SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Kazakistan

QHA - Kırım Haber Ajansı - Kazakistan haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Kazakistan haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Yunanistan bandıralı tanker Karadeniz'de saldırıya uğradı Haber

Yunanistan bandıralı tanker Karadeniz'de saldırıya uğradı

Yunanistan bandıralı Skiros adlı petrol tankeri, Rusya'nın Novorossiysk kenti yakınlarında, Hazar Boru Hattı Konsorsiyumu (CPC) terminalinden Rus petrolü yükledikten sonra Karadeniz'de saldırıya uğradı. Bloomberg'in kaynaklarına dayandırdığı haberine göre, Suezmax sınıfındaki tanker, pazar günü CPC terminalinin yakınlarında saldırıya maruz kaldı. CPC ağırlıklı olarak Kazakistan petrolünün ihracatını gerçekleştirirken, saldırıya uğrayan Skiros'un taşıdığı petrolün Rusya menşeli olduğu belirtildi. Olayda mürettebattan kimsenin yaralanmadığı ve herhangi bir petrol sızıntısının meydana gelmediği bildirildi. Equasis sisteminde Skiros'un yöneticisi olarak görünen Atina merkezli şirket, geminin sahiplerinin olaydan haberdar olduğunu açıkladı ancak konuya ilişkin daha fazla bilgi vermedi. Bloomberg, olayın yaklaşık üç haftalık aranın ardından CPC terminaline gelen bir gemiye yönelik ilk saldırı olduğunu aktardı. Geçtiğimiz ay düzenlenen silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırıları nedeniyle CPC'nin petrol yüklemeleri kesintiye uğramış, Kazakistan'daki bazı petrol sahalarında üretim azaltılmıştı. CPC, daha önce art arda düzenlenen tanker saldırılarının ardından çevre ve güvenlik riskleri nedeniyle faaliyetlerini geçici olarak durdurmayı değerlendirmiş, ancak çalışmalarını sürdürme kararı almıştı.

Türkiye ile Kazakistan arasında hava ulaşımını geliştirecek yeni mutabakat Haber

Türkiye ile Kazakistan arasında hava ulaşımını geliştirecek yeni mutabakat

Türkiye Cumhuriyeti Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığına bağlı Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM), Türkiye ile Kazakistan arasında hava ulaşım imkanlarının geliştirilmesine yönelik yeni bir mutabakat zaptı imzalandığını açıkladı. SHGM tarafından yapılan açıklamaya göre, İstanbul’da Türkiye ve Kazakistan sivil havacılık makamları arasında ulaştırma müzakereleri gerçekleştirildi. Görüşmelerin ardından SHGM Genel Müdürü Kemal Yüksek ile Kazakistan Cumhuriyeti Ulaştırma Bakanlığı Sivil Havacılık Komitesi Başkanı Saltanat Tompiyeva arasında mutabakat zaptı imzalandı. Yeni düzenlemeyle iki ülke arasındaki yolcu taşımacılığında mevcut uçuş hakları genişletilirken, hava yolu şirketlerine operasyonlarını daha esnek şekilde planlama imkânı sağlandı. İstanbul’dan Astana ve Almatı başta olmak üzere Kazakistan’ın önemli şehirlerine yapılacak seferlerde kapasite imkanları artırılırken, Ankara, Antalya ve Bodrum’dan Kazakistan’a gerçekleştirilecek uçuşların yanı sıra iki ülkenin diğer şehirleri arasındaki hava bağlantılarının geliştirilmesinin önü açıldı. MUTABAKATLA KARGO UÇUŞLARI DA ARTACAK Mutabakat kapsamında Türkiye ve Kazakistan hava yolu şirketlerine karşılıklı olarak haftada 38 frekansa kadar tarifeli kargo seferi gerçekleştirme imkânı tanındı. Düzenlemeyle iki ülke arasındaki ticaret ve lojistik bağlantıların hava kargo taşımacılığı yoluyla güçlendirilmesi hedefleniyor. Ayrıca güncellenen uçuş noktaları ve trafik haklarıyla yeni hava hatlarının oluşturulması ve mevcut hatlardaki sefer sayılarının artırılması için daha güçlü bir hukuki ve operasyonel zemin oluşturuldu. SİVİL HAVACILIKTA İŞ BİRLİĞİ GENİŞLEYECEK Görüşmelerde Türkiye ile Kazakistan arasındaki iş birliğinin yalnızca hava ulaşımıyla sınırlı kalmaması konusunda da mutabakata varıldı. Bu kapsamda havacılık emniyeti ve güvenliği, eğitim, bakım, yer hizmetleri, havalimanı operasyonları ve dijitalleşme gibi sivil havacılığın farklı alanlarında iş birliğinin geliştirilmesi planlanıyor. Yeni mutabakat zaptının Türkiye ile Kazakistan arasındaki turizm, ticaret ve karşılıklı seyahatlerin gelişmesine katkı sağlaması bekleniyor.

