SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Yapay Zeka

QHA - Kırım Haber Ajansı - Yapay Zeka haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Yapay Zeka haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ukrayna, savaş alanı verilerini müttefiklerin yapay zekâ modellerine açıyor Haber

Ukrayna, savaş alanı verilerini müttefiklerin yapay zekâ modellerine açıyor

Ukrayna, Rusya’nın 24 Şubat 2022'den bu yana sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi sırasında elde ettiği savaş alanı verilerini müttefik ülkelerin yapay zekâ tabanlı insansız hava aracı (İHA) yazılımlarını geliştirmesi için erişime açtı. Ukrayna Savunma Bakanı Mıhaylo (Mykhailo) Fedorov, bu adımın insansız sistemlerin geliştirilmesini hızlandırmayı amaçladığını açıkladı. Fedorov, müttefik ülkelerin ve teknoloji şirketlerinin, yapay zekâ modellerinin eğitilmesi için gerekli olan savaş alanı veri setlerine erişim sağlayabileceği bir platform oluşturulduğunu belirtti. Platformun hassas bilgileri koruyacak şekilde tasarlandığını, ancak sürekli güncellenen veri setleri ile geniş fotoğraf ve video arşivlerinin yapay zekâ eğitiminde kullanılmasına imkân tanıyacağını ifade etti. “UKRAYNA İŞ BİRLİKLERİNE HAZIRDIR” Fedorov, Ukrayna’nın sahip olduğu savaş alanı verilerinin dünyada benzeri bulunmayan bir nitelik taşıdığını belirterek, “Bugün Ukrayna, dünyada eşi olmayan bir savaş alanı veri setine sahiptir. Bu veri seti, on binlerce muharebe uçuşu sırasında toplanan milyonlarca etiketlenmiş görüntüyü içeriyor.” dedi. Ukrayna’nın bu adımla yapay zekâ modellerinin geliştirilmesini hızlandırmayı ve elde edilen teknolojileri Rusya’ya karşı yürütülen savaşta daha etkin şekilde kullanmayı hedeflediğini vurgulayan Fedorov, müttefik ülkelerle ortak analiz, model eğitimi ve yeni teknolojik çözümlerin geliştirilmesi için iş birliğine hazır olduklarını söyledi. Ukrayna yönetimi, savaşın dördüncü yılını geride bırakırken elde ettiği deneyimi teknolojik üstünlüğe dönüştürmeye çalışıyor. Bu kapsamda, insansız ve otonom sistemlerin savaş alanındaki rolünün artırılması planlanıyor. SİHA ÖNLEME BİRLİKLERİ OLUŞTURULUYOR Ukrayna Silahlı Kuvvetleri Başkomutanı Oleksandr Sırskıy da yaptığı açıklamada, savaşın “yeni bir aşamaya girdiğini” belirterek etkili insansız araçların geliştirilme hızının artırılması gerektiğini söyledi. Sırskıy, Rus silahlı insansız hava araçlarına (SİHA) karşı koymak amacıyla Ukrayna ordusu bünyesinde “SİHA önleme birlikleri” oluşturulmaya başlandığını kaydetti. Öte yandan Ukrayna, İran yapımı Şâhed tipi insansız hava araçlarına karşı mücadele konusunda deneyim paylaşmak amacıyla bu hafta dört Orta Doğu ülkesine anti-dron uzmanları gönderdi. Bu adımın, Rusya’nın kullandığı yoğun SİHA saldırılarına karşı edinilen tecrübelerin paylaşılmasını hedeflediği belirtildi.

“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” İstanbul’da kamuoyu ile paylaşıldı Haber

“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” İstanbul’da kamuoyu ile paylaşıldı

