SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Siyasi Tutsaklar

QHA - Kırım Haber Ajansı - Siyasi Tutsaklar haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Siyasi Tutsaklar haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Siyasi tutsak evlatlarını bekleyen Kırım Tatar anneler Üsküp’te anlatıldı Haber

Siyasi tutsak evlatlarını bekleyen Kırım Tatar anneler Üsküp’te anlatıldı

Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Camcı Bay, Üsküp’te düzenlenen III. Uluslararası Türk Dünyasında Kadın Çalıştayı’nda, Kırım’da siyasi tutsak evlatlarından haber bekleyen annelerin yaşadıklarını anlattı. Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği öncülüğünde düzenlenen çalıştayın ikinci gününde gerçekleştirilen oturumların ardından yapılan Serbest Kürsü bölümünde konuşan Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel, Doğu Türkistan ve Kırım’ın Türk dünyasının kanayan yaraları olduğunu belirterek sözü Nurten Camcı Bay’a verdi. Konuşmasına, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) üyesi Ervin İbragimov’un 2016’da kaçırılmasının ardından yıllarca oğlundan haber bekleyen ve evladına kavuşamadan hayatını kaybeden Leyla İbragimova’yı anarak başlayan Camcı Bay, siyasi tutsak evlatlarını beklerken hayatını kaybeden anneleri de saygı ve rahmetle andı. KIRIM TATAR ANNELERİNİN BEKLEYİŞİNİ ANLATTI Camcı Bay, Bahçesaray’da oğulları Seytumer, Osman ve Abdulmecit’i bekleyen öğretmen Lilya Seytumerova’nın yaşadıklarını aktardı. İki oğlunun 2020’de gözaltına alınarak tutuklandığını ve 17 ile 14 yıl hapis cezalarına çarptırıldığını belirten Camcı Bay, ailenin küçük oğlu Abdülmecit’in de 21 Ekim’de 15 yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini ifade etti. Aynı gün tutuklanan altı Kırım Tatar aktivistine toplam 97 yıl hapis cezası verildiğini kaydetti. Kırım’da millî mekteplerin açılmasında emek veren öğretmen Hatice Nimetullaeva’nın da oğlunun alı konulması nedeniyle yaşadığı sıkıntılara değinen Camcı Bay, 2023’te gözaltına alınan oğlunun 18 yıl hapis cezasına mahkûm edildiğini belirtti. Ayrıca oğlunun eşi Esma’nın 15 Ekim 2025’te tutuklandığını, Esma’nın yanı sıra üç Kırım Tatar kadının mahkûmluk durumlarına ilişkin gelişmeleri de aktardı. Camcı Bay, Nasıba Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvisa Aliyeva’nın Rusya’nın Rostov kentindeki cezaevine sevk edilmelerine karar verildiğini bildirdi. Konuşmasında Hatice Büyükçan ile 15’er yıl hapis cezasına mahkûm edilen Niyara Ersmambetova ve Lera Cemileva'yı ve onları bekleyen anneleri de anan Camcı Bay, Kırım’dan yaklaşık 12 bin kilometre uzaktaki Kamçatka’da tutulan Servet Gaziyev’in mektubunu da dinleyicilerle paylaştı. Gaziyev’in, nakil sırasında hastalandığını belirterek başına bir şey gelmesi hâlinde kız kardeşinden cenazesini almaya gelmemesini istediğini aktardı. Ağır hastalıklarına rağmen tahliye talepleri sürekli ertelenen ve annesini kısa süre önce kaybeden Tofik Abdulgaziyev’in durumuna da değinen Camcı Bay, konuşmasında Kırım’da evlatlarını bekleyen annelerin yaşadığı acılara dikkat çekti. III. Uluslararası Türk Dünyasında Kadınlar Çalıştayı, Umay Ana Türk Dünyasında Kadınlar Birliği Başkanı Prof. Dr. Mualla Uydu Yücel’in kapanış konuşmasıyla sona erdi. Emel Kırım Vakfı, çalıştayın düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik etti.

