SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Tercüman

QHA - Kırım Haber Ajansı - Tercüman haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Tercüman haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarında zamana ihtiyaç var Haber

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarında zamana ihtiyaç var

Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın fikirlerinin Türk aydınları arasında kabul görme sürecini ve Usûl-i Cedîd eğitim hareketini etraflıca ele alan Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Gaspıralı’nın eğitim alanında reformlar gerçekleştirmek üzere çıktığı yolda edindiği deneyimler üzerine Kırım Haber Ajansına (QHA) açıklamalarda bulundu. “BU USULLERİ MÜSLÜMAN OKULLARINDA UYGULAMAK NEDEN MÜMKÜN OLMASIN?” Gaspıralı’nın 1870'li yıllardan başlayarak memleketin dışında olduğunu ve önce Rusya’nın Voronej (Voronezh) bölgesi, sonra Moskova, onun ardından da bir dönem Osmanlı Devleti’nde kaldığını ve daha sonrasında ise 3-4 yıl boyunca Avrupa'da yaşadığını kaydeden Prof. Dr. Abdiraşidov, “Tabii ki bu ülkelerde gördüğü eğitim sistemini, kendi eğitim gördüğü sistemlerle karşılaştırdı. Zihninde, ‘Bu usulleri Müslüman okullarında uygulamak neden mümkün olmasın?’ diye düşünmeye başladı.” ifadelerini kullandı. Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı’nın çoğu kaynakta ilk Usûl-i Cedîd okulunun 1884 yılında Bahçesaray'da açtığının yazıldığı ancak ilk okulu 1883 yılında açtığını dile getirerek, “Bu gayriresmî bir okuldu ama bu okulun amacı, kendi ürettiği yeni metodu uygulamaya koymak için denetimden geçirmekti. Onun için de yanında çalışan Bekir Elekdar isimli bir kişi vardı, onu öğretmen olarak seçti. Neyi nasıl yapılması gerektiğini kendisine anlattı, yazdıklarını ona bu şekilde aktardı.” şeklinde konuştu. GASPIRALI’NIN TEK ŞARTI, ÖĞRETMENLERİN YENİ EĞİTİM METODUNU YAYMASIYDI Gaspıralı’nın bu usulü derslerde gördükçe daha da geliştirip eksikliklerini giderdiğini belirten Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı’nın daha sonra 1884 yılında ilk Usûl-i Cedîd okulunu açtığını ve burada kendi geliştirdiği Usûl-i Savtiye yöntemini kullandığını kaydederek “Usûl-i Cedîd, yeni metot demek. Usûl-i Savtiye ise ses usulü demek. Bugünkü modern eğitimin temelini koyan bu ses usulüyle ilkokula giden öğrenciler, aynı şekilde alfabeyi öğrenmeye başladı.” dedi. Gaspıralı tarafından 1884 yılında resmî bir okul açıldığını ve Kırım Tatar aydının daha sonra gazetelerde “Usul öğrenmek isteyen öğretmenler varsa kendi imkânlarıyla Bahçesaray’a gelebilirler, burada 2 ay benim misafirim olacaklardır.” şeklinde ilan verdiğini hatırlatan Prof. Dr. Abdiraşidov, bu 2 aylık süreç içerisinde söz konusu öğretmenlerin yeme, içme ve diğer yaşam masraflarının Gaspralı'nın cebinden çıktığını fakat Gaspıralı’nın bu kursta eğitim görecek öğretmenlere, kendi ülkelerine geri dönerek en az 3 kişiye bu usulü öğretme şeklinde şart koştuğunu vurguladı. GASPIRALI’NIN PROJESİ, OSTROUMOV VE NALİVKİN TARAFINDAN KÜSTAHÇA İFADELERLE REDDEDİLDİ Gaspıralı’nın 1880'li yılların sonlarına doğru Türkistan genel valisine bir mektup gönderdiğini ve mektubunda kendi açtığı bu yeni usul okulunun hedefleri ve elde ettiği sonuçlarla birlikte Bahçesaray’da, Kırım'da, İdil-Volga boylarında nasıl kabul edildiğini anlatmaya çalıştığını dile getiren Prof. Dr. Abdiraşidov,”Gaspıralı, böyle okulları Türkistan'da açmak için bir program sundu. Bu program içerisinde bir okul nasıl olmalı, bir oda nasıl olmalı, öğretmen nerede oturmalı, sıralar nasıl yerleştirilmeli, pencereler nerede olmalı… Bunların hepsini çizelgeleriyle Türkistan genel valisine bir proje olarak göndermişti. Türkistan genel valisi de Türkistan'da bulunan o dönemki yetkililer Nikolay Ostroumov ve Vladimir Nalivkin'e bu projeyi sundu.” ifadelerini kullandı. Ostroumov ve Nalivkin’in Gaspıralı’nın gönderdiği projeyi reddettiğini bildiren Prof. Dr. Abdiraşidov, “Ostroumov, raporunu şu ifadelerle sonlandırmıştı: ‘Rus olmayan birisinin böyle teklifte bulunması kabul edilemezdir. Rus olmayan biri, nasıl Ruslara akıl öğretebilir? Bu hiçbir şekilde kabul edilemez. Biz burada niye varız? Burayı ve eğitim sistemini kendimiz geliştiririz.’ Nalivkin de aynı şekilde rapor hazırlıyor. Böylece Gaspıralı'nın Türkistan genel valisine gönderdiği bu mektup projesi cevapsız kaldı.” şeklinde konuştu. GASPIRALI’NIN 1893 YILINDA TÜRKİSTAN’A ZİYARETİ, HAYATININ DÖNÜM NOKTASI OLDU Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı'nın 1893 yılında Türkistan'a seyahat ettiğini ve bu ziyaretinin amaçlarından birisi de gönderdiği mektubun cevabını öğrenmek olduğunu hatırlattı. Gaspıralı’nın kurduğu yeni usûl okullarının Kırım'da kabul gördüğünü dile getiren Özbek Türkü akademisyen, “Tabii ki Rus hükûmeti, orada da (Kırım) vardı. Oradaki hükûmet, ‘Tamam, Müslümanlar kendine göre bir yeni yöntem oluşturmuştur, bu şekilde devam etsinler,’ diye çok da karışmadı fakat Türkistan'a gelince böyle bir sert cevap alındı. Rus olmayan birisinin böyle bir teklifte bulunması kabul edilemez bir durum olarak kabul edilerek sert bir şekilde reddedildi.” değerlendirmesini yaptı. Taşkent'te 1885 yılında Rus yerli okulları açılmaya başlandı. Gaspıralı’nın daha sonra Rus yönetiminden bazı hususlarda yardım istemesine rağmen hiçbir cevap alamadıktan sonra “Sizin Türkistan'da açtığınız Rus okullarında okutulan metot benim yeni usul okulları için ürettiğim yeni metodun yalnızca bir miktar değiştirilmiş bir hâlidir. Siz bunu benden çaldınız.” şeklinde ifadelerde bulunduğunu kaydeden Prof. Dr. Abdiraşidov, Türkistan yönetiminin Gaspıralı'nın fikirlerini hiçe saymasına rağmen kendisine ait fikirleri, Türkistan'da kendi açtığı okullarda uyguladıklarını belirtti. “O DÖNEMDE RUS GAZETELER, TÜRKISTAN'I ‘YARI VAHŞİ’ OLARAK TASVİR EDİYORDU” “O dönemde Rus gazeteleri, Türkistan'ı ‘yarı vahşi’ olarak tasvir ediyordu. ‘Buradaki adamlar çok geride kalmış, her türlü şartlarda yaşamaktalar,’ diye kendi uydurdukları bir imajı göstermeye çalışıyorlardı.” şeklinde konuşan Prof. Dr. Abdiraşidov, Rusya’nın bu şekilde Türkistan'ı işgal etmesini aklamak için “Türkistan'a, bu ‘yarı vahşi’ ahaliye Avrupa medeniyetini götürüyoruz.” tarzı bir siyaset uygulamaya başladığına işaret etti. Gaspıralı’nın ise Türkistan'a giderken Rusların yaklaşımını “Orta çağlarda dünyaya o kadar meşhur âlim yetiştiren Türkistan, Rusların tasvir ettiği durumda mı? Eğer öyleyse bu durumda, bu alimleri nasıl yetişebildi?” şeklinde sorgulamaya başladığını kaydeden Prof. Dr. Abdiraşidov, “Gaspıralı, Türkistan'a gittiğinde önce Buhara'da kalıyor. Bir hafta Buhara emiriyle görüşmek istemişti ama Buhara emiri yaz dönemi olduğu için yazlık sarayındaydı. Buhara'dan yaklaşık 500-600 kilometre ötedeki Şehrisabz diye bir şehirdeydi.” ifadelerine yer verdi. “GÖRDÜKLERİM, TÜRKİSTAN HAKKINDA RUS BASININDA OKUDUĞUM HER ŞEYİ PARAMPARÇA ETTİ” Gaspıralı’nın kendisine görüşme izni gelinceye kadar Semerkant ve Taşkent'te gittiğini kaydeden Özbekistan Türkü akademisyen, “Semerkant ve Taşkent'te gördüklerini, Tercüman gazetesinde yayımladığı yol hatıralarında şöyle tarif ediyor: ‘Ben Türkistan'da öyle bir toplum, öyle aydınlar gördüm ki gördüklerim, bugüne kadar Türkistan hakkında Rus basınında okuduğum her şeyi paramparça etti. Tamamen başka bir âlem gördüm.’” dedi. Gaspıralı’nın Rus propagandasına karşı zihninde oluşan soru işaretlerine cevaplar bulmak amacıyla Türkistan’a gittiğini kaydeden Prof. Dr. Abdiraşidov, “Tabii ki o, kendi gönderdiği mektubun cevabını almak için Türkistan genel valisine de uğradı ama Genel Vali (Rosenbach), Gaspıralı’yı tabii ki kabul etmedi. Buna karşın kendisine cevap yazan Nikolay Ostroumov'la görüşme imkânı olmuştu. Bunu daha sonra Ostroumov da yazıyor, ‘Gaspıralı Taşkent'e geldiğinde biz görüştük,’ diye. Gaspıralı, o mektubun takdirini öğrenmek istemişti fakat tabii ki orada bir cevap alamadı. Ostroumov, diplomatik dille Gaspıralı'yı geri çevirdi.” şeklinde konuştu. OSTROUMOV, GASPIRALI’NIN YARDIM ÇAĞRISINI CEVAPSIZ BIRAKTI Gaspıralı’ya Semerkant'ta bir