım Gençlik Birliği" ve "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" adlarıyla dosyalandırılan yapılar bünyesinde faaliyet gösterdikleri gerekçesiyle Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov hakkında ağır hapis cezaları verdi. Gerçekte ise vatanından uzakta, sürgün şartlarında ezilen ve halkının adalet mücadelesine ses olmak isteyen iki cesur Kırım Tatar genci vardı. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. STALİN ÖLDÜ, SÜRGÜN EDİLEN ÇOĞU HALK VATANLARINA DÖNDÜ AMA KIRIM TATARLARINA YASAK KALKMADI 1956 yılına gelindiğinde Stalin döneminde sürgüne gönderilen birçok Sovyet halkı için rehabilitasyon süreci başlamış, Ahıska Türkleri ve Çeçenler dâhil birçok topluluğun tarihî topraklarına dönmesine izin verilmişti. Ancak bu karar Kırım Tatarlarını kapsamadı. Kırım Tatarlarına vatan kapıları kapalı kalmaya devam etti. Bu haksızlık, 1950'lerin ikinci yarısında Kırım Tatar Millî Hareketinin oluşmasına yol açtı. Mektuplar, imza kampanyaları ve resmî makamlara yapılan başvurular sonuçsuz kalınca mücadelenin uzun ve çetin geçeceği anlaşıldı. YILLAR SONRA ORTAYA ÇIKAN GERÇEKLER Uzun yıllar boyunca Seferov ve Abdurahmanov davası, sadece Kırım Tatar ve insan hakları aktivistlerinin el altından dağıttığı gizli yayınlar (samizdat) kanalıyla biliniyordu. Öte yandan Sovyet Birliği dağıldıktan sonra açılan Rusya Devlet Arşivindeki SSCB Başsavcılığı denetim dosyalarında yer alan belgeler, Sovyet rejiminin o dönem Kırım Tatarlarına yönelik kurduğu kumpasını gün yüzüne çıkardı. Soruşturma belgelerine göre, 8 Temmuz 1961'de Özbekistan SSC Bakanlar Kurulu’na bağlı Devlet Güvenlik Komitesi (KGB), Aluşta doğumlu ve Taşkent bölgesindeki Çirçik’te ikamet eden Enver Seferov hakkında soruşturma başlattı. Seferov, Kırım Tatar gençliğine hitaben “milliyetçi” ve "Sovyet karşıtı" bildiriler hazırlayıp posta yoluyla dağıtmakla suçlandı. Davanın diğer sanığı, Özbekistan'a sürgün edilen Kırım Tatarlarından Akyar doğumlu 31 yaşındaki Şevket Abdurahmanov oldu. Seferov tarafından hazırlanan bildirileri Çirçik, Suhumi, Fergana ve Namangan’daki Kırım Tatarlarına ulaştırmakla suçlanan Abdurahmanov'un evinde arama yapıldığı belirtildi. Savcılık, söz konusu aramalarda bildirilerin üç kopyasına el konulduğunu öne sürdü. VATANA DÖNME ARZU SUÇ SAYILDI İddianamede Seferov için kullanılan ifadeler oldukça dikkat çekiciydi. Sovyet makamları Seferov’u "Komünist Parti ve Sovyet Hükûmetinin icraatlarına düşmanca tutum besleyen, Kırım Tatarları arasında Kırım’a dönme arzusunu kışkırtan kişi" olarak tanımlıyordu. Seferov’un esas "suçu" ise 1959 yılında dört arkadaşıyla birlikte SBKP Merkez Komitesine Kırım Tatarlarının vatanlarına dönmesine izin verilmesini talep eden bir mektup kaleme almaktı. "KOMÜNİST EFENDİLER! BİR HALK 16 YILDIR SÜRGÜNDE" Soruşturma dosyalarında korunan ve o dönem Sovyet rejimine karşı atılmış son derece cesur bir adım olarak nitelendirilen bildirilerden biri, "Komünist Efendiler!" başlığıyla başlıyordu. "Kırım Gençlik Birliği" imzalı bildiride şu ifadeler yer alıyordu: Komünist Efendiler! Uzun süre sabrettik ve sizden merhamet bekledik. Bu aşağılayıcı durumumuz daha ne kadar sürecek? 20. yüzyılda bu yaşananlar trajik bir çılgınlık ve barbarlıktır. 