SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Sürgün

QHA - Kırım Haber Ajansı - Sürgün haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Sürgün haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür” Haber

21. yüzyılda bir halkın sessiz imhası: “Kırım Tatarlarına yönelik siyasi davalar hibrit bir sürgündür”

Kadim Türk yurdu Kırım, 2014 yılından bu yana Rusya’nın hukuk tanımaz işgali altında karanlık bir dönemi yaşıyor. Kremlin yönetimi; düzmece davalar, yasa dışı gözaltılar ve haksız tutuklamalarla Kırım Tatarları başta olmak üzere yarımada halkını en ağır insan hakları ihlallerine maruz bırakıyor. Özgürlükleri elinden alınan, sistemli baskı ve zulümle vatanlarını terk etmeye zorlanan Kırım Tatarları, 21. yüzyılın ortasında sinsice planlanmış bir "hibrit sürgün" politikasıyla yüz yüze... Kırımlı okurumuz Adalet Seitov, kaleme aldığı sarsıcı mektupta Rusya'nın bu insanlık dışı kıyımını çarpıcı matematiksel verilerle gözler önüne seriyor. Mektubun tam metni şu şekilde: “Kırım Tatarlarına Yönelik Davalar Hibrit Bir Sürgündür” Roma Statüsü'ne göre (Madde 7, Fıkra 1/d) sürgün; kişilerin, hukuki bir dayanak olmaksızın, yaşadıkları topraklardan sınır dışı edilme veya diğer zorlayıcı eylemler yoluyla zorla nakledilmesidir. Tarihsel olarak halkların sürgün edilmesi, neredeyse her zaman toprakları ve nüfusu kontrol eden devlet tarafından yürütülen siyasi süreçlerle bağlantılı olmuştur. Öyle ki, son üç yüzyıldır Kırım Tatarlarının tarihi, zorunlu göçlerle ayrılmaz bir şekilde bağlantılı olmuştur. 1783'ten 20. yüzyılın başlarına kadar en az üç büyük göç dalgası yaşanmıştır. Bu dalgalar toplamda Kırım Tatar halkının yarısından fazlasını etkilemiştir. (Türk tarihçi Kemal H. Karpat'ın tahminine göre, 1783–1922 döneminde yaklaşık 1,8 milyon Kırım Tatarı Osmanlı Devleti'ne göç etmiştir; Karpat, Ottoman Population, 1985, s. 66). Günümüzde insanların yaşadıkları yerden zorunlu ayrılışları bile "göç" olarak adlandırılmaktadır. Ancak sorunun derinine inildiğinde, insanların evlerini terk etmek zorunda kaldığı koşulların fazlasıyla kasıtlı ve planlı bir şekilde oluşturulduğu görülecektir. Tüm Kırım Tatar halkının Kırım'dan Orta Asya'ya zorla sürüldüğü 1944 Sürgünü ile yarımada topraklarında iki yüzyıldır yürütülen o politika tamamlanmış oldu. Şimdi yıl 2026. İnsanlar yük vagonlarına bindirilmiyor, az sayıdaki nüfusun tamamı bir anda çıkarılmıyor. Ancak sürgün yine de gerçekleşiyor. Buna ‘hibrit sürgün’ denebilir. Belli bir planı takip eden anlayış; Kırım Tatar halkının temsilcilerini yargılıyor, Kırım'dan çıkararak başka bir devlete taşıyor ve Rus hapishanelerine kapatıyor. İnsanlar için Kırım'da, kendi topraklarında yaşamayı tehlikeli ve korkutucu hale getiren koşullar kasıtlı olarak yaratılıyor. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin Ocak 2026 verilerine göre, 2014 yılından bu yana Kırım'dan çıkan siyasi tutsakların sayısı yaklaşık 500 kişiye ulaştı. Bunların en az 273'ü Kırım Tatarı. Kırım Tatar Milli Meclisi Başkanı Refat Çubarov da bu yılın nisan ayında, tüm Kırımlı siyasi tutsakların (yargılaması sürenler veya cezasını çekenler) sayısının 358 kişi olduğunu belirtti. Bunların yarısından fazlası -181 kişi- Kırım Tatarı. Aynı zamanda Rusya'daki siyasi baskıları ve insan hakları ihlallerini inceleyen Memorial İnsan Hakları Merkezi, şu