SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türk Dünyası

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türk Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

“Emir Timur”: Türk dünyası sineması, bütün dünyada hayranlık uyandıracak Haber

“Emir Timur”: Türk dünyası sineması, bütün dünyada hayranlık uyandıracak

Özbekistan ve Kazakistan ortak yapımı olan ve 14. yüzyılın ortalarında Moğol İmparatorluğu’nun çöküşüyle başlayan siyasi istikrarsızlık ortamını merkezine alan tarihî savaş destanı “Emir Timur” filminin ilk prömiyerinin, 2 Nisan 2026 tarihinde yapılacağı aktarıldı. TÜRK DÜNYASI, SİNEMAYA DAMGA VURACAK TRT Avaz’ın 19 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre film, Timur İmparatorluğu'nun kurucusu ve ilk hükümdarı olan ve İpek Yolu’nun kaderini değiştiren Emir Timur’un yükseliş hikâyesini anlatacak ve tarihî destanların büyük geleneğini, çağdaş bir perspektifle beyaz perdeye taşıyacak. Genç Timur’un kişisel kayıplar ve ağır yaralanmalar sonrası iktidara uzanan, zorluklarla dolu mücadelesini ve konu alan film; 120’den fazla ülkeden sinemaseverlerin, Türk dünyasının sinemadaki özgün zevkiyle tanışmasını sağlayacak. DEV KADROLU FİLM, BÜTÜN COĞRAFYALARDA SES GETİRECEK Dünya genelinde dev bir coğrafyada dağıtımı yapılacak olan filmin, Türkiye ve Türk dünyasının yanı sıra Orta Doğu, Avrupa, Kuzey ve Güney Amerika, Asya ve Afrika coğrafyalarında bulunan 120’den fazla ülkenin sinema salonlarında yer alacağı bildirildi. Film, “Mystery Box” yapım şirketi bünyesinde ve “7SABER” ile “BWG Production” şirketlerinin iş birliğiyle çekildi. Yönetmeni “The Chosen” ve “Iron Cowboy” yapımlarıyla tanınan Jacob Schwartz olan yapımın başrolü “Emir Timur” karakterini ise Christian Mortensen canlandırdı. Timur’un eşi Uljay rolüne ünlü Özbek oyuncu Yulduz Rajabova, “Emir Hüseyin” karakterine ise “The Witcher” ve “Marco Polo” dizileriyle tanınan Maheş (Mahesh) Jadu hayat verecek. FİLMDE TÜRK DÜNYASI RÜZGÂRI Türkistan coğrafyasının tanınmış oyuncuları olan Jandos Aybassov (Zhandos Aibassov), Yerkebulan Daiyrov ve Sancar (Sanjar) Madi’nin yardımcı rollerde yer alarak renk kattığı film, Türkistan coğrafyasının enerjisini seyirciye en güçlü hâliyle yansıtacak. Filmin yüksek tempolu savaş sahneleri ve aksiyon koreografisi ise sinema camiasının en prestijli dublör ekiplerinden biri olan ve “Mulan” ile “Cehennem Melekleri 2” (The Expendables) gibi filmlerin dublörlük işlerinde yer almış “Nomad Stunts” tarafından yapıldı.

Kazak millî edebiyatının büyük şairi Magcan Cumabay, 88 yıl önce vefat etti Haber