toplantıda “Tamam, siz böyle bir okul açtınız. Madem siz buraya geldiniz, buraya ziyaretinizi bir hatırası olarak bir okul açmamıza yardımcı olun.” şeklinde teklifte bulunulduğunu kaydeden Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı'nın yanında Azerbaycanlı Macit Ganizade’nin de olduğunu belirterek kendisinin, Kırım Tatar aydının ricası üzerine 40 gün Semerkant'da kalarak oradaki bir hocaya yeni usûlü öğrettiğini dile getirdi. Gaspıralı’nın Taşkent'teyken Nikolay Ostroumov'la görüştüğünde Semerkant'da böyle bir okul açılacağını, orada Macit Ganizade’nin 40 gün kalarak bir hocaya yeni usûl öğreteceğini söylediğini hatırlatan Prof. Dr. Abdiraşidov, “Daha sonrasında ise Gaspıralı, Ostroumov’dan Semerkand'daki ilk yeni usûl okulunun resmen açılmasında yardımcı olmasını rica etmişti. Gaspıralı, tabii ki bunu yıllar sonra yazıyor, ‘Ben Ostroumov'a birkaç defa mektup yazdım ama cevap alamadım,’ diyor. Ostroumov, görüştüklerinde yardım etmeyi kabul etmiş olabilir ama sonradan bu okulun açılmasına hiçbir yardımı dokunmadı ve o Semerkant'taki okul, 3 ay sonra gayriresmî olduğu için hükûmet tarafından kapatıldı.” dedi. RUS HÜKÛMETİ, TÜRKİSTAN’DAKİ MÜSLÜMAN GENÇLERİN AYDINLANMASINA ENGEL OLDU Rus hükûmetinin, usûl-i cedîd yöntemi ile Müslümanlar arasında eğitimin kısa bir sürede yaygınlaşacağının farkında olduğunu dile getiren Prof. Dr. Abdiraşidov, “Çünkü Gaspıralı, okuma yazmanın temellerini 40 günde öğretmeyi başarmıştı. Bu okulun kısa bir sürede yeni nesil Müslüman gençlerini yetiştirme imkânı vardı. Ostroumov da bunu çok iyi biliyordu, o yüzden Türkistan'da buna izin vermedi.” ifadelerine yer vererek bu okulların böylece 1900'lü yılların başlarına kadar yarı resmî bir statüde açılıp kapatıldığını ve daha sonrasında ise tekrar canlanmaya başladığını belirtti. Taşkent'te 1901 yılında bir usûl-i cedîd okulunun açıldığını, 1903'te ise Semerkant'ta açıldığını kaydeden Prof. Dr. Abdiraşidov, bu okulların daha sonraki yıllarda Türkistan bölgesinde daha yaygın bir şekilde açılmaya başladığını dile getirdi. “GASPIRALI, İLK 1883 YILINDAN BAŞLAYARAK GENEL BİR TÜRK EDEBÎ DİLİ OLUŞTURMAYA ÇALIŞTI” Türkistan’da 1917 yılına kadar 500'den fazla usûl-i cedîd okulunun açıldığını belirten Prof. Dr Abdiraşidov, Gaspıralı’nın 1883 yılında Bahçesaray’da yayımlamaya başladığı Tercüman gazetesi aracılığıyla yaydığı “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarı üzerine de değerlendirmelerde bulundu. “İlk olarak 1912 yılının sonbaharında Tercüman gazetesinde bu şiarda çıkmaya başladı ama daha önce yok muydu bu ilke? Tabii ki vardı. Gaspıralı, ilk 1883 yılından başlayarak genel bir Türk edebî dili oluşturmaya çalıştı. Türk halklarının Bahçesaray’dan Altay’a kadar aynı bir dilde yazsın, aynı bir dilde konuşmasını amaçladı. Mesela, bugün haritaya baktığımızda 20’ye yakın Arap ülkesi vardır ama onların konuştuğu dil kendi ülkelerinindi ve ağız olarak birbirinden çok farklıdır. Mesela Faslı biri, bir Iraklıyı hiçbir şekilde anlamaz. Mısırlı biri, Sudan'dakini yarım anlar ama onların yazı dili, edebî dili birdir. O yüzden onlar kendi aralarında bu edebî dil vasıtasıyla çok iyi bir şekilde anlaşabiliyorlar.” değerlendirmesini yapan Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı’nın da aynı dili oluşturmaya çabaladığını belirtti. Prof. Dr. Abdiraşidov, İkinci Rusya Müslümanları Kongresi’nde 1906 yılında Gaspıralı’nın önerdiği edebî dilin, resmî dil olarak kabul edildiğini kaydederek bu dilin İstanbul Türkçesinin tam bir karşılığı olmadığına dikkat çekti. Tercüman’ın ilk 10 yıllık sayılarında Gaspıralı’nın okuyucularını bu dile alıştırmak için ikili kelimeleri çok kullandığına işaret eden Prof. Dr. Abdiraşidov, “Mesela ‘iyi’ yanında tireyle ‘yahşi’ kelimesini kullanıyordu. Tabii ki bütün Türk şivelerinden ve lehçelerinden kelimelere yer vermişti. Tercüman’ın dili Osmanlı Türkçesinden farklıdır. Esas olarak Osmanlı Türkçesinin kullanıldığını kendisi de söylüyor fakat gazetenin dili farklıydı. İstanbul Türkçesiydi ama Türkçenin farklı lehçelerinden de kelimeleri araya böyle serpiştiriyordu. O şekilde genel bir edebî dilin oluşmasını ve tam kapsayıcılığın olmasını istemişti.” şeklinde konuşarak Kırım Tatar aydının “Dilde, fikirde, işte birlik!” şiarı çerçevesinde en başta dil birliğini hedeflediğini ifade etti. ÜÇÜNCÜ BÜTÜN RUSYA MÜSLÜMANLARI KONGRESİ BİR KIRILMA NOKTASI OLDU Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı’nın cedîdçilik felsefesi kapsamında, Müslümanlar Orta Çağ'da nasıl bir terakkiye ulaştıysa bugün de aynı şekilde ilerlemesi gerektiğini düşündüğünü belirterek “O, bir şekilde bütün Türk aydınlarının bir araya gelerek iş birliği yapmasını istedi Bunu başarabildi mi? Tabii ki başarabildi.” dedi. O dönemde yenilik taraftarı olan kişilerin, Tercüman gazetesini okuyarak meydana çıktığını ve 1906 yılının bu birlik için bir kırılma noktası olduğunun altını çizen Prof. Dr. Abdiraşidov, “1906 yılında düzenlenen Üçüncü Bütün Rusya Müslümanları Kongresi’nde şöyle bir sorun ortaya çıktı: Bu aydınların bir kısmı Müslümanlar yoğun olarak yaşadığı bölgelere, kültürel özerklik başta olmak üzere tam manada özgürlük otonomi, muhtariyet, özerklik verilmesini istediler ama Gaspıralı buna karşı çıktı ve oradaki tartışmalar sonucu olarak o güne kadar yetişmiş olan Müslüman eliti ikiye bölündü.” dedi. Gaspıralı’nın teklif ettiği ve ikinci kongrede resmî dil olarak kabul edilen edebî dilin de söz konusu talepte bulunan aydınlar tarafından reddedilmeye başladığını kaydeden Özbek Türkü akademisyen, bu aydınların arasında Ayaz İshâkî başta olmak üzere Kazan Tatar gençlerinin bulunduğunu dile getirdi. “DİL KONUSUNDAKİ DURUMA RAĞMEN İŞ BİRLİĞİ TAM MANASIYLA GELİŞMEKTE" “1906 ve 1908 yılları arasında Gaspıralı, bu gençler tarafından çok dışlandı. Hatta Gaspıralı, o dönem Rusya Duma'sındaki Müslüman milletvekillerinden, en yakın fikir arkadaşı Azerbaycanlı Ali Merdan Topçubaşev'e yazdığı bir mektupta, ‘Ben bu işlerden hep kovuldum, hiçbir şey yapmak istemiyorum,’ ifadelerini kullanmıştı. Bu gençler tarafından bu denli dışlanmak onurunu kırmıştı.” şeklinde konuşan Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı’nın 1908'den sonra tekrar kendi işlerini yapmaya devam ettiğini belirtti. Öte yandan Rus Çarı İkinci Nikolay'ın 30 Ekim 1905'te yayımladığı manifestonun bir noktaya kadar sağladığı özgürlükler sayesinde Müslüman gençlerinin meydana çıkarak yeni fikirler ortaya attığını belirten Prof. Dr. Abdiraşidov, buna karşın 1908 yılında söz konusu özgürlüklerin tekrar kısıtlanmaya başladığını dile getirdi. Bazı gençlerin Türkiye başta olmak üzere çeşitli ülkelere canlarını kurtarabilmek adına sığındığını ifade eden Prof. Dr. Abdiraşidov, söz konusu gençler arasında Ayaz İshâkî, Abdürreşit İbrahim, Yusuf Akçura gibi isimlerin bulunduğunu kaydetti. Ayrıca Prof. Dr. Abdiraşidov, Gaspıralı’nın 1908 yılından sonra, 1906’ya kadar devam ettirdiği işleri daha da geliştirmeye başladığını vurgulayarak 1912 yılına gelindiğinde “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını tam olarak başardığını ifade etti. Bugün Türk Devletleri Teşkilatının (TDT) da aynı şiarı takip ettiğini diile getiren Özbek Türkü akademisyen, şimdi Türk dünyasının yeniden birleşmeye çalıştığını belirterek TDT tarafından kurulan Türk Dünyası Ortak Alfabe Komisyonunun 34 harften oluşan ortak Türk alfabesi üzerinde uzlaştığını hatırlattı. Prof. Dr. Abdiraşidov, son olarak bugün Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve Türkmenistan’da uygulanan alfabe siyasetine bakıldığında söz konusu birliğin gerçekte kesin bir karşılık bulmadığını kaydederek şu değerlendirmelerde bulundu: Alfabe birliği şimdi gündemde fakat bunun yeniden oturması için zamana ihtiyacımız olacaktır. Belki 10, 15 veya 50 yıl sonra bu sonucu elde edebiliriz. Dil konusundaki duruma rağmen iş birliği tam manasıyla gelişmekte. Bunu TDT örneğinde görebiliyoruz. Üye devletler arasındaki ekonomik iş birliği gittikçe büyüyor. Gaspıralı’nın şiarı bugün tam olarak uygulanmaya çalışılsa da bu konuda zamana ihtiyaç vardır.

