SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Venezuela

QHA - Kırım Haber Ajansı - Venezuela haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Venezuela haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’daki siyasi tutsaklara uluslararası “danışmanlık” desteği büyüyor! Haber

Kırım’daki siyasi tutsaklara uluslararası “danışmanlık” desteği büyüyor!

Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Daimî Temsilciliği ile Dışişleri Bakanlığı tarafından başlatılan danışmanlık girişimi, Kremlin yönetimi tarafından mahkûm edilen siyasi tutsakların evlerine dönmesini sağlamayı hedefliyor. Program; Kırım’daki siyasi tutsakların durumuna uluslararası dikkat çekmeyi, insan hakları ihlallerini gündemde tutmayı ve yasa dışı şekilde tutulan Ukraynalıların, özellikle Kırım Tatarlarının serbest bırakılmasına destek sunmayı amaçlıyor. Bu kapsamda girişim, uluslararası siyasi figürler ve akademisyenleri Ukraynalı siyasi mahkûmlar ve aktivistlerle eşleştiriyor. ALMANYA’DAN GÖRING-ECKARDT: ASAN AHTEMOV’UN DANIŞMANI OLDU Bu çerçevde Almanya eski Federal Bundestag (Meclis) Başkan Yardımcısı Katrin Göring-Eckardt, 18 Mart’ta Kırım Tatar siyasi tutsak Asan Ahtemov’un danışmanı oldu. Göring-Eckardt, kararını şu sözlerle açıklayarak, “Onun kaderi, sesi duyulması gereken birçok siyasi mahkûmun örneğidir. Bugün Asan Ahtemov’un siyasi savunmasını üstleniyorum. Çünkü görevimiz, insanları hapseden, işkence eden, işgal eden ve baskı kuran Rus rejiminin vahşetine bakmaktır. Görevimiz Ukrayna’yı desteklemektir.” şeklinde konuştu. Göring-Eckardt daha önce de Rusya’da tutsak bulunan gazeteci Vladıslav Yesıpenko’nun danışmanı olmuştu. Yesıpenko 1 Ağustos 2025’te serbest bırakılarak Ukrayna’ya dönmüştü. POLONYA’DAN KAMIŃSKI: AZAMAT EYUPOV’UN DANIŞMANI Avrupa Parlamentosu üyesi ve Polonya eski İçişleri Bakanı Mariusz Kamiński, 31 Aralık’ta Azamat Eyupov’un danışmanı olduğunu açıkladı. Kamiński, Eyupov için “cesur bir Kırım Tatarı” ifadesini kullanarak, ona destek amacıyla mektup ve gıda paketi gönderdiğini belirtti ve serbest bırakılması çağrısında bulundu. Azamat Eyupov’un, Rus işgali altındaki Kırım'da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurgulanan sözde “Hizb ut-Tahrir davası” kapsamında 17 yıl hapis cezasına çarptırıldığı ve şu anda Rusya’nın Verkhneuralsk cezaevinde tutulduğu, Ekim 2025’te ise yüksek tansiyon nedeniyle hastaneye kaldırıldığı bildirildi. VENEZUELA’DAN TAMARA SUJU ROA: İRİNA GOROBTSOVA’YA DESTEK 3 Kasım 2025’te Venezuelalı insan hakları avukatı Tamara Suju Roa, Kırım’dan Ukraynalı siyasi tutsak İrina Gorobtsova’nın danışmanı oldu. Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Kırım Daimî Temsilciliği, Suju Roa’nın Latin Amerika’da insan hakları ihlallerine karşı mücadele eden önemli bir isim olduğunu belirtti. Roa’nın; Venezuela, Rusya, Belarus ve diğer ülkelerdeki baskıcı rejimlere karşı uluslararası platformlarda aktif faaliyet yürüttüğü ifade edildi. Suju Roa, Gorobtsova için yaptığı açıklamada, “Bu, Rusya işgali altındaki Ukrayna’dan kaçırılan İrina Gorobtsova’dır. Bugünden itibaren onun sesi olacağım.” dedi. Gorobtsova, 13 Mayıs 2022’de Herson’daki evinden kaçırılmış, Akmescit (Simferopol) soruşturma cezaevinde (SİZO) tutulduktan sonra Mordovya’daki cezaevine gönderilmişti. Rusya onu “casusluk” ve Ukrayna ordusuna bilgi aktarma ile suçlayarak 10 yıl 6 ay hapis cezasına çarptırdı. HOLLANDA’DAN OLLONGREN: APPAZ KURTAMET’E DANIŞMANLIK Hollanda eski Savunma, İçişleri ve Başbakan Yardımcısı Kajsa Ollongren, 30 Ekim 2025’te en genç Kırım siyasi tutsaklardan Appaz Kurtamet’in danışmanı oldu. Ollongren, Kurtamet’in 23 yaşında olduğunu, doğum gününü ailesi ve arkadaşlarıyla değil Rusya’daki yüksek güvenlikli cezaevinde geçirdiğini belirtti. Ayrıca 26 Şubat 2026’da Kırım’ın işgaline karşı direniş gününde Rusya’ya çağrıda bulunarak “Appaz Kurtamet ve diğer tüm siyasi tutuklular derhâl ve koşulsuz serbest bırakılmalıdır.” şeklinde konuştu. Kurtamet, 2022’de Herson bölgesindeki Novooleksiyivka’dan kaçırılmış, bir yıl sonra “Ukrayna gönüllü Kırım taburuna finansman sağlamak” suçlamasıyla 7 yıl hapis cezasına çarptırılmış ve Pskov bölgesindeki cezaevine gönderilmişti. BİRLEŞİK KRALLIK’TAN RORY FINNIN: VLADIMIR ANANYEV’İN DANIŞMANLIK Cambridge Üniversitesi Ukrayna Çalışmaları Bölüm Başkanı Prof. Rory Finnin, en yaşlı Kırımlı siyasi tutsaklardan Volodımır Ananyev’in danışmanı oldu. Finnin, “Blood of Others: Stalin’s Crimean Crime and the Poetics of Solidarity” adlı kitabıyla uluslararası ödüller kazanmış bir akademisyen olarak biliniyor. 2025 Ekim’inde Notre Dame Üniversitesi’nde yaptığı konuşmada Ananyev’den söz eden Finnin, “Kremlin siyasi mahkûmların isimlerini silmek istiyor. Vladimir Ananyev’in ismini hatırlayın ve onun hikâyesini paylaşın” dedi. 75 yaşındaki Ananyev, 2025 Şubat’ında Kırım’da gözaltına alınmış, Kremlin yanlısı Kırım'ın başkanı “Sergey Aksyonov’a yönelik suikast hazırlığı” iddiasıyla suçlanmıştı. ABD’DEN GRETA UEHLING: GALİYNA DOVHOPOLOA’YA DANIŞMANLIK Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Michigan Üniversitesi profesörü ve antropolog Greta Uehling, 2025 Aralık ayında Halına Dovhopola’nın danışmanı oldu. Uehling, Kırım’da 200’den fazla siyasi tutsak bulunduğunu belirterek uluslararası dayanışma çağrısı yaptı. Dovhopola, Akyar'da (Sivastopol) “devlet ihaneti” suçlamasıyla tutuklandı. Rus makamları onun Ukrayna askerî istihbaratıyla iş birliği yaptığını iddia etti. 2025 yılında Vladimir bölgesindeki cezaevine nakledildiği bildirildi. Uehling ayrıca Ukrayna, Donbas ve Kırım üzerine çalışmalar yapan bir akademisyen olarak biliniyor ve UNHCR dâhil uluslararası kuruluşlara danışmanlık yapıyor. DÜNYA'NIN RUS TARAFINDAN ESİR EDİLEN SİYASİ TUTSAKLARA DESTEK Toplamda altı uluslararası isim, Kırım’daki siyasi tutsaklar için başlatılan danışmanlık programına dâhil oldu. Program, hem insan hakları ihlallerine dikkat çekmeyi hem de tutukluların durumunu uluslararası kamuoyunda görünür kılmayı amaçlıyor.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: Her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız Haber

