SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ytb

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ytb haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ytb haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Çubarov: Kırım Tatar halkının iradesi uluslararası müzakerelerin parçası olmalı Haber

Çubarov: Kırım Tatar halkının iradesi uluslararası müzakerelerin parçası olmalı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde ve Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı ev sahipliğinde düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) yoğun katılımla devam ediyor. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği röportajda, Kırım Tatar halkının mevcut durumu, uluslararası diplomasi süreçleri ve barış görüşmelerine ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. “KIRIM TATARLARI SÜRECİN ÖZNESİDİR” KTMM Başkanı Çubarov, Kırım Tatar halkının geleceğine ilişkin hiçbir uluslararası müzakerenin, KTMM olmadan yürütülemeyeceğini belirtti. Kırım meselesinin yalnızca toprak ve siyasi statü tartışması olmadığını vurgulayan Çubarov, bunun aynı zamanda bir halkın varlık ve gelecek meselesi olduğunu ifade ederek, “Kırım Tatar halkı bu meselenin nesnesi değil, öznesidir. Halkımızın iradesi olmadan alınacak hiçbir karar meşru değildir.” değerlendirmede bulundu. UKRAYNA’NIN TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜ VE ADİL BARIŞ VURGUSU Başkan Çubarov, Ukrayna-Rusya Savaşı bağlamında barış tartışmalarına da değinerek, gerçek ve kalıcı bir çözümün ancak Ukrayna’nın toprak bütünlüğünün yeniden tesis edilmesiyle mümkün olabileceğini söyledi. Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy yönetiminin KTMM'yi resmî temsil organı olarak tanımasının önemli bir siyasi ve hukuki adım olduğunu belirten Çubarov, bu kararın uluslararası süreçlere de yansıması gerektiğini ifade etti. Öte yandan Çubarov, “dondurulmuş çatışma” ya da mevcut cephe hatlarının fiili sınır olarak kabul edilmesi senaryosunun, hem Ukrayna hem de Kırım Tatarları için kabul edilemez bir sonuç doğurduğuna vurgu yaptı. “TÜRKİYE GÜVENİLİR BİR AKTÖRDÜR” Refat Çubarov, Türkiye’nin Ukrayna-Rusya Savaşı'ndaki rolünü değerlendirerek, Türkiye’nin hem Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü tanıması hem de 2014’ten bu yana Kırım’ın işgalini tanımayan ve Ukrayna’nın egemenliğini destekleyen tutumunu sürdürmesinin Kırım Tatar halkı için en önemli güven unsurlarından biri olduğunu söyledi. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın olası barış süreçlerinde Türkiye’nin arabulucu rolüne ilişkin açıklamalarını olumlu değerlendiren Çubarov, Türkiye’nin 2022’de İstanbul’da yürütülen görüşmeler ve çeşitli diplomatik girişimlerde aktif rol üstlendiğini hatırlattı ve Ankara’nın bu pozisyonunu sürdürmesinin önemine dikkat çekti. BARIŞ ANCAK İŞGALİN SONA ERMESİYLE MÜMKÜNDÜR KTMM Başkanı Çubarov, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna toprakları üzerindeki kontrolü sürdürmesi ve Ukrayna’nın NATO üyeliğine karşı çıkması gibi şartlarının barış sürecini imkânsız hale getirdiğini ifade etti. Bu yaklaşımın uluslararası hukukla bağdaşmadığını belirten Çubarov, “Barış, ancak Rusya’nın işgal ettiği topraklardan çekilmesiyle mümkündür. Aksi halde bu, barış değil, çatışmanın dondurulması olur.” dedi. KIRIM TATARLARININ GELECEĞİ BELiRSİZLİK İÇİNDE Başkan Çubarov, Kırım’ın geleceğinin doğrudan Kırım Tatar halkının geleceğini belirlediğini vurgulayarak, işgalin devam etmesi hâlinde halkın kültürel, siyasi ve demografik olarak ciddi risklerle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bu nedenle uluslararası toplumun Kırım meselesini gündemde tutmasının hayati önem taşıdığını ifade eden Çubarov, özellikle siyasi tutsaklar konusuna da dikkat çekti. DİPLOMATİK TEMASLAR VE TÜRKİYE’DEKİ GÖRÜŞMELER ADF2026 kapsamında çok sayıda ikili görüşme gerçekleştirdiklerini belirten Çubarov, Türkiye’de farklı kurumlarla yapılan temaslarda Kırım’daki durumun, Kırım Tatar halkının sorunlarının ve özellikle 350’den fazla siyasi tutsakların serbest bırakılması meselesinin gündeme geldiğini söyledi. Ayrıca Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı yetkilileriyle yapılacak yeni temasların, KTMM ile iş birliğini daha da güçlendireceğini ifade etti. Bunun yanında Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) gibi kurumlarla yapılan görüşmelerde diasporanın durumu, kültürel projeler ve Kırım Tatar toplumunun desteklenmesi konularının ele alındığını aktardı. GERÇEK ÇÖZÜM GECİKİRSE, RİSKLER BÜYÜR Çubarov son olarak, mevcut savaşın uzamasının hem bölgesel hem de küresel riskleri artırdığını belirterek, uluslararası toplumun daha aktif ve ilkeli bir diplomasi yürütmesi gerektiğini vurguladı. “Eğer temel sorunlar çözülmezse, kalıcı barış mümkün olmaz.” diyen Çubarov, Kırım Tatar halkının adalet ve güvenlik beklentisinin altını bir kez daha çizdi.

