SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ak Parti

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasının kadınları TDT Zirvesi kapsamında Ankara’da buluşacak Haber

Türk dünyasının kadınları TDT Zirvesi kapsamında Ankara’da buluşacak

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı, 29-30 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında yan etkinlikler düzenleyecek. Programlarla, Türk dünyasının ortak tarihî ve kültürel bağlarının kadınların öncülüğünde yeni iş birliklerine dönüştürülmesi amaçlanıyor. Anadolu Ajansına (AA) konuşan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, 30 Ekim’de düzenlenecek etkinliklerde Türk dünyasındaki kadın diplomasisini ve kadınların ortak çalışmalarını geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti. DİPLOMASİDE VE SİYASETTE KADINLARIN ROLÜ ELE ALINACAK Program kapsamında ilk olarak “Türk Dünyasında Diplomaside Kadın Forumu” gerçekleştirilecek. Bakanlar, milletvekilleri ve akademisyenlerin katılacağı forumda kadınların diplomasi ve karar alma süreçlerindeki rolü, liderlik, ekonomik ve sosyal katılım, bölgesel dayanışma ve ortak kültürel mirasın korunması değerlendirilecek. “Ortak Köklerden Ortak Geleceğe: Türk Dünyası Kadınları” etkinliği kapsamında ise “Siyasette Kadın Olmak; Hikayelerimiz, Mücadelemiz ve Ortak Geleceğimiz” başlıklı panel düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın panelde kadın dayanışması ve Türk dünyası kadınları arasındaki ortak çalışmalara ilişkin konuşma yapması planlanıyor. Ercan, “Türk Dünyası’ndaki kadınların bir araya gelerek hem kaynaşmalarını hem de birbirlerinin tecrübelerinden faydalanmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı. “KADINLARIN EMEĞİNİ VE LİDERLİĞİNİ ORTAK GELECEĞİN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ” Türk dünyası kadınlarının ortak bir geçmişe ve köklere sahip olduğunu vurgulayan Ercan, geleceğe yönelik çalışmaların da birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. Ercan, “Kadınlar olarak geleceğe de ortak bir şekilde hitap etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Buna nasıl katkıda bulunabiliriz, bunun istişarelerini yapacağız. Türk dünyasının ortak geleceğini konuşurken, kadınların tecrübesini, emeğini ve liderliğini bu geleceğin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” dedi. Kadınların hem sahada hem de karar alma süreçlerinde daha güçlü biçimde temsil edilmesi gerektiğini belirten Ercan, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları olarak bu hedefe katkı sunmak istediklerini kaydetti. TDT Zirvesi’ne ilişkin de “Türk Dünyası’nın geleceği adına çok önemli adımların atılacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu. TÜRK DÜNYASININ GELENEKSEL GİYİM KÜLTÜRÜ TANITILACAK Etkinliklerde Türk dünyası ülkelerinden temsilciler, teşkilatlanma ve kadın liderliği konusundaki deneyimlerini paylaşacak. Program kapsamında ayrıca Türk dünyasının köklü tarihini, zengin motiflerini ve geleneksel giyim kültürünü yansıtan “Anadolu’nun Sultanları Defilesi” düzenlenecek.

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Ukrayna-Rusya Savaşı mesajı: “İstanbul’da masa kurulmalı” Haber

AK Parti Sözcüsü Çelik’ten Ukrayna-Rusya Savaşı mesajı: “İstanbul’da masa kurulmalı”

