SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siyasi Baskı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Siyasi Baskı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyasi Baskı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür” Haber

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür”

Kadim Türk yurdu Kırım, 2014 yılından bu yana Rusya’nın hukuk tanımaz işgali altında karanlık bir dönemi yaşıyor. Kremlin yönetimi; düzmece davalar, yasa dışı gözaltılar ve haksız tutuklamalarla Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkını en ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakıyor. Özgürlükleri elinden alınan, sistemli baskı ve zulümle vatanlarını terk etmeye zorlanan Kırım Tatarları, 21. yüzyılın ortasında sinsice planlanmış bir "hibrit sürgün" politikasıyla yüz yüze... Kırımlı okurumuz Adalet Seitov, kaleme aldığı sarsıcı mektupta Rusya'nın bu insanlık dışı kıyımını çarpıcı matematiksel verilerle gözler önüne seriyor. Mektubun tam metni şu şekilde: “Kırım Tatarlarına Yönelik Davalar Hibrit Bir Sürgündür” Roma Statüsü'ne göre (Madde 7, Fıkra 1/d) sürgün; kişilerin, hukuki bir dayanak olmaksızın, yaşadıkları topraklardan sınır dışı edilme veya diğer zorlayıcı eylemler yoluyla zorla nakledilmesidir. Tarihsel olarak halkların sürgün edilmesi, neredeyse her zaman toprakları ve nüfusu kontrol eden devlet tarafından yürütülen siyasi süreçlerle bağlantılı olmuştur. Öyle ki, son üç yüzyıldır Kırım Tatarlarının tarihi, zorunlu göçlerle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olmuştur. 1783'ten 20. yüzyılın başlarına kadar en az üç büyük göç dalgası yaşanmıştır. Bu dalgalar toplamda Kırım Tatar halkının yarısından fazlasını etkilemiştir. (Türk tarihçi Kemal H. Karpat'ın tahminine göre, 1783–1922 döneminde yaklaşık 1,8 milyon Kırım Tatarı Osmanlı Devleti'ne göç etmiştir; Karpat, Ottoman Population, 1985, s. 66). Günümüzde insanların yaşadıkları yerden zorunlu ayrılışları bile "göç" olarak adlandırılmaktadır. Ancak sorunun derinine inildiğinde, insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığı koşulların fazlasıyla kasıtlı ve planlı bir şekilde oluşturulduğu görülecektir. Tüm Kırım Tatar halkının Kırım'dan Orta Asya'ya zorla sürüldüğü 1944 Sürgünü ile yarımada topraklarında iki yüzyıldır yürütülen o politika tamamlanmış oldu. Şimdi yıl 2026. İnsanlar yük vagonlarına bindirilmiyor, az sayıdaki nüfusun tamamı bir anda çıkarılmıyor. Ancak sürgün yine de gerçekleşiyor. Buna ‘hibrit sürgün’ denebilir. Belli bir planı takip eden anlayış; Kırım Tatar halkının temsilcilerini yargılıyor, Kırım'dan çıkararak başka bir devlete taşıyor ve Rus hapishanelerine kapatıyor. İnsanlar için Kırım'da, kendi topraklarında yaşamayı tehlikeli ve korkutucu hale getiren koşullar kasıtlı olarak yaratılıyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin Ocak 2026 verilerine göre, 2014 yılından bu yana Kırım'dan çıkan siyasi tutsakların sayısı yaklaşık 500 kişiye ulaştı. Bunların en az 273'ü Kırım Tatarı. