SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Akdeniz

QHA - Kırım Haber Ajansı - Akdeniz haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Akdeniz haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı Haber

Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen ADF2026 kapsamında gerçekleştirilen “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü TRT World sunucusu Maria Ramos üstlendi. “ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, BÖLGESEL SORUNLARA ÖZGÜN BİR PLATFORM SUNUYOR” Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha verimli bir yönde geliştiğini belirterek, katılımcı ve konu çeşitliliğinin arttığını, forumun uluslararası siyasette etkisini giderek güçlendirdiğini ifade etti. Fidan, ADF ile amaçlarının özellikle bölgesel meselelere odaklanan bir platform oluşturmak olduğunu vurgulayarak, dünyadaki benzer diplomasi platformlarında çoğunlukla Batı merkezli konuların ele alındığına dikkat çekti. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa ve ABD’deki platformlarda geniş yer bulduğunu belirten Fidan, buna karşılık Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Avrupa ve Akdeniz gibi bölgeleri ilgilendiren konuların yeterince tartışılmadığını söyledi. Bu çerçevede forumun, bölgesel meselelerin ele alınması ve bu sorunlara yönelik bölgesel çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından özgün bir fırsat sunduğunu ifade eden Fidan, bunun Türkiye ve bölge ülkeleri için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Diplomasinin günümüzde her zamankinden daha gerekli hale geldiğini belirten Fidan, çok taraflılık ve uluslararası düzenin zayıfladığı bir dönemde daha fazla diyaloğa ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uluslararası sistemin kurallara dayalı yapısının zayıflamasıyla birlikte devletlerin daha fazla koordinasyon ve birlikte var olma arayışına yönelmek zorunda kaldığını ifade eden Fidan, aksi takdirde krizlerin ve çatışmaların kaçınılmaz olabileceğini söyledi. Uluslararası sistemde devletlerin giderek “kendi kendine yeterli” bir yapıya evrildiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun diplomasinin önemini daha da artırdığını kaydetti. Soğuk Savaş sonrası dönemde oluşan uluslararası düzenin 1990’lara kadar etkisini sürdürdüğünü, ardından serbest ticaret ve neoliberal politikalarla güncellenmeye çalışıldığını belirten Fidan, ancak bu yapının 2010’lu yıllardan itibaren zayıflamaya başladığını ifade etti. Fidan, mevcut küresel belirsizlik ortamında devletlerin bir araya gelerek temel sorulara samimi yanıtlar araması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer sistemin kendi akışına bırakılmasını beklersek, bu çoğu zaman savaş ve yıkım sonrası öğrenilen derslerle sonuçlanır. Oysa insanlık olarak bu noktaya gelmeden yeni bir düzen inşa etmeliyiz.” dedi. “BÖLGESEL SAHİPLENME, YENİ DÖNEMİN ANAHTARI OLMALI” Fidan, dış politikada “bölgesel sahiplenme” anlayışının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, bu yaklaşımın yalnızca Orta Doğu ve Kafkasya ile sınırlı olmadığını; Balkanlar, Akdeniz ve diğer bölgeleri de kapsadığını ifade ederek, bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluğun altını çizdi. Eski uluslararası sistemde ülkelerin çoğunlukla sorunların çözümü için hegemon güçleri beklediğini hatırlatan Fidan, bu müdahalelerin çoğu zaman çözümden ziyade yeni sorunlar doğurduğunu söyledi. Artık bölge ülkelerinin bir araya gelerek kendi sorunlarını ele alma zamanının geldiğini belirten Fidan, geçmişte bu anlayışın hayata geçirilmesinde yapısal engeller bulunduğunu ancak günümüzde şartların değiştiğini dile getirdi. Ulus-devletlerin gelişim sürecine de değinen Fidan, özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz ve Kuzey Afrika’da 1950’li yıllarda bugünkü anlamda güçlü devlet yapılarının bulunmadığını, ancak bugün bu devletlerin büyük ölçüde olgunlaştığını ifade etti. Bu olgunlaşmanın, bölgesel sorunların çözümünde daha etkin ve koordineli adımlar atılmasını mümkün kıldığını belirten Fidan, “Dolayısıyla artık hepimizin daha olgun bir şekilde bir araya gelerek sorunlarımızı birlikte ele alma zamanı gelmiştir. Bu temel yaklaşımdır. Ancak hâlâ savaş halinde olan birçok ülke bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle kapsamlı diplomasiye, samimi diyaloğa ve yaratıcı çözüm önerilerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı. “BÖLGEDE GÜÇ POLİTİKASI YERİNE DİPLOMASİ VE EGEMENLİĞE SAYGI ESAS OLMALI” Fidan, bölgedeki sorunların çözümünde güç politikalarının uzun süredir belirleyici olduğunu belirterek, bunun yerine kurallara dayalı bir düzenin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, bölgedeki krizlerin çoğunlukla savaş yoluyla çözülmeye çalışıldığını ancak bunun daha fazla yıkım, çatışma ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte de olumsuz etkiler doğurduğunu belirten Fidan, “Bölgede yaşanan her gelişme kısa sürede diğer ülkelere de yansıyor.” dedi. Bu nedenle diplomasinin ve diyaloğun her zamankinden daha gerekli olduğunu dile getiren Fidan, bölge ülkelerinin büyük ölçüde kendi devlet yapılarına, bayraklarına ve hukuk sistemlerine sahip olduğunu hatırlattı. İsrail’in genişlemeci politikalar izlediğini savunan Fidan, bunun dışında bölge ülkelerinin birbirlerinin topraklarına yönelik bir hedef taşımadığını ifade etti. Bu çerçevede, ülkelerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesinin temel