SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Uygur Akademisi Vakfı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Uygur Akademisi Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Uygur Akademisi Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı insan hakları ihlallerini QHA’ya değerlendirdi Haber

Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan, Çin’in Uygur Türklerine uyguladığı insan hakları ihlallerini QHA’ya değerlendirdi

Doğu Türkistan’da Uygur Türklerine yönelik sistematik baskılar, her geçen gün yeni bir boyut kazanıyor. Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdulhamit Karahan, Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı özel açıklamalarda, Çin’in bölgedeki mahremiyet ihlallerini ve dünya kamuoyunu yanıltmak için yürüttüğü algı operasyonlarını deşifre etti. ÇİNLİ MEMURLARDAN UYGUR KADINLARINA CİNSEL SALDIRI GİRİŞİMİ! Karahan, Çin rejiminin Doğu Türkistan’daki Uygur Türklerinin günlük yaşamını denetlemek için millî, kültürel, dinî unsurların veya Çin rejimine karşı olabilecek bir husus olup olmadığını gözlemlemek için Çin Komünist Partisinin (ÇKP) hükûmet ve kamu görevlilerini Doğu Türkistanlı haneler için görevlendirdiğini belirtti. “Bu görevliler erkek de kadın da olabiliyor. Dışarıdan özellikle Türk ya da Müslüman olmayan bir yabancının, bu evlerde istediği zaman kalıp ve istediği zaman ailelerin hareketlerini gözlemlemesi, çok ciddi bir rahatsızlık teşkil ediyor ve bu, kabul edilemez bir durum. Bununla ilgili ailelerde kanlı vakalar da oldu.” şeklinde konuşan Karahan, Uygur Türkü ailelerin erkekleri toplama kampındayken Çinli görevlilerin, bu ailelerin kadınlarına cinsel saldırı girişiminde bulunduğuna ve kanlı vakaların yaşandığına da dikkat çekti. UYGUR TÜRKÜ KADINLAR, ÇİNLİ ERKEKLERLE EVLENMEYE ZORLANIYOR Karahan, Doğu Türkistanlı ailelerin mahremiyetinin Çin tarafından ihlaline ilişkin “Burada ciddi bir soykırım söz konusu. O şahıs, Kur’an’ı Kerim’i okuyor mu, namaz kılıyor mu, oruç tutuyor mu, günlük hayatı ve aile yapısı nasıl? Çinli görevliler, bu noktalara dair istatistik elde edilmesi için belirli bir süre Uygur Türkü ailelerin evlerine yerleştirilmişler. Biz hayatımızda böyle bir şey yaşamamıştık. Bu, bizim için kabul edilemez bir durum ancak 2017 yılından sonra Doğu Türkistan’ın hemen hemen her yerinde bu uygulama söz konusu oldu.” dedi. Bununla birlikte Karahan, Uygur Türkü kadınların Han Çinlisi erkeklerle evlenmeye zorlanmasının Doğu Türkistan’ın demografik yapısı ve Uygur Türklerinin kültürel kimliği üzerindeki etkisi üzerine, “Uygur Türkü kadınlar, iki şekilde Çinlilerle evlenmek zorunda kalıyor. Ya ailesine çok ciddi bir baskı uygulanıyor; katliam, hapis cezası ve toplama kampına atılma tehdidiyle karşı karşıya kalıyorlar ya da çok ciddi bir maddi sıkıntıya uğramış ve uzun süre psikolojik olarak yıpranmış kızlarımız da maalesef türlü hilelerle Çinlilerle evlenmeye teşvik ediliyor. Bu, bizim demografik yapımızı bozmak ve bizi Çinlileştirmek için sürdürülen asimile politikasının bir parçası. Bu bizim için ciddi bir problem yaratmakta.” ifadelerini kullandı. ÇİN, UYGUR TÜRKLERİNİN DİN VE VİCDAN ÖZGÜRLÜĞÜNÜ İHLAL EDİYOR Çin’in Doğu Türkistan’da din ve vicdan özgürlüğünü katı bir şekilde ihlal etmesi ve Uygur Türklerinin günlük yaşamlarını gözetlemesi üzerine Karahan, “2010’dan ve Ürümçi Soykırımları'ndan sonra insanlar, dinî ibadetlerini açık bir şekilde yerine getiremiyordu. (5 Temmuz 2009) Ürümçi olaylarından önce öyle değildi. İnsanlar, rahatça camilere girip çıkabilir ve oruç tutabilirdi. Şimdi ÇKP üyesi kamu görevlileri ve öğrenciler dışında normalde herkes oruç tutup namazını kılabiliyordu. 