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum Haber

Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov: Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum

Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (HBVU) Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Misafir Öğr. Üyesi Prof. Dr. Zaynabidin Abdiraşidov, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Vakfının her ayın ilk cumartesi günü düzenlediği Tarih ve Kültür Konferansları'nın bugünkü konuğu oldu. Abdiraşidov, konferans kapsamında, “İsmail Gaspıralı ve Türkistan” konusunu anlattı. Ankara’nın “2026 Yılı Türk Dünyası Turizm Başkenti” olmasına da ithafen tertip edilen program, 3 Ocak 2026 tarihinde Kırım Derneği Dr. Ahmet İhsan Kırımlı Sosyal Tesisi'ndeki Bekir Sıtkı Çobanzade Kütüphanesi'nde saat 14.00’te başladı. TÜRK DÜNYASININ BABASI İSMAİL BEY GASPIRALI Açılış konuşmasını yapan Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, “Herkesin kendini bilmesi, vicdanıyla düşünesi ve hareket etmesi lazım. Bizim (Kırım Tatarlarının) çok büyük değerlerimiz var. Bundan yüz yıl önce, İsmail Bey Gaspıralı ortaya çıktı ve imkânları da hiçbir şekilde bizimle kıyaslanamayacak kadar azdı” dedi. Türk dünyasının ortak değeri, büyük Kırım Tatar aydın Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin Türk dünyasının her köşesine ulaşmasını ve “Usûl-ü Cedid” mektepleriyle Kırım Tatarlarının kendilerini tanıtarak ne kadar başarılı olabileceğini ortaya çıkarmasına vurgu yapan Kalkay, “Bizim öncelikle kendimize sahip çıkmamız lazım. Tabii ki Gaspıralı; önce kendimizden olması, Kırım’dan gelmesi ve Kırım’da çok büyük hareketlerin önünü açması sebebiyle bizim için çok önemli fakat Türk dünyası da Gaspıralı’yı ‘baba’ olarak biliyor” şeklinde konuştu. ABDİRAŞİDOV, GASPIRALI’NIN TÜRKİSTAN YOLCULUĞUNU ANLATTI “Gaspıralı’nın yürüdüğü yollar, (Kırım’daki) dağların arası, Zincirli Medrese, Giray Türbesi… Okuduklarım, araştırdıklarım, hepsi gözümün önünden geçmeye başladı. Sanki Gaspıralı’nın yanında Bahçesaray’ı gezmiş gibi oldum” şeklinde konuşan Abdiraşidov, konferansta Gaspıralı'nın Türkistan gezisini ele alarak bu gezinin, Gaspıralı’nın Tercüman gazetesi üzerinden yürüttüğü siyasi faaliyetlerini etkileyen unsurlardan biri olduğunu ifade etti. Buhara Emiri Abdulahad Han'ın Gaspıralı’ya sağladığı maddi ve manevi desteğin altını çizen Abdiraşidov, Gaspıralı’nın ilk olarak 1883 yılında Türkistanlı hükümdarlarla tanıştığını ve Türkistan’a olan ilgisinin bu şekilde gitgide arttığını vurguladı. Abdulahad Han’ın daveti üzerine Gaspıralı’nın, 1893 yılının mayıs ayında ilk defa Türkistan’a gittiğini ifade eden Abdiraşidov, Gaspıralı’nın deneyimlerini daha sonrasında “Buhara’da Ne Gördüm?” ismindeki seri makaleler şeklinde, Tercüman gazetesinde yayımladığını kaydetti. Ayrıca Abdiraşidov, Rusların Türkistan’ı “yarı vahşi” olarak tanımlamasının üzerine Gaspıralı’nın, Türkistan gezisine dair yazdığı hatıratlarında Rusların iddialarını yalanladığını belirtti. “İSMAİL BEY GASPIRALI’YI ANLATMAK İÇİN GÜNLER YETMEZ” Konferansın sonunda, Abdiraşidov’a plaket takdim eden Kırım Vakfı Başkanı Kalkay, “İsmail Bey Gaspıralı’yı anlatmak için günler yetmez. Kırım Tatarları, vatana döndükleri zaman yaptıkları işlerden ilki, 1991 yılında bir Gaspıralı sempozyumu düzenlemekti. 2001 yılında da Kırım Derneği olarak biz böyle bir sempozyum düzenledik. 2017’den beri, İsmail Bey Gaspıralı’nın isminin artık bir üniversiteye verilmesi talebimiz var. Bir ışık saçılsın, bu değer ortaya çıksın ki, bizim aydınlığımız daha da erken gelsin.” dedi. Konferansın ardından ise Abdiraşidov, “İsmail Gaspıralı ve XX. Yüzyılın Başlarında Türkistan” adlı kitabını katılımcılar için imzaladı.

