SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Pyongyang’dan Kırım’a uzanan savaş: Kuzey Kore neden Rusya’nın yanında?

Yazının Giriş Tarihi: 10.08.2026 19:09
Yazının Güncellenme Tarihi: 10.08.2026 19:23

Ukrayna-Rusya Savaşı’nın haritasına baktığımızda cephe hattı hâlâ Ukrayna topraklarında ve Rusya’nın sınır bölgelerinde görünüyor. Fakat savaşın siyasi ve askerî haritası artık çok daha geniş.

Ağustos 2026’da gelen iki haber bunu açık biçimde gösterdi. Ukrayna istihbaratı, yaklaşık 90 kişilik bir Kuzey Kore füze birliğinin Rusya’nın Voronej bölgesine konuşlandırılmaya başladığını ve birliğin 120’ye kadar balistik füze ile altı fırlatıcıya sahip olabileceğini ileri sürdü. Ardından Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Rusya’ya gönderilecek Kuzey Koreli asker sayısının 30 ila 50 bine ulaşabileceğini açıkladı.*

Kesin olan başka bir gerçek var: Rusya-Kuzey Kore ilişkisi artık silah ticaretinin çok ötesine geçti ve fiilî askerî ortaklığa dönüştü. Kuzey Kore 2024'te yaklaşık 14-15 bin askerini Rusya'nın Kursk bölgesine gönderdi. Moskova ve Pyongyang da Nisan 2025'te Kuzey Kore birliklerinin Ukrayna kuvvetlerine karşı savaştığını resmen kabul etti.*

Peki dünyanın en kapalı rejimlerinden biri neden Avrupa’daki bir savaş için askerlerini binlerce kilometre uzağa gönderiyor?

KİM JONG-UN NE KAZANIYOR?

İlk cevap ekonomik çıkarlar. Fakat mesele sadece para değil.

Kuzey Kore uzun yıllardır ağır uluslararası yaptırımlar altında. Rusya ile kurulan savaş ekonomisi ilişkisi Pyongyang’a petrol, gıda, döviz, gübre ve başka stratejik ürünlere erişim imkânı sağlıyor. NATO Savunma Kolejinin Mart 2026 tarihli analizine göre Kuzey Kore'nin Rusya'ya gönderdiği silah ve mühimmatın ekonomik büyüklüğü milyarlarca doları bulmuş olabilir. Çalışma, karşılığında petrol ve diğer ekonomik girdilerin yanında askerî eğitim ve teknoloji aktarımının da giderek önem kazandığına işaret ediyor.*

Fakat Kim Jong-un açısından belki de daha değerli bir kazanç var: gerçek savaş deneyimi.

Ukrayna bugün İHA'ların, elektronik harbin, uydu istihbaratının, hassas vuruş sistemlerinin, balistik füzelerin ve modern hava savunmasının aynı anda kullanıldığı dünyanın en önemli savaş alanlarından biri. Kuzey Kore askerleri burada Batı yapımı silah sistemlerini gözlemliyor, Rus ordusunun yöntemlerinden öğreniyor ve kendi silahlarının gerçek savaş koşullarındaki performansını test ediyor. Zelenskıy de Kuzey Kore’nin savaş sayesinde modern muharebe deneyimi kazanacağına ve Rusya’dan askerî teknoloji elde edebileceğine dikkat çekiyor.

Başka bir ifadeyle Ukrayna cephesi Pyongyang için aynı zamanda büyük ve kanlı bir askerî modernizasyon laboratuvarına dönüşüyor.

Bunun üçüncü boyutu diplomatik. Vladimir Putin ile Kim Jong-un'un Haziran 2024'te imzaladığı Kapsamlı Stratejik Ortaklık Antlaşması, taraflardan birinin silahlı saldırıya uğraması durumunda karşılıklı askerî yardım öngörüyor. Rusya ayrıca Mart 2024'te BM Güvenlik Konseyinde Kuzey Kore yaptırımlarını denetleyen Uzmanlar Panelinin görev süresinin uzatılmasını veto etmişti.*

Dolayısıyla Putin, Kim açısından yalnızca silah satın alan bir müşteri değil; Pyongyang’ın uluslararası yalnızlığını azaltan siyasi ve askerî bir ortak.

PUTİN NE KAZANIYOR?

Rusya'nın kazancı ise oldukça somut: mermi, füze ve insan gücü.

Reuters'ın derlediği verilere göre Kuzey Kore Rusya'ya milyonlarca top ve havan mühimmatı, balistik füze, uzun menzilli topçu sistemi ve çok namlulu roketatar sağladı. Ukraynalı yetkililer Kuzey Kore kaynaklı mühimmatın Rusya'nın cephede kullandığı mühimmatın önemli bir bölümünü oluşturduğunu ileri sürüyor.

Bu desteğin önemi yalnızca miktarında değil. Uzayan bir yıpratma savaşında Rusya için zaman kadar mühimmat ve insan rezervi de stratejik kaynak haline geliyor. Kuzey Kore her ikisini de sağlayabiliyor.

Üstelik Kuzey Kore desteği Moskova'ya başka bir siyasi mesaj verme imkânı sağlıyor: “Rusya yalnız değil.”

Bu tam anlamıyla NATO benzeri kurumsal bir ittifak değil. Fakat Rusya, Kuzey Kore, İran ve farklı ölçülerde Çin arasında Batı baskısını dengeleyen, birbirlerinin ekonomik ve askerî açıklarını kapatan gevşek bir stratejik ağın oluştuğunu görmek gerekiyor. NATO da Kuzey Kore'nin Rusya'yı asker, silah ve mühimmatla doğrudan desteklediğini açıkça belirtiyor.*

PEKİ ÇİN NEREDE?

