SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Si̇yasi̇ Tutsak

QHA - Kırım Haber Ajansı - Si̇yasi̇ Tutsak haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Si̇yasi̇ Tutsak haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’da işgalin karanlık yüzü: Kadın siyasi tutsak sayısı 8 kat arttı, avukatlar sistematik baskı altında Haber

Kırım’da işgalin karanlık yüzü: Kadın siyasi tutsak sayısı 8 kat arttı, avukatlar sistematik baskı altında

Kırım’ın 2014 yılında başlayan Rus işgali, 2022’de başlayan topyekun savaşla birlikte eşi benzeri görülmemiş bir baskı safhasına geçti. Yarımadada artık sadece aktivistler değil; eczacılar, öğretmenler, genç kızlar ve savunma görevini yapan avukatlar da işgalci Rus özel servislerinin (FSB) doğrudan hedefi haline geldi. Güvenlik gerekçesiyle isminin gizli tutulmasını isteyen Kırımlı bir insan hakları savunucusu, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda, son dört yılda Kırım'da kadın siyasi tutsak sayısının korkunç derecede arttığını ve siyasi tutsakları savunan avukatların sistematik baskıya maruz kaldığını anlattı. İşgalci güçlerin aileleri "sessiz kalma" vaadiyle kandırdığını belirten savunucu, tutsakların kurtuluşu için kamuoyu oluşturmanın ve Türkiye gibi aktörlerin arabuluculuğunun hayati önemde olduğunu vurguladı. KADIN SİYASİ TUTSAK SAYISINDA KORKUNÇ ARTIŞ: 7’DEN 60’A ÇIKTI Aktivist, 2022 sonrasında baskıların karakter değiştirdiğini ve kadınların hedef alınmasının artık sistematik bir politika haline geldiğini belirterek şu açıklamada bulundu: Geniş çaplı işgal saldırısı başlamadan önce Kırım’da sadece 7 kadın siyasi tutsak vakası biliyorduk. 2022’den bugüne ise bu sayı 60’a çıktı. Bu sadece bir sayı artışı değil; Rusya kadınlara karşı aktif bir şekilde davalar açarak ilk 'kırmızı çizgiyi' tamamen geçti. İnsan hakları savunucusu, Hatice Büyükçan, Niyara Ersmambetova gibi genç kadınların, sadece kimliklerini korudukları veya Ukrayna ile bağlarını koparmadıkları için hapse atıldığını kaydetti. Ayrıca işgal güçlerinin, kadınları çocuklarını bir daha görememekle tehdit ederek "itirafçı" olmaları için ağır psikolojik işkenceler uyguladığını belirtti. “SESSİZ KALIN” TUZAĞI VE PAZARLIK MASASI Rus işgal güçlerinin uyguladığı baskı ve sindirme politikası nedeniyle Kırım’da yaşayan çoğu kişinin baskıları anlatmaktan korkutuğunu, FSB’nin bu korkuyu kullanarak alıkoydukları kişilerin yakınlarını susmaya zorladığını anlatan hak savunucusu, şu ifadeleri kullandı: Birçok vakada insanlar çeşitli nedenlerle bildirimde bulunmuyor. İlk olarak, herkesin hak savunucuları veya gazetecilerle bağı yok; insanlar nereye ve nasıl güvenli bir şekilde bildirimde bulunacaklarını, bu temas yüzünden kendilerinin de zulüm görüp görmeyeceğini bilmiyorlar. İkinci olarak, FSB görevlileri birinin evinde arama yaparken aileyi korkutmaya başlıyorlar; 'Sakın basına veya hak savunucularına konuşmayın, sessiz kalırsanız yakınınızın az ceza almasını sağlarız' diyerek pazarlık yapıyor. Yani insanları, haklarını savunmanın kendilerine zarar vereceğine ikna ediyorlar. Bir kişinin avukat tutma, belgeleri dikkatlice inceleme ve neyle suçlandığını anlama hakkının ona zarar vereceği, bunun yerine doğrudan savcılıkla ‘anlaşma’ yapması gerektiği söyleniyor. Bu bir tuzaktır. Maalesef bu tür anlaşmalara giren birçok kişinin sonunda yine de mahkûmiyet aldığını biliyoruz; çünkü bu