SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ak Parti

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ak Parti haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ak Parti haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Eskişehir Milletvekili Gürcan’dan Kırım Ailesine bayramlaşma ziyareti Haber

Eskişehir Milletvekili Gürcan’dan Kırım Ailesine bayramlaşma ziyareti

Türkiye Cumhuriyeti'nin 63. hükûmetinde Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı olarak görev alan Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Eskişehir Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Millî Eğitim, Kültür, Gençlik ve Spor Komisyonu Başkanı Ayşen Gürcan, Kurban Bayramı öncesinde 23 Mayıs 2026 tarihinde Eskişehir'de bulunan Kırım Ailesi Derneğini ziyaret etti. Gürcan ayrıca Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve eşi Emine Erdoğan’ın selamlarını Kırım Tatar ailelerine ileterek, Emine Erdoğan'ın her yıl olduğu gibi çocuklara gönderdiği bayram hediyelerini takdim etti. Program çerçevesinde Gürcan, Kırım Ailesi tarafından hazırlanan Kırım Tatar mutfağını tatma imkânı buldu. Ayrıca, Derneğin faaliyetleri, Kırım’ın işgali, Ukrayna’daki savaş ve Türkiye’ye göç süreçlerini konu alan kısa filmi izledi. Bakan Gürcan, Kırım Ailesinin gençleriyle bir araya gelerek onların eğitim hayatları ve Türkiye’deki yaşamlarına ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Gençlerin ortaya koyduğu çalışmaların geleceğe yönelik umut verici bir miras niteliği taşıdığını vurguladı. KIRIM'DAKİ DURUM DA ELE ALINDI Ayrıca Kırım Ailesi Kurucusu Anife Kurtseitova ile de görüşen Gürcan, Kırım’daki gelişmeler, siyasi baskılar ve Ukrayna’daki savaş hakkında bilgi alışverişinde bulundu. Türkiye’ye gelen Kırım Tatar ailelerine, Anadolu’nun ve Türkiye Cumhuriyeti devletinin kapılarının her zaman açık olduğunu, ayrıca güncel sorunların çözümü için gerekli adımların atılacağını ifade etti. Anife Kurtseitova ayrıca, Emine Erdoğan’a, ailesine ve kıymetli ekibine, her zaman Kırım Tatarlarının yanında olmaları ve özellikle çocukları unutmamaları dolayısıyla şükranlarını iletti. Bunun yanı sıra Gürcan, Kur’an-ı Kerim’de Allah yolunda baskıdan kurtulmak veya inancını özgürce yaşamak amacıyla yurdundan ayrılanların “hicret” kavramı ile ilişkilendirildiğini anımsattı. Anadolu topraklarının tarih boyunca farklı kültür ve inançlara ev sahipliği yaptığını, bu çeşitliliğin ise birlik ve beraberlik içinde yaşatıldığını ifade etti. Kırım Tatarlarının da bu topraklarda kendilerini evlerinde hissetmeleri gerektiğini söyledi. Program, Kırım Ailesinin en küçük temsilcisi 6 yaşındaki Yasmin'in Kırım Tatarca “Ayşem” şarkısını seslendirmesi ve ardından fotoğraf çekimiyle sona erdi.

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Kırım Tatarlarının haklı mücadelesi bizim de mücadelemizdir Haber

Prof. Dr. Kürşad Zorlu: Kırım Tatarlarının haklı mücadelesi bizim de mücadelemizdir

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı ve Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı Prof. Dr. Kürşad Zorlu, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın yıl dönümü dolayısıyla anma mesajı yayımladı. Prof. Dr. Zorlu, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, “18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Türkleri vatanından koparıldı, sürgün yollarında binlerce kardeşimiz hayatını kaybetti! 81 yıl geçti ama acı taze, hafıza diri.” ifadelerini kullandı. Sürgünde hayatını kaybeden Kırım Tatarlarını rahmetle anan Zorlu, “Kırım Tatarlarının haklı mücadelesi bizim de mücadelemizdir.” dedi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Fuat Oktay: Soydaşlarımızın yaşadığı büyük acıyı bir kez daha yâd ediyoruz Haber

Fuat Oktay: Soydaşlarımızın yaşadığı büyük acıyı bir kez daha yâd ediyoruz

Adalet ve Kalkınma Partisi (AK) Ankara Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı dolayısıyla yayımladığı mesajda, Kırım Tatarlarının yaşadığı acının unutulmadığını belirtti. Oktay mesajında şu ifadelere yer verdi: Kırım Tatar Sürgünü’nün 82. yıl dönümünde, soydaşlarımızın yaşadığı büyük acıyı bir kez daha yâd ediyoruz. Bu elim hadisede hayatını kaybeden kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Kırım Tatarı kardeşlerimizin haklı davasını her zaman ve her platformda kararlılıkla savunmaya devam edeceğiz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde KırımYarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

