SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Şefika Gaspıralı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Şefika Gaspıralı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Şefika Gaspıralı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı konuşuldu Haber

Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı konuşuldu

Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisi tarafından çevrim içi olarak düzenlenen Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında, Türk kadın hareketinin öncüsü ve büyük Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı konuşuldu. 7 Eylül 2026 tarihinde tertip edilen ve saat 20.30’da başlayan konferansın moderatörlüğünü Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu üstlendi. Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Emel Dergisi Yazarı Özge Kandemir Temizel ise Şefika Gaspıralı’nın hayatı ve Kırım Tatar millî davasına bir kadın olarak sağladığı katkılar üzerine kapsamlı bir sunum gerçekleştirirken sunumunun ardından düşüncelerini paylaşan katılımcılar, Şefika Gaspıralı başta olmak üzere Kırım Tatar kadınlarının Kırım millî davasındaki rolünün önemini vurguladı. Konferans çerçevesinde Kırım Tatar siyasi tutsaklara Rusya tarafından uygulanan ağır baskılara da dikkat çekildi. İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN EĞİTİM HAREKETİ, KIZININ DÜŞÜNCE DÜNYASINI ŞEKİLLENDİRDİ Kandemir Temizel, “Şefika Gaspıralı’yı öğrenebilmek için öncelikle İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman gazetesini neden çıkardığını anlamamız gerekiyor.” şeklinde konuşarak Kırım’ın 1783 yılında Rusya tarafından işgal edilmesiyle karanlık yüzyılının başladığını hatırlattı. Buna karşın 1883 yılında ise Tercüman’ın İsmail Bey Gaspıralı tarafından neşredilmeye başlandığını kaydeden Kandemir Temizel, “Gaspıralı, tabii ki Tercüman gazetesini birdenbire çıkarmaya başlamadı.” dedi. Rusların Kırımlıların evlerini istila etmesinin ve Kırım Tatarlarına yönelik hukuksuz hareketlerin geçmişten bugüne devam ettiğini belirten Kandemir Temizel, “Asimilasyon çalışmaları, baskı, şiddet… Bunların hepsi İsmail Bey Gaspıralı’yı ve fikir arkadaşlarını rahatsız etmiş durumda. Ayrıca Müslüman ve Türk kadınlara ‘cahil’ gözüyle bakılması da büyük oranda rahatsız etmiş ki İsmail Bey Gaspıralı, usûl-i cedîd okullarını açma gereği duydu.” ifadelerini kullandı. Usûl-i cedîd okullarında din dersinin yanında matematik, coğrafya ve resim derslerinin yer aldığını ve kız ile erkek çocukların aynı ortamda eğitim gördüğünü kaydeden Kandemir Temizel, “Gaspıralı, bunları 1800’lü yıllarda yapıyor. Aslında bizim için çok önemli tarihler çünkü o tarihlerde bildiğiniz üzere kadınlar ve kızlar biraz daha geri plana atılıyordu, ne yazık ki eğitim bile görmüyorlardı. Hele hele Müslüman ve Türk kadınları Rusya gibi bir yerde ne yazık ki dışlanıyorlardı.” dedi. “BAHÇESARAY’DAN BAŞLAYAN MEŞALE, BÜTÜN DÜNYADAKİ TÜRKLERE VE MÜSLÜMANLARA GÖNDERİLİYOR” Kandemir Temizel, İsmail Bey Gaspıralı’nın buna rağmen kız çocuklarının eğitimine önem verdiğini ve kızı Şefika Gaspıralı’yı da bu doğrultuda yetiştirdiğini dile getirerek “İsmail Bey Gaspıralı, bildiğiniz üzere Bahçesaray’da belediye başkanlığı da yaptı. Kendisi siyasetçi, gazeteci ve öğretmen. Belki de Tercüman’ın bu kadar büyümesinde ve yayılmasında onun zaten fikirleri, çabası ve azmi, hiçbir şekilde geri plana atılamaz ama onun bu şekilde yetenekli olması da bence Tercüman’ın bu kadar güzel bir şekilde yayılmasını sağlamıştı.” şeklinde konuştu. Gaspıralı’nın Tercüman gazetesiyle tam 31 yıl boyunca düşüncelerini işlediğini ve cedîdciliğin Rusya Türkleri arasında yayılıp köklenmesini sağladığının altını çizen Kandemir Temizel, “Bahçesaray’dan başlayan ışık, meşale, bütün dünyadaki Türklere ve Müslümanlara gönderiliyor.” dedi. Bununla birlikte Kandemir Temizel, gazetenin başlığı altında yazan “Dilde, fikirde, işte birlik” yazısının ve gazetenin daha o tarihlerde böyle yerlere ulaşabilmesinin önemini vurguladı. KADINLARA DUYULAN SAYGININ İBARESİ: “REFİKALARINIZLA (EŞLERİNİZLE) GELİNİZ.” Tercüman gazetesi daha geniş kitlelere yayılmaya başladıkça İsmail Bey Gaspıralı’nın evine birçok bilim insanının ziyarette bulunduğunu dile getiren Kandemir Temizel, Tercüman gazetesi için kutlama ve toplanma amaçlı jübilelerin de düzenlendiğini belirtti. Bu jübilelerde Rusya’nın uyguladığı baskılara çözümlerin arandığını ifade eden Kandemir Temizel, 10. yıl jübilesindeki davetiyelerde “Refikalarınızla (eşlerinizle) geliniz.” ibaresinin yer almasının, söz konusu toplantıların hem kadınların hem de erkeklerin katılımına açık olduğu ve kadınların da devlet yönetimi ve eğitim üzerindeki fikirlerinin önemsendiği anlamını taşımasına dikkat çekti. Zühre Akçura’nın varlığını başlıca kız çocuklarının eğitimi için harcadığını belirten Kandemir Temizel, 10. yıl jübilesinde eşi Gaspıralı’ya kız çocuklarının aile ve azınlık ekonomisine kazandırılmasını amaçlayan ve ücretsiz eğitim veren bir dershane açması şeklinde bir hediye verdiğini de vurgulayarak “Zühre Gaspıralı, 19. yüzyıl Rusyası’nda aslında bir kadın hareketi başlatmış bulunuyordu. Şefika Gaspıralı, işte böyle bir ailenin içine doğmuş birisiydi.” dedi. “BABAMIN AĞZINDAN ÇIKAN HER SÖZÜ AYET GİBİ ADDEDERDİM” Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın, Tercüman gazetesinin 10. yıl jübilesinde 7 yaşında olduğunu dile getirerek “Küçüklüğünden beri abisi Rıfat’la birlikte Tercüman matbaasının içinde çeşitli görevler alıyorlardı. Gerek postalama gerek paketleme, her türlü işi yapıyorlardı. Orası onların bir yuvasıydı. Şefika diyordu ki, ‘Babamın ağzından çıkan her sözü ayet gibi addederdim.’” dedi. Şefika Gaspıralı’nın 17 yaşına geldiğinde babasının da teşvikiyle Tercüman gazetesinde makalelerini yayımlamaya başladığını kaydeden Kandemir Temizel, 1906 yılında ise Âlem-i Nisvan dergisini haftalık olarak neşretmeye başladığını dile getirdi. Dergide kadınlar için okuma yazma öğrenmenin öneminin, temizliğin, çocuk eğitiminin ve görgü kurallarının İstanbul Türkçesiyle anlatıldığını hatırlatan Kandemir Temizel, dergide yayımlanan yazıların aydınlatma ve örgütleme amacı taşıdığına da dikkat çekti. Bununla beraber Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi, Tercüman gazetesi ve Âlem-i Nisvan dergisi sayesinde Rusya’daki Müslüman Türklerin bilinçlendiğini ve azınlık halkların mücadelesinin başlamasına zemin hazırlandığını vurguladı. Rusya Müslüman Türk Kadınları I. ve II. Kongresi ve Bütün Rusya Müslümanları I. ve II. Kongresi başta olmak üzere, söz konusu uyanışla beraber birtakım komite, kongre, toplantı ve mitinglerin de gerçekleştirildiğini belirten Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın sadece kalemiyle değil, mitingler düzenleyerek de mücadelesini yürüttüğünü dile getirdi. ŞEFİKA GASPIRALI, TÜRK VE İSLÂM DÜNYASINDAKİ KADINLAR İÇİN BİR İLKE İMZA ATTI Öte yandan Cafer Seydahmet Kırımer’in “Bazı Hatıralar” isimli kitabında “Şefika Hanım’dan başka bilhassa İlhamiye Toktar, Ayşe İshak, Hatice Avcı bu yolda unutulmaz hizmetler gördüler. Hatta çalışmaları sırasında birçok tehlikeye göğüs gerdiler.” ifadelerine yer verdiğini hatırlatan Kandemir Temizel, Şefika Gaspıralı’nın düzenlediği Bahçesaray mitinginde de kadınların ve kız çocuklarının eğitim görme ve dünyayı anlama yönünde duyduğu arzuya ve Gaspıralı’ya duyduğu minnete dikkat çekti. Kırım’ın Akmescit (Simferopol) kentinde 7 Nisan 1917 ile 14 ve 15 Ekim 1917 tarihlerinde, I. ve II. Kırım Müslümanları Vekilleri Kongresi’nin toplandığını kaydeden Kandemir Temizel, ilk kongrede icra komitelerinin kurulması kararı verildiğini ve başkan olarak Numan Çelebicihan’ın seçildiğini belirtti. Başta Şefika Gaspıralı, İlhamiye Toktar, Ayşe İshak ve Hatice Acı gibi isimler olmak üzere kadın komitelerinin yoğun emekleri sayesinde ikinci kongrede ise 200 temsilciden 20’sinin