SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türk Dünyası

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türk Dünyası haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türk Dünyası haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasının ortak mirası okullarda öğrencilere aktarılacak Haber

Türk dünyasının ortak mirası okullarda öğrencilere aktarılacak

Türkiye Cumhuriyeti Millî Eğitim Bakanlığı tarafından hazırlanan Türk Dünyası Kültür Atlası ve Türk Dünyası Yolculuğu adlı eserler, bu eğitim-öğretim yılından itibaren ilköğretim ve ortaöğretim öğrencileri için okullarda temel kaynak olarak kullanılacak. AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile ilişkilerden sorumlu Prof. Dr. Kürşad Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, çalışmaların Türk dünyası açısından önemli bir adım olduğunu belirtti. Zorlu, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ortaya koyduğu Türk dünyası vizyonu doğrultusunda hazırlanan kitapların, bu eğitim-öğretim yılında basılı materyal olarak öğrencilerin kullanımına sunulacağını açıkladı. TÜRK DÜNYASININ ORTAK MİRASI ÖĞRENCİLERE AKTARILACAK Hazırlanan eserlerde Türk dünyasının tarihî şahsiyetleri, kadim şehirleri, doğal ve kültürel mirası, edebî ve sanatsal birikimi ile ortak değer ve gelenekleri ele alınıyor. İçeriklerin öğrencilerin yaş ve gelişim düzeylerine uygun, sade ve anlaşılır bir anlatımla hazırlandığı belirtildi. Kitaplarla öğrencilerin Türk dünyasının ortak kültürel mirasını daha yakından tanımaları, günümüzdeki Türk dünyasını daha doğru anlamaları ve Türk toplulukları arasındaki tarihî ve kültürel bağların önemini kavramaları hedefleniyor. “TÜRK DÜNYASI” SEÇMELİ DERSİNE HAZIRLIK Zorlu, söz konusu çalışmaların eğitim müfredatına kazandırılması hedeflenen “Türk Dünyası” seçmeli dersi için de önemli bir başlangıç niteliğinde olduğunu söyledi. Kitapların yalnızca basılı olarak değil, dijital ve zenginleştirilmiş içerikleriyle de Millî Eğitim Bakanlığının dijital platformlarında öğretmen, öğrenci ve velilerin erişimine sunulacağı bildirildi. Zorlu, çalışmanın Türk dünyasıyla Türkiye arasındaki kardeşlik bağlarının güçlendirilmesine katkı sağlayacağını belirterek, Millî Eğitim Bakanı Yusuf Tekin ve projede emeği geçenlere teşekkür etti.

Azerbaycanlı şair ve bilim insanı Prof. Dr. Abdullayeva: Kırım ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir Haber

Azerbaycanlı şair ve bilim insanı Prof. Dr. Abdullayeva: Kırım ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir

