SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Unesco

QHA - Kırım Haber Ajansı - Unesco haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Unesco haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Rusya inanç merkezini hedef aldı: UNESCO Mirası Kıyiv Peçerska Lavra vuruldu Haber

Rusya inanç merkezini hedef aldı: UNESCO Mirası Kıyiv Peçerska Lavra vuruldu

​Rus ordusunun, 14 Haziran’ı 15 Haziran’a bağlayan gece, Ukrayna’nın başkenti Kıyiv’e gerçekleştirdiği geniş çaplı hava saldırısında, Hristiyan dünyasının en kutsal mekanlarından biri olan tarihî Kıyiv Peçerska Lavra Manastırı hedef alındı. UNESCO Dünya Mirası listesindeki asırlık yapıda saldırı sonrası yangın çıktı. Ortodoks Hristiyanlığı için en kutsal manastırlardan biri kabul edilen ve köklü tarihiyle insanlık mirasının nadide bir parçası olan Kıyiv Peçerska Lavra’nın hedef alınması kamuoyunda büyük tepki çekti. Ukraynalı yetkililer, 1954 Lahey Konvansiyonu’nun İkinci Protokolü uyarınca "özel koruma" altında bulunan bu yapının vurulmasını, dünya kültürel mirasına karşı işlenmiş barbarca bir suç ve küresel bir kültür katliamı olarak nitelendirdi. Savaş hukuku ve uluslararası anlaşmalarla en üst düzeyde korunan asırlık manastırda çıkan yangına itfaiye ekipleri müdahale ederken, tarihi yapılarda oluşan hasarın boyutunun belirlenmesi için çalışmalar sürüyor. "RUS TERÖRÜ KÜLTÜREL MİRASI YOK ETMEDE DEAŞ’I BİLE GERİDE BIRAKTI" Öte yandan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada, manastır binalarında yıkıma yol açan bu saldırıya karşı UNESCO ve diğer uluslararası kurumlar nezdinde derhal gerekli resmî prosedürleri başlattıklarını duyurdu. Ukrayna, en büyük Hristiyan kutsal mekanlarından birini hedef alan bu "devlet barbarlığına" karşı uluslararası toplumdan acil, somut ve adil bir yanıt talep ediyor. Dışişleri Bakanı Sıbiha, yaptığı sert açıklamada Rusya’nın kültürel mirasa yönelik işlediği suçların boyutuna dikkat çekerek çarpıcı bir kıyaslamada bulundu. Sıbiha, “Şu an, kültürel mirasa karşı işledikleri suçlarda DAEŞ'i çoktan geride bırakmış Rus teröristlerle karşı karşıyayız. Sadece kutsal hiçbir şeyi olmayan Rus canileri, UNESCO tarafından özel koruma altında bulunan eşsiz bir miras alanı olan Kıyiv Peçerska Lavra'ya kasten zarar verebilir.” ifadelerini kullanarak Hristiyan dünyasının en büyük kutsal mekanlarından birini vuran Rusya lideri Vladimir Putin’in, adını tarihin en kötü barbarları arasına sonsuza dek yazdırdığını kaydetti. Ukrayna diplomasisi, bu barbarlığın karşılıksız kalmaması için küresel ölçekte diplomatik bir taarruz başlattığını belirten Sıbiha, “UNESCO ve diğer tüm uluslararası mekanizmalar çerçevesinde ilgili tüm prosedürleri acilen başlatıyor ve bu devlet barbarlığına derhal ve uygun bir yanıt verilmesini talep ediyoruz. Uluslararası kurumlardan ve başkentlerden kararlı bir yanıt bekliyoruz. Belirsiz sözler, sessizlik veya zayıf adımlar kabul edilemez. Rus barbarlığını durdurmak için harekete geçilmesi gerekiyor.” dedi.