AB'den Türkistan raporu: İfade özgürlüğü daralıyor Haber

AB'den Türkistan raporu: İfade özgürlüğü daralıyor

Avrupa Birliği (AB), Türkistan ülkelerindeki insan hakları ve demokrasi durumuna ilişkin 2025 yılı değerlendirmesini yayımladı. Raporda, bölgedeki durumun "karmaşık" olduğu belirtilirken, özellikle Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan'da sivil toplum, ifade özgürlüğü ve siyasi haklara yönelik kısıtlamalara dikkat çekildi. AB, Kazakistan'daki insan hakları durumunu 2025 yılı için "karmaşık" olarak değerlendirirken, Kazakistan yönetiminin "adil Kazakistan" ve "duyarlı devlet" oluşturma hedefini öne çıkardığı ancak ülkede sivil alanın belirgin şekilde daraldığı kaydedildi. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerine ve barışçıl toplantılara yönelik kısıtlamaların devam ettiği belirtilen raporda, geniş şekilde yorumlanan ifade özgürlüğü yasalarının hukuki belirsizliğe ve otosansür ortamına katkıda bulunduğu ifade edildi. AB temsilcilerinin yıl boyunca Kazakistan Dışişleri Bakanlığına insan haklarıyla ilgili çok sayıda diplomatik nota gönderdiği, konuların AB-Kazakistan İşbirliği Komitesi ve İşbirliği Konseyi toplantılarında da ele alındığı bildirildi. KIRGIZİSTAN'DA ÖZGÜRLÜĞE YÖNELİK KISALTMALAR AB'nin raporunda, Kırgızistan'daki durumun da kötüleşmeye devam ettiği vurgulandı. Avrupa, bölgedeki sivil toplum, ifade ve düşünce özgürlüğü, dernek kurma ve barışçıl toplantı özgürlüğüne getirilen kısıtlamalardan duyduğu endişeyi dile getirdi. Ayrıca, ülkede gazetecilere yönelik siyasi amaçlı baskı vakalarının kaydedildiği, sivil toplum kuruluşlarının faaliyetlerinin yeniden kayıt ve yabancı fonlama gibi düzenlemelerle sınırlandırıldığı ifade edildi. Bunun yanında raporda, yolsuzlukla mücadele stratejisinin uygulanmasına rağmen yolsuzluğun ciddi bir sorun olmaya devam ettiği kaydedildi. Bununla birlikte AB, aile içi şiddet vakalarının bildirilmesindeki artışı olumlu bir gelişme olarak değerlendirirken, bu artışın, polisin müdahalesindeki iyileşmeyi ve vatandaşların hukuki süreçlere duyduğu güvenin artmasını yansıtabileceği belirtildi. ÖZBEKİSTAN'DA İNSAN HAKLARI DURUMUNDA GERİLEME AB'nin değerlendirmesine göre Özbekistan'da insan hakları ve demokrasiye saygı konusundaki durum "sürekli olarak kötüleşmeye devam etti". Raporda, resmi reformlara rağmen ülkede sivil ve siyasi hakların kısıtlı kalmayı sürdürdüğü belirtildi. Yetkililerin geniş yorumlanan ceza hukuku hükümleri kapsamında gazeteciler ve blog yazarları üzerinde baskı uyguladığı, ifade özgürlüğü ile barışçıl toplantı hakkının sınırlandırıldığı kaydedildi. İnsan hakları savunucuları ve sivil toplum kuruluşlarının durumunun kırılganlığını koruduğu ifade edilen raporda, avukatların da lisanslarının askıya alınması ve çeşitli tehditlerle karşı karşıya kaldığı belirtildi. AB ayrıca Özbekistan'ın 2023 anayasa referandumu, cumhurbaşkanlığı seçimi ve 2024 parlamento seçimlerinin ardından Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı (AGİT) ve Demokratik Kurumlar ve İnsan Hakları Bürosu (ODIHR) tavsiyelerinin uygulanması konusunda ilerleme kaydetmediğine dikkat çekti. Bunun yanı sıra açıklamada, insan hakları aktivistlerinin faaliyetlerini ve sivil toplum kuruluşlarının yabancı kaynaklardan aldığı fonları daha sıkı şekilde düzenleyen yeni yasal düzenlemeler de eleştirildi. BAZI GELİŞMELERE DİKKAT ÇEKİLDİ AB, Özbekistan'da çevre ve sosyal politika alanlarında bazı olumlu gelişmeler yaşandığını da belirtti. Özbekistan'ın Aarhus Sözleşmesi'ne katılması, hava kalitesinin iyileştirilmesine yönelik adımlar atılması, çocuk ölümlerinin azaltılması ve parlamentoda kadınların temsilinin artırılması olumlu gelişmeler arasında gösterildi. Bununla birlikte raporda gözaltı merkezlerinde işkence ve kötü muamele iddialarına ilişkin ciddi endişelerin sürdüğünü bildirildi. Ayrıca, 2022 yılının Temmuz ayında Özbekistan’a bağlı Karakalpakistan Cumhuriyeti’nde kitlesel protestolar düzenlendi. Protestoların nedeni, bölgenin egemenlik statüsünü ve Özbekistan’dan ayrılma hakkını değiştirmeyi öngören Özbekistan Anayasası’nda yapılması planlanan değişikliklerdi. AB ise, buna ilişkin kapsamlı bir raporun henüz kamuoyuna açıklanmamış olmasını eleştirdi. Raporda, Karakalpakistan'daki olaylarla bağlantılı olarak tutuklanan bazı kişilerin kötü muamele ve uzun süreli hapis cezalarıyla karşı karşıya kaldığı ifade edildi. AB: İNSAN HAKLARI UZUN VADELİ ÖNCELİĞİMİZ AB raporunda, insan haklarının ve demokrasinin dünya genelinde teşvik edilmesi ve korunmasının Birlik için uzun vadeli bir öncelik olduğu vurgulandı. Öte yandan Türkistan ülkelerinin hükümetleri AB'nin değerlendirmelerine farklı tepkiler verdi. Kazakistan yönetimi, 2025 yılında Birleşmiş Milletler (BM) İnsan Hakları Konseyi'nin tavsiyelerinin büyük bölümünü kabul ettiğini ve kadın haklarının korunması ile işkenceyle mücadele dahil çeşitli alanlarda yasal düzenlemeleri geliştirdiğini açıkladı. Kırgızistan yönetimi ise AB değerlendirmelerinin bazı bölümlerinin "yanlış, açıkça taraflı ve siyasi amaçlı" olduğunu savunarak raporun ülkenin gerçek durumuna ilişkin yeterince objektif bir analiz içermediğini belirtti.