İktisat alanındaki akademik kariyeri ile edebiyat dünyasındaki şair ve söz yazarı kimliğini bir arada sürdüren Prof. Dr. Resmiyye Sabir Abdullayeva (Rəsmiyyə Abdullayeva); bilim ve sanat ilişkisi, şairlerin toplumsal sorumlulukları ile Türk dünyası arasındaki edebî köprüler hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. Bilim insanlığı ile şair kimliğini bir arada yürütmenin kendisi için iki farklı dünyadan çok bir yaşam biçimi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Resmiyye Abdullayeva, şiirin kendisi için huzur ve teselli kaynağı olduğunu belirtirken, Türk dünyasının ortak edebî mirasının genç kuşaklar tarafından yeniden yorumlanması gerektiğini vurguladı. Azerbaycan Mimarlık ve İnşaat Üniversitesinde eğitim alan Abdullayeva, 2006 yılında iktisat alanında doktora derecesini, 2009 yılında doçent, 2025 yılında profesör ünvanını aldı. Halen Azerbaycan Cumhuriyeti Bilim ve Eğitim Bakanlığı Ekonomi Enstitüsünde “Kapsayıcı Sosyal Kalkınma” Bölüm Başkanı olarak görev yapan ve Türk Dilli Devletler Ekonomistler Kamu Birliğinin başkanlığını yürüten Prof. Dr. Abdullayeva, Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Devlet Yönetimi Akademisinde de yarı zamanlı profesör olarak çalışıyor. 177 bilimsel eserin yazarı olan Abdullayeva, 40’tan fazla uluslararası konferans ve sempozyumda bildiri sundu. “BEN ŞAİR DOĞDUM, İKTİSATÇI OLDUM” Bilim ile şiir arasındaki ilişkiyi değerlendiren Abdullayeva, iki alanı da çok sevdiğini ve ikisinin yaşam tarzına dönüştüğünü söyledi. Abdullayeva, “Ben şair doğdum, iktisatçı oldum” diyerek çocukluk hayalinin bilim insanı olmak olduğunu ve bu hayalini gerçekleştirdiğini anlattı. İktisat ile şiirin kendisi açısından farklı işlevleri olduğunu belirten Abdullayeva, “İktisattan yorulduğumda huzuru şiirde buluyorum. Söz beni teselli ediyor” dedi. Şiir ve sözün kendisi için kutsal olduğunu ifade eden Abdullayeva, iki farklı alanda başarılı bir şekilde faaliyet göstermenin zor ancak mümkün olduğunu dile getirdi. “ŞİİRİMİN KIRMIZI ÇİZGİSİ KEDERDİR” İnsanı şiir yazmaya yönelten tek bir duygu bulunmadığını söyleyen Abdullayeva, aşk acısı, dertler, acılar ve dünyayı anlamaya çalışma gibi birçok unsurun şiire kaynaklık ettiğini; en güzel şiirlerin büyük acılardan doğduğunu belirtti. Kendi şiirlerinde de kederin önemli bir yere sahip olduğunu belirten Abdullayeva, vatan, anne ve toprak temalarının geniş yer tuttuğunu, ancak şiirinin “kırmızı çizgisinin keder” olduğunu ifade etti. Şairin çevresindeki olaylardan diğer insanlara göre daha derin biçimde etkilenebildiğini söyleyen Abdullayeva, şair olarak doğduğu için Allah’a şükrettiğini dile getirdi. “ESER ARTIK SENİN OLMAKTAN ÇIKAR” Sözleri bestelenerek geniş kitlelere ulaşan bir şair açısından bunun nasıl bir duygu olduğu sorusunu da yanıtlayan Abdullayeva, bunun muhteşem bir duygu olduğunu belirterek şunları kaydetti: O eser artık senin olmaktan çıkar ve milyonların sevgilisi haline gelir. İnsanlar senin eserlerinle manevi olarak beslenirler. Bundan daha güzel ne olabilir? Bir eserin milyonlarca insan tarafından sevilmesinin bir yazar için en büyük servet olduğunu belirten Abdullayeva, kısa süre önce yaşadığı bir anıyı da anlattı. Kızıyla birlikte S. Vurgun adlı Yaratıcılık ve Dinlenme Merkezi’nde bulunduğu sırada, restoranda sözlerini yazdığı “Unutdun” adlı şarkının seslendirildiğini belirten Abdullayeva, şarkıcıya söz yazarının orada olduğunu söyleyerek teşekkür ettiğini aktardı. Abdullayeva, genç şarkıcı İslam Alizade’nin kendisine tarihe geçecek anlar yaşadığını söylediğini belirterek bunun bir yazar için mutluluk olduğunu ifade etti. TÜRK DÜNYASI EDEBİYATI İÇİN “KÖPRÜ” VURGUSU "Dünya Genç Türk Yazarlar Birliyi" isimli STK'nın kuruluşunda da yer alan Abdullayeva, Türk dünyasının edebiyatçılarını birbirine bağlayan ortak edebî ve kültürel alanın geçmişe kıyasla daha güçlü olduğunu, ancak olması gereken seviyede bulunmadığını söyledi. Azerbaycan, Türkiye, Kırım, Kazakistan, Özbekistan, Türkmenistan, Kırgızistan ve diğer kardeş coğrafyaların birbirinden öğrenecek çok şeyi bulunduğunu belirten Abdullayeva, ortak edebî alanın yalnızca toplantılar, festivaller ve karşılıklı ziyaretlerle sınırlı kalmaması gerektiğini ifade etti. Eserlerin birbirine çevrilmesi, genç yazarların ortak projelerde buluşması, dergi ve yayınevlerinin daha geniş bir dolaşım ağı oluşturması gerektiğini söyleyen Abdullayeva, özellikle genç kuşaklar arasında doğrudan edebî iletişim kurulmasının önemine dikkat çekti. Ortak edebî alanı hazır bir yapıdan çok sürekli kurulması gereken bir köprü olarak gördüğünü belirten Abdullayeva, "O köprünün taşları da şiir, hikâye, roman, çeviri, dergi, kitap ve en önemlisi insan ilişkileridir. Çünkü edebiyat bizi sadece aynı geçmişte buluşturmaz; ortak bir gelecek hayal etmemizi de sağlar." şeklinde konuştu. "VATAN VE YURT DUYGUSU TÜRK DÜNYASI EDEBİYATLARINDA ÇOK GÜÇLÜDÜR" Türk dünyası edebiyatlarını birbirine bağlayan değerler konusunda ise Abdullayeva; vatan, dil, tarih, hafıza, aile, özgürlük ve insan sevgisini öne çıkardı. Coğrafyaların farklı olmasına rağmen acıların, sevinçlerin ve hayallerin edebiyata yansıyan tarafında büyük bir ortaklık bulunduğunu belirten Abdullayeva, "Özellikle vatan ve yurt duygusu Türk dünyası edebiyatlarında çok güçlüdür. Şair için toprak sadece üzerinde yaşanan bir mekân değildir; geçmişin, ataların, hatıraların ve kimliğin taşıyıcısıdır." ifadelerini kullandı. Anne, aile, gurbet, ayrılık, doğa ve kardeşlik gibi temaların da ortak bir duygu dili oluşturduğunu belirten Abdullayeva, destanlar, halk şiiri, ozan geleneği ve musikinin farklı coğrafyalarda aynı büyük kültürel hafızanın