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da bu yılın nisan ayında, tüm Kırımlı siyasi tutsakların (yargılaması sürenler veya cezasını çekenler) sayısının 358 kişi olduğunu belirtti. Bunların yarısından fazlası -181 kişi- Kırım Tatarı. Aynı zamanda Rusya'daki siyasi baskıları ve insan hakları ihlallerini inceleyen Memorial İnsan Hakları Merkezi, şu anda yaklaşık bin 100 kişiyi siyasi tutsak olarak kabul ediyor. Memorial’ın siyasi tutsaklara yardım projesi ise, resmî statüsü olmamakla birlikte Rusya'da siyasi nedenlerle soruşturulan kişilerin sayısının 5 binden fazla olduğuna işaret ediyor. Yapılacak basit bir hesaplamayla şu tablo ortaya çıkmaktadır: Kırım Tatarları, 12 yıl boyunca Kırım'da baskıya maruz kalan toplam insan sayısının yarısından fazlasını (yaklaşık 500 kişiden 273'ünü) oluşturmaktadır. Şu anda siyasi gerekçeli davalar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan Kırım sakinleri arasında da Kırım Tatarlarının payı yarının üzerindedir: 358 kişiden 181'i. Birinci sonuç: Kırım'da, yaşam tarzları, dini inançları ve milli kimlikleri nedeniyle Kırım Tatarlarına yönelik sistemli bir baskı gerçeği mevcuttur. Bu istatistiki veriler, Rusya Federasyonu'nun Kırım'ın yerli halkıyla mücadele etme biçimindeki tek bir önemli eğilimi, yani sistematikliği net bir şekilde göstermektedir. Memorial’ın istatistiklerine göre, resmi siyasi tutsaklar listesinde yaklaşık bin 100 kişi yer almaktadır. Rusya'nın 140 milyondan fazla olan nüfusu dikkate alındığında, bu durum yaklaşık her 128 bin Rus vatandaşına bir siyasi tutsak düştüğü anlamına gelir. Siyasi nitelikli davalarla kovuşturulan ancak resmi siyasi tutsak statüsü bulunmayan kişiler de (ki bunların sayısı 5 binden fazladır) hesaba katıldığında oran daha da belirginleşir: Yaklaşık her 28 bin Rus'a bir siyasi tutsak. Resmi olarak siyasi tutsak kabul edilen yaklaşık bin 100 kişi arasında en az 130 Kırım Tatarı bulunmaktadır. 2025 yılı resmi nüfus sayımına göre Kırım'daki Kırım Tatarı nüfusu 300 binin üzerindedir. Başka bir deyişle, yaklaşık her 2,3 bin Kırım Tatarına bir resmi siyasi tutsak düşmektedir. Resmi olarak tanınan tüm siyasi tutsaklar içinde Kırım Tatarlarının payı yaklaşık sekizde birdir. Memorial istatistikleri ve yapılan hesaplamalar dikkate alındığında, her açıdan, tüm rakamlarla tüyler ürpertici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Küçük bir halk için bu çok yüksek bir orandır. İşte modern dünyada bir milleti ‘güzel ve insancıl bir şekilde’ yaşadığı topraklardan söküp atmanın yolu budur. Resmi verilere göre, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen 70'ten fazla takas sürecinde 9 bin 600’dan fazla kişi takas edildi. Ancak bunların yalnızca 10 kadarı Kırım Tatarıydı. Bu sayının yarısı asker, yarısı ise sivildi. Bu durum; 12 yıldır süren savaşın, baskıların, zorbalığın ve mücadelenin bilançosudur. Kırım Tatarlarına karşı açılan siyasi davalar, yıllar içinde zaten az sayıda olan bir halka yönelik kalıcı bir baskı pratiğine dönüşmüştür. Siyasi tutsak sayısının yarımadaki Kırım Tatar nüfusuna oranı (özellikle Rusya'daki genel siyasi baskı durumu bağlamında) incelendiğinde, Kırım Tatar halkına yönelik baskı yoğunluğunun son derece yüksek olduğu görülecektir. Baskılar sistematik bir karakter taşımaktadır ve Kırım sakinleri için sonuçları şüphesiz son derece olumsuz ve uzun vadeli olacaktır. Metinde resmi kaynaklardan alınan veriler kullanılmıştır. Gerçekleşen pek çok baskı vakası resmi makamlara yansımadığı için rakamlar kesin olmamakla birlikte, sorunun gerçek boyutu çok daha ciddidir. Tüm insanlık başarılarına rağmen, 21. yüzyılda bütün bir halka karşı neden 12 yıldır böyle bir politika yürütülüyor? Çözüm nedir? Bunun sonu nerede?

