SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zorla Çalıştırma

QHA - Kırım Haber Ajansı - Zorla Çalıştırma haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zorla Çalıştırma haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Avrupa Parlamentosundan Rusya’ya suçlama: Yabancıları yanıltıcı vaatlerle kandırıp cepheye sürüyor Haber

Avrupa Parlamentosundan Rusya’ya suçlama: Yabancıları yanıltıcı vaatlerle kandırıp cepheye sürüyor

Avrupa Parlamentosu, Rusya’nın başta Afrika ülkeleri olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden binlerce kişiyi yanıltıcı vaatlerle orduya veya silah sanayisine dahil etmesini sert bir dille kınayan kararı kabul etti. Belgede söz konusu uygulamaların "insan ticareti" ve "zorla çalıştırma" kapsamında uluslararası hukuk ihlali olduğu vurgulandı. Strazburg’da bugün düzenlenen genel kurulda 478 milletvekilinin desteğiyle kabul edilen kararda, Rusya’nın iş gücü ihtiyacını karşılamak için kullandığı karanlık yöntemler mercek altına alındı. Avrupa Parlamentosu milletvekilleri, Rus olmayan binlerce kişinin iş teklifleri, çalışma koşulları ve riskler konusunda yanlış bilgilendirildiğine dikkat çekti. Bu kişilerin ya silah üretim tesislerine ya da doğrudan Ukrayna’daki işgal operasyonlarının en ön saflarına gönderildiği belirtildi. Ukrayna tarafından paylaşılan verilere dayandırılan raporda, Rus ordusu saflarında 36 farklı Afrika ülkesinden en az bin 780 kişinin savaştığı kaydedildi. Toplamda ise 128 ülkeden yaklaşık 18 bin yabancı uyruklunun Rusya tarafından bu savaş için devşirildiği aktarıldı. Karar metninde, bu yabancı “paralı askerlerin” genellikle "harcanabilir personel" (top yemi) olarak görüldüğü ve en tehlikeli cephe hatlarına sürüldüğü ifade edildi. Avrupa milletvekilleri, savunmasız durumdaki insanların kandırılmasının, seyahat özgürlüklerinin kısıtlanmasının ve emek sömürüsüne maruz bırakılmasının uluslararası sözleşmeleri ihlal eden birer suç olduğunu hatırlattı. Bu insan hakları ihlallerinin ve insan ticaretinin sona ermesinin tek yolunun Rusya’nın saldırganlık savaşının durdurulması olduğu kaydedilirken, parlamento Rusya’nın işlediği uluslararası hukuk ihlalleri için hesap verebilirliği sağlayan mekanizmalara olan desteğini yineledi.

“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” İstanbul’da kamuoyu ile paylaşıldı Haber

“Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025” İstanbul’da kamuoyu ile paylaşıldı

