SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Rusya

QHA - Kırım Haber Ajansı - Rusya haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Rusya haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy: AB, olası barış müzakerelerine katılmalı Haber

Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy: AB, olası barış müzakerelerine katılmalı

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Nordic-Baltık Zirvesi'ne katılmak üzere gittiği Estonya’nın başkenti Tallinn'de Cumhurbaşkanı Alar Karis ile ikili görüşme gerçekleştirdi. Karis ile düzenlediği ortak basın toplantısında konuşan Zelenskıy, Ukrayna-Rusya savaşının bitirilmesi için gereken görüşmeleri ele aldıklarını ve söz konusu bu sürece Avrupa’nın etkin bir biçimde katılması gerektiğini dile getirdi. “ABD, DİPLOMASİ İÇİN HAZIR” Zelenskıy, “Avrupa'nın bu müzakerelerde gerçek ve güçlü bir sesle karar alma süreçlerinde yer almasına ihtiyaç var. Amerika diplomatik süreçlere aktif olarak katılmaya hazır.” ifadelerini kullandı. Ateşkesin sağlanması için Ukrayna, Rusya, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) liderler düzeyinde toplantı yapması gerektiğini belirten Zelenskıy, “Ukrayna’nın böyle bir görüşme için iradesi var. Peki Rusya’nın iradesi var mı? Şu ana kadar olduğunu göstermediler.” diye konuştu. TÜRKİYE’DE YAPILACAK NATO ZİRVESİ’NE VURGU Zelenskıy, Fransa'da düzenlenecek G7 Zirvesi ile Türkiye'nin ev sahipliğinde yapılacak NATO Zirvesi'nin Ukrayna için de önemli olacağına dikkat çekerek, "Bu yılın haziran ve temmuz ayları çok şey belirleyebilir." dedi. AB Dış İlişkiler ve Güvenlik Politikası Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas ise AB’nin Güney Kıbrıs Rum Yönetimi’nde (GKRY) bulunan Limasol şehrinde 29 Mayıs’ta düzenlenen gayriresmî dışişleri bakanları toplantısının ardından düzenlediği basın toplantısında, Ukrayna ve Rusya arasında tarafsız arabulucu olamayacaklarını belirterek “Çünkü biz net bir şekilde Ukrayna'nın yanındayız.” açıklamasını yapmıştı.

Karadeniz’de savaş kaynaklı felaket: Kıyılara onlarca ölü yunus vurdu! Haber

Karadeniz’de savaş kaynaklı felaket: Kıyılara onlarca ölü yunus vurdu!

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekun işgal girişimi, Karadeniz’deki deniz ekosistemine ve canlı popülasyonuna telafisi imkansız zararlar vermeye devam ediyor. Ukrayna'nın güneyindeki Odesa'ya bağlı Bilhorod-Dnistrovskyi bölgesinde bulunan koruma altındaki Tuzla Lagünleri (Tuzlivski Limanı) Milli Doğa Parkı Bilimsel Araştırma Bölümü Başkanı ve ekolog İvan Rusyev, haziran ayının ilk haftasında Karadeniz kıyılarında toplu yunus ölümlerine dair yeni ve dehşet verici veriler paylaştı. Ekolog İvan Rusyev’in aktardığı bilgilere göre, Ukrayna’nın Odesa bölgesinde bulunan Tuzla Lagünleri Milli Doğa Parkı koruma alanında 6-7 Haziran 2026 tarihlerinde kıyı şeridinin 13 kilometrelik bölümünde yapılan saha incelemelerinde 15 ölü yunus tespit edildi. Daha önce haziran ayı başlarında milli park sınırları içindeki 25 kilometrelik sahil şeridinde 22 yunus ölüsü daha kayda geçirilmişti. Yaşanan bu çevre felaketine dair net bir duruş sergileyen Rusyev, "Bu dehşetin tek ve tartışmasız sebebi savaştır." ifadelerini kullandı. “ASKERİ SONARLAR VE PATLAMALAR YUNUSLARI KÖR EDİYOR” Bilim insanı, Rusya'nın Karadeniz'deki askeri faaliyetlerinin deniz memelileri üzerinde eşi benzeri görülmemiş bir baskı oluşturduğunu belirtti. Deniz mayınlarının patlaması, roket atışları, bombardımanlar ve özellikle Rus savaş gemileri ile denizaltılarının kullandığı yüksek güçlü askeri sonarlar yunusların son derece hassas olan yön bulma sistemlerini felç ediyor. İşitme ve yön duygusunu kaybeden yunuslar, beslenemez ve hayatta kalamaz hale gelerek kıyıya vuruyor. Rusyev, Karadeniz'deki yunus popülasyonunun birbirini tetikleyen çoklu faktörlerin etkisi altında kaldığını ve özellikle askeri hareketliliğin yoğun olduğu Kuzey-Batı Karadeniz'de ekolojik yükün kritik eşiği çoktan aştığını belirtti. “KARADENİZ YUNUSLARI YOK OLMA EŞLİĞİNDE” Karadeniz yunuslarının bağışıklık sistemlerini, yaşam enerjilerini ve üreme potansiyellerini hızla kaybettiklerine dikkat çeken ekolog, Rus askeri saldırganlığı durdurulmadığı takdirde Karadeniz'in en simgesel canlılarını tamamen kaybetme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Ayrıca bilimsel çalışmalar ve gelecekte açılacak savaş suçları davalarında kanıt oluşturması açısından her bir ölüm vakasının titizlikle belgelendiği aktardı. “RUS SALDIRGANLIĞI KARADENİZ’E DEVASA ZARARLAR VERİYOR” Konuyla ilgi açıklama yapan Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya'nın askeri saldırganlığının sadece Karadeniz değil, Azak Denizi ekosistemine de devasa zararlar verdiğini hatırlattı. Merkez, kitlesel yunus ölümlerinin savaşın en görünür ekolojik sonuçlarından biri olduğunu belirterek, yaşanan bu çevre katliamının uluslararası hukuk boyutuyla "Ekosid" (Çevre Kırımı) kapsamında değerlendirilmesi gerektiği çağrısını yineledi.

