SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ziya Gökalp

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ziya Gökalp haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ziya Gökalp haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Ömer Seyfettin, 106 yıl önce hayata veda etti Haber

Türk edebiyatının güçlü kalemlerinden Ömer Seyfettin, 106 yıl önce hayata veda etti

Bugün, Türk edebiyatının öncülerinden ve güçlü kalemlerinden olan yazar Ömer Seyfettin'in vefatının 106. yıl dönümü kaydediliyor. Öğretmen ve asker kimliğinden ziyade yazarlığıyla tanınan Ömer Seyfettin, 6 Mart 1920’de daha 35 yaşında iken vefat etti. 35 yıllık kısa ömrüne 150’ye yakın hikaye sığdıran Ömer Seyfettin, Türk edebiyatının önemli isimleri arasında hafızalardaki yerini korumaya devam ediyor. ÖMER SEYFETTİN KİMDİR? Türk edebiyatında kısa hikâyeciliğinin kurucusu olarak kabul edilen ve Türkçede sadeleşmenin savunucu olarak tanınan Ömer Seyfettin, 11 Mart 1884’te Balıkesir, Gönen’de dünyaya geldi. Yüzbaşı Ömer Şevki Bey ile Fatma Hanım’ın dört çocuğundan biri olan Ömer Seyfettin, sırasıyla Mekteb-î Osmanî, Askerî Baytar (Veteriner) Rüştiyesi, Kuleli Askeri İdadisi ve Edirne Askeri İdadisi’nde eğitim gördü. Şiir yazmaya ve edebiyat çalışmalarına Edirne’deki öğrenciliği esnasında başladı. 1900’de idadiyi bitirip İstanbul’a dönen Seyfettin, Mekteb-i Harbiye-i Şahâne’ye girmesini takiben, Mecmua-i Edebiye dergisinde ilk şiirleri yayımlandı. ÖMER SEYFETTİN, YENİ LİSAN HAREKETİ VE GENÇ KALEMLER Ömer Seyfettin, 1903’te 19 yaşında mezun edilerek, piyade asteğmeni olarak Selanik merkezli Üçüncü Ordu’nun İzmir Redif Tümeni’ne bağlı Kuşadası Redif Taburu’na tayin edildi. Sonrasında 1906’da İzmir Jandarma Okulu’na öğretmen olarak atandı. İzmir’de fikri ve edebi çevreler içerisinde faaliyet göstermeye başlayan Seyfettin, Necip Türkçü’nün sade Türkçe ve millî bir dille yapılan millî edebiyat fikirlerinden etkilendi. Ocak 1909’da Selanik Üçüncü Ordu’da görevlendirilerek Manastır, Pirlepe, Köprülü, Cumâ-yı Bâlâ kasaba ve köylerinde görev yapan Seyfettin, Razlık (günümüzde Bulgaristan) kasabasının Yakorit köyünde bölük komutanı oldu. Burada Ali Canip’e yazdığı meşhur mektubunun akabinde dil konusunda görüşlerini özetleyerek Yeni Lisan hareketini başlattı. Ziya Gökalp’in tavsiyesi üzerine 1910’da tazminatını ödeyip askerlikten ayrılan Seyfettin, öğretmenlik ve yazarlıkla hayatını sürdürmek üzere Selanik’e yerleşti. Rumeli’nin tek Türk bilim ve edebiyat dergisi “Hüsn ve Şiir” dergisinin ismi “Genç Kalemler” olarak değiştirilden sonra Seyfettin’in “Yeni Lisan” adlı yazısı, imzasız olarak burada yayımlandı. ÖMRÜNÜ TÜRKÇE’YE, TÜRKÇÜLÜĞE VE TÜRK EDEBİYATINA ADADI Genç Kalemler’in edebiyat çalışmaları 1912’de Balkan Harbi’nin başlaması üzerine son buldu. Yeniden orduya katılan Seyfettin, Yanya Kuşatması esnasında 1913’te esir düştü. Atina yakınlarında süren on aylık esareti sırasında yazdığı bazı hikayeleri Türk Yurdu’nda yayımlandı. Esaretinin ardından kasım 1913’te İstanbul’a dönen yazar, 1914’te askerlikten tekrar ayrılarak Kabataş Sultanisi’nde edebiyat öğretmenliğine başladı. “Türk Sözü” dergisinin yazarlığına getirilerek Türkçü düşünceye yönelik yazılar kaleme aldı. Harbi-i Umumi’nin (Cihan Harbi, Birinci Dünya Savaşı) yenilgisini takiben sağlığının kötü yönde etkilenmesi üzerine Anadolu’da uzun seyahatlere çıktı. 1917-1920 arasında on kitap, 125 hikaye kaleme alan Seyfettin’in hikaye ve makaleleri “Yeni Mecmua”, “Şair”, “Donanma”, “Büyük Mecmua”, “Yeni Dünya”, “Diken” ve “Türk Kadını” dergilerinde “Vakit”, “Zaman”, “İfham” gazetelerinde yayımlandı. GENÇ YAŞTA HAYATA VEDA ETTİ Ömrünü Türkçeye ve edebiyata adayan yazar, İstanbul’da 25 Şubat 1920’de rahatsızlığının artmasının ardından 4 Mart’ta hastaneye kaldırıldı. Buradayken 6 Mart 1920’de, henüz 35 yaşındayken hayatını kaybetti. Naaşı önce Kadıköy Kuşdili Mahmut Baba Mezarlığı’na defnedildi, sonra da buradan 23 Ağustos 1939’da Zincirlikuyu Mezarlığı’na nakledildi.