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: Her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı (MSC) kapsamında gerçekleştirilen “Dünyada ABD” başlıklı panelde konuştu. Müttefiklik ilişkilerini geleneksel askerî kalıpların dışına çıkararak medeniyet temelli bir ortaklığa vurgu yapan Rubio'nun konuşmasında en dikkat çeken nokta ise, ABD’nin tek başına hareket etme kapasitesine duyduğu güven ile Avrupa’ya olan manevi bağlılığı arasındaki denge oldu. RUBİO: AVRUPA'NIN GÜÇLÜ OLMASINI İSTİYORUZ ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, konferansın ilk kez düzenlendiği 1963'ten bu yana dünyada farklı gelişmelerin yaşandığını anımsattı. ABD Başkanı Donald Trump liderliğinde tarihte yapılan hatalarla yüzleşmeyi ve yeniden inşa etmeyi bir borç bildiklerini aktaran Rubio, "ABD, gururlu, egemen ve canlı bir gelecek vizyonuyla hareket ederek yenilenme ve yeniden yapılanma görevini bir kez daha üstleniyor. Gerekirse bunu tek başımıza yapmaya hazırız ancak Avrupa'daki dostlarımızla birlikte yapmayı tercih ediyor ve umuyoruz. ABD ve Avrupa olarak birbirimiz aidiz." değerlendirmesinde bulundu. Rubio, ABD ve Avrupa'nın derin bağlarla birbirine bağlı olduğuna işaret ederek, "İşte bu yüzden biz Amerikalılar bazen doğrudan ve acil davranabiliyoruz. Bu nedenle Trump da Avrupa'daki dostlarımızdan ciddiyet ve karşılık bekliyor. Bunun nedeni değerli dostlarım sizi çok önemsiyor olmamız. Zaman zaman yaşanan anlaşmazlıklar, sadece ekonomik ve askeri değil, manevi ve kültürel olarak da bağlı olduğumuz Avrupa'ya derin kaygımızdan kaynaklanıyor. Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine inanıyoruz." dedi. Dünyayı değiştiren fikirlerin temellerinin Avrupa'da atıldığını, edebiyat ve sanat dünyasına yön veren isimlerin Avrupa'da doğduğunu ve birçok önemli eserin Avrupa'da bulunduğunu iddia eden Rubio, ittifakların sadece askeri işbirliğine değil, teknolojik rekabet, tedarik zinciri güvenliği, yapay zeka ve uzay araştırmaları gibi gelişmekte olan sektörlere de odaklanması gerektiğini vurguladı. "ABD, HER ZAMAN AVRUPA'NIN BİR ÇOCUĞU OLACAK" Rubio, Birleşmiş Milletler'in (BM) dünyada iyilik için hala muazzam bir potansiyele sahip olduğunu ancak baskı gerektiren konularda rol oynayamadığını savunarak, "Gazze'deki savaşı çözemediler. Kırılgan da olsa ateşkesi sağlayan ABD oldu. Ukrayna'daki savaşı çözemediler. ABD ve bugün burada bulunan birçok ülkenin liderliğinde barış müzakereleri için iki taraf masaya oturabildi." şeklinde konuştu. ABD'nin İran ve Venezuela'daki tehditlere yönelik de adımlar attığını kaydeden Rubio, sözlerini şöyle sürdürdü: Mükemmel bir dünyada tüm bu sorunlar ve daha fazlası diplomatlar ve sert ifadeli kararlar sayesinde çözülür. Ancak mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz. Vatandaşlarımızı açıkça tehdit eden ve küresel istikrarımızı tehlikeye atanların, kendilerinin de rutin olarak ihlal ettikleri uluslararası hukukun soyut kavramlarının arkasına saklanmalarına izin vermeye devam edemeyiz. Başkan Trump ve ABD'nin izlediği yol budur. Avrupa'daki sizlerden de bize katılmanızı istediğimiz yol budur. Daha önce birlikte yürüdüğümüz ve tekrar birlikte yürümeyi umduğumuz yol budur. Rubio, ABD tarihinin birçok yerinde Avrupa'dan izlerin yer aldığını ve birlikte hareket etmenin önemini vurgulayarak, "Biz Amerikalılar için evimiz Batı Yarım Küre'de olabilir ancak her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız." dedi. "RUSLARIN SAVAŞI SONLANDIRMA KONUSUNDA CİDDİ OLUP OLMADIKLARINI BİLMİYORUZ" Panelin soru-cevap kısmında Ukrayna'daki savaşı değerlendiren Rubio, savaşın sona ermesi için soruların daraltıldığını ancak cevaplanması en zor soruların kaldığını ifade ederek, "Rusların savaşı sonlandırma konusunda ciddi olup olmadıklarını bilmiyoruz. Onlar hangi şartlar altında bunu yapacaklarını söylüyor, biz de Ukrayna için kabul edilebilir olanları bulabiliriz. Test etmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. Rubio, Çin-ABD görüşmesine ilişkin de dünyanın iki büyük ekonomisi ve gücünün iletişim kurma sorumluluğu olduğuna işaret ederek, Çin ile uzun vadede üstesinden gelinmesi gereken zorlukların bulunduğunu kaydetti.