izlerini taşıdığını söyledi. Türk dünyasının ortak değerleri noktasında sözlü kültür geleneğine de parantez açan Resmiyye Abdullayeva, şöyle konuştu: Destanlarımız, halk şiirimiz, ozan geleneğimiz ve musikimiz farklı coğrafyalarda farklı biçimler almış olsa da aynı büyük kültürel hafızanın izlerini taşır. Dede Korkut'tan Manas'a, Köroğlu'ndan çağdaş şiire kadar uzanan geniş bir damarımız var. Fakat bana göre bizi en güçlü biçimde birleştiren şey, bütün farklılıklarımızın içinde insana ve söze verdiğimiz değerdir. Dillerimizde bazı kelimeler değişebilir, lehçelerimiz farklılaşabilir; fakat bir annenin sevgisi, bir insanın vatan özlemi, ayrılığın acısı veya özgürlük arzusu her yerde aynı yüreğe dokunur. “KIRIM’IN SESİ, TÜRK DÜNYASININ ORTAK HAFIZASINDA MUTLAKA DUYULMALIDIR” Kırım’ın Türk dünyasının tarihî ve kültürel hafızasındaki yerine de değinen Abdullayeva, "Kırım, benim için yalnızca bir coğrafyanın adı değildir; Türk dünyasının hafızasında derin izler bırakmış bir kültür ve edebiyat merkezidir. Karadeniz’in kuzeyindeki bu topraklar, yüzyıllar boyunca Türk kültürünün, dilinin ve düşüncesinin önemli duraklarından biri olmuştur." dedi. Kırım Tatar edebiyatında vatan sevgisi, gurbet, sürgün, ayrılık, kimlik ve özgürlük temalarının güçlü olduğunu belirten Abdullayeva, 2004 yılında Kırım’da bulunduğunu ve sürgünden sonra vatanlarına dönen insanların acı hikâyelerini kendi ağızlarından dinlediğini anlattı. “Ey Güzel Kırım” türküsünü her dinlediğinde sürgün acısının gözlerinin önüne geldiğini ifade eden Abdullayeva, Azerbaycanlı bir şair olarak Kırım’ın duygu dünyasını kendisine yakın gördüğünü söyledi. Kırım’ın Türk dünyasındaki konumunu daha da güçlendirmek için Kırım Tatar edebiyatının daha fazla çevrilmesi, genç kuşaklara tanıtılması ve Türk dünyasının diğer edebiyatlarıyla daha yoğun kültürel alışveriş içinde olması gerektiğine inandığını söyleyen Abdullayeva, şöyle devam etti: Kırım’ın sesi, Türk dünyasının ortak hafızasında mutlaka duyulmalıdır. Çünkü bir milletin hafızasından bir coğrafyayı çıkarırsanız, o milletin hikâyesinde büyük bir boşluk bırakırsınız. Kırım da bizim ortak hikâyemizin önemli sayfalarından biridir. “ŞİİR MÜZEDE DURAN BİR ESER DEĞİLDİR” Gençlerin şiirden ve klasik edebiyattan uzaklaştığı yönündeki değerlendirmeye katılmayan Abdullayeva, önce şiirin gençlere nasıl sunulduğuna bakılması gerektiğini söyledi. Gençlerin şiire değil, samimiyetsizliğe, zorunluluğa ve hayatlarından kopuk anlatımlara uzak durduğunu belirten Abdullayeva, klasik edebiyatın yalnızca ezberlenmesi gereken metinler olmaktan çıkarılması gerektiğini ifade etti. Şiirin gençlerin bulunduğu alanlara götürülmesi gerektiğini söyleyen Abdullayeva; dijital platformlar, kısa videolar, podcastler, genç şair buluşmaları, şiir atölyeleri ve çağdaş çeviri projelerinin önemli imkânlar sunduğunu belirtti. Özellikle Türk dünyasının farklı coğrafyalarından gençlerin aynı projelerde buluşmasının değerli olacağını dile getiren Resmiyye Abdullayeva, "Özellikle Azerbaycan, Türkiye, Kırım, Kazakistan, Özbekistan, Kırgızistan ve diğer Türk dünyası coğrafyalarından gençlerinin aynı projelerde buluşması çok değerli olur. Benim için en önemli mesele ise gençlere sadece geçmişimizi anlatmak değil, onlara kendi sözlerini söyleme imkânı vermektir. Onlar klasiklerimizi okuyacak, fakat kendi çağlarının şiirini de yazacaklar. Türk dünyasının ortak edebî mirası ancak genç kuşak onu sahiplenip yeniden yorumladığında yaşamaya devam eder." değerlendirmesinde bulundu. Abdullayeva, şiirin geleceğine ilişkin görüşünü ise şu sözlerle dile getirdi: Şiir müzede duran bir eser değildir. Şiir, insanın bugün söylediği ve yarın da söyleyeceği sözdür. Gençlere bunu hissettirebilirsek, şiirin geleceğinden endişe etmeye gerek kalmaz. “YAZAR, KENDİ DÖNEMİNİN AYNASI OLMALIDIR” Savaşlar, ekonomik krizler ve toplumsal travmaların yaşandığı dönemlerde şairin ve yazarın sorumluluğunun da önemli olduğunu belirten Abdullayeva, "Bence yazar, kendi döneminin aynası olmalıdır. Toplumu rahatsız eden, endişelendiren sorunları dile getirmeli, eserlerinde bunlara yer vermelidir. Yazar, haksızlığa ve adaletsizliğe karşı eserleriyle mücadele etmelidir. Dünyanın neresinde olursa olsun insanların hakları çiğneniyorsa, masum insanlar öldürülüyorsa, insan buna nasıl kayıtsız kalabilir?" diye konuştu. Azerbaycan’ın aydınlarından Mirza Alekber Sabir ve Mirza Celil’i örnek gösteren Abdullayeva, bu isimlerin toplumdaki eksiklik ve kusurları eserlerinde göstererek bunların düzeltilmesini istediklerini söyledi. Kendisinin de Suriye’den kaçan insanlar ve Türkiye’de deprem sırasında hayatını kaybedenler hakkında şiirler yazdığını belirten Abdullayeva, dünyanın neresinde olursa olsun masum insanların öldürülmesine ve soykırıma maruz kalmasına kayıtsız kalamayacağını ifade etti. “Benim için en büyük değer insandır” diyen Abdullayeva, hiç kimsenin başka bir insanı hayatından mahrum etmeye hakkı olmadığını söyledi. TÜRK DÜNYASINA MESAJ: “GELECEĞİMİZİ BİRLİKTE KURALIM” Azerbaycan’dan Kırım’a ve bütün Türk dünyasına bir şair olarak mesajının ne olacağı sorusunu da yanıtlayan Abdullayeva, şu sözlere yer verdi: Ayrı coğrafyalarda yaşasak da aynı hafızanın, aynı dilin ve aynı ruhun çocuklarıyız. Azerbaycan’dan Kırım’a, Anadolu’dan Türkistan'a kadar uzanan Türk dünyasına mesajım şudur: Birbirimizi uzak görmeyelim. Sözümüzü, tarihimizi ve kültürümüzü yaşatalım ama geleceğimizi de birlikte kuralım. Çünkü bizi birleştiren yalnızca geçmişimiz değil, birlikte yazacağımız gelecektir. Şiir ise bu birliğin en saf dilidir. Bırakalım Türk dünyasının bütün yolları birbirine sevgi, kardeşlik ve umut taşısın!

