SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vefat

QHA - Kırım Haber Ajansı - Vefat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vefat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasının son başbuğu Alparslan Türkeş vefatının 29. yılında anılıyor Haber

Türk dünyasının son başbuğu Alparslan Türkeş vefatının 29. yılında anılıyor

Türk siyasetinin ve Türk dünyasının unutulmaz ismi Alparslan Türkeş, vefatının 29. yılında saygıyla anılıyor. Türk siyasetinin yarım asrına damgasını vuran, Türk dünyasına yaptığı büyük hizmetler ve verdiği mücadeleyle yakın tarihin unutulmaz isimlerinden olan Milliyetçi Hareket Partisinin (MHP) kurucu Genel Başkanı ve dönemin Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı, ülkücü hareketin efsanevi lideri Alparslan Türkeş anılmaya devam ediyor. KIRIM’DAN DOĞU TÜRKİSTAN’A BİTMEYEN BİR DAVA Alparslan Türkeş, Kırım ve Türk dünyasına yönelik özel ilgisi ile tanınıyordu. Türkiye Cumhuriyeti dışındaki Türklerle yakın ilişki kurdu ve Türk dünyasının sorunlarıyla yakından ilgilendi. Unutulmaz lider Alparslan Türkeş, Türk kamuoyu ve Türk siyasetinde Kırım'dan Doğu Türkistan'a Türk dünyasının sorunlarının tanınmasına vesile oldu. Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Türkeş'in vefatı vesilesiyle yayımladığı taziye mesajında şunları kaydetmişti: Alparslan Türkeş bütün Türk dünyası gibi Kırım Tatar Türkleri için de unutulmaz bir şahsiyet olarak Hakk’ın rahmetine kavuştu. Hep söylediğim gibi, Sovyetler Birliği devrinde, demir perde altında, hür dünyadan sınırlı malumat alırken, Sovyet basınında kim karalanırsa bizler bilirdik ki, onlar iyi insanlar ve iyi işler yapıyorlar. Alparslan Türkeş ve onun bozkurtlarından da Sovyet basınında hep kötü bahsedilir ve karalanırdı. Biz de bilirdik ki, Ülkücüler bizim taraftan insanlardı ve ta o yıllardan sempatimizi ve saygımızı kazanmışlardı. Demirperde aralanıp, hür dünyadan ve Türkiye’den daha fazla malumat almaya başlayınca anladık ki, yanılmamışız. 1975-1976 yıllarında benim için ve halkımız için Türk kamuoyunu ayağa kaldıran bu vatansever insan ve onun ülkücüleri hayatımı kurtarmış. Bu âlicenap insan ve onun ülküdaşları, bizimle beraber ağlamışlar, bizimle acılarımızı paylaşmışlar, bizler için dualar etmişler. Kırım Tatar Türkleri merhum Alparslan Türkeş’e ve ülkücülere müteşekkirdir. Gıyaben seneler önce tanıdığım ve sonra, Türkiye’ye birinci kere ettiğim ziyaret günlerinde, 7 Şubat 1992’de tanışmak mutluluğuna eriştiğim merhum Alparslan Türkeş’e yüce Allah’tan rahmet diliyorum. Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Sovyet hapishanesindeyken ülkücülerin kendisine olan desteği dolayısıyla hissettiklerini, bir buluşmasında Türkeş’e şöyle anlatmıştır: Ben kendimden vazgeçmiş betonun üzerinde ölümümü beklerken sizden bir mektup aldım. Ben o an sürgünde de olsam arkamda olduğunuzu hissettim ve ayağa kalktım. Bu yüzden Kırım’ı istiklaline ben değil siz kavuşturdunuz. Siz 30 yıl önce, 4 defa şu anki Türk Cumhuriyetleri’nin liderlerini Rusya’da topladınız ve bize ruh verdiniz, heyecan verdiniz. Bu olmasaydı imparatorluk yıkılmış