SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vefat

QHA - Kırım Haber Ajansı - Vefat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vefat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

KTMM Başkanı Refat Çubarov’dan İlber Ortaylı için taziye mesajı Haber

KTMM Başkanı Refat Çubarov’dan İlber Ortaylı için taziye mesajı

Türkiye’nin ve Kırım Tatarlarının en önemli değerlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Sağlık sorunları nedeniyle altı gündür yoğun bakımda bulunan ve dün entübe edildiği açıklanan Ortaylı’nın vefatı, Türk dünyasında büyük bir yasla karşılandı. KTMM Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatar asıllı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nı vefatı üzerine bir taziye mesajı yayımladı. Taziye mesajında tarihçinin köklerine ve ailesinin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Çubarov, Ortaylı’nın Sovyet baskısından kaçarak vatanları Kırım’ı terk etmek zorunda kalan bir Kırım Tatar ailesinin çocuğu olarak, 1947 yılında Avusturya’daki Bregenz mülteci kampında dünyaya geldiğini ifade etti. Çubarov, bu zorlu başlangıca rağmen Ortaylı’nın azmiyle dünya çapında bir otoriteye dönüşmesini "muazzam bir başarı öyküsü" olarak nitelendirdi. Ankara, Viyana ve Chicago Üniversitelerinde eğitim alan; Osmanlı, Türkiye ve Rusya tarihi üzerine yazdığı sayısız eserle tarihe ışık tutan Ortaylı, 2005-2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini yürütmüştü. "ARDINDA DEV BİR MİRAS BIRAKTI” KTMM Başkanı Çubarov mesajında şu ifadelerine yer verdi: Türkiye'den üzücü bir haber aldık. Kırım Tatar asıllı büyük tarihçimiz İlber Ortaylı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. O, bilim dünyasında ve halkın gönlünde sarsılmaz bir saygınlık kazandı ve ardında muazzam bir bilgi mirası bıraktı. Allah rahmet eylesin. PROF.DR. İLBER ORTAYLI VEFAT ETTİ Kırım Tatarı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında hayatını kaybetti. Sağlık sorunları nedeniyle altı gündür yoğun bakımda tedavi gören Ortaylı’nın dün entübe edildiği açıklanmıştı. Kırım Tatarı kökenli olan Ortaylı, Osmanlı ve dünya tarihi üzerine çalışmalarıyla Türkiye’nin en tanınmış tarihçilerinden biri olarak biliniyordu.

Eski Kırım Tatar siyasî tutsak Edem Bekirov İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı Haber

Eski Kırım Tatar siyasî tutsak Edem Bekirov İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı

Rusya hapishanelerinde maruz kaldığı kötü muamele nedeniyle sağlık durumu ağır şekilde bozulan ve Mart 2022'den bu yana İstanbul'da tedavi gören eski Kırım Tatar siyasî tutsak Edem Bekirov, 24 Kasım 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Bekirov, 26 Kasım’da düzenlenen cenaze töreninin ardından İstanbul’da toprağa verildi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi’nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazına; Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun eşi Safinar Cemileva, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Eskişehir Kırım Derneği Başkanı Recep Şen, Kırım Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Celal İçten, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, TURKSİD Başkanı Ertan Baştuhan, Kırım Tatar ve Ukrayna diasporası temsilcileri katıldı. Katılımcılar, Bekirov’un eşi ve KTMM üyesi Gülnara Bekirova ile kızlarına taziyelerini ileterek acılarını paylaştı. KIRIM’DAN GETİRİLEN TOPRAKLA UĞURLANDI Cenaze namazının ardından Edem Bekirov, İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki Ihlamurkuyu Mezarlığında defnedildi. Bekirov’un mezarına, Rus işgali altındaki Kırım’dan getirilen toprak konularak veda edildi. Bekirov, 2018 yılında Rus işgal güçleri tarafından haksız şekilde tutuklanmış, ağır sağlık sorunlarına rağmen aylarca kötü koşullarda tutulmuş ve daha sonra esir takasıyla özgürlüğüne kavuşmuştu. Serbest bırakıldıktan sonra sağlık durumu önemli derece kötüleşen Bekirov, Ukrayna'da tedavi altına alınmış, ancak Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişimi ve saldırıları sonrasında tedavisine İstanbul’da devam edilmişti.

