SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türk Akademisyenler Birliği

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türk Akademisyenler Birliği haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Akademisyenler Birliği haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Nariman Celâl: Kırım, her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır Haber

Nariman Celâl: Kırım, her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır

Türk Akademisyenler Birliğinin 19 Ağustos 2026 tarihinde terip ettiği "Kırım’ın İşgali ve Karadeniz’de Yeni Jeopolitik Düzen: Ukrayna-Türkiye Perspektifi” başlıklı konferansta konuşmacı olarak yer alan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Karadeniz’deki güvenlik krizinin temelinde Kırım’ın 2014’teki işgalinin yattığını vurgulayarak Türkiye’nin bölge güvenliğindeki vazgeçilmez rolüne dikkat çekti. Moderatörlüğünü Kırım, Güney Azerbaycan ve Kerkük üzerine çalışmalar yapan akademisyen Dr. Aynur İmran’ın yaptığı program, çevrim içi olarak gerçekleştirildi. “KIRIM, KIRIM TATAR TÜRKLERİNİN TARİHÎ VATANIDIR” Programın açılışında konuşan Dr. İmran, “Karadeniz, tarih boyunca yalnızca devletleri birbirinden ayıran bir deniz değil, aynı zamanda medeniyetleri, halkları, ticaret yollarını ve stratejik çıkarları birbirine bağlayan önemli, jeopolitik bir alan olmuştur.” şeklinde konuştu. Ukrayna-Rusya Savaşı nedeniyle Karadeniz’in uluslararası güvenlik sisteminin yeniden en kritik bölgelerinden biri hâline geldiğini belirten Dr. İmran, bu denklemin merkezinde Kırım’ın bulunduğunu vurguladı. Bununla birlikte Dr. İmran, şu ifadelere yer verdi: Kırım meselesi, bizim açımızdan yalnızca Ukrayna’nın toprak bütünlüğü veya Rusya-Ukrayna ilişkileri bağlamında değerlendirilecek bir konu değildir. Kırım, aynı zamanda Kırım Tatar Türklerinin tarihî vatanıdır. Sürgünlerin, geri dönüş mücadelesinin, millî kimliği koruma çabasının ve bugün devam eden siyasi mücadelenin coğrafyasıdır. KARADENİZ’DEKİ GÜVENLİK KRİZİNİN TEMELİNDE KIRIM’IN İŞGALİ YATIYOR Büyükelçi Celâl, “Bugün Karadeniz’de yaşananları, yalnızca 24 Şubat 2022’den itibaren değerlendirmek bence bizi yanlış sonuçlara götürecektir çünkü bu savaş, Ukrayna için 2022 yılına başlamadı. Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilmesiyle başladı.” değerlendirmesini yaparak bugün Karadeniz’deki güvenlik krizinin kaynağının büyük ölçüde Kırım’ın işgali olduğunu vurguladı. Bunun yanı sıra “Kırım meselesi, yalnızca Ukrayna’nın toprak bütünlüğü meselesi değildir. Kırım, Karadeniz’in güvenliği meselesidir. Kırım, işgal altında kaldığı sürece Karadeniz’de kalıcı ve sürdürülebilir bir güvenlik düzeni kurmak son derece zor olacak.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı işgal ettiği süreçte uluslararası toplumun bir kısmının bu işgali “yerel ve bölgesel bir kriz” şeklinde yorumladığını hatırlattı. KIRIM’IN RUSYA TARAFINDAN İŞGALİ, ÇOK DAHA BÜYÜK BİR STRATEJİNİN BAŞLANGICIYDI Büyükelçi Celâl, “Bugün geriye baktığınızda Kırım’ın işgalinin çok daha büyük bir stratejinin başlangıcı olduğunu açıkça görebiliyorsunuz.” ifadelerini kullanarak Kırım’ın Rusya için Karadeniz’e hâkim olmanın, Ukrayna’yı denizden kuşatmanın ve bütün Karadeniz bölgesindeki güç dengesini bozmanın bir aracı olduğunu dile getirdi. Yarımada’nın hızla devâsâ bir askerî üsse dönüştürüldüğünü