anda yaklaşık bin 100 kişiyi siyasi tutsak olarak kabul ediyor. Memorial’ın siyasi tutsaklara yardım projesi ise, resmî statüsü olmamakla birlikte Rusya'da siyasi nedenlerle soruşturulan kişilerin sayısının 5 binden fazla olduğuna işaret ediyor. Yapılacak basit bir hesaplamayla şu tablo ortaya çıkmaktadır: Kırım Tatarları, 12 yıl boyunca Kırım'da baskıya maruz kalan toplam insan sayısının yarısından fazlasını (yaklaşık 500 kişiden 273'ünü) oluşturmaktadır. Şu anda siyasi gerekçeli davalar nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılan Kırım sakinleri arasında da Kırım Tatarlarının payı yarının üzerindedir: 358 kişiden 181'i. Birinci sonuç: Kırım'da, yaşam tarzları, dini inançları ve milli kimlikleri nedeniyle Kırım Tatarlarına yönelik sistemli bir baskı gerçeği mevcuttur. Bu istatistiki veriler, Rusya Federasyonu'nun Kırım'ın yerli halkıyla mücadele etme biçimindeki tek bir önemli eğilimi, yani sistematikliği net bir şekilde göstermektedir. Memorial’ın istatistiklerine göre, resmi siyasi tutsaklar listesinde yaklaşık bin 100 kişi yer almaktadır. Rusya'nın 140 milyondan fazla olan nüfusu dikkate alındığında, bu durum yaklaşık her 128 bin Rus vatandaşına bir siyasi tutsak düştüğü anlamına gelir. Siyasi nitelikli davalarla kovuşturulan ancak resmi siyasi tutsak statüsü bulunmayan kişiler de (ki bunların sayısı 5 binden fazladır) hesaba katıldığında oran daha da belirginleşir: Yaklaşık her 28 bin Rus'a bir siyasi tutsak. Resmi olarak siyasi tutsak kabul edilen yaklaşık bin 100 kişi arasında en az 130 Kırım Tatarı bulunmaktadır. 2025 yılı resmi nüfus sayımına göre Kırım'daki Kırım Tatarı nüfusu 300 binin üzerindedir. Başka bir deyişle, yaklaşık her 2,3 bin Kırım Tatarına bir resmi siyasi tutsak düşmektedir. Resmi olarak tanınan tüm siyasi tutsaklar içinde Kırım Tatarlarının payı yaklaşık sekizde birdir. Memorial istatistikleri ve yapılan hesaplamalar dikkate alındığında, her açıdan, tüm rakamlarla tüyler ürpertici bir tablo ortaya çıkmaktadır. Küçük bir halk için bu çok yüksek bir orandır. İşte modern dünyada bir milleti ‘güzel ve insancıl bir şekilde’ yaşadığı topraklardan söküp atmanın yolu budur. Resmi verilere göre, Rusya ile Ukrayna arasında gerçekleşen 70'ten fazla takas sürecinde 9 bin 600’dan fazla kişi takas edildi. Ancak bunların yalnızca 10 kadarı Kırım Tatarıydı. Bu sayının yarısı asker, yarısı ise sivildi. Bu durum; 12 yıldır süren savaşın, baskıların, zorbalığın ve mücadelenin bilançosudur. Kırım Tatarlarına karşı açılan siyasi davalar, yıllar içinde zaten az sayıda olan bir halka yönelik kalıcı bir baskı pratiğine dönüşmüştür. Siyasi tutsak sayısının yarımadaki Kırım Tatar nüfusuna oranı (özellikle Rusya'daki genel siyasi baskı durumu bağlamında) incelendiğinde, Kırım Tatar halkına yönelik baskı yoğunluğunun son derece yüksek olduğu görülecektir. Baskılar sistematik bir karakter taşımaktadır ve Kırım sakinleri için sonuçları şüphesiz son derece olumsuz ve uzun vadeli olacaktır. Metinde resmi kaynaklardan alınan veriler kullanılmıştır. Gerçekleşen pek çok baskı vakası resmi makamlara yansımadığı için rakamlar kesin olmamakla birlikte, sorunun gerçek boyutu çok daha ciddidir. Tüm insanlık başarılarına rağmen, 21. yüzyılda bütün bir halka karşı neden 12 yıldır böyle bir politika yürütülüyor? Çözüm nedir? Bunun sonu nerede?