olsa bile, biz hazır olmadığımız için hürriyetimize kavuşamazdık. MÜCADELEYLE GEÇEN BİR ÖMÜR Alparslan Türkeş, 25 Kasım 1917 tarihinde Lefkoşa'da dünyaya geldi. Hüseyin Sırrı Bellioğlu'nun tavsiyesiyle Kuleli Askerî Lisesine kaydolan Türkeş, 1936 senesinde buradan mezun oldu. 1938 senesinde Harp Okulunu bitirdi.1939'da piyade asteğmeni olarak atış okuluna girerek buradan teğmen rütbesiyle mezun oldu. 1944 senesinde üsteğmen rütbesindeyken Nihal Atsız ve Nejdet Sançar'la birlikte Irkçılık-Turancılık davasından yargılandı ve 9 ay 10 gün mahpus kaldı. 1947 senesinde beraat etti. 27 Mayıs 1960'dan kısa süre önce Elâzığ'daki birliğinden Ankara'ya atandı. Milli Birlik Komitesinin ülke yönetimine el koyduğunu açıklayan bildiriyi radyodan okudu. Kurmay Albay Alparslan Türkeş, ihtilâl hükümetinde Başbakanlık Müsteşarlığı görevini üstlendi. Bu vazifesi esnasında Devlet Planlama Teşkilatı, Devlet istatistik Enstitüsü ve Türk Kültürünü Araştırma Enstitüsü gibi kurum ve kuruluşları kurdu. Millî Birlik Komitesi arasında ortaya çıkan anlaşmazlıklar nedeniyle, 13 Kasım 1960'ta Kurmay Albay Alparslan Türkeş ve "Ondörtler" olarak bilinen arkadaşları Komite'nin diğer üyelerince emekliye sevk edilerek tasfiye edildiler ve zorla evlerinden alınıp yurt dışında görevlendirilmek suretiyle sürgün edildiler. Türkeş, 19 Kasım’da Türkiye'nin Hindistan Büyükelçiliği Müşavirliği göreviyle yurt dışına gönderildi. ÖLENE KADAR DAVA VE MÜCADELE HAYATINI SÜRDÜRDÜ Türkeş, milliyetçi çevreleri bir araya getirmek için 2 Mayıs 1963'te Türkiye Huzur ve Yükselme Derneğini kurdu. 1965'te Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi genel başkanı oldu ve bu dönemde ülkücü hareketin "Başbuğ'u" oldu. 1969 ve 1973 yıllarında Adana Milletvekili olarak parlamentoya seçildi. 1975 senesinden sonra "Milliyetçi Cephe" adı verilen koalisyon hükûmetlerinde Başbakan Yardımcılığı görevinde bulundu. 12 Eylül darbesi sırasında Millî Güvenlik Konseyi, diğer üç parti başkanının teslim olduğunu, Alparslan Türkeş'in de teslim olmasını, aksi takdirde suçlu durumda olacağını belirten bir bildiri yayımladı. 12 Eylül 1980 darbesinden sonra 9 Nisan 1985'e kadar 4.5 yıl tutuklu kaldı. 12 Eylül döneminde idam cezasıyla yargılanan Türkeş, bu davadan beraat etti. MHP'NİN KURUCUSU TÜRKEŞ 1987'de siyaset yasağının kalkmasıyla birlikte Milliyetçi Çalışma Partisine girdi ve aynı yıl yapılan olağanüstü kongrede genel başkanlığa seçildi. 1991 Genel Seçimleri'nde Refah Partisi ve Islahatçı Demokrasi Partisi ile seçim ittifakı yapan MÇP lideri Türkeş, Yozgat Milletvekili olarak yeniden parlamentoya girdi. Bu sırada 1992'de 12 Eylül darbesi ile kapatılmış olan partilerin eski adlarını alması hakkında Siyasi Partiler Kanunu'nda yapılan değişiklikle MÇP'nin ismi de 1993 yılında Milliyetçi Hareket Partisi olarak değiştirildi. 1995 genel seçimlerinde parlamento dışı kalan Türkeş, bu dönemde uzlaşmacı bir lider olarak ülke siyaseti üzerinde en etkili isimlerden birisi olmuştur. Alparslan Türkeş, 4 Nisan 1997'de geçirdiği kalp krizi sonucunda Ankara'da yaşama veda etti. Kabri, Ankara Beştepe'de bulunmaktadır.

