SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türk Dünyası

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türk Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

"Türk Dünyası Şiir Antolojisi" okurlarla buluştu Haber

"Türk Dünyası Şiir Antolojisi" okurlarla buluştu

Türk dünyasının zengin şiir birikimini ortak bir eserde buluşturan “Türk Dünyası Şiir Antolojisi”, Avrasya Yazarlar Birliği bünyesinde faaliyet gösteren Bengü Yayınları etiketiyle yayımlandı. Şair, yazar ve akademisyen Fatih Sultan Yılmaz tarafından hazırlanan antoloji, Türkistan’dan Anadolu’ya uzanan geniş bir coğrafyanın farklı kuşaklardan şairlerini Türkiye’deki okurlarla buluşturuyor. Türk dünyasının ortak kültürel ve edebî mirasını görünür kılmayı amaçlayan eserde; Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan, Türkmenistan, Azerbaycan, Karakalpakistan ve Türkiye’den usta ve genç şairlerin şiirlerine yer veriliyor. Farklı coğrafyalarda gelişen Türk şiirinin seçkin örneklerini bir araya getiren antoloji, geçmişle gelecek arasında edebî bir köprü kurmayı hedefliyor. Kitapta yer alan şiirlerin seçimi, Türkiye Türkçesine aktarımı ve edisyon çalışmaları Fatih Sultan Yılmaz tarafından gerçekleştirildi. Böylece Türk dünyasının farklı lehçe ve edebî geleneklerinde kaleme alınan eserler, Türkiye Türkçesiyle daha geniş bir okur kitlesinin ilgisine sunuldu. Antolojinin, Türk halkları arasındaki kültürel bağların güçlendirilmesine ve karşılıklı edebî etkileşimin gelişmesine katkı sağlaması bekleniyor. Eser aynı zamanda Türk dünyası şiirinin ortak duyarlılıklarını, farklı seslerini ve zengin anlatım imkânlarını bir arada görme fırsatı sunuyor. Fatih Sultan Yılmaz, kitabın yayımlanmasına ilişkin değerlendirmesinde, Türk dünyasının zengin şiir mirasını daha geniş okur kitleleriyle buluşturmayı amaçladığını belirterek eserin ortak kültürün ve edebî dayanışmanın güçlenmesine katkı sunmasını temenni etti. FATİH SULTAN YILMAZ KİMDİR? Fatih Sultan Yılmaz; şair, yazar, edebî çevirmen ve araştırmacıdır. Türk dili ve edebiyatı alanında çalışmalarını sürdüren Yılmaz, özellikle Türk dünyası edebiyatları, çağdaş Türk lehçeleri ve kültürel çalışmalar üzerine yoğunlaşmaktadır. Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesinde Türk Dili öğretim görevlisidir. YAYIMLANAN BAZI ESERLERİ: Yalnız İşlere Bulaştım (2016) Umut Yaratma Atölyesi (2017) Abay’ın Ölümle İmtihanı (2024) Kendine Yürüyen Adam (2025) Sessizce Oturdum Dünya İçinde (Çeviri, 2025) Özbek Edebiyatının Bir Fedaisi: Usman Azim (Devir-Şahsiyet-Eser) (2025) Türk Dünyası Şiir Antolojisi (2026)

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov ve TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev Çolpon-Ata'da görüştü Haber

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Caparov ve TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev Çolpon-Ata'da görüştü

Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sadır Caparov, Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev'i 23 Temmuz'da Çolpon-Ata'da kabul ederek Teşkilatın gündemindeki öncelikli konuları değerlendirdi. Görüşmede, TDT Devlet Başkanları tarafından alınan kararların uygulanması, Teşkilat bünyesindeki mevcut çalışmaların ilerletilmesi ve üye ülkeler arasındaki iş birliğinin güçlendirilmesine yönelik atılacak adımlar ele alındı. CAPAROV: TDT HEDEFLERİNE BAĞLILIĞIMIZ TAM Cumhurbaşkanı Caparov, Kırgızistan'ın TDT'nin hedef ve ilkelerine olan güçlü bağlılığını yineleyerek, üye ülkeler arasında varılan mutabakatların zamanında ve etkin şekilde hayata geçirilmesinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Caparov, Türk dünyasının ekonomik entegrasyonunun güçlendirilmesi için ticaret hacminin artırılması, ulaştırma ve lojistik koridorlarının geliştirilmesi, altyapı yatırımlarının desteklenmesi ve ortak yatırım projelerinin hayata geçirilmesinin öncelikli alanlar arasında yer aldığını ifade etti. TÜRK YATIRIM FONU'NA VURGU Görüşmede Türk Yatırım Fonu'nun rolü de gündeme geldi. Cumhurbaşkanı Caparov, Fonun stratejik projelerin finansmanı açısından önemli bir mekanizma olduğunu belirterek, Kırgızistan'ın bu imkânlardan en etkin şekilde yararlanmayı hedeflediğini söyledi. Caparov ayrıca kültürel, insani ve sosyoekonomik işbirliğinin de Teşkilatın faaliyetlerinde öncelikli konumunu koruması gerektiğini belirterek, bu alanların TDT'nin ortak vizyonunun temel unsurlarından biri olduğunu dile getirdi. ÖMÜRALİYEV: ORTAK VİZYON DOĞRULTUSUNDA ÇALIŞMAYI SÜRDÜRECEĞİZ TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev ise Kırgızistan'ın Teşkilata verdiği sürekli destekten dolayı Cumhurbaşkanı Caparov'a teşekkür etti. Sekretaryanın, üye devlet liderlerinin belirlediği ortak hedefler doğrultusunda TDT'nin kurumsal kapasitesini güçlendirmeye ve alınan kararların uygulanmasını desteklemeye kararlılıkla devam edeceğini ifade eden Ömüraliyev, Türk dünyasında dayanışmanın artırılması için ortak projelerin önemine dikkat çekti. TÜRK DÜNYASINDA ORTAK İRADE VURGUSU Görüşmenin sonunda taraflar, TDT çatısı altında yürütülen ortak girişimlerin etkin şekilde uygulanması yoluyla Türk dünyasında dayanışmanın, bölgesel işbirliğinin ve sürdürülebilir kalkınmanın daha da güçlendirilmesine yönelik ortak iradelerini bir kez daha teyit etti. Toplantıda özellikle ekonomik entegrasyon, yatırım, ulaştırma, lojistik, kültürel işbirliği ve ortak kalkınma projelerinin TDT'nin gelecek dönem gündeminin temel başlıkları arasında yer almaya devam edeceği mesajı verildi.

Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Dr. Sadık Ahmet vefatının 31. yılında anılıyor Haber

Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri Dr. Sadık Ahmet vefatının 31. yılında anılıyor

Batı Trakya Türklerinin efsanevi lideri, Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisinin (DEB) kurucusu Dr. Sadık Ahmet, vefatının 31. seneidevriyesinde anılıyor. Defalarca "Türk'üm" dediği için Yunanistan Mahkemesince yargılanan, hapis cezasına çarptırılan Dr. Sadık Ahmet, Lozan Anlaşması'nın 72. yıldönümü olan 24 Temmuz 1995'te şüpheli bir kaza sonucu hayatını kaybetmişti. Dr. Sadık Ahmet, Gümülcine Mahkemesine çıkmadan önceki, söylediği "Bu akıllı adamlar içeride bizim ırkımızı inkar etmeye çalışıyorlar" sözleriyle hafızlara kazınmıştı. DR. SADIK AHMET KİMDİR? Batı Trakya’da Türklerin hak ve adalet mücadelesinin sembol ismi Dr. Sadık Ahmet, 7 Ocak 1947'de Gümülcine'nin Sirkeli köyünde dünyaya geldi. Çocukluk yıllarını Gümülcine'de geçiren Sadık Ahmet, üniversite eğitimi için Türkiye’ye geldi, burada tıp eğitimi aldı ve 1985 yılında Batı Trakya’ya geri döndü. Ülkesine döner dönmez Batı Trakya Türklerinin yaşadığı sorunları yakından takip eden ve hukukî haklarını alabilmek için mücadele etmek gerektiğini düşünen Dr. Sadık Ahmet, 1985 yılında Batı Trakya çapında bir imza kampanyası başlattı. Topladığı 15 bin imza ile oldukça ses getirdi. Dr. Sadık Ahmet, 8 Ağustos 1986 tarihinde bu faaliyeti nedeniyle tutuklandı. BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN İLK SİYASÎ PARTİSİNİ KURDU Dr. Sadık Ahmet, 25 Eylül 1987’de Selanik’e giderek, Demokrasi İnsan Hakları toplantısında Türk toplumunun sorunlarını ileten bir broşür dağıttı. 1988 yılında 30 ay hapis cezasına çarptırıldı. 18 Haziran 1989 seçimlerinde milletvekilliğine adaylığını koydu ancak adaylığı çeşitli gerekçeler ile iptal edildi. 26 Ocak 1990’da Lozan Barış Anlaşması'ndan doğan haklara uygun olarak Batı Trakya Türklerine "Türk" dediği için hapis cezası alan Dr. Ahmet, Selanik Dudullu hapishanesinde iki ay hapis yattı. Sadık Ahmet, 8 Nisan 1990 genel seçimlerinde bağımsız milletvekili seçildi ve Yunanistan Parlamentosu'na girdi. 13 Eylül 1991 tarihinde Batı TrakyaTürklerinin ilk siyasi partisi olan Dostluk, Eşitlik ve Barış (DEB) partisini kuran Sadık Ahmet, 1993 genel seçimlerinde Yunanistan’ın seçim kanunlarında yaptığı adaletsiz değişiklik nedeniyle meclise giremedi. ŞÜPHELİ BİR TRAFİK KAZASINDA HAYATINI KAYBETTİ Dr . Sadık Ahmet, Batı Trakya’daki Türk Azınlığının haklarını hukuken imza altına alan Lozan Barış Antlaşması'nın 72. yılı olan 24 Temmuz 1995 tarihinde Gümülcine’nin Susurköy mevkinde şaibeli bir trafik kazasında, aracına traktör çarpması sonucunda yaşamını yitirdi.

