SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ürümçi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ürümçi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ürümçi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı insan hakları ihlallerini QHA’ya değerlendirdi Haber

Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı insan hakları ihlallerini QHA’ya değerlendirdi

Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik sistematik baskılar, her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan, Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı özel açıklamalarda, Çin’in bölgedeki mahremiyet ihlallerini ve dünya kamuoyunu yanıltmak için yürüttüğü algı operasyonlarını deşifre etti. ÇİNLİ MEMURLARDAN UYGUR KADINLARINA CİNSEL SALDIRI GİRİŞİMİ! Karahan, Çin rejiminin Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin günlük yaşamını denetlemek için millî, kültürel, dinî unsurların veya Çin rejimine karşı olabilecek bir husus olup olmadığını gözlemlemek için Çin Komünist Partisinin (ÇKP) hükûmet ve kamu görevlilerini Doğu Türkistanlı haneler için görevlendirdiğini belirtti. “Bu görevliler erkek de kadın da olabiliyor. Dışarıdan özellikle Türk ya da Müslüman olmayan bir yabancının, bu evlerde istediği zaman kalıp ve istediği zaman ailelerin hareketlerini gözlemlemesi, çok ciddi bir rahatsızlık teşkil ediyor ve bu, kabul edilemez bir durum. Bununla ilgili ailelerde kanlı vakalar da oldu.” şeklinde konuşan Karahan, Uygur Türkü ailelerin erkekleri toplama kampındayken Çinli görevlilerin, bu ailelerin kadınlarına cinsel saldırı girişiminde bulunduğuna ve kanlı vakaların yaşandığına da dikkat çekti. UYGUR TÜRKÜ KADINLAR, ÇİNLİ ERKEKLERLE EVLENMEYE ZORLANIYOR Karahan, Doğu Türkistanlı ailelerin mahremiyetinin Çin tarafından ihlaline ilişkin “Burada ciddi bir soykırım söz konusu. O şahıs, Kur’an’ı Kerim’i okuyor mu, namaz kılıyor mu, oruç tutuyor mu, günlük hayatı ve aile yapısı nasıl? Çinli görevliler, bu noktalara dair istatistik elde edilmesi için belirli bir süre Uygur Türkü ailelerin evlerine yerleştirilmişler. Biz hayatımızda böyle bir şey yaşamamıştık. Bu, bizim için kabul edilemez bir durum ancak 2017 yılından sonra Doğu Türkistan’ın hemen hemen her yerinde bu uygulama söz konusu oldu.” dedi. Bununla birlikte Karahan, Uygur Türkü kadınların Han Çinlisi erkeklerle evlenmeye zorlanmasının Doğu Türkistan’ın demografik yapısı ve Uygur Türklerinin kültürel kimliği üzerindeki etkisi üzerine, “Uygur Türkü kadınlar, iki şekilde Çinlilerle evlenmek zorunda kalıyor. Ya ailesine çok ciddi bir baskı uygulanıyor; katliam, hapis cezası ve toplama kampına atılma tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar ya da çok ciddi bir maddi sıkıntıya uğramış ve uzun süre psikolojik olarak yıpranmış kızlarımız da maalesef türlü hilelerle Çinlilerle evlenmeye teşvik ediliyor. Bu, bizim demografik yapımızı bozmak ve bizi Çinlileştirmek için sürdürülen asimile politikasının bir parçası. Bu bizim için ciddi bir problem yaratmakta.” ifadelerini kullandı. ÇİN, UYGUR TÜRKLERİNİN DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İHLAL EDİYOR Çin’in Doğu Türkistan’da din ve vicdan özgürlüğünü katı bir şekilde ihlal etmesi ve Uygur Türklerinin günlük yaşamlarını gözetlemesi üzerine Karahan, “2010’dan ve Ürümçi Soykırımları'ndan sonra insanlar, dinî ibadetlerini açık bir şekilde yerine getiremiyordu. (5 Temmuz 2009) Ürümçi olaylarından önce öyle değildi. İnsanlar, rahatça camilere girip çıkabilir ve oruç tutabilirdi. Şimdi ÇKP üyesi kamu görevlileri ve öğrenciler dışında normalde herkes oruç tutup namazını kılabiliyordu. 