Kuzey Makedonya’da Türkçe ve temsilde eşitlik gündemde: Milletvekili Salih Murat’tan hükûmete soru yağmuru Haber

Kuzey Makedonya’da Türkçe ve temsilde eşitlik gündemde: Milletvekili Salih Murat’tan hükûmete soru yağmuru

Makedonya Türkleri Hak ve Demokrasi Hareketinin Avrupa Cephesi listesinden seçilen Milletvekili Salih Murat, Türkçenin resmî kullanımı ile Türklerin kamu kurumlarında hakça ve orantılı temsili konusunda Kuzey Makedonya hükûmetine bir dizi soru yöneltti. Salih Murat, Türk nüfusunun yüzde 20’den fazla olduğu Merkez Jupa, Plasniça, Mavrova ve Rostuşe, Vasilovo, Konçe ve Karbinçi belediyelerinde Türkçenin resmî dil olarak kullanımına ilişkin mevcut durumun açıklanmasını istedi. Türk nüfusunun yüzde 20’nin altında olduğu Dolneni, Studeniçani, Vrapçişte, Gostivar, Çair ve Kırçova belediyelerinde Türkçenin kullanımına ilişkin uygulamaların da açıklığa kavuşturulmasını talep eden Murat, belediyelerde Türkçenin resmî kullanımına yönelik mevcut uygulamaların hangi düzeyde olduğunu gündeme taşıdı. RESMÎ DİL UYGULAMASINDAKİ İHLALLERİ SORDU Murat, özellikle Karbinçi, Vasilovo ve Konçe belediyelerinde resmî dillerin kullanılmaması nedeniyle Ayrımcılığı Önleme Komisyonu tarafından tespit edilen ihlallere ilişkin hangi adımların atıldığını sordu. Milletvekili, yalnızca mevzuatta tanınan hakların varlığının yeterli olmadığını, bu hakların kamu kurumlarında ve yerel yönetimlerde fiilen uygulanması gerektiğini vurguladı. Türkçenin resmî kullanımına ilişkin uygulamaların açıklanmasını isteyen Murat, ilgili makamların bu konudaki sorumluluklarını yerine getirip getirmediğinin ortaya konulmasını talep etti. TÜRKLERİN KAMU KURUMLARINDAKİ TEMSİLİ DE GÜNDEMDE Murat’ın gündeme getirdiği bir diğer başlık ise kamu kurum ve kuruluşlarında toplulukların hakça ve orantılı temsili oldu. Türklerin kamu kurumlarında temsil oranına ilişkin mevcut durumu sorgulayan Murat, bakanlık tarafından farklı toplulukların adil ve orantılı biçimde temsil edilmesini sağlamak amacıyla hangi önlemlerin alındığını sordu. Murat ayrıca, Türk toplumunun kamu kurumlarında ayrımcılığa uğramasına ilişkin hangi somut adımların atıldığının açıklanmasını istedi. “ANA DİLİMİZ İÇİN SUSMAYACAĞIZ” Bazı kurumların görev ve yetkilerini kötüye kullanabileceğini, hükûmet ortaklarının ise bu uygulamalar karşısında sessiz kalabileceğini belirten Murat, Türk toplumunun hakları konusunda sessiz kalmayacaklarını ifade etti. Murat, “Ana dilimiz için susmayacağız. Hakça temsil bir lütuf değil, haktır.” sözleriyle Türklerin dil ve kamu kurumlarında temsil alanındaki haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Milletvekili Murat, Türk toplumunun dil, resmî kullanım ve kamu kurumlarında eşit temsil konularındaki taleplerinin takipçisi olacaklarını belirterek, Türklerin diğer topluluklarla eşit haklara sahip olması için mücadeleyi sürdüreceklerini kaydetti.

