Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı
Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı
ADF2026 kapsamında “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer alan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona yaklaşmasının önemli olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı barışa teşvik ettiğini vurgulayan Fidan, İran’daki gelişmeler nedeniyle Ukrayna müzakerelerinin geri planda kalmasının risk oluşturduğunu ifade etti.
Haber Giriş Tarihi: 18.04.2026 12:50
Haber Güncellenme Tarihi: 18.04.2026 12:59
Kaynak:
Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) devam ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen ADF2026 kapsamında gerçekleştirilen “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü TRT World sunucusu Maria Ramos üstlendi.
“ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, BÖLGESEL SORUNLARA ÖZGÜN BİR PLATFORM SUNUYOR”
Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha verimli bir yönde geliştiğini belirterek, katılımcı ve konu çeşitliliğinin arttığını, forumun uluslararası siyasette etkisini giderek güçlendirdiğini ifade etti.
Fidan, ADF ile amaçlarının özellikle bölgesel meselelere odaklanan bir platform oluşturmak olduğunu vurgulayarak, dünyadaki benzer diplomasi platformlarında çoğunlukla Batı merkezli konuların ele alındığına dikkat çekti. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa ve ABD’deki platformlarda geniş yer bulduğunu belirten Fidan, buna karşılık Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Avrupa ve Akdeniz gibi bölgeleri ilgilendiren konuların yeterince tartışılmadığını söyledi.
Bu çerçevede forumun, bölgesel meselelerin ele alınması ve bu sorunlara yönelik bölgesel çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından özgün bir fırsat sunduğunu ifade eden Fidan, bunun Türkiye ve bölge ülkeleri için büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Diplomasinin günümüzde her zamankinden daha gerekli hale geldiğini belirten Fidan, çok taraflılık ve uluslararası düzenin zayıfladığı bir dönemde daha fazla diyaloğa ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uluslararası sistemin kurallara dayalı yapısının zayıflamasıyla birlikte devletlerin daha fazla koordinasyon ve birlikte var olma arayışına yönelmek zorunda kaldığını ifade eden Fidan, aksi takdirde krizlerin ve çatışmaların kaçınılmaz olabileceğini söyledi.
Uluslararası sistemde devletlerin giderek “kendi kendine yeterli” bir yapıya evrildiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun diplomasinin önemini daha da artırdığını kaydetti.
Soğuk Savaş sonrası dönemde oluşan uluslararası düzenin 1990’lara kadar etkisini sürdürdüğünü, ardından serbest ticaret ve neoliberal politikalarla güncellenmeye çalışıldığını belirten Fidan, ancak bu yapının 2010’lu yıllardan itibaren zayıflamaya başladığını ifade etti.
Fidan, mevcut küresel belirsizlik ortamında devletlerin bir araya gelerek temel sorulara samimi yanıtlar araması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer sistemin kendi akışına bırakılmasını beklersek, bu çoğu zaman savaş ve yıkım sonrası öğrenilen derslerle sonuçlanır. Oysa insanlık olarak bu noktaya gelmeden yeni bir düzen inşa etmeliyiz.” dedi.
Fidan, dış politikada “bölgesel sahiplenme” anlayışının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini vurguladı.
Fidan, bu yaklaşımın yalnızca Orta Doğu ve Kafkasya ile sınırlı olmadığını; Balkanlar, Akdeniz ve diğer bölgeleri de kapsadığını ifade ederek, bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluğun altını çizdi. Eski uluslararası sistemde ülkelerin çoğunlukla sorunların çözümü için hegemon güçleri beklediğini hatırlatan Fidan, bu müdahalelerin çoğu zaman çözümden ziyade yeni sorunlar doğurduğunu söyledi.
Artık bölge ülkelerinin bir araya gelerek kendi sorunlarını ele alma zamanının geldiğini belirten Fidan, geçmişte bu anlayışın hayata geçirilmesinde yapısal engeller bulunduğunu ancak günümüzde şartların değiştiğini dile getirdi.