Rusya’da çocuklara yönelik siyasi baskı tırmanıyor: 120’den fazla çocuk "terör" suçlamalarıyla mahkûm edildi Haber

Rusya’da çocuklara yönelik siyasi baskı tırmanıyor: 120’den fazla çocuk "terör" suçlamalarıyla mahkûm edildi

Rusya'da devletin savaş durumunu gerekçe göstererek toplumsal kontrolü sağlama aracı olarak kullandığı siyasi baskı politikaları, küçük yaştaki çocukları da hedefe koyuyor. Memorial İnsan Hakları Merkezinin güncel verilerine göre, ülkede en az 124 çocuk siyasi gerekçelerle kovuşturmaya tâbi tutulurken, bunlardan 107’si özgürlüğünden mahrum bırakılarak cezaevine gönderildi. Çoğu çocuk yaşta olan gençlerin kapalı kapılar ardında yürütülen duruşmalarla "terörizm" ve "aşırıcılık" suçlamalarıyla yargılandığı bildirildi. İnsan hakları savunucuları ve hukuk uzmanları, Rus güvenlik güçlerinin yaşam tecrübesi bulunmayan ve son derece savunmasız durumdaki çocukları tuzak yöntemlerle suça sürüklediğini belirtiyor. "Pervıy Otdel" (Birinci Şube) İnsan Hakları Projesi Başkanı Dmitriy Zair-Bek, güvenlik güçlerinin sosyal medyada veya okul sohbet gruplarında sert yorumlar yazan ya da bilgisayar oyunlarında planlar tartışan çocukları bizzat kışkırtarak "formal suç" işleme noktasına kadar takip ettiklerini ve ardından adli süreç başlatarak gözaltına aldıklarını aktardı. "MINECRAFT" DAVASI VE SÜREN BASKILAR Söz konusu tuzak ve baskı mekanizmasının en somut örneklerinden biri, kamuoyunda "Minecraft Davası" olarak bilinen süreçte yaşandı. 14 yaşındayken Kansk kentindeki FSB binasına siyasi tutsaklara destek broşürü yapıştıran Nikita Uvarov ve arkadaşları, popüler bilgisayar oyunu Minecraft içinde FSB binasını inşa edip patlatmayı planladıkları gerekçesiyle hedefe konulmuştu. Uvarov, "terör eğitimi almak" ve "patlayıcı imal etmek" suçlamalarıyla 5 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Cezaevindeki süresi bitmek üzere olan Uvarov hakkında, 21 Ağustos'ta cezaevindeyken "aşılık yanlısı örgüte üye kazandırmak" iddiasıyla üçüncü bir ceza davası daha açıldı. "Rus Sidyaşçaya" (Hapisteki Rusya) Örgütü Yöneticisi Olga Romanova, güvenlik güçlerinin "terör" ve "aşırıcılık" kapsamındaki davaları tamamen gizlilik kararları altında yürüterek zorlanmadan başarı puanı ve suç çözme istatistiği elde ettiklerini vurguladı. Romanova, kapalı mahkemeler sayesinde hiçbir kanıt sunma zorunluluğu hissetmeyen kolluk kuvvetlerinin on binlerce gencin hayatını kararttığını belirtti. TERÖRİST VE AŞIRILIKÇI LİSTESİNDE ÇOCUK ORANI 8 KAT ARTTI Geniş çaplı işgalin başladığı dönemden bu yana Rusya’nın resmi "Teröristler ve Aşırılıkçılar" listesindeki reşit olmayan gençlerin oranı 8 kattan fazla artış gösterdi. Güncel verilere göre listeye yeni eklenen her 12 kişiden biri çocuklardan oluşuyor. Listede yer alan en küçük isim ise Barnaul kentinde gözaltına alınan 14 yaşındaki İvan Malışev oldu. Polis aracını kundaklama iddiasıyla suçlanan Malışev’in babası, oğlunun herhangi bir olaya karışmadığını belirterek suçlamaları reddetti. Hak savunucuları, baskı mekanizmasının toplum üzerindeki korku iklimini canlı tutmak adına her geçen gün daha küçük yaştaki çocukları hedef aldığını ifade ediyor.

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu, Kırım'daki kadın siyasi tutsakları gündeme taşıdı Haber

ABD Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu, Kırım'daki kadın siyasi tutsakları gündeme taşıdı