insanlarla anlaşmak imkansızdır ve bunu yapmamak gerekir. Eğer bir kişi zulmün siyasi olduğuna, terörle veya sabotajla (Kırım'da şu an popüler olan suçlamalar) ilgisi olmadığına gerçekten inanıyorsa, kendini halka açık (kamuoyuna duyurarak) savunmalıdır. Ancak kendini kamuoyunda duyuranların sayısı giderek azalıyor; özel servislerin baskısı işe yarıyor. Mesela 2025 yılında alıkonulan Niyara Ersmambetove, Hatice Büyükçan ve diğerleri… Maalesef bu hikayelere erişim kısıtlı; çünkü akrabalar korkuyorlar. Çocuklarına daha fazla zarar vermekten çekiniyorlar. “SİYASİ TUTSAKLAR HAKKINDA KONUŞMAK ÖNEMLİDİR” Kamuoyu önünde savunulmayan her davanın, işkencenin ve hukuksuzluğun karanlığında kaybolduğunu vurgulayan hak savunucusu, Nariman Celâl örneğinde olduğu gibi; ancak sesini dünyaya duyuranların takas listelerine girebildiğini kaydetti. Leviza Celâl’in eşi hakkında kamuoyunda konuşmak için her fırsatı değerlendirdiğini hatırlatan aktivist, “O da yayınlara çıkarken, Ukrayna, uluslararası ve Türk medyasına demeç verirken risk alıyordu ama bunun eşi için bir ‘bağışıklık’ olacağını biliyordu. Onun özgürlüğü için savaştı ve sonunda Ukrayna ile Rusya arasındaki değişim sonucunda Nariman Celâl serbest kaldı. Bunun, diğer insanların da hikayelerini anlatmaları için iyi bir örnek olduğunu düşünüyoruz; çünkü bu er ya da geç sonuç verir. Bu durum, öncelikle tutukluluk koşullarında bir iyileşme sağlar. Birine çok fazla mektup yazıldığında veya medya ondan bahsettiğinde, cezaevi idaresi ve özel servisler bu kişilere işkence yapılamayacağını, yasa dışı sorgu yöntemleri uygulanamayacağını anlar. Çünkü her şey bir şekilde açığa çıkacaktır. Bu kural, en asgari düzeyde de olsa çalışmaya başlar ve en azından bu kişilerin fiziksel zarar görmeyeceğinden emin olabiliriz. Şu an siyasi tutsakların yakınları için yakınlarını kurtarmanın tek yolu; kamuoyu oluşturmak, enformasyon çalışması yürütmek ve bu kişilerin değişim listelerine girmesini sağlamak için isimlerini duyurmaktır.” dedi. AVUKATLAR HEDEF ALTINDA: OFİS BASKINLARI VE LİSANS İPTALLERİ İşgalcilerin 2022 sonrasında siyasi tutsakları savunan avukatlara yönelik de baskıları artırdığını; Lilya Gemeci, Aleksey Ladin, Nazim Şehmambetov ve Rüstem Kamilov olmak üzere dört Kırımlı avukatın lisanslarının iptal edildiğini ve Kırım’da hukuk mücadelesinin artık "bıçağın ucunda" yürütüldüğünü belirten kaynak, savunma makamının uğradığı baskıları şu sözlerle anlattı: Topyekûn işgal girişiminin yarattığı ortam Rus yetkililerin yaklaşımını değiştirdi. Ukrayna’da olup bitenlerin gölgesinde, Kırım’daki baskıların medyanın ilgisini çektiğini ama çok daha ciddi olayların (cephedeki savaşın) dikkat merkezini kaydırdığını anladılar. Füze saldırıları sonucu çocuklar, kadınlar ve yaşlılar ölürken; Kırım’da bir avukatın lisansının iptal edilmesi hikayesi enformasyon açısından sönük kalıyor. Güvenlik güçleri bunu fırsat bildi. Önce avukatları sırayla idari tutuklamalarla hapse atmaya başladılar, sonra lisanslarını iptal ettiler. Aralık 2025’te bir avukatlık bürosuna kaba ve açık bir baskın düzenlediler; belgelerine ve mühürlerine el koydular. Oysa avukatlık büroları ‘mesleki sır’ kapsamında korunur ve böyle bir arama için özel izin gerekir. Burası sıradan bir ev değil, müvekkillerin sayısız dosyası orada tutuluyor. Kendi yasalarını bile çiğniyorlar ve bunu artık tamamen rahatça yapıyorlar; kimsenin