YTB Başkanı Turus: Batı Trakya Türklerinin iradesi yok sayılamaz! Haber

YTB Başkanı Turus: Batı Trakya Türklerinin iradesi yok sayılamaz!

Batı Trakya’da Türk azınlığın dinî liderlerini seçme hürriyetine yönelik Yunanistan makamları tarafından gerçekleştirilen müdahaleler, Ankara’nın sert tepkisiyle karşılaştı. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar (YTB) Başkanı Abdulhadi Turus, Rodop ve İskeçe’de "tayinli müftü" sürecinin başlatılmasını "demokratik değerlerle bağdaşmayan bir dayatma" olarak nitelendirdi. "HALKIN İRADESİ YOK SAYILIYOR" Müftülük makamının Batı Trakya Türk toplumunun manevi kimliği ve birliği için temel taş olduğunu belirten Turus, yapılan müdahalelerin toplumsal huzuru zedelediğini ifade etti. Yunanistan'ın bir AB üyesi ve hukuk devleti olduğunu hatırlatan YTB Başkanı, "Vatandaşlarının dinî özerkliğine ve seçim iradesine koşulsuz saygı gösterilmelidir" dedi. LOZAN BARIŞ ANTLAŞMASI VURGUSU Açıklamasında uluslararası hukuka ve antlaşmalara dikkat çeken Abdulhadi Turus, söz konusu atamaların Lozan Barış Antlaşması ile güvence altına alınan azınlık haklarının açık bir ihlali olduğunu savundu. "Seçim" adı altında yürütülen ancak halkın iradesini yansıtmayan süreçlerin hiçbir meşruiyeti bulunmadığının altını çizdi. "MEŞRU OLAN TEK GÜÇ HALKIN İRADESİDİR" Batı Trakya Türkleri için tek meşruiyet kaynağının kendi hür iradeleriyle seçtikleri müftüler olduğunu kaydeden Turus, YTB olarak bu haklı mücadeleyi desteklemeye devam edeceklerini belirtti.

YTB Başkanı Turus: Kırım bizim yarımız Haber

YTB Başkanı Turus: Kırım bizim yarımız

Türkiye’nin uluslararası öğrencilere yönelik yürüttüğü yükseköğrenim burs programı Türkiye Bursları’nın 2026 lansmanı, 15 Ocak 2026 tarihinde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) binasında düzenlendi. Lansman programı, dünyanın dört bir yanından gelen uluslararası öğrencileri bir araya getirdi. TURUS'TAN QHA'YA TEŞEKKÜR Lansmanda Kırım Haber Ajansına (QHA) konuşan YTB Başkanı Abdulhadi Turus, yaptığı açıklamada Kırım’ın Türkiye için taşıdığı anlamın çok özel olduğunu vurguladı. Turus, Kırım’dan söz ederken duygusal ifadeler kullanarak, “Kırım bizim yarımızdır. Kırım denilince mutlu oluyoruz.” dedi. QHA'ya röportaj vermekten büyük memnuniyet duyduğunu belirten Turus, “Kırım Haber Ajansına böyle bir röportaj vermek beni heyecanlandırıyor. O yüzden özellikle teşekkür ediyorum.” ifadelerini kullandı. “ONLAR SADECE ÖĞRENCİLERİMİZ DEĞİL AYNI ZAMANDA KARDEŞLERİMİZDİR” Türkiye Bursları’nın 10 Ocak itibarıyla yeni dönem başvurularının başladığını hatırlatan Turus, bu süreci tanıtmak amacıyla farklı ülkelerden gelen bursiyerlerle bir araya geldiklerini söyledi. Türkiye Bursları’nı en iyi anlatabilecek kişilerin yine bursiyerlerin kendileri olduğunu vurgulayan Turus, “Türkiye Bursları’nı en iyi anlatacak kişiler, bu bursu kazanan öğrencilerimizdir. Çünkü onların hikâyesi bizim hikâyemizdir.” diye konuştu. Türkiye’nin dört bir yanında lisans, yüksek lisans ve doktora eğitimi alan uluslararası öğrencilerin artık YTB’nin çözüm ortakları olduğunu dile getiren Turus, “Onlar sadece öğrencilerimiz değil, artık bizim kardeşlerimizdir. Kendi ülkelerine döndüklerinde Türkiye Bursları’nı anlatıp onların da Türkiye Bursları’na katılmasını sağlayacaklar.” dedi. “ÖZGÜR KIRIM’DA BİR ARAYA GELMEYİ ARZU EDİYORUZ” Programın yalnızca bir tanıtım etkinliği olmadığını, aynı zamanda bir kardeşlik iklimi oluşturmayı hedeflediklerini belirten Turus, Kırım konusuna da özel olarak değindi. Turus, “İnşallah bir gün hep birlikte bağımsız bir Kırım’da, ezanların okunduğu bir Kırım’da bir araya gelmeyi arzu ediyoruz.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’I ONLAR KURACAK” Kırım’dan gelen öğrencilerin gelecekte Kırım’ın yeniden inşasında önemli rol oynayacağına inandığını söyleyen Turus, “Kırım’dan gelen öğrenciler yetiştikten sonra yarının Kırım’ını onlar kuracak. Biz de onların burada en iyi şekilde eğitim almaları için elimizden gelen her şeyi yapmaya devam edeceğiz.” dedi.