Kırım Tatarca "Bülbül" projesine UNESCO'dan destek Haber

Kırım Tatarca "Bülbül" projesine UNESCO'dan destek

Ukrayna'nın yerli halkı Kırım Tatarlarının dilini ve kültürel mirasını korumak amacıyla hayata geçirilen "Bülbül" projesi, Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından resmî olarak desteklendi. Okul öncesi çağdaki çocuklar için Kırım Tatarca çizgi filmler, sesli masallar, şarkılar ve basılı eğitim materyalleri üreten dijital eğitim platformu, UNESCO'nun bu stratejik hamlesiyle uluslararası alanda çok önemli bir koruma kalkanı ve geliştirme bütçesi kazandı. DÜNYANIN HER YERİNDEKİ KIRIM TATAR ÇOCUKLARI İÇİN ÜCRETSİZ EĞİTİM ​Projenin fikir annesi ve yöneticisi Fatima Osman, "Bülbül" projesinin temel misyonunun Kırım Tatar dilini modern çocuk formatları aracılığıyla korumak ve popülerleştirmek olduğunu vurguladı. İçeriklerin görsel tasarımında Kırım’ın eşsiz doğasına, manzaralarına ve yerli halkın özgün kültürel motiflerine özellikle dikkat edildiğini belirten Osman, bu platformun Kırım'da yaşayan çocuklar için vatanlarıyla olan bağı canlı tuttuğunu, Kırım'dan ayrılmak zorunda kalanlar için hafızayı koruduğunu, Kırım dışında doğan nesiller için ise kendi kökleriyle tanışma fırsatı sunduğunu ifade etti. Çizgi filmlerden eğitici kartlara, sözlüklü resimli kitaplardan şarkılara kadar üretilen tüm materyaller projenin web sitesi ve YouTube kanalı üzerinden dünyanın her yerindeki aileler tarafından ücretsiz olarak erişilebiliyor. 1 MİLYON MİLYONDAN FAZLA İZLEMEYLE BÜYÜK BAŞARI ​Platform kapsamında şu ana kadar 6 yeni çizgi film, 10 özgün çocuk şarkısı, 10 sesli masalın yanı sıra basılı masal derlemeleri ve eğitici kartlar üretildi. Kırım Tatarca nitelikli çocuk içeriklerine duyulan yoğun ihtiyacın bir göstergesi olarak projenin dijital materyalleri kısa sürede 1 milyondan fazla izlenme oranına ulaştı. Platformun yeni aşama içeriklerinin tamamen UNESCO desteğiyle üretilmesi, yok olma tehlikesi altındaki diller listesinde yer alan Kırım Tatarca için küresel çapta hayati bir destek oldu.

Hıdırellez 2026: UNESCO Mirası gelenek ve oyunlara deniz kıyısında büyük ilgi Haber