Mahkeme yolunda büyük zulüm: Hamile kadın ve yaşlıların da olduğu Kırım Tatarları Keriç Köprüsü’nde alıkonuldu Haber

Mahkeme yolunda büyük zulüm: Hamile kadın ve yaşlıların da olduğu Kırım Tatarları Keriç Köprüsü’nde alıkonuldu

İşgalci Rus güvenlik güçleri, Rostov-na-Donu şehrindeki Güney Bölge Askerî Mahkemesinde görülecek duruşmaya katılmak üzere yola çıkan Kırım Tatar siyasi tutsak ailelerini ve yakınlarını Keriç (Kerç) Köprüsü’nde (Kırım Köprüsü) 12 saati aşkın süredir hukuksuzca alıkoyuyor. Kırım Tatar siyasi tutsak, aktivist ve tarih öğretmeni Abdülmecit Seytumerov’un eşi Amina Seytumerova sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, düzmece "Beşinci Bahçesaray Grubu" davasında yargılanan eşlerinin bugün (20 Ekim) mahkemede son sözlerini söyleyeceklerini belirterek yaşanan ablukayı duyurdu. HAMİLE KADIN VE YAŞLILAR VAR: PASAPORTLARINA EL KONULDU Amina Seytumerova’nın aktardığı bilgilere göre, 16 Kırım Tatarının bulunduğu iki araç, 19 Ekim’i 20 Ekim’e bağlayan gece Kerç Köprüsü üzerindeki kontrol noktasında durduruldu. Alıkonulanlar arasında hamile bir kadının ve yaşlı vatandaşların bulunduğunu belirten Seytumerova, gruptaki herkesin pasaportlarına el konulduğunu bildirdi. Kırım Tatarlarından oluşan heyetin Rostov’a ulaşmasını engellemek amacıyla yol boyunca aşamalı bir baskı uygulandı. 19 Ekim akşamı saat 20.00 sularında Küçük Burundık (Muromskoye) köyünde durdurulan araçların kimlik kontrollerinin ardından yola devam etmesine izin verilirken, saat 21.00 sıralarında Mayak Salın (Prımorske) mevkiinde yapılan ikinci kontrolde heyete idari ihlal cezası kesildi. Son olarak saat 22.30’da Kerç Köprüsü girişinde durdurulan araçlar ve yolcular saatlerdir kontrol noktasında bekletiliyor. ALKOL VE UYUŞTURUCU TESTLERİ YAPILDI, TEHDİTLER SAVRULDU Rus güvenlik güçleri ve sözde Ulaştırma Bakanlığı görevlileri araçları defalarca elle ve tarama cihazlarıyla aradı. Otomobillerden biri iki kez X-ray taramasına gönderilirken, sürücülerden biri gece yarısı Keriç şehrine götürülerek alkol ve uyuşturucu testine tâbi tutuldu. Üç saatlik test sürecinin ardından sonuç temiz çıkmasına rağmen heyetin gidişine izin verilmedi. Pasaportlarının iade edilmesini ve duruşmaya yetişebilmek için işlemlerin hızlandırılmasını talep eden Kırım Tatarlarına işgalci kolluk kuvvetleri "Daha vaktiniz var" yanıtını verirken, araçların dedektör köpekler tarafından da aranacağı bahanesiyle süre uzatılıyor. SİSTAMATİK HUKUKSUZLUK: 12 EKİM’DE DE 9 SAAT ALIKONULMUŞLARDI Seytumerova, benzer bir engellemenin 12 Ekim tarihindeki duruşma öncesinde de yaşandığını hatırlattı. O tarihte de Rostov’daki duruşmaya giden aileler, "göçmen denetimi" bahanesiyle Kerç Köprüsü’nde 9 saat boyunca alıkonulmuş ve pasaportlarına el konulmuştu. Mahkeme binasına ulaştıklarında ise bina önünde polis araçlarıyla psikolojik baskı kurulmuştu. İşgalci Rus makamlarının, Kırım Tatar siyasi tutsak ailelerin duruşmalara katılarak kamuoyu desteği sağlamasını ve dayanışma göstermesini engellemek adına yollarda alıkoyma yöntemini sistematik bir baskı aracı olarak kullandığı bir kez daha belgelendi.

