SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürgün

QHA - Kırım Haber Ajansı - Sürgün haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürgün haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna Parlamentosunda tarihî adım: Sürgünü savunmak ve inkâr etmek yasaklanıyor Haber

Ukrayna Parlamentosunda tarihî adım: Sürgünü savunmak ve inkâr etmek yasaklanıyor

Ukrayna Parlamentosunda (Verhovna Rada), başta Kırım Tatar halkı olmak üzere ulusal kimlikleri nedeniyle sürgüne maruz kalan halkların haklarını korumaya yönelik çok kritik bir yasa tasarısı kayda geçirildi. 30 Haziran 2026 tarihinde parlamentoya sunulan kanun teklifi, "Milli Kimliklerine Göre Sürgün Edilen Kişilerin Haklarının İadesi Hakkında" başlıklı Ukrayna Kanununun 3. maddesinde değişiklik yapılmasını öngörüyor. Tasarıyla, tarihî sürgünlerin haklı gösterilmesinin, inkar edilmesinin veya propagandasının yapılmasının devlet düzeyinde tamamen yasaklanması hedefleniyor. SÜRGÜN PROPAGANDASI VE AYRIMCILIĞA GEÇİT VERİLMEYECEK Yeni yasa tasarısı, geçmişte yaşanan trajik sürgünleri meşrulaştırmaya çalışan, yok sayan veya bu tür insanlık suçlarının propagandasına girişen her türlü faaliyete karşı yasal bir engel koyuyor. Belge, sürgün edilmiş halklara veya bu gruplara mensup bireylere yönelik "sürgün kökenli olma" bahanesiyle yapılacak her türlü ayrımcılığın önlenmesini ve bu toplulukların haklarının en üst düzeyde korunmasını güvence altına alıyor. Aynı zamanda, kamusal alanda yeni sürgün çağrılarının yapılması da suç kapsamına alınıyor. KIRIM TATAR VE UKRAYNALI MİLLETVEKİLLERİ TEK YÜREK Ukrayna siyasetinin önemli isimlerini bir araya getiren kanun teklifinin ilk imzacısı Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu oldu. Tasarının hazırlanmasına ve sunulmasına öncülük eden milletvekilleri arasında Kırım Tatar kökenli siyasetçi Tamila Taşeva ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz'ün yanı sıra Oleksandr Korniyenko, Lesya Zaburanna, Yevgeniya Kravçuk, Yaroslav Yurçışın, Vitaliy Bezhin, Mıkıta Poturayev, Maryana Bezugla, Maria Mezentseva-Fedorenko, İrına Geraşçenko ve Vasıl Virastyuk gibi Ukrayna parlamentosunun farklı kanatlarından 22 isim yer aldı. TAMİLA TAŞEVA: RUSYA, SÜRGÜNÜ BUGÜN BİR TERÖR SİLAHI OLARAK KULLANIYOR Kanun teklifinin mimarlarından Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, tasarıya ilişkin yaptığı açıklamada Kırım Tatar halkının adalet mücadelesine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Sürgün bir insanlık suçudur. Ukrayna'nın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının tarihi, bu suçun tanınması ve adaletin yerini bulması için verilen uzun bir mücadele yoludur. Ukrayna, Kırım Tatar sürgününü zaten bir soykırım eylemi olarak resmen tanımıştır; ancak devlet politikamız, bu tür caniliklerin gelecekte hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağı bir zemini de inşa etmek zorundadır. Tam da bu yüzden, millî kimliğe göre sürgün edilenlerin haklarının iadesine dair kanunda değişiklik yapılmasını öngören bu tasarıyı sunuyoruz. Amacımız net ve alternatifsizdir: Sürgünleri haklı çıkarma, inkar etme veya propagandasını yapma girişimlerini devlet düzeyinde tamamen yasaklamak. Rusya, bugün Ukraynalılara karşı sürgünü yeniden bir silah ve terör aracı olarak kullanıyor. Bu yüzden kanun düzeyinde net bir şekilde ilan etmeliyiz: Ukrayna'da bu tür yöntemler asla kabul edilemez!"