kadın olduğuna dikkat çeken Kandemir Temizel, 30 Kasım 1917’de açılışı yapılan Kırım Tatar Millî Kurultayı’ndaki azaların seçiminde 76 milletvekilinden 5’inin kadın olduğunu vurguladı. Şefika Gaspıralı’nın Gözleve’den milletvekili olarak seçildiğini ve 9 Aralık 1917’de Kırım Tatar Millî Kurultayı’nda başkanlık divanı üyeliğine getirildiğini kaydeden Kandemir Temizel, “Bu sonuç, sadece Kırım Türkü kadınlar için değil, tüm Türk ve İslâm dünyasındaki kadınlar için de bir ilk olma onurunu taşımaktaydı.” dedi. “BOLŞEVİKLER, KIRIM’IN ASIL SAHİBİ OLAN KIRIM TATARLARININ İLMEK İLMEK İŞLEDİKLERİ ÇALIŞMALARINI TUZLA BUZ ETMİŞLERDİ” Kırım Halk Cumhuriyeti’nin ilk başkanı ve Antlı Şehit Numan Çelebicihan’dan da bahseden Kandemir Temizel, Çelebicihan’ın çatışmaların tam ortasında Bolşevikler tarafından şehit edildiğini anlatırken katılımcılara duygu dolu anlar yaşattı. Kandemir Temizel, şu değerlendirmelerde bulundu: Kurultay’da cumhuriyetin ilan edilmesi ve kadınların da meclise girmesi bizim için çok umut verici başarılar. Büyük emeller, uzun uğraşlar ve disiplinli çalışmalar sonucunda Hansaray’da toplanan Kurultay anayasayı kabul etmiş ve Kırım Halk Cumhuriyeti de 26 Aralık 1917’de kurulmuştu ancak ne yazık ki Bolşevikler, Kırım’ın asıl sahibi olan Kırım Tatarlarının Tercüman’dan beri ilmek ilmek işledikleri çalışmalarını tuzla buz etmişlerdi. ŞEFİKA GASPIRALI’NIN TÜRKİYE VE AZERBAYCAN GÜNLERİ Şefika Gaspıralı ve ailesinin Kırım’dan canlarını kurtarmak için Azerbaycan’a sığındıklarını ifade eden Kandemir Temizel, Gaspıralı’nın Bakü’de kız çocuklarının eğitimi için büyük çalışmalar ortaya koyduğunu kaydederek oyun temelli öğrenmeyi esas alan “Froebel” eğitim modelini de o yıllarda uygulamasının önemine dikkat çekti. Türk edebiyatının önemli isimlerinden Memduh Şevket Esendal’ın Moskova Barış Antlaşması aracılığıyla Türk esirlerinin Kars’a teslim edilecek cephane yüklü tren içerisinde Türkiye’ye ulaştırılmasını sağladığını belirten Kandemir Temizel, Kızılordu’nun Azerbaycan’ı işgal etmesiyle birlikte Gaspıralı’nın da bu şekilde çocukları ve elinde bulundurduğu hatıraları ve kritik belgeleriyle birlikte Türkiye’ye ulaştığını ve uzun bir süre çocukları ve kardeşlerine destek olmak için çeşitli işlerde çalıştığını ve yoksulluk içerisinde yaşadığını kaydetti. “BU ÇALIŞMALARIN DAHA ÇOK ELE ALINMASI GEREKİYOR” Kandemir Temizel’in sunumunun ardından ise katılımcılar düşüncelerini ifade etti. Maksudoğlu, Âlem-i Nisvan dergisinde kadınların İslâm hukukuna göre kadınların eğitim hakkı olduğundan bahsedildiğine dikkat çekerek kadınların oy verme, çalışma, günlük hayatta erkekler ile kadınlar arasında çatışma yaşanmasının gerekmediğinin dile getirildiğini ve kadın yazarların da dergide yazılar yazdığını belirtti. Öte yandan Maksudoğlu, “Ta Sibirya’dan Ayşe Hanım (İshakova) şunu yazıyor: Biz Sibirya’da Müslüman kadınlar olarak çok geri kaldık. İstanbul o zaman tabii İslâm medeniyetinin, özellikle Osmanlı’nın başkenti. ‘İstanbul’da ne yapılıyor, biz geri kaldık, ne yapabiliriz?’ diye soruyor. Cevdet Paşa’nın kızı, Fatma Aliye’nin kardeşi Emine Hanım mektup yazıyor. O da çok önemli çünkü Emine Hanım’ın Fransızcası çok kuvvetli. Batı’ya Türkiye’deki kadın haklarını ve gelişmeleri anlatıyor, makaleleri var ve o devirde de Şefika Gaspıralı’ya ve Sibirya’dan yazan Ayşe Hanım’a cevap yazıyor. Bu çalışmaların bence de daha çok ele alınması gerekiyor.” şeklinde konuştu. Gaspıralı’nın özel hayatında yaşadığı çalkantıları da dile getiren Maksudoğlu, “Hayatına devam ediyor, çocuklarını ve kardeşlerini okutuyor. Tam bir Türk kadını vasfı olduğunu biz görüyoruz.” ifadelerini kullanarak Gaspıralı’nın Türkiye’de yaşadığı geçim sıkıntıları ve daha fazla çalışma ortaya koyamaması karşısında yaşadığı üzüntüyü dile getirdi. Tanatar, Gaspıralı’nın eşi Nesib Bey Yusifbeyli tarafından ihanete uğramasının Gaspıralı’yı derinden sarstığını ifade etti. Bununla birlikte Tanatar, Kırımlı kadınların Batı’daki kadınlardan çok daha önce seçme ve seçilme hakkını elde ettiğini fakat bu durumun Kırım’daki siyasi atmosferle yakından ilişkili olduğunu kaydederek Yarımada’daki nüfusun az olması nedeniyle kadınların sunduğu katkının öneminin daha da ön plana çıktığını dile getirdi. “KIRIM TATAR KADINLARI OLMASAYDI BİZ HÂLÂ SÜRGÜNDE YAŞIYOR OLURDUK” Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, “Ben Kırım belgeselini ve sürgündeki mücadeleyi çekerken Kırım hususunda da her zaman şunu söyledim: Kırım’da Kırım Tatar kadınları olmasaydı biz hâlâ sürgünde yaşıyor olurduk. Kırım Tatar kadınlarının direnci ve inancı bizim Kırım’ı yeniden ‘Vatan Kırım’ yapmamızı sağladı.” değerlendirmesini yaptı. Öte yandan Karatay, Kırım Tatar Millî Kurultayındaki kadınların yanı sıra bugün de hem Kırım hem de muhacerette yaşayan Kırım Tatar kadınlarının millî davada üstlendiği role vurgu yaptı. Karatay, “Şu anda bu dava içerisinde aktif olarak yer alan bütün kadınlarımıza ve kızlarımıza çok çok teşekkür ediyoruz, iyi ki varlar. Onlarla beraber mücadele etmek bizler için büyük bir güç.” ifadelerini kullanarak sözlerini sonlandırdı. EMEL KIRIM VAKFI BAŞKAN VEKİLİ NURTEN BAY, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA DİKKAT ÇEKTİ Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Bay, Rusya’nın ağır baskıları sonucu 21 Temmuz’da faaliyetlerine son verilen Kırım Dayanışması (Krymskaya Solidarnost) insan hakları girişiminin 26 Haziran Kırım Tatar Millî Bayrak Günü’nde Rusya’nın sözde “yabancı ajan” listesine alındığının altını çizdi. Bununla beraber “Orada da yine kadınlarımızı görüyoruz. Erkeklerimiz de çalışıyor tabii ama kadınlarımız gerçekten büyük bir mücadele veriyor. Aynı rahmetli Şefika Gaspıralı gibi bugün de mücadeleye devam ediyorlar.” şeklinde konuşan Bay, hâlihazırda Kırım Tatar siyasi tutsakların evlatlarını bekleyen mücadeleci annelerinin hem çocuklarına, hem torunlarına hem de gelinlerine destek olmaya çalıştığını ifade etti. Hâlihazırda 3 çocuğu (Abdülmecit, Osman ve Seytumer Seytumerov) siyasi tutsak olan anne Lilya Seytumerova’nın, geçen hafta küçük oğlu Abdülmecit'in yargılandığı düzmece davanın Rusya’nın Rostov kentinde bulunan Güney Bölge Askerî Mahkemesinde 31 Ağustos'ta görülen duruşmasına gittiğini belirten Bay, aynı zamanda o gün duruşması olan diğer Kırım Tatar siyasi tutsakların eş ve annelerinin de mahkemeye gittiğini dile getirdi. Öte yandan Bay, şu değerlendirmelerde bulundu: Bir oğlu 14 yıl, diğeri ise 17 yıl hapse mahkûm edildi. Rostov’da gittiği mahkemede ancak 15 dakika cam arkasından çocuğunu görebildi. Yine kilometrelerce yol katederek Kırım’a döndü. Bugün de mücadele devam ediyor. Yapacak çok işimiz var ve iyi ki gençlerimiz var. Bizler, en azından onları gördükçe çalışıp mücadele ediyorlar diye rahatlıyoruz. İSMAİL BEY GASPIRALI’NIN HEDEFLERİNİN VÜCUT BULMUŞ HÂLİ ŞEFİKA GASPIRALI Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, Şefika Gaspıralı’yı, İsmail Bey Gaspıralı’nın hedeflerin vücut bulmuş hâli olarak nitelendirdiğini ifade etti. “Gaspıralı ailesinin hemen hemen birçok ferdi, eğitim ve eğitmenlik dolayısıyla bir yerlere gelmeyi başarmıştır. Keza İsmail Bey Gaspıralı, usûl-i cedîd hareketini kendi evinden başlatmıştır. Buna en büyük örnek ise kızıdır. Herkes Rusçadan, çeşitli dillerden, çeşitli kültürel ya da matematiksel, bilimsel uğraşlardan kaçarken İsmail Bey Gaspıralı, bunu evine ve bizzat kızına ders olarak verdirmiştir.” şeklinde konuşan Bayraktar, ayrıca Gaspıralı’nın ilk usûl-i cedîd kız mektebini ablası Pembe Hanım Bolatukova’ya açtırdığını kaydetti. Son olarak Emel Kırım Vakfı Üyesi Lilya Tanatar, “Şefika Gaspıralı’nın ruhu yaşıyor ve yaşamaya da devam edecek.” ifadelerini kullanarak Kırım Tatar kadınlarının 2014 yılından beri Rus işgali altında olan Kırım’da ve Rusya’nın topyekûn işgal saldırıları düzenlediği Ukrayna’da mücadelesinin devam ettiğini vurguladı.

