SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uluslararası Ceza Mahkemesi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Uluslararası Ceza Mahkemesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uluslararası Ceza Mahkemesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Macaristan, Uluslararası Ceza Mahkemesinden çıkmama kararı aldı Haber

Macaristan, Uluslararası Ceza Mahkemesinden çıkmama kararı aldı

Macaristan Parlamentosu, ülkenin Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM) ayrılmasını öngören önceki kararı iptal ederek üyeliğin sürdürülmesini kabul etti. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansının aktardığına göre parlamentoda kabul edilen yeni yasada, Macaristan’ın UCM üyeliğinin korunmasının gerekli olduğu vurgulandı. Yasada ayrıca uluslararası barış ve güvenliğin sağlanması ile insan haklarının korunması için savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ağır uluslararası suçları işleyenlerin uluslararası mahkemelerde yargılanmasının önemine dikkat çekildi. Eski Başbakan Viktor Orbán hükûmeti, Nisan 2025’te UCM’nin “siyasallaştığını” öne sürerek mahkemeden çekilme kararı almıştı. Karar, İsrail Başbakanı Benjamin Netanyahu’nun hakkında UCM yakalama kararı bulunmasına rağmen Macaristan’a resmî ziyarette bulunmasının ardından alınmıştı. Budapeşte yönetimi o dönemde Netanyahu’yu tutuklamayı reddetmişti. Göreve gelen Başbakan Péter Magyar ise ülkenin UCM üyeliğini koruyacağını açıklamış ve ayrılma sürecini durdurma sözü vermişti. NETANYAHU HAKKINDA YAKALAMA EMRİ ÇIKARILMIŞTI UCM, savaş suçları, insanlığa karşı suçlar ve soykırım gibi ağır suçlarla itham edilen kişileri yargılamak amacıyla yaklaşık yirmi yıl önce kurulmuştu. Mahkeme, Kasım 2024’te Netanyahu hakkında savaş suçları ve insanlığa karşı suçlar şüphesiyle yakalama kararı çıkarmıştı.

Ukrayna’dan dünyaya çağrı: Putin hakkındaki tutuklama kararı uygulanmalı Haber

Ukrayna’dan dünyaya çağrı: Putin hakkındaki tutuklama kararı uygulanmalı

Ukrayna Dışişleri Bakan Yardımcısı Maryana Betsa, Rusya tarafından kaçırılan Ukraynalı çocukların geri getirilmesi için uluslararası toplumun daha somut adımlar atması gerektiğini söyledi. Ukrayna'nın resmî haber ajansı Ukrinform’a konuşan Betsa, yalnızca kınama mesajlarının yeterli olmadığını belirterek, Rusya üzerindeki uluslararası baskının artırılması gerektiğini ifade etti. “TUTUKLAMA KARARLARI UYGULANMALI” Betsa, Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından 2023 yılında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Devlet Başkanlığının Çocuk Hakları Komiseri Mariya Lvova-Belova hakkında çıkarılan tutuklama kararlarına dikkat çekti. “Bu önemli bir emsal oluşturdu ancak bu kararların uygulanmasını sağlamalıyız.” ifadelerini kullanan Betsa, Rusya’nın kendi isteğiyle durmayacağını savundu. RUSYA, 20 BİNDEN FAZLA ÇOCUĞU KAÇIRDI Maryana Betsa, doğrulanmış verilere göre 20 binden fazla Ukraynalı çocuğun Rusya tarafından alıkonulduğunu açıkladı. Şu ana kadar yalnızca 2 binden fazla çocuğun geri getirilebildiğini belirten Betsa, her bir çocuğun dönüş sürecinin son derece karmaşık olduğunu söyledi. “ÇOCUKLAR HER GÜN PROPAGANDA ALTINDA” Betsa ayrıca, işgal altındaki bölgelerde yaklaşık 1,6 milyon Ukraynalı çocuğun Rus propagandasına maruz kaldığını kaydetti. Ukrayna tarafı, çocukların herhangi bir takas sürecine dahil edilmesini kabul etmeyeceklerini ve çocukların koşulsuz şekilde geri verilmesi gerektiğini vurguladı.