5 Temmuz 2009 tarihindeki olaylardan sonra çok ciddi dinî kısıtlamalar getirildi. Baş örtüsü takmak, sakal bırakmak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi ibadetler yasaklanmaya başladı ama Çin, uluslararası medyaya böyle yasaklamaların olmadığını ispat etmek için zaman zaman yurt dışından yabancı yetkililer veya turistler geldiğinde birkaç camiyi açık bırakıp yalandan yaşlılara camiye giriş kartı dağıtıp namaz ibadetini yerine getirmelerini bazen mecbur kıldı. Bu, sadece göstermelikti.” dedi. Karahan, Çin hükûmetinin son zamanlarda cami imamlarıyla ve bazı ÇKP yetkililerine yakın isimlerle röportaj yaparak ve onları videoya alarak Doğu Türkistan’da dinî kısıtlamaların olmadığını ve inanç özgürlüğünün hâlâ anayasaya göre mevcut olduğunu iddia ettiğini kaydetti. Buna karşın, bugün Doğu Türkistan’a gidip gelen araştırmacılardan ve turistlerin raporlarından elde edilen verilerin önemini vurgulayan Karahan, bu veriler ışığında Doğu Türkistan’da şu an namaz kılabilecek hiçbir caminin bulunmadığını ve baş örtülü veya sakallı bir kişinin bile görünmediğini belirtti. Çin’in baskıları sebebiyle Nevruz Bayramı ile birlikte dinî bayramların kutlanmasının da yasaklandığını belirten Karahan, “Ramazan Bayramınız mübarek olsun”, “Esselâmü aleyküm”, “Allah’a emanet ol” ve “Allah korusun” gibi ifadelerin çoğunun yasaklandığını ve birçok bölgede Uygur Türkçesi konuşmanın bile yasaklandığının altını çizdi. ÇİN, İMAJINI TAZELEMEK İÇİN NASIL BİR ALGI OPERASYONUNA BAŞVURUYOR? Karahan, Uygur Türklerinin dış dünya ile iletişimi hususunda ise “WhatsApp”, “Facebook”, “YouTube” gibi platformların Doğu Türkistan’da yasak olduğunu kaydederek bu uygulamalara bir şekilde erişenlerin ise hapis cezasıyla karşılaştığını dile getirdi. Çin’in kendi sosyal ağlarının kullanımını dayattığını beyan eden Karahan, Çin’in hükûmete yakın isimleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa ve Türkiye’ye gönderip “Bakın, burada seyahat özgürlüğü var; Uygur Türkleri yurt dışına çıkıp geri dönebiliyor.” şeklinde algı yönetimi yaptığını ifade etti. “Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’a iki şekilde gidip gelebiliyor. Birincisi, ailelerine çok ciddi bir şekilde baskı yapılıyor, ‘Gelmezseniz sıkıntı yaratacağız.’ deniyor. İkincisi ise Çin, Uygur Türklerini kandırarak hiçbir baskının kalmadığını, özgürce seyahat edebileceğini, ailesi ve akrabalarını görebileceği taahhüdünü veriyor.” şeklinde konuşan Karahan, şu an Batı dünyasındaki insan hakları örgütlerinin Çin’in yaptığı soykırıma ve asimilasyon politikasına çok ciddi tepki gösterdiğini dile getirerek Çin’in bu imajı hafifletmek için söz konusu algı operasyonunu yönettiğini bildirdi. ÇİN, TOPLAMA KAMPLARINDA “MESLEKİ EĞİTİM” BAHANESİNE SIĞINIYOR Uygur Türklerini toplama kamplarında ağır şartlarda çalıştıran Çin’in “meslekî eğitim” ve “gönüllü olarak çalıştırma” şeklindeki algı operasyonunu da gündeme taşıyan Karahan, Çin’in mallarının rahatça