Ankara'da "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ve "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" paneli tertip edildi
Millî İstihbarat Akademisi (MİA), 7-8 Temmuz 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleşecek 36. NATO Zirvesi öncesinde "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" ile "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" başlıklı, uluslararası bir program düzenledi.
Programa; Millî İstihbarat Teşkilatı (MİT) Başkanı İbrahim Kalın, Millî İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse ve NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Scott W. Bray’in yanı sıra akademisyenler, büyükelçiler ve güvenlik uzmanları katıldı.
KÜRESEL SİYASET, GÜÇ REKABETİNİN SERTLEŞTİĞİ BİR DÖNEMDEN GEÇİYOR
MİT Başkanı İbrahim Kalın, "NATO Ankara Zirvesi: İstihbarat ve Dayanıklılık" isimli panelde yaptığı konuşmada küresel denklemin, güvenlik önlemlerinin yeniden şekillendiği, güç rekabetinin sertleştiği, tehditlerin farklı boyutlar kazanarak çeşitlendiği bir dönemden geçtiğini ifade etti.
Anadolu Ajansının (AA) 15 Haziran 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre Kalın; bu süreçte Orta Doğu, Doğu Akdeniz, Karadeniz ve Avrupa’nın güvenliğini kapsayan geniş bir coğrafyada yaşanan gelişmelerin, NATO'nun önemini bir kez daha ortaya koyduğunu vurguladı. Kalın, bununla birlikte NATO'nun, bugün olduğu gibi gelecekte de uluslararası güvenlik mimarisinin en temel sütunlarından biri olmaya devam edeceğini kaydetti.
“YENİ GERÇEKLİK KARŞISINDA HER AKTÖR, CAYDIRICI ETKİ OLUŞTURMANIN YOLLARINI ARAMAK ZORUNDADIR”
MİT Başkanı, değişen tehdit ortamının, İttifak'ın rolünü ve müttefiklerin de yeni şartlara uygun şekilde değerlendirilmesini zorunlu kıldığını da dile getirerek "Güvenlik paradigmasının köklü biçimde değiştiği günümüzde, dönüşümü doğru okumak, yeni tehditleri zamanında kavramak ve bu tehditlere stratejik cevaplar üretebilmek kritik önemi haizdir. Bunun için dayanıklı toplumlara, güçlü kurumlara, etkili istihbarat kapasitesine, teknolojik donanıma ve ortak stratejik akla her zamankinde daha fazla ihtiyaç duyuyoruz." şeklinde konuştu.
Öte yandan Kalın, NATO'nun değişen güvenlik ortamına nasıl uyum sağlayacağı ve kendisini yeni ihtiyaçlara göre nasıl dönüştüreceği sorusunun, en kritik meselelerden biri olduğunu dile getirerek şu değerlendirmelerde bulundu:
NATO'nun kuruluş felsefesinin temelinde yer alan, güvenlik, askeri, siyasi, ekonomik, teknolojik ve toplumsal unsurların iç içe geçtiği, çok katmanlı, çok boyutlu bir yapı arz etmektedir. Sınır güvenliği ve enerji güvenliği, ekonomik istikrar ve savunma kapasitesi, siber dayanıklılık ve toplumsal huzur, yapay zekâ çağının gerektirdiği bilgi güvenliği anlayışıyla devlet egemenliği birbirinden ayrılmaz unsurlardır. Bu köklü değişim, savaş ve istihbaratın doğasında da dönüşüme neden olmaktadır. Yeni gerçeklik karşısında her aktör kendine yeterli olmanın, caydırıcı etki oluşturmanın ve krizlere çözüm üretmenin yollarını aramak zorundadır. Bu noktada NATO da yalnızca caydırıcılık kapasitesinin artırılmasıyla değil, aynı zamanda müttefik ülkelerin dayanıklılık kapasitelerini güçlendirilmesiyle de güvenlik mimarisindeki önemini muhafaza etmektedir.
Ukrayna-Rusya Savaşı'na da dikkat çeken Kalın, bu savaşın yalnızca iki ülke arasında cereyan eden askerî bir çatışma olmaktan çıktığını vurgulayarak geniş bir alanda küresel sonuçlar doğurduğunu bildirdi.
KALIN, TÜRKİYE İLE NATO İLİŞKİLERİNİN HAYATİ ÖNEMİNE VURGU YAPTI
Bununla birlikte Kalın, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İsrail ile İran arasında yaşanan savaşın bölgesel sınırları aşarak küresel dengeyi şekillendirdiğini de kaydetti.