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü" Haber

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü"

Avrupa Birliği’nin (AB) kalbi Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu (AP) binası önündeki meydanda, Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından Orta ve Doğu Avrupa’dan sürgün edilen milyonlarca kurbanı anmak üzere üst düzey katılımlı resmî bir tören düzenlendi. Törene, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, 1936-1952 yılları arasında totaliter Sovyet rejimi tarafından evlerinden, yurtlarından edilen insanların acılarına dikkat çekti. Metsola, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Bu, 1936 ile 1952 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin Baltık kıyılarından Karadeniz’e kadar uzanan topraklarda evlerinden sürgün ettiği, binlerce kilometre doğuya, Sibirya’ya ve Orta Asya’ya gönderdiği 3 milyondan fazla insanın ortak kaderiydi. Kıtamızdaki bu yara hiçbir zaman tamamen kapanmadı. Sürgüne gönderilenler, onların çocukları ve torunları bu yara izlerini hâlâ kalplerinde taşıyor. SSCB’nin bu halkların isimlerini, evlerini, dillerini, inançlarını ve yaşam tarzlarını yeryüzünden tamamen silmeye çalıştığını belirten Metsola, Moskova'nın bu hain emellerinde başarısız olduğunu ve sürgün kurbanlarının aziz hatırasının bugün Avrupa'nın tam merkezinde yaşamaya devam ettiğini vurguladı. REFAT ÇUBAROV: KREMLİN ZAMANINDA CEZALANDIRSAYDI BU SAVAŞ OLMAZDI Anma törenine, Ukrayna’nın AB Temsilcisi Vsevolod Çentsov ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Çubarov, törende yaptığı konuşmada uluslararası topluma tarihi ve son derece ibretlik bir uyarıda bulunarak şunları kaydetti: Cezalandırılmayan kötülük, her zaman daha büyük ve daha korkunç suçlarla geri dönme eğilimindedir. Rusya’nın bugün Ukrayna’ya karşı başlattığı bu kanlı savaş, büyük ölçüde Moskova’nın, Kremlin’in ve eski SSCB’nin yönetici ile cellat organlarının zamanında insanlığa ve halklara karşı işledikleri suçlardan ötürü adaletten ve cezadan kaçabilmiş olmasının doğrudan bir sonucudur. 2023'TEN BERİ YAŞATILAN ANMA GELENEĞİ Orta ve Doğu Avrupa’daki Sovyet sürgünlerinin kurbanlarını anma girişimi, ilk olarak Avrupa hafızasını ve ortak değerlerini korumayı amaçlayan bir grup AP milletvekilinin gayriresmî önerisiyle başlamıştı. Kısa sürede kurumsallaşan bu girişim, 2023 yılından bu yana her yıl haziran ayında Avrupa Parlamentosu önünde düzenlenen resmî ve geleneksel bir törene dönüştü. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak Haber

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak

Büyükelçi Janukonis mesajında, Sovyet rejimi tarafından gerçekleştirilen 18 Mayıs 1944 sürgününün her Kırım Tatar ailesini etkileyen büyük bir insanlık suçu olduğunu vurguladı. Sürgün sırasında çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini belirten Janukonis, Kırım Tatarlarının yalnızca mallarını değil, tarihî vatanlarını da kaybettiklerini ifade etti. Mesajında Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı yasa dışı şekilde işgal ardından trajedinin yeniden yaşandığına dikkat çeken Janukonis, çok sayıda Kırım Tatarının yeniden yurtlarını terk etmek zorunda kaldığını, baskı ve zulümle karşı karşıya bırakıldığını kaydetti. “LİTVANYA UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYOR” Litvanya’nın Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü, Kırım dâhil olmak üzere güçlü şekilde desteklediğini belirten Janukonis, “Kırım Tatar halkı onuru, saygıyı ve kendi geleceğini kendi topraklarında kurma hakkını hak ediyor.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Ukrayna’dan çekilmesi ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Litvanya ile Kırım Tatar halkı arasındaki tarihî bağlara da değinen Janukonis, Litvanya Tatar toplumunun ülkenin gelişimine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Litvanya halkının da Sovyet sürgünlerinden büyük acılar yaşadığını ifade eden Janukonis, annesinin iki yaşındayken Sibirya’ya sürgün edildiğini ve 11 yıl burada yaşamak zorunda kaldığını anlattı. Litvanya Parlamentosunun, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ilk parlamentolardan biri olduğunu hatırlatan Janukonis, uluslararası topluma Sovyet rejiminin işlediği suçların, Kırım Tatarlarına yönelik suçlar dâhil olmak üzere değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Mesajının sonunda Türkiye, Ukrayna ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kırım Tatarlarına seslenen Janukonis, “18 Mayıs asla unutulmayacak ve Kırım özgür olacak.” ifadelerine yer verdi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı Haber