bir başlangıç noktası olduğunu belirten Fidan, bu yaklaşımın sorunların büyük bölümünün çözümüne katkı sağlayacağını söyledi. Bölgenin tarihsel olarak toplum yapısından devlet yapısına evrildiğine dikkat çeken Fidan, artık ülkelerin bu bilinçle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde hareket edilmesi hâlinde bölgesel sorunların önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti. “TÜRKİYE, TÜM TARAFLARLA DİYALOG KURARAK ÇATIŞMALARI SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYOR” Bakana Fidan, Türkiye’nin dış politikada savaş yerine diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, çatışmalarda taraf tutmak yerine tüm aktörlerle iletişim kurmayı esas aldıklarını ifade etti. Kendisine sıkça yöneltilen sorulara değinen Fidan, Türkiye’nin farklı siyasi aktörlerle kapsamlı ilişkiler yürüttüğünü ve bu sayede tüm taraflarla temas kurabildiğini söyledi. Diplomasinin doğası gereği tüm taraflarla angajman kurmayı zorunlu kıldığını belirten Fidan, bunun Türkiye’nin yaklaşımının temelini oluşturduğunu vurguladı. Bölgedeki önceliklerinin savaşların çıkmasını engellemek, mevcut çatışmaları ise sona erdirmek olduğunu dile getiren Fidan, kalıcı barışın sağlanmasının ticaret, kalkınma, güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Süregelen çatışmaların yalnızca yıkım, acı ve istikrarsızlık getirdiğini ifade eden Fidan, son iki-üç on yılda bunun çok sayıda örnekle görüldüğünü söyledi. Türkiye’nin Ukrayna, Gazze, İran, Afrika’daki bazı krizler ve gerektiğinde Balkanlar’daki gelişmeler dahil olmak üzere farklı coğrafyalardaki çatışmaları sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini belirten Fidan, Türkiye’nin bu süreçlerde güvene dayalı şekilde tüm taraflarla konuşabilen bir aktör olduğuna dikkat çekti. “UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDA ATEŞKES VE KALICI BARIŞ ŞART” Fidan, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona yaklaşmasının önemli bir gelişme olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirterek, tarafların ve arabulucuların müzakereleri sürdürme iradesinin “büyük bir kazanım” olduğunu ifade etti. Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafları diyaloga teşvik etmek olduğunu kaydeden Fidan, “Dünyada yapmaya çalıştığımız şeyin bir parçası olarak, tarafları iyi bir diyaloğu sürdürmeye teşvik ediyoruz ve mümkün olduğunca ateşkesi devam ettirmeye, mümkünse kalıcı bir çözüm ve anlaşmaya ulaşmaya çağırıyoruz.” dedi. Ukrayna’daki savaşın küresel ölçekte ciddi istikrarsızlık ve ekonomik-sosyal sarsıntılar yarattığını belirten Fidan, “Ukrayna’daki savaş büyük bir sarsıntı ve istikrarsızlık yaratıyor. Savaşın ilk yıllarında, dört ya da beş yıl önce, tüm toplum ciddi şekilde etkilendi; bugün ise Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olumsuz etkileri bir ölçüde absorbe edilmiş durumda.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, uluslararası gündemde İran’a ilişkin gelişmelerin Ukrayna-Rsuya müzakerelerini geri plana ittiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun risk oluşturduğunu ifade etti. İran’da olası bir ateşkes ya da barış sürecinin ardından uluslararası toplumun yeniden Ukrayna konusuna yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Bu meseleye odak kaybı yaşanmasına izin veremeyiz.” dedi. Savaşın her iki ülke için de büyük yıkım yarattığını ve küresel etkilerinin giderek büyüdüğünü dile getiren Fidan, sürecin bölgesel ya da küresel ölçekte yeni tırmanmalara açık olduğuna işaret etti. “ZELENSKIY’NİN ZİYARETİ VE BÖLGESEL DİYALOG, İŞ BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT” Fidan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) Suriye ziyareti öncesinde İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini belirterek, görüşmelerde hem Ukrayna’daki savaş hem de ikili ilişkilerin ele alındığını söyledi. Fidan, Türkiye ile Ukrayna arasında bağımsızlıktan bu yana güçlü ilişkiler bulunduğunu ancak savaş nedeniyle ticaret başta olmak üzere birçok alanda bu ilişkilerin sekteye uğradığını ifade etti. Zelenskıy’nin son dönemde dış politika temaslarını genişlettiğine dikkat çeken Fidan, Körfez bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlerin yanı sıra Suriye yönetimiyle de temas kurma arayışında olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin yapıcı ve makul tüm ikili iş birliklerini desteklediğini vurgulayan Fidan, savaşların bölge için büyük bir tehdit oluşturduğunu ancak ticaret, kalkınma ve iş birliğinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda Türkiye’nin bölge ülkelerini daha fazla iş birliğine yönlendirmeye çalıştığını kaydetti. Çok katmanlı kriz yönetimi ve bölgesel istikrar çabalarına da değinen Fidan, farklı ülkelerin benzer süreçlerden geçtiğini ve bu deneyimlerin paylaşılmasının önemli olduğunu ifade etti. Savaş ve çatışmaların yarattığı yıkımın ardından ülkelerin toparlanmaya ve ilişkilerini yeniden inşa etmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Fidan, uluslararası iş birliğinin bu süreçte kritik rol oynadığını vurguladı. Geçmişte uluslararası sistemde bazı yönetimlerin sınırlı tanınırlığa sahip olduğunu hatırlatan Fidan, günümüzde ise ülkeler arası iş birliğinin her zamankinden daha gerekli hale geldiğini ifade etti. Oturum sonunda Fidan basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Hasarlı Rus LNG tankeri Libya açıklarında: Akdeniz’de çevre riski artıyor Haber