Ulus-devletlerin gelişim sürecine de değinen Fidan, özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz ve Kuzey Afrika’da 1950’li yıllarda bugünkü anlamda güçlü devlet yapılarının bulunmadığını, ancak bugün bu devletlerin büyük ölçüde olgunlaştığını ifade etti.
Bu olgunlaşmanın, bölgesel sorunların çözümünde daha etkin ve koordineli adımlar atılmasını mümkün kıldığını belirten Fidan, “Dolayısıyla artık hepimizin daha olgun bir şekilde bir araya gelerek sorunlarımızı birlikte ele alma zamanı gelmiştir. Bu temel yaklaşımdır. Ancak hâlâ savaş halinde olan birçok ülke bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle kapsamlı diplomasiye, samimi diyaloğa ve yaratıcı çözüm önerilerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı.
“BÖLGEDE GÜÇ POLİTİKASI YERİNE DİPLOMASİ VE EGEMENLİĞE SAYGI ESAS OLMALI”
Fidan, bölgedeki sorunların çözümünde güç politikalarının uzun süredir belirleyici olduğunu belirterek, bunun yerine kurallara dayalı bir düzenin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.
Fidan, bölgedeki krizlerin çoğunlukla savaş yoluyla çözülmeye çalışıldığını ancak bunun daha fazla yıkım, çatışma ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte de olumsuz etkiler doğurduğunu belirten Fidan, “Bölgede yaşanan her gelişme kısa sürede diğer ülkelere de yansıyor.” dedi.
Bu nedenle diplomasinin ve diyaloğun her zamankinden daha gerekli olduğunu dile getiren Fidan, bölge ülkelerinin büyük ölçüde kendi devlet yapılarına, bayraklarına ve hukuk sistemlerine sahip olduğunu hatırlattı.
İsrail’in genişlemeci politikalar izlediğini savunan Fidan, bunun dışında bölge ülkelerinin birbirlerinin topraklarına yönelik bir hedef taşımadığını ifade etti. Bu çerçevede, ülkelerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesinin temel bir başlangıç noktası olduğunu belirten Fidan, bu yaklaşımın sorunların büyük bölümünün çözümüne katkı sağlayacağını söyledi.
Bölgenin tarihsel olarak toplum yapısından devlet yapısına evrildiğine dikkat çeken Fidan, artık ülkelerin bu bilinçle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde hareket edilmesi hâlinde bölgesel sorunların önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti.
“TÜRKİYE, TÜM TARAFLARLA DİYALOG KURARAK ÇATIŞMALARI SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYOR”
Bakana Fidan, Türkiye’nin dış politikada savaş yerine diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, çatışmalarda taraf tutmak yerine tüm aktörlerle iletişim kurmayı esas aldıklarını ifade etti.
Kendisine sıkça yöneltilen sorulara değinen Fidan, Türkiye’nin farklı siyasi aktörlerle kapsamlı ilişkiler yürüttüğünü ve bu sayede tüm taraflarla temas kurabildiğini söyledi. Diplomasinin doğası gereği tüm taraflarla angajman kurmayı zorunlu kıldığını belirten Fidan, bunun Türkiye’nin yaklaşımının temelini oluşturduğunu vurguladı.
Bölgedeki önceliklerinin savaşların çıkmasını engellemek, mevcut çatışmaları ise sona erdirmek olduğunu dile getiren Fidan, kalıcı barışın sağlanmasının ticaret, kalkınma, güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez olduğunu kaydetti.
Süregelen çatışmaların yalnızca yıkım, acı ve istikrarsızlık getirdiğini ifade eden Fidan, son iki-üç on yılda bunun çok sayıda örnekle görüldüğünü söyledi.
Türkiye’nin Ukrayna, Gazze, İran, Afrika’daki bazı krizler ve gerektiğinde Balkanlar’daki gelişmeler dahil olmak üzere farklı coğrafyalardaki çatışmaları sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini belirten Fidan, Türkiye’nin bu süreçlerde güvene dayalı şekilde tüm taraflarla konuşabilen bir aktör olduğuna dikkat çekti.
“UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDA ATEŞKES VE KALICI BARIŞ ŞART”
Fidan, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona yaklaşmasının önemli bir gelişme olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirterek, tarafların ve arabulucuların müzakereleri sürdürme iradesinin “büyük bir kazanım” olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafları diyaloga teşvik etmek olduğunu kaydeden Fidan, “Dünyada yapmaya çalıştığımız şeyin bir parçası olarak, tarafları iyi bir diyaloğu sürdürmeye teşvik ediyoruz ve mümkün olduğunca ateşkesi devam ettirmeye, mümkünse kalıcı bir çözüm ve anlaşmaya ulaşmaya çağırıyoruz.” dedi.
Ukrayna’daki savaşın küresel ölçekte ciddi istikrarsızlık ve ekonomik-sosyal sarsıntılar yarattığını belirten Fidan, “Ukrayna’daki savaş büyük bir sarsıntı ve istikrarsızlık yaratıyor. Savaşın ilk yıllarında, dört ya da beş yıl önce, tüm toplum ciddi şekilde etkilendi; bugün ise Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olumsuz etkileri bir ölçüde absorbe edilmiş durumda.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, uluslararası gündemde İran’a ilişkin gelişmelerin Ukrayna-Rsuya müzakerelerini geri plana ittiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun risk oluşturduğunu ifade etti. İran’da olası bir ateşkes ya da barış sürecinin ardından uluslararası toplumun yeniden Ukrayna konusuna yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Bu meseleye odak kaybı yaşanmasına izin veremeyiz.” dedi.
Savaşın her iki ülke için de büyük yıkım yarattığını ve küresel etkilerinin giderek büyüdüğünü dile getiren Fidan, sürecin bölgesel ya da küresel ölçekte yeni tırmanmalara açık olduğuna işaret etti.
“ZELENSKIY’NİN ZİYARETİ VE BÖLGESEL DİYALOG, İŞ BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT”
Fidan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) Suriye ziyareti öncesinde İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini belirterek, görüşmelerde hem Ukrayna’daki savaş hem de ikili ilişkilerin ele alındığını söyledi.
Fidan, Türkiye ile Ukrayna arasında bağımsızlıktan bu yana güçlü ilişkiler bulunduğunu ancak savaş nedeniyle ticaret başta olmak üzere birçok alanda bu ilişkilerin sekteye uğradığını ifade etti. Zelenskıy’nin son dönemde dış politika temaslarını genişlettiğine dikkat çeken Fidan, Körfez bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlerin yanı sıra Suriye yönetimiyle de temas kurma arayışında olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin yapıcı ve makul tüm ikili iş birliklerini desteklediğini vurgulayan Fidan, savaşların bölge için büyük bir tehdit oluşturduğunu ancak ticaret, kalkınma ve iş birliğinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda Türkiye’nin bölge ülkelerini daha fazla iş birliğine yönlendirmeye çalıştığını kaydetti.
Çok katmanlı kriz yönetimi ve bölgesel istikrar çabalarına da değinen Fidan, farklı ülkelerin benzer süreçlerden geçtiğini ve bu deneyimlerin paylaşılmasının önemli olduğunu ifade etti. Savaş ve çatışmaların yarattığı yıkımın ardından ülkelerin toparlanmaya ve ilişkilerini yeniden inşa etmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Fidan, uluslararası iş birliğinin bu süreçte kritik rol oynadığını vurguladı.
Geçmişte uluslararası sistemde bazı yönetimlerin sınırlı tanınırlığa sahip olduğunu hatırlatan Fidan, günümüzde ise ülkeler arası iş birliğinin her zamankinden daha gerekli hale geldiğini ifade etti.