Doğu Türkistan’daki hak ihlallerini ölçülebilir verilerle görünür kılmayı amaçlayan “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025”, 16 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenen programla kamuoyuna tanıtıldı. Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından hazırlanan endeks; din özgürlüğü, zorla çalıştırma, dijital gözetim ve çocuk hakları başta olmak üzere bölgedeki sistematik ihlalleri 14 tematik başlık altında ele alıyor. BEŞ DİLDE TARAMA, AYLIK RAPORLAMA Karar'dan Feyza Nur Çalıkoğlu'nun haberine göre tanıtımda, endeksin tek bir kaynağa dayanmadığı; Arapça, Çince, İngilizce, Uygurca ve Türkçe olmak üzere beş dilde yürütülen açık kaynak haber taramaları ile hazırlandığı belirtildi. Farklı diller ve arama motorları üzerinden yapılan taramalarla her ayın gelişmelerinin ayrı raporlaştırıldığı, böylece ihlallerin zamansal seyri ve yoğunluğunun izlenebilir hale getirildiği aktarıldı. Sunumda, çalışma boyunca haber metinlerine müdahale edilmeden kronolojik bir derleme yapıldığı özellikle vurgulandı. ENDEKSİN ANA BAŞLIKLARI: PROPAGANDA, ÇİNLEŞTİRİLME, BASKI VE TRANSFER Sunumda 2025 Endeksi’nin tematik çerçevesi, Doğu Türkistan’daki hak ihlallerinin farklı boyutlarını bir arada ele alan başlıklar üzerinden özetlendi. Buna göre “propaganda” başlığı altında, Çin Komünist Partisi’nin gazetecileri bölgeye davet etmesi ve bazı YouTuber’ların Çin odaklı içerikler üretmesi örnek gösterilerek, kamuoyuna dönük anlatının nasıl kurgulandığına dikkat çekildi. “Çinleştirilme” başlığında ise camilerin Çin mimarisine uygun biçimde yeniden inşa edilmesinin geçici bir uygulama değil, yapısal bir dönüşüm olarak değerlendirildiği ve bunun kuşaklar arası bir kültürel kesintiyi hedeflediği vurgulandı. Endekste ayrıca dini pratiklere yönelik sınırlamaların süreklilik kazandığı “dini baskı” boyutu ele alınırken, Doğu Türkistan dışındaki topluluklara yönelik takip ve baskı mekanizmaları da “sınırötesi baskı” kapsamında incelendi. “Zorla çalıştırma ve işçi transferi” başlığında, zorla çalıştırma yöntemlerinin sürdüğü ve sistematik bir işçi transfer politikasının uygulandığı tespiti paylaşıldı. “Sansür ve kısıtlama” bölümünde ise fiziksel kısıtlamalara ek olarak dijital alandaki müdahalelerin arttığı, çevrim içi alanın da denetim ve kontrol politikalarına daha yoğun biçimde dahil edildiği ifade edildi. “SANSÜR VE KISITLAMA”: YAPAY ZEKA DESTEKLİ BİLGİ YÖNETİMİ Raporun “sansür ve kısıtlama” bölümünde, internet sansürünün klasik erişim engellerinin ötesine geçerek yapay zekâ destekli, çok katmanlı bir “bilgi yönetim sistemi”ne dönüştüğü aktarılıyor. Bu çerçevede; yüz tanıma, biyometrik veri temelli sistemler ve algoritmik filtreleme/otomatik müdahale mekanizmalarının özellikle Uygurlar ve diğer Türk halklara yönelik baskı aracı haline geldiği değerlendirmesine yer veriliyor. Yerel medya boyutunda ise Xinjiang Television’un Uygurca ve Kazakça yayın yapan iki kanalının kapatıldığı, bazı yayınların Çinceye döndüğü ve içeriklerin büyük ölçüde Çinceye yöneldiği bilgisi aktarıldı. DİJİTAL GÖZETİM VE SİBER SALDIRILAR: SINIRLARI AŞAN TAKİP İDDİALARI Raporda “dijital gözlem ve siber saldırı” başlığında, Çin’in gözetim kapasitesinin uluslararası ölçekte genişlediği vurgulanıyor. 2023–2024 döneminde Çin’de ve diasporada yaşayan Tibetliler ile Uygurları hedef alan siber saldırıların arkasında, Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı ile bağlantılı olduğu iddia edilen UPSEC adlı şirketin bulunduğu öne sürülüyor. Raporda, Android ve Windows cihazlara sızarak kişisel verilere erişebilen araçlardan bahsediliyor. Ayrıca, 8 Nisan 2025’te Dünya Uygur Kongresinin (WUC) Huawei France, Hikvision France ve Dahua Technology France hakkında Paris Savcılığına başvurusuna; 28 Haziran 2025’te Kanada’nın Hikvision’un yani Çin merkezli güvenlik teknolojileri şirketinin ülkedeki operasyonlarını durdurma kararına değiniliyor. ZORLA ÇALIŞTIRMA VE İŞÇİ TRANSFERİ İDDİALARI 2025 boyunca yayımlanan uluslararası rapor ve soruşturmalarda, Doğu Türkistan’da yürütülen devlet destekli “mesleki eğitim” ve iş gücü transfer programlarının zorla çalıştırmaya dönüştüğü iddiaları öne çıktı. İnsan hakları kuruluşlarına göre Çin yönetimi, “yoksullukla mücadele” ve “kırsal iş gücünü dönüştürme” politikaları kapsamında on binlerce Uygur’u ülkenin farklı bölgelerindeki fabrikalara ve tarım alanlarına sevk ediyor. İddialara göre bu sevkler gönüllülükten ziyade yoğun gözetim ve siyasi baskı ortamında gerçekleşiyor. Uygurların toplu şekilde başka eyaletlere taşındığı; tekstil, ayakkabı, otomotiv yan sanayi, elektronik ve tarım gibi sektörlerde çalıştırıldığı belirtiliyor. Bölgedeki üretimin küresel tedarik zincirlerine entegre olması ise söz konusu iddiaları uluslararası şirketler ve ülkeler açısından da gündeme taşıyor. ÇOCUK HAKLARI: YATILI OKULLAR VE AİLEDEN KOPARMA İDDİALARI Endekste, 2017’den bu yana yürütülen kitlesel gözaltı politikalarıyla kamplara alınan ebeveynlerin çocuklarının devlet kontrolündeki yatılı okullara yerleştirilmeye devam ettiğine ilişkin iddialara yer veriliyor. Yarkent, Aksu ve Hoten’de en az altı kurumun faaliyet gösterdiği; çocukların süreç içinde polis birimleriyle takip edildiği ve ayrıntılı kayıtlar tutulduğu aktarılıyor. Raporda, yatılı okullarda eğitimin ağırlıkla Mandarin Çincesi üzerinden yürütüldüğü ve bunun dil-kimlik üzerinde etkilerine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. KEYFİ TUTUKLAMA, YARGISIZ İNFAZ VE DİNİ KISITLAMALAR İDDİALARI Raporda, keyfî tutuklamaların sistematik hale geldiği ve adil yargılanma hakkının zayıfladığı ifade ediliyor. Sakal bırakmak, telefonda dini içerik bulundurmak gibi pratiklerin dahi suç unsuru sayılabildiğine dair örnekler aktarılıyor. Dini özgürlükler başlığında, Ramazan döneminde oruç tutmanın fiilen engellendiği ve bazı yerleşimlerde kişilerin gündüz yemek yediğini gösteren video istendiğine ilişkin iddialara yer veriliyor. GERİ GÖNDERMELER: TAYLAND ÖRNEĞİ “Geri gönderme” bölümünde, üçüncü ülkeler üzerinden Çin’e iade riskine dikkat çekiliyor. Raporda, 27 Şubat 2025’te Tayland’dan 48 Uygur’un Çin’e gönderildiği ve bunun uluslararası düzeyde geri göndermeme ilkesine aykırı olduğu yönünde eleştiriler bulunduğu aktarılıyor. “DİJİTAL APARTHEİD” VURGUSU VE 2024–2025 KIYASLAMASI Sunumda baskının “sürekli, geniş ölçekli ve dijitale endeksli” biçimde yürütüldüğü belirtilerek, “Doğu Türkistan modeli dünyanın dijital aparteidi” ifadesinin öne çıktığı aktarıldı. 2024’te baskı mekanizmalarının kurumsallaştığı, 2025’te ise daha otomatik hale geldiği değerlendirmesi paylaşıldı. Karşılaştırmalı analiz bölümünde, 2024’te daha “güvenlik odaklı” bir çizginin öne çıktığı; 2025’te buna ek olarak propaganda ağırlıklı bir devlet söyleminin güçlendiği belirtildi. Sunumda ayrıca ABD’nin Çin’den gelen ürünlerde zorla çalıştırma şüphesi yaklaşımı da hatırlatıldı. “FİLLER TEPİŞİYOR, EZİLEN BİZ OLUYORUZ” Panel bölümünde söz alan Mazlumder Genel Başkanı Kaya Kartal, Doğu Türkistan’da uygulanan yasaların vatandaşları koruma amacı taşımadığını, aksine “belli bir kalıba sokmak” için işletildiğini söyledi. “Çinlileştirme” politikaları kapsamında din alanında yeni bir yapı kurulduğunu savunan Kartal, günlük yaşam pratiklerinin dahi suç unsuru haline getirildiğini ifade etti. Türkiye bağlamında ise Göç İdaresi uygulamaları ve bazı yargı süreçlerine dikkat çekerek, geri göndermeme yasağının hem Anayasa’da hem uluslararası hukukta yer aldığını hatırlattı. Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nden (UMHD) Zeynep Ertekin ise konuşmasında, mahkemelerin Uygur yabancılara ilişkin verdiği geri gönderme kararlarına ve “tahdit kodları” uygulamalarına değindi. İstanbul 16. ve 18. İdare Mahkemeleri’nin Uygur yabancılar hakkında verdiği geri gönderme kararlarına dikkat çekti. Türkiye’nin uzun yıllar Uygurlar açısından güvenli bir ülke olarak görüldüğünü belirten Ertekin, ancak geçtiğimiz yıl mahkemelerce verilen kararlarla bu algının tersine bir uygulama pratiğinin ortaya çıktığını söyledi. Menşe ülkeyle istihbarat paylaşımı iddialarını gündeme getiren Ertekin, bazı Uygurların terör suçlamalarıyla karşı karşıya bırakıldığını savundu. Geri göndermeme ilkesinin fiilen zedelendiğini öne süren Ertekin, konuşmasını “Filler tepişiyor, ezilen biz oluyoruz” sözleriyle tamamladı. Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) temsilcisi Hüseyin Dişli ise hazırlanan endeksin hukuki açıdan bir “delil havuzu” niteliği taşıdığını belirterek, raporda yer alan verilerin ileride yapılacak ulusal ve uluslararası başvurular açısından referans teşkil edebileceğini ifade etti. Panelde ayrıca İstiqlal TV’den Muhammet Ali Atayurt da değerlendirmelerde bulundu.