16 yıldır halkımız yargılanmadan, soruşturulmadan Sovyetler Birliği'nin dört bir yanına dağıtılmış durumdadır. Küçük büyük demeden tüm bir halk, bir avuç hainin işlediği suçların cezasını mı çekmek zorundadır? Size karşı elinde silahla savaşanlar bile suçlarının cezasını ödedi. Halkımız diğer halklardan daha mı az çalışıyor? Elbette hayır. Ve siz bunu çok iyi biliyorsunuz. Haklı davamızı zorla susturmak istiyorsunuz. Milletimizin diğer halklar arasında eriyip yok olması işinize geliyor. Ama bunu başaramayacaksınız! Uzaya insan gönderip tüm insanlığın hayırseveri rolünü oynarken, küçücük bir halka karşı böyle barbarca yöntemlere başvurmanızı nasıl anlamalıyız?... Milletimizin dikkate alınmasını ve vatanımıza dönme imkânının bize tanınmasını talep ediyoruz. Kırım bizimdir ve bunu er ya da geç kabul edeceksiniz. Bugün tek bir amacımız var: Ya Vatan ya ölüm! "DİZ ÇÖKEREK YAŞAMAKTANSA AYAKTA ÖLMEK BETTERDİR" Kırım Tatar gençliğine doğrudan çağrıda bulunan "Kırım Tatar Kurtuluş Birliği" imzalı diğer bildiri metinden öne çıkan en çarpıcı kesitler şu şekilde: 1944 yılında, henüz birer çocukken, anne me babalarınızla birlikte öz topraklarınızdan sürülerek Sovyetler Birliği’nin dört bir yanına dağıtıldınız. O günden bu yana 16 yıl geçti... Sizin için şu an en hayati olan husus ise Vatanınıza dönme imkânından yoksun bırakılmış olmanızdır… Savaş sırasında sürülen diğer tüm uluslara Vatanlarına dönme imkânı tanınmışken; bizim kültürümüz kademeli olarak yok olmakta ve milletimiz, bir millet olarak varlık anlamını yitirmektedir. Siz gençler, sessizliğinizle bu haksız ve hukuksuz durumu kendinizin meşrulaştırdığını gerçekten görmüyor musunuz?.. Vatanınıza dönme fikrinden asla vazgeçmemelisiniz; aksi takdirde işleyeceğiniz bu suç, gelecek nesilleriniz nezdinde hiçbir bağışlanma bulamayacaktır. Vatanı olmayan bir insanın hor görülmeye layık olduğunu kavramalısınız… Halkınız, yaklaşmakta olan yok oluştan kurtarılmayı sizden bekliyor. Artık sizler için de şu sözü söyleme vakti gelmiştir: 'Diz çökerek yaşamaktansa, ayakta ölmek yeğdir.' Unutmayın ki, halkınızın mutluluğu uğruna verilecek mücadelede sadece gözyaşı değil, kan da dökülebilir. KRUŞÇEV "YUMUŞAMASI"NDA VERİLEN AĞIR CEZALAR Taşkent Bölge Mahkemesi, 11 Ekim 1961'de kapalı oturumda kararı açıkladı. Sovyetler Birliği Komünist Partisi'nin 20. Kongresi sonrası başlayan ve özgürleşme dönemi olarak anılan Kruşçev'in "yumuşaması" yıllarında verilmiş bu karar, rejimin Kırım Tatar sorununu çözmeye hiç niyetinin olmadığını kanıtlıyordu. Enver Seferov 7 yıl, Şevket Abdurahmanov ise 5 yıl ağır rejimli çalışma kampı cezasına çarptırıldı. Abdurahmanov’un cezaevinden SSCB Başsavcısı Roman Rudenko’ya yazdığı itiraz dilekçesindeki şu sözler Sovyet adalet sisteminin özetiydi: Anti-Sovyet belge denilen şeyler, Kırım Tatarlarının vatanları Kırım’a dönmesini talep eden çağrılardı. Bunda anti-Sovyet olan ne var bilmiyorum. Bildiğim tek şey; Stalin kişisel kültü döneminde bizler sürgün edildiğinde henüz 14 yaşında bile değildim. 1956'ya kadar sürgünde yaşadım. Bu acılar yetmedi mi ki beni 5 yıl daha toplumdan tecrit ediyorsunuz?" Bu dilekçeye verilen yanıt ise kısa ve netti: "Kararın değiştirilmesi için gerekçe yoktur." GEÇMİŞTEN GÜNÜMÜZE AYNI YÖNTEMLER Enver Seferov ve Şevket Abdurahmanov cezalarını son gününe kadar cezaevi ve çalışma kamplarında çektiler. Kırım Tatarlarının öz vatanlarına dönmesine ise daha otuz yıl vardı. 1961 yılında Taşkent'te kurulan bu kumpas davası, bugün Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarına karşı yürütülen düzmece yargılamaların tarihsel kopyasıdır. Dün "Sovyet karşıtı propaganda" ve "var olmayan örgütler" bahanesiyle vatan sevdalılarını hapse atan zihniyet; bugün işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarını "terörist", "aşırılık yanlısı" ve "sabotajcı" yaftalarıyla 15-20 yıla varan ağır hapis cezalarına çarptırmaya devam ediyor. Ancak tarih göstermektedir ki, uydurma davalar ve cezaevi duvarları Kırım Tatarlarını vatan sevgisinden ve adalet mücadelesinden hiçbir zaman vazgeçirmedi.

