SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Türkiye

QHA - Kırım Haber Ajansı - Türkiye haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Türkiye haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TİKA ile Azerbaycan'ın kalkınma ajansı AIDA arasında iş birliği anlaşması Haber

TİKA ile Azerbaycan'ın kalkınma ajansı AIDA arasında iş birliği anlaşması

Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) ile Azerbaycan Dışişleri Bakanlığına bağlı Azerbaycan Uluslararası Kalkınma Ajansı (AIDA) arasında kalkınma alanında iş birliğini güçlendirmek amacıyla mutabakat zaptı imzalandı. Azerbaycan'ın başkenti Bakü'de, AIDA'nın 15. kuruluş yılı dolayısıyla düzenlenen konferansta imzalanan anlaşmayla iki kurum arasında deneyim paylaşımı, ortak programlar ve üçüncü ülkelerde ortak kalkınma projeleri yürütülmesi için çerçeve oluşturulması hedefleniyor. Konferansa Azerbaycan Dışişleri Bakanı Ceyhun Bayramov, Azerbaycan Bilim ve Eğitim Bakanı Emin Amrullayev, TİKA Başkanı Abdullah Eren, ASAN Hizmet Yönetim Kurulu Başkanı Ülvi Mehdiyev, diplomatik misyon temsilcileri ve çok sayıda davetli katıldı. AIDA 15 YILDA 140'TAN FAZLA ÜLKEYE DESTEK VERDİ Azerbaycan Dışişleri Bakanı Bayramov, AIDA'nın 2011'de kurulmasının ülkenin insani ve kalkınma yardımlarının koordinasyonu, kalkınma deneyiminin paylaşılması ve uluslararası ortaklıkların geliştirilmesi açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu söyledi. AIDA'nın 15 yıllık faaliyetleri kapsamında 140'tan fazla ülkenin Azerbaycan'ın uluslararası yardımlarından yararlandığını belirten Bayramov, 2020'den bu yana ikili ve çok taraflı yardım kapsamında yaklaşık 400 milyon dolar tahsis edildiğini bildirdi. Bayramov, TİKA ile imzalanan mutabakatın iki kalkınma ajansı arasında daha yakın iş birliği ve deneyim paylaşımının yanı sıra ortak ülkelerde ortak girişimlerin geliştirilmesine imkân sağlayacağını ifade etti. EREN: ORTAKLIĞIMIZ SAHADAKİ İŞ BİRLİĞİNİN TAAHHÜDÜ TİKA Başkanı Abdullah Eren de AIDA'nın 15. kuruluş yıl dönümünü kutlayarak anlaşmanın yalnızca sembolik bir adım olmadığını vurguladı. Eren, mutabakatın uzun süredir sahada yürütülen ortak çalışmaların, uzmanlık paylaşımının ve koordinasyonun kurumsal bir çerçeveye kavuşturulması anlamına geldiğini belirtti. Türkiye ile Azerbaycan'ın güçlü yönlerini küresel ölçekte kullanmaya devam edeceğini söyleyen Eren, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ülkelerin kalkınma iş birliği kurumlarının da ilerleyen dönemde özel bir toplantıda bir araya geleceğini açıkladı. Eren, Türkiye ve Azerbaycan arasındaki iş birliğinin ortak dış politika vizyonu ve stratejik uyuma dayandığını belirterek, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev arasındaki yakın ilişki ve karşılıklı güvenin bu iş birliğine yön verdiğini ifade etti. ÜÇÜNCÜ ÜLKELERDE ORTAK PROJELER PLANLANIYOR Mutabakat zaptı, konferansın ardından TİKA Başkanı Abdullah Eren ile Azerbaycan Dışişleri Bakan Yardımcısı Yalçın Refiyev tarafından imzalandı. Eren, imza töreninin ardından yaptığı açıklamada, Türkiye-Azerbaycan dostluğunda yeni bir sayfa açıldığını belirterek, TİKA ve AIDA'nın öncelikle dost ve kardeş coğrafyalarda, ardından dünyanın farklı bölgelerinde ortak çalışmalar gerçekleştireceğini söyledi. AIDA adına konuşan Refiyev de iki kurumun güçlerini birleştirerek üçüncü ülkelerde ortak kalkınma projeleri hayata geçirmeyi planladıklarını açıkladı. Anlaşmayla birlikte Türkiye ve Azerbaycan'ın kalkınma ve insani yardım alanındaki deneyimlerini ortak projeler aracılığıyla farklı ülkelere taşıması ve iki ülke arasındaki kurumsal iş birliğinin daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.