Traktör Tebriz'den İran Futbol Federasyonun kararlarına tepki: “Bizi ezmek istiyorlar” Haber

Traktör Tebriz'den İran Futbol Federasyonun kararlarına tepki: “Bizi ezmek istiyorlar”

İran Futbol Federasyonu Disiplin Komitesinin Güney Azerbaycan Türklerinin takımı Traktör Tebriz kulübüne yönelik kararı, kulüp yönetiminin sert tepkisine yol açtı. Federasyon, Traktör Tebriz’in menajeri Hüdadad Azizi’ye 4 ay futboldan men cezası verdi. Traktör Tebriz Kulübü Yönetim Kurulu Sözcüsü Muhammed Hasan Nejad, “360” programında yaptığı açıklamada, İran futbolunda “totaliter bir azınlığın” bulunduğunu ve bu grubun onlarca yıldır hakemlik ile futboldaki karar alma süreçlerini kendi kontrolünde tutmaya çalıştığını bildirdi. Nejad, Traktör’ün söz konusu yapıya karşı durduğu için baskı ve ağır cezalarla karşı karşıya bırakıldığını ifade etti. Kulüp Sözcüsü, “Traktör’ü federasyondaki totaliter yönetimin karşısında durduğu için ezmek istiyorlar.” ifadeleriyle federasyona yönelik eleştirilerini sertleştirdi. CEZALARDA EŞİTSİZLİK VURGUSU İran Futbol Federasyonunun kararını değerlendiren Nejad, Traktör Tebriz ile Golgohar Sircan arasında oynanan karşılaşmada yaşanan gerginliğe de değindi. Nejad’a göre, maç sırasında yaşanan sözlü tartışmanın başlamasında Golgohar Sircan oyuncusu Omid Alahşah’ın da rolü bulunmasına rağmen futbolcuya 4 maçlık ceza verildi. Buna karşılık Traktör Tebriz’in menajeri Hudadad Azizi’nin 4 ay futboldan men edilmesi, kulüp yönetimi tarafından orantısız bir yaptırım olarak değerlendirildi. Nejad, İran futbolunda kararların tüm takımlara eşit uygulanmadığını vurgulayarak, Traktör’ün maruz kaldığı uygulamaların kulübe yönelik baskının göstergesi olduğunu bildirdi. “KURALLAR HERKESE EŞİT UYGULANMALI” Traktör Kulübü Sözcüsü ayrıca Traktör futbolcularına yönelik hakaret ve küfürlere dikkat çekti. Sportmenlik dışı davranışların cezalandırılmasına karşı olmadıklarını belirten Nejad, ancak bunun tüm takımlara ve futbolculara aynı standartlarla uygulanması gerektiğini söyledi. Nejad, hakaret ve futbol sahasındaki sınırları aşan davranışlar cezalandırılıyorsa, federasyonun bu konuda çifte standart uygulamaması gerektiğini vurguladı.

Kazakistan'da Latin alfabesi bilmecesi: Geçiş için ayrılan kaynak bütçeye iade ediliyor Haber

Kazakistan'da Latin alfabesi bilmecesi: Geçiş için ayrılan kaynak bütçeye iade ediliyor

Kazakistan'da Latin alfabesine geçme çalışmaları devam ederken, dönüşüm için ayrılan bütçe kaynaklarının 2020'den bu yana devlet bütçesine iade edildiği açıklandı. Kazinform haber ajansının gündeme taşıdığı habere göre, Kazakistan Bilim ve Yükseköğretim Bakanlığı, hükûmet binasında düzenlenen basın toplantısında Kazak alfabesinin Latin harflere geçirilmesine yönelik çalışmalar hakkında bilgi verdi. Bakanlığa bağlı Dil Politikası Komitesi Başkan Yardımcısı Elmira Asan, Kazak dilinin Latin harflerine dayalı yeni alfabesine ilişkin çalışmaların sürdüğünü belirtti. YENİ ALFABE VE İMLA KURALLARI ÜZERİNDE ÇALIŞILIYOR Asan, Ahmet Baytursınov Dilbilim Enstitüsü, Şaysultan Şayahmetov Dil Hazinesi Ulusal Bilimsel ve Uygulamalı Merkezi ile yükseköğretim kurumlarından uzman dilbilimcilerin sürece dahil edildiğini söyledi. Yetkili, Latin harflerine dayalı Kazak alfabesi taslağı ile buna ilişkin imla kurallarının geliştirilmesi için çalışmalar yürütüldüğünü ifade etti. Latin alfabesine geçişin aşamalı şekilde uygulanmasına yönelik planın ise yeni alfabe ve imla kurallarının kabul edilmesinin ardından hazırlanacağı bildirildi. GEÇİŞ İÇİN HENÜZ TARİH BELİRLENMEDİ Elmira Asan, Kazakistan'ın Latin alfabesine geçişi için henüz kesin bir takvimin bulunmadığını belirtti. Sürecin ilerlemesi için gerekli yasal ve düzenleyici düzenlemelerin hazırlanması gerektiğini ifade eden Asan, dönüşüm için ayrılan mali kaynaklarla ilgili de açıklama yaptı. Asan, 2020 yılından bu yana Latin alfabesine geçiş için ayrılan kaynakların devlet bütçesine iade edildiğini söyledi. BAKANLIK ÇALIŞMALARIN SÜRDÜĞÜNÜ AÇIKLAMIŞTI Kazakistan Bilim ve Yükseköğretim Bakanı Sayasat Nurbek de daha önce yaptığı açıklamada, Kazak alfabesinin Latin grafiğine geçirilmesine yönelik çalışmaların planlı ve sistematik şekilde devam ettiğini belirtmişti. Yetkililerin açıklamalarına göre, Latin alfabesine geçiş sürecinin somut takvimi, yeni alfabe ve imla kurallarının kabul edilmesi ile gerekli mevzuat çalışmalarının tamamlanmasının ardından belirlenecek.

