Nevruz’un asırlık mirası: Semeni helvası sofralara bahar ve şifa taşıyor
Azerbaycan mutfağının en köklü geleneklerinden biri olan ve baharın gelişini, doğanın uyanışını, bolluk ve bereketi simgeleyen semeni helvası, yüzyıllardır süregelen tariflerle sofraları süslemeye devam ediyor. Kışın ardından yenilenmenin sembolü kabul edilen bu kadim lezzet, hazırlık sürecindeki zahmeti ve sağlığa olan faydalarıyla dikkat çekiyor.
AZERTAC’ın bölge muhabiri, Samuh'ta yaşayan Zarifa Aliyeva’nın evine konuk olarak bu özel tatlının yapım aşamalarını ve faydalarını sordu. Aliyeva, bölgelere göre farklılıklar gösterse de semeni helvasının özündeki geleneksel ruhun korunduğunu ve bu sürecin nesilden nesile aktarılarak bayramların bir parçası haline dönüştüğünü belirtti.
Helva hazırlığı sırasında genç yaşlı herkesin bir araya geldiğini ifade eden Aliyeva, bu anlar için kalpleri birleştiren bir tören benzetmesinde bulundu. Semeni helvasının Nevruz’un ilk çarşamba gününden bayramın sonuna kadar pişirilebileceğini belirten Aliyeva, helvanın yüksek kaliteli buğdaydan yapıldığını ve hazırlığının 6 gün sürdüğünü söyledi. "Helva için 10 kilo buğday, 5 litre yağ ve 50 kilo un kullanıyoruz. Buğdayı temizliyor, yıkıyor ve sonra suya koyuyoruz. Kokmaması için suya konulan buğday birkaç kez yıkanmalıdır. Daha sonra buğdayın şiştiğini gözlemliyoruz, ardından buğday tekrar yıkanıp ıslak bir torbaya konuyor ve filizlenmeye başlıyor. Sonra bir kaba yayılıyor ve her gün sulanıyor, ancak filizlerin çıkmasına izin verilmiyor. Son olarak, buğday kıyma makinesinde öğütülüyor, elde edilen kütle süzgeçten geçiriliyor ve suyu ayrılıyor" sözleri ile helvanın yapılışını anlatan Aliyeva, bu işlemler için mümkün olduğunca büyük bakır ya da dökme demir tava kullanıldığını sözlerine ekledi. Helvayı karıştırmak için ise sağlam saplı, sivri uçlu bakır bir alet veya çırpıcı kullanılır ve helva sürekli karıştırılarak pişirilir diyen Aliyeva, “Suya un ekleyip tavaya 4 kez döküyoruz. Helvanın yanmaması için üzerine tereyağı sürüyoruz. Pişirme işlemine sabahtan akşama kadar devam ediyoruz. Kızlar ve gelinler bir araya gelip pişirmeye katılıyor, içine ceviz atıyor, dilek tutuyor ve dileklerinin gerçekleşmesi için dua ediyorlar. Son olarak, karışım kızartılır, üzeri kapatılır ve sabaha kadar demlenmeye bırakılır. Sabahleyin isteyen herkese dağıtılır.” açıklamasını yaptı.
Eski inanışlara göre özellikle soğuk kış aylarının ardından vitamin ihtiyacı artan vücut için bağışıklığı güçlendiren gerçek bir şifa kaynağı olarak kabul edilen semeni (malt) helvası, filizlenmiş buğdayın doğal tatlılığıyla hazırlanması ve içeriğindeki zengin besin değerleri ile de dikkat çekiyor.
Zarifa Aliyeva, filizlenmiş buğdayın B ve E vitaminleri bakımından zengin olduğunu ifade ederken “lif bakımından da zengin olduğu için sindirim sistemini iyileştirir, bağırsakları harekete geçirir ve kabızlığı azaltır. Malt helvası bir enerji kaynağı olarak kabul edilir. Doğal ve katkı maddesi içermediği için, kansızlık sorunu olanlara destek olabilir, bağışıklığı artırabilir ve filizlenmiş buğdayın tatlılığıyla vücudu güçlendirebilir” diye de ekliyor.
Sadece bir yemek değil, aynı zamanda yüzyılların hatırasını, insanların birliğini ve baharın getirdiği umutları koruyan yaşayan bir gelenek olarak kabul edilen bu kadim lezzet, günümüzde de sofraların baş tacı olmaya ve toplumsal bağları güçlendirmeye devam ediyor.