Dr. Orhan Baldane: İsmail Gaspıralı, kendinden sonra bütün Türk dünyasını etkilemiş bir öncü ve rehberdir Haber

Dr. Orhan Baldane: İsmail Gaspıralı, kendinden sonra bütün Türk dünyasını etkilemiş bir öncü ve rehberdir

Pamukkale Üniversitesi, Türk dünyasının büyük fikir adamı ve Tercüman gazetesinin kurucusu İsmail Bey Gaspıralı'yı eserleri, fikirleri ve farklı yönleriyle ele alan konferansa ev sahipliği yaptı. PAÜ Türkçe Topluluğu tarafından 29 Nisan 2025 tarihinde düzenlenen konferans, üniversitenin Eğitim Fakültesi Dr. Engin Aksel Salonu'nda gerçekleşti. "Farklı Yönleriyle İsmail Gaspıralı" adı verilen konferansın konuşmacısı, Pamukkale Üniversitesi İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Araştırma Görevlisi Dr. Orhan Baldane oldu. Dr. Baldane; büyük Kırım Tatar aydını Gaspıralı'nın hayat hikayesini ve gazeteci, dilci, yazar, eleştirmen, siyasetçi ve insani yönlerini ele alan kapsamlı bir sunum gerçekleştirdi. Gaspıralı'nın yaşadığı dönemi ve mücadelesini örnekleriyle aktaran Baldane, onun çok yönlü kişiliği hakkında bilgiler verdi ve öncü kişiliği ve rehber rolüne dikkat çekti. Konferansın soru-cevap kısmında ise Rus işgalindeki Kırım ve Ukrayna-Rusya Savaşı'na ilişkin öğrencilerin merak ettiği konu başlıkları hakkında Kırım Haber Ajansı Başeditörü Ömer Cihad Kaya konuştu. "TÜRKİYE, CEDİDİZM'İN ZAFERİNİ YAŞAMAKTADIR" Konferansın açılışında ilk olarak Pamukkale Üniversitesi Sağlık, Kültür ve Spor Başkanlığı Türkçe Topluluğu Başkanı Arif Akın hitabını gerçekleştirdi, topluluk ve faaliyetler hakkında bilgi verdi. Ardından Türk dünyasında aydınlanmanın büyük öncüsü İsmail Bey Gaspıralı'ya ithaf edilen konferansın açılış konuşmasını, Pamukkale Üniversitesi Eğitim Fakültesi Türkçe ve Sosyal Bilimler Eğitimi Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Nurettin Öztürk icra etti. Prof. Dr. Öztürk, Gaspıralı'nın doğduğu ve yetiştiği dönemin dünyada büyük değişmelerin olduğu bir tarihi sürece denk geldiğini vurguladı. İsmail Bey Gaspıralı'nın (1851-1914), Kırım'dan çıkarak Türk dünyasının genelini etkilediğini belirten Prof. Dr. Öztürk, "Kırım, Türk düşüncesinin, Türkçülüğün, modernleşmenin, demokratikleşmenin çıkışına zemin hazırlamıştır. Gaspıralı'nın mücadelesi, Türk yurtlarının aydınları, ziyalıları arasında bir dalgalanma yarattı. Bu dalgalanmaya Usul-ü Cedid denmektedir. Cedit hareketi, modernleşmek, muasırlaşmak demektir. Atatürk'ün, 'Millî kültürümüzü, muasır medeniyet seviyesinin üstüne çıkaracağız' sözünün arka planında Cedidizm vardır. Bugün, Türkiye Cumhuriyeti, Cedidizm'in zaferini yaşamaktadır" ifadelerini kullandı. DR. ORHAN BALDANE: TÜRKÇÜ VE REFORMCU BİR LİDER Açılış konuşmasının ardından konuşmacı Dr. Orhan Baldane, İsmail Gaspıralı ismini ve meşhur sözünü ilk olarak lise yıllarında duyduğunu ifade etti. Ancak Gaspıralı ile esas tanışıklığının, Ege Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde okurken hocası Prof. Dr. Yavuz Akpınar'ın dersleri ve onun Ötüken Neşriyat tarafından basılan İsmail Gaspıralı Külliyatı sayesinde gerçekleştiğini belirtti.  İsmail Bey Gaspıralı'nın neşriyat faaliyetleri ve reform çalışmalarında her zaman öncü bir rol oynadığına dikkat çeken Dr. Baldane, Gaspıralı'dan önce Türk dünyasında aydınlanma fikirlerini ifade eden, Gaspıralı'nın da fikren beslendiği Abdünnasır Kursavi, Şehabeddin Mercani ve Kayyum Nasiri gibi düşünürlerden söz etti. Dr. Baldane, "Türkçü ve reformcu bir lider" olarak tanımladığı Gaspıralı'yı çağdaşlarından ayıran en büyük özelliğinin, ufkunu Kırım'la sınırlandırmaması olduğunu vurguladı. Gaspıralı hakkında, "Onun büyük ve bütün bir Türk dünyası hayali vardı. Bunu daha 1881'deki yazılarında görmeye başlıyoruz" değerlendirmesini yaptı. Baldane, onun çağdaşı olan Ahmet Ağaoğlu ve Yusuf Akçura gibi vatanından ayrılmadığını ve mücadelesini Kırım'da sürdürdüğünü kaydetti.  İsmail Bey Gaspıralı'nın Rusları ve onların zihniyetini çok iyi tanıdığını kaydeden konuşmacı, "Bu sebeple Çarlık rejiminin tüm baskılarına rağmen Gaspıralı, 30 yıl gibi uzun bir süre Tercüman gazetesini ayakta tutmayı başarmıştır. Bunun altında yatan sebep, onun Rusları çok iyi tanıması ve ona göre faaliyet yürütmesidir. Bunun yanında Gaspıralı sadece Rusya'yı bilen bir insan değil İstanbul'da, Paris'te temasları var. Batı dünyasını da Osmanlı'yı da yerinde görüp tanımıştır. Bu bilgisini ve birikimini artı değere dönüştürmeyi başarmıştır"  dedi. "ONU ÖNCÜ VE REHBER YAPAN ÖZELLİK, KENDİNDEN SONRA BÜTÜN TÜRK DÜNYASINI ETKİLEMESİDİR" PAÜ Türk Dili ve Edebiyatı Araştırma Görevlisi Dr. Orhan Baldane, Gaspıralı'nın Türk dünyası ve Türk düşüncesi için önemini şu şekilde anlattı: "Gaspıralı'nın başlattığı hareket, silsile halinde Kırım'dan bütün Türk dünyasına yayılmıştır. Onu öncü, rehber ve hoca yapan özellik, kendinden sonra bütün Türk dünyasını etkilemesidir. Gaspıralı, mücadelesinin en başından beri merkeze dili koymuştur. Ortak Türk dilini öncelemiş ve bu yönde çalışmıştır. Ortak Türk dili, Gaspıralı için vazgeçilmez bir parola olmuştur." Dr. Baldane, Gaspıralı'nın ortak Türk dilinin önemini ilk keşfeden kişi olmadığını kaydederek; Azerbaycan'dan Mirza Aleksandr Kazım Bey'in fikirlerini ve Hasanbey Melikzade Zerdabi'nin Ekinci gazetesini örnek verdi. Rusların sert sansür politikasına rağmen, halkı