Kazakistan yeni siyasi sistemin ilk sınavına hazırlanıyor: 145 sandalye için 546 aday yarışacak Haber

Kazakistan yeni siyasi sistemin ilk sınavına hazırlanıyor: 145 sandalye için 546 aday yarışacak

Kazakistan, siyasi sisteminde köklü değişiklikler öngören anayasa reformunun ardından yeni yasama organı Kurultay için ilk kez sandık başına gitmeye hazırlanıyor. Ülkede 23 Ağustos'ta gerçekleştirilecek seçimlerde, 145 sandalyeli tek meclisli parlamentonun üyeleri belirlenecek. Başkent Astana'da, Kazakistan Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Nurlan Abdirov başkanlığında düzenlenen geniş katılımlı toplantıda aday gösterme sürecinin tamamlandığı açıklanırken, seçim takviminin son aşamalarına ilişkin bilgiler kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıya uluslararası gözlemcilerin yanı sıra devlet kurumlarının temsilcileri ile engelli bireylerin haklarını savunan çalışma grupları da katıldı. 145 SANDALYE İÇİN 546 ADAY YARIŞACAK Merkez Seçim Komisyonunun açıkladığı verilere göre, seçimlerde 7 siyasi partiden toplam 546 aday milletvekili olabilmek için yarışacak. Partilere göre aday dağılımı; Adilet Partisinden 186 aday, Respublika Partisinden 76 aday, Kazakistan Halk Partisinden 72 aday, Auyl Partisinden 69 aday, Ak Jol Demokratik Partisiden 63 aday, Baytaq Partisinden 47 aday, Ulusal Sosyal Demokrat Partiden 33 aday olarak açıklandı. YÜZDE 30 KOTA ŞARTI YERİNE GETİRİLDİ Merkez Seçim Komisyonu Başkanı Nurlan Abdirov, seçim mevzuatında yer alan kadınlar, gençler ve engellilere yönelik en az yüzde 30 temsil kotasının tüm siyasi partiler tarafından karşılandığını açıkladı. Yetkililer, bu uygulamanın parlamentoda daha kapsayıcı bir temsil yapısı oluşturmayı amaçladığını belirtti. SEÇİM KAMPANYASI BAŞLIYOR Seçim takvimine göre propaganda dönemi 23 Temmuz'u 24 Temmuz'a bağlayan gece yarısı başlayacak. Seçim kampanyası 22 Ağustos saat 00.00'da sona erecek. Seçimden bir gün önce olan 22 Ağustos, "sessizlik günü" ilan edilecek ve bu süre boyunca tüm seçim propagandaları yasak olacak. Kazakistan vatandaşları 23 Ağustos'ta yeni parlamentonun üyelerini belirlemek için sandık başına gidecek. ÇİFT MECLİSLİ PARLAMENTO YERİNİ KURULTAYA BIRAKTI Kazakistan'da 15 Mart'ta gerçekleştirilen anayasa referandumu ile Meclis ve Senatodan oluşan çift meclisli parlamento sistemi kaldırıldı. Yeni anayasal düzenlemeyle ülkenin tek yasama organı olarak Kurultay oluşturuldu. Kurultay üyeleri, siyasi partilerin aday listeleri esas alınarak beş yıllık görev süresi için seçilecek. Yeni sistemin, yasama süreçlerini sadeleştirmesi ve parlamentonun daha etkin çalışmasını sağlaması hedefleniyor. MİLLETVEKİLİ ADAYLARINDA ARANAN ŞARTLAR Kurultay milletvekili adaylarının; Kazakistan vatandaşı olması, 25 yaşını doldurmuş bulunması, Son 10 yıldır kesintisiz şekilde Kazakistan'da ikamet etmesi zorunlu şartlar arasında yer alıyor. 23 Ağustos'ta gerçekleştirilecek seçimler, anayasa reformuyla şekillenen yeni siyasi sistemin ilk sınavı olması nedeniyle Kazakistan'ın siyasi tarihinde önemli bir dönüm noktası olarak değerlendiriliyor.