AK Partiden 18 Mayıs mesajı: Soydaşlarımızın acısını paylaşıyoruz Haber

AK Partiden 18 Mayıs mesajı: Soydaşlarımızın acısını paylaşıyoruz

Adalet ve Kalkınma Partisinin (AK Parti) resmî sosyal medya hesabı üzerinden 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle bir anma mesajı yayımlandı. AK Partinin anma mesajında şu ifadelere yer verildi: İnsanlık vicdanında derin yaralar açan Kırım Tatar Sürgünü’nün yıl dönümünde; vatanlarından zorla koparılan soydaşlarımızın acısını paylaşıyor, hayatını kaybedenleri rahmetle yâd ediyoruz. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Tuğrul Türkeş'ten 18 Mayıs mesajı: "Kırım'ı özgür bir Türk yurdu olarak görme umudumuzu hiç kaybetmedik!" Haber

Tuğrul Türkeş'ten 18 Mayıs mesajı: "Kırım'ı özgür bir Türk yurdu olarak görme umudumuzu hiç kaybetmedik!"

Kırım Tatar halkının 82 yıl önce Sovyet rejimi tarafından uğradığı insanlık dışı sürgün ve soykırımın yıl dönümünde, Ankara'dan güçlü bir duruş sergilendi. Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Ankara Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Ukrayna Dostluk Grubu Başkanı Yıldırım Tuğrul Türkeş, Kırım Haber Ajansı (QHA) vasıtasıyla yayınladığı anma mesajında Josef Stalin'in emriyle başlatılan sürgünde Kırım Tatarlarının yaşadığı acıların tüm Türk halkının hafızasında tazeliğini koruduğunu vurguladı. AK Parti Ankara Milletvekili Tuğrul Türkeş, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yılı münasebetiyle QHA aracılığıyla paylaştığı video mesajında, sürgünün hüznünün hâlâ hissedildiğini kaydederek, 2014 yılında yaşanan işgalin yeni acılara kapı araladığını… pic.twitter.com/0qHJTeOYva — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Yüzbinlerce Kırım Tatarının ana vatanlarından zorla çıkartılarak çalışma kamplarına sürüldüğünü anımsatan Tuğrul Türkeş, gayriinsani koşullar neticesinde hayatını kaybeden yaşlı, çocuk ve kadın soydaşların hüznünün bugün bile yüreklerde olduğunu belirtti. “KIRIM'IN HUKUK DIŞI ŞEKİLDE İLHAK EDİLMESİ YENİ ACILARA KAPI ARALAMIŞTIR” Sürgündeki Kırımlıların vatanlarına dönüş umutlarının geçen 82 yıla rağmen hâlâ ilk günkü gibi taze olduğunu belirten Türkeş, “Fakat Kırım Tatar halkının gasp edilen hakları iade edilmemiş, acıları dinmemiş olmakla birlikte, 2014 yılında Kırım'ın hukuk dışı şekilde ilhak edilmesi de yeni acılara kapı aralamıştır.” ifadelerini kullandı. “KIRIM'I ÖZGÜR BİR TÜRK YURDU OLARAK GÖRME UMUDUMUZU HİÇ KAYBETMEDİK” Türkiye’nin tarih boyunca olduğu gibi bundan sonra da Kırım Tatarlarının kimliklerinin korunması, güvenliklerinin sağlanması ve refahlarının desteklenmesi konusunda yanlarında olacağının altını çizen Türkeş, ayrıca şu ifadeleri kullandı: Kırım'ı özgür bir Türk yurdu olarak görme umudumuzu hiç kaybetmediğimizi ve Kırımlı kardeşlerimizin bu umutlarına katıldığımızı belirterek, başta Mustafa Kırımoğlu olmak üzere bugün Kırım Tatarlarının millî ve insani mücadelesini sürdüren soydaşlarımızı gönülden selamlıyorum. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