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Uluslararası Dini Özgürlükler Komisyonu (USCIRF), işgal altındaki Kırım’da Rus işgal güçleri tarafından haksız yere tutuklanan ve dini inançları nedeniyle zulme uğrayan dört Kırım Tatarı kadının dosyasını kamuoyuna açıkladı. Yayımlanan rapor, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında yürüttüğü dini ve siyasi baskı politikalarının ulaştığı boyutu bir kez daha gözler önüne sererken, ABD Dışişleri Bakanlığına da Kremlin yönetimine karşı harekete geçme çağrısında bulundu. DİNİ İNANÇLARI NEDENİYLE HEDEF ALINDILAR USCIRF, Rus makamlarınca sözde "Hizb-ut Tahrir" davası kapsamında suçlanan Esma Nimetulayeva, Nasiba Sayidova, Elviza Aliyeva ve Fevziye Osmanova’nın profillerini yayımladı. Komisyon, Ekim 2025'te evlerine düzenlenen baskınların ardından tutuklanan bu dört kadının, yalnızca dini inançları ve dini kuruluşlarla olan bağlantıları sebebiyle alıkonulduğunu vurguladı. Beş çocuk annesi ve siyasi tutsak Remzi Nimetulayev’in eşi Esma Nimetulayeva, anaokulu çalışanı Nasiba Saidova, fırın çalışanı Elviza Aliyeva ve aile işletmesinde çalışan Fevziye Osmanova’nın evlerinde sabahın erken saatlerinde yapılan aramalarda yasaklı dini yayın arandığı ve ardından tutuklanarak cezaevine gönderildikleri kaydedildi. İŞGAL ALTINDAKİ BÖLGELERDE SİSTEMATİK BASKI Bununla birlikte USCIRF’in yıllık dini özgürlükler raporunda, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarında uyguladığı baskıcı rejimi genişlettiği tescillendi. İşgalci yönetimin bağımsız dini toplulukları yasakladığı, sözde yasa dışı misyonerlik iddiasıyla para cezaları kestiği, dini liderleri tutuklayarak mülklere el koyduğu ifade edildi. Özellikle Kırım Tatarlarının hedef alındığı belirtilen raporda, yüzlerce Kırım Tatarının 10 ila 24 yıl arasında değişen ağır hapis cezalarına çarptırıldığı hatırlatıldı. Ayrıca tutukluların işkence, tıbbi bakım yetersizliği, dini vecibelerin engellenmesi ve Kuran-ı Kerim gibi dini kitaplara el konulması gibi ciddi hak ihlallerine maruz kaldığı belgelendi. ABD DIŞİŞLERİ BAKANLIĞINA RUSYA ÇAĞRISI Gerçekleştirilen saha analizleri ve ihlal raporları doğrultusunda USCIRF, ABD Dışişleri Bakanlığına net bir tavsiyede bulundu. Komisyon, sistematik, devam eden ve korkunç boyutlara ulaşan dini özgürlük ihlalleri nedeniyle Rusya’nın "Din özgürlüğünün sistematik ihlalleri nedeniyle özel endişe duyulan ülkeler" listesine yeniden dahil edilmesini talep etti. KADINLAR SİYASİ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" yasa dışı bir şekilde suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet, Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmayı başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6 bin 500 bin imza atıldı. Heyet, aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu. Ancak bu çabalar hiçbir sonuç vermedi.

Zelenskıy, Siyasi Baskı Kurbanlarını andı: Kötülük cezasız kalmamalı Haber

Zelenskıy, Siyasi Baskı Kurbanlarını andı: Kötülük cezasız kalmamalı

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski) ve eşi Olena Zelenska Siyasi Baskı Kurbanlarını Anma Günü dolayısıyla Ulusal Tarihî ve Anıtsal Bikivnya Mezarları Koruma Alanı’nda hayatını kaybedenleri andı. Zelenskıy, anma töreni kapsamında Polonyalı kurbanların anısına dikilen anıt işaretine de çiçek bıraktı. Ukrayna Cumhurbaşkanı yaptığı açıklamada, yüz binlerce Ukraynalı ve farklı halklardan insanın Sovyet terör mekanizmasının kurbanı olduğunu belirterek, “Bu insanların büyük çoğunluğu sadece kendileri oldukları için baskıya uğradı.” ifadelerini kullandı. "RUSYA BASKICI POLİTİKASINA BUGÜN DE DEVAM EDİYOR" Tarihî siyasi baskıların, kötülüğün cezasız kalmasının ne kadar tehlikeli olduğunu yeniden hatırlattığını vurgulayan Zelenskıy, Rusya’nın geçmişteki baskıcı politikalarının bugün de farklı biçimlerde sürdüğünü söyledi. Zelenskıy ayrıca Rus esaretindeki Ukraynalı askerler ve sivillerin durumuna dikkat çekerek, binlerce Ukraynalının hâlen Rusya’da benzer acılar yaşadığını ifade etti. Uluslararası topluma çağrıda bulunan Zelenskıy, tüm tutukluların geri getirilmesi ve suçluların adalet önünde hesap vermesi için her düzeyde çaba gösterilmesi gerektiğini kaydetti. 1,5 MİLYON KİŞİ SİYASİ BASKILARA MARUZ KALDI Ukrayna’da her yıl 17 Mayıs, Siyasi Baskı Kurbanlarını Anma Günü olarak anılıyor. Tarihçilerin tahminlerine göre, 1920’li yılların başından 1980’lerin sonuna kadar Sovyet-Bolşevik yönetimi döneminde Ukrayna’da yaklaşık 1,5 milyon kişi siyasi baskılara maruz kaldı. Bu kişilerin yarısından fazlasını Ukraynalılar oluşturdu.