Türkmenistan'da yurt dışında okuyan gençlere çıkış yasağı engeli Haber

Türkmenistan'da yurt dışında okuyan gençlere çıkış yasağı engeli

Türkmenistan'da yurt dışında eğitim gören ancak çeşitli nedenlerle öğrenimini yarıda bırakarak ülkeye dönen gençlerin yeniden yurt dışına çıkışının engellendiği öne sürüldü. Bazı gençlerin, herhangi bir ön bildirim yapılmaksızın havaalanlarında ülkeden çıkışının engellendiği ve haklarında bir yıllık seyahat kısıtlaması uygulandığını son anda öğrendiği bildirildi. Türkmenistan'da vatandaşların ülke dışına çıkışıyla ilgili kısıtlamaların son haftalarda yeniden arttığı belirtiliyor. Azatlık Radyosunun Türkmenistan'daki kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, yurt dışında eğitim aldıktan sonra çeşitli nedenlerle öğrenimini yarıda bırakarak ülkeye dönen bazı gençler, yeniden yurt dışına çıkmak istediklerinde engellemeyle karşılaşıyor. YURT DIŞINA ÇIKIŞINA HAVAALANINDA İZİN VERİLMEDİ Lebap vilayeti sakinlerinden bir genç, 30 Ağustos'ta Aşkabat'tan Türkiye'ye gitmek isterken havaalanındaki pasaport kontrolünden geçirilmediğini anlattı. Genç, ülkeden çıkışı yasaklanan kişiler listesine alındığını ancak havaalanında öğrendiğini belirtti. Yurt dışında eğitim gördüğünü ve kısa süre önce Türkmenistan'a döndüğünü aktaran genç, öğrenim gördüğü üniversitenin, Türkmenistan bankaları aracılığıyla eğitim ücretlerinin yatırılmasına izin verilen yükseköğretim kurumları listesinden çıkarıldığını, bu nedenle eğitimini sürdürmekte zorlandığını ifade etti. Türkiye'de yasa dışı durumda kalmamak için Türkmenistan'a döndüğünü belirten genç, daha sonra yeniden eğitimine devam etmek amacıyla yurt dışına çıkmak istediğinde engellemeyle karşılaştığını söyledi. "BİR YILLIK ÇIKIŞ YASAĞI LİSTESİNE ALINIYORLAR" İDDİASI Azatlık Radyosuna konuşan ve benzer durumlarla karşılaştığını belirten diğer bazı Türkmenistan vatandaşlarının da yurt dışındaki üniversitelerde eğitim gördüğü ancak çeşitli nedenlerle öğrenimlerini yarıda bırakarak ülkelerine döndüğü aktarıldı. Lebap'taki yetkililere yakın bir kaynak ise Türkmenistan yönetiminin, yurt dışındaki üniversitelerden atılan veya eğitimini kendi isteğiyle bırakan eski öğrencileri bir yıllığına "ülkeden çıkışı yasaklananlar" listesine almaya başladığını dile getirdi. Ancak bu uygulamanın gerekçesi konusunda resmî makamlar tarafından herhangi bir açıklama yapılmadığı belirtildi. Yeni bir üniversiteye kayıt yaptırmak isteyen öğrenci de engellendi Ülkeden çıkışına izin verilmeyen gençlerden biri, Türkiye'de eğitimine başka bir üniversitede devam etmek istediğini ifade etti. Türkmenistan tarafından tanınan yurt dışındaki üniversiteler listesinde yer alan İstanbul Medipol Üniversitesine başvurmayı planladığını belirten genç, 30 Ağustos'ta yeniden Türkiye'ye gitmek için havaalanına gittiğinde görevliler tarafından geri çevrildiğini söyledi. Havaalanı çalışanlarının kendisine "deport konulduğu" yönünde bilgi verdiğini aktaran genç, daha sonra bu ifadenin yurt dışından sınır dışı edilme anlamında değil, Türkmenistan'dan çıkış hakkının geçici olarak kısıtlanması anlamında kullanıldığını öğrendiğini ifade etti. YASAKTAN ÖNCEDEN HABERDAR EDİLMEDİKLERİNİ SÖYLÜYORLAR Haberde, yurt dışına çıkışı engellenen vatandaşların tamamının, kendilerine yönelik seyahat kısıtlamasından önceden yazılı olarak haberdar edilmediği belirtildi. Vatandaşların, söz konusu yasaktan ancak yurt dışına çıkmak için havaalanına gittiklerinde haberdar oldukları ifade edildi. Lebap'ta yaşayan gençlerden biri, bölgedeki Göç İdaresine resmi başvuruda bulunarak, hakkında alınan kararın kendisine önceden bildirilmediğini ve yasağın hukuki dayanağını gösteren herhangi bir belgenin sunulmadığını belirtti. Henüz resmî bir yanıt alamadığını söyleyen genç, gayriresmî yollarla yaptığı araştırmalar sonucunda hakkında bir yıllık seyahat kısıtlaması bulunduğunu öğrendiğini aktardı. Genç, satın aldığı uçak biletinin de yandığını ifade etti. UYGULAMANIN YASAL DAYANAĞI BELİRSİZ Azatlık Radyosunun Türkmenistan Devlet Göç Hizmetinden konuyla ilgili resmî açıklama talep ettiği ancak yanıt alamadığı belirtildi. Kurumun internet sayfasında da söz konusu seyahat kısıtlamalarına ilişkin herhangi bir bilgiye yer verilmediği aktarıldı. Türkmenistan'ın Göç Kanunu'nun 30. maddesinde, vatandaşların ülke dışına çıkış hakkının geçici olarak kısıtlanabileceği durumlar sıralanıyor. Ancak yurt dışındaki bir üniversitede eğitimin yarıda bırakılması veya öğrencinin okuldan atılması, bu kısıtlamanın uygulanabileceği nedenler arasında açıkça yer almıyor. Bu nedenle, eski öğrencilere uygulandığı öne sürülen bir yıllık seyahat yasağının hangi hukuki düzenlemeye dayandığı belirsizliğini koruyor. ESKİ ASKERLERİN DE YURT DIŞINA ÇIKIŞININ ENGELLENDİĞİ ÖNE SÜRÜLDÜ Türkmenistan'da seyahat kısıtlamalarının yalnızca eski öğrencilerle sınırlı olmadığı da bildirildi. Turkmen.news, geçen ay Türkmenistan Silahlı Kuvvetlerinde daha önce görev yapmış kişilerin yurt dışına çıkışının engellendiği üç ayrı olay yaşandığını duyurdu. Habere göre, seyahat engeliyle karşılaşan eski askerler daha iyi yaşam koşulları aramak amacıyla yurt dışına gitmek istiyordu. Türkmenistan Göç Kanunu'nun ilgili maddesinde vatandaşların yurt dışına çıkış hakkının geçici olarak sınırlandırılabileceği durumlar belirtilirken, eski askerlerin resmî olarak görevlerinden ayrıldığı ve devlet sırlarına erişimlerinin bulunmadığı ifade edildi. SEYAHAT ÖZGÜRLÜĞÜ TARTIŞMASI Türkmenistan'da vatandaşların ülkeden çıkışının engellenmesine yönelik uygulamaların zaman zaman gündeme geldiği ve yolcuların bu durumla çoğunlukla havaalanlarında karşılaştığı belirtiliyor. Türkmenistan, 1997 yılında Medeni ve Siyasi Haklara İlişkin Uluslararası Sözleşme'ye taraf oldu. Sözleşmenin 12. maddesi, herkesin kendi ülkesi de dahil olmak üzere herhangi bir ülkeden ayrılma hakkını güvence altına alıyor. Bu hakkın ancak kanunla öngörülen, millî güvenlik, kamu düzeni, kamu sağlığı, ahlâk veya başkalarının hak ve özgürlüklerinin korunması için gerekli durumlarda sınırlandırılabileceği belirtiliyor.