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: Her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız Haber

ABD Dışişleri Bakanı Rubio: Her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, 14 Şubat 2026 tarihinde Münih Güvenlik Konferansı (MSC) kapsamında gerçekleştirilen “Dünyada ABD” başlıklı panelde konuştu. Müttefiklik ilişkilerini geleneksel askerî kalıpların dışına çıkararak medeniyet temelli bir ortaklığa vurgu yapan Rubio'nun konuşmasında en dikkat çeken nokta ise, ABD’nin tek başına hareket etme kapasitesine duyduğu güven ile Avrupa’ya olan manevi bağlılığı arasındaki denge oldu. RUBİO: AVRUPA'NIN GÜÇLÜ OLMASINI İSTİYORUZ ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, konferansın ilk kez düzenlendiği 1963'ten bu yana dünyada farklı gelişmelerin yaşandığını anımsattı. ABD Başkanı Donald Trump liderliğinde tarihte yapılan hatalarla yüzleşmeyi ve yeniden inşa etmeyi bir borç bildiklerini aktaran Rubio, "ABD, gururlu, egemen ve canlı bir gelecek vizyonuyla hareket ederek yenilenme ve yeniden yapılanma görevini bir kez daha üstleniyor. Gerekirse bunu tek başımıza yapmaya hazırız ancak Avrupa'daki dostlarımızla birlikte yapmayı tercih ediyor ve umuyoruz. ABD ve Avrupa olarak birbirimiz aidiz." değerlendirmesinde bulundu. Rubio, ABD ve Avrupa'nın derin bağlarla birbirine bağlı olduğuna işaret ederek, "İşte bu yüzden biz Amerikalılar bazen doğrudan ve acil davranabiliyoruz. Bu nedenle Trump da Avrupa'daki dostlarımızdan ciddiyet ve karşılık bekliyor. Bunun nedeni değerli dostlarım sizi çok önemsiyor olmamız. Zaman zaman yaşanan anlaşmazlıklar, sadece ekonomik ve askeri değil, manevi ve kültürel olarak da bağlı olduğumuz Avrupa'ya derin kaygımızdan kaynaklanıyor. Avrupa'nın güçlü olmasını istiyoruz. Avrupa'nın hayatta kalması gerektiğine inanıyoruz." dedi. Dünyayı değiştiren fikirlerin temellerinin Avrupa'da atıldığını, edebiyat ve sanat dünyasına yön veren isimlerin Avrupa'da doğduğunu ve birçok önemli eserin Avrupa'da bulunduğunu iddia eden Rubio, ittifakların sadece askeri işbirliğine değil, teknolojik rekabet, tedarik zinciri güvenliği, yapay zeka ve uzay araştırmaları gibi gelişmekte olan sektörlere de odaklanması gerektiğini vurguladı. "ABD, HER ZAMAN AVRUPA'NIN BİR ÇOCUĞU OLACAK" Rubio, Birleşmiş Milletler'in (BM) dünyada iyilik için hala muazzam bir potansiyele sahip olduğunu ancak baskı gerektiren konularda rol oynayamadığını savunarak, "Gazze'deki savaşı çözemediler. Kırılgan da olsa ateşkesi sağlayan ABD oldu. Ukrayna'daki savaşı çözemediler. ABD ve bugün burada bulunan birçok ülkenin liderliğinde barış müzakereleri için iki taraf masaya oturabildi." şeklinde konuştu. ABD'nin İran ve Venezuela'daki tehditlere yönelik de adımlar attığını kaydeden Rubio, sözlerini şöyle sürdürdü: Mükemmel bir dünyada tüm bu sorunlar ve daha fazlası diplomatlar ve sert ifadeli kararlar sayesinde çözülür. Ancak mükemmel bir dünyada yaşamıyoruz. Vatandaşlarımızı açıkça tehdit eden ve küresel istikrarımızı tehlikeye atanların, kendilerinin de rutin olarak ihlal ettikleri uluslararası hukukun soyut kavramlarının arkasına saklanmalarına izin vermeye devam edemeyiz. Başkan Trump ve ABD'nin izlediği yol budur. Avrupa'daki sizlerden de bize katılmanızı istediğimiz yol budur. Daha önce birlikte yürüdüğümüz ve tekrar birlikte yürümeyi umduğumuz yol budur. Rubio, ABD tarihinin birçok yerinde Avrupa'dan izlerin yer aldığını ve birlikte hareket etmenin önemini vurgulayarak, "Biz Amerikalılar için evimiz Batı Yarım Küre'de olabilir ancak her zaman Avrupa'nın bir çocuğu olacağız." dedi. "RUSLARIN SAVAŞI SONLANDIRMA KONUSUNDA CİDDİ OLUP OLMADIKLARINI BİLMİYORUZ" Panelin soru-cevap kısmında Ukrayna'daki savaşı değerlendiren Rubio, savaşın sona ermesi için soruların daraltıldığını ancak cevaplanması en zor soruların kaldığını ifade ederek, "Rusların savaşı sonlandırma konusunda ciddi olup olmadıklarını bilmiyoruz. Onlar hangi şartlar altında bunu yapacaklarını söylüyor, biz de Ukrayna için kabul edilebilir olanları bulabiliriz. Test etmeye devam ediyoruz." ifadelerini kullandı. Rubio, Çin-ABD görüşmesine ilişkin de dünyanın iki büyük ekonomisi ve gücünün iletişim kurma sorumluluğu olduğuna işaret ederek, Çin ile uzun vadede üstesinden gelinmesi gereken zorlukların bulunduğunu kaydetti.