Kırım'da yaşlılara yönelik Rus zulmü belgelendi: 60 yaş üstü en az 64 siyasi tutsak var Haber

Kırım'da yaşlılara yönelik Rus zulmü belgelendi: 60 yaş üstü en az 64 siyasi tutsak var

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, 8 Ekim 2026 tarihinde yayımladığı "Baskı Altındaki Ak Saçlar: Rusya İşgal Altındaki Kırım’da Yaşlıları Neden Zulme Uğratıyor?" başlıklı raporunda, işgal altındaki yarımadada yaşanan insan hakları ihlallerinin korkunç boyutunu gözler önüne serdi. Rapora göre, Ekim 2026 itibarıyla 60 yaşın üzerinde en az 64 Kırımlı siyasi tutsağın (49 erkek ve 15 kadın) varlığı belgelendi. İşgalciler tarafından hürriyetinden yoksun bırakılan yaşlı siyasi tutsaklardan 44'ünün hakkında uydurma iddialarla hapis cezaları verilirken, 20 kişinin ise insanlık dışı koşullara sahip tutukevlerinde yargılanmayı beklediği açıklandı. 77 YAŞINDAKİ SİYASİ TUTSAĞA 22 YIL HAPİS TALEBİ İşgalci yönetim; yaşlı Kırımlıları ve Kırım Tatarlarını "vatana ihanet", "ajanlık", "sabotaj hazırlığı", Rusya'da yasaklı olan örgütlere üyelik, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerini finanse etmek veya Numan Çelebicihan Taburu ile bağlantılı olmak gibi uydurma iddialarla hedef alıyor. Kırım’daki en yaşlı siyasi tutsak, Rus savcılığının 22 yıl hapis cezası istediği 77 yaşındaki Volodımır Ananyev olurken; en yaşlı kadın siyasi tutsak ise 71 yaşındaki Halına Dovgopola olarak kayıtlara geçti. HAPİSLERDE YAŞLI TUTSAKLAR ÖLÜME TERK EDİLİYOR Raporda, yaşlı tutsakların en az üçünün resmî engelli statüsünün bulunduğu ve hapishane koşullarının bu kişilerin hayatı için doğrudan hayati tehlike oluşturduğu vurgulandı. Yetersiz tıbbi bakım ve ağır cezaevi şartları nedeniyle daha önce hayatını kaybeden siyasi tutsaklara da dikkat çekildi. Rus hapishanelerinde ve tutukevlerinde can veren 2. derece engelli Cemil Gafarov'un yanı sıra Kostyantın Şıring ve Rüstem Virati olmak üzere en az üç yaşlı Kırımlı siyasi tutsağın işgalcilerin zindanlarında yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Kırım'da insanlık dışı skandal teklif: "Güvenilmezler" için zorla çalıştırma taburları Haber

Kırım'da insanlık dışı skandal teklif: "Güvenilmezler" için zorla çalıştırma taburları

Rus işgal yönetiminin "yetkililer" ile toplum arasında bir diyalog platformu olarak konumlandırdığı bir yapı olan "Kırım Toplum Evi" Başkanı ve eski Rus askeri İlya Kazakov, Rus propaganda kanalı "Radio Kırım" yayınında skandal bir öneride bulundu. Kazakov, işgalci yönetim tarafından "güvenilmez" kabul edilen kişilerin ceza taburlarına (ştrafbat) gönderilerek mevzi ve siper kazmaya zorlanmasını teklif etti. Temmuz 2026'da sözde kurumun başkanlığına seçilen Kazakov, işgalci makamlara sadakat göstermeyen sivillerin bu yolla "yeniden eğitilebileceğini" ve "toplumsal fayda" sağlayacağını öne sürerek şu ifadeleri kullandı: Savaş alanında, cephe gerisinde bir şeyler taşıyabilir, kazabilirler. Ceza taburunun bir benzerini oluşturup tüm sadakatsizleri oraya gönderebiliriz. Bırakın siper kazsınlar, sığınak inşa etsinler. CENEVRE SÖZLEŞMESİ VE ULUSLARARASI HUKUKUN AÇIK İHLALİ İşgalci yetkilinin "toplumsal uyum" adı altında pazarlamaya çalıştığı bu teklif, uluslararası hukuka göre açık bir savaş suçu teşkil ediyor. IV. Cenevre Sözleşmesi, işgalci bir devletin işgal altındaki toprakların sakinlerini kendi silahlı kuvvetlerinde veya yardımcı birliklerinde hizmet etmeye zorlamasını kesin olarak yasaklıyor. "Güvenilmezlik" bahanesiyle siyasi duruşu nedeniyle insanları askeri mevzi kazmaya zorlamak, kollektif cezalandırma ve köle işgücü kullanımı anlamına geliyor. Kırım'da yıllardır "terörizm", "aşırıcılık" ve "vatana ihanet" gibi uydurma suçlamalarla Kırım Tatarı ve Ukraynalı aktivistleri hedef alan işgalci Rus rejiminin; bu teklifle birlikte siyasi baskı mekanizmalarını Rus askerî mekanizmasına bedava işgücü sağlama sistemine dönüştürmeyi hedeflediği ortada.