Tuğrul Türkeş: Kırım’ı Ukrayna’nın bir parçası olarak görüyoruz Haber

Tuğrul Türkeş: Kırım’ı Ukrayna’nın bir parçası olarak görüyoruz

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Türkiye-Ukrayna Dostluk Grubu Başkanı ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Ankara Milletvekili Yıldırım Tuğrul Türkeş; Kırım Haber Ajansına (QHA) verdiği özel röportajda parlamenter diplomasinin tıkandığı noktaları ve Türkiye’nin Ukrayna'ya yönelik kararlı desteğini anlattı. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun Kırım’a yönelik ifadelerini "skandal bir taviz" olarak nitelendiren Türkeş, Kırım Tatar siyasi tutsakların durumu ve savaş sonrası yeniden yapılanma süreci hakkında kritik değerlendirmelerde bulundu. TÜRKEŞ, TÜRKİYE-UKRAYNA İLİŞKİLERİNİN GEÇMİŞİNE VURGU YAPTI Türkiye ve Ukrayna parlamentolarının mevcut iş birliği seviyesi ve bu iş birliğinden elde edilen somut çıktılar hususunda Türkeş, iki ülke arasındaki ilişkilerin onlarca yıllık geçmişi olduğunu dile getirerek bu ilişkilerin Rusya’nın Ukrayna’yı topyekûn işgal girişimiyle beraber inkıtaya uğradığını belirtti. TBMM heyeti olarak Ukrayna-Rusya Savaşı’nın yıl dönümü için Kıyiv'e planlanan son ziyaretin çatışmalar sebebiyle ertelendiğini kaydeden Tuğrul Türkeş, “Ukrayna’dan sağ olsun arkadaşlarımız bu parlamentolar arası dostluk grubundan geliyorlar fakat bizim son bir iki senedir ziyaretimiz mümkün olmadı. Onun da sebebi, uçuşların olmayışı. Moldova veyahut Polonya üzerinden gidilip gelinmesi lazım. En son, savaşın yıl dönümü için gidilecekti fakat o zaman da tekrar çatışmalar vardı, onun için ileriye bıraktık ama bu, irtibatımız olmadığı veyahut beraber çalışmalara katılmadığımız anlamında değil. Hem Ukrayna’dan hem Kırım Tatarlarından dostlarımız, kardeşlerimiz bizi ziyarete geliyorlar. Bizim son bir iki senedir eksiğimiz, biz gidemedik. Onu da ilk fırsatta yapacağız, bunu telafi edeceğiz.” şeklinde konuştu. “ARABULUCULUK İÇİN HER İKİ TARAFLA DA TEMASIN OLMASI LAZIM” Parlamenter diplomasi alanında Rusya ile ortak bir platform bulunmadığını söyleyen Türkeş, “Ben aynı zamanda Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi (AKPM) Türk Grubu'nun da heyet başkanıyım. Eskiden Rusya, Avrupa Konseyinde de vardı. Birçok değişik platformda onlarla temas ediyorduk fakat Kırım’ın işgaliyle birlikte bu, Avrupa Konseyinin temel prensiplerine aykırı bir davranış olduğu için Rusya’yı çıkartma kararı aldılar. Rusya da kendisi çıktı, çıkartılmadan ama netice olarak Rusya, Avrupa Konseyinde de temsil edilmiyor.” değerlendirmesinde bulundu. Buna karşın Türkiye’nin hem Kırım Tatar hem de Ukrayna milletvekilleriyle temaslarının sürdüğünü beyan eden Türkeş, “Arabuluculuk için her iki tarafla da temasın olması lazım ama Rusya ile yok.” dedi. ABD DIŞİŞLERİ BAKANI RUBIO’DAN KIRIM’A YÖNELİK SKANDAL İFADE! Birden fazla arabulucunun olup olmayacağı konusunda ise “Bu bölge dışındaki ülkeler, güçlü ülkeler veyahut Birleşmiş Milletlerde (BM) daha fazla söz sahibi olan ülkeler diyelim, Bunların yaklaşımları mühim. Şimdi Amerika'da bir seçim oldu. Seçimden sonra Trump yönetimi iktidara geldi. Trump yönetimi iktidara geldiğinde Trump'ın atadığı yeni Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Rusya ile Ukrayna konusu konuşulurken Kırım'ın işgalinden sonraki tarihleri vererek 'bundan öncesine gitmek mümkün değil' dedi. Şimdi bu büyük bir eksiklik, büyük bir taviz.” ifadelerini kullandı. “KIRIM’I UKRAYNA’NIN PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ” Batı’yı, Avrupa’yı ve NATO’yu temsil eden ülkelerin Rusya ile birlikte ABD'yi “söz sahibi” olarak gördüğünü belirten Türkeş, “Marco Rubio çıkıp 2014'ten öncesine gitmek mümkün değil, dediğinde o ne demek? Rusya Kırım'ı işgal ettikten sonra geriye kalanını konuşalım, demek. Yani bizim sıkıntılarımız bunlar, yoksa biz hala Türkiye olarak Kırım'ın ilhakını kabul etmiyoruz ve Kırım'ı Ukrayna'nın parçası olarak görüyoruz.” dedi. Türkeş; TBMM'deki genel konsolidasyon üzerine ise AK Parti, Milliyetçi Hareket Partisi (MHP), Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) ve İYİ Parti başta olmak üzere iktidar ve muhalefet partilerinin çoğunluğunun bu hususta mutabık bir tavır sergilediğini kaydetti. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLAR MESELESİNİN ULUSLARARASI PLATFORMA TAŞINMASI Kırım Tatar siyasi tutsaklar üzerine ise müzakere ekibinde olmadığını fakat takip ettiği kadarını naklettiğini belirten Türkeş, “Bundan kısa bir süre önce, Kırım Tatar Millî Meclisi Başkanı Refat Çubarov Bey, sağ olsunlar buraya da teşrif ettiler, burada da konuştuk. Oradaki sorun, Kırım'daki insanlara Rusya, ‘Bu benim vatandaşımdır.’ diyor ve ayrı bir muameleye tâbi tutmuyor. Yani Ukraynalı tutsağın durumu ayrı çünkü o Ukraynalı olduğu için onu konuşabiliyoruz ama Kırım'daki, Kırım Tatarlarından tutsak olan, hapiste olan, gözaltında bulunanlarla ilgili bir müzakere mümkün olmuyor. Onun da uluslararası platformda adının konulup tanımının doğru dürüst yapılması lazım ki, onların da haklarını savunalım veyahut salıverilmeleri için çalışma yapalım.” dedi. “KIRIM TATARLARI UKRAYNA HALKININ BİR PARÇASI” Kırım Tatar Millî Meclisinin (KTMM) Kırım Tatar halkının tek resmî temsil organı olarak hukuki statü kazanması hususunda ise Türkiye’nin Ukrayna’yı desteklediğini dile getiren Türkeş, “Bizim burada ayrı bir politika üretmemiz teknik olarak mümkün değil. Ukrayna egemen bir ülke, Kırım Tatarları da bu Ukrayna'nın bir parçası, başka birçok grupların olduğu gibi. Onlara şöyle yap, böyle yap demek bizim haddimiz değil. Türkiye'de hiçbir zaman böyle bir fikir vermeye yönelmez ama oradaki onların aldığı kararların tatbikinde, uluslararası arenada duyulmasına, tanıtımına biz gayret sarf ederiz.” dedi. “(KIRIM TATARLARININ) MAĞDURİYETLERİ BİZİ DAHA FAZLA ÜZÜYOR, İLGİLENDİRİYOR” Ukrayna-Türkiye ilişkilerinin gelişmesinde Kırım Tatarlarının rolüne vurgu yapan Türkeş, “Başka birçok ülkeden farklı olarak tabii ki onlar (Kırım Tatarları) bizim soydaşlarımız. Kırım Tatarları, ulu Türk çınarının bir parçasıdır. Onların orada olması, daha da önemlisi onların mağduriyetleri bizi daha fazla üzüyor, daha fazla ilgilendiriyor. Dünyanın başka bir yerindeki bir ülkedeki yaşayanlara göre bu bizim daha fazla dikkatimizi çekiyor. Bir de akrabalıklar var. Yani o ailelerin bir kısmı Türkiye'de; yani ailenin bir kısmı burada, bir kısmı orada. Onun için tabii ki bizim öncelikle ilgi alanımız içinde.” dedi. Türkeş, KTMM Başkanı Refat Çubarov’un Türkiye ziyareti ve kendisiyle gerçekleştirdiği görüşmede ise son gelişmelerin değerlendirildiğini, Kırım Tatar siyasi tutsaklar meselesinin ve güncel konuların masaya yatırıldığını kaydetti. “MUSTAFA AGA HEPİMİZİN BÜYÜĞÜ, SAYGI DUYDUĞU BİR İNSAN” KTMM Başkan Yardımcısı, Ukrayna Milletvekili ve Ukrayna-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Eş Başkanı Ahtem Çiygöz’ün de Türkiye’ye birçok kez ziyarette bulunduğunu kaydeden Türkeş, Kırım Tatar halkının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu hakkında ise “Mustafa Aga (Kırımoğlu) zaten hepimizin büyüğü, hepimizin saygı duyduğu bir insan; zaman zaman onunla da görüşüyoruz. Fırsat buldukça geliyorlar. Onların gelmesi bizi mutlu ediyor. Biz sahadan sıcak haber alıyoruz onlar sayesinde ve doğru haberi alıyoruz, filtresiz alıyoruz. Bu da konuları değerlendirmekte daha objektif davranmamızı sağlıyor. Yanlış bilgi ile hareket etmiyoruz burada.” şeklinde konuştu. “ARADA BİR TEK KARADENİZ VAR” Bununla birlikte Türkiye-Ukrayna ilişkilerinin bugünkü seyri hakkında her zaman potansiyel gelişme alanlarının bulunduğunu dile getiren Türkeş, Ukrayna ile savunma sanayinden gıdaya kadar birçok alanda çalışmaların yapıldığını kaydederek Ukrayna’da Türk menşeli şirketlerin, Türkiye ile iş yapan Ukrayna menşeli şirketlerin olduğunu belirtti. Öte yandan Türkeş, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın iş birliklerinde sorunlar yarattığını ve hacimlerde ufalmaya sebep olduğunu ifade ederek savaş sona erdiğinde hem iş birliklerinin hem de çeşitli sektörlerin canlanabileceğini dile getirdi. Ayrıca Türkiye ile Ukrayna’nın coğrafi yakınlığına dikkat çeken Türkeş, “Bir kere arada bir tek Karadeniz var. Coğrafi olarak Ankara'dan uçağa bindiğinizde bir buçuk saati geçmiyor, Kıyiv’e iniyorsunuz veya diğer taraflara da. Türk Havayollarının da Ukrayna Havayollarının da seferleri vardı. Bir günde Ankara'dan 2-3 sefer gidip geliyordu. Bu büyük bir avantaj. Ondan sonra gemi seferleri var, Karadeniz'de kolay hareket ediliyordu ama savaş, şu anda birçok şeyi engelliyor.” dedi. “TÜRKİYE UKRAYNA'NIN İHTİYACI OLAN HER ŞEYİ SAĞLAR” Son olarak Türkeş, Ukrayna’nın yeniden yapılandırılması alanında Türkiye’nin fonksiyonu açısından şu ifadelere yer verdi: Türkiye Ukrayna'nın ihtiyacı olan her şeyi sağlar, yani onların tercihlerine bağlıdır. Tabii ki bütün dünya Ukrayna'nın tekrar toparlanmasını, kalkınmasını arzu eder; onların da yardımları olacaktır ama onun haricinde Türkiye de gereken her şeyde Ukrayna'nın yanında olur.

