SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Zorla Kaybetme

QHA - Kırım Haber Ajansı - Zorla Kaybetme haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Zorla Kaybetme haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Ervin İbragimov’un kaçırılışının 10. yılında Kıyiv’de özel etkinlik Haber

Ervin İbragimov’un kaçırılışının 10. yılında Kıyiv’de özel etkinlik

Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi Üyesi Ervin İbragimov'un işgal altındaki Bahçesaray'da kaçırılmasının 10. yıl dönümü vesilesiyle, 25 Mayıs 2026'da Kıyiv'deki "Kırım Evi"nde belgesel gösterimi, sergi ve paneli kapsayan geniş bir etkinlik düzenlenecek. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) ve Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Ofisi ortaklığında düzenlenen "Çalınan Hayat: Ervin İbragimov’u Arayışla Geçen 10 Yıl" başlıklı etkinlik, yalnızca İbragimov’un davasını hatırlatmayı değil, Rusya’nın işgal ettiği Ukrayna topraklarında bir sindirme aracı olarak kullandığı "zorla kaybetme" ve yasa dışı alıkoyma bilançosunu da uluslararası kamuoyunun gündemine taşımayı hedefliyor. BELGESEL GÖSTERİMİ VE FOTOĞRAF SERGİSİ Saat 18.00’de başlayacak anma programı kapsamında, Ervin İbragimov’un kaçırılışının dönüm noktalarını ve ailesinin adalet arayışını konu alan özel bir belgesel video gösterimi sunulacak. Ayrıca, Kırım.Realii projesinin arşivlerinden derlenen; gazeteciler Anton Naumlyuk, Serhiy Nujnenko ve Alina Smutko’nun objektifinden Kırım’daki baskıları, İbragimov ailesinin mücadelesini ve Kıyiv’deki dayanışma eylemlerini kronolojik olarak yansıtan bir fotoğraf sergisi açılacak. ZORLA KAYBETMELER PANELDE ELE ALINACAK Etkinliğin en kritik bölümünü ise gazeteci Taras İbragimov’un moderatörlüğünde gerçekleştirilecek olan "10 Yıldır Yanıtsız Kalan Sorular: Ervin İbragimov Davası ve İşgal Şartlarında Zorla Kaybetme Sistemi" başlıklı panel oluşturacak. Panelde konuşmacı olarak; Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna Milletvekili Tamila Taşeva, Kırım Tatar Kaynak Merkezi Müdürü Zarema Bariyeva, Ukrayna Parlamentosu İnsan Hakları Yetkilisi Ofisi Temsilcisi Stanislav Kuliş, Kırım Özerk Cumhuriyeti ve Akyar (Sevastopol) Şehri Savcı Yardımcısı Vitaliy Sekretar yer alacak. Panelde ayrıca, 2025 yılında Rus işgal güçleri tarafından kaçırılan Serhiy Grışçenkov’un kızı Darya Grışçenkova da söz alarak, yakınları yakın tarihte kaybedilen ailelerin sesi olacak. Hukukçular ve hak savunucuları, Rusya Federasyonu’nun cezasızlık politikasını, kaçırılan sivillerin bulunması için devreye sokulabilecek uluslararası mekanizmaları ve Kremlin yönetiminin bu savaş suçlarından ötürü uluslararası mahkemeler önündeki sorumluluklarını hukuki boyutuyla ele alacak. ERVİN İBRAGİMOV NEREDE? Ervin İbragimov, 1985’te ailesinin sürgün edildiği Özbekistan’da dünyaya geldi. Ailesi ile birlikte Kırım’a geri döndükten sonra Bahçesaray’daki Kırım Tatar millî okulunda eğitim aldı. Ardından Odesa Ulusal Hukuk Akademisi ve Ukrayna Cumhurbaşkanlığına bağlı Kamu Yönetimi Akademisi’nden mezun oldu. Eğitimini tamamladıktan sonra Bahçesaray Kaymakamlığı Tarım Departmanında avukat olarak çalışmaya başladı. Birkaç defa kent konseyi üyesi olarak seçildi ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi üyesiydi. Ervin İbragimov Kıyiv’deki Yevromaydan (Euromaidan) eylemlerine katılmıştı. Akmescit’te 24 Şubat 2016’da Rus işgaline karşı düzenlenen mitingte de yer almıştı. İşgalci yönetimin, baskı uyguladığı Kırım Tatarlarına destek vermek için mahkeme duruşmalarına katılmıştı. TRAFİK POLİSİ ÜNİFORMASI GİYEN KİŞİLER TARAFINDAN KAÇIRILDI Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu Üyesi Ervin İbragimov’un arabası, 25 Mayıs 2016 sabah saatlerinde Rus işgali altındaki Kırım’ın Bahçesaray şehrindeki evinin yakınlarında kapıları açık bir şekilde bulundu. Olayın gerçekleştirildiği yerin yakınında bulunan güvenlik kameraları, Ervin İbragimov’un trafik polisi üniforması giyen kişiler tarafından kaçırıldığını kaydetti. Ervin’in kaybolmadan önce 24 Mayıs 2016 günü saat 22.40 civarında babasını arayarak arabasının evraklarının nerede olduğunu sorduğu biliniyor. Daha sonra Ervin ile iletişim kesildi ve o günden beri hakkında hiçbir haber alınamadı. İŞGALCİLER ANCAK 3 GÜN SONRA "SORUŞTURMA" BAŞLATTI İşgalci Rus yönetimine bağlı olan sözde Soruşturma Komitesi ancak üç gün geçtikten sonra, Ervin İbragimov’un kaçırılmasıyla ilgili soruşturma başlattı. 2 Haziran 2016 tarihinde Ervin İbragimov’un pasaportu ve ehliyetinin Bahçesaray’da bulunduğu açıklandı. 3 Haziran’da ise, Ervin İbragimov’un kaçırıldığı gerçeğini teyit eden yeni görüntüler yayımlandı. Kaçırıldığı günden bu yana Ervin İbragimov hakkında hiçbir şey bilinmiyor. İbragimov’un kaçırılmasının sebepleri de bilinmiyor. İşgalci yönetimin sahte soruşturması hiçbir sonuç vermedi. Ervin İbragimov’un akrabaları, Ervin’i eve getiren kişiye 1 milyon ruble (15 bin dolar) tutarında büyük meblağ ödemeye hazır olduklarını duyurdu. Ancak bu da bir sonuç vermedi. DQTK: ERVİN'İN KAÇIRILMASINDAN RUSYA SORUMLU Dünya Kırım Tatar Kongresi’nin (DQTK) Yönetim Kurulu, üyesi olan Ervin İbragimov’un kayboluşu hakkında yayınladığı açıklamada, söz konusu olaydan, Kırım’ı işgali altında tutan Rusya Federasyonu’nun sorumlu olduğunu vurguladı. Temmuz 2018’de açıklama yapan Ervin’in babası Ümer İbragimov, işgalci Rus kolluk kuvvetleri görevlilerinin oğlunu tehdit ettiğini aktarmıştı. Kırım Tatarları, Ukrayna ve diğer ülkelerde “Ervin Nerede?” eylemleri düzenleyerek İbragimov ailesine aktif şekilde destek gösteriyor. Kırım Derneği Genel Merkezi, 24 Mayıs 2022 tarihinde düzenlenen toplantıda Türkiye’deki Kırım Tatarları, dünyaya ve Türkiye Cumhuriyeti yetkililerine seslenerek “Ervin İbragimov nerede?” sorusunun Rusya Federasyonuna sorulması için çağrıda bulunmuştu.