Hıdırellez 2026: UNESCO Mirası gelenek ve oyunlara deniz kıyısında büyük ilgi

Romanya Türk-Tatar toplumu üyelerini ve çok sayıda ziyaretçiyi bir araya getiren Hıdırellez Festivali, Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokrat Birliği (UDTTMR) Başkanı Naim Belgin’in organizatörlüğünde, Venus tatil beldesinin Turkuaz (Turquoise) Plajı’nda düzenlendi. Romanya Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) Millî Komisyonunun (CNR-UNESCO) himayesinde düzenlenen ve Romanya Kültür Bakanlığı tarafından finanse edilen etkinlik, ayrıca Köstence Radyosu (Radio Constanța) ile Alpha Media medya ortaklığıyla desteklendi. SOMUT OLMAYAN KÜLTÜREL MİRAS KORUNUYOR Gastronomi, el sanatları ve Türk halklarının somut olmayan kültürel mirasının bir araya geldiği canlı bir gelenek aktarımı gerçekleştiği festival, 29–31 Mayıs tarihleri arasında tertip edildi. Festivalin ana etkinliği, halka yönelik en önemli kültürel ve sanatsal programların yer aldığı 30 Mayıs Cumartesi günü gerçekleştirildi. Doğanın yeniden canlanışını ve yaz mevsiminin gelişini kutlandığı günde, topluluk üyeleri ve ülkenin dört bir yanından binlerce ziyaretçi bir araya geldi. Festivalin açılış konuşmasını Belgin yaparken bayramın derin anlamı ise CNR-UNESCO temsilcisi Codrin Tăut tarafından vurgulandı. Hıdırellez’in dünya çapındaki benzersizliği ve somut olmayan kültürel mirasın korunmasının önemi de dile getirildi. UNESCO MİRASI OYUNLARI VE İNTERAKTİF ATÖLYELER ÇOCUKLAR VE GENÇLERİN GÖZDESİ OLDU Festivalin en önemli cazibe noktalarından biri, UNESCO kültürel mirası kapsamında yer alan tarihî oyunların yarışmaları ve gösterileri oldu. Çocuklar ve gençler; toguz kumalak, bestemşe (bestemshe), göçürme (mangala), aşık atma, kol güreşi, tarihî okçuluk, güreş (geleneksel güreş gösterisi), arkan tartıu (halat çekme) ve tayak tartış (sopa çekme) gibi geleneksel sporları tanıma ve uygulama fırsatı buldu. Projenin eğitsel ve gastronomik boyutu, el sanatları atölyeleri ve geleneksel mutfak gösterileriyle tamamlandı. Ziyaretçiler, özgün Türk-Tatar lezzetlerini keşfetme ve tatma fırsatı elde etti. Türkistan coğrafyasının simgesel yemeklerinden biri olan; pirinç, et, havuç, kuru üzüm, sarımsak ve biberle hazırlanan; Özbekistan ile Tacikistan’ın mutfak gelenekleri kapsamında, UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alan pilav ise Menabit Özghiun tarafından sunularak büyük beğeni topladı. Musafir Efendi Bistro da UDTTMR Bükreş Şube Başkanı Dr. Metin Ömer’in katkılarıyla çibörek, cantık, sarburma ve köbete gibi geleneksel Tatar ve Türk yemeklerini katılımcılara sundu. KÜLTÜREL ORTAKLIKLAR VE GELENEKLER ARACILIĞIYLA BİRLİKTELİK RUHU HİSSEDİLDİ Ziyaretçilerin hat sanatı ve deri işçiliğini yakından tanıma fırsatı bularak Tatar toplumunun kültürel mirasına daha da yaklaştığı festivalin Türk dünyasına özgü misafirperverlik atmosferi, festival boyunca katılımcılara ikram edilen çay ve Türk kahvesiyle tamamlandı. Türk kahvesi kültürü ve geleneği ise 2013 yılından bu yana UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsili Listesi’nde yer almakta olup sohbetin, diyaloğun ve misafirperverliğin sembolü olarak kabul ediliyor. Festivalin bölgeler arası ve sınır ötesi boyutu; Romanya’nın Prahova iline bağlı Măneciu Belediye Başkanı Florin Auras Dragomir ve Belediye Başkan Yardımcısı Daniela Devesel, Moldova Cumhuriyeti’nin Copceac (Tatar Kıpçak) Belediye Başkanı Oleg Garizan ile Comrat Belediye Başkanı Serghei Anastasov’un katılımıyla onurlandırıldı. Konuklar, kültürel ortaklıkların ve gelenekler aracılığıyla birlikteliğin önemine dair güçlü mesajlar verdi. GENÇLER KÜLTÜRLERARASI EĞİTİMİN MERKEZİNDE Yeni nesillerin eğitimi ve UNESCO mirasının tanıtılmasına önemli katkılar sağlayan eğitim ortakları arasında Bükreş 162 No’lu Ortaokulu ile Prahova ilindeki “Ferdinand I” Koleji yer aldı. Böylece proje, kültürel çeşitliliği diyalog ve karşılıklı saygı alanına dönüştürme hedefini başarıyla gerçekleştirdi. İnteraktif atölyeler ve gösteriler ise Nokors Tarihî Canlandırma Grubu, Ignis Vultus Tarihî Canlandırma Grubu, Tomis Constanța Kültür Derneği ve SENTO Derneğinin desteğiyle düzenlendi. ÇOKKÜLTÜRLÜ GÖSTERİ VE ATALARIN ATEŞİ RİTÜELİ Akşam programı, büyük beğeni toplayan geleneksel müzik ve halk dansları şöleniyle taçlandırıldı. Dombra eşliğinde ünlü sanatçı Dr. Mesut Baubek, sevilen Türk-Tatar ezgileriyle Elfin Receb, ardından Moldova Cumhuriyeti’nin Kıpçak bölgesinden gelen sanatçılar ve Köstence iline bağlı Albești’den “Plai de Dor” halk dansları topluluğu plaj terasında sahne aldı. Festival, plajda geleneksel “ataların ateşi”nin yakılmasıyla sembolik olarak sona erdi. Tören kapsamında gerçekleştirilen ateş üzerinden üç kez atlama ritüeli; arınmayı, doğanın yeniden doğuşunu ve atalarla olan bağın sürekliliğini simgeleyen kadim bir gelenek olarak yaşatıldı. Program kapsamında, festivalin organizasyonunda ve yürütülmesinde görev alan katılımcılara yönelik Cuma ve Pazar günleri de özel etkinlikler ve buluşmalar düzenlenerek tamamlandı. HIDIRELLEZ’İN (QIDIRLEZ) ÖYKÜSÜ Geleneksel olarak 6 Mayıs’ta kutlanan Hıdırellez, kökenlerini eski bir ikilik kültünden alıyor. Efsaneye göre ise insan hayatının ve suların koruyucuları olan Hızır ile İlyas’ın, yılda yalnızca bir kez buluşması yazın başlangıcını ve yenilenmeyi müjdeliyor. Bayram; güçlü sanatsal ve toplumsal dayanışma unsurları nedeniyle UNESCO tarafından uluslararası düzeyde Somut Olmayan Kültürel Miras olarak tanınıyor.