Kazakistan kritik mineral yarışında: Gözler dev tungsten yataklarında Haber

Kazakistan kritik mineral yarışında: Gözler dev tungsten yataklarında

Kazakistan, dünyanın en büyük işletilmemiş tungsten yatakları arasında gösterilen Kuzey Katpar (Northern Katpar) ve Yukarı Kayraktı (Upper Kairakty) sahalarını geliştirerek, kritik mineral kaynaklarından daha fazla ekonomik değer elde etmeyi hedefliyor. Astana yönetimi, cevheri ham madde olarak ihraç etmek yerine Kazakistan’da işleyerek madencilikten nihai işleme aşamasına kadar uzanan tam döngülü bir tungsten üretim zinciri oluşturmayı planlıyor. 1,1 MİLYAR DOLARLIK PROJE Karaganda bölgesinin Şet ilçesinde bulunan iki yatağın geliştirilmesi, ABD merkezli Cove Capital ile Kazakistan’ın devlet madencilik şirketi Tau-Ken Samruk arasındaki ortaklık tarafından yürütülüyor. Cove Capital projede yüzde 70, Tau-Ken Samruk ise yüzde 30 paya sahip. ABD’li şirketin projeye en az 1,1 milyar dolar finansman sağlaması, modern işleme ve zenginleştirme teknolojilerini Kazakistan’a kazandırması ve üretilecek tungsten ürünleri için uluslararası pazarlara erişim sağlaması öngörülüyor. Ortaklık anlaşması Kasım 2025’te Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Vaşington (Washington) ziyareti sırasında imzalandı; yatırım belgeleri ise şubat ayında resmileştirildi. Ancak 1,1 milyar dolarlık rakam projenin tamamının şimdiden finanse edildiği anlamına gelmiyor. Şirket, nihai yatırım kararından önce fizibilite çalışmalarının tamamlanması ve finans kuruluşlarının incelemelerinin sonuçlanması gerektiğini belirtiyor. ABD İhracat-İthalat Bankası 900 milyon dolara, ABD Uluslararası Kalkınma Finans Kurumu ise 700 milyon dolara kadar finansman için ilgi mektubu verdi. Böylece potansiyel finansman 1,6 milyar dolara ulaşabiliyor ancak bu rakam henüz kesinleşmiş bir finansman taahhüdü değil. HEDEF: CEVHERİ KAZAKİSTAN’DA İŞLEMEK Projenin en önemli özelliği, çıkarılan tungsten cevherinin ham madde olarak ihraç edilmesi yerine Kazakistan’da işlenmesi olacak. Planlanan üretimin merkezinde, tungsten tedarik zincirinde önemli bir ara ürün olan amonyum paratungstat (APT) bulunuyor. Bu ürün daha sonra tungsten oksitleri ve tozları, tungsten karbür, sert metaller ve ileri teknoloji ile savunma sanayisinde kullanılan çeşitli özel malzemelerin üretiminde değerlendirilebiliyor. Bu model, Kazakistan’ın yalnızca maden çıkarıp ihraç eden bir ülke olmak yerine, mineral kaynaklarının daha yüksek katma değerli aşamalarını da ülke içinde gerçekleştirme stratejisinin bir parçası olarak öne çıkıyor. REZERVLER DİKKAT ÇEKİYOR Kuzey Katpar ve Yukarı Kayraktı, dünyanın en büyük geliştirilmemiş tungsten yatakları arasında yer alıyor. Mevcut çalışmalara göre iki yatağın toplamında JORC standartlarına göre yaklaşık 410 bin ton tungsten trioksit rezervibulunuyor. Toplam kaynak miktarı ise yaklaşık 1,4 milyon ton olarak tahmin ediliyor. Şirketin mevcut tahminlerine göre Kuzey Katpar yılda yaklaşık 5 bin ton, Yukarı