SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sivil Toplum

QHA - Kırım Haber Ajansı - Sivil Toplum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sivil Toplum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KTMM, 18 Mayıs anma etkinlikleri için çevrim içi koordinasyon toplantısı düzenliyor Haber

KTMM, 18 Mayıs anma etkinlikleri için çevrim içi koordinasyon toplantısı düzenliyor

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM), 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü vesilesiyle dünya genelindeki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşlarını bir araya getiriyor. 14 Mayıs’ta düzenlenecek çevrim içi koordinasyon toplantısında, anma etkinliklerinin son hazırlıkları ele alınacak. KTMM Başkanı Refat Çubarov, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, her yıl 18 Mayıs Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü öncesinde geleneksel olarak düzenlenen koordinasyon toplantısının bu yılki detaylarını paylaştı. Toplantı; Ukrayna, Türkiye, Romanya ve Litvanya başta olmak üzere dünyanın dört bir yanındaki Kırım Tatar diasporasını ve sivil toplum kuruluşlarını ortak bir platformda buluşturacak. TOPLANTI GÜNDEMİ VE KATILIM BİLGİLERİ 14 Mayıs 2026 tarihinde, Kıyiv saatiyle 20.00'de gerçekleştirilecek olan çevrimiçi toplantıda; Ukrayna dışındaki Kırım Tatar sivil toplum kuruluşları tarafından düzenlenecek anma programları hakkında bilgi paylaşımı yapılacak, KTMM ve Ukrayna'daki yerel Kırım Tatar kuruluşlarının gerçekleştireceği etkinlikler hakkında bilgi verilecek. Çubarov, KTMM üyeleri, Kırım Tatar STK temsilcileri ve millî hareket aktivistlerini toplantıya katılmaya davet etti. Toplantıya katılmak isteyenlerin 14 Mayıs 2026 saat 17:00’ye kadar aşağıdaki bağlantı üzerinden kayıt yaptırmaları gerekiyor: https://forms.gle/JSo9hjsBFKr3k4t9A ANMA ETKİNLİKLERDE GÖRSEL KİMLİK VE LOGO KULLANIMI KTMM Başkanı, 18 Mayıs Kırım Tatar Soykırımı Kurbanlarını Anma Günü kapsamında düzenlenecek tüm etkinliklerde görsel bir bütünlük sağlanması amacıyla, farklı dillerde hazırlanmış olan tek tip görsellerin kullanılmasını tavsiye etti. Anma etkinliklerinde kullanılacak tasarımlara ve logo varyasyonlarına aşağıdaki bağlantıdan ulaşılabilir Google Drive Bağlantısı

İşgal altındaki Kırım’da okullara askerî içerikli ders kitabı! Haber

İşgal altındaki Kırım’da okullara askerî içerikli ders kitabı!

Rusya’nın işgali altındaki Kırım’da okullarda askerî eğitim içerikli yeni bir ders kitabının test edilmesine başlanacağı bildirildi. Rus basınında yer alan haberlere göre, söz konusu ders kitabı 1 Mayıs’tan itibaren yarımadadaki okullarda pilot uygulama kapsamında okutulacak. Kitabın ayrıca Rusya’nın Volgograd bölgesinde de test edileceği, Eylül ayından itibaren ise 8 farklı bölgede daha uygulanmasının planlandığı belirtildi. KİTAPTA “MATRİS” VE NATO VURGUSU Haberde, kitabın giriş bölümünde The Matrix filmine atıf yapıldığı, bu örnek üzerinden insanların “gerçeklik ile simülasyonu ayırt edemeyebileceği” fikrinin işlendiği aktarıldı. Kitapta ayrıca NATO’nun “kolektif Batı’nın askerî bloğu” olarak tanımlandığı ve Batı’nın “küresel hâkimiyet arayışının dünya genelinde savaşları ve darbe girişimlerini tetiklediği” yönünde ifadelere yer verildiği kaydedildi. GÜVENLİK VE TEHDİT ANLATISI Ders kitabında Rusya’nın ulusal güvenlik stratejisine de yer verildiği, “Rusya’nın çıkarlarına karşı çıkan her unsurun potansiyel tehdit oluşturabileceği” yönünde değerlendirmelerin bulunduğu belirtildi. Kitabın hazırlanmasında Rus özel kuvvetlerine bağlı “Alfa” ve “Vimpel” gruplarından personelin de yer aldığı, ayrıca askerî personelin okullarda derslere katılımının planlandığı ifade edildi. “GENÇLERİN MİLİTARİZASYONU” ELEŞTİRİSİ Aktivistler, işgal altındaki bölgelerde çocuklara yönelik bu tür eğitim faaliyetlerinin militarizasyon anlamına geldiğine dikkat çekiyor. Öte yandan, Ukraynalı sivil toplum temsilcileri, Kırım başta olmak üzere işgal altındaki bölgelerde çocukların askerî ideolojiyle yetiştirilmesinin uzun vadede bölgesel ve küresel güvenlik açısından risk oluşturduğunu vurgulamıştı.