aydınlatmaya çalışan Zerdabi'nin "Vatan dilinde gazete" kavramını öne çıkardığını belirtti. "İLMİNSKİY, TERCÜMAN'IN KAPATILMASI İÇİN DEFALARCA MOSKOVA'YA MEKTUP YAZMIŞTIR..." Dr. Baldane, Gaspıralı'nın mücadeleye başladığı dönemde Türk dilini farklı lehçelere bölerek; Türk topluluklarını birbirinden ayırma gayretinde olan Rus misyoner Nikolay İlminskiy'in de faaliyet yürüttüğünün altını çizdi. Yerel lehçeleri dillere çeviren İlminskiy'in çalışmalarına rağmen Gaspıralı'nın yılmadığını ifade eden Baldane, "İşte Gaspıralı, böyle engellerin olduğu bir dönemde ortaya çıkmış ve Tercüman ile bizlere ışık tutmaya çalışmıştır." dedi. Farklı yönleriyle Gaspıralı'nın fikirleri ve eserleri hakkında değerlendirmeler yapan Türkolog Baldane, gazeteciliğini eğpitimciliğini dilciliğini yazarlığını eleştirmenliğini siyaset adamlığını ve hepsinden öte eş, baba ve dost olan Gaspıralı'yı anlattı. İlk olarak Kırım Tatar aydının gazeteci rolüne dikkat çeken Baldane, onun Tercüman'a kadar çeşitli gazeteler çıkardığını ancak güçlü Rus sansürü nedeniyle bu çalışmaların akamete uğradığını dile getirdi. Rusların Kırım'ı işgalinin 100. yılı olan 1883'te Çarlık yönetiminin, Kırım'da göstermelik bir serbestlik yaratarak Gaspıralı'nın gazete çıkarmasına izin verdiğini ancak iki dil şartı koştuğunu ifade etti. Tercüman'ın bu nedenle hem Kırım Türkçesinde hem de Rusça "Perevodçik" adıyla basıldığını belirtti. Orhan Baldane, "Gaspıralı, Tercüman gazetesiyle Zerdabi'nin Ekinci gazetesiyle amaçladığı 'vatan dilinde gazete' ülküsünü gerçekleştirmiş oldu. Tercüman'ın temel vazifesi; Türklere kendi dillerinde bir gazete armağan etmek ve o gazete yoluyla fikirlerini anlatmaktı. Hatta, nasıl ki Gaspıralı Zerdabi'den etkilenmiştir; Gaspıralı'dan sonra da bütün Azerbaycan aydınları da ondan etkilenmiştir. Ahmet Ağaoğlu, Hüseyinzade Ali Bey, Ali Merdan Topçubaşı..." ifadelerini kullandı.  Baldane, Gaspıralı'nın Tercüman'ı çıkarırken; Kırım'da sansürün başında İlya Kazas isimli bir Karay Türkünün olduğunu ifade etti. Kazas ve Gaspıralı arasında sıkı bir dostluk ilişkisi vardı. Bu nedenle Baldane, Tercüman'ın çok defa kapanma tehlikesi yaşadığını ancak Kazas'ın rolü nedeniyle sansürden korunduğunu belirtti. Gaspıralı'nın bu gazeteyi çıkarmaya başladığı dönemde Rusya'da başka Türkçe gazete olmadığını ifade eden Baldane, Tercüman'ın yayın serüveni hakkında ayrıntılı bilgiler verdi: "Bu gazete Kırım'da basılıp İstanbul'a, Bakü'ye, Almatı'ya, Buhara'ya, Semerkand'a ve Kaşgar'a kadar gidiyor. Bugünkü şartlarda, bugünkü teknoloji ile bile zor olan bir durum... 140 sene önce bunu başarabilmenin ne demek olduğunu tahayyül edin. Kırım'dan çıkan bir gazete, İstanbul'dan Kaşgar'a kadar binlerce aboneye ulaşıyor. İşte Gaspıralı, bu yüzden önemli. Tercüman bu yüzden önemli. O dönemde Türk dünyasının geneli adına haber kaynağı olma görevini, neredeyse tek başına sürdürdü." Gaspıralı'ya bu noktada eleştirilerin yapıldığını belirten konuşmacı, onun Ruslar ile irtibatlı ve yakın ilişkide olduğu gibi iftiralara maruz kaldığını ifade etti. Baldane, "Bu Gaspıralı'ya atılan bir iftiradır, o asla Rusçu, Rusların adamı olmamıştır. Türk dillerini 'böl, parçala, yut' stratejisi ile tahakküm altına almaya çalışan İlminskiy, Moskova'ya defalarca mektup yazmıştır. İlminskiy'in Gaspıralı hakkında 'tehlikeli, panTürkist, Turancı' şeklinde jurnaller verdiği bilinmektedir. Tercüman'ın kapatılması için defaatle girişimde bulunmuştur." ikazını yaptı. GASPIRALI'NIN ÜNLÜ ŞİARI, ANCAK 1912'DE GAZETEDE YER ALABİLDİ İsmail Bey Gaspıralı'nın iyi bir bürokrat, iyi bir diplomat ve iyi bir siyasetçi olduğunu vurgulayan Baldane, onun Rusların dengelerini zeki ve uyanık bir şekilde gözettiğini söyledi. Baldane, bu şekilde basın yayın faaliyetlerini akamete uğratmadan sürdürdüğünü dile getirdi. Dr. Orhan Baldane, Tercüman'ın kendisiyle özdeşleşen ünlü sloganı "Dilde, işte, fikirde birlik" ifadelerinin, 1883'te çıkmaya başlayan gazetede ancak 1912'de yazılabildiğini vurguladı. Baldane, Gaspıralı'nın o vakte kadar bu sözleri gazeteye yazmasının kapanma sebebi olduğunu çok iyi bildiğinin altını çizdi. Ayrıca bu sözlerin, Çarlık Rusyası'nda basın serbestisi gelmesinin ardından Tercüman'a ek olarak çıkarılan Millet gazetesinde 1906 yılında ilk kez geçtiğini aktardı. "HAYATININ MERKEZİNE USUL-Ü CEDİD'İ KOYDU..." İsmail Bey Gaspıralı'nın eğitimci rolü hakkında ise Baldane, "Gaspıralı, hayatının merkezine Usul-ü Cedid eğitim sistemini koymuştur. O, halihazırdaki eğitim yöntemiyle işin devam edemeyeceğinin farkındaydı. Mevcut sistemle; ana dilin ve dünyevi ilimlerin öğretilemediğini, sadece Kur'an öğretilebildiğini biliyordu" dedi. Türk dünyasında aydınlanmanın büyük öncüsü Gaspıralı'nın, bu durum karşısında reform gerçekleştirdiğine ve yeni usülle eğitim sayesinde öğrenci ve öğretmenlerin haklarını yenilediğine dikkat çekti. Dr. Orhan Baldane, Gaspıralı'nın yeni eğitim modelini en ince ayrıntısına kadar düşünüp bunları metod haline getirdiğini kaydetti. Ayrıca büyük fikir adamı Gaspıralı, dilin "usül-û savti (ses/avaz yöntemi)" denilen bir sistemle öğretilmesi gerektiğini söylemişti. DİLCİ YÖNÜYLE İSMAİL BEY GASPIRALI Gaspıralı'nın ortak ve sade Türkçe istediğini aktaran Baldane, bu konuda İstanbul kadınlarının konuştuğu Türkçe'yi örnek gösterdiğini ifade