Rusya, 11'i Kırımlı 15 Ukrayna vatandaşını "terörist" listesine ekledi Haber

Rusya, 11'i Kırımlı 15 Ukrayna vatandaşını "terörist" listesine ekledi

Rusya Federasyonu, işgal altında tuttuğu Kırım Yarımadası ile Herson ve Zaporijjya bölgelerinde yaşayan Ukrayna vatandaşlarına yönelik baskı politikasını sertleştirerek sürdürüyor. Eylül 2026'da işgalci idare, 11'i Kırım sakini (8 erkek, 3 kadın) olmak üzere toplam 15 Ukrayna vatandaşını resmî "aşırıcılar ve teröristler" listesine dahil etti. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Barıyeva, konuya ilişkin yaptığı açıklamada, söz konusu listenin yeni isimlerle düzenli olarak genişletildiğini belirterek; bu uygulamanın işgal idaresini desteklemeyen, Ukrayna veya Kırım Tatar kimliğini korumaya çalışan sivillere yönelik sistemik bir zulüm yöntemi olduğunu vurguladı. SADECE TUTSAKLAR DEĞİL, AİLELERİ DE FİNANSAL VE SOSYAL ABLUKAYA ALINIYOR Kırım Tatar Kaynak Merkezi, bir kişinin bu listeye eklenmesinin yalnızca o kişiyi değil, işgal altındaki topraklarda yaşayan ailesini de doğrudan hedef aldığını ve ağır riskler yarattığını belirtti. Barıyeva, liste kapsamındaki kişilerin tüm banka hesaplarının dondurulduğunu, hareket özgürlüklerinin kısıtlandığını ve ailelerinin sosyal ekonomik ablukaya alındığını aktardı. İşgalcilerin takibatında sadece erkeklerin değil; kadınların, gençlerin ve hatta 75-78 yaşlarındaki yaşlı Kırım sakinlerinin de hedef alındığı kaydedildi. İnsan hakları savunucuları, uluslararası topluma seslenerek işgal altındaki topraklarda yaşayan sivillere yönelik bu baskılara karşı somut adımlar atılması ve Rusya’ya yönelik yaptırımların artırılması çağrısında bulundu. 2026’DA KIRIM’DA EN AZ 28 KİŞİYE DÜZMECE SUÇLAMALARLA CEZA VERİLDİ Öte yandan Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olga Skrıpnık, yaptığı açıklamada, 2026 yılının başından bu yana işgal altındaki Kırım'da en az 28 Ukrayna vatandaşının düzmece mahkemelerce mahkûm edildiğini bildirdi. Skrıpnık, işgalcilerin Ukraynalılara karşı ağırlıklı olarak "vatana ihanet", "terör faaliyeti", "yasa dışı patlayıcı madde edinme, taşıma ve depolama" gibi uydurma suçlamaları kullandığını belirtti. Rusya'nın geçici işgal altındaki bölgelerde "casusluk", "terörizm" ve "aşırılık" kılıfı altında yürüttüğü bu hukuksuz süreçler, bölge halkını sindirme politikasının ana unsuru olmaya devam ediyor.

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür” Haber

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür”

