SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siber Güvenlik

QHA - Kırım Haber Ajansı - Siber Güvenlik haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siber Güvenlik haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

SAHA 2026’da güçlü mesaj: Yerli teknoloji ve küresel ortaklık vurgusu Haber

SAHA 2026’da güçlü mesaj: Yerli teknoloji ve küresel ortaklık vurgusu

Türkiye’nin savunma, havacılık ve uzay sanayi alanındaki en büyük organizasyonlarından biri olan SAHA 2026 Uluslararası Savunma, Havacılık ve Uzay Sanayi Fuarı (SAHA2026), görkemli bir açılış töreni ile başladı. "SAHA 2026 GELİRLERİYLE 81 İLDE İHA ÜRETİM VE EĞİTİM TESİSLERİ KURULACAK" SAHA 2026'nın açış konuşmasını gerçekleştiren SAHA İstanbul Yönetim Kurulu Başkanı ve BAYKAR Genel Müdürü Haluk Bayraktar, Türk savunma ve havacılık sanayiinin 2025 yılı ihracatının 10 milyar doları aştığını belirterek, “Bir zamanlar sadece basit bileşenler ihraç edebilen bir ülkeyken bugün akıllı mühimmattan insansız muharebe sistemlerine kadar uzanan yüksek teknolojiyi ihraç eden bir üsse dönüştük.” dedi. Savunma sanayinin sadece bir güvenlik meselesi olarak algılanmaması gerektiğini söyleyen Bayraktar, “Savunma sanayi Türkiye’nin yüksek endüstriyel dönüşümünün itici gücü ve amiral gemisidir. Bunun en net göstergesi Türkiye’nin İHA/SİHA ihracatındaki küresel liderliği ve 185 ülkeye ihraç edilen ürünlerdir.” diye konuştu. Bayraktar, geleceğin teknolojilerinin nadir toprak elementlerine bağımlı hâle geldiğine dikkat çekerek, bu kaynakların arz güvenliğinin artık milli güvenliğin temel unsurlarından biri olduğunu vurguladı. Nadir toprak minerallerinin jeopolitik bir araç olarak kullanılabildiğini belirten Bayraktar, bu nedenle kaynak çeşitliliği ve teknolojik bağımsızlığın kritik önem taşıdığını ifade etti. Modern savaş anlayışının köklü bir değişim geçirdiğini dile getiren Bayraktar, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı üzerinden edinilen tecrübelerin, harbin doğasının yeniden şekillendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bayraktar hâlihazırda savaşın, yalnızca askerî güçle değil, teknoloji ve endüstriyel üretim kapasitesinin birleşimiyle belirlendiğine vurgu yaptı. Modern savaş anlayışının köklü bir değişim geçirdiğini dile getiren Bayraktar, özellikle Rusya-Ukrayna Savaşı üzerinden edinilen tecrübelerin, harbin doğasının yeniden şekillendiğini ortaya koyduğunu söyledi. Bayraktar’a göre günümüzde savaş, yalnızca askeri güçle değil, teknoloji ve endüstriyel üretim kapasitesinin birleşimiyle SAHA 2026’nın sıradan bir fuardan çok daha fazlası olduğunu belirten Bayraktar, bin 300’den fazla şirketi, 30 üniversiteyi ve 49 şehri kapsayan bir yapı olarak teknolojinin geleceğini şekillendirecek zihinlerin buluşma noktası olduğunu kaydetti. SAHA 2026’yı 150 binden fazla kişinin ziyaret etmesini beklediğini ifade eden Bayraktar, “Bugün burada 4 kıtadan 76 ülkeden tam 192 resmî heyet bulunuyor. SAHA 2026’da 2 bin 100 imza töreni, 30 binden fazla iş görüşmesinin gerçekleşmesini bekliyoruz. SAHA 2026, 6 milyar doları doğrudan ihracat olmak üzere 8 milyar dolarlık bir stratejik iş hacmini temsil ediyor.” şeklinde konuştu. Bayraktar, SAHA 2026'dan elde edilecek gelirin 81 ilde kurulacak İHA üretim ve eğitim merkezlerinin inşası için kullanılacağını belirterek, amaçlarının sadece teknoloji üretmek olmadığını aynı zamanda bu teknolojiyi geliştirecek nesli yetiştirmek olduğunu böylelikle gerekli durumlarda milyonlarca İHA’yı hızla üretebilecek bir kapasite oluşturacaklarını vurguladı. “ÇAĞIMIZ NET VE SOMUTTUR” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanı Haluk Görgün, kuantum teknolojileri, yapay zekâ, otonom sistemler, siber güvenlik ve elektronik harp gibi alanların geleceğin savaş ve güvenlik ortamını şekillendireceğini belirterek, Türkiye’nin bu alanlarda milli yetkinliklerini güçlendirmeye