Hasarlı Rus LNG tankeri Libya açıklarında: Akdeniz’de çevre riski artıyor

Akdeniz’de yaklaşık iki haftadır sürüklenen hasarlı Rus sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankeri Arctic Metagaz, Libya’nın arama kurtarma sahasına ulaştı. İtalya Sivil Savunma Ajansı tarafından yapılan açıklamada, geminin mevcut konumu itibarıyla artık Libya’nın yetki alanında bulunduğu ve olası müdahalelerin bu çerçevede değerlendirileceği bildirildi. İtalyan yetkililer, tankerle ilgili en büyük riskin olası bir gaz sızıntısı olduğuna dikkat çekti. Şu ana kadar herhangi bir sızıntı tespit edilmediği belirtilse de uzmanlar, gemideki LNG’nin denize karışma ihtimalinin “son derece somut” olduğunu ifade ediyor. Yetkililer, tankerdeki gaz miktarının net olarak bilinmediğini, iki tankın sağlam olduğu yönünde bilgiler bulunduğunu ancak yükün bir kısmının hâlihazırda denize dağılmış olabileceğini vurguladı. MÜDAHALE LİBYA’NIN YETKİ ALANINDA İtalya Sivil Savunma Ajansı, tankerin Libya açıklarına ulaşmasıyla birlikte operasyonel sorumluluğun büyük ölçüde Libya makamlarına geçtiğini açıkladı. Öte yandan bölgedeki olumsuz hava ve deniz koşullarının, gemiye yönelik teknik müdahaleleri zorlaştırdığı ifade ediliyor. Bu durum, olası bir sızıntıya hızlı müdahale edilmesini güçleştirebilecek önemli bir risk unsuru olarak değerlendiriliyor. AB’DEN “EKOLOJİK TEHDİT” UYARISI Gelişme, Avrupa Birliği (AB) içinde de ciddi endişelere yol açtı. İtalya, Fransa ve İspanya’nın da aralarında bulunduğu dokuz güney Avrupa ülkesi, Avrupa Komisyonu’na ortak bir mektup göndererek Arctic Metagaz tankerinin “büyük bir ekolojik tehdit” oluşturduğunu bildirdi. Söz konusu ülkeler, olası bir çevre felaketinin önlenmesi için AB’nin acil ve koordineli bir müdahale mekanizması geliştirmesi gerektiğini vurguladı. AB yetkilileri ayrıca geminin, Rusya’nın 2022 yılında Ukrayna’ya yönelik topyekûn işgalinin ardından uygulanan yaptırımları aşmak amacıyla kullandığı “gölge filo”nun bir parçası olduğunu değerlendiriyor. Bu tür gemilerin genellikle düşük denetim standartlarına sahip olması, olası kazaların çevresel risklerini daha da artırıyor.

