II. Kırım Tatar Millî Kurultayı’nın 35 yıllık mirası: "Bizzat halk tarafından seçilen bir yönetim kurduk"
1991 yılının ilk ayları, Kırım için yarımadanın geleceğini belirleyen siyasi değişimlerin yaşandığı bir dönem oldu. 20 Ocak’ta özerkliğin yeniden tesisi için bir referandum gerçekleştirildi ve ardından 12 Şubat’ta Ukrayna Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti Yüksek Şurası, Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin kurulmasına ilişkin kanunu kabul etti. Ancak tüm yasaklara rağmen kitlesel olarak vatanlarına dönmeye başlayan ve büyük bir kısmı hala sürgün yerlerinde bulunan Kırım Tatarları için bu karar, adaletin tecelli etmesi anlamına gelmiyordu.
Özerklik, coğrafi ilkeye göre kurulmuştu; oysa Kırım Tatar halkı, sürgündeki onlarca yıl boyunca ana vatanlarına dönmek ve tam olarak Kırım'ın yerli halkının millî devlet yapısını yeniden tesis etmek için mücadele etmiş ancak bunu elde edememişti. Millî hareket, ana hedefinden vazgeçmedi. Aksine, daha birleşik bir şekilde hareket etme ihtiyacının bilincine varılması, Kırım Tatar halkının sonraki tarihini belirleyen bir olayın fitilini ateşledi.
26-30 Haziran 1991 tarihleri arasında Akmescit'te (Simferopol), Sovyet rejiminin uyguladığı soykırım politikası sonucu verilen 74 yıllık zorunlu aranın ardından, II. Kırım Tatar Millî Kurultayı gerçekleştirildi. 1917’deki I. Kurultaydan onlarca yıl sonra Kırım Tatarları, halkın geleceğini belirlemek, Kırım Tatar Millî Meclisini seçmek ve ana vatanlarında kendi kaderini tayın etme haklarını ilan etmek üzere kendi seçtikleri temsilcilerini yeniden bir araya getirdi.
Dönemin Kırım yönetiminin direnişine, kurultayı sabote etme girişimlerine, organizatörlere yönelik baskılara ve yurt dışından gelen misafirlere uygulanan kısıtlamalara rağmen; delegelerin seçimi Kırım ve Özbekistan'dan Baltık ülkelerine kadar Kırım Tatarlarının yaşadığı tüm bölgelerde yapıldı. Akmescit'e, halkını temsil eden ve Kırım Tatarlarının en yüksek temsil organının kurulmasına ilişkin tarihî kararın ortağı olan 262 delege geldi. II. Kurultay, onlarca yıllık sürgünün ardından Kırım Tatar halkının yeniden doğuşunun sembolü oldu. O günlerin atmosferini, kurultay hazırlıklarını, tarihî önemini ve millî hareketin sonraki on yıllarını belirleyen kararları, o olayların katılımcıları ve tanıkları Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı.
KIRIMOĞLU: BU, TAMAMEN FARKLI SEVİYEYE GEÇİŞ ANLAMINA GELİYORDU
Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, II. Kurultayın bir başlangıç değil, Kırım Tatar millî hareketinin uzun yıllara dayanan mücadelesinin bir devamı olduğuna dikkat çekti. Kurultay çağrısı yapılmadan önce halkın, Kırım’a geri dönme hakkı için yürütülen mücadeleyi, onlarca yıldır koordine eden girişim grupları ağına zaten sahip olduklarını belirten Kırımoğlu, “1989 yılına gelindiğinde, sadece millî hareket aktivistleri tarafından değil, doğrudan halkın kendisi tarafından seçilecek bir organa ihtiyaç duyulduğu anlaşıldı. Bu, tamamen farklı bir seviyeye geçiş demekti. Böyle bir organ artık münferit kişileri değil, tüm Kırım Tatar halkını temsil ediyordu." dedi.