2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican, Ankara’da tanıtıldı Haber

2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican, Ankara’da tanıtıldı

Özbekistan’ın 2026 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilen Andican şehri, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) ev sahipliğinde Ankara’da düzenlenen programla uluslararası katılımcılara tanıtıldı. Siyasi isimler, diplomatlar, akademisyenler ve sanatçıların katıldığı tören, Türk dünyasının birliğini simgeleyen bir şölene dönüştü. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Program kapsamında Andican’ın tarihi ve kültürel değerlerini yansıtan fotoğraf ve geleneksel el sanatları sergileri açıldı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Törende yapılan konuşmalarda Andican’ın Türk medeniyetindeki tarihi önemi ve 2026 yılı boyunca şehirde gerçekleştirilecek kültürel faaliyetler vurgulandı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara BAKAN ERSOY: TÜRK DÜNYASI OLARAK BİRLİĞİMİZ DAİMA GÜÇLÜ OLMALI Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, törenin açılış konuşmasında dijital dünyada "popüler kültür" adı altında maruz kalınan kültürel yozlaşmaya dikkat çekterek şunları söyledi: Türk dünyası olarak birliğimiz daima güçlü olmalı. Eskiden bize kim olduğumuzu unutturmak, Türk milletinin dallarını gövde ve köklerinden koparmak için zorla, zulümle yapılanlar bugün popüler kültür adı altında, özellikle sosyal medya ve dijital dünya üzerinden maruz kaldığımız içeriklerle yapılmaktadır. Dijitalleşen dünya ve teknoloji kullanımıyla hayatımızın olağan akışına her gün, her an dahil ettiğimiz sayısız söylem, görsel ve işitsel yapımlar, gönüllü kültürel yozlaşmayı beraberinde getirmektedir. Dolayısıyla bizler toplumlarımızın, özellikle çocuk ve gençlerimizin bu noktada bilinçlenmesini, öz kimliklerini öğrenmelerini ve sahiplenmelerini sağlamakla mükellefiz. Bakan Ersoy, Türksoy’un 33 yıldır bu mücadeleyi kararlılıkla sürdürdüğünü belirterek, “Andican, bu anlamda sadece bir kültür başkenti değil, aynı zamanda büyük düşünürlerin, Çolpan gibi şehit edilen fikir adamlarının yurdudur. Onların ‘birleşme zamanı geldi’ çağrısı bugün bizlere yol gösteriyor.” dedi. Bakan Ersoy ayrıca Ankara’nın da 2026 Türk Dünyası Turizm Başkenti ilan edildiğini hatırlatarak iki başkentin aynı yılda buluşmasının anlamlı olduğunu vurguladı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara SULTAN RAEV: YOLUMUZ AÇIK, BİRLİĞİMİZ DAİM OLSUN TÜRKSOY Genel Sekreteri Sultan Raev konuşmasında, Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak ilan edilmesinin yalnızca bir ünvan değil, ortak hafızayı ve kültürel bağı güçlendiren tarihî bir adım olduğunu vurguladı. Yalnızca bir etkinlik vesilesiyle değil, kadim bir şehrin yeni bir kültür yolculuğuna çıkışına tanıklık etmek üzere bir araya geldiklerini belirten Raev, Andican için “2026 yılının meşalesini hep birlikte yakıyoruz” ifadelerini kullandı. Özbekistan’da son yıllarda yaşanan dönüşüme de dikkat çeken Raev, Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev liderliğinde gerçekleştirilen reformların tüm ülkeye yayıldığını, “özellikle Andican’da sanayi, girişimcilik ve tarımın yanı sıra kültür ve sanat alanında da büyük bir yükselişin gözlemlendiğini” söyledi. Andican’ın tarihî ve kültürel önemine işaret eden Raev, Babürnâme’den bir alıntıyı hatırlatarak, “Şehir ve pazarında Türkçe bilmeyen kimse yoktur” sözleriyle şehrin köklü Türk kimliğine vurgu yaptı. Andican’ın yalnızca bir şehir değil, aynı zamanda Türk dünyasının köklü hafızasını taşıyan bir merkez olduğuna dikkati çeken Raev, buranın “Fergana Vadisi’nin incisi” olduğunu dile getirdi. 2026 yılı boyunca Andican’ın “Türk dünyasının kalbinin attığı yer” olacağını belirten Raev, bu süreçte düzenlenecek etkinliklerin kardeş halklar arasındaki bağı daha da pekiştireceğini vurgulayarak, “Yolumuz açık, birliğimiz daim olsun” dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara BÜYÜKELÇİ HAYDAROV: ANDİCAN TÜM TÜRK DÜNYASI İÇİN ŞEREFTİR Özbekistan'ın Ankara Büyükelçisi İlhom Haydarov, Andican’ın 2026 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinin sadece Özbekistan için değil, tüm Türk dünyası için bir şeref ve sevinç vesilesi olduğunu belirtti. Büyükelçi, “Bu topraklar bilim, edebiyat ve sanat alanında büyük şahsiyetler yetiştirmiştir. Depremden sonra Hatay’da inşa edilen Özbekistan Mahallesi’nde yaşayan kardeşlerimizi Andican’da ağırladık. 