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Parti Sözcüsü Ömer Çelik, 10 Eylül 2026 tarihinde parti genel merkezinde Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan başkanlığında gerçekleştirilen Merkez Karar ve Yönetim Kurulu (MKYK) toplantısının ardından gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu. Ukrayna-Rusya Savaşı’nı yakından takip ettiklerini belirten Çelik, gelinen noktada çatışmaların boyut değiştirdiğine dikkat çekti. "KARADENİZ'DEKİ DURUM SON DERECE SAKINCALI BİR HALE GELMİŞTİR" Ömer Çelik, "Bir sürü masa kurulumu girişiminden sonra gelinen noktada Rusya-Ukrayna Savaşı uzun soluklu bir yıpratma mücadelesine dönmüştür. Savaşın daha geniş bir bölgeye yayılma ihtimali, NATO-Avrupa Birliği çerçevesinde ortaya çıkan tartışmalar, daha ileri düzeyde silahların kullanılmasından bahsedilmesi, tabii ki Karadeniz'deki durum son derece sakıncalı bir hale gelmiştir." ifadelerini kullandı. "İSTANBUL'DA BİR MASA KURULARAK SONUCA VARILMASI GEREKMEKTEDİR" Karadeniz'deki sivil Türk gemilerinin hedef alınmasının reddedilmesi gereken bir durum olduğunu ifade eden Çelik, "Şimdiye kadar Rusya kaynaklı 8, Ukrayna kaynaklı 35 Türk işletmeli gemi hedef alındı. Bu konudaki uyarılarımızı sürdürüyoruz. Bu konudaki hassasiyetlerimizi ve takibimizi en üst düzeyde devam ettiriyoruz. Ama kısır döngünün bir an evvel sona ermesi, İstanbul'da bir masa kurularak muhakkak surette artık bir sonuca varılması gerekmektedir." şeklinde konuştu. MEKKE ORTAK SAVUNMA ANLAŞMASI Mekke Anlaşması'nın içinde olunan güvenlik örgütlerine zıt ya da alternatif güvenlik anlaşması olmadığını, tam tersi içinde bulunulan güvenlik örgütlerini tamamlayan bir yaklaşımda olduğunu vurgulayan Çelik, şunları kaydetti: Şu anda Suudi Arabistan ve Pakistan'la ilk toplantısı da yapılan Mekke Anlaşması, aslında bölgedeki devletlerin, komşularımızın, kardeşlerimizin kendi iradeleriyle barışın korunmasına dönük bir inisiyatifin nasıl oluşturulacağına dair bir mikro model olarak ortaya çıkıyor. Tabii ki bundan sonra yeni katılımlar olacaktır ama henüz her şey çok yeni. İttifak, bölgedeki tabii ki bütün devletlere açık ama prensiplerinin, giriş kurallarının oturması biraz daha zaman alacaktır. Olgunlaştıkça bölge barışına ve küresel barışa katkıda bulunacak, bölgedeki istikrara katkıda bulunacak bir yapı olarak yoluna devam edecektir. "HÜRMÜZ BOĞAZI'NDAKİ GERGİN DURUMUN DÜNYANIN HER TARAFINA SONUÇLARI OLACAKTIR" ABD ve İsrail'in İran'a saldırısından sonra herhangi bir barış zemininin kurulamadığını ifade eden Çelik, şöyle devam etti: İran'a dönük ekonomik yaptırımın uygulanması, İran'daki rejimin İsrail'in ajandası çerçevesinde hedef alınmasının aslında hiçbir sonuç getirmeyeceği ortadadır. Daha uzun süreli bir savaş dünyanın her tarafını etkileyecek. Hürmüz Boğazı'nın kapalı olmasının ya da Hürmüz Boğazı'ndaki çatışmalı ve gergin durumun dünyanın her tarafına daha yoğun bir şekilde sıçrayan sonuçları olacaktır. Bunun yolu savaşı yoğunlaştırmak, İsrail'in ajandası doğrultusunda İran'a daha çok saldırmak değil, tam tersine bir an evvel barışın sağlanacağı bir ortamın tesis edilmesine çalışmaktır. Sayın Cumhurbaşkanımız savaşın başladığı andan itibaren çatışmanın daha derinleşmemesi ve sivil kayıpların durdurulması için büyük bir inisiyatif ortaya koydu. İslamabad Mutabakat Zaptı'nın ortaya çıkmasında da Sayın Cumhurbaşkanımızın iradesinin çok büyük katkıları oldu. Provokasyonlardan kaçınma ve yeniden müzakere masasına dönülmesi konusunda da Sayın Cumhurbaşkanımız diplomasi trafiğini devam ettiriyor.