Karapapak kızı Âşık Nargile Mehtiyeva QHA'ya konuştu: "Âşıklık bir ahlak ve yaşam felsefesidir" Haber

Karapapak kızı Âşık Nargile Mehtiyeva QHA'ya konuştu: "Âşıklık bir ahlak ve yaşam felsefesidir"

Gürcistan’ın Borçalı bölgesinde yetişip sazıyla Türk dünyasında gönüllere taht kuran Âşık Nargile Mehtiyeva, sanat yolculuğunun kapılarını Kırım Haber Ajansına (QHA) açtı. Gürcistan’da doğup Azerbaycan Devlet Konservatuarında aldığı saz eğitimiyle, kadın bir âşık olarak sanatını profesyonel bir boyuta taşıyan Mehtiyeva, usta-çırak geleneğini günümüzde de kararlılıkla sürdürüyor. Uluslararası platformlarda çok sayıda ödül kazanan ve Gürcistan Devlet Televizyonunda hazırlayıp sunduğu programlarla geleneği geniş kitlelere aktaran usta sanatçı, kültürler arasında kurduğu gönül köprüsünün hikâyesini ve yaşadığı zorlukları anlattı. Karapapak Terekeme Türklerine mensup olan Mehtiyeva, sanat yolculuğunda ailesinin desteğinin ve ustalarının sanatına duyduğu hayranlığın kendisi için en büyük ilham kaynakları olduğunu söyledi. 3 Haziran 1980’de Gürcistan’da dünyaya gelen Nargile Mehtiyeva, ilk ve orta öğrenimini doğup büyüdüğü köyde tamamladı. Daha sonra Azerbaycan’a giderek 6 yıl eğitim aldı ve Azerbaycan Devlet Konservatuarında saz dersleri gördü. Azerbaycan’da İlgar İmamverdiyev’den ders alan Mehtiyeva, onu kendisine usta olarak kabul etti. Sanat yaşamını Tiflis’te sürdüren Âşık Nargile Mehtiyeva, gelenek içerisinde yaşayan usta âşıklardan da faydalanarak sanatını geliştirdi. Gürcistan Devlet Televizyonunda âşıklık geleneği üzerine bir program hazırlayıp sunan Mehtiyeva, çok sayıda ülke içi ve uluslararası program, festival ve projede yer aldı. “BU KADİM SANATI DÜNYANIN FARKLI ÜLKELERİNDE TEMSİL ETMEK EN BÜYÜK MUTLULUĞUM” Mehtiyeva, “Çocukluğumdan itibaren sazın sesi ve âşıkların sözleri hayatımın bir parçası oldu. Bu yolda bana ilham veren en büyük güç ailemin desteği ve ustalarımızın sanatına duyduğum hayranlıktı” ifadelerini kullandı. Yaptığı işi gönülden seven bir insanın karşılaştığı engellerin onu yolundan döndüremeyeceğini söyleyen Mehtiyeva, “Bugün geldiğim noktada en büyük mutluluğum, bu kadim sanatı dünyanın farklı ülkelerinde temsil edebilmek” dedi. ÂŞIKLIK GELENEĞİ GENÇLERE NASIL AKTARILMALI? Âşıklık geleneğinin gelecek nesillere aktarılmasında eğitim ve usta-çırak ilişkisinin önemine dikkat çeken Mehtiyeva, geleneğin yalnızca konser salonlarında değil, okullarda ve üniversitelerde de tanıtılması gerektiğini belirtti. Mehtiyeva, gençlerin âşıklık sanatını daha yakından tanıması için kültürel projelerin artırılması gerektiğini ifade ederek, “Biz ustalar da öğrenci yetiştirmeye devam etmeli, bildiklerimizi yeni nesillere aktarmalıyız. Gelenek ancak usta-çırak ilişkisiyle yaşayabilir” diye konuştu. Kendisi de çırak yetiştiren Mehtiyeva, iyi bir âşık olmak için yalnızca güçlü bir sese sahip olmanın yeterli olmadığını vurguladı. Bir âşığın