Kurultay hazırlıkları yaklaşık iki yıl sürdü. Sovyet sisteminin hala var olduğu koşullarda organizatörler, Kırım Tatarlarının toplu olarak yaşadığı tüm yerleri kapsayan seçim sürecini fiilen sıfırdan inşa etmek zorunda kaldı. İlk olarak topluluklar seçmenleri seçti, onlar da Kurultay delegelerini belirledi. Ardından delegeler, doğrudan Kurultay oturumunda gizli oylama yoluyla, Kurultay oturumları arasındaki dönemde en yüksek tek temsil organı statüsüne sahip olan temsil organını, yani Kırım Tatar Millî Meclisini oluşturdular.
Yapılan çalışmaları değerlendiren Kırımoğlu, “Çok titiz ve yorucu bir çalışma yürüttük. Faaliyet göstermenin biraz daha kolaylaştığı Perestroyka dönemi olmasına rağmen, Sovyet yönetimi hâlâ engeller çıkarıyordu. İki yıl boyunca, delegelerinin halk tarafından seçileceği bir Kurultay oluşturmak için çalıştık. Ardından Kurultay, gizli oylamayla Kırım Tatar Millî Meclisini seçti." şeklinde konuştu.
Kırım Tatarları için kurultayın yeni bir kurum oluşturulması anlamına gelmediğini, birinci Kurultayın Bolşevikler tarafından tasfiye edilmesinin ardından kesintiye uğrayan tarihî sürekliliğin yeniden tesisi anlamına geldiğini belirten Kırımoğlu, “Buna İkinci Kurultay adını verdik, çünkü Birincisi Sovyet yönetimi tarafından dağıtılmıştı. Bunun muazzam bir anlamı vardı. Bildiğim kadarıyla, o dönemki Sovyetler Birliği'nde hiçbir halk, bu derece demokratik bir yöntemle oluşturulmuş bir temsil organına sahip değildi." ifadelerini kullandı.
Kurultayın varlığının, Kırım Tatar millî hareketinin sonraki on yıllarda iç bölünmeler yaşamasının önüne geçtiğini vurgulayan Kırım Tatar halkının lideri, “Kurultay sayesinde millî hareketin bölünmesini önlemeyi başardık. Farklı fikirlerimiz, farklı tartışmalarımız vardı; ancak kritik durumlar ortaya çıktığında nihai kararı her zaman Kurultay verdi. Böylece halkın birliğini koruduk ve bu, muhtemelen Kırım Tatar millî hareketinin en önemli başarılarından biri oldu." dedi.
SİNAVER KADIROV: DEVLET, HAKLARIMIZI İADE ETMEK İSTEMİYORDU
Kırım Tatar millî hareketinin iştirakçılarından ve son Sovyet siyasi tutsaklarından olan Sinaver Kadırov, II. Kurultaya katılım göstermenin, her şeyden önce bir tarihî sorumluluk meselesi olduğunu belirterek, “Bizim için temel gaye, tarihî bir siyasi kurum olan Kurultayı yeniden canlandırmaktı. Bu olgunun kendisi bile tarihî bir adımdı ve dünyaya millî ile siyasi kurumlarımızı yeniden canlandırdığımıza dair bir ilandı. Devlet o dönem hazır değildi, daha doğrusu 1944 Sürgünü'nden sonra ihlâl edilen hakları Kırım Tatarlarına iade etmek istemiyordu." şeklinde konuştu.
1991 yılında kurulan sistemin azami düzeyde demokratik olduğunu vurgulayan Kadırov, “İnsanlar ilk önce seçmenleri seçti, onlar da Kurultay delegelerini belirledi. Sonrasında Kurultayın kendisi, Meclis’in 33 üyesini seçti. Bu, temsil organının yukarıdan aşağıya değil, Kırım Tatar halkının kendi iradesiyle şekillenmesini sağlayan demokratik bir sistemdi." diyerek temsil organının meşruiyetinin tam olarak bunun sağladığını kaydetti.