Kırım'da kadınlara baskı artıyor: Gazeteci Lütfiye Zudiyeva'ya "yabancı ajan" statüsü Haber

Kırım'da kadınlara baskı artıyor: Gazeteci Lütfiye Zudiyeva'ya "yabancı ajan" statüsü

İkinci Genel Yargı Kasasyon Mahkemesinde görülen davada, Kırım Tatarı Lütfiye Zudiyeva’nın “yabancı ajan” listesine dâhil edilmesine karşı yaptığı başvuru reddedildi. “Hratı” adlı yayın organının haberine göre, 19 Mart 2026 tarihinde yapılan duruşma kapalı kapılar ardında gerçekleştirildi. Zudiyeva’nın avukatının duruşmaya katılmasına izin verilmedi. Avukatın, mahkemenin belirttiği saatte gelmesine rağmen duruşmanın daha erken yapıldığı öğrenildi. Mahkeme ayrıca Zudiyeva’nın video konferans yoluyla katılma talebini, “gelmemesi için objektif neden bulunmadığı” gerekçesiyle kabul etmedi. GAZETECİLİK FAALİYETLERİ SİYASİ OLARAK DEĞERLENDİRİLDİ Mahkeme kararında, alt mahkemelerin gerekçeleri benimsendi. Lütfiye Zudiyeva’nın gazetecilik ve insan hakları faaliyetleri “siyasi faaliyet” kapsamında değerlendirilirken, bu çalışmaların “yabancı etkisiyle bağlantılı olduğu” öne sürüldü. Dosyada delil olarak, “Hratı”daki yazıları, uluslararası kuruluşlara verdiği demeçler ve Kırım’da iş yapan eşinden aldığı para transferleri gösterildi. YÜKSEK MAHKEMEYE BAŞVURU HAZIRLIĞI Zudiyeva, yaptığı açıklamada, üç yargı aşamasını geride bıraktıklarını belirterek son başvuruyu Rusya Yüksek Mahkemesine yapacaklarını duyurdu. Başvurunun son tarihinin 19 Haziran 2026 tarihi olduğunu ifade eden Zudiyeva, dilekçede ciddi usul ihlallerine ve kararın dayanaksız olduğuna dikkat çekeceklerini söyledi. SÜREÇ 2025’TE BAŞLADI Rusya Adalet Bakanlığı, Zudiyeva’yı Mayıs 2025’te “yabancı ajan” listesine dâhil etmişti. Karara gerekçe olarak, gazetecinin Kırım’daki Müslümanlara yönelik baskılar, işkence ve siyasi nitelikli davalara ilişkin haberleri gösterilmişti. Zudiyeva, Kırım’da bu statüye alınan ilk kadın gazeteci olarak kayıtlara geçmişti.