2026’da düzenlenecek festivallerde tüm Türk kardeşlerimizi bekliyoruz.” dedi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara ANDİCAN VALİ YARDIMCISI HOLMİRZAEV: ANDİCAN’IN TÜRK DÜNYASI KÜLTÜR BAŞKENTİ İLAN EDİLMESİNDEN GURUR DUYUYORUZ Andican Vali Yardımcısı Elyorbek Holmirzaev, şehrinin en az 3 bin yıllık bir tarihe sahip olduğunu vurgulayarak, “Kadim medeniyetlerin meskeni olan Andican’ın Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edilmesinden büyük gurur duyuyoruz. Cumhurbaşkanımız Sayın Şevket Mirziyoyev’in dediği gibi Andican halkı çalışkan, samimi ve üstün misafirperverlik sahibidir. Kültür başkenti programlarıyla şehrimizin değerlerini tüm dünyaya tanıtacağız” ifadelerini kullandı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara KÜRŞAD ZORLU: TÜRK DÜNYASINDA İŞ BİRLİĞİNİ DERİNLEŞTİRİYORUZ Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Genel Başkan Yardımcısı, Türk Devletleri ile İlişkiler Başkanı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. Kürşad Zorlu, Andican denince akla gelen ilk ismin Babür Şah olduğunu belirtti. Zorlu, “Babür, Türk diline olan sevgisi ve hatta aşkıyla, dönemindeki farklı akımlara rağmen Türkçe ile eserler yazılmasını teşvik etti. Bugün ortak alfabe ve iletişim çalışmalarımızla Türk dünyasında iş birliğini derinleştiriyoruz. Geçtiğimiz yıl Özbekistan’ın ev sahipliğinde UNESCO’da 15 Aralık 'Dünya Türk Dili Ailesi Günü' ilan edildi. Bu adımlar ortak geleceğimizin teminatıdır.” dedi. Zorlu ayrıca, Türkiye ile Özbekistan arasındaki dış ticaret hacminin 3 milyar doları aştığını, liderlerin 5 milyar dolarlık hedefine ulaşılabilir olduğunu söyledi. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara İLYAS TOPSAKAL: ANDİCAN, BATIDAKİ TÜRKLER İÇİN BİR AYNA Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Türk Dünyası ve Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı ve Ankara Milletvekili Prof. Dr. İlyas Topsakal, Fergana Vadisi’nin Türk tarihindeki yerine dikkat çekerek, “Andican’ın Türk Dünyası Kültür Başkenti olarak seçilmesi, özellikle batıdaki Türklerin Fergana Vadisi’ni tanıması, kendi tarihini ve köklerini daha yakından anlaması açısından büyük önem taşımaktadır. Fergana’dan Taşkent’e, Semerkant’tan Buhara’ya uzanan bu coğrafyada, atalarımızdan miras kalan kültürü her sokakta, her yapıda ve her insanda hissedersiniz. Bu yönüyle Andican, Türk dünyasının ortak hafızasını canlı tutan çok kıymetli bir merkezdir.” sözleriyle Andican’da yapılacak olan kültür faaliyetlerinin önemine dikkat çekti. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara HEDİYE TAKDİMLERİ VE KONSER Konuşmaların ardından protokol üyeleri arasında karşılıklı hediye takdimleri gerçekleştirildi. Türksoy Genel Sekreteri Sultan Raev ve Andican Vali Yardımcısı Elyorbek Holmirzaev, Bakan Mehmet Nuri Ersoy’a ve diğer protokol üyelerine Andican’a özgü geleneksel hediyeler sundu. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Daha sonra katılımcılar, Andican’ın zengin kültürel dokusunu yansıtan geleneksel el sanatları ve fotoğraf sergisini gezmek üzere giriş katına davet edildi. Sergide, Andican’a özgü işlemeler, bakır işlemeciliği, seramikler ve Babür dönemine ait fotoğraflar büyük ilgi gördü. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara Programın sonunda Türksoy Genel Sekreterliğinin ön bahçesinde Andican’dan gelen sanatçıların muhteşem bir konseri düzenlendi. Geleneksel Özbek türküleri ve Türk dünyasının ortak ezgileri davetlilere duygu dolu anlar yaşattı. Ardından Özbek pilavı ikramı yapıldı. Fotoğraf: İrem Kaya/QHA Ankara 2026 yılı boyunca Türk Dünyası Kültür Başkenti Andican’da çok sayıda festival, kongre ve kültürel etkinlik düzenlenecek.