ederek şöyle konuştu: "Gaspıralı'nın en çok karşı olduğu şey yerel şivelerdi. Bunlardan mümkün olduğunca uzak durmak ve ortak Türk dilini kullanmak gerektiğini söylüyordu. Modern bir dilci gibi çalışıyordu." YAZAR YÖNÜYLE İSMAİL BEY GASPIRALI Dr. Orhan Baldane, Gaspıralı'nın dilde reform ve ortak Türk dili ülküsü yolunda yazdığı hikaye, roman ve edebi eserleri ile bunu tatbik ettiğini ifade etti. Baldane, Gaspıralı'nın "Molla Abbas'ın Avrupa Maceraları: Frengistan mektupları" , "Darürrahat Müslümanları" , "Kadınlar Ülkesi" gibi eserlerinden örnekler vererek; onun düşünce dünyasına mercek tuttu. ELEŞTİRMEN GASPIRALI Büyük fikir adamının eleştiri yönüne de vurgu yapan Baldane, İsmail Bey Gaspıralı'nın Aydınlanma'nın en önemli şartının eleştiri olduğunun farkında olduğunu dile getirdi. Dr. Orhan Baldane, "Gaspıralı, Türk toplumunun övgü ve tenkit yokluğu hastalığına yakalandığını söylemiştir. Bu konuda yazarlara, fikir adamlarına büyük bir görev düştüğünü ifade etmiştir" dedi. Ayrıca, bu hususta onun "Avrupa Medeniyetine Bir Nazar-ı Muvazene (Avrupa Medeniyetine Bakış)" adlı eserini hatırlattı. SİYASETÇİ GASPIRALI İsmail Bey Gaspıralı'nın Rusya Müslümanları Kongresi'ne ön ayak olması hakkında bilgiler veren Baldane, bu toplantının Fatih Kerimi, Abdürreşit İbrahim, Sadri Maksudi Arsal gibi dönemin Türk dünyası aydınlarını bir araya getirdiğini vurguladı. Baldane, "Bu toplantılarda çok önemli kararlar alındı. 20 senede Usul-ü Cedid okulları, 5 okuldan 5 bin okula çıkmıştır. Cedid hareketi, kurumsal bir kimliğe bürünmüştür. Bu kongrede çok önemli bir karar daha alındı. Türk dünyasının geneline yayılan Usul-ü Cedid okullarında ilk iki sınıfta Türkiye Türkçesi eğitimi verilmesi gündeme geldi. Rusya içindeki Türk halklarının çocukları, kendi lehçesini öğrenecek ama hepsi ortak dil sayesinde birbiriyle anlaşacaktı." ifadelerini kullandı. EŞ, BABA VE DOST OLARAK GASPIRALI İSMAİL BEY Orhan Baldane, ilk olarak Gaspıralı'nın eşi Zühre Hanım'ın ailesinden bahsetti. Akçura ailesinden olan Zühre Hanım'ın Gaspıralı'nın Tercüman mücadelesine büyük destek verdiğini ifade etti. İsmail Bey Gaspıralı'nın, devrinin Yusuf Akçura, Ayaz İshaki ve daha birçok önde gelen ismiyle yakın ilişkiler ve aile bağları kurduğuna dikkat çekti. Kızı Şefika Gaspıralı hakkında ise Dr. Baldane, "Türk kadınının örnek alması gereken isimlerin başında geliyor. Muhtemelen Gaspıralı, kendi fikirlerinin, kendi düşüncelerinin Şefika Hanım'da gerçekleşmesini görmekten dolayı mesud bir şekilde son nefesini vermiştir. Şefika Hanım, Gaspıralı'nın hayalini kurduğu bir Türk kadınıydı. Şefika Gaspıralı'nın eşi de önemlidir. Nesip Bey Yusufbeyli, o Azerbaycan'ın ilk başbakanlarından. Şefika Hanım'ın çıkardığı Alem-i Nisvan gazetesi, Müslüman dünyasındaki ilk kadın dergisidir"  ifadelerini kullandı.  "MODERN TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NİN KURULUŞ FELSEFESİNİN TEMELİNDE GASPIRALI'NIN İZİ VARDIR"   İsmail Bey Gaspıralı'nın aydın ve öncü fikirlerinin modern Türk devletinin kuruluşunda da etkisinin olduğunu vurgulayan Baldane, "Gaspıralı, Yusuf Akçura'yı etkilemiştir. Akçura, Ziya Gökalp'i etkilemiş ve Gökalp, Mustafa Kemal Atatürk'ü etkilemiştir. Gaspıralı, belki doğrudan Türk aydınlarıyla etkileşime geçmemiş olabilir ama fikri planda büyük bir etki yaratmıştır. Yani, modern Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin temelinde Gaspıralı'nın izi vardır" değerlendirmesini yaptı. Dr. Orhan Baldane, Bahçesaray'da 24 Eylül 1914 tarihinde mana alemine göç eden Gaspıralı'nın ölümünden sonra kendisine bütün Türk dünyasından mersiyeler yazıldığını vurguladı.  "DUYGUDA BİRLİK..." Araştırma Görevlisi, Türkolog Dr. Orhan Baldane, Gaspıralı'nın büyük mücadelesinin ışığında onun ideallerinin henüz gerçek olmadığını ancak bu yolda önemli adımlar atıldığını kaydetti ve sözlerine şu şekilde son verdi: "Türk dünyası olarak İsmail Bey Gaspıralı'nın meşhur parolasını hiçbir zaman unutmamamız gerekiyor. Dilde, fikirde, işte birlik... Ben buna bir de dördüncü olarak duyguda birliği eklemek istiyorum. Ben asıl birliğin duyguda birlik olduğunu düşünüyorum. Aynı şeylere üzülüp aynı şeylere sevinirsek; dilde, fikirde, işte birlik kendiliğinden gerçekleşecektir."  Konferansın soru-cevap kısmında ise Rus işgalindeki Kırım ve Ukrayna-Rusya Savaşı hakkında öğrencilerin merak ettiği konu başlıkları hakkında Kırım Haber Ajansı Başeditörü Ömer Cihad Kaya konuşma gerçekleştirdi. Kaya, İsmail Bey Gaspıralı'nın bunca verdiği mücadele sonrasında günümüzde devam eden Rus işgali nedeniyle Kırım'da bu gibi programlar ile anılmasının mümkün olmadığını vurguladı. Rusya'nın Kırım Tatar halkına yönelik baskılarının 2014 yılındaki işgalden beri sürdüğünü belirten Kaya, Kırım Tatar milli hareketinin öz vatanında yasaklı olduğunu ve bu nedenle İsmail Bey Gaspıralı gibi büyük fikir insanlarının da gerektiği şekilde hatırasının yâd edilemediğini aktardı.  24 Şubat 2022'den bu yana Kırım Tatar halkının bunların üstüne bir de topyekun savaşla mücadele ettiğini vurgulayan Kaya; Ukrayna-Rusya Savaşı'ndaki güncel durum, ABD'nin yürüttüğü tartışmalı müzakere süreci ve ateşkes iddiaları hakkında değerlendirmeler yaptı. Konferans programı, Prof. Dr. Nurettin Öztürk'ün konuşmacı Dr. Orhan Baldane'ye plaket takdimi ile sona erdi.