İşgal altındaki Kırım’da Kırım Tatar dili sistematik baskı altında Haber

İşgal altındaki Kırım’da Kırım Tatar dili sistematik baskı altında

10 Eylül Kırım Tatar Dil ve Edebiyatı Günü vesilesiyle bir açıklama yayımlayan Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Ukrayna ana karasında Kırım Tatar dilinin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için adımlar atılırken, Rus işgal altındaki Kırım'da yerli halkın dilinin varoluşsal bir tehdit ve ağır baskılar altında olduğunu vurguladı. Kırım Tatar Kaynak Merkezi tarafından yapılan açıklamada, işgalci Rus yönetiminin Kırım Tatar dilini sözde "resmi dil" olarak tanımasına rağmen, resmi kurum internet sayfalarında Kırım Tatarca sürümlere yer verilmediği, resmî yazışmaların yalnızca Rusça yürütüldüğü ve Kırım Tatarca konuşan çalışanların işten çıkarılmayla tehdit edildiği belirtilerek, “Bu uygulamalar, Birleşmiş Milletler Yerli Halkların Hakları Sözleşmesi’nin 2, 8, 15 ve 17. maddelerinin açık ihlalidir.” denildi. MAHKEMELERDE ANA DİL YASAĞI VE EĞİTİMDE SİSTEMATİK ERİME İşgalci yargı organlarının, Kırım Tatar siyasi tutsakların "duruşmaları" sırasında ana dillerinde konuşmalarını en az 16 kez yasakladığına dikkat çekilen açıklamada, “Remzi Bekirov, Riza İzetov, Raim Ayvazov, Şaban Umerov, Farhod Bazarov, Ruslan Süleymanov, Osman Arifmemetov, Rüstem Şeyhaliyev, Yaşar Muyedinov, Servet Gaziyev, Erfan Osmanov, Lenur Halilov ve Raif Fevziyev gibi siyasi tutsaklar, mahkeme salonunda Kırım Tatarca konuştukları için hakim kararıyla salondan çıkarıldı veya engellendi.” şeklinde kaydedildi. İşgal öncesinde Kırım’da Kırım Tatar dilinde eğitim veren 15 okul ve 384 sınıf bulunurken, işgal yönetimi okulların statüsünü değiştirerek bu sayıyı düşürdü. İşgalci yönetiminin verilerine göre, Kırım Tatarca eğitim veren okul sayısı 7’ye düşürüldü, 3 okul karma statüye geçirildi, 6 okulun ise özel statüsü kaldırılarak genel eğitim okuluna dönüştürüldü. Anadilde eğitim veren sınıf sayısı 384'ten 119'a geriledi. Kırım Tatarca eğitim yalnızca 9. sınıfa kadar ve velilerin yazılı başvurusu şartıyla sınırlandırıldığına dikkat çekilen açıklamada, “Okul yönetimlerinin velilere ‘Kırım'da tek bir anadil vardır, o da Rusçadır’, ‘Sınıf ve öğretmen yok’ veya ‘Ders kitabı yetersiz’ gibi gerekçelerle baskı yapıyor. Ayrıca velileri dilekçelerini geri çekmeye zorlandığı ve Kırım Tatar dili ve edebiyatı ders saatlerinin kısıtlandığı tespit edildi.” ifadeleri kullanıldı. KIRIM TATAR KAYNAK MERKEZİ'NDEN MÜCADELE VURGUSU Kırım Tatar Kaynak Merkezi, ana dilin korunmasının ancak devlet desteği, etnik medyanın (radyo, gazete, dijital içerik) güçlendirilmesi ve nitelikli eğitim kadrolarının yetiştirilmesiyle mümkün olabileceğini vurguladı. Merkez, Kırım Tatar dil ve edebiyatının toplumsal, eğitsel ve kültürel alanda hak ettiği yeri alması için uluslararası alandaki hukuki ve kamuoyu çalışmalarını kararlılıkla sürdüreceğini bildirdi. 10 EYLÜL KIRIM TATAR DİLİ VE EDEBİYATI GÜNÜ Kırım Tatarları, asırlık köklerinden aldığı güçle ana diline ve kültürel mirasına sahip çıkmayı sürdürüyor. Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) başlattığı girişim doğrultusunda bu yıl, Kırım Tatar Dili ve Edebiyatı Günü ikinci kez kutlanıyor. Ukrayna hükûmetinin Şubat 2022'de kabul ettiği “2022-2032 Kırım Tatar Dilinin Geliştirilmesi ve Yaygınlaştırılması Stratejisi” çerçevesinde; bilim insanları, dil bilimciler ve tarihçilerin ortak değerlendirmeleri sonucunda bu özel günün 10 Eylül tarihi olarak belirlenmesi teklif edilmişti. 10 EYLÜL 1927 BİRİNCİ KIRIM İMLA KONFERANSI 10 Eylül 1927 tarihinde Kırım'ın başkenti Akmescit'te yapılan Birinci Kırım İmla Konferansı, Kırım Tatar dilinin modernleşmesi, imla standartlarının oluşturulması ve milli kimliğin geleceğe taşınmasında tarihi bir milat kabul ediliyor. Kabul edilen kararnamenin bürokratik parçaları henüz tamamlanmamış olabilir; ancak Kırım Tatarları, ana dili bilincini ve kültür varlıklarını koruma isteğini şart altında sürdürüyor. Kırım Tatar dili ve edebiyatı, toplumun sarsılmaz gücü ve ana diline olan bağlılığı sayesinde bağlılık ve sürdürülmeye devam ediyor.