Doğu Türkistan’daki hak ihlallerini ölçülebilir verilerle görünür kılmayı amaçlayan “Doğu Türkistan İnsan Hakları İhlalleri Endeksi 2025”, 16 Şubat 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenen programla kamuoyuna tanıtıldı. Doğu Türkistan İnsan Hakları İzleme Derneği (ETHR) tarafından hazırlanan endeks; din özgürlüğü, zorla çalıştırma, dijital gözetim ve çocuk hakları başta olmak üzere bölgedeki sistematik ihlalleri 14 tematik başlık altında ele alıyor. BEŞ DİLDE TARAMA, AYLIK RAPORLAMA Karar'dan Feyza Nur Çalıkoğlu'nun haberine göre tanıtımda, endeksin tek bir kaynağa dayanmadığı; Arapça, Çince, İngilizce, Uygurca ve Türkçe olmak üzere beş dilde yürütülen açık kaynak haber taramaları ile hazırlandığı belirtildi. Farklı diller ve arama motorları üzerinden yapılan taramalarla her ayın gelişmelerinin ayrı raporlaştırıldığı, böylece ihlallerin zamansal seyri ve yoğunluğunun izlenebilir hale getirildiği aktarıldı. Sunumda, çalışma boyunca haber metinlerine müdahale edilmeden kronolojik bir derleme yapıldığı özellikle vurgulandı. ENDEKSİN ANA BAŞLIKLARI: PROPAGANDA, ÇİNLEŞTİRİLME, BASKI VE TRANSFER Sunumda 2025 Endeksi’nin tematik çerçevesi, Doğu Türkistan’daki hak ihlallerinin farklı boyutlarını bir arada ele alan başlıklar üzerinden özetlendi. Buna göre “propaganda” başlığı altında, Çin Komünist Partisi’nin gazetecileri bölgeye davet etmesi ve bazı YouTuber’ların Çin odaklı içerikler üretmesi örnek gösterilerek, kamuoyuna dönük anlatının nasıl kurgulandığına dikkat çekildi. “Çinleştirilme” başlığında ise camilerin Çin mimarisine uygun biçimde yeniden inşa edilmesinin geçici bir uygulama değil, yapısal bir dönüşüm olarak değerlendirildiği ve bunun kuşaklar arası bir kültürel kesintiyi hedeflediği vurgulandı. Endekste ayrıca dini pratiklere yönelik sınırlamaların süreklilik kazandığı “dini baskı” boyutu ele alınırken, Doğu Türkistan dışındaki topluluklara yönelik takip ve baskı mekanizmaları da “sınırötesi baskı” kapsamında incelendi. “Zorla çalıştırma ve işçi transferi” başlığında, zorla çalıştırma yöntemlerinin sürdüğü ve sistematik bir işçi transfer politikasının uygulandığı tespiti paylaşıldı. “Sansür ve kısıtlama” bölümünde ise fiziksel kısıtlamalara ek olarak dijital alandaki müdahalelerin arttığı, çevrim içi alanın da denetim ve kontrol politikalarına daha yoğun biçimde dahil edildiği ifade edildi. “SANSÜR VE KISITLAMA”: YAPAY ZEKA DESTEKLİ BİLGİ YÖNETİMİ Raporun “sansür ve kısıtlama” bölümünde, internet sansürünün klasik erişim engellerinin ötesine geçerek yapay zekâ destekli, çok katmanlı bir “bilgi yönetim sistemi”ne dönüştüğü aktarılıyor. Bu çerçevede; yüz tanıma, biyometrik veri temelli sistemler ve algoritmik filtreleme/otomatik müdahale mekanizmalarının özellikle Uygurlar ve diğer Türk halklara yönelik baskı aracı haline geldiği değerlendirmesine yer veriliyor. Yerel medya boyutunda ise Xinjiang Television’un Uygurca ve Kazakça yayın yapan iki kanalının kapatıldığı, bazı yayınların Çinceye döndüğü ve içeriklerin büyük ölçüde Çinceye yöneldiği bilgisi aktarıldı. DİJİTAL GÖZETİM VE SİBER SALDIRILAR: SINIRLARI AŞAN TAKİP İDDİALARI Raporda “dijital gözlem ve siber saldırı” başlığında, Çin’in gözetim kapasitesinin uluslararası ölçekte genişlediği vurgulanıyor. 2023–2024 döneminde Çin’de ve diasporada yaşayan Tibetliler ile Uygurları hedef alan siber saldırıların arkasında, Çin Kamu Güvenliği Bakanlığı ile bağlantılı olduğu iddia edilen UPSEC adlı şirketin bulunduğu öne sürülüyor. Raporda, Android ve Windows cihazlara sızarak kişisel verilere erişebilen araçlardan bahsediliyor. Ayrıca, 8 Nisan 2025’te Dünya Uygur Kongresinin (WUC) Huawei France, Hikvision France ve Dahua Technology France hakkında Paris Savcılığına başvurusuna; 28 Haziran 2025’te Kanada’nın Hikvision’un yani Çin merkezli güvenlik teknolojileri şirketinin ülkedeki operasyonlarını durdurma kararına değiniliyor. ZORLA ÇALIŞTIRMA VE İŞÇİ TRANSFERİ İDDİALARI 2025 boyunca yayımlanan uluslararası rapor ve soruşturmalarda, Doğu Türkistan’da yürütülen devlet destekli “mesleki eğitim” ve iş gücü transfer programlarının zorla çalıştırmaya dönüştüğü iddiaları öne çıktı. İnsan hakları kuruluşlarına göre Çin yönetimi, “yoksullukla mücadele” ve “kırsal iş gücünü dönüştürme” politikaları kapsamında on binlerce Uygur’u ülkenin farklı