Zelenskıy: Üçlü zirve BAE, İsviçre veya Türkiye’de yapılabilir Haber

Zelenskıy: Üçlü zirve BAE, İsviçre veya Türkiye’de yapılabilir

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), Ukrayna, ABD ve Rusya arasındaki bir sonraki üçlü görüşmenin Birleşik Arap Emirlikleri (BAE), İsviçre, Türkiye veya görüşmeye ev sahipliği yapmaya hazır başka bir ülkede düzenlenebileceğini açıkladı. Zelenskıy, gazetecilere yaptığı açıklamada, farklı ülkelerden görüşmelere ev sahipliği yapma yönünde davetler bulunduğunu belirterek, toplantının gerçekleştirileceği yer konusunda henüz kesin bir karar alınmadığını söyledi. GÜNDEMDE ENERJİ, TAHIL VE ESİR TAKASI VAR Zelenskıy, olası üçlü görüşmede enerji ve tahıl konularının ele alınacağını ifade etti. Ukrayna’nın bu alanlarda uzlaşmaya hazır olduğunu belirten Zelenskıy, ancak müzakerelerin yalnızca görüşme düzeyinde kalmaması ve somut sonuçlar ortaya koyması gerektiğini vurguladı. Ukrayna Cumhurbaşkanı, görüşmelerin öncelikli gündemlerinden birinin ise insani konular, özellikle savaş esirlerinin takası olacağını söyledi. Esir takaslarının artırılması ve sürecin hızlandırılması gerektiğini belirten Zelenskıy, bu konunun mevcut süreçte en önemli başlıklardan biri olduğunu ifade etti. MÜZAKERE SÜRECİNİN YENİDEN CANLANDIRILMASI HEDEFLENİYOR Zelenskıy daha önce yaptığı açıklamalarda, Ukrayna, ABD ve Rusya arasında üçlü müzakerelerin gerçekleştirilmesi için fırsat bulunduğunu belirtmişti. Ukrayna yönetimi, eylül ve ekim aylarını müzakere sürecinin yeniden canlandırılması açısından değerlendirmek istiyor.

Türkiye'de müze sayısı 664'e çıktı: Ziyaretçi sayısı yüzde 6,8 artış gösterdi Haber

Türkiye'de müze sayısı 664'e çıktı: Ziyaretçi sayısı yüzde 6,8 artış gösterdi

Türkiye genelinde müze sayısı, 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 4,4 artarak 664'e yükseldi. Müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı ise yüzde 6,8 artışla 65 milyon 862 bin 639'a ulaştı. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Kültürel Miras İstatistikleri'ni açıkladı. Buna göre Türkiye genelinde müze sayısı geçen yıl 2024'e kıyasla yüzde 4,4 artarak 664'e çıktı. MÜZELER NASIL DAĞILIYOR? Açıklanan verilere göre bu müzelerin 220'si Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesinde, 426'sı özel müze kategorisinde yer aldı. Milli Saraylar Başkanlığına bağlı 18 müze faaliyet gösterirken ören yeri sayısı 148 oldu. Müzelerdeki eser sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 0,4 artarak 4 milyon 12 bin 294 olarak kayıtlara geçti. Bakanlığa bağlı müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,5 artarak 3 milyon 388 bin 462 olurken özel müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,4 artışla 292 bin 271'e ulaştı. Aynı dönemde Millî Saraylar Başkanlığına bağlı müzelerdeki eser sayısı yüzde 0,5 azalarak 331 bin 561 oldu. Bakanlığa bağlı müzelerdeki eserlerin yüzde 60,4'ü sikke, yüzde 27,8'i arkeolojik materyal, yüzde 6,7'si etnografik materyal, yüzde 3,5'i tablet olarak belirlendi. MÜZE VE ÖREN YERLERİNDE ZİYARETÇİ REKORU Müze ve ören yeri ziyaretçi sayısı, geçen yıl bir önceki yıla göre yüzde 6,8 artarak 65 milyon 862 bin 639'a yükseldi. Ziyaretçilerin yüzde 52,9'u Bakanlığa bağlı müze ve ören yerlerini ziyaret etti. Bakanlığa bağlı ücretli müze ve ören yerlerine gidenlerin sayısı 20 milyon 888 bin 733'ü bulurken bunun toplam ziyaretçiler içindeki payı yüzde 31,7 oldu. Özel müze ziyaretçi sayısı yüzde 10,8 artarak 21 milyon 905 bin 335'e çıkarken Millî Saraylar Başkanlığına bağlı müze ziyaretçi sayısı yüzde 8,8 azalarak 9 milyon 122 bin 685'e geriledi. Bakanlık tarafından satılan müze kartı sayısı 6 milyon 804 bin 917 olarak kayıtlara geçti. EN ÇOK ZİYARETÇİ İSTANBUL, İZMİR VE ANKARA'DA En yüksek müze ziyaretçi sayısına sahip iller sırasıyla 18 milyon 307 bin 485 ile İstanbul, 4 milyon 646 bin 357 ile İzmir ve 4 milyon 642 bin 683 ile Ankara olarak sıralandı. Taşınmaz kültür varlıklarının sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 2,6 artarak 130 bin 632'ye çıktı. Bu kültür varlıklarının en çok bulunduğu il 34 bin 558 ile İstanbul olurken bu ili 8 bin 120 ile İzmir ve 5 bin 332 ile Muğla takip etti. SİT ALANLARI VE MİLLİ PARKLARDA ARTIŞ Toplam sit alanı sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 6 artarak 27 bin 703'e ulaşırken sit alanlarının yüzde 97,1'ini arkeolojik bölgeler oluşturdu. Millî parkların sayısı 2025'te bir önceki yıla göre yüzde 2 artarak 50 oldu. Millî park alanı yüzde 3,2 artışla 942 bin 286 hektara ulaştı. Tabiat parkı sayısı yüzde 2,2 artarak 274 olurken tabiat parkı alanı yüzde 0,2 artışla 94 bin 294 hektar olarak kayıtlara geçti. Tabiatı koruma alanı sayısı bir önceki yıla göre değişmeyerek 32 kalırken tabiat anıtı sayısı da aynı kalarak 111 oldu.