Kadim Türk yurdu Kırım, 2014 yılından bu yana Rusya’nın hukuk tanımaz işgali altında karanlık bir dönemi yaşıyor. Kremlin yönetimi; düzmece davalar, yasa dışı gözaltılar ve haksız tutuklamalarla Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkını en ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakıyor. Özgürlükleri elinden alınan, sistemli baskı ve zulümle vatanlarını terk etmeye zorlanan Kırım Tatarları, 21. yüzyılın ortasında sinsice planlanmış bir "hibrit sürgün" politikasıyla yüz yüze... Kırımlı okurumuz Adalet Seitov, kaleme aldığı sarsıcı mektupta Rusya'nın bu insanlık dışı kıyımını çarpıcı matematiksel verilerle gözler önüne seriyor. Mektubun tam metni şu şekilde: “Kırım Tatarlarına Yönelik Davalar Hibrit Bir Sürgündür” Roma Statüsü'ne göre (Madde 7, Fıkra 1/d) sürgün; kişilerin, hukuki bir dayanak olmaksızın, yaşadıkları topraklardan sınır dışı edilme veya diğer zorlayıcı eylemler yoluyla zorla nakledilmesidir. Tarihsel olarak halkların sürgün edilmesi, neredeyse her zaman toprakları ve nüfusu kontrol eden devlet tarafından yürütülen siyasi süreçlerle bağlantılı olmuştur. Öyle ki, son üç yüzyıldır Kırım Tatarlarının tarihi, zorunlu göçlerle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olmuştur. 1783'ten 20. yüzyılın başlarına kadar en az üç büyük göç dalgası yaşanmıştır. Bu dalgalar toplamda Kırım Tatar halkının yarısından fazlasını etkilemiştir. (Türk tarihçi Kemal H. Karpat'ın tahminine göre, 1783–1922 döneminde yaklaşık 1,8 milyon Kırım Tatarı Osmanlı Devleti'ne göç etmiştir; Karpat, Ottoman Population, 1985, s. 66). Günümüzde insanların yaşadıkları yerden zorunlu ayrılışları bile "göç" olarak adlandırılmaktadır. Ancak sorunun derinine inildiğinde, insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığı koşulların fazlasıyla kasıtlı ve planlı bir şekilde oluşturulduğu görülecektir. Tüm Kırım Tatar halkının Kırım'dan Orta Asya'ya zorla sürüldüğü 1944 Sürgünü ile yarımada topraklarında iki yüzyıldır yürütülen o politika tamamlanmış oldu. Şimdi yıl 2026. İnsanlar yük vagonlarına bindirilmiyor, az sayıdaki nüfusun tamamı bir anda çıkarılmıyor. Ancak sürgün yine de gerçekleşiyor. Buna ‘hibrit sürgün’ denebilir. Belli bir planı takip eden anlayış; Kırım Tatar halkının temsilcilerini yargılıyor, Kırım'dan çıkararak başka bir devlete taşıyor ve Rus hapishanelerine kapatıyor. İnsanlar için Kırım'da, kendi topraklarında yaşamayı tehlikeli ve korkutucu hale getiren koşullar kasıtlı olarak yaratılıyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin Ocak 2026 verilerine göre, 2014 yılından bu yana Kırım'dan çıkan siyasi tutsakların sayısı yaklaşık 500 kişiye ulaştı. Bunların en az 273'ü Kırım Tatarı. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da bu yılın nisan ayında, tüm Kırımlı siyasi tutsakların (yargılaması sürenler veya cezasını çekenler) sayısının 358 kişi olduğunu belirtti. Bunların yarısından fazlası -181 kişi- Kırım Tatarı. Aynı zamanda Rusya'daki siyasi baskıları ve insan hakları ihlallerini inceleyen Memorial İnsan Hakları Merkezi, şu anda yaklaşık bin 100 kişiyi siyasi tutsak olarak kabul ediyor. Memorial’ın siyasi tutsaklara yardım projesi ise, resmî statüsü olmamakla birlikte