Paris’te Kırım yankısı: Rusya’nın “siyasi terör” sistemi dünyaya duyuruldu Haber

Paris’te Kırım yankısı: Rusya’nın “siyasi terör” sistemi dünyaya duyuruldu

Fransa’nın başkenti Paris, Rus işgali altındaki Ukrayna topraklarında sivillere yönelik uyguladığı hak ihlallerini ve siyasi baskıları ele alan geniş kapsamlı bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Paris Belediyesinde (Mairie de Paris) 15 Ocak’ta, yönetmenliğini Evhenia Çırıkova’nın üstlendiği "Mahkumlar: Terör Sistemi" (Prisoners: System of Terror) adlı belgesel filmin gösterimi yapıldı. Belgesel filminde Rusya’nın işgal altında tuttuğu Ukrayna topraklarda sivil halka karşı işlediği sistematik suçlar göz önüne seriliyor. Belgesel gösteriminin ardından düzenlenen panelde, Rusya’nın yürüttüğü yasa dışı kaçırma, işkence ve siyasi hapis cezaları mercek altına alındı. Etkinliğe Paris Belediye Başkan Yardımcısı Arnaud Ngatcha, ünlü Fransız düşünür ve yazar Bernard-Henri Levy, Fransız siyasetçiler, gazeteciler ve Rus esaretinden kurtulan Ukrayna vatandaşları, siyasi tutsakların yakınları katıldı. Panelde en dikkat çekici konuşmalardan birini, Kırımlı siyasi tutsak Serhiy Lıhomanov’un kız kardeşi Tetyana Zelena yaptı. Zelena, eski bir Ukrayna askeri olan abisinin iki yıl önce Kırım’daki evinden kaçırıldığını, uzun süre boyunca tam tecritte alıkonularak işkence gördüğünü ardından ise sahte "terörizm" suçlamalarıyla 15 yıl hapse mahkûm edildiğini anlattı. Abisinin Taganrog’daki 2 Nolu tutukevinde tutulduğunu belirten Zelena, "Ağabeyim ağır işkenceler gördü ve şu an ciddi sağlık sorunları yaşamasına rağmen tıbbi yardıma erişimi engelleniyor. Onun hikayesi tekil bir örnek değil; Rüstem Gugurik, Serhiy Tsıgipa ve daha niceleri benzer bir kaderi paylaşıyor." dedi. KORKUNÇ İSTATİSTİK: 492 SİYASİ TUTSAK Kırım Tatar Kaynak Merkezinin verilerine atıfta bulunan Tetyana Zelena, işgal altındaki Kırım’da en az 492 kişinin siyasi gerekçelerle hüküm giydiğini ve bu sayının her geçen gün arttığını vurguladı. Zelena, bugüne kadar yapılan esir takaslarında Kırım’dan sadece 12 kişinin evine dönebildiğine dikkat çekti. ULUSLARARASI TOPLUMA ÇAĞRI YAPILDI Etkinlik sonunda uluslararası topluma Rusya üzerindeki baskıyı artırma çağrısında bulunuldu. Katılımcılar ayrıca, Rusya’ya yönelik hedeflenmiş yaptırımların sertleştirilmesi, sivil rehinelerin serbest bırakılması için etkili uluslararası mekanizmaların kurulması, işgal altındaki bölgelerde sistematik terörü organize eden Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Rusya Federal Cezaevi Servisi (FSVP) ve Ulusal Muhafızların (Rosgvardia) "terör örgütü" olarak tanınması çağrısı yaptı.

Tutsak Kırım Tatar kadınlar 14 Mart'a kadar Rus esaretinde kalacak! Haber

Tutsak Kırım Tatar kadınlar 14 Mart'a kadar Rus esaretinde kalacak!

Kremlin kontrolündeki sözde Kırım Yüksek Mahkemesi, haksız yere alıkonulan ve "aşırılıkçılar ve teröristler" listesine dahil edilen Kırım Tatar kadınlar; Esma Nimetulayeva, Elvize Aliyeva, Fevziye Osmanova ve Nasibe Saidova'nın tutukluluk sürelerinin uzatılmasına ilişkin temyiz başvurularını reddetti. Aralarında yeni evli, çocuk sahi ve siyasi tutsak eşi bulunan kadınlar, 14 Mart 2026'ya kadar Akmescit'teki (Simferepol) 1 No'lu tutukevinde kalacak. Konuyla ilgili açıklamada bulunan Avukat Emir Kurbedinov, "Mahkeme, tutuklama ve usulsüzlükler sırasında yaşanan sayısız ihlâle rağmen, ilk derece mahkemesinin kararını onaylayarak savunmanın argümanlarını yine kabul etmedi." ifadelerini kullandı. KADINLAR SİYASÎ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde aralarında siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi Esma Nimetulayeva'nın da olduğu dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB Ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmaya başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6,5 bin imza atıldı. Heyet aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu.