onları durduramayacağını biliyorlar. Baskının artmasının bir başka sebebinin, avukatların sadece hukuki savunma yapması değil, aynı zamanda müvekkillerinin hikayelerini dünyaya duyuran birer "aktarıcı" olması olduğunu belirten İnsan hakları savunucusu, “Avukatlar mahkeme salonlarından çıkıp basına demeç veriyor, uluslararası yayın organlarına bağlanıyorlardı. Baskı artınca; ya sessizce müvekkillerini savunmak ya da kamuoyu önünde konuşmak arasında bir tercih yaptılar. Birçok avukat, hapiste tutulan insanları savunma hakkını koruyabilmek için sessizliği seçti. Bazıları ise hâlâ kamuoyu önünde çalışmaya devam ediyor ama her an baskıya maruz kalabileceklerinin farkındalar. Mesela Emil Kurbedinov; hâlâ mahkeme süreçlerini, aramaları ve davaları yorumlamaya devam ediyor. Ancak biliyorsunuz kendisi birkaç kez idari tutuklama yaşadı, ofisi basıldı.” dedi. Ayrıca siyasi tutsak sayısının artarken, bu süreçleri nitelikli şekilde yürütecek savunmacının sayısının hızla azaldığını kaydetti. Aktivist, 2022’den sonra Kırım’daki baskı şeklinin değiştiğini, insanların daha çok sözde "casusluk" ve “vatana ihanet" suçlamalarıyla alıkonulmaya başladığına dikkat çekerek, “Bana göre bunun sebebi Kırım’daki Ukrayna yanlısı duyguların güçlenmiş olması. Birçok kişinin Ukrayna’da akrabası var; 10 yıldır işgal altında sessizce yaşayanlar bile 2022’den sonra artık dayanamadı.” değerlendirmesinde bulundu. “RUSYA KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARI TAKAS ETMEK İSTEMİYOR” Ukrayna ile Rusya arasındaki esir takaslarında Kırım Tatarlarının ve sivil tutsakların neden az yer aldığına dair soruya hak savunucusu şu yanıtı verdi: Rusya, Kırım Tatarlarını takas listesine dahil etmeyi reddediyor. Çünkü, özellikle yurttaş gazeteci veya topluma mal olmuş bir figürün serbest kalmasının, dışarıdaki insanlara 'direniş ilhamı' vermesinden çekiniyorlar. İnsanların 9-10 yıl boyunca içeride kalmasını sağlayarak, dışarıdaki aktivistlerin umudunu kırmayı amaçlıyorlar. İkinci sebep ise sivil tutsaklar için uluslararası bir platformun olmaması. Ukraynalı insan hakları aktivistleri sık sık bu konuyu gündeme getiriyor. Yani, savaş esirleri için Cenevre Sözleşmeleri var, bunlar yürürlükte, takaslar başarıyla devam ediyor ve tüm dönem boyunca yaklaşık 60 takas gerçekleştirildi. Sivil esirlerin durumu ise çok karmaşık. Bu durumda her şey Rusya’nın isteğine bağlı. Bu tamamen siyasi bir mesele ve Türkiye bu konuda kilit bir rol oynayabilir. Tıpkı Ahtem Çiygöz ve Nariman Celal vakalarında olduğu gibi... Eğer siviller için özel bir prosedür veya platform oluşturulursa, bir umut doğabilir. En azından insanlar bu yönde çalışmaların yapıldığını görür. Çünkü işgal altındaki topraklardaki insanların bu konuda bir umut olduğunu hissetmeleri çok önemli, aksi takdirde insanlar ya bu topraklarda kalma ve güvende olma umutlarını kaybettikleri için evlerini terk edip gidecekler ya da açıkça, alenen direnişi bırakacaklar. “DİRENİŞ HÂLÂ VAR AMA DAHA TEHLİKELİ” Baskıların artmasına rağmen Kırım Tatar toplumunda yardımlaşmanın ve empatiye dayalı sessiz bir direnişin sürdüğünü belirten kayak, "Eskiden para cezalarıyla korkutuyorlardı, halk bu cezaları aralarında toplayıp ödeyince şimdi ağır hapis cezalarına geçtiler…Yani, direniş var, mevcut, ancak varlığı giderek daha tehlikeli hâle geliyor ve zulüm yöntemleri giderek daha saldırgan şekil alıyor.” dedi.