Sahte bayrak, diplomatik nota: Rus tankeri Venezuela yolunda ABD ile krize girdi Haber

Sahte bayrak, diplomatik nota: Rus tankeri Venezuela yolunda ABD ile krize girdi

Kremlin rejimi, Venezuela’ya doğru seyreden bir petrol tankerinin takibinin durdurulması talebiyle Amerika Birleşik Devletleri’ne resmî bir diplomatik nota iletti. The New York Times’ın 1 Ocak 2026 tarihinde gündeme getirdiği habere göre; gazeteye konuşan ve isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Rusya’nın diplomatik talebi çarşamba gecesi geç saatlerde ABD Dışişleri Bakanlığına teslim ettiğini bildirdi. Aynı talebin Beyaz Saray’a bağlı İç Güvenlik Konseyine de iletildiği de belirtildi. Haberde, söz konusu girişimin, ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya ile Ukrayna arasında bir barış anlaşması sağlamaya çalıştığı hassas bir dönemde gerçekleştiğine dikkat çekildi. Rusya’nın, ABD’den tanker takibini durdurmasını istemesinin müzakere sürecine yeni zorluklar ekleyebileceği ve iki ülke arasında Venezuela dosyası üzerinden gerilimi artırabileceği ifade edildi. İKİ HAFTALIK TAKİP The New York Times’ın aktardığına göre ABD, Bella 1 adlı petrol tankerini yaklaşık iki hafta boyunca izledi. İran’dan yola çıkan tanker, Venezuela’ya petrol almaya giderken ABD güçleri tarafından Karayipler’de durdurulmak ve gemiye çıkılmak istendi. ABD’li yetkililer, geminin geçerli bir ulusal bayrağa sahip olmadığını, bu nedenle uluslararası hukuk uyarınca alıkonulabileceğini savundu. Ancak Bella 1’in mürettebatı bu girişime uymadı ve rota değiştirerek yeniden Atlas Okyanusu’na yöneldi. “RUS BAYRAĞI” HAMLESİ Bunun ardından geminin Rusya’dan koruma talep etmeye başladığı belirtildi. Mürettebatın, geminin üzerine Rus bayrağı çizdiği ve sahil güvenlik ile telsiz iletişiminde Rusya bayrağı altında seyrettiklerini bildirdiği aktarıldı. Kısa süre önce Bella 1’in, Rusya’nın resmî gemi siciline “Marinera” adıyla kaydedildiği ve Soçi limanını ana liman olarak gösterdiği bildirildi. ABD: HÂLÂ DEVLETSİZ Beyaz Saray konuya ilişkin resmî bir açıklama yapmaktan kaçınırken, ismini vermek istemeyen bir ABD’li yetkili, Trump yönetiminin tankeri hâlâ “devletsiz” olarak değerlendirdiğini söyledi. Yetkili, geminin ABD sahil güvenliği ilk yaklaştığında sahte bayrak altında seyrettiğini ve bu nedenle Rusya’nın sonradan yaptığı kayıt işleminin durumu değiştirmediğini savundu.