Türkiye Bursları Programı’nın 2026 lansmanı Ankara’da düzenlendi Haber

Türkiye Bursları Programı’nın 2026 lansmanı Ankara’da düzenlendi

Türkiye’nin uluslararası öğrencilere yönelik yürüttüğü yükseköğrenim burs programı Türkiye Bursları’nın 2026 lansmanı, 15 Ocak 2026 tarihinde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) binasında düzenlendi. Lansman programı, dünyanın dört bir yanından gelen uluslararası öğrencileri bir araya getirdi. Lansman kapsamında düzenlenen kahvaltı programında konuşan YTB Uluslararası Öğrenciler Daire Başkanı Mustafa Yakupoğlu, Türkiye Bursları’nın tanıtım sürecinin bu yıl uluslararası öğrencilerin aktif katkılarıyla yürütüleceğini belirterek, öğrencilerin deneyimlerinin kampanyanın şekillenmesinde belirleyici olacağını söyledi. Her yıl Türkiye Bursları için bir tanıtım kampanyası yürüttüklerini aktaran Yakupoğlu, bu kampanyaların içeriğini oluştururken farklı paydaşlarla istişare ettiklerini belirtti. Bu yılki sürece, eğitim hayatının bir bölümünü Türkiye’de geçirmiş ve halen burada öğrenim gören öğrencilerle birlikte başlamayı özellikle tercih ettiklerini vurguladı. Uluslararası öğrencilerin Türkiye’deki eğitim ve yaşam deneyimlerinin son derece kıymetli olduğunu dile getiren Yakupoğlu, “Biz imkânlarımızı dünyaya anlatıyoruz ancak Türkiye’de eğitim almış, sosyal ve kültürel hayata doğrudan temas etmiş öğrencilerin anlatımı çok daha etkili oluyor.” dedi. TÜRKİYE BURSLARI: KÜRESEL ETKİ Etkinlikte, YTB Uzman Yardımcısı Saliha Dursun tarafından Türkiye Bursları’nın küresel ölçekte yarattığı etkiyi anlatan “Türkiye Bursları: Küresel Etki” başlıklı sunum yapıldı. Türkiye Bursları’nın sunduğu imkânlar ve programın Türkiye açısından taşıdığı stratejik öneme dikkat çeken Dursun, Türkiye Bursları’nın yalnızca bir eğitim desteği değil, aynı zamanda uzun vadeli bir kamu diplomasisi aracı olduğunu vurguladı. Dursun, Türkiye Bursları’nın 2012 yılında kurulduğunu ve YTB koordinasyonunda yürütüldüğünü hatırlatarak, programın Türkiye Cumhuriyeti’nin uluslararası öğrencilere yönelik resmî yüksek öğrenim burs programı olduğunu ifade etti. Program sayesinde dünyanın dört bir yanından başarılı öğrencilerin Türkiye’de tamamen ücretsiz eğitim alabildiğini belirten Dursun, bursun aynı zamanda Türkiye’nin en prestijli üniversitelerinde uzun ve kısa dönemli araştırma imkânları sunduğunu söyledi. 145 ÜLKEDEN 15 BİN BURSLU ÖĞRENCİ Programın bugün büyük bir aileye dönüştüğünü ifade eden Dursun, hâlihazırda 145 ülkeden yaklaşık 15 bin burslu öğrencinin Türkiye’de eğitim gördüğünü, dünya genelinde ise 150 binden fazla Türkiye Bursları mezununun bulunduğunu belirtti. Türkiye Bursları’nın oldukça rekabetçi bir program olduğuna dikkat çeken Dursun, geçen yıl 171 ülkeden 125 bin başvuru alındığını ve her yıl yaklaşık 5 bin burs verildiğini söyledi. YTB ÖĞRENCİLERİ SOSYAL VE KÜLTÜREL OLARAK DA DESTEKLİYOR Türkiye’ye gelen öğrencilerin yalnızca akademik değil, sosyal ve kültürel olarak da desteklendiğini vurgulayan Dursun, kültür gezileri, gençlik kampları, akademik eğitimler, bilim kongreleri ve staj programlarıyla öğrencilerin çok yönlü gelişiminin hedeflendiğini kaydetti. UZUN VADELİ KAMU DİPLOMASİSİ Türkiye Bursları mezun ağına da değinen Dursun, programın en güçlü yanlarından birinin mezuniyet sonrası başlayan süreç olduğunu ifade etti. Mezunların ülkelerinde Türkiye’nin gönüllü temsilcileri gibi hareket ettiğini belirten Dursun, bu bağın klasik diplomatik ilişkilerin ötesinde uzun vadeli ve kalıcı bir etki yarattığını söyledi. #MYSCHOLARSHİPJOURNEY Son olarak öğrencilere çağrıda bulunan Dursun, Türkiye’de başlayan hikâyelerin daha fazla anlatılması gerektiğini vurgulayarak, bursiyerlerden deneyimlerini sosyal medyada paylaşmalarını ve bu paylaşımlarda #MyScholarshipJourney ve #ElevatedByTürkiyeScholarships etiketlerini kullanmalarını