SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Annan Planı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Annan Planı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Annan Planı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kıbrıs Türklüğünün unutulmaz lideri Rauf Raif Denktaş Haber

Kıbrıs Türklüğünün unutulmaz lideri Rauf Raif Denktaş

Kıbrıs Türk halkının özgürlüğü ve Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin (KKTC) kuruluşu için verdiği mücadele ile adını tarihe altın harflerle kazıyan KKTC kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Raif Denktaş, 14 yıl önce bugün Lefkoşa'da hayatını kaybetti. Kıbrıs Türk halkının bağımsızlık mücadelesinde önemli bir konumu olan Rauf Raif Denktaş, ömrü boyunca Kıbrıs Türklüğü adına mücadele etti. Hayatı, fikirleri ve siyaset sahnesindeki mücadelesiyle gelecek nesillere ışık tutan Denktaş, başta Kıbrıs ve Türkiye olmak üzere bütün Türk dünyasında her zaman saygı ve sevgiyle karşılandı. ÖĞRETMEN DENKTAŞ Rauf Raif Denktaş, 27 Ocak 1924 tarihinde Kıbrıs'ın Baf kasabasında doğdu. Yargıç merhum Mehmet Raif Bey’in en küçük oğlu olan Rauf Denktaş 1,5 yaşındayken annesini kaybetti. Anneannesi ve babaannesi tarafından büyütülen Denktaş, 1930 yılında eğitim için İstanbul'a gönderildi. Arnavutköy'de ilkokuldan liseye kadar eğitim veren Fevzi Ati Lisesinde yatılı okumaya başladı. Ortaokuldan sonra Kıbrıs'a döndü ve 1941 yılında Lefkoşa İngiliz Okulu'ndan mezun oldu. Daha sonra bir süre Gazimağusa'da tercümanlık, mahkemelerde memurluk ve İngiliz Okulunda öğretmenlik yaptı. HUKUKÇU DENKTAŞ 1944’de British Council’dan burslu olarak Birleşik Krallık'ta hukuk tahsili yapmış ve 1947 yılında Lincoln's Inn'den mezun olmuştur. Aynı yıl Kıbrıs'a dönüp avukatlığa başlamıştır. Rauf Denktaş,1949 yılı yaz aylarında savcılık yapmaya başladı. Denktaş, 1956 yılında başsavcılığa kadar yükseldi. FİKİR ADAMI DENKTAŞ 1942 yılında Dr. Fazıl Küçük’ün yayınlamaya başladığı "Halkın Sesi" gazetesinde, babasından ve onun milliyetçi, Atatürkçü arkadaşlarından işiterek öğrendiği “Türk Haklarının İngilizler tarafından gasbedildiği” konularının ele alındığını gören Denktaş, Dr. Fazıl Küçük’le tanışır ve Halkın Sesi’nde imzalı veya imzasız, bazen Akın Yılmaz adı altında yazılar yazmaya başlar. MÜCADELE ÖNDERİ DENKTAŞ 27 Kasım 1948 tarihinde Kıbrıs Türklerinin düzenlediği ilk mitingte Fazıl Küçük ile beraber hatiplik yaptı. Halka ilk hitabını bu vesileyle ve 24 yaşındayken yaptı. Türk toplumunun iki önemli ismi Faiz Kaymak ve Fazıl Küçük arasında arabulucu rolünü üslenip, toplumun çıkarlarının takipçisi oldu. Faiz Kaymak'ın teklifi ve Fazıl Küçük'ün tasvibiyle Kıbrıs Türk Kurumlar Federasyonu Kongresinde başkanlığa seçildi. Savcılık görevinden emeklilik hakkını kazanmasına altı ay kala, İngiliz yönetimini zorlukla ikna ederek istifa etti ve cemaat sorunlarıyla uğraşmaya başladı. TÜRK MUKAVEMET TEŞKİLATI VE "TOROS" DENKTAŞ 1958 yılında Rum teröristler, Türk