Trump: Millî güvenlik için Grönland'a ihtiyacımız var Haber

Trump: Millî güvenlik için Grönland'a ihtiyacımız var

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, Mar-a-Lago’da düzenlediği basın toplantısında dış politika ve savunma vizyonuna dair radikal kararlar açıkladı. "Altın Filo" adı verilen yeni nesil dev savaş gemilerinin üretimine başlanacağını duyuran Trump, Grönland'ın millî güvenlik için "şart" olduğunu vurguladı ve Venezuela lideri Maduro'ya açıkça gözdağı verdi. ABD Başkanı Donald Trump, "millî güvenlik" gerekçeleriyle Grönland'a ihtiyaçlarının olduğunu vurgulayarak, bu sebeple burası için özel temsilci atadıklarını kaydetti. "ORAYA SAHİP OLMALIYIZ, GRÖNLAND ÇOK ÖNEMLİ" Noel tatili için Florida'daki Mar-a-Lago yerleşkesinde bulunan Trump, inşa edecekleri yeni savaş gemileriyle ilgili duyurusunun ardından basın mensuplarına gündemi değerlendirdi. ABD Başkanı, Louisiana Valisi Jeff Landry'yi Grönland Özel Temsilcisi olarak atamasıyla ilgili bir soruya yanıt verirken, bu atamanın kendilerinin Grönland'a verdikleri önemi gösterdiğini söyledi. Trump, "Grönland'a madenler için değil, finansal güvenlik için ihtiyacımız var. Millî güvenlik için Grönland'a ihtiyacımız var. Grönland'a bakarsanız, kıyı şeridini baştan sona gözden geçirirseniz, her yerde Rus ve Çin gemileri olduğunu görürsünüz. Millî güvenlik için ona ihtiyacımız var. Oraya sahip olmalıyız, Grönland çok önemli." şeklinde konuştu. Landry'nin çok iyi anlaşmalar yapabilen önemli bir isim olduğunu ifade eden Trump, Grönland konusunda kendisine güvendiğini kaydetti. TRUMP'TAN MADURO'YA GÖZDAĞI Venezuela'nın ABD'ye çok sayıda yasa dışı göçmeni ve suçlu insanları gönderdiğini savunan Trump, ayrıca ABD'ye ciddi miktarda uyuşturucunun bu ülkeden geldiğini ve buna engel olacaklarını söyledi. Trump, "ABD'nin nihai amacının Maduro'yu görevden uzaklaştırmak" olup olmadığı şeklindeki soruya karşılık, "Muhtemelen öyle olurdu. Bunu bilemem. Ne yapmak istediği ona kalmış. Bunu yapması kendisi için akıllıca olur. Bakalım, bunu göreceğiz." dedi. Maduro'yu üstü kapalı şekilde tehdit eden Trump, "Kendisi ne isterse yapabilir. Eğer sert oynarsa, bu onun sert oynayabileceği son sefer olur. Güney Amerika'da şimdiye kadar sahip olduğumuz en büyük donanmaya sahibiz." şeklinde konuştu. Trump, Karayipler'de uyuşturucu olduğunu düşündükleri tekneleri hedef almaya devam edeceklerini, Venezuela kaynaklı "yaptırıma tâbi" petrol tankerlerine de el koymayı sürdüreceklerini vurguladı. El koydukları son petrol tankerinin içindeki petrolü ellerinde tutacaklarını belirten Trump, bu petrolü istedikleri gibi kullanabileceklerini öne sürdü. KOLOMBİYA CUMHURBAŞKANI GUSTAVO PETRO DA TRUMP'IN HEDEFİNDE Trump, Kolombiya'nın da kokain üreterek ABD'ye gönderdiğini iddia ederek, "Orada uyuşturucu fabrikaları var. Kolombiya'da kokain üretiyorlar. Kokain ürettiği ve bunu Amerika Birleşik Devletleri'ne gönderdiği için (Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro) dikkatli olmalı." ifadelerini kullandı. TRUMP, "ALTIN FİLO" İÇİN YENİ NESİL SAVAŞ GEMİSİ ÜRETİMİNE BAŞLAYACAKLARINI AÇIKLADI "Trump sınıfı" olarak nitelendirilen söz konusu savaş gemilerini "ABD tarihinin en güçlü savaş gemileri" olarak nitelendiren Trump, bu gemilerin ilk ikisinin 2,5 yıl içinde donanmaya teslim edilmesini beklediklerini söyledi. Trump, "Buna 'Altın Filo' diyoruz ve Amerika Birleşik Devletleri Donanması için inşa ediyoruz. Bu gemilere çok ihtiyacımız var. Gemilerimizin bazıları eskimiş, yıpranmış ve modası geçmiş durumda. Bugün, şimdiye kadar inşa ettiğimiz en büyük iki yeni savaş gemisinin yapımını onayladığımı duyurmaktan büyük onur duyuyorum." diye konuştu. Yeni savaş gemilerinin eski gemilerden "100 kat daha güçlü" ve boyut olarak da daha büyük olacağını anlatan Trump, söz konusu gemilerin son teknoloji top, füze ve lazer sistemleriyle donatılacağını vurguladı. Trump, yeni savaş gemilerinin ayrıca bugüne kadarki en hızlı gemiler olacağının ve çelikten üretileceğinin altını çizdi. Söz konusu savaş gemilerinin "Çin'e karşı" üretilecek silahlar olmadığını savunan Trump, ABD'nin millî güvenliğini tehdit eden kim olursa onlara karşı kullanılabileceğini, ancak hiçbir zaman kullanmamayı umduğunu söyledi. ABD Donanma Sekreteri John Phelon da yeni gemilerin yaklaşık 30 bin ton ağırlığında olacağını ve donanmanın 20-25 civarında yeni savaş gemisine sahip olmasını planladıklarını ifade etti. Phelan, "Trump sınıfı" olarak adlandırılan ilk geminin, nükleer silahlı, denizden fırlatılan seyir füzesi taşıyacak olan "USS Defiant" olacağını kaydetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.