RIZA ŞEVKİYEV: HER BİR BAŞARI, HALKIN KENDİ AKTİVİTESİ SAYESİNDE MÜMKÜN OLDU
Kırım Tatar Millî Meclisi Üyesi Rıza Şevkiyev, en zor koşullarda bile Kırım Tatarlarının kendi azimleriyle hayatlarını yeniden inşa etmeye devam ettiklerine dikkat çekti. Ana vatana dönüş, yerleşme, eğitim, toprak ve haklar uğruna verilen mücadele devlet desteğiyle değil, sayısız engele rağmen gerçekleştiğini söyleyen Şevkiyev şu ifadeleri kullandı:
Biz buraya bir şeylerin sayesinde değil, her şeye rağmen döndük. İnsanlar birikimlerini kaybetmişti; evleri, işleri yoktu, muazzam zorluklardan geçtiler ama mücadeleyi bırakmadılar. Ve Kırım Tatar halkının elde ettiği en ufak bir başarı bile, sadece halkın kendi aktivitesi ve haklarını savunma kararlılığı sayesinde mümkün oldu.
REFAT ÇUBAROV: KIRIM’IN GELECEĞİ, TÜM SAKİNLERİNİN REFAHI ÜZERİNE İNŞA EDİLMELİDİR
Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov, II. Kurultayın sadece Kırım Tatar öz yönetiminin yeniden canlandırılmasının sembolü olmakla kalmayıp, aynı zamanda halkın geleceğine dair siyasi vizyonun şekillendirildiği bir platform olduğunu vurguladı. Delegelerin II. Kurultayda Kırım Tatar millî hareketi için yol haritası niteliği taşıyan belgeleri kabul ettiğini aktaran KTMM Başkanı, “Kırım Tatar Halkının Millî Egemenlik Deklarasyonu, II. Kurultayın temel belgesiydi. Bu deklarasyonda, Kırım’ın, Kırım Tatar halkının millî toprakları olduğunu ve halkın burada uluslararası hukuka uygun olarak kendi kaderini tayin etme hakkına sahip olduğunu ilan ettik. Aynı zamanda Kırım’ın geleceğinin, orada yaşayan tüm sakinlerin refahı üzerine inşa edilmesi gerektiğini vurguladık. Daha o zaman, Kırım Tatarlarının haklarının iade edilmesinin Kırım’daki hiçbir sakinin haklarıyla çelişmediği ilkesini ortaya koyduk." dedi.
II. Kurultay belgelerinin 1991 yılının siyasi konjonktürü bağlamında değerlendirilmesi gerektiğinin altını çizen Çubarov, Kırım Tatarlarının katılımı olmadan gerçekleştirilen Kırım Özerk Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’nin yeniden kurulmasına ilişkin referandumun ardından Kurultay; yerli halkın kendi kaderini tayin etme hakkı dikkate alınmadan kurulduğu için, bu özerkliğin fiilen 1944 Sürgünü'nün sonuçlarını meşrulaştırdığını açıkça ilan etti.
KTMM Başkanı, "Yeniden kurulan özerkliği, oluşturulduğu şekliyle tanımadık. O, Kırım Tatar halkının millî bölgesel özerkliği değildi ve tarihî adaleti tesis etmiyordu. Tam da bu yüzden Kurultay; Birleşmiş Milletlere, dünya parlamentolarına ve hükûmetlerine, Kırım Tatar halkının kendi ana vatanında kendi kaderini tayin etme hakkını destekleme çağrısıyla başvurdu." şeklinde konuştu.
Bununla birlikte Çubarov, Kurultayın en başından itibaren millî canlanma ilkelerini, Kırım’ın tüm sakinlerinin birlikte yaşaması fikriyle harmanlamaya çalıştığına dikkat çekerek şunları kaydetti:
Kırım’ın tüm sakinlerine yönelik özel bir bildiri kabul ettik. Orada, Kırım Tatarlarının ana vatanlarına çatışma çıkarmak için değil, yarımadanın geleceğini birlikte inşa etmek için döndüklerini söyledik. Karşılıklı saygı çağrısında bulunduk ve Kırım’ın, tüm sakinlerinin haklarının güvence altına alınacağı bir barış yurdu olması gerektiğini vurguladı.