İşgal altındaki Kırım’da “zorla kaybetme” vakası daha: Genç kadından aylardır haber yok Haber

İşgal altındaki Kırım’da “zorla kaybetme” vakası daha: Genç kadından aylardır haber yok

İşgal altındaki Kırım’da, Rus pasaportu almayı reddeden ve Ukrayna belgelerini kullanmaya devam eden Marına Rıff, Kasım 2025’ten bu yana kayıp. Genç kadının bir “göç idaresi” ziyareti sonrası alıkonulduğu düşünülüyor. Kırım İnsan Hakları Grubunun raporuna göre, Marına Rıff ile son temas 12 Kasım 2025 tarihinde kuruldu. Akmescit’teki (Simferopol) Rus kontrolündeki bir göç idaresine giden Rıff’tan o günden bu yana haber alınamıyor. Rıff'ın yakınları, kadının işgalden sonra Rus pasaportuna başvurmadığını ve ısrarla Ukrayna vatandaşlık belgelerini kullanmaya devam ettiğini, bu durumun işgalci yetkililer nezdinde onu hedef haline getirdiğini belirtiyor. HUKUKSUZ GÖZALTI VE SUÇLAMA İnsan hakları savunucuları, yürüttükleri araştırmalar sonucunda Rus kontrolündeki sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesinin Rıff hakkında gizli bir karar aldığını ortaya çıkardı. Mahkeme kayıtlarına göre, genç kadına "aşırıcılık sembolleri sergileme" ve "Rus ordusunu itibarsızlaştırma" suçlamalarıyla 14 gün idari hapis cezası verildi. Ancak bu sürenin dolmasına rağmen Marına Rıff serbest bırakılmadı ve ailesine nerede tutulduğuna dair hiçbir resmi bilgi verilmedi. UKRAYNA YANLISI TUTUMU NEDENİYLE HEDEF ALINDI Kırım İnsan Hakları Grubu, Rıff’ın başına gelenlerin tesadüf olmadığını, tamamen açık sözlü Ukrayna yanlısı tutumuyla ilişkili olduğunu vurguluyor. Baskı ve tehditlere rağmen Ukrayna kimliğini koruyan kadının, Akmescit’teki tutukevlerinden (SİZO) birinde tecrit edilmiş halde tutulduğundan endişe ediliyor. Hak savunucuları, bu durumu "zorla kaybetme" vakası olarak nitelendirdi.

Rus işgal güçleri, Kırım'da 6 ayda 6 kişiyi kaçırdı Haber

Rus işgal güçleri, Kırım'da 6 ayda 6 kişiyi kaçırdı

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rus işgal güçlerinin Kırım’da 2025 yılının ilk 6 ayında 6 kişiyi kaçırdığını (zorla kaybetme) bildirdi. Kırım Tatar Kaynak Merkezinin açıklamasına göre kaybolan kişilerin isimleri şu şekilde: Anatoliy Kobzar, Susanna İsmailova, Natalya Polyuh, Oleh Platonov, Serhiy Grışçenkov ve Tamara Çernuha. İnsan hakları savunucuları zorla kaybetmelerin işgal altındaki Kırım’da uygulanan baskı yöntemlerinden yalnızca biri olduğuna dikkat çekiyor. 11 YILDA 65’TEN FAZLA KİŞİ ZORLA KAYBEDİLDİ Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı, Ocak 2025’te yaptığı açıklamada, Rus işgali altındaki Kırım’da 2014 yılından bu yana en az 66 zorla kaybetme vakası kaydedildiğini bildirmişti. Bunlardan 21 kişinin akıbeti hâlâ bilinmiyor, 6 kişi ölü bulundu, 1 kişi yurt dışına iade edildi, 7 kişi hakkında dava açıldı, 31 kişi ise zorla kaybedildikten birkaç gün sonra serbest bırakıldı. "ZORLA KAYBETME" KAVRAMI NE ANLAM İFADE EDİYOR? Zorla kaybetme, bir kişinin bir devlet veya siyasi örgüt tarafından ya da bir devlet yahut siyasi örgütün yetkilendirmesi, desteği veyahut rızasıyla üçüncü bir tarafça gizlice kaçırılması veya hapsedilmesi ve ardından mağduru hukukun koruması dışına çıkarmak amacıyla kişinin akıbetini ve nerede olduğunu kabul etmeyi reddetmesidir. Zorla kaybetme, kimi devletlerin muhalif grupları bastırma ve sindirme amacıyla uyguladığı şiddet yöntemlerinden biridir. Uluslararası Ceza Mahkemesinin 1 Temmuz 2002 tarihinde yürürlüğe giren Roma Statüsü'ne göre, herhangi bir sivil nüfusa yönelik yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlendiğinde, "zorla kaybetme" uluslararası ceza hukukunda zaman aşımına tabi olmayan insanlığa karşı bir suç olarak nitelendirilir.