Karadeniz’de SİHA saldırıları arttı: Ticari gemiler doğaçlama önlemlerle korunmaya çalışılıyor Haber

Karadeniz’de SİHA saldırıları arttı: Ticari gemiler doğaçlama önlemlerle korunmaya çalışılıyor

Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna arasındaki savaşın ticari deniz taşımacılığı üzerindeki etkisi giderek ağırlaşıyor. Ukrayna savaşı sona erdirmek amacıyla diplomatik girişimlerini sürdürürken, Rusya’nın saldırılarını ve savaş söylemini devam ettirmesi Karadeniz’de güvenlik risklerini artırıyor. Karadeniz’de Rusya ve Ukrayna tarafından ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırıların artması ise, bölgedeki deniz taşımacılığında güvenlik endişelerini yeniden gündeme getiriyor. Tanker ve yük gemilerinin, olası silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırılarından korunmak amacıyla gemilerine ağ, su tankı ve lastik gibi doğaçlama savunma düzenekleri yerleştirdiği bildirildi. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansının güvenlik uzmanlarına ve görüntülere dayandırdığı haberine göre, özellikle Rusya’nın petrol ve tahıl ihracatını kolaylaştıran gemi ve altyapılara yönelik Ukrayna saldırılarının son dönemde yoğunlaşması, ticari deniz taşımacılığını daha riskli hâle getirdi. Saldırıların boyutunu gösteren örneklerden biri, Rusya bayraklı Omskiy-107 adlı terk edilmiş yük gemisi oldu. Komuta güvertesi yangında ağır hasar gören gemi, Rusya kara sularından sürüklenerek İstanbul Boğazı’nın doğusundaki bir sahile ulaştı. Geminin sürüklenmesi, dünyanın en yoğun deniz geçiş noktalarından biri olan İstanbul Boğazı çevresinde savaşın deniz taşımacılığı üzerindeki etkisini de ortaya koydu. GEMİLERDE AĞ, SU TANKI VE LASTİK KULLANILIYOR Bazı ticari gemilerin saldırılara karşı kendi imkânlarıyla çeşitli önlemler aldığı görüldü. Sierra Leone bayraklı Caruzoadlı ham petrol tankeri, 11 Ağustos’ta İstanbul Boğazı’ndan geçerken geminin arka bölümünde asılı su tanklarıyla görüntülendi. Tankların, olası bir saldırının etkisini azaltmak ve makine dairesinin zarar görmesini önlemek amacıyla kullanıldığı değerlendirildi. Rusya bayraklı Khrizopraz adlı ham petrol tankerinin ise 27 Ağustos’ta Boğaz’dan geçişi sırasında gövdesinin çevresine çok sayıda lastik yerleştirdiği görüldü. Bir başka yöntemin ise gemilerin üst yapılarını SİHA saldırılarına karşı korumak amacıyla kullanılan ağ sistemleri olduğu belirtildi. Deniz güvenliği alanında “cope cage” olarak adlandırılan bu ağ kafeslerinin, patlayıcı taşıyan küçük SİHA'ların geminin hassas bölümlerine doğrudan ulaşmasını engellemeyi amaçladığı ifade edildi. İki ham petrol tankeri, Brisk ve Integrator, ağlarla çevrilmiş koruma sistemleriyle geçen ay İstanbul Boğazı'ndan geçti. Deniz güvenliği şirketi Dryad Global’ın Üst Yöneticisi Corey Ranslem, Karadeniz'deki ticari gemilere ve liman altyapısına yönelik saldırılarının önemli ölçüde arttığını ve saldırıların daha da yoğunlaşabileceğini söyledi. Ranslem, gemilerde kullanılan su dolu konteynerler ve ağ sistemlerinin belirli tehditlere karşı işe yarayabileceğini ancak bunların kapsamlı bir savunma sağlamadığını belirtti. Özellikle daha büyük askerî SİHA'lara karşı bu tür tedbirlerin etkisinin sınırlı kalabileceğine dikkat çekti. Uzmanlar ayrıca hızlı hareket eden uzaktan kumandalı deniz araçları ile yüksek miktarda patlayıcı taşıyabilen hava araçlarının, bu tür doğaçlama önlemleri aşarak ticari gemilere ciddi hasar verebileceği konusunda uyarıda bulundu. HASARLI GEMİLER BOĞAZ’A ULAŞIYOR Karadeniz'deki saldırıların ticari gemiler açısından oluşturduğu risk, son haftalarda İstanbul Boğazı'na ulaşan hasarlı gemilerle de kendini gösterdi. Aralarında Liberya bayraklı Great Ocean adlı kuru yük gemisinin de bulunduğu bazı gemiler, ağır hasar aldıktan sonra sahil güvenlik botlarının refakatinde Boğaz'a ulaştı. TÜRKİYE KARADENİZ'DE TAHIL GÜVENLİĞİ İÇİN DEVREDE Karadeniz'deki saldırılar yalnızca deniz güvenliği açısından değil, küresel gıda arzı bakımından da endişelere neden oluyor. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, saldırıların özellikle Afrika'da küresel tahıl sıkıntısını yeniden gündeme getirdiğini belirterek sorunun acilen çözülmesi çağrısında bulundu. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da 31 Ağustos'ta Ankara'nın Karadeniz üzerinden tahılın güvenli şekilde taşınmasını yeniden sağlamak amacıyla bir plan hazırladığını açıklamıştı. Fidan, Türkiye'nin söz konusu planı hem Rusya hem de Ukrayna ile görüştüğünü bildirdi. Türkiye, Rusya ve Ukrayna arasında Temmuz 2022'de imzalanan Karadeniz Tahıl Girişimi'nin hayata geçirilmesinde önemli rol oynamıştı. Anlaşma sayesinde yaklaşık 33 milyon ton Ukrayna tahılının Karadeniz üzerinden dünya pazarlarına ulaştırılması sağlanmıştı. Ancak Rusya, 2023 yılında anlaşmadan çekilmiş ve kendi gıda ve gübre ihracatının önündeki engellerin giderilmediğini savunmuştu. Moskova, son gelişmeler karşısında Karadeniz Tahıl Anlaşması'nın yeniden yürürlüğe konulması için herhangi bir zemin bulunmadığını açıkladı. KARADENİZ'DE GÜVENLİK KRİZİ DERİNLEŞİYOR Deniz güvenliği uzmanlarına göre 2022'deki tahıl anlaşması döneminde Karadeniz'de ticari seyrüsefer açısından belirli bir istikrar sağlanmış olsa da mevcut tablo çok daha kırılgan gözüküyor. Ticari gemilerin savaşan tarafların saldırılarının hedefi hâline gelmesi, bölgedeki deniz trafiğinin güvenliği konusunda yeni riskler oluşturuyor. Uzmanlar, yalnızca gemilere ağ, lastik veya su tankı yerleştirilmesinin kalıcı bir çözüm olmayacağı görüşünde bulunuyor. Karadeniz'de ticari seyrüseferin güvenli hâle getirilmesi için saldırıların durdurulması ve daha geniş kapsamlı bir siyasi çözüm sağlanması gerektiği değerlendiriliyor. Karadeniz'de saldırıların sürmesi hâlinde ticari gemilerin güvenlik önlemlerini artırması, sigorta ve taşıma maliyetlerinin yükselmesi ve bölgedeki tahıl ile enerji ticaretinin daha fazla baskı altına girmesi bekleniyor. RUSYA SAVAŞI BİTİRMEK İSTEMİYOR Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ise 2 Eylül'de yaptığı açıklamada Rusya'nın savaşı kazandığını savunmuş, Ukrayna'nın SİHA saldırılarının Rusya'da yakıt sıkıntısına yol açmasına ve cephedeki yüksek kayıplara rağmen Moskova'nın müzakereye yanaşmayacağı yönünde mesaj vermişti. Putin yaptığı açıklamada Rusya'nın savaş alanında ilerlediğini iddia ederek, Ukrayna yönetimini “terörist” olarak nitelendirmişti.

İlgar İlkin: Kırım Tatarlarının sesini duyurmak konusunda Türk dünyası medyasına büyük sorumluluk düşüyor Haber

İlgar İlkin: Kırım Tatarlarının sesini duyurmak konusunda Türk dünyası medyasına büyük sorumluluk düşüyor