Kıyiv’de kritik Kırım zirvesi: "Moskova Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi devlet politikası hâline getirdi" Haber

Kıyiv’de kritik Kırım zirvesi: "Moskova Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi devlet politikası hâline getirdi"

Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilciliği, Kırım Platformu Ofisi, insan hakları savunucuları ve UNESCO Ukrayna Masası temsilcileri, işgal altındaki Kırım'da her geçen gün kötüleşen insani ve kültürel durumu masaya yatırmak üzere kapsamlı bir istişare toplantısı gerçekleştirdi. Zirvede, Rusya Federasyonu'nun yarımadada Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini yok etmeyi resmî bir devlet politikası hâline getirdiği vurgulandı. UNESCO İHLALLERİ KAYIT ALTINA ALMAYA DEVAM EDİYOR Kıyiv’de 27 Mayıs tarihinde düzenlenen toplantının açılışında konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Daimî Temsilcisi Olha Kurışko, Rusya'nın kültür ve tarihi birer manipülasyon ve savaş enstrümanı olarak kullandığına dikkat çekti. Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğinin yok edilmesi, saldırgan devletin devlet politikasının bir parçası hâline geldiğini belirten Kurışko, "Rusya için Ukrayna'ya ait her şeyi zihinsel ve fiziksel olarak yok etmek, hafızayı silmek, tarihi değiştirmek ve kimliği bastırmak bir norm hâline geldi." ifadelerini kullandı. UNESCO Ukrayna Masası Başkanı Chiara Dezzi Bardeschi ise Kırım'daki durumun kesintisiz olarak izlenmesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Bardeschi; kültür, eğitim, basın ve ifade özgürlüğü alanlarında Rusya tarafından gerçekleştirilen hak ihlallerini UNESCO olarak kaydetmeyi sürdürdüklerini ifade ederek, işgalin yarattığı krizlere karşı uluslararası koordinasyonun artırılması gerektiğini vurguladı. 14’Ü KIRIM TATARI OLAN SİYASİ TUTSAK GAZETECİLER TIBBİ YARDIMDAN MAHRUM Kırım İnsan Hakları Grubu Başkanı Olha Skrıpnık, toplantıda yaptığı konuşmada işgal altındaki Kırım, Herson ve Zaporijjya bölgelerinde tutuklu bulunan gazetecilerin trajik durumuna dikkat çekti. Hapisteki Kırımlı gazetecilerden 14'ünün Kırım Tatarı olduğunu belirten Skrıpnık, bu isimlerin Rus cezaevlerinde dehşet verici şartlar altında tutulduğunu ve acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyduklarını aktardı. Rusya'nın gazeteciler de dâhil olmak üzere Kırımlı siyasi tutsakları Ukrayna'ya iade etmeyi kesin bir dille reddettiğini hatırlatan insan hakları savunucusu, rehin alınan sivil vatandaşların özgürlüğü için küresel çapta konsolide bir baskı mekanizması kurulması çağrısında bulundu. KREMLİN’İN DEZENFORMASYONUNA KARŞI DAHA SIKI ÖLEM ALINMALI Gazeteci ve aktivistlere yönelik baskıların Kremlin güdümlü medyanın dezenformasyon kampanyalarıyla perdelendiğini söyleyen Olha Skrıpnık, Birleşmiş Milletler’in (BM) bu propaganda ağına karşı somut mekanizmalar geliştirmesi gerektiğini ifade etti. Rusya tarafından finanse edilen bu kampanyaların Ukrayna kültürünü aşağılamayı veya tamamen yok saymayı amaçladığını belirten Skrıpnık, bu durumun işgal altındaki vatandaşların kültürel yaşama katılma hakkını doğrudan gasp ettiğini vurguladı. Kırım İnsan Hakları Grubunun, dezenformasyonun kültürel haklar üzerindeki yıkıcı etkisine dair hazırladığı resmî raporu daha önce BM Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Komitesi'ne sunduğu hatırlatıldı. EĞİTİMDE ASKERİLEŞME VE ÇEVRE TEHDİTLERİ ELE ALINDI İstişare toplantısında ayrıca Kırım'daki okullarda eğitim sürecinin tamamen askerîleştirilmesi, tarih müfredatının Rus propaganda anlatılarına göre yeniden yazılması ve eğitim haklarına yönelik sistemli baskılar detaylıca ele alındı. Yerli halkların ve ulusal azınlıkların kültürel miraslarının tahrip edilmesinin yanı sıra yarımadadaki spor faaliyetlerinin durumu, Rus askeri varlığının neden olduğu çevre tehditler ve doğa miraslarının korunması başlıkları da uzmanlarca değerlendirildi. Toplantı sonunda katılımcılar, Kırım'daki hak ihlallerini belgelemek ve tarihi ile doğal mirası korumak adına UNESCO başta olmak üzere uluslararası kuruluşlarla iş birliğinin kararlılıkla sürdürüleceğini beyan ettiler.

