SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türk Dil Kurumu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türk Dil Kurumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Dil Kurumu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

ADF2026’da 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı konuşuldu: “Dilde, fikirde, işte birlik!” Haber

ADF2026’da 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı konuşuldu: “Dilde, fikirde, işte birlik!”

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) üçüncü gününde “Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kongresi’nden Türk Entegrasyonuna” paneli gerçekleştirildi. Panelde; Türk Dil Kurumu (TDK) Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, Hacı Bayram Veli Ünivesitesi (HBVÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ruhi Ersoy, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreteri Sultan Raev, Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Türk Kültür ve Miras Vakfı Başkanı Aqtoty Raiymqulova yer aldı. “TÜRKÇE KELİME KÖKLERİNİN YÜZDE 100’Ü ORTAK” Mert, kültürel birliğin olmazsa olmaz şartının “yazıda birlik” olduğunu belirterek “Biz 1926’da yakılan meşaleyi, bize verilen resmî görevle çok şükür neticelendirdik. İşin siyasi ayağı kaldı, o da artık üç ülkemizin görev meclisinde. Burada biz çok şükür 1928’de Atatürk sayesinde bu devrimi gerçekleştirmiştik. Bugün, Asya’daki kardeşlerimizle alfabe birliğine geçmemiz söz konusu. Biz, bildiğiniz gibi Avrupa ve Amerika ile de bir alfabe birliği içerisindeyiz. Bununla mukayese edilebilir bir konu değil.” dedi. Mert, bugün dünyadaki bilgi birikiminin en az yüzde 80’inin ve akademik yayınların yüzde 98’inin Latin alfabesi ile yazılı olduğunu kaydederek “Dolayısıyla tek başına bunlar, Latin alfabesine geçmek için yeterli bir gerekçedir ama meseleye Türk cumhuriyetleri açısından baktığımızda bugün Türk lehçelerinin karşılıklı anlaşılabilirlik düzeyi farklılık arz etse de bizim söz varlığımızın yüzde 85’i ortak, Türkçe kelime köklerinin yüzde 100’ü ortak.” şeklinde konuştu. Alfabe birliğiyle birlikte Türk devletlerinin görünmez kültürel ögelerinin görünür hâle geleceğini ve karşılıklı birlik duygusunun hissedilebilir olacağını dile getiren Mert, bu hususta Türk dünyasının ortak değerlerine vurgu yaptı. ERSOY VE ÖMÜRALİYEV, GASPIRALI’NIN “DİLDE, FİKİRDE, İŞTE BİRLİK” ŞİARINI HATIRLATTI Ersoy, 15 Aralık’ın Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan edilmesini artık Türk dilleri değil, Türk dil ailesinin lehçeleri ile birlikte ortak ülkü olan Türk birliğine doğru her açıdan gittiğini gösteren önemli bir gösterge olarak değerlendirdi. “Bunun içini somut adımlarla doldurmak gerekiyor. İsmail Bey Gaspıralı’nın ‘Dilde, fikirde, işte birlik’ ilkesi ne anlama geliyorsa Bakü Türkoloji Kurultayı da bunun fikrî temellerinin Türkoloji merkezli devamı anlamına gelir. O sebeple bugünkü Türkolojinin sadece dil, edebiyat ve folklor ekseninde ünversitelerde müfredat olarak okutulmasının yetersiz olduğu ve Türkoloji müfredatının ivedilikle Türk dünyasındaki gelişmeler bağlamında güncellenmesi gerektiği fikrini taşıyoruz.” ifadelerini kullanan Ersoy, bununla birlikte “Orhun Programı”nın ivedilikle içinin doldurulması çağrısını yaptı. 1926 Bakü Türkoloji Kurultayı için “Sadece bilimsel değil, tarihî bir kilometre taşıydı.” diyen Ömüraliyev ise Kurultayın Türk dünyasının entegrasyonu açısından önemine vurgu yaptı. Ömüraliyev, bununa birlikte İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarını hatırlattı. MUSTAFAYEV, KURULTAYIN ORTAK TÜRK KİMLİĞİ BİLİNCİNİ ŞEKİLLENDİRDİĞİNİ BELİRTTİ 2025 yılında Türk Akademisi ve Türk Dil Kurumunun (TDK) ortak çalışmaları neticesinde 34 harfli bir ortak Türk alfabesinin ilan edilmesi sürecinde aktif rol alan Mustafayev, Kurultayın bugünün Türkoloji bilimi üzerindeki uzun vadeli entelektüel etkisini ve ortak bir Türk kimliği bilincinin şekillenmesindeki rolü üzerine konuştu. Mustafayev, Kurultayın Türk dünyası tarihi açısından önemini vurgulayarak Kurultayın tarihî altyapısı ve tertip edildiği ortama ilişkin fikir ayrılıklarına dikkat çekti. “Bazıları bence çok yüzeysel bir sosyolojik anlayışla hareket ederek ve tarihi bütüncül bir yaklaşımla değerlendirmekten yoksun olarak bu Kurultayı tek taraflı yorumluyorlar. Sanki bunu Sovyetlerin gizli bir ajandasıymış ve bir komploymuş gibi ifade ediyorlar. Bence