odaklandığını ifade etti. Savunma sanayisinde kalıcı başarının yalnızca üretimle sınırlı olmadığını vurgulayan Görgün, tasarım, test, sertifikasyon ve sahada sürdürülebilir destek süreçlerinin bir bütün olarak ele alınması gerektiğini söyledi. Bu kapsamda Savunma Sanayii Başkanlığının, tüm paydaşları kapsayan güçlü bir ekosistem inşa etmeyi hedeflediğini dile getirdi. Kümelenmeler, KOBİ’ler, üniversiteler ve girişimlerin sektörde kritik rol oynadığını belirten Görgün, ana yükleniciler ile alt yükleniciler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin öncelikleri arasında yer aldığını kaydetti. SAHA 2026’nın bu açıdan önemli bir buluşma zemini sunduğunu ifade eden Görgün, fuar süresince yeni iş birlikleri, yatırım fırsatları ve teknoloji ortaklıklarının gelişeceğini söyledi. Türkiye’nin savunma ve havacılık ihracatında önemli bir ivme yakaladığını belirten Görgün, son dönemde 185 ülkeye 10,5 milyar dolarlık ihracat gerçekleştirildiğini aktararak, hedefin Türkiye’yi bu alanda dünyada ilk 10 ülke arasına taşımak olduğunu vurguladı. Uluslararası iş birliklerine de değinen Görgün, Türkiye’nin savunma sanayisinde yalnızca ürün satışı değil, ortak üretim ve teknoloji geliştirme odaklı bir yaklaşım benimsediğini ifade etti. Görgün, “Her ülkenin kendi sanayi önceliklerini, yerel yetkinliklerini ve güvenlik ihtiyaçlarını dikkate alan esnek modeller geliştirebiliriz. Tek taraflı bağımlılıklar yerine adil ve sürdürülebilir ortaklıkları önemsiyoruz. Çağrımız net ve somuttur. Gelin savunma sanayinde yalnızca alım satıma dayalı ticari ilişkilerin ötesine geçelim. Gelin güvene dayalı, uzun soluklu ve sürdürülebilir ortaklıkları birlikte inşa edelim. Gelin yalnızca bugünün ihtiyaçlarına değil yarının güvenlik sınamalarına da birlikte çözüm üretelim.” dedi. Görgün, konuşmasında ayrıca önümüzdeki dönemde kritik teknolojilerde dışa bağımlılığın azaltılması, ihracatın artırılması ve kamu-sanayi-akademi iş birliğinin güçlendirilmesinin temel hedefler arasında yer aldığını belirtti. SAHA 2026’nın yeni projelerin başlatıldığı, uluslararası ortaklıkların kurulduğu ve savunma sanayisinin geleceğine yön veren bir platform olacağını ifade eden Görgün, organizasyona katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür etti. “ULUSLARARASI HUKUKA DUYULAN GÜVEN AŞINDI” Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mehmet Fatih Kacır, Türk savunma sanayiinin elde ettiği büyük başarıların ardında dev bir ekosistem olduğunu belirterek, “Bu başarının ardında rakipleri henüz tasarım aşamasındayken seri üretime geçmeyi başarmış, en temel bileşenlerde dahi kısıtlamalarla karşılaştığında yoluna devam etmesini bilmiş, asla yılmayan, pes etmeyen ve Türk milletini havada, karada, denizde, uzayda, siber alanda yeniden çok güçlü şekilde tarih sahnesine çıkarmayı başaran alın teri, akıl teri var.” ifadelerini kullandı. II. Dünya Savaşı sonrasında barışı koruma amaçlarıyla kurulan düzenin vaat ettiği huzur, güven ve istikrarı sağlayamadığını kaydeden Kacır, meşru hak arama zeminlerinin zayıfladığını, uluslararası hukuka duyulan güvenin aşındığını, bu nedenle aktörlerin diplomasi yerine güç kullanımını daha fazla tercih ettiği değerlendirmesinde bulundu. Kacır, Türkiye’nin uzun dönemli ARGE planları hazırlayıp nitelikli insan kaynağına yatırım yaparak dünyada az sayıda örneği bulunan bir savunma sanayii ekosistemi oluşturduğunu kaydetti. KACIR: “HER 3 İHA/SİHA’DAN 2’Sİ TÜRK YAPIMI” Dünyada satılan her 3 İHA/SİHA’dan 2’sinin Türk firmalarca üretildiğini söyleyen Kacır, “Kendi savaş gemisini tasarlayan, geliştiren, üreten on ülkeden biriyiz. Beşinci nesil savaş uçağımız Kağan gökyüzüyle buluştu. Bayraktar TB 3 kısa pistli gemilere iniş kalkış yapmayı başaran ilk insansız hava aracı olarak dünya havacılık tarihine geçti. İnsansız savaş uçağımız Bayraktar Kızılelma, ASELSAN'ın geliştirdiği AESA radar