Kazak millî edebiyatının büyük şairi Magcan Cumabay, 88 yıl önce vefat etti

Kazak millî edebiyatına eserleriyle iz bırakmış Mağcan Cumabay, vefatının 88. yılında saygıyla anılıyor. “ÜNLÜ OZAN, SÖZÜ ALTIN HAKÎM ABAY’A” 5 Haziran 1893 tarihinde Kuzey Kazakistan vilâyetinde, bugün adını taşıyan Mağcan Cumabay ilçesine bağlı olan Sasıkköl’de doğdu. Eğitimli bir aileye mensup olan Cumabay’ın babası Beken, ticaretle ilgileniyordu ve varlıklı biriydi. Babasının Taşkent ve Kazan kentlerinden getirtmiş olduğu kitap ve dergiler, Cumabay ve kardeşlerinin bilgi birikiminde ve iyi yetişmelerinde önemli rol oynadı. Cumabay, ilk öğrenimini köyünde tamamladı ve 1905-1910 yılları arasında Muhammedcan Begişev’in idaresinde bulunan, Kızılyar kentindeki Çala Kazak Medresesine devam etti. Büyük Türk düşünürü Kırım Tatar aydını, düşünür, yazar ve Tercüman Gazetesi'nin kurucusu İsmail Bey Gaspıralı’nın usûl-i cedîd eğitim modelini temel alan bu medresede, Doğu ve Batı edebiyatlarının örneklerine aşina oldu. Henüz genç bir öğrenciyken “Abay Kunanbayulı’nın Ölenleri” adlı kitabından şiirlerini okudu ve bu heyecanla yazdığı “Ünlü ozan, sözü altın hakîm Abay’a” adlı şiiriyle, edebiyat dünyasına ilk adımını attı. İLK KİTABI “ŞOLPAN”, ALİMCAN İBRAHİMOV’UN YARDIMIYLA ÇIKTI Öğrenimine 1910-1913 yılları arasında Rusya Müslümanlarının önemli merkezlerinden olan Ufa’daki Galiye (Aliye) Medresesi’nde devam etti. Bu medresede ise kısa süre içinde hocası Alimcan (Galimcan) İbrahimov’un dikkatini çekti. İlk kitabı olan “Şolpan”, onun yardımıyla 1912 yılında Kazan’da basıldı. 1913-1916 yılları arasında hem edebiyat çalışmalarını sürdürdü hem de Omsk Öğretmen Okuluna devam etti. Kazak halkının özellikle eğitim sorunlarına çözüm bulmak amacıyla oluşturulan “Birlik” hareketinde etkin rol aldı. Kazak halkını daha çağdaş, daha müreffeh ve huzurlu bir hayata kavuşturmayı hedefleyen “Alaş Hareketi”ne de katıldı. Çevresinde toplandıkları Ahmed Baytursunov’un “Kazak” gazetesinde 1913-1918 yılları arasında şiirlerinin yayımlanmasıyla başlayan ilişkileri ise kuvvetlendi. Rusya’da 1917 yılında meydana gelen Bolşevik İhtilali sırasında özerk bir Kazak hükûmetinin kurulması çalışmalarında ve Akmola ili kurultayını düzenleme kurulunda yer aldı. Rusya Kurucu Meclisinde Kazakları temsil etti. Alaş Partisi Akmola İl Komitesi Üyesi oldu. Daha sonra II. Umumi Kazak Kurultayı'nda bulundu ve Eğitim Komisyonuna başkanlık etti. SOVYET YÖNETİMİ TARAFINDAN ŞEHİT EDİLDİ! "Alaş Hareketi"nin başarısızlığa uğramasından sonra da 1919-1923 yılları arasında yayın faaliyetlerine ağırlık verdi. Akmola’da çıkan "Bostandık Tuvı" gazetesinde, "Şolpan" ve "Sana" dergilerinde, daha sonra da "Ak Jol" gazetesinde çalıştı. Bu yıllarda destan şeklinde yazdığı “Batır Bayan” adlı şiiri yayımlandı. 1925 yılında "Enbekşi Kazak" gazetesinde, yeni Sovyet yönetimi tarafından eserlerinin komünist ideolojisine ters düştüğü iddia edildi ve hakkında büyük bir kampanya başlatıldı. Sovyet yönetimi aleyhinde açıktan herhangi bir şey söylememiş de olsa rejimi destekleyen yazılar yazmadığı gerekçesiyle suçlanmıştı. Moskova’dan döndükten sonra 1927-1929 yılları arasında Burabay ve Kızılyar’da öğretmenlik yaptı. "Alka" adlı Sovyet karşıtı gizli bir örgüt kurduğu iddiasıyla 1929 yılında tutuklandı ve on yıl sürgün cezasına çarptırıldı. 1936 yılında serbest bırakılan Cumabay, Kızılyar’da öğretmenliğe başladı ancak İl Eğitim Müdürü’nün şikâyeti üzerine siyasî sebeplerle işine son verildi ve 1937 yılında Almatı’ya geldi. Çeviri işleriyle geçimini sağlamaya çalışan Cumabay, kısa süre içinde Jozef Stalin’in “büyük terör” politikasındaki aydın katliamı sırasında pantürkizm ve halk düşmanlığıyla suçlanarak tutuklandı ve 19 Mart 1938 tarihinde şehit edildi.