Kazakistan'dan yapay zekâ kanunu: İnsan merkezli yapay zekâ devri başladı Haber

Kazakistan'dan yapay zekâ kanunu: İnsan merkezli yapay zekâ devri başladı

Kazakistan, yapay zekâ sistemlerinin güvenliğini, şeffaflığını ve insan haklarına uygunluğunu güvence altına alan kapsamlı bir yasal düzenlemeye imza attı. Kabul edilen yeni kanunla birlikte, Türkistan coğrafyasının dijital liderliğine soyunan Kazakistan’ın yapay zekâ konusundaki devlet politikası da resmîleşmiş oldu. Kabul edilen kanun kapsamında insan hakları ve özgürlükleri, eşitlik, adalet, hesap verebilirlik, algoritmaların şeffaflığı, gizlilik ve kişisel verilerin korunması ile yapay zekâ sistemlerinin güvenliği güvence altına alındı. ÖNCELİK KULLANICILAR OLACAK Kanun kapsamında kullanıcıların, yapay zekânın özellikleri, sınırlamaları ve yapabilecekleri açısından bilgilendirilmesi zorunlu kılındı. Hakların ve meşru menfaatlerin korunmasına, otomatik veri işleme ve bu sürecin sonuçları hakkında bilgilendirilme hakkına sahip olacak vatandaşların aynı zamanda bu sürece itiraz etme hakkına da sahip olacağı ifade edildi. Öte yandan, yapay zekânın biyometrik veya sosyal verilere dayalı ayrımcılığa yönelik kullanılmasının, insani duyguların rıza haricinde tanımasının ve insanların yaş, sağlık durumu, sosyal statü gibi hassas bilgilerin sabote etmesinin önüne geçilecek. Yapay zekânın ürebileceği uygunsuz içerikler kısıtlanırken kişisel verileri kötüye kullanması da yasaklanacak. İNSAN EMEĞİ, TELİF HAKLARIYLA KORUNACAK Ayrıca, kanun dâhilinde yapay zekâ ile yapılmış olan sosyal medya içeriklerinin, malların ve yapay zekâdan yararlanan hizmetlerin belirtilmesinin zorunlu kılınacağı aktarılırken telif hakkının ise, yalnızca insan emeği bulunduğu takdirde tanınacağı ve yapay zekâya girilen komutların yasalar tarafından korunacağı belirtildi. Kazakistan’da yapay zekânın gelişimi adına sorumluluğun alındığı güvenli ve insanı merkeze alan bir ortam sunacak olan kanunun, inovasyon ve vatandaşların haklarının korunduğu ve dijital ekonominin sürdürülebilir kalkınması açısından önemli bir adım teşkil ettiği bildirildi.