Rusya’nın Kırım’da 11 yıldır işlediği suçlar cezasız kaldı Haber

Rusya’nın Kırım’da 11 yıldır işlediği suçlar cezasız kaldı

Ukraynalı insan hakları savunucuları, uluslararası örgütler ile iş birliği yaparak, Kırım ve işgal altında bulunan diğer Ukrayna bölgelerinde Rusya tarafından sistematik olarak işlenen savaş suçlarına dair kanıtları Birleşmiş Milletlere (BM) sundu.  İsviçre’nin Cenevre kentinde yapılan BM İnsan Hakları Konseyi’nin 58. oturumu kapsamında "İşkence ve Keyfi Gözaltılar: İnsanlığa Karşı Suçlar" başlıklı etkinlik düzenlendi. Toplantıda; Ukrayna merkezli insan hakları örgütleri, Rusya’nın işgal altındaki Ukrayna topraklarında sistematik olarak işlediği savaş suçları hakkında bilgi verdi. İşgalci güçlerin halka baskı yapmak için sık sık insan kaçırmaya başvurduğunu belirten insan hakları savunucuları, İnsan Hakları İçin Medya Girişimi’nin Rusya tarafından yasa dışı olarak alıkonulan en az bin 908 sivilin kimliğini tespit ettiğini bildirdi.  "... İŞGAL KARŞITI DURUŞLARI NEDENİYLE İLK HEDEF HALİNE GELİYORLAR..." İnsan Hakları İçin Medya Girişimi Analitik Departmanı Başkanı Lyubov Smaçilo, Rusya’nın işgal gerçeğini kabul etmeyen geniş bir Ukrayna grubunu hedef aldığını vurgulayarak şunları kaydetti: "Bu kişiler, aktif bir direniş göstermeseler bile, işgal karşıtı duruşları nedeniyle ilk hedef haline geliyorlar. Sivillere yönelik bu baskılar insanlığa karşı suç olarak değerlendirilmelidir." Smaçilo; Birleşik Krallık, Polonya, Litvanya, Yunanistan, Finlandiya, ABD, Almanya, Bulgaristan, Hollanda, İsviçre, İzlanda, Meksika, Slovakya, Gürcistan ve Estonya delegelerini, Ukraynalı insan hakları savunucuları tarafından geliştirilen sivillerin serbest bırakılmasına yönelik bir eylem planına katılmaya çağırdı. İnsan hakları örgütleri, Rusya tarafından alıkonulan sivillerin yaş, cinsiyet ve meslek gibi kriterlere göre sınıflandırılmasını ve her grubun belirli ülkeler tarafından himaye edilerek serbest bırakılmaları için diplomatik baskının artırılmasını öneriyor. KIRIM’DA GÖZALTILAR VE İŞKENCELER 2014’TEN BERİ SÜRÜYOR Kırım İnsan Hakları Grubu Temsilcisi İrına Baran El-Ghali, Rusya’nın işgal dönemi boyunca hukuksuz tutuklamaları işkence yöntemi olarak kullandığına dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: "Kırım’ın işgalinden bu yana 11 yıl geçti, ancak tek bir suçlu bile cezalandırılmadı. Dahası, Kırım'da işkence yapan faillerin, şu anda yeni işgal edilen Ukrayna topraklarında da aynı suçları işlediğini biliyoruz."

