SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Vladimir Putin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Vladimir Putin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Vladimir Putin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Büyükelçi Celâl: Erdoğan, Putin’i müzakere masasına oturtmaya ikna edebilir Haber

Büyükelçi Celâl: Erdoğan, Putin’i müzakere masasına oturtmaya ikna edebilir

Ukrayna’nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Türkiye’nin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’i müzakere masasına oturmaya ikna edebilecek az sayıda aktörden biri olduğunu söyledi. Celâl, Ukrayna Radyosuna yaptığı açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın bu süreçte önemli bir rol üstlenebileceğini ifade etti. TÜRKİYE’NİN ARABULUCULUK ROLÜ Büyükelçi Celâl, Türkiye’nin daha önce de uluslararası krizlerde arabuluculuk deneyimi bulunduğunu hatırlatarak, Ankara’nın Ukrayna, Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri (ABD) arasında yapılabilecek olası görüşmeler için uygun bir platform sunabileceğini belirtti. Türkiye’nin tüm taraflarla temaslarını sürdürebilen nadir ülkelerden biri olduğuna dikkat çeken Celâl, bu durumun Ankara’yı “tarafsız ve etkili bir müzakere zemini” haline getirdiğini vurguladı. UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNE DESTEK Celâl, Türkiye’nin Rusya ile ilişkilerini sürdürmesine rağmen 2014 yılından bu yana Ukrayna’nın egemenliği ve toprak bütünlüğünü desteklediğini ifade etti. Ankara’nın, Kırım’ın Ukrayna’ya iadesi yönündeki tutumunu koruduğunu belirten Celâl, bu yaklaşımın iki ülke arasındaki ilişkilerin temel unsurlarından biri olduğunu kaydetti. KALICI BARIŞ VURGUSU Türkiye’nin adil ve kalıcı bir barışın sağlanmasından yana olduğunu dile getiren Celâl, Ankara’nın yalnızca görüşmelere ev sahipliği yapmakla kalmayıp, gerektiğinde arabuluculuk rolü de üstlenmeye hazır olduğunu söyledi. Celâl, “Türkiye, Rusya’yı müzakere masasına oturtmak için çalışıyor. Erdoğan, Putin’e bu mesajı iletebilecek az sayıdaki liderden biridir. Savaş sonsuza kadar süremez” ifadelerini kullandı. Öte yandan Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da Orta Doğu’daki gelişmelerin, Ukrayna ile Rusya arasında adil ve sürdürülebilir bir barış sağlanmasına yönelik çabaları gölgelememesi gerektiğini vurgulamıştı.