Ayrıca, "Bütün bu gelişmeler karşısında ülkemiz, NATO'ya katıldığı ilk günden itibaren üzerine düşen sorumlulukları hakkıyla yerine getirmekte, İttifak'ın caydırıcılığına, doğu ve güney kanatlarının güvenliğine, Karadeniz'deki dengeye, terörle mücadele gündemine ve bölgesel krizlerin yönetimine somut katkılar sunmaktadır." şeklinde konuşan Kalın, Türkiye'nin NATO'ya katıldığı 1952 yılından itibaren hem Türkiye'nin güvenlik perspektifi hem de İttifak'ın küresel perspektifi açısından Türkiye ile NATO ilişkilerinin hayati bir önem taşıdığının altını çizdi.
Kalın, son olarak Ankara’da düzenlenecek olan NATO Liderler Zirvesi'nin, değişen tehdit ortamı karşısında NATO’nun hangi kabiliyetlerle, nasıl bir iş bölümüyle ve ne tür bir uyum anlayışıyla yoluna devam edeceği sorularına cevap aranması açısından kritik bir platform görevi göreceğini ifade etti.
RUSYA BİRÇOK FARKLI YÖNTEM KULLANARAK UKRAYNA’DA İSTİKRARSIZLIĞI HEDEFLİYOR
NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı Bray ise NATO'nun en önemli yanıtının tehdit bazlı olması olduğunu dile getirerek "Bu kilit zirvenin aynı zamanda çok önemli sonuçları beraberinde getireceğini düşünüyoruz." dedi.
Bununla birlikte Bray, dünyanın teknoloji ve istihbarat konusunda önemli bir değişiklikten geçtiğini ve NATO Zirvesi’nde oldukça yoğun bir gündemin olacağını aktararak "Daha güçlü bir NATO inşa etme hedefiyle ilerleyeceğiz." ifadelerini kullandı.
Öte yandan Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik saldırılarına dikkat çeken Bray, Rusya’nın birçok farklı yöntem kullanarak istikrarsızlığı hedeflediğinin altını çizdi.
Ayrıca Ukrayna’ya verilen destek konusunda çalışmaların ve müttefik ülkelere yönelik tehditlerin devam ettiğini vurgulayan Bray, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın ardından ortaya çıkan riskleri de dile getirerek "İttifakımız içinde aldığımız farklı önlemler var, bununla birlikte tüm tehditleri önlemeye çalışıyoruz." şeklinde konuştu.
DÜNYA SİYASETİ VE GÜVENLİK ANLAYIŞI KÖKLÜ BİR DÖNÜŞÜMDEN GEÇİYOR
Milli İstihbarat Akademisi Başkanı Prof. Dr. Talha Köse, dünya siyaseti ve güvenlik anlayışının alışılmış kalıpların, yerleşik kabullerin ve eski reflekslerin ötesine geçen köklü bir dönüşümden geçtiğini belirtti.
Öte yandan Köse, bu dönüşümün devletleri ve karar alıcıları daha derin bir stratejik muhakemeye ve farklı perspektifler geliştirmeye zorladığını kaydetti. Ayrıca bugünün güvenlik anlayışında istihbarat, dayanıklılık, teknoloji, toplumsal direnç ve ittifak dayanışmasının birbirinden ayrı başlıklar olmaktan çıktığını ifade eden Köse, bu kavramların geleneksel güvenlik dinamiklerinin tamamlayıcı unsurları hâline geldiğini dile getirdi.
“RUSYA'NIN DAHA BÜYÜK BİR ŞEYİ HEDEFLEDİĞİNİ ANLAMIŞTIK”
Prof. Dr. Köse'nin moderatörlüğünü yaptığı "NATO'nun Görünmeyen Bağı: İstihbarat" adlı panelde ise Cumhurbaşkanı Dış Politika ve Güvenlik Başdanışmanı Büyükelçi Akif Çağatay Kılıç, Akron Üniversitesinden Emeritus Profesör James Clyde Sperling ve Eski NATO İstihbarat ve Güvenlikten Sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı David Matthew Cattler yer aldı.
Sperling, NATO özelinde bakıldığında istihbaratın hedefe ulaşabilmek, kabiliyeti artırabilmek ve tehditlere karşı yanıt verilebilirliği artırabilmek gibi maliyetleri olduğunu belirtti.
Panelde yayımlanmak üzere video mesaj gönderen Cattler ise Ukrayna-Rusya Savaşı başlamadan önce yaşanan gerilimi hatırlatarak "Gerilimle birlikte bir şeylerin gelmek üzere olduğunu anladık. Rusya'nın daha büyük bir şeyi hedeflediğini anlamıştık." dedi.