Rusya, haksız yere alıkoyduğu 4 Kırım Tatar kadını "terörist" ilan etti Haber

Rusya, haksız yere alıkoyduğu 4 Kırım Tatar kadını "terörist" ilan etti

Rusya, Kırım'da 15 Ekim 2025 tarihinde evlerine yapılan baskınlarla haksız yere alıkonulan Esma Nimetulayeva, Elvize Aliyeva, Fevziye Osmanova ve Nasibe Saidova’yı “aşırılıkçılar ve teröristler listesine” ekledi. Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım Tatar Kaynak Merkezi, dört Kırım Tatar kadının 11 Aralık 2025 tarihinde “aşırılıkçılar ve teröristler listesine” eklendiğini belirterek, bu adımın işgalci yönetimin Kırım Tatar halkına yönelik baskıları artırmaya yönelik yeni bir hamle olduğuna dikkat çekti. Merkeze göre, Kırım Tatar kadınların “aşırıcı ve terörist” olarak damgalanması açık bir siyasi baskı aracıdır. Zira Rusya mevzuatına göre bu listeye alınan kişilerin banka hesapları otomatik olarak durduruluyor, mal varlıkları üzerinde tasarruf hakları kısıtlanıyor ve fiili bir ekonomik tecrit uygulanıyor. Bu uygulamanın temel hukuk ilkeleriyle, özellikle de masumiyet karinesiyle açıkça çeliştiği belirtilen açıklamada, “Zira söz konusu listeye dahil edilme işlemi, mahkeme kararı olmaksızın gerçekleştirilebilmekte ve bu durum, Rusya’nın ‘aşırılıkla ve terörle mücadele’ mevzuatını muhalif sesleri susturmak için kötüye kullandığını göstermektedir.” denildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya Federasyonu’nun bu uygulamalarını ağır bir insan hakları ihlali olarak nitelendirerek, bunun ifade özgürlüğüne, düşünce ve vicdan özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu ve işgal altındaki Kırım’da yerli Kırım Tatar halkına karşı sürdürülen ayrımcı politikanın devamı niteliği taşıdığını vurguladı. KADINLAR SİYASÎ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde aralarında siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi Esma Nimetulayeva'nın da olduğu dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB Ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmaya başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6,5 bin imza atıldı. Heyet aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu.

Çubarov: Avukatlara yapılan baskınlar siyasi tutsaklara yardıma koşanlara misilleme Haber

Çubarov: Avukatlara yapılan baskınlar siyasi tutsaklara yardıma koşanlara misilleme