öncelikle iyi bir insan olması gerektiğini vurgulayan sanatçı, sabır, saygı, araştırma isteği ve kültüre bağlılığın da büyük önem taşıdığını söyledi. “Âşıklık sadece saz çalmak ya da türkü söylemek değildir” diyen Mehtiyeva, bu sanatın aynı zamanda bir kültürü, ahlakı ve yaşam felsefesini temsil ettiğini dile getirdi. “KADIN İSTERSE HER ALANDA BAŞARILI OLABİLİR” Kadın bir âşık olarak zaman zaman önyargılarla karşılaştığını anlatan Mehtiyeva, bu zorluklara rağmen sanatından vazgeçmediğini söyledi. Mehtiyeva, özellikle saz çalmak ve âşıklık geleneğini sürdürmek isteyen genç kızlara şu tavsiyelerde bulundu: Geleneklerine sahip çıksınlar, çok çalışsınlar ve kendilerine inansınlar. Kadın isterse her alanda başarılı olabilir. Önemli olan sanatı sevgiyle ve saygıyla yaşatmaktır. “SAZIN SESİ EVRENSELDİR” Yıllar boyunca farklı ülkelerde sahne aldığını ve çeşitli kültürlerle buluştuğunu belirten Mehtiyeva, uluslararası dinleyicilerin saz ve âşıklık geleneğine ilgisinin samimi sanatın evrensel gücünü gösterdiğini söyledi. Mehtiyeva, “Sözleri anlamasalar bile duygusunu hissediyorlar. Bu da gösteriyor ki âşıklık geleneği sadece Türk dünyasının değil, bütün insanlığın ortak kültürel değerlerinden biridir” ifadelerini kullandı. DİJİTAL MEDYA GELENEĞİN GELECEĞİ İÇİN FIRSAT SUNUYOR Geleneksel sanatların dijital çağda nasıl korunacağı ve gelecek nesillere nasıl aktarılacağı konusunda da değerlendirmelerde bulunan Mehtiyeva, dijital medyanın doğru kullanıldığında önemli bir fırsat sunduğunu belirtti. Gençlerin artık sosyal medya üzerinden bilgiye ulaştığını hatırlatan Mehtiyeva, kaliteli kayıtlar, eğitim videoları ve kültürel içeriklerin daha fazla paylaşılması gerektiğini ifade etti. Mehtiyeva, “Teknolojiyi gelenekten uzaklaşmak için değil, geleneği daha geniş kitlelere ulaştırmak için kullanmalıyız” dedi. SANAT, TÜRK DÜNYASI ARASINDA GÜÇLÜ BİR KÖPRÜ Gürcistan’da yaşayan bir Karapapak Terekeme Türkü olarak Azerbaycan, Gürcistan ve Türkiye kültürlerinin sanatını beslediğini belirten Mehtiyeva, farklı kültürler arasında bir gönül köprüsü kurmaya çalıştığını söyledi. Azerbaycan’ın âşık geleneği, Gürcistan’ın kültürel zenginliği ve Türkiye’nin ortak Türk kültürünün sanatında önemli bir yere sahip olduğunu belirten Mehtiyeva, “Sanatın dili birdir; insanlar farklı diller konuşsa da sazın sesi herkese ulaşabiliyor” dedi. QHA aracılığıyla başta Kırım Tatarları olmak üzere bütün Türk dünyasına mesaj gönderen Mehtiyeva, “Türk dünyasının en büyük gücü ortak dili, ortak tarihi ve ortak kültürüdür. Bu değerleri koruyup gelecek nesillere aktarmak hepimizin görevidir. Sanat bizi birbirimize yaklaştıran en güçlü köprülerden biridir. Başta Kırım Tatarları olmak üzere bütün Türk dünyasına sevgi, birlik ve beraberlik diliyorum. Kültürümüze sahip çıktığımız sürece köklerimiz daima güçlü kalacaktır. Hep birlikte ortak mirasımızı yaşatmaya devam edelim.” şeklinde konuştu.