10 Nisan Kırım Tatar Gazetecilik Günü Haber

10 Nisan Kırım Tatar Gazetecilik Günü

Türk dünyasının büyük ismi, Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı'nın Tercüman gazetesini hayata geçirdiği gün olan 10 Nisan tarihi, Kırım Tatar Gazetecilik Günü olarak kutlanıyor. Kırım Tatarları bugün Kırım Tatar Gazetecilik Günü'nü Rus baskısı altında geçiriyor.  KIRIM TATAR GAZETECİLİK GÜNÜ Türk dünyasında milli uyanışın büyük öncüsü, Kırım Tatarı münevver İsmail Bey Gaspıralı, Çarlık Rusya’nın bütün yasaklarına rağmen 10 Nisan 1883’te Tercüman Gazetesi serüvenini başlattı. Gazetenin sloganı, bugün dahi Türk dünyası için şiar olan “Dilde, fikirde, işte birlik!” oldu. Gaspıralı'nın milli bir basın yayın organı teşkil edilerek tüm Türk topluluklarının birbirinden haberdar olması arzusuyla hazırladığı gazetenin ilk nüshası, 142 yıl önce bugün ilk kez basıldı. 10 Nisan tarihinde Kırım Tatar Gazetecilik Günü’nün kaydedilmesi kararı, Bahçesaray’da 2011 yılında düzenlenen Kırım Tatar Medyaları Konferansında kabul edilmişti. Türk dünyasında milli uyanışın büyük öncüsü: Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı Türk dünyasındaki milli uyanış hareketlerinin öncüsü, “dilde, fikirde ve işte birlik” şiarının yolbaşçısı, büyük Kırım Tatar fikir adamı İsmail Bey Gaspıralı, 20 Mart 1851’de dünyaya geldi. pic.twitter.com/ljYXa3G5Y8 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 20, 2023 TERCÜMAN GAZETESİNİN İLK NÜSHASININ BASILDIĞI TARİH 10 NİSAN 1883 Ünlü Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı tarafından çıkarılan ve Türk dünyasının aydınlanmasında büyük rol oynayan, Türk dünyasının ortak fikri mirası olan Tercüman gazetesinin ilk nüshası 1883 yılında Jülyen (eski) takvimle 10 Nisan’da (bugünün Gregoryen takvimine göre 22 Nisan) Bahçesaray’da basıldı. Tercüman, Kırım Tatar halkının yaşamının siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarını aydınlatan tarihte Kırım Tatarca yayınlanan ilk gazete olarak tanınıyor. Gaspıralı, gazetenin kapılarını şu cümle ile açacaktı: “Allah adına işe başlarken, gerçeğe ve aydınlığa hizmet etmek için kalemi elimize alıyoruz. Tercüman amacına ne kadar ulaşır? Bunu biz değil bizi değerlendirecek olanlar yargılayacaklardır” GASPIRALI'NIN ÖNCÜ EĞİTİM MODELİ USÛL-Ü CEDİD Tercüman neşredildiği ilk günden itibaren Türk dünyası için bir fikir karargahı haline gelirken, modernleşme sürecinde Türklerin din, dil, düşünce ve edebiyat hususunda gelişmesini sağladı. Hurafenin ve cehaletin baş düşmanı olan Gaspıralı, bu başarısını Usul-ü Cedid isimli modern eğitim modeliyle taçlandırmıştır. Tercüman Gazetesi, tüm Türk dünyasını etkilemiş, İstanbul’dan Kaşgar’a kadar bütün Türkler tarafından okunmuştur. Türk dünyasında ortak bir edebi dil için mücadele veren Gaspıralı’nın Tercüman’ı, bütün bir Türk dünyasının sesi olmuştu. VATAN KIRIM'DA KIRIM TATAR MEDYASI RUS BASKISI ALTINDA Kırım Tatarları bugün, tıpkı 142 yıl önce olduğu gibi Rus baskısı altında seslerini duyurmaya çalışıyor. Sürgüne, işgale, savaşa ve haksızlığa direniyor ve ses yükseltiyorlar. Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafındandan işgal edilmesinden sonra işgalci yönetim, aralarında QHA (Kırım Haber Ajansı), ATR, Meydan Radyosunun da olduğu birçok bağımsız medya kuruluşunun Yarımada'da faaliyet göstermesini yasakladı ve internet sitelerini de engelledi. Söz konusu medya kuruluşları günümüzde Ukrayna’nın ana kısmında faaliyetlerine devam etmek zorunda kaldı. Öte yandan işgalci yönetim, Yarımadada “Millet” televizyonu ve “Vatan Sedası” radyosu gibi kukla Kırım Tatar medya kuruluşlarını kurdu, işgali kabul etmeyen, Kırım’daki insan hakları ihlallerini, gerçek durumu yansıtmaya çalışan gazeteci ve blog yazarlarına karşı ise baskı uygulamaya devam ediyor. 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya'nın Ukrayna'daki topyekun işgal girişimi ve saldırılarının ardından Kırım'da Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm daha da katlandı. Vatan Kırım'da milli bir basın yayın faaliyeti veya gazetecilik Rus baskısının kurbanı oldu. Kırım'da yurttaş gazeteci ve sosyal medya üzerinden dünyaya Kırım'ın gerçeklerini, Rus işgalinin yarattığı baskıları tanıtmak isteyen aktivistler, sistematik bir şekilde arama ve baskınlara maruz kalıyor.

Çağını Aşan Bir Bilge: Türk Dünyasının Tercümanı İsmail Bey Gaspıralı Haber

Çağını Aşan Bir Bilge: Türk Dünyasının Tercümanı İsmail Bey Gaspıralı

İsmail Bey Gaspıralı, ünlü “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” şiarıyla Türkiye’de ve Türk dünyasında bayraklaşan büyük bir mefkure ve hamle insanıydı. Onun eserleri, Tercüman gazetesiyle yaydığı misyon ve hayata geçirdiği “Usûl-ü Cedîd” okulları, Türk modernleşmesine büyük bir katkı sağladı. Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı, 20 Mart 1851’de Bahçesaray yakınlarındaki Avcıköy’de dünyaya geldi. İsmail Bey, eğitimine Bahçesaray, Akmescit, Voronej ve Moskova’da devam etti. Henüz 17 yaşındayken Bahçesaray’da bulunan Zincirli Medrese’de eğitmenlik yaptı. İsmail Gaspıralı, 1874'te bir Osmanlı zabiti olma arzusu ile İstanbul’a geldi burada Osmanlı aydınlarıyla bir araya geldi ve çeşitli dergilerde makaleler yazdı.  Çağını aşan bu büyük bilge, milli bir basının oluşturulmasını ve tüm Türk topluluklarının birbirinden haberdar olmasını arzu ediyordu. Öyle ki; İstanbul'daki bir kayıkçıyla Doğu Türkistan'daki koyun çobanının dahi anlayabileceği bir ortak dil hayal etmişti. Bu doğrultuda, ünlü Tercüman gazetesi, 22 Nisan 1883’te yayın hayatına başladı. Türk dil birliğinin öncüsü olan Tercüman gazetesi, 1912 yılına gelindiğinde günlük olarak çıkmaya başlamış ve Türk dünyasında büyük bir etkinlik kazanmıştı. Tercüman gazetesi ve beraberinde Gaspıralı’nın modern eğitim reformu düşüncesinin en güzel örneği olan Usûl-ü Cedîd okulları, Türk modernleşmesine büyük katkı sundu. Çağdaş eğitim gereksinimlerine uygun biçimde donatılan okullarda, Türkçe okuma-yazma, temel aritmetik, hat, Kur’an okuma ve İslam esaslarını öğretmeye yönelik dersler verilmekteydi. Gaspıralı’nın Usûl-ü Cedîd sistemi ve okulları, 1917 yılına kadar "Ceditçiler" olarak adlandırılan milli reformcuları yetiştirmede büyük bir rol oynadı.  GASPIRALI İSMAİL BEY VE MİLLİ UYANIŞ İÇİN YAYINCILIK 1874 yılında eskiden beri istediği gibi bir Osmanlı zabiti olmak için İstanbul’a geçen Gaspıralı, 1 yıllık bekleyişinin ardından müraacatına olumlu yanıt alamadığı için Kırım’a geri döndü. 1878-1884 yılları arasında Bahçesaray Belediye Başkanlığı görevini yürüten İsmail Bey, Kırım ve yurt dışındaki ülkelerde yaptığı gözlemler ve geniş tecrübe birikimiyle birlikte yabancıların hakimiyeti altında yaşayan soydaşlarının seslerini dünya kamuoyuna duyurmak ve milli bir uyanış yaratmak amacıyla yayıncılığa başladı. Rusya Müslümanları hakkında pek çok yazı kaleme alan Gaspıralı, Türk-Müslüman topluluklarının ayağa kalkması için gerekli eğitim ve reformun gerçekleştirebilmesi adına çağa uygun bir maarif sisteminin hayata geçirilmesi konusunda büyük çaba gösterdi. GASPIRALI'NIN TÜRK MODERNLEŞMESİNE KATKISI Milli maarif sistemiyle birlikte Gaspıralı’nın tasavvurunda Türk toplulukları için ortak bir edebi dilin teşekkülü bulunuyordu. Ortak bir edebi dilin katkısıyla birlikte milli bir Türk basını teşkil edilerek tüm Türk topluluklarının birbirinden haberdar olmasını arzu ediyordu. Bu şekilde milli kaynaşma ve bilinç sağlanabilecekti. Yine bu amaç doğrultusunda ilk nüshasını, 22 Nisan 1883’de Türk dilinde gerçekleştirdiği “Tercüman” gazetesini hayata geçirdi. Osmanlı Türkçesi ile hazırlanan gazetede diğer Türk lehçelerinden de takviye kelimeler kullanılmaktaydı. Bahçesaray merkezli gazete önceleri haftada bir gün, 1903’te haftada iki gün, 1912’de günlük hale geldi. Tercüman gazetesiyle birlikte Gaspıralı’nın maarif reformu düşüncesinin en güzel örneği olan “Usûl-ü Cedîd” ve okulları, Türk modernleşmesine büyük katkı sağlamıştır. Modern eğitimin gereklerine uygun olarak dizayn edilen ve donatılan okullarda, Türkçe okuma-yazma öğretiminin yanısıra, temel aritmetik, hat, Kur’an okuma ve İslâm’ın esaslarını öğretmeye yönelik dersler yer almakta, buna bir üst basamakta genel coğrafya ve tarih, İslâm ve memleket tarihi hakkında giriş bilgileri ve tabiat bilgisi dersleri de ilâve olunmaktaydı. Karşılaştığı büyük engellere rağmen Gaspıralı’nın Usûl-ü Cedîd sistemi ve okulları, 1917 yılına kadar “Ceditçiler” olarak bilinen milli reformcuların yetiştirilmesine büyük katkı sağladı. Türk dünyasındaki milli uyanış hareketlerinin öncülerinden ve en büyük fikir adamlarından olan Kırım Tatarı İsmail Bey Gaspıralı 24 Eylül 1914’de Bahçesaray’da hayata gözlerini yumdu. Ömrü boyunca birlik içinde ve güçlü bir Türk dünyası hayalinin peşinden koşan, fikirleri ve eserleriyle Kırım’dan Türk dünyasına milli aydınlanma hareketlerine ışık tutan Gaspıralı’yı, doğumunun 174. yılında saygı ve özlemle anıyoruz. Türk dünyası, bu büyük fikir adamını asla unutmayacaktır!