KTMM Başkanı Çubarov: “Ukrayna, Kırım’dan asla vazgeçmeyecek” Haber

KTMM Başkanı Çubarov: “Ukrayna, Kırım’dan asla vazgeçmeyecek”

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, İtalya merkezli L’Europeista dergisine verdiği röportajda Kırım’ın geleceği, Kırım Tatarlarının yaşadığı baskılar ve Rusya’nın yarımadadaki politikaları hakkında değerlendirmelerde bulundu. Çubarov, Ukrayna’nın Kırım’dan vazgeçmeyeceğini belirterek, Kırım’ın Ukrayna’nın güvenliği açısından stratejik öneme sahip olduğunu söyledi. Çubarov, Rusya’nın Kırım’ın tarihini kendi anlatısına göre yeniden şekillendirmeye çalıştığını bildirdi. Kırım’ın tarih boyunca Alanlar, Sarmatlar, Kimmerler, Gotlar, Hunlar ve Peçenekler gibi farklı halklara ev sahipliği yaptığını belirten Çubarov, Kırım Tatarlarının ise yüzyıllar boyunca yarımadanın ve çevresinin kültürel kimliğinin oluşmasında önemli rol oynadığını ifade etti. “KIRIM TATARLARI RUSYA İÇİN HER ZAMAN SORUN OLDU” Çubarov, Rusya'nın 1783 yılında, Rusya'nın II. Katerina döneminde Kırım'ı işgal ettiğini hatırlattı. Çubarov, Kırım Tatarlarının varlığının Rusya'nın tarih anlatısıyla çeliştiğini ve bu nedenle topluluğun tarih boyunca çeşitli baskı ve sürgünlere maruz kaldığını ifade etti. Kırım Savaşı'nın ardından Rus İmparatorluğu'nun Kırım Tatarlarını Fransa, İngiltere, Osmanlı İmparatorluğu ve Sardinya Krallığı'ndan oluşan koalisyona yardım etmekle suçladığını belirten Çubarov, sonraki dört yıl içinde yaklaşık 200 bin Kırım Tatarının başka bölgelere yerleşmeye zorlandığını söyledi. Çubarov, yaklaşık 90 yıl sonra Stalin döneminde ise Kırım Tatarlarının tamamının sürgün edildiğini ve halkın yaklaşık yarım yüzyıl boyunca sürgünde yaşadığını ifade etti. Sovyet yönetimi döneminde Kırım'daki sokak, anıt ve yapıların isimlerinin değiştirilerek Kırım Tatarlarının kültürel izlerinin silinmeye çalışıldığını söyledi. Kırım Tatarlarının Kırım'a dönüşünün ancak Sovyetler Birliği'nin dağılmasının ardından mümkün olduğunu belirten Çubarov, 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesiyle baskıların yeniden başladığını söyledi. “RUSYA BİZİ KENDİ ANLATISINA ENGEL OLARAK GÖRÜYOR” Çubarov, Kırım Tatarlarının Rusya'nın Kırım'a ilişkin tarihsel anlatısını sorgulayan önemli bir unsur olduğunu bildirdi. Kırım'da bugün Ukrayna karşıtı söylemlerin güçlü olduğunu belirten Çubarov, Rusya'nın tarihsel anlatıyı kendi siyasi amaçları doğrultusunda kullandığını belirtti. Sovyetler Birliği döneminden günümüze kadar "düşmanlaştırma" siyasetinin Rus yönetimlerinin temel araçlarından biri olduğunu vurgulayan Çubarov, Nazi ve faşist suçlamalarının da bu söylemin bir parçası olarak kullanıldığını söyledi. Çubarov, bu yöntemin geçmişte Kırım Tatarlarının 1944 Sürgünü ve Soykırımı'nı meşrulaştırmak, günümüzde ise Ukrayna'ya yönelik savaşı gerekçelendirmek için kullanıldığını vurguladı. KIRIM TATARLARI 2014'TE RUSYA'NIN İŞGALİNİ REDDETTİ Çubarov, Kırım Tatar toplumu ile Meclis'in 2014 yılında Rusya'nın Kırım'ın işgaline