ve TÜBİTAK SAGE'nin Gökdoğan füzesi hedef uçağı başarıyla vurdu. Silah sistemlerine hava-hava angajman kabiliyeti kazandıran ilk ülke Türkiye oldu. Bugüne kadar elimizi zayıflatmak için ülkemize gizli açık çok sayıda engelleme, kısıtlama uygulandı. Fakat hamdolsun birileri bizden neyi esirgiyorsa çok daha iyisini yerli ve milli olarak geliştirmeyi üretmeyi başardık.” dedi. Kacır, Türkiye’nin savunma sanayi ihracatında dünyanın en büyük 11’inci ülke olduğunu ve bu yükseliş ivmesinin artarak devam edeceğini belirtti. "TÜRK MÜHENDİSLİĞİNİN NELER BAŞARABİLECEĞİ TÜM DÜNYAYA GÖSTERİLMİŞTİR" Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler yaptığı konuşmada, fuarın savunma sanayi alanında uluslararası iş birliklerini güçlendiren stratejik bir platform olduğunu vurguladı. Güler, SAHA Expo’nun nitelikli görüşmeler, uluslararası paneller ve yeni ürün lansmanlarıyla savunma sanayi ekosisteminde önemli bir rol üstlendiğini belirterek, fuar kapsamında kurulacak temasların ve imzalanacak anlaşmaların yalnızca ticari değil, aynı zamanda uzun vadeli stratejik ortaklıkların temelini oluşturacağını ifade etti. Küresel güvenlik ortamının giderek daha karmaşık hâle geldiğine dikkat çeken Güler, özellikle Ukrayna-Rusya Savaşı ile Orta Doğu’da yaşanan gelişmelerin güvenlik mimarisini derinden etkilediğini söyledi. Bu süreçte yalnızca askerî hareketliliğin değil, savunma sanayii kapasitesinin de belirleyici hale geldiğini vurguladı. Güler, yalnızca güncel askerî hareketliliğe odaklanmanın yeterli olmadığını orduyu destekleyecek güçlü ve sürdürülebilir bir savunma sanayi ekosisteminin varlığının da önemli olduğunu vurguladı. Türk savunma sanayisinin son yıllarda önemli bir dönüşüm geçirdiğini belirten Güler, Türkiye’nin artık kendi sistemlerini tasarlayan, üreten ve ihraç eden bir ülke konumuna ulaştığını ifade etti. Kara, deniz ve hava platformlarında elde edilen kabiliyetlerin sahada etkin şekilde kullanıldığını kaydeden Güler şu ifadeleri kullandı: Tüm bunların yanında Türk savunma sanayinin asıl büyük devrimi dünya harp doktrinlerini yeniden yazdıran gökyüzünün yeni hakimleri olan insansız hava araçlarımızla (İHA) gerçekleşmiştir. Bugün insansız hava aracı, silahlı insansız hava aracı (SİHA) ve stratejik seviyedeki SİHA teknolojilerimiz sahip oldukları yapay zekâ, hassas vuruş gücü ve yüksek irtifa kabiliyetleriyle küresel ölçekte etkiler oluşturmuş, özellikle Türk mühendisliğinin neleri başarabileceğini tüm dünyaya en çarpıcı şekilde göstermiştir. İnsansız sistemlerde ulaştığımız bu mümtaz seviye hava savunma stratejilerimizde de bizi çok daha ileri bir safhaya taşıma yoluna sokmuştur. Gök vatanımızı koruma irademizin en somut yansıması olan çelik kubbe bütünleşik hava savunma sistemimizde bu stratejik aklı yansıtmaktadır. Hava savunma sistemlerimizin birbiriyle tam bir uyum içerisinde çalışacağı bu yapı Türkiye'nin teknolojiye istikamet veren bir aktör haline gelme yolunda emin adımlarla ilerlediğinin de bir ispatıdır. Güler, savunma sanayisinde ulaşılan seviyenin önemli olmakla birlikte yeterli olmadığını vurgulayarak, rekabetin arttığı bu dönemde teknolojik gelişmelere uyum sağlanması ve üretim kapasitesinin güçlendirilmesi gerektiğini belirtti. Güler, seri üretim kapasitesinin artırılmasının ve seferberlik esnekliğiyle desteklenmesinin önemine dikkat çekti. Konuşmasında uluslararası iş birliklerine de değinen Güler, Türkiye’nin savunma ve güvenlik politikalarını askeri yeteneklerle entegre ederek bölgesel ve küresel barışa katkı sunmaya devam edeceğini belirtti. UKRAYNA'DAN YOĞUN KATILIM Fuara Ukrayna’dan da güçlü bir katılım sağlanıyor. Yaklaşık 20 Ukraynalı savunma ve teknoloji şirketi, İstanbul’da düzenlenen organizasyonda yerini alıyor. Bununla birlikte Ukrayna Savunma Bakan Yardımcısı (Avrupa Entegrasyonundan Sorumlu) Serhiy Boyev Ukrayna'dan katılan heyete başkanlık ediyor.

