SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Ankara Zirvesi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Ankara Zirvesi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Ankara Zirvesi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk dünyasının kadınları TDT Zirvesi kapsamında Ankara’da buluşacak Haber

Türk dünyasının kadınları TDT Zirvesi kapsamında Ankara’da buluşacak

AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanlığı, 29-30 Ekim’de Ankara’da gerçekleştirilecek Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) 13. Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi kapsamında yan etkinlikler düzenleyecek. Programlarla, Türk dünyasının ortak tarihî ve kültürel bağlarının kadınların öncülüğünde yeni iş birliklerine dönüştürülmesi amaçlanıyor. Anadolu Ajansına (AA) konuşan AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları Başkanı Tuğba Işık Ercan, 30 Ekim’de düzenlenecek etkinliklerde Türk dünyasındaki kadın diplomasisini ve kadınların ortak çalışmalarını geliştirmeyi hedeflediklerini belirtti. DİPLOMASİDE VE SİYASETTE KADINLARIN ROLÜ ELE ALINACAK Program kapsamında ilk olarak “Türk Dünyasında Diplomaside Kadın Forumu” gerçekleştirilecek. Bakanlar, milletvekilleri ve akademisyenlerin katılacağı forumda kadınların diplomasi ve karar alma süreçlerindeki rolü, liderlik, ekonomik ve sosyal katılım, bölgesel dayanışma ve ortak kültürel mirasın korunması değerlendirilecek. “Ortak Köklerden Ortak Geleceğe: Türk Dünyası Kadınları” etkinliği kapsamında ise “Siyasette Kadın Olmak; Hikayelerimiz, Mücadelemiz ve Ortak Geleceğimiz” başlıklı panel düzenlenecek. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Mahinur Özdemir Göktaş’ın panelde kadın dayanışması ve Türk dünyası kadınları arasındaki ortak çalışmalara ilişkin konuşma yapması planlanıyor. Ercan, “Türk Dünyası’ndaki kadınların bir araya gelerek hem kaynaşmalarını hem de birbirlerinin tecrübelerinden faydalanmalarını istiyoruz.” ifadelerini kullandı. “KADINLARIN EMEĞİNİ VE LİDERLİĞİNİ ORTAK GELECEĞİN AYRILMAZ BİR PARÇASI OLARAK GÖRÜYORUZ” Türk dünyası kadınlarının ortak bir geçmişe ve köklere sahip olduğunu vurgulayan Ercan, geleceğe yönelik çalışmaların da birlikte yürütülmesi gerektiğini söyledi. Ercan, “Kadınlar olarak geleceğe de ortak bir şekilde hitap etmemiz gerektiğini düşünüyoruz. Buna nasıl katkıda bulunabiliriz, bunun istişarelerini yapacağız. Türk dünyasının ortak geleceğini konuşurken, kadınların tecrübesini, emeğini ve liderliğini bu geleceğin ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz.” dedi. Kadınların hem sahada hem de karar alma süreçlerinde daha güçlü biçimde temsil edilmesi gerektiğini belirten Ercan, AK Parti Genel Merkez Kadın Kolları olarak bu hedefe katkı sunmak istediklerini kaydetti. TDT Zirvesi’ne ilişkin de “Türk Dünyası’nın geleceği adına çok önemli adımların atılacağını düşünüyorum.” değerlendirmesinde bulundu. TÜRK DÜNYASININ GELENEKSEL GİYİM KÜLTÜRÜ TANITILACAK Etkinliklerde Türk dünyası ülkelerinden temsilciler, teşkilatlanma ve kadın liderliği konusundaki deneyimlerini paylaşacak. Program kapsamında ayrıca Türk dünyasının köklü tarihini, zengin motiflerini ve geleneksel giyim kültürünü yansıtan “Anadolu’nun Sultanları Defilesi” düzenlenecek.

Türk dünyası Ankara’da buluşuyor: TDT Zirvesi’nin gündeminde neler var? Haber

Türk dünyası Ankara’da buluşuyor: TDT Zirvesi’nin gündeminde neler var?

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) liderleri, “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde, İşte Birlik” temasıyla Ankara’da bir araya gelecek. Türkiye’nin ev sahipliğinde 29-30 Ekim’de düzenlenecek 13. TDT Zirvesi’nde, Türk devletleri arasındaki dayanışmanın ve somut iş birliğinin geliştirilmesine yönelik adımlar ele alınacak. Anadolu Ajansının (AA) derlediği bilgilere göre, zirve programı kapsamında Dışişleri Bakanları Konseyi 29 Ekim’de toplanacak. Devlet başkanlarının katılacağı zirve toplantısı ise Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ev sahipliğinde 30 Ekim’de gerçekleştirilecek. TÜRKİYE DÖNEM BAŞKANLIĞINI DEVRALACAK Zirvede Türkiye, TDT Dönem Başkanlığını Azerbaycan’dan devralacak. Liderlerin, Teşkilatın kurumsal yapısını güçlendirmeye ve iş birliğini derinleştirmeye yönelik karar ve belgelerin yanı sıra Ankara Bildirisi’ni de kabul etmesi öngörülüyor. Görüşmelerde Türk Dünyası 2040 Vizyonu doğrultusunda yürütülen çalışmaların değerlendirilmesi bekleniyor. Siyasi ilişkiler, ticaret, yatırım, enerji, ulaştırma, dijital dönüşüm ve kültürel iş birliği başlıklarının yanı sıra bölgesel ve uluslararası gelişmeler de gündeme gelecek. ORTA KORİDOR VE TİCARETİN ÖNÜNDEKİ ENGELLER ELE ALINACAK Zirve kapsamında Türk iş dünyasının da çeşitli etkinliklerde buluşması bekleniyor. Orta Koridor’un geliştirilmesi, sınır geçişlerinin kolaylaştırılması, gümrük işlemleri ve lojistik maliyetler, iş dünyasının görüşmelerinde öne çıkacak. Türk dünyasının ekonomik bütünleşmesi açısından önem taşıyan ulaştırma bağlantıları arasında Bakü-Tiflis-Kars Demiryolu Hattı da yer alıyor. Türkmenistan Cumhurbaşkanı Serdar Berdimuhamedov’un ise 30 Ekim’de Türk iş dünyası temsilcileriyle bir araya gelmesi planlanıyor. DİJİTAL EKONOMİDEN ORTAK TARIM VERİ PLATFORMUNA TDT bünyesindeki Dijital Ekonomi Ortaklık Anlaşması ile e-ticaretin, dijital hizmetlerin ve sınır ötesi veri temelli ekonomik faaliyetlerin kolaylaştırılması hedefleniyor. Türkiye, haziran ayında anlaşmaya ilişkin iç onay sürecini tamamlayarak Azerbaycan ve Özbekistan’ın ardından bu adımı atan 3. ülke olmuştu. Dijitalleşme çalışmalarının tarıma da taşınması amaçlanıyor. Üye devletler arasında veri paylaşımını ve akıllı tarım uygulamalarını destekleyecek “TDT Dijital Tarım Veri Platformu” projesi, ortak çalışmalar arasında bulunuyor. UZAY ALANINDA ORTAK KÜP UYDU PROJESİ Türk devletlerinin teknoloji alanındaki ortaklıkları uzay çalışmalarını da kapsıyor. Son olarak 77. Uluslararası Uzay Kongresi’nde (IAC 2026), TDT koordinasyonunda yürütülen ortak küp uydu projesindeki iş birliğinin devamını sağlayacak çerçeve anlaşma imzalandı. Ankara Zirvesi’nde, bu girişimlerin de içinde bulunduğu öncelikli faaliyet alanlarında kaydedilen ilerlemelerin değerlendirilmesi bekleniyor. TÜRKİYE’NİN 4 ÜYEYLE TİCARETİ 17 MİLYAR DOLARA YAKLAŞTI Türkiye’nin TDT’ye tam üye Azerbaycan, Kazakistan, Kırgızistan ve Özbekistan ile ticareti son yıllarda büyüdü. 4 ülkeyle 2021’de toplam 10,4 milyar dolar olan ticaret hacmi, 2025’te 16,9 milyar dolara ulaştı. Türkiye, geçen yıl bu ülkelere 9,6 milyar dolarlık ihracat yaparken 7,3 milyar dolarlık ithalat gerçekleştirdi. İhracatta 3,2 milyar dolarla Kazakistan ilk sırada yer aldı. Kazakistan’ı 3 milyar dolarla Azerbaycan, 2,1 milyar dolarla Özbekistan ve 1,3 milyar dolarla Kırgızistan izledi. 2026’nın ilk 8 ayında ise Türkiye’nin söz konusu ülkelere ihracatı 6,1 milyar dolar, ithalatı 5,4 milyar dolar oldu. Böylece bu dönemdeki ticaret hacmi yaklaşık 11,5 milyar dolara ulaştı. TDT’de tam üyelerin yanı sıra Türkmenistan, Macaristan ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) gözlemci ülke, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı ise gözlemci kuruluş statüsünde yer alıyor.

TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev’den görev süresi dolarken Türk dünyasına mesaj: “Birlikte daha güçlüyüz” Haber

TDT Genel Sekreteri Ömüraliyev’den görev süresi dolarken Türk dünyasına mesaj: “Birlikte daha güçlüyüz”

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Genel Sekreteri Büyükelçi Kubanıçbek Ömüraliyev, Ankara’da düzenlenecek 13. TDT Zirvesi öncesinde ve görev süresinin sonuna yaklaşırken “Türk Dünyası: Ortak Tarihten Ortak Geleceğe” başlıklı bir makale kaleme aldı. Ömüraliyev, makalesinde Teşkilatın son yıllarda kazandığı ivmeyi, görev döneminde gelişen iş birliği alanlarını ve gelecek nesillere bırakılmasını arzuladığı Türk dünyasını anlattı. Ortak tarih, dil ve kültürün yaşattığı kardeşlik ruhunun TDT çatısı altında kurumsal bir kimliğe ve ortak gelecek iradesine dönüştüğünü vurgulayan Ömüraliyev, görev süresinin sonuna yaklaşmasını yalnızca geçmiş çalışmaların değerlendirilmesi olarak görmediğini belirtti. Ömüraliyev, “Benim için bundan daha önemlisi, birlikteliğimizi benzersiz kılan değerler üzerinde düşünmek, iş birliğimizin halklarımıza neler kazandırabileceğini değerlendirmek ve gelecek nesillere nasıl bir Türk dünyası bırakmak istediğimiz sorusuna birlikte cevap aramaktır.” ifadelerini kullandı. “BİZ BİRLİKTE DAHA GÜÇLÜYÜZ” Türk dünyasının yaklaşık 180 milyon insanı ortak tarihî ve kültürel bağlarla bir araya getirdiğini kaydeden Ömüraliyev, bu yakınlığın tek başına ortak bir geleceğin güvencesi olamayacağına dikkat çekti. Bugünün sorumluluğunun, tarihî mirası güçlü bağlantılara ve somut iş birliklerine dönüştürmek olduğunu belirtti. Ömüraliyev, “Bugün ‘Biz Birlikte Daha Güçlüyüz’ sözü, yalnızca kardeşliğimizi ve dayanışmamızı dile getiren bir ifade değil; ortak irademize istikamet veren, iş birliğimizi somut adımlara dönüştüren temel bir ilkedir.” değerlendirmesinde bulundu. 2023’TEN BU YANA 32 YENİ İŞ BİRLİĞİ MEKANİZMASI Teşkilatın siyasi diyalog ve kültürel yakınlaşma temelinde şekillenen bir yapıdan çok boyutlu bir uluslararası iş birliği kuruluşuna dönüştüğünü belirten Ömüraliyev, TDT bünyesinde ekonomi, ulaştırma, enerji, eğitim, sağlık, teknoloji ve uzay çalışmaları dâhil pek çok alanda 65 iş birliği mekanizması bulunduğunu aktardı. Bunların 32’sinin yalnızca 2023 yılından bu yana kurulduğunu vurgulayan Ömüraliyev, gelişmenin mekanizmaların sayısıyla sınırlı olmadığını ifade etti. “Siyasi istişarelerimiz daha düzenli ve kapsamlı hâle gelmiş, bakanlıklarımız ve ihtisas kurumlarımız arasındaki temaslar yoğunlaşmış; birlikte düşünme, birlikte planlama ve birlikte hareket etme kabiliyetimiz her geçen gün gelişmiştir.” diyen Ömüraliyev, Teşkilatın ulaştığı aşamayı “Uygulama, dönüşüm ve kurumsal derinleşme” sözleriyle özetledi. TÜRK DÜNYASININ İLK ORTAK FİNANS KURULUŞU Türk Yatırım Fonunun kurulmasını ve faaliyete geçmesini kurumsal gelişimin önemli dönüm noktalarından biri olarak nitelendiren Ömüraliyev, Türk devletlerinin yatırımları, girişimciliği, küçük ve orta ölçekli işletmeleri ve ortak projeleri desteklemek üzere ilk kez ortak bir finans kuruluşu oluşturduğunu belirtti. Merkez Bankaları Konseyi, Türk Yeşil Finans Konseyi ve Türk Yatırım Teşvik Ağı gibi girişimlerin de bu yapıyı güçlendirdiğini kaydetti. Görev döneminde kendisini en fazla memnun eden gelişmelerden birinin ise iş birliğinin resmî kurumların dışına taşması olduğunu vurgulayan Ömüraliyev, “İnsanlar ve meslek toplulukları kendi iradeleriyle bağlar kurmaya başladığında, iş birliği kurumların sınırlarını aşar; toplumların hayatına nüfuz eder, kök salar ve kendi dinamizmini kazanır.” ifadelerini kullandı. ORTAK EKONOMİK POTANSİYELDEN BÜTÜNLEŞMEYE Ömüraliyev’in aktardığı 2025 yıl sonu verilerine göre TDT üye ve gözlemci devletlerinin toplam gayrisafi yurt içi hasılası 2,4 trilyon doları aştı, toplam dış ticaret hacmi ise yaklaşık 1,27 trilyon dolara ulaştı. Enerji ve ulaştırma bağlantılarının güçlendirilmesinin önemine işaret eden Ömüraliyev, Orta Koridor üzerinden taşınan yükün 2030’a kadar 11 milyon tona ulaşabileceğini, Çin–Kırgızistan–Özbekistan Demiryolunun ise yıllık 15 milyon tona kadar taşıma kapasitesine sahip olmasının beklendiğini bildirdi. Basitleştirilmiş Gümrük Koridoru, e-İzin, e-CMR ve dijital TIR gibi girişimlerin de sınır ötesi ticareti kolaylaştırmayı amaçladığını belirten Ömüraliyev, bu çalışmaların “giderek daha bütünleşmiş bir Türk ekonomik alanının doğmakta olduğuna” işaret ettiğini kaydetti. “GENÇ NESİLLERİMİZ İÇİN CANLI BİR FIRSATLAR COĞRAFYASI OLMALIDIR” Türk dünyasının geleceğinde gençlerin ve toplumlar arasındaki bağların belirleyici olduğuna dikkat çeken Ömüraliyev, “Türk dünyası, genç nesillerimiz için yalnızca ortak bir geçmişin hatırası değil, geleceğe açılan canlı bir fırsatlar coğrafyası olmalıdır.” ifadelerini kullandı. Türk Üniversiteler Birliği ve Orhun Değişim Programı aracılığıyla ortak eğitim ve bilim alanının güçlendiğini belirten Ömüraliyev, gençlik değişimleri ve kampların da ortak aidiyet duygusuna katkı sunduğunu aktardı. Üzerinde çalışmaların sürdüğü Türk Kimliği ve Ortak Müze Kartı girişimlerinin ise seyahati kolaylaştırmayı ve ortak kültürel mirasa erişimi artırmayı hedeflediğini bildirdi. ANKARA ZİRVESİYLE YENİ BİR AŞAMAYA DOĞRU Türkiye Cumhuriyeti'nin dönem başkanlığını Azerbaycan'dan devralacağı 13. TDT Zirvesi, 29-30 Ekim 2026 tarihlerinde Ankara’da “Türk Yüzyılı: Dilde, Fikirde ve İşte Birlik” temasıyla düzenlenecek. Zirvenin, Teşkilatın yakaladığı ivmeyi iş birliğinde yeni bir aşamaya taşımak için önemli bir fırsat sunduğunu belirten Ömüraliyev, gelecek dönemde başarının yalnızca imzalanan anlaşmaların veya kurulan mekanizmaların sayısıyla ölçülmemesi gerektiğini vurguladı. Ömüraliyev, “Asıl başarı; aldığımız kararların halklarımızın hayatına ne ölçüde dokunduğunda, ortak hedeflerimizin ne kadar somut fırsata dönüştüğünde ve gelecek nesillere ne kadar kalıcı kazanım bırakabildiğimizde aranmalıdır.” değerlendirmesinde bulundu. “BU MÜŞTEREK GAYRETE KATKI SUNMUŞ OLMANIN ONURUNU HER ZAMAN TAŞIYACAĞIM” Görev döneminde Türk dünyasının yakınlaşmasına ve ortak iradenin somut kazanımlara dönüşmesine katkı sunmaktan onur duyduğunu ifade eden Ömüraliyev, “Genel Sekreterlik görev sürem sona yaklaşsa da Türk dünyasının birliğine, dayanışmasına ve refahına olan inancım ve bağlılığım hiçbir zaman değişmeyecektir. Bu müşterek gayrete katkı sunmuş olmanın onurunu her zaman taşıyacak, ortak geleceğimizin barındırdığı büyük imkânlara bütün kalbimle inanmaya devam edeceğim.” ifadelerini kullandı. Atalardan kalan mirasın gelecek nesillere ortak bir gelecek olarak aktarılması gerektiğini vurgulayan Ömüraliyev, makalesini şu sözlerle tamamladı: Dillerimiz çeşitli lehçelerde, sesimiz farklı coğrafyalarda yankılansa da gönüllerimizden yükselen aynı mesaj, Türk dünyasının dört bir yanında daima duyulmalıdır: Biz birlikte daha güçlüyüz.