destek verme talebini başından itibaren reddettiğini belirtti. Rusya'nın uluslararası hukuku ve Ukrayna'nın egemenliğini açıkça ihlal ettiğini hatırlatan Çubarov, Kırım Tatarlarının bu nedenle işgali meşru kabul etmesinin mümkün olmadığını ifade etti. Çubarov ayrıca Rusya'nın farklı halkları zaman içinde "Ruslaştırma" ve kimliklerini bastırma politikalarıyla dönüştürdüğünü söyledi. Çubarov, Kırım Tatarlarının da böyle bir sürecin hedefi hâline gelmekten endişe ettiğini belirtti. Bu durumu anlatırken bir Kırım Tatarının kendisine söylediği, "Evinize zorla giren, duvarlarınızı ve kapılarınızı yıkan, insanlarını öldüren ve yine de dostunuz olduğunu söyleyen birine elinizi vermeyin." sözünü aktardı. "KIRIM TATARLARI KIRIM'DAN AYRILMAYA ZORLANIYOR" Çubarov, Rusya'nın 2014'te Kırım'ı işgal etmesinin ardından Kırım Tatarları ile bölgedeki Rus makamları arasındaki ilişkilerin giderek daha da gerildiğini söyledi. Çubarov, işgal öncesinde Kırım'da yaklaşık 300 bin Kırım Tatarının yaşadığını ve bunların yaklaşık altıda birinin sonraki yıllarda yarımadayı terk etmek zorunda kaldığını belirtti. Kırım'ın büyük bir askerî üsse dönüştürüldüğünü vurgulayan Çubarov, Rus makamlarının sadakatinden şüphe ettiği halklara yönelik baskının arttığını bildirdi. Kırım Tatarlarının baskı gördüğünü, bazı kişilerin hapsedildiğini, bazılarının ise bölgeden ayrılmaya zorlandığını ifade etti. “KIRIM DEMOKRATİK BİR UKRAYNA'NIN PARÇASI OLMALI” Çubarov, Kırım Tatarlarının geleceğini demokratik bir Ukrayna içinde gördüklerini söyledi. Ukrayna'nın Kırım'dan vazgeçmesinin söz konusu olamayacağını belirten Çubarov, bunun yalnızca Kırım Tatarlarının haklarının korunması açısından değil, Ukrayna'nın ekonomik ve askerî güvenliği açısından da gerekli olduğunu vurguladı. Çubarov, Avrupa ve uluslararası toplumun toprak tavizlerini desteklememesi gerektiğini ifade ederek, böyle bir anlaşmanın uluslararası hukuk yerine "güç kullanma hakkının" hâkim olduğu bir düzen yaratacağını söyledi. Kırım Tatarlarının Sovyetler Birliği döneminde haklarının yeniden kazanılması için yaklaşık 50 yıl mücadele ettiğini hatırlatan Çubarov, Rusya'nın işgal ettiği toprakların pazarlık konusu yapılmasına karşı olduklarını bildirdi. Çubarov, savaş sırasında toprak tavizleri verilmesi ihtimalini tamamen dışlamadığını ancak böyle bir gelişmenin ciddi sonuçlar doğuracağını belirtti. 2014 yılında Kırım'ın Rusya'ya bırakılmasının bazı çevrelerce savaşın önlenmesi için bir seçenek olarak görüldüğünü, ancak 2022'de başlayan geniş çaplı savaşın küçük tavizlerin saldırganı daha büyük taleplere yöneltebileceğini gösterdiğini vurguladı. BATI'YA GÜVENLİK MESAJI Çubarov, Batılı liderlerin yalnızca Ukrayna ve Kırım Tatarlarının güvenliğini değil, kendi toplumlarının güvenliğini de dikkate alması gerektiğini söyledi. Kırım'ın Ukrayna için stratejik önem taşıdığını vurgulayan Çubarov, Batı'nın Ukrayna'ya destek vermesi gerektiğini söyleyerek, “Ukrayna Kırım’dan asla vazgeçmeyecek” mesajını yineledi.