ADF2026’da Güney Kafkasya mesajı: Barış, iş birliği ve yeni bölgesel dönem Haber

ADF2026’da Güney Kafkasya mesajı: Barış, iş birliği ve yeni bölgesel dönem

5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) kapsamında düzenlenen “Güney Kafkasya: Stratejik Merkez Olma Yolunda” başlıklı panelde, bölgenin artan jeopolitik ve ekonomik önemi ele alındı. Panele Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, Gürcistan Hükûmet İdaresi Başkanı Levan Zhorzholiani, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç ve Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan konuşmacı olarak katıldı. Panelin moderatörlüğünü ise, TRT World sunucusu Enda Brady üstlendi. “GÜNEY KAFKASYA’DA YENİ BİR DÖNEME GİRİLDİ” Azerbaycan Cumhurbaşkanlığı Dış Politika Dairesi Başkanı Hikmet Hacıyev, Güney Kafkasya’da barış sürecine ilişkin önemli mesajlar verdi. Hacıyev, geçmişte bölge ülkelerinin uluslararası platformlara savaş ve çatışma gündemiyle katıldığını ancak artık barış gündemiyle bir araya geldiklerini belirterek, Güney Kafkasya’da savaşın sona erdiğini ve yeni bir döneme girildiğini ifade etti. Azerbaycan’ın barış sürecine güçlü şekilde bağlı olduğunu vurgulayan Hacıyev, ABD Başkanı Donald Trump’ın da yer aldığı Washington Zirvesi’nde ortaya konan ilkeler doğrultusunda Ermenistan ile normalleşme sürecinin ilerlediğini ve iki ülke arasında anlaşmanın parafe edildiğini söyledi. Barış sürecinin yalnızca belgelerle sınırlı kalmaması gerektiğini belirten Hacıyev, sahada somut adımlar atılması gerektiğini vurguladı. Azerbaycan’ın bu doğrultuda Ermenistan ile pragmatik iş birliği geliştirdiğini, güven artırıcı adımların atıldığını ve sivil toplum düzeyinde temasların başladığını ifade etti. İki ülke arasında ticari ilişkilerin de başladığını belirten Hacıyev, Azerbaycan’dan Ermenistan’a petrol ürünleri ihracatının gerçekleştiğini, karşılıklı ticaretin geliştirilmesinin gündemde olduğunu söyledi. Bu gelişmelerin birkaç yıl öncesine kadar mümkün görülmediğini dile getirdi. Bölgede yeni bir statükonun oluştuğunu ifade eden Hacıyev, bu yapının hukuka ve meşruiyete dayandığını ve her iki ülkenin çıkarlarına hizmet ettiğini belirtti. Ayrıca uzun vadede bölgesel barış ve güvenliği sağlayacak yeni bir güvenlik mimarisi inşa edildiğini kaydetti. Güney Kafkasya’nın çevresinde devam eden çatışmalara da dikkat çeken Hacıyev, kuzeyde Ukrayna-Rusya Savaşı, güneyde ise İran merkezli gerilimlere rağmen bölgede sağlanan barış ortamının önemli bir güvenlik alanı oluşturduğunu ifade etti. Hacıyev, Gürcistan, Azerbaycan ve Ermenistan’ı kapsayan kapsayıcı bir bölgesel iş birliği modelinin hedeflendiğini belirterek, Türkiye-Azerbaycan-Gürcistan üçlü iş birliğinin de bu sürece katkı sunduğunu vurguladı. “KALICI BARIŞ ORTAK VİZYONDAN GEÇİYOR” Gürcistan Hükûmet İdaresi Başkanı Levan Zhorzholiani, Güney Kafkasya’da barış, istikrar ve ekonomik iş birliğinin önemine dikkat çekti. Gürcistan’ın yaklaşık üç bin yıldır imparatorlukların kesişim noktasında yer aldığını hatırlatan Zhorzholiani, bu zorlu coğrafyada ayakta kalabilmenin en önemli aracının diplomasi olduğunu vurguladı. Tarih boyunca birçok büyük gücün ortadan kalktığını ancak Gürcistan’ın varlığını sürdürdüğünü belirten Zhorzholiani, bu durumun diplomasiye verilen önemin bir sonucu olduğunu ifade etti. Gürcistan’ın dış politika anlayışının merkezinde barış, istikrar ve diyalogun yer aldığını dile getiren Zhorzholiani, bu yaklaşımı yalnızca