köylerine saldırınca Türkler de bu olayları protesto etti. Zürih-Londra antlaşmaları öncesinde Fazıl Küçük ve Rauf Denktaş, Ankara'ya Dışişleri Bakanı Fatin Rüştü Zorlu ile görüşmeye gitti. Bu görüşmede Denktaş adaya Türk Askeri gönderilmesi teklifini dile getirdi. Enosis'le mücadelede ve EOKA karşısında Kıbrıs Türklerinin direnişine yön veren Denktaş, 1958 yılında hükûmetteki görevinden istifa etti. Arkadaşlarıyla 1 Ağustos 1958'de Türk Mukavemet Teşkilatını (TMT) kurdu. LİDER DENKTAŞ 1959 Zürih ve Londra Antlaşmaları ile, 1960 Antlaşmaları ve Kıbrıs Cumhuriyeti Anayasası'nın hazırlanmasında emeği geçti. Aynı yıl Türk Cemaat Meclisiyle İcra Komitesi Başkanlığına seçildi. 16 Ağustos 1960 tarihinde 650 kişilik Türk Alayı Magosa Limanı'na ayak bastı. 1963 olaylarından sonra Denktaş temaslarda bulunmak üzere Ankara'ya gitti. Temaslarını tamamlayan Denktaş bir sandalla Kıbrıs'a geçti ve Türk direnişini örgütlemeye başladı. 1964 Londra Konferansı'ndan sonra Makarios tarafından istenmeyen adam ilan edildi. Yeşilada'ya girmesi yasaklandı. Gizlice Erenköy'e çıkarak savaşa katıldı. 1967'de adaya gizlice girerken tutuklandı. Yoğun girişimler sonucu Türkiye'ye geri verildi. 1968'de adaya giriş yasağı kaldırıldığından Kıbrıs'a döndü. SİYASETÇİ DENKTAŞ 1970 seçimlerinde Türk Cemaat Meclisi Başkanlığına seçildi. 28 Şubat 1973'e kadar Kıbrıs Cumhurbaşkanı Muavini ve Kıbrıs Türk Yönetim Başkanı seçildi. 1974 Kıbrıs Harekâtı'nın ardından 13 Şubat 1975'te Kıbrıs Türk Federe Devleti'nin ilanından sonra devlet ve meclis başkanı görevlerini de yürüten Denktaş, anayasa uyarınca 1976'da yapılan ilk genel seçimlerde devlet başkanlığına seçildi. 1981 yılında ikinci kez devlet başkanı oldu. CUMHURBAŞKANI DENKTAŞ 15 Kasım 1983'te Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin ilanından sonra tekrar cumhurbaşkanlığına seçildi. 22 Nisan 1990'da yapılan erken seçimde ikinci kez cumhurbaşkanı seçildi. 1995'teki seçimlerde de cumhurbaşkanı seçildi. 2000 yılındaki seçimlerde yüzde 43.67 oranında oy aldı ve seçim ikinci tura kaldı; ama ikinci tura kalan diğer aday olan Derviş Eroğlu'nun çekilmesi üzerine seçimden galip olarak çıktı. 2004 yılında BM genel sekreteri Kofi Annan'ın Kıbrıs Sorunu'nun çözümü için hazırladığı Annan Planı'na karşı çıktı ve 17 Nisan 2005'te yapılan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde aday olmadı. YAZAR DENKTAŞ Siyasi hayatının yanı sıra yazar kimliğiyle de öne çıkan Rauf Denktaş, 1985'ten vefatına kadar birçok kitap ve makale kaleme aldı. Fotoğrafçılığı da çok severek yapan Denktaş, Kıbrıs'ı anlatan çok sayıda fotoğraf sergisi açtı. Yakın Doğu Üniversitesi Hastanesine 8 Ocak 2012 gecesi organ yetmezliği teşhisi ile kaldırılan Rauf Raif Denktaş, tedavi gördüğü hastanede 13 Ocak 2012 tarihinde 88 yaşında hayata gözlerini yumdu. Vefatının ardından Türkiye ve KKTC'de ulusal yas ilan edildi. 17 Ocak 2012 günü yapılan devlet töreni ile Lefkoşa'da bulunan Cumhuriyet Parkı'na defnedildi.