bu, Kurultaya karşı kesinlikle kabuk edilemez ve yanlış bir yaklaşımdır. Her şeyden önce Türk halklarının veya o dönemin deyimiyle Türk-Tatar kavimlerinin bu Kurultayla nasıl bir münasebeti oldu, bu Kurultayı bizim aydınlarımız nasıl kabul etti? O perspektiften yaklaşılması daha doğru olur.” ifadelerini kullanan Mustafayev, Türk aydınlarının Kurultayı büyük bir heyecanla karşıladıklarını dile getirdi. Türk tarihinde ilk kez Altaylardan ve Sibirya’dan başlamış, Kırım’a ve Anadolu’ya kadar bütün bu geniş coğrafyada yaşayan bütün Türk halklarının temsilcileri, aydınları ve bilim insanlarının Bakü’de toplandığını belirten Mustafayev, Türk halklarının ortak kültürü, dilleri ve geleceğiyle ilgili kendi fikirlerini ortaya koymaları ve Türk dilleri adına önemli kararlar alma imkânını elde ettiklerini dile getirdi. Bununla birlikte Mustafayev, “Bu açıdan Kurultay, bizim için çok önemli bir hadisedir ve onun yüzüncü yıl dönümünün bu kadar tantanalı bir şekilde Azerbaycan’da ve bütün Türk dünyasında kutlanması bence çok anlamlıdır.” dedi. “DİL, BİZİM KÜLTÜREL HAFIZAMIZDIR” UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan etmesini “uzun yıllara yayılan ortak bir imgenin karşılığı” olarak değerlendiren Raev, TÜRKSOY’un 2008 yılında Ankara’da başlattığı somut olmayan kültürel miras sürecini 2010 yılından itibaren TÜRKSOY üyesi ülkeler ve UNESCO Millî Komisyonlarının toplantılarıyla daha geniş bir zemine taşındığını belirtti. Bu toplantıların her yıl Türk dünyası kültür başkentlerinde gerçekleştirildiğini ve bugüne kadar 10’dan fazla toplantıyla birlikte üçlü bir iş birliği ve istişare zemininin oluştuğunu dile getiren Raev, “Bütün bu kurumsal çabanın temelinde ise çok daha derin bir gerçeklik yatıyor: Dil, bizim kültürel hafızamızdır; adetlerimizi, geleneklerimizi, göreneklerimizi saklayan bir sandıktır. Bir milletin yaşadığı her şey, ürettiği her değer, dilin içinde taşınır. Türk dünyasında mesele yeni bir yakınlık kurmak değildir, bu diller zaten aynı kökten beslenmektedir. Asıl mesele, bu ortak hafızayı daha güçlü bir şekilde yeşertmek ve dünyaya daha görünür kılmaktır.” değerlendirmesini yaptı. Bugün Türk dünyasının ekonomik olarak yükseldiğini kaydeden Raev, “Bu yükselişin bir ruhu olmalıdır. Bu ruhu edebiyat, sinema, müzik kurar. Bir roman düşünün; Taşkent sokaklarında başlar, İstanbul Boğazı kıyılarında devam eder. Aynı duygu, farklı şekillerde hayat bulur; aynı hafiza, farklı yerlerde yeniden anlatılır. İşte bu, farklı yerlerden evrensele uzanan bir anlatıdır. Bu anlatı, ortak bir dil hafızasıyla beslendiğinde etkisi katlanır. Sanatçının ufku genişler, eserler daha geniş bir coğrafyada karşılık bulur ve kültürel zenginlik büyür.” şeklinde konuştu. Öte yandan Raev, bu noktada Kurultay hususunda “100 yıl önce Bakü’de atılan o adım, dil üzerinden ortak bir gelecek kurma iradesiydi.” dedi. HASAN, TÜRK AYDINLARININ ORTAYA KOYDUĞU İRADEYE VURGU YAPTI Türk dünyasının birlik ve beraberliğiyle stratejik açıdan ileriye doğru taşınmasına dikkat çeken Hasan, “Bizim ecdatlarımız sayılan ve 1926 yılında o zor şartlar altında, uçakların ve teknolojinin gelişmediği şartlar altında ta Macaristan, Türkiye ve o zamanlar Sovyetler Birliği içerisinde bulunan kardeş ülkelerimiz Özbekistan, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Altaylar, Kazan ve Kırım’dan kalkıp gelen bütün kardeşlerimiz… Bunların hepsi nadide insanlardır. Bunların her birisi Türk dünyasını nasıl canlandırabiliriz, Türk dilini nasıl daha da güçlendirebiliriz, Türklüğümüzü nasıl koruyabiliriz, diye ortaya bir irade koymuşlardır.” ifadelerine yer vererek buna karşın söz konusu aydınların neredeyse hepsinin 1937 yılında Jozef Stalin’in “repressiya” rejimine kurban gittiğini hatırlattı. HER 15 ARALIK’TA TÜRK DİLLERİNİN MİRASI VE KÜLTÜREL BİRLİĞİ SES GETİRECEK Raiymqulova ise Türk Kültür ve Miras Vafkının çalışmalarından bahsetti. UNESCO’nun 15 Aralık’ı Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan etmesinin Türk dillerinin küresel mirasını ve bu gelişmenin Türk devletlerinin etki alanını nasıl etkileyeceği üzerine Raiymqulova, “15 Aralık’ın UNESCO tarafından Dünya Türk Dilleri Ailesi Günü olarak ilan edilmesi, Türk dillerinin mirası ve kültürel birliğinin küresel çapta tanınması açısından önemli bir adımdır. Bu karar, geçen yıl kasım ayında UNESCO’nun Semerkant’taki genel kurul toplantısında alınmıştı.” dedi.