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İleri: Türkiye göz kamaştırıcı bir şekilde bir savunma sanayisi oluşturdu Haber

AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İleri: Türkiye göz kamaştırıcı bir şekilde bir savunma sanayisi oluşturdu

Türkiye'nin ev sahipliğinde Ankara'da gerçekleştirilen 36. NATO Devlet ve Hükümet Başkanları Zirvesi kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) ve SETA iş birliğinde "Sorunlu Sulardan Geçen Teknoloji Köprüleri: NATO Dayanıklılığı İçin Güvenilir Dijital İttifaklar Nasıl İnşa Edilir?" paneli tertip edildi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Bilgi ve İletişim Teknolojileri Başkanı Ömer İleri, toplantının ardından Anadolu Ajansına (AA) demeç vererek toplantı çerçevesinde siber güvenlik, teknolojik altyapıların korunması ve NATO'nun dayanıklılığını artıracak güvenli dijital ittifakların inşası üzerine değerlendirmelerde bulunduklarını bildirdi. TÜRKİYE’NİN BÜTÜN TEHDİTLERE RAĞMEN GÜÇLÜ BİR SAVUNMA SANAYİSİ OLUŞTURDU Toplantı kapsamında, NATO içinde özellikle son teknolojik gelişmeler ve yapay zekâ alanındaki ilerlemeleri dikkate alarak ortaya çıkan durumun kısaca ele alındığını dile getiren İleri, Avrupa ve Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) teknoloji ekosistemleri, bu sistemler arasındaki farklar ve sistemlerin gelişim hızlarının da gündeme taşındığını aktardı. Türkiye'nin savunma sanayi alanındaki atılımlarına dikkat çeken İleri, "Türkiye bunca tehdide, bu kadar zorlu bir coğrafyaya, geçmişte bıraktığımız kritik dönemeçlere rağmen göz kamaştırıcı bir şekilde bir savunma sanayisi oluşturdu." ifadelerini kullandı. “TÜRKiYE, NATO'NUN ZORLU SINAMALARDA DAYANAĞI OLACAK ÖRNEK BİR ÜYEDİR” Türkiye’nin teknoloji alanında ismini duyurduğunu dile getiren İleri, "Bunu bu NATO Zirvesi'nde gördük. Bu hakikaten çok etkileyici. Türkiye, bu kadar zorluğa rağmen bunu başarabilmiş bir ülkedir.” değerlendirmesini yaptı. Bununla birlikte İleri, bugün gelinen noktada Türkiye’nin artık sadece coğrafi konumundan dolayı NATO için önemli olan bir ülke olmanın ötesine geçtiğini belirterek “Türkiye artık sadece coğrafi konumundan dolayı NATO için önemli olan bir ülke olmanın ötesinde, ortaya koyduğu inovasyon kültürüyle âdetâ bu organizasyonun bir inovasyon merkezi hâline gelme yolunda ilerlemektedir.” dedi. NATO Zirvesi kapsamında düzenlenen Savunma Sanayi Forumu’nda Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ve Türkiye Cumhuriyeti Millî Savunma Bakanı Yaşar Güler’in verdiği mesajların önemine vurgu yapan İleri, “Konunun sadece para harcama veya savunmaya ödenek ayırma olmadığı, ortaya ürün çıkarmak gerekliliği üzerinde duruldu. Türkiye, inovasyon ekosistemi oluşturma noktasında örnek bir ülkedir; Türkiye, NATO'nun önümüzdeki zorlu sınamalarda dayanağı olacak örnek bir üyedir. NATO açısından benim bakışım şu: Türkiye örneğinin ele alınması lazım." şeklinde konuştu. “TÜRKİYE YENİ BİR TEKNOLOJİ KÜLTÜRÜ ORTAYA KOYUYOR" Avrupa ve ABD'nin teknoloji geliştirme alanında farklı yaklaşımları olduğunu kaydeden İleri, "Avrupa çok temkinlidir. Amerikalılar her şeyi yapmaya çalışır, pragmatiktir ama Türkiye'nin yüksek bir çevikliği var." dedi. Bunun yanı sıra "Türkiye, yeni bir teknoloji kültürü ortaya koyuyor. Bu anlamda yeni bir iş birliği kültürü oluşturmamız lazım." ifadelerini kullanan İleri, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın da temas ettiği gibi söz konusu yapay engellerin ortadan kaldırılması ve teknolojik iş birliklerinin önünün açılması gerektiğini dile getirerek "Bu, NATO'nun yararına gözüküyor." dedi. İLERİ, TÜRKİYE’NİN UZLAŞTIRICI ÇALIŞMA KÜLTÜRÜNÜN NATO İÇİN BİR FIRSAT OLDUĞUNU BELİRTTİ Öte yandan Türkiye'nin hayata geçirdiği ekosistemin farklılığına vurgu yapan İleri, "Biz bir taraftan hakkaniyeti korumaya çalıştık, bir taraftan da hızlı olmaya gayret ettik ve bütün bunları, sahada bizzat mücadele verirken yaptık " şeklinde konuştu. Sahada mücadele veren bir ekosistem sayesinde sahadan gelen geri bildirimlerin çok hızlı ürünleştirebildiğini kaydeden ve Türkiye’nin bu yönüyle NATO’dan ayrışan bir yapısı olduğunu ifade eden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı İleri, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu : İleriye yönelik baktığımızda iş birliği tabii ki gerekiyor ama o iş birliğinin mekanizması nasıl olacak, konusu var. Burada Türkiye'nin itici gücünü arkasına alarak bir yere varılabileceğini düşünüyorum çünkü Türkiye, burada biraz daha uzlaştırıcı bir çalışma kültürü ortaya koyuyor. Bu, NATO için bir fırsat. Ayrıca İleri, 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin başarısını dile getirdi.