Milletinin duygularına tercüman olan Kırım Tatar şair: Şakir Selim Haber

Milletinin duygularına tercüman olan Kırım Tatar şair: Şakir Selim

Ünlü Kırım Tatar şair, yazar, yayımcı ve çevirmen Şakir Selim, 17 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Milletinin duygularına tercüman olan şair, eserleriyle her zaman hatırlanmaya devam ediyor. Vatan Kırım'da ve dünyadaki Kırım Tatar diasporasında yazdığı şiirler ile tanınan şair Şakir Selim, eserlerinde Kırım’a dönmek isteyen halkının, vatan hasretini ve milletinin çilelerini anlattı. Şakir Selim, milletinin duygularına tercüman oldu ve eserleriyle hâlen Kırım Tatar halkının hafızasındaki yerini koruyor. ESERLERİYLE MİLLETİNİN DUYGULARINA TERCÜMAN OLAN KIRIM TATAR ŞAİR: ŞAKİR SELİM Şair, yazar, yayımcı ve çevirmen Şakir Selim, 10 Nisan 1942'de Kırım'ın Akşeyh bölgesinin Büyük As köyünde dünyaya geldi. Henüz 2 yaşındayken tüm halkıyla birlikte sürgün edildi. Ailesiyle beraber Özbekistan’a sürgün edilen Şakir Selim, eğitim hayatını burada tamamladı. Kırım Tatarca yazdığı ilk şiir 1963 yılında yayımlandı. İlk şiir kitabı, "Aqbardaq" 1972’de basıldı. Şairin, “Duygularım", “Tüşünce" ve "Kırımname" eserleri en çok bilinen şiir kitapları arasında yer aldı. Edebiyata hiçbir zaman yüz çevirmeyen Şakir Selim, şiir bayrağını tüm zorluklara rağmen taşıdı ve üretmeye devam etti. Halkının duygularına hitap eden şiirleriyle Kırım davasını gelecek nesillere taşıyan Selim, eserlerinde Kırım’a dönmek isteyen halkının, vatan hasretini ve milletinin çilelerini anlattı. Vatan Kırım'a dönünce Kırım Tatarca çıkan gazete ve dergilerde yazarlık ve editörlük yaptı. Vefatına dek Yıldız dergisinde baş editör olarak görev yaptı. Şair sadece şiir yazmakla kalmadı; çeşitli dillerden ve Türk lehçelerinden tiyatro eserlerini ve şiirleri Kırım Tatarcaya çevirdi. Bu alanda da Kırım Tatar kültürüne büyük katkı sundu. Şakir Selim ağır bir hastalığın ardından 18 Kasım 2008 günü hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra Kırım Tatar şiirinin son büyük şairi olarak anıldı.

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç vefatının 22. yılında rahmetle anılıyor Haber

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç vefatının 22. yılında rahmetle anılıyor