Kayraktı ise yaklaşık 7 bin ton üretim potansiyeline sahip. İki yatağın toplamda yılda yaklaşık 12 bin ton tungsten üretmesi hâlinde bunun mevcut küresel maden üretiminin yaklaşık yüzde 15’ine denk gelebileceği belirtiliyor. PROJE HENÜZ FİZİBİLİTE AŞAMASINDA Proje şu anda Nihai Fizibilite Çalışması (DFS) aşamasında bulunuyor. Temmuz ayında başlayan çalışmanın 2027 sonundan önce tamamlanması bekleniyor. Bu süreçte madenin nihai üretim kapasitesi, ekonomik göstergeleri, işleme tesislerinin özellikleri ve ticari üretimin başlangıç tarihi netleştirilecek. Sahada ise topoğrafik ölçümler, ulaşım yollarının hazırlanması, sondaj alanlarının oluşturulması ve saha tesislerinin kurulması gibi hazırlık çalışmalarına başlandı. Dolayısıyla projenin ne zaman tam kapasiteyle üretime geçeceği henüz kesinleşmiş değil. TUNGSTEN NEDEN STRATEJİK? Tungsten; yüksek sertliği, ısıya dayanıklılığı ve yoğunluğu nedeniyle madencilik, inşaat, metal işleme, elektronik, havacılık, yüksek performanslı alaşımlar ve savunma sanayisi gibi birçok alanda kullanılıyor. Bu gelişmeler Kazakistan’ın tungsten kaynaklarını geliştirmesini yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda jeopolitik açıdan da önemli hâle getiriyor. ABD ve diğer gelişmiş ekonomiler, kritik minerallerde Çin’e olan yüksek bağımlılığı azaltmak için alternatif tedarik zincirleri oluşturmaya çalışıyor. KAZAKİSTAN ALTERNATİF TEDARİKÇİ OLMAK İSTİYOR Kazakistan’ın tungsten sektöründeki yatırımları Kuzey Katpar ve Yukarı Kayraktı ile sınırlı değil. Ülkedeki toplam tungsten trioksit rezervlerinin 2 milyon tonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor. Almatı bölgesindeki Bokuta tungsten yatağında 2024’te üretim başladı. Ayrıca İngiliz Resources Enterprise Limited şirketine ait Esil-Mining’in kuzey Kazakistan’daki Aksoran yatağının geliştirilmesine 2027’de başlamayı ve 2028’de üretime geçmeyi planladığı belirtiliyor. Kuzey Katpar ve Yukarı Kayraktı projelerinin hayata geçirilmesiyle Kazakistan, bu kaynakları yalnızca çıkaran değil, aynı zamanda işleyen ve daha yüksek değerli ürünlere dönüştüren bir merkez olmayı amaçlıyor. KAZAKİSTAN İÇİN DAHA BÜYÜK STRATEJİ Proje, Astana’nın genel olarak ham madde ihracatından daha yüksek katma değerli üretime geçme hedefinin önemli bir örneği olarak öne çıkıyor. Yabancı sermaye ve teknoloji ile Kazakistan’ın mevcut madencilik altyapısını bir araya getiren proje, ülkenin kritik mineraller alanındaki konumunu güçlendirmeyi amaçlıyor. Ancak üretim kapasitesi, yatırımın nihai büyüklüğü, ekonomik fizibilite ve ticari üretimin başlangıç tarihi gibi temel konular henüz kesinleşmiş değil. Bu nedenle Kuzey Katpar ve Yukarı Kayraktı, Kazakistan’ın zengin mineral kaynaklarını küresel kritik mineral tedarik zincirlerinde daha güçlü bir ekonomik ve stratejik konuma dönüştürme hedefinin önemli bir sınavı olacak.

Hazar Denizi'nde endişelendiren görüntü: Sızıntı tehlikesi! Haber

Hazar Denizi'nde endişelendiren görüntü: Sızıntı tehlikesi!