İşgalciler Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın babasına karşı dava açtı Haber

İşgalciler Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın babasına karşı dava açtı

Rus işgal altındaki Kırım'ın Bahçesaray bölgesine bağlı Dolinnoye (Topçıköy) köyü camisinin imamı ve Ekim 2025’te uydurma terör dosyalarıyla evinden koparılan 19 yaşındaki Kırım Tatar siyasi tutsak Nasiba Saidova’nın (Urinbaeva) babası Sadık Urinbayev hakkında idari ceza protokolü düzenlendi. Gratı haber ajansının aktardığına göre, Rus işgal güçleri, 2 Eylül'de Sadık Urinbayev’in evine giderek Rusya İdari Suçlar Kanunu’nun 5.26. maddesinin 4. fıkrası uyarınca "yasa dışı misyonerlik faaliyetleri yürütme” çerçevesinde tutanak tuttu. İşgalci polisin hazırladığı evrakta, Urinbayev'in, Rusya kontrolündeki sözde "Kırım ve Akyar (Sivastopol) Müslümanları Dinî İdaresi"nden (Müftülük) verilmiş onay belgesi olmaksızın 5 Haziran tarihinde Cuma namazı kıldırdığı iddia edildi. Urinbayev idari tutanağı imzalamakla birlikte verdiği resmî ifadede suçlamaları reddederek yürüttüğü dinî ibadetlerin yasa dışı sayılamayacağını kaydetti. 1994'TEN BERİ İMAMLIK YAPAN URİNBAYEV İÇİN İLK DAVA İmamın eşi Dinara İyupova, polisin dosyayı mahkemeye sevk edeceğini bildirdiğini aktardı. İyupova, yeni inşa edilen köy camisinde eşinin dinî ibadetleri yerine getirdiğini ancak işgalci yönetim altındaki Müftülüğe kaydolmadığını ifade etti. 1994 yılından bu yana Kırım’da imamlık yapan Urinbayev hakkında ilk kez böyle bir işlem yapılırken, mahkemenin onaylaması hâlinde imama 5 bin ile 50 bin ruble arasında idari para cezası verilebileceği belirtildi. Bu baskı hamlesinin arkasında, Urinbayev ailesinin 11 aydır haksız yere tutuklu bulunan kızları Nasiba Saidova için yürüttüğü adalet mücadelesi yer alıyor. Geçen yıl Ekim ayında henüz 18 yaşındayken Rus işgal güçlerince (FSB) evinden alıkonulan Saidova, Rusya’da "terör örgütü" sayılarak yasaklanan ancak Ukrayna'da yasal olarak faaliyet gösteren Hizb-ut Tahrir örgütü üyesi olmakla suçlanıyor. Söz konusu soruşturma kapsamında Nasiba Saidova ile birlikte Esma Nimetullayeva, Elviza Aliyeva ve Fevziye Osmanova da tutuklanmıştı. Bu dosya, işgal altındaki Kırım'da Kırım Tatar kadınların doğrudan siyasi davalar ve "terör" suçlamalarıyla kitlesel olarak tutuklandığı ilk ve tek emsal vaka olma özelliğini taşıyor.

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür” Haber

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür”