5 Temmuz 2009 tarihindeki olaylardan sonra çok ciddi dinî kısıtlamalar getirildi. Baş örtüsü takmak, sakal bırakmak, namaz kılmak, oruç tutmak, hacca gitmek gibi ibadetler yasaklanmaya başladı ama Çin, uluslararası medyaya böyle yasaklamaların olmadığını ispat etmek için zaman zaman yurt dışından yabancı yetkililer veya turistler geldiğinde birkaç camiyi açık bırakıp yalandan yaşlılara camiye giriş kartı dağıtıp namaz ibadetini yerine getirmelerini bazen mecbur kıldı. Bu, sadece göstermelikti.” dedi. Karahan, Çin hükûmetinin son zamanlarda cami imamlarıyla ve bazı ÇKP yetkililerine yakın isimlerle röportaj yaparak ve onları videoya alarak Doğu Türkistan’da dinî kısıtlamaların olmadığını ve inanç özgürlüğünün hâlâ anayasaya göre mevcut olduğunu iddia ettiğini kaydetti. Buna karşın, bugün Doğu Türkistan’a gidip gelen araştırmacılardan ve turistlerin raporlarından elde edilen verilerin önemini vurgulayan Karahan, bu veriler ışığında Doğu Türkistan’da şu an namaz kılabilecek hiçbir caminin bulunmadığını ve baş örtülü veya sakallı bir kişinin bile görünmediğini belirtti. Çin’in baskıları sebebiyle Nevruz Bayramı ile birlikte dinî bayramların kutlanmasının da yasaklandığını belirten Karahan, “Ramazan Bayramınız mübarek olsun”, “Esselâmü aleyküm”, “Allah’a emanet ol” ve “Allah korusun” gibi ifadelerin çoğunun yasaklandığını ve birçok bölgede Uygur Türkçesi konuşmanın bile yasaklandığının altını çizdi. ÇİN, İMAJINI TAZELEMEK İÇİN NASIL BİR ALGI OPERASYONUNA BAŞVURUYOR? Karahan, Uygur Türklerinin dış dünya ile iletişimi hususunda ise “WhatsApp”, “Facebook”, “YouTube” gibi platformların Doğu Türkistan’da yasak olduğunu kaydederek bu uygulamalara bir şekilde erişenlerin ise hapis cezasıyla karşılaştığını dile getirdi. Çin’in kendi sosyal ağlarının kullanımını dayattığını beyan eden Karahan, Çin’in hükûmete yakın isimleri Amerika Birleşik Devletleri (ABD), Avrupa ve Türkiye’ye gönderip “Bakın, burada seyahat özgürlüğü var; Uygur Türkleri yurt dışına çıkıp geri dönebiliyor.” şeklinde algı yönetimi yaptığını ifade etti. “Uygur Türkleri, Doğu Türkistan’a iki şekilde gidip gelebiliyor. Birincisi, ailelerine çok ciddi bir şekilde baskı yapılıyor, ‘Gelmezseniz sıkıntı yaratacağız.’ deniyor. İkincisi ise Çin, Uygur Türklerini kandırarak hiçbir baskının kalmadığını, özgürce seyahat edebileceğini, ailesi ve akrabalarını görebileceği taahhüdünü veriyor.” şeklinde konuşan Karahan, şu an Batı dünyasındaki insan hakları örgütlerinin Çin’in yaptığı soykırıma ve asimilasyon politikasına çok ciddi tepki gösterdiğini dile getirerek Çin’in bu imajı hafifletmek için söz konusu algı operasyonunu yönettiğini bildirdi. ÇİN, TOPLAMA KAMPLARINDA “MESLEKİ EĞİTİM” BAHANESİNE SIĞINIYOR Uygur Türklerini toplama kamplarında ağır şartlarda çalıştıran Çin’in “meslekî eğitim” ve “gönüllü olarak çalıştırma” şeklindeki algı operasyonunu da gündeme taşıyan Karahan, Çin’in mallarının