Kazakistan'ın Hazar Denizi kıyısındaki stratejik bölgelerinden Mangıstau eyaletinde çevre kirliliği alarmı verildi. Kazakistan'ın Mangistau bölgesindeki Ataş Plajı yakınlarında, Hazar Denizi kıyı sularında geniş yağ lekeleri tespit edildi. Durumun 8 Ağustos'ta ihbar edilmesinin ardından Mangistau Bölgesel Ekoloji Departmanı ekipleri, Ataş kıyısı ve çevresinde geniş çaplı bir inceleme başlattı. Ekoloji uzmanları, incelemeler kapsamında deniz suyundan laboratuvar analizinde kullanılmak üzere numune aldı. Mangistau Bölgesel Ekoloji Departmanı, alınan numunelerin laboratuvar araştırmasına gönderildiğini açıkladı. HAZAR DENİZİ'NDEKİ İNCELEMELER SÜRÜYOR Yetkililer, Ataş bölgesi ve çevresindeki deniz alanında izleme çalışmalarının devam ettiğini bildirdi. Şu aşamada yağlı lekelerin kaynağına ilişkin kesin bir bilgi paylaşılmadı. Yetkililer, laboratuvar incelemelerinin yanı sıra bölgedeki durumu takip etmeyi sürdürüyor. GEMİ VE LİMAN İŞLETMECİLERİNE UYARI Ekoloji departmanı uzmanları, Hazar Denizi'nde faaliyet gösteren gemilerin mürettebatı ile liman sahiplerine çevre kurallarına sıkı şekilde uyma çağrısında bulundu. Yetkililer, petrol ürünlerinin deniz suyuna dökülmesine izin verilmemesi gerektiğini hatırlattı. Mangistau Bölgesel Ekoloji Departmanı, Ataş bölgesindeki durumun kurumun kontrolünde olduğunu açıkladı.

Kazakistan'dan orman yangınlarıyla mücadeleye dev yatırım! Haber

Kazakistan'dan orman yangınlarıyla mücadeleye dev yatırım!

Kazakistan, orman ve bozkır yangınlarıyla mücadele kapasitesini artırmak amacıyla önemli bir yatırım gerçekleştirdi. Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanlığı, "Temiz Kazakistan" (Taza Kazakhstan) çevre girişimi kapsamında 2024 yılından bu yana devlet millî parkları, orman rezervleri, tabiat koruma alanları ve ormancılık kurumlarına 33,1 milyar tengeden fazla kaynak aktarıldığını açıkladı. Bakanlık, söz konusu kaynağın geri dönüşüm (bertaraf) katkı paylarından finanse edildiğini bildirdi. BİNİN ÜZERİNDE MODERN ÖZEL ARAÇ HİZMETE ALINDI Açıklamaya göre, ayrılan bütçeyle orman ve bozkır yangınlarının önlenmesi ile yangınlara hızlı müdahale amacıyla bin 6 modern özel araç satın alındı. Envantere katılan araçlar arasında yangın söndürme tankerleri, arazi tipi araçlar, farklı modellerde traktörler ile orman varlığının ve özel koruma altındaki doğal alanların korunmasında kullanılacak çeşitli özel ekipmanlar yer aldı. Bakanlık, bu yatırımların özellikle yangın riski yüksek dönemlerde kurumların hazırlık seviyesini artıracağını, olaylara müdahale süresini kısaltacağını ve doğal yangınlarla mücadelede etkinliği yükselteceğini belirtti. EN YÜKSEK YATIRIM ALTI BÖLGEYE YAPILDI Yangınla mücadele kapsamında en fazla yatırım yapılan bölgeler ise şöyle sıralandı: Doğu Kazakistan: 5,05 milyar tenge, 148 araç Akmola: 4,94 milyar tenge, 160 araç Pavlodar: 4,44 milyar tenge, 136 araç Kostanay: 4,10 milyar tenge, 112 araç Abay: 3,34 milyar tenge, 82 araç Kuzey Kazakistan: 3,31 milyar tenge, 107 araç ARAÇLAR ÜLKE GENELİNDE KULLANILMAYA BAŞLANDI Teslim edilen araçların Kazakistan'ın tüm bölgelerindeki doğa koruma kurumlarında aktif olarak kullanılmaya başlandığı bildirildi. Araçların yangın söndürme ekiplerinin olay yerine hızlı ulaşmasını, devriye faaliyetlerinin etkin yürütülmesini, orman yangınlarının önlenmesini ve yangınlara daha kısa sürede müdahale edilmesini sağlaması bekleniyor. Bakanlık açıklamasında, "Jasıl Damu" şirketinin geri dönüşüm katkı paylarıyla finanse edilen çevre projelerini sürdüreceği belirtilerek, bu çalışmaların ülkenin ekolojik güvenliğinin güçlendirilmesi, orman ekosistemlerinin korunması ve özel koruma altındaki doğal alanların daha etkin şekilde muhafaza edilmesine katkı sağlamayı amaçladığı ifade edildi.