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çatalca Şubesi tarafından, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı vesilesiyle İstanbul’un Çatalca ilçesi İzzettin Mahallesi’nde bulunan “Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde soykırım şehitlerini anma programı düzenlendi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar halkının insanlık dışı şartlarda öz vatanlarından koparıldığı ve büyük acılar yaşadığı vurgulandı. "Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde gerçekleştirilen etkinlikte, anıta karanfiller bırakılırken, sürgünde yaşamını yitiren soydaşlar için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ" Çatalca Şubesi tarafından yapılan açıklamada, sürgünün Kırım Tatar halkının hafızasında derin izler bıraktığı belirtilerek, “Vatan Kırım, kalbimizde sızlamaya devam edecek. Unutmadık, unutturmayacağız.” ifadelerine yer verildi. Anma programına Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, CHP Çatalca İlçe Başkanı Gökberk Öder ve yönetim kurulu üyeleri, MHP Çatalca İlçe Başkanı Halit Tuncay Uğur ve yönetimi, CHP Meclis Üyeleri Kubilay Tuncel ile Ramazan Ilgın, TURKSİD Genel Başkanı Ertan Baştuhan, Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, Esenyurt Balkan Türkleri Derneği Başkanı Nejat Yurdal, Cemevi Başkanı Ali Üşümüş, Kaleiçi Mahallesi Muhtarı Ergün Çağlayan, Kestanelik Mahallesi Muhtarı Olcay Güvenci, Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu Kurucu Genel Başkan Recep Osman Erdoğan, İzzettin Mahallesi Muhtarı Seyit Ali Aksoy ile İzzettin Mahallesi sakinleri katıldı.

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız! Haber

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız!