Rusya'da siyasi nedenlerle soruşturulan kişilerin sayısının 5 binden fazla olduğuna işaret ediyor. Yapılacak basit bir hesaplamayla şu tablo ortaya çıkmaktadır: Kırım Tatarları, 12 yıl boyunca Kırım'da baskıya maruz kalan toplam insan sayısının yarısından fazlasını (yaklaşık 500 kişiden 273'ünü) oluşturmaktadır. Şu anda siyasi gerekçeli davalar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan Kırım sakinleri arasında da Kırım Tatarlarının payı yarının üzerindedir: 358 kişiden 181'i. Birinci sonuç: Kırım'da, yaşam tarzları, dini inançları ve milli kimlikleri nedeniyle Kırım Tatarlarına yönelik sistemli bir baskı gerçeği mevcuttur. Bu istatistiki veriler, Rusya Federasyonu'nun Kırım'ın yerli halkıyla mücadele etme biçimindeki tek bir önemli eğilimi, yani sistematikliği net bir şekilde göstermektedir. Memorial’ın istatistiklerine göre, resmi siyasi tutsaklar listesinde yaklaşık bin 100 kişi yer almaktadır. Rusya'nın 140 milyondan fazla olan nüfusu dikkate alındığında, bu durum yaklaşık her 128 bin Rus vatandaşına bir siyasi tutsak düştüğü anlamına gelir. Siyasi nitelikli davalarla kovuşturulan ancak resmi siyasi tutsak statüsü bulunmayan kişiler de (ki bunların sayısı 5 binden fazladır) hesaba katıldığında oran daha da belirginleşir: Yaklaşık her 28 bin Rus'a bir siyasi tutsak. Resmi olarak siyasi tutsak kabul edilen yaklaşık bin 100 kişi arasında en az 130 Kırım Tatarı bulunmaktadır. 2025 yılı resmi nüfus sayımına göre Kırım'daki Kırım Tatarı nüfusu 300 binin üzerindedir. Başka bir deyişle, yaklaşık her 2,3 bin Kırım Tatarına bir resmi siyasi tutsak düşmektedir. Resmi olarak tanınan tüm siyasi tutsaklar içinde Kırım Tatarlarının payı yaklaşık sekizde birdir. Memorial istatistikleri ve yapılan hesaplamalar dikkate alındığında, her açıdan, tüm rakamlarla tüyler ürpertici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Küçük bir halk için bu çok yüksek bir orandır. İşte modern dünyada bir milleti ‘güzel ve insancıl bir şekilde’ yaşadığı topraklardan söküp atmanın yolu budur. Resmi verilere göre, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen 70'ten fazla takas sürecinde 9 bin 600’dan fazla kişi takas edildi. Ancak bunların yalnızca 10 kadarı Kırım Tatarıydı. Bu sayının yarısı asker, yarısı ise sivildi. Bu durum; 12 yıldır süren savaşın, baskıların, zorbalığın ve mücadelenin bilançosudur. Kırım Tatarlarına karşı açılan siyasi davalar, yıllar içinde zaten az sayıda olan bir halka yönelik kalıcı bir baskı pratiğine dönüşmüştür. Siyasi tutsak sayısının yarımadaki Kırım Tatar nüfusuna oranı (özellikle Rusya'daki genel siyasi baskı durumu bağlamında) incelendiğinde, Kırım Tatar halkına yönelik baskı yoğunluğunun son derece yüksek olduğu görülecektir. Baskılar sistematik bir karakter taşımaktadır ve Kırım sakinleri için sonuçları şüphesiz son derece olumsuz ve uzun vadeli olacaktır. Metinde resmi kaynaklardan alınan veriler kullanılmıştır. Gerçekleşen pek çok baskı vakası resmi makamlara yansımadığı için rakamlar kesin olmamakla birlikte, sorunun gerçek boyutu çok daha ciddidir. Tüm insanlık başarılarına rağmen, 21. yüzyılda bütün bir halka karşı neden 12 yıldır böyle bir politika yürütülüyor? Çözüm nedir? Bunun sonu nerede?