Azerbaycan Yazarlar Birliği Üyesi, gazeteci ve televizyon programı sunucusu İlgar İlkin (İlqar İlkin); Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda Azerbaycan basınının tarihsel gelişimi, dijital dönüşüm süreci, Türkiye-Azerbaycan medya entegrasyonu ve Kırım Tatarlarının millî mücadelesi hakkında kapsamlı açıklamalarda bulundu. İLKİN: EN ÇOK SES ÇIKARAN DEĞİL, EN ÇOK GÜVENİLEN MEDYA KAZANACAK 1993 yılından bu yana basın sektörünün içinde yer aldığını ve Dünya Genç Türk Yazarlar Birliğinin kuruluşunda görev üstlendiğini ifade eden İlkin, haberciliğin yalnızca bilgi aktarma aracı olmadığını, toplumun ve Türk dünyasının ortak hafızasını koruma misyonu taşıdığını belirtti. Azerbaycan medyasının basılı gazetecilikten televizyon ve radyoya, oradan internet, sosyal medya ve yapay zekânın da dahil olduğu dijital ortama uzanan dönüşümüne tanıklık ettiğini söyleyen İlgar İlkin, günümüzde gazeteciliğin temel sorunlarından birinin hız ile doğruluk arasındaki denge olduğunu belirtti. İlkin, günümüzde bilgi akışının hızlanmasıyla kaynak doğrulama ve editoryal denetimin daha da önemli hâle geldiğinin altını çizdi. Teknolojinin gelişmesinin gazeteciliğin temel misyonunu değiştirmediğini dile getirerek; gazeteciliğin gerçeği araştırmak, topluma doğru bilgi sunmak ve kamu yararını korumak gibi temel sorumluluklarının devam ettiğini söyleyen İlkin, geleceğin medyasında güven unsurunun belirleyici olacağını söyledi. “Bu süreçte en çok ses çıkaran değil, en çok güvenilen medya kazanacaktır” diyen İlkin, genç gazetecilere teknolojiyi öğrenmeleri ve sosyal medyanın imkânlarından yararlanmaları, ancak gazeteciliğin temel ilkelerini teknolojiye feda etmemeleri tavsiyesinde bulundu. "AZERBAYCAN BASIN TARİHİ MİLLÎ BİLİNCİN ŞEKİLLENME SÜRECİDİR" Azerbaycan basınının tarihini yalnızca gazete ve dergilerin gelişimi olarak değerlendirmediğini belirten İlkin, "Ben bu tarihi, Azerbaycan halkının millî bilincinin, aydınlanmasının, kimlik anlayışının ve devletçilik düşüncesinin gelişimiyle birlikte ilerleyen büyük bir süreç olarak görüyorum" değerlendirmesinde bulundu. İlkin, 1875 yılında Hasan Bey Zerdabi'nin “Ekinci” gazetesini yayımlamasını Azerbaycan basın tarihinin başlangıcı olarak değerlendirdi. Ekinci'nin yalnızca haber veren bir yayın olmadığını, millî düşüncenin ve kamuoyunun oluşmasında da önemli bir işlev üstlendiğini ifade etti. Çarlık Rusyası dönemindeki sansür ve kısıtlamalara rağmen farklı yayınların millî, siyasi, sosyal ve kültürel meseleleri gündeme taşıdığını belirten İlkin, özellikle “Molla Nasreddin” ekolünün gazeteciliğin toplumun sorunlarına ayna tutan güçlü bir platforma dönüşmesinde etkili olduğunu söyledi. İlkin, Azerbaycan basınındaki ilk büyük kırılma noktasını ise basının yalnızca haber aktaran bir araç olmaktan çıkarak millî düşüncenin şekillenmesinde etkili bir güce dönüşmesi olarak tanımladı. 1918'de Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kurulmasının basın tarihi açısından ikinci bir aşama olduğunu belirten İlkin, Cumhuriyet döneminin kısa sürmesine rağmen ifade ve düşünce özgürlüğü bakımından Azerbaycan basınında önemli bir iz bıraktığını ifade etti. Sovyet döneminde medya kurumları ve profesyonel gazeteciliğin geliştiğini ancak basının ciddi ideolojik denetim altında bulunduğunu kaydeden İlkin, buna rağmen millî düşünceyi ve Azerbaycan dilini koruyan aydınların faaliyetlerinin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. 1980’lerin sonu ve 1990’ların başının da önemli bir kırılma noktası olduğunu kaydeden gazeteci, şunları kaydetti: Millî uyanış, Karabağ meselesi ve özgürlük hareketi basının gündemini değiştirdi. “Azerbaycan”, “Azadlık”, “Seher”, “Meydan”, “Aydınlık” gibi yayınlar toplumun gerçek gündemini daha açık biçimde yansıtmaya başladı. 