Rusya yeni yasayla silahlı müdahaleyi meşrulaştırmaya çalışıyor Haber

Rusya yeni yasayla silahlı müdahaleyi meşrulaştırmaya çalışıyor

Yurt dışındaki Rus vatandaşlarının korunması bahanesiyle Rus ordusuna yetki sağlayan kanun, Rusya Federasyonu Devlet Dumasından geçti. Rus propaganda ajansı TASS'ın 13 Mayıs 2026 tarihinde gündeme taşıdığı habere göre kanun; Rus vatandaşlarının Rusya tarafından tanınmayan yabancı ve uluslararası mahkemeler tarafından yargılanmasını önlemek amacıyla, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e Rus ordusunu ilgili ülkelere sevk etme yetkisi tanıyor. ULUSLARARASI HUKUK, SİLAHLI MÜDAHALEYE MÜSAADE ETMİYOR Rusya'da faaliyet gösteren ve devletin kapalı yapısına karşı mücadele eden avukatlarla gazetecilerden oluşan bir topluluk olan "Birinci Bölüm" (Pervy Otdel) insan hakları girişiminin kimliği gizli tutulan avukatı, girişime verdiği demeçte söz konusu kanunun büyük olasılıkla “göstermelik” olacağını kaydetti. Rus yetkililerin kanunda değişiklikler yaptığını dile getiren avukat, bu değişikliklerin sebebinin yabancıların dâhil olduğu davalar hususunda silahlı müdahalede bulunulmasının uluslararası hukuka aykırı olduğu değerlendirmesini yaptı. Avukat, bununla birlikte şu ifadelere yer verdi: Örneğin şimdi Belçika, Lvova-Belova’yı (Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından hakkında yakalama kararı alınan Rusya'nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova) gözaltına almadan önce on kere düşünecek. Rusya, (Ukrayna’dan hiçbir izin almadan Kırım’ın Kerç kentindeki Antik Mirmekiy kentinde yasa dışı kazı çalışmaları yürüten) arkeolog Aleksandr Butyagin’in serbest bırakılması için ‘özel askerî operasyon’ düzenlemeden önce özellikle Polonya, Butyagin’in tutukluluğunun devamına hükmetmeden önce on kere düşünecek. RUS MEVZUATINDAKİ HÜKÜM, ULUSLARARASI HUKUKA UYGUN MU? Bununla birlikte, Rusya Federasyonu mevzuatında söz konusu hükmün yer almasının, başka bir ülkede gözaltında tutulan bir Rus vatandaşının cebren serbest bırakılmasını yerel veya uluslararası hukuk temelinde meşru kılmadığına dikkat çekildi. Öte yandan “Birinci Bölüm” girişimi, söz konusu düzenlemenin Rusya’nın gerekli gördüğü durumlarda bu tür müdahalelerde bulunma niyetini ve ihtimalini dünya kamuoyuna açık şekilde gösterdiğini belirtti. Rusya Devlet Duması tarafından kabul edilen yasanın ise vatandaşlık ve savunmaya ilişkin federal kanunlarda değişiklikler içerdiği ifade edildi. Ayrıca Rusya Devlet Duması Sözcüsü Vyaçeslav (Vyacheslav) Volodin, Rus vatandaşlarının söz konusu kanun ile birlikte Rusya’nın düşman kabul ettiği devletlerden korunacağını öne sürerken Rus vatandaşlarının hak ve özgürlüklerine ise yasa dışı yollarla müdahale edilmesine engel olunacağını iddia etmişti.

Kırım Derneğinden 26 Şubat açıklaması: "Şanlı direnişimiz, kararlı duruşumuz, onurlu mücadelemiz azimle sürecektir" Haber

Kırım Derneğinden 26 Şubat açıklaması: "Şanlı direnişimiz, kararlı duruşumuz, onurlu mücadelemiz azimle sürecektir"

Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği Genel Merkezi, Kırım’ın Rusya tarafından işgalinin 12. yıl dönümü ve Ukrayna’ya yönelik tam kapsamlı saldırının 4. yıl dönümü dolayısıyla 26 Şubat 2026 tarihinde bir basın bildirisi yayımladı. Açıklamada, Kırım’ın 2014 yılında Rusya Federasyonu tarafından “yasadışı ve barbarca” işgal edildiği vurgulanarak, şu ifadelere yer verildi: "Vatanımız Kırım’ın Rusya Federasyonu tarafından yasadışı ve barbarca işgalinin on ikinci, Ukrayna’ya yönelik vahşi Rus saldırısının dördüncü yıldönümünü andığımız bugünlerde Avrupa’da II. Dünya Savaşı’ndan günümüze kadar gerçekleşen en kanlı savaşa hep birlikte şahit oluyoruz. Kırım’ın işgalinin ardından eli kanlı Rus yönetiminin Kırım’da işlemeye başladığı insanlık suçları, cinayetler, insan kaçırma, haksız ve hukuksuz gözaltı, tutuklama, yargılama ve mahkûmiyet kararları ile baş gösteren ırkçı, ayırımcı ve devlet terörü niteliğindeki uygulamalar dört yıl önce yine Rusya’nın Ukrayna anakarasına başlattığı saldırılarla toplu katliamlara dönüşmüştür. İnsanlık, geçtiğimiz dört yıl içinde savaş hukukunun temel yasalarını belirleyen Cenevre Sözleşmesi’ne aykırı olarak hastane, okul, kreş, çocuk bakımevi, yetimhane, kültür, sanat, spor tesisleri, sivil konut ve yerleşimleri füze saldırıları ile hedef alarak on binlerce sivilin hayatına kast eden Rusya Federasyonu ile bir kez daha tanıştı. Gerçekte tarihi boyunca sivillere ve sivil hedeflere karşı hedef gözetmeksizin saldıran Rusya, maskesini çıkararak bir kez da çirkin yüzünü tüm dünyaya göstererek hayat enerjisini oluşturan vahşetini tüm dünyaya göstermiş oldu. Gelinen noktada Kırım’da gerçekleştirdiği insan hakları ihlalleri artık Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile kesinleşen, Kırım ve Ukrayna’da işlediği çocuk ve insan kaçırma suçları dahil insanlık suçları Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde dava ve tutuklama kararlarına kaydolan Rusya Federasyonu, hukuk ve insanlık vicdanı önünde defaatle mahkûm da olmuştur ve olmaya devam edecektir. Bilinmelidir ki bölgede adil ve hakkaniyetli bir barış ancak ve ancak Kırım dahil Ukrayna’nın toprak bütünlüğü ve egemenliğinin yeniden tesis edilmesi ile sağlanacaktır. Bununla birlikte, yine bilinmelidir ki vatanımız Kırım’ı halkımızın iradesine aykırı olarak barbar, cani ve vahşi Rusya’nın idaresine bırakmayı tasavvur eden hiçbir çözüm Kırım Tatarları tarafından asla ve kat’i surette kabul edilemez. Rusya'nın işgallerine, hukuksuzluklarına, cinayetlerine, katliamlarına, soykırımlarına, yakıp yıkmalarına, işlediği insanlık ve savaş suçlarına karşı 26 Şubat 2014 tarihinde başlayan şanlı direnişimiz, kararlı duruşumuz, onurlu mücadelemiz azimle sürecektir."

Melania Trump'ın yardımı ile kaçırılan 7 çocuk Ukrayna'ya döndü Haber

Melania Trump'ın yardımı ile kaçırılan 7 çocuk Ukrayna'ya döndü

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump'ın eşi Melania Trump'ın yardımlarıyla Rusya tarafından kaçırılan 7 çocuk Ukrayna'ya teslim edildi. Beyaz Saray tarafından yapılan açıklamada, altısı erkek, biri kız olan çocukların 4 Aralık 2025 tarihi itibarıyla aileleriyle bir araya geldiği belirtildi. Fırst Lady Trump'ın konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada ise "Bu bölgedeki çocukların ailelerine güvenli bir şekilde geri dönmelerini garanti altına alma konusundaki kararlılığım sarsılmazdır. Umuyorum ki, ortak çabalarımız nihayetinde daha geniş bir bölgesel istikrara yol açacaktır." ifadelerini kullandı. Melania Trump bu yıl temmuz ayında savaş suçlusu Rusya Devlet başkanı Vladimri Putin'e yazdığı mektupta Ukraynalı çocukların güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çekmişti. Eylül ayında Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, bin 625 çocuğun Rusya'dan Ukrayna'ya geri getirildiğini duyurmuştu. ULUSLARARASI CEZA MAHKEMESİNDEN PUTİN HAKKINDA YAKALAMA KARARI Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), çocuk kaçırma dahil Ukrayna'da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya'nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkında "savaş suçu" nedeniyle yakalama kararı çıkarıldığını duyurmuştu. AKPM, UKRAYNALI ÇOCUKLARIN RUSYA’YA KAÇIRILMASINI SOYKIRIM OLARAK TANIDI AKPM, Nisan 2023’de Ukraynalı çocukların ve genel olarak Ukraynalı sivillerin işgalci Rus güçleri tarafından Rusya'ya kaçırılması çerçevesinde bir karar kabul etti. Ukraynalı çocukların ve yetişkinlerin Rusya'ya zorla sınır dışı edildiği ifade edilen kararda; Rusya'nın işgal ettiği Ukrayna bölgelerindeki insanları ve çocukları nasıl kaçırdığı ve işkence uyguladığı açıkça ifade edildi. Kararda, uluslararası hukuk normlarına göre zorla sınır dışı etmenin bir soykırım uygulaması olduğu, bu nedenle tüm vakaların soruşturulması ve olaya karışan herkesin hesap vermesi gerektiği belirtildi.