istedi. ÖĞRENCİLER İNTERAKTİF ETKİNLİKLERDE BULUŞTU Program kapsamında uluslararası öğrenciler, interaktif etkinliklerde Türkiye’deki eğitim ve yaşam deneyimlerini paylaşma imkânı buldu. TURUS: YALNIZCA BİR EĞİTİM PROGRAMI DEĞİL Lansmanda konuşan YTB Başkanı Abdulhadi Turus, Türkiye’nin uluslararası öğrenciler için sunduğu imkânlara dikkat çekerek, Türkiye Bursları’nın sadece bir eğitim desteği değil, aynı zamanda kültürel etkileşim ve kalıcı bağlar kurmayı hedefleyen kapsamlı bir program olduğunu vurguladı. Turus, Türkiye Bursları’nın yalnızca bir eğitim programı değil, insanı merkeze alan ve uzun vadeli küresel bir vizyon taşıyan bir kamu diplomasisi projesi olduğunu söyledi. Uluslararası öğrencilerle bir araya geldikleri tanıtım programında konuşan Turus, farklı coğrafyalardan gelen gençlerin Türkiye’de buluşmasının, dünyaya güçlü bir mesaj verdiğini vurguladı. Turus, bu birlikteliğin çatışma ve ayrışma söylemlerine karşı somut bir örnek oluşturduğunu ifade ederek, “Bugün dünyada farklılıkların bir araya gelmesi çatışma sebebi gibi gösteriliyor. Oysa sizler burada bunun tam tersini ispat ediyorsunuz.” dedi. “İYİ Kİ GELMİŞİZ DİYORSUNUZDUR” Türkiye’de eğitim almayı tercih eden öğrencilerin çok önemli bir karar verdiğini belirten Turus, bu sürecin sadece akademik değil, insani bir yolculuk olduğunu vurguladı. Öğrencilere hitaben, “Ülkenizden, ailenizden ayrıldınız, başka bir kültüre geldiniz. Ama inanıyorum ki hepiniz ‘iyi ki gelmişim’ diyorsunuz.” ifadelerini kullandı. “DÜNYAYA KARŞI ADALETLİ BİR DURUŞ” Türkiye Bursları’nın temel felsefesinin eğitimde fırsat eşitliği olduğunu söyleyen Turus, bu kavramın dünyada sıkça dile getirilmesine rağmen gerçek anlamda uygulanmadığını savundu. Turus, “Herkes eğitimde fırsat eşitliğinden bahsediyor ama dünyanın birçok yerinde çocukların buna erişemediğini görüyoruz. Türkiye Bursları bu adaletsizliğe karşı somut bir duruş sergiliyor.” cümlelerini sarf etti. Programın sadece akademik başarıya değil, insan yetiştirmeye odaklandığını vurgulayan Turus, “Biz sadece mezun vermiyoruz, vicdanlı bireyler yetiştirmek istiyoruz.” dedi. Türkiye’nin dış politikasının da bu anlayış üzerine kurulu olduğunu belirten Turus, “Önce insan olmak zorundayız. Türkiye kurslarıyla bir şey kazandıracaksak en önemli gayemiz birlikte vicdani bir muhasebe oluşturmak.” şeklinde konuştu. “HER YIL 5 BİN ÖĞRENCİYE BURS VERİYORUZ” Türkiye Bursları’nın her yıl yaklaşık 5 bin öğrenciye burs verdiğini belirten Turus, başvuruların ise 140-150 bin bandında seyrettiğini ifade etti. Seçim sürecinin titizlikle yürütüldüğünü kaydeden Turus, “Dünyaya iyi insanlar yetiştirmek için mücadele eden bir burs programı. Dolayısıyla bizim burs programımız çok basit bir burs programı değil. Bütün bu burslar, artık öbür gün kardeşlik yapmayı akitleştiğimiz bir program.” diye konuştu. Konuşmasının sonunda öğrencilere çağrıda bulunan Turus, Türkiye’de başlayan hikâyelerin daha görünür kılınması gerektiğini söyledi. Turus, “Sizin hikâyeniz bizim hikâyemizdir. Hikâyelerinizi anlatın ki bizim hikayemiz de dünyada gözüksün.” ifadelerini kullandı. Lansmanın sonunda Turus, dünyanın farklı ülkelerinden Türkiye’ye gelen öğrencilerin sorularını yanıtladı ve toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi. SON GÜN 20 ŞUBAT Türkiye’nin uluslararası yükseköğrenim burs programı Türkiye Bursları’nın 2026 başvuruları 10 Ocak-20 Şubat tarihleri arasında alınacak. Ön lisans, lisans, yüksek lisans ve doktora düzeylerinde eğitim imkânı sunan program; üniversite yerleştirmesi, aylık burs, barınma, sağlık sigortası, öğrenim harcı, Türkçe dil kursu ve gidiş-dönüş uçak bileti gibi kapsamlı destekleriyle öne çıkıyor. 2025 yılında 171 ülkeden 125 bini aşkın başvuru alan Türkiye Bursları, uluslararası öğrencilere Türkiye’nin seçkin üniversitelerinde eğitim fırsatı sunmayı sürdürüyor.