KTMM Başkanı Çubarov, Polatlı’da Kırım Tatarlarıyla buluştu Haber

KTMM Başkanı Çubarov, Polatlı’da Kırım Tatarlarıyla buluştu

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Türkiye’deki Kırım Tatar diasporasıyla gerçekleştirdiği buluşmalara devam ediyor. 13 Nisan 2026 tarihinde Polatlı Kırım Derneğini ziyaret eden Çubarov, Rus işgali altındaki Kırım’daki durumu, Rusya’nın yarımadada tatbik ettiği baskı politikalarını, Ukrayna’ya yönelik olan devam eden Rus saldırılarını anlattı. Polatlı Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneğini ziyaret etmek için ilçeye gelen Çubarov, Karaboğaz mevkiinde Polatlı Kırım Derneği Başkanı Oğuzhan Tekdoğan ve beraberindeki diaspora temsilcileri tarafından karşılandı. Refat Çubarov'a ziyaretinde Dünya Kırım Tatar Kongresi (DQTK) Genel Sekreteri ve Kırım Derneği Genel Başkan Vekili Av. Namık Kemal Bayar, KTMM Üyesi ve Şefika Gaspıralı Uluslararası Kadın Birliği Başkanı Prof. Dr. Gayana Yüksel ile Kırım Derneği Genel Başkan Yardımcısı İsmet Yüksel eşlik etti. Polatlı Kırım Derneği ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmaya dernek yönetimi ve üyeleri dışında ayrıca Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Polatlı İlçe Başkanı Mehmet Aşçı, Anahtar Parti Polatlı İlçe Başkanı Serkan Koyuncu, Türk Ocakları Polatlı İlçe Başkanı İnanç Ölmez, Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Polatlı İlçe Yönetim Kurulu üyeleri ile Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Polatlı İlçe Yönetim Kurulu üyeleri, katıldı. Dernek binasındaki konuşmasında Refat Çubarov, yarımadadaki Rus işgalinin üzerinden 12 yıl geçtiğini vurguladı. Rusya’nın hedeflerinin 18. yüzyıldan bu yana aynı olduğunu kaydeden Çubarov, yarımadanın hızla askerileştirdiğini belirtti. Kırım’ın Ruslaştırma politikalarına maruz kaldığını aktaran KTMM Başkanı, Kırım Tatar siyasi tutsaklarına dikkat çekti. Kırım Tatar halkının tüm baskılara rağmen yarımadadan ayrılmama noktasında irade sergilediğinin altını çizen Çubarov, bu duruma karşın 2022 yılında Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik topyekûn işgal girişimi ile birlikte ilan edilen seberlik sebebiyle önemli bir göç dalgası yaşandığını kaydetti. Uluslararası mekanizmaların Rusya'ya yönelik aldığı kararların uygulanma sorununu dile getiren Çubarov, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recap Tayyip Erdoğan’ın “Dünya 5’ten büyüktür” söylemini anımsattı. Programda söz alan DQTK Genel Sekreteri Av. Namık Kemal Bayar ise, Türkiye'de faaliyet gösteren 50'den fazla Kırım Tatar dernek ve vakfının, Rusya'nın 2014'teki Kırım ilhakına tepki göstermek, vatan savunması ve diaspora faaliyetlerini koordine etmek amacıyla oluşturduğu çatı yapı olan Kırım Tatar Teşkilatları Platformu bünyesindeki çalışmaları anlattı. Özellikle 2022'den sonra Türkiye'ye gerçekleşen göç hakkında bilgiler veren Bayar, Kırım’dan çıkmak zorunda kalan Kırım Tatarlarına yönelik yürütülen faaliyetleri aktardı. Polatlı Kırım Derneği Başkanı Oğuzhan Tekdoğan, programın sonunda ziyaretin anısına Çubarov’a hediye takdim etti.