bölgelerindeki fabrikalara ve tarım alanlarına sevk ediyor. İddialara göre bu sevkler gönüllülükten ziyade yoğun gözetim ve siyasi baskı ortamında gerçekleşiyor. Uygurların toplu şekilde başka eyaletlere taşındığı; tekstil, ayakkabı, otomotiv yan sanayi, elektronik ve tarım gibi sektörlerde çalıştırıldığı belirtiliyor. Bölgedeki üretimin küresel tedarik zincirlerine entegre olması ise söz konusu iddiaları uluslararası şirketler ve ülkeler açısından da gündeme taşıyor. ÇOCUK HAKLARI: YATILI OKULLAR VE AİLEDEN KOPARMA İDDİALARI Endekste, 2017’den bu yana yürütülen kitlesel gözaltı politikalarıyla kamplara alınan ebeveynlerin çocuklarının devlet kontrolündeki yatılı okullara yerleştirilmeye devam ettiğine ilişkin iddialara yer veriliyor. Yarkent, Aksu ve Hoten’de en az altı kurumun faaliyet gösterdiği; çocukların süreç içinde polis birimleriyle takip edildiği ve ayrıntılı kayıtlar tutulduğu aktarılıyor. Raporda, yatılı okullarda eğitimin ağırlıkla Mandarin Çincesi üzerinden yürütüldüğü ve bunun dil-kimlik üzerinde etkilerine ilişkin değerlendirmeler bulunuyor. KEYFİ TUTUKLAMA, YARGISIZ İNFAZ VE DİNİ KISITLAMALAR İDDİALARI Raporda, keyfî tutuklamaların sistematik hale geldiği ve adil yargılanma hakkının zayıfladığı ifade ediliyor. Sakal bırakmak, telefonda dini içerik bulundurmak gibi pratiklerin dahi suç unsuru sayılabildiğine dair örnekler aktarılıyor. Dini özgürlükler başlığında, Ramazan döneminde oruç tutmanın fiilen engellendiği ve bazı yerleşimlerde kişilerin gündüz yemek yediğini gösteren video istendiğine ilişkin iddialara yer veriliyor. GERİ GÖNDERMELER: TAYLAND ÖRNEĞİ “Geri gönderme” bölümünde, üçüncü ülkeler üzerinden Çin’e iade riskine dikkat çekiliyor. Raporda, 27 Şubat 2025’te Tayland’dan 48 Uygur’un Çin’e gönderildiği ve bunun uluslararası düzeyde geri göndermeme ilkesine aykırı olduğu yönünde eleştiriler bulunduğu aktarılıyor. “DİJİTAL APARTHEİD” VURGUSU VE 2024–2025 KIYASLAMASI Sunumda baskının “sürekli, geniş ölçekli ve dijitale endeksli” biçimde yürütüldüğü belirtilerek, “Doğu Türkistan modeli dünyanın dijital aparteidi” ifadesinin öne çıktığı aktarıldı. 2024’te baskı mekanizmalarının kurumsallaştığı, 2025’te ise daha otomatik hale geldiği değerlendirmesi paylaşıldı. Karşılaştırmalı analiz bölümünde, 2024’te daha “güvenlik odaklı” bir çizginin öne çıktığı; 2025’te buna ek olarak propaganda ağırlıklı bir devlet söyleminin güçlendiği belirtildi. Sunumda ayrıca ABD’nin Çin’den gelen ürünlerde zorla çalıştırma şüphesi yaklaşımı da hatırlatıldı. “FİLLER TEPİŞİYOR, EZİLEN BİZ OLUYORUZ” Panel bölümünde söz alan Mazlumder Genel Başkanı Kaya Kartal, Doğu Türkistan’da uygulanan yasaların vatandaşları koruma amacı taşımadığını, aksine “belli bir kalıba sokmak” için işletildiğini söyledi. “Çinlileştirme” politikaları kapsamında din alanında yeni bir yapı kurulduğunu savunan Kartal, günlük yaşam pratiklerinin dahi suç unsuru haline getirildiğini ifade etti. Türkiye bağlamında ise Göç İdaresi uygulamaları ve bazı yargı süreçlerine dikkat çekerek, geri göndermeme yasağının hem Anayasa’da hem uluslararası hukukta yer aldığını hatırlattı. Uluslararası Mülteci Hakları Derneği’nden (UMHD) Zeynep Ertekin ise konuşmasında, mahkemelerin Uygur yabancılara ilişkin verdiği geri gönderme kararlarına ve “tahdit kodları” uygulamalarına değindi. İstanbul 16. ve 18. İdare Mahkemeleri’nin Uygur yabancılar hakkında verdiği geri gönderme kararlarına dikkat çekti. Türkiye’nin uzun yıllar Uygurlar açısından güvenli bir ülke olarak görüldüğünü belirten Ertekin, ancak geçtiğimiz yıl mahkemelerce verilen kararlarla bu algının tersine bir uygulama pratiğinin ortaya çıktığını söyledi. Menşe ülkeyle istihbarat paylaşımı iddialarını gündeme getiren Ertekin, bazı Uygurların terör suçlamalarıyla karşı karşıya bırakıldığını savundu. Geri göndermeme ilkesinin fiilen zedelendiğini öne süren Ertekin, konuşmasını “Filler tepişiyor, ezilen biz oluyoruz” sözleriyle tamamladı. Yeryüzü Avukatları Derneği (WOLAS) temsilcisi Hüseyin Dişli ise hazırlanan endeksin hukuki açıdan bir “delil havuzu” niteliği taşıdığını belirterek, raporda yer alan verilerin ileride yapılacak ulusal ve uluslararası başvurular açısından referans teşkil edebileceğini ifade etti. Panelde ayrıca İstiqlal TV’den Muhammet Ali Atayurt da değerlendirmelerde bulundu.