İşgal altındaki Kırım’da kadınlar giderek daha fazla hedef alınıyor Haber

İşgal altındaki Kırım’da kadınlar giderek daha fazla hedef alınıyor

Rus işgali altındaki Kırım’da her yıl onlarca kişi kaçırılıyor ve bu kişiler arasında kadınların sayısı giderek artıyor. Zorla kaybetmenin yanı sıra işgalciler, Kırım'daki halkı sindirmek için bir dizi farklı baskı yöntemi uyguluyor. Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Konseyinin 58. oturumu kapsamında Cenevre’de düzenlenen bir etkinlikte konuşan Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı uzmanı Artem Oliynık, Rusya Federal Güvenlik Servisinin (FSB) zorla kaybetme yöntemini sistematik bir baskı aracı haline getirdiğine dikkat çekerek şunları kaydetti: “Her yıl onlarca insan ortadan kayboluyor. Özellikle kadınların hedef alınması endişe verici bir durum. Neredeyse bir yıl önce kaçırılan Lera Cemilova ve Tatyana Dyakunovskaya’nın akıbeti hâlâ bilinmiyor. Hersonlu öğrenci Anna Yeltsova'nın vakası örnek bir vakadır; Rus yetkililer onu yıllarca hiçbir suçlamada bulunmadan tam bir tecritte tuttu.” Oliynık, zorla kaybetmelerin işgal altındaki Kırım’da uygulanan baskı yöntemlerinden yalnızca biri olduğunu vurgulayarak, “Rus yönetimi, sadece Ukraynaca şarkı söylemek veya savaşı eleştirmek gibi eylemler için bile insanları cezalandırıyor. Bu suçlamalar nedeniyle insanlar dövülüyor, evleri aranıyor, tutuklanıyor ve propaganda amacıyla videoya çekilerek kamuoyunda aşağılanıyor.” ifadelerini kullandı. Kırım SOS'un verilerine göre, Mart 2022’den bu yana en az bin 126 kişi ilgili Rus baskı politikasının kurbanı oldu ve bu sayı hızla artmaya devam ediyor. Örgüt, zorla kaybetmelerin ciddi bir insan hakları ihlali olduğunu ve işgalci yönetimin halkı sindirmek için bu yöntemi sistematik bir şekilde kullandığını belirtti. Sadece 2024 yılı içinde Kırım SOS, 2’si erkek, 4’ü ise kadın olmak üzere toplamda 6 yeni zorla kaybetme vakasını kayıt altına aldı.

2014'ten bu yana Kırım'da en az 66 zorla kaybetme vakası kaydedildi Haber

2014'ten bu yana Kırım'da en az 66 zorla kaybetme vakası kaydedildi

Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı, Rus işgali altındaki Kırım’da 2014 yılından bu yana en az 66 zorla kaybetme vakası kaydedildiğini bildirdi. 21 KİŞİNİN AKIBETİ HÂL BİLİNMİYOR Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım SOS Sivil Toplum Teşkilatı Uzmanı Yevgen Yaroşenko, Kırım SOS tarafından işgalin başladığı 2014’ten bu yana 66 zorla kaybetme vakasının kayda geçirildiğini belirterek, “Bunlardan 21 kişinin akıbeti hâlâ bilinmiyor, 6 kişi ölü bulundu, 1 kişi yurt dışına iade edildi, 7 kişi hakkında dava açıldı, 31 kişi ise zorla kaybedildikten birkaç gün sonra serbest bırakıldı." dedi. Kırım SOS adlı insan hakları kuruluşuna göre zorla kaybetmeler, 2014'teki Kırım'ın işgalinin ardından dört farklı dalga halinde yaşandı. İlk dalga 