Akdeniz’de sürüklenen Rus tankeri için alarm: Ekolojik felaket kapıda! Haber

Akdeniz’de sürüklenen Rus tankeri için alarm: Ekolojik felaket kapıda!

Akdeniz’de sürüklenen Rusya bağlantılı bir sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tankerinin ciddi bir çevre felaketi riski oluşturduğu bildirildi. İtalya, Fransa ve yedi Avrupa ülkesi, Avrupa Komisyonuna gönderdikleri mektupta acil önlem çağrısında bulundu. Birleşik Krallık merkezli Reuters haber ajansı tarafından görülen mektupta, Arctic Metagaz adlı geminin Malta ile İtalya arasındaki sularda sürüklendiği ve durumunun “deniz güvenliği ile çevresel felaket riskini aynı anda barındıran çift yönlü bir tehdit” oluşturduğu ifade edildi. Mektupta, geminin mevcut hâli ve taşıdığı yük nedeniyle Avrupa Birliği (AB) deniz sahasının kalbinde “yakın ve ciddi bir ekolojik felaket riski” bulunduğu vurgulandı. AB, söz konusu geminin Rusya’nın 2022’de Ukrayna’yı işgali sonrası uygulanan yaptırımları aşmak amacıyla kullanılan “gölge filo”nun bir parçası olduğunu belirtti. Öte yandan gemiye yönelik izleme, müdahale ve teknik destek faaliyetlerinin, yaptırım rejiminin etkinliğini zayıflatabileceğine dikkat çekildi. KREMLİN REJİMİNDEN AÇIKLAMA Rusya Dışişleri Bakanlığı ise geminin Akdeniz’de sürüklendiğini doğrulayarak, çözüm sürecine Moskova’nın katılımının “somut koşullara bağlı” olacağını açıkladı. Bakanlık Sözcüsü Maria Zaharova, gemide mürettebat bulunmadığını, yaklaşık 700 ton yakıt ve önemli miktarda doğal gaz taşıdığını ileri sürdü. Zaharova, uluslararası hukuk gereği kıyı devletlerinin duruma müdahale etmek ve olası bir çevre felaketini önlemekle sorumlu olduğunu söyledi. Libya Denizcilik Ajansı 4 Mart’ta yaptığı açıklamada, geminin bir gün önce çıkan yangının ardından Libya ile Malta arasındaki sularda battığını bildirmişti.