1991’de bağımsızlığın yeniden kazanılmasıyla yeni bir medya dönemi başladı. “YAPAY ZEKÂ GAZETECİNİN SORUMLULUĞUNU ÜSTLENEMEZ” İnternet ve sosyal medyanın geleneksel gazeteciliğin yerini tamamen aldığını düşünmediğini belirten İlkin, günümüzde farklı medya araçlarının aynı ekosistem içinde bütünleştiğini ifade etti. Gazetecilerin artık yalnızca metin yazmakla yetinmemesi gerektiğini söyleyen İlkin, video, fotoğraf ve ses kullanabilen, canlı yayın yapabilen ve farklı platformlara uygun içerik üretebilen gazetecilere ihtiyaç duyulduğunu belirtti. Yapay zekânın da gazeteciliğin yeni araçlarından biri olduğunu ifade eden İlkin, "Metin hazırlama, veri analizi, çeviri, transkripsiyon ve görselleştirme gibi alanlarda gazetecilere yardımcı olabilir. Ancak gazetecinin sorumluluğunu ve mesleki etik anlayışını üstlenemez." dedi. TÜRK DÜNYASI İÇİN ORTAK MEDYA ALANI ÇAĞRISI Azerbaycan ile Türkiye arasındaki ilişkilerin yalnızca siyasi ve ekonomik bağlarla sınırlı değerlendirilemeyeceğini belirten İlkin, medya ve iletişim alanındaki iş birliğinin de bu ilişkilerin önemli bir parçası olduğunu söyledi. İki ülke arasındaki medya iş birliğinin son yıllarda daha kurumsal bir nitelik kazandığını ifade eden İlkin, bundan sonraki hedefin yalnızca bir ülkenin medyasında diğer ülke hakkında haber yayımlamak olmaması gerektiğini belirtti. “Ortak bir bilgi ve iletişim alanı oluşturmalıyız” diyen İlkin, bunun için gazeteci değişimleri, ortak röportajlar, belgeseller, araştırmalar ve özel projelerin artırılması gerektiğini söyledi. Azerbaycanlı gazetecilerin Türkiye'nin farklı bölgelerini, Türk gazetecilerin de Azerbaycan'ın farklı bölgelerini yerinde takip etmesinin önemine işaret eden İlkin, böylece toplumların birbirlerini yalnızca resmî açıklamalar üzerinden değil, doğrudan tanıma imkânı bulabileceğini ifade etti. Ortak Türk dünyası gündeminin yalnızca siyasi meselelerle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurgulayan İlkin, Türk dünyasının farklı ülkelerinde yaşayan insanların günlük hayatı, kültürü, bilimsel başarıları, gençleri, eğitimi ve teknoloji alanındaki gelişmelerinin de birbirlerine tanıtılması gerektiğini söyledi. İlkin, Türk dünyası gazetecileri için sürekli bir medya platformunun kurulmasını da yararlı bulduğunu belirtti. Bu platformda yalnızca büyük medya kuruluşlarının değil, bağımsız gazetecilerin, genç medya temsilcilerinin, araştırmacıların ve yeni medya içerik üreticilerinin de yer alması gerektiğini ifade etti. “DEZENFORMASYONA KARŞI ORTAK MÜCADELE EDİLMELİ” Ortak Türk medya alanının yalnızca karşılıklı görüşleri destekleyen bir yapı olmaması gerektiğini belirten İlkin, profesyonel, güvenilir ve kaliteli bilgi üreten bir iletişim ortamının oluşturulmasının önemine dikkat çekti. Dezenformasyona karşı ortak mücadele çağrısında bulunan İlkin, "Amaç yalnızca birbirimizin görüşlerini desteklemek değil, profesyonel, güvenilir ve kaliteli bilgi üreten ortak bir Türk medya alanı oluşturmaktır. Çünkü kendi hikâyemizi biz anlatmazsak, başkaları bizim hakkımızda kendi hikâyelerini anlatacaktır. Azerbaycan ve Türkiye bu sürecin öncüleri olabilir. Ben bu iş birliğinin gelecekte Türk dünyasının ortak bilgi alanının temel sütunlarından biri olacağına inanıyorum." ifadelerini kullandı. "TARİH YALNIZCA KİTAPLARDA DEĞİL, İNSANLARIN HATIRALARINDA VE GAZETE SAYFALARINDA DA YAŞAR" İlkin, Kırım Tatarlarının tarihinin Türk dünyasında basının ve sözün gücünü gösteren önemli örneklerden biri olduğunu belirtti. İsmail Bey Gaspıralı'nın “Tercüman” gazetesinin yalnızca Kırım'da değil, Rusya İmparatorluğu'nda yaşayan Türk ve Müslüman