bölgesel düzeyde değil, küresel ölçekte de sürdürme kararlılığında olduklarını söyledi. Azerbaycan ile Ermenistan arasında barış sürecinde kaydedilen ilerlemeleri memnuniyetle karşıladıklarını belirten Zhorzholiani, iki ülke arasında ticari ilişkilerin başlamasının bölge açısından tarihî bir gelişme olduğunu ifade etti. Gürcistan’ın bu süreçte kolaylaştırıcı ve destekleyici bir rol üstlendiğini vurgulayan Zhorzholiani, birkaç ay önce Tiflis’te Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan dışişleri bakan yardımcılarının bir araya gelerek ikili ve üçlü iş birliği başlıklarını ele aldığını hatırlattı. Güney Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanmasının, bölge ülkelerinin ortak bir vizyon etrafında buluşmasına bağlı olduğunu belirten Zhorzholiani, komşu ülkelerin güçlü ve istikrarlı olmasının birbirlerini doğrudan etkilediğini ifade etti. Bu nedenle bölgesel iş birliğinin güçlendirilmesinin tüm ülkeler için kazanım sağlayacağını dile getirdi. Barış ile ekonomik kalkınma arasındaki güçlü ilişkiye dikkat çeken Zhorzholiani, Gürcistan’ın son yıllarda Avrupa’nın en yüksek büyüme oranlarından birine ulaştığını ve son dört yılda ortalama yüzde 9,3 büyüme kaydettiğini söyledi. 2026 yılının ilk iki ayında da yüzde 8,4 büyüme sağlandığını belirten Zhorzholiani, bu ekonomik performansın sürdürülebilir kalkınma politikalarının bir sonucu olduğunu ifade etti. Zhorzholiani, bölgesel ekonomik iş birliğinin ve bağlantısallığın artırılmasının yalnızca refahı değil, aynı zamanda barışı da güçlendireceğini vurgulayarak, Güney Kafkasya’da siyasi ve ekonomik entegrasyonun geliştirilmesinin uzun vadeli istikrar açısından kritik önem taşıdığını söyledi. Konuşmasını, Gürcistan’ın barış odaklı politikalarını sürdürmeye ve bölgesel iş birliğini derinleştirmeye devam edeceğini belirterek tamamlayan Zhorzholiani, Güney Kafkasya’nın ortak vizyon ve iş birliği temelinde daha güçlü bir geleceğe ilerleyebileceğini ifade etti. “GÜNEY KAFKASYA’NIN BİR KÖPRÜ HÂLİNE GELMESİ HEDEFLENİYOR” Ermenistan Dışişleri Bakan Yardımcısı Vahan Kostanyan, bölgedeki yeni dinamiklere ve barış sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Kostanyan, Güney Kafkasya’da artık tamamen farklı bir döneme girildiğini belirterek, geçmişte Ermenistan ve Azerbaycan temsilcilerinin aynı platformda yer almasının gerilim beklentisi yarattığını, bugün ise ortak gelecek, iş birliği ve diyalog imkanlarının konuşulduğunu ifade etti. Panelde aynı bölgeden dört temsilcinin bir araya gelerek geleceğe dair ortak perspektifleri tartışmasının sembolik değerine dikkat çeken Kostanyan, Vaşington’da (Washington) gerçekleşen zirvenin bu dönüşümde önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. Söz konusu gelişmenin yalnızca Ermenistan ve Azerbaycan ilişkilerini değil, Gürcistan ve Türkiye’yi de kapsayan daha geniş bir bölgesel iş birliği sürecini tetiklediğini dile getirdi. Küresel ölçekte artan belirsizlikler, savaşlar ve tedarik zincirlerindeki kırılmaların yaşandığı bir dönemde Güney Kafkasya’nın istikrarlı bir bölge olarak öne çıktığını belirten Kostanyan, bu durumun bölge ülkeleri için önemli bir rekabet avantajı sunduğunu ifade etti. Ancak bu avantajın kalıcı olmayabileceğine dikkat çeken Kostanyan, bölge ülkelerinin hızlı ve akılcı adımlar atarak mevcut fırsatları değerlendirmesi gerektiğini söyledi. Barış sürecinin sağlanmasının ciddi bir siyasi irade ve cesaret gerektirdiğini vurgulayan Kostanyan, bundan