Türk Dil Kurumunun kuruluşunun 93. yıl dönümü Haber

Türk Dil Kurumunun kuruluşunun 93. yıl dönümü

Ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 12 Temmuz 1932’de Türk Dili Tetkik Cemiyeti adıyla adıyla kurulan Türk Dil Kurumu, kuruluşunın 93 yaşında. TDK, 93 YILDIR TÜRKÇENİN HİZMETİNDE TDK Başkanı Prof. Dr. Osman Mert, kurumun kurulul yıl dönümünde paylaştığı mesajda, TDK'nın kuruluşundan bu yana, Türkçeyi ilmî yöntemlerle inceleyip geliştirmek ve dünya dilleri arasında hak ettiği konuma taşımak için aralıksız çalışmakta olduğunu vurguladı. TDK resmî internet sayfası aracılığıyla paylaşılan mesajda şu ifadelere yer verildi: Türk Dil Kurumu, Türk dilinin çağdaş ve bilimsel temellerle geliştirilmesi düşüncesiyle 12 Temmuz 1932’de kurulmuş; bu büyük adımın mimarı Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK olmuştur. Kuruluşundan bu yana, Türkçeyi ilmî yöntemlerle inceleyip geliştirmek ve dünya dilleri arasında hak ettiği konuma taşımak için aralıksız çalışmaktadır. Dil, bir milletin ruhunu, düşüncesini ve ortak hafızasını yansıtan canlı bir mirastır. Türk Dil Kurumu, bu anlayışla hem tarihsel mirasımıza sahip çıkmakta hem de çağın gereklerine uygun bir dil bilinci oluşturmak için akademik çalışmalar, yayınlar ve projeler üretmektedir. Kültürel sürekliliğin, millî bilincin ve ortak aidiyet duygusunun da en büyük koruyucuları arasında yer almaktadır. 93 yıldır Türkçenin hizmetinde olan Türk Dil Kurumunun kuruluş yıl dönümünde, kurucumuz Gazi Mustafa Kemal ATATÜRK başta olmak üzere, emeği geçenleri ve Türk diline emek veren bilim adamlarını saygı ve minnetle anıyor; Kurumun bugünlere gelmesinde iz bırakan bütün çalışma arkadaşlarımıza da teşekkür ediyoruz.