Mehmet Emin Resulzade 142 yaşında: “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” Haber

Mehmet Emin Resulzade 142 yaşında: “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez”

Odlar yurdu Azerbaycan’da alevlenen bağımsızlık ateşinin önderi, üç renkli bayrağı yükseltip bir daha inmeyeceğini gönüllere nakşeden mücadele adamı, Azerbaycan Halk Cumhuriyeti’nin kurucusu Mehmet Emin Resulzade, bundan tam 142 yıl önce, 31 Ocak 1884’de, Bakü yakınlarında bulunan Novhanı köyünde dünyaya geldi. KALEMİ, 19 YAŞINDA ŞEKİLLENMEYE BAŞLADI Babası, bir din âlimi olan Hacı Molla Ali Ekber, annesi ise Zalkısı Ziynet olan Mehmet Emin, Arapça ve Farsçayı erken yaşlarda öğrendi. Eğitim hayatında Türk dünyasındaki millî uyanış hareketlerinin öncülerinden İsmail Gaspıralı’nın usûl-i cedit okullarında eğitim görerek ve eğitim kampanyasına katılarak Türk halklarının millî uyanışı içerisinde büyük bir payı oldu. Mehmet Emin, 19 yaşında gazeteciliğe başladı. Şark-i Rus, Hayat ve Füyuzat ile Ahmet Ağaoğlu’nun Irşat ve Terakki gazetelerinde yazdı. Basın yayın hayatındaki ilk makalesini ise 1903 yılında Şark-i Rus gazetesinde yayımladı. 1908 ile 1910 yılları arasında İran’da bulunduğu zamanda, İran’da Avrupa usulünde yayınlanan ilk gazete olan İran-ı Nov’un başyazarlığını yaptı. Rusya’nın İran’ı işgal etmesi üzerine 1911’de İstanbul’a gelip Türk Yurdu dergisinde yazılar yazmaya başlayan Mehmet Emin, İstanbul’da Ziya Gökalp, Yusuf Akçura ve Adalet Ağaoğlu ile sık sık görüştü. FİKİR HAYATINA ZİYA GÖKALP İLHAM OLDU Ziya Gökalp’in “İslamlaşmak, Türkleşmek, Muasırlaşmak” kitabı, Resulzade’nin fikir hayatını ziyadesiyle etkiledi. Bakü’ye döndüğü zaman Açık Söz gazetesinde, Ziya Gökalp’in bu fikirlerinden bahsetti. Mehmet Emin, daha sonra bu sloganı “İslam Ümmetindenim, Türk Ümmetindenim, Garp Ümmetindenim” şeklinde değiştirip milliyetçilerin kurduğu Müsavat Partisinin programına ön söz yapacaktı. Rusya’da 1917 yılında gerçekleşen Bolşevik İhtilali’nden sonra tertip edilen Rusya Müslümanları Kongresi’nde Resulzade, cesaret ve özgüvenle Müslüman halklarını savundu. Kongrede öneri olarak getirdiği “her milletin kendi geleceğini tayin etmesi” fikri büyük bir coşkuyla kabul edildi. Ermenistan, Gürcistan ve Azerbaycan arasında kurulan Mavara-yı Kafkasya Federasyonunun Azerbaycanlı üyeleri, Azerbaycan Millî Şurası’nı kabul etti ve Müsâvât Partisinin başkanlığına 1917 yılında gelmiş olan Resulzade’yi, şuranın başkanlığına getirdi. 28 Mayıs 1918 tarihinde ise Tiflis’te Azerbaycan misak-ı millîsinin ilan edilmesinden sonra Resulzade, böylelikle bağımsız Azerbaycan Demokratik Cumhuriyeti’nin kurucusu ve ilk Cumhurbaşkanı oldu. “TÜRK'ÜN CUMHURİYET BAYRAĞINI İLK SEN GÖNDERE ÇEKTİN” “Bir kere yükselen bayrak, bir daha inmez” sözü, Azerbaycan millî davasında âdeta bir sembol hâline gelen Resulzade, 6 Mart 1955 tarihinde hayata veda etti Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu ve Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk, Resulzade’nin ifadesine yönelik kendisine şu sözleri söyledi: “Ben dünyaya senden üç sene erken göz açtım. Hâlbuki Türk âleminde Türk'ün cumhuriyet bayrağını ilk sen göndere çektin. İnmesin diye senin elinden alıp Türkiye üzerinde dalgalandırdım. İnmez dedin bu bayrak, inmeyecektir.”