Holodomor Soykırımı 92. yılında Başkent Üniversitesinde konuşuldu Haber

Holodomor Soykırımı 92. yılında Başkent Üniversitesinde konuşuldu

Ukrayna’da 1932-33 yıllarında kasıtlı olarak meydana getirilen açlık soykırımı Holodomor, bu sene 92. yılında Ukrayna’nın Ankara Büyükelçiliği ve Başkent Üniversitesi iş birliğinde düzenlenen program ile ele alındı. Başkent Üniversitesi Prof. Dr. İhsan Doğramacı Konferans Salonu’nda 26 Kasım 2025 tarihinde düzenlenen “Geçmiş ve Bugün: Holodomor ve Rusya'nın Ukrayna'ya Karşı Savaşı" başlıklı panele yoğun katılım oldu. Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl ve Başkent Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Hakan Özkardeş’in de katıldığı program; saygı duruşu, İstiklâl Marşı ve Ukrayna millî marşının okunmasıyla başladı. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA DÜNYA, SOVYETLER BİRLİĞİ OLMAK İSTEYEN ÜLKENİN KARŞISINDA DAHA İYİ DURMALI Panelin açılış konuşmalarını Rektör Özkardeş ve Büyükelçi Celâl gerçekleştirdi. Prof. Dr. Özkardeş, Ukrayna’nın yaşadığı hadiselerin dünya tarihinde örneklerinin olduğunu belirtti. Bir asır önce egemenlik ve bağımsızlık mücadelesi veren Türkiye’nin her zaman Ukrayna’nın yanında yer aldığına vurgu yapan Özkardeş, “Bizim kimsenin toprağında gözümüz yok, kimsenin gözünün topraklarımızda olmasını da istemiyoruz." dedi. Ukrayna’nın, yeniden Sovyetler Birliği olmak isteyen bir ülkeyle karşı karşıya olduğunun altını çizen Özkardeş, bunların karşısında dünyanın daha iyi durması gerektiğini söyledi. Özkardeş, “Elimizin ulaştığı yere kadar Başkent Üniversitesi olarak Ukrayna’nın yanında olmaya devam edeceğiz.” ifadesine yer verdi. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA BİRÇOK ÜLKE HOLODOMOR'U SOYKIRIM OLARAK TANIDI Büyükelçi Celâl sözlerine başta Rektör Özkardeş olmak üzere programın icra edilmesini sağlayan herkese teşekkür ederek başladı. Celâl, 1932-33 yıllarındaki Holodomor’un yalnızca geçmişin acı bir sayfası değil, açlık ve ablukanın siyasi baskı aracı olarak kullanılmasının yol açtığı önemli bir uyarı olduğunun altını çizdi. Birçok dünya ülkesinin Holodomor’u soykırım olarak tanıdığını ve kınadığını belirten Celâl, Holodomor’u ele alırken yalnızca Ukrayna’yı değil, günümüzde yaşanan pek çok insanî felaketin yaşanmaya devam ettiğini hatırlattığını da kaydetti. Celâl, “Bugün Ukrayna yine benzer yöntemlerle yüz yüzedir. Rusya’nın saldırganlığı sonucu kaynaklara erişimin engellenmesi, zorla tehcirler, geçici işgal altındaki bölgelerde sivillere yönelik baskılar ve bunların tümü, geçmişteki totaliter suçların mantığını yeniden ortaya koymaktadır. Bu nedenle, totaliter bir rejim tarafından yapay olarak oluşturulan kıtlıkta milyonlarca vatandaşını kaybetmiş bir ülke olarak Ukrayna, insani koridorların açılması ve ablukaların sivillerin hayatını tehdit etmesini önlemeye yönelik uluslararası çabaları her zaman güçlü şekilde desteklemiştir.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti’nin adil ve kalıcı bir barış için sarf ettiği çabanın takdir edildiğini sözlerine ekleyen Büyükelçi, bu desteklerin önemli olduğunu vurguladı. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA "DÜNYA SESSİZ KALDIĞINDA TRAJEDİLER TEKRAR EDER" “Geçmiş ve bugün bize şunu hatırlatıyor: Dünya sessiz kaldığında trajediler tekrar eder.” diyen Celâl, 1944’te yaşanan Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nı da anımsattı. Büyükelçi Celâl sözlerine son verirken, “Holodomor’un hatırasını yaşatmak yalnızca geçmişe saygı değildir. Bu, sivillerin hayatının siyasi şantaj aracı hâline gelmesine izin vermeme yönünde bugünkü sorumluluğumuzdur. Bu, uluslararası insancıl hukukun önemine ve küresel dayanışmanın güçlendirilmesine yapılan bir çağrıdır.” ifadelerini kullandı. HOLODOMOR VE KAÇIRILAN UKRAİN ÇOCUKLAR Ardından Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayşegül Aydıngün’ün moderatörlüğünü üstlendiği panel gerçekleştirildi. Aydıngün, “kasıtlı olarak aç bırakmak” şeklinde tanımlanan Holodomor’un birçok ülke tarafından soykırım olarak tanındığını dile getirdi. Ukrayna’nın çok önemli bir tarım ülkesi olduğunu vurgulayan Aydıngün, o dönemin Sovyet yönetimi tarafından milyonlarca tahılın ihraç edilerek, Ukrayna halkını sunî bir açlığa sürüklediğini söyledi. Panelde ele alınacak konuları sıralayan Aydıngün ayrıca Rusya tarafından kaçırılan Ukraynalı çocukların da programda konuşulacağını belirtti. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA "RUSYA UYGULADIĞI BU İKİ POLİTİKADA UKRAİN KİMLİĞİNİ HEDEF ALIYOR" Çocukların ilk olarak işgal altındaki bölgelerde bulunan yetimhanelerden kaçırıldığını aktaran Aydıngün, Rusya’ya götürülen çocukların kendilerine ait tüm belgelerinin yok edildiğini ve Rus vatandaşı olmaya zorlandığını ifade etti. Bu iki konunun ele alınmasının sebeplerine yer veren Aydıngün, “Bu iki olgu arasındaki ortak nokta ikisinin de Ukrayna halkının bir millet olarak var olmasının engellenmeye çalışılmasıdır. Holodomor bir toplumu açlık yoluyla yok etmeyi hedeflemiştir. Ukrain çocukların kaçırılması da Ukrayna'nın gelecek kuşaklarını Ruslaştırma yoluyla yok etmeyi hedeflemektedir. Rusya uyguladığı bu iki politikada Ukrayna toplumunu hedef alan Ukrain kimliğini silmeye, Ukrayna millî bilincini yok etmeye yönelik politikadır.” dedi. Bunun sadece Ukrayna’nın sorunu olarak görülmemesi gerektiğinin altını çizen Aydıngün, bunların birer hukuk ihlâli olduğunu sözlerine ekledi. Öğretim Üyesi, “Dolayısıyla bu hepimizi ilgilendiren küresel bir sorundur.” ifadeleriyle hukuk düzeninin sarsılmasının güç siyasetinin yolunu açabileceğini ve savaş riskini beraberinde getirebileceğini vurguladı. ÇIKIŞ YASAĞI AÇLIĞIN KASITLI MEYDANA GETİRİLDİĞİNİ GÖSTERİYOR Kapadokya Üniversitesi Dr. Öğretim Üyesi Valeriy Morkva, “Holodomor Soykırımı: Ukrayna’nın Unutulmaz Acısı” başlığıyla yaptığı konuşmasında açlıkla ölümün en büyük işkencelerden biri olduğunu söyledi. Morkva, açlık çeken halkın bulunduğu bölgelerden çıkmasına yasak koyulmasının kasıtlı bir niyetle yapıldığını gösterdiğini ifade etti. Benzer bir açlığın Mao’nun politikaları sonucunda 1950’li yıllarda Çin’de ve 19. yüzyılda İrlanda’da yaşandığını örneklendiren Valeriy Morkva, “Ama Ukrayna’da böyle olmadı. Ne yanlış ekonomik politika ne de doğal sonuçla oldu. Bu kasıtlı bir soykırımdı. 1932’nin ortasından itibaren komünist Rusya rejimi Ukrayna’daki tüm tahılları ve yiyecekleri aldı. Vermeyenlerin daha ciddi sonuçlarla karşı karşıya kalacağı tehdidi yaydılar.” bilgisini verdi. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA EN AZ 3 MİLYON UKRAYNALI HAYATINI KAYBETTİ Bir sene sonra kış mevsimi itibarıyla insanların ölmeye başladığını belirten Morkva, aynı yılın baharında açlıktan ölümün zirvede yaşandığını sözlerine ekledi. Öğretim Üyesi, tahılların sanayileşme için satıldığını söyledi. Morkva bu nedenle en az 3 milyon Ukrayna halkının hayatını kaybettiğini bildirdi. Ayrıca bunun Rusya tarafından inkâr edildiğini dile getiren Morkva, “Bunu yapma sebepleri belliydi: Aç kalan insanın ayaklanması zordur. Çünkü ortada Ruslaştırma politikası vardı.” değerlendirmesini yaptı. Ukraynalı aydınların da kurşuna dizildiğini anımsatan Morkva, “Ukrayna kimliğini yok etmeyi, Ukrayna devletini sildirmeyi günümüzde de sürdürüyorlar.” diyerek Ukrayna-Rusya Savaşı’na işaret etti. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA RUSYA TARAFINDAN KAÇIRILAN UKRAİN ÇOCUKLAR Öte yandan Başkent Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. İsmail Aydıngün, “Hepiniz Russunuz: Stratejik Emperyal Demografik Politikanın Çocuk Kurbanları” başlığıyla Rusya tarafından kaçırılan Ukrain çocukları gündeme taşıdı. Aydıngün, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik tarihsel yaklaşımını ele alarak konuşmasına başladı. Emperyal demografik politikaya değinen Aydıngün, “Bu kavram Rusya'nın Ukrayna’ya yönelik tarihsel yaklaşımını, ötekini yok etme gibi ‘bize dönüştürme’ projesi olarak anlamayı mümkün kılmaktadır.” dedi. Kaçırılan Ukrain çocukların sayısının belirlenmesinde güçlük yaşandığını kaydeden Aydıngün, Ukrayna verilerine göre 19 bin 546 çocuğun kaçırıldığının belgelendiğini söyledi. Aydıngün, “Rus kaynakları, gönüllü tahliye veya kurtarma süreleri çerçevesinde 744 bin çocuğun Rusya’ya götürüldüğünü iddia etmektedir. Bağımsız uzmanlar ise gerçek sayıların yüz binlerle ifade edilmesi gerektiği ileri sürmektedir. Sayılardaki olağanüstü fark, savaş koşullarının yarattığı ortam nedeniyle doğru verilen toplanamaması Rusya'nın sistematik kayıp manipülasyonu ve çocukların kimlik bilgilendirilmesi nedeniyle daha da derinleşmektedir.” yorumunda bulundu. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA UKRAİNCE KONUŞMALARI YASAKLANIYOR Çocukların toplu bir şekilde yetimhanelerden götürüldüğüne ya da ailelerinin tamamen ortadan kaldırıldığına dikkat çeken Aydıngün, aynı zamanda kaçırılan çocukların ana dili olan Ukrainceyi konuşmalarının da yasaklandığını aktardı. Aydıngün ayrıca Rusya’nın çocukları kaçırma gibi insanlık suçuna “gönüllü tahliye veya kurtarma” olarak, “Rus vatandaşlığının ise kimlik sildirme değil, vatandaşlık fırsatı sunma” gibi gerekçelerle kılıf geçirdiğinin altını çizdi. Öğretim Üyesi, “Bu çerçeve Rusya'nın saldırgan değil, koruyucu bir aktör olduğunu ima eden taktiğidir.” cümlelerini sarf etti. "ÇOCUK KAÇIRMALARI RUS NÜFUSUNUN NİTELİKSEL GÜÇLENDİRİLMESİNİ AMACINI TAŞIYOR" Aydıngün konuşmasını, “2014’ten itibaren Rusya'nın Ukrayna'da işgal ettiği bölgelerde kamusal alanlar silinmiştir. Eğitimde Rusya yanlısı müfredatlar dayatılmıştır. Ukrayna tarihi taşıyan referanslar kaldırılmıştır. Ukrayna sadakat potansiyeli taşıyan çocuklar özellikle hedef alınmıştır. Bu nedenle çocukların kaçırmaları hem gelecek kuşakların sayı olarak azaltılması hem de Rus nüfusunun niteliksel olarak güçlendirilmesi amacını taşımaktadır.” ifadeleriyle sürdürdü. Aydıngün, konuşmasının sonunda Mart 2023’te çocuk kaçırma suçundan dolayı Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya’nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevena hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı çıkarıldığını anımsattı. PROGRAMIN SONUNDA PLAKET TAKDİMİ YAPILDI Panelin sonunda katılımcılar tarafından sorular soruldu. Program, panelistlere plaket takdimi ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA Fotoğraf: Elif Başak Boyacı/QHA