Kazakistan'da "Ortak Türk Alfabesi" için önemli toplantı Haber

Kazakistan'da "Ortak Türk Alfabesi" için önemli toplantı

Türk Devletleri Teşkilatının öncülüğünde, Türk Dil Kurumu ve Uluslararası Türk Akademisinin işbirliğiyle Al Farabi Kazak Millî Üniversitesinin ev sahipliğinde “Ortak Türk Alfabesinin Bütünleştirici Rolü: Bilimsel ve Sosyal Yönleri Uluslararası Konferansı” 27 Ekim 2023 tarihinde Kazakistan’ın Almatı şehrinde gerçekleştirildi. Konferansa; Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanı Prof. Dr. Derya Örs ve Türk Dil Kurumu Başkanı Prof. Dr. Osman Mert’in yanı sıra Kazakistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Danışmanı Malik Otarbayev, Kazakistan Aksakalı Prof. Dr. İkram Adırbekov, Uluslararası Türk Akademisi Başkanı Prof. Dr. Şahin Mustafayev, Al Farabi Kazak Millî Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Canseyit Tüymebayev ve Kazakistan Cumhuriyeti Parlamento Senatosu Milletvekili Prof. Dr. Darhan Kıdırali katıldı. Toplantıda ayrıca, Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreter Yardımcısı Sakı Sadıkov, Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreter Yardımcısı Sadi Jafarov, Türk Akademisi Başkan Yardımcısı Dr. Erhan Türbedar, Dr. Askhat Kessıkbayev, Türkiye’nin Almatı Eğitim Ateşi Ayhan Korkmaz ve diplomatik misyon temsilcileri ile alanının uzmanı akademisyenler katıldı. ORTAK İDEALLER İÇİN EN ÖNEMLİ ADIM ORTAK ALFABE ÜLKÜSÜ Prof. Dr. Derya ÖRS konuşmasında, Türk Devletleri Teşkilatının alfabe konusuna verdiği değerin günden güne arttığını dile getirerek bu durumun önemine değindi. Prof. Dr. ÖRS bu konunun önemli bir değişim ve dönüşüme yol açacağının bilincinde olduklarını kaydetti. Türk devletlerinin ortak ideallerini gerçekleştirmek adına atılacak en önemli adımın “ortak alfabe ülküsü” olduğunu vurgulayan Örs, ortak alfabeye geçiş süreci sonucunda Turk dünyasının birbirini daha iyi anlayıp daha iyi tanıyacağını belirtti. Türkiye'de 1928 yılından bu yana Latin alfabesinin kullanıldığını hatırlatan Örs, bu alfabenin; Azerbaycan, Türkmenistan ve Özbekistan’da her ülkenin kendi dil yapısına uygun olarak tatbik edildiğini ifade etti. TÜRK DÜNYASI İÇİN ORTAK ALFABE ZORUNLULUKTUR Prof. Dr. Osman Mert ise konuşmasında, 8. asırdan bu yana Türk milletlerinin atalarının çeşitli alfabeler kullansalar da alfabe birliğini her zaman kendi içlerinde sağladıklarını aktardı. Akademik olarak yapılan çalışmaların yazı dilinde ortaklık sağlamaya duyulan ihtiyacı gösterdiğini söyleyen Mert, Ötüken-Uygur Kağanlığı’ndan beri bu coğrafyanın pek çok alanına dağılmış bir şekilde tarihî serüvenini sürdürdüğünü sözlerine ekledi. Ayrıca Prof. Dr. Osman Mert, günümüzdeki gelişmelerden de yola çıkarak; ortak alfabe konusunda hep birlikte ortak politikalar geliştirilmesine vurgu yaptı. Üç oturum hâlinde gerçekleştirilen konferans, sırasıyla “Bütünleşme Unsuru Olarak Alfabe”, “Alfabe, Dil ve Kimlik” ve “Kapanış Oturumu ve Sonuç Bildirgesinin Kabul Edilmesi” başlıkları altında gerçekleştirildi.  Konferansın Sonuç Bildirgesi, “Ortak Türk Alfabesinin Bütünleştirici Rolü: Bilimsel ve Sosyal Yönleri” konferansı katılımcıları adına Türk Akademisi Başkanı, Türk Dil Kurumu Başkanı ve Al-Farabi Kazak Millî Üniversitesi Rektörü tarafından 27 Ekim 2023 tarihinde Almatı’da imzalandı.