UNESCO Ukrayna Komisyonu: Rusya, Ukrayna kimliğini kasıtlı olarak silmeye çalışıyor Haber

UNESCO Ukrayna Komisyonu: Rusya, Ukrayna kimliğini kasıtlı olarak silmeye çalışıyor

UNESCO Ukrayna Ulusal Komisyonu, Rusya Federasyonu’nun 23 Mayıs’ı 24 Mayıs’a bağlayan gece başkent Kıyiv’e düzenlediği kitlesel füze ve SİHA saldırısını sert bir dille kınayarak, Ukrayna’nın tarihi ve kültürel mirasının kasıtlı olarak yok edildiğini ifade etti. Rusya’nın attığı bu adımların planlı birer savaş suçu olduğu ve "kültürel soykırım" niteliği taşıdığı vurgulandı. KIYİV’İN KÜLTÜREL VE TARİHİ HAFIZA HEDEF ALINDI Ukrayna Dışişleri Bakanlığı tarafından dün yayımlanan UNESCO Ukrayna Ulusal Komisyonunun resmi açıklamasında, Rus askeri güçlerinin son saldırısında Ukrayna başkentinin tarihi merkezini bilinçli olarak hedef aldığı belirtilerek şu ifadelerine yer verildi: Rusya Federasyonu kültürel soykırımdan sorumlu tutulmalıdır. UNESCO Ukrayna Ulusal Komisyonu, 24 Mayıs 2026 gecesi Rusya Federasyonu tarafından Kıyiv’e düzenlenen bir diğer büyük füze ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısını şiddetle protesto etmekte ve kesin bir dille kınamaktadır. Bu planlı terör eylemi, Ukrayna başkentinin tarihi ve kültürel merkezini hedef aldı. Rusya Federasyonu, yalnızca Ukrayna halkına karşı değil, aynı zamanda Ukrayna kültürüne, tarihi hafızasına ve dünya kültürel mirasına karşı da sistematik bir savaş yürütüyor. Rus saldırgan, önde gelen kültür, bilim ve eğitim kurumlarına verilen önemli yıkım ve hasarla da kanıtlandığı üzere, Ukrayna kimliğini kasıtlı olarak silmeye çalışmaktadır. Saldırılar neticesinde ülkenin önde gelen kültür, bilim ve eğitim kurumlarında ağır tahribat meydana geldi. UNESCO Ukrayna Komisyonunun paylaştığı verilere göre, bombardımanda ciddi hasar gören sembolik yapılar arasında Ukrayna Milli Sanat Müzesi, Ukrayna Evi, Ukrayna Milli Bilimler Akademisi Şevçenko Edebiyat Enstitüsü ve buradaki benzersiz kitap depoları yer aldı. Ayrıca Kıyiv Operası, Ukrayna Milli Müzik Akademisi, Taras Şevçenko Üniversitesi Kamu Yönetimi Enstitüsü, Ukrayna Milli Filarmonisi, Bilge Yaroslav Milli Kütüphanesi ve Kıyiv Küçük Operası binaları da saldırılardan olumsuz etkilendi. ÇORBOBIL MÜZESİ’NE BARBARCA SALDIRI Açıklamada, insanlık ahlakını hiçe sayan en büyük barbarlığın ise Çornobıl (Çernobil) Müzesi’ne düzenlenen yıkıcı saldırı olduğu ifade edildi. 20. yüzyılın en büyük teknolojik felaketine dair paha biçilmez tarihi kanıt ve eserlerin barındığı müze, facianın 40. yıl dönümü vesilesiyle yapılan modernizasyon çalışmalarından sadece bir ay sonra Rus füzeleriyle yerle bir edildi. ULUSLARARASI TOPLUMA VE UNESCO’YA ACİL ÇAĞRI Savaşın başlangıcından bu yana Rusya’nın Ukrayna genelinde bin 783 kültürel miras nesnesini ve 2 bin 540 kültürel altyapı tesisini imha ettiğini veya zarar verdiğini açıklayan komisyon, bunun bir savaş zayiatı değil, Rusya’nın planlı bir devlet politikası olduğunu vurguladı. Ukrayna tarafı, UNESCO'yu Kıyiv'e düzenlenen bu saldırıya karşı ilkeli ve kamusal bir değerlendirme yapmaya, hasar tespit çalışmalarına destek olmaya ve Ukrayna mirasını korumak için uluslararası mekanizmaları güçlendirmeye çağırdı. Açıklamada, Kremlin’deki azmettiricilerden sahadaki uygulayıcılara kadar tüm savaş suçlularının dünya kültürüne kastetmekten ötürü yargılanacağını belirtti.