ve füzeler, savaş uçakları, hava savunma sistemleri, savaş gemileri ve diğer saldırı unsurlarının Kırım’a yerleştirildiğini kaydeden Büyükelçi Celâl, Rusya’nın bu şekilde Ukrayna’nın güney bölgeleri başta olmak üzere bütün Karadeniz bölgesine karşı güç kullanmaya başladığını bildirdi. Rusya’nın bu şekilde Karadeniz filosunu Ukrayna kıyılarının abluka altına almak için kullandığını ve Ukrayna limanlarının işlemesine engel olma girişiminde bulunduğunu dile getiren Büyükelçi Celâl, “Dünyanın en önemli tarım ihracatçılarından biri olan Ukrayna’nın denize erişimi, Rusya tarafından siyasi ve askerî bir baskı aracına dönüştürüldü. Dolayısıyla bugün artık şunu çok daha net görebiliriz: 2014’te Kırım’da uluslararası hukukun ihlal edilmesine yeterli cevabın verilmemesi, 2022’de çok daha büyük bir savaşın önünü açtı. Bu yalnızca Ukrayna açısından değil, bütün uluslararası sistem açısından çıkarılması gereken önemli bir derstir çünkü saldırganlık, durdurulmadığında sona ermez, büyür.” dedi. KARADENİZ, TÜRKİYE VE UKRAYNA’NIN ULUSAL GÜVENLİK MESELESİ KONUMUNDA BULUNUYOR Karadeniz’in tamamının savaşın etkilerini hissettiğini dile getiren Büyükelçi Celâl, limanlar, enerji altyapısı, ticaret yolları, tankerler, tahıl terminalleri ve sivil gemilerin risk altında olduğuna işaret ederek Rusya’nın Ukrayna’nın limanlarına, enerji tesislerine, kritik altyapısına füze ve silahlı insansız hava araçlarıyla (SİHA) saldırdığını kaydetti. “Karadeniz’de güvenlik meselesi artık sadece savaş gemilerinin nerede olduğunun meselesi değildir. Bu aynı zamanda ticaret gemilerinin güvenliği, sigorta, limanların çalışabilmesi, gıda ve enerji güvenliği meselesidir. En önemlisi de milyonlarca insanın günlük hayatını doğrudan etkileyen bir meseledir.” şeklinde konuşan Büyükelçi Celâl, Karadeniz’in güvenliğinin hem Türkiye hem Ukrayna için doğrudan bir ulusal güvenlik meselesi olduğunu vurguladı. Ukrayna’nın insansız deniz araçları (İDA), füze sistemleri, uzun menzilli silahlar, istihbarat ve yeni teknolojileri sayesinde Rusya’nın Karadeniz filosunun hareket alanını ciddi ölçüde sınırlandırdığını ifade eden Büyükelçi Celâl, Ukrayna’nın Karadeniz’deki Rus hâkimiyetinin kaçınılmaz olmadığını kanıtladığını dile getirerek “Bana göre yeni Karadeniz düzeninin başlangıç noktalarından biri tam olarak budur.” dedi. “TÜRKİYE KARADENİZ GÜVENLİK SİSTEMİNİN VAZGEÇİLMEZ AKTÖRLERİNDEN BİRİDİR” Bu yeni düzende Türkiye’nin yerine vurgu yapan Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin Kırım’ın Rusya tarafından işgalini tanımaması ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü desteklemesinin Ukrayna için öneminin altını çizdi. Büyükelçi Celâl Türkiye’nin yalnızca siyasi destek vermediğini kaydederek “Türkiye, coğrafyası, askerî kapasitesi, savunma sanayisi, NATO üyeliği, diplomatik ağırlığı ve Boğazlar üzerindeki özel sorumluluğu nedeniyle Karadeniz güvenlik sisteminin vazgeçilmez aktörlerinden biridir.” dedi. Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgal saldırılarının başlamasından sonra Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin uygulanmasının bunun en açık örneklerinden biri olduğuna dikkat çeken Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin boğazlarından savaş gemilerinin geçişine ilişkin aldığı kararın, Rusya’nın Karadeniz’deki askerî deniz gücünü kolaylıkla takviye etmesini engellediğini vurgulayarak Montrö Boğazlar Sözleşmesi’nin 21. yüzyılda da Karadeniz askerî dengesinin korunmasında son derece etkili bir mekanizma olduğunu ve bu mekanizmanın merkezinde Türkiye’nin bulunduğunu ifade etti. Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı’ndaki arabuluculuk rolüne ve diyalog kanallarını açık tutma çabasına dikkat çeken Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin hem Kıyiv hem de Moskova ile iletişim kuran az sayıda ülkeden biri olduğunu vurguladı. “BARIŞ, UKRAYNA’NIN EGEMENLİĞİ VE TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ PAHASINA KURULMAMALIDIR” Öte yandan “Türkiye, bir yandan Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü destekledi, diğer yandan da Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımadı ve Ukrayna ile savunma alanındaki iş birliğini sürdürdü. Diğer taraftan da Rusya ile iletişim kanallarını açık tutarak bu kanalları somut sonuçlar elde etmek için kullanmaya çalıştı.” değerlendirmesini yapan Büyükelçi Celâl, bu sayede 2022 ve 2025 yıllarında İstanbul’un Ukrayna ve Rusya arasında gerçekleştirilen müzakerelere ev sahipliği yaptığını, Türkiye ve Birleşmiş Milletler’in (BM) çabalarıyla Karadeniz Tahıl Girişimi’nin hayata geçirildiğini ve savaş devam ederken Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaşmasının ve Ukraynalı savaş esirlerinin serbest bırakılmasın mümkün kılındığını hatırlattı. Müzakereler hususunda ayrıca Ukrayna için önemli olanın adil ve kalıcı bir barışın sağlanması olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, “Barış, Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğü pahasına kurulmamalıdır.” dedi. Türkiye’nin aynı zamanda Karadeniz’deki seyrüsefer güvenliği konusundaki rolünü de dile getiren Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin gelecekte de barışın sürdürülebilirliği açısından stratejik bir aktör olduğunun altını çizerek arabuluculuğun başarısının sadece arabulucunun çabalarına değil, tarafların gerçekten barış istemesine de bağlı olduğunu ifade etti. “KARADENIZ’İN GÜVENLİĞİNİ TÜRKİYE OLMADAN GARANTİ ETMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR” Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin Karadeniz güvenliğinin temel aktörlerinden biri olduğunu dile getirerek “Cumhurbaşkanımız Sayın Volodımır Zelenskıy bunu her yerde söylüyor: Tek Karadeniz bölgesinde değil, aslında Avrupa güvenlik sisteminde de Türkiye’nin ve Ukrayna’nın rolü çok büyüktür.” dedi. Türkiye’nin Karadeniz, Avrup ave Orta Doğu için önemini artık herkesin anladığını belirten Büyükelçi Celâl, “Bugün, artık savaş sonrasında Karadeniz’de nasıl bir güvenlik sistemi kurulacağını düşünmemiz gerekiyor. Türkiye’nin gelecekte Ukrayna için oluşturabileceği güvenlik garantileri ve deniz boyutunda öncü bir rol üstlenmeye hazır olması, bizim açımızdan son derece önemlidir. Bize göre Karadeniz’in güvenliğini Türkiye olmadan garanti etmek mümkün değildir.” ifadelerini kullanarak bu tür bir güvenlik sisteminin pratikteki karşılığının mayın temizleme, deniz ve hava gözetimi, ticaret yollarının izlenmesi, kritik liman altyapısının korunması, bilgi ile istihbarat paylaşımı ve sivil gemilere yönelik tehditlerin erken tespiti olabileceğini dile getirdi. “UKRAYNA, BELKİ DE GÜVENLİ DENİZ TAŞIMACILIĞINA EN ÇOK İHTİYAÇ DUYAN ÜLKEDİR” Öte