alınabileceğini kanıtlamak için bu yönteme başvurduğunu dile getirdi. Bin 200’den fazla toplama kampında tutulan Uygur Türklerinin çoğunun akademisyen, bilim insanı, iş insanı ve din görevlisi olduğunun ve meslek öğrenmeye ihtiyaçları olmadığının raporlandığını kaydeden Karahan, Çin’in söz konusu Uygur Türklerinin yarısından fazlasını, Doğu Türkistan’da ve Çin’in iç bölgelerinde bulunan büyük fabrikalarla anlaşarak zorla çalıştırdığını ve ücretlerine el koyduğunu belirtti. Bununla beraber Karahan, toplama kamplarında tutulan Uygur Türklerine sadece kalacak yer ve gıda temin edildiğini dile getirerek Çin’de hükûmete yakın kişilerin ve şirketlerin bu durumdan istifade ettiğine ve ucuz malları bu şekilde uluslararası pazara dâhil ederek rekabet avantajı elde ettiğinin altını çizdi. “ONLAR, ŞAHSİ MENFAATLERİ İÇİN DEVLETİ BİLE BİR TARAFA İTİYOR” Bununla birlikte Karahan, Uygur Türklerine Çin tarafından yaşatılan zulme uluslararası toplumun verdiği tepkiler hususunda ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa tarafından tepki verilse de bu tepkilerin yetersiz olduğunu kaydederek Türkiye, Türk dünyası ile İslam dünyasının ise hükûmet bazında, özellikle Çin ile olan ticari ilişkilerden dolayı Çin’e karşı tepki gösteremediğini dile getirdi. Öte yandan Uygur Türklerinin durumunun sosyal medyada geniş çapta duyurulması ve paylaşımların yapılması gerektiğinin altını çizen Karahan, sivil toplum kuruluşlarının (STK) yanı sıra düşünce kuruluşlarının da Doğu Türkistan meselesini ele alırsa birçok ülkenin bu meseleye alâka göstermek durumunda kalacağını belirterek “Hükûmetler arası değil fakat Çin ile iş yapan büyük iş insanları, bizim için en büyük engel. Onlar, kendi şahsi ticari menfaatleri için maalesef devleti bile bir tarafa itiyor.” dedi. Ayrıca Türkiye’nin ve diğer Türk cumhuriyetlerinin, İslam dünyasıyla birlikte Çin ile cari açığının olduğunu kaydeden Karahan, “Çin daha çok mal satıyor ama biz, yeterince satamıyoruz. Bu, bir devletin millî çıkarına aykırıdır ama Çin ile iş yapan büyük iş insanları, sırf kendi şahsi menfaati için maalesef kendi ülkesinin millî çıkarını göz ardı ediyor. Bundan dolayı Doğu Türkistan meselesi pek gündeme getirilmek istenmiyor.” şeklinde konuştu. ÇİN’DEN “MİLLETLER ARASINDA ETNİK İŞ BİRLİĞİ YASASI” Çin anayasasına göre Çin’de 56 etnik grubun olduğunu kaydeden Karahan, Doğu Türkistan’da özellikle Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar ve Salur gibi Türk soyluların yanı sıra Tibetliler ve "İç Moğolistan"daki Moğollar gibi yedi ve sekiz etnik grubun da hâlâ kimliğini koruyabildiğini ve Çin’in söz konusu etnik grupları hâlâ asimile edemediğini dile getiren Karahan, son olarak şu ifadelere yer verdi: 12 Mart’ta Çin, ‘etnik iş birliği yasası’ şeklinde yeni bir yasa onayladı. Bu yasaya göre Çinli olmayan herkes maalesef Çince öğrenmek, kendi aralarında Çince konuşmak ve Çin okuluna gitmek zorunda. Dışarıdaki insanlar anlayamayıp rahatsız oluyor gibi sebeplerden dolayı hiçbir şekilde kendi ana dillerini konuşamazlar. Bundan 10 veya 20 sene sonra çok ciddi bir şekilde asimilasyona maruz kalacaklar çünkü 56 etnik grubun neredeyse 45’i şimdiye kadar tamamen asimile oldu. Asimile olmayan 10 küsür etnik grup kaldı. Çin, onları da asimile etmek için elinden geleni yapıyor.