Fuat Oktay'dan Ukrayna-Rusya görüşmelerine dair açıklama: "Yeter artık, bölge kana doydu" Haber

Fuat Oktay'dan Ukrayna-Rusya görüşmelerine dair açıklama: "Yeter artık, bölge kana doydu"

Mustafa KOÇYEGİT QHA Ankara Adalet ve Kalkınma Partisi (AK Parti) Ankara Milletvekili ve Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, 27 Mart 2026 tarihinde İstanbul’da düzenlenen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM) sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. Kırım Haber Ajansının (QHA) sorusu üzerinde İran'daki savaş nedeniyle sekteye uğrayan Ukrayna-Rusya müzakerelerini değerlendiren Oktay, ABD öncülüğündeki görüşmelerde şuan bir belirsizlik olduğunu ancak Türkiye'nin arabuluculuk ve ev sahipliği noktasında hazır olduğunu taraflara ilettiğini kaydetti. Fuat Oktay'dan Ukrayna-Rusya görüşmelerine dair açıklama: "Yeter artık, bölge kana doydu" TBMM Dışişleri Komisyonu Başkanı Fuat Oktay, İstanbul’da düzenlenen STRATCOM Zirvesi sonrasında basın mensuplarına açıklamalarda bulundu. QHA'nın sorusu üzerinde İran'daki savaş nedeniyle… pic.twitter.com/1bQrieZ64I — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) March 27, 2026 FUAT OKTAY: ŞUAN BİR BELİRSİZLİK SÖZ KONUSU Arabuluculuk boyutunda hiçbir zaman geri durmadıklarını belirten Fuat Oktay, Türkiye'nin hem Rusya ile hem Ukrayna ile gerek cumhurbaşkanları gerek bakanlar gerekse de hükûmet veya parlamento boyutunda birebir ilişkide bulunan bir ülke olduğunu dile getirdi. "Her iki tarafın da güvenini kazanmış bir ülkeyiz" diyen Oktay, Mart 2022'de Antalya Diplomasi Forumu (ADF) kapsamında kurulan masayı ve daha sonra İstanbul'da gerçekleştirilen görüşmelere atıf yaptı. 2022 yılında gerçekleşen görüşmelerden sonuç alınamamasına karşın yine Türkiye'nin öncülüğünde ciddi ilerlemeler kaydedildiğini ifade eden Oktay, "Şuan bir belirsizlik söz konusu. Gerek Rusya ile gerek Ukrayna ile ABD'nin öncülüğünde devam eden görüşmeler var. Türkiye olarak biz yine, hem arabulucuk boyutunda hem ev sahipliği noktasında hem de bu savaşın bir an önce sonlandırılması noktasında her konuda hazır olduğumuzu tüm taraflara iletiyoruz; gerekli iletişimi de sağlıyoruz." dedi. "BÖLGE GERÇEKTEN KANA DOYDU" Bölgedeki istikrarsızlığın azaltılması adına savaşın bir an önce bitmesini ümit ettiklerini söyleyen Oktay, değerlendirmesini şu sözlerle tamamladı: Yüz binlerce insan, hatta milyonlar konuşuluyor, hayatını kaybetti. Yeter artık. Bölge gerçekten kana doydu. Durması lazım artık.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.