Azerbaycan’da kamança için tarihî adım: Devlet standardı getirildi Haber

Azerbaycan’da kamança için tarihî adım: Devlet standardı getirildi

Azerbaycan’da Türk dünyasının köklü halk çalgılarından kamançanın üretim ve kalite kriterleri devlet standardıyla güvence altına alındı. Azerbaycan Standardizasyon Enstitüsü (AZSTAND), “Ulusal telli müzik aletleri. Kamança ve kamança ailesi. Teknik koşullar” başlıklı AZS 1005:2026 standardını kabul etti. Azerbaycan Cumhurbaşkanlığına bağlı Devlet Rekabet ve Tüketici Piyasası Kontrol Ajansı bünyesinde faaliyet gösteren AZSTAND’ın kararıyla kamança ve kamança ailesindeki halk müziği aletlerinin üretiminde uygulanacak teknik kriterler belirlenmiş oldu. Yeni standart, solo, topluluk ve orkestra performanslarının yanı sıra eğitim süreçlerinde kullanılan kamançaları kapsıyor. Düzenlemeyle enstrümanların teknik özellikleri, akustik yapısı ve kullanılan malzemelere ilişkin kalite kriterleri ortak bir çerçeveye kavuşturuldu. ÜRETİMDE ORTAK KALİTE KRİTERLERİ AZSTAND, standardın temel amacının geleneksel müzik mirasının korunması ve gelecek nesillere aslına uygun şekilde aktarılması olduğunu açıkladı. Düzenlemeyle kamançaların imalatı, akustik tasarımı ve kalite değerlendirmesinde ortak bir yaklaşım oluşturulması hedefleniyor. Böylece üretici ustalar için teknik şartların daha net hâle getirilmesi ve standart dışı ya da sahte ürünlerin önüne geçilmesi amaçlanıyor. Standardın, kamança üretiminde kalite kontrolünün güçlendirilmesinin yanı sıra geleneksel çalgının teknik özelliklerinin korunmasına da katkı sağlaması bekleniyor. TEKNİK KOMİTE HAZIRLADI AZS 1005:2026 standardının taslağı, Azerbaycan Kültür Bakanlığı bünyesinde faaliyet gösteren “Azerbaycan Halk Müzik Aletleri” Standardizasyon Teknik Komitesi (AZSTAND/TK 44) tarafından hazırlandı. Teknik komitenin sunduğu taslak AZSTAND tarafından onaylanarak Devlet Standardizasyon Normatif Belgeler Fonu’na dâhil edildi ve resmen yürürlüğe girdi. Yeni düzenlemeyle Azerbaycan’da kamança üretimi ve kalite değerlendirmesinde ortak teknik kriterlerin uygulanması sağlanırken, ülkenin geleneksel müzik kültürünün korunmasına yönelik kurumsal bir adım da atılmış oldu.

Kazak şair ve gazeteci Adayhan: Türk dünyasının ortak edebiyat alanına ihtiyacı var Haber

Kazak şair ve gazeteci Adayhan: Türk dünyasının ortak edebiyat alanına ihtiyacı var