Kırım Tatarlarının millî liderine vefa programı: “Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu" Haber

Kırım Tatarlarının millî liderine vefa programı: “Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu"

"Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu Vefa ve Kitap Tanıtım Programı”, 18 Aralık 2025 tarihinde Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ev sahipliğinde düzenlendi. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı, YTB ve Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği iş birliğiyle düzenlenen programda; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu'nun doğumunun 80. yılına özel olarak yayımlanan "Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu" isimli eserin tanıtımı yapıldı. Program Kırım Tatarca şiir dinletisi ile başladı. Kırım Ailesi, Kırım Tatar Şair Şakir Selim’in "Kırım Cennet Değil" adlı eserini seslendirildi. “BİR GÜN KIRIM’DA ÖZGÜR OLACAĞIZ” Kırım Tatarlarının millî mücadelesini, ana vatan Kırım’a dönüş çabalarını ve Kırımoğlu’nun hak mücadelesindeki öncü rolünü anlatan "Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu" isimli eserin editörü Dr. Taner Zorbay, programın açılış konuşmalarını gerçekleştirdi. Zorbay, Kırım Tatarlarının millî mücadelesi, ana vatan Kırım’a dönüş çabaları ve Kırımoğlu’nun hak mücadelesindeki öncü rolüne dikkat çekti. Ayrıca Zorbay, kitabın hazırlanma sürecinde akademisyenler, toplum kuruluşları ve Kırım’da yaşamış kişilerle birlikte çalıştıklarını belirtti. Zorbay konuşmasını, “Ümit ediyorum ki bir gün hepimiz kendi öz vatanlarımızda, kendi dilimizi, kendi kültürümüzü korumadan rahatça ve başka başkalarının vatanlarındaki özgürlüklerine sahip derecede, özgürlük biçimde görme, teneffüs etme şansına sahip olacağız.” ifadeleriyle sonlandırdı. “KIRIMOĞLU, KIRIM TATAR VE TÜRK DÜNYASININ YOLUNU AYDINLATMIŞTIR” YTB Başkanı Abdulhadi Turus, tarihin büyük kırılmaların içinden büyük şahsiyetler çıkardığını dile getirerek, "Kırım Tatar halkı da tarih boyunca sürgünlerle, kimliksizleştirme politikalarıyla ve sistematik baskılarla sınanmış; ancak tüm bu ağır imtihanların ortasında güçlü münevverler yetiştirmeyi başarmıştır. En karanlık zamanlarda dahi var olma iradesini diri tutan bu münevverler, Kırım Tatarlarının ve Türk dünyasının yolunu aydınlatmıştır." dedi. Vatanlarından binlerce kilometre uzağa sürgün edilen Kırım Tatarlarının kalbinin her şartta Kırım’da attığını belirten Abdulhadi Turus, "İşte bu sürgün yılları, vatana dönüş mefkûresini taşıyan düşünce insanlarını ve aksiyoner dava adamlarını da beraberinde yetiştirmiştir. Barışçıl yöntemlerle millî varlık mücadelesini hayatının merkezine alan bu isimler, Kırım Tatarlarının milli bilincini diri tutarak her zeminde sorumluluk üstlenmiştir. Tüm bu isimler arasında, bugün aramızda bulunmasından müşerref olduğumuz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu özel bir yerde durur." ifadelerini kullandı. "Kimdir Kırımoğlu? Musa Mahmut, Ceppar Akimov, Mustafa Selimov gibi isimlerle aynı mücadele ikliminde yoğrulan Kırımoğlu; gasp edilen hakların iadesi için 303 gün süren açlık grevi yapan, defalarca tutuklanan ve yıllarını cezaevlerinde geçiren bir direniş, millî uyanış sembolüdür." diyen YTB Başkanı Turus şöyle devam etti: İsmail Gaspıralı’dan Numan Çelebi Cihan’a uzanan fikrî mirasın yirminci yüzyıldaki güçlü taşıyıcısı olarak Kırım Tatar davasına yön verir. Kırımoğlu; sürgün vagonlarında doğan, Sovyet zindanlarında pişen ve bugün hala dimdik ayakta durarak Türk Dünyasına, tüm insanlığa ilham olan bir canlı tarih, tabiri caizse “Yaşayan Efsane”dir. "YTB OLARAK KIRIM TATARLARININ YANINDAYIZ" YTB olarak Kırım Tatarlarına yönelik çalışmalarının, tüm