Azerbaycanlı tar sanatçısı İbrahim Babayev QHA’ya konuştu Haber

Azerbaycanlı tar sanatçısı İbrahim Babayev QHA’ya konuştu

Azerbaycan Türkü tar sanatçısı İbrahim Babayev, geleneksel müziğin köklü mirasını çağdaş ses dünyalarıyla buluşturan çalışmalarıyla dikkat çekiyor. Çocukluk yıllarında Azerbaycan halk müziği ve özellikle muğamla tanışan Babayev, tarın sesinden etkilenerek başladığı müzik yolculuğunu bugün farklı türleri bir araya getiren projelerle sürdürüyor. Tarın doğal sesini koruyarak yeni müzikal ifade alanları oluşturmayı amaçlayan sanatçı, geleneksel müziği değiştirmek yerine onu günümüzün müzik diliyle yeniden yorumluyor. Babayev, bugüne kadar 20’den fazla ülkede konser vererek Azerbaycan müziğini farklı coğrafyalardaki dinleyicilerle buluşturdu. Sanatçı İbrahim Babayev, çocukluk yıllarında başlayan müzik tutkusundan dünya turnelerine, gençlere tavsiyelerinden eylül ayında dinleyiciyle buluşacak yeni albüm çalışmasına kadar merak edilenleri Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. “TAR, TÜRK DÜNYASININ ORTAK KÜLTÜREL HAFIZASININ ÖNEMLİ BİR PARÇASI” Tarın yalnızca Azerbaycan’a ait bir çalgı olmadığını belirten Babayev, "Tar, yalnızca Azerbaycan’ın değil, tüm Türk dünyasının ortak kültürel hafızasının önemli bir parçasıdır." ifadelerini kullandı. Babayev, tarın yüzyıllardır duyguları, hikâyeleri ve gelenekleri taşıdığını belirterek, "Farklı coğrafyalarda farklı müzik gelenekleri olsa da bizi bir araya getiren ortak bir kültürel dili temsil ettiğine inanıyorum." dedi. Sanatçı, geleneksel tar ezgilerini çağdaş müzik anlayışlarıyla buluşturduğu çalışmalarının temel yaklaşımının elektronik müzikten çok çağdaş bir folk anlayışına dayandığını söyledi. “Tarın doğal sesini koruyarak onu yeni ses dünyalarıyla buluşturmayı seviyorum.” diyen Babayev, amacının geleneksel müziği değiştirmek değil, ona yeni ifade alanları kazandırmak olduğunu belirtti. Babayev, bu yaklaşım için öncelikle geleneğin derinlemesine anlaşılması gerektiğini, ardından geleneksel müziğin günümüzün müzikal diliyle yeniden yorumlanabileceğini ifade etti. 20’DEN FAZLA ÜLKEDE TARIN SESİNİ DUYURDU Bugüne kadar 20’den fazla ülkede konser verdiğini belirten Babayev, Türkiye, Özbekistan, Kazakistan, Almanya, Hollanda, İspanya, Küba, Suudi Arabistan, Arnavutluk, Ürdün ve Fas’ın da aralarında bulunduğu birçok ülkede sahne aldığını söyledi. Farklı kültürlerden dinleyicilerin, Azerbaycan müziğinin dilini bilmeseler bile tarın sesine ve müziğin duygusuna güçlü bir şekilde bağlanmasının kendisini etkilediğini belirten sanatçı, her ülkedeki dinleyicilerden aldığı geri dönüşlerin kendisi için değerli olduğunu dile getirdi. Geleneksel enstrümanların modern bir ses dünyası içinde sunulmasının gençlerin ilgisini artırabileceğini düşündüğünü söyleyen Babayev, "Böyle projeler, genç dinleyiciler için geleneksel müziğe açılan bir kapı oluyor. Eğer bu sayede bir kişi bile tarı veya muğamı daha yakından tanımaya başlıyorsa, bu benim için değeri pahabiçilemez." diye konuştu. GENÇ MÜZİSYENLERE “ÖNCE GELENEĞİ ÖĞRENİN” MESAJI Tar öğrenmek isteyen gençlere “tavsiye” vermekten çok deneyimlerini paylaşmayı tercih ettiğini belirten Babayev, genç müzisyenlerin öncelikle geleneksel müziği derinlemesine öğrenmesi gerektiğini ifade etti. “Sağlam bir temel olmadan yenilik üretmek kolay değildir.” diyen sanatçı, teknik becerinin müziğin temel unsurlarından biri olduğunu ancak merak, sürekli araştırma, sabırlı çalışma ve kişinin kendi müzikal kimliğini aramaktan vazgeçmemesinin de en az teknik beceri kadar önemli olduğunu vurguladı. YENİ ALBÜM ÇALIŞMASI SÜRÜYOR İbrahim Babayev, yeni albümü üzerinde çalıştığını ve albümü eylül ayında yayımlamayı planladıklarını açıkladı. Bir önceki albümü MughaMix’te Azerbaycan muğamını çağdaş seslerle buluşturduğunu belirten Babayev, yeni albümünde bu araştırmayı daha ileri taşımayı hedeflediğini söyledi. Sanatçı, yeni çalışmasında tarın ifade olanaklarını farklı müzik yaklaşımlarıyla keşfetmeye devam edeceğini ifade etti. “ORTAK KÜLTÜREL MİRASIMIZI GELECEĞİN DE PARÇASI HÂLİNE GETİRMELİYİZ” QHA aracılığıyla başta Kırım Tatarları olmak üzere Türk dünyasına da mesaj veren Babayev, ortak kültürel mirasın Türk dünyasının en büyük zenginliklerinden biri olduğunu vurgulayarak şöyle konuştu: Türk dünyasının en büyük zenginliklerinden biri ortak kültürel mirasımızdır. Bu mirası korumanın en güzel yolu, onu yalnızca geçmişin bir parçası olarak görmek değil, bugünün ve geleceğin yaşamının da bir parçası hâline getirmektir. Geleneklerimizi yaşatırken aynı zamanda onları yeni nesillerin anlayabileceği ve hissedebileceği biçimlerde sunmalıyız. Sanat, kültürler arasında köprü kuran en güçlü dillerden biridir ve bu köprüyü birlikte güçlendirmeye devam etmeliyiz.