Oturum sonunda Fidan basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı
ADF2026 kapsamında “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer alan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Ukrayna-Rusya Savaşı'nın sona yaklaşmasının önemli olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirtti. Türkiye’nin tarafları ateşkes ve kalıcı barışa teşvik ettiğini vurgulayan Fidan, İran’daki gelişmeler nedeniyle Ukrayna müzakerelerinin geri planda kalmasının risk oluşturduğunu ifade etti.
Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) devam ediyor.
Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen ADF2026 kapsamında gerçekleştirilen “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü TRT World sunucusu Maria Ramos üstlendi.
“ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, BÖLGESEL SORUNLARA ÖZGÜN BİR PLATFORM SUNUYOR”
Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha verimli bir yönde geliştiğini belirterek, katılımcı ve konu çeşitliliğinin arttığını, forumun uluslararası siyasette etkisini giderek güçlendirdiğini ifade etti.
Fidan, ADF ile amaçlarının özellikle bölgesel meselelere odaklanan bir platform oluşturmak olduğunu vurgulayarak, dünyadaki benzer diplomasi platformlarında çoğunlukla Batı merkezli konuların ele alındığına dikkat çekti. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa ve ABD’deki platformlarda geniş yer bulduğunu belirten Fidan, buna karşılık Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Avrupa ve Akdeniz gibi bölgeleri ilgilendiren konuların yeterince tartışılmadığını söyledi.
Bu çerçevede forumun, bölgesel meselelerin ele alınması ve bu sorunlara yönelik bölgesel çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından özgün bir fırsat sunduğunu ifade eden Fidan, bunun Türkiye ve bölge ülkeleri için büyük önem taşıdığını dile getirdi.
Diplomasinin günümüzde her zamankinden daha gerekli hale geldiğini belirten Fidan, çok taraflılık ve uluslararası düzenin zayıfladığı bir dönemde daha fazla diyaloğa ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uluslararası sistemin kurallara dayalı yapısının zayıflamasıyla birlikte devletlerin daha fazla koordinasyon ve birlikte var olma arayışına yönelmek zorunda kaldığını ifade eden Fidan, aksi takdirde krizlerin ve çatışmaların kaçınılmaz olabileceğini söyledi.
Uluslararası sistemde devletlerin giderek “kendi kendine yeterli” bir yapıya evrildiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun diplomasinin önemini daha da artırdığını kaydetti.
Soğuk Savaş sonrası dönemde oluşan uluslararası düzenin 1990’lara kadar etkisini sürdürdüğünü, ardından serbest ticaret ve neoliberal politikalarla güncellenmeye çalışıldığını belirten Fidan, ancak bu yapının 2010’lu yıllardan itibaren zayıflamaya başladığını ifade etti.
Fidan, mevcut küresel belirsizlik ortamında devletlerin bir araya gelerek temel sorulara samimi yanıtlar araması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer sistemin kendi akışına bırakılmasını beklersek, bu çoğu zaman savaş ve yıkım sonrası öğrenilen derslerle sonuçlanır. Oysa insanlık olarak bu noktaya gelmeden yeni bir düzen inşa etmeliyiz.” dedi.
“BÖLGESEL SAHİPLENME, YENİ DÖNEMİN ANAHTARI OLMALI”
Fidan, dış politikada “bölgesel sahiplenme” anlayışının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini vurguladı.
Fidan, bu yaklaşımın yalnızca Orta Doğu ve Kafkasya ile sınırlı olmadığını; Balkanlar, Akdeniz ve diğer bölgeleri de kapsadığını ifade ederek, bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluğun altını çizdi. Eski uluslararası sistemde ülkelerin çoğunlukla sorunların çözümü için hegemon güçleri beklediğini hatırlatan Fidan, bu müdahalelerin çoğu zaman çözümden ziyade yeni sorunlar doğurduğunu söyledi.
Artık bölge ülkelerinin bir araya gelerek kendi sorunlarını ele alma zamanının geldiğini belirten Fidan, geçmişte bu anlayışın hayata geçirilmesinde yapısal engeller bulunduğunu ancak günümüzde şartların değiştiğini dile getirdi.