Eskişehir Milletvekili Gürcan’dan Kırım Ailesine bayramlaşma ziyareti Haber

Eskişehir Milletvekili Gürcan’dan Kırım Ailesine bayramlaşma ziyareti

Türkiye Cumhuriyeti'nin 63. hükûmetinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Eskişehir Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan, Kurban Bayramı öncesinde 23 Mayıs 2026 tarihinde Eskişehir'de bulunan Kırım Ailesi Derneğini ziyaret etti. Gürcan ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın selamlarını Kırım Tatar ailelerine ileterek, Emine Erdoğan'ın her yıl olduğu gibi çocuklara gönderdiği bayram hediyelerini takdim etti. Program çerçevesinde Gürcan, Kırım Ailesi tarafından hazırlanan Kırım Tatar mutfağını tatma imkânı buldu. Ayrıca, Derneğin faaliyetleri, Kırım’ın işgali, Ukrayna’daki savaş ve Türkiye’ye göç süreçlerini konu alan kısa filmi izledi. Bakan Gürcan, Kırım Ailesinin gençleriyle bir araya gelerek onların eğitim hayatları ve Türkiye’deki yaşamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gençlerin ortaya koyduğu çalışmaların geleceğe yönelik umut verici bir miras niteliği taşıdığını vurguladı. KIRIM'DAKİ DURUM DA ELE ALINDI Ayrıca Kırım Ailesi Kurucusu Anife Kurtseitova ile de görüşen Gürcan, Kırım’daki gelişmeler, siyasi baskılar ve Ukrayna’daki savaş hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Türkiye’ye gelen Kırım Tatar ailelerine, Anadolu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin kapılarının her zaman açık olduğunu, ayrıca güncel sorunların çözümü için gerekli adımların atılacağını ifade etti. Anife Kurtseitova ayrıca, Emine Erdoğan’a, ailesine ve kıymetli ekibine, her zaman Kırım Tatarlarının yanında olmaları ve özellikle çocukları unutmamaları dolayısıyla şükranlarını iletti. Bunun yanı sıra Gürcan, Kur’an-ı Kerim’de Allah yolunda baskıdan kurtulmak veya inancını özgürce yaşamak amacıyla yurdundan ayrılanların “hicret” kavramı ile ilişkilendirildiğini anımsattı. Anadolu topraklarının tarih boyunca farklı kültür ve inançlara ev sahipliği yaptığını, bu çeşitliliğin ise birlik ve beraberlik içinde yaşatıldığını ifade etti. Kırım Tatarlarının da bu topraklarda kendilerini evlerinde hissetmeleri gerektiğini söyledi. Program, Kırım Ailesinin en küçük temsilcisi 6 yaşındaki Yasmin'in Kırım Tatarca “Ayşem” şarkısını seslendirmesi ve ardından fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Kırım Tatarlarının haklı mücadelesi bizim de mücadelemizdir Haber

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Kırım Tatarlarının haklı mücadelesi bizim de mücadelemizdir

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla anma mesajı yayımladı. Prof. Dr. Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Türkleri vatanından koparıldı, sürgün yollarında binlerce kardeşimiz hayatını kaybetti! 81 yıl geçti ama acı taze, hafıza diri.” ifadelerini kullandı. Sürgünde hayatını kaybeden Kırım Tatarlarını rahmetle anan Zorlu, “Kırım Tatarlarının haklı mücadelesi bizim de mücadelemizdir.” dedi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Fuat Oktay: Soydaşlarımızın yaşadığı büyük acıyı bir kez daha yâd ediyoruz Haber