Türk dilleri araştırılacak: Türk Devletleri Bilişsel Dilbilim Merkezi kuruldu Haber

Türk dilleri araştırılacak: Türk Devletleri Bilişsel Dilbilim Merkezi kuruldu

Kültürel ve siyasi dayanışması her geçen gün güçlenmekte olan Türk devletleri, bilimsel alanda devrim niteliğinde bir adım attı. Türk dünyasından önde gelen bilim ve eğitim kurumları bir araya gelerek ortak bir bilimsel platform olan Türk Devletleri Bilişsel Dilbilim Merkezini kurdu. Türkiye, Azerbaycan, Kazakistan ve Özbekistan’ın köklü üniversiteleri ve dil bilim enstitülerinden temsilciler, yeni bir uluslararası bilimsel araştırma merkezi oluşturmak üzere 18 Mart 2026 tarihinde çevrim içi olarak tertip edilen bir toplantıda bir araya geldi. Söz konusu proje kapsamında, bilişsel ve psikodilbilim bakış açılarıyla Türk dillerine dair araştırılmalar yapılmasını ve araştırmaların tek bir merkezden koordine edilmesinin amaçlandığı aktarıldı. TÜRK DÜNYASINDA DİL BİLİM RÜZGÂRI Azerbaycan devlet haber ajansı AZERTAC’ın 18 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre; toplantının moderatörü olan Özbek akademisyen Prof. Dr. Şöhret Sirociddinov, söz konusu kurum ile Türk halklarının dil birliğine önemli katkılar sağlanacağını belirtti. Kazakistan Dilbilim Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Anar Fazılcan, Bakü Avrasya Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sevayuş Kasımov ve Azerbaycan Milli Bilimler Akademisi (AMEA) Nesimi Dilbilim Enstitüsü Direktörü Prof. Dr. Nadir Memmedli, kurumlarının Merkez için geniş imkânlar sunacağını dile getirdi. Öte yandan Proje Yazarı ve Dilbilim Enstitüsü Şube Başkanı Prof. Mayıl Asgerov, Merkezin amacından ve faaliyetlerinden bahsederek bilişsel dil bilimin, çağdaş dünyadaki yerinden ve Türk devletleri arasında bu vesileyle kurulacak iletişim ağının önemini vurguladı. TOPLANTIDA TÜRKİYE’DEN HACETTEPE ÜNİVERSİTESİ VE TRAKYA ÜNİVERSİTESİ YER ALDI Ayrıca Türkiye’den Hacettepe Üniversitesi ve Trakya Üniversitesi ile birlikte Özbekistan ve Kazakistan’ın ilgili kurumlarından toplantıya iştirak eden temsilciler, kendi ülkelerinde psikodilbilim alanında yürütülen son araştırmalar hakkında bilgi verdi. Toplantının sonunda ise Merkezin hayata geçirilecek faaliyet planı onaylandı ve bir sonraki toplantının tarihi belirlendi.