sonraki aşamada da aynı kararlılıkla ilerlenmesi gerektiğini ifade etti. Özellikle bölgedeki ulaşım ve iletişim hatlarının açılması, ülkeler arasındaki ekonomik ve lojistik bağlantıların güçlendirilmesi ve Güney Kafkasya’nın Avrupa, Türkistan ve Uzak Doğu arasında kesintisiz bir köprü hâline getirilmesinin öncelikli hedefler arasında yer aldığını dile getirdi. Kostanyan ayrıca, Ermenistan ile Azerbaycan arasında sağlanacak kalıcı barışın yalnızca iki ülke arasındaki ilişkileri normalleştirmekle kalmayacağını, aynı zamanda her iki ülkenin bağımsızlığı ve egemenliğinin de en güçlü teminatı olacağını belirtti. Bölgesel iş birliğinin kapsayıcı bir anlayışla geliştirilmesi gerektiğini ifade eden Kostanyan, Güney Kafkasya’da uzun vadeli barış ve istikrarın bu yaklaşım sayesinde mümkün olacağını söyledi. “İSTİKRARLI, GÜVENLİ VE REFAH İÇİNDE BİR BÖLGE ORTAK BİR SORUMLULUK” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Akif Çağatay Kılıç, Türkiye’nin bölgesel barış, istikrar ve diyalog konusundaki rolüne dikkat çekti. Kılıç, Türkiye’nin her zaman istikrar, refah, barış ve iş birliğinden yana bir politika izlediğini belirterek, bölgesel gelişmeler karşısında sorumluluk bilinciyle hareket ettiklerini vurguladı. Türkiye’nin kendisini bölgenin dışında bir güç olarak değil, doğrudan bir parçası olarak gördüğünü ifade eden Kılıç, bu nedenle bölgesel sorunların çözümünde aktif katkı sunmayı görev olarak değerlendirdiklerini söyledi. Geçmişte yaşanan sorunların yalnızca analiz edilmesinin yeterli olmadığını belirten Kılıç, asıl önemli olanın bu deneyimlerden ders çıkararak geleceğe yönelik somut adımlar atmak olduğunu dile getirdi. Bölge ülkelerinin ortak sorumluluk bilinciyle hareket etmesi gerektiğini vurgulayan Kılıç, farklılıkların bulunmasının doğal olduğunu ancak önemli olanın ortak noktalar etrafında buluşabilmek olduğunu ifade etti. Bölgesel sorunların çözümünde diyalogun vazgeçilmez bir araç olduğuna dikkat çeken Kılıç, Türkiye’nin bu süreçte kolaylaştırıcı bir rol üstlenmeye hazır olduğunu ifade etti. Taraflar arasında zaman zaman sert tartışmaların yaşanabileceğini ancak iletişim kanallarının açık tutulmasının çözümün ön koşulu olduğunu vurguladı. Türkiye’nin yaklaşımının doğrudan müdahaleden ziyade, taraflar arasında güven inşa edilmesini destekleyen bir kolaylaştırıcılık olduğunu belirten Kılıç, ülkelerin kendi sorunlarını kendilerinin çözmesi gerektiğini söyledi. Bölgesel meselelerin dış aktörler tarafından dayatılan çözümlerle kalıcı şekilde çözülemeyeceğini ifade eden Kılıç, bu tür yaklaşımların ancak geçici sonuçlar doğurabileceğini dile getirdi. Güney Kafkasya’da Azerbaycan ve Ermenistan temsilcilerinin aynı platformda bir araya gelmesinin önemine işaret eden Kılıç, bunun bölge adına umut verici bir gelişme olduğunu belirtti. Farklılıkların uzun süre devam edebileceğini ancak ortak çıkarların ön plana çıkarılması gerektiğini ifade etti. Küresel ölçekte artan krizlere de değinen Kılıç, dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğini ve birçok bölgede çatışmaların devam ettiğini belirterek, bu ortamda bölgesel iş birliğinin ve dayanışmanın daha da önemli hâle geldiğini söyledi. Kılıç, Türkiye’nin bölgesel barış ve istikrarın sağlanması için üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeye devam edeceğini vurgulayarak, diyalog, iş birliği ve karşılıklı anlayış temelinde daha güçlü bir bölgesel yapı inşa edilebileceğini ifade etti.