Ukrayna'nın Antalya Başkonsolosu Bohdan Konopyastıy ve Kırım Derneği Manavgat Şubesi Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümü vesilesiyle ortak bir basın açıklaması yaptı. Konsolosluk binasında gerçekleştirilen açıklamada, 18 Mayıs 1944’te yaşanan trajedi anılırken, Rusya’nın bugünkü Kırım politikaları sert bir dille eleştirildi. Basın açıklamasında, bundan tam 82 yıl önce Sovyet yönetimi tarafından Kırım Tatarlarına yönelik gerçekleştirilen sürgünün, uluslararası hukukta doğrudan "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" teşkil ettiği vurgulandı. Açıklamada, eli silah tutan Kırım Tatar erkeklerinin Kızıl Ordu saflarında cephede savaştığı sırada; geride kalan yaşlı, kadın ve çocukların hayvan vagonlarında zorunlu göçe tabi tutulduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: Karanlık ve havasız vagonlarda, en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar; açlık, susuzluk ve perişanlık neticesinde Kırım Tatar halkının nüfusunun yüzde 46’sının hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kırım Tatarlarının kendi imkânlarıyla anavatanlarına dönerek yeniden kök saldığı ve öz yönetim yapılarını oluşturduğu belirtilirken, 2014’teki Rus işgaliyle bu sürecin ağır darbe aldığı ifade edildi. Açıklamada, Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) Vladimir Putin yönetimindeki Rusya tarafından yasaklandığı ve Kırım’ın “açık hava hapishanesine” dönüştürüldüğü kaydedildi. Paylaşılan verilere göre, Kırım’daki toplam 351 siyasi mahkûmun 181’ini Kırım Tatarları oluşturuyor. Kırım Tatarları bölge nüfusunun yalnızca yüzde 10’unu oluşturmasına rağmen, siyasi mahkûmların yüzde 55’inin Kırım Tatarı olduğu belirtildi. Ayrıca tutuklu Kırım Tatarlarının 60’ının kadın olduğu aktarıldı. Açıklamada, Rusya’nın bu sistemli baskılar nedeniyle halkın en doğal hakkı olan matem günlerini anmasına dahi tahammül edemediği, aynı zamanda Ukrayna genelinde yürütülen saldırganlıkla savaş suçları işlenmeye devam ettiği aktarıldı. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!" Kırım Tatar halkının muhaceretteki temsilcileri, millî kimliklerini ve haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirterek açıklamayı, "İnsanlık suçu olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıldönümünde, sürgün şehitlerimizi rahmet, minnet ve sarsılmaz bir bağlılıkla anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!" sözleriyle noktaladı. BAŞKONSOLOS KONOPYASTIY'DAN 19 MAYIS MESAJI Açıklamanın sonunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı da kutlayan Ukrayna Antalya Başkonsolosu, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi ile Kırım halkının özgürlük arayışı arasında anlamlı bir bağ kurdu. Başkonsolos Konopyastıy, sözlerini şöyle tamamladı: Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu anlamlı tarih; özgürlük, insan onuru ve halkların kendi geleceğini belirleme hakkı için verilen mücadelenin önemini bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bugün Ukraynalılar ve Kırım Tatarları da kendi özgürlüğü, insan hakları ve vatanlarında özgür yaşama hakkı için omuz omuza mücadele etmektedir.

Ahmed Zakayev: Rusya'nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü bu savaş, Rus imparatorluğunun son savaşı olacaktır Haber

Ahmed Zakayev: Rusya'nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü bu savaş, Rus imparatorluğunun son savaşı olacaktır