Ziya Gökalp’in mirası yeni bir eserle geleceğe taşınıyor: "Ziya Gökalp Araştırmaları" kitabı yayımlandı Haber

Ziya Gökalp’in mirası yeni bir eserle geleceğe taşınıyor: "Ziya Gökalp Araştırmaları" kitabı yayımlandı

Türk milliyetçiliği fikir sisteminin sembol isimlerinden, kaleme aldığı şiir ve yazılarıyla geniş kitlelerce tanınan, Türk sosyolojisinin kurumlaşmasını sağlayan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “fikirlerimin babası” dediği Ziya Gökalp ve fikirleri, Türk akademisinde ilgi ve alakayla değerlendirilmeye devam ediyor. Pamukkale Üniversitesi (PAÜ) Türk Dili ve Edebıyatı Bölümünden; Prof. Dr. Turgut Tok, Prof. Dr. Dilek Çetindaş ve Arş. Gör. Dr. Orhan Baldane’nin editörlüğünü üstlendiği “Ziya Gökalp Araştırmaları” adlı kitap, Günce Yayınları tarafından yayımlandı. Ziya Gökalp Araştırmaları kitabı, düşünürün metinleri arasında yer alan kavramları yeniden anlamlandırmayı, düşünsel geçişleri disiplinler arası bir bağlamda yorumlamayı ve Gökalp'in fikirlerini çağdaş sosyal bilimler literatürüyle ilişkilendirmeyi amaçlayan bir bakış açısıyla oluşturuldu. Kitapta yer alan eleştirel değerlendirmeler, Gökalp'in düşünce yapısının her zaman yekpare bir bütünlük arz etmediğini; aksine dönemsel koşullar, kişisel hayat deneyimleri ve çeşitli kuramsal etkilenimlerin bir araya gelmesiyle oluşan karmaşık bir yapıya sahip olduğunu ortaya koyuyor. Eser, disiplinler arası yöntemlerin sunduğu imkânlardan yararlanarak Gökalp'in yalnızca tarihsel bir figür olarak değil, aynı zamanda toplumsal dönüşümlere dair güncel tartışmaların merkezinde yer alabilecek bir düşünsel kaynak olarak okunabileceğini gösteriyor. Kitap, Gökalp üzerine üretilen dağınık literatürü bir araya getirmekle kalmamakta; aynı zamanda yeni dönemin araştırmacıları için sağlam bir teorik zemin oluşturan, kalıcı ve kapsamlı bir başvuru kaynağı ortaya koyuyor.