Kazak sanatçı Dr. Aytolkın Toktagan: Dileğim odur ki, bütün Türk dünyasının kültürel bağları daha da güçlensin Haber

Kazak sanatçı Dr. Aytolkın Toktagan: Dileğim odur ki, bütün Türk dünyasının kültürel bağları daha da güçlensin

Türk dünyasının en köklü müzik geleneklerinden biri olan Kazak küy sanatı, yalnızca melodilerden oluşan bir müzik mirası değil; bozkırın hafızasını, tarihini, yaşam felsefesini ve nesiller boyunca aktarılan kültürel değerleri de içinde barındırıyor. İki telli dombıradan yükselen her ezgi, yüzyıllar boyunca sözlü kültürle taşınan tarihî olayların, kahramanlık hikâyelerinin, acıların, sevinçlerin ve toplumsal hafızanın sesi olarak kabul ediliyor. Geleneksel Kazak müzik kültürünün ve dombıra icracılığının önemli isimlerinden Kazak Millî Sanat Üniversitesi Dombıra Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Aytolkın Toktagan, Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. Hem akademisyen hem de usta bir icracı olarak geleneksel Kazak küy sanatını yaşatan Aytolkın Toktagan, küy geleneğinin tarihsel derinliğini, kadın küy sanatçılarının mirasını ve Türk dünyasının ortak müzik kültürünü değerlendirdi. "DOMBIRA HAYATIMIN AYRILMAZ BİR PARÇASI" Aytolkın Toktagan, çocukluk yıllarında başladığı dombıra yolculuğunun bugün hem bilimsel hem de sanatsal yaşamının merkezinde yer aldığını söyledi. "Dombıra hayatımın ayrılmaz bir parçasıdır." diyen sanatçı, bu çalgının kendisi için yalnızca bir müzik aleti olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu: Benim için dombıra yalnızca bir müzik dalı değil; aynı zamanda halkımızın tarihini, dünya görüşünü ve manevi değerlerini keşfetmenin de en önemli yollarından biri oldu. SAHNE İLE AKADEMİYİ AYNI ÇİZGİDE BULUŞTURUYOR Bugün hem sanatçı hem de akademisyen olarak çalışmalarını sürdüren Toktagan, bu iki alanın birbirinden bağımsız düşünülemeyeceğini kaydetti. Uzun yıllardır konser faaliyetlerinin yanı sıra bilimsel araştırmalarını da sürdüren sanatçı, çalışmalarının merkezinde Kazak geleneksel küy sanatının bulunduğunu ifade etti. Araştırmalarının özellikle Kazak küy ekolleri, icra geleneği, Dina Nurpeisova'nın sanatı, kadın küy sanatçılarının kültürel mirası ve küy sanatının tarihsel sürekliliği üzerinde yoğunlaştığını söyleyen Toktagan, bu alanlarda bilimsel makaleler, ders kitapları ve monografi yayımladığını dile getiriyor. Akademik çalışmalarını öğrenciler yetiştirerek, tez danışmanlığı yaparak ve uluslararası bilimsel toplantılara katılarak sürdürdüğünü de belirtti. Akademik bilgi ile sahne deneyimi birbirini tamamlayan iki ayrı alan olmadığını ve aynı bütünün parçaları olduğunu vurgulayan Toktagan, her konserinde araştırmalarının canlı karşılığını gördüğünü ifade ederek, bilimsel çalışmalar sayesinde küylerin yalnızca melodilerini değil, doğuş hikâyelerini, tarihî arka planlarını ve ait oldukları ekollerin karakteristik özelliklerini de daha iyi kavradığını söyledi. "Bir küyün doğuş hikâyesini, icra özelliklerini ve her ekolün kendine özgü dilini öğrendikçe onu dinleyiciye çok daha derin bir şekilde aktarabiliyorsunuz." diyen sanatçı, bunun sahnedeki yorumuna doğrudan yansıdığını vurguladı. "KÜY YALNIZCA NOTALARDAN ÖĞRENİLEMEZ" Küy sanatının klasik anlamda yazılı kaynaklarla öğrenilecek bir disiplin olmadığını dile getiren Toktagan, aksine bu geleneğin ustadan çırağa aktarılan, icra sırasında hissedilen ve ancak yaşayarak kavranabilen çok katmanlı bir kültürel miras niteliği taşıdığını belirtti. Bu nedenle akademik araştırmalar kadar sahne deneyiminin de vazgeçilmez olduğunu ifade eden sanatçı, "Küy yalnızca notalardan ya da yazılı kaynaklardan öğrenilebilecek bir sanat değildir; ancak icra edilirken hissedilebilen pek çok incelik taşır." sözleriyle geleneksel müzik eğitiminin önemine dikkat çekti. Bilimsel çalışmaların icracının gözünden kaçabilecek ayrıntıları ortaya çıkarırken; sahne deneyimi de araştırmacının yazılı belgelerde bulamayacağı pek çok inceliği keşfetmesini sağladığı değerlendirmesinde