Büyükelçi Bodnar: Baskı ve zulüm Kırım’daki gündelik yaşamının bir parçası Haber

Büyükelçi Bodnar: Baskı ve zulüm Kırım’daki gündelik yaşamının bir parçası

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Rusya'nın yayılmacı politikaları neticesinde 24 Şubat 2022 tarihinde başlayan Ukrayna-Rusya Savaşı 3. yılına girmesine karşın Ukrayna'nın Rus işgallerine karşı mücadelesi 10 yıldır devam ediyor. Kırım Tatarlarının anavatanı Kırım'daki Rus işgali 2014 yılından bu yana devam ediyor. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, 10 yıldır işgal altında bulunan Yarımada'da 24 Şubat 2022'de başlayan topyekûn saldırılar ve işgal girişimiyle birlikte Kırım'da zirveye ulaşan baskı ve zulüm politikaları ile Ukrayna devletinin işgal sonrasında Kırım'da hayata geçirmeyi planladığı politikalarına ilişkin Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. "İŞGALCİ YÖNETİM KIRIM TATARLARINI SİNDİRMEYE ÇALIŞIYOR" Rus işgal güçlerinin uyguladığı baskıların ilk hedefinin Kırım Tatarları olduğunu belirten Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Ukrayna vatandaşları olan Kırım Tatarlarının siyasi, sosyal ve gündelik hayatları büyük zarar gördü. Biliyorsunuz ki, işgalciler ilk başta Kırım Tatar halkının milli lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun Yarımada'ya girişini yasakladı. Ardından Kırım Tatar Milli Meclisinin faaliyetleri yasaklandı. Yani aslında Kırım'daki Kırım Tatarlarının idari bütün hakları sınırlandırıldı. Baskı ve zulüm, Kırım’daki gündelik yaşamının bir parçası haline geldiği için binlerce Kırım Tatarı Yarımada'yı terk ederek Ukrayna ana karasına veya başka ülkelere yerleşmek zorunda kaldı." ifadelerini kullandı. Kırım Tatarlarına uygulanan baskıların sonucu olarak şu an 200‘den fazla siyasi tutsağın Rusya tarafından alıkonulduğunu, onlarca insanın kovuşturulduğunu belirten Büyükelçi Bodnar, "İşgalci yönetim bu baskılar aracılığıyla Kırım Tatarlarını sindirmeye ve susturmaya çalışıyor." dedi. KIRIM'A ON BİNLERCE RUS VATANDAŞI YERLEŞTİRİLİYOR Rus işgal yönetiminin asimilasyon faaliyetleri yürüttüğüne işaret eden Vasıl Bodnar, "Rusya, demografik ve etnik yapıyı değiştirmek için on binlerce Rus vatandaşını Kırım Yarımadası'na yerleştiriyor. Aynı zamanda bu faaliyetlerle beraber Kırım Tatarlarının kendi kültürünü ve dinini korumaya yönelik çabaları engelleniyor." şeklinde konuştu. Rusya'nın Kırım Tatarlarının ve Ukraynalıların taşınmazlarına el koyarak onları Yarımada'ya getirdikleri Rus vatandaşlarına devrettiğini kaydeden Bodnar, "Özellikle Kırım'ın güney kıyısında bulunan tesisler işgalcilerce gasp ediliyor." açıklamasında bulundu. Kırım'ın yoğun bir şekilde askerileştirildiğine vurgu yapan Büyükelçi, "Kırım'da birçok askeri üs kuruldu ve çeşitli askeri teçhizatlar konuşlandırıldı. İşgalciler aynı zamanda bütün uluslararası anlaşmaları ihlal ederek Kırımlıları Rus ordusuna hizmet etmeleri için zorluyor. Bu da baskıya maruz bırakılarak Rus ordusuna katılmak zorunda bırakılan vatandaşların hayatı için tehlike oluşturuyor. Bu aslında özellikle 19. yüzyılda deneyimlenen işgal pratiklerinden biri ancak çatışmaların artmasıyla beraber özellikle tehlikeli olmaya başladı." ifadelerini kullandı. "RUSYA BASKI UYGULAYARAK YARATTIĞI ŞARTLARLA GİZLİ BİR SÜRGÜN YÜRÜTÜYOR" İşgalcilerin Kırım'da insan hakları ve özgürlükleri ihlal ettiğini söyleyen Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Özellikle dini özgürlük gibi hassas konulardaki sınırlamalar kötü etkiler yaratıyor. Tüm bunlar Rusya’nın Kırım Tatar halkının hayatının her alanını kontrol altında tutmaya çalıştığına işaret ediyor. Rusya baskı uygulayarak yarattığı şartlarla Kırım Tatarları için yaşam şartlarını zorlaştırarak, çekilmez hale getirerek onları Yarımada’yı terk etmeye zorluyor ve gizli bir sürgün yürütüyor." şeklinde konuştu. UKRAYNA, KIRIM İÇİN STRATEJİ GELİŞTİRİLİYOR Vasıl Bodnar, kendisine sorulan; Kırım'ın işgalden kurtarılması hedefinin gerçekleşmesi sonrasında, Rusya tarafından tatbik edilen politiklar sonucunda demokrafik yapısı değiştirilen Yarımada'ya yönelik Ukrayna'nın çalışma yürütüp yürütmediği sorusunu, "Bu çok önemli bir konu ve şu an ilgili strateji geliştiriliyor. Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın 'Her şey Kırım’da başladı ve Kırım’da bitecek' sözlerini hatırlatmak istiyorum. Tabii ki bu konuda KTMM temsilcileri, Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Tamila Taşeva ve ekibi çalışıyorlar." şeklinde yanıtladı. "RUS İŞGAL YÖNETİMİ TEMSİLCİLERİ YASALARA UYGUN BİR ŞEKİLDE CEZALANDIRILACAK" Büyükelçi Bodnar, konuya ilişkin olarak devamla şu ifadelere yer verdi: "Yarımada’ya 2014’ten sonra Rusya’dan gelerek yerleşen insanların Kırım’ı terk etmesini gerektiğine inanıyoruz. Tabii de işgal yönetimi ile iş birliği yapan sakinlerin vakaları ayrı ayrı incelenecek. Rus işgal yönetimi temsilcileri ve Kırım’da savaş suçları işleyenler yasalara uygun bir şekilde cezalandırılacak." Rusya Karadeniz Filosunun Kırım’da bulunmaması için çalışmalar yürütüldüğünü açıklayan Bodnar, "Çünkü Sivastopol’de bir Rus deniz üssüne yer yok." dedi. Büyükelçi ayrıca, "Gelecekte, Sivastopol Ukrayna deniz filosunun merkezi üslerinden biri haline gelecek. Bu konuda Türkiye Cumhuriyeti'yle iş birliğimiz var, biliyorsunuz. Türkiye bize filomuzu yenilemeye yardım ediyor. Türkiye'yle iş birliği kapsamında bir korvet suya indirildi. Birkaç tanesinin daha siparişi verildi." şeklinde konuştu. Kırım'ın coğrafi açısından Karadeniz'in merkezinde yer aldığını işaret eden Büyükelçi Vasıl Bodnar, "doğru politikalar yürütülürse, Kırım ekonomik ve turistik anlamda bir merkeze dönüşebilir." yorumunda bulundu. "KIRIM YARIMADASI, KIRIM TATARLARININ ANA VATANIDIR" "Karadeniz bölgesi ve Ukrayna’nın güneyinin güvenli bir gölge haline gelmesi, Türkiye’nin de kuzeyinin güvenli olması anlamına geliyor. Yani bölgede istikrarın sağlanmasının Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarlarına olduğuna inanıyorum." diyen Büyükelçi Bodnar, Rusların bölgede dayatmaya çalıştığı Kırım Köprüsü gibi yapılara da izin verilmeyeceğini belirtti. "Kırım Yarımadası, Kırım Tatarlarının ana vatanıdır ve Kırım Tatarlarının Ukrayna devleti çerçevesinde kendi kaderini tayin etme hakkının yerine getirilmesi için şartlar oluşturulmalı." şeklinde konuşan Vasıl Bodnar, "Tüm bunlar Ukrayna yasaları ile destekleniyor. Tabii ki, bunlar Kırım Tatar dilindeki eğitimi, Kırım Tatarların katılımıyla yerel idarelerin kurulmasını ve yarımadadaki iş faaliyetlerinin normale dönmesi için gereken şartların oluşturulmasını kapsıyor." ifadelerini kullandı. "YARIMADA'NIN YÖNETİMİNİ ELE ALABİLECEK YENİ KIRIM TATAR ELİTLER OLUŞUYOR" Günümüzde Kırım Tatarlarının Ukrayna yönetiminde ve ordusunda önemli roller üstlendiğini vurgulayan Bodnar, "Savunma Bakanımız Kırım Tatarı. Dolayısıyla benim düşünceme göre, daha sonra Yarımada'nın yönetimini ele alabilecek yeni Kırım Tatar elitler oluşuyor." dedi. Ayrıca Büyükelçi, "Türkiye’de yaşayan Kırım Tatarlarının Kırım’ın yeniden inşası konusunda bize destek olacağını umuyoruz. Türkiye’de bulunan milyonlarca insan Kırım yarımadasının refaha kavuşması konusunda destek olabilir." şeklinde konuştu.