Şiir, nesir, çocuk edebiyatı ve basın alanındaki yetkin çalışmalarıyla dikkat çeken Kazak şair ve gazeteci Amina Adayhan, mesleki birikimini, yeni roman projesini ve Türk dünyasının edebi geleceği hakkındaki düşüncelerini Kırım Haber Ajansı (QHA) ile paylaştı. Çocukluğundan itibaren sözün ve kitabın estetik ikliminde yetiştiğini belirten Adayhan, kalem tutmayı bir meslek olmanın ötesinde okuyucunun yüreğinde sorumluluk taşıyan bir eylem olarak gördüğünü ifade etti. “GAZETECİLİK GERÇEĞİ GÖRMEYİ, ŞİİR GERÇEĞİN BIRAKTIĞI İZİ HİSSETMEYİ ÖĞRETTİ" Amina Adayhan, edebiyatın kendisi için sonradan seçilmiş bir meslek değil, çocukluğundan beri gönlüne yakın bir dünya olduğunu ifade etti. Gazeteciliğe başlamasıyla birlikte toplumu, insanları ve onların hayatlarını daha yakından tanıma fırsatı bulduğunu anlatan Adayhan, gazeteciliğin hayata yalnızca dışarıdan bakmayı değil, insanların sevinçleri ve acılarının içinde yürümeyi öğrettiğini söyledi. “Gazetecilik bana gerçeği görmeyi öğretirken, şiir o gerçeğin insan yüreğinde bıraktığı izi hissetmeyi öğretti” diyen Adayhan, kalem tutmayı yalnızca bir meslek değil, aynı zamanda sorumluluk olarak gördüğünü belirtti. "İNSANA ÖZGÜ BÜTÜN DUYGULARIN KÖKLERİ BİR ŞEKİLDE AŞKLA BAĞLANTILIDIR" “Kanatlı Mektuplar” ve “Yüreğimdeki Yakınım” adlı şiir kitaplarında aşk temasına geniş yer veren Adayhan, aşkı yalnızca iki insan arasındaki bir duygu olarak değerlendirmediğini söyledi. Aşkın içinde özlem, pişmanlık, sadakat, bağışlama, kıskançlık ve umut gibi birçok duygunun bulunduğunu belirten Adayhan, "Yani insana özgü bütün duyguların kökleri bir şekilde aşkla bağlantılıdır. Bu nedenle aşkı şiirle anlatırken yalnızca sevgiyi değil, insanın iç dünyasını da anlatmaya çalışıyorum." ifadelerini kullandı. İnsanın gerçek karakterinin çoğu zaman sevdiğinde, kaybettiğinde veya özlediğinde ortaya çıktığını dile getiren yazar, aşkın insanı hem zayıf hem de güçlü kılabildiğini söyledi. Şiirlerindeki aşkın kusursuz ve masalsı bir duygu olmadığını vurgulayan Adayhan, bu şiirlerde hayatın farklı hâllerinin yer aldığını belirterek, “Bazen sevinç, bazen yalnızlık, bazen de sessizce bekleyiş var. Bu nedenle okuyucu kendi duygusunu başka birinin şiirinde bulabiliyorsa, bunun bir şair için bundan daha büyük bir mutluluk olmadığını düşünüyorum” dedi. “ERKEK KIZ” KADINLARIN GÖRÜNMEYEN MÜCADELESİNİ ANLATIYOR Adayhan, üzerinde çalıştığı “Erkek Kız” adlı romanında eşinden ayrılmış ve hayatın ağır yükünü büyük ölçüde tek başına omuzlayan kadınların hayatlarını ele aldığını anlattı. Romanın kendisi için sıradan bir eser olmadığını belirten Adayhan, Erkek Kız'ın kadınların kaderi üzerine duyduğu içsel bir düşünceden doğduğunu ifade etti. Dışarıdan güçlü görünen ve ailenin bütün yükünü tek başına taşıyan çok sayıda kadın bulunduğunu söyleyen Adayhan, çocuk yetiştirmenin yanı sıra geçim yükü, maddi sorumluluklar ve kimi zaman toplum baskısıyla mücadele eden kadınların görünmeyen hayatlarına dikkat çekmek istediğini belirtti. Erkek Kız aracılığıyla kadını acınacak bir karakter olarak göstermek istemediğini kaydeden yazar şöyle devam etti: Aksine, onun içindeki gücü, hayat mücadelesini, sevilme ve mutlu olma hakkını göstermek istiyorum. Vermek istediğim temel mesaj şu: Bir kadının güçlü olması, bütün yükleri tek başına taşımak zorunda olduğu anlamına gelmez. ÇOCUK EDEBİYATINDA MİLLÎ KİMLİK VE DİJİTAL DÜNYA DENGESİ Çağdaş çocuk edebiyatının dijital çağda büyüyen yeni neslin ihtiyaçlarını dikkate alması gerektiğini belirten Adayhan, günümüz çocuklarının geçmiş kuşaklardan farklı bir bilgi ortamında yetiştiğini söyledi. Telefon, sosyal medya ve çeşitli dijital platformların çocukların dünya görüşü üzerinde önemli etkiler oluşturduğunu ifade eden Adayhan, çocuk edebiyatının görevinin çocukları dijital dünyadan koparmak olmadığını vurgulayarak, “Günümüz çocuk edebiyatının görevi, çocuğu dijital dünyadan koparmak değil. Aksine, o dünyayla birlikte yaşayabilen fakat kim olduğunu unutmayan bir nesil yetiştirmektir” değerlendirmesinde bulundu. Millî değerlerin çocuklara kuru öğütlerle değil, ilgi çekici hikâyeler, çağdaş karakterler ve samimi duygularla aktarılması gerektiğini belirten Adayhan, çocukların kendi edebiyatlarında kendi dünyalarını görebilmesinin önemine dikkat çekti. Bir Kazak çocuğunun kendi edebiyatını okuduğunda, “Bu benim dünyam” diyebilmesi gerektiğine işaret eden yazar şunları kaydetti: Millî kimlik ile dünyaya açık olmak birbirine zıt değildir. Kökleri derin olan ağacın dalları daha yükseğe ulaşır. Çocuk da kendi dilini, tarihini ve kültürünü ne kadar iyi bilirse dünyayı o kadar özgürce tanıyabilir. “GAZETENİN KÂĞIDI DEĞİŞEBİLİR, GERÇEK