Ulus-devletlerin gelişim sürecine de değinen Fidan, özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz ve Kuzey Afrika’da 1950’li yıllarda bugünkü anlamda güçlü devlet yapılarının bulunmadığını, ancak bugün bu devletlerin büyük ölçüde olgunlaştığını ifade etti.
Bu olgunlaşmanın, bölgesel sorunların çözümünde daha etkin ve koordineli adımlar atılmasını mümkün kıldığını belirten Fidan, “Dolayısıyla artık hepimizin daha olgun bir şekilde bir araya gelerek sorunlarımızı birlikte ele alma zamanı gelmiştir. Bu temel yaklaşımdır. Ancak hâlâ savaş halinde olan birçok ülke bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle kapsamlı diplomasiye, samimi diyaloğa ve yaratıcı çözüm önerilerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı.
“BÖLGEDE GÜÇ POLİTİKASI YERİNE DİPLOMASİ VE EGEMENLİĞE SAYGI ESAS OLMALI”
Fidan, bölgedeki sorunların çözümünde güç politikalarının uzun süredir belirleyici olduğunu belirterek, bunun yerine kurallara dayalı bir düzenin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı.
Fidan, bölgedeki krizlerin çoğunlukla savaş yoluyla çözülmeye çalışıldığını ancak bunun daha fazla yıkım, çatışma ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte de olumsuz etkiler doğurduğunu belirten Fidan, “Bölgede yaşanan her gelişme kısa sürede diğer ülkelere de yansıyor.” dedi.
Bu nedenle diplomasinin ve diyaloğun her zamankinden daha gerekli olduğunu dile getiren Fidan, bölge ülkelerinin büyük ölçüde kendi devlet yapılarına, bayraklarına ve hukuk sistemlerine sahip olduğunu hatırlattı.
İsrail’in genişlemeci politikalar izlediğini savunan Fidan, bunun dışında bölge ülkelerinin birbirlerinin topraklarına yönelik bir hedef taşımadığını ifade etti. Bu çerçevede, ülkelerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesinin temel bir başlangıç noktası olduğunu belirten Fidan, bu yaklaşımın sorunların büyük bölümünün çözümüne katkı sağlayacağını söyledi.
Bölgenin tarihsel olarak toplum yapısından devlet yapısına evrildiğine dikkat çeken Fidan, artık ülkelerin bu bilinçle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde hareket edilmesi hâlinde bölgesel sorunların önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti.
“TÜRKİYE, TÜM TARAFLARLA DİYALOG KURARAK ÇATIŞMALARI SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYOR”
Bakana Fidan, Türkiye’nin dış politikada savaş yerine diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, çatışmalarda taraf tutmak yerine tüm aktörlerle iletişim kurmayı esas aldıklarını ifade etti.
Kendisine sıkça yöneltilen sorulara değinen Fidan, Türkiye’nin farklı siyasi aktörlerle kapsamlı ilişkiler yürüttüğünü ve bu sayede tüm taraflarla temas kurabildiğini söyledi. Diplomasinin doğası gereği tüm taraflarla angajman kurmayı zorunlu kıldığını belirten Fidan, bunun Türkiye’nin yaklaşımının temelini oluşturduğunu vurguladı.
Bölgedeki önceliklerinin savaşların çıkmasını engellemek, mevcut çatışmaları ise sona erdirmek olduğunu dile getiren Fidan, kalıcı barışın sağlanmasının ticaret, kalkınma, güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez olduğunu kaydetti.
Süregelen çatışmaların yalnızca yıkım, acı ve istikrarsızlık getirdiğini ifade eden Fidan, son iki-üç on yılda bunun çok sayıda örnekle görüldüğünü söyledi.
Türkiye’nin Ukrayna, Gazze, İran, Afrika’daki bazı krizler ve gerektiğinde Balkanlar’daki gelişmeler dahil olmak üzere farklı coğrafyalardaki çatışmaları sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini belirten Fidan, Türkiye’nin bu süreçlerde güvene dayalı şekilde tüm taraflarla konuşabilen bir aktör olduğuna dikkat çekti.
“UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDA ATEŞKES VE KALICI BARIŞ ŞART”
Fidan, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona yaklaşmasının önemli bir gelişme olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirterek, tarafların ve arabulucuların müzakereleri sürdürme iradesinin “büyük bir kazanım” olduğunu ifade etti.
Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafları diyaloga teşvik etmek olduğunu kaydeden Fidan, “Dünyada yapmaya çalıştığımız şeyin bir parçası olarak, tarafları iyi bir diyaloğu sürdürmeye teşvik ediyoruz ve mümkün olduğunca ateşkesi devam ettirmeye, mümkünse kalıcı bir çözüm ve anlaşmaya ulaşmaya çağırıyoruz.” dedi.
Ukrayna’daki savaşın küresel ölçekte ciddi istikrarsızlık ve ekonomik-sosyal sarsıntılar yarattığını belirten Fidan, “Ukrayna’daki savaş büyük bir sarsıntı ve istikrarsızlık yaratıyor. Savaşın ilk yıllarında, dört ya da beş yıl önce, tüm toplum ciddi şekilde etkilendi; bugün ise Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olumsuz etkileri bir ölçüde absorbe edilmiş durumda.” ifadelerini kullandı.
Öte yandan, uluslararası gündemde İran’a ilişkin gelişmelerin Ukrayna-Rsuya müzakerelerini geri plana ittiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun risk oluşturduğunu ifade etti. İran’da olası bir ateşkes ya da barış sürecinin ardından uluslararası toplumun yeniden Ukrayna konusuna yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Bu meseleye odak kaybı yaşanmasına izin veremeyiz.” dedi.
Savaşın her iki ülke için de büyük yıkım yarattığını ve küresel etkilerinin giderek büyüdüğünü dile getiren Fidan, sürecin bölgesel ya da küresel ölçekte yeni tırmanmalara açık olduğuna işaret etti.
“ZELENSKIY’NİN ZİYARETİ VE BÖLGESEL DİYALOG, İŞ BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT”
Fidan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) Suriye ziyareti öncesinde İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini belirterek, görüşmelerde hem Ukrayna’daki savaş hem de ikili ilişkilerin ele alındığını söyledi.
Fidan, Türkiye ile Ukrayna arasında bağımsızlıktan bu yana güçlü ilişkiler bulunduğunu ancak savaş nedeniyle ticaret başta olmak üzere birçok alanda bu ilişkilerin sekteye uğradığını ifade etti. Zelenskıy’nin son dönemde dış politika temaslarını genişlettiğine dikkat çeken Fidan, Körfez bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlerin yanı sıra Suriye yönetimiyle de temas kurma arayışında olduğunu dile getirdi.
Türkiye’nin yapıcı ve makul tüm ikili iş birliklerini desteklediğini vurgulayan Fidan, savaşların bölge için büyük bir tehdit oluşturduğunu ancak ticaret, kalkınma ve iş birliğinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda Türkiye’nin bölge ülkelerini daha fazla iş birliğine yönlendirmeye çalıştığını kaydetti.
Çok katmanlı kriz yönetimi ve bölgesel istikrar çabalarına da değinen Fidan, farklı ülkelerin benzer süreçlerden geçtiğini ve bu deneyimlerin paylaşılmasının önemli olduğunu ifade etti. Savaş ve çatışmaların yarattığı yıkımın ardından ülkelerin toparlanmaya ve ilişkilerini yeniden inşa etmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Fidan, uluslararası iş birliğinin bu süreçte kritik rol oynadığını vurguladı.
Geçmişte uluslararası sistemde bazı yönetimlerin sınırlı tanınırlığa sahip olduğunu hatırlatan Fidan, günümüzde ise ülkeler arası iş birliğinin her zamankinden daha gerekli hale geldiğini ifade etti.
Oturum sonunda Fidan basın mensuplarının sorularını cevapladı.
Son Haberler