alanlar içinde müstesna bir yerde durduğunu kaydeden Turus, "Uzun yıllar vatanlarından uzak bırakılan kardeşlerimizin yaşadığı tarihî acılar, Başkanlığımızın hafıza, farkındalık ve savunuculuk faaliyetlerinin önemli başlıkları arasında yer alıyor. Bu çerçevede her yıl mayıs ayında Kırım Tatar Sürgünü anma programlarını destekliyor; yaşanan acıların unutulmaması ve uluslararası alanda görünür kılınması için çalışmalar yürütüyoruz. YTB olarak konferanslar, paneller, belgeseller, kitap çalışmaları, sergiler ve kültürel hareketlilik projeleriyle Kırım Tatarlarına yönelik haksız uygulamaların duyurulmasına katkı sunuyoruz. Bu faaliyetlerle tarihsel hafızanın korunmasını ve adalet temelli bir farkındalığın güçlenmesini hedefliyoruz. 2014 yılı öncesinde Kırım Yarımadası’ndaki Türk-İslam mimari mirasını kapsayan geniş ölçekli bir envanter çalışması gerçekleştirdik ve bu çalışmayı “Kırım’daki Kırım Tatar (Türk-İslam) Mimari Yadigârları” adıyla kalıcı bir esere dönüştürdük. Aynı dönemde 1944 Sürgünü’nü yaşamış 246 tanıkla yürüttüğümüz sözlü tarih çalışmasıyla güçlü bir arşiv oluşturduk; bu arşivden seçilen anlatılarla “Onlar da İnsandı” adlı belgesel kitabı yayımladık. Anadolu’nun dört bir yanındaki Kırım Tatarı kardeşlerimizin özellikle sivil toplum alanındaki çalışmalarında yanlarında durarak destekliyor, görünür kılıyoruz. Bütün bu faaliyetlerimizin temel bir amacı var: hafızamızı diri tutmak, dayanışmamızı pekiştirmek ve geleceğe dair umutlarımızı kuvvetle taşımak." diye konuştu. "EN BÜYÜK KERAMETİ, HAKLILIĞINDAN ALDIĞI GÜÇ" Kırımoğlu'nun Kırım Tatarları arasında “Mustafa Ağa” ve “Yol Başçı” olarak anılmasının ve kendisine “Kırımoğlu” soyadı verilmesinin, adanmış bir mücadelenin doğurduğu derin saygının açık bir ifadesi olduğunu belirten Turus, "Mustafa Ağa’nın mücadelesindeki en büyük keramet, haklılığından aldığı güçtür. En ağır provokasyonlara rağmen halkını şiddetten, kinden, düşmanlıktan uzak tutmuş; davasını “demir bir irade” ve sivil direnişle savunarak dünyaya insanlık dersi vermiştir." ifadelerini kullandı. Turus, Kırımoğlu’nun sekseninci doğum yılı vesilesiyle hazırladıkları ve bugün tanıtımını yaptıkları "Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu" adlı eserin işte bu mücadelenin hafızasını kayıt altına alma gayretinin bir ürünü olduğunu dile getirdi. "KIRIMOĞLU GELECEK NESİLLERİMİZE REHBER OLACAKTIR" Kitabın Kırım’ın tarihî ve coğrafi arka planından millî hareketin gelişimine, Kırımoğlu’nun liderlik vasıflarından tanıklıklara uzanan bütüncül bir çerçeve sunduğunu kaydeden Turus, "Hayatta olan bir dava adamının mücadelesini, kendi döneminin tanıklarıyla birlikte kayıt altına almanın, gelecek nesiller için güçlü bir hafıza zemini oluşturduğuna inanmaktayız. İsmail Gaspıralı’nın “Dilde, Fikirde, İşte Birlik” şiarını şahsında yaşatan Mustafa Aga’nın bu kitabın sayfaları arasında şahit olacağınız dik duruşu, inanıyorum ki gelecek nesillerimize en büyük rehber olacaktır." şeklinde konuştu. "BEN KLAS DURUŞU KIRIMOĞLU'NDA GÖRDÜM" Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Dr. Serdar Çam konuşmasında, Millî Lider Kırımoğlu’nun cesaret, azim, vefa ve hedefe odaklanma gibi karakter özelliklerini vurguladı ve "Mustafa Ağa dediğimiz zaman ne geliyor. Benim aklıma ne geliyor? Sadakat geliyor, vefa geliyor, hüzün geliyor, azim geliyor, cesaret geliyor. Güçlü bir şekilde hedefe kilitlenme geliyor. Yine aynı şekilde millî ve manevi değerlerinin değerini bilmek, sahip çıkmak ve genelceye aktarabilmek geliyor Yani kısacası aslında bakıldığında bir rol model olabilmenin şartları olan bütün unsurlarına üzerinde barınırmış bir hareket lideri geliyor. Bu özelliklerin hepsini gençliğinden beri yaşayarak anlatmıştır. Bugün