Sürgündeki Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Başbakanı Ahmed Zakayev, Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda, Çeçenistan’ın geleceği, Rusya’daki sistemin çöküş süreci ve Ukrayna savaşının sömürgeleştirilmiş halklar üzerindeki etkilerine dair kritik değerlendirmelerde bulundu. Kırım Tatarları ve Çeçenlerin asimilasyona karşı gösterdiği direncin Kremlin'de "özel bir nefret" uyandırdığını belirten Zakayev, Rusya'nın bir imparatorluk olarak varlığının tüm dünya için "ölümcül bir tehdit" olduğunu söyledi. “HEDEF PUTİN DEĞİL, İMPARATORLUK SİSTEMİ OLMALI” Çeçen ve Kırım Tatar halklarının yüzyıllardır Rus baskısına maruz kaldığını ve ancak bir halk olarak varlıklarını sürdürdüğünü belirten Zakayev, “Kırım Tatar halkının, Çeçen halkının ve Kafkasya'daki pek çok diğer halkın yaşadığı o zor yıllara, yüzyıllara ve trajedilere rağmen; bizler yine de ayakta kalmayı başardık. Bir etnik grup olarak, bir millet olarak varlığımızı koruduk. Kültürümüzü muhafaza ettik ve yüzyıllardır halklarımızın üzerinde baskı kuran emperyal asimilasyona boyun eğmedik. Bu bakımdan, millet olma yolunda rüştümüzü ispat ettiğimizi düşünüyorum.” dedi. Zakayev, Batı dünyasının ve uluslararası toplumun Rusya’nın geçmişte Çeçenistan'da işlediği suçlara göz yumarak Rusya'nın bir canavara dönüşmesine zemin hazırladığını belirtti. Rus saldırganlığını durdurmak için sadece lider değişiminin yeterli olmayacağını savunan Zakayev, şunları kaydetti: Sadece Putin rejiminin değişmesi hiçbir şeyi değiştirmeyecektir. Bizim kaderimiz ve asimilasyona, yok edilmeye, sistemli soykırıma maruz kalan diğer sömürgeleştirilmiş halkların kaderi; sadece Putin’in veya bugünkü rejimin sorunu değildir. Tarihsel gerçek şudur ki; Bu imparatorluk var olduğu sürece milletleri yutarak, toprakları genişleterek ve kaynaklara el koyarak tehdit oluşturmaya devam edecektir. Bu yüzden şundan eminim ki, Rusya'nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü bu savaş, Rus imparatorluğunun son savaşı olacaktır. Bunu en başından beri söylüyorum. Rusya’nın Ukrayna’da alacağı askeri yenilgiye bağlı olarak; hem Rusya’nın içinde hem de bugün Rus işgali altında bulunan diğer sömürgeleştirilmiş halklar ve cumhuriyetler için büyük değişimler mümkün olacaktır. Kırım Tatarları ve Çeçenler de bir istisna olmayacaktır. Ancak hedeflerimize ulaşabilmemiz için şunu net bir şekilde anlamalıyız: Bize gereken şey Putin'e karşı bir zafer ya da onun yerinden edilmesi değil, Rus imparatorluğuna karşı kazanılacak bir zaferdir. Ayrıca yüzyıllardır halkları yok eden ve korkunç suçlar işleyen bu sistemden hesap sorulmalıdır. Ancak bu takdirde hem Çeçen Cumhuriyeti'nde hem de Rusya'nın işgal ettiği diğer topraklarda mevcut iktidar yapılarının değişmesi mümkün olabilir. “RUSYA DAĞILIRSA KAOS OLUR” TEZİ KOCA BİR YALANDIR Sözde "liberal Rus muhaliflerin" Rusya'nın dağılmasının felaket getireceği yönündeki iddialarını eleştiren Zakayev, bu tezin imparatorluğu kurtarmaya yönelik bir şovenizm olduğunu savundu. Rusya'nın merkeziyetçilikten uzaklaştırılmasının maliyetinin, Rusya'nın ebedi savaşlarını finanse etmekten çok daha ucuz olduğunu belirten Zakayev, "Bu bağlamda, Rus imparatorluk sonrası coğrafyada özgür ve bağımsız devletlerin kurulması; tüm insanlığın ve uluslararası toplumun her bakımdan çıkarınadır. Mevcut Rusya, kendi dağılmasından çok daha büyük bir tehdittir." dedi. “UKRAYNA RUSYA’YA KARŞI ZAFER KAZANDIKTAN SONRA HALKIMIZ ÖZGÜRLEŞECEKTİR” Çeçenistan’da yaşayan Çeçen halkının bugünkü durumunu 1944 Sürgünü sonrasındaki döneme benzeten Zakayev, o dönemde de dünyanın ümitsizliğe kapıldığını ancak Çeçen halkının küllerinden doğmayı başardığını hatırlatarak şu ifadeleri kullandı: Dışarıdan bakıldığında bu durumun Çeçenler için çok ümitsiz göründüğünü biliyorum. Ancak biz bu aşamayı daha önce bir kez yaşadık. 1944-1956/57 yılları arasında sürgünden döndüğümüzde, Çeçenler yine aynı konumdaydı. Katliamlara rağmen ölmeyen ve hayatta kalan insanlar, o zamanlar Sovyet sistemine dahil olmak zorunda kalmıştı. O dönemde Türkiye'de, Ürdün'de veya Avrupa'da bulunan soydaşlarımız, bize bugünkü insanların Çeçenistan'daki duruma baktığı gibi ümitsizlikle bakıyorlardı; bir değişimin olacağına dair hiçbir inançları yoktu. Fakat ben şuna inanıyorum: İşte bugün işgal altında hayatta kalan bu kesim, devletimizin işgalden kurtarılması, yeniden doğuşu ve inşası için asıl çekirdek kadroyu oluşturacaktır. Maalesef Kremlin rejimi ve iş birlikçileri, Çeçenistan’ın içinde sözde bir 'temizlik' yürütüyorlar. Çeşitli bahanelerle gençleri topluyor ve Ukrayna’daki savaşa cepheye gönderiyorlar. Bu şekilde, içeride büyümekte olan o potansiyeli tasfiye etmeye çalışıyorlar. Çünkü mevcut sisteme ve rejime karşı büyük bir nefret besleyen bu güç ve potansiyel, işgal rejimi ve işgalciler için ölümcül bir tehdit oluşturabilir. Bu yüzden o gençleri Ukrayna’ya karşı savaşta 'canlı güç' ve 'top yemi' olarak kullanmaya çalışıyorlar. Ancak genel olarak halkımız hayatta kalmıştır. Ülkemizi özgürleştireceğimize inanıyorum; fakat bu ancak Ukrayna'nın Rusya'ya karşı kazanacağı zaferden sonra gerçekleşecektir. Değişim ancak bu takdirde mümkün olabilir; sadece Çeçenistan'da değil, Rusya'nın sömürdüğü diğer tüm topraklarda da...