rahatça alınabileceğini kanıtlamak için bu yönteme başvurduğunu dile getirdi. Bin 200’den fazla toplama kampında tutulan Uygur Türklerinin çoğunun akademisyen, bilim insanı, iş insanı ve din görevlisi olduğunun ve meslek öğrenmeye ihtiyaçları olmadığının raporlandığını kaydeden Karahan, Çin’in söz konusu Uygur Türklerinin yarısından fazlasını, Doğu Türkistan’da ve Çin’in iç bölgelerinde bulunan büyük fabrikalarla anlaşarak zorla çalıştırdığını ve ücretlerine el koyduğunu belirtti. Bununla beraber Karahan, toplama kamplarında tutulan Uygur Türklerine sadece kalacak yer ve gıda temin edildiğini dile getirerek Çin’de hükûmete yakın kişilerin ve şirketlerin bu durumdan istifade ettiğine ve ucuz malları bu şekilde uluslararası pazara dâhil ederek rekabet avantajı elde ettiğinin altını çizdi. “ONLAR, ŞAHSİ MENFAATLERİ İÇİN DEVLETİ BİLE BİR TARAFA İTİYOR” Bununla birlikte Karahan, Uygur Türklerine Çin tarafından yaşatılan zulme uluslararası toplumun verdiği tepkiler hususunda ise Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve Avrupa tarafından tepki verilse de bu tepkilerin yetersiz olduğunu kaydederek Türkiye, Türk dünyası ile İslam dünyasının ise hükûmet bazında, özellikle Çin ile olan ticari ilişkilerden dolayı Çin’e karşı tepki gösteremediğini dile getirdi. Öte yandan Uygur Türklerinin durumunun sosyal medyada geniş çapta duyurulması ve paylaşımların yapılması gerektiğinin altını çizen Karahan, sivil toplum kuruluşlarının (STK) yanı sıra düşünce kuruluşlarının da Doğu Türkistan meselesini ele alırsa birçok ülkenin bu meseleye alâka göstermek durumunda kalacağını belirterek “Hükûmetler arası değil fakat Çin ile iş yapan büyük iş insanları, bizim için en büyük engel. Onlar, kendi şahsi ticari menfaatleri için maalesef devleti bile bir tarafa itiyor.” dedi. Ayrıca Türkiye’nin ve diğer Türk cumhuriyetlerinin, İslam dünyasıyla birlikte Çin ile cari açığının olduğunu kaydeden Karahan, “Çin daha çok mal satıyor ama biz, yeterince satamıyoruz. Bu, bir devletin millî çıkarına aykırıdır ama Çin ile iş yapan büyük iş insanları, sırf kendi şahsi menfaati için maalesef kendi ülkesinin millî çıkarını göz ardı ediyor. Bundan dolayı Doğu Türkistan meselesi pek gündeme getirilmek istenmiyor.” şeklinde konuştu. ÇİN’DEN “MİLLETLER ARASINDA ETNİK İŞ BİRLİĞİ YASASI” Çin anayasasına göre Çin’de 56 etnik grubun olduğunu kaydeden Karahan, Doğu Türkistan’da özellikle Uygur, Kazak, Kırgız, Özbek, Tatar ve Salur gibi Türk soyluların yanı sıra Tibetliler ve "İç Moğolistan"daki Moğollar gibi yedi ve sekiz etnik grubun da hâlâ kimliğini koruyabildiğini ve Çin’in söz konusu etnik grupları hâlâ asimile edemediğini dile getiren Karahan, son olarak şu ifadelere yer verdi: 12 Mart’ta Çin, ‘etnik iş birliği yasası’ şeklinde yeni bir yasa onayladı. Bu yasaya göre Çinli olmayan herkes maalesef Çince öğrenmek, kendi aralarında Çince konuşmak ve Çin okuluna gitmek zorunda. Dışarıdaki insanlar anlayamayıp rahatsız oluyor gibi sebeplerden dolayı hiçbir şekilde kendi ana dillerini konuşamazlar. Bundan 10 veya 20 sene sonra çok ciddi bir şekilde asimilasyona maruz kalacaklar çünkü 56 etnik grubun neredeyse 45’i şimdiye kadar tamamen asimile oldu. Asimile olmayan 10 küsür etnik grup kaldı. Çin, onları da asimile etmek için elinden geleni yapıyor.