Siyasi tutsak Teymur Abdullayev yeniden hücre cezasına gönderildi Haber

Siyasi tutsak Teymur Abdullayev yeniden hücre cezasına gönderildi

Rus işgali altındaki Kırım’da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurgulanan Hizb-ut Tahrir Davası çerçevesinde, yasa dışı olarak 16 yıl 6 ay hapis cezasına mahkûm edilen Kırım Tatar siyasi tutsak Teymur Abdullayev’in hücreye gönderildiğini bildirildi. Kırım Dayanışması sivil teşkilâtına konuşan siyasi tutsak Teymur Abdullayev’in eşi Alime Abdullayeva, cezaevi yönetiminin nedenini açıklamadan eşini defalarca hücre cezasına gönderdiğini aktararak “13 Ağustos’ta eşimden mektup geldi. 1 Ağustos’ta hücreden çıkarılmıştı ancak 6 Ağustos’ta tekrar oraya gönderdiler. Şimdi de tek kişilik özel hücre tipine yerleştirmekle tehdit ediyorlar. Bu en ağır cezadır. Onun sağlık durumu böyle bir uygulamaya uygun değil.” dedi. Teymur Abdullayev, cezaevinde geçirdiği beş yıl içinde toplamda yaklaşık 1021 gün hücrede tutuldu. Mart 2020’de Salavat’takı cezaevine nakledilmesinden bu yana eşinin sürekli olarak hücre cezasına çarptırıldığı belirten Alime Abdullayeva, “Cezaların gerekçeleri çoğu zaman açıklanmıyor. Bilinen son gerekçe, namaz sırasında cezaevi müdürünü selamlamamaktı.” dedi. Siyasi tutsağa ayrıca “Zonatelekom” sistemi üzerinden telefon görüşmesi yapma hakkı tanınmıyor; ailesiyle yalnızca mektuplar aracılığıyla iletişim kurabiliyor. 9 YIL SONRA İLK KEZ KIZINI GÖRDÜ Daha önce, Temmuz ayında, Abdullayev alıkonulduktan 9 yıl sonra ilk kez küçük kızı Asma ile görüşebildiğini bildirilmişti. Siyasi tutsak kızını en son gözaltı gününde, henüz üç aylıkken görmüştü. SAĞLIK DURUMU ÇOK KÖTÜLEŞTİ Hapishanedeki kötü şartlar ve kötü muamele nedeniyle Teymur Abdullayev'in sağlık durumu önemli ölçüde kötüleşti. Kasım 2024'teTeymur Abdullayev’in hapiste geçirdiği hastalık nedeniyle tek kulağında işitme duyusunu tamamen kaybettiği bildirildi. SİYASİ TUTSAK TEYMUR ABDULLAYEV Rusya tarafından işgal edilen Kırım’da, Akmescit’in Kırım Tatarlarının toplu olarak ikamet ettiği Kamenka semtinde ve Stroganovka (Mamak) köyünde 12 Ekim 2016 tarihinde Kırım Tatarlarının evlerinde yasa dışı aramalar yapıldı. Aramaların sözde Hizb-ut Tahrir davası kapsamında yapıldığı bildirildi. Aramalardan sonra gözaltına alınan Teymur Abdullayev, Rusya’da yasak olan örgütü organize etmekle; Rüstem İsmailov, Emil Cemadenov, Uzeir Abdullayev ve Ayder Saledinov ise Rusya’da yasaklamış bir örgütün faaliyetlerine katılmakla suçlandı. Rus mahkemesi Birinci Akmescit Grubu çerçevesinde yargılanan Kırım Tatarları Teymur Abdullayev hakkında 16 yıl 6 ay, Uzeir Abdullayev 12 yıl 6 ay, Rüstem İsmailov 13 yıl 6 ay, Emil Cemadenov ve Ayder Saledinov hakkında ise 11 yıl 6 ay hapis cezası kararı almıştı. 