NATO Ankara Zirvesi Bildirgesi: Müttefiklerden Ukrayna'ya 70 milyar avroluk yeni destek taahhüdü Haber

NATO Ankara Zirvesi Bildirgesi: Müttefiklerden Ukrayna'ya 70 milyar avroluk yeni destek taahhüdü

NATO'nun Ankara'da düzenlenen Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nin sonuç bildirgesinde, Ukrayna'ya yönelik uzun vadeli desteğin sürdürüleceği vurgulanırken, müttefik ülkeler 2026 yılı için toplam 70 milyar avroluk askerî yardım, teçhizat ve eğitim desteği sağlama taahhüdünde bulundu. Bildirgede, Ukrayna'nın transatlantik güvenliğe önemli katkı sunduğu belirtilerek, NATO müttefiklerinin Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz desteklerini sürdürdükleri ifade edildi. Avrupalı müttefikler ile Kanada'nın, Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük bölümünü artık ikili ve çok taraflı mekanizmalar aracılığıyla finanse ettiği belirtilen bildirgede, desteğin adil, öngörülebilir ve uzun vadede sürdürülebilir olması gerektiği vurgulandı. Müttefikler, 2026 yılı için Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim amacıyla 70 milyar avro sağlamayı taahhüt ederken, 2027 yılında da en az aynı seviyede desteğin sürdürülmesine yönelik ulusal taahhütlerini yineledi. Ayrıca Avrupa Birliği'nin (AB) Ukraine Support Loan (Ukrayna Destek Kredisi) programı kapsamında Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararı memnuniyetle karşılandı. "RUSYA, UZUN VADELİ TEHDİT OLUŞTURMAYA DEVAM EDİYOR" Bildirgede, Rusya'nın Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli tehdit oluşturmaya devam ettiği belirtilerek, NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesini güçlendirmeyi sürdüreceği ifade edildi. 50 MİLYON DOLARI AŞAN YENİ SAVUNMA ANLAŞMALARI Bu kapsamda, Avrupa'daki NATO müttefikleri ile Kanada'nın 2025 yılında temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar doların üzerinde artırdığı kaydedildi. Ankara Zirvesi'nde ise 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarının duyurulduğu, kolektif üretim kapasitesinin genişletilmesi ve savunma sanayisiyle iş birliği içinde inovasyonun hızlandırılması konusunda mutabakata varıldığı bildirildi. Sonuç bildirgesinde ayrıca NATO'nun, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, yapay zekâ, ileri teknolojiler ve istihbarat kabiliyetlerine yönelik yatırımlarını artıracağı belirtilirken, müttefikler arasındaki savunma ticaretindeki engellerin kaldırılması ve savunma sanayisinde iş birliğinin güçlendirilmesi hedefi de yinelendi. Bildiride şu ifadelere yer verildi: 1. Kuzey Atlantik İttifakı'nın Devlet ve Hükûmet Başkanları olarak, Washington Antlaşması'nın 5. maddesi kapsamındaki kolektif savunmaya ve transatlantik bağa olan sarsılmaz bağlılığımızı yeniden teyit etmek üzere Ankara'da bir araya geldik. Bir müttefike yönelik saldırı, tüm müttefiklere yapılmış bir saldırıdır. Birliğimiz, dayanışmamız ve ortak gücümüz; özgür ve demokratik uluslardan oluşan İttifakımızın 1 milyar vatandaşının barış, güvenlik ve refahının temelini oluşturmaya devam etmektedir. Caydırıcılık ve savunma alanında 360 derecelik yaklaşımımıza bağlılığımızı sürdürüyoruz. 2. Avrupa-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik Rusya'nın oluşturduğu uzun vadeli tehdide ve süregelen terör tehdidine karşı koymak amacıyla müttefikler, Lahey Savunma Taahhüdü'nü hayata geçirmektedir. 2025 yılında Avrupa'daki NATO müttefikleri ile Kanada, temel savunma ihtiyaçlarına yönelik yatırımlarını 139 milyar doların üzerinde artırmıştır. Bu yatırımlar, ihtiyaç duyduğumuz askerî kabiliyetleri kazandırırken aynı zamanda savunma sanayi altyapımızı ve dayanıklılığımızı da güçlendirmektedir. Bugün Ankara'da, 50 milyar doları aşan yeni savunma tedarik anlaşmalarını duyuruyor; kolektif üretim kapasitesini genişletmeyi ve savunma sanayisiyle birlikte çalışarak inovasyonu hızlandırmayı taahhüt ediyoruz. Ayrıca, müttefikler arasındaki savunma ticaretindeki engelleri kaldırmaya ve NATO ortaklıklarından yararlanarak savunma sanayisinde üretim kapasitesi ile iş birliğini en üst düzeye çıkarmaya yönelik çalışmalarımızı sürdüreceğiz. 3. Geleceği inşa ediyoruz: Daha güçlü bir NATO içinde daha güçlü bir Avrupa ve modernize edilmiş bir İttifak. Avrupalı müttefikler ve Kanada, Amerika Birleşik Devletleri ile birlikte çalışarak İttifak'ın savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmektedir. NATO'nun caydırıcılık ve savunma kapasitesi; uygun bir nükleer, konvansiyonel ve füze savunma kabiliyetleri dengesine dayanmakta, bunlar ise uzay ve siber yeteneklerle desteklenmektedir. Muharebe üstünlüğümüzü korumaya kararlıyız. Silahlı kuvvetlerimizi konuşlandırma, destekleme ve sürdürülebilirliğini sağlama kapasitemizi artırmaya; ayrıca derin hassas vuruş kabiliyetleri, entegre hava ve füze savunması, insansız sistemler, ileri teknolojiler ve istihbarat yetenekleri dâhil tüm alanlardaki kabiliyet hedeflerimizi gerçekleştirmeye yatırım yapıyoruz. Bunun yanı sıra, birlikte çalışabilir (interoperable) transatlantik savaş bulutu (warfighting cloud) geliştiriyor ve gelişmiş yapay zekâ modellerini kullanıma alıyoruz. 4. Ukrayna, transatlantik güvenliğe katkı sağlamaktadır ve müttefikler, Ukrayna'nın özgürlüğünü, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü savunmasına yönelik sarsılmaz destekleri konusunda birlik içindedir. Avrupalı müttefikler ve Kanada, Ukrayna'ya sağlanan güvenlik yardımının büyük bölümünü artık ikili ve çok taraflı mekanizmalar aracılığıyla finanse etmektedir. Müttefikler, bu desteğin adil, öngörülebilir ve uzun vadede sürdürülebilir olması gerektiğini vurgulamaktadır. 2026 yılı için müttefikler, Ukrayna'ya askerî teçhizat, yardım ve eğitim amacıyla 70 milyar avro sağlamayı taahhüt etmekte ve 2027 yılında da en az aynı düzeyde desteğin sürdürülmesine yönelik egemen taahhütlerini teyit etmektedir. Bu kapsamda, Avrupa Birliği'nin Ukrayna Destek Kredisi (Ukraine Support Loan) aracılığıyla Ukrayna'ya çok yıllı finansman sağlama kararını memnuniyetle karşılıyoruz. 5. İttifak, daha geniş güvenlik ortamını şekillendiren stratejik rekabet, yaygın istikrarsızlık, hibrit tehditler ve sürekli yaşanan krizlere karşı uyum sağlamayı ve gerekli tedbirleri almayı sürdürmektedir. Müttefikler, İran'ın hiçbir zaman nükleer silaha sahip olmaması gerektiğini bir kez daha vurgulamakta ve İran'a Hürmüz Boğazı'nda seyrüsefer serbestisine tam olarak saygı göstermesi çağrısında bulunmaktadır. 6. Türkiye'nin bizlere gösterdiği cömert misafirperverlik için teşekkürlerimizi sunuyoruz. Bir sonraki toplantımızda yeniden bir araya gelmeyi sabırsızlıkla bekliyoruz.

Sıbiha: Putin, Ukrayna ve müttefiklerinin tekliflerini kabul ederse çöküşten kaçınabilir Haber

Sıbiha: Putin, Ukrayna ve müttefiklerinin tekliflerini kabul ederse çöküşten kaçınabilir

Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha, NATO Zirvesi kapsamında yaptığı açıklamada, Ukrayna ve müttefikleri tarafından desteklenen önerilerin Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'e savaşı sona erdirme ve Rusya'nın sürüklendiği çöküşten kaçınma fırsatı sunduğunu söyledi. Sıbiha, NATO Zirvesi marjında gazetecilere yaptığı değerlendirmede, müttefiklerin savaş alanındaki duruma ilişkin analizlerinin ortak bir noktada birleştiğini belirtti. Ukrayna'nın cephe hattını istikrara kavuşturduğunu, başarılar elde ettiğini ve müzakere pozisyonunu güçlendiren asimetrik operasyonları etkili şekilde yürüttüğünü ifade eden Sıbiha, bunun NATO müttefikleri tarafından da kabul edildiğini söyledi. Savaşın Kremlin rejimi açısından planlandığı gibi gitmediğini vurgulayan Sıbiha, "Savaşın Putin için sadece planlandığı gibi gitmediği değil, aynı zamanda onu bir çöküşe sürüklediği giderek daha görünür hâle geliyor. Ukrayna'nın müttefiklerinin desteğiyle sunduğu öneriler, Putin için bu savaşı sona erdirme ve fiilen çöküşten kaçınma fırsatıdır." ifadelerini kullandı. UKRAYNA'NIN SAVUNMA SANAYİSİ 54 KAT BÜYÜDÜ Ayrıca Sıbiha, Ukrayna'nın savunma sanayisinin savaşın başlamasından bu yana 54 kat büyüdüğünün müttefik ülkeler tarafından değerlendirildiğini belirterek, Ukrayna'nın savunma üretimi ve uzun menzilli kabiliyetlerinin uluslararası ortaklar tarafından giderek daha fazla takdir edildiğini söyledi. Sıbiha, Ukrayna'nın savunma sanayisindeki büyümenin artık yalnızca Kıyiv tarafından değil, müttefikler tarafından da dile getirildiğini ifade etti. "Ukrayna'daki büyümeye ilişkin istatistikleri artık benim paylaşmama gerek kalmıyor. Bu değerlendirmeyi ortaklarımız yapıyor. Önemli müttefiklerimizden birinin bakanı, Ukrayna savunma sanayisinin savaşın başlangıcından bu yana 54 kat büyüdüğünü açıkladı." diyen Sıbiha, bu rakamın Ukrayna'nın savunma üretim kapasitesindeki dönüşümün uluslararası düzeyde kabul gördüğünü gösterdiğini belirtti. "UKRAYNA BENZERSİZ BİR TECRÜBE KAZANDI" Uluslararası ortakların, Ukrayna'nın kendi savunma sanayisini geliştirme ve uzun menzilli silah sistemleri üretme konusundaki başarısını giderek daha fazla kabul ettiğini söyleyen Sıbiha, ülkesinin savaş koşullarında edindiği tecrübenin eşsiz olduğunu vurguladı. Ukrayna'nın yeni teknolojileri çok kısa sürede üretime aktarabildiğini, sahada kullanabildiğini ve geliştirerek daha ileri seviyeye taşıyabildiğini belirten Sıbiha, müttefik ülkelerin de bu kapasiteyi takdir ettiğini ifade etti. Sıbiha, "Ukrayna benzersiz bir deneyim kazandı. Teknolojileri çok hızlı şekilde uygulayabiliyor, üretebiliyor ve kullanabiliyoruz. Ortaklarımızın bizimle paylaştığı teknolojileri de geliştirerek yenilikler ekleyebiliyoruz. Pek çok kez ortaklarımızın bu yeteneğimize hayranlık duyduklarını ifade ettiklerini duydum." dedi. HEDEF: DAHA FAZLA HAVA SAVUNMASI VE ORTAK ÜRETİM Sıbiha, Ukrayna'nın müttefikleriyle yalnızca yeni hava savunma sistemleri tedariki konusunda değil, aynı zamanda modern silahların ortak üretimi konusunda da yoğun temas yürüttüğünü söyledi. Özellikle balistik füzelere karşı savunma sistemlerinin üretimine yönelik lisansların alınmasının gündemde olduğunu belirten Sıbiha, bu çalışmaların yalnızca hava savunmasıyla sınırlı olmadığını ifade etti. Sıbiha, "Üretim lisansları gündemimizde yer alıyor. Elbette yeni anti-balistik sistemler ve ekipmanlar temin edilecek. Ancak mesele yalnızca bunlar değil. Farklı silah sistemlerinin üretim lisanslarını da almak istiyoruz. Tüm bu çalışmalar Ukrayna savunma sanayisini güçlendirmeye hizmet etmelidir." diye konuştu. ANTİ-BALİSTİK FÜZE KAPASİTESİ İÇİN TEMASLAR SÜRÜYOR Sıbiha, Ukrayna'nın en acil ihtiyaçlarından biri olan anti-balistik füze kapasitesinin güçlendirilmesi amacıyla hem bu sistemlere sahip ülkelerle hem de üçüncü ülkeler nezdinde girişimlerde bulunan müttefiklerle görüşmeler yürüttüklerini açıkladı. Aynı zamanda Ukrayna'nın kendi savunma sanayisinde anti-balistik kabiliyete sahip yerli hava savunma sistemlerinin geliştirilmesi için çalışmaların da sürdüğünü belirten Sıbiha, ülkesinin uzun vadede dış desteğin yanı sıra kendi üretim kapasitesini de artırmayı hedeflediğini kaydetti. Sıbiha, daha önce NATO-Ukrayna Konseyi toplantısının ardından yaptığı açıklamada da savaşın geleceğini hava üstünlüğünün belirleyeceğini ifade etmiş, bu nedenle Ukrayna'nın hava savunması ile füze savunma kapasitesinin acilen güçlendirilmesi gerektiğini vurgulamıştı.

Erdoğan'dan NATO Zirvesi'nde kritik mesaj: Ukrayna'yı desteklerken Rusya'yı da barışa yönlendiriyoruz Haber

Erdoğan'dan NATO Zirvesi'nde kritik mesaj: Ukrayna'yı desteklerken Rusya'yı da barışa yönlendiriyoruz