Azerbaycan'da 240 megavat kapasiteli rüzgar enerjisi santrali açıldı Haber

Azerbaycan'da 240 megavat kapasiteli rüzgar enerjisi santrali açıldı

Azerbaycan’da 240 megavat kurulu güce sahip "Hızı-Abşeron Rüzgar Enerjisi Santrali", 8 Ocak 2026 tarihinde Gülistan Sarayı'nda düzenlenen törenle hizmete açıldı. Suudi Arabistan merkezli ACWA Power şirketi tarafından inşa edilen santralin Bakü’deki açılış törenine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de katıldı. ALİYEV: ÜRETİM KAPASİTEMİZ YAKLAŞIK 10 BİN MEGAVATA ULAŞTI Törende yaptığı konuşmada Cumhurbaşkanı Aliyev, ülkede enerji sisteminin modernleştirilmesi ve geliştirilmesinin son yıllarda temel önceliklerden biri olduğunu belirterek, yaklaşık 20 yılda enerji üretim kapasiteleri, büyük ölçekli trafo merkezleri ve iletim hatlarının tamamen yenilendiğini söyledi. Aliyev, santralin temelinin 2022 yılının ocak ayında atıldığını hatırlatarak, projeye yatırım yapan Suudi Arabistan merkezli ACWA Power ile başta Çinli Power China olmak üzere emeği geçen tüm kurum ve çalışanlara teşekkür etti. Son 20 yılda ülkede oluşturulan enerji üretim kapasitesinin önceki dönemlere kıyasla yaklaşık üç kat arttığını vurgulayan Aliyev, "Bugün üretim kapasitemiz yaklaşık 10 bin megavata ulaştı. Bu, tabiri caizse tarihi bir rekordur." dedi. Aliyev, ilerleyen yıllarda çok sayıda yenilenebilir enerji üretim tesisinin devreye alınacağını bildirerek, bu artışın hem iç talebin karşılanmasına hem de elektrik enerjisi ihracatının büyütülmesine imkan sağlayacağını ifade etti. HAZAR'IN RÜZGAR POTANSİYELİ, ULUSLARARASI DEĞERLENDİRMELERE GÖRE 157 GİGAVAT SEVİYESİNDE Azerbaycan'da kısa süre önce 230 megavat kapasiteli bir güneş enerjisi santralinin işletmeye alındığını anımsatan Aliyev, bugün açılışı yapılan 240 megavatlık rüzgar enerjisi santralinin yanı sıra, işgalden kurtarılan Cebrayıl ilinde üç güneş enerjisi santralinin inşa edildiğini ve bu santrallerin toplam kapasitesinin 340 megavat olduğunu anlattı. Aliyev, Azerbaycan'ın coğrafi konumunun ülkenin her bölgesinde yenilenebilir enerji üretimine elverişli olduğunu kaydederek, "Hazar Denizi'nin Azerbaycan sektöründeki rüzgar potansiyeli, uluslararası değerlendirmelere göre 157 gigavat seviyesindedir." şeklinde konuştu. ALİYEV'DEN YERLİ VE YABANCI ŞİRKETLERE YATIRIM DAVETİ Azerbaycan'ın bölgenin güvenilir ve büyük elektrik üretim kapasitesine sahip ülkelerinden biri olacağına inandığını belirten Aliyev, "Yabancı yatırımcıları yenilenebilir enerji alanına ve yüksek miktarda elektrik enerjisi gerektiren sektörlere davet ediyorum. Yerli ve yabancı şirketleri özellikle yapay zeka, veri merkezleri ve yüksek enerji talebi bulunan diğer alanlara yatırım yapmaya davet ediyorum." ifadelerini kullandı. Azerbaycan'a bugüne kadar 300 milyar dolardan fazla yabancı yatırım çekildiğini ve ülkenin mali durumunun oldukça olumlu olduğunu söyleyen Azerbaycan lideri, enerji üretim kapasitelerine ilişkin değerlendirmelerde de bulunarak, "İmzalanan sözleşmeler çerçevesinde 2030 yılına kadar 6, 2032 yılına kadar ise toplamda 8 gigavat kapasiteli rüzgar ve güneş enerjisi santralleri inşa edilecektir." dedi. Hidroelektrik santrallerinin potansiyelinin de eklenmesiyle ülkenin toplam enerji kapasitesinin daha da artacağına işaret ederen Aliyev, son beş yılda Karabağ ve Doğu Zengezur'da devlet kaynaklarıyla yaklaşık 40 küçük hidroelektrik santralinin inşa edildiğini, bu santrallerin toplam kapasitesinin 300 megavatı aştığını kaydetti. Ermeni işgalinden kurtarılan bölgelerdeki hidroelektrik potansiyeline ilişkin haritaların da hazırlandığına değinen Aliyev, "Kurtarılan bölgelerdeki potansiyel hidroelektrik santrallerinin haritası da çizildi ve sadece bu bölgede yaklaşık 500, belki 600 megavat kapasiteli küçük hidroelektrik santralleri inşa edeceğiz. Bunun neredeyse yarısı zaten hazır ve kurtarılan bölgeler de dahil olmak üzere tüm ülke tek bir şebekeye bağlı ve her yöne enerji akışının gönderilmesi ve alınması da sağlanmış durumda." diye konuştu.

Azerbaycan, dijital dönüşüm ve yapay zekâda tarihi başarı elde etti Haber

Azerbaycan, dijital dönüşüm ve yapay zekâda tarihi başarı elde etti

Azerbaycan, 2026 yılına hızlı bir giriş yaptı. Oxford Insights tarafından yayınlanan "2025 Hükûmet Yapay Zeka Hazırlık Endeksi" raporuna göre Azerbaycan, bir yıl içerisinde tam 41 basamak birden yükselerek 70. sırada yerini aldı. AZERBAYCAN, GÜNEY KAFKASYA'DA LİDERLİĞİ ELDE ETTİ Raporda Gürcistan’ın 43,10 Ermenistan’ın ise 37,17 puan alması dolayısıyla Azerbaycan, 48,96 genel puan ile Güney Kafkasya bölgesinde yüksek sonucu elde etti. Teknolojideki ilerlemesini bu vesileyle tüm dünyaya kanıtlayan Azerbaycan, 2024 yılında 39,92 olan genel puanını 2025 yılı içerisinde ciddi oranda artırarak istikrarlı büyümesini gözler önüne serdi. AZERBAYCAN’IN 2025-2028 YILLARI İÇİN YAPAY ZEKÂ STRATEJİSİ NEDİR? Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev, 19 Mart 2025 tarihinde Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 2025-2028 yılları için yapay zekâ stratejisinin onaylanması hakkında bir kararname imzalamıştı. Yapay zekânın gelişiminin hızlandırılması, bu alanda araştırmaların yapılmasının teşvik edilmesi, yapay zekâ üzerine bilgi teknolojilerinin ve onların yönetim mekanizmalarının iyileştirilmesi, yapay zekâ altyapısının erişilebilirliğinin sağlanması ve nitelikli insan kaynağı potansiyelinin güçlendirilmesi konularına ilişkin kararnameyle, "Azerbaycan Cumhuriyeti'nin 2025-2028 Yılları için Yapay Zekâ Stratejisi" onaylanmıştı. Özellikle AZCON Holding bünyesinde faaliyet gösteren Azerbaycan Ulusal Yapay Zekâ Merkezinin (AI Academy) çalışmaları, kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesinde ve ulusal yapay zekâ platformlarının oluşturulmasında kritik rol oynamaya devam ediyor. YAPAY ZEKÂ, TÜRK DÜNYASINA ENTEGRE OLUYOR Oxford Insights'ın raporunda ayrıca; Türkiye 58,10 puanla 48., Kazakistan 55,86 puanla 60., Özbekistan 54,69 puanla 62., Kırgızistan 33,69 puanla 116., Türkmenistan ise 20,75 puanla 166. sırada yer alıyor.