Kadim Türk yurdu Kırım, 2014 yılından bu yana Rusya’nın hukuk tanımaz işgali altında karanlık bir dönemi yaşıyor. Kremlin yönetimi; düzmece davalar, yasa dışı gözaltılar ve haksız tutuklamalarla Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkını en ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakıyor. Özgürlükleri elinden alınan, sistemli baskı ve zulümle vatanlarını terk etmeye zorlanan Kırım Tatarları, 21. yüzyılın ortasında sinsice planlanmış bir "hibrit sürgün" politikasıyla yüz yüze... Kırımlı okurumuz Adalet Seitov, kaleme aldığı sarsıcı mektupta Rusya'nın bu insanlık dışı kıyımını çarpıcı matematiksel verilerle gözler önüne seriyor. Mektubun tam metni şu şekilde: “Kırım Tatarlarına Yönelik Davalar Hibrit Bir Sürgündür” Roma Statüsü'ne göre (Madde 7, Fıkra 1/d) sürgün; kişilerin, hukuki bir dayanak olmaksızın, yaşadıkları topraklardan sınır dışı edilme veya diğer zorlayıcı eylemler yoluyla zorla nakledilmesidir. Tarihsel olarak halkların sürgün edilmesi, neredeyse her zaman toprakları ve nüfusu kontrol eden devlet tarafından yürütülen siyasi süreçlerle bağlantılı olmuştur. Öyle ki, son üç yüzyıldır Kırım Tatarlarının tarihi, zorunlu göçlerle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olmuştur. 1783'ten 20. yüzyılın başlarına kadar en az üç büyük göç dalgası yaşanmıştır. Bu dalgalar toplamda Kırım Tatar halkının yarısından fazlasını etkilemiştir. (Türk tarihçi Kemal H. Karpat'ın tahminine göre, 1783–1922 döneminde yaklaşık 1,8 milyon Kırım Tatarı Osmanlı Devleti'ne göç etmiştir; Karpat, Ottoman Population, 1985, s. 66). Günümüzde insanların yaşadıkları yerden zorunlu ayrılışları bile "göç" olarak adlandırılmaktadır. Ancak sorunun derinine inildiğinde, insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığı koşulların fazlasıyla kasıtlı ve planlı bir şekilde oluşturulduğu görülecektir. Tüm Kırım Tatar halkının Kırım'dan Orta Asya'ya zorla sürüldüğü 1944 Sürgünü ile yarımada topraklarında iki yüzyıldır yürütülen o politika tamamlanmış oldu. Şimdi yıl 2026. İnsanlar yük vagonlarına bindirilmiyor, az sayıdaki nüfusun tamamı bir anda çıkarılmıyor. Ancak sürgün yine de gerçekleşiyor. Buna ‘hibrit sürgün’ denebilir. Belli bir planı takip eden anlayış; Kırım Tatar halkının temsilcilerini yargılıyor, Kırım'dan çıkararak başka bir devlete taşıyor ve Rus hapishanelerine kapatıyor. İnsanlar için Kırım'da, kendi topraklarında yaşamayı tehlikeli ve korkutucu hale getiren koşullar kasıtlı olarak yaratılıyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin Ocak 2026 verilerine göre, 2014 yılından bu yana Kırım'dan çıkan siyasi tutsakların sayısı yaklaşık 500 kişiye ulaştı. Bunların en az 273'ü Kırım Tatarı. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da bu yılın nisan ayında, tüm Kırımlı siyasi tutsakların (yargılaması sürenler veya cezasını çekenler) sayısının 358 kişi olduğunu belirtti. Bunların yarısından fazlası -181 kişi- Kırım Tatarı. Aynı zamanda Rusya'daki siyasi baskıları ve insan hakları ihlallerini inceleyen Memorial İnsan Hakları Merkezi, şu anda yaklaşık bin 100 kişiyi siyasi tutsak olarak kabul ediyor. Memorial’ın siyasi tutsaklara yardım projesi ise, resmî statüsü olmamakla birlikte Rusya'da siyasi nedenlerle soruşturulan kişilerin sayısının 5 binden fazla olduğuna işaret ediyor. Yapılacak basit bir hesaplamayla şu tablo ortaya çıkmaktadır: Kırım Tatarları, 12 yıl boyunca Kırım'da baskıya maruz kalan toplam insan sayısının yarısından fazlasını (yaklaşık 500 kişiden 273'ünü) oluşturmaktadır. Şu anda siyasi gerekçeli davalar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan Kırım sakinleri arasında da Kırım Tatarlarının payı yarının üzerindedir: 358 kişiden 181'i. Birinci sonuç: Kırım'da, yaşam tarzları, dini inançları ve milli kimlikleri nedeniyle Kırım Tatarlarına yönelik sistemli bir baskı gerçeği mevcuttur. Bu istatistiki veriler, Rusya Federasyonu'nun Kırım'ın yerli halkıyla mücadele etme biçimindeki tek bir önemli eğilimi, yani sistematikliği net bir şekilde göstermektedir. Memorial’ın istatistiklerine göre, resmi siyasi tutsaklar listesinde yaklaşık bin 100 kişi yer almaktadır. Rusya'nın 140 milyondan fazla olan nüfusu dikkate alındığında, bu durum yaklaşık her 128 bin Rus vatandaşına bir siyasi tutsak düştüğü anlamına gelir. Siyasi nitelikli davalarla kovuşturulan ancak resmi siyasi tutsak statüsü bulunmayan kişiler de (ki bunların sayısı 5 binden fazladır) hesaba katıldığında oran daha da belirginleşir: Yaklaşık her 28 bin Rus'a bir siyasi tutsak. Resmi olarak siyasi tutsak kabul edilen yaklaşık bin 100 kişi arasında en az 130 Kırım Tatarı bulunmaktadır. 2025 yılı resmi nüfus sayımına göre Kırım'daki Kırım Tatarı nüfusu 300 binin üzerindedir. Başka bir deyişle, yaklaşık her 2,3 bin Kırım Tatarına bir resmi siyasi tutsak düşmektedir. Resmi olarak tanınan tüm siyasi tutsaklar içinde Kırım Tatarlarının payı yaklaşık sekizde birdir. Memorial istatistikleri ve yapılan hesaplamalar dikkate alındığında, her açıdan, tüm rakamlarla tüyler ürpertici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Küçük bir halk için bu çok yüksek bir orandır. İşte modern dünyada bir milleti ‘güzel ve insancıl bir şekilde’ yaşadığı topraklardan söküp atmanın yolu budur. Resmi verilere göre, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen 70'ten fazla takas sürecinde 9 bin 600’dan fazla kişi takas edildi. Ancak bunların yalnızca 10 kadarı Kırım Tatarıydı. Bu sayının yarısı asker, yarısı ise sivildi. Bu durum; 12 yıldır süren savaşın, baskıların, zorbalığın ve mücadelenin bilançosudur. Kırım Tatarlarına karşı açılan siyasi davalar, yıllar içinde zaten az sayıda olan bir halka yönelik kalıcı bir baskı pratiğine dönüşmüştür. Siyasi tutsak sayısının yarımadaki Kırım Tatar nüfusuna oranı (özellikle Rusya'daki genel siyasi baskı durumu bağlamında) incelendiğinde, Kırım Tatar halkına yönelik baskı yoğunluğunun son derece yüksek olduğu görülecektir. Baskılar sistematik bir karakter taşımaktadır ve Kırım sakinleri için sonuçları şüphesiz son derece olumsuz ve uzun vadeli olacaktır. Metinde resmi kaynaklardan alınan veriler kullanılmıştır. Gerçekleşen pek çok baskı vakası resmi makamlara yansımadığı için rakamlar kesin olmamakla birlikte, sorunun gerçek boyutu çok daha ciddidir. Tüm insanlık başarılarına rağmen, 21. yüzyılda bütün bir halka karşı neden 12 yıldır böyle bir politika yürütülüyor? Çözüm nedir? Bunun sonu nerede?