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, Bosna Hersek’te Türk ve Müslüman kimliği varlığının savunucularından biri oldu. Bosna Hersek’in eski Cumhurbaşkanı İzzetbegoviç, büyük fikir ve devlet adamı olarak tarihte yerini aldı. İzzetbegoviç, 78 yıllık ömrü boyunca Bosna Hersek ve Avrupa’da Türk ve Müslüman kimliğiyle yaşayan halkı için mücadele etti. Bir öncü olarak bilinen İzzetbegoviç, insani değerleri, prensipleri ve ahlakıyla halkına örnek bir liderdi. Bilge Kral, 19 Ekim 2003 tarihinde Saraybosna’da hayata veda etti. İzzetbegoviç’in cenazesine birçok ülkeden 150 bine yakın insan katıldı. Vasiyeti üzerine Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’ne defnedildi. 22 yıl önce aramızdan ayrılan Aliya İzzetbegoviç rahmet, saygı ve özlemle anılmaya devam ediyor. ALİYA İZZETBEGOVİÇ KİMDİR? Babası Mustafa ve annesi Hiba’nın beş çocuğundan birisi olan Aliya, 8 Ağustos 1925’te Bosanski Samac şehrinde dünyaya geldi. Dedesinin ismini ona verdiler. Dedesi Aliya İstanbul’da askerlik yaparken Üsküdarlı bir Türk olan Sıdıka Hanım ile evlendi. Aliya İzzetbegoviç’in büyükannesi bir Türk’tü. Küçük yaşta ailesiyle Saraybosna’ya taşındı, eğitimine burada devam etti. Aliya, Yugoslavya Müslümanlarının yaşadığı ayrımcılığın farkında olarak büyüdü. İlk gençlik çağlarından itibaren okuyan ve fikirlerini savunabilen bir insan oldu. II. Dünya Savaşında Hırvat Ustaşa rejiminin işgal ettiği Bosna Hersek’te Müslümanların kimliği yok sayıldı ve zulme uğradılar. Aynı dönemde ırkçı Sırp Çetnikleri de Müslüman Boşnakları katletmeye başlamışlardı. İki grubun da temel hedefi bölgeyi Müslüman Boşnaklardan temizlemekti. BOSNA'DA GENÇ MÜSLÜMANLAR HAREKETİ Bilge Kral, Komünist Josip Broz Tito’nun yönettiği Yugoslavya döneminde Müslüman halkı bilinçlendirme çalışmalarına katıldı. “Mladi Musülmani- Genç Müslümanlar” hareketine katılan Aliya, öncü isimlerden biri haline geldi. Halkın yaşadığı zulüm ve zorluklara karşı yardım ve destek çalışmaları yürüten Genç Müslümanlar hareketine üye olan Aliya ve bazı arkadaşları “din bilincini uyandırılması” suçlamasıyla ile 1946 yılında hapis cezasına çarptırıldı. Boşnak halkının hakkını aramaktan hiç vazgeçmeyen Aliya, pek çok gazeteye takma ad ile köşe yazıları yazdı. 