12 Kasım Doğu Türkistan Millî Günü Haber

12 Kasım Doğu Türkistan Millî Günü

Bugün Doğu Türkistan'da 1933 ve 1944 yıllarında kurulan iki cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü. Diasporadaki Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım'ı unutturmamak için milli gün olarak kutluyor. Bilindiği üzere, Çin'in baskıcı ve soykırıma varan politikalarından dolayı günümüzde Doğu Türkistan halkı bir varoluş mücadelesi veriyor. DOĞU TÜRKİSTAN MİLLİ GÜNÜ Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım 1933 ve 1944’te iki kez bağımsız bir devlet ilan etmişti. Bu nedenle, iki cumhuriyetin kuruluş yıl dönümü “Doğu Türkistan Milli Günü” olarak kutlanıyor. Dönemin Mançu rejimine karşı zafer elde eden Doğu Türkistan Türkleri, 12 Kasım 1933 ve 1944’te iki kez bağımsız bir Türk-İslam devleti ilan etmişti. İlanından sonra sadece dört ay ayakta kalabilen Doğu Türkistan İslâm Cumhuriyeti 1933 ile ilanından sonra beş yıl hüküm süren Doğu Türkistan Cumhuriyeti’nin (1944) kuruluşlarının yıl dönümü olan 12 Kasım; Doğu Türkistan’ın bağımsızlık mücadelesinin hatırlanmasında ve Doğu Türkistanlı Uygur Türkleri ile diğer Türk toplulukları için büyük bir önem taşıyor. BİRİNCİ DOĞU TÜRKİSTAN İSLAM CUMHURİYETİ Bağımsızlık ateşini yakan Doğu Türkistanlılar, 12 Kasım 1933’te Birinci Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti kurdu. Hoca Niyaz’ın Cumhurbaşkanı ve Sabit Damollam’ın Başbakan olduğu bu Cumhuriyet, Çinli Müslümanların (Tunganlar) diğer Çinliler ile anlaşması ve Rusların da bu düşman kuvvetlere destek vermesi sonucunda büyük katliamlara maruz kalarak yıkıldı. YIKILIŞA GÖTÜREN ÇİN'DE KOMÜNİST VE SOVYET MANEVRALARI Doğu Türkistan’da dört yıllık milli ayaklanma, Çin içerisindeki komünistlerin ve Sovyetlerin Doğu Türkistan’da manevra alanı bulmasına neden oldu. Milliyetçi Çin hükumetinin bölgedeki isyanlardan sonra nüfuzunu Komünist Çinli komutanlara bırakması, Türkistanlılar için işleri daha karmaşık hale getirdi. Niyaz Hoca sonrası askeri birliklere komutan olan Abdu Niyaz, 1937’de Kaşgar’ı aldı. Çinlilere ve Ruslara karşı savaşabilmek için Tungan komutanlarla işbirliği girişiminde bulundu. Bunun üzerine, bölge geneline yayılan isyanı bastırmak için komünist Çinli vali Sovyetlerden yardım istedi. Sovyetlerin askeri takviyesinden sonra 1938 sonlarında ayaklanmalar bastırıldı. OSMAN BATUR DİRENİŞİ VE İKİNCİ CUMHURİYET 1940 yılına gelindiğinde Altay, Gulca ve Urumçi'de isyanlar çıkmış, Altay bölgesinde başarılar elde edilmiştir. Vali isyancıların isteklerini, özellikle Rusların bölgeyi terk etmesini anlaşmayla kabul ettiyse de bir yıl sonra bozdu. Osman İslam (Batur) bunun üzerine, Altay’da görev yapan bütün Rusları kurşunu dizdirdi. Osman Batur, 1944’e gelindiğinde hala bölgesine hakimdi. Bu sırada Doğu Türkistan, Çin’deki komünist ihtilalcilerin, milliyetçi Çin hükumetine karşı rahat zemin bulduğu bir alan haline geldi. Bundan yararlanan Uygur aydınları ve siyasileri, ayaklanmalara başladı. Nihayetinde Gulca’da Ali Han Töre, 12 Kasım 1944’te İkinci Doğu Türkistan Cumhuriyetini kurarak Cumhurbaşkanı oldu. YIKILIŞ VE ÇİN İŞGALİ Uygur siyasetçiler, Milliyetçi Çin’e karşı Sovyetler ile yakınlaşmışlardı. Komünizm, Çin’de zafer elde ettikten sonra, Komünist Rusya ile iyi ilişkiler içerisinde olsalar da bu yeni yönetimi tanımadılar. Alma Ata’ya davet edilen Ahmetcan Kasimi, İshak Beğ, Abdülkerim Abbas ve Delil Han uçakları düşürülerek öldürüldüler. Cumhuriyetin en parlak önderlerinden Canım Han Hacı, Urumçi'de idam edildi. 1949’da Cumhuriyet tamamen Çin tarafından ortadan kaldırıldı. Osman Batur, son mücadeleleri sırasında Şubat 1951’de esir düştü. Nisan ayında Urumçi'de asılarak idam edildi. 1946’dan itibaren devlet başkanı Ahmetcan Kasimi oldu. Daha sonrasında Türkiye’ye iltica eden İsa Yusuf Alptekin ise bu hükumetin Genel Sekreterliği görevini yürüttü.