halkların aydınlanmasında ve birbirine yakınlaşmasında önemli rol oynadığını söyleyen İlkin, "Bu nedenle Kırım Tatarlarının basın tarihini Türk dünyasının ortak düşünce ve söz tarihinin bir parçası olarak görüyorum." dedi. 1944 Sürgünü'nün Kırım Tatarlarının hafızasında derin izler bıraktığını ifade eden İlkin, kimlik, dil ve tarihî hafızanın korunması mücadelesinin uzun yıllar sürdüğünü belirtti. “Lenin Bayrağı” gibi yayınların bütün kısıtlamalara rağmen bu hafızanın korunmasına katkı sağladığını söyleyen İlkin, "Gazeteciliğin burada gerçek misyonu ortaya çıkıyor: Tarih yalnızca kitaplarda değil, insanların hatıralarında, röportajlarında, fotoğraflarında, belgelerinde ve gazete sayfalarında da yaşar. Bu nedenle Kırım Tatarlarının sesini dünyaya duyurmak konusunda Azerbaycan ve Türk dünyası medyasına büyük sorumluluk düşüyor." şeklinde konuştu. “KIRIM TATARLARINI YALNIZCA TRAJEDİLER ÜZERİNDEN ANLATMAMALIYIZ” Kırım Tatarlarının yalnızca sürgün ve trajediler üzerinden anlatılmaması gerektiğini belirten İlkin, şöyle devam etti: Elbette 1944 Sürgünü ve vatana dönüş mücadelesi unutulmamalıdır. Fakat onların edebiyatı, kültürü, bilim ve eğitim geleneği, millî mücadelesi ve Türk dünyasına katkıları da tanıtılmalıdır. Özellikle Kırım Tatarı gazetecilerin kendi seslerini duyurmaları için daha geniş platformlar oluşturulmalıdır. Çünkü bir halkın tarihini en iyi, o halkın kendi temsilcileri ve kendi dili anlatabilir. Bugün dijital medyanın imkânları çok geniştir. Bir gazeteci yalnızca telefonuyla hazırladığı içerikle dünyanın farklı yerlerindeki insanlara ulaşabiliyor. Kırım Tatarlarının sesinin tüm dünyada duyulması için bu imkânları daha aktif bir şekilde kullanmalıyız. Genç gazetecilere Kırım'ı yalnızca bir coğrafya olarak değil, büyük bir Türk kültür havzası olarak öğrenmeleri çağrısında bulunan İlkin, İsmail Bey Gaspıralı'yı, Cengiz Dağcı'yı, Kırım Tatar edebiyatını, millî basın tarihini, sürgünü ve vatana dönüş mücadelesini araştırmanın önemine işaret etti. Türk dünyası medyasının farklı coğrafyalardaki halkların tarihini, kültürünü ve güncel yaşamını sürekli gündemde tutması gerektiğini söyleyen İlkin, şu ifadeleri kullandı: Türk dünyası medyasının görevi de ortak tarihi yalnızca özel günlerde hatırlamak değil, Türk dünyasının farklı coğrafyalarındaki halkların tarihini, kültürünü ve bugünkü hayatını sürekli gündemde tutmaktır. Ortak belgeseller, televizyon programları, gazeteci değişimleri, genç medya platformları ve dijital projeler bu bakımdan çok faydalı olabilir. Çünkü birlik yalnızca aynı kökten geldiğimizi söylemekle kurulmaz. Birlik, birbirimizin acısını kendi acımız, sevincini kendi sevincimiz olarak hissedebildiğimiz zaman gerçek anlamına kavuşur. “SİZİN SESİNİZ TÜRK DÜNYASININ SESİDİR” İlkin, son bölümde Kırım Tatarlarına yönelik mesajında ortak tarih, dil, kültür ve hafızanın Türk dünyasının en büyük zenginlikleri olduğunu vurguladı. “Sizin sesiniz Türk dünyasının sesidir. Sizin hafızanız ortak hafızamızın bir parçasıdır. Diliniz, edebiyatınız ve kültürünüz ortak hazinemizin ayrılmaz unsurlarıdır” ifadelerini kullanan İlkin, gelecek kuşaklara yalnızca acıların değil, direncin, kültürün ve umudun da aktarılması gerektiğini söyledi. Gazeteciliğin en önemli görevlerinden birinin unutulmak istenenleri hafızaya geri kazandırmak, sessizlerin sesini duyurmak ve gerçeği gelecek kuşaklara aktarmak olduğunu yineleyen İlkin, Türk dünyasına da ortak hafızayı koruma ve birbirini daha yakından tanıma çağrısında bulundu. İlkin, Türk dünyasına yönelik son olarak şunları kaydetti: Hafızamızı koruyalım, dilimizi yaşatalım, birbirimizi daha yakından tanıyalım ve kendi hikâyemizi dünyaya hep birlikte anlatalım.