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Temsilciliği: Kırım Tatar kadınları işgale karşı kimlik mücadelesini sürdürüyor Haber

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Temsilciliği: Kırım Tatar kadınları işgale karşı kimlik mücadelesini sürdürüyor

5 Eylül, Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu tarafından resmî olarak ilan edilen Dünya Yerli Halklarından Kadınlar ve Kız Çocukları Uluslararası Günü olarak bu yıl ilk kez kutlanıyor. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Temsilciliği, günün Ukrayna açısından özel önem taşıdığını belirterek Kırım’ın yerli halklarından kadınların kültürel mirasın korunmasındaki rolüne dikkat çekti. Temsilcilik tarafından yapılan açıklamada, Kırım Tatarları, Karaylar ve Kırımçakların Kırım Yarımadası’nda oluşmuş yerli halklar olduğu vurgulandı. Açıklamada, bu toplulukların tarihinin ve kültürel mirasının korunmasında önemli rol üstlenen kadınlardan örnekler verildi. Türk dünyasında eğitim ve fikir hareketlerinin önde gelen isimlerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı’nın, Kırım Tatar halkının Birinci Kurultayı’na seçilen dört kadından biri olduğu belirtildi. Karay kültürünün araştırılması ve korunmasına hayatını adayan Semita Kuşul’un da kültürel mirasın gelecek nesillere aktarılmasına önemli katkılar sunduğu ifade edildi. Kırımçak dili ve kültürünün korunması için çalışmalar yapan Viktoriya Baginska-Gurci’nin ise eserleri, çevirileri ve araştırmalarıyla bu mirasın yaşatılmasına katkıda bulunduğu aktarıldı. İŞGAL ALTINDA KİMLİKLERİNİ KORUYORLAR Kırım Temsilciliği, Rusya’nın Kırım’ı geçici işgali altında yerli halklardan kadınların kimliklerini ve kültürel miraslarını koruma mücadelesini sürdürdüğünü belirtti. Açıklamaya göre kadınlar, kültürel değerlerin ve geleneklerin yaşatılmasının yanı sıra siyasi tutukluların ailelerine destek olmak, insan hakları ihlallerini belgelemek ve işgale karşı direnişi sürdürmek gibi alanlarda da aktif rol oynuyor. Temsilcilik, yerli halklardan kadınların yürüttüğü bu çalışmaların yalnızca kültürel mirasın korunması açısından değil, Kırım’daki insan haklarının savunulması ve bölgenin geleceği açısından da önem taşıdığını vurguladı. 5 Eylül’ün bu yıl ilk kez resmî bir BM uluslararası günü olarak kutlanmasının da yerli halklardan kadınların karşılaştığı sorunlara ve toplumlarının korunmasındaki rollerine yönelik küresel farkındalığın artırılması açısından önem taşıdığı belirtildi. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Temsilciliği, yerli halklardan kadınların sesinin ve direncinin özgür bir Ukrayna Kırım’ı için verilen mücadelenin bir parçası olduğunu ifade etti.