KKTC’den egemenlik uyarısı: GKRY’nin izinsiz gemisi protesto edildi Haber

KKTC’den egemenlik uyarısı: GKRY’nin izinsiz gemisi protesto edildi

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Dışişleri Bakanlığı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi'nin (GKRY), Norveç bayraklı bir gemi aracılığıyla KKTC hidrokarbon ruhsat sahalarında izinsiz faaliyetler yürütmesi için yayımladığı NAVTEX mesajlarını protesto etti. KKTC Dışişleri Bakanlığı tarafından 27 Eylül 2025 tarihinde yapılan açıklamada, “Ramform Hyperion” adlı Norveç bayraklı geminin, Kıbrıs adasının güneyindeki ve Kıbrıs Türk halkının da eşit hak sahibi olduğu kıta sahanlığında ve ayrıca, bu kıta sahanlığında yer alan ve KKTC’nin Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’na (TPAO) tahsis ettiği hidrokarbon ruhsat sahalarında izinsiz faaliyetlerde bulunduğu duyuruldu. KKTC’DEN NAVTEX MESAJINA PROTESTO Bakanlık, söz konusu geminin KKTC’nin onayı olmaksızın icra ettiği faaliyetlerinin ve GKRY’nin anılan faaliyetlere dair yayınladığı NAVTEX mesajlarının protesto edildiğini bildirdi. Açıklamada, “Geminin bir an önce bu izinsiz faaliyetine son vermesini ve kıta sahanlığını terk etmesini talep ediyoruz. Bu vesileyle yabancı bayraklı gemilerin KKTC deniz yetki alanlarında yürüteceği faaliyetler için KKTC’nin onayını alması gerektiğini hatırlatıyoruz.” ifadelerine yer verildi. RUM TARAFI AKDENİZ’DE GERGİNLİK YARATMANIN PEŞİNDE Kıbrıs adasının eşit sahibi olan Kıbrıs Türk halkının Ada’nın etrafındaki suların da eşit sahibi olduğunun bir gerçek olduğu vurgulandığı açıklamada, “Dolayısıyla, Kıbrıs Türk halkı Ada ve etrafı ile ilgili atılacak tüm adımlarda eşit söz ve hak sahibidir. Yalnızca Kıbrıs Rum halkını temsil etmekte olan Rum Yönetiminin Kıbrıs Türk halkı adına Ada’nın etrafında tek yanlı tasarrufta bulunma yetkisi yoktur.” denildi. Bununla birlikte KKTC tarafından yapılan tüm yapıcı önerilere rağmen, tek taraflı faaliyetleriyle Kıbrıs Türk halkının Ada ve etrafıyla ilgili eşit haklarını ihlal girişimlerini sürdüren Rum Yönetimi’nin, Ada’da ve Doğu Akdeniz bölgesinde iş birliği yerine gerginliği tırmandırmayı tercih ettiğini gösterdiği vurgulandı. “KIBRIS TÜRK HALKI EŞİT HAKKA SAHİPTİR!” Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, “Ramform Hyperion” adlı Norveç bayraklı geminin faaliyetlerine ilişkin yaptığı açıklamada, "Kıbrıs Adası'nın eşit sahibi olan Kıbrıs Türk halkı, Ada’nın etrafındaki deniz alanları üzerinde de eşit hak sahibidir.” dedi. Keçeli ayrıca, GKRY’nin Kıbrıs Türk halkı adına Ada’nın etrafında tek taraflı tasarrufta bulunma yetkisi olmadığını hatırlattı ve şu ifadeleri kullandı: Bu çerçevede, 'Ramform Hyperion' adlı Norveç bayraklı geminin, Ada’nın güneyindeki ve Kıbrıs Türk halkının da eşit hak sahibi olduğu kıta sahanlığında icra ettiği izinsiz faaliyetlere dair KKTC Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan açıklamada kayıtlı görüşleri paylaşıyor, KKTC makamlarının ortaya koyduğu haklı tepkiyi destekliyoruz. Bu vesileyle, üçüncü tarafları GKRY’nin uzlaşmaz tutumuna destek olmak yerine diyalog ve iş birliğini teşvik etmeye davet ediyoruz."

Rus casus gemisi Akdeniz'de görüntülendi: Amaç istihbarat toplamak mı? Haber

Rus casus gemisi Akdeniz'de görüntülendi: Amaç istihbarat toplamak mı?