SÖZ DEĞİŞMEMELİ” Kazak basınının tarih boyunca toplumdaki değişimlerle birlikte şekillendiğini belirten Adayhan, Türkistan Vilayeti Gazetesi'nden başlayarak millî yayınlara, Sovyet dönemindeki basından bağımsızlık yıllarındaki medya ortamına uzanan sürecin Kazak toplumunun düşünce ve bilinç tarihinin bir parçası olduğunu söyledi. Günümüzde bilginin yayılma hızının geçmişle kıyaslanamayacak seviyeye ulaştığını ifade eden Adayhan, okuyucunun artık gazeteyi beklemek yerine habere anında telefonundan ulaşabildiğini anımsattı. Bu durumun medya için hem önemli bir imkân hem de büyük bir sorumluluk taşıdığını söyleyen Adayhan, Kazakça yayınlar arasındaki rekabetin de yüksek olduğunu ifade etti. Millî basının yalnızca bilgi aktaran bir alan olmaması gerektiğini vurgulayan yazar, nitelikli düşünce oluşturan, dilin itibarını yükselten ve toplumun kültürel seviyesine katkı sağlayan bir medya anlayışına ihtiyaç olduğunu belirtti. Amina Adayhan, “Gazetenin kâğıdı değişebilir, platformu değişebilir. Fakat onun en temel değeri olan gerçek söz ve profesyonel gazetecilik varlığını sürdürmelidir” dedi. “GAZETECİLİK HAYATIN GERÇEĞİ, EDEBİYAT O GERÇEĞİN YÜREKTEKİ YANKISIDIR” Gazetecilik ve edebiyatın yaratıcı yolculuğunda birbirini beslediğini söyleyen Adayhan, gazeteciliğin kendisine insanları dinlemeyi, edebiyatın ise insanların söylemediklerini hissetmeyi öğrettiğini ifade etti. Gazeteci olarak toplumdaki farklı sorunlara ve insanların hayatlarına tanıklık ettiğini belirten Adayhan, bazen bir insanın hayatındaki küçük bir olayın bile büyük bir eserin doğmasına vesile olabileceğini söyledi. Edebiyatın gazetecilik anlayışını da etkilediğini belirten Adayhan, gazetecilik metinlerinde insanın hayatını ve duygularını kaybetmemeye önem verdiğini dile getirdi. Adayhan, iki alan arasındaki bağı şu sözlerle anlattı: Benim için gazetecilik hayatın gerçeğiyse, edebiyat o gerçeğin yürekteki yankısıdır. TÜRK DÜNYASINDA EN BÜYÜK KÖPRÜ: ÇEVİRİ Türk halklarının edebî ilişkilerinin güçlü tarihî köklere sahip olduğunu belirten Adayhan, buna rağmen günümüzde farklı edebî çevrelerin birbirine her zaman yeterince ulaşamadığını söyledi. Türkiye'deki bir yazarın Kazakistan'daki yeni edebî gelişmeleri, Kazakistan'daki bir okuyucunun ise Kırım Tatarlarının günümüz edebiyatını yeterince tanımıyor olabileceğini ifade eden Adayhan, bu noktada çevirinin önemli bir işlev üstlendiğini vurgulayarak şunları kaydetti: Bence buradaki en büyük köprü çeviridir. Kazak bir şairin şiiri Türkçeye çevrilip Türkiye'deki okuyucuya ulaştığında bu yalnızca edebî bir çeviri değildir; aynı zamanda iki halkın yüreğini birbirine bağlayan bir köprüdür.nBen de şu anda Kazak şairlerini Türkçeye çevirmek ve Kazak ile Türk yazarlarını bir araya getirmek amacıyla çeşitli projeler yürütüyorum. “ZÜHAL” adlı Kazak-Türk şairlerinin uluslararası şiir antolojisini hazırlamamızın temel amaçlarından biri de budur. Benim hayalim, Kırım'dan Anadolu'ya, Kazakistan'dan Azerbaycan'a kadar Türk dünyasının şair ve yazarlarının birbirlerinin eserlerini okuduğu bir edebî ortam oluşturmaktır. Türk dünyasının ortak büyük bir edebiyat alanına ihtiyacı var. "BİRBİRİMİZİ YALNIZCA TARİH ARACILIĞIYLA DEĞİL, KÜLTÜR VE EDEBİYAT ARACILIĞIYLA DA TANIMALIYIZ" Kültürel ilişkilerin yalnızca tarihî bağlar üzerinden değil, günümüz edebiyatı ve sanatı aracılığıyla da geliştirilmesi gerektiğini belirten yazar, "Kırım ile Kazakistan'ın, Kırım Tatarları ile Kazak halkının tarihinde karşılıklı yakınlığın ve kardeşliğin kökleri derindir. Birbirimizi yalnızca tarih aracılığıyla değil, günümüz kültürü ve edebiyatı aracılığıyla da tanımalıyız." dedi. Röportajın son bölümünde Türk dünyasına seslenen Amina Adayhan, şu ifadeleri kullandı: Bizi birbirimizden ayıran sınırlar var; fakat yüreklerimizi birbirinden ayıran sınırlar olmamalı. Dillerimiz farklı biçimlerde söylenebilir, edebiyatlarımızın kendine özgü renkleri olabilir, tarihimizin her dönemi farklı yaşanmış olabilir. Ancak bizi birleştiren ortak bir ruh, ortak bir kültürel hafıza ve ortak değerler var. Ben edebiyatı, bu ortak ruhu birbirine bağlayan en güçlü köprülerden biri olarak görüyorum. Bugün birbirimizin şiirlerini çevirir, kitaplarını okur, şairlerini tanıtırsak, yarın bu bağı çocuklarımız sürdürecektir. Bu nedenle Türk dünyasına dileğim şudur: Köklerimizi unutmadan dünyaya birlikte açılmak. Kırım'dan Anadolu'ya, Anadolu'dan Kazakistan'a, Kazakistan'dan Azerbaycan'a kadar Türk dünyasının sesi birbirine ulaşsın. Edebiyatımız yaşasın, dilimiz güçlü olsun, tarihimiz nesillerin hafızasında sonsuza dek varlığını sürdürsün.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.