Hollanda’dan Ukrayna’ya siber güvenlik desteği: Hangi alanlara öncelik verilecek? Haber

Hollanda’dan Ukrayna’ya siber güvenlik desteği: Hangi alanlara öncelik verilecek?

Hollanda hükûmeti tarafından, Ukrayna’ya destek sağlamak amaçlı toplamda 2,5 milyon avro bütçeye sahip bir siber güvenlik fonunun sağlanacağını duyuruldu. UKRAYNA VE HOLLANDA ARASINDA SİBER GÜVENLİK DÖNEMİ Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyinin resmî sosyal medya hesabından 17 Mart 2026 tarihinde paylaşılan açıklamaya göre; program çerçevesinde, Ukrayna Millî Güvenlik ve Savunma Konseyi bünyesinde faaliyet gösteren bir icra organı olan Millî Siber Güvenlik Koordinasyon Merkezi ile Tallinn Mekanizması bünyesindeki Hollanda Millî Siber Güvenlik Koordinasyon Merkezi iş birliği yapacak. Söz konusu inisiyatif, 19-20 Şubat 2026 tarihleri arasında Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de (Kyiv) tertip edilen 2026 Kıyiv Uluslararası Siber Direnç Forumu’nda gündeme getirilmişti. Ukrayna ile Hollanda’nın siber güvenlik ekosistemleri arasında stratejik bir ortaklığın kurulmasının hedeflendiği program kapsamında, Ukrayna ve Hollanda menşeli firmaların ortak projeleri için finansal destek sağlanacağı aktarıldı. SİBER GÜVENLİKTE HANGİ ALANLARA ÖNCELİK TANINACAK? Bununla birlikte, programa katılmak için her iki ülkeden de en az bir ortak ile bir kurul oluşturulmasının gerektiği bildirilirken bir proje için sağlanacak maddi desteğin üst sınırının 250 bin avro olup bir projenin ise en fazla 6 ay içerisinde gerçekleştirileceği kaydedildi. Projeye dair öncelikli alanların; hizmet olarak siber güvenlik (SOC-as-a-Service), yönetilen güvenlik hizmet sağlayıcısı (MSSP), bulut güvenliği, kimlik ve erişim yönetimi (IAM), e-posta güvenliği ile dijital adli bilişim ve siber olay müdahale (DFIR) olacağı ifade edildi. Öte yandan, söz konusu girişimin Ukrayna’ya siber güvenlik alanında Hollanda tarafından sağlanan sistematik desteğin bir devamı niteliğinde olduğu belirtildi. Ayrıca, Hollanda’nın Ukrayna’ya sağladığı desteğe daha önce gündeme getirilen 10 milyon avro değerindeki yardım paketinin de dâhil olduğu dile getirildi.