2020'DE KIRIM'DAN 2 BİN 500 KİLOMETRE UZAKLIĞA GÖNDERİLDİ Kırım Tatar siyasi tutsaklar, Mart 2020’de Rusya’ya bağlı Başkurdistan Cumhuriyeti’nin Salavat şehrindeki iki farklı cezaevine sevk edildi. Cezaevine getirildikten hemen sonra Teymur Abdullayev hücre cezasına gönderildi. Rus cezaevinde Teymur Abdullayev Kovid-19 geçirdi ancak uygun tedavi görmedi. Cezaevi yönetimi baskı uygulamak amacıyla Teymur Abdullayev’i yaklaşık iki yıl boyunca hücre cezasında tuttu

Kırım Tatar siyasi tutsak Appaz Kurtamet 3 yıldır Rus esaretinde! Haber

Kırım Tatar siyasi tutsak Appaz Kurtamet 3 yıldır Rus esaretinde!

Rus işgal güçleri, tam 3 yıl önce bugün Kırım Tatarı Appaz Kurtamet'i alıkoydu. Kırım’da Kremlin kontrolündeki sözde mahkeme tarafından, işgalcilerce uydurulan düzmece bir dava çerçevesinde 7 yıl hapis cezasına mahkûm edilen genç tutsak, Rusya’nın Pskov bölgesindeki 6 numaralı cezaevinde alıkonuluyor. APPAZ KURTAMET KİMDİR? Appaz Kurtamet 19 Ağustos 2002’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka kasabasında dünyaya geldi. Babası Halil Kurtamet, iş insanı ve kasabadaki Müslüman cemaatinin lideriydi. (Halil Kurtamet, 7 Kasım 2023’te Rus güvenlik güçlerince alıkonuldu.) 2022'deki Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı işgalinden önce Appaz, Kıyiv’de bir IT şirketinde çalışıyor ve gönüllü faaliyetlerde bulunuyordu. Ondan önce bir yıl boyunca Odesa’da yaşamış, burada Kırım Tatar Kültür Merkezinde Kırım Tatar dili öğretmeni olarak çalışmıştı. Topyekûn savaşın başlamasıyla birlikte Appaz, annesi Ayşe Kurtamet ile birlikte daha güvenli olan Lviv’e taşındı. Annesi, Mayıs 2022'de doğum yapmak üzere olan büyük kızına destek olmak için Türkiye’ye gitti. Appaz ise Temmuz 2022’de ailesinin Novooleksiyivka’daki evini ziyaret etmeye karar verdiğini annesine bildirdi. İŞGALCİLER TARAFINDAN KAÇIRILAN GENÇTEN AYLARCA HABER ALINAMADI Kırım Tatarı Appaz Kurtamet 23 Temmuz 2022’de işgal altındaki Kırım ile Herson bölgesi arasındaki idari sınırda bulunan Çongar kontrol noktasında işgalcilerce alıkonuldu. Daha sonra günlerce genç Kırım Tatarı hakkında hiçbir haber alınamadı. Appaz Kurtamet kaybolduktan 2 hafta sonra babasına, oğlunun tutukevinde alıkonulduğu bildirildi ve oğlunun kaçırılması ile ilgili “yaygara koparmaması” istendi. Daha sonra Appaz Kurtamet’in işgalci güçler tarafından Kırım’da alıkonulduğu ortaya çıktı. Appaz Kurtamet kaçırıldıktan 3 ay sonra ekim ayında Kırım’daki sözde mahkeme hakkında tutuklama kararı çıkardı. Kırım Tatar aktivist Elmaz Kırımlı, Appaz Kurtamet Kırım Taburunda görev yapan arkadaşına 500 grivna borç verdiği için