Büyükelçi Bodnar:  Düşman, ülkenin dörtte birini işgal etmiş durumdayken nasıl müzakereden söz edilebilir? Haber

Büyükelçi Bodnar: Düşman, ülkenin dörtte birini işgal etmiş durumdayken nasıl müzakereden söz edilebilir?

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinde Ukrayna’nın ana karasına yönelik başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırılarının ardından 2 yıl geride kaldı. Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Vasıl Bodnar, Rusya'nın yayılmacı politikaları sonucunda Ukrayna'ya yönelik başlattığı topyekûn saldırı ve işgal girişiminin 2. yılına ilişkin Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. GÜNCEL VERİLERE GÖRE 20 BİNİN ÜZERİNDE ÇOCUK RUSYA’YA KAÇIRILDI Savaşın en büyük mağdurunun çocuklar olduğunu belirten Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Tabii ki savaşın çocuklara bıraktığı en korkunç etkilerinden biri yetim kalmaları. Özellikle savaşın ilk aylarında bu trajediyi yoğun bir şekilde yaşıyorduk. Ayrıca çocukların bu savaşta hayatını kaybetmesi bizi derinden etkiliyor. Çocuklarla ilgili diğer bir boyut da çocukların, özellikle işgal edilmiş bölgelerden Rusya'ya zorla kaçırılması ve tehcir edilmesi. Güncel verilere göre 20 binin üzerinde çocuğun Rusya’ya kaçırılması söz konusu. Biz tabii ki de kaçırılan çocuklarımızı geri getirmek için çalışmalar yürütüyoruz. Uluslararası Ceza Mahkemesinin Ukraynalı çocukların kaçırılması nedeniyle Putin hakkında bir yakalama kararı çıkarttığını hatırlatmak isterim." şeklinde konuştu. Savaş nedeniyle çocukların çocukluklarından ve eğitiminden mahrum bırakıldığını vurgulayan Vasıl Bodnar, "Şu anda Ukraynalı öğrenci sayısı 4 milyon ancak bu sayının yaklaşık 400 bini yurt dışında bulunuyor. Bu şu anlama geliyor; Yurt dışında bulunan çocuklar ya çevrim içi eğitime devam ediyor ya da bulundukları ülkelerdeki okullarda eğitim alıyorlar. Yani Ukrayna eğitim sisteminden uzaklaşan bu çocukların ileride ülkemize dönmeleri ve entegre olmaları zor olacak." dedi. UKRAYNA'NIN YALNIZCA EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ KAYBI 10 MİLYAR DOLARIN ÜZERİNDE Sadece eğitim sistemindeki kayıpların 10 milyar doların üzerinde olduğunu kaydeden Büyükelçi Bodnar, "Halihazırda Ukrayna'da bulunan 13 bin eğitim kurumundan yaklaşık 3 bin 900’ü farklı seviyelerde tahribata uğradı. Yaklaşık 400’ü ise tamamen yıkıldı." ifadelerini kullandı. "Savaş elbette üniversite ve yükseköğretim öğrencilerini de vurdu. Eğitim kalitesi savaşla beraber nispeten düştü. Bu da aslında ileride Ukrayna'da insan kaynakları alanında kendini gösterecek." diyen Bodnar, "Diğer taraftan Rusya, işgal edilen bölgelerde verilen sözde eğitimle orada adeta Ukraynalıları, Ukraynasızlaştırmaya çalışıyor. Beyinlerini yıkama politikaları tatbik ediliyor." açıklamasında bulundu. UKRAYNALI YETİM ÇOCUKLARIN BİR KISMI TÜRK OKULLARINDA EĞİTİM GÖRÜYOR "Türkiye gibi partner ve dost ülkeler sayesinde çocuklarımız ya uzaktan eğitim ya da bulundukları ülkelerdeki okullarda eğitim alma şansını yakalıyor." şeklinde konuşan Büyükelçi Vasıl Bodnar, savaştan etkilenen Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklara yönelik Türkiye'nin gerçekleştirdiği faaliyetlere ilişkin şu ifadeleri kullandı: "Bu noktada aslında geride bıraktığımız savaş yıllarını özetlerken, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı sayın Recep Tayyip Erdoğan ve saygıdeğer eşi sayın Emine Erdoğan’a bir kez daha şükranlarımı sunmak isterim. Çünkü birçok yetim çocuğumuz burada güvenli bir yuva bulabildi. Aynı zamanda Kırım’dan ve Ukrayna’dan getirilen Eskişehir’deki Kırım Tatarı çocuklarımız söz konusu. Bu konuda kapsamlı bir destek gördük. Türkiye’deki Ukraynalı ve Kırım Tatarı çocuklara yönelik şefkatli ve sevgi dolu yaklaşımdan büyük bir memnuniyet duyduğumuzu ifade etmek isterim. Çünkü hem yeri geldiğinde bizim hem de uluslararası kuruluşların çocuklara yönelik proje tekliflerini büyük bir destekle karşılıyorlar. Çocukların eğitiminde ve diğer temel ihtiyaçlarının karşılanmasında sıkı destekçimiz oluyorlar. Ankara’da bulunan Ukraynalı yetim çocukların bir kısmı Türk okullarında eğitim görüyor. Örneğin geçtiğimiz günlerde o çocuklar yarıyıl tatilinde Büyükelçiliğimizi ziyaret ederek bize karnelerini gösterdi. Küçük bir kutlama yaptık. Böyle durumlar bize gelecek nesillere dair büyük umut veriyor. Gençler ve çocuklarımızla beraber Ukrayna’nın yeniden doğacağına inancımız büyüyor." "YAKLAŞIK 5 MİLYON UKRAYNALI ŞU AN YURT DIŞINDA BULUNUYOR" Savaşın sivil ve insani boyutunu değerlendiren Vasıl Bodnar, insani kayıpların önemli olduğunu ve bununla beraber güvenlik arayışıyla savaştan dolayı büyük bir sivil kitlenin ülkeyi terk etmek zorunda kaldığına dikkat çekti. "Rusya'nın Ukrayna'daki altyapıya ve sivillere yönelik gerçekleştirdiği saldırılar, özellikle geçici olarak işgal edilmiş olan bölgelerde işlenen savaş suçları, uluslararası toplum tarafından kınanmalı." çağrısında bulunan Büyükelçi Bodnar, "Maalesef on binlerce insan hayatını kaybetti, on binlercesi yaralandı, milyonlarca vatandaşımız yerinden edildi. Yaklaşık 5 milyon Ukraynalı şu an yurt dışında bulunuyor. Örneğin savaşın başlarında Türkiye’ye 85 binin üzerinde Ukrayna vatandaşı gelmişti. Ama topraklarımızın bir kısmı işgalden kurtarıldıktan sonra bunların çoğu evlerine döndü. Elbette Ukrayna'daki insanlar savaş şartlarına bir şekilde adapte oluyor. Örneğin Kıyiv çevresindeki işgal edilen bölgeler geri alındığında hızlı bir şekilde hayat geri döndü. Toplu ulaşım sağlandı. İş dünyası faaliyetlerini yeniledi. Rusya’nın altyapıyı yok etme, insanları korkutma ve zulmetme gibi tüm girişimlerine rağmen Ukraynalılar hayatta kalmaya devam ediyor." şeklinde konuştu. "ŞAVAŞTAN ÖNCE UKRAYNA ORDUSUNDAKİ ASKER SAYISI 250 BİN CİVARINDAYDI" İşgal altında olmayan kentlerde hayatın nispeten normale döndüğünü belirten Bodnar, "Tüm bunlar Ukraynalıların yeni şartlara çok hızlı bir şekilde alışabilen ve füze saldırıları tehdidi altında bile var olabilen bir halk olduğunu gösteriyor." dedi. Ukraynalıların bir başka dikkat çekici özelliğinin sivillerin hızlı bir şekilde seferber olarak düşmana karşı vatanını savunmaya hazır olması olduğunu söyleyen Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Savaştan önce Ukrayna ordusundaki asker sayısı 250 bin civarındaydı. Şimdi ise 1 milyonun üzerinde askerden söz ediyoruz. Bu, yüz binlerce sivilin eline silah alarak vatan savunmasına geçtiğini gösteriyor." ifadelerini kullandı. Vasıl Bodnar konuşmasında devamla şu cümlelere yer verdi: "Ekonomik anlamda hayatın yeniden normalleşmesinin Ukrayna ordusuna şöyle bir katkısı oldu: Ukrayna'da birçok sivil, orduya bağış yapıyor veya tanıdıklarının savaştığı birliklere yardım ediyor, ekipman bağışı yapıyor. Bu da aslında