Ceyhun Nabi: Gaspıralı’nın şiarı diğer halkların da yaşaması, kendini ifade etmesi yönündedir Haber

Ceyhun Nabi: Gaspıralı’nın şiarı diğer halkların da yaşaması, kendini ifade etmesi yönündedir

Cumhuriyet Siyasi Düşünce Merkezi Başkanı ve bağımsız Azerbaycan Cumhuriyeti'nin ilk başbakanı Nesib Bey Yusufbeyli’nin hayatını ve Şefika Gaspıralı ile olan aşkını konu alan “Alevlenen Aşk: Cumhuriyet ve Şefika Sultan” (Alovlanan Eşq: Cümhuriyyət və Şəfiqə Soltan) belgesel romanının yazarı Ceyhun Nabi; kitabı, Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan günleri ve Türk aydınlanmasının en önemli isimlerinden İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. “ŞEFİKA HANIM’IN AZERBAYCAN GÜNLERİ İKİ DÖNEMDEN İBARETTİ” “Şefika Hanım’ın Azerbaycan günleri, bildiğimiz gibi iki dönemden ibaretti. Birincisi evlilik dönemi. Ki bu, iş dönemine denk gelmektedir. Onun evlatları Niyazi ve Zöhre de Azerbaycan’da ilk yaşadığı döneme denk gelmektedir. Sonraki dönem de 1918 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti ilan edildikten sonra Azerbaycan’a geldiği döneme tesadüf etmektedir.” ifadelerini kullanan Azerbaycanlı araştırmacı yazar, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da olduğu dönemde eşi Nesib Bey Yusufbeyli’den ayrıldıktan sonra Kırım’a döndüğünü ve bir müddet Kırım’da yaşadığını kaydetti. Nabi, bununla birlikte Şefika Gaspıralı’nın Kırım Tatar Millî Kurultayının ilk oturumunda 76 milletvekilinin katıldığı Başkanlık Divanı seçimlerine de katıldığını ve seçimler neticesinde Numan Çelebi Cihan, Cafer Seydahmet, Abdülhâkim Hilmi, Hacı Bedrettin Bey ile birlikte Başkanlık Divanı’nın tek kadın üyesi olduğunu hatırlattı. Şefika Gaspıralı’nın Kırım Tatar Millî Kurultayındaki 5 kadın milletvekilinden biri olduğunu da vurgulayan Nabi, bu durumun Türk dünyası için bir ilk olduğuna dikkat çekerek “Azerbaycan (Halk) Cumhuriyeti’nin parlamentosunda kadın milletvekilleri temsil edilmemişti ama Kırım (Halk) Cumhuriyeti parlamentosunda (Kırım Tatar Millî Kurultayı) 4 kadın milletvekilinin temsil edildiğini görmekteyiz.” şeklinde konuştu. “KADIN HAKLARIYLA BAĞLI GİRİŞİMLERDE ŞEFİKA HANIM’IN EMEĞİ VAR” Nabi, Şefika Gaspıralı’nın Azerbaycan’da yaşadığı ilk dönem boyunca Azerbaycan’da birkaç hayriye teşkilâtları oluşturulması girişiminde bulunduğunu da kaydederek “O dönemde Çarlık Rusyası’nda artan baskılar sebebiyle bunları hayata geçirmek mümkün olmamıştı. Hem dinî otoritenin, dinî nezaretin, mollaların, din hâdimlerinin ve Rus İmparatorluğu’nun tesirleri buna imkân vermemişti. Dolayısıyla Azerbaycan’da bu tür teşebbüslerin hayata geçirilmesi mümkün olmamıştı ama Şefika Hanım’ın Azerbaycan’daki ikinci dönemine denk gelen Azerbaycan (Halk) Cumhuriyeti dönemi de kadınların seçme ve seçilme hakkının hayata geçirilmesi, Nesib Bey Yusufbeyli’nin başbakanlık dönemine tesadüf etmektedir. İki dönemde de kadın haklarıyla ve kadınların eğitim almasıyla bağlı girişimlerde Yusufbeyli’nin eşi Şefika Hanım’ın emeği var.” ifadelerini kullandı. Şefika Gaspıralı’nın önce Azerbaycan’dan ayrılsa da kendisinin Azerbaycan’da olan yakınları; Yusufbeyli’nin kardeşlerinin Şefika Gaspıralı ile bağlantıda kaldığı ve mektuplaştığını kaydeden Nabi, “Şefika Hanım’ın Azerbaycan’ı terk etmesi onlarda büyük bir üzüntüye yol açmıştı. Biz bu mektuplarda da bunu görebilmekteyiz. Merhum araştırmacı Nazif Qehremanlı, bu mektupların birkaçına kendi kitabında yer vermiştir.“ dedi. “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK”, YALNIZCA TÜRK MODERNLEŞMESİNE KATKI SAĞLAMADI “İsmail Bey Gaspıralı’nın bütün Rusya Müslümanları tarihinde hizmetleri var. Bu, Tercüman gazetesinin faaliyete başlaması ile başladı çünkü bildiğimiz gibi 1875 yılında Azerbaycan’da ‘Ekinci’ gazetesi faaliyete başladı ama bu gazete, Tercüman gazetesi kadar tesirli olmadı çünkü çok kısa bir dönemde faaliyet gösterdi, sonra da sansür sebebiyle kapatıldı.” şeklinde konuşan Nabi, buna karşın Tercüman gazetesinin 1883’ten 1917 yılına kadar uzanan bir yayın hayatı olduğuna dikkat çekerek gazetenin Rusya arazisinde yaşayan bütün Türk toplumuyla birlikte yakın civarda yaşayan diğer toplumları da etkisi altına aldığını belirtti. “Özellikle Osmanlı ve İran arazisinde, hatta Mısır’a kadar bu neşrin Müslüman toplumuna tesirleri oldu çünkü Tercüman gazetesindeki yazılar yalnızca Türk modernleşmesi değil, İslam modernleşmesini de ele alıyordu. Onun da etkileri, ister istemez diğer Müslüman toplumlarında da görülüyordu.” ifadelerine yer veren Nabi, Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına da dikkat çekti. “TÜRK TOPLUMLARI, UMUMİYETLE ‘TÜRK’ OLARAK ADLANDIRILMALIDIR” Rusya arazisinde yaşayan Türk toplumlarının o zamanlarda yalnızca Müslüman kimliği, bazı Türk toplumlarının da Tatar kimliği altında kabul edildiğini belirten Nabi, “Bildiğimiz gibi bütün bu Türk toplumları, umumiyetle ‘Türk’ olarak adlandırılmalıdır, kabul edilmelidir. Sonraki Sovyet döneminde de bu toplumların muhtelif adlar altında parçalandığını görüyoruz: Azerbaycanlı, Özbek, Türkmen, Tatar ve diğer adlar altında onları böldüklerini görüyoruz. Türk toplumlarının birliğini, bir ideali dile getirmesini ve gelecekte birleşmesine engel olmak amacıyla bu politika hayata geçirilmişti.” dedi. Nabi, buna karşın Gaspıralı’nın Türk toplumlarının modernleşmesinin temelini, söz konusu şiar ile attığını dile getirerek bu şiar doğrultusunda Türk toplumlarının birbirlerinin dillerini, âdet ile anânelerini ve yaşam tarzlarını öğrenerek ortak bir bilinç ile hareket etmelerinin amaçlandığını kaydetti. 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali’nden sonra Türk toplumlarının yaşadığı arazilerde yeni Türk devletlerinin kurulduğunu hatırlatan Nabi, bu devletlerin oluşturulmasında rolü olan Numan Çelebicihan, Cafer Seydahmet, Nesib Bey Yusufbeyli, Alimerdan Bey Topçubaşov, Ayaz İshâkî, Sadri Maksudî Arsal ve Hidrullah gibi isimlere dikkat çekti. Bu isimlerin Gaspıralı’nın ideallerinin gerçekleşmesi uğrunda mücadele ettiğini ve Gaspıralı’nın fikirleriyle yaşattığı değerlerinden istifade ettiğini ifade eden Nabi, “İlk bağımsız ve demokratik Türk devletlerinin kurulmasında bu isimlerin faaliyeti, özellikle göz önünde bulundurulmalıdır.” değerlendirmesini yaptı. NABİ, KIRIM’DA RUSYA'NIN YAŞATTIĞI HAKSIZLIKLARA VE ZULÜMLERE DİKKAT ÇEKTİ “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarının Azerbaycan’da bulduğu karşılık üzerine Nabi, şu ifadelere yer verdi: Bugün Azerbaycan’da bu şiarın gerçekleştirilmesi uğrunda mücadele eden birkaç içtimai kurum ve siyasi çevre var; onlar, bu istikamette işler görmeye çalışmaktadır. Bugün birkaç Türk toplumu kendi bağımsızlığını ilan etmiş durumdadır. Bu süreç (‘Dilde, fikirde, işte birlik’) devlet seviyesinde hayata geçirilmelidir. Birkaç gayri hükûmet teşkilatı (sivil toplum kuruluşu) bu istikamette iş görmekte ama biz, devletler seviyesinde bu işin ne derecede hayata geçirildiğine ve ne derecede verimli olduğuna tam olarak şahit olamamaktayız. Bildiğiniz gibi bugün Kırım, Rus işgali ve etkisi altındadır. Onlar (Kırım Tatarları) kendi kültürel faaliyetlerini, içtimai siyasi faaliyetlerini hayata geçirememektedir; tamamıyla takip altında olup hapsedilmekte ve hapishanelerde işkencelere maruz kalmaktadırlar. Bugün İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ şiarının karşılık bulabilmesi için Türk toplumları, Kırım’da ve diğer Türk arazilerinde baş veren haksızlıkları ve zulümleri görmüyorlarsa bu şiar, gerçekte ne kadar karşılık bulabilir? Durum böyleyken biz, bu istikamette hayata geçirilen işlerimizde samimi değiliz. İster Türkiye, ister Azerbaycan, ister Kazakistan, ister Özbekistan, ister Türkmenistan olsun; fark etmez. Bağımsız bir Türk devleti, bu istikamette faaliyette bulunmalı, Rus etkilerini tamamıyla azaltmalıdır. Bununla birlikte Gaspıralı’nın şiarında dilde birliğin vurgulandığını dile getiren Nabi, “Dilin önemi, rolü çok büyük. Biz bunu dikkate almıyoruz. Biz bunu dikkate almazsak Türk toplumları nasıl birleşsin, nasıl yakınlaşsın? Siyasi yakınlaşma anlaşılabilir; Rus emperyalizmi ve etkisi buna imkân vermemektedir ama medeni yakınlaşma için dil, olmazsa olmaz. İlk önce bu istikamette iş görülmelidir.” değerlendirmesini yaptı. “AZERBAYCAN VE KIRIM, RUS ESARETİ ALTINDAKİ TOPLUMLAR ARASINDA EN AKILLILARIDIR” Öte yandan Nabi, “Azerbaycan ve Kırım, Rus esareti altındaki toplumlar arasında en akıllılarıdır. Gaspıralı’nın ve Hasan Bey Zerdâbî’nin bayrağı altında Türk toplumları modernleşmeye başladı. Gaspıralı’nın başlattığı şiar altında hareket eden devlet adamları, siyasi hâdimlerin Türk devletlerini meydana getirdiler: Azerbaycan Cumhuriyeti, Kırım Cumhuriyeti, İdil-Ural Cumhuriyeti… Türk toplumları belki de yeni bir devlet kurabilirdi ama onlar, tamamıyla başka bir istikamette, dinî bir şiar altında devlet kurabilirdi, sosyalizm şiarı altında bir devlet kurabilirdi fakat biz, tamamen demokratik bir devlet sistemi kurduklarını görmekteyiz.” dedi. Bununla beraber diğer milletlerin mensuplarına bile kendi parlamentolarında yer verdiklerini, onların da kendi fikirleriyle mensup oldukları halkın anânelerini ve değerlerini yaşatma şansı verdiklerini kaydeden Nabi, “Gaspıralı’nın şiarı, diğer halkların da yaşaması, kendilerini ifade etmesi yönündedir; sadece Türk toplumlarının değil.” şeklinde konuştu. NESİB BEY YUSUFBEYLİ, ÖMRÜ BOYUNCA ŞEFİKA GASPIRALI’YI DÜŞÜNDÜ Ayrıca “Alevlenen Aşk: Cumhuriyet ve Şefika Sultan” belgesel romanı hususunda, “Bu, Nesib Bey Yusufbeyli’nin hem cumhuriyet ideallerine hem Şefika Sultan Hanım’a aşkıydı. Bildiğimiz gibi Şefika Hanım, Nesib Bey’den ayrılsa da ömrü boyunca Nesib Bey de onun hakkında düşünmüştür. Eğer düşünmeseydi 1917 yılında Kırım işgal edildiğinde onları Azerbaycan’a davet etmezdi. Nesib Bey çok huzursuzdu. Bolşeviklerin hangi düşünceye sahip olduğunu Nesib Bey çok iyi bilirdi çünkü Azerbaycan’da da onlara karşı mukavemet harekâtı meydana geliyordu. Onların Azerbaycan’a herhangi bir baskısının olacağını Nesib Bey önceden görürdü.” şeklinde konuşan Nabi, bu sebepten ötürü Yusufbeyli’nin Şefika Hanım ve evlatlarının güvenliğini sağlamak adına kendilerini Azerbaycan’a davet ettiğini hatırlattı. Kırım Halk Cumhuriyeti’nin kurulmasında Yusufbeyli’nin yakın dostları ve tanıdıklarının rolü olduğunu vurgulayarak Numan Çelebicihan ve Cafer Seydahmet gibi isimleri, Kırım’da bulunduğu zamandan itibaren tanıdığını dile getiren Nabi, son olarak “Belki de Azerbaycan ve Kırım, coğrafi bakımdan yakın olsaydı Nesib Bey, mutlaka Kırım Halk Cumhuriyeti’ne askerî destek de sağlardı.” ifadelerini kullandı.