Birleşik Krallık, Çin'in “Gizli Elçilik Planı” iddialarıyla sarsılıyor! Haber

Birleşik Krallık, Çin'in “Gizli Elçilik Planı” iddialarıyla sarsılıyor!

Avrupa’daki en büyük Çin Büyükelçiliği olması planlanan Londra’daki binanın altında, Birleşik Krallık’ın en hassas fiber optik kablolarına yalnızca bir metre mesafede gizli bir bodrum odası bulunduğu ortaya çıktı. Aylarca inkâr edilen söylentiler, art arda yayımlanan bağımsız medya raporlarıyla doğrulanırken, hükûmetin hem basını hem de müttefik ülkeleri yanıltmış olabileceği tartışması büyüyor. “YOK” DENİLEN KABLOLAR BELGELERLE ORTAYA ÇIKTI Birleşik Krallık gazetesi Telegraph'ın 13 Ocak 2026 tarihinde yayımladığı ve kamuoyunda geniş yankı uyandıran habere göre, Çin’in Londra’da inşa etmeyi planladığı dev elçilik binasının altında yer alan bodrum alanı, ülkenin en kritik fiber optik iletişim altyapısına son derece yakın bir konumda bulunuyor. Planlarda, söz konusu odanın kablolara yalnızca bir metre mesafede yer aldığı görülüyor. Bu kablolar, yalnızca internet trafiğini değil; finans merkezleri, bankalar, küresel yatırım şirketleri ve devlet kurumlarının veri akışını taşıyan hayati bir altyapıyı oluşturuyor. BİNA DAHA ÖNCE KÜRESEL FİNANS DEVLERİNE EV SAHİPLİĞİ YAPIYORDU Haberde dikkat çekilen bir diğer kritik detay ise binanın geçmişi oldu. Söz konusu yapı, Çin tarafından satın alınmadan önce Barclays Bank, BlackRock ve Deloitte gibi küresel finans devlerinin merkez ofislerine ev sahipliği yapıyordu. Bu durum, binanın yüksek kapasiteli ve hassas iletişim altyapısıyla donatılmış olmasının tesadüf olmadığını gösteriyor. Uzmanlara göre bu tür altyapılar, istihbarat ve siber güvenlik açısından yüksek riskli alanlar olarak değerlendiriliyor. İSTİHBARAT UYARDI, HÜKÛMET İNKÂR ETTİ Gazeteci Richard A. Holmes, Ocak 2024’te yayımladığı bir haberinde, Birleşik Krallık istihbarat birimlerinin 2022 yılında yapılan ilk elçilik başvurusunda bu kablolarla ilgili ciddi güvenlik endişeleri dile getirdiğini yazmıştı. Ancak hükûmet yetkilileri bu iddiaları kesin bir dille reddetmiş, “böyle kabloların varlığını tanımıyoruz” açıklaması yapmıştı. Aynı inkâr politikası, finansal sistemler açısından doğabilecek riskleri gündeme getiren gazeteci Catherine Wheeler için de uygulanmış, her iki gazeteci de kulislerde itibarsızlaştırılmaya çalışılmıştı. Konuya ilişkin uyarılar yalnızca basınla sınırlı kalmadı. Birleşik Krallık Avam Kamarasından bazı milletvekilleri ve Lordlar Kamarası üyeleri de elçilik projesinin millî güvenlik riski oluşturabileceğini dile getirdi. Ancak bu itirazlar da bakanlıklar tarafından “asılsız” gerekçesiyle reddedildi. Yetkililerin ortak yanıtı ise "Bu raporları tanımıyoruz." oldu. ABD VE 5 EYES MÜTTEFİKLERİNE DE YANILTICI BİLGİ Mİ VERİLDİ? İddialara göre, geçen yıl ağustos ayında üst düzey bir ABD’li yetkiliye de Birleşik Krallık Dışişleri Bakanlığı tarafından “kabloların mevcut olmadığı” bilgisi aktarıldı. Ancak artan uluslararası baskı sonrası Birleşik Krallık, yalnızca bir ay önce 5 Eyes istihbarat ortaklarına, kablolara ilişkin bir risk değerlendirme raporu sunmak zorunda kaldı. Raporda kamuoyuna yansıyan ifadeyle, “kayda değer bir risk olmadığı” savunuldu. Bu açıklama ise yeni tartışmaları beraberinde getirdi. “SORUNU GİDERMEK” DE BAŞLI BAŞINA SORUN Uzmanlara göre, kabloların yerinin değiştirilmesi veya güvenli hale getirilmesi milyonlarca sterlinlik kamu harcaması gerektiriyor. Ayrıcan kazı ve düzenleme çalışmaları için Çin makamlarının izni gerekiyor. Hükûmet ise maliyet ve süreç hakkında bugüne kadar kamuoyuna net bir bilgi sunmadı. BASINAYA BASKI, DEVLETTE ÖRTBAS İDDİASI Ortaya çıkan tablo, Birleşik Krallık’ta yalnızca bir güvenlik açığını değil; yürütmenin şeffaflığı, basın özgürlüğü ve müttefiklerle güven ilişkisi konularını da tartışmaya açtı. Siyasi kulislerde bu süreç, “devlet eliyle örtbas” ve “Çin’i rahatsız etmeme refleksi” olarak yorumlanırken, hükûmetin inkâr politikasının itibar krizine dönüştüğü ifade ediliyor.