işgalcilerce “terör örgütü finanse etmekle” suçlandığını aktarmıştı. GENÇ KIRIM TATARINA DÜZMECE SUÇLAMALAR ÇERÇEVESİNDE 7 YIL HAPİS CEZASI Akmescit kentinde faaliyet gösteren sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesi sözde yargıcı Oksana Kraçevskaya, Nisan 2023’te güya “terör örgütü finanse etmekle” suçlanan Appaz Kurtamet’i suçlu bularak hakkında 7 yıl hapis cezası kararı aldı. Kasım 2023’te Kurtamet’in Rusya’daki cezaevine sevk edildiği öğrenildi. Kırım Tatarı siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, Rus işgal güçlerinin oğluna özgürlük karşılığında “iş birliği” yapma teklifinde bulunduğunu ancak oğlunun halkına ihanet etmeyi reddederek bu teklifi kabul etmediğini anlatmıştı. İŞGALCİLER AİLELERE BASKI UYGULUYOR Rus işgal güçleri, Kasım 2023’te Herson bölgesine bağlı Novooleksiyivka kasabasında yaşayan Kırım Tatar siyasî tutsak Appaz Kurtamet’in babası Halil Kurtamet’i alıkoydu. İşgalciler, Halil Kurtamet’i Numan Çelebicihan Taburu’na mensup olmakla suçladı. Daha sonra hakkında 8 yıl hapis cezası kararı alındı. Kırım Tatarı siyasi tutsak Appaz Kurtamet’in annesi Ayşe Kurtamet, oğlunun özgürlüğü için kararlılıkla mücadele ediyor. ANNE AYŞE KURTAMET'İN MÜCADELESİ Ayşe Kurtamet, şimdiye dek Birleşmiş Milletler, Ukrayna ve Türkiye cumhurbaşkanlarına çağrılarda bulundu. Aynı zamanda, Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde protesto eylemleri düzenleyerek uluslararası toplumu, Rusya’nın siyasi tutsaklara yönelik baskılarına karşı harekete geçmeye çağırdı. Ayşe Kurtamet, oğlunun sadece Kırım Tatar kimliği ve aktif vatandaşlık duruşu nedeniyle hedef alındığını sık sık vurguluyor. Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu binası önünde 10 Temmuz’da düzenlediği tek kişilik protesto eylemi sırasında yaptığı konuşmada acılı anne, “Tek başıma mücadele ediyorum. Bütün ailem hapiste. Yardıma ihtiyacım var.” ifadelerini kullandı. Oğlunun 19 yaşında tutuklandığını, şimdi ise 22 yaşında olduğunu belirten Ayşe Kurtamet, “Üç yıldır hiçbir suçu olmadan ceza çekiyor. Suçsuz yere hüküm giydi. Ayrıca Appaz alıkonulduktan yaklaşık bir yıl sonra babası da alıkonuldu. Ona da baskı uygulandı, işkence gördü. Daha sonra aynı suçlamayla 8 yıl hapis cezasına çarptırıldı...Oğlumun özgürlüğü için elimden gelen her şeyi yapıyorum. Sık sık yurtdışına çıkarak sesimi duyurmaya çalışıyorum. En büyük dileğim daha fazla etkinliğe katılarak adaletsizlikleri dünyaya duyurmak, hem oğlumun hem de eşimin esaretini görünür kılmak.” dedi.

Elvin Kadirov: Kırım Tatarları kendi vatanında serbest olarak yaşamak istiyorlar! Haber

Elvin Kadirov: Kırım Tatarları kendi vatanında serbest olarak yaşamak istiyorlar!