1970 yılında “İslam Deklarasyonu” kitabı yayımlandı. SARAYBOSNA SÜRECİ DAVASI VE ALİYA’NIN MAHKUMİYETİ Tito’nun 1980 yılında ölmesinin ardından Yugoslavya yeni bir sancılı döneme girdi. Aliya İzetbegoviç, 1983’de 12 arkadaşıyla beraber yeniden tutuklandı. “Saraybosna Süreci” olarak tarihe geçen dava sonunda 14 yıl hapse mahkûm oldu. Hapisteyken “Özgürlüğe Kaçışım-Zindandan Notlar: 1983-1988” adlı kitabını yazdı. 1988 yılında af çıkınca mahkûmiyeti sona erdi. Aliya İzetbegoviç, bu dönemde Boşnakların hak mücadelesinin en önemli liderlerinden birisi olmuştu.1990 yılında Boşnakların kurduğu Demokratik Eylem Partisinin (SDA) ilk genel başkanı olarak seçildi. SDA ile daha ilk seçimde sağladığı başarı Aliya İzzetbegoviç’i Yugoslavya’ya bağlı Bosna Hersek’in başkanı yaptı. SIRP KASABI KARADZİÇ: BAĞIMSIZ BOSNA FİKRİ BOŞNAKLARIN SONU OLACAK! Yugoslavya, 1990- 1991’lerde dağılırken büyük bir iç çatışmaya sürüklendi. Tüm halklar kendi geleceklerini kurma gayreti içine girdiğinde Bosna’da da bağımsız devlet olmak için çalışmalar başladı. Bosnalı Sırp siyasetçi Radovan Karadziç gibi politikacılar ise Bosna’nın bağımsızlık fikrinin Boşnakların sonu olacağını savunuyorlardı. Bağımsızlık için 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihinde referandumu yapıldı. Bosnalı Sırpların boykot ettiği referandumdan yüzde 99,7 bağımsız Bosna Hersek kararı çıktı. Ancak bu kararın ardından silahlı Sırp gruplar, Bosna Hersek’e saldırmaya başladılar. Boşnaklar da bu silahlı gruplara karşı Aliya’nın liderliğinde mücadele etmeye başladılar. SIRP ÇETNİKLERİN BOŞNAK SOYKIRIMI Sırp Çetnikler, savaş boyunca kadınları ve çocukları öldürmekten çekinmediler. Silahsız sivil halka yönelik büyük katliamlar yaptılar. Boşnakların evlerini ellerinden alıp şehirlerden sürdüler. Kadınlara tecavüz edip, toplama kamplarında masum halka akıl almaz işkenceler yaptılar. Pek çok şehirde soykırımlar yaşandı. Müslüman Boşnaklar, hem Sırplarla hem de Hırvatlarla savaşıyorlardı. Savaş 1995’te Dayton Anlaşması ile sona erdiğinde 200 bin insan ölmüş, 1 milyon insan yerinden yurdundan olmuştu. Yapılan anlaşma Boşnakların haklarını korumasa da savaşı sona erdirmişti. Savaştan sonra Aliya İzetbegoviç Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı oldu. Savaş süresince halkıyla beraber cephelerde mücadele veren İzzetbegoviç, Avrupa’nın ortasında Boşnak halkının maruz kaldığı etnik soykırıma sessiz kalan dünyaya rağmen dimdik ayakta durarak Bosna’nın kurtuluş mücadelesini verdi.