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Ankara'da düzenlenen 36. NATO Devlet ve Hükûmet Başkanları Zirvesi'nde yaptığı konuşmada, Ukrayna'da kalıcı barışın sağlanmasına yönelik diplomatik çabaları desteklediklerini belirterek, ABD Başkanı Donald Trump'ın savaşın sona erdirilmesine yönelik barış vizyonunu paylaştıklarını söyledi. Erdoğan, Ukrayna'nın öncelikli ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik girişimlere Türkiye'nin destek verdiğini ifade ederek, ülkesinin kendi millî envanterinden sağladığı askerî yardımların yanı sıra PURL girişimi kapsamında da katkı sunmayı sürdüreceğini açıkladı. Erdoğan, "Ukrayna Savaşı’nda Sayın Trump’ın barış vizyonunu paylaşıyor, Ukrayna’nın Öncelikli İhtiyaçları Listesi (PURL) girişimine desteğimi bildiriyorum. Ukrayna’ya kendi millî envanterimizden sağladığımız askerî desteğe ek olarak PURL girşimi kapsamında katkımızı sürdüreceğiz. Ukrayna’yı desteklerken Rusya’yı da barışa yönlendirecek şekilde iletişim kanallarımızdan istifade ediyoruz." ifadelerini kullandı. İNSANSIZ SİSTEMLERE KARŞI KOYMA MÜKEMMELİYET MERKEZİ Erdoğan, Türkiye'nin savunma harcamalarını 2030'dan önce gayrisafi millî hasılanın (GSYH) yüzde 5'i seviyesine çıkarmayı hedeflediğini açıkladı. Erdoğan, Türkiye'nin savunma harcamalarını 2030'dan önce yüzde 3,5'e yükseltmek için gerekli adımları attığını, güvenlik ve dayanıklılık alanındaki harcamalarda ise şimdiden yüzde 1,5 seviyesine ulaşıldığını belirtti. erdoğan, böylece Türkiye'nin, NATO'nun Lahey Zirvesi'nde belirlenen 2035 hedefini beş yıl önce gerçekleştirmeyi amaçladığını ifade etti. Savunma sanayisindeki gelişmelere de değinen Erdoğan, Türkiye'nin üretim ve ihracat kapasitesi bakımından dünyanın ilk 10 ülkesi arasında yer aldığını söyledi. NATO kapsamında Türkiye'ye tahsis edilen 361 yetenek hedefinin neredeyse tamamının üç yıl içinde ve taahhüt edilen tarihten önce yerine getirileceğini belirten Erdoğan, hava ve füze savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla Çelik Kubbe projesine 24 milyar dolarlık ilave bütçe ayrıldığını açıkladı. "Avrupa'daki en büyük kara ordusuna sahip ülke olarak yeteneklerimizi ihtiyaç duyulan aşamada ittifakın hizmetine sunmanın gayretindeyiz. Kosova'da Karadeniz'de Baltıklar ve diğer coğrafyalarda ittifakın harekat, misyon, ve tatbikatlarına katkı veren müttefiklerin başında geliyoruz." diyen Erdoğan, İHA ve SİHA'ların gerçek muharebe sahalarında elde ettiği tecrübeye dikkat çekerek, kurulması planlanan İnsansız Sistemlere Karşı Koyma Mükemmeliyet Merkezinin NATO tarafından akredite edilmesini temenni etti. Erdoğan, söz konusu merkezin özellikle hava ve denizden gelebilecek insansız sistem tehditlerine karşı NATO'nun savunma kapasitesine önemli katkı sağlayacağını vurguladı. Erdoğan, NATO'nun gelecekteki savunma hedeflerine ulaşabilmesi için müttefikler arasındaki savunma sanayisi iş birliğinin önündeki engellerin kaldırılması ve İttifak'ın bütünlüğünü zedeleyebilecek girişimlerden kaçınılması gerektiğini söyledi. "SAVUNMA İŞ BİRLİĞİNDEKİ KISITLAMALAR KALDIRILMALI" NATO'nun belirlediği savunma hedeflerine en kısa sürede ulaşılması için iki temel konuya dikkat çekmek istediğini belirten Erdoğan, ilk olarak savunma sanayisi başta olmak üzere müttefikler arasındaki savunma iş birliğinin önündeki kısıtlamaların kaldırılması gerektiğini vurguladı. Savunma Sanayii Forumu'nda bu mesajın hem sektör temsilcileri hem de hükûmet yetkilileri tarafından güçlü şekilde dile getirilmesini memnuniyetle karşıladığını ifade eden Erdoğan, NATO'nun ortak savunma kapasitesinin ancak daha yakın iş birliğiyle güçlenebileceğini söyledi. "AVRUPA'NIN SAVUNMASI NATO'DAN AYRI DÜŞÜNÜLEMEZ" Cumhurbaşkanı Erdoğan, Avrupalı müttefiklerin kıta savunmasında daha fazla sorumluluk üstlenmesini desteklediklerini ancak bunun NATO'nun bütünlüğünü ve transatlantik ilişkileri zayıflatacak adımlarla yapılmaması gerektiğini belirtti. Avrupa Birliği (AB) üyesi NATO ülkelerine seslenen Erdoğan, Birliğin güvenlik alanındaki çalışmalarının NATO ile gereksiz tekrarlar oluşturmadan yürütülmesinin ortak çıkarlar açısından önem taşıdığını ifade etti. Erdoğan, "Birliğin güvenlik alanındaki çabalarında azami fayda ancak ve ancak NATO'yla gereksiz tekrarlardan kaçınılmasıyla mümkün olabilir. Aklın ve mantığın emrettiği bir işbirliği modeli mümkünken birlik üyesi olmayan müttefiklerin dışlanması kısıtlı kaynakların boşa sarf edilmesine ve Avrupa'da hiç arzu etmediğimiz bir süni bölünmeye yol açacaktır. Bu tutumun sayın Genel Sekreter'in işaret ettiği transatlantik savunma sanayi altyapısına hizmet etmediği de açıktır." şeklinde konuştu. "HÜRMÜZ BOĞAZI'NIN MAYINLARDAN TEMİZLENMESİNE KATKI VERMEYE HAZIRIZ" Erdoğan, İran krizinin diplomatik yollarla çözülmesine yönelik çabaları desteklediklerini belirterek, Hürmüz Boğazı'nın mayınlardan temizlenmesi için Türkiye'nin gerekli katkıyı sunmaya hazır olduğunu söyledi. Erdoğan, İran krizinin çözüm sürecine girmesinde, sabotaj girişimlerine rağmen ABD Başkanı Donald Trump'ın sergilediği kararlı tutumu takdirle karşıladıklarını ifade etti. Diplomatik girişimlerin yanı sıra Hürmüz Boğazı'nın güvenliğinin sağlanmasının önemine dikkat çeken Erdoğan, Türkiye'nin mayın temizleme çalışmalarına destek vermeye hazır olduğunu vurguladı. Türkiye'yi hedef alan füzelere karşı NATO unsurlarının sağladığı hava savunma desteği dolayısıyla ABD ve İspanya'nın yanı sıra ilave hava savunma bataryaları konuşlandıran Almanya ve İtalya'ya teşekkür eden Erdoğan, müttefik dayanışmasının önemine işaret etti. Erdoğan, İstanbul İşbirliği Girişimi'ne üye ortak ülkelerin zirvede yer almasını memnuniyetle karşıladıklarını belirterek, NATO ile ortaklar arasındaki iş birliğinin daha da güçlendirilmesi gerektiğini söyledi. Orta Doğu'da kalıcı barışın anahtarının iki devletli çözüm olduğunu yineleyen Erdoğan, özellikle Gazze ve Lübnan'da sükûnetin sağlanması için tüm tarafların sorumluluk üstlenmesi gerektiğini ifade etti. Konuşmasının sonunda terörün her türü ve tezahürüne karşı tam dayanışma çağrısında bulunan Erdoğan, Ankara Zirvesi'nin hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederek organizasyonda emeği geçenlere teşekkür etti.

Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki: Ukrayna ile ortak düşmanımız Rusya, diyaloğu sürdürmeliyiz Haber

Polonya Cumhurbaşkanı Nawrocki: Ukrayna ile ortak düşmanımız Rusya, diyaloğu sürdürmeliyiz

Polonya Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi öncesinde yaptığı açıklamada, Polonya ile Ukrayna'nın ortak düşmanının Rusya olduğunu belirterek, iki ülke arasında yaşanan ikili gerilimlere rağmen diyaloğun ve iş birliğinin sürdürülmesi gerektiğini söyledi. Nawrocki, Polonya'nın temel stratejik önceliklerinden birinin NATO içindeki birlik ve dayanışmayı güçlendirmek ile Avrupa ve ABD arasındaki transatlantik bağları korumak olduğunu ifade etti. Rusya'nın yüzyıllardır Polonya ve Orta ile Doğu Avrupa için en büyük güvenlik tehdidi olduğunu vurgulayan Nawrocki, "NATO Zirvesi'nde Rusya Federasyonu'nun İttifak için kalıcı bir tehdit olduğu açık şekilde dile getirilmelidir." dedi. "UKRAYNA İLE DİYALOĞU SÜRDÜRMELİYİZ" Nawrocki, NATO liderlerinin gayriresmî akşam yemeğinde Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy ile kısa bir görüşme gerçekleştirdiğini belirterek, zirve kapsamında yeni temasların da mümkün olduğunu söyledi. "Komşu olan ve ortak düşmanı Rusya Federasyonu olan devletlerin, aralarındaki bazı ikili gerilimlere rağmen diyaloğu sürdürmesi doğaldır." ifadelerini kullanan Nawrocki, tarihî anlaşmazlıkların güvenlik alanındaki iş birliğine engel olmaması gerektiğini vurguladı. Ukrayna'nın Rusya ile savaş hâlinde olduğunu hatırlatan Polonya Cumhurbaşkanı, Polonya'nın da tarih boyunca Rusya ile birçok savaş ve çatışma yaşadığını belirterek iki ülkenin mevcut güvenlik tehdidini ortak şekilde değerlendirdiğini ifade etti. DOĞU KANADINA DESTEK VE ABD ASKERLERİNİN KALICI VARLIĞI Nawrocki, Polonya'nın NATO'nun doğu kanadının güçlendirilmesini desteklemeyi sürdüreceğini belirterek, ülkesinde bulunan yaklaşık 10 bin ABD askerinin varlığının kalıcı hâle getirilmesini istediklerini söyledi. Polonya'nın savunmaya gayrisafi millî hasılasının (GSYH) yaklaşık yüzde 5'ini ayırdığını hatırlatan Nawrocki, ülkesinin NATO içindeki tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğini ifade etti.