Ukrayna Parlamentosunda tarihî adım: Sürgünü savunmak ve inkâr etmek yasaklanıyor Haber

Ukrayna Parlamentosunda tarihî adım: Sürgünü savunmak ve inkâr etmek yasaklanıyor

Ukrayna Parlamentosunda (Verhovna Rada), başta Kırım Tatar halkı olmak üzere ulusal kimlikleri nedeniyle sürgüne maruz kalan halkların haklarını korumaya yönelik çok kritik bir yasa tasarısı kayda geçirildi. 30 Haziran 2026 tarihinde parlamentoya sunulan kanun teklifi, "Milli Kimliklerine Göre Sürgün Edilen Kişilerin Haklarının İadesi Hakkında" başlıklı Ukrayna Kanununun 3. maddesinde değişiklik yapılmasını öngörüyor. Tasarıyla, tarihî sürgünlerin haklı gösterilmesinin, inkar edilmesinin veya propagandasının yapılmasının devlet düzeyinde tamamen yasaklanması hedefleniyor. SÜRGÜN PROPAGANDASI VE AYRIMCILIĞA GEÇİT VERİLMEYECEK Yeni yasa tasarısı, geçmişte yaşanan trajik sürgünleri meşrulaştırmaya çalışan, yok sayan veya bu tür insanlık suçlarının propagandasına girişen her türlü faaliyete karşı yasal bir engel koyuyor. Belge, sürgün edilmiş halklara veya bu gruplara mensup bireylere yönelik "sürgün kökenli olma" bahanesiyle yapılacak her türlü ayrımcılığın önlenmesini ve bu toplulukların haklarının en üst düzeyde korunmasını güvence altına alıyor. Aynı zamanda, kamusal alanda yeni sürgün çağrılarının yapılması da suç kapsamına alınıyor. KIRIM TATAR VE UKRAYNALI MİLLETVEKİLLERİ TEK YÜREK Ukrayna siyasetinin önemli isimlerini bir araya getiren kanun teklifinin ilk imzacısı Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu oldu. Tasarının hazırlanmasına ve sunulmasına öncülük eden milletvekilleri arasında Kırım Tatar kökenli siyasetçi Tamila Taşeva ve KTMM Başkan Yardımcısı Ahtem Çiygöz'ün yanı sıra Oleksandr Korniyenko, Lesya Zaburanna, Yevgeniya Kravçuk, Yaroslav Yurçışın, Vitaliy Bezhin, Mıkıta Poturayev, Maryana Bezugla, Maria Mezentseva-Fedorenko, İrına Geraşçenko ve Vasıl Virastyuk gibi Ukrayna parlamentosunun farklı kanatlarından 22 isim yer aldı. TAMİLA TAŞEVA: RUSYA, SÜRGÜNÜ BUGÜN BİR TERÖR SİLAHI OLARAK KULLANIYOR Kanun teklifinin mimarlarından Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, tasarıya ilişkin yaptığı açıklamada Kırım Tatar halkının adalet mücadelesine değinerek şu ifadeleri kullandı: "Sürgün bir insanlık suçudur. Ukrayna'nın yerli halkı olan Kırım Tatarlarının tarihi, bu suçun tanınması ve adaletin yerini bulması için verilen uzun bir mücadele yoludur. Ukrayna, Kırım Tatar sürgününü zaten bir soykırım eylemi olarak resmen tanımıştır; ancak devlet politikamız, bu tür caniliklerin gelecekte hiçbir şekilde meşrulaştırılamayacağı bir zemini de inşa etmek zorundadır. Tam da bu yüzden, millî kimliğe göre sürgün edilenlerin haklarının iadesine dair kanunda değişiklik yapılmasını öngören bu tasarıyı sunuyoruz. Amacımız net ve alternatifsizdir: Sürgünleri haklı çıkarma, inkar etme veya propagandasını yapma girişimlerini devlet düzeyinde tamamen yasaklamak. Rusya, bugün Ukraynalılara karşı sürgünü yeniden bir silah ve terör aracı olarak kullanıyor. Bu yüzden kanun düzeyinde net bir şekilde ilan etmeliyiz: Ukrayna'da bu tür yöntemler asla kabul edilemez!"