Kültürel direnişin sembolü: 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışması Ödülleri Kıyiv’de sahiplerini buldu Haber

Kültürel direnişin sembolü: 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışması Ödülleri Kıyiv’de sahiplerini buldu

Ukrayna ile Kırım Tatar edebiyatını bir araya getiren 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışmasının kazananları Kıyiv'de düzenlenen törenle ödüllerini aldı. 19 Ağustos’u 20 Ağustos’a bağlayan gece Rusya'nın düzenlediği saldırıda hayatını kaybedenler için ilan edilen yas nedeniyle "Kırım İnciri" festivali formatı değiştirilerek gerçekleştirildi. Törene katılan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, Rusya’nın Ukrayna'yı terörize eden saldırılar düzenlediği bir dönemde bile kültürel etkinlikler düzenlemenin önemine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Hiçbir düşman bizi adil bir barışa ulaşmak, direncimiz ve birliğimiz için hayati önem taşıyan etkinlikleri düzenleme hakkımızdan mahrum edemez. Bu yarışma ortak yaşam alanımızla ilgilidir. Kırım'ın işgalden kurtarılması soyut bir kavram değildir; askerlerimiz bunu her gün kanıtlıyor. Kültür ise birleştirir, yaraları iyileştirir, inanç verir ve geliştirir. Bu yarışma aracılığıyla tanıdığımız eserler hem acıyı hem umudu hem de gücü gösteriyor. İŞGAL ALTINDA BÜYÜYEN BİR ŞAİRİN REFLEKSİYONU “Kırım Hakkında Ukraince Şiir” kategorisinde birincilik ödülünü kazanan Sofiya Prısyajnyuk, eserinde işgal altındaki Kırım'da çocukluk ve gençlik yıllarında yaşadığı deneyimleri paylaştı. İşgal başladığında 10 yaşında olduğunu belirten Prısyajnyuk, okul yıllarında maruz kaldığı Rus propagandası ile Ukrayna yanlısı ailesinin değerleri arasındaki çatışmayı şiirine yansıttığını belirterek, “Şiir yoluyla Kırım'ın işgalinden sonraki yaşam deneyimini, Ukraynalıların ve Kırım Tatarlarının Kırım'daki deneyimlerini, çocuklar başta olmak üzere propagandanın insanları nasıl etkilediğini anlatmak istedim.” dedi. "ÖZGÜRLÜK SÖZLERİ": TUTSAKLARIN ÖDÜLLERİNİ LENİYE UMEROVA ALDI Yarışmanın en anlamlı bölümlerinden biri olan "Özgürlük Sözleri" özel kategorisinde, Rusya'da haksız yere hapiste tutulan Kırım Tatar siyasi tutsaklar Server Bağçasaraylı ve Appaz Kurtamet ödüllendirildi. Eski Kırım Tatar siyasi tutsak Leniye Umerova, tutsak yazarlar adına ödülü sahneden alırken yaptığı konuşmada şunları vurguladı: Zamanında ben de bugün onların geçmek zorunda kaldığı yollardan geçtim. Hapisteyken benim adımı haykırmanız, bana mektup yazmanız kendimi kaybetmememi sağladı. Yaptığınız hiçbir şey boşa değil. Lütfen tutsakların isimlerini ve hikayelerini anlatmaya devam edin. Bir gün bu ödülü bizzat kendi ellerine teslim edeceğimizi umuyorum. 6. KIRIM İNCİRİ YARIŞMASININ KAZANANLARI Kırım Hakkında Ukraince düzyazı: “Dyuşa Efsanesi” (Legenda pro Dyuşu) - Viktor Şepelyev Kırım Tatarca düzyazı: “Elmalar Koktuğunda” (Alma qoquğanda) - Qoqlam Kırım Hakkında Ukraince Şiir: Şiir seçkisi -Sofiya Prısyajnyuk () Kırım Tatarca Şiir: “Dilsiz Halk…” (Tilsiz halq…) - Seyran Albkermenli Kırım Hakkında Çocuk Edebiyatı: Şiir seçkisi- Taz Oğlan (Kel Oğlan) Kırım Hakkında Deneme : “İşgal Edilmiş Yakınlık” - Anastasiya Babaş Kırım Tatarca-Ukraince Çeviri: Ruslan Matuşevskıy (Umer İpçi’nin eserleri çevirisi) Ukraince-Kırım Tatarca Çeviri: Elzara Beşüyli (Artur Dron’un "Hemingway Hiçbir Şey Bilmiyor" eserinden bölüm çevirisi) "Özgürlük Sözleri" Özel Ödülü: siyasi tutsaklar Server Bağçasaraylı ve Appaz Kurtamet Kırım Tatar Edebiyatına Katkı Özel Ödülü: Rüstem Celil

Kıyiv’de "Çalınan Mutluluk" sergisi: Rus esaretindeki sivil tutsakların hikâyeleri sanatla anlatıldı Haber

Kıyiv’de "Çalınan Mutluluk" sergisi: Rus esaretindeki sivil tutsakların hikâyeleri sanatla anlatıldı

Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’de 19 Ağustos tarihinde, Rusya tarafından yasa dışı şekilde alıkonulan sivil tutsaklara ithaf edilen "Çalınan Mutluluk" başlıklı resim sergisinin tanıtımı gerçekleştirildi. “Özgür Siviller” sivil toplum kuruluşu tarafından düzenlenen sergide yer alan 16 kolaj tablo, Rusya Federasyonu tarafından özgürlüğünden mahrum bırakılan binlerce Ukraynalı sivilin ve ailelerinin gerçek yaşam öykülerini anlatıyor. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARININ HİKÂYELERİ DE YER ALDI Serginin açılışında konuşan Kırım Tatar Kaynak Merkezi İletişim Müdürü Valentına Manjula, sivil tutsakların serbest bırakılması için yürütülen ortak mücadelenin önemine dikkat çekti. Kırımlı siyasi tutsaklar Serhiy Lıhomanov, Rüstem Gugurik ve Serhiy Tsıhıpa’nın hikâyelerini anlatan Manjula, "Topyekun işgalin başlangıcından bu yana Kırım Tatar Kaynak Merkezi; işgal altında bulunan Kırım, Herson ve Zaporijjya bölgelerinde işgalciler tarafından 'incommunicado' (dış dünyayla iletişimi kesilmiş) statüsünde yasa dışı olarak alıkoyulan insanlara ilişkin 99 vakayı kamuoyuna duyurdu. Kırım Tatar Kaynak Merkezi ekibi, tutsakların yakınlarıyla birlikte, Ukrayna'nın işgal edilmiş topraklarında ve Rusya Federasyonu bölgesinde yasa dışı şekilde tutulan kişilerin bulunduğu yerlerin tespiti için elinden gelen tüm çabayı gösteriyor." dedi. Çalınmış Mutluluk sergisi; hâlen yasa dışı tutuklu bulunan insanları sanat aracılığıyla hatırlatan, topluma ve uluslararası kamuoyuna onların özgürlüğü için verilen mücadeleyi durdurmama çağrısında bulunan platformlardan biri oldu.