bulunan Toktagan, bu nedenle kendi meslek hayatını "bilim ile sanatın birlikteliği" üzerine inşa ettiğini söyledi. Sanatçı, geleneksel müzik çalışmalarında bu iki yaklaşımın birbirinden ayrılmaması gerektiğini düşündüğünü dile getirdi. KADIN KÜY SANATÇILARININ GÖRÜNMEYEN MİRASINI ARAŞTIRIYOR Kazak müzik tarihinde kadınların son derece önemli bir yere sahip olduğunu belirten Toktagan, buna rağmen uzun yıllar boyunca bu sanatçıların yeterince araştırılmadığını söyledi. Özellikle Kazak küy sanatının efsane isimlerinden Dina Nurpeisova üzerine yaptığı araştırmalar sırasında kadın sanatçıların yalnızca başarılı icracılar olmadığını, aynı zamanda bu geleneği koruyan ve geleceğe taşıyan temel aktörler arasında yer aldığını daha net gördüğünü ifade eden Toktagan, bu konuda şunları söyledi: Benim amacım onların mirasını bilim dünyasına kazandırmak, sanat anlayışlarını ortaya koymak ve yeni nesiller tarafından daha iyi tanınmalarını sağlamaktır. Kadın küy sanatçılarının tarih boyunca kültürel aktarımda üstlendikleri rolün yeterince görünür olmadığını belirten sanatçı, bu alandaki çalışmaların yalnızca Kazakistan için değil, bütün Türk dünyasının ortak kültürel mirasının anlaşılması açısından da büyük önem taşıdığına dikkat çekti. "KADIN VE ERKEK AYNI GELENEĞİ FARKLI DUYGULARLA ANLATIYOR" Akademik araştırmalarında kadın küy sanatçılarının tarihî mirasını inceleyen Aytolkın Toktagan, kadın ve erkek icracılar arasında belirgin anlatım farklılıkları bulunduğunu ancak bu ayrımın keskin sınırlarla değerlendirilmemesi gerektiğini vurguladı. Yaratılıştan gelen farklılıkların doğal olarak müzikal anlatımda da yansıması olduğu görüşünü savunan sanatçı, kadın küy sanatçılarının yorumlarında daha yumuşak bir ses anlayışı, zarif melodik geçişler ve lirik anlatım öne çıkarken; erkek sanatçıların icrasında güç, hareket, coşku ve dramatik ifadenin daha belirgin hissedildiğini belirtti. Bunun yanında Toktagan, bu farklılıkların üstünlük veya eksiklik olarak değerlendirilmemesi gerektiğinin altını çizdi. "Kadın sanatçıların icrasında sesin yumuşaklığı, ezgilerin zarif işlenişi ve lirik duyguların ön plana çıkışı dikkat çeker. Onlar teknik gösterişten çok sesin estetiğine ve melodinin iç dünyasına önem verirler." diyen Aytolkın, erkek sanatçıların ise çoğunlukla güçlü ritmik yapı ve dramatik anlatımla öne çıktığını belirtti. Bununla birlikte büyük sanatçıların bu özellikleri tek bir yorum içinde buluşturabildiğine dikkat çeken Toktagan, bunun en önemli örneklerinden birinin Kazak küy sanatının efsanevi isimlerinden Dina Nurpeisova olduğunu söyledi. "Dina Nurpeisova'yı dinlediğinizde zarafetin yanında büyük bir irade, kudret ve özgürlük duygusunu da hissedersiniz." ifadelerini kullanan sanatçı, usta icracıların cinsiyet kalıplarını aşarak evrensel bir anlatım gücüne ulaştığını dile getirdi. KAZAK KÜY GELENEĞİNİN EN BÜYÜK HAZİNELERİNDEN BİRİ: "ALTMIŞ İKİ AKJELEÑ" Aytolkın Toktagan'ın bilimsel çalışmalarında önemli yer tutan başlıklardan biri de Kazak müzik kültürünün en eski ve en kapsamlı eser dizilerinden kabul edilen "Altmış İki Akjeleñ". Sanatçı, Akjeleñ'in yalnızca belirli bir küyün adı değil; kendi içinde estetik, teknik ve düşünsel bütünlüğe sahip büyük bir müzik evrenini ifade ettiğini kaydetti. "Her Akjeleñ'in kendine has karakteri, estetik dili ve icra üslubu vardır." diyen sanatçı, bu eserlerin yüzyıllar boyunca ustadan çırağa aktarılan çok katmanlı bir gelenek oluşturduğunu anlattı. Akjeleñ geleneğinin arkasında derin bir kültürel sembolizm bulunduğunu belirten Aytolkın, "Altmış İki Akjeleñ" adının da tesadüfen verilmediğini söyledi. Kazak halk inancında insan bedeninde altmış iki damar bulunduğuna inanıldığını hatırlatan sanatçı, bu damarların titreşime geçmesiyle insanın ruhsal ve bedensel dengeye ulaştığının kabul edildiğini ifade etti. Bu nedenle Akjeleñ küylerinin yalnızca müzikal eserler olarak görülmediğini söyleyen Aytolkın, onların aynı zamanda insan ruhunu olgunlaştıran manevi bir değer