Türkiye'den BM'de kritik çıkış: "Kırım Tatarlarının hakları ve güvenliği Türkiye için hayati önemde" Haber

Türkiye'den BM'de kritik çıkış: "Kırım Tatarlarının hakları ve güvenliği Türkiye için hayati önemde"

Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulunda Ukrayna-Rusya Savaşı'na ilişkin son gelişmelerin ele alındığı oturumda Türkiye'nin barış odaklı diplomatik duruşu ve ilkeleri bir kez daha vurgulandı. Türkiye'nin BM Daimi Temsilcisi Büyükelçi Ahmet Yıldız, toplantıda yaptığı konuşmada, sahada tırmanan gerilimden duyulan endişeyi dile getirerek müzakere masasına dönülmesi çağrısında bulundu. BM Genel Kurulu'nda düzenlenen ve Rusya-Ukrayna savaşına ilişkin son durumun ele alındığı toplantıya katılan Büyükelçi Yıldız, Türkiye'nin sürece ilişkin yaklaşımını ve barış çabalarını anlattı. Ahmet Yıldız, "Şu anda, diplomatik süreçteki çıkmazın sürmesi nedeniyle çok sayıda sivil kaybına ve hasara yol açan savaşın tırmanmasından endişe duyuyoruz." şeklinde konuştu. "TÜRKİYE, UKRAYNA’DA ADİL VE KALICI BİR BARIŞIN SAĞLANMASINA KARARLIDIR" Savaşın sürmesinin en büyük faturasının yine siviller tarafından ödendiğini kaydeden Yıldız, "Rusya ile Ukrayna arasındaki müzakere sürecini yeniden canlandırmak hayati önem taşıyor. Bu bağlamda, BM'nin üstlenmesi gereken daha büyük bir rol var." ifadelerini kullandı. Türkiye'nin başından beri savaşa diplomatik bir çözüm bulunması konusunda kararlı bir yol izlediğini ve bunun için müzakerelere aracılık ettiğini anımsatan Yıldız, Ankara'nın diplomasiyi önceleyen bu duruşunun aynı şekilde devam ettiğini vurguladı. "Barışın sağlanması için zorlu uzlaşmalar gerekecektir." diyen Büyükelçi Yıldız, tarafların barış için gereken adımları atması ve müzakerelere dönülmesi gerektiğini dile getirdi. Diplomatik sürece ilişkin ümitlerin halen sürdüğünü de kaydeden Yıldız, "Rusya ile Ukrayna arasında yapılacak yeni müzakere turlarının sürece yeni bir ivme kazandıracağını ve bunun da nihayetinde barışa giden yolu açacağını umuyoruz. Diplomasiyle bu savaşın sona ermesi için çalışmaya devam edeceğiz. Türkiye, uluslararası hukuk ilkeleri ve BM Şartı’na dayalı olarak Ukrayna’da adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasına kararlıdır." diye konuştu. "KIRIM TATARLARININ ANA VATANLARINDA GÜVENLİK VE HAYSİYET İÇİNDE YAŞAMA İMKANLARI TÜRKİYE İÇİN BÜYÜK ÖNEM TAŞIMAKTADIR" Yıldız konuşmasında ayrıca, Kırım Tatarlarının durumunu yakından takip etmeye devam ettiklerini ifade etti. "Ortak tarihimiz göz önüne alındığında, akrabalarımız olan Kırım Tatarlarının refahı, kimliklerinin, kültürlerinin, dillerinin ve haklarının korunması ile ana vatanlarında güvenlik ve haysiyet içinde yaşama imkanları Türkiye için büyük önem taşımaktadır." diyen Yıldız, Kırım Tatarlarının kültürel mirasının korunması gerektiğini vurguladı. Büyükelçi Yıldız, 2014 yılında Kırım’ın işgalinden bu yana Ukrayna’nın toprak bütünlüğü konusunda Türkiye'nin tavrının net olduğunu belirterek, bu yaklaşımın uluslararası hukuk temelinde süreceğini vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.