Kazakistan Başbakanı Bektenov: Enerji açığı için hibrit santraller geliştirmeliyiz Haber

Kazakistan Başbakanı Bektenov: Enerji açığı için hibrit santraller geliştirmeliyiz

Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, ülkede artan elektrik açığına dikkat çekerek, enerji sektöründe hibrit santrallerin geliştirilmesinin zorunlu hale geldiğini vurguladı. Bektenov, hükûmet toplantısında yaptığı açıklamada, “Enerji tüketimi her yıl artıyor. Yeni sanayi tesisleri, veri merkezleri ve dijital altyapı için elektriğe olan ihtiyaç kritik düzeyde” dedi. NÜKLEER ENERJİ VE DİJİTALLEŞME ÖNCELİKLİ ALANLAR Bektenov, enerji talebine yetişebilmek için nükleer enerji yatırımlarının hızlandırıldığını belirtti. “Tüm planlanan projeler zamanında tamamlanmalı. Enerji depolama sistemleri ve hibrit santraller gibi yeni teknolojik çözümler hızla hayata geçirilmeli” ifadelerini kullanan Başbakan, ayrıca dijitalleşmenin enerji verimliliğini artırmada ve sistemin güvenilirliğini sağlamada kilit rol oynadığını söyledi. Bektenov “Dijital dönüşüm, tüm kurumların koordinasyonuyla belirlenen takvime uygun şekilde ilerlemeli. Nihai hedefimiz, enerji sektöründe ve ulusal ekonomide kalıcı iyileşmeler sağlamaktır.” dedi. ENERJİ SEKTÖRÜNE YÖNELİK YENİ TALİMATLAR Öte yandan Bektenov’un açıklamaları doğrultusunda şu adımların atılması kararlaştırıldı: Enerji Bakanlığı, yıl sonuna kadar 250 MW, 2026’da ise 2,5 GW’lık yeni kapasiteyi devreye alacak. Kış boyunca santral operasyonları kesintisiz izlenecek. Enerji ve Maliye bakanlıkları, yıl sonuna kadar Yakıt ve Enerji Kompleksi için Tek Devlet Yönetim Sistemi kuracak. Bu sistem, enerji tesislerinin gerçek zamanlı takibini sağlayacak. Samruk-Energy şirketi, Semey ve Öskemen’deki kombine ısı ve enerji santrallerinin inşasına Mart 2026’ya kadar başlayacak. Tesisler çevre standartlarına tam uyumlu olacak. KEGOC şirketi, ülkenin batı enerji bölgesini Ulusal Enerji Sistemi’ne bağlayacak projeyi hızlandıracak. Bu adım, Kazakistan’ın enerji bağımsızlığını güçlendirecek. Enerji, Yapay Zekâ ve Maliye Bakanlıkları, 2026 sonuna kadar Sektörel Siber Güvenlik Merkezi kuracak ve enerji sektörü için bir infokomünikasyon altyapı operatörü oluşturacak. YAPAY ZEKÂ ENTEGRASYONU HIZ KAZANIYOR Kazakistan, enerji sektörüne yapay zekâ entegrasyonunu hızlandırmak amacıyla önde gelen şirket temsilcilerinden oluşan bir Hızlandırma Grubu kurdu. Bu grup, dijital dönüşüm ve siber güvenlik alanlarında stratejik projeleri yönlendirecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.