Doğu Türkistan Millî Günü başkentte yankı buldu: Anma toplantısı ve çalıştay düzenlendi Haber

Doğu Türkistan Millî Günü başkentte yankı buldu: Anma toplantısı ve çalıştay düzenlendi

Uygur Akademisi Vakfı ve Doğu Türkistan Araştırmaları Vakfı, 12 Kasım 1933 Doğu Türkistan İslam Cumhuriyeti ve 12 Kasım 1944 Doğu Türkistan Cumhuriyeti'nin yıl dönümünde, "Doğu Türkistan Cumhuriyetlerini Anma Toplantısı" ile "Doğu Türkistan Çalıştayı-4" tertip etti. Çok sayıda politikacı, gazeteci, yazar ve STK (sivil toplum kuruluşu) temsilcisinin katıldığı program; başta Doğu Türkistan olmak üzere, Türkiye ve Türk dünyasında vatanı uğruna can vermiş şehitler için saygı duruşu, ardından İstiklâl Marşı ile Doğu Türkistan millî marşının okunmasıyla başladı. TÜRKİYE'DEKİ SİYASÎ PARTİLERDEN DOĞU TÜRKİSTAN'A TAM DESTEK Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdülhamit Karahan ve Doğu Türkistan Araştırmaları Vakfı Başkanı Dr. Abdülkerim Buğra açılış konuşması yaptı. Açılış konuşmalarında, Doğu Türkistan Millî Günü'nün Türkiye'deki siyasî parti temsilcilerinin katılımıyla anılmasının Uygurlar açısından büyük bir önem taşıdığı vurgulandı. Türkiye'deki iktidar partisi ile muhalif partilerin Doğu Türkistan meselesinin Türkiye'nin millî meselesi olarak görmelerinin, Çin'in asimilasyon ve soykırım politikasına karşı cesur duruş sergilemelerinin ve Uygur Türklerinin haklı bağımsızlık mücadelesine destek vermelerinin önemine değinildi. MEDENİ VE ASİL BİR TÜRK KAVMİ: UYGURLAR Açılış konuşmalarının ardından Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Bursa Milletvekili Osman Mesten, Türkiye'nin gücü yettiğince Uygur kardeşlerini desteklediğini, Uygurların medeni ve asil Türk kavmi olduğunu ifade etti. Ayrıca Türkiye Büyük Millet Meclisinde (TBMM) Özbekistan Dostluk Grubu Başkanlığı görevini yürüttüğünü belirten Mesten, Özbek ve Uygur Türklerinin kültürünü çok sevdiğini sözlerine ekledi. Mesten, Uygurların yaşadığı zorlukların hafifletilmesi için kendisinin ve partisinin tıpkı diğer zulüm altındaki Türk topluluklarına olduğu gibi yardımcı olmaya çalıştığını söyledi. MİLLÎ KİMLİĞİN ÖNEMİNE DİKKAT ÇEKTİ TBMM Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Doç. Dr. Selçuk Özdağ, kendisinin ve partisinin Uygurların haklı mücadelesini desteklediğini, bu bağlamda mecliste çok kez konuşma gerçekleştirdiğini kaydetti. Dünya Uygur Kurultayı gibi teşkilatlarda Çin'e karşı yürütülen çalışmalara aktif olarak katıldığını ifade eden Özdağ, Uygurların Çin zulmüne karşı direniş göstermelerindeki en önemli rolün millî kimliği korumak olduğunun altını çizdi. TÜRKİYE UYGURLARIN YANINDA OLMAYA DEVAM EDECEK AK Parti Genel Merkezi Türk Devletleri ile İlişkiler Başkan Yardımcısı Dr. Reşide Yüksel ise Türk devletleri ile ilişkileri güçlendirmek adına hükûmetin özel bir başkanlık kurduğunu anımsatarak başladığı konuşmasında, Türk dünyasındaki mazlum soydaşlara, özellikle Uygurlara özel bir ilgi gösterildiğini, Türkiye'nin Uygur Türklerinin yanında olmaya devam edeceğini dile getirdi. Konuşmalar İYİ Parti eski Milletvekili Fahrettin Yokuş, Zafer Partisi Türk Dünyasından Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Eser Türkistanlı, Saka ve Türk Ocakları Genel Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Filiz Avşar ile devam etti. Konuşmacılar, Doğu Türkistan Millî Günü'nü anarak, Doğu Türkistan'ın yakın zamanda Çin zulmünden kurtarılmasını temenni etti. Türkiye'nin Uygurlar için bir umut kaynağı olduğu vurgulanan konuşmalarda, Uygurların umutsuzluğa kapılmaması gerektiği, Doğu Türkistan'ın bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacağı belirtildi. Programın devamında Dünya Uygur Kurultayı Sözcüsü Prof. Dr. Erkin Emet, Doğu Türkistan Cumhuriyetleri'nin kuruluş süreçlerini, Çin’e karşı yürütülen savaşlarda millî ordunun kazandığı zaferler ve bu cumhuriyetlerin yıkılış nedenleri üzerine bir rapor sundu. 