Vışıvanka için UNESCO hamlesi: Ukrayna’dan resmî başvuru Haber

Vışıvanka için UNESCO hamlesi: Ukrayna’dan resmî başvuru

Ukrayna, geleneksel işlemeli kıyafeti Vışıvanka’nın UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne dâhil edilmesi için resmî başvuruda bulundu. Adaylık dosyası, Ukrayna Dışişleri Bakanlığı tarafından UNESCO’ya sunuldu. Ukrayna Kültür ve Stratejik İletişim Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada, Vışıvanka geleneğinin ülkenin en yaygın somut olmayan kültürel miras unsurlarından biri olmaya devam ettiği ve aileler, atölyeler, festivaller ile kültürel girişimler aracılığıyla kuşaktan kuşağa aktarıldığı belirtildi. VIŞIVANKA UKRAYNA KİMLİĞİNİN ÖNEMLİ BİR SEMBOLÜ HÂLİNE GELDİ Ukrayna Başbakan Yardımcısı ve Ukrayna Kültür ve Stratejik İletişim Bakanlığı Vekili Tetyana Berejna (Tetiana Berezhna), Vışıvanka’nın uzun yıllardır yalnızca geleneksel bir kıyafet değil, aynı zamanda Ukrayna kimliğinin önemli bir sembolü hâline geldiğini ifade etti. Berejna yaptığı açıklamada, “Bugün Vışıvanka hayatımızın önemli bir parçasıdır. Bu nedenle dünyanın onun bize ait olduğunu ve bizim için neden bu kadar önemli olduğunu bilmesi büyük önem taşıyor.” ifadelerini kullandı. Kültür Bakanlığı, adaylık dosyasının hazırlanmasının devlet kurumları, gelenek taşıyıcıları, zanaatkârlar, araştırmacılar ve sivil toplum kuruluşlarının ortak çalışması sonucu mümkün olduğunu vurguladı. “ÖRNEK” UNESCO LİSTESİNDE YER ALIYOR UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde daha önce Ukrayna’ya ait Ukrayna'nın geleneksel borş çorbası (borşç) kültürü, Petrivka süsleme sanatı, Dnipropetrovsk bölgesinin Kazak (Kozak) şarkıları ve geleneksel Kosiv seramiği gibi unsurlar yer kaydedilmişti. Ayrıca, Kırım Tatarlarının geleneksel süsleme sanatı olan Örnek de “Örnek, Kırım Tatar süsü ve ona ilişkin bilgi” adıyla UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası Temsilî Listesi’ne kaydedilen somut olmayan kültürel miras unsurları arasında bulunuyor.

Yuvalamadan gastrodiplomasiye: Türk Mutfağı Haftası’nda Gaziantep rüzgârı esiyor! Haber

Yuvalamadan gastrodiplomasiye: Türk Mutfağı Haftası’nda Gaziantep rüzgârı esiyor!