Ankara'da NATO paneli: Ukrayna'nın Avrupa güvenliğindeki rolü masaya yatırıldı Haber

Ankara'da NATO paneli: Ukrayna'nın Avrupa güvenliğindeki rolü masaya yatırıldı

Türk Atlantik Konseyi (ATA Türkiye) ve Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen "NATO Zirvesi Diyalogları" etkinliği kapsamında Ankara'da "Ukrayna'nın Avrupa Güvenlik Mimarisine Entegrasyonu: Ortaktan Güvenlik Sağlayıcısına" başlıklı panel düzenlendi. Türk Sanayicileri ve İş İnsanları Derneğinin (TÜSİAD) ev sahipliğinde düzenlenen panelde Ukrayna-Rusya Savaşı, Avrupa güvenliği ve Ukrayna'nın Avrupa-Atlantik güvenlik mimarisindeki geleceği ele alındı. Türk Atlantik Konseyi ile Hariciye Dış Politika ve Güvenlik Araştırmaları Merkezi tarafından düzenlenen panelin moderatörlüğünü Arnavutluk Atlantik Konseyinden Juxhina Sotiri Gjoni üstlendi. Panele, Türkiye'nin eski NATO Daimî Temsilcisi ve ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Mehmet Fatih Ceylan, Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Kıdemli Araştırmacısı Nico Lange, Ukrayna Milletvekili Oleg Dunda ile Fransız düşünce kuruluşu Eastern Circle'ın Operasyon Direktörü ve Analisti Daryna Patiuk konuşmacı olarak katıldı. "UKRAYNA'DAN ALINACAK ÇOK DERS VAR" ATA Türkiye Başkanı Büyükelçi Ceylan, 2022'den bu yana Ukrayna'nın Rusya'ya karşı "bağımsızlık savaşı" verdiğini belirtti ve "Ukrayna'nın, müttefiklerinin ve ortaklarının yardımıyla kahramanca bir cesaret, metanet ve her şeyden önce saldırganlığa karşı direnç gösterdiği açıkça görülüyor. Bence Ukrayna'nın savaştan bu yana gösterdiği dirençten, sadece hükûmet düzeyinde değil, toplumsal düzeyde de alınabilecek birçok ders var." dedi. Ukrayna'da devam eden savaşın, hükûmetin bütüncül yaklaşımının toplumun bütüncül yaklaşımıyla birleştiğinin bir kanıtı olduğunu ve Ukrayna'nın bunun nasıl başarılabileceğine yönelik bir örnek olduğunu vurgulayan Ceylan, ülkenin savunma ekosisteminin yeniliklere ve ortaya çıkan yıkıcı teknolojilere yatırım yapılarak çok kısa bir süre içinde nasıl inşa edilebileceğinin de gösterildiğine değindi. Ceylan, "Ukrayna, 21. yüzyıl savaşında savaş alanı doktrinlerini ve uygulamalarını dönüştürmede çok önemli bir rol oynamıştır. Tanıdığım birçok Avrupa ordusu, Ukrayna'nın başarılarını yakından takip ediyor ve saldırgana karşı direnç oluşturma konusunda, sahip olduğu geniş yetenek envanteri sayesinde endüstriyel dersler çıkarıyor." ifadelerini kullandı. Ukrayna'nın geleneksel savunma araçları ile havada, karada, denizde, siber ve uzayda ortaya çıkan ve yıkıcı teknolojilerin sunduğu avantajlar arasında doğru dengeyi kurma yeteneğini kanıtladığını belirten Ceylan, bunun da Ukrayna'nın çok alanlı operasyonlar kavramını savaş alanında başarıyla kullanma konusunda gösterdiği bir örnek olduğunu söyledi. Ceylan, Ukrayna'nın buna rağmen bazı alanlardaki eksiklikleri için Avrupa'nın desteğine, özellikle mali kaynaklara ihtiyaç duyduğunu hatırlatarak, "Bu, saldırganlara karşı caydırıcılığı güçlendirecek bir Avrupa yatırımı olarak görülmelidir. Ukrayna savunma sanayisiyle ortaklık kurmak, Avrupa'nın da çıkarınadır. Avrupa, zirvenin öncelikli konularından biri olan savunma sanayi tabanını genişletmeyi ve bu etkiyi ölçeklendirmeyi hedeflemektedir ve pratikte de tam olarak bu gerçekleşmektedir." dedi. "UKRAYNA VE TÜRKİYE AVRUPA GÜVENLİĞİNİN AYRILMAZ PARÇASI" Münih Güvenlik Konferansı (MSC) Kıdemli Araştırmacısı Lange, panelde yaptığı konuşmada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın Avrupa güvenliği açısından önemli dersler içerdiğini belirterek, Ukrayna ve Türkiye'nin Avrupa'nın güvenlik mimarisinde kritik rol oynadığını söyledi. Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik saldırılarının Moskova'nın gerçek yüzünü ortaya koyduğunu ifade eden Lange, Ukraynalıların gösterdiği direnişin tüm dünya tarafından dikkatle incelendiğini belirtti. Ukrayna'nın yalnızca direnç gösteren bir ülke olarak görülmemesi gerektiğini vurgulayan Lange, "Ukraynalılar başkalarının kendilerine hayranlık duymasıyla ilgilenmiyor. Onlar savaşı kazanmak istiyor." dedi. Rusya'nın öncelikle durdurulması gerektiğini söyleyen Lange, yalnızca mali yardım sağlamanın yeterli olmayacağını belirterek, asıl önemli olanın güçlü bir caydırıcılık oluşturmak olduğunu ifade etti. Avrupa'nın güvenlik ve savunma kapasitesini ABD'ye bağımlı olmadan güçlendirmesi gerektiğini dile getiren Lange, bu süreçte Ukrayna ve Türkiye'nin yalnızca askerî güçleriyle değil, savunma sanayileri ve teknolojik kapasiteleriyle de önemli katkı sağlayabileceğini söyledi. Lange, Ankara'daki NATO Zirvesi'nin Ukrayna ve Türkiye'nin Avrupa güvenliğine katkılarının daha fazla takdir edilmesi için önemli bir fırsat olduğunu belirterek, her iki ülkenin de Avrupa güvenliğinin ayrılmaz bir parçası olarak görülmesi gerektiğini ifade etti. ABD'nin giderek daha fazla kendi ulusal çıkarlarına odaklandığını belirten Lange, Avrupa'nın kurallara dayalı güvenlik düzenini güçlendirmesi ve daha dengeli bir güvenlik mimarisi oluşturması gerektiğini sözlerine ekledi. GELECEĞİN SAVAŞLARINI İNSANSIZ TEKNOLOJİLER BELİRLEYECEK Ukrayna Milletvekili Oleg Dunda, geleceğin savaşlarında insansız teknolojilerin belirleyici olacağını belirterek, mürettebatsız gemilerin, tankların ve büyük insansız hava araçlarının (İHA) önümüzdeki yıllarda savaş alanında yaygın şekilde kullanılacağını söyledi. Savaş teknolojilerinde yeni bir döneme girildiğini ifade eden Dunda, buna paralel olarak güvenlik anlayışının ve askerî bakış açısının da değişmesi gerektiğini vurguladı. Rusya'nın savunma harcamalarının Ukrayna'dan daha yüksek olmasına rağmen bunun tek başına belirleyici olmadığını dile getiren Dunda, sorunun mevcut finansman modeli ve geleneksel askerî önceliklerde olduğunu söyledi. Yeni uçak gemileri, üsler ve savaş gemileri inşa etmenin artık eski yaklaşımı temsil ettiğini belirten Dunda, önceliklerin değişmesi gerektiğini ifade etti. Dunda, başarılı olabilmek için önce zihniyetin, ardından askerî doktrinin yenilenmesi; sonrasında ise muharebe sahasında askerlerin rolü ile silah sistemlerinin kullanım anlayışının yeniden şekillendirilmesi gerektiğini sözlerine ekledi. UKRAYNA'NIN GÜCÜ HIZLI İŞ BİRLİĞİ VE SAHADAN GELEN GERİ BİLDİRİM Fransız düşünce kuruluşu Eastern Circle'ın Operasyon Direktörü ve Analisti Patiuk, savaş teknolojilerinin başarısında ekosistem ve kurumlar arası iş birliğinin belirleyici olduğunu söyledi. Patiuk, savaş alanındaki askerlere ihtiyaçlarının doğrudan sorulmasının teknoloji geliştirme sürecini hızlandırdığını belirterek, bu hızlı iletişimin hem yeni teknolojilerin geliştirilme biçimini hem de bunlardan kimlerin faydalanacağını değiştirdiğini ifade etti. Ukrayna'nın savaşta direnç göstermesinin temel nedenlerinden birinin kamu kurumları, özel sektör, ordu, üniversiteler ve mühendisler arasındaki güçlü koordinasyon olduğunu vurgulayan Patiuk, bu iş birliğinin ülkenin savunma kapasitesini önemli ölçüde artırdığını söyledi.