Türk Eğitim-Sen: 2026, Ziya Gökalp Yılı ilan edilmelidir Haber

Türk Eğitim-Sen: 2026, Ziya Gökalp Yılı ilan edilmelidir

Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası (Türk Eğitim-Sen), Türk milletinin fikir ve kültür tarihine yön vermiş olan büyük mütefekkir Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı olan 2026 yılının “Ziya Gökalp Yılı” olarak ilan edilmesi için Cumhurbaşkanlığı makamına resmi bir yazı gönderdi. Sendikanın resmî internet sayfasından yapılan açıklamada, 2026 yılının “Ziya Gökalp Yılı” olarak ilan edilmesinin hem Türk devletine hem de Türk milletine şükran borcunun bir nişanesi olacağı kaydedildi. Sendika tarafından Cumhurbaşkanlığı makamına iletilen yazıda, “Cumhuriyetimizin kurucu felsefesinin oluşum sürecinde Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün de sıklıkla başvurduğu ve ‘fikirlerimin babası’ olarak nitelediği Ziya Gökalp’in 150. doğum yıldönümünün, ulusal ve uluslararası düzeyde anlamlı şekilde idrak edilmesi; okullarda, üniversitelerde, kültürel kurumlarımızda ve medya ortamında onun fikir mirasının yeniden değerlendirilmesi büyük önem arz etmektedir” ifadelerine yer verildi. Türk Eğitim-Sen, ayrıca Ziya Gökalp’in doğumunun 150. yılı olan 2026 yılının UNESCO Anma ve Kutlama Yıldönümleri Programı kapsamına alınması için UNESCO Türkiye Millî Komisyonu Başkanlığına başvuruda bulunurken; Milli Eğitim Bakanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığından da 2026 yılının “Ziya Gökalp Yılı” olarak anlamlı etkinliklerle ihya edilmesini talep etti.

Türkçülük düşüncesinin fikir babalarından Ziya Gökalp 149 yaşında! Haber

Türkçülük düşüncesinin fikir babalarından Ziya Gökalp 149 yaşında!