Güneydoğu Avrupa ve Trans-Hazar İş Zirvesi: Birçok önemli temsilci bir araya geldi Haber

Güneydoğu Avrupa ve Trans-Hazar İş Zirvesi: Birçok önemli temsilci bir araya geldi

Nizamî Gencevî (Ganjavi) Uluslararası Merkezi ve “The Economist” iş birliğiyle ve 13. Küresel Bakü Forumu kapsamında tertip edilen “Güneydoğu Avrupa ve Trans-Hazar İş Zirvesi”nde, eski devlet başkanları ile birlikte Birleşmiş Milletler (BM) ve küresel düşünce kuruluşları temsilcileri bir araya geldi. Zirvede enerji, yapay zekâ, iklim krizi ve bölgesel çatışmalar üzerine çözüm arayışları geniş bir çerçevede tartışıldı. SAVAŞ VE İKLİM KRİZİ GÜNDEME TAŞINDI Zirvede, son on yılda yaşanan büyük dönüşümlerin dünya düzenini sarstığı bildirildi. İklim değişikliği ve silahlı çatışmaların ise yalnızca "Küresel Güney" için değil, "Küresel Kuzey"deki refah seviyesi yüksek toplumlar için de ciddi bir güvenlik sorunu teşkil ettiği belirtildi. TRT Avaz’ın 16 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre; panelistlerden BM Genel Kurulu 75. Oturum Başkanı Volkan Bozkır ve Sırbistan Eski Cumhurbaşkanı Boris Tadiç gibi isimlerin yer aldığı tartışmalarda, teknoloji paradoksu ve birlik çağrısı konuları üzerinde duruldu. Modern teknolojilerin sosyoekonomik kalkınmaya ivme kazandırırken aynı zamanda savaşların yeni aracı hâline geldiği belirtildi. Bununla birlikte, dünya liderlerinin sistematik sorunlara çözüm bulmak için uluslararası kuruluşlarla iş birliğini artırması ve barış için ortak çaba göstermesi gerektiği de dile getirildi. AZERBAYCAN’IN KÜRESEL ENERJİ ARZINDAKİ KRİTİK ROLÜ VURGULANDI Mevcut durumda 16 ülkeye doğal gaz ihraç eden ve Avrupa'nın enerji güvenliğinde ana aktörlerden biri konumunda bulunan Azerbaycan’ın küresel enerji arzındaki kritik rolüne dikkat çekilirken Yeşil Enerji Koridoru ve Hazar-Karadeniz Hattı ile karbon emisyonu noktaları, zirvede öne çıkan projeler oldu. Azerbaycan, Türkistan coğrafyasında üretilen alternatif enerjiyi Avrupa’ya ulaştıracak bir transit merkezi olmaya hazırlandığı belirtilirken Hazar Denizi’ni ve Karadeniz’i birbirine bağlayacak olan Hazar-Karadeniz Hattı’nın ise küresel arz güvenliğine önemli ölçüde katkı sağlayacağı vurgulandı. Öte yandan, iklim kriziyle mücadele kapsamında fosil yakıtlardan alternatif enerji kaynaklarına geçiş için yatırımların teşvik edilmesi gerektiği kaydedildi. YAPAY ZEKÂ VE ŞEHİR PLANLAMA ÜZERİNE DE İSTİŞARELER YAPILDI Forumda öte yandan, teknolojinin ve toplumsal yapının geleceği ele alınırken Orta Doğu coğrafyasındaki çatışmaların da çözüm yolları arandı. Ayrıca, yapay zekânın toplum üzerindeki etkisi, modern şehir planlama yöntemleri ve bilgi teknolojilerindeki hızlı gelişim üzerine de istişareler yapıldı.

Kazakistan'da Rusçanın statüsü değişti: Anayasa referandumu neleri içeriyor? Haber

Kazakistan'da Rusçanın statüsü değişti: Anayasa referandumu neleri içeriyor?