Fuat Oktay: Soydaşlarımızın yaşadığı büyük acıyı bir kez daha yâd ediyoruz

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK) Ankara Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Kırım Tatarlarının yaşadığı acının unutulmadığını belirtti. Oktay mesajında şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde, soydaşlarımızın yaşadığı büyük acıyı bir kez daha yâd ediyoruz. Bu elim hadisede hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kırım Tatarı kardeşlerimizin haklı davasını her zaman ve her platformda kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

AK Partiden 18 Mayıs mesajı: Soydaşlarımızın acısını paylaşıyoruz Haber

AK Partiden 18 Mayıs mesajı: Soydaşlarımızın acısını paylaşıyoruz

Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) resmî sosyal medya hesabı üzerinden 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle bir anma mesajı yayımlandı. AK Partinin anma mesajında şu ifadelere yer verildi: İnsanlık vicdanında derin yaralar açan Kırım Tatar Sürgünü’nün yıl dönümünde; vatanlarından zorla koparılan soydaşlarımızın acısını paylaşıyor, hayatını kaybedenleri rahmetle yâd ediyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Tuğrul Türkeş'ten 18 Mayıs mesajı: "Kırım'ı özgür bir Türk yurdu olarak görme umudumuzu hiç kaybetmedik!" Haber

Tuğrul Türkeş'ten 18 Mayıs mesajı: "Kırım'ı özgür bir Türk yurdu olarak görme umudumuzu hiç kaybetmedik!"

Kırım Tatar halkının 82 yıl önce Sovyet rejimi tarafından uğradığı insanlık dışı sürgün ve soykırımın yıl dönümünde, Ankara'dan güçlü bir duruş sergilendi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Ankara Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Ukrayna Dostluk Grubu Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş, Kırım Haber Ajansı (QHA) vasıtasıyla yayınladığı anma mesajında Josef Stalin'in emriyle başlatılan sürgünde Kırım Tatarlarının yaşadığı acıların tüm Türk halkının hafızasında tazeliğini koruduğunu vurguladı. AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı münasebetiyle QHA aracılığıyla paylaştığı video mesajında, sürgünün hüznünün hâlâ hissedildiğini kaydederek, 2014 yılında yaşanan işgalin yeni acılara kapı araladığını… pic.twitter.com/0qHJTeOYva — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Yüzbinlerce Kırım Tatarının ana vatanlarından zorla çıkartılarak çalışma kamplarına sürüldüğünü anımsatan Tuğrul Türkeş, gayriinsani koşullar neticesinde hayatını kaybeden yaşlı, çocuk ve kadın soydaşların hüznünün bugün bile yüreklerde olduğunu belirtti. “KIRIM'IN HUKUK DIŞI ŞEKİLDE İLHAK EDİLMESİ YENİ ACILARA KAPI ARALAMIŞTIR” Sürgündeki Kırımlıların vatanlarına dönüş umutlarının geçen 82 yıla rağmen hâlâ ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Türkeş, “Fakat Kırım Tatar halkının gasp edilen hakları iade edilmemiş, acıları dinmemiş olmakla birlikte, 2014 yılında Kırım'ın hukuk dışı şekilde ilhak edilmesi de yeni acılara kapı aralamıştır.” ifadelerini kullandı. “KIRIM'I ÖZGÜR BİR TÜRK YURDU OLARAK GÖRME UMUDUMUZU HİÇ KAYBETMEDİK” Türkiye’nin tarih boyunca olduğu gibi bundan sonra da Kırım Tatarlarının kimliklerinin korunması, güvenliklerinin sağlanması ve refahlarının desteklenmesi konusunda yanlarında olacağının altını çizen Türkeş, ayrıca şu ifadeleri kullandı: Kırım'ı özgür bir Türk yurdu olarak görme umudumuzu hiç kaybetmediğimizi ve Kırımlı kardeşlerimizin bu umutlarına katıldığımızı belirterek, başta Mustafa Kırımoğlu olmak üzere bugün Kırım Tatarlarının millî ve insani mücadelesini sürdüren soydaşlarımızı gönülden selamlıyorum. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.