“Kırım, Kazan heder oldu Tuna, Kafkas beter oldu! Türkistan’da neler oldu, İşitmedi kulağımız…” Bugün; Türk milliyetçiliği fikir sisteminin sembol isimlerinden, kaleme aldığı şiir ve yazılarıyla geniş kitlelerce tanınan, Türk sosyolojisinin kurumlaşmasını sağlayan ve Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk'ün “fikirlerimin babası” dediği Ziya Gökalp'in doğumunun 149. yıl dönümü kaydediliyor. Osmanlı Devleti’nin son dönemi ile modern Türkiye’nin kurulması sürecine düşünceleriyle büyük katkı sağlayan Gökalp, ortaya koyduğu eserleriyle halen saygıyla hatırlanmaya devam ediyor. 23 Mart 1876’da Diyarbakır’da doğan ve tam adı Mehmet Ziya olan büyük düşünür, 1911 yılı sonrasında Gökalp ismini Ziya ile birlikte kullanmaya başladı ve bu isimle tanındı. Gökalp’in babası, Diyarbakır Vilâyet Evrak Müdürlüğü ve Nüfus Nâzırlığında memur olarak çalışan Tevfik Efendi, annesi Zeliha Hanım’dır. Tevfik Efendi’nin dedesi Hacı Hüseyin Sâbir’in Diyarbakır’da müftülük görevinde bulunmasından dolayı aile "Müftüzâdeler" olarak da anılmaktadır. “KİTABÜ'L MECÂNİN”: ZİYA GÖKALP Ziya Gökalp, Diyarbakır’da bulunduğu dönemde otorite boşluğundan kaynaklanan ve halkı huzursuz eden zorbalar ile bu gruplara destek olan yöneticilerle mücadele etti. 1905 ve 1907 yıllarında iki kez arkadaşlarıyla birlikte Diyarbakır Telgrafhanesini basarak seslerini duyurmak istediler. Daha sonra bu olayları 1924’de bastırdığı "Şaki İbrahim Destanı" eserinde anlattı. Meşrutiyet’in ilânından sonra, 22 Ekim 1908 tarihinde geçmişten beri taraftarı olduğu İttihat ve Terakkî’nin Diyarbakır şubesini kuran Gökalp; “hürriyet, adalet, eşitlik, kardeşlik” gibi kavramları bir yandan etrafına topladığı gençlere anlatırken diğer yandan "Peyman" gazetesinde siyasî yazılar kaleme aldı. Aynı yıl İttihat ve Terakkî’nin bölge müfettişi oldu ve Diyarbakır, Van ve Bitlis teşkilatlarının denetlenmesi görevini üstlendi. 18 Eylül 1909’da Selânik’te toplanan kongreye Diyarbakır delegesi olarak katılarak merkez heyeti üyeliğine seçildi. Selanik’te bulunduğu dönemde değişik imzalarla "Genç Kalemler", "Rumeli", "Yeni Felsefe" gibi gazete ve dergilerde yazılar yayımladı. Aynı yıl kaleme aldığı “Altun Destan” isimli çalışmasını “Gökalp” mahlasıyla yazdı ve bu tarihten sonraki yazılarında genelde günümüzde tanındığı şekliyle Ziya Gökalp imzasını kullandı. SOSYOLOJİ BİLİMİNİN KURUCUSU İttihat ve Terakkî’nin merkez heyeti içerisinde yer alması sonrasında ailesiyle birlikte Selânik’e giden Gökalp, burada yeni açılan "Selânik İttihat ve Terakkî Mekteb-i Sultânîsi"nde kendi teklif ettiği programa göre 1911’de Türkiye’de ilk defa sosyoloji dersleri vermeye başladı. Sosyolojiyi, bilimsel bir disiplin haline getiren Emile Durkheim’ın görüşlerini tercüme eden, Türkiye’nin koşullarına uyarlayarak yeniden yorumlayan ve bunun yanında özgün görüşleri de olan Ziya Gökalp, Türkiye’de sosyolojinin kurucusu kabul edilmektedir. Gökalp, 1914 yılında Durkheim’ın sosyoloji görüşlerini temel alan bir sosyoloji kürsüsü kurmuştur. ZİYA GÖKALP’İN İSTANBUL YILLARI 1912’de İttihat ve Terakki Partisinin genel merkezi İstanbul’a taşınınca Ziya Gökalp da ailesiyle birlikte İstanbul’a geldi. Aynı yıl Ergani Madeni’nden milletvekili seçildi. İstanbul’da bulunduğu dönemde "Türk Yurdu"nda yazılar neşretti. Burada kaleme aldığı yazıları, 1918 yılında "Türkleşmek, İslamlaşmak, Muasırlaşmak" adıyla kitaplaştırdı. Edebiyat Fakültesindeki hocalığı esnasında verdiği derslerin notlarını "İlm-i İçtima" adıyla bastırdı. İlk şiir kitabı olan "Kızıl Elma" da yine bu görevi sırasında neşredildi. Ayrıca 1917'de yayın hayatına başlayan "İçtimaiyat Mecmuası" ve "Yeni Mecmua"nın da kurucuları arasında yer aldı. İSTANBUL'UN İŞGALİ SONRASINDA MALTA’YA SÜRÜLDÜ Birinci Dünya Savaşı'nın sona ermesiyle işgal edilen İstanbul'da bulunan Ziya Gökalp, 30 Ocak 1919 tarihinde tutuklanarak birçok İttihatçı ile birlikte sürgüne gönderildi. 29 Mayıs'tan 18 Eylül 1919 tarihine kadar Limni Adası'nda tutulan Gökalp sonra Malta'ya gönderildi ve 29 Mayıs 1919'dan 30 Nisan 1921'e kadar sürgün hayatı yaşadı. Malta'da Polverista ve Verdala karargâhlarındaki esir kamplarında tutulan usta kalem, buralarda zamanını okuyarak, notlar alarak, şiir, makale, hatıra ve mektup yazarak geçirdi. Sürgünde bulunduğu süre içinde eşi ve kızlarına gönderdiği mektuplar, 1965 yılında "Limni ve Malta Mektupları" adıyla neşredildi. TBMM İKİNCİ DÖNEM MİLLETVEKİLİ Ziya Gökalp, İstanbul'u işgal eden İngilizlerin Malta'ya sürdüğü aydınlarımızı ve askerlerimizi, Anadolu'da esir alınan İngilizlerle takas edilmesi sonrasında önce İstanbul’a döndü ve sonra ailesini alarak Ankara’ya geçti. Kısa bir süre Telif ve Tercüme Heyetinde çalışan Gökalp, sonra Diyarbakır’a gitti. Diyarbakır yıllarında kendisini tamamen siyasî ve kültürel çalışmalara adayarak; düşüncelerini daha geniş bir tabana yaymak için "Küçük Mecmua"yı çıkarmaya başladı. Öğretmenleri de organize ederek folklor ve etnografyaya ait çeşitli malzemeleri derledi. Türkülerimizin notaya aktarılmasına öncülük etti. Halk masalları ve halk inanışları üzerinde yapılan derlemeleri yayımladı. 1923 yılının Mart ayında Telif ve Tercüme Heyeti Başkanlığına atanınca Küçük Mecmua’yı kapatarak Ankara’ya geldi. Ankara yıllarında "Türkçülüğün Esasları", "Türk Töresi" ve "Altın Işık" isimli eserlerini yayımladı. 11 Ağustos 1923’te milletvekili seçilerek, Büyük Millet Meclisinin ikinci döneminde Diyarbakır milletvekili olarak görev yaptı. Aynı yıl, “Doğru Yol: Hâkimiyet-i Milliye ve Umdelerinin Tasnif, Tahlil ve Tefsiri” isimli çalışmasını neşretti. Ziya Gökalp, “1924 Teşkilat-ı Esasiye” kanununu hazırlayan heyet başta olmak üzere, birçok heyette faaliyette bulundu. Gökalp, bu dönemde Etnografya Müzesinin kurulması kararının alınmasını da sağladı. Ziya Gökalp, 25 Ekim 1924 tarihinde yakalandığı amansız bir hastalıktan kurtulamayarak vefat etti ve aynı gün görkemli bir törenle Sultan Mahmut türbesinin de bulunduğu mezarlığa defnedildi.