Yalçın Topçu, Kırım Tatar romancı Cengiz Dağcı'yı andı Haber

Yalçın Topçu, Kırım Tatar romancı Cengiz Dağcı'yı andı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Yalçın Topçu, Kırım Tatar yazar ve şair Cengiz Dağcı'yı vefatının 14. seneidevriyesinde anma mesajı yayımladı. Ünü romancı Dağcı'nın vatan Kırım sevdasına dikkat çeken Topçu mesajında şu ifadelere yer verdi: 'Her işine Türk’üm; onun için yaşıyorum, onun için yapıyorum diye başlarsan sana lüzumlu kuvveti, kabiliyeti, damarlarındaki kanda bulursun.' Tüm Türk dünyasının evlatları için rehber olan bu kıymetli nasihatin sahibi, Tatarların kadim vatanı ey güzel Kırım’ın ve asil milletinin asırlardır yaşadığı işgalin, sürgününün, katliamın, soykırımın, hasretin; dili, sesi ve kalemi, Türk dünyası edebiyatının büyük romancısı ve şairi Cengiz Dağcı’yı vefatının (22 Eylül 2011) yıldönümünde saygı, rahmet ve şükranla anıyoruz. Mekanı cennet, makamı ali olsun inşallah. QIRIM MENİ ANASIN MI? Cengiz Dağcı bugün kaleme aldığı "Qırım Meni Anasın Mı?" şiiriyle hatırlardaki yerini koruyor. Kuneş batar, suküt bulur göl, irmaq, çay, Tuman yatar topelerniñ arqasına. Çatırdağnıñ qulağına asılğan Ay Beñzemezmi yaş kelinniñ sırgasına? Men de dertli gecelerniñ bir sırdaşı, Eski Çatırsırın açar, dep arz ettim. Yuregimde ana yurtnıñ topraq, taşı… Kuneşimniñ dogmasını çoq istedim. Kün dogmadı Qırımımnıñ semasında, Ağlaysıñmı, kederlenip, yanasıñmı? Qırım, Qırım! Boyle suvuq gecelerde Sen de meni yahşı söznen añasıñmı? VATANINI KALBİNDE TAŞIYAN ADAM CENGİZ DAĞCI Ünlü Kırım Tatar romancı Cengiz Dağcı, 9 Mart 1919’da Yalta’nın Gurzuf kasabasında dünyaya geldi. Cengiz Dağcı Türkiye’ye hiç gelmediği halde kitaplarını Türkiye Türkçesi ile yazmış, kitaplarının ilk redaksiyonunu da şair Ziya Osman Saba yapmıştır. Türkiye’de yayınlanan eserleri sayesinde Türkiye’de birçok insan Kırım’ı ve Kırım Tatarlarının yaşantılarını öğrenmiş oldu. İlk ve orta öğrenimini köyünde ve Akmescit’te aldı. Kırım Pedagoji Enstitüsü ikinci sınıfında iken İkinci Dünya Savaşı çıktı. 1941'de Ukrayna cephesinde Almanlara esir düştü. Almanların yenilmesi üzerine esir kampından kurtularak müttefik devletler safına sığındı. 1946`da Londra’da Wimbledon yakınlarına yerleşti. Cengiz Dağcı vatanından ayrıldıktan sonra hiç Kırım’a dönemedi. Ancak Dağcı’nın naaşı, 22 Ekim 2011’de atalarının mezarlarının bulunduğu Kırım’ın Yalta bölgesi Kızıltaş köyündeki Müslüman mezarlığına defnedildi. CENGİZ DAĞCI'NIN ESERLERİ Eserleri savaştan önce yayınlanıyor olsa da, yazar asıl yurtdışına çıktığında tanınmaya başlandı. Tüm hayatı boyunca gurbette Kırım’ın hayaliyle yaşadı, onun nefesini hissetti, romanlarının ve hikayelerinin her satırını sevgili Gurzuf köyüne, gençliğinin en mutlu yıllarını geçirdiği, Akmescit’e adadı. Dağcı’nın tüm eserlerinde vatanına olan sevgisi, Kırım Tatar ruhunun güzelliğine inancı yer alıyordu. Yazar, Kırım Tatarlarının başına gelen trajik olayların halkın tarihi, kültürel, ahlaki ve ulusal bağlarının yavaş yavaş kopmasına zemin hazırladığını düşünüyordu. Dağcı’nın, roman yazarken kendisine biçtiği bir misyon vardı. Dağcı, Kırım’ın hafızası olacaktı. İnsanlar, Kırım’daki Türk’ün dramını Dağcı’dan okuyacak ve gelecekteki kuşaklara aktaracaktı. Dolayısıyla Dağcı eserleriyle Kırım Tatarlarının tüm zorluklardan sonra tarihe meydan okumalarını ve kendi ruh güzelliklerine inanmalarını sağlamaya çalıştı. Kendi halkını dünyaya tanıtmak için yazar Türk dilini seçti. Cengiz Dağcı’nın Türk edebiyatının gelişmesine katkı sağladığı ve önemli eserleri arasında "Yoldaşlar", "Anneme mektuplar", "Onlar da insandı", "Badem Dalına Asılı Bebekler", "Yurdunu Kaybeden Adam", "Korkunç Yıllar" adlı eserler yer alıyor. Yazdıkları belgesellere (Gamalı Haç ile Kızıl Yıldız Arasında Türkler, 2005), çeşitli film (Kırımlı, 2014) ve dizi uyarlamalarına (Yurdumda Ölmek İstiyorum-"Onlar da insandı" uyarlaması-1993) konu oldu. “Bize Tatar diyorlar, Çerkez diyorlar, Türkmen diyorlar, Kazak diyorlar, Özbek diyorlar, Azer diyorlar, Karakalpak, Çeçen, Uygur, Kabardı, Başkırt, Kırgız diyorlar. Bunlar hep yalan! Deniz parçalanamaz.” diyen usta yazarı, Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak bir kez daha saygı ve rahmetle anıyoruz…

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.