Kazakistan’da halk, 15 Mart 2026 tarihinde yeni anayasa için sandık başına gitti. Gerçekleştirilen anayasa referandumunun ilk sonuçları açıklandı. REFERANDUMDA YÜKSEK KATILIM ORANI Kazakistan’da devlet yapısında köklü değişiklikler gerçekleştirecek yeni anayasa için halk, sandık başında iradesini gösterdi. Avrasya Entegrasyonu Enstitüsü tarafından paylaşılan çıkış anketinin (exit poll) sonuçlarına göre tarihî reform paketi, seçmenlerin yüzde 86,7’si tarafından kabul edildi. Kazakistan Merkezî Referandum Komisyonunun verilerine göre, anayasa referandumunda sandığa gitme oranı yüzde 73,12 oldu. TRT Avaz’ın 16 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre söz konusu süreci, 10 uluslararası kuruluş ve 27 ülkeden toplam 359 gözlemci ile 185 yabancı gazeteci yerinden takip etti. Süreç hakkında TRT’ye değerlendirmede bulunan Türkiye Yüksek Seçim Kurulu (YSK) Başkanı Ahmet Yener ise seçimin demokratik standartlarda geçtiğini belirterek “Kazakistan tarihi için önemli bir değişim. 'Cumhurbaşkanı Yardımcılığı' sistemi getirilirken parlamento, 'Kurultay' adıyla tekli bir yapıya dönüştürülüyor. Demokratik ve şeffaf bir ortamda gerçekleşen bu süreci kutluyorum." ifadelerini kullandı. YENİ ANAYASA, TÜRK DÜNYASI İÇİN EMSAL TEŞKİL ETTİ Referandumu takip eden Türk Devletleri Parlamenter Asamblesi (TÜRKPA) Genel Sekreteri Ramil Hasan da referandumu takip eden isimler arasındaydı. Yeni anayasanın Türk dünyası için de bir emsal teşkil ettiğini vurgulayan Hasan; anayasa değişikliklerinin artık sadece referandum yoluyla yapılabilmesi ve iki kanatlı parlamento yapısının sonlandırılarak tarihi bir isim olan "Kurultay" çatısı altında birleşmesi ile halkın temsil gücünün artırılması ve yasa önerme hakkının genişletilmesi noktalarının önemini vurguladı. Öte yandan yeni anayasada Rusçanın statüsü değişmesi, önemli bir gelişme olarak değerlendirildi. Rusçanın Kazakça ile “eşit” konumda olduğunu belirten ifade yerine “Kazak diliyle birlikte” denilerek Kazakçanın tek devlet dili olduğu vurgulandı. Böylelikle Rusça, resmî eşitlikten çıkarılıp milletlerarası iletişim dili olarak tanımlandı. CUMHURBAŞKANI TOKAYEV, 15 MART’I “ANAYASA GÜNÜ” OLARAK İLAN ETTİ Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömet Tokayev ise 15 Mart’ın artık “Anayasa Günü” olarak kutlanacağını duyurdu. Kazak halkının köklü ve tarihî bir tercih yaptığını dile getiren Cumhurbaşkanı Tokayev, sonuçların ardından halka hitap ederek "Vatandaşlarımız bugün Kazakistan’ın kaderini mühürledi. Bundan böyle her yıl 15 Mart’ı Anayasa Günü olarak, ülkemizin en önemli bayramlarından biri olarak kutlayacağız." şeklinde konuştu.

Türk dünyası Ankara’daki ULUG iftarında buluştu: Dayanışma ve birlik aynı sofrada Haber

Türk dünyası Ankara’daki ULUG iftarında buluştu: Dayanışma ve birlik aynı sofrada