sivil halkın Ukrayna'nın zaferlerine büyük bir maddi katkı sağladığını gösteriyor. Bunun aslında en dikkat çekici örneklerinden birisi, savaşın ilk yılında gerçekleşti. Bir adet Bayraktar TB2 için bir bağış kampanyası başlatılmıştı. Üç gün süren kampanyanın sonunda 3 tane Bayraktar alacak kadar para toplanmıştı. Ukrayna halkının sergilediği bu davranış o kadar etkileyiciydi ki, BAYKAR Makinenin sahipleri bu 3 Bayraktar'ı Ukrayna halkı adına orduya bağışlamaya karar verdiler. Toplanan para ise savunmanın diğer ihtiyaçları için kullanıldı." "YILDA YAKLAŞIK 40 MİLYAR DOLAR KADAR DIŞ KAYNAĞA İHTİYACIMIZ VAR" Ukrayna halkının büyük zorluklara ve tehlikeye rağmen yüksek irade sergilemeye devam ettiğinin altını çizen Büyükelçi Bodnar, "Yapılan araştırmalar da bunu teyit ediyor. Örneğin anketlere göre Ukrayna halkının yüzde 80’inden fazlası, Rusya'ya herhangi bir toprak tavizi karşılığı barışın kabul edilemeyeceğini ifade ediyor." şeklinde konuştu. Kendisine yöneltilen soru üzerine savaşın ekonomik alanda yarattığı tahribata ilişkin konuşan Bodnar, "Savaşın öncelikle insanları ardından ekonomiyi vurduğunun altını çizmek isterim. Tabii ki, savaş öncesi yıllarla kıyaslarsak 2022’de Ukrayna yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 28’sini kaybetti. En çok etkilenen alanlar inşaat, ulaşım, sanayi ve üretim oldu. Bazı sanayi alanları doğrudan varlığını durdurdu. Çünkü fabrikalar saldırılarda yok edildi. Aynı zamanda sürekli olarak devam eden sivil altyapıya yönelik bombardımanlar, limanların Rusya tarafından bloke edilmesi, bazı Batı ülkelerin sınırlarında oluşan gecikmeler Ukrayna'dan yapılan ihracata büyük bir darbe vurdu ve lojistik hatları da çok büyük ölçüde etkiledi. Ancak Ukrayna ordusunun 2022’deki başarıları sayesinde 2023 yılında ülke ekonomisi yüzde 5 gibi bir büyüme sergiledi. Savaştaki genel ekonomik kayıplar şu an yaklaşık 411 milyon dolar olarak tahmin ediliyor." dedi. Savaşın özellikle sanayi ve üretime olan yıkıcı etkileri nedeniyle Ukrayna bütçesinin planladığı kaynakları sağlayamadığını belirten Büyükelçi Bodnar, "Yılda yaklaşık 40 milyar dolar kadar dış kaynağa ihtiyacımız var. Bununla birlikte bazı alanların da yükselişe geçtiğini söyleyebiliriz. Örneğin tarım, Tahıl Koridoru Anlaşmasının imzalanması sonrasında ve Rusya’nın anlaşmadan çekilmesinin ardından Ukrayna'nın oluşturduğu koridorun faaliyete geçmesiyle canlandı. Örneğin Ukrayna-Türkiye arasındaki ticaret kalemlerini inceleyecek olursak özellikle tahıl ve ayçiçek yağı sevkiyatlarının birkaç kat arttığını görüyoruz. Tabii diğer taraftan savaşın getirdiği büyük bir inovasyon talebiyle beraber özellikle yüksek teknolojiler, bilişim teknolojileri savunma, sanayi gibi alanlarda da büyük bir atılım gerçekleşti. Özellikle insanlar orduya yardım edebileceği alanlara odaklanmaya başladı. Örneğin; dron, İHA’ların geliştirilmesi ve üretimi son 2 yılda yüzlerce kat artmış durumda." ifadelerine yer verdi. "Yakın geleceğe yönelik konuşacak olursak, öne çıkan alanların başında elbette inşaat sektörü gelecek ve bu sektörün de hızla hareketleneceğine inanıyoruz." diyen Vasıl Bodnar, cümlelerini şu şekilde sürdürdü: "Aynı zamanda Türkiye’nin organize sanayi modelindeki deneyimi bizim için çok kıymetli. Ukrayna'da benzer bir konseptin sağlanması için Türk tarafıyla temaslarımızı sürdüreceğiz. Ukrayna ekonomisine büyük katkılardan biri BAYKAR Teknoloji’nin Ukrayna'da fabrika kurma açıklaması oldu. Yatırımın 100 milyon dolar civarı olacağı söylendi. Savaşa rağmen Türk müteahhitler ve sanayiciler için Ukrayna pazarının çok çekici olmaya devam ettiğini düşünüyorum. Daha geçtiğimiz haftalarda İstanbul'da Ukrayna'nın yeniden inşasına yönelik Türkiye-Ukrayna İş Forumu’nu düzenledik ve bu iş forumunda Türk iş insanları ve şirketler tarafından Ukrayna'ya yönelik çok büyük bir ilgi olduğunu gözlemledik. İnşaat sektöründen enerji sektörüne yatırım yapmaya niyetli birçok şirket söz konusu. Ayrıca önümüzdeki aylarda iki tarafın da onaylamasını beklediğimiz Serbest Ticaret Anlaşması, Ukrayna Türkiye arasındaki ekonomik iş birliğine ve Ukrayna ekonomisinin yenilenmesine büyük katkı sağlayacak. Düşmanı topraklarımızdan püskürttükten sonra çok fazla fırsat ortaya çıkacak." "KIRIM'IN YENİDEN İNŞASINA VE YAPILANMASINA ÖZEL BİR İLGİ GÖSTERİLMELİ" Büyükelçi Vasıl Bodnar ayrıca, "Özel bir ilgi de Kırım'ın yeniden inşasına ve yapılanmasına gösterilmeli. 2014’teki işgalden önce Türk iş dünyası Kırım'da çok aktifti. Kırım'daki sosyal ve ekonomik yaşamın normal seyrine dönmesinde tabii ki de Türkiye hükûmetinin, Türk iş dünyasının, iş çevrelerinin ve sivil toplum kuruluşlarının katkı sağlayacağına inanıyoruz." ifadelerini kullandı. "RUSYA NÜKLEER SANTRALİ BİR TEHDİT ARACI OLARAK KULLANIYOR" Rusya'nın saldırganlığından ve çatışmalardan en çok etkilenen alanlardan birinin de doğa olduğunu kaydeden Vasıl Bodnar, "Dolayısıyla savaşın ekolojik boyutu da dikkate değer bir konu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın sunduğu barış formülünün maddelerinden biri de savaşın ekolojik boyutu. Halihazırda ekolojik sorunların kaydedilmesi ve çözülmesine yönelik uluslararası çalışma grubu oluşturuldu. Ukrayna Cumhurbaşkanı Ofisi Başkanı Andriy Yermak'ın liderliğindeki bu çalışma grubu, İsveçli uzmanlarla birlikte Ukrayna’daki savaşla birlikte meydana gelen ekolojik sorunlara yönelik ayrıntılı bir araştırma gerçekleşti. Geçtiğimiz günlerde bir rapor yayımlandı. Bu raporda Ukrayna'nın çevresinin savaş nedeniyle aldığı tüm zararlar kayıt altına alındı. Çatışmalar veya Rusya’nın düzenlediği saldırılar sonucu hava, toprak su kaynakları ve ormanlar büyük zarar gördü ve görmeye devam ediyor. Yani durum oldukça vahim. Ekolojik boyutunun ne kadar kritik olduğunu anlatmak için sadece Herson bölgesindeki Kahovka Barajı’nın patlatılması ve bunun getirdiği sonuçları incelemek bile yeterli olacaktır." şeklinde konuştu. "Ekolojiden bahsetmişken elbette, nükleer güvenlikten de söz etmeliyiz." diyen Bodnar, "Ruslar savaşın başında Çernobil’i işgal etmişti. Orası aktif bir nükleer santral olmamasına rağmen büyük bir tehlike teşkil ediyor. Diğer taraftan Zaporijjya bölgesinde yer alan Avrupa'nın en büyük nükleer enerji santralini silahlandırma gibi girişimlere yeltendiler. Ukrayna'daki nükleer enerji santralleri elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 60’ını karşılıyordu. Rusya'nın buradaki amacı sadece Ukraynalıları elektriksiz bırakmak değil aynı zamanda insan yapımı bir felakete yol açmaktı. Rusya'nın Zaporijjya Nükleer Enerji Santrali’ni işgal edip, çevresini mayınlayıp zaman zaman göstermelik patlamalar gerçekleştirmesi aslında dünyaya karşı yürütülen şantaj politikasının bir parçası. Yani Rusya nükleer santrali bir tehdit aracı olarak