Sürgün yollarında bir ömür: Azerbaycan'ın büyük şairi Almas İldırım 119 yaşında! Haber

Sürgün yollarında bir ömür: Azerbaycan'ın büyük şairi Almas İldırım 119 yaşında!

Azerbaycan edebiyatının hürriyet sevdalısı şairi Almas İldırım (Elmas Yıldırım), bugün 119 yaşına girdi. Azerbaycan muhaceret edebiyatının en önemli temsilcilerinden kabul edilen ve Sovyet idaresinde muhalif olması nedeniyle sürgünlerle geçen bir ömür geçirmek zorunda kalan İldırım, Türk dünyasının ortak kültürel mirasında silinmez izler bırakmaya devam ediyor. SÜRGÜNLER VE MÜCADELEYLE GEÇEN YILLAR 1907 yılının 25 Mart tarihinde Bakü’nün Kala köyünde dünyaya gelen İldırım, Sovyet yönetiminin kurulmasının ardından kökeni nedeniyle baskı ve sürgünlerle karşı karşıya kaldı. Varlıklı bir aileye mensup olması nedeniyle Azerbaycan Devlet Üniversitesi Şark Edebiyatı Fakültesinden uzaklaştırılan İldırım, 1926’da Süleyman Rüstem ile birlikte “Dün Bugün” adlı şiir kitabını yayımladı. Şiirlerinde yer alan milliyetçi unsurlar nedeniyle 1928’de Dağıstan’a sürgün edilen şair, burada “Dağlardan Hatıralar”, “Lezgi Elleri” ve “Kırım’da Akşamlar” gibi şiirlerini kaleme aldı. 1930’da Bakü’ye dönerek “Dağlar Seslenirken” adlı kitabını yayımlayan şair, eserin sansürden geçmemesi üzerine Azerbaycan Yazarlar Birliğinden çıkarıldı ve bu kez Türkmenistan’a sürgün edildi. ZORLU KAÇIŞ VE GURBET HAYATI 1933 yılında eşi ve bebeğiyle birlikte İran’a kaçan İldırım, burada tutuklanarak işkence gördü ve ağır sağlık sorunları yaşadı. Daha sonra Meşhed’e gönderilen şair, geçim sıkıntısı içinde yaşamını sürdürdü. İran’da tutunamayan İldırım, ardından Türkiye’ye geçti. Burada çeşitli işlerde çalışırken edebi faaliyetlerini de sürdürdü. Almas İldırım’ın şiirlerinde vatan özlemi ve gurbet teması belirleyici unsur oldu. Türkiye’de geçirdiği yıllarda dergi ve gazetelerde millî içerikli şiirler yayımladı ve milliyetçi bir şair olarak tanındı. 14 Ocak 1952 tarihinde, yakalandığı böbrek hastalığı nedeniyle hayata gözlerini yuman İldırım, geride sadece şiirlerini değil, vatanına olan sevdasını da bıraktı. Şairin; Azer, Araz, Orhan ve Bakıhan isimli dört oğlu, onun Azerbaycan ve Türk dünyasına olan bağlılığının yaşayan birer simgesi oldu. Bugün Almas İldırım, sadece bir mühaceret şairi değil, Türk dünyasının ortak acılarının ve umutlarının sesi olarak kabul ediliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.