Gençlerin ülkelerinin bilimsel ve teknolojik gelişmişliklerini artırma yönünde potansiyellerini desteklemek ve onlara kariyerlerinde rehberlik etmek amaçlı kurulan Uluslararası Genç Bilimci, Girişimci ve Mentörler Ağının (ULUG), İran Türkü genç bilimcilere destek amaçlı düzenlediği ve 14 Mart 2026 tarihinde Ankara’da gerçekleşen iftar programında ve Türk dünyasından birçok öğrenci ve profesyonel bir araya geldi. İftarda Türk dünyasının dayanışma ruhu, bütün gücüyle hissedildi. İFTARDA TÜRK DÜNYASININ BİRLİK VE BERABERLİĞİ BÜTÜN GÜCÜYLE HİSSEDİLDİ ULUG Genel Koordinatörü ve Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) Kıdemli Başuzmanı Fatih Mehmet Şahin’in koordinatörlüğünde düzenlenen programa; Türkiye Cumhuriyeti Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü Türk Dünyası Sorumlusu ve ULUG Türk Dünyası Genç Bilimciler Başkanı Cesurhan Taş, Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi Hukuk Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Hayrunnisa Özdemir, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Öğretim Üyesi ve Türk Kadın Akademisyenler Birliği (TÜRKKAB) ile Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Ankara Temsilcisi Prof. Dr. Meşkure Yılmaz, Türkiye Kuzey Kafkas Karaçay Balkar Kültür ve Yardımlaşma Derneği Başkanı Hürriyet Ersoy, Türkiye Politik ve Stratejik Araştırmalar Vakfı (TÜRPAV) Başkanı Doç. Dr. Sinan Demirtürk, Gazi Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mahir Dursun, Azerbaycan Millî Direniş Teşkilatı Sözcüsü ve “Araz News” Müdürü Macit Araz, Toplumsal Uzlaşma ve Uzlaştırmacılar Derneği (UZLAŞI-DER) Başkanı Selma Güçlü Çetin, Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan ile Amerika Birleşik Devletleri (ABD) merkezli bir yapay zekâ firması olan “Ritual” Orta Doğu ve Türkiye Bölge Müdürü ile “Karekod” isimli yazılım firmasının sahibi Elif Hilâl Kara katıldı. ULUG Genel Koordinatörü Şahin, BOSS Otel’in sahibi Aslı Doğan’a programa katkılarından dolayı teşekkürlerini iletti ve “ULUG” isminin anlamından bahsetti. Şahin bu ismin Uluğ Bey’den mülhem olduğunu belirterek “(ULUG’u) Türk dünyasını, Türk devletlerini ve boylarını hissettirsin diye, özellikle (Türk dünyasının) bilim alanında bir grubu olduğunun altını çizmek istediğimiz için bu şekilde isimlendirdik.” dedi. Şahin, “ULUG” isminin büyüklüğü de ifade ettiğini dile getirerek “O büyüklük, sizlerin büyüklüğü; sizlerin birlikteliğinizin ve Türk dünyasının büyüklüğü.” dedi. “TÜRKLERİN GELECEĞİ BENGÜ OLSUN” İftarda bulunan herkesi sevgiyle ve saygıyla selamladığını dile getiren Prof. Dr. Özdemir, “Biz bir olursak diri olacağız ve mahvolup gitmeyeceğiz.” dedi. Prof. Dr. Yılmaz ise gençlik yıllarında Türk dünyasını bir masada görmenin mümkün olmadığını ifade ederek “Bugünü gördük, inşallah Türk birliğini de göreceğiz, (Türk birliğinin) uzak olmadığını düşünüyorum.” değerlendirmesini yaptı. Ersoy ise “Dünyada 300 milyon Türk var. Türk dili çok zengin bir dil. Bunu lütfen küçük görmeyin, dilimizin kıymetini bilelim. Birleşmiş Milletler’de (BM) beş Türk bayrağının dalgalanması mı iyi, bir tane Türk bayrağının olması mı iyi? Hepimiz bir arada güçlüyüz. Türklerin geleceği bengü olsun. Hepimizin bayramı kutlu olsun.” ifadelerini