Ziya Gökalp vefatının 100. yılında Diyarbakır’da anıldı Haber

Ziya Gökalp vefatının 100. yılında Diyarbakır’da anıldı

Türk Ocakları Genel Merkezi, Türk düşünce hayatının önemli isimlerinden Ziya Gökalp’in vefatının 100. yılı dolayısıyla Diyarbakır’da anlamlı bir program düzenledi. "Vefatının 100. Yılında Ziya Gökalp Anısına Dünden Bugüne Kültür ve Medeniyet" başlığıyla gerçekleştirilen sempozyum, akademisyenler ve araştırmacıların katılımıyla büyük ilgi gördü. Dicle Üniversitesinde 24 Aralık 2024’te düzenlenen etkinliğin açılışında Diyarbakır Vali Yardımcısı Murat Yıldız, Türk Ocakları Genel Başkanı Prof. Dr. Mehmet Öz, Uluslararası Türk Kültür Teşkilatı (TÜRKSOY) Genel Sekreter Yardımcısı Sayit Yusuf, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat ve Ankara Sosyal Bilimler Üniversitesi (ASBÜ) Rektörü Prof. Dr. Musa Kazım Arıcan birer konuşma yaparak Ziya Gökalp’in Türk düşüncesindeki önemine vurgu yaptı. Konuşmalarda, Gökalp’in kültürel mirası, medeniyet anlayışı ve toplumsal düşünceleri derinlemesine ele alındı. ZİYA GÖKALP’İN DÜŞÜNCESİNE YENİ BİR BAKIŞ Programda yer alan panelde ise, Prof. Dr. Nevin Güngör Ergan, Doç. Dr. Fahri Atasoy ve Ayşegül Büşra Paksoy, Gökalp’in sosyolojik düşünce dünyasındaki yerini anlatan sunumlar gerçekleştirdi. Gökalp’in kadın, aile ve toplum üzerine olan görüşleri, Türk sosyolojisine kattıkları ve modern Türkiye'nin inşasındaki rolü üzerine derinlemesine bir tartışma ortamı oluşturuldu. ZİYA GÖKALP SERGİSİ BEĞENİ TOPLADI Sempozyum kapsamında, Ziya Gökalp ile ilgili hazırlanan sergi büyük ilgi gördü. Katılımcılar, Gökalp’in yaşamı ve fikirlerinin anlatıldığı sergiyi gezerek, ünlü düşünürün mirasına dair bilgi sahibi oldu. Sempozyumun sonunda, katılımcılar Diyarbakır’ı keşfetme fırsatı buldu. Ziya Gökalp’in mirasına odaklanan etkinlik, şehrin tarihi dokusu ile birleşerek katılımcılara kültürel bir yolculuk sundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.