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alan Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlik serisinin ilk günü sona erdi. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı koordinasyonunda düzenlenen etkinliklerin ilk günü, Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’nde gerçekleştirildi. Programın açılışında Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Feray Yılmaz ve Gaziantep Valisi Kemal Çeber konuşma yaparken, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran ile Emine Erdoğan’ın video mesajları katılımcılarla paylaşıldı. GASTRODİPLOMASİNİN GELECEĞİ PANELDE DEĞERLENDİRİLDİ Açılış programının ardından “Gaziantep’te Gastrodiplomasi: Sofra ve Miras” başlıklı panel gerçekleştirildi. Gaziantep Üniversitesi Turizm Fakültesi Gastronomi ve Mutfak Sanatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Atınç Olcay’ın moderatörlüğündeki panele, Hasan Kalyoncu Üniversitesi Öğretim Üyesi Dr. Fulya Harp Çelik, Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi Şefi Cuma Kaplan, Gastronomi Yazarı ve Araştırmacısı Özden Mermer Özsabuncuoğlu, dördüncü kuşak Baklava ve Kebap Ustası Burhan Çağdaş ile Baklava Ustası Coşkun Koçak konuşmacı olarak katıldı. Panelin ardından katılımcılar Panorama 25 Aralık Gaziantep Savunması Kahramanlık Panoraması ve Müzesi’ni ziyaret etti. GAZİANTEP İÇİN GASTRODİPLOMASİ YOL HARİTASI MASAYA YATIRILDI “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” etkinlikleri çerçevesinde gerçekleştirilen “Gaziantep İçin Gastrodiplomasi Modeli ve İş Birliği Mekanizmaları”başlıklı çalıştayda, kentin gastronomi alanındaki ulusal ve uluslararası konumunun güçlendirilmesine yönelik öneriler ele alındı. Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi’nde düzenlenen çalıştayda akademisyenler, gastronomi uzmanları, şefler, sektör temsilcileri ve kamu kurumlarının yöneticileri bir araya geldi. Çalıştayda Gaziantep’in sahip olduğu gastronomi mirasının kültürel diplomasi, şehir markalaşması ve uluslararası tanıtım süreçlerinde daha etkin kullanılması için izlenebilecek stratejiler değerlendirildi. MUTFAK ATÖLYELERİ VE TADIM ETKİNLİKLERİ DÜZENLENDİ Etkinliklerin ilk gününde eş zamanlı olarak Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi’nde mutfak atölyeleri ve tadım etkinlikleri de gerçekleştirildi. Katılımcılar, Gaziantep mutfağının geleneksel üretim tekniklerini yakından inceleme ve kentin özgün lezzetlerini deneyimleme fırsatı buldu. GAZİANTEP MUTFAK SANATLARI MERKEZİ ŞEFİ KAPLAN'DAN YUVALAMA UYGULAMASI Etkinlikte, Gaziantep mutfağının geleneksel lezzetleri tanıtılırken, kentin asırlık yemek kültürü uygulamalı olarak anlatıldı. Gaziantep Mutfak Sanatları Merkezi Şefi Cuma Kaplan, kentin simge yemeklerinden biri olan yuvalama çorbasının yapım aşamalarını katılımcılara uygulamalı olarak gösterdi. Şef Kaplan’ın sunumunu ilgiyle takip eden yerli ve yabancı basın mensupları ile davetliler, hazırlık sürecini yakından izleme fırsatı buldu. Sunumun ardından konuklara Gaziantep’e özgü lezzetlerden oluşan özel bir menü ikram edildi. Menüde tadım yuvalama, tarhunlu Antep böreği (fındık), erik tavası ve astarlı sütlaç yer aldı. Geleneksel yemekler, Gaziantep mutfağının özgün tatları ve sunum kültürü eşliğinde misafirlerin beğenisine sunuldu. Günün ilerleyen saatlerinde Zeugma Mozaik Müzesi ile Gaziantep Emine Göğüş Mutfak Müzesi ziyaret edildi. Misafirler Gaziantep’in tarihî ve kültürel dokusunu yakından tanıma imkânı elde etti. Program kapsamında ayrıca Gaziantep Kalesi çevresi, Bakırcılar Çarşısı, Zincirli Bedesten ve Gümrük Hanı’nda serbest gezi gerçekleştirildi. Etkinliklerin ilk günü, çalıştay katılımcıları ve basın mensuplarının katıldığı akşam yemeğiyle sona erdi.