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü" Haber

Avrupa Parlamentosunda Sovyet sürgünlerinin kurbanları anıldı: "Cezalandırılmayan kötülük geri döndü"

Avrupa Birliği’nin (AB) kalbi Brüksel’deki Avrupa Parlamentosu (AP) binası önündeki meydanda, Sovyetler Birliği (SSCB) tarafından Orta ve Doğu Avrupa’dan sürgün edilen milyonlarca kurbanı anmak üzere üst düzey katılımlı resmî bir tören düzenlendi. Törene, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Törenin açılış konuşmasını gerçekleştiren Avrupa Parlamentosu Başkanı Roberta Metsola, 1936-1952 yılları arasında totaliter Sovyet rejimi tarafından evlerinden, yurtlarından edilen insanların acılarına dikkat çekti. Metsola, konuşmasında şu ifadeleri kullandı: Bu, 1936 ile 1952 yılları arasında Sovyetler Birliği’nin Baltık kıyılarından Karadeniz’e kadar uzanan topraklarda evlerinden sürgün ettiği, binlerce kilometre doğuya, Sibirya’ya ve Orta Asya’ya gönderdiği 3 milyondan fazla insanın ortak kaderiydi. Kıtamızdaki bu yara hiçbir zaman tamamen kapanmadı. Sürgüne gönderilenler, onların çocukları ve torunları bu yara izlerini hâlâ kalplerinde taşıyor. SSCB’nin bu halkların isimlerini, evlerini, dillerini, inançlarını ve yaşam tarzlarını yeryüzünden tamamen silmeye çalıştığını belirten Metsola, Moskova'nın bu hain emellerinde başarısız olduğunu ve sürgün kurbanlarının aziz hatırasının bugün Avrupa'nın tam merkezinde yaşamaya devam ettiğini vurguladı. REFAT ÇUBAROV: KREMLİN ZAMANINDA CEZALANDIRSAYDI BU SAVAŞ OLMAZDI Anma törenine, Ukrayna’nın AB Temsilcisi Vsevolod Çentsov ve Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov da katıldı. Çubarov, törende yaptığı konuşmada uluslararası topluma tarihi ve son derece ibretlik bir uyarıda bulunarak şunları kaydetti: Cezalandırılmayan kötülük, her zaman daha büyük ve daha korkunç suçlarla geri dönme eğilimindedir. Rusya’nın bugün Ukrayna’ya karşı başlattığı bu kanlı savaş, büyük ölçüde Moskova’nın, Kremlin’in ve eski SSCB’nin yönetici ile cellat organlarının zamanında insanlığa ve halklara karşı işledikleri suçlardan ötürü adaletten ve cezadan kaçabilmiş olmasının doğrudan bir sonucudur. 2023'TEN BERİ YAŞATILAN ANMA GELENEĞİ Orta ve Doğu Avrupa’daki Sovyet sürgünlerinin kurbanlarını anma girişimi, ilk olarak Avrupa hafızasını ve ortak değerlerini korumayı amaçlayan bir grup AP milletvekilinin gayriresmî önerisiyle başlamıştı. Kısa sürede kurumsallaşan bu girişim, 2023 yılından bu yana her yıl haziran ayında Avrupa Parlamentosu önünde düzenlenen resmî ve geleneksel bir törene dönüştü. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak Haber

Litvanya’nın Ankara Büyükelçisi Janukonis’ten 18 Mayıs mesajı: Kırım özgür olacak