Rus istihbarat gemisi Viktor Leonov (SSV-175), 14 Nisan 2025 tarihinde bir sosyal medya kullanıcısı tarafından Akdeniz'de görüntülendi. Kullanıcı, yaptığı paylaşımda "Rus Donanmasına ait istihbarat gemisi, Vishnya sınıfı, RFS Viktor Leonov SSV 175, Cebelitarık Boğazı doğuya doğru 14 Nisan 2025" ifadelerine yer verdi. Russian Navy Intelligence ship Vishnya class RFS Viktor Leonov SSV 175 ???????? Strait of Gibraltar eastbound April 14 2025 pic.twitter.com/n8NmPkIfmf — Peter Ferrary (@PeterFerrary) April 14, 2025 GEÇİŞ, ÇEŞİTLİ DENİZ İZLEME KAYNAKLARI TARAFINDAN DOĞRULANDI Söz konusu geminin, Atlas Okyanusu'ndan Akdeniz'e girmesi ve özellikle NATO üyesi kıyı şeritleri yakınlarında dolaşması dikkatlerden kaçmadı. Öte yandan bu geçiş, çeşitli deniz izleme kaynakları tarafından da doğrulandı. RUSYA'NIN KASITLI STRATEJİSİ: RUS İSTİHBARAT GEMİLERİ Army Recognition'ın yayımladığı konuya ilişkin haberde; Rus istihbarat gemilerinin Avrupa sularına düzenli olarak gerçekleştirdiği baskınlar, aslında NATO'nun herhangi bir eyleme karşı hazır olup olmadığını test ederken hassas istihbarat toplamak için baskı uygulamak ve sürekli bir varlık sürdürmek için de kasıtlı bir strateji olarak değerlendiriliyor. Bu durumun Avrupa ülkeleri ve NATO için etkileri ise önem arz ediyor. Hibrit tehditlere karşı deniz gözetim ve savunma sistemlerinin bütünlüğünün korunmasının ön plana çıktığı görülüyor. Ayrıca, bu ihlaller istihbarat paylaşımı ve operasyonel yanıtta güçlü müttefik koordinasyonuna olan ihtiyacı da gözler önüne seriyor. Ek olarak, özellikle veri taşıyan deniz altı kabloları olmak üzere, ilan edilmemiş bir çatışma ortamında potansiyel hedefler haline gelen deniz kritik altyapısının savunmasızlığının korunması gerekliliğini de vurguluyor.  VİKTOR LEONOV GEMİSİ Elektronik ve sinyalizasyon istihbarat görevleri (SIGINT/ELINT) için tasarlanan Viktor Leonov gemisi; elektronik sinyallerin toplanması, iletişimlerin kesilmesi ve stratejik alanlarda elektromanyetik spektrumun izlenmesi gibi işlemleri yapmakla görevlidir. Karmaşık bir anten ve sensör takımıyla donatılmış olup Akdeniz veya Kuzey Denizi gibi geniş sahalarda askeri ve deniz faaliyetlerini gözlemleme yeteneğine sahiptir. Ayrıca, yakın zamanda bir diğer Rus istihbarat gemisi olan Kildin'in Akdeniz kıyılarından ayrıldığı biliniyordu.

Rusya’nın çıkmaza giren Akdeniz politikası: Hedef Libya mı? Haber

Rusya’nın çıkmaza giren Akdeniz politikası: Hedef Libya mı?