KTMM Başkanı Refat Çubarov’dan İlber Ortaylı için taziye mesajı Haber

KTMM Başkanı Refat Çubarov’dan İlber Ortaylı için taziye mesajı

Türkiye’nin ve Kırım Tatarlarının en önemli değerlerinden Prof. Dr. İlber Ortaylı, tedavi gördüğü hastanede hayata gözlerini yumdu. Sağlık sorunları nedeniyle altı gündür yoğun bakımda bulunan ve dün entübe edildiği açıklanan Ortaylı’nın vefatı, Türk dünyasında büyük bir yasla karşılandı. KTMM Başkanı Refat Çubarov, Kırım Tatar asıllı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı’nı vefatı üzerine bir taziye mesajı yayımladı. Taziye mesajında tarihçinin köklerine ve ailesinin yaşadığı zorluklara dikkat çeken Çubarov, Ortaylı’nın Sovyet baskısından kaçarak vatanları Kırım’ı terk etmek zorunda kalan bir Kırım Tatar ailesinin çocuğu olarak, 1947 yılında Avusturya’daki Bregenz mülteci kampında dünyaya geldiğini ifade etti. Çubarov, bu zorlu başlangıca rağmen Ortaylı’nın azmiyle dünya çapında bir otoriteye dönüşmesini "muazzam bir başarı öyküsü" olarak nitelendirdi. Ankara, Viyana ve Chicago Üniversitelerinde eğitim alan; Osmanlı, Türkiye ve Rusya tarihi üzerine yazdığı sayısız eserle tarihe ışık tutan Ortaylı, 2005-2012 yılları arasında Topkapı Sarayı Müzesi Başkanlığı görevini yürütmüştü. "ARDINDA DEV BİR MİRAS BIRAKTI” KTMM Başkanı Çubarov mesajında şu ifadelerine yer verdi: Türkiye'den üzücü bir haber aldık. Kırım Tatar asıllı büyük tarihçimiz İlber Ortaylı tedavi gördüğü hastanede hayatını kaybetti. O, bilim dünyasında ve halkın gönlünde sarsılmaz bir saygınlık kazandı ve ardında muazzam bir bilgi mirası bıraktı. Allah rahmet eylesin. PROF.DR. İLBER ORTAYLI VEFAT ETTİ Kırım Tatarı tarihçi Prof. Dr. İlber Ortaylı hayatını tedavi gördüğü hastanede 78 yaşında hayatını kaybetti. Sağlık sorunları nedeniyle altı gündür yoğun bakımda tedavi gören Ortaylı’nın dün entübe edildiği açıklanmıştı. Kırım Tatarı kökenli olan Ortaylı, Osmanlı ve dünya tarihi üzerine çalışmalarıyla Türkiye’nin en tanınmış tarihçilerinden biri olarak biliniyordu.

Eski Kırım Tatar siyasî tutsak Edem Bekirov İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı Haber

Eski Kırım Tatar siyasî tutsak Edem Bekirov İstanbul’da son yolculuğuna uğurlandı

Rusya hapishanelerinde maruz kaldığı kötü muamele nedeniyle sağlık durumu ağır şekilde bozulan ve Mart 2022'den bu yana İstanbul'da tedavi gören eski Kırım Tatar siyasî tutsak Edem Bekirov, 24 Kasım 2025’te İstanbul’da hayatını kaybetti. Bekirov, 26 Kasım’da düzenlenen cenaze töreninin ardından İstanbul’da toprağa verildi. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Camisi’nde öğle namazının ardından kılınan cenaze namazına; Ukrayna'nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun eşi Safinar Cemileva, Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin, KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Eskişehir Kırım Derneği Başkanı Recep Şen, Kırım Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Celal İçten, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, TURKSİD Başkanı Ertan Baştuhan, Kırım Tatar ve Ukrayna diasporası temsilcileri katıldı. Katılımcılar, Bekirov’un eşi ve KTMM üyesi Gülnara Bekirova ile kızlarına taziyelerini ileterek acılarını paylaştı. KIRIM’DAN GETİRİLEN TOPRAKLA UĞURLANDI Cenaze namazının ardından Edem Bekirov, İstanbul’un Ümraniye ilçesindeki Ihlamurkuyu Mezarlığında defnedildi. Bekirov’un mezarına, Rus işgali altındaki Kırım’dan getirilen toprak konularak veda edildi. Bekirov, 2018 yılında Rus işgal güçleri tarafından haksız şekilde tutuklanmış, ağır sağlık sorunlarına rağmen aylarca kötü koşullarda tutulmuş ve daha sonra esir takasıyla özgürlüğüne kavuşmuştu. Serbest bırakıldıktan sonra sağlık durumu önemli derece kötüleşen Bekirov, Ukrayna'da tedavi altına alınmış, ancak Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişimi ve saldırıları sonrasında tedavisine İstanbul’da devam edilmişti.