BM: Rusya’nın Ukraynalı çocukları kaçırması insanlığa karşı suç Haber

BM: Rusya’nın Ukraynalı çocukları kaçırması insanlığa karşı suç

Birleşmiş Milletler (BM) tarafından yürütülen soruşturma, Rusya’nın Ukrayna’daki geniş çaplı savaşı boyunca Ukraynalı çocukları zorla yerinden etmesinin insanlığa karşı suç teşkil ettiğini ortaya koydu. BM’ye bağlı Bağımsız Uluslararası Ukrayna Araştırma Komisyonunun 10 Mart 2026 tarihinde yayımladığı rapora göre, Rus makamları tarafından gerçekleştirilen çocukların zorla sınır dışı edilmesi ve başka bölgelere transfer edilmesi hem insanlığa karşı suç hem de savaş suçu kapsamında değerlendiriliyor. EN AZ 20 BİN UKRAYNALI ÇOCUK KAÇIRILDI Ukrayna’nın “Savaşın Çocukları” adlı ulusal veri tabanına göre, Rusya’nın Şubat 2022’de başlattığı topyekûn işgal girişiminden bu yana Rusya tarafından işgal edilen bölgelerden en az 20 bin Ukraynalı çocuk kaçırılarak Rusya’ya veya Rus kontrolündeki bölgelere götürüldü. Komisyon raporunda, “Rus makamları tarafından işlenen insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının, en savunmasız mağdurlar arasında yer alan çocukları hedef aldığı sonucuna varılmıştır.” ifadelerine yer verildi. Söz konusu raporun 12 Mart’ta BM İnsan Hakları Konseyi’ne sunulması bekleniyor. SİSTEMATİK VE YAYGIN BİR POLİTİKA Komisyon, Rusya tarafından gerçekleştirilen çocuk kaçırma vakalarına ilişkin bin 205 olayı inceledi ve 200’den fazla kişiyle görüşme gerçekleştirdi. Yapılan incelemeler sonucunda çocukların zorla götürülmesinin “yaygın ve sistematik bir uygulama olduğunu gösteren yerleşik bir davranış kalıbı” oluşturduğu tespit edildi. Mart 2023’te Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Ukraynalı çocukların yasa dışı şekilde Rusya’ya kaçırması suçlamasıyla Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Rusya Çocuk Hakları Komiseri Maria Lvova-Belova hakkında tutuklama kararı çıkarmıştı. Moskova ise söz konusu suçlamaları reddediyor. PUTİN’İN ROLÜ VURGULANDI Raporda, üst düzey Rus yetkililerin çocukların zorla transfer edilmesindeki rolüne de dikkat çekildi. Belgede, Rusya’nın uyguladığı politikanın hayata geçirilmesinde Putin’in rolünün en başından itibaren görünür olduğu ifade edildi. Raporda ayrıca, Rusya’daki en üst düzey yetkililerden bölgesel yönetimlere ve işgal altındaki Ukrayna bölgelerindeki idarelere kadar birçok kurumun bu kaçırmaların gerçekleştirilmesi ve çocukların Rusya içinde yeniden yerleştirilmesi için koordinasyon içinde hareket ettiği belirtildi. GERÇEK SAYI ÇOK DAHA YÜKSEK OLABİLİR Ukraynalı yetkililer kaçırılan çocukların gerçek sayısının çok daha yüksek olabileceğini ifade ediyor. Ukrayna İnsan Hakları Yetkilisi Dmıtro Lubinets bu sayının 150 bine kadar çıkabileceğini belirtirken, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Çocuk Hakları Komiseri Daria Herasımçuk ise sayının 200 bin ile 300 bin arasında olabileceğini ifade etti. Kıyiv yönetimi bazı çocukların geri getirilmesi konusunda ilerleme kaydetse de şu ana kadar kaçırılan çocuklardan 2 binden daha azı ailelerine geri dönebildi.

Trump Putin'le İran, Ukrayna ve enerji krizini görüştü Haber

Trump Putin'le İran, Ukrayna ve enerji krizini görüştü

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump ile Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 9 Mart 2026 tarihinde gerçekleşen telefon görüşmesinde İran’daki savaş, Ukrayna’daki gelişmeler ve küresel enerji piyasalarındaki durumu ele aldı. Kremlin’den yapılan açıklamaya göre iki Trump ve Putin, bu yılki ilk telefon görüşmelerinde İran’daki çatışmaların hızla sona erdirilmesine yönelik Rus önerileri ile Ukrayna’daki askerî durumu değerlendirdi. Ayrıca Venezuela’nın küresel petrol piyasasına etkisi de görüşmede gündeme geldi. TRUMP PUTİN’E SESLENDİ Trump, Florida’daki golf kulübünde düzenlediği basın toplantısında görüşmenin “çok iyi geçtiğini” belirterek Putin’in İran konusunda yardımcı olmak istediğini söyledi. Trump, Putin’e hitaben “Daha faydalı olmanın yolu Ukrayna-Rusya Savaşı’nı sona erdirmek olur.” dedi. RUS PETROLÜNE YAPTIRIMLAR GÜNDEMDE Küresel enerji piyasalarındaki belirsizlik sürerken Trump yönetiminin Rus petrolüne yönelik yaptırımları kısmen gevşetmeyi değerlendirdiği bildirildi. Konuya yakın kaynaklara göre, kararın Orta Doğu’daki çatışmalar nedeniyle kesintiye uğrayan petrol arzını dengelemeyi amaçladığı ifade edildi. Planlanan seçenekler arasında özellikle Hindistan olmak üzere bazı ülkelere ABD yaptırımlarından çekinmeden Rus petrolü satın alma imkânı tanınması gibi daha hedefli adımlar da bulunuyor. ABD’nin geçen hafta Hindistan’ın denizde bulunan tankerlerdeki Rus ham petrolünü geçici olarak satın almasına izin verdiği belirtildi. Rusya Dış Politika Uzmanı Yuri Uşakov ise Trump ile Putin arasındaki görüşmenin “çok kapsamlı” olduğunu ve iki ülke arasında gelecekte yürütülecek çalışmalar açısından pratik sonuçlar doğurabileceğini ifade etti. Uşakov ayrıca Trump’ın Ukrayna’daki savaşın ateşkes ve uzun vadeli bir anlaşma ile hızla sona ermesinin ABD’nin çıkarına olduğunu düşündüğünü ileri sürdü. KÜRESEL ENERJİ KRİZİ YAŞANIYOR Görüşme, İran’daki çatışmaların ardından küresel enerji piyasalarında yaşanan dalgalanmaların ortasında gerçekleşti. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarının ardından petrol fiyatlarında, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminden sonra yaşanan dalgalanmalardan bu yana en büyük artış görüldü. Körfez ülkelerinde üretimin azalması ve Hürmüz Boğazı’nın kapanmasının enerji arzını tehdit ettiği belirtiliyor.