Türk dünyasının dezenformasyonla mücadelesi Ankara'da ele alındı Haber

Türk dünyasının dezenformasyonla mücadelesi Ankara'da ele alındı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından “Türk Devletleri Dezenformasyonla Mücadele Forumu” başlıklı kapsamlı programın açılışı, 18 Aralık 2025 tarihinde yapıldı. Başkent Ankara'da Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üye ve gözlemci ülkelerin basın mensuplarını bir araya getiren ve iki gün sürecek etkinlik, açılış ve protokol konuşmaları ile başladı. DEZENFORMASYONDA MÜCADELE İÇİN ORTAK YAKLAŞIM ŞART TDT Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman, konuşmasına UNESCO 43. Konferansı’nda kabul edilen 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü kutlayarak başladı. Kocaman, “Bu özel gün ortak kimliğimizin temelini oluşturan dil mirasımızın ne kadar köklü ve zengin olduğunu bize bir kez daha hatırlatmaktadır.” dedi. Dezenformasyon, ile asparagas haberlerin her geçen gün daha da yaygın hale geldiğini vurgulayan Kocaman, etkili bir mücadele için güçlü koordinasyon, karşılıklı güven ve ortak bir yaklaşımın şart olduğunu kaydetti. Kocaman, “Bu toplantı yalnızca bir etkinlik değil, geçmişten bu yana medya alanında sürmekte olan çatışmalarımızdan dolayı ortak taahhütlerimizin somut eylemlere dönüştürülmesi yönünde atılmış bir adımdır.” diye konuştu. "DEZENFORMASYON ÇERÇEVESİNDEKİ TEHDİT HAKİKATE TEHDİTTİR" Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, 15 Aralık Dünya Türk Dili Ailesi Günü’nü kutlayarak başladığı konuşmasında, ortak alfabe ile yayımlanan Türk Dünyası Vizyon Belgesi'nin hayırlı olmasını diledi. Duran, TDT’nin 16 yıldır “Dilde, fikirde, işte birlik” şiarıyla ekonomik entegrasyondan, ulaştırma koridorlarına savunma iş birliğinden, eğitim ve kültür politikalarına kadar pek çok alanda çalışmalar yürüttüğünü ve yeni hedefler belirlediğini vurguladı. Ayrıca “Dezenformasyon çerçevesindeki tehdit aslında hakikate karşı bir tehdittir.” diyen Duran, bunun giderek uluslararası alana yayıldığını aktardı. Millî güvenlik, toplumsal istikrar ve uluslararası itibarı doğrudan ilgilendiren bir mesele olduğunu ifade eden Duran, dezenformasyonun algı oluşturma veya toplumları kutuplaştırma amacı taşıdığını da sözlerine ekledi. İletişim Başkanı, savaşın artık askerî boyutta olmadığını, yeni yüzyılda medyadaki dezenformasyon ile yapıldığına dikkat çekti. Türkiye’de İletişim Başkanlığı çatısı altında asparagas haberlere karşı 2022 yılında Dezenformasyonla Mücadele Merkezi kurulduğunu anımsatan Duran, “Yanlış bilgileri, kurgusal içerikleri ifşa ediyoruz, algı operasyonlarına karşı mücadele veriyoruz.” ifadelerini kullandı. Açılış konuşmalarının ardından heyet başkanlarının protokol konuşmaları gerçekleşti. TEKNOLOJİ İLE DEZENFORMASYON YAYILDI Azerbaycan Cumhuriyeti Medya Kalkınma Ajansı Başkanı Ahmet İsmayılov, teknolojinin getirdiği gelişmelerle dezenformasyon dalgasının yayıldığını vurguladı. Yürekten birleşen TDT ülkelerinin ortak problemi olduğunu söyleyen İsmayılov, dezenformasyonun önüne geçilmesi adına müzakerelerin yapılmasını ve ülkeler arası iş birliği ile çalışılması gerektiğini kaydetti. KAZAKİSTAN'DAN DEZENFORMASYONA KARŞI 3 ÖNERİ Kazakistan Cumhuriyeti Kültür ve Enformasyon Bakan Yardımcısı Ahmet İskakov ise Kazakistan’ın dezenformasyon alanında iş birliğini genişletmeyi destekleyen bir ülke olduğunu vurguladığı konuşmasında, dezenformasyonun engellenmesi ve doğru bilgi paylaşımının yapılması için üç öneride bulundu. İskakov, “Her şeyden önce, dezenformasyonu izlemek için bir uzman platformunun kurulması ve bulunması gerekmektedir. İkinci olarak, düzenli araştırma yapmak, ağ analisti konseyinin geliştirilmesi gerekmektedir. Üçüncüsü ise yeni nesil gazetecilerin ve medya profesyonellerinin eğitimi çok önemli bir iş birliğidir.” şeklinde konuştu. İskakov, Türk devletlerinin çabalarını birleştirerek, “Modern bilgi zorluklarını etkili bir şekilde ele alabilecek, karşılıklı güveni güçlendirebilecek ve Türk dünyasının olumlu ve yapıcı gündemini uluslararası sahnede tanıtılabilecek dayanıklı bir sistem kurulacağından emin olduğunun” altını çizdi. Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon ve Gençlik Politikası Bakan Yardımcısı Marat Tagaev de dezenformasyon konusunda Türk devletleri arasındaki iş birliğine dikkat çekti. Tagaev ayrıca forumun TDT bünyesindeki ortak anlayışı yansıttığını ve Kırgızistan'ın aktif katılım sağlayacağını belirtti. "ÖZBEKİSTAN GÜVENİ SAĞLAMLAŞTIRMAYA YÖNELİK GİRİŞİMLERİ DESTEKLEMEYE HAZIR" Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Medya İçerik Üretim Merkezi Direktörü Kobuljon Ahmedov, dijital ortamdaki zorluğun dezenformasyona kapı araladığını aktardı. Ahmedov, “Özbekistan bugün açık bir bilgi ortamı, kaliteli içerik ve medya okuryazarlığının geliştirilmesine yönelik istikrarlı reformlar gerçekleştirmektedir.” diyerek üniversiteler ve uluslararası ortak kurumlarla eğitim programları düzenlenebileceğine işaret etti. Ahmedov, “Özbekistan, Türk Devletleri Teşkilatı çerçevesinde bilgi alanındaki iş birliğini daha da derinleştirmeye, ortak projeler uygulamaya ve genel bilgi alanında güveni sağlamlaştırmaya yönelik tüm girişimleri desteklemeye hazırdır.” ifadelerini kullandı. KKTC'DE DEZENFORMASYON AYRI BİR ÖNEM TAŞIYOR Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ise, medya ve enformasyonun KKTC için soyut bir anlamı olmadığını, kolektif hafızanın, varoluş mücadelesinin ve meşru haklarının ayrılmaz bir parçası olduğunu vurguladı. 