taşıdığına dikkat çekti. "KÜY SANATININ ALFABESİ" OLARAK GÖRÜLÜYOR Batı Kazakistan'ın Tökpe küy geleneğinde Altmış İki Akjeleñ'in ayrı bir yere sahip olduğunu belirten Aytolkın, geçmişte bu eserlerin tamamını öğrenen bir sanatçının küy sanatının temel eğitimini tamamlamış kabul edildiğini söyledi. Bu noktadan sonra sanatçının ancak daha üst düzey eserleri icra etmeye hazır sayıldığını anlatan Aytolkın, Akjeleñ'in yalnızca teknik beceri kazandıran eserlerden oluşmadığını vurguladı. Sanatçı, "Batı Kazakistan küy geleneğinde altmış iki Akjeleñ'in tamamını öğrenen bir sanatçı, küy sanatının adeta alfabesini tamamlamış kabul edilirdi." sözleriyle bu eserlerin eğitim sistemindeki yerini anlattı. Teknolojinin ve dijital kültürün hızla yayıldığı çağda geleneksel sanatların korunmasının daha da önemli hâle geldiğini belirten Aytolkın, genç kuşakların bu eserlerle bağ kurmasının kültürel süreklilik açısından büyük önem taşıdığını belirtti. DOMBIRANIN SESİ DÜNYANIN FARKLI COĞRAFYALARINDA YANKILANIYOR Avrupa başta olmak üzere farklı ülkelerde gerçekleştirdiği konserlerde Kazak küy sanatını tanıtma fırsatı bulan Aytolkın Toktagan, yabancı dinleyicilerin gösterdiği ilgiden memnuniyet duyduğunu söyledi. Müziğin dil engellerini aşan evrensel bir iletişim aracı olduğuna dikkat çekerek, "Kazak küyünün dili evrenseldir. Onu anlayabilmek için mutlaka Kazakça bilmeye gerek yoktur." diyen sanatçı, dinleyicilerin önce dombıranın doğal tınısından etkilendiğini anlattı. İki telli bir çalgının bu kadar geniş bir ifade gücüne sahip olmasının yabancı dinleyicileri şaşırttığını belirten Aytolkın, konserlerin ardından yaşadığı bir anısını da paylaştı. Bir konser sonrasında çok sayıda dinleyicinin sahneye gelerek dombırayı yakından görmek istediğini anlatan sanatçı, enstrümanın yapısı, sesi ve icra tekniği hakkında uzun süre sorular sorulduğunu söyledi. Bu ilginin kendisini umutlandırdığını belirten Aytolkın, "Bu tür buluşmalar, Kazak müziğinin dünya kültür sahnesinde hak ettiği yeri alabileceğini bir kez daha gösteriyor." ifadelerini kullandı. Uluslararası konserlerin yalnızca müzik icrası olmadığını vurgulayan sanatçı, bu etkinliklerin aynı zamanda kültürler arasında karşılıklı anlayışı güçlendiren önemli köprüler oluşturduğunu dile getirdi. Aytolkın Toktagan ayrıca, Kazakistan'ın geleneksel müzik mirasının dünya sahnelerinde daha görünür hâle gelmesinin, Türk dünyasının ortak kültürel değerlerinin uluslararası düzeyde tanıtılmasına da katkı sağlayacağını söyledi. "TÜRK DÜNYASININ ORTAK KÜLTÜREL MİRASINI BİRLİKTE YAŞATMALIYIZ" "Türk halklarının müzik kültürünün kökleri ortaktır." değerlendirmesinde bulunan Toktagan, bunun hem çalgı geleneklerinde hem ezgi yapılarında hem de icra tekniklerinde açıkça görmenin mümkün olduğunu kaydetti. Her halkın kendi tarihî şartları içinde farklı biçimlerde gelişmiş olsa da hepsinin ortak bir medeniyet anlayışı ve bir dünya görüşü ile birleştiğini vurgulayan Toktagan, "Kazak küyü, Kırım Tatarlarının çalgı mirası ya da Anadolu'nun geleneksel müziği... Bunların tamamı milletlerin tarihî hafızasını yaşatan manevi hazinelerdir. Bu sebeple söz konusu kültürel bağların hem bilimsel çalışmalarla hem de sanatsal iş birlikleriyle daha da güçlendirilmesi gerektiğine inanıyorum." dedi. Son olarak, QHA aracılığıyla Kırım Tatarlarına ve bütün Türk dünyasına mesajını ileten Aytolkın Toktagan şunları kaydetti: Başta bütün Türk dünyasına birlik, huzur ve manevi dayanışma diliyorum. Bizleri birbirimize bağlayan en güçlü unsur; ortak kültürümüz, ortak tarihimiz ve ortak değerlerimizdir. Müzik, halkları birbirine yaklaştıran evrensel bir dildir. Bu nedenle geleneksel sanatlarımızı birlikte araştırmak, birlikte yaşatmak ve gelecek nesillere eksiksiz ulaştırmak hepimizin ortak sorumluluğudur. Dileğim odur ki, bütün Türk dünyasının kültürel bağları daha da güçlensin; ortak millî sanatımızın sesi dünyanın dört bir yanında yankılanmaya devam etsin.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.