kullanıyor." açıklamasında bulundu Bu alanda Uluslararası Atom Enerji Ajansının faaliyetleri önemli olduğunu ancak Ukrayna’daki nükleer güvenliğin yeniden sağlaması için yeterli olmadığını belirten Bodnar, bu konuda diğer uluslararası ortaklarından destek beklediklerini kaydetti. TÜRKİYE VE UKRAYNA MAYIN TEMİZLEME ALANINDA İŞ BİRLİĞİ YAPABİLİR Savaş nedeniyle Ukrayna'da ortaya çıkan mayın kirliliği hakkında da konuşan Bodnar, "Uluslararası uzmanların değerlendirmelerine göre Ukrayna'nın yaklaşık 174 bin kilometrekaresi mayın kirliliğinden ve olası tehditlerden dolayı güvensiz olarak kabul ediliyor. Bu alan, dört Estonya veya Almanya'nın yarısı büyüklüğüne tekabül eder. Bu bölgenin tamamen mayından temizlenmesi için uzmanlara göre 35 yıl gibi uzun bir süre gerekli ve milyarlarca dolar harcanması gerekecek. Özellikle cephe hatlarını inceleyecek olursak yani Ukrayna'nın diğer bölgeleriyle kıyaslayacak olursak buradaki mayın yoğunluğu o kadar fazla ki belki de tamamen temizliği onlarca yıl sürecek." dedi. Mayın kirliliği bağlamında da uluslararası toplumdan destek beklediklerini söyleyen Bodnar, "Türkiye ile ilişkilerimizi geliştirecek ve büyük katkı sağlayacak alanlardan biri de mayın temizleme alanında iş birliği olabilir." değerlendirmesinde bulundu. "UKRAYNA ORDUSU TARAFINDAN ELE GEÇEN HER FIRSAT KULLANILACAK" Savaşın son durumuna ilişkin olarak bilgileri de paylaşan Büyükelçi, "Elbette sözlerime başlarken sayıca üstün olan düşmana karşı mücadele vermenin çok zor olduğunun altını çizmek isterim. Ruslar bazı alanlarda Ukrayna ordusuna göre sayı bakımından birkaç kat, bazı alanlarda onlarca kat daha üstün. Savaşın ilk yılında Ukrayna halkı ve ordusu seferber olmuş ve büyük bir savunma gerçekleştirilmişti. Savunmanın da ötesine geçerek hem düşmanı durdurmuştuk hem de işgal edilen bölgelerin yaklaşık yüzde 50’sini geri almıştık. 2023 yılında bazı karşı saldırı konseptleri vardı. Bunlar kısmen başarılı oldu. Ancak şunu ifade etmek isterim ki, uluslararası partnerler ve ülkeler tarafından Ukrayna'ya yönelik sağlanan silah ve mühimmatlar Rusya'nın elinde olanlarla aynı değil. Rusya gibi sayıca üstün bir düşmanı püskürtmek için yeterli değil. O yüzden bugün geldiğimiz noktada artık Ukrayna savunma yaparken Rusya bazı saldırı girişimleri sergiliyor." ifadelerini kullandı. Büyükelçi Bodnar ayrıca, "General Sırksıy’ın ifade ettiği savunma aslında daha çok Rusların kaynaklarının tüketilmesi ve Rus ordusunun yıpratılmasına yönelik bir konsepti ifade ediyor. Aynı zamanda bir manevralı savunma olacak. Yani Ukrayna ordusu tarafından ele geçen her fırsat kullanılacak. Cumhurbaşkanımız Zelenskıy’ın ifade ettiği gibi aslında bu değişimin nedeni savaşı yönetmede yeni taktik, yaklaşım ve metotlara ihtiyaç duyulmasıydı. İnanıyoruz ki, bu manevralı yeni yaklaşımla gelen savunma Ukrayna'nın başarı elde etmesine, özellikle Rus ordusunun yıpratılmasına neden olacak. Çünkü bizim daha yapacak çok işimiz var." dedi. BARIŞIN EN TEMEL ŞARTI UKRAYNA'NIN 1991’DEKİ SINIRLARINA DÖNMESİ Ukrayna'nın yaklaşık olarak yüzde 25’inin hâlâ işgal altında olduğuna işaret eden Büyükelçi Vasıl Bodnar, "Bu sayıyı özellikle Ukrayna'nın savaşı bırakıp barış görüşmeleri yapması gerektiğine işaret eden tarafların dikkatine sunuyorum. Düşman, ülkenin dörtte birini işgal etmiş durumdayken nasıl müzakereden söz edilebilir? Bu savaşta barışın sağlanmasının en temel şartı Rusya'nın Ukrayna topraklarını terk etmesi, silahlı kuvvetlerini geri çekmesi ve Ukrayna'nın 1991’deki sınırlarına dönmesi olacak. O yüzden bu savaşın önümüzdeki aylarda belki de önümüzdeki yıllarda biteceğine yönelik ifadeler gerçekçi olmayacaktır. Bu bizim için bir bağımsızlık ve var olma mücadelesi. Düşmanın hukuk dışı taleplerine ve ifadelerine göz yummayacağız veya taviz vermeyeceğiz. Mücadelemize devam edeceğiz. Ancak elbette barışı biz sadece savaşla aramıyoruz. Aynı zamanda uluslararası arenalarda uluslararası partnerlerimizle beraber diplomatik barış arayışımızı da sürdürüyoruz. Özellikle Cumhurbaşkanımız Zelenskıy’ın sunduğu barış formülü kapsamında üst düzeyde yüksek katılımlı görüşmeler devam ediyor." şeklinde konuştu. "İSTİKRARIN SAĞLANMASI VE SAVUNMA KABİLİYETLERİNİN ARTIRILMASINA YÖNELİK ADIMLAR ATILMALI" Hamas'ın 7 Ekim 2023 tarihli saldırısı sonrasında İsrail'in Gazze’ye yönelik devam askerî operasyonlar neticesinde Batı'nın Ukrayna'ya yönelik desteğinin azalıp azalmadığı sorusu üzere Bodnar, şu ifadeleri kullandı: "Bu konunun pratik alandan daha çok medya alanında konuşulduğunu ifade etmek isterim. Çünkü Gazze'de yakın zamanda meydana gelen trajik olaylar ve Filistin-İsrail arasında on yıllardır devam eden savaş medyanın dikkatini daha çok çekse de Ukrayna'daki savaş bitmedi. Tartışılan bu konuların üstüne bir de ABD'deki iç durum gündeme geldi. Çünkü biliyorsunuz Ukrayna'yı da maddi ve askerî anlamda en çok destekleyen partnerlerden biri ABD. Yine bu konuların üstüne bir de Avrupa Birliği’nin Ukrayna'ya sağlayacağı finansman kararları ve Ukrayna'nın Avrupa Birliği’ne entegrasyonuna etki etmeye çalışan Macaristan’ın faaliyetleri de eklendi. Günümüzde özellikle yerel çatışmaların arttığını gözlemleyebiliriz. İran'da, Pakistan'da, Yemen'de özellikle Kızıldeniz'de meydana gelen çatışmalar da dünyanın çatışmaların arttığı bir döneme girdiğini gösteriyor. Bu sadece Ukrayna'yı ilgilendiren bir durum değil. Bütün dünyanın dikkate alması gereken bir konu. Hem bölgelerde ve dünyada istikrarın sağlanması hem de savunma kabiliyetlerinin artırılmasına yönelik adımlar atılmalı. "RUSYA ULUSLARARASI GÜVENLİK SİSTEMİNİ TAHRİP EDEREK NÜFUZ ALANINI GENİŞLETMEYE ÇALIŞIYOR" "Böyle bölgesel ve yerel çatışmaların arkasında Rusya gibi kötü niyetli ülkelerin olduğunu düşünüyorum. Çünkü onların çıkarları gözlemleniyor." değerlendirmesinde bulunan Büyükelçi, "Rusya uluslararası güvenlik sistemini tahrip ederek, kaos yaratarak, çatışmalara neden olarak kaostan beslenip kendi etki alanını, nüfuz alanını genişletmeye çalışıyor ve pastadaki payını büyütmeye çalışıyor. Bu noktada aslında Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın 'Dünya beşten büyüktür' söylemine geliyoruz. Çünkü mevcut uluslararası güvenlik sistemi, çatışmaları önlemede ve durdurmada, istikrar sağlamada başarılı değil. Bu da bize şunu işaret ediyor: Uluslararası toplum olarak, ortak hareket ederek yeni bir sistem inşa etmek veya var olanı güçlendirmek zorundayız. Biz her yıl uluslararası kurumlara milyonlarca dolar katkı sağlıyoruz. Ancak bu kurumlar maalesef görevlerini yerine getirme konusunda pek başarılı değiller. Yakın tarihi inceleyecek olursak, uluslararası toplum ne Suriye'deki savaşa etki edebilmiş ne de Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik savaşını önleyebilmiş durumda."