Büyükelçi Janukonis mesajında, Sovyet rejimi tarafından gerçekleştirilen 18 Mayıs 1944 sürgününün her Kırım Tatar ailesini etkileyen büyük bir insanlık suçu olduğunu vurguladı. Sürgün sırasında çok sayıda insanın hayatını kaybettiğini belirten Janukonis, Kırım Tatarlarının yalnızca mallarını değil, tarihî vatanlarını da kaybettiklerini ifade etti. Mesajında Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı yasa dışı şekilde işgal ardından trajedinin yeniden yaşandığına dikkat çeken Janukonis, çok sayıda Kırım Tatarının yeniden yurtlarını terk etmek zorunda kaldığını, baskı ve zulümle karşı karşıya bırakıldığını kaydetti. “LİTVANYA UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ DESTEKLİYOR” Litvanya’nın Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü, Kırım dâhil olmak üzere güçlü şekilde desteklediğini belirten Janukonis, “Kırım Tatar halkı onuru, saygıyı ve kendi geleceğini kendi topraklarında kurma hakkını hak ediyor.” ifadelerini kullandı. Rusya’nın Ukrayna’dan çekilmesi ve uluslararası hukuk önünde hesap vermesi gerektiğini söyledi. Litvanya ile Kırım Tatar halkı arasındaki tarihî bağlara da değinen Janukonis, Litvanya Tatar toplumunun ülkenin gelişimine önemli katkılar sunduğunu belirtti. Litvanya halkının da Sovyet sürgünlerinden büyük acılar yaşadığını ifade eden Janukonis, annesinin iki yaşındayken Sibirya’ya sürgün edildiğini ve 11 yıl burada yaşamak zorunda kaldığını anlattı. Litvanya Parlamentosunun, 1944 Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak tanıyan ilk parlamentolardan biri olduğunu hatırlatan Janukonis, uluslararası topluma Sovyet rejiminin işlediği suçların, Kırım Tatarlarına yönelik suçlar dâhil olmak üzere değerlendirilmesi çağrısında bulundu. Mesajının sonunda Türkiye, Ukrayna ve dünyanın farklı bölgelerinde yaşayan Kırım Tatarlarına seslenen Janukonis, “18 Mayıs asla unutulmayacak ve Kırım özgür olacak.” ifadelerine yer verdi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı. 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı Haber

Kırım Derneği Çatalca Şubesi, Kırım Tatar Soykırımı şehitlerini andı

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Çatalca Şubesi tarafından, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı vesilesiyle İstanbul’un Çatalca ilçesi İzzettin Mahallesi’nde bulunan “Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde soykırım şehitlerini anma programı düzenlendi. Etkinlikte yapılan konuşmalarda, 18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar halkının insanlık dışı şartlarda öz vatanlarından koparıldığı ve büyük acılar yaşadığı vurgulandı. "Kırım Türkleri Sosyal Tesisleri Kırım Tatar 1944 Sürgün Anıtı” önünde gerçekleştirilen etkinlikte, anıta karanfiller bırakılırken, sürgünde yaşamını yitiren soydaşlar için Kur’an-ı Kerim okunup dua edildi. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ" Çatalca Şubesi tarafından yapılan açıklamada, sürgünün Kırım Tatar halkının hafızasında derin izler bıraktığı belirtilerek, “Vatan Kırım, kalbimizde sızlamaya devam edecek. Unutmadık, unutturmayacağız.” ifadelerine yer verildi. Anma programına Çatalca Belediye Başkanı Erhan Güzel, CHP Çatalca İlçe Başkanı Gökberk Öder ve yönetim kurulu üyeleri, MHP Çatalca İlçe Başkanı Halit Tuncay Uğur ve yönetimi, CHP Meclis Üyeleri Kubilay Tuncel ile Ramazan Ilgın, TURKSİD Genel Başkanı Ertan Baştuhan, Ziraat Odası Başkanı Seyit Çetin, Esenyurt Balkan Türkleri Derneği Başkanı Nejat Yurdal, Cemevi Başkanı Ali Üşümüş, Kaleiçi Mahallesi Muhtarı Ergün Çağlayan, Kestanelik Mahallesi Muhtarı Olcay Güvenci, Rumeli Bektaş-i Dernekleri Federasyonu Kurucu Genel Başkan Recep Osman Erdoğan, İzzettin Mahallesi Muhtarı Seyit Ali Aksoy ile İzzettin Mahallesi sakinleri katıldı.

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız! Haber

Antalya’da 1944 Sürgünü ve Soykırımı mesajı: Unutmadık, unutmayacağız!