Dilara Dilşah KAYA / QHA Ankara Suriye'de 8 Aralık 2024 günü, Rusya, İran ve bölücü terör örgütü destekli savaş suçlusu Beşşar Esed rejimi tarihe karıştı. Ülkede kesintisiz olarak 53 yıldır iktidarda olan Beşşar Esed ve babası Hafız Esed ile 61 yıldır ülkeyi yöneten Baas Partisi, pek çok katliam ve zulme imza atmıştı. Esed rejiminin devrilmesinin ardından rejimin destekçisi Rusya, Suriye’deki üslerini boşaltmaya başladı. Uluslararası basında Rusya’nın üslerdeki teçhizatları ve birliklerini Afrika kıtasına yönlendirdiği, özellikle Libya’ya ilerledikleri gündeme geldi. Uluslararası Kriz Araştırmaları Merkezi (USKAM) Başkanı Prof. Dr. İsmail Şahin; Rusya’nın Akdeniz politikasında Suriye’nin taşıdığı önemi, Esed rejiminin düşmesinden sonraki faaliyetleri ve bu konjonktürde Libya’nın neden hedef olarak seçildiğini Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirdi. “SURİYE RUSYA İÇİN SADECE BİR MÜTTEFİK DEĞİL, AYNI ZAMANDA DOĞU AKDENİZ’DEKİ STRATEJİK ÇIKARLARININ MERKEZİNDE YER ALAN BİR ÜLKEYDİ” Rusya’nın Suriye’deki askeri varlığının Suriye hükûmetinin 2015 yılındaki talebiyle başladığını belirten Prof. Dr. İsmail Şahin; Rusya’nın bölgeye kara unsurları, hava ve deniz üsleriyle destek sağlayarak Esed rejiminin askerî kapasitesini desteklediğini belirtti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in bölgedeki tek amacının rejimin güvenliğini sağlamak olmadığına dikkat çeken Şahin, Rusya’nın bölgedeki varlığının küresel hegemonya mücadelesinin bir unsuru olarak değerlendirdiğini kaydetti. Şahin, Suriye’nin Rusya için ifade ettiği anlamları ise şu cümlelerle açıkladı: Çünkü Suriye, Rusya için sadece bir müttefik değil, aynı zamanda Doğu Akdeniz’deki stratejik çıkarlarının merkezinde yer alan bir ülke konumundaydı. Tartus ve Hmeymim gibi askeri üsler, Rusya’nın bölgedeki varlığını güçlendirmesini ve NATO’ya karşı caydırıcılık kapasitesini artırmasını sağlıyordu. Ayrıca, Suriye’deki müdahaleler, Rusya’nın küresel bir aktör olarak etkisini yeniden tesis etmesine ve uluslararası arenada daha güçlü bir konum elde etmesine olanak tanıyordu. Bu nedenle, Suriye’deki strateji, Moskova için sadece bölgesel bir hedef değil, aynı zamanda jeopolitik ve jeostratejik bir hamle olarak görülmüştür. “SURİYE, AFRİKA ÜLKELERİNE YÖNELİK EKONOMİK VE ASKERΠOPERASYONLARINI KOLAYLAŞTIRABİLECEK BİR KÖPRÜ” Rusya’nın askerî ve ekonomik operasyonlarında Suriye’nin sahip olduğu konumun önemine değinen Şahin “Akdeniz’e kıyısı olan Suriye, Rusya’ya bölgedeki stratejik deniz yollarına erişim sağlarken aynı zamanda Afrika ülkelerine yönelik ekonomik ve askeri operasyonlarını kolaylaştırabilecek bir köprü işlevi görüyordu.” değerlendirmesinde bulundu. Rus donanmasının Tartus’taki deniz üssü aracılığıyla Akdeniz’de varlık gösterebildiğini, üs nedeniyle enerji yollarının da kontrolünün sağlanabildiğini kaydeden Başkan, Rusya’nın bu üste varlık göstermesinin bölgedeki diğer büyük güçlere karşı denge oluşturmasında kritik bir rol üstlendiğini belirtti. Şahin, Rusya’nın Suriye üzerinden sağladığı lojistik avantajların Kuzey Afrika ülkeleriyle ilişkilerini etkilediğini ve özellikle Libya’daki etkinliğini artırmasına da ciddi olanaklar sağladığına da dikkat çekti. ESED REJİMİNİN DÜŞMESİYLE BÖLGEDEKİ RUS VARLIĞI TEHDİT ALTINDA Suriye’deki Rus yanlısı Esed rejimin düşmesiyle bölgedeki Rus varlığının tehdit altında kaldığını belirten Şahin, Rusya’nın yaşadığı stratejik kaybı telafi etmek için birliklerini Libya’ya kaydırma olasılığı olduğu değerlendirmesinde bulundu. Başkan, değerlendirmesinde “Suriye’deki başarısızlık karşısında Libya’da bir dayanak noktası oluşturmak, Rusya’nın bölgedeki rolünü devam ettirebilmesi açısından kritik bir hamle olarak değerlendirilebilir.” ifadelerine yer verdi. Ayrıca Şahin; Rusya’nın Libya’ya yönelmesinin de stratejik bir hamle olduğunu, Libya’nın  Akdeniz’in merkezinde yer alması ve enerji rezervleri açısından zengin olması nedeniyle Suriye’ye karşı alternatif konumunda olduğunu vurguladı. RUSYA LİBYA’DAKİ GÜÇ BOŞLUĞUNDAN YARARLANMAYA ÇALIŞABİLİR Rusya’nın askerî varlığını Hafter kontrolündeki Libya’nın doğusunda yeniden konuşlandırabileceğini belirten Başkan, bu bölgedeki askerî üslerin kullanımının Rusya açısından Akdeniz’e erişim ve Kuzey Afrika’daki nüfuz açısından önem taşıdığını belirtti. Libya’nın Rusya açısından kritik bir önem taşıdığını belirten Şahin; aynı zamanda Rusya’nın Libya’daki istikrarsızlık ve güç boşluğundan yararlanmaya çalışabileceğine de dikkat çekti. Ayrıca Şahin, Wagner gibi Rusya bağlantılı paramiliter yapıların Libya’da halihazırda Hafter güçlerine destek vererek hem askerî hem de ekonomik çıkarlar doğrultusunda faaliyet gösterdiğini belirtti. Şahin değerlendirmesini; Libya’nın bulunduğu konumun Rusya için Afrika’daki askerî operasyonları desteklemek, bölgesel nüfuzu artırmak ve enerji kaynaklarına erişimi güvence altına almak açısından önem taşıdığını belirterek bitirdi.