21. yaptırım paketi geliyor: AB, Rus bankalarını hedef alacak Haber

21. yaptırım paketi geliyor: AB, Rus bankalarını hedef alacak

Avrupa Birliği'nin (AB), Rusya'nın Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü savaşa yönelik baskıyı artırmak amacıyla 21. yaptırım paketini 11 Haziran'da açıklamaya hazırlandığı bildirildi. Yeni paketin, Rus bankacılık sistemi ve kripto para ağlarını hedef alacağı belirtildi. AB diplomatik kaynaklarına göre yaptırım paketi kapsamında yaklaşık 90 Rus bankasının listeye eklenmesi planlanıyor. Böylece AB yaptırımları kapsamındaki Rus bankalarının sayısı 100'ü aşacak ve uluslararası bağlantıları bulunan Rus kredi kuruluşlarının yarısından fazlası yaptırımlardan etkilenecek. Listeye alınan bankalar, mal varlığı dondurma, seyahat yasağı ve finansal işlem kısıtlamaları gibi kapsamlı yaptırımlara tabi tutulacak. KRİPTO PLATFORMLARI DA HEDEFTE Avrupa Dış Eylem Servisi (EEAS) tarafından hazırlanan listeye ek olarak Avrupa Komisyonunun, 35 Rus bankasıyla işlem yapılmasını yasaklamayı ve yaptırımların aşılmasına yardımcı olduğu değerlendirilen yaklaşık 12 kripto para platformunu da hedef almayı planladığı aktarıldı. Söz konusu platformların, özellikle üçüncü ülkeler üzerinden Rusya'nın Batı yaptırımlarını aşmasına yardımcı olduğu iddia ediliyor. AB yetkilileri, yeni yaptırımların Rusya'nın finans sistemine baskıyı artırarak Moskova'yı müzakere masasına oturmaya teşvik etmeyi amaçladığını ifade ediyor. Yaptırım paketinin üye ülkeler tarafından onaylanmasının ardından yürürlüğe girmesi bekleniyor.

Kırım’da çocuklar işgal kıskacında: AGİT, Rusya’nın "çocukları askerîleştirme" politikasını inceliyor Haber

Kırım’da çocuklar işgal kıskacında: AGİT, Rusya’nın "çocukları askerîleştirme" politikasını inceliyor