yandan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın Karadeniz'de yükselen gerilimi düşürmeyi amaçlayan moratoryum önerisini hatırlatan Büyükelçi Celâl, Ukrayna’nın İstanbul’daki müzakereler kapsamında denizde ve havada ateşkes sağlanmasına yönelik somut adımlar atılmasını önerdiğini fakat Rusya’nın bunu kabul etmediğini kaydederek böyle bir girişimin karşılıklı olması ve güvenilir izleme ve doğrulama mekanizmalarının bulunması gerektiğini ifade etti. Ayrıca ticari deniz taşımacılığının Ukrayna açısından bir hedef olmadığının altını çizen Büyükelçi Celâl, “Ukrayna, belki de bütün bölge ülkelerinin arasında güvenli ve özgür deniz taşımacılığına en çok ihtiyaç duyan ülkedir çünkü ekonomimizin ve ihracatımızın önemli bir bölümü deniz yollarına bağlıdır. Ancak başka bir gerçeği de görmezden gelemeyiz. Rusya, uluslararası ticaret mekanizmaları, savaş ekonomisinin bir parçası olarak kullanmaya çalışmaktadır.“ şeklinde konuşarak Rusya’nın yaptırımları aşmak ve Ukrayna’yı topyekûn işgal girişimini finanse etmek için kullandığı “gölge filosunu” gündeme taşıdı. Türkiye ve Ukrayna arasındaki stratejik ortaklık açısından yakın zamanda onaylanan Serbest Ticaret Anlaşmasının da önemini vurgulayan Büyükelçi Celâl, bu şekilde sadece gümrük vergilerinin düşürülmeyip iki büyük Karadeniz ekonomisinin entegrasyonunun gerçekleşeceğine de işaret ederek Türk şirketleri açısından doğacak yeni fırsatları ve Ukrayna’nın yenden inşasını da dile getirdi. “KIRIM, YALNIZCA STRATEJİK BİR TOPRAK PARÇASI DEĞİLDİR” Öte yandan Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi, Kırım’dan söz ederken sadece savaş gemileri, füzeler ve jeopolitikten konuşulamayacağını belirterek “Kırım, yalnızca stratejik bir toprak parçası değildir. Kırım, insanların vatanıdır ve her şeyden önce Kırım Tatar halkının tarihî vatanıdır.” dedi. Büyükelçi Celâl, Türkiye’de milyonlarca insanın Kırım ile olan kültürel ve duygusal bağına işaret ederek Türkiye’nin Kırım konusundaki tutumunun Ukrayna için insani bir anlam taşıdığını da dile getirdi. Kırım’ın 2014 yılındaki işgali sırasında Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) yasaklandığını kaydeden Büyükelçi Celâl, aktivistlerin, gazetecilerin ve insan hakları savunucularının yasa dışı olarak takip edildiğini, alıkonulduğunu ve hapis cezasına çarptırıldığını ifade etti. KIRIMLI SİYASİ TUTSAKLARIN YARISINDAN FAZLASINI KIRIM TATARLARI OLUŞTURUYOR İşgal altındaki Kırım’da hâlihazırda yaklaşık 300 siyasi tutsağın bulunduğunu bildiren Büyükelçi Celâl, siyasi tutsakların yarısından fazlasının Kırım Tatarı olduğunu vurgulayarak Kırım Tatarlarının işgalci Rusya tarafından hedef alınmasının sebebinin, Kırım Tatar halkının 2014 yılında meydanlara çıkarak Rus işgaline “hayır” demesi ve demokrasiden yana olduğunu ifade etmesi olduğunu kaydederek Kırımlıların siyasi görüşleri nedeniyle uğradığı baskıyı da dile getirdi. Ayrıca bugün Kırım Tatarcanın ve Kırım Tatar kültürünün zor durumda olduğunu kaydeden Büyükelçi Celâl, Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov’un 24 Mayıs 2016’da kimliği belirsiz Rus işgalciler tarafından kaçırıldığını hatırlatarak “Annesi ne yazık ki rahmetli oldu, babası ise hâlâ kendisini bekliyor. Biz de bekliyoruz. Sağ mı, değil mi, kendisinden hiçbir haber alınamadı.” dedi. “KARADENİZ BİZİM ORTAK EVİMİZDİR, BU EVİ GÜVENLİ, ÖZGÜR VE BARIŞÇIL HÂLE GETİRMEK