1960 ve 1970’lı yıllarda gündemde olması gerekirken Kuzey Kıbrıs Türk halkının yaşadığı acıların susturulduğunu belirten Ertuğruloğlu, bu nedenle dezenformasyonun önemine değindi. Ertuğruloğlu, “Sesimizin sizler aracılığıyla duyulması bakış açımızın medya platformlarınızda yer bulması halkımızın kendini daha güvende ve güçlü hissetmesini sağlamaktadır.” değerlendirmesini yaparak TDT üye ülkelere birliktelik mesajı verdi. Aile fotoğraf çekiminin ardından program, TDT üye ve gözlemci ülkelerin medya temsilcilerinden oluşan panelistlerin kapsamlı sunumuyla devam etti. "TÜRK DÜNYASI'NI HEDEF ALAN DEZENFORMASYON ÖRNEKLERİ VE MÜCADELE ÇALIŞMALARI" Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Dezenformasyonla Mücadele Merkezi Koordinatörü Deniz Demir’in moderatörlüğünü yaptığı “Türk Dünyası’nı Hedef Alan Dezenformasyon Örnekleri ve Mücadele Çalışmaları” başlıklı panelde; Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan, Özbekistan ve KKTC’den gelen medya temsilcileri yer aldı. Azerbaycan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Sivil Toplum Kuruluşlarıyla Çalışma ve İletişim Departmanı İletişim Politikası Sektörü Başkanı Cavid Musayev, yapay zekâ aracılığıyla dezenformasyona çok kez şahit olduklarını dile getirdi. Musayev bir ülkenin işgal edilmesi için artık yalnızca saldırının olmadan, dijital ortamda bile yapılabileceğini söyledi. Yabancı medya mensuplarının Karabağ Savaşı’nı yerinde haber yaptıklarını kaydeden Musayev, “Her gün basın toplantısı ile Azerbaycan devleti, yabancı medya mensuplarına malumatlar verdi.” diyerek dezenformasyonun önüne geçtiklerini ifade etti. Azerbaycan ve Türkiye ortaklığında dezenformasyonun engellenmesi adına birlikte çalıştığını sözlerine ekleyen Musayev, bunun TDT çatısı altında yapılmasının faydalı olacağını vurguladı. TEKNOLOJİ YENİ SORULARI VE SORUNLARI BERABERİNDE GETİRDİ Kırgız Cumhuriyeti Kültür, Enformasyon ve Gençlik Politikası Bakanlığı Bilgi Politikası Departmanı Başuzmanı Zarina Taştanova Kalmuratova, akıllı telefonların ve akıllı saatlerin yeni çağda popülerleşmesiyle yeni soruların ve sorunların ortaya çıktığına değindi. Eskiden çocukların “yabancılarla konuşma” sözleriyle büyütüldüğünü ancak şu anda internet ortamında yabancılarla konuşulduğunun altını çizen Kalmuratova, medya okuryazarlığının doğru kullanılması gerektiğini vurguladı. Kalmuratova, Kırgızistan’ın Tündük Devlet Dijital Platformu ile dolandırıcılara geçit vermediğini belirterek, bu hususta alınan önlemlerden birini örnek gösterdi. Kalmuratova sözlerine, “İstanbul, Türkiye’nin kalbi, Ankara ise Türkiye’nin beyindir. Burada oturan gazeteciler ve medya mensupları için bu bilgi paylaşımı çok faydalı olacak.” ifadeleriyle son verdi. Öte yandan Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Medya İçerik Üretim Merkezi Daire Başkanı Tohir Umarov ise ülkesinin kitle araçlarıyla ilgili eğitimler verdiğinden bahsetti. Dijital çağdaki dezenformasyonun insan kaynaklı olduğuna dikkat çeken Umarov, meselenin soruna yanıt vermek değil, faaliyetleri engellemek olduğunun altını çizdi. Umarov, “21. yüzyıla ayak uydurarak bu hususlarda çalışıyoruz. Bu yanlış bilgiler çok hızlı dolaşıma giriyor. Oldukça güçlü, hakiki bilginin dolaşıma sokulmasındaki sorumluluğumuz bunun tam tersine içerik üretmektir.” dedi. Umarov, Türk dünyası ülkelerinin bu alanda iş birliği yapması gerektiğine de işaret etti. "MEDYA OKURYAZARLIĞINDA DOĞRULAMA BECERİSİ ZORUNLULUKTUR" Son olarak Türk Ajansı Kıbrıs (TAK) Müdürü Fehmi Gürdallı, iletişimi kolaylaştıracağı düşünülen internet ortamının beraberinde sahte haber, sahte içerik, güvensizlik ve kutuplaşma getirdiğini belirtti. Yalan haberin doğru haberden 6 kat daha hızlı yayıldığını vurgulayan Gürdallı, doğru haber yayınlanması halinde bile dezenformasyonun önüne geçilemediğini aktardı. Gürdallı, “Medya okuryazarlığı sadece içerik tüketme değil; şüphe, sorgulama ve doğrulama becerisini beraberinde getirdi, nitekim bu artık bir zorunluluktur. Dijital medya analizi ve dijital medya içeriklerinin değerlendirilmesi, veri okuryazarlığı, analiz etme ve sonuç çıkarma becerileri, dijital güvenlikte kişisel verilerin korunması ve bu alanın ne kadar geniş bir yelpazede ele alındığının bir göstergesidir.” yorumunu yaptı. TAK Müdürü, basının daha çok Batı merkezli olduğunu ancak günümüzde Rusya ve Çin etkisiyle dezenformasyonun arttığını kaydetti. Gençlerin ve yaşlıların yalan haberlere daha fazla kapıldığını aktaran Gürdallı, sosyal medyanın bu konuda etkili olduğunu dile getirdi. Gürdallı, “Bu nedenle Türk dünyası ortak bir dijital eğitim ve medya okuryazarlığı planını hayata geçirmeli.” önerisinde bulundu. Gürdallı sözlerini, "Sahte haberle dezenformasyon hayatî önem taşıyor. Bu mücadele son derece elzemdir. Aksi halde yeni nesilleri dezenformasyon kampanyalarıyla baş başa bırakmanın bedeli hepimiz için ağır olacaktır." ifadeleriyle bitirdi. Program, toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi.