Uygur Türklerini zorla çalıştıran 37 Çinli firmaya ABD'den yaptırım! Haber

Uygur Türklerini zorla çalıştıran 37 Çinli firmaya ABD'den yaptırım!

ABD, Uygur Zorla Çalıştırmayı Önleme Yasası (UFLPA) kapsamında, Uygurların zorla çalıştırılmasını engellemeye yönelik kapsamlı bir hamle yaptı. 15 Ocak 2025 tarihinde, Çin’in 37 büyük kuruluşunun ABD’ye ithalatı yasaklandı. Böylece, zorla çalıştırmaya karışan toplam şirket sayısı 150'ye yaklaştı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, zorla çalıştırmaya karşı amansız mücadelesini ve insan haklarına bağlılığını bir kez daha vurguladı. UYGUR TÜRKLERİNİ ZORLA ÇALIŞTIRAN ŞİRKETLER Kanun kapsamında yasaklanan şirketlerin başında dünyanın en büyük tekstil üreticilerinden Huafu Fashion Co. ve Doğu Türkistan’ın pamuk endüstrisinde zorla çalıştırmaya karışan 25 şirket yer alıyor. Ayrıca, Uygurların zorla çalıştırıldığı bölgelerden gelen polisilikon kullanan Donghai JA Solar Technology Co. ve Hongyuan Green Energy Co. da kara listeye alındı. Bu şirketler, tekstil, madencilik ve güneş enerjisi sektörlerinden ve ABD'nin Doğu Türkistan’daki insan hakları ihlalleri ile bağlantılı ithalatı sınırlamayı amaçlayan tüzel kişilik listesine dahil edildi. ZORLA ÇALIŞTIRMA ZULMÜNE KARŞI AMANSIZ MÜCADELE ABD İç Güvenlik Bakanı Alejandro Mayorkas, konuyla ilgili, “37 şirketi UFLPA Kuruluşları Listesine ekleyerek ve toplam sayıyı yaklaşık 150’ye çıkararak, zorla çalıştırma zulmüne karşı amansız mücadelemizi, temel insan haklarına olan sarsılmaz bağlılığımızı ve serbest, adil ve rekabetçi bir piyasayı yorulmak bilmeden savunduğumuzu bir kez daha gösteriyoruz” ifadelerini kullandı. ABD’li yetkililer, 2022’den bu yana bu yasakları tutarlı bir şekilde uyguluyor.

Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma: Uluslararası markaların karanlık yüzü ortaya çıktı Haber

Doğu Türkistan’da zorla çalıştırma: Uluslararası markaların karanlık yüzü ortaya çıktı