10 Nisan Kırım Tatar Gazetecilik Günü kutlu olsun! Haber

10 Nisan Kırım Tatar Gazetecilik Günü kutlu olsun!

Ömer Cihad KAYA "Milletine hizmet etmek istiyorsan bildiğin işten başla" Bugün, Türk dünyasının büyük ismi İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin ilk nüshasını çıkardığı gün olan 10 Nisan tarihine ithafen Kırım Tatar Gazetecilik Günü olarak kutlanıyor. Fikirleri ve eserleri ile Türk dünyası ve Kırım'ın düşünce hayatında önemli bir yeri olan İsmail Bey Gaspıralı’nın Tercüman gazetesinin ilk nüshasını çıkardığı gün olan 10 Nisan tarihi Kırım Tatar Gazetecilik Günü olarak kaydediliyor. Türk dünyasında milli uyanışın büyük öncüsü, Kırım Tatarı münevver İsmail Bey Gaspıralı, Çarlık Rusya’nın bütün yasaklarına rağmen 10 Nisan 1883’te Tercüman Gazetesi serüvenini başlattı. Gazetenin sloganı, bugün dahi Türk dünyası için şiar olan “Dilde, fikirde, işte birlik!” oldu. Gaspıralı'nın milli bir basın yayın organı teşkil edilerek tüm Türk topluluklarının birbirinden haberdar olması arzusuyla hazırladığı gazetenin ilk nüshası, 140 yıl önce bugün ilk kez basıldı. 10 Nisan tarihinde Kırım Tatar Gazetecilik Günü’nün kaydedilmesi kararı, Bahçesaray’da 2011 yılında düzenlenen Kırım Tatar Medyaları Konferansında kabul edilmişti. Türk dünyasında milli uyanışın büyük öncüsü: Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı Türk dünyasındaki milli uyanış hareketlerinin öncüsü, “dilde, fikirde ve işte birlik” şiarının yolbaşçısı, büyük Kırım Tatar fikir adamı İsmail Bey Gaspıralı, 20 Mart 1851’de dünyaya geldi. pic.twitter.com/ljYXa3G5Y8 — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 20, 2023 TERCÜMAN GAZETESİNİN İLK NÜSHASININ BASILDIĞI TARİH 10 NİSAN 1883 Ünlü Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı tarafından çıkarılan ve Türk dünyasının aydınlanmasında büyük rol oynayan, Türk dünyasının ortak fikri mirası olan Tercüman gazetesinin ilk nüshası 1883 yılında Jülyen (eski) takvimle 10 Nisan’da (bugünün Gregoryen takvimine göre 22 Nisan) Bahçesaray’da basıldı. Tercüman, Kırım Tatar halkının yaşamının siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarını aydınlatan tarihte Kırım Tatarca yayınlanan ilk gazete olarak tanınıyor. Gaspıralı, gazetenin kapılarını şu cümle ile açacaktı: “Allah adına işe başlarken, gerçeğe ve aydınlığa hizmet etmek için kalemi elimize alıyoruz. Tercüman amacına ne kadar ulaşır? Bunu biz değil bizi değerlendirecek olanlar yargılayacaklardır” GASPIRALI'NIN ÖNCÜ EĞİTİM MODELİ USÛL-Ü CEDİD Tercüman neşredildiği ilk günden itibaren Türk dünyası için bir fikir karargahı haline gelirken, modernleşme sürecinde Türklerin din, dil, düşünce ve edebiyat hususunda gelişmesini sağladı. Hurafenin ve cehaletin baş düşmanı olan Gaspıralı, bu başarısını Usul-ü Cedid isimli modern eğitim modeliyle taçlandırmıştır. Tercüman Gazetesi, tüm Türk dünyasını etkilemiş, İstanbul’dan Kaşgar’a kadar bütün Türkler tarafından okunmuştur. Türk dünyasında ortak bir edebi dil için mücadele veren Gaspıralı’nın Tercüman’ı, bütün bir Türk dünyasının sesi olmuştu. VATAN KIRIM'DA KIRIM TATAR MEDYASI RUS BASKISI ALTINDA Kırım Tatarları bugün, tıpkı 140 yıl önce olduğu gibi Rus baskısı altında seslerini duyurmaya çalışıyor. Sürgüne, işgale, savaşa ve haksızlığa direniyor ve ses yükseltiyorlar. Kırım’ın 2014 yılında Rusya tarafındandan işgal edilmesinden sonra işgalci yönetim, aralarında QHA (Kırım Haber Ajansı), ATR, Meydan Radyosunun da olduğu birçok bağımsız medya kuruluşunun yarımadada faaliyet göstermesini yasakladı ve internet sitelerini de engelledi. Söz konusu medya kuruluşları günümüzde Ukrayna’nın ana kısmında faaliyetlerine devam etmek zorunda kaldı. Öte yandan işgalci yönetim, yarımadada “Millet” televizyonu ve “Vatan Sedası” radyosu gibi kukla Kırım Tatar medya kuruluşlarını kurdu, işgali kabul etmeyen, Kırım’daki insan hakları ihlallerini, gerçek durumu yansıtmaya çalışan gazeteci ve blog yazarlarına karşı ise baskı uygulamaya devam ediyor. 24 Şubat 2022 tarihinde Rusya'nın Ukrayna'daki topyekun işgal girişimi ve saldırılarının ardından Kırım'da Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm daha da katlandı. Vatan Kırım'da milli bir basın yayın faaliyeti veya gazetecilik Rus baskısının kurbanı oldu. Kırım'da yurttaş gazeteci ve sosyal medya üzerinden dünyaya Kırım'ın gerçeklerini, Rus işgalinin yarattığı baskıları tanıtmak isteyen aktivistler, sistematik bir şekilde arama ve baskınlara maruz kalıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.