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği, Rus işgali altındaki Kırım'da çocuklara yönelik uygulanan sistematik propaganda, askerîleştirme ve beyin yıkama faaliyetlerini uluslararası kamuoyunun gündemine taşımaya devam ediyor. Kırım Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı'nın (AGİT) Moskova Mekanizması uzmanlarıyla bir araya gelerek işgal altındaki çocukların durumuna ilişkin kan donduran detaylar paylaştı. Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilciliğinden yapılan açıklamaya göre, Kırım Daimi Temsilcisi Olha Kurışko 8 Haziran 2026 tarihinde AGİT Moskova Mekanizması uzmanları Herve Ascensio, Elina Steinerte ve Stefan Wolff ile bir araya geldi. Görüşmeye ayrıca Kırım Platformu Faaliyet Destek Dairesi Başkanı Nelya Grınışın da katıldı. Görüşme, Rusya'nın geçici işgal altındaki Ukrayna topraklarında çocuklara yönelik uyguladığı askerîleştirme politikasını belgeleyecek uluslararası bir raporun hazırlığı kapsamında gerçekleştirildi. Ukrayna, Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişimini başlattığı günden bu yana AGİT üyesi devletleri Rusya'ya karşı Moskova Mekanizmasını 6 defa devreye sokmuş oldu. 2026 yılındaki bu girişim, Rusya tarafından kaçırılan ve sürgün edilen edilen Ukraynalı çocukların durumunu inceleyen 2023 yılındaki bir önceki AGİT mekanizmasının devamı niteliğini taşıyor. “ÇOCUKLARA YÖNELİK TÜM PROGRAMLAR ASKERÎLEŞTİRDİLDİ" Kırım Temsilcisi Olha Kurışko, AGİT heyetine Kırım'daki çocukların Rus askerî propagandasına nasıl alet edildiğini çarpıcı örneklerle anlattı. İşgalcilerin çocuk kamplarını, "İlklerin Hareketi" ve "Yunarmiya" (Genç Ordu) gibi paramiliter gençlik örgütlerini birer propaganda aracına dönüştürdüğünü belirten Kurışko, yarımadadaki acı tabloyu şu ifadelerle aktardı: "Kırım'da çocukların eğitimi, gelişimi veya yaratıcılığını destekleyecek normal formatta hiçbir kültürel ya eğitsel program kalmadı. Bunun yerine, tamamen Rus propagandası için önem arz eden dönüm günlerine yönelik, askerî içerikli sözde 'kültürel etkinlikler' organize ediliyor. Örneğin, bugün Kırım'daki parklarda çocuklar için eğlence alternatifi olarak maket tanklar kullandırılıyor. Çocukların katılabileceği, askerî olmayan başka hiçbir alternatif sosyal etkinlik veya program bırakılmadı." KİLİSE DE PROPAGANDA İÇİN KULLANILIYOR Kurışko, Rusya'nın yarımadadaki asimilasyon politikasının sadece okullarla sınırlı kalmadığını, Rus Ortodoks Kilisesi'nin de bu tür çocuk "askerîleştirme" etkinliklerinin organizasyonunda aktif bir rol üstlendiğini vurguladı. Ayrıca, Kırım'daki eğitim kurumlarında Ukrayna ve Kırım Tatar dillerinin sistemli bir şekilde baskılandığı ve eğitim hayatından tamamen dışlandığı bilgisi de AGİT müfettişlerine sunulan raporda yer aldı. AGİT MOSKOVA MEKANİZMASI NEDİR? AGİT tarafından 1991 yılında yürürlüğe konulan bu özel girişim; üye ülkelerdeki ciddi insan hakları ihlallerini, savaş suçlarını ve demokrasiye yönelik tehditleri soruşturmak üzere bağımsız uluslararası misyonlar kurulmasını sağlar. Bu mekanizmanın en büyük gücü, hakkında soruşturma yürütülen devletin (bu vakada Rusya'nın) rızası veya onayı olmasa bile bağımsız inceleme başlatabilmesidir.

Ukrayna'daki savaş suçlarını yazmıştı: Rus muhalif Hodorkovskiy’e 10 yıl hapis cezası Haber

Ukrayna'daki savaş suçlarını yazmıştı: Rus muhalif Hodorkovskiy’e 10 yıl hapis cezası

Rusya'da mahkemeler, Kremlin’in Ukrayna işgaline yönelik resmî anlatının dışına çıkan ve savaş suçlarını belgeleyen isimleri en ağır şekilde cezalandırmaya devam ediyor. Moskova’daki Meşçanskiy Bölge Mahkemesi, Rus muhalif lider ve YUKOS petrol şirketinin eski ortağı Mihail Hodorkovskiy'i, Ukrayna’daki savaşın gerçeklerini dile getirdiği için gıyabında 10 yıl hapis cezasına çarptırdı. Uzun yıllardır Birleşik Krallık'ta sürgünde yaşayan ve Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline ilk günden beri karşı çıkan Mihail Hodorkovskiy hakkında açılan davanın gerekçeleri, Rus yargısının sansür mekanizmasını bir kez daha gözler önüne serdi. Kremlin, Rus ordusunun sivil katliamlarını örtbas etmek amacıyla çıkardığı "ordu hakkında yalan haber yayma" yasasını çiğnediği gerekçesiyle Hodorkovski'ye ceza yağdırdı. Rus yargısı, muhalif liderin; Eylül 2022'de X (Twitter) hesabından, Rus ordusunun savaşta uğradığı gerçek insan gücü ve askeri teçhizat kayıplarına ilişkin yaptığı paylaşımı ve Temmuz 2024'te Rus ordysunun Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'deki "Ohmatdet" Çocuk Hastanesine düzenlediği ve tüm dünyada infial yaratan kanlı füze saldırısına dair yaptığı videolu paylaşımı "suç" saydı. Rusya’daki mevcut hukuki uygulamalara göre mahkemeler ve soruşturma komiteleri, Rusya Savunma Bakanlığının resmî ve propaganda amaçlı açıklamalarıyla çelişen, savaşın yıkıcı yüzünü ve sivillerin ölümünü ortaya koyan her türlü ifadeyi doğrudan "yalan haber" olarak nitelendiriyor. SAVCILIK 14 YIL HAPİS TALEP ETTİ Londra'da yaşaması sebebiyle duruşmaya katılamayan Hodorkovskiy'in savunma makamı, iddiaların tamamen siyasi olduğunu belirterek beraat talebinde bulundu. Rus Savcılığı muhalif ismin cezaevinde 14 yıl geçirmesini talep ederken, mahkeme heyeti Hodorkovskiy'i gıyabında 10 yıl hapis cezasına mahkûm etti. ​Mihail Hodorkovskiy, Rusya'nın Ukrayna'yı topyekun işgal girişiminin hemen ardından kurulan Savaş Karşıtı Komitenin aktif bir üyesi ve Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) nezdindeki Rus Demokratik Muhalefet Platformunun lider kadrosunda yer alıyor. "TERÖRİZM" SUÇLAMASI YOLDA Öte yandan bu dava dışında Rusya'da muhalif lider hakkında bir dava daha açıldı. Hodorkovskiy ve Savaş Karşıtı Komitenin diğer üyeleri "terör örgütü üyesi olmak", "iktidarı şiddet yoluyla ele geçirme teşebbüsü" ve "kamuoyuna terörizm çağrısı yapmak" gibi ağır siyasi suçlamalarla suçlanıyor.

Rusya'da Putin'e güven anketlerine sansür geldi! Haber

Rusya'da Putin'e güven anketlerine sansür geldi!