"Kültür Mirası ve Dijital Dönüşüm" konferansı Türk dünyasından gençleri bir araya getirdi Haber

"Kültür Mirası ve Dijital Dönüşüm" konferansı Türk dünyasından gençleri bir araya getirdi

"Disiplinlerarası Perspektifle Kültür Mirası ve Dijital Dönüşüm" başlıklı konferans, Dünya Bilgi Platformu tarafından Azerbaycan şehitleri anısına düzenlendi. 26 Nisan 2026 tarihinde çevrim içi olarak tertip edilen programda Türk dünyasının dört bir yanından gençler bir araya geldi. Gençlerin meslekleri ve eğitim aldığı alanlar üzerine sunumlar yaptığı programın moderatörlüğünü Almanya Medine Derneği Azerbaycan Temsilcisi Anar Rzayev üstlendi. TÜRK DÜNYASINDAN GENÇLER MESLEKLERİNİ VE EĞİTİM ALDIĞI ALANLARI ANLATTI Kırım Haber Ajansı (QHA) Muhabiri ve Kırım Derneği Genel Merkez Yaşlıq Komisyonu Üyesi Zeynep Coşkunsakarya, Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesinden Doğan Sarı ve Sakarya Üniversitesinden Ebru Ertaş, programa Türkiye’den katılan isimler oldu. Nahçıvan Öğretmenler Enstitüsünden Vügare Askerova ve Azerbaycan Devlet Pedagoji Ünviersitesinden Meleyke Kerimova, programın Azerbaycanlı konuşmacıları oldu. Taşkent Devlet Pedagoji Üniversitesinden Nasiba Abduzoirova, Taşkent Özbek Dili ve Edebiyatı Üniversitesinden Dilnoza Habibjonova ve Amerikan Mundus Artium Press Yayıncılık Şirketinden Kamola Abduganiyeva, programa Özbekistan’dan katılan isimler oldu. Konferansa, Kırgızistan’dan Cusup Balasagın Kırgız Millî Üniversitesinden Saykal Musabaeva ve Akılay Idırısova katılırken Türk dünyası haricinde ise Endonezya’dan Naufal Ubaidillah ve Tayland’dan ise Chawin Butdisuwan katılım gösterdi. İSMAİL BEY GASPIRALI, ŞEFİKA GASPIRALI VE TÜRK DÜNYASINDA MODERNLEŞME Coşkunsakarya; İsmail Bey Gaspıralı, Şefika Gaspıralı, “Tercüman” gazetesi ve usûl-i cedid eğitim hareketinden bahsetti. İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarına dikkat çeken Coşkunsakarya, Gaspıralı’nın Türk ve İslam dünyasında modernleşmenin temellerini attığını da belirtti. “Usûl-i cedid” hareketinin Türk ve İslam dünyası için bir maarif reformu olduğunu vurgulayan Coşkunsakarya, Şefika Gaspıralı’nın ise Türk kadın hareketinin öncülerinden biri olarak önemini dile getirdi. Ertaş, hadis ilmi ve İmam Buhari’den bahsederken Sarı ise genel Türk tarihini Ergenekon Destanı’ndan itibaren ele alarak Türklerin yalnızca savaşçı olmadığını, aynı zamanda farklı coğrafyalara uyum sağlama, devlet kurma ve gittikleri her yere kültürlerini ve kimliklerini taşıma özellikleri olduğunun altını çizdi. KONFERANSTA TÜRK EDEBİYATI DA KONUŞULDU Bununla birlikte Askerova, Azerbaycan tarihindeki önemli kadın şahsiyetleri anlatırken şair Hurşidbanu (Xurşidbanu) Navetan ve tarihçi Sara Aşurbeyli’nin Azerbaycan tarihindeki rolüne dikkat çekti. Kerimova ise şair Fuzûlî’den ve aruz ölçüsünün Azerbaycan edebiyatındaki yerinden bahsetti. Öte yandan Musabaeva, Kırgız edebiyatının Türk dünyası edebiyatı üzerindeki rolünü anlatırken Habibjonova ise şair Ali Şîr Nevâî’nin hayatı ve eserlerinden bahsetti. Habibjonova, Ali Şîr Nevâî’nin şiirleri ve temaları, Türk dünyasına kültürel katkıları, felsefî düşüncelerinin temel taşlarından ve bugünün Türk edebiyatına etkisini ele alırken Idırısova ise çeviri çalışmaları ile çevirinin yapay zekâ ile olan ilişkisini ve çevirinin geleceğini katılımcılara anlattı. Ayrıca Ubaidillah, Endonezya’nın kültüründen bahsederken Butdisuwan ise Tayland mutfağına dair incelikleri katılımcılarla paylaştı.