Tatar’dan Annan Planı'nın 21. yılında çağrı: Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonlar kaldırılsın Haber

Tatar’dan Annan Planı'nın 21. yılında çağrı: Kıbrıs Türk halkına uygulanan izolasyonlar kaldırılsın

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) Cumhurbaşkanı Ersin Tatar, Annan Planı Referandumu'nun 21. yıl dönümü vesilesiyle yazılı bir açıklama yaptı. Tatar, başta Birleşik Milletler (BM) olmak üzere Avrupa Birliği’nin (AB) bütün ilgili kurumlarını ve güneydeki muhataplarını, Kıbrıs Türk halkına uygulanan zalim ve haksız izolasyonların ve engellemelerin kaldırılmasına çağırdı. Cumhurbaşkanı Tatar, Kıbrıs sorunun bunca yıldır çözülememesinin temelinde, “Rum kesiminin Kıbrıslı Türkleri yok sayan, sözde küçük bir azınlık olarak gören tutum ve davranışları ile Kıbrıs Türk halkının iradesini ve egemen eşitlik hakkını sürekli ve ısrarlı biçimde reddetmesinin yattığını” söyledi. “RUM KESİMİ ÖDÜLLENDİRİLİRKEN KIBRIS TÜRKLERİ CEZALANDIRILDI” Tatar Kıbrıs’ta, neredeyse yüz yıla yaklaşan sorunun çözümü için BM tarafından ortaya konulan Annan Planı’nın referanduma sunulmasının üzerinden 21 yıl geçtiğine işaret etti ve 24 Nisan 2004’te, Kıbrıslı Türklerin, kalıcı bir çözüm umuduyla bu plana büyük çoğunlukla “evet” derken, Rum tarafının yüzde 75’i aşan bir oyla reddettiğini hatırlattı. Tatar, AB'nin o dönemde verilen tüm sözlere ve yapılan açıklamalara rağmen, kurucu anlaşmalara aykırı olarak sadece adanın Rum kesimini AB üyesi yapmasında herhangi bir sakınca görmediğini belirtti. Açıklamanın devamında Tatar şu ifadeleri kullandı: “Kıbrıs Türk halkı BM’nin ve AB’nin desteklediği plana ‘Evet’ dediği için hiçbir şey elde edememiş, Rumlar ise büyük bir çoğunlukla ‘Hayır’ dediği için adeta ödüllendirilmiş ve halkımızın kurucu anlaşmadan kaynaklanan hakları dahi yok sayılmaya devam etmiştir.   Halkımızın haklarının gasp edilmesini güçlendiren AB üyeliği, bir yandan Rum kesiminin, Kıbrıs Adası'nın tamamını temsil ediyormuşçasına davranmasını kolaylaştırırken, öte yandan da KKTC’nin ve halkımızın her alanda ve her platformda karşılaştığı zalimce ve haksızca sistematik izolasyon politikalarına hizmet etmekten başka bir şeye yaramamıştır. Sorunun bunca yıldır çözülememesinin temelinde; Rum kesiminin Kıbrıslı Türkleri yok sayan, bizleri sözde küçük bir azınlık olarak gören tutum ve davranışları ile halkımızın iradesini ve egemen eşitlik hakkımızı sürekli ve ısrarlı biçimde reddetmesi yatmaktadır. AB’nin 500 milyonluk nüfusu içinde okyanusta bir damla olan ve buna rağmen egemen eşitlik temelli bir üyeliğin bütün imkânlarından yararlanan Rum kesimi, konu Kıbrıs Türk halkına ve KKTC’ye geldiğinde maksimalist ve izolasyonist politikalar dışında yapıcı ve iş birliğine açık bir tutum sergilememiştir.” “KAN DÖKÜLMEMESİNİN SEBEBİ İKİ DEVLET OLMASI” Ayrıca Tatar, adada 1974’ten bu yana kan dökülmemesinin, toplumlararası çatışmalar yaşanmamasının nedeninin “Mevcut iki devletli, coğrafi sınırları belirli bir sistemin fiilen yürürlükte olması” olduğunu söyledi. Tatar, Kıbrıs Türk halkının yüz yılı aşan millî özgürlük mücadelesinin son aşaması olan KKTC devletini, Anavatan Türkiye Cumhuriyeti’nin tam desteği ile daha da güçlendireceklerinden kimsenin kuşkusu olmaması gerektiğini vurguladı. “TUTUKLAMA VE ENGELLEMELER BARIŞ SÖYLEMLERİ İLE ÇELİŞİYOR” Tatar, başta BM olmak üzere AB’nin bütün ilgili kurumlarına ve güneydeki muhataplarına, Kıbrıs Türk halkına uygulanan zalim ve haksız izolasyonların ve engellemelerin kaldırılması için çağrı yaparak şunları kaydetti: Emlak sektörüne uygulanan haksız tutuklama ve engellemeler sözde barış söylemleri ile çelişmektedir. Dünyanın gerek emlak sektöründe gerekse diğer sektörlerde, Rum kesiminin Kıbrıs Türklerine karşı yaptığı haksız uygulamaları görmesi, anlaması ve bu haksız uygulamalara karşı harekete geçmesi Kıbrıs Türk halkının beklentisidir. Bu haksız tutumlara çanak tutan AB’nin de Kıbrıs Türk halkını görmezden gelmeye devam etmemesi ve kendi iç hukuku, insan hakları, özgürlükler gibi söylemleri ile çelişen uygulamalarından vazgeçmesi gerekmektedir.  Kıbrıs Türk halkının millî kimliğini, iradesini, tarihsel hak ve kazanımlarıyla devletimizi, dünyanın her yerinde ve her şart altında savunmaya devam edeceğiz.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.