12 Kasım'ın Uygurların yeniden ayağa kalkarak, Çin işgalinden kurtulmaları ve bağımsız Doğu Türkistan devletini yeniden kurmaları için ilham kaynağı olduğunu aktaran Emet, Çin'in yakın gelecekte parçalanacağına, Uygurların kendi bağımsız devletlerinde özgür bir şekilde yaşayacaklarına inandığını vurguladı. Uygur Akademisi Vakfı Başkanı Abdülhamit Karahan, Uygurların tarihini, Doğu Türkistan’ın coğrafi, demografik ve ekonomik özelliklerini tanıtan, Çin’in Uygurlara karşı yürüttüğü asimilasyon ve soykırım politikalarını belgeleyen bir raporu katılımcılarla paylaştı. Uygurların yerleşik ilk Türkler olduğu, en erken medeniyet inşa eden Türk topluluğu olduğu belirtilen raporda Doğu Türkistan'ın coğrafî, tarihî, kültürel, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine dikkat çekildi. Karahan, Türkiye’nin Doğu Türkistan meselesini kendi millî meselelerinden biri olarak görmesinin hem Türkiye’nin Çin karşısında güçlenmesine hem de Uygurların özgürlüğe daha çabuk ulaşmasına katkı sağlayacağını tarihî örneklerle aktardı. Toplantı, soru cevap ve tartışmalarla devam ederken, Doğu Türkistan'a yönelik bağımsızlık temennileri ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Uygur dava insanı Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı vefat etti Haber

Uygur dava insanı Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı vefat etti

Uygur Akademisi Vakfı eski başkanlarından, Çin Araştırma Enstitüsü Müdürü ve Kaşgarlı Mahmut Üniversitesi Eğitim Vakfı Kurucu Başkanı Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı 8 Aralık 2023 tarihinde İstanbul'da hastalık nedeniyle 61 yaşında hayatının kaybetti. ÇİN ARAŞTIRMALARI ÜZERİNE GEÇEN BİR ÖMÜR Tanrıdağlı, “Çin’in Batı Bölgesi Teorisi: Çin’in Türkistan ve Türkiye Politikası”, “Çin’den Sızan Kamp Belgeleri: Karakaş Listesi”, “Yeni Çin: Anti-Emperyalist Devrimden Doğan Emperyalist Güç”, “Çin Rüyası”, “Çin’in Bir Kuşak Bir Yol Gerçeği ve Türk Dünyası” adlı kitapların ve Çin’in Beyaz Kitabı’na karşı hazırlanan “Mavi Kitap” eserleriyle, yurtdışında Çin’e karşı mücadelede tanınmış bir araştırmacı olarak biliniyor. UYGUR AKADEMİSİ VAKFINDAN TAZİYE Uygur Akademisi Vakfı Tanrıdağlı'nın vefatına ilişkin yayımladı tazeye mesajında, "Doğu Türkistanlı dava adamı, Çin ile ilgili birçok eserin müellifi, Uygur Akademisi Vakfı eski başkanı, Çin Araştırma Enstitüsü müdürü ve Kaşgarlı Mahmut Üniversitesi Eğitim Vakfı kurucu başkanı değerli akademisyen ve yazar Dr. Ferhat Kurban Tanrıdağlı’yı kaybetmenin derin üzüntüsü içindeyiz. Merhuma Allah’tan rahmet, ailesi, akrabaları ve Doğu Türkistanlılara başsağlığı ve sabır dileriz. Mekânı cennet ve ruhu şad olsun" ifadelerine yer verdi. Merhum Ferhat Kurban Tanrıdağlı’nın cenaze namazı 10 Aralık Pazar günü Üsküdar Karacaahmet Camii’nde kılınacak öğle namazını müteakiben Üsküdar Karacaahmet Mezarlığı’nda defnedilecek. DR. FERHAT TANRIDAĞLI KİMDİR? Tanrıdağlı, 1984 yılında Merkezi Milliyetler Enstitüsünden mezun oldu ve 1987 yılında eşi Gülzade Tanrıdağlı ile birlikte Türkiye’de eğitim gören ilk Uygurlardan oldu. Eşi Gülzade Diyartağlı ile birlikte Marmara Üniversitesinde Türk Dili ve Edebiyatı alanında yüksek lisans ve doktora eğitimi aldı. Tanrıdağlı, 2018-2021 yılları arasında Uygur Akademisi Genel Sekreteri, 2019-2023 tarihleri ​​arasında Çin Araştırmaları Enstitüsü Müdürü ve 19 Haziran 2021-15 Temmuz 2021 tarihleri ​​arasında Uygur Akademisi Vakfı Başkanı olarak görev yaptı. Mayıs 2023 tarihinden bu yana Kaşgarlı Mahmut Üniversitesi Eğitim Vakfının Kurucu Başkanlığını yürütüyordu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.