Türk yurdu Doğu Türkistan'da, Çin'in tarım sektöründe uyguladığı zorla çalıştırmadan elde edilen ürünler, küresel tedarik zincirlerinde satılarak büyük markaların mallarında şaibe yaratıyor.  Ünlü Alman araştırmacı Adrian Zenz'in hazırladığı yeni rapor, zorla çalıştırmanın boyutlarını ve bunun uluslararası markalarla olan bağlantılarını ortaya koyuyor. ZORLA ÇALIŞTIRMA TARIM SEKTÖRÜNDE YAYGINLAŞIYOR Adrian Zenz'in 15 Aralık 2024 tarihinde yayımladığı raporu; Çin'in Doğu Türkistan'daki domates, biber, kadife çiçeği ve stevia üretiminde Uygur Türklerini modern köle olarak kullandığını gözler önüne seriyor. Rapor, bölgede zorla çalıştırılan Uygur Türklerini, binlerce Uygur çiftçinin arazilerinin Çinli şirketlere verilmesini ve Çinli tarım şirketleri için çalıştırıldığını anlatıyor. Bu durum, küresel tarım ürünleri pazarında ciddi etik sorunlar doğuruyor. UYGUR TÜRKLERİNİN ARAZİLERİ GASP EDİLİYOR Doğu Türkistan'da yapılan kitlesel arazi gaspı, binlerce Uygur çiftçisinin toprağını kaybetmesine yol açtı. Zenz, bu durum ile ilgili, "Bu şirketlere ve raporda adı geçen diğer şirketlere, Xinjiang’daki devlete ait kuruluşlarla iş birliğini derhal durdurmalarını, zorla çalıştırma ve zorunlu arazi transfer planlarıyla lekeli malları tedarik zincirlerinden çıkarmalarını, ön inceleme süreçlerini gözden geçirmelerini ve güçlendirmelerini, tedarikçilerden Xinjiang’la olan fiili ve olası tedarik zinciri bağlantılarını tam olarak açıklamalarını talep ediyoruz" ifadelerini kullandı. 2001-2021 yılları arasında arazi kullanım transferlerinin yüzde 50 oranında arttığı belirtiliyor, bu da zorla çalıştırmanın boyutlarını gözler önüne seriyor. ÜNLÜ MARKALARDAN KRAFT HEINZ, NESTLÉ VE DEL MONTE’YE SUÇLAMA Rapora göre, büyük küresel markalar zorla çalıştırma uygulamalarına göz yummakla suçlanıyor. Dünyaca ünlü markalardan Kraft Heinz, Nestlé, Del Monte ve diğer markaların, Doğu Türkistan’daki zorla çalıştırma ve arazi gaspı ile kirlenmiş tedarik zincirlerinden ürün aldıkları kaydediliyor. TÜKETİCİLERİ ALDATAN MARKALAR Zorla çalıştırmayla üretilen domates, biber ve stevia gibi tarım ürünlerinin, 62 uluslararası şirketin tedarik zincirlerinde dünya çapında satıldığı belirtiliyor. Bu durum, tüketicileri yanıltan ve sömürü döngüsünü sürdüren güvenilir yerel marka adları altında gerçekleştiriliyor.

Uygur Soykırımı'na karşı çıkan şirketlere Çin'den göz dağı! Haber

Uygur Soykırımı'na karşı çıkan şirketlere Çin'den göz dağı!