Siyasi kararların yanı sıra II. Kurultay, çağdaş Kırım Tatar millî yaşamının sembolik temellerini de attı. Delegeler, gök mavisi zemin üzerine altın rengi tarak tamgalı bayrağı ve sözleri Numan Çelebicihan’a ait olan "Ant Etkenmen" marşını onayladı. Kırım Tatar dilinin Latin alfabesine geçmesi yönünde karar alındı ve yeni seçilen Meclise millî öz yönetim sistemini geliştirme görevi verildi.
İLMİ ÜMEROV: 2014 YILI TÜM BUNLARIN ÜZERİNİ ÇİZDİ
KTMM Başkan Yardımcısı ve eski siyasi tutsak İlmi Umerov, II. Kurultayın tarihinin, sürgünden sonra Kırım Tatar millî hareketinin katettiği tüm yolla koparılamaz bir bağa sahip olduğunu belirterek, “Kırım Tatarları, 1956’da katı denetim rejiminin kaldırılmasından 1980’lerin sonundaki kitlesel dönüşe kadar, onlarca yıl boyunca kendi topraklarında yaşama hakkını savundular. Kırım’a dönüş, devlet yönetiminin kararları sayesinde değil, sürgün edilen halkın haklarını iade etmeye yönelik isteksizliğine rağmen mümkün oldu. Dönüş, sadece ilk aşamaydı. Bir sonraki adım, yetkisini devletten değil, halkın kendisinden alan meşru bir temsil organının kurulmasıydı.” dedi.
Bu demokratik modelin II. Kurultayın en büyük başarısı olduğunu vurgulayan Ümerov, “Girişim grupları aktivistlerden oluşuyordu, KTMM ise Kurultay aracılığıyla halkın kendisi seçti. Temel fark buydu. İnsanların güvenini kazanan ve onlar tarafından seçilen bir temsil organı kurduk. Tam da bu yüzden bu organ, kendi halkı için bir yönetim mekanizması olarak algılandı." ifadelerini kullandı.
Kırım Tatar halkının 2014 yılına kadar kademeli olarak geri dönüş mücadelesinden millî yaşamın geliştirilmesi aşamasına geçtiğini savunan Ümerov şu ifadelerine yer verdi:
2013 yılına gelindiğinde, ana görevi neredeyse tamamladığımızı, yani halkı eve döndürdüğümüzü hissediyorduk. Eğitim ve kültür aktif bir şekilde gelişmeye başlamıştı; birçok yeni yazar, sanatçı ve yaratıcı topluluk ortaya çıkmıştı. Gelişimin yeni bir aşamasına geçtiğimize dair bir his vardı. Ancak 2014 yılı tüm bunların üzerini çizdi.
II. KURULTAY'IN ÜZERİNDEN 35 YIL GEÇTİ
II. Kurultay'ın üzerinden 35 yıl geçti ancak aldığı kararlar bugün de Kırım Tatar halkının siyasi yaşamının temel taşı olmayı sürdürüyor. Kırım Tatar devlet geleneğinin sürekliliğinin sembolü ve halkın temsil mekanizması olan bu kurum, o dönem yeniden canlandırıldı. Kırım’ın işgaline, KTMM’ye yönelik zulme ve Rusya’nın millî öz yönetim sistemini yok etme girişimlerine rağmen Kurultay, Kırım Tatar halkının meşru sesi olmaya devam ediyor.
Bu tarihî olayların katılımcılarının da tanıklık ettiği üzere, II. Kurultayın asıl anlamı sadece bir temsil organının seçilmesinden ibaret değildi. Bu kurultay; soykırımı, onlarca yıllık sürgünü ve siyasi baskıları atlatarak ana vatanına geri dönmeyi ve millî kurumlarını yeniden inşa etmeye başlamayı başaran bir halkın en büyük canlı kanıtı oldu.