Ankara'da Rutte'den Kremlin'e net mesaj: "NATO'yu yenemezsiniz" Haber

Ankara'da Rutte'den Kremlin'e net mesaj: "NATO'yu yenemezsiniz"

NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara'da düzenlenen NATO Zirvesi'nin ikinci gününde yaptığı açıklamada, Rusya'nın NATO toprakları için uzun vadeli bir tehdit olmaya devam ettiğini belirterek, müttefiklerin Ukrayna'ya desteğini sürdürme konusunda güçlü taahhütlerde bulunmasını beklediğini söyledi. Ankara Zirvesi'nin ilk gününü "büyük bir başarı" olarak nitelendiren Rutte, devlet ve hükûmet başkanlarının katılacağı Kuzey Atlantik Konseyi Toplantısı öncesinde basın mensuplarına değerlendirmelerde bulundu. İttifak genelinde savunma harcamalarının ve savunma sanayi yatırımlarının arttığını belirten NATO Genel Sekreteri Mark Rutte, Ankara Zirvesi'nin ilk gününü değerlendirerek, "Dün büyük bir başarıydı. Büyük bir çıkış yapıldı, çok sayıda yeni sözleşme, çok sayıda yeni taahhüt açıklandı." dedi. ABD'nin uzun süredir müttefikler arasında daha dengeli savunma harcamaları yapılmasını istediğini hatırlatan Rutte, NATO'nun yüzde 5 savunma harcaması hedefi doğrultusunda bu yıl yüzde 4 seviyesine ulaşıldığını belirtti. Bu gelişmede Rusya'dan kaynaklanan güvenlik tehdidinin önemli rol oynadığını ifade eden Rutte, ABD Başkanı Donald Trump'ın Avrupa'daki müttefikleri ve Kanada'yı savunma harcamalarını artırmaları yönünde teşvik etmesinin de sürece katkı sağladığını söyledi. Rutte, "Yüzde 5 hedefi doğrultusunda bu yıl zaten yüzde 4'e ulaştık ki, bu gerçekten olağanüstü bir gelişmedir. Bu elbette yalnızca Başkan Donald Trump sayesinde olmadı. Rusya'dan kaynaklanan tehdit de bunun önemli nedenlerinden biridir. Ancak dürüst olmak gerekirse, Başkan Trump'ın Avrupa'daki müttefikleri ve Kanada'yı bunu yapmaları yönünde teşvik etmesi gerçekten yardımcı oldu ve bunun sonuçları görülüyor." dedi. Ayrıca Rutte, "Bugün müttefiklerin iki konuyu açıkça teyit etmelerini bekliyorum. Birincisi, İran'ın hiçbir zaman nükleer silah kapasitesine sahip olmaması gerektiğidir. İkincisi ise seyrüsefer özgürlüğü ilkesidir. Hürmüz Boğazı'nın yeniden tamamen açık olması stratejik açıdan son derece önemlidir. Bu, 32 müttefikin tamamı için hayati öneme sahiptir." ifadelerini kullandı. "RUSYA UZUN VADELİ BİR TEHDİTTİR" "Sonuç olarak çok daha güçlü bir NATO ve daha güçlü bir NATO'nun içinde çok daha güçlü bir Avrupa ortaya çıkıyor." diyen Rutte, zirvenin ikinci gününde müttefiklerin Rusya'nın NATO topraklarına yönelik uzun vadeli bir tehdit olduğunu açık şekilde teyit etmelerini beklediğini belirtti. Rutte, "Bugün de müttefiklerin ortak şekilde Rusya'nın NATO topraklarına yönelik uzun vadeli tehdit olduğunu kabul etmelerini bekliyorum. Rusya'nın uzun vadeli tehdit olduğunun açıkça kayda geçirilmesini bekliyorum." ifadelerini kullandı. "PUTİN AÇISINDAN BİR KAYIPTIR" Rutte, ABD Başkanı Trump'ın Avrupa'daki ABD askerlerini çekebileceği yönündeki açıklamalarına ilişkin değerlendirmesinde, Vaşington'un (Washington) NATO'ya bağlılığının tam olduğunu söyledi. Trump'ın NATO'ya olan bağlılığı konusunda hiçbir şüphesi olmadığını belirten Rutte, İttifak'ın ABD'nin güvenliği açısından da vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Rusya'nın nükleer denizaltı kapasitesine dikkat çeken Rutte, ABD'nin kendi güvenliğini sağlayabilmesi için Atlantik, Avrupa ve Arktik bölgesinin güvenliğinin büyük önem taşıdığını vurguladı. Rutte, Avrupa ülkeleri ile Kanada'nın savunma harcamalarını artırmasının ABD Başkanı Donald Trump'ın uzun süredir dile getirdiği beklentiyi karşıladığını belirterek, "Bu durum Vladimir Putin açısından bir kayıp, Başkan Trump açısından ise bir kazançtır. Çünkü Avrupalılar ve Kanadalılar tam da kendisinin uzun süredir talep ettiği şeyi yapıyorlar." ifadelerini kullandı. UKRAYNA'YA DESTEK; RUSYA'YA MESAJ Ukrayna'ya desteğin sürmesi gerektiğini vurgulayan Rutte, NATO müttefiklerinin yeni çok yıllı taahhütlerde bulunmasını beklediğini söyledi. "Bugün müttefiklerin yeniden çok yıllı taahhütlerde bulunmasını bekliyorum. Tam olarak nelerin açıklanacağını göreceğiz ancak beklentim, Ukrayna'yı desteklemeyi sürdürmeye yönelik güçlü bir taahhütle buradan ayrılacağımız yönündedir." diyen Rutte, desteğin devamının önemine dikkati çekti. Rutte, Putin'e ne tür bir mesaj vermek istediğinin sorulması üzerine, "Avrupa'da, Kanada'da ve Amerika Birleşik Devletleri'nde yaşayan 1 milyar insanın oluşturduğu bu ittifak, topraklarımızın her bir santimini savunacaktır. NATO'yu yenemezsiniz. Biz savunma amaçlı bir ittifakız. Hiç kimseye saldırmayacağız. Biz yalnızca yaşam tarzımızı, demokrasimizi, demokrasilerimizi ve topraklarımızı savunacağız. Bu yüzden bizimle uğraşmayın. Bizimle oynamaya kalkmayın." dedi.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.