eksik olan klas duruşun olmamasıdır, ben klas duruşu Mustafa Kırımoğlu’nda gördüm." ifadelerini kullandı. “BU DÜNYANIN MUSTAFA AĞA’YA İHTİYACI VAR” Ayrıca Çam, Kırımoğlu’nun siyasi hareketinde şecaat ve yaşama odaklı mücadelenin ön plana çıktığını, onun halkını koruma ve yaşatma yaklaşımının örnek alınması gereken bir özellik olduğunu belirtti ve şu şekilde konuştu: Bizlere ders olarak öğretilen diğer hususlardan bir tanesi eğer bir mefkureniz bir davanız varsa sonuç alıp almamanız önemli değil. Duruşunuz nedir? Tarafınız nedir? Hedefiniz nedir? Ve ne ne varıp varıp varmamanız da önemli değil. Önemli olan o yolda bir kararlılıkla ilerleyebilmek, gidebilmek. Bu noktada Mustafa Ağa’ya Allah ona uzun ömürler versin. Daha nice güzel gençleri yetiştirsin, kurmaylar yetiştirsin, kadrolar yetiştirsin. Mustafa Ağalara çok ihtiyacı var dünyanın. Özellikle özgürlük, bağımsızlık mücadelesi veren tüm milletlerin Mustafa Ağa’nın siyasi hareketinin tarzına ihtiyacı var. YTB tarafından hazırlanan ve Kırımoğlu’nun hayatını konu alan belgeselin gösterimi yapıldı. KIRIMOĞLU: TRUMP'IN PLANINI TANIMIYORUZ Program; Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu’nun konuşmaları ile devam etti. Kırımoğlu, YTB’nin Kırım Tatarları ve Kırım Tatar gençleri adına muhteşem işler yaptığına vurgu yaparak sözlerine başladı. Kırım’ın 2014 yılında işgal edildiğine atıf yapan Kırımoğlu, işgal ile birlikte Kırım Tatarlarının kaçırılıp öldürüldüğünü, siyasi baskıları arttığını ve Kırım Tatarlarının zorla vatanından edildiğini söyledi. Bununla birlikte Rusya'nın Ukrayna'ya karşı 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırılarına değinen Kırımoğlu, Ukrayna devleti için Kırım’ın güvenliğinin sağlanmasının öncelikli olduğunu belirtirken, Kırım Tatarları açısından hayatta kalmanın ve millet olarak varlığını sürdürmenin de hayati bir mesele olduğunu vurguladı. Öte yandan Kırımoğlu, ABD Başkanı Donald Trump tarafından teklif edilen barış anlaşmasının Kırım Tatarları için kabul edilemez olduğunun altını çizdi. Anlaşma taslağına göre işgal altındaki toprakların Rusya tarafından tanınacağını ve Kırım Yarımadası’nın Rus toprağı sayılacağını söyleyen Kırımoğlu, bunun Kırım Tatar halkı için büyük bir tehlike oluşturduğunu belirtti. “TÜRKİYE KIRIM’IN İŞGALİNİ TANIMADI VE TANIMAYACAK” Öte yandan Türkiye’nin Kırım işgalini tanımadığını ve tanımayacağını vurgulayan Kırımoğlu, barışın uluslararası hukuk çerçevesinde ve Ukrayna’nın toprak bütünlüğü esas alınarak sağlanması gerektiğini ifade etti. “KİTAPTAKİ ÇOĞU FOTOĞRAFI BEN BİLE GÖRMEMİŞTİM” Kırımoğlu, kendisi adına hazırlanan "Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu" isimli eserin anlamına değindi. Kırımoğlu, kitabın doğum gününe denk getirilmesinin kendisi için özel bir anlam taşıdığını belirterek, bu tür eserlerin genellikle vefat eden kişiler için hazırlandığını esprili bir şekilde söyledi. Kırımoğlu konuşmasını, “İnsanın doğum gününde veya cenazesinde o insan hakkında sadece iyi sözler var. Onun için bu kitapta sadece benim hakkımda iyi sözler var. Kitaptaki beş yüzden fazla resmi kendim bile görmemiştim. Nereden buldular bilmiyorum. Bu büyük çalışma için Allah razı olsun.” ifadeleriyle sonlandırdı. Ardından hediye takdimi ve toplu fotoğraf çekimi yapıldı. Kırımoğlu, katılımcılar için Kırım Türklerinin millî mücadelesini, ana vatan Kırım’a dönüş çabalarını ve Kırımoğlu’nun hak mücadelesindeki öncü rolünü anlatan "Vatana Adanmış Ömür: Mustafa Kırımoğlu" isimli eseri imzaladı. Program kapsamında; eserde kullanılan fotoğraflar sergilendi. Ayrıca Kırım Tatar geleneksel kıyafetlerinin ve eşyaları sergide yer aldı. Program Kırım mutfağından ikramların sunulması ile sona erdi.