Milletinin duygularına tercüman olan Kırım Tatar şair: Şakir Selim Haber

Milletinin duygularına tercüman olan Kırım Tatar şair: Şakir Selim

Ünlü Kırım Tatar şair, yazar, yayımcı ve çevirmen Şakir Selim, 17 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı. Milletinin duygularına tercüman olan şair, eserleriyle her zaman hatırlanmaya devam ediyor. Vatan Kırım'da ve dünyadaki Kırım Tatar diasporasında yazdığı şiirler ile tanınan şair Şakir Selim, eserlerinde Kırım’a dönmek isteyen halkının, vatan hasretini ve milletinin çilelerini anlattı. Şakir Selim, milletinin duygularına tercüman oldu ve eserleriyle hâlen Kırım Tatar halkının hafızasındaki yerini koruyor. ESERLERİYLE MİLLETİNİN DUYGULARINA TERCÜMAN OLAN KIRIM TATAR ŞAİR: ŞAKİR SELİM Şair, yazar, yayımcı ve çevirmen Şakir Selim, 10 Nisan 1942'de Kırım'ın Akşeyh bölgesinin Büyük As köyünde dünyaya geldi. Henüz 2 yaşındayken tüm halkıyla birlikte sürgün edildi. Ailesiyle beraber Özbekistan’a sürgün edilen Şakir Selim, eğitim hayatını burada tamamladı. Kırım Tatarca yazdığı ilk şiir 1963 yılında yayımlandı. İlk şiir kitabı, "Aqbardaq" 1972’de basıldı. Şairin, “Duygularım", “Tüşünce" ve "Kırımname" eserleri en çok bilinen şiir kitapları arasında yer aldı. Edebiyata hiçbir zaman yüz çevirmeyen Şakir Selim, şiir bayrağını tüm zorluklara rağmen taşıdı ve üretmeye devam etti. Halkının duygularına hitap eden şiirleriyle Kırım davasını gelecek nesillere taşıyan Selim, eserlerinde Kırım’a dönmek isteyen halkının, vatan hasretini ve milletinin çilelerini anlattı. Vatan Kırım'a dönünce Kırım Tatarca çıkan gazete ve dergilerde yazarlık ve editörlük yaptı. Vefatına dek Yıldız dergisinde baş editör olarak görev yaptı. Şair sadece şiir yazmakla kalmadı; çeşitli dillerden ve Türk lehçelerinden tiyatro eserlerini ve şiirleri Kırım Tatarcaya çevirdi. Bu alanda da Kırım Tatar kültürüne büyük katkı sundu. Şakir Selim ağır bir hastalığın ardından 18 Kasım 2008 günü hayata gözlerini yumdu. Ölümünden sonra Kırım Tatar şiirinin son büyük şairi olarak anıldı.

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç vefatının 22. yılında rahmetle anılıyor Haber

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç vefatının 22. yılında rahmetle anılıyor