kullandı. Doç. Dr. Demirtürk, “ULUG”un Türk dünyasının bütün boylarından olan gençleri ve bilimcileri bir araya getirdiğini belirterek “Biz de zaman zaman TÜRPAV ile ULUG arasında 10 ciddi etkinliği beraber planladık. Bundan sonra da Türk dünyasındaki, Türkistan’daki ve Kafkasya’yadaki Türk dillerine yönelik bu faaliyetlerimizi sürdüreceğiz.” şeklinde konuştu. “(Burada) Türk dünyasından genç akademisyenlerin olması, tecrübeli hocalarımızın katkıda bulunması benim için büyük bir mutluluk.” ifadelerini kullanan Prof. Dr. Dursun ise uluslararası konferanslar düzenlediğini ve Türk dünyasından genç bilimcilerin söz konusu konferansların organizasyonuna katkıda bulunabileceğini belirtti. İRAN’DA TÜRKÇENİN RESMÎ DİL OLMASI TALEBİ GÜNDEME TAŞINDI Söz konusu iftar programının İran Türklerine ithaf edilmesi vesilesiyle “ULUG”a teşekkürlerini ileten Araz, İran’da hâlihazırda gerçekleşen savaşın İran Türklerinin savaşı olmadığını vurguladı. İran’daki savaşın sona erip İran’da demokratik, laik ve bütün vatandaşların haklarına saygı duyan bir sistemin kurulmasını temenni eden Araz, İran Türklerinin küçük bir azınlık olmadığını ve İran’ın aslî unsuru olduğunu belirterek “Bu yüzden biz İran’da Türk dilinin resmî dil olmasını talep ediyoruz, uzun yıllardır ve hâlen de bunun davasını veriyoruz. İran’da Türk dili resmî dil olmalı ve Türklerin İran’da azınlık değil, çoğunluk haklarından faydalanması lazım.” ifadelerine yer verdi. Öte yandan programın Kaşkay Türkü katılımcılarından bir öğrenci olan Aylar Dokuzlu (Doquzlu) ise, İran’da Azerbaycan Türklerinden sonra Kaşkay Türklerinin en kalabalık nüfusa sahip olduğunu kaydederek “İranlılara Fars diyorlar ama böyle değil, İran’ın yaklaşık yarısı Türk. Bunun bilinmesi gerekiyor.” dedi. Bununla birlikte İran’da hâlihazırda devam eden savaşın İran Türklerinin savaşı olmadığını belirten Dokuzlu, “Biz kendi dilimiz ve kendi varlığımız için bir savaştayız.” dedi. “YAŞASIN TÜRK DÜNYASI!” Ayrıca Kara, Türk dünyası hususunda kendini bir “pergel” şeklinde gördüğünü belirterek “Pergelin daire çizebilmesi için öncelikle bir ayağını çok sabit bir şekilde bir yere dik olarak konumlandırması, daha sonrasında da diğer ülkelerde yuvarlaklar çizebilmesi gerekiyor.” dedi. “Ülkem için kurşun yerim, kurşun da atarım. Ülkem için Çin’e, Japonya’ya, Silikon Vadisi’ne de giderim, oradan eğitimimi ve ilmimi alırım, o ilmi buraya da getiririm.” şeklinde konuşarak en sevdiği kitabın bu yüzden Türk edebiyatının ilk siyasetname örneği olan en önemli eserlerinden Kutadgu Bilig olduğunu belirtti. “Mutluluk veren bir bilgiyi niye okumayalım biz? Bana ahlâkı, edebi, devlet anlayışını ve aileyi anlatan bir kitabı neden okumayayım? İsterim ki ilmi bir sonraki noktaya beraber taşıyalım.” dedi. Son Taş ise Türk dünyası için bilim ve teknolojinin önemine değinerek “Bilim ve teknoloji yoksa güç üretemezsiniz; gücünüz yoksa bir araya gelemezsiniz, hayatta kalamazsınız. Güçlü değilseniz kardeşiniz bile yanınızda duramaz. O yüzden bilim ve teknolojiyi güç üretmek için, ulusal bir ibadet gibi belleyip çalışmamız gerekiyor. Bilim ve teknolojiyi üretip oradan güç elde edip bir araya gelmeliyiz ki dünyada söz sahibi olalım, geleceğe birlikte yürüyelim. Yaşasın Türk dünyası!” ifadelerine yer verdi.