Çin bu resmin belki de en ilginç aktörü.

Pekin, Kuzey Kore'nin temel ekonomik ortağı olmaya devam ediyor. Ancak Moskova-Pyongyang yakınlaşması Çin açısından tamamen olumlu değil. Rusya ile yeni ekonomik ve askerî kanallar bulan Kim Jong-un'un Çin'e olan bağımlılığının azalması, Pekin'in Kuzey Kore üzerindeki nüfuzunu zayıflatabilir. Chatham House'un analizinde de Çin'in bir taraftan Rusya-Kuzey Kore yakınlaşmasını açıkça eleştirmek istemediği, diğer taraftan Pyongyang'ın Moskova'ya fazla yaklaşmasından rahatsız olabileceği belirtiliyor.*

Çünkü Çin’in istediği Kuzey Kore, güçlü ama kontrol edilemez bir Kuzey Kore değil; ayakta kalan fakat Pekin’e ihtiyaç duyan bir Kuzey Kore’dir.

Öte yandan Rusya'nın savaşı kaybetmesi de Çin'in çıkarına değil. Moskova'nın Batı'yla mücadelesi ABD'nin dikkatini ve kaynaklarını Avrupa'ya bağlıyor. Kuzey Kore baskısı ise Washington, Tokyo ve Seul'ü meşgul ediyor. Dolayısıyla Çin'i Rusya-Kuzey Kore ittifakının “patronu” olarak değil, bu yakınlaşmadan hem yararlanan hem de endişe duyan ihtiyatlı bir stratejik aktör olarak görmek daha doğru.

BU HÂLÂ SADECE RUSYA-UKRAYNA SAVAŞI MI?

Hukuken ve ana cephe bakımından evet. Fakat stratejik açıdan artık bu tanım yetersiz kalıyor.

Hatta savaşa yalnızca “bölgesel savaş” demek bile dar olabilir. Daha doğru ifade “uluslararasılaşmış devletlerarası savaş” olabilir.

Bir tarafta Ukrayna savaşırken ABD ve Avrupa ülkelerinden silah, finansman, istihbarat ve eğitim desteği alıyor. Diğer tarafta Rusya, Kuzey Kore'den yalnızca mühimmat ve füze değil, doğrudan asker alıyor.

İşte burada savaşın en önemli asimetrilerinden biri ortaya çıkıyor.

NATO ülkeleri Temmuz 2026 Ankara Zirvesi'nde Ukrayna'ya yalnızca 2026 yılı için 70 milyar avroluk askerî ekipman, yardım ve eğitim taahhüdünde bulundu. Buna karşılık NATO kendisini savaşın doğrudan tarafı olarak görmüyor ve muharip birliklerini Rusya'ya karşı cepheye göndermiyor. İngiltere ve Fransa öncülüğünde hazırlanan Ukrayna Çok Uluslu Kuvveti'nin dahi çatışmalar bittikten veya güvenilir bir ateşkes sağlandıktan sonra Ukrayna'ya konuşlandırılması planlanıyor.

Bunun temel nedeni sadece asker kaybından kaçınmak değildir. Nükleer silahlara sahip Rusya ile NATO arasında doğrudan savaşı engellemek, Batı stratejisinin temel sınırıdır. NATO askerlerinin Rus askerleriyle doğrudan çatışması, savaşı tamamen farklı bir tırmanma seviyesine taşıyabilir.

Kuzey Kore açısından böyle bir sınırlama bulunmuyor.

Bu nedenle Ukrayna açısından giderek daha ciddi bir “koalisyon asimetrisi” ortaya çıkıyor: Batı para, teknoloji ve silah sağlarken insan gücü yükünün çok büyük bölümünü Ukrayna taşımaya devam ediyor. Rusya ise kendi insan gücüne ilave olarak dışarıdan asker de temin edebiliyor.

PYONGYANG ASLINDA KIRIM'DAN O KADAR DA UZAK DEĞİL

Kırım Tatarları açısından Kuzey Kore'nin savaşa katılması uzak bir Uzak Doğu meselesi olarak görülmemeli.

Kuzey Kore'den gelen her ilave füze, top mermisi ve asker Rusya'nın savaş kapasitesini uzatıyor. Rus ordusunun başka cephelerde üzerindeki baskının azalması ise Moskova'nın işgal altındaki Kırım'ı elinde tutma kapasitesine dolaylı biçimde katkıda bulunuyor.

Bu nedenle Kırım'ın geleceği artık yalnızca Moskova, Kıyiv, Ankara, Brüksel veya Vaşington'da alınan kararlarla bağlantılı değil. Pyongyang'da ve giderek Pekin'de alınan kararlar da Kırım'ın geleceğini etkiliyor.

Ukrayna, savaşı böylece iki ordunun savaşından çok, iki farklı uluslararası destek modelinin mücadelesine dönüşüyor: Rusya'nın modeli mühimmat, insan gücü ve rejimler arası stratejik çıkarlara; Batı'nın modeli ise silah, finansman ve teknoloji sağlarken doğrudan savaşa girmemeye dayanıyor.

Önümüzdeki dönemin kritik sorusu belki de budur:

Uzun bir yıpratma savaşında hangisi daha dayanıklı olacak: Asker göndermeye kadar ilerleyen Rusya-Kuzey Kore ortaklığı mı, yoksa asker göndermeden Ukrayna'nın direnme kapasitesini ayakta tutmaya çalışan Batı koalisyonu mu?

Bu sorunun cevabı yalnızca Donbas'ın değil, Kırım'ın ve Avrupa ile Kuzeydoğu Asya'nın gelecekteki güvenlik düzeninin de kaderini belirleyebilir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.