Kırımoğlu, Ukraynalı STK temsilcileriyle bir araya geldi Haber

Kırımoğlu, Ukraynalı STK temsilcileriyle bir araya geldi

Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Ukrayna Parlamento İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Temsilcisi Elvin Kadirov ile birlikte Ukraynalı sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle bir araya geldi. Ukrayna Parlamento İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Temsilcisi Elvin Kadirov tarafından sosyal medya üzerinden yapılan açıklamada, Ukrayna Parlamento İnsan Hakları Yetkilisi Kırım Temsilciliği tarafından organize edilen görüşmeye Ukrayna Rehabilitasyon Kuvvetleri Birliği Başkanı İhor Dubinin ve hayır kurumlarının temsilcileri katıldı. Görüşmede işgalden etkilenen vatandaşların tedavi ve topluma kazandırılması süreçleri ele alındı. PSİKOLOJİK DESTEK VE ADAPTASYON SÜRECİ Görüşmenin ana gündem maddesini, Rusya’nın saldırganlığı sonucu mağdur olan bireylerin psikolojik rehabilitasyonu ve tıbbi tedavi süreçlerinin sistematik hale getirilmesi oluşturdu. Katılımcılar, Kırım dahil işgal altında bulunan Ukrayna bölgelerinde gelen siviller ile bölge kökenli askerlerin yaşadığı travmaların atlatılması için yeni ve etkili çözüm yaklaşımlarının geliştirilmesi gerektiğini vurguladı. Uzun vadeli adaptasyon programlarının, hem mağdurlar hem de aileleri için hayati önem taşıdığı ifade edildi. “SAVAŞ KIRIM’DA BAŞLADI” Toplantıda, Ukrayna’ya yönelik silahlı saldırganlığın Kırım’ın işgaliyle başladığı hatırlatılarak, işgal altındaki bölgede zor şartlar altında yaşamını sürdüren insanlar ile hukuksuz bir şekilde özgürlüğünden mahrum bırakılan kişilerin unutulmaması gerektiği belirtildi. Kırım’dan gelen askerlerin ve siyasi tutsak ailelerinin desteklenmesinin, devletin ve sivil toplumun öncelikli görevi olduğu altı çizildi. SOMUT PROJELER YOLDA Görüşme sonunda taraflar, sadece sorunları konuşmak yerine somut adımlar atmak üzere mutabakata vardı. Bu kapsamda, Kırım ve Akyar’dan (Sivastopo) gelen vatandaşlara doğrudan yardım sağlamayı amaçlayan ortak projelerin başlatılması kararlaştırıldı.