Moskova'da muhalefete "terör" kıskacı: Savaş karşıtı komite yasaklandı Haber

Moskova'da muhalefete "terör" kıskacı: Savaş karşıtı komite yasaklandı

Rusya'da Başsavcılığın Rusya Savaş Karşıtı Komitesini terör örgütü olarak tanıma ve ülkedeki faaliyetlerini yasaklama talebi Yüksek Mahkeme tarafından onaylandı. Kapalı kapılar ardında yapılan duruşmada karar Yargıç Oleg Nefedov tarafından açıklandı. Savaş Karşıtı Rusya Komitesi, 27 Şubat 2022’de, Rusya’nın Ukrayna’ya yönelik geniş çaplı saldırılarının başlamasının ardından kuruldu. Komitenin yayımladığı manifestoda, savaşın durdurulması ve Devlet Başkanı Vladimir Putin yönetimine karşı mücadele edilmesi hedefi yer alıyor. 2025 yılında Rusya Federal Güvenlik Servisi (FSB), Komite üyelerinin tamamı hakkında ceza soruşturması başlatmıştı. Soruşturma, “terör topluluğu oluşturma” ve “iktidarı ele geçirmeye teşebbüs” suçlamalarına dayanıyor. FSB, 2025 yılında Savaş Karşıtı Komitenin tüm üyeleri hakkında ceza davası açmıştı. Hepsi yurt dışında yaşayan, aralarında “siyasetçi ve eski Yukos CEO’su Mihail Khodorkovsky ile siyasetçiler Mihail Kasyanov, Garry Kasparov, Dmitry Gudkov, Maxim Reznik, Leonid Gozman, kamu figürü Vladimir Kara-Murza, siyaset bilimci Ekaterina Shulman, yazar Viktor Shenderovich” ve diğer önde gelen isimler de bulunuyordu. Terör örgütü kurma ve iktidarı ele geçirme maddeleri kapsamında açılan davanın başlatılma nedenleri arasında “Ukrayna’ya yardım, savaşı kınayan 2023 Berlin Deklarasyonu ve Savaş Karşıtı Komite üyelerinin Avrupa Birliği Parlamenter Meclisinde Rus demokratik güçleri için bir platform oluşturulmasına katılım” yer almaktaydı.