Çubarov: Bir ailenin trajedisi, Rus işgalcilerin Kırım Tatarlarını nasıl yok ettiğinin örneğidir Haber

Çubarov: Bir ailenin trajedisi, Rus işgalcilerin Kırım Tatarlarını nasıl yok ettiğinin örneğidir

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, hapishanede beyninde kötü huylu tümör teşhisi konulan siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev ve hayatını kaybeden annesi Roza Abdulgaziyeva’nın hikayesi üzerinden Rusya’nın Kırım Tatarlarına yönelik baskılarını kınadı. Sosyal medya hesabı üzerinden "Bir ailenin trajedisi, Rus işgalcilerin Kırım Tatarlarını nasıl yok ettiğinin örneğidir" başlığıyla yaptığı paylaşımda anne ve oğlun fotoğraflarına yer veren Çubarov, evladına kavuşamadan vefat eden acılı annenin ve ağır hasta tutsağın durumunun Rus işgalinin getirdiği insanlık dramını özetlediğini vurguladı. Sosyal medya hesabından anne ve oğlun fotoğraflarını paylaşan Çubarov, evladına kavuşamadan vefat eden acılı annenin ve ağır hasta tutsağın durumunun Rus işgalinin getirdiği insanlık dramını özetlediğini vurguladı. DÜZMECE SUÇLAMALAR VE HAPİSHANEDE KANSER TEŞHİSİ KTMM Başkanı Çubarov, dört çocuk babası Tofik Abdulgaziyev’in 27 Mart 2019 tarihinde düzmece "terörizm" iddialarıyla alıkonulduğunu ve 12 yıl ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldığını hatırlattı. Mart 2024’ten bu yana Çelyabinsk’teki cezaevi hastanesinde tutulan Abdulgaziyev’in durumunun kritik olduğunu belirten Çubarov; görme yetisini kaybetmeye başlamasının ardından Aralık 2025'te Kırım Tatar siyasi tutsağın beyninde kötü huylu tümör teşhisi konulduğunu, tüberküloz ve kalp rahatsızlıklarıyla birlikte yaşam mücadelesi verdiğini aktardı. ACILI ANNE EVLADINA KAVUŞAMADAN VEFAT ETTİ Açıklamasında, siyasi tutsağın annesi Roza Abdulgaziyeva’nın 78 yaşında hayatını kaybettiğini belirten Çubarov, acılı annenin son 7 yıldır bir yandan haksız yere hapsedilen oğlu Tofik için endişe duyduğunu, diğer yandan da felç geçirdiği için yatağa bağımlı olan büyük oğlu Süleyman’a baktığını ifade etti. Yaşadığı ağır stres nedeniyle Roza Abdulgaziyeva’nın insüline bağımlı şeker hastalığının şiddetlendiğini belirten Çubarov, “Acılı anne, son ana kadar Tofik'le bir an önce görüşme umudunu korudu ve oğullarının iyileşmesi için dua etti. Roza Abdulgaziyeva’nın cenazesi bugün Akmescit’teki Abdal Mezarlığı’nda toprağa verildi. Allah rahmet eylesin.” ifadelerini kullandı.

Finlandiyalı yazar Hirvonen, siyasi tutsak Abdulgaziev'in siyasi hamiliğini üstlendi Haber

Finlandiyalı yazar Hirvonen, siyasi tutsak Abdulgaziev'in siyasi hamiliğini üstlendi