Türkmeneli mücadelesinin önde gelen neferlerinden Sadun Köprülü'nün vefat yıl dönümü Haber

Türkmeneli mücadelesinin önde gelen neferlerinden Sadun Köprülü'nün vefat yıl dönümü

Sadun Köprülü, 1957 yılında Kerkük’e bağlı Altunköprü ilçesinde dünyaya geldi. İlkokul eğitimini Kerkük'te, ortaokul eğitimini Bağdat'ta, lise eğitimini ise tekrar Kerkük'te tamamladı. Yüksek öğrenimini Bağdat Üniversitesi Kanun ve Şeriat (Hukuk) Fakültesinde bitirdi. 17 YIL SÜREN MAPUS HAYATI Mezuniyetinden sadece bir hafta sonra Türkçülük, Türkmen ve Kerkük millî davalarına olan bağlılığı nedeniyle haksız yere suçlanarak 17 yıl boyunca Abu Garip Hapishanesi'nde mahkûm edildi. Bu süre zarfında, dayanılmaz işkencelere maruz kaldı, bir buçuk yıl boyunca yoğun işkenceler gördü ve hatta tırnakları dahi söküldü. Sadun Köprülü’nün ilk mahkûmiyeti ise henüz 10 yaşındayken, 1967 yılında Süleyman Demirel'in Irak ziyareti sırasında gerçekleşti. Demirel’i "Ağam Süleyman, Paşam Süleyman" türküsüyle ve "Yaşasın Türkiye" sloganlarıyla karşıladığı için 8 ay boyunca tutuklu kaldı ve hem kendisi hem de annesi çeşitli işkencelere maruz kaldı. 1973 yılında Cumhurbaşkanı Fahri Korutürk'ün Irak'ı ziyareti sırasında da İstiklal Marşı'nı okuyup "Yaşasın Türkiye" sloganları attığı için yine tutuklandı ve 6 ay boyunca büyük işkencelere tabi tutuldu. 1996 yılında Birleşmiş Milletler (BM) ve İnsan Hakları kuruluşlarının çabaları sonucu serbest bırakılan Sadun Köprülü, Saddam rejiminin suikast girişimleri nedeniyle BM tarafından ABD'ye gönderildi. ABD'de 6 yıl boyunca çeşitli kurslara katılarak kendini geliştirdi. 2003 yılında Irak Türkmen millî davası ve Türkiye sevgisi nedeniyle Türkiye'ye dönen Köprülü, Irak Türkmen Cephesi (ITC) Türkiye Temsilcisi olarak bir yıl görev yaptı. Sadun Köprülü, 2014 yılında hayatını kaybetti.

Kazakistan, dijital tengeyi 18 Temmuz'da resmen tedavüle sokuyor Haber

Kazakistan, dijital tengeyi 18 Temmuz'da resmen tedavüle sokuyor

Kazakistan, 18 Temmuz itibarıyla merkez bankası dijital para birimi (CBDC) olan dijital tengeyi resmen tedavüle alacak. 2021'den bu yana geliştirilen proje kapsamında dijital tenge, nakit ve kaydi paranın yanında ulusal para biriminin yasal bir biçimi olarak kullanılacak. Dijital tengenin yürürlüğe girmesi, Kazakistan'da finansal piyasaların düzenlenmesi, iletişim ve iflas mevzuatında yapılan değişikliklerle mümkün oldu. Yeni düzenlemeye göre, dijital tengenin ihraç edilmesi, dolaşıma sokulması ve geri çekilmesinden yalnızca Kazakistan Merkez Bankası (NBK) sorumlu olacak. DİJİTAL TENGE PLATFORMU ÜZERİNDEN KULLANILABİLECEK Vatandaşlar, dijital cüzdanlarını NBK'nın Dijital Tenge Platformu üzerinden kullanabilecek. Sisteme erişim ise bankalar ve lisanslı ödeme kuruluşlarının mevcut mobil uygulamaları ve hizmetleri aracılığıyla sağlanacak. Dijital hesaplar, kullanıcıların talebi doğrultusunda sisteme katılan finans kuruluşlarıyla yapılacak sözleşmenin ardından açılabilecek. Yeni sistemde ödemeler ve para transferleri yalnızca hesapta bulunan bakiye kadar gerçekleştirilebilecek. Dijital tasarruf hesaplarına ise izin verilmeyecek. Mevzuat ayrıca dijital hesapların para alma ve gönderme, dijital tengeyi nakde veya banka hesabındaki bakiyeye dönüştürme, hesap hareketlerini görüntüleme ve yasal işlemler kapsamında hesaplara bloke uygulanması gibi temel işlevlerini de düzenliyor. Platform, Kazakistan Merkez Bankasının belirleyeceği kurallar çerçevesinde akıllı sözleşmeler ve tokenleştirilmiş dijital tenge uygulamalarını da destekleyecek. “TAMAMEN DİJİTAL ORTAMDA KULLANILACAK” Kazakistan Merkez Bankası Dijital Dönüşüm Danışmanı Binur Jalenov, dijital tengenin ülkenin dijital dönüşüm sürecinde "tamamen mantıklı bir adım" olduğunu belirterek, dijital ekonominin dijital ödeme araçlarına ihtiyaç duyduğunu ifade etti. Jalenov, dijital tengenin ticari bankalardaki mevduatlardan farklı olarak doğrudan Kazakistan Merkez Bankasının yükümlülüğü olduğunu, bu nedenle fiziki nakitle aynı güvenceye sahip olduğunu ancak tamamen dijital ortamda kullanılacağını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.