CNN Türk Ürümçi'yi gezdi: Propaganda mı, gerçekler mi kayda alındı? Haber

CNN Türk Ürümçi'yi gezdi: Propaganda mı, gerçekler mi kayda alındı?

Gazeteci, Yazar Taha Kılınç'ın Doğu Türkistan ziyareti sonrasında kaleme aldığı "Kayıp Coğrafyanın İzinde: Doğu Türkistan Seyahatnamesi" isimli kitabın çıkmasına engel olmaya çalışan Çin'in Ankara Büyükelçiliği soykırım ve asimilasyon politikalarını örtbas etmek amacıyla Çin'in Doğu Türkistan'ı işgalinin 70. yıl dönümünde Ürümçi turu düzenledi. TANRI DAĞLARINDA NİHAL ATSIZ CNN Türk Muhabiri Büşra Arslantaş ve Kameraman Caner Emre Kınacı, Çin'in daveti üzerine Doğu Türkistan'ın Ürümçi kentine ziyarette bulundu. İlk olarak Tanrı Dağları'nın eteklerini gezen Arslantaş, Nihal Atsız'ın "Sen gurbette kalırsan, ben ölürsem ne çıkar? Ruhlarımız buluşur elbet Tanrıdağı'nda" mısralarına yer vererek Türk'ün yüzyıllardan beri var olduğu medeniyet beşiğine işaret etti. Arslantaş, "Bu dağlar Türk'ün yalnızca yurdu değil, kimliğinin, kültürünün ve devlet fikrinin doğduğu kadim merkez. Orhun'dan Altay'a uzanan Türk cihan tasavvurunun stratejik kalbi." ifadelerini kullandı. CNN TÜRK EKİBİ KAMERALARLA TAKİP EDİLDİ Ürümçi turunu tüm detaylarıyla ele alan Arslantaş, kendilerini gezdiren Çinli yetkililerin sorulan sorulara net bir yanıt vermediğini, ziyaret sırasında her an 3 kamera ile takip edildiklerini kaydetti. Kurgulanan tiyatro sahnesinde gezen CNN Türk ekibi bir camiye girdiklerini, boş gördüklerini ve bunu sorguladıklarını vurguladı. Arslantaş, Çinli yetkilinin sorulara kaçamak cevaplar verdiğini belirterek, "Kadınlar ve çocuklar nerede dediğimde 'Pek bilgim yok, genelde evdeler' yanıtını verdiler." dedi. Haberde Doğu Türkistan'dan "Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi" olarak bahsediliyor olsa da kayda alınan görüntülerde baskının birebir kanıtı ele alındı. Kent genelindeki kameraların camiyi dahil kayda aldığı gözlemlendi. SÖZDE ONLARCA İMAM YETİŞTİRİLİYOR ANCAK CAMİLER BOŞ İslam Enstitüsünde imamların yetiştirildiğine dair iddiaların haberde yer almasını isteyen Çinli yetkililer sahte olduğu düşünülen bir sınıfta öğrencilere ders anlattıklarını belirtirken, aynı zamanda "Namaz kılmayan Müslüman değildir" ifadesini aşırıcılık olarak nitelendirdiklerini itiraf etti. Öte yandan Çinli yetkili, öğrencilerin sakal bırakmalarının yasak olduğunu sakalsız halin daha modern görüneceğini savundu. Ardından Hoten'de akşam pazarına uğradıklarını kaydeden CNN Türk ekibi, pazardaki tüm bıçak ve satır gibi kesici aletlerin tezgaha bağlı olduğunu gözden kaçırmadı. Arslantaş, yetkililerin güvenlik gerekçesiyle bıçakları bağladıklarını söylediklerini aktardı. Arslantaş, Uygur Türkleriyle yaşam koşullarına dair soru sorma girişimlerinin olduğunu ancak karşı tarafın yalnızca tebessümle karşılık verdiğini de belirtti. Ayrıca kayda alınan görüntülere göre pazarda Uygur kıyafetlerini tanıtan kadının Çinli olduğu da dikkatlerden kaçmadı. Pazardan sonra medya kuruluşuna giden CNN Türk ekibi, personelin "çok mutlu" ve "rahat çalıştıklarını" söylediklerini kaydetti. Tur kapsamında ekibin yanından ayrılmayan Çinli yetkili, "Amacımız, hükûmetimizin ve partimizin (Çin Komünist Partisi) sesini duyurabilmek." dedi. ÇİN'İN BAKIŞ AÇISIYLA... Gittikleri üniversitede hiçbir öğrenciyle temasa geçemediklerinin altını çizen Arslantaş, "Çin'in bakış açısıyla" vurgusu yaparak tarihçeyi dinlerken kameraların kendilerini yine takip ettiklerini belirtti. Haber, Yeditepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Furkan Kaya ve Gazeteci, Yazar Taha Kılınç'ın analizleriyle pekiştirilerek, Uygur Türklerinin büyük bir Çin baskısı ve zulmüyle karşı karşıya kaldıkları bir kez daha teyit edildi. "BM RAPORLARI ÇİN'İN İNSANLIK SUÇU İŞLEDİĞİNİ SÖYLÜYOR" Doç. Dr. Kaya, haber için yaptığı değerlendirmede, "BM İnsan Hakları Konseyinin son raporuna baktığımızda Uygur Türklerinin zorla asimilasyona maruz kaldığını, yeniden eğitim kampı adı altında toplu gözaltına alındığını ve toplu işkencelerin yapıldığını görüyoruz. Raporlar, Çin'in bu politikalarını insanlığa karşı suç olarak değerlendiriyor. Bu bulgular uluslararası hukuk açısından son derece önemli. Çünkü Uygurların durumu Çin'İn bir iç meselesi değil, küresel insan hakları gündeminin çok önemli bir parçası. Çin bu politikalar kapsamında aşırıcılık suçunu öne sürüyor fakat bağımsız gözlemciler güvenlik tedbiri ile sistematik kültürel asimilasyonun birbirinden ayrılması gerektiğini ifade ediyor." dedi. Müze gezilerinde Çinli yetkililerin 2016 yılı itibarıyla "aşırıcılıkla mücadele" sayesinde "Xinjiang halkının refah içinde yaşadığını" iddia etti. Bu tarih Çin'in toplama kamplarını inşa ettiği döneme denk geliyor. 3 Kasım 2025 tarihli haber Kaya'nın, "Eğer Uygur Türklerinin sesi kısılırsa tüm insanlığın vicdanı da susmuş olur." sözleriyle sona erdi. İlgili haberin Türkiye kamuoyunda Çin sempatizanı medya kuruluşlarının yıllarca gündeme getirdiği iddiaları çürütmesiyle birlikte gerçekleri dünya gündemine taşıdığı belirtildi.