İsveç Türk Diaspora Atlası yayımlandı: 60 yıllık göç hafızası kayıt altında Haber

İsveç Türk Diaspora Atlası yayımlandı: 60 yıllık göç hafızası kayıt altında

1965’li yıllardan itibaren Türkiye’den İsveç’e uzanan göç süreci, ilk misafir işçilerin bireysel yolculuklarıyla başlamış, bu yolculukların sayısının artması ve devamlı olmasının nihayetinde zamanla kalıcı bir diasporanın inşa edilmesi mümkün olmuştu. Bugün dördüncü kuşağa ulaşan İsveç Türk diasporası hem ana vatanlarıyla gönül bağını sürdüren hem de İsveç toplumunun sosyal, kültürel ve ekonomik dokusuna güçlü katkılar sunan bir konuma geldi. Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığının (YTB) dikkat çeken yayın serilerinden diaspora atlasları dizisinin İsveç’e özel hacimli bir çalışması olarak hazırlanan İsveç Türk Diaspora Atlası da bu minvalde 60 yıllık göç hafızasını akademik bir derinlikle ve bütüncül bir bakışla toplumsal çeşitlilik temelinde ele alıyor. Atlas; ilk iş gücü göçlerinden bugüne uzanan süreçte İsveç Türk toplumunun misafir işçiden diasporaya evrilen dönüşümünü inceliyor ve bu dönüşümün sosyal, ekonomik, kültürel ve politik boyutlarını çok yönlü olarak analiz ediyor. Eserde; Türkiye ile İsveç ilişkilerinin 16. yüzyıldan bugüne uzanan tarihsel arka planı aktarılırken, özellikle 1967’de resmiyet kazanan iş gücü anlaşması sonrası iki ülke arasındaki ilişkilerin İsveç Türk diasporasının varlığıyla nasıl yeni bir nitelik kazandığı da irdeleniyor. Eser bu açıdan, bir zamanlar Stokholm’e gelen ilk işçilerin torunlarının bugün sanattan siyasete, akademiden girişimciliğe ve sivil topluma uzanan pek çok alanda ülkede etkili birer aktör hâline gelmesinin de izleğini takip edebilmemizi sağlıyor. İsveç Türk Diaspora Atlası, alanında uzman akademisyenler tarafından kaleme alınmış 10 makale, İsveç’te yaşayan vatandaşlarımızla yapılmış 33 söyleşi ve kapsamlı bir Türkiye-İsveç ilişkileri tarihçesi ile toplam 13 bölümden oluşuyor. “Misafir İşçilikten Diasporaya”, “Türkiye-İsveç İlişkilerinin Tarihi”, “İşçi Mescitlerinden Diaspora Camilerine”, “Örgütlenme ve Sivil Toplum”, “Diasporada Dayanışma”, “Eğitim, Ana Dil ve Çok Dillilik”, “Siyasal Katılım”, “İslam Düşmanlığı”, “Kültür, Sanat ve Spor”, “Medya, Girişimcilik ve Mutfak”, “Bakım Hizmetleri ve Sağlık”, “Defin” ve “Gelecek” bölümlerinden oluşan söz konusu çalışma ile İsveç Türk diasporasının serüveni 60. yılında kayıt altına alınıyor. Türk Diaspora Atlası'nın çevrim içi versiyonuna buraya tıklayarak ulaşabilirsiniz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.