İSTERİZ” Büyükelçi Celâl, son olarak şu ifadelere yer verdi Rus saldırganlığı eski düzeni yıktı ancak bundan sonra kurulacak düzenin nasıl olacağı konusunda son söz bizim olmalıdır. Ukrayna, bu konuda kendi tercihini yaptı. Biz, Karadeniz’in hiçbir devletin gölü olmasını istemiyoruz, bir çatışma alanı olmasını da istemiyoruz. Karadeniz, uluslararası hukuka, seyrüsefer özgürlüğüne ve komşularının egemenliğine saygı gösteren bütün devletler için güvenli olmalıdır. Bizim stratejik hedefimiz çok açıktır: Savaşın olmadığı, uluslararası hukukun geçerli olduğu, ticaret gemilerinin hangi bayrak altında olursa olsun saldırıya uğrama korkusu olmadan seyrettiği, mayınlarından temizlenen, ticaretin geliştiği, Ukrayna ve Türkiye ekonomilerinin Serbest Ticaret Anlaşması sayesinde birbirine daha da yakınlaştığı, savunma sanayilerimiz ve ortak güvenliğimiz için birlikte çalıştığımız, Kırım’ın artık askerî bir üs olmadığı, ayrıca Kırım Tatarlarının kendi vatanlarında özgürce yaşadığı bir Karadeniz. Ukrayna ve Türkiye’nin bu vizyonu hayata geçirebileceğine inanıyorum. Kırım’ın yasa dışı ilhakını tanımayan Türkiye’ye minnettarız. Kırım Tatar halkının haklarını savunduğu için Türkiye’ye minnettarız. Ukrayna, en zor dönemlerinde Türkiye’nin gösterdiği dayanışmayı unutmadı. Ukrayna ile Türkiye’yi birbirine bağlayan sadece geçmiş değildir, bizi birbirimize bağlayan Karadeniz, ekonomik çıkarlarımız, güvenlik ve insanlarımız arasındaki bağlardır. Bizim görevimiz, bu düzenin hukukun gücüne dayanmasını sağlamaktır. Bunun, Ukrayna ile Türkiye’nin ortak çıkarı olduğuna inanıyorum. Karadeniz bizim ortak evimizdir, bu evi güvenli, özgür ve barışçıl hâle getirmek isteriz. “KIRIM TÜRKÜ KARDEŞLERİMİZ 12 YILDIR BASKI ALTINDA” Konferans sonunda söz alan Emel Kırım Vakfı Başkan Vekili Nurten Bay, Rus esareti altındaki Kırım Tatar siyasi tutsakların maruz bırakıldığı ağır koşulları dile getirdi. “Kırım Türkü kardeşlerimiz 12 yıldır baskı altında. Gece yatarken neredeyse giyinik yatıyorlar çünkü ‘Kapı kırılır veya bir telefon alabiliriz. Bizim evimize veya birinin evine baskına geliyorlar, acaba kimin evine baskına gittiler?’ diye tedirgin yatıyorlar.” şeklinde konuşan Bay, Kırımlıların baskın sonrası uzun yıllar yasa dışı olarak hapse mahkûm edildiğini ve Rusya’nın Kırım’dan kilometrelerce uzaktaki hapishenelere ve tutukevlerine yasa dışı olarak sevk edildiğini kaydetti. Rusya’nın alıkoyduğu ve aralarında ağır hastalıklardan muzdarip olanların da bulunduğu birçok Kırımlı siyasi tutsağın bulunduğunu hatırlatan Bay, Ervin İbragimov’u da gündeme taşıdı. UKRAYNALI AKADEMİSYENLER DE HAK MÜCADELESİNE DAVET EDİLDİ Türk Akademisyenler Birliği Genel Başkanı Doç. Dr. İzzettin Özpolat, programın kapaşında yaptığı konuşmada, Kırım Tatar siyasi tutsak Tofik Abdülgaziyev başta olmak üzere diğer Kırımlı siyasi tutsaklar adına da Azerbaycanlı aydınlar tarafından imza toplandığı ve bu imzaların Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev’e sunulduğunu anımsattı. Doç. Dr. Özpolat, geçmişte Azerbaycan Milletvekili Ganire Paşayeva ile de benzer çalışmaların yapıldığını dile getirerek, Ukraynalı akademisyenleri de Kırımlı Tatar siyasi tutsaklar ve Rusya tarafından haksız yere alıkonulan Türk kökenli siyasi tutsaklar adına ilgili projelerde yer almaya davet etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.