Ürümçi yangını 2. yılında hatırlanıyor Haber

Ürümçi yangını 2. yılında hatırlanıyor

Baskıcı politikasını Doğu Türkistan topraklarında sürdüren Şi Cinping idaresindeki Çin, sözde "Sıfır Kovid" uygulamasıyla Uygur Türklerini evlerine hapsetmişti. Bu kapsamda 2022 yılında Ürümçi'de meydana gelen yangın ikinci yılında acıyla hatırlanıyor. ÜRÜMÇİ YANGINI NASIL YAŞANDI? 23 Kasım'ı 24 Kasım'a bağlayan gece Ürümçi'deki 21 katlı binada çıkan yangında kilitli kapılar ve etkili olmayan geç müdahale, Uygur Türklerinin ölümüne neden oldu. Binada elektrikten kaynaklı olduğu öne sürülen yangında, 5 kat yandı. Apartman sakinleri sözde "Sıfır Kovid" uygulaması nedeniyle kilit vurulan kapılarından dışarı çıkamadı. Ayrıca Çinli itfaiye ekipleri, bölge sakinleri yangını ihbar ettikten tam 4 saat sonra müdahalede bulundu. İtfaiye, kasıtlı olarak yangını söndürmek için hiçbir şekilde çaba sarf etmedi. Çin merkezli haber servisleri 10 kişinin hayatını kaybettiğini iddia etse de yerel kaynaklar, yangın sonucunda 40'ın üzerinde vefat olduğunu bildirdi. Ayrıca, baba ve büyük oğlun toplama kampında olduğu bir ailenin diğer fertleri yangında feci bir şekilde hayatını kaybetti. Anne Kambernisa Abdurrahman (48) ve çocukları İmran (5), Şehide (8) ve Nehile (14) evlerine vurulan kilit yüzünden yanarak can verdi. Bu olay, basında büyük bir yankı uyandırırken, Uygur Türklerinin yaşam koşulları bir kez daha kamuoyunun gözü önünde yaşandı ve tepkilere neden oldu. Öte yandan bir ailenin tamamen yok olması yürekleri dağladı.

Ürümçi-İstanbul uçuşları tekrar başladı! Haber

Ürümçi-İstanbul uçuşları tekrar başladı!

China Southern Airlines havayolu şirketi, 2016 yılında bu yana hava yolu seferi bulunmayan Ürümçi'den İGA İstanbul Havalimanı'na tarifeli uçuşlara başladı. Geçen ay başlayan ilk uçuş, Boeing B787-8 tipi uçakla gerçekleştirildi. Uçuş sonrası Çinli yolcular ve ekip, İGA ve çalışanlar tarafından karşılandı. Çin, Batı ve Avrupa ülkelerinin ekonomik yaptırımlarına karşı Orta Doğu, Türkiye ve Türkistan'daki komşu ülkelere yoğun yatırımlar yaparak, bu bölgelerde ekonomik ve stratejik ilişkilerini güçlendirmeye çalışıyor. Bu doğrultuda, Doğu Türkistan'da uyguladığı soykırım politikalarının yanında bu bölgelerde hedeflediği çıkarları sağlamak amacıyla hava trafiğinin yeniden başlatıldığı düşünülüyor. GİZLİ GÜNDEM: TURİZM VE PROPAGANDA Gözlemciler, Çin Komünist Partisinin (ÇKP) son yıllarda Doğu Türkistan’ı bir turizm merkezi haline getirmeye çalıştığını vurguluyor. 2017’den bu yana dünya ile izole bir şekilde yeniden dizayn edilen bölge, sözde "Mutlu Uygur" tablosunun yaratılması ve yabancı eleştirilerin engellenmesi için bir vitrin haline getiriliyor. Ancak bu maske altında, Uygur Türkü çocuklarının ve kadınlarının maruz kaldığı insanlık dışı muameleler devam ediyor.  Bir milyondan fazla Uygur çocuğun ailelerinden alınarak dil ve kültür yasaklarıyla birlikte Çin yatılı okullarına kapatılması, Uygur kadınlarının sistematik olarak kısırlaştırılması ve erkeklerin zorla çalıştırılması, bu sahte kalkınma hikayesinin karanlık yüzünü gözler önüne seriyor. UYGUR SOYKIRIMI YETERİNCE DİKKAT ÇEKMİYOR Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ve Çin’in bu bölgedeki insanlık dışı uygulamaları, uluslararası kamuoyunda yeterince dikkat çekmiyor. Türkiye ve diğer İslam ülkelerinin bu durum karşısında sessiz kalması, Çin’in stratejik çıkarlarının daha da güçlenmesine neden olabilir. Ürümçi-İstanbul uçuşlarının başlaması, sadece bir turizm adımı değil; aynı zamanda bir propaganda aracı olarak karşımıza çıkıyor.