Ukrayna Ombudsmanlığında yerli halkların hakları ve siyasi tutsakların kimlik sorunu ele alındı Haber

Ukrayna Ombudsmanlığında yerli halkların hakları ve siyasi tutsakların kimlik sorunu ele alındı

Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sivastopol) Şehri Sakinlerinin Haklarından Sorumlu Temsilciliği bünyesindeki Uzman Konseyi, Uluslararası Yerli Halklar Günü vesilesiyle toplandı. Toplantıda, "Ukrayna'nın Yerli Halkları Hakkında" kanunun uygulanmasında karşılaşılan sorunlar ve Rusya'da cezası bitmesine rağmen geçerli belgeleri olmadığı için serbest bırakılmayan Ukraynalı siyasi tutsakların durumu görüşüldü. YERLİ HALKLAR YASASININ UYGULANMASINDA İŞGAL ENGELİ Toplantıya Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Kırımçak toplumunu temsilen Tetyana Kosentska ve Babın Yar Ulusal Tarihi ve Anı Parkı Araştırmacısı Yuriy Radçenko katıldı. 2021 yılında kabul edilen yasaya rağmen, mevzuatın tam olarak hayata geçirilmesi için henüz alt düzenlemelerin tamamlanmadığı ve işgal nedeniyle uygulamanın zorlaştığı vurgulandı. Katılımcılar, Kırım Tatar, Karay ve Kırımçak gibi yerli halkların haklarının tam olarak korunabilmesi ve kültürel mirasın yaşatılabilmesi için Kırım'ın tamamen işgalden kurtarılmasının temel şart olduğu görüşünde mutabık kaldı. CEZASI BİTEN SİYASİ TUTSAKLAR KİMLİKSİZLİK NEDENİYLE SERBEST KALAMIYOR Görüşülen bir diğer kritik konu ise Rusya'daki cezaevlerinde siyasi gerekçelerle hapis yatan ve ceza süreleri dolan Ukrayna vatandaşlarının durumu oldu. Cezasını tamamlayan ancak işgal veya tutukluluk sürecinde Ukrayna kimlik belgelerinin süresi geçen kişilerin, Rusya tarafından Yabancıların Geçici Barınma Merkezlerine götürülerek burada tutulmaya devam edildiği belirtildi. Bu durumun infazın fiilen uzatılması anlamına geldiği ve yeni uydurma suçlamalara zemin hazırladığı ifade edildi. Toplantı sonucunda, özgürlüğünden yoksun bırakılan ve belgelerinin süresi dolan kişilerin kimliklendirilmesine ilişkin özel bir prosedür hazırlanması ve yerli halklar yasasının uygulanmasının izlenmeye devam edilmesi kararlaştırıldı.

Bakan Fidan, Kıyiv’de millî lider Kırımoğlu ve beraberindeki heyetle bir araya geldi Haber

Bakan Fidan, Kıyiv’de millî lider Kırımoğlu ve beraberindeki heyetle bir araya geldi