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Rus işgal güçlerinin, Kırım Tatar avukatlar Edem Semedlayev, Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlayeva, Rüstem Kamilev ve Lilya Gemeci’nin ofislerine yaptığı baskını sert bir dille kınadı. Baskını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendiren KTMM Başkanı, bu eylemleri siyasi tutsaklara yardım edenlere yönelik bir "misilleme" olarak değerlendirdi ve az sayıdaki cesur avukatın da hedef alınmasının Rusya'nın Kırım Tatarlarına yönelik baskılarını daha da artıracağına işaret ettiğine dikkat çekti. İşgalcilerin Kırım Tatar avukatlarına uyguladığı baskıyı "ileri dönük bir tehdit" olarak nitelendiren Çubarov şu ifadeleri kullandı: Eğer Rus işgalciler sonuna kadar gider ve bu insanları 'terörist' maddeler çerçevesinde suçlarlarsa, bu, az sayıdaki avukatın da yokluğunda, Rus işgalcilerin Kırım'da Kırım Tatarlarına yönelik çok daha büyük çaplı zulümlere başlayabileceği anlamına gelir. Bu durumda siyasi baskı vakalarının yalnızca dünya kamuoyu için değil, bizzat Kırım’ın kendi içinde dahi görünmez hâlde kalacağını belirten Çubarov, “Yani avukatlara yönelik bu baskı hem bu cesur insanlara yönelik bir misilleme hem de işgalcilerin Kırım’da işleyecekleri yeni suçlara hazırlıktır.” dedi. Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulmün sürekli arttığını belirten KTMM Başkanı, “İşgalcilerin amacı net: Kırım Tatarlarının iradesini ezmek, yok etmek, kimsenin sesini çıkarmaya cesaret edememesini sağlamak ve bilhassa Rus işgalcilere karşı çıkmasını engellemek istiyorlar." şeklinde konuştu. Çubarov, “Bunu, insanların Kırım’ı terk etmesi için yapıyorlar; çünkü insanlar için artık yaşamanın imkânsız olduğu koşullar oluşturuyorlar.” dedi. İşgal altındaki Kırım'daki hukuksuzluğa karşı koyan, sahte suçlamalarla karşı karşıya kalan insanlara yardıma koşan avukatların sayısının son derece azaldığına dikkat çeken Çubarov, "Siyasi gerekçeli davalarda insanları savunan avukatların sayısı çok az. Çünkü hepsi baskı altına alındı; avukatlar siyasi tutsakları savunmaktan korkuyor. Hele ki siyasi gerekçeli davada suçlanan kişi bir de Kırım Tatarı ise, bu kişi savunmak isteyen çok az avukat bulunabiliyor. Son yıllarda alıkonulanların sayısı hızla artıyor öte yandan bu davalara bakmaya cesaret eden avukat sayısı bir elin parmaklarını geçmez hale geldi." ifadelerini kullandı. AVUKATLARIN OFİSİNE BASKIN Kremlin rejimi kontrolündeki sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezi görevlileri 11 Aralık 2025 tarihinde avukatların ofisine baskın düzenledi. Açıklamaya göre baskın sırasında ofiste siyasi davalarda aktif rol alan avukat Edem Semedlâyev ve hukukçular Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlâyeva, Rüstem Kamilev, Lilya Gemeci bulunuyordu. Baskın sırasında ofiste olmayan avukat Emil Kurbedinov’un ise içeri alınmadığı bildirildi. İşgal güçlerinin, Kırım Tatar avukatları “terör örgütü faaliyeti yürütmek”, “terörizme yardım etmek” ve “vergi kaçırmak” gibi suçlamalarla hedef aldığı bildirildi. BASKINI İŞ BİRLİKÇİ ŞAMBAZOV KOORDİNE ETTİ Baskının sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezinin bölge şefi Ruslan Şambazov’un koordine ettiği bildirildi. İş birlikçi, vatan haini Şambazov'un Kırım'daki birçok aktivistin zulüm ve alıkonulmasında yer aldığını biliniyor. Ayrıca Şambazov, Kırım Tatarlarına karşı duyduğu aşırı nefretle tanınıyor. KIRIM TATARLARINI SAVUNAN AVUKATLAR HEDEF ALINIYOR Baskın, Kırım Tatar avukatlara yönelik yıllardır süren sistematik baskının devamı niteliği taşıyor. Kremlin rejimi kontrolündeki sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezi görevlileri, ilk kez 2016 yılında avukatların ofisine zorla girmeye çalışmıştı. Bir yıl sonra aynı ekipler avukatların ofisine yeniden gelerek aynı gün Emil Kurbedinov’un evini de aramıştı. Ardından Kurbedinov, eski bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “aşırıcılık” suçlamasıyla 10 gün tutuklanmıştı. 2018 yılında Rus işgal güçleri, Kırım Dayanışması sivil teşkilatının toplantılarına iki kez baskın düzenledi ve avukatlar Gemeci, Semedlayev ve Kurbedinov’a “Rusya’ya karşı aşırılık yanlısı eylemler” düzenledikleri iddiasıyla resmî uyarılar verdi. Aynı yıl Kurbedinov yeniden alıkonuldu; bu kez daha önce ceza aldığı aynı paylaşımın farklı bir sosyal medyada yer alması nedeniyle cezalandırıldı. Öte yandan baskılar yalnızca adli yollarla sınırlı kalmadı. 2018 sonunda kimliği belirsiz bir kişi, avukatların ofisine demir boru ile saldırarak pencereleri kırdı. 2019’da ise Lilya Gemeci, Nazim Şeyhmambetov ve Rüstem Kamilev hakkında disiplin süreçleri başlatılmaya çalışıldı. Gemeci hakkında, Kırım Tatarlarının terör suçlamalarıyla toplu hâlde hedef alınmasına dair verdiği bir röportaj nedeniyle “meslek etiğini ihlal” iddiasıyla soruşturma başlatılma girişiminde bulunuldu. Ardından diğer Kırım Tatar avukatları; Edem Semedlayev, Nazim Şeyhmambetov, Ayder Azamatov ve Emine Avamileva gazetecilere açıklama yaptıkları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle idari cezalara çarptırıldı. Kırım’daki baro ise avukatların bölgesel kaydını bilinçli olarak geciktirdi ve 2022 yazında Gemeci, Kamilev ve Şeyhmambetov’un avukatlık lisansları, kendilerine haber verilmeden ve savunma hakkı tanınmadan düşürdü. Avukatlar karara itiraz etmeye çalıştılar, ancak başarılı olamadılar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.