AB’den Tacikistan’a sert tepki: “Putin’e yönelik tutuklama emri görmezden gelinemez” Haber

AB’den Tacikistan’a sert tepki: “Putin’e yönelik tutuklama emri görmezden gelinemez”

Avrupa Birliği (AB), hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) tarafından tutuklama emri çıkarılan savaş suçlusu Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Tacikistan ziyaretine ilişkin sert bir açıklamada bulundu. AB Dış Basın Servisi tarafından 9 Ekim 2025'te yapılan yazılı açıklamada Tacikistan'ın UCM Roma Statüsü'ne taraf bir devlet olmasına rağmen, tutuklama emrini yerine getirmemesine tepki gösterildi. AB, TÜM UCM DEVLETLERİNE İŞ BİRLİĞİ ÇAĞRISINDA BULUNDU Ukrayna'da başlattığı geniş kapsamlı savaşla birlikte Ukraynalı çocukların kaçırılmasından sorumlu olan Putin'in UCM kararıyla tutuklama emrinin çıkarıldığının hatırlatıldığı açıklamada şu ifadeler kullanıldı: AB, uluslararası hukuk kapsamındaki tüm suçların, Rusya'nın saldırganlık savaşından kaynaklanan insan hakları ihlallerinin ve istismarlarının tam olarak hesap verebilirliğini sağlama çabalarına ve mağdurların adalet, tazminat ve tekrarlanmama güvencelerine erişim haklarına en güçlü desteğini ifade etmektedir. Bu bağlamda AB, Ukrayna'daki Uluslararası Ceza Mahkemesi Savcılığı tarafından yürütülen soruşturmaları desteklemeye devam etmekte ve tüm devletlere iş birliği çağrısında bulunmaktadır. Ayrıca AB'nin Uluslararası Ceza Mahkemesine ve Ukrayna'nın toprak bütünlüğü ile egemenliğine yönelik desteğinin sarsılmaz olduğu vurgulandı. Tacikistan, Putin'e yönelik tutuklama emrini uygulamayan ikinci Uluslararası Ceza Mahkemesi üyesi ülke oldu. Putin, 2024'te UCM ülkesi Moğolistan'da kırmızı halıyla karşılanmıştı .

Tutuklanma korkusu engel oldu: Putin BRICS Zirvesi’ne gidemiyor Haber

Tutuklanma korkusu engel oldu: Putin BRICS Zirvesi’ne gidemiyor

BRICS Zirvesi, 6-7 Temmuz 2025 tarihlerinde Brezilya'nın Rio de Janeiro kentindeki Modern Sanat Müzesi'nde düzenlenecek. Öte yandan, Uluslararası Ceza Mahkemesinin (ICC) tutuklama emri nedeniyle Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, BRICS zirvesine katılamayacak. Putin'in Dış Politika Uzmanı Yuri Ushakov, Putin’in BRICS Zirvesi’ne video konferans yoluyla katılacağını söyledi ve “Bu, ICC'nin gereklilikleri bağlamında bazı zorluklardan kaynaklanıyor.” dedi. PUTİN HAKKINDA YAKALAMA EMRİ VAR Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) 2023’ün mart ayında, çocuk kaçırma dâhil Ukrayna'da işlenen suçlara ilişkin yürüttüğü soruşturma kapsamında, Putin ve Rusya'nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova hakkında "savaş suçu" nedeniyle yakalama kararı çıkarıldığını duyurmuştu. Bu bakımdan UCM üyesi olan Brezilya, Putin’in zirveye katılması hâlinde onu tutuklamakla yükümlü oluyor. Geçen yıl Putin, UCM üyesi olan Moğolistan'a resmî bir ziyaret gerçekleştirdi. Söz konusu ziyaret, Putin'in ülkeye girişine izin verilmesi nedeniyle hem UCM hem de Avrupa Birliği (AB) tarafından eleştirilmişti. ÖZEL MAHKEME ANLAŞMASI İMZALANDI Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Alain Berset, 25 Haziran 2025 tarihinde, Fransa'nın Strazburg kentindeki Avrupa Sarayı’nda, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı işlediği saldırı suçunu yargılayacak Özel Uluslararası Mahkemesinin kurulmasını öngören anlaşmayı imzaladı. Özel mahkeme, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya Başbakanı, Rusya Dışişleri Bakanı ve diğer üst düzey yetkililer üzerinde yargı yetkisine sahip olacak. Ayrıca mahkemenin yargı yetkisi; saldırı eylemlerinin planlanması, hazırlanması, başlatılması veya yürütülmesi dâhil olmak üzere saldırı suçunun tüm yönlerini kapsayacak.