Ukrayna İnsan Hakları Yetkilisi Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar Temsilcisi Elvin Kadirov, Ukrayna ve Türkiye ombudsmanlık kurumlarının 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana devam eden Ukrayna-Rusya Savaşı bağlamında yürüttüğü çalışmaları, Kırım Tatar siyasi tutsaklarının durumunu ve Rus işgali altındaki Kırım’daki insan hakları ihlallerini Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajında değerlendirdi. Temsilci Elvin Kadirov, Ukrayna ve Türkiye ombudsmanlık kurumlarının yürüttüğü çalışmaların iyi ilerlediğini belirtti. Kadirov, Türkiye Kamu Başdenetçisi Şeref Malkoç’un Ukrayna’ya davet edilerek esir tutulan Rus askerlerinin hangi şartlarda tutulduğunu incelediğini belirtti. Şeref Malkoç’un Ukrayna’ya geldiğinde gördüğü görüntüden memnun kaldığını belirten Kadirov, Ukrayna’daki ombudsmanlık ofisinin insan haklarını korumak amacıyla titizlikle çalıştığını vurguladı. Kadirov, Ukrayna İnsan Hakları Yetkilisi Dmıtro Lubinets’in Şeref Malkoç’un Rusya’ya gitmesi ve esir tutulan Ukraynalıların hangi şartlar altında kaldıklarını incelemesi talebinde bulunduğunu ifade etti.   TEMSİLCİ KADİROV, AĞIR HASTALARA YARDIM EDİLMESİ ÇAĞRISINDA BULUNDU 218 kişinin esir olarak tutulduğunu ve bu kişilerden 132 tanesinin Kırım Tatarı olduğunu belirten Kadirov, yaklaşık 40 kişinin de ağır hasta olduğunu vurguladı. Kadirov, ağır hastalar içerisinde Kırım Tatar siyasi tutsaklardan Tofik Abdulgaziyev ile Amet Süleymanov ve yurttaş gazeteci İrına Danılovıç’ın ise durumlarının kritik olduğunu belirtti. Hastalıkları olan insanların hapishanede kalamayacağını belirten Kadirov, bu kişiler için evde tedavi yönteminin izlenmesi gerektiğini vurguladı. İnsanların neden esaret altına aldığını araştırdıklarını beliren Kadirov, alıkonulan Kırımlıların suçsuz olduklarının altını çizdi. Kadirov karşılaştığı bir durumu şu ifadelerle aktardı: Görme engeli olan bir kişi hapishanede kalıyor. Hiç görmüyor. Onu hapishaneye almak yasaktır. Ama alınıyor. Hem de ona terörist diyorlar. Bu insanın kendi ihtiyaçlarını yerine getirmesi imkansız. Ona destekçi gerekiyor. Bu insandan teröristlik nasıl çıkacak? Ayrıca Kadirov, durumu ağır olan esirlere de yardım edilmesi konusunda çağrıda bulundu. Rusya’nın esaret altında tuttuğu kişilere yemek vermediğini ve tıbbî yardım sağlamadığını belirten Kadirov; uluslararası hukuka göre yemek vermeme, tıbbi yardım sağlamama gibi durumların işkence olarak nitelendirildiğini de vurguladı. Kadirov, Şeref Malkoç ile Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmesi talebini yineledi. RUSYA İNSAN HAKLARI İHLALLERİNE DEVAM EDİYOR! Rus işgali altındaki Kırım'da Ukrain ve Kırım Tatar halkına karşı baskıların hapishaneler dışında da devam ettiğini vurgulayan Kadirov, vatandaşlara zorla Rusya pasaportu verildiğini, dinini yaşaması konusunda zorluklar çıkardığını ve anadillerin öğrenilmesi konusunda engeller konulduğunu belirtti. Kadirov, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı Günü’nün anılması için toplanılmasının yasak olduğunu ifade etti.  Kadirov, şu ifadelerle Kırım Tatarlarının sesi oldu: Kırım Tatarları kendi vatanında özgür olarak yaşamak istiyorlar. Kendi dilini konuşmak, kültürünü yaşatmak, edebiyatını korumak istiyorlar. Elvin Kadirov, cümlelerini sonlandırırken Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a da teşekkürlerini sundu. Siyasi tutsakların serbest bırakılmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın desteğinin, çalışmalarının ve kurduğu bağlantıların etkili olduğunu kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.