Rusya'da devlet kontrolündeki Kamuoyu Araştırma Merkezinin (VCIOM), Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e yönelik "açık güven" anketlerinin sonuçlarını yayımlamayı durdurduğu bildirildi. Bağımsız Rus medya kuruluşu The Moscow Times'ın 8 Haziran tarihli haberine göre VCIOM, Putin'in Ukrayna'ya karşı topyekûn işgal girişiminin başlamasından bu yana en düşük seviyeye gerileyen açık güven oranlarını nisan ayından itibaren kamuoyuyla paylaşmıyor. Söz konusu anketlerde katılımcılara doğrudan Putin'e güvenip güvenmedikleri sorulmuyor. Bunun yerine, herhangi bir isim verilmeden güven duydukları siyasetçileri belirtmeleri isteniyor. Mart ayında yapılan araştırmada katılımcıların üçte birinden azı Putin'in adını verirken, doğrudan sorulan sorularda Putin'e güvendiğini söyleyenlerin oranı yüzde 70'in üzerinde çıkmıştı. PUTİN'İN ONAY ORANI DÜŞÜŞTE The Moscow Times'ın aktardığı verilere göre VCIOM'un yayımlamaya devam ettiği haftalık anketlerde Putin'in onay oranı 31 Mayıs itibarıyla yüzde 66,6 seviyesinde bulunuyor. Bu oran, yıl başından bu yana yaklaşık 10 puanlık bir düşüşe işaret ediyor. Uzmanlar, düşüşün arkasında ekonomik sorunlar, yüksek enflasyon, internet kısıtlamaları ve Rus toplumunda Ukrayna'ya karşı yürütülen savaşa ilişkin artan yorgunluğun bulunduğunu değerlendiriyor. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşta her ay on binlerce asker kaybetmesinin iş gücü açığını büyüttüğü ve ekonomik baskıları artırdığı belirtiliyor. EKONOMİK SORUNLAR VE İNTERNET KISITLAMALARI ETKİLİ Haberde ayrıca Rusya'da son dönemde internet erişiminde yaşanan sorunlar, bazı platformlara getirilen kısıtlamalar ve VPN hizmetlerine yönelik baskıların da kamuoyundaki memnuniyetsizliği artırdığı ifade edildi. RUSYA'DA BENZİN KRİZİ BÜYÜYOR: BELGOROD VE KURSK'TA SATIŞ KISITLANDI! Öte yandan Rusya'nın Belgorod ve Kursk bölgelerinde akaryakıt satışlarına geçici sınırlamalar getirildiği bildirildi. Daha önce işgal altındaki Kırım'da ortaya çıkan benzin sıkıntısının Rusya'nın sınır bölgelerine de yayıldığı belirtiliyor. ASTRA Telegram kanalının aktardığına göre, Rus petrol şirketi Rosneft'e ait bazı akaryakıt istasyonlarında bidonlara benzin satışı geçici olarak durduruldu. Belgorod Bölgesi Ekonomik Kalkınma ve Sanayi Bakanı Maksim Gusev, uygulamanın güvenlik gerekçesiyle hayata geçirildiğini ileri sürdü ve yalnızca Belgorod ile Kursk bölgelerini kapsamadığını açıkladı. Gusev yaptığı açıklamada, "Yakıt satışında güvenliğin sağlanması amacıyla ağ şirketlerinden biri tarafından bidonlara yakıt satışının geçici olarak sınırlandırılması kararı alınmıştır. Bu uygulama sadece bölgemizi etkilememektedir." dedi. Yetkililer, araç depolarına yapılan yakıt satışlarının normal şekilde sürdüğünü ve diğer markalara ait istasyonlarda bidonlara yakıt alınabildiğini belirtti. VATANDAŞLAR SIKINTI YAŞANDIĞINI BİLDİRİYOR Belgorod ve Kursk bölgelerinde yaşayan bazı vatandaşlar ise sosyal medya üzerinden benzin temininde sorun yaşadıklarını aktardı. İddialara göre bazı Rosneft istasyonlarında AI-95 benzin satışına sınırlama getirilirken, AI-92 benzinin bidonlara doldurulmasına izin verilmedi. Öte yandan işgal altındaki Kırım'da akaryakıt istasyonlarında uzun kuyrukların devam ettiği bildirildi. Sektör temsilcileri, mevcut durumun Rusya'nın daha geniş bölgelerine yayılabilecek bir yakıt krizinin işareti olabileceğini değerlendiriyor. Uzmanlar ayrıca, son dönemde petrol rafinerilerinde yaşanan sorunlar nedeniyle Rusya'da daha kapsamlı bir benzin arz sıkıntısı yaşanabileceği uyarısında bulunuyor.

Zelenskıy: ABD Temsilcileriyle görüşme çok olumlu geçti Haber

Zelenskıy: ABD Temsilcileriyle görüşme çok olumlu geçti

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), ABD Başkanı Donald Trump'ın Özel Temsilcileri Steve Witkoff ve Jared Kushner ile gerçekleştirdiği görüşmenin "oldukça olumlu" geçtiğini açıkladı. Zelenskıy, tarafların gelecek haftalarda Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona erdirilmesine yönelik diplomatik girişimleri hızlandırma konusunda mutabık kaldığını belirtti. Moldova'nın başkenti Kişinev'de temaslarda bulunan Zelenskıy, resmî sosyal medya hesabından yaptığı açıklamada, "Çok olumlu bir görüşme gerçekleştirdik. Önümüzdeki haftalarda Rusya'nın Ukrayna'ya karşı yürüttüğü savaşı sona erdirmeye yönelik diplomatik çabalara ivme kazandırmak için mümkün olduğunca aktif çalışmaya hazır olduklarını görmekten memnuniyet duyuyorum." ifadelerini kullandı. Zelenskıy, Londra'da Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ile yaptığı görüşmelerin ardından Kıyiv'e dönerken ABD'li temsilcilerle temas kurdu. Londra'daki görüşmelerde Avrupa liderleri, Zelenskıy ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin arasında doğrudan bir görüşme yapılması önerisine destek vermiş ve Avrupa'nın olası bir ateşkes sürecinde rol üstlenmeye hazır olduğunu açıklamıştı. ABD'NİN ARABULUCULUK ÇABALARI YAVAŞLADI ABD'nin öncülüğünde yürütülen barış girişimleri son dönemde ilerleme kaydetmekte zorlanırken, Vaşington (Washington) yönetiminin dikkatinin İran ile yaşanan gelişmelere kaydığı değerlendiriliyor. Zelenskıy, Witkoff ve Kushner ile yaptığı görüşmenin ardından Fransa Cumhurbaşkanı Macron ile de telefon görüşmesi gerçekleştirdiğini açıkladı. Görüşmede ABD temsilcileriyle yapılan temaslar ve bundan sonraki diplomatik adımlar ele alındı. Ukrayna Cumhurbaşkanı, dünyanın dikkatinin büyük ölçüde İran'daki gelişmelere yoğunlaştığını kabul etmekle birlikte, Avrupa'da barışın sağlanmasının uluslararası gündemde kalmaya devam ettiğini vurguladı. G7 ZİRVESİ GÜNDEMDE Zelenskıy, ABD'li temsilcilerle yaklaşan G7 Zirvesi kapsamında yapılabilecek görüşmeleri de değerlendirdiklerini belirterek Vaşington (Washington) yönetiminin Ukrayna'nın tutumuna ilişkin olumlu değerlendirmelerinden dolayı teşekkür etti. Öte yandan konuya yakın bir kaynak, ABD ve Ukraynalı yetkililerin Witkoff ve Kushner'in gelecek haftalarda Kıyiv'i ziyaret etme ihtimali üzerinde çalıştığını aktardı. Ziyaretin gerçekleşmesi hâlinde bu, iki temsilcinin Ukrayna'ya yapacağı ilk resmî ziyaret olacak. BM'DE ATEŞKES ÇAĞRILARI YİNELENDİ Birleşmiş Milletler (BM) Güvenlik Konseyinde pazartesi günü düzenlenen özel oturumda Avrupa Birliği (AB), ABD ve Çin temsilcileri başta olmak üzere çok sayıda ülke Ukrayna'da ateşkes sağlanmasına yönelik çabaların sürdürülmesi çağrısında bulundu. BM İnsani İşlerden Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Vekili Indrika Ratwatte, Rusya'nın Ukrayna'nın büyük yerleşim merkezlerine yönelik saldırılarının yoğunlaştığını belirterek cuma gününden bu yana en az 30 sivilin hayatını kaybettiğini, 200 kişinin yaralandığını açıkladı. Ratwatte ayrıca Herson bölgesinde insani yardım faaliyetlerinde kullanılan yedi aracın saldırılarda zarar gördüğünü, yardım çalışanları ve gönüllülerin yaralandığını bildirdi. PUTİN, ZELENSKIY'NİN GÖRÜŞME TEKLİFİNİ REDDETTİ BM Güvenlik Konseyi toplantısında konuşan Ukrayna'nın BM Daimi Temsilcisi Andriy Melnık, Zelenskıy'ın geçen hafta Kremlin'e gönderdiği mektupta Putin'e yüz yüze görüşme teklif ettiğini ancak Rus liderin bu öneriyi reddettiğini söyledi. Rusya'nın BM Daimi Temsilcisi Vasiliy Nebenzya ise Zelenskıy'ın teklifini "kabalık ve ültimatom" olarak nitelendirerek Moskova'nın göstermelik görüşmeler değil, kalıcı bir çözüm istediğini savundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.