2014 yılı Mart-Mayıs aylarında, Rusya'nın Kırım'ı işgal etmesiyle başladı. Bu dönemde, en az 25 Ukrayna yanlısı aktivist zorla kaybedildi. Bunlar arasında, Akmescit’te (Simferopol) tek kişilik protesto düzenleyen ve 12 gün sonra işkence izleriyle ölü bulunan Kırım Tatarı Reşat Ametov, 11 gün asılsız yere alıkonulan ve işkenceye maruz kalan Kırım’daki Ukrayna toplumu liderleri Andriy Şçekun ve Anatoliy Kovalskiy gibi isimler bulunuyor. O dönemde zorla kaybedilen Ukrayna yanlısı aktivistler; Valeriy Vaşçuk, İvan Bondarets, Vasıl Çernış, Timur Şaymardanov, Seyran Zinedinov’un akıbeti hâlâ bilinmiyor. İkinci dalga, 2014 yılının sonlarına doğru başladı. O dönemde zorla kaybetme vakaları kurbanlarının çoğu Kırım Tatarı oldu. Bunların arasında insan hakları savunucusu Abdureşit Cepparov'un oğlu ve yeğeni de yer alıyor. İki genç hakkında 10 yılı aşkın bir süredir hiçbir bilgi alınamıyor. Kırım’daki zorla kaybetme vakalarında üçüncü dalga ise 2015'in ağustos ayında başladı ve 2016 yılı mayısına kadar sürdü. Bu dönemde, yine Kırım Tatarları hedef alındı. Bu dönemde zorla kaybedilenlerden Dünya Kırım Tatar Kongresi Yönetim Kurulu ve Bahçesaray Kırım Tatar Bölge Meclisi üyesi Ervin İbragimov’un akıbeti hakkında hâlâ hiçbir şey bilinmiyor. Son dalga, Rusya'nın 2022'de Ukrayna'ya karşı başlattığı topyekûn işgal girişimi ve saldırıları sonrasında başladı. Şubat 2022’ten itibaren, Rus işgal güçleri, Herson ve Zaporijjya bölgelerindeki kişileri zorla alıkoyarak Kırım'daki cezaevlerine götürdü. Bu kişilerin arasında, İrına Gorobtsova, Oleksiy Kıselov, Ruslan Abdurahmanov ve Rustem Osmanov gibi isimler de yer alıyor. Yevgen Yaroşenko, “Bu dönemde Rus işgal güçleri, Kırım'ın idari sınırında ve doğrudan Yarımada'da kişileri zorla kaybetme uygulamasına geri döndü. Mevcut bilgilere göre, hâlâ 6 kişinin akıbeti bilinmiyor, bunların çoğu Rus işgal güçleri tarafından evlerinde yapılan arama sırasında alıkonuldu. Birçok kişi Ukrayna yanlısı görüşleri nedeniyle zorla kaybedilenlerin arasında yer aldı.” şeklinde konuştu. "ZORLA KAYBETME" KAVRAMI NE ANLAM İFADE EDİYOR? Zorla kaybetme, bir kişinin bir devlet veya siyasi örgüt tarafından ya da bir devlet yahut siyasi örgütün yetkilendirmesi, desteği veyahut rızasıyla üçüncü bir tarafça gizlice kaçırılması veya hapsedilmesi ve ardından mağduru hukukun koruması dışına çıkarmak amacıyla kişinin akıbetini ve nerede olduğunu kabul etmeyi reddetmesidir. Zorla kaybetme, kimi devletlerin muhalif grupları bastırma ve sindirme amacıyla uyguladığı şiddet yöntemlerinden biridir. Uluslararası Ceza Mahkemesinin 1 Temmuz 2002 tarihinde yürürlüğe giren Roma Statüsü'ne göre, herhangi bir sivil nüfusa yönelik yaygın veya sistematik bir saldırının parçası olarak işlendiğinde, "zorla kaybetme" uluslararası ceza hukukunda zaman aşımına tabi olmayan insanlığa karşı bir suç olarak nitelendirilir.