Kırım Millî Varlık Vakfı ve Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Merkezi arasında stratejik iş birliği Haber

Kırım Millî Varlık Vakfı ve Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Merkezi arasında stratejik iş birliği

Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ve Ukrayna Savaş Esirlerine Muamele Koordinasyon Merkezi Sekreteri Dmıtro Usov, esir düşen veya cephede kaybolan askerler ile sivillerin ailelerine destek sağlamak amacıyla bir iş birliği memorandumu imzaladı. Bu kritik adım, hem cephede esir düşen hem de işgal altındaki bölgelerde alıkonulan sivillerin haklarını korumak ve ailelerine yönelik yardımları sistemli hale getirmek amacıyla atıldı. İmzalanan belge, devlet kurumları ile sivil toplum kuruluşları arasındaki eşgüdümü güçlendirerek insani krizlere daha hızlı müdahale edilmesini hedefliyor. Memorandum kapsamında yürütülecek faaliyetler, esaret altında bulunanların ve kayıp ilan edilenlerin ailelerine yönelik destek mekanizmalarını genişletmeyi amaçlıyor. Koordinasyon Merkezi Sekreteri Dmıtro Usov, “Sivil toplum sektörüyle güçlerimizi birleştirmek, ailelerin ihtiyaçlarına daha hızlı yanıt vermemizi ve Savunma Kuvvetlerimizin ailelerine yönelik desteği güçlendirmemizi sağlıyor.” dedi. Kırım Milli Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ise Koordinasyon Merkezi ile yürütülen sistemli çalışmalara dahil olmanın kendileri için büyük önem taşıdığını vurguladı. Mambetov, bu iş birliği sayesinde en çok yardıma ihtiyaç duyan kesimlere ulaşmak için ortak projelerin hayata geçirileceğini ve eylemlerin koordine edileceğini ifade etti.

12 yıllık işgalin bilançosu: Kırım’daki 10 bin STK’dan geriye sadece kontrollü yapılar kaldı Haber

12 yıllık işgalin bilançosu: Kırım’daki 10 bin STK’dan geriye sadece kontrollü yapılar kaldı

Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesinin üzerinden geçen 12 yılda, yarımadadaki sivil toplum yapısı köklü bir yıkıma uğradı. 2014 öncesinde faaliyet gösteren 10 binden fazla sivil toplum kuruluşundan (STK) geriye kalanların büyük çoğunluğu, bugün tamamen Rus yönetiminin kontrolündeki sözde "askerî-vatansever" yapılar haline gelmiş durumda. KIRIM'DA GERÇEK BİR SİVİL TOPLUM NEREDEYSE YOK Suspilne Kırım’a güvenlik gerekçesiyle ismini vermeden konuşan bir Kırımlı aktivist, işgalci yönetimin sivil toplum üzerindeki baskıcı stratejisini gözler önüne serdi. Yarımadadaki mevcut STK yapısının gerçek bir özerk sivil alan oluşturmadığını, aksine devlet organlarının birer uzantısı gibi çalışan "göstermelik” yapılar olduğunu vurgulayan aktivist şunları kaydetti: 2014'ten önce Kırım'da on binden fazla kayıtlı sivil örgüt vardı, şimdi ise üç bin tane var. Kırım'da Rus işgalinin on ikinci yıldönümünde, buradaki sivil faaliyetlerin Ukrayna’ya karşı savaşan Rus askerlerinin kurduğu dernekler, Rus yanlısı örgütler, çocuk ve spor örgütler tarafından temsil edildiğini söyleyebiliriz. Yani Kırım'da gerçek bir sivil toplum neredeyse yok, tamamen yetkililer tarafından kontrol edilen, işgalci yönetiminin uzantıları olan bir tür sahte STK’lar var. Öte yandan Kırım'da bağımsız sivil faaliyetin kısmen de olsa korunduğunu belirten aktivist, “Siyasi tutsakların yakınlarını ve insan hakları savunucularını bir araya getiren ‘Kırım Dayanışması’ platformu, Bekir Mamutov yönetimindeki bağımsız 'Kırım' gazetesi ve gizli faaliyet yürüten çeşitli yeraltı grupları, işgalci yönetimin tüm engellemelerine rağmen bağımsız sivil sesin tamamen susturulamadığını kanıtlıyor.” dedi. STK’LAR PROPAGANDA İÇİN KULLANILIYOR Rusya Adalet Bakanlığının resmî kayıtlarında yer alan 3 bin 392 kuruluşun büyük bir kısmı eğitim, bilim ve kültür alanında faaliyet gösteriyor gibi görünse de, bu derneklerin temel misyonu genellikle Rus resmî ideolojisinin yaygınlaştırılmasıyla sınırlı kalıyor. Bölgedeki 700’den fazla spor organizasyonu ve yüzlerce sendika, merkezi otoriteye tam bağlılık prensibiyle çalışırken; bağımsız hak savunuculuğu yapan oluşumlar ağır hapis cezaları ve sürekli takip gibi baskı yöntemleriyle sindirilmeye çalışılıyor.

AB'nin yeni Türkistan stratejisi: STK'ları desteleyecek Haber

AB'nin yeni Türkistan stratejisi: STK'ları desteleyecek

Avrupa Birliği (AB), Türkistan'daki sivil toplum kuruluşları (STK) ile etkileşimini artırmayı amaçlayan yeni bir 4 yıllık projeyi duyurdu. Birleşmiş Milletler Proje Hizmetleri Ofisi ile iş birliği içinde oluşturulan bu girişimin, bölgedeki sivil toplum kuruluşlarını güçlendirmeyi hedeflediği bildirildi. BÖLGESEL ZORLUKLARA YENİ ÇÖZÜMLER Kazakistan’ın Astana şehrinde bulunan bölgesel proje ekibi tarafından yürütülecek olan proje, çevre koruma, su yönetimi, enerji geçişi, iklim değişikliği, gençlerin güçlendirilmesi ve dijitalleşme gibi kritik bölgesel zorluklara dair tartışmaları teşvik edecek. STK'LARIN KAPASİTESİ ARTIRILACAK AB'nin Kazakistan Delegasyonu İşbirliği Başkanı Johannes Baur, bu projenin AB’nin Türkistan'daki sivil toplumu örgütlerini destekleme taahhüdü ile uyum içerisnde olduğunu aktararak, "STK’ların kapasitesini artırarak ve bölgesel iş birliğini teşvik ederek, bu bölgede gelişim ve bilgi alışverişine katkıda bulunabiliriz." ifadelerini kullandı. GENÇ LİDERLERLE SIKI TEMAS KURULACAK Projenin önemli bir yönü, Türkistan'daki STK'ların kapasite gelişi olduğu ve UNOPS'un bu kuruluşların operasyonel yeteneklerini artırmalarına yardımcı olacak temel eğitim ve destek sağlayacağını bildirildi. Ayrıca, Türkistan'daki genç liderlerle de etkileşimi artırmayı amaçlayan proje, 2022 yılında Semerkant'da gerçekleştirilen Genç Sesler Orta Asya Forumu'nun başarısından yararlanacak. BM Proje Hizmetleri Ofisi, gençler için sürdürülebilir kalkınma, çevre koruma ve dijitalleşme konularında özel eğitim ve bilgi paylaşım oturumları düzenleyecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.