Çin'i sarsan "Beyaz Kağıt Devrimi" 1 yıl önce gerçekleşmişti Haber

Çin'i sarsan "Beyaz Kağıt Devrimi" 1 yıl önce gerçekleşmişti

Çin'de ortaya çıkıp bütün dünyayı etkisi altına alan koronavirüs salgını, ülke çapında çok sert karantina uygulamalarını beraberinde getirmişti. Çin lideri Şi Cinping'in "Sıfır Kovid" politikası, 3 yılın ardından Doğu Türkistan'ın Ürümçi şehrinde 21 katlı bir apartmanda çıkan yangın ve kasıtlı ihmalkarlık yüzünden aralarında çocukların da olduğu yüzlerce Doğu Türkistanlının yanarak hayatını kaybetmesi ile çıkmaza girmişti. ÜRÜMÇİ'DE HALK SOKAKLARA İNDİ Ürümçi'deki sıkı karantına ve evlerin dışardan kitlenmesi sebebiyle çıkan yangında, dışarı çıkamayan Uygur Türkleri feci bir şekile yanarak hayatını kaybetmişti. Olayın ardından Ürümçi'de halk sokaklara inerek Çin'in bu orantısız karantina uygulamasını protesto etmiş, kısa süre içinde kelebek etkisi oluşturan protestolar ülke genelinde geniş çaplı protestolara sahne olmuştu. BEYAZ KAĞIT DEVRİMİ Protestocular, hükumete tepkilerini ellerinde tuttukları boş beyaz kağıtlarla dile getirdi. 25 Kasım sabahı Pekin'deki yerel kaynaklar, Çin Komünist Partisine (ÇKP) karşı açıkça dile getirilemeyen sözlerin, boş kağıtlarda olduğunu ifade ederek; Beyaz Kağıt Devrimi'nin başlatıldığını açıklamışlardı. "SIFIR KOVİD" POLİTİKASI Pekin'de toplanan halk, Ürümçi yangınında hayatını kaybedenleri anma töreni düzenledikten sonra Çin Komünist Partisi (ÇKP) yetkilileri tarafından uygulanan "Sıfır Kovid" politikasını protesto etmişti. Yaklaşık dört aydır karantina adı altında evlerine hapsedilen halk "artık yeter" diyerek eylemlere başlamıştı. ÇİN'DE HÜKUMET KARŞITI EYLEMLER Totaliter yapısıyla bilinen Çin lideri Şi Cinping, halkın "Sıfır Kovid" politikasına karşı başlattığı Beyaz Kağıt Devrimi'ne başladığı günden 5 Aralık 2022'ye kadar sıkı bir şekilde takip ettirmişti. Çin'deki yerel kaynaklar, 5 Aralık 2022'den sonra polislerin metrolarda, iş yerlerinde ve okullarda telefon kontrolü bahanesiyle, eylemlere katılan herkesi teker teker susturmaya başladını bildirmişti. Böylece, Çin idaresi tarihinde eşi görülmemiş bir hükumet karşıtı protestoyu tam bir gizlilik halinde engellemişti.

Ankara'da 5 Temmuz Ürümçi Katliamı basın toplantısı Haber

Ankara'da 5 Temmuz Ürümçi Katliamı basın toplantısı

Çin yönetiminin işgalindeki Doğu Türkistan topraklarında zulüm ve soykırım halen devam ediyor. Doğu Türkistan'da Çin'in işlediği 5 Temmuz 2009 Ürümçi Katliamı, aradan geçen 14 yıla rağmen hafızalardaki yerini koruyor. "5 TEMMUZ ÜRÜMÇİ KATLİAMI'NIN UYGUR TÜRKLERİ ÜZERİNDEKİ ETKİSİ" Uluslararası Doğu Türkistan STK'lar Birliği tarafından 4 Temmuz 2023 tarihinde, Türkiye'nin başkenti Ankara'da "5 Temmuz Ürümçi Katliamı'nın Uygur Türkleri Üzerindeki Etkisi" adlı basın toplantısı düzenlenecek. Basın toplantısına, birliğin Ankara Temsilcisi Abdulhamid Pamir moderatörlük yapacak. Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Erkin Ekrem ve Araştırmacı Yazar Muhterem Şahin, basın toplantısında konuşma yapacak. Basın toplantısı, Ankara New Park Otel'de saat 18.00'de başlayacak. 5 TEMMUZ 2009 ÜRÜMÇİ KATLİAMI Çin yönetimi, 5 Temmuz 2009’da Doğu Türkistan’ın Ürümçi şehrinde gerçekleştirdiği katliamla binlerce Uygur Türkünü katletmiş ve on binlerce Uygur Türkünü gözaltına almıştı. OLAYLARIN ARKA PLANI O gün gerçekleşen katliamın arka planında, 26 Haziran 2009’da Çin’in Şavguan şehrinde yaşanan olaylar vardı. Bölgedeki, bir oyuncak fabrikasında çıkan gerilimde, yüzlerce Uygur Türkü işçi öldürülmüş ve bu görüntüler sosyal medya üzerinden sergilenmişti. Fakat yetkililer, bu konuda hiçbir açıklama yapmamıştı. BARIŞÇIL YÜRÜYÜŞ KATLİAMA DÖNÜŞTÜ Doğu Türkistan’da bu olaya tepkiler yükselmeye başladı. 5 Temmuz 2009’da öğrenciler başta olmak üzere binlerce Uygur Türkü, yetkililerden olayla ilgili açıklama talep etmek amacıyla barışçıl bir protesto yürüyüşü düzenledi. Bu protesto yürüyüşüne katılan Doğu Türkistanlılar, Çin Komünist Partisinin provokasyonları sonucu sivil kıyafetli askerlerden oluşan Han Çinlileri tarafından öldürüldü. Barışçıl yürüyüş katliama dönüştü. YÜZLERCE ÖLÜ VE BİNLERCE KAYIP Katliamdan sonra Uygur Türklerini suçlu gösteren yetkililer, Çinli kolluk kuvvetlerine ateş emri verdi. Sokaklarda binlerce Uygur Türkü öldürüldü. Gece yarısı Çinli polis ve askerler Türk avına çıktı. Binlerce Uygur Türkü genç hiçbir gerekçe veya bilgi verilmeden ailelerinden alındı ve o günden bu yana çoğundan hiçbir haber alınamadı.