Bilge Kral Aliya İzzetbegoviç, Bosna Hersek’te Türk ve Müslüman kimliği varlığının savunucularından biri oldu. Bosna Hersek’in eski Cumhurbaşkanı İzzetbegoviç, büyük fikir ve devlet adamı olarak tarihte yerini aldı. İzzetbegoviç, 78 yıllık ömrü boyunca Bosna Hersek ve Avrupa’da Türk ve Müslüman kimliğiyle yaşayan halkı için mücadele etti. Bir öncü olarak bilinen İzzetbegoviç, insani değerleri, prensipleri ve ahlakıyla halkına örnek bir liderdi. Bilge Kral, 19 Ekim 2003 tarihinde Saraybosna’da hayata veda etti. İzzetbegoviç’in cenazesine birçok ülkeden 150 bine yakın insan katıldı. Vasiyeti üzerine Saraybosna’daki Kovaçi Şehitliği’ne defnedildi. 22 yıl önce aramızdan ayrılan Aliya İzzetbegoviç rahmet, saygı ve özlemle anılmaya devam ediyor. ALİYA İZZETBEGOVİÇ KİMDİR? Babası Mustafa ve annesi Hiba’nın beş çocuğundan birisi olan Aliya, 8 Ağustos 1925’te Bosanski Samac şehrinde dünyaya geldi. Dedesinin ismini ona verdiler. Dedesi Aliya İstanbul’da askerlik yaparken Üsküdarlı bir Türk olan Sıdıka Hanım ile evlendi. Aliya İzzetbegoviç’in büyükannesi bir Türk’tü. Küçük yaşta ailesiyle Saraybosna’ya taşındı, eğitimine burada devam etti. Aliya, Yugoslavya Müslümanlarının yaşadığı ayrımcılığın farkında olarak büyüdü. İlk gençlik çağlarından itibaren okuyan ve fikirlerini savunabilen bir insan oldu. II. Dünya Savaşında Hırvat Ustaşa rejiminin işgal ettiği Bosna Hersek’te Müslümanların kimliği yok sayıldı ve zulme uğradılar. Aynı dönemde ırkçı Sırp Çetnikleri de Müslüman Boşnakları katletmeye başlamışlardı. İki grubun da temel hedefi bölgeyi Müslüman Boşnaklardan temizlemekti. BOSNA'DA GENÇ MÜSLÜMANLAR HAREKETİ Bilge Kral, Komünist Josip Broz Tito’nun yönettiği Yugoslavya döneminde Müslüman halkı bilinçlendirme çalışmalarına katıldı. “Mladi Musülmani- Genç Müslümanlar” hareketine katılan Aliya, öncü isimlerden biri haline geldi. Halkın yaşadığı zulüm ve zorluklara karşı yardım ve destek çalışmaları yürüten Genç Müslümanlar hareketine üye olan Aliya ve bazı arkadaşları “din bilincini uyandırılması” suçlamasıyla ile 1946 yılında hapis cezasına çarptırıldı. Boşnak halkının hakkını aramaktan hiç vazgeçmeyen Aliya, pek çok gazeteye takma ad ile köşe yazıları yazdı. 1970 yılında “İslam Deklarasyonu” kitabı yayımlandı. SARAYBOSNA SÜRECİ DAVASI VE ALİYA’NIN MAHKUMİYETİ Tito’nun 1980 yılında ölmesinin ardından Yugoslavya yeni bir sancılı döneme girdi. Aliya İzetbegoviç, 1983’de 12 arkadaşıyla beraber yeniden tutuklandı. “Saraybosna Süreci” olarak tarihe geçen dava sonunda 14 yıl hapse mahkûm oldu. Hapisteyken “Özgürlüğe Kaçışım-Zindandan Notlar: 1983-1988” adlı kitabını yazdı. 1988 yılında af çıkınca mahkûmiyeti sona erdi. Aliya İzetbegoviç, bu dönemde Boşnakların hak mücadelesinin en önemli liderlerinden birisi olmuştu.1990 yılında Boşnakların kurduğu Demokratik Eylem Partisinin (SDA) ilk genel başkanı olarak seçildi. SDA ile daha ilk seçimde sağladığı başarı Aliya İzzetbegoviç’i Yugoslavya’ya bağlı Bosna Hersek’in başkanı yaptı. SIRP KASABI KARADZİÇ: BAĞIMSIZ BOSNA FİKRİ BOŞNAKLARIN SONU OLACAK! Yugoslavya, 1990- 1991’lerde dağılırken büyük bir iç çatışmaya sürüklendi. Tüm halklar kendi geleceklerini kurma gayreti içine girdiğinde Bosna’da da bağımsız devlet olmak için çalışmalar başladı. Bosnalı Sırp siyasetçi Radovan Karadziç gibi politikacılar ise Bosna’nın bağımsızlık fikrinin Boşnakların sonu olacağını savunuyorlardı. Bağımsızlık için 29 Şubat-1 Mart 1992 tarihinde referandumu yapıldı. Bosnalı Sırpların boykot ettiği referandumdan yüzde 99,7 bağımsız Bosna Hersek kararı çıktı. Ancak bu kararın ardından silahlı Sırp gruplar, Bosna Hersek’e saldırmaya başladılar. Boşnaklar da bu silahlı gruplara karşı Aliya’nın liderliğinde mücadele etmeye başladılar. SIRP ÇETNİKLERİN BOŞNAK SOYKIRIMI Sırp Çetnikler, savaş boyunca kadınları ve çocukları öldürmekten çekinmediler. Silahsız sivil halka yönelik büyük katliamlar yaptılar. Boşnakların evlerini ellerinden alıp şehirlerden sürdüler. Kadınlara tecavüz edip, toplama kamplarında masum halka akıl almaz işkenceler yaptılar. Pek çok şehirde soykırımlar yaşandı. Müslüman Boşnaklar, hem Sırplarla hem de Hırvatlarla savaşıyorlardı. Savaş 1995’te Dayton Anlaşması ile sona erdiğinde 200 bin insan ölmüş, 1 milyon insan yerinden yurdundan olmuştu. Yapılan anlaşma Boşnakların haklarını korumasa da savaşı sona erdirmişti. Savaştan sonra Aliya İzetbegoviç Bosna Hersek’in ilk cumhurbaşkanı oldu. Savaş süresince halkıyla beraber cephelerde mücadele veren İzzetbegoviç, Avrupa’nın ortasında Boşnak halkının maruz kaldığı etnik soykırıma sessiz kalan dünyaya rağmen dimdik ayakta durarak Bosna’nın kurtuluş mücadelesini verdi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.