Çin'in Doğu Türkistan'da uyguladığı soykırım ve insan hakları ihlalleri nedeniyle hammadde ve ürün alımını durduran küresel çaptaki büyük şirketler, Pekin yönetiminin baskılarıyla karşı karşıya kalıyor. Geçen hafta Çin Ticaret Bakanlığı, Doğu Türkistan'da üretilen pamuk ve kıyafetlere yönelik yaptırım kararı alan Amerikan PVH firmasına "ayrımcı önlemler" gerekçesiyle soruşturma açıldığını duyurdu. New York merkezli PVH, Van Heusen, Tommy Hilfiger ve Calvin Klein gibi tanınmış markaları bünyesinde barındırıyor. 30 GÜN SÜRE: BELGELER İSTENİYOR Çin yönetimi, PVH'ye gerekli belgeleri teslim etmesi için 30 gün süre tanıdı. Eğer firmanın Çin yasalarını ihlal ettiğine hükmedilirse, para cezası ile birlikte çalışanlarına seyahat kısıtlamaları getirilebilir ve hatta şirketin Çin'den yaptığı ihracat durdurulabilir. Çin Ticaret Bakanlığı, PVH’nin Doğu Türkistan'dan pamuk ve kıyafet alımını durdurarak yasaları çiğnediğini iddia ediyor. Çin, 2020 yılında "Güvenilmez Tüzel Kişi Listesi" uygulamasını devreye sokarak, ulusal güvenliğini tehdit ettiğini ileri sürerek bazı yabancı şirketleri yaptırım listesine aldı. New York Times PVH'ye açılan soruşturmanın, bu kuralın Doğu Türkistan'daki üretimlere yönelik yasaklara uyan bir firmaya karşı ilk kez uygulandığına dikkat çekti. ABD, 2022'de Doğu Türkistan'da üretilen pamuklu ürünlerin, Uygur Türklerini zorla ve karşılıksız olarak çalıştırdığı için ülkeye getirilmesini yasaklamıştı. TEDARİK ZİNCİRİNDE BELİRSİZLİK Çin'deki Amerikan Ticaret Odasının direktörü Sean Stein, bu hamlenin tehlikeli olduğunu belirterek, tüm sektörlerdeki şirketlerin bu durumu yeniden değerlendirmesi gerektiğini ifade etti. Birçok firma, bu durumun risklerinin arttığını düşünüyor. Daha önce H&M ve Nike gibi markalar, Doğu Türkistan'dan pamuk tedarik etmeyi bırakmıştı. ZORLA ÇALIŞTIRMA VE UYGUR SOYKIRIMI Doğu Türkistan zorla çalıştırma, işkence ve "yeniden eğitim kampı" adı altında alıkoyma suçlamalarıyla gündeme geliyor. İnsan hakları örgütleri, bölgede yaklaşık 3 milyon kişinin zorla toplama kamplarına yerleştirildiğini belirtiyor. ABD ve bir çok Batılı devlet, Doğu Türkistan'daki Uygur Tükrlerine yönelik Çin'in uyguladığı poltikaları "soykırım" olarak parlamentolarından geçirdi. Fakat Çin yönetimi soykırım poltikasını reddediyor. Bu gelişmeler, uluslararası ticaretin nasıl şekilleneceği ve şirketlerin tedarik stratejileri üzerinde büyük etki yaratacak gibi görünüyor.

ABD'den Çin'e Doğu Türkistan yaptırımı! Haber

ABD'den Çin'e Doğu Türkistan yaptırımı!

ABD, "Uygurların Zorla Çalıştırılmasını Önleme Yasası" çerçevesinde Doğu Türkistan'dan üretim yapan 2 Çinli şirkete yaptırım uygulayacağını açıkladı. ABD İç Güvenlik Bakanlığı, Çinli çelik şirketi Baowu Grup bünyesinde faaliyet gösteren Sincan Bayi Demir ve Çelik Şirketi ile aspartik asitten yapay tatlandırıcı üreten Çangcou Guanghui Gıda Katkı Maddeleri Şirketinin, Uygur Türklerini zorla çalıştırdığı tespiti ile yaptırım listesine alındığını duyurdu. Söz konusu karar, bölgedeki insan hakları ihlâllerinin ve zorla çalıştırmanın ciddi bir tehdit oluşturduğunu bir kez daha ortaya koydu. YAPTIRIM KARARI SOYKIRIM İÇİN YETERSİZ ABD İç Güvenlik Bakanlığı Müsteşarı Robert Silvers, 3 Ekim 2024 tarihinde konuya ilişkin olarak yaptığı açıklamada, yaptırım kararının ABD'nin tedarik zincirlerini zorla çalıştırmadan arındırma kararlılığının bir göstergesi olduğunu vurguladı. Bununla birlikte bu adımların, Doğu Türkistan'daki soykırım ve insan hakları ihlalleri karşısında dünya genelinde etkili bir tepki oluşturması için yetersiz kalacağını belirtti. TÜRK VE MÜSLÜMAN DEVLETLER SESSİZ Doğu Türkistan'da uygulanan zorla çalıştırma programları, Türk ve Müslüman halka yönelik soykırım ve baskının bir parçası olarak kabul ediliyor. Ancak, bölgedeki bu insanlık suçlarına karşı Türk ve Müslüman devletlerin çoğu hâlâ sessiz kalmayı tercih ediyor. Bu durum, uluslararası toplumda büyük bir kaygı yaratıyor. Bugüne kadar ABD, 75 Çinli şirketi Doğu Türkistan'da zorla çalıştırılan iş gücü kullandıkları veya zorla çalıştırma yoluyla elde edilen ürünlere yer verdikleri gerekçesiyle yaptırım listesine aldı. Bu durum, uluslararası camianın Doğu Türkistan'daki insan hakları ihlallerine karşı harekete geçmesi gerektiğinin bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.