26 Eylül Türk Dil Bayramı Haber

26 Eylül Türk Dil Bayramı

Bundan tam 91 yıl önce İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda Birinci Türk Dil Kurultayı hayata geçirildi. O gün, Türk Dil Bayramı olarak ilan edildi. Türkiye'nin kurucu lideri Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün talimatıyla 26 Eylül 1932-6 Ekim 1932 tarihleri arasında düzenlenen Birinci Türk Dil Kurultayı'nın açılış günü olan 26 Eylül tarihi, her yıl “Türk Dil Bayramı” olarak kutlanıyor. “Türk Dili Tetkik Cemiyeti” adıyla 12 Temmuz 1932’de kurulan ve ardından “Türk Dil Kurumu” ismini alan cemiyetin düzenlediği Birinci Türk Dil Kurultayı'nda çok sayıda bilim adamı, gazeteci, yazar, devlet adamı ve sanatçı bir araya geldi. Türkçe’nin önemine dikkat çekmek adına 26 Eylül günü “Türk Dil Bayramı” ilan edildi. TÜRK DİL BAYRAMI TARİHİ Milletin var olabilmesi için dilin en önemli unsur olduğuna dikkat çeken ve Türk dili üzerinde çalışmaları teşvik eden Mustafa Kemal Atatürk, 11 Temmuz 1932 tarihinde bir akşam yemeği esnasında, dil işlerine yoğunlaşılması gerektiğini söyleyerek bu konuda ciddi bir atılım gerçekleştirdi. Türk Dili Tetkik Cemiyeti adında 12 Temmuz 1932 tarihinde Türk dili ile ilgili bir kurum kuruldu. Daha sonra Samih Rifat, Ruşen Eşref (Ünaydın), Celâl Sahir (Erozan) ve Yakup Kadri (Karaosmanoğlu) İçişleri Bakanlığına giderek başvuruda bulunmasıyla kurumun adı Türk Dil Kurumu olarak değiştirildi. Türk Dil Kurultayı, Türk dilinin gelişmesi ve zenginleşmesi adına önemli bir girişim olarak tarihe geçti. “TÜRK DİLİ, DİLLERİN EN ZENGİNLERİNDENDİR” “Milli his ile dil arasındaki bağ çok kuvvetlidir. Dilin milli ve zengin olması, milli hissin gelişmesinde başlıca etkendir. Türk dili, dillerin en zenginlerindendir; yeter ki bu dil şuurla işlensin. Ülkesini, yüksek istiklalini korumasını bilen Türk milleti, dilini de yabancı diller boyunduruğundan kurtarmalıdır.”                                                                                                                                                                                                                                         Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Kırım Tatar Türkçesi Sözlüğü çıktı Haber

Kırım Tatar Türkçesi Sözlüğü çıktı

Türk Dil Kurumu (TDK) Yayınları tarafından basılan Kırım Tatar Türkçesi Sözlüğü raflardaki yerini aldı. Sözlük, 7 Aralık Kilis Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Seher Maşkaraoğlu tarafından hazırlandı. Kırım Tatar Türkçesi Sözlüğü, Türk Dil Kurumunun e-mağazası'nda satışa sunuldu. KIRIM TATAR TÜRKÇESİ SÖZLÜĞÜ ÇIKTI Sözlüğün sunuş kısmında şu ifadeler yer aldı: "Kırım Tatar Türkçesi, Karadeniz-Hazar bölgesi Kıpçak dil alanı içerisinde yer almaktadır. Hem Türk yazı dilleri arasındaki özel konumu hem de sahip olduğu geniş söz varlığı sebebiyle alan uzmanları için önemli bir kaynak durumundadır. Bugün Türkiye’de azımsanmayacak bir Kırım Tatar göçmen grubu vardır. Ülkemizde kalabalık bir kitle oluşturan Kırım Tatar kökenli yurttaşlarımızın yararlanacağı dil öğretim kılavuzları, özgün edebiyat antolojileri ve kapsamlı bir sözlük yoktur. Bu çalışma özellikle bu türden bir katkı oluşturabilmek gayesiyle hazırlanmıştır. Kırım Tatar Türkçesi Sözlüğü’nün esas kaynağını Seyran Useinov’un üç ciltlik Kırım Tatarca-Rusça-Ukraince Lugat adlı eseri oluşturmaktadır. Çalışmada, ilk olarak Useinov’un üç ciltlik sözlüğünden dizilen madde başları bilgisayar ortamına aktarılmış ve Rusça açıklamaları Türkçeye çevrilmiştir. Daha sonra elde edilen açıklamalı sözlük maddelerinin altına metinlerden taranan cümle, kıta, beyit veya mâni türünden örnekler işlenmiştir. İşlenen bu örnek cümlelerin Türkiye Türkçesi karşılıkları da verilmiştir. Böylelikle 27.243 adedi madde başı, 18.937 adedi alt maddeden oluşan toplam 46.180 madde hazırlanmıştır. Sözleri örneklendirmek için 8.910 örnek alıntı kullanılmıştır."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.