Kırım Tatarlarının mücadelesi yaşatılıyor: Şefika Gaspıralı’nın ismi bir sınıfa verildi Haber

Kırım Tatarlarının mücadelesi yaşatılıyor: Şefika Gaspıralı’nın ismi bir sınıfa verildi

Fodem Eğitim Kurumları, Kırım Tatar halkının kültürel mirasını yaşatmak adına önemli bir adım attı. Eğitim Kurumlarının yeni açılan Yeşilköy şubesindeki bir sınıfa, Türk kadın hareketinin öncülerinden ve Türk dünyası ile Kırım Tatarlarının en önemli isimlerinden olan büyük siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Şefika Gaspıralı'nın ismi verildi. TÜRK KADINININ MÜCADELESİ EĞİTİMDE HAYAT BULUYOR Fodem Eğitim Kurumlarının Yeşilköy şubesinin açılış programının davetine icabet eden Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Kırım Tatar yazar Serra Menekay, “Buranın açılışında bulunmaktan dolayı çok gururluyum. Aynı zamanda Şefika Gaspıralı’nın bize bıraktığı o büyük manevi mirasa sahip çıkılması, o mirasa sahip çıkan kurumların olması ve bunların sadece devlet kurumlarında değil, özel kurumlarda da yaygınlaşıyor olmasından dolayı çok mutluyum.” dedi. Kuruma teşekkürlerini ileten Serra Menekay, “Şefika Hanım’ın adı uzun süre yaşasın ve biz ondan çok şey öğrenelim istiyorum.” şeklinde konuşarak Kırım Tatar kadınlarının mücadelesine dair atılan bu umut verici adımı övgüyle karşıladı. “TARİHİMİZDEKI BU ÖNEMLİ KİŞIYİ BİZİM ÖĞRENCİLERİMİZ BİLECEK, ÖĞRENECEK VE ANACAKTIR” Fodem Eğitim Kurumları Kurucu Müdürü Ebru Menekay ise bilgili ve bilinçli nesiller yetiştirmenin Fodem Eğitim Kurumlarının temel amacı olduğunu kaydederek Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği demeçte şu ifadelere yer verdi: Açtığımız her yeni sınıfa öğrencilerimize örnek olmasını istediğimiz kişilerin adlarını veriyoruz. Şefika Gaspıralı; hem ünlü eğitimci reformist İsmail Bey Gaspıralı'nın kızı, hem ilk Türk kadın milletvekillerinden biri, hem de dünyanın ilk kadın meclis başkanvekili olması sebebiyle örnek bir şahsiyettir ancak kendisi, Türkiye'de çok iyi tanınmamaktadır. Bizler, onun adını bu sınıfa vererek daha çok öğrencinin onu merak etmesini ve kim olduğunu araştırmasını istedik. Bu şekilde, Şefika Gaspıralı adı bizim bir sınıfımızda yaşayacak ve tarihimizdeki bu önemli kişiyi bizim öğrencilerimiz bilecek, öğrenecek ve anacaktır.

Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı'nın adı Ankara Pursaklar’da bir sokağa verildi Haber

Türk kadın hareketinin öncüsü Şefika Gaspıralı'nın adı Ankara Pursaklar’da bir sokağa verildi

Milliyetçi Hareket Partisi (MHP)’nin girişimi ile Ankara’nın Pursaklar ilçesinde bulunan bir sokağa Cedidizm hareketinin öncüsü Kırım Tatarı İsmail Bey Gaspıralı’nın kızı Türk Kadın Hareketi’nin öncüsü Şefika Gaspıralı’nın adı verildi. Sokağın açılış töreni 27 Mart 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Açılış töreninde MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı bir konuşma gerçekleştirdi. Özdaşlı konuşmasına MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin selamlarını tevdi ederek başladı. Özdaşlı, “Bugün burada, yalnızca bir ismi anmak için değil; Türk dünyasının hafızasında derin izler bırakmış bir öncüyü, bir mücadele insanını ve bir fikri yaşatmak üzere bir araya gelmiş bulunuyoruz. Şefika Gaspıralı, büyük mütefekkir İsmail Gaspıralı’nın sadece kızı değil; onun fikirlerinin yaşayan temsilidir, en sadık yol arkadaşı ve sarsılmaz ülküdaşıdır. O, Gaspıralı İsmail Bey’in hayalini kurduğu idealin ete kemiğe bürünmüş hâlidir; eğitimli, şuurlu, irade sahibi ve milletinin geleceğine yön veren güçlü bir şahsiyettir.” sözleri ile Şefika Hanım’ın tarihi önemini ifade etti. “ŞEFİKA GASPIRALI KIRIM’IN ZARİF AMA EĞİLMEYEN BAŞIDIR” Şefika Hanım’ın sadece kalemi ile değil hayatı ile de örnek olduğunu belirten Özdaşlı, kız çocuklarının eğitimden mahrum olduğu bir dönemde okuma-yazma öğrendiğini ve Usul-i Cedit mekteplerinde yetiştiğini söyledi. Özdaşlı, 15 yaşında “Kırım’dan tüm Türk dünyasına seslenen” ve “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarıyla hareket eden Tercüman gazetesinde çalışmaya başlayan Şefika Hanım’ın 16 yaşında Türk dünyasının ilk kadın dergilerinden Alem-i Nisvan’ın başına geçtiğine de değindi. “Kırım’ın zarif ama eğilmeyen başı Şefika Gaspıralı, kalemini yalnızca yazmak için değil; cehalete, esarete ve teslimiyete karşı bir mücadele aracı olarak kullanmıştır.” diyen Özdaşlı, bu mücadelenin Şefika Hanım için yeterli olmadığını, “Onun nazarında bir milletin yükselişi; yalnızca kültürel ve sosyal alanlarda değil, siyasi sahada da varlık göstermekle” mümkün olabileceğini dile getirdi. Özdaşlı, kadınların siyasi temsilinin sınırlı olduğu bir dönemde, 1917 yıllında Kırım Tatar Millî Kurultayı’na seçilen ve mecliste yer almış olan Şefika Gaspıralı’nın Türk dünyasında siyasi temsil elde eden ilk kadınlardan biri olduğunu da vurguladı. Şefika Hanım’ın hayatının zorluklarla dolu olduğunu ifade eden Özdaşlı, Bolşeviklerin Kırım’ı işgali ile Kırım’dan Azerbaycan’a muhaceret etmek zorunda kaldığını, Azerbaycan’ın işgali üzerine Türkiye’ye göç ettiğini belirtti. Şefika Hanım, “Kırım’dan İstanbul’a uzanan bu yolculukta, Türk dünyasının birliği ülküsünden bir an dahi vazgeçmemiştir.” diyen Özdaşlı, bazı insanların “Doğduğu toprağın kaderini omuzlarında taşıdığı” sözleri ile Gaspıralı’nın mücadelesi üzerinde durdu. GASPIRALI AİLESİNİN YAKTIĞI FİKİR MESALESİ ENSTİTÜMÜZ BÜNYESİNDE YANMAYA DEVAM EDİYOR İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsünün yalnızca bir düşünce kuruluşu olmadığını ifade eden Özdaşlı, Enstitünün “Türk dünyasının müşterek vicdanını ve müşterek gelecek tasavvurun inşa etmeyi hedefleyen stratejik bir fikir merkezi olduğunu” dile getirdi. “Sayın liderimiz Devlet Bahçeli Beyefendi’nin Enstitümüze İsmail Gaspıralı ismini vermesi asla tesadüf değildir” diye konuşan Özdaşlı, Gaspıralı’nın ortaya koyduğu fikrin sadece kendi dönemine değil geleceğe yön veren bir çağrı olduğunu ifade etti. “Türk dünyasının kendi sözünü söylemesi, kendi gündemini belirlemesi ve kendi geleceğini inşa etmesi artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. İşte bu noktada Enstitümüz; takip eden değil yön veren, analiz eden değil istikamet çizen, yorumlayan değil inşa eden bir aklın temsilidir.” diyen Özdaşlı, Gaspıralı ailesinin bir asır önce yaktığı fikir meşalesinin İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü bünyesinde yanmaya devam ettiğini vurguladı. “ŞEFİKA GASPIRALI İSMİ İLE BİR FİKİR, MÜCADELE VE ÜLKÜ YAŞATILACAK” Özdaşlı, Şefika Gaspıralı Sokağının açılması nedeniyle bir araya gelinmesinin ise “Yalnızca bir ismi yaşatmak değil, bir fikri, bir mücadeleyi ve bir ülküyü yaşatmak” olduğunu söyledi ve Şefika Gaspıralı’nın şahsında bu sokağın “Türk kadınını iradesini, Türk milletinin hafızasını ve Türk dünyasının ortak geleceğini temsil ettiğini” dile getirdi. Özdaşlı’nın konuşmasının ardından bir sinevizyon gösterildi. Sinevizyon gösterimi sonrası MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zühal Topcu ve beraberindeki heyet kurdele kesimini gerçekleştirdi ve Şefika Gaspıralı büstünün açılışının yapılmasının ardından program sona erdi.

İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Özdaşlı: “Dilde, işte, fikirde birlik şiarıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz" Haber

İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Özdaşlı: “Dilde, işte, fikirde birlik şiarıyla çalışmalarımıza devam ediyoruz"

“Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir” başlıklı panel İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü tarafından 27 Mart 2026 tarihinde Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi'nde düzenlendi. İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı ve MHP Genel Başkan Başdanışmanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı, panel sonrasında Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını cevapladı. “İSMAİL GASPIRALI DIŞ POLİTİKA ENSTİTÜSÜ OLARAK HEDEFİMİZ ANKARA VE TÜRK DÜNYASI MERKEZLİ BİR DIŞ POLİTİKA EKSENİ OLUŞTURMAK” İsmail Gaspıralı Dış Politika Ensitüsü’nün kuruluş tarihinin 13 Ekim 2025 olduğunu ifade eden Özdaşlı, Enstitü’nün kuruluşunun basına duyurulmasının 3 Ekim’de olduğunu, bu tarihin tesadüfen seçilmiş bir tarih değil, “Türk Devletleri İşbirliği Günü” olması nedeniyle özellikle seçildiğini belirtti. Özdaşlı, 13 Ekim’in ise Ankara’nın başkent ilan edildiği gün olması nedeniyle önemli olduğuna değinerek burada verilen mesajın MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin vizyonu ile Ankara ve Türk dünyası merkezli bir dış politika ekseni oluşturmak olduğunu vurguladı. Enstitü’nün faaliyetlerine dair açıklamalarda bulunan Özdaşlı, kuruluş tarihinden itibaren yapılan faaliyetlerle ilgili olarak Azerbaycan’ın Hocalı kasabasında gerçekleşen soykırım ile ilgili bir programı Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesinde (AHBVÜ) düzenlediklerini, programa Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçisi Dr. Reşad Memmedov'un da katıldığını belirtti. Özdaşlı, Azerbaycan'ın Ankara Büyükelçiliği ile Türk devletleri arasındaki iş birliğine yönelik başka bir etkinlik daha düzenlediklerini sözlerine ekledi. Kazakistan'ın Ankara Büyükelçiliği ile de bir program yaptıklarını kaydeden Özdaşlı, bu programın Kazakistan’daki anayasa değişikliği ile ilgili bir panel olduğunu ifade etti. “ŞEFİKA GASPIRALI YALNIZCA TÜRK DÜNYASINDA DEĞİL, DÜNYADA DA BİR İLKİ GERÇEKLEŞTİRMİŞTİR” İsmail Gaspıralı Enstitüsü olarak gelecekteki hedeflerine dair açıklamalarda bulunan Özdaşlı, “İsmini aldığımız, gururla taşıdığımız İsmail Gaspıralı Beyefendi’nin vizyonu, onun bize yüzyıllar ötesinden vermiş olduğu mesajlar doğrultusunda, yani ‘dilde, fikirde, işte birlik” ülküsü çerçevesinde çalışmalarımıza devam ediyoruz.” dedi. Bununla birlikte Özdaşlı, Şefika Hanım’ın Türk dünyasına, bütün Türk kadınlarına örnek teşkil edebilecek bir kadın olduğunu söyledi. Özdaşlı, “Şefika Hanım’ın hayatının çok fazla anlatılmadığı düşüncesinden hareketle ve Sayın Genel Başkanımızın talimatlarıyla bu programı gerçekleştirdik. Türk dünyasının ilk kadın vekillerinden 1917 gibi daha dünyada 6 ülkede kadınların seçme seçilme hakkına sahip olduğu bir tarihte, Şefika Gaspıralı’nın Kırım Halk Cumhuriyeti’nde 5 kadın vekilden biri olduğunu biliyoruz. Yine dünyada bir mecliste başkan vekilliği sıfatıyla görev yapan ilk kadındır. Sadece Türk dünyasında değil, bütün dünyada bir ilki gerçekleştirmiştir.” diye konuştu. Özdaşlı, çok yönlü bir kişiliğe sahip olan Şefika Hanım’ın, benimsediği ülküyü taşımak ve başkalarına aktarmak için mücadeleyle dolu bir hayat sürdüğünü ifade etti. Bu süreçte muhaceret hayatı yaşadığını ve hikâyesinin büyük zorluklar içerdiğini belirten Özdaşlı, 1917’de kurulan Kırım Halk Cumhuriyeti’nin Bolşevikler tarafından yıkılmasının ardından Şefika Hanım’ın Azerbaycan’a göç ettiğini aktardı. İlk eşi Nesib Bey Yusufbeyli’nin Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin ilk bakanlarından biri olduğunu hatırlatan Özdaşlı, Azerbaycan’ın işgali üzerine Şefika Hanım’ın Memduh Şevket Esendal’ın yardımıyla Türkiye’ye geçmek zorunda kaldığını söyledi. Özdaşlı, Şefika Hanım’ın 1975’teki vefatına kadar yaşamını Türkiye’de sürdürdüğünü ve tüm zorluklara rağmen ideallerinden vazgeçmediğini vurguladı. “ŞEFİKA GASPIRALI” ADININ VERİLDİĞİ SOKAĞIN AÇILIŞI YAPILDI Ankara’nın Pursaklar ilçesinde bir sokağa “Şefika Gaspıralı” adının verilmesi sürecinin nasıl geliştiği ve yaptıkları açış programına dair de açıklamalarda bulunan Özdaşlı, bir sokağın “Şefika Gaspıralı” ismini taşıması ile ilgili sürecin MHP Genel Başkanı Dr. Devlet Bahçeli’nin tensip ve talimatları ile gerçekleştirildiğini belirtti. MHP Pursaklar ilçe başkanı Veysel Yıldırım ve Pursaklar Belediye Başkanı Ertuğrul Çetin’in destekleri ile sokağın açılışının yapıldığını ifade eden Özdaşlı, amaçlarının sokaktan geçen kişilerin bu büyük Türk kadınını tanımalarını, bir kişi bile ismini duysa bunun kendileri için kıymetli olduğunu vurguladı.

"Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir" paneli yoğun ilgi gördü Haber

"Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir" paneli yoğun ilgi gördü

İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü tarafından düzenlenen “Şefika Gaspıralı: Türk Dünyasında Kadın, Eğitim ve Fikir” başlıklı panel 27 Mart Cuma günü Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Merkezi'nde gerçekleştirildi. İstiklal Marşı ve saygı duruşu ile başlayan program Şefika Gaspıralı’nın hayatını ve fikir dünyasını daha yakından tanımak üzere hazırlanan sinevizyon gösterisi ile devam etti. "ŞEFİKA HANIM TÜRK KADIN UYANIŞININ EN PARLAK ÖRNEĞİDİR" Sinevizyon gösteriminin ardından, program MHP Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Zühal Topcu tarafından yapılan açılış konuşması ile devam etti. Topcu, MHP Genel Başkan Yardımcısı olarak yapmakta olduğu açılış konuşması nedeniyle büyük bir onur ve sorumluluk duyduğunu ifade etti ve şu şekilde konuştu: Şefika Hanım'ın hayatı sadece bir kadının mücadelesi değil, bütün bir milletin, özellikle Türk halkının, Türk kadınının uyanışının, eğitimle yükselişinin ve fikir dünyasında söz sahibi oluşunun en parlak örneğidir. 1886'da Kırım'ın Bahçesarayı'nda doğan Şefika Gaspıralı, büyük düşünür İsmail Gaspıralı'nın kızı ve en yakın yardımcısıydı. Şefika Gaspıralı, babası İsmail Gaspıralı'nın 'Dilde, fikirde, işte birlik' şiarını kadınlar için hayata geçiren eşsiz bir liderdir. O henüz 20. yüzyılın başlarında kadınların eğitim hakkı, mesleki gelişimi, toplumsal görünürlüğü ve düşünsel özgürlüğü için cesurca mücadele etmiştir. 1917'de Kırım Halk Cumhuriyeti'nin kurultayında milletvekili seçildi. Başkanlık divanında yer aldı. Siyasette, eğitimde, basında aktif rol aldı. Hayatının hiçbir döneminde zorluklardan yılmadı. İki kez ölüm tehlikesi atlattı. Eşini kaybetti. İki küçük çocuğuyla önce Azerbaycan'a sonra Türkiye'ye sığındı. Yanında getirdiği dev arşiv Türk uyanışının tarihî belgeleriydi.” Topcu, Şefika Hanım’ın Türkiye’de yokluk içerisinde yaşamasına rağmen Kırım Kadınlar Cemiyeti'ni kurduğunu, Kızılay’da görev yaptığını, Emel ve Kırım dergilerine yazılar yazdığını, 1975 yılında İstanbul’da vefat ettiğinde, geride “Türk kadınının onurlu mücadelesinin unutulmaz bir mirasını bıraktığını” vurguladı. Topcu, Şefika Hanım’ın hayatının “cesaret, ilim ve vatan sevgisi birleştiğinde” bütün engellerin aşılmasının örneği olduğunu belirtti ve “Kadın eğitilirse toplum eğitilir, millet aydınlanır” ifadelerini kullandı. Topcu’nun konuşmasının ardından Ankara’nın Pursaklar ilçesinde bir sokağa Şefika Gaspıralı adının verilmesine dair yapılan kurdele töreninden görüntüler izletildi. ŞEFİKA GASPIRALI'NIN TÜRK DÜNYASINDAKİ ÖNCÜ ROLÜ VURGULANDI Video gösteriminin ardından panele geçildi. İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkan Yardımcısı Dr. Kadir Ertaç Çelik moderatörlüğünde gerçekleşen panelde ilk sözü Gazi Üniversitesi Emekli Öğr. Üyesi Prof. Dr. Ali Yakıcı aldı. Yakıcı, Şefika Gaspıralı’nın kadın aydınlanmasında önemli bir yeri olan ilk kız mektebini kurduğundan bahisle sözlerine başlayarak eğitimde ve basında Kadın Alemi dergisini çıkardığını söyledi. Türk mitolojisinde kadına değinen Yakıcı, mitolojinin önemini vurguladığı konuşmasında “Türk mitolojisinde kadın bir değerdir” sözlerini kullandı. Yakıcı’dan sonra söz alan Kırşehir Ahi Evran Üniversitesi Öğr. Üyesi Prof. Dr. Bengül Bolat konuşmasında Türk kültürünün cinsiyet ayrımı bulunmayan bir kültür olduğuna değinerek tarihî kendi içerisindeki şartlar içinde değerlendirmek gerekir vurgusunu yaptı. Şefika Gaspıralı’nın çalışmaları ile ilgili dikkat çeken hususun 1917’de Batı’da seçme seçilme olgusu gündeme gelmeden Kırım’da vekillik yapması olduğunu ifade eden Bolat, bu durumun Türk kadınının ne kadar ileride olduğunu gösterdiğini sözlerine ekledi. TÜRK DÜNYASINDA YAYIMLANAN İLK KADIN DERGİSİ Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Sezai Türk, katıldığı panelde yaptığı konuşmada, 1870-1917 yılları arasında İsmail Gaspıralı döneminde Çarlık Rusyası’nın yoğun baskılarının yaşandığını, ancak buna rağmen Türk dünyasında güçlü bir varoluş bilincinin ortaya çıktığını ifade etti. Bu dönemi “Türk dünyası ayağa kalkmak için çırpınıyor” sözleriyle tanımlayan Türk, söz konusu yıllarda 435 gazetenin yayımlanmaya başlamasının bu uyanışın en önemli göstergelerinden biri olduğunu vurguladı. Gaspıralı’nın 1883 yılında çıkardığı Tercüman Gazetesi’nin yalnızca Kırım’da değil, tüm Türk dünyasında büyük yankı uyandırdığını belirtti. Türk, 1887 yılında kadınlara yönelik bir yayın çıkarma fikrinin ilk olarak Şefika Gaspıralı’nın annesi tarafından ortaya atıldığını, ancak dönemin Rus yönetiminin buna izin vermediğini aktardı. Bu sürecin ardından, Şefika Gaspıralı tarafından çıkarılan Âlem-i Nisvan adlı derginin ilk sayısının 1906 yılında yayımlandığını ifade etti. Söz konusu derginin Türk dünyasında yayımlanan ilk kadın dergisi olduğunu belirten Türk, bu girişimin kadınların sosyal ve kültürel hayattaki rolünün güçlenmesi açısından da önemli bir dönüm noktası olduğunu sözlerine ekledi. "DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK" MHP Genel Başkan Başdanışmanı ve İsmail Gaspıralı Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Esma Özdaşlı, Şefika Gaspıralı’nın yalnızca İsmail Gaspıralı’nın kızı olmadığını, aynı zamanda onun fikirlerinin uygulayıcısı ve en sadık yol arkadaşlarından biri olduğunu ifade etti. Özdaşlı, Türk dünyasına hitap eden Âlem-i Nisvan dergisinin de Şefika Gaspıralı tarafından yayımlandığını hatırlatarak, bu girişimin dönemin şartları içinde son derece önemli bir adım olduğunu vurguladı. İsmail Gaspıralı’nın düşüncelerinin kendi dönemini aşan bir vizyon taşıdığını belirten Özdaşlı, “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışının hâlihazırda da geçerliliğini koruduğunu dile getirdi. Özdaşlı ayrıca, bu anlayışın Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) tarafından da benimsenen temel ilkelerden biri olduğunu sözlerine ekledi. Program plaket takdimi ve fotoğraf çekimi ile sona erdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.