Kremlin'den Kırım'da yeni Ruslaştırma operasyonu Haber

Kremlin'den Kırım'da yeni Ruslaştırma operasyonu

Rus işgal yönetimi, Kırım’da Ukrayna ve Kırım Tatar kimliğini silmeye yönelik yeni bir "Ruslaştırma" programı başlattı. Moskova’nın 2036 stratejisi doğrultusunda Kırım için beş yıllık bir yol haritası hazırlayan işgal yönetimi, Yarımada'daki etnik farklılıkları “Rus kimliği” çatısı altında toplamak amacıyla dil politikalarından kültürel yaşama kadar uzanan kapsamlı bir asimilasyon sürecini devreye sokmayı planlıyor. Kırım’ın Kremlin kontrolündeki sözde "Etnik İlişkiler Devlet Komitesi", Kremlin’in talimatıyla 2036 yılına kadar sürecek yeni "Devlet Ulusal Politika Stratejisi"ni uygulamaya koyduğunu duyurdu. Sözde Etnik İlişkiler Devlet Komitesi Başkanı iş birlikçi Ruslan Yakubov tarafından basın toplantısıyla duyurulan plan, Yarımada'nın özgün kültürel dokusunu Rus kültürü lehine baskılamayı amaçlıyor. “RUS KÜLTÜRÜ VE DİLİ KORUMA” KILIFI ALTINDA RUSLAŞTIRMA STRATEJİSİ Savaş suçlusu Vladimir Putin’in Kasım 2025’te onayladığı strateji belgesine dayanan bu planın odak noktasının "Rus dilinin, kültürünün ve Rus kimliğinin korunması" olduğu açıklandı. Yakubov, “Bu kapsamda Kırım'da düzenleyeceğimiz etkinliklerde Rus dilini ve kültürünü popülerleştirmeye yönelik etkinliklere daha fazla önem vereceğiz." dedi. İşgal yönetimi, "Rus kimliğinin güçlendirilmesi" adı altında Kırım’daki Kırım Tatarları ve Ukrainler başta olmak üzere halkların kültürel eserlerini Rusçaya çevirerek özgün dilleri kamusal alandan tamamen dışlamayı hedefliyor. Bununla birlikte işgal yönetimi, temmuz ve ağustos aylarında "Rusya Biziz" (Rossiya – eto mı) başlıklı bir festival düzenleyeceğini duyurdu. Turizm sezonuna denk getirilen bu festival, Kırım’daki yerli halkların geleneklerini sergilemekten ziyade, Yarımada'yı Rusya’nın ayrılmaz bir parçası gibi göstermeyi amaçlayan bir propaganda aracı olarak kullanılacak.

Kırgız Başbakan Yardımcısı Baysalov'dan modern mankurtluk örneği: "Rus dünyasının parçasıyız" Haber

Kırgız Başbakan Yardımcısı Baysalov'dan modern mankurtluk örneği: "Rus dünyasının parçasıyız"

Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Edil Baysalov (Baisalov), ülkesinin kültürel anlamda “Rus dünyasının” bir parçası olduğunu belirterek, bu mirastan vazgeçmeyeceklerini söyledi. "RUS EDEBİYATIYLA YETİŞTİM VE BUNDAN VAZGEÇMEYİ DÜŞÜNMÜYORUM" Baysalov, 6 Şubat’ta 24.kg haber ajansına verdiği röportajda, Kırgızistan’ın kendisini Rus dünyası ve kültürünün bir parçası olarak gördüğünü ifade etti. Açıklamasında bunun siyasi değil, kültürel bir tanımlama olduğunu vurgulayan Baysalov, Rus edebiyatı ve kültürüyle yetiştiğini dile getirdi. “Biz Rus dünyasının bir parçasıyız; bu siyasi değil, kültürel bir anlam taşır. Ben büyük Rus edebiyatıyla yetiştim ve bundan vazgeçmeyi düşünmüyorum.” diyen Baysalov, Kırgızistan’ın tek dilli bir devlet olmayı da hedeflemediğini söyledi. Ülkedeki bilgi ve medya alanının büyük ölçüde Rusça içeriklerle şekillendiğini belirten Baysalov, bu nedenle Rusçanın yasaklanmayacağını ya da yapay biçimde baskı altına alınmayacağını kaydetti. Başbakan Yardımcısı, Kırgızistan yönetiminin ülkenin kültürel geçmişini ortadan kaldırmaya yönelik bir girişimde bulunduğu yönündeki iddiaları da reddetti. Baysalov, özellikle Sovyetler Birliği dönemine dair nostalji taşıyan yaşlı kuşaklara saygı duyulduğunu ifade etti. PUTİN'DEN TEŞEKKÜR GELMİŞTİ Öte yandan Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, 27 Kasım 2025’te Kırgızistan’a Rusçanın resmî dil statüsünü koruduğu için teşekkür etmişti. Putin, iki ülkenin ortak bir geçmişe sahip olduğunu belirterek, bu geçmişten kalan kültür, dil ve insanî bağların önemine dikkat çekmiş, Moskova ile Bişkek arasında birçok alanda iş birliği imkânı bulunduğunu dile getirmişti. "RUS DÜNYASI" KAVRAMININ TEHLİKESİ Kırgızistan Başbakan Yardımcısı Edil Baysalov’un, ülkesini “Rus dünyasının bir parçası” olarak tanımlayan açıklamaları, Moskova’nın post-Sovyet coğrafyada yürüttüğü kültürel ve ideolojik nüfuz politikalarını yeniden gündeme taşıdı. Moskova, “Rus dünyası” kavramını yalnızca dil ve edebiyat ortaklığı olarak sunarken, bu söylemi fiilen siyasi sadakat, tarihsel meşruiyet ve etki alanı oluşturma aracı olarak kullanıyor. Kremlin, Rusça konuşulan alanları “özel sorumluluk sahası” olarak tanımlayarak, bu bölgelerdeki iç politikalara müdahaleyi meşrulaştırıyor. Bu yaklaşım, Gürcistan, Ukrayna ve Moldova örneklerinde olduğu gibi, kültürel söylemin zamanla askerî ve güvenlik gerekçelerine dönüştürülebildiğini gösteriyor. Rusya, post-Sovyet ülkelerde; Rusçanın resmî veya fiilî üstünlüğünü korumaya, eğitim, medya ve kamu yönetiminde Rusça kullanımını teşvik etmeye ve yerel dillerin kamusal alandaki etkisini sınırlamaya odaklanıyor. Bu sayede, özellikle genç kuşakların Rus bilgi alanına entegre olması sağlanıyor. Söz konusu bu durum, ülkelerin kültürel egemenliğini ve millî kimlik inşasını zayıflatıyor. Kremlin, post-Sovyet coğrafyada ayrıca, Rus devlet medyası, Rusça yayın yapan yerel kanallar ve sosyal medya ile dijital platformlar üzerinden tek yönlü bir tarih ve siyaset anlatısı yayıyor. Bu yayınlarda Sovyet geçmişi nostaljik, Rusya ise koruyucu ve birleştirici güç olarak sunuluyor. Bu strateji, beraberinde yerel kamuoylarını Moskova merkezli düşünmeye alıştırıyor. Rusya, Sovyetler Birliği’ni sömürgeci bir yapı olarak değil, “ortak kader” ve “birlikte kazanılmış zaferler” anlatısıyla yeniden inşa ederken; özellikle II. Dünya Savaşı ve “Büyük Vatanseverlik Savaşı” söylemi üzerinden ortak hafıza yaratarak, bağımsızlık sonrası kimlik arayışlarını ikincil hâle getiriyor. Moskova, post-Sovyet ülkelerde; Rusya’da eğitim görmüş siyasetçiler, Rus kültürel çevreleriyle bağlarını koruyan bürokratlar ile ekonomik ve medya ilişkileri olan elitler üzerinden söylemini yeniden üretiyor. Bu aktörlerin açıklamaları ise, Kremlin’in bölgedeki nüfuzunu “yerel irade” gibi gösterme işlevi görüyor. UKRAYNA GERÇEĞİ BİR UYARI OLARAK ÖNE ÇIKIYOR Kırım’ın 2014 yılında uluslararası hukuka ayrıkırı bir şekilde ilhak ve işgal edilmesi ile Ukrayna’ya yönelik Şubat 2022'den bu yana devam eden topyekûn işgal girişimi ve saldırılar, “Rus dünyası” söyleminin askerî saldırıdan önce gelen ideolojik zemin olduğunu hatırlatıyor. Bu nedenle söz konusu kavram, artık birçok post-Sovyet toplumunda kültürel yakınlık değil, güvenlik tehdidi olarak algılanıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.