Finlandiyalı yazar, gazeteci, belgesel yapımcısı ve sivil toplum aktivisti Elina Hirvonen, Rusya tarafından düzmece bir dava ile hapse atılan Kırım Tatarı siyasi tutsak Tofik Abdulgaziyev’a uluslararası destek sağlamak amacıyla siyasi hamiliğini üstlendi. Konu ile ilgili açıklama yapan Hirvonen, Kırım Tatar siyasi tutsağın sağlık durumunun kritik bir aşamada olduğunu hatırlatarak, Abdulgaziyev’e tüberküloz, kalp hastalığı ve beyninde kötü huylu tümör teşhisi konulduğunu vurguladı. Hirvonen, Rusya’nın Kırım’da insanları kökenleri, dini inançları veya Ukrayna’ya verdikleri destek gibi tamamen siyasi gerekçelerle özgürlüklerinden mahrum bıraktığına dikkat çekti. AVRUPALI SİYASETÇİLERDEN KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DESTEK Kırımlı siyasi tutsaklara yönelik uluslararası dayanışma ağı her geçen gün genişliyor. Kısa süre önce İtalya'daki Azione partisi üyeleri, Rusya tarafından yasa dışı şekilde tutuklanan dört Kırım Tatarı siyasi tutsak için siyasi hamilik üstlendi. İtalya Senatörü ve Azione partisi lideri Carlo Calenda, 2025 yılında düzmece suçlamalar çerçevesinde alıkonulan 5 çocuk annesi ve siyasi tutsak Remzi Nimetulayev’in eşi Esma Nimetullayeva'nın siyasi hamisi oldu. Ayrıca, İtalya Temsilciler Meclisi Üyesi Federica Onori, 2024 yılında alıkonulan siyasi tutsak, yurttaş gazeteci Aziz Azizov, Temsilciler Meclisi Üyesi Giulia Pastorella ise 27 Mart 2019'ten bu yana haksız yere alıkonulan siyasi tutsak Vladlen Abdulkadirov, Temsilciler Meclisi Üyesi Valentina Grippo da 13 yıl hapis cezasına çarpıtılan 60 yaşındaki siyasi tutsak Ruslan Nagayev için siyasi hamilik kararı aldılar. 12 YIL HAPİS CEZASINA ÇARPTIRILDI Kırım Tatarı aktivist Tofik Abdulgaziyev’in evi ilk olarak 4 Mayıs 2017 tarihinde Rus güvenlik güçlerince basılmış, ancak aktivist o dönemde serbest bırakılmıştı. 27 Mart 2019’da gerçekleştirilen ikinci baskının ardından Abdulgaziyev, "Hizb-ut Tahrir" örgütüne üye olma iddiasıyla gözaltına alınarak tutuklandı. Rostov-na-Donu’daki Güney Bölge Askeri Mahkemesi, Mayıs 2022’de çıkardığı kararla Abdulgaziyev’i 12 yıl hapis cezasına mahkûm etti. BEYİN TÜMÖRÜ TEŞHİSİ KONULDU 1 Aralık 2025'ten bu yana Çelyabinsk cezaevinde tutulan Abdülgaziyev’in, doktorlar tarafından onkoloji merkezine sevk edildiği ve beynin derin bölgelerinde birden fazla tümör bulunduğunun tespit edildiği kaydedildi. Doktorların, tümörlerin daha önce teşhis edilmemiş beyin tüberkülozuna bağlı gelişmiş olabileceğini dile getirdiği aktarıldı. YOĞUN BAKIMA KALDIRILMIŞTI Tofik Abdülgaziyev Mart 2024'te Rusya'nın Verhneuralsk cezaevinde kritik durumdayken Çelyabinsk kentindeki hastanelerden birinin yoğun bakım servisine kaldırılmıştı. Hastanede Tofik Abdulgaziyev’e verem teşhisi konuldu. Ayrıca doktorlar, siyasî tutsağın bir dizi başka hastalığının da bulunduğu söyledi. Konulan teşhisler arasında; iki taraflı zatürre, küçük sol taraflı hidrotoraks (akciğerlerde sıvı), orta derecede anemi, mitral kapakta hasara neden olan bağ dokusu displazisi sendromu (kalp hastalığı), kronik kalp yetmezliği, kronik gastrit ve nefrolitiazis (böbrek taşları) bulunuyor. RUS MAHKEMESİ, AĞIR HASTA SİYASİ TUTSAĞIN TAHLİYESİNE İZİN VERMEDİ! Rus yasalarına göre bile hapisteki koşullara uygun olmayan hastalıklara sahip olan ve tahliye edilmesi gereken Abdulgaziyev alıkonulmaya devam ediyor. Tahliye istemi, aksi yöndeki rapora rağmen Temmuz 2024’te Rusya’nın Çelyabinsk kentindeki mahkeme tarafından reddedilmişti “TOFİK, ARTIK GÜCÜNÜN TÜKENDİĞİNİ SÖYLÜYOR” 2026 yılının başında sağlık durumunun daha da ağırlaştığı ortaya çıkan Abdülgaziyev’in eşine vücudunda koordinasyon bozukluğu yaşadığını, yürümekte ciddi zorluk çektiğini, şiddetli baş dönmeleri ve burun kanamaları yaşadığını, nefes darlığı çektiğini ve kan şekerinin 26 seviyesine kadar çıktığını haber verdiği kaydedildi. Kan şekerini düşürmek için sürekli insülin iğnesinin yapıldığı belirtilen Kırım Tatar siyasi tutsağın ayrıca bacaklarında yoğun titreme yaşadığı ve ayakta durmakta zorlandığı ifade edildi. Bunun üzerine eşi Aliye Kurtametova, eşinin derhal serbest bırakılması çağrısını yineleyerek “Durumu son derece kritik. Daha önce kardeşimiz Cemil Gafarov’u kaybettik. O zaman da ailesi yardım istemişti ama kimse sesini duymamıştı. Tofik, artık gücünün tükendiğini söylüyor.” şeklinde konuştu. ABDÜLGAZİYEV, MAHKEMEYE SAYGISIZLIK YAPMAKLA İTHAM EDİLDİ Nisan ayında gerçekleştirilen bir duruşmanın ardından Abdülgaziyev hakkında, ayrıca sözde “mahkemeye saygısızlık” suçlamasıyla (Rusya Federasyonu Ceza Kanunu Madde 297/2) yeni bir düzmece davanın açıldığı öğrenildi. Avukat Emil Kurbedinov, Abdülgaziyev’in duruşma sırasında yaptığı duygusal bir açıklamanın buna bahane edildiğini dile getirirken eşi ise şubat ayında Abdulgaziyev’in sağlık durumunun değerlendirilmesi amacıyla doktor heyeti karşısına çıkarıldığını ve toplantıda Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB) görevlilerinin de bulunduğunu belirtti. Görme kaybı nedeniyle belgeleri okuyamayan Abdülgaziyev, kendisine sunulan tıbbi evrakların okunmasını talep etse de bu talep de reddedildi. Cezaevi görevlilerinin baskısı altında belgeleri imzalamak zorunda kalan Abdülgaziyev’in eşi Kurtametova, daha sonra mahkemede bu belgelerin içeriğini üzerine “Belgelerde Tofik Abdülgaziyev’in tamamen sağlıklı olduğu ve hastaneden tekrar cezaevine gönderilmesine ilişkin hiçbir itirazının bulunmadığı yazıyordu.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.