Suriye’den ayrılan Rus gemileri Portekiz sularında görüldü! Haber

Suriye’den ayrılan Rus gemileri Portekiz sularında görüldü!

Suriye'deki Beşşar Esed rejimi, 8 Aralık 2024 tarihinde devrildi. Devrik diktatör Esed'in müttefiki Rusya, bölgedeki üslerini tahliye etmeye başladı. Rusya'nın Tartus Deniz Üssünden ayrılan gemiler, Portekiz sularında görüntülendi. NATO Deniz Komutanlığı, konuyla ilgili açıklama yaptı. "İTTİFAK İZLİYOR VE BİZ UYANIK DURUMDAYIZ" NATO Deniz Komutanlığı tarafından yapılan açıklamada; Portekiz donanmasına ait NRP Álvares Cabral ve NRP Setúbal savaş gemilerinin, Rus donanmasına ait Novorossiysk denizaltısını ve Portekiz açıklarındaki Alexander Shabalin çıkarma gemisini takip ettiği belirtildi. Açıklamada, "İttifak izliyor ve biz uyanık durumdayız! Kısa bir süre önce Portekiz Donanmasından NATO müttefiklerimiz NRP Álvares Cabral ve NRP Setúbal, Rus denizaltısı Novorossiysk ve Büyük Çıkarma Gemisi (LLT) Alexander Shabalin'i Portekiz yakınlarındaki sulardan geçerken izledi." ifadelerine yer verildi. The Alliance is watching and we are vigilant! Recently, our NATO allies from the Portuguese Navy, NRP Álvares Cabral and NRP Setúbal, monitored the Russian submarine Novorossiysk and the Large Landing Ship (LLT) Alexander Shabalin as the ships passed through waters near Portugal.… pic.twitter.com/3r0hcNd9j4 — NATO Maritime Command (@NATO_MARCOM) January 5, 2025 RUS DONANMASI EN ZAYIF SEVİYESİNDE Naval News tarafından yapılan haberde, gemi ve beraberindeki denizaltının 2 Ocak 2025 tarihinde Suriye’den ayrıldığı bilgisi yer aldı. Haber sitesi, Rusya’nın Akdeniz’de denizaltısının bulunmadığını iddia ediyor. Ayrıca haberde, Rus donanmasının Ukrayna'ya karşı 2022 yılında başlatılan topyekûn savaştan bu yana en zayıf seviyesinde olduğu belirtildi. RUSLAR ASKERİ TEÇHİZATI SURİYE'DEN AFRİKA'YA NAKLETMEYİ PLANLIYOR Rusya, Suriye’deki askeri ekipman ve silahlarının bir kısmını Libya’ya taşımayı planlıyor. Rusların, Suriye'deki askeri teçhizat ve silahları çıkarmak için Tartus üssüne savaş gemilerinin gelmesini beklediği bildirildi. UKRAYNA İSTİHBARATI RUSYA'NIN PLANINI AÇIKLADI Ukrayna Askeri İstihbaratından (GUR) bugün yapılan açıklamaya göre, Suriye'nin Tartus şehrindeki askeri deniz üssünde konuşlandırılan Rus birlikleri, askeri ekipman ve silahları taşımak için askeri gemilerinin limana gelmesini bekliyor. Tartus üssünde ayrıca, Rusya Savunma Bakanlığına bağlı "Afrika Birliği" adlı paralı asker grubunun askerlerinin de bulunduğu belirtildi. Suriye'nin Tartus limanına, 5 Ocak 2025 tarihinde Rusya'nın İvan Grin ve Aleksandr Otrakovskiy büyük çıkarma gemileri ile Sparta adlı yük gemisinin gelmesinin beklendiği kaydedilen açıklamada, söz konusu gemilerin halihazırda Akdeniz'de Tartus'a doğru ilerlediği aktarıldı. 8 Ocak 2025'te ise Tartus'a iki Rus gemisinin daha gelmesi bekleniyor. Sparta II adlı yük gemisi ile İvan Skobelyev adlı tankerin şu anda, Cebelitarık Boğazı'nı geçmeyi planladıkları bildiriliyor. GUR’un açıklamasına göre Rusya, Sparta ve Sparta II yük gemilerini, Suriye'den Libya'ya askeri ekipman ve silah taşımak için kullanmayı planlıyor. Ayrıca Rusya'nın Akdeniz'deki askeri filo birleşik operasyon birliği tarafından yönetilen Amiral Golovko fırkateyni yakıt ikmali yapmayı planlıyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.