Macaristan, Uluslararası Ceza Mahkemesinden çekildiğini açıkladı! Haber

Macaristan, Uluslararası Ceza Mahkemesinden çekildiğini açıkladı!

Macaristan Parlamentosu, 29 Nisan 2025 tarihinde Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM) çekildiğini duyurdu. Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, yaptığı yazılı açıklamada bu haberi duyurdu. UCM'yi "tarafsızlığını ve otoritesini yitirmiş, siyasallaşmış bir kurum" olarak nitelendiren Szijjarto, ülkesinin böyle bir kurumun parçası olmayı reddettiğini belirtti.  UCM'Yİ TARAFLI VE OTORİTESİZ OLARAK DEĞERLENDİRDİ Açıklamasında tam olarak, “Macaristan Parlamentosu, az önce UCM'den çekilme kararı aldı. Bu kararla, tarafsızlığını ve otoritesini yitirmiş, siyasallaşmış bir kurumun parçası olmayı reddediyoruz” ifadelerini kullandı. The Hungarian Parliament just voted to withdraw from the @IntlCrimCourt. With this decision, we refuse to be part of a politicized institution that has lost its impartiality and credibility. https://t.co/C9dit8xaB8 — Péter Szijjártó (@FM_Szijjarto) April 29, 2025 NETENYAHU İÇİN UCM'DEN ÇEKİLDİLER Macaristan hükûmeti, hakkında Uluslararası Ceza Mahkemesi tarafından yakalama kararı çıkarılan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu için UCM'den çekilme kararı aldı. Karar, Netanyahu'nun Macaristan'a gerçekleştirdiği resmî ziyaret esnasında duyuruldu. Netanyahu, 3 Nisan 2025 tarihinde Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın daveti üzerine Macaristan'a 4 günlük çalışma ziyareti gerçekleştirdi.  Macaristan hükûmeti, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu'yu ağırladığı gün Uluslararası Ceza Mahkemesinden (UCM) çekilme prosedürünü başlattıklarını açıklamıştı. NETANYAHU'NUN UCM KARARINDAN SONRA AVRUPA İLE İLK TEMASI Macaristan'ın aldığı kritik karar, UCM'nin tutuklama emri kapsamında aranan Netanyahu'nun ülkeye gitmesinden kısa bir süre sonra duyuruldu. Böylelikle Netanyahu, UCM'nin Gazze'de işlediği suçlardan dolayı hakkında tutuklama kararı çıkarmasından bu yana Avrupa topraklarına ilk kez ayak basmış oldu. ORBAN "KARARIN MACARİSTAN'A HİÇBİR ETKİSİ OLMAYACAK" DEMİŞTİ UCM, Gazze Şeridi'nde işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan dolayı 21 Kasım 2024 tarihinde Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında yakalama emri çıkarmıştı. Macaristan Başbakanı Viktor Orban, yakalama kararının açıklamasından saatler sonra İsrail Başbakanını ağırlamak için mahkemeye meydan okuyacağını açıkça belirtmişti. Orban, gazetecilere UCM'nin kararının “Macaristan'da hiçbir etkisi olmayacağını garanti edeceğini” ifade etmişti. PUTİN HAKKINDA MART 2023'TE YAKALAMA KARARI ÇIKARILDI Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM) Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in Ukrayna'da savaş suçu işlemesi nedeniyle 17 Mart tarihinde hakkında yakalama kararı çıkardı. UCM Başsavcısı Karim Khan, söz konusu kararın ömür boyu işleyeceğini belirtti. Başsavcı Khan BBC Radyo 4'e yaptığı açıklamada, "Savaş suçları ise zaman aşımı yoktur" dedi. Khan, 24 Şubat 2022'de Ukrayna'nın ana karasına yönelik başlatılan Rus saldırılarının sona ermesinin hiçbir şey ifade etmeyeceği savaş sona erse de Putin'in yakalama kararının geçerli olacağını vurguladı.  PUTİN, YAKALANIRSA MÜEBBET HAPSE GİRECEK Söz konusu kararın İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Nürnberg savaş suçları mahkemesinin ilkelerinden birine dayandığını dile getiren Khan, "Dünyanın neresinde olursa olsun kişiler, hukukun var olduğunu ve yetkiyle birlikte sorumluluğun da geldiğini anlamalılar" ifadesini kullandı. Khan, bağımsız yargıçların davayı reddetmediği sürece kararın ömür boyu geçerli olacağını kaydederek, Putin ile Rusya'nın Çocuk Hakları Komiseri Maria Alekseyevna Lvova-Belova'nın ömür boyu hapse mahkum edileceğini ifade etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.