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu başkanlığındaki Kırım Tatar heyetiyle önemli bir görüşme gerçekleştirdi. Türkiye'nin Kırım Tatarlarına yönelik süregelen desteğinin en üst düzeyde vurgulandığı görüşmede, işgal altındaki Kırım'daki mevcut durum ve bölgesel gelişmeler masaya yatırıldı. Görüşmeye Türkiye’nin Kıyiv Büyükelçisi Mustafa Levent Bilgen ile Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celal de katıldı. Kırım Tatar halkının haklarının korunması ve seslerinin uluslararası alanda duyurulması açısından kritik önem taşıyan zirvede; ayrıca Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz, Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, KTMM Başkan Yardımcısı İlmi Ümerov, KTMM üyeleri Gayana Yüksel ve Rıza Şevkiyev, Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov ile Ukrayna'nın Arap ve Müslüman Devletlerle Etkileşiminden Sorumlu İstişare Kurulu Sekreteri Snaver Seythalil yer aldı. Görüşmede ağırlıklı olarak Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan insan hakları ihlalleri, Kırım Tatar halkının varoluş mücadelesi ve Türkiye’nin soydaşlarına sağladığı somut yardımlar ele alındı. Bu kapsamda bölgedeki kültürel mirasın korunması ve geçici olarak vatanlarından uzakta yaşayan Kırım Tatarlarının sosyo-ekonomik durumları değerlendirildi. Görüşmenin en kritik ve hassas başlıklarından birini ise Rus esaretindeki siyasi tutsaklar oluşturdu. Çoğunluğu Kırım Tatarı olan ve Rusya tarafından hukuksuz şekilde alıkonulan Kırımlı siyasi tutsakların serbest bırakılması, ailelerine kavuşmaları ve bu doğrultuda yürütülebilecek diplomatik girişimler detaylı şekilde ele alındı. Bakan Fidan, Türkiye'nin Kırım'ın işgalini tanımayan ilkeli duruşunu ve Kırım Tatarlarının hak, güvenlik ve refahının her platformda en güçlü şekilde savunulmaya devam edeceğini bir kez daha teyit etti.

Kırım'daki lojistik çöküş siyasi tutsakları da vurdu: Nakiller tamamen durdu Haber

Kırım'daki lojistik çöküş siyasi tutsakları da vurdu: Nakiller tamamen durdu

İşgal altındaki Kırım'da, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin köprü ve demir yollarına yönelik düzenlediği operasyonlar ile yarımadada baş gösteren derin yakıt krizi, Rus hapishane lojistiğini de tamamen felç etti. Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev, işgal mahkemeleri tarafından yasa dışı şekilde cezalandırılan siyasi tutsakların Rusya'daki cezaevlerine nakledilme işlemlerinin bir haftadır tamamen durdurulduğunu açıkladı. Bariyev, işgalcilerin ilk başlarda bu durumu bombardıman altındaki yollarda seyahat etmenin tehlikeli olmasıyla gerekçelendirdiğini ancak gerçekte ise yarımadada yaşanan yakıt krizi nedeniyle mahkum taşıma araçları için yakıt bulunamadığını belirtti. AKMESCİT TUTUKEVİNDE BELİRSİZ BEKLEYİŞ Yaşanan bu lojistik felç nedeniyle hem Kırımlı siyasi tutsakların hem de yeni işgal edilen Ukrayna topraklarından duruşmalar için getirilen Ukrayna vatandaşlarının Akmescit (Simferopol) tutukevlerinde kalış süreleri ucu açık şekilde uzatıldı. Bariyev, “Cezaevi lojistiğindeki felç durumu, Kırım'daki altyapı krizinin derinliğini ortaya koyuyor. İşgalcilerin askerî liderliği, en temel iç süreçleri bile güvence altına almakta yetersiz kaldığını görüyoruz.” dedi. YÜZLERCE İNSAN GİZLİCE ALIKONULUYOR Öte yandan Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Akmescit’teki 2 No’lu tutukevinin üçüncü katında dış dünya ile iletişimleri tamamen kesilmiş ve isimleri gizlenen onlarca kişinin "incommunicado" statüsünde tutulduğunu aktardı. Hak savunucularının çabalarıyla kimlikleri tespit edilen bu kişilerin büyük kısmının, Rusya'nın geniş çaplı işgali sonrası yeni ele geçirilen Ukrayna topraklarından kaçırılan siviller olduğu belirlendi. Gardiyanların bu tutsaklara karşı özellikle zalimce davrandığını kaydeden Bariyeva, tutsakların yanlarında neredeyse hiçbir eşya bulundurmasına izin verilmediğini, her hafta hücrelerin basıldığını ve gardiyanların odanın ortasına kasıtlı olarak bir kova su devirip ardından "düzeni bozma" bahanesiyle mahkumları acımasızca darp ettiğini anlattı. Tutsakların özellikle kamera arkası kör noktalarda, koridorlarda ve depo odalarında sistematik olarak dövüldüğünü belirten Bariyeva, işgalci yönetimin bu insanlık dışı muameleyi dünyadan gizlemek için her yolu denediğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.