İşgalciler 3 ayda en az 4 kişiyi zorla kaybetti Haber

İşgalciler 3 ayda en az 4 kişiyi zorla kaybetti

Rus işgal güçlerinin, Kırım’da Mart-Mayıs 2024 arasındaki dönemde en az 4 kişiyi zorla kaybettiği öğrenildi.  Sosyal medya üzerinden faaliyet gösteren “Mahkeme. Kırım Bölümü” haber kanalı, 15 Haziran 2024 tarihinde hazırladığı haberde, İrade İnsan Hakları Girişimi tarafından hazırlanan rapora göre Rus işgal güçlerinin mart, nisan ve mayıs ayları boyunca Kırım’da en az 4 kişiyi zorla kaybettiğini bildirdi. İşgalcilerin son dönemde Kırım’da zorla kaybetme uygulamasına yine başvurmaya başladığına dikkat çekilen raporda, ilkbaharda aramalara benzer bazı sözde usuli işlemlerin ardından üç kişinin ortadan kaybolduğu aktarıldı. Ayrıca bir kişi daha Tavrida karayolunda kayboldu, bu kişinin aracı Akmescit’teki (Simferopol) yakınlarındaki bir benzin istasyonu yakınlarında bulundu. Bir süre sonra söz konusu kişinin yeri tespit edildi ve işgalcilerin ona “patlayıcı maddenin yasa dışı saklanması” suçlaması yönlendirdiği öğrenildi. Bu zamana kadar ise en az 4 kişi bir suçlama açıklamadan bilinmeyen yerde alıkonuldu. Zorla kaybetmelerin uluslararası hukuk ve BM Sözleşmesi tarafından yasaklandığına dikkat çeken insan hakları savunucuları, “İşgal altındaki topraklarda yaşayan sivillerin kaçırılması bir savaş suçudur. Bu süreçlere dahil olan görevliler mutlaka Uluslararası Ceza Mahkemesinde yargılanacaklardır.” açıklamasında bulundu.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.