AİHM’den tarihi Kırım kararı: Rusya’nın baskı politikası tescillendi
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), 20 Ocak 2026 tarihinde “Bekirov ve diğerleri Rusya’ya karşı” başlıklı dava kapsamında verdiği kararla, işgal altındaki Kırım’da barışçıl gösterilere katılan kişilere yönelik uygulamalar nedeniyle Rusya’nın Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ni ihlal ettiğine hükmetti.
Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliğinin konu ile ilgili paylaştığı yazılı açıklamaya göre, davacılar 2014-2017 yılları arasında Kırım’da yaşayan ve büyük bölümünü Kırım Tatarları olan 43 kişiden oluşuyor. Söz konusu AİHM kararı, 2014’teki işgalden sonra Kırım’daki olaylara ilişkin olarak Ukrayna ile Rusya arasındaki silahlı çatışma bağlamında esastan karara bağlanan ilk bireysel başvuru olma özelliğini taşıyor.
Davacılar, Rusya’nın Kırım’ı işgalinin ardından Ukrayna yanlısı tutumlarını ifade etmek veya Kırım Tatarlarına yönelik baskıları protesto etmek amacıyla düzenlenen barışçıl eylemlere katıldıkları gerekçesiyle, Rus mevzuatı uyarınca idari suçlamalarla karşı karşıya bırakıldı. Bazı davacılar gözaltına alındı, daha sonra Rus işgal yönetimine bağlı sözde mahkemeler tarafından para cezasına ya da idari tutukluluğa mahkûm edildi.
RUS YASALARI KIRIM’DA MEŞRU DEĞİL
AİHM, Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesiyle güvence altına alınan "toplanma ve dernek kurma özgürlüğü"nün açık bir ihlali olduğuna hükmetti. Mahkeme ayrıca, davacılara yönelik müdahalelerin barışçıl toplanma özgürlüğüne açık bir müdahale niteliği taşıdığına dikkat çekti.
Rusya’nın kendi yasalarını Kırım’da uygulamasının uluslararası hukuka aykırı olduğunun vurgulandığı kararda, Rus mevzuatına dayalı idari uygulamaların sözleşme anlamında “kanunla öngörülmüş” sayılamayacağı belirtildi. Bu nedenle mahkeme, söz konusu müdahalelerin meşru bir amaç taşıyıp taşımadığını veya demokratik bir toplumda gerekli olup olmadığını ayrıca incelemeye gerek görmedi.
“RUSYA YEREL HALKI SİNDİRMEYİ VE UKRAYNA YANLISI TUTUMLARI BASTIRMAYI AMAÇLIYOR”
AİHM ayrıca, Rus işgal yönetiminin Kırım’da Ukrayna’yı ya da Kırım Tatar toplumunu destekleyen kamusal gösterileri yasaklamaya, bu tür eylemleri düzenleyen ya da katılan kişileri yıldırmaya ve keyfi şekilde gözaltına almaya yönelik sistematik bir idari uygulama yürüttüğünü ve bu uygulamaların yerel halkı sindirmeyi ve Ukrayna yanlısı tutumları bastırmayı amaçladığı sonucuna vardığını tespit ettiğini hatırlattı.
Sonuç olarak mahkeme, davacıların söz konusu gösterilere katılarak Rus işgal makamlarının uygulamalarına açıkça karşı çıktıklarını, Kırım Tatarlarına yönelik baskıları kınadıklarını ve Kırım'ın Ukrayna’nın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunduklarını vurguladı. Mahkeme; bu şartlar altında davacılara yönelik alınan önlemlerin, yerel halkı ve özellikle Kırım Tatar toplumunu sindirmeyi, ayrıca Ukrayna yanlısı görüşleri bastırmayı amaçlayan sistematik bir yapının parçası olduğu sonucuna vardı. Bu bağlamda mahkeme, tüm davacıların özelinde Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 11. maddesinin ihlal edildiğine hükmetti.
“TAZMİNAT YOLUNU AÇAN BİR KARAR”
Ukrayna Helsinki İnsan Hakları Birliği Stratejik Davalar Merkezi avukatı Yuliya Kovalenko, kararın önemini şu sözlerle açıkladı:
Bu karar, Rusya'nın yarımadadaki insan hakları durumuna ilişkin sorumluluğunu net bir şekilde ortaya koymakla kalmıyor, aynı zamanda mağdurların gelecekte tazminat alabilmelerine olanak sağlıyor. Rusya'nın Kırım Tatarlarını hedef alan sistematik baskı politikasının varlığı artık yargı kararıyla da sabitlenmiştir.