Doğu Türkistan’ı ziyaret eden Arap yetkililerden utanç verici Çin övgüsü Haber

Doğu Türkistan’ı ziyaret eden Arap yetkililerden utanç verici Çin övgüsü

Selahaddin Kaşgarlı/QHA ANKARA MUHABİRİ Çin'in soykırımına maruz kalan Doğu Türkistan bölgesinde "Sıfır Kovid" politikasının bazı bölgelerde devam ettiği, bazı bölgelerde ise kısmen gevşetildiği öğrenildi. Çin’in Tianxan devlet medyasına göre Ürümçi, Kaşgar ve diğer büyük şehirlerde sıfır kovid uygulamasının kısmen gevşetildiği bildirilirken, bölgedeki diğer küçük şehir ve kasabalardaki karantina merkezlerinin hizmet vermeye devam ettiği bildirildi. ARAP YETKİLİLER ÜRÜMÇİ'Yİ ZİYARET ETTİ Soykırımcı Çin'in uyguladığı Sıfır Kovid politikası yüzünden Uygur Türkleri evlerine hapsolmuştu. Ürümçi'de 24 Kasım'da çıkan yangında evlerinden kaçamadıkları için 100'den fazla Uygur Türkü hayatını kaybetmişti. Söz konusu yangının doğurduğu sonuç çok tartılmış ve nihayet dünya gündemine taşınmıştı. Çin, hükumet karşıtı protestolar nedeniyle sıfır kovid politikasını rafa kaldırdı. Halkın serbest dolaşımına ve yurt dışı seyahatlerine kolaylık getirdi.  Öte yandan Ürümçi Gazetesinde manşet olarak yayımlanan habere göre Ürümçi’de kısmen gevşetilen sıfır kovid politikasının ardından Çin’in davetiyle, Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Mısır, Suriye, Bahreyn, Bosna-Hersek, Tunus, Sırbistan, Güney Sudan, Moritanya, Endonezya, Kuveyt, Ürdün ve Umman'dan oluşan14 ülkenin din adamları ve yetkilileri Ürümçi’ye ziyarete geldi. Pekin yönetiminin davetiyle 14 ülkeden “Müslüman yetkili”, Ürümçi’deki sözde Sincan İslam Enstitüsü'nde temaslarda bulundu.  Çin yönetiminin belirlediği müfredat çerçevesinde eğitim veren bu enstitü, başkanından öğretmenlerine kadar Pekin yönetimi tarafından belirleniyor. UYGUR SOYKIRIMI UNUTULDU! Çinlilerin belirlediği program çerçevesinde, önceden belirlenmiş okul ve kişileri ziyaret eden Dünya Müslümanlar Konsey Başkanı Dr. Ali Raşid Al Nuaimi, “Sincan'daki (Doğu Türkistan) terörle mücadele planının tamamlanmasından dolayı Çin'i tebrik ediyoruz. Çin'in güvenliği ve istikrarı sadece ulusal bir çıkar değil, küresel bir çıkardır” ifadelerini kullandı. Söz konusu tepki çeken açıklamada şu ifadeler yer aldı: ARAP YETKİLİLERDEN UTANÇ VERİCİ ÇİN YORUMU "Sincan'daki terörle mücadele planının tamamlanmasından dolayı Çin'i tebrik ediyoruz. Sincan'da karşılaştığımız ilgi düzeyi, Çin liderliğinin bölgede yaşayan tüm halklara hizmet etme kararlılığını somutlaştırıyor. İslam medeniyeti ile Çin arasındaki ilişki tarihseldir; dostluk, iş birliği ve ittifak olarak karakterize edilir.Dünyanın her yerindeki makul insanların güvenli, istikrarlı ve müferreh bir Çin'e ihtiyacı var. Çin'in güvenliği ve istikrarı sadece ulusal bir çıkar değil, küresel bir çıkardır. Çin'deki Müslümanlara yardımcı olmak büyük bir sorumluluktur. Etnik, dini ve ulusal bağların birbiriyle çelişmediğini, aksine birbirini bağladığını tüm dünyaya açıkça ifade etmeliyiz. Kimliğe, dine ve aidiyete saygı eğitimsel bir söylemle pekiştirilmelidir.Uygur gençlerinin terör gruplarının kurbanı olmaması için, onların akıllarını kazanacak ikna edici bir söyleme ihtiyaç var"  Çin'in Doğu Türkistan'daki soykırım ve asimilasyon politikalarına göz yuman ve Çin propagandasına alet olan Arap yetkililerin yayımladığı bildiri sosyal medya kullanıcılarının tepkisine neden oldu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.