Ukrayna'nın Antalya Başkonsolosu Bohdan Konopyastıy ve Kırım Derneği Manavgat Şubesi Başkanı Dr. Diğdem Başak Başkır Çalışkan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın 82. yıl dönümü vesilesiyle ortak bir basın açıklaması yaptı. Konsolosluk binasında gerçekleştirilen açıklamada, 18 Mayıs 1944’te yaşanan trajedi anılırken, Rusya’nın bugünkü Kırım politikaları sert bir dille eleştirildi. Basın açıklamasında, bundan tam 82 yıl önce Sovyet yönetimi tarafından Kırım Tatarlarına yönelik gerçekleştirilen sürgünün, uluslararası hukukta doğrudan "soykırım" ve "insanlığa karşı suç" teşkil ettiği vurgulandı. Açıklamada, eli silah tutan Kırım Tatar erkeklerinin Kızıl Ordu saflarında cephede savaştığı sırada; geride kalan yaşlı, kadın ve çocukların hayvan vagonlarında zorunlu göçe tabi tutulduğu hatırlatılarak şu ifadelere yer verildi: Karanlık ve havasız vagonlarda, en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar; açlık, susuzluk ve perişanlık neticesinde Kırım Tatar halkının nüfusunun yüzde 46’sının hayatını kaybetmesine yol açmıştır. Bu trajik bilanço, modern hukukun ve insanlık vicdanının asla kabullenemeyeceği bir demografik yıkımın belgesidir. Sovyetler Birliği’nin dağılmasının ardından Kırım Tatarlarının kendi imkânlarıyla anavatanlarına dönerek yeniden kök saldığı ve öz yönetim yapılarını oluşturduğu belirtilirken, 2014’teki Rus işgaliyle bu sürecin ağır darbe aldığı ifade edildi. Açıklamada, Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) Vladimir Putin yönetimindeki Rusya tarafından yasaklandığı ve Kırım’ın “açık hava hapishanesine” dönüştürüldüğü kaydedildi. Paylaşılan verilere göre, Kırım’daki toplam 351 siyasi mahkûmun 181’ini Kırım Tatarları oluşturuyor. Kırım Tatarları bölge nüfusunun yalnızca yüzde 10’unu oluşturmasına rağmen, siyasi mahkûmların yüzde 55’inin Kırım Tatarı olduğu belirtildi. Ayrıca tutuklu Kırım Tatarlarının 60’ının kadın olduğu aktarıldı. Açıklamada, Rusya’nın bu sistemli baskılar nedeniyle halkın en doğal hakkı olan matem günlerini anmasına dahi tahammül edemediği, aynı zamanda Ukrayna genelinde yürütülen saldırganlıkla savaş suçları işlenmeye devam ettiği aktarıldı. "UNUTMADIK, UNUTMAYACAĞIZ!" Kırım Tatar halkının muhaceretteki temsilcileri, millî kimliklerini ve haklarını savunmaktan asla vazgeçmeyeceklerini belirterek açıklamayı, "İnsanlık suçu olan 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıldönümünde, sürgün şehitlerimizi rahmet, minnet ve sarsılmaz bir bağlılıkla anıyoruz. Unutmadık, unutmayacağız!" sözleriyle noktaladı. BAŞKONSOLOS KONOPYASTIY'DAN 19 MAYIS MESAJI Açıklamanın sonunda, Türkiye Cumhuriyeti'nin 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı'nı da kutlayan Ukrayna Antalya Başkonsolosu, Türkiye’nin bağımsızlık mücadelesi ile Kırım halkının özgürlük arayışı arasında anlamlı bir bağ kurdu. Başkonsolos Konopyastıy, sözlerini şöyle tamamladı: Türkiye'nin bağımsızlık mücadelesinin başlangıcını simgeleyen bu anlamlı tarih; özgürlük, insan onuru ve halkların kendi geleceğini belirleme hakkı için verilen mücadelenin önemini bizlere bir kez daha hatırlatmaktadır. Bugün Ukraynalılar ve Kırım Tatarları da kendi özgürlüğü, insan hakları ve vatanlarında özgür yaşama hakkı için omuz omuza mücadele etmektedir.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.