Kazakistan'da hedef 100 bin yabancı öğrenci Haber

Kazakistan'da hedef 100 bin yabancı öğrenci

Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev, hâlihazırda 31 bin yabancı öğrencinin okuduğu Kazakistan üniversitelerine, 2029 yılına kadar 100 bin yabancı öğrencinin alınmasının hedeflendiğini açıkladı. Yabancı öğrenciler için vizede ve diğer bürokratik işlemlerde kolaylık sağlanacak. Kazakistan üniversitelerinden en yüksek ortalamayla mezun olan yabancı öğrenciler için ise bir istihdam programı düzenleneceği açıklandı. DÜNYADAKİ EN İYİ ÜNİVERSİTELER İLE İŞ BİRLİĞİ Kazakistan Cumhurbaşkanlığı basın servisi tarafından yapılan açıklamaya göre; Kazakistan’ın başkenti Astana’da ikincisi düzenlenen Uluslararası Stratejik Ortaklar Forumu’nda Tokayev, Kazakistan’ın dünyadaki en iyi üniversiteler arasında bulunan 40 üniversiteyle iş birliği kurup 33 yabancı üniversite kampüsünün açıldığını ifade etti. Kazakistan Cumhurbaşkanı, Türkistan coğrafyasındaki ülkelerin Kazakistan’a yüksek öğretim alanında ve yabancı öğrencileri çekmekte önemli fırsatlar sunduğunu belirtti. KAZAKİSTAN’DA AKADEMİ CANLANIYOR Tokayev, Kazakistan’ın dünya çapında önde gelen bir akademi merkezi olmak adına son derece meşakkatli fakat mühim bir yola adım attığını belirterek, “Çoğu yabancı üniversite kampüsünde İngilizce, Rusça ve Çince dillerinde eğitim verilmesi çok önemli. Milletlerin, kişilerin ve kurumların eğitim alanındaki rekabette öne çıkabilmesi adına çok dillilik her zaman önemli olmuştur ve olmaya da devam edecektir. Dolayısıyla Kazakistan’ın küresel akademik camianın ayrılmaz bir parçası olması adına, bu önemli adımı farkındalıkla atıyoruz. Bununla birlikte, her yabancı üniversite kampüsünde Kazak Türkçesi ve Kazakistan’ın tarihi üzerine zorunlu dersler verilmektedir. Yabancı öğrencilerimizin millî bilincimiz ve kültürümüz adına bilgi sahibi olması adına bu derslerin önemi yadsınamaz.” ifadelerine yer verdi. NÜKLEER ENERJİ SEKTÖRÜNE ELEMAN YETİŞTİRİLECEK Yabancı üniversitelere ait kampüslerin açılmasının mühendislik ve bilişim teknolojileri eğitimini geliştirme hedefleri yönündeki önemini vurgulayan Tokayev, nüleer enerji sektöründe çalışacak personellerin eğitimine özel önem gösterildiğini söyledi. Tokayev, Kazakistan’ın bir yapay zekâ modeli olan ChatGPT temelli eğitim araçlarını bulunduracak bir pilot projeyi hayata geçirdiğini duyurdu ve asıl hedefin eğitim, bilim ve sektör arasında doğrudan bir bağlantı oluşturmanın olduğunu dile getirdi.

Kazakistan Başbakanı Bektenov: Enerji açığı için hibrit santraller geliştirmeliyiz Haber

Kazakistan Başbakanı Bektenov: Enerji açığı için hibrit santraller geliştirmeliyiz

Kazakistan Başbakanı Oljas Bektenov, ülkede artan elektrik açığına dikkat çekerek, enerji sektöründe hibrit santrallerin geliştirilmesinin zorunlu hale geldiğini vurguladı. Bektenov, hükûmet toplantısında yaptığı açıklamada, “Enerji tüketimi her yıl artıyor. Yeni sanayi tesisleri, veri merkezleri ve dijital altyapı için elektriğe olan ihtiyaç kritik düzeyde” dedi. NÜKLEER ENERJİ VE DİJİTALLEŞME ÖNCELİKLİ ALANLAR Bektenov, enerji talebine yetişebilmek için nükleer enerji yatırımlarının hızlandırıldığını belirtti. “Tüm planlanan projeler zamanında tamamlanmalı. Enerji depolama sistemleri ve hibrit santraller gibi yeni teknolojik çözümler hızla hayata geçirilmeli” ifadelerini kullanan Başbakan, ayrıca dijitalleşmenin enerji verimliliğini artırmada ve sistemin güvenilirliğini sağlamada kilit rol oynadığını söyledi. Bektenov “Dijital dönüşüm, tüm kurumların koordinasyonuyla belirlenen takvime uygun şekilde ilerlemeli. Nihai hedefimiz, enerji sektöründe ve ulusal ekonomide kalıcı iyileşmeler sağlamaktır.” dedi. ENERJİ SEKTÖRÜNE YÖNELİK YENİ TALİMATLAR Öte yandan Bektenov’un açıklamaları doğrultusunda şu adımların atılması kararlaştırıldı: Enerji Bakanlığı, yıl sonuna kadar 250 MW, 2026’da ise 2,5 GW’lık yeni kapasiteyi devreye alacak. Kış boyunca santral operasyonları kesintisiz izlenecek. Enerji ve Maliye bakanlıkları, yıl sonuna kadar Yakıt ve Enerji Kompleksi için Tek Devlet Yönetim Sistemi kuracak. Bu sistem, enerji tesislerinin gerçek zamanlı takibini sağlayacak. Samruk-Energy şirketi, Semey ve Öskemen’deki kombine ısı ve enerji santrallerinin inşasına Mart 2026’ya kadar başlayacak. Tesisler çevre standartlarına tam uyumlu olacak. KEGOC şirketi, ülkenin batı enerji bölgesini Ulusal Enerji Sistemi’ne bağlayacak projeyi hızlandıracak. Bu adım, Kazakistan’ın enerji bağımsızlığını güçlendirecek. Enerji, Yapay Zekâ ve Maliye Bakanlıkları, 2026 sonuna kadar Sektörel Siber Güvenlik Merkezi kuracak ve enerji sektörü için bir infokomünikasyon altyapı operatörü oluşturacak. YAPAY ZEKÂ ENTEGRASYONU HIZ KAZANIYOR Kazakistan, enerji sektörüne yapay zekâ entegrasyonunu hızlandırmak amacıyla önde gelen şirket temsilcilerinden oluşan bir Hızlandırma Grubu kurdu. Bu grup, dijital dönüşüm ve siber güvenlik alanlarında stratejik projeleri yönlendirecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.