Gaziantep Valisi Çeber: Kültürel değerler dünya barışının aracı olmalı Haber

Gaziantep Valisi Çeber: Kültürel değerler dünya barışının aracı olmalı

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda gastronomi alanında yer alan Gaziantep’te düzenlenen “Türkiye’nin Gastrodiplomasi Modeli: Sofra ve Miras” kapsamında Gaziantep Valisi Kemal Çeber, yabancı basın mensupları ile bir araya geldi. Gaziantep’in tarihî, kültürel ve gastronomik zenginliklerini anlatan Çeber, kentin yalnızca Türkiye’nin değil, bölgenin de en önemli kültür ve medeniyet merkezlerinden biri olduğunu söyledi. Gaziantep’in yaklaşık 8 bin yıllık geçmişe sahip olduğunu belirten Çeber, kentte aynı anda beş antik kentte arkeolojik kazı çalışmalarının sürdüğünü ifade etti. Karkamış, Yesemek, Dülük, Zeugma ve Rumkale’de yürütülen çalışmaların kentin tarihsel derinliğini ortaya koyduğunu kaydeden Çeber, Gaziantep’in diğer tarih kentlerinden farklı olarak binlerce yıldır kesintisiz yerleşime ev sahipliği yaptığını vurguladı. Gaziantep’in Mezopotamya ve Bereketli Hilal coğrafyasının önemli merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Çeber, buğdayın ve zeytinin ilk kez kültüre alındığı bölgelerden birinin de bu coğrafya olduğunu belirtti. Tarihin ve medeniyetlerin kesişme noktasında bulunan kentin gastronomi kültürünün de bu birikimden beslendiğini ifade eden Çeber, Gaziantep mutfağının yalnızca yemeklerden ibaret olmadığını, binlerce yıllık kültürel etkileşimin sonucu olarak şekillendiğini söyledi. Gaziantep mutfağının bugün dünya çapında tanınan bir marka hâline geldiğini ifade eden Çeber, kentte 600’den fazla yöresel yemeğin bulunduğunu belirtti. Şehrin gastronomi alanındaki iddiasını yineleyen Çeber, “Dünya eğer bir ev olsaydı, mutfağı Gaziantep’te olurdu.” sözleriyle kentin mutfak kültürüne olan güvenini dile getirdi. “KÜLTÜREL DEĞERLER DÜNYA BARIŞININ ARACI OLMALI” Gaziantep Valisi Çeber, yabancı basın mensuplarıyla gerçekleştirdiği buluşmada katılımcıların sorularını da yanıtladı. Gaziantep Valisi Kemal Çeber, gastronominin yalnızca bir mutfak meselesi olmadığını, ülkelerin kültürel kimliklerini dünyaya anlatan önemli bir unsur olduğunu söyledi. Her ülkenin kendine özgü yemekleri, kıyafetleri, halk oyunları ve müziği bulunduğunu belirten Çeber, bu değerlerin toplumlar arasında dostluğu güçlendirmek ve dünya barışına katkı sunmak amacıyla değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti. Güney Kore’den Amerika Birleşik Devletleri’ne, Birleşik Krallık’tan İtalya’ya kadar birçok ülkenin gastronomik ve kültürel değerleriyle tanındığını kaydeden Çeber, Türkiye’nin de sahip olduğu zengin kültürel mirası uluslararası alanda daha görünür hâle getirmesi gerektiğini vurguladı. Dünyanın zorlu bir dönemden geçtiğine dikkat çeken Çeber, kültürel etkileşim ve insanî değerlerin önemine işaret ederek, savaşların ve çatışmaların gölgesinde yaşayan çocukları hatırlattı. Filistin’de, Ukrayna’da ve dünyanın farklı bölgelerinde çocukların savaşın sonuçlarıyla karşı karşıya kaldığını belirten Çeber, insanların ortak değerler etrafında buluşmasının ve barış kültürünün güçlendirilmesinin önem taşıdığını söyledi. Konuşmasında eğitimin ve kültürel iş birliğinin önemine de değinen Çeber, dünyanın farklı coğrafyalarında yaşanan insani krizlerin yalnızca ilgili ülkeleri değil tüm insanlığı ilgilendirdiğini ifade etti. Kültür, sanat ve gastronomi gibi ortak değerlerin toplumlar arasında köprü kuran en güçlü araçlardan biri olduğunu vurgulayan Çeber, uluslararası ilişkilerde diyalog ve karşılıklı anlayışın geliştirilmesine katkı sunacak her girişimin desteklenmesi gerektiğini dile getirdi. “GAZİANTEP’İN 27 KARDEŞ ŞEHRİ VAR” Gaziantep’in uluslararası ilişkileri ve kardeş şehir uygulamaları üzerine değerlendirmelerde bulunan Çeber, kentin farklı ülkelerden 27 kardeş şehir bağlantısına sahip olduğunu belirtti. Bir gazetecinin Yunanistan’ın Selanik kentiyle kardeş şehir ilişkilerine yönelik sorusu üzerine konuşan Çeber, Türkiye ile Yunanistan halkları arasındaki kültürel yakınlığa dikkat çekti. Selanik’in Türkiye açısından özel bir yere sahip olduğunu ifade eden Çeber, kardeş şehir süreçlerinin yalnızca yerel yönetimlerin iyi niyetiyle değil, ülkeler arasındaki diplomatik süreçlerle de bağlantılı olduğunu söyledi. Türkiye’nin dış politika anlayışının barış temeline dayandığını vurgulayan Çeber, “Bizim felsefemiz Atatürk’ün ortaya koyduğu ‘Yurtta barış, dünyada barış’ ilkesidir. Başka türlü bir yaklaşımımız yok.” dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.