Kazakistan’dan Kuzey Aral Denizi'ne yönelik tarihî adım: Proje neleri kapsıyor? Haber

Kazakistan’dan Kuzey Aral Denizi'ne yönelik tarihî adım: Proje neleri kapsıyor?

Türkistan coğrafyasının ekolojisinin ve bölge halkının geleceğini daha sürdürülebilir hâle getirmeyi amaçlayan Kazakistan hükûmeti, Dünya Bankası ile tarihî bir adım attı. Kazakistan Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığının, Kuzey Aral Denizi’nin ekosistemini kurtarmak amacıyla Dünya Bankası ile yürüttüğü dev projenin ikinci aşaması üzerinde çalışmakta olduğu bildirildi. PROJE, ARAL GÖLÜ'NÜ İYİLEŞTİRECEK Bir zamanlar dünyanın en büyük dördüncü gölü olan fakat kurumaya yüz tutan Aral Gölü'nü kurtarmak için atılan tarihî adım ve Kazakistan hükûmeti ile Dünya Bankasının hazırladığı su projesi kapsamında, Kuzey Aral Denizi’nin su derinliğinin 44 metreye çıkarılmasının hedeflendiği aktarıldı. 2026 ve 2029 yılları arasında hayata geçirilecek olan kapsamlı proje, bölgedeki yaşamı ve iklimi eski günlerine kavuşturacak. KOKARAL BARAJI YENİDEN İNŞA EDİLECEK TRT Avaz’ın 13 Mart 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre, proje kapsamında Kokaral Barajı’nın yeniden inşasının öngörüldüğü ve barajın Kuzey Aral Denizi’ndeki suyun korunmasını sağlamakta kritik öneme sahip olduğu aktarıldı. Kokaral Barajı’nın yeniden inşa çalışmalarıyla birlikte bölgede devasa bir su rezervi oluşturulmasının ve Kuzey Aral Denizi’nin su seviyesinin deniz seviyesinden 44 metre yüksekliğe ulaştırılmasının planlandığı kaydedildi. Öte yandan, Aral denizinin su hacminin 34 milyar metreküplük kapasiteye erişmesiyle birlikte denizin kapladığı yüzey alanının 3 bin 913 kilometrekareye yükseltilmesinin de planlanlar dâhilinde olduğu dile getirildi. PROJEYLE BÖLGE EKONOMİSİ VE İKLİM CANLANACAK Kuzey Aral Denizi’nin su seviyesindeki yükselme, yalnızca biyolojik çeşitliliği korumakla kalmayacak, aynı zamanda bölgedeki balıkçılık faaliyetlerini canlandıracak ve tuz tozlarının yarattığı hava kirliliğini azaltacak. Bununla beraber Dünya Bankasının bu projeye finansal ve teknik destek vermesi, Kuzey Aral Denizi’ndeki çevre krizinin artık yerel bir öncelik olmaktan çıkarak küresel bir iklim önceliği hâline gelmesi olarak değerlendiriliyor. Kokaral Barajı'nın kapasitesinin artırılmasının ise bölgedeki tarımsal sulama dengelerini olumlu yönde etkileyeceği belirtiliyor. Kazakistan Su Kaynakları ve Sulama Bakanlığının 13 Mart 2026 tarihinde resmî internet sitesinden yayınladığı açıklamada, 2025 yılında Kazakistan ve Özbekistan hükûmetleri arasında sınır aşan su kaynaklarının ortak yönetimi ve bilinçli kullanımına ilişkin bir antlaşma imzalandığı hatırlatıldı. Ayrıca Türkistan coğrafyasındaki ülkeler için Kuzey Aral Denizi’nin korunmasının ve canlandırılmasının yalnızca ekolojik değil, toplumsal ve stratejik bir sorumluluk olduğu da kaydedildi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.