SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Antalya Diplomasi Forumu

QHA - Kırım Haber Ajansı - Antalya Diplomasi Forumu haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Antalya Diplomasi Forumu haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türk Akademisi Başkanı Mustafayev: Kırım Tatarları Türkoloji Kurultayı’nda öncü rol oynadı Haber

Türk Akademisi Başkanı Mustafayev: Kırım Tatarları Türkoloji Kurultayı’nda öncü rol oynadı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu sona erdi. "Bir Asırlık Dil ve Kimlik: Bakü Türkoloji Kurultayından Türk Entegrasyonuna" konulu panelde konuşan Türk Akademisi Başkanı Şahin Mustafayev, panel sonrasında Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtladı. Mustafayev, Bakü Türkoloji Kurultayı’nın düzenlenmesinde Kırım Tatarlarının önemli rol üstlendiğini belirtti. Mustafayev, özellikle Kırım Tatar Türkolog Bekir Sıtkı Çobanzade’nin kurultayın bilimsel programının hazırlanmasında kilit bir isim olduğunu vurguladı. Çobanzade’nin dönemin en önemli Türkolog ve dil bilimcilerinden biri olduğunu ifade eden Mustafayev, tüm Türk lehçelerine hâkim bir bilim insanı olarak özel davetle Bakü’ye çağrıldığını söyledi. "KIRIM TATAR BİLİM İNSANLARI ÖNCÜ ROL OYNADI" Kurultayın fikir dünyasının ise Kırım Tatar siyasetçi, düşünür, yazar, eğitimci ve yayıncı İsmail Bey Gaspıralı’nın “Dilde, fikirde, işte birlik” anlayışından ilham aldığını belirten Mustafayev, Kırım Tatar bilim insanlarının Türkoloji alanında öncü konumda olduğunu dile getirdi. Mustafayev ayrıca, 1930’lu yıllarda birçok Türk bilim insanı gibi Çobanzade’nin de şehit edildiğini hatırlattı.

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız Haber

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Formu değerlendirdikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, ADF2026 kapanışında yaptığı açıklamada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın artık sona ermesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin barış çabalarını sürdürdüğünü ve tarafları yeniden İstanbul’da bir araya getirmeye hazır olduklarını söyledi. İran ile ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettiklerini ifade eden Fidan, aynı şekilde Rusya ile Ukrayna arasındaki temasları da izlediklerini ve gerektiğinde sürece dâhil olduklarını söyledi. Savaşın beşinci yılına girdiğine dikkat çeken Fidan, “Artık beşinci yılına giren bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Çok ciddi maliyetler üretti ve savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksanması hem Ukrayna hem de Rusya için sağlıklı bir durum değil. Bu nedenle barış çabalarını artırarak sürdürmemiz gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin daha önce tarafları İstanbul’da üç kez bir araya getirdiğini hatırlatan Fidan, görüşmelerin yeniden başlaması için hem teknik hem liderler düzeyinde ev sahipliğine hazır olduklarını vurguladı. FİDAN’DAN KÜRESEL ODAĞIN UKRAYNA’DAN ŞAŞMAMASI GEREKTİĞİNE VURGU Öte yandan Fidan, uluslararası gündemde yaşanan gelişmelerin Ukrayna’daki barış sürecine olan ilgiyi azalttığına dikkat çekti. Özellikle İran ile ABD arasındaki müzakerelerin öne çıkmasının, Ukrayna ve Gazze konularında küresel odağın dağılmasına yol açtığını belirtti. Bu durumun barış süreçlerinde aksamalara neden olabileceğini ifade eden Fidan şu ifadeleri kullandı: Ancak bizim gördüğümüz şu: İran-ABD müzakereleri devam ederken, uluslararası gündemin öncelikleri değişebiliyor. Bu durum, Ukrayna’daki barış müzakereleri ile Gazze’de yürütülen barış planına olan küresel ilginin azalmasına yol açıyor. Bu gelişmeleri stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bu nedenle taraflara sürekli olarak dikkatlerin dağılmaması gerektiğini hatırlatıyoruz. Hem Ukrayna’daki savaş hem de Gazze meselesi son derece önemli. Uluslararası toplumun bu iki konuya da aynı anda odaklanabilecek kapasitesi var ve bu odağın korunması gerekiyor. “YETER Kİ BARIŞ GELSİN” Bununla birlikte Fidan, Türkiye’nin liderler düzeyinde bir zirveye ev sahipliği yapmaya her daim hazır olduğunu vurgu yaparak, “Hem de teknik düzeyde yapılacak görüşmeleri yürütmede biz hazırız. Bunda hiçbir sıkıntımız yok. Daha önce nasıl yaptıysak, bundan sonra da onu yapmaya hazırız. Başka yerde yapılan bütün görüşmelere de destek vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin. Yani iyilik sadece bizim elimizle gelmek zorunda değil. Başkasının eline de gelse, iyilik iyiliktir ve saygıya değerdir. Her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin.” cümlelerini sarf etti. Buunla birlikte Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı Dimçioğlu: Türkiye tüm dünyaya bir saha açtı Haber

Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı Dimçioğlu: Türkiye tüm dünyaya bir saha açtı

Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı Yuriy Dimçioğlu; Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nu (ADF2026) Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına değerlendirdi. DİMÇOĞLU, FORUMDA KONUŞULAN KONULARIN UKRAYNA İÇİN ÖNEMİNİ DİLE GETİRDİ Ukrayna heyetiyle birlikte foruma katılan Dimçoğlu, ADF2026 kapsamında tertip edilen programları değerlendirdi. Forum kapsamında ele alınan konuların Gagauzlar ve Ukrayna açısından öneminin altını çizen Dimçoğlu, “Ukrayna Gagauz Dernekleri Başkanı olarak Ukrayna Dışişleri Bakanlığı heyeti ile beraber buraya ilk defa geldim ve gerçekten ne kadar güçlü, ne kadar önemli ve ne kadar verimli bir platform olduğunu gördüm. Bu platformu kuran Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, tüm dünyaya çok güzel bir saha açtı. Burada konuşulan, çalışılan, görüşülen konular bizim ülkemiz olan Ukrayna için çok önemlidir.” ifadelerini kullandı. “BUGÜN TEK BAYRAK, UKRAYNA BAYRAĞI; BİZ DE BU BAYRAĞIN ALTINDAYIZ” Ukrayna’nın yaşadığı sorunların forum kapsamında yoğun bir şekilde tartışıldığını kaydeden Dimçoğlu, Ukrayna’nın ayrıca Gagauzlar için önemini vurguladı. “Biz Ukrayna’nın bir parçasıyız, biz Ukrayna’nın önemli bir halkıyız. Ukrayna’daki Gagauzlar ve Ukrayna’daki tüm halklar bugün devleti desteklemekte ve devlete tüm borçlarını ödemektedir çünkü gerçek bağımsızlığı şu anda hissediyoruz.” şeklinde konuşan Dimçoğlu, Gagauzların ülkülerinin peşinden gittiğini dile getirerek “Hangi halktan olunduğu fark etmez: Bugün tek bayrak, Ukrayna bayrağı; biz de bu bayrağın altındayız.” vurgusu yaptı. DİMÇOĞLU, ODESA BÖLGESİNİN RUS SALDIRILARININ HEDEFİNDE OLDUĞUNU BELİRTTİ Öte yandan Gagauzların yoğun olarak yaşadığı Ukrayna’nın Odesa bölgesinin stratejik önemine dikkat çeken Dimçoğlu, bölgenin özellikle son aylarda devamlı Rus saldırılarının hedefinde olduğunu belirtti. Rusya’nın saldırılarıyla bölgenin altyapısını hedef aldığını dile getiren Dimçoğlu, “Maalesef sivil halk da bu saldırılarda zarar görüyor. Mesela benim geldiğim gece Odesa bombalandıktan sonra 8 kişi vefat etti, 20’den fazla kişi yaralandı.” dedi. Ayrıca Ukrayna halkının savaş koşullarında yaşamaya alışmak zorunda kaldığını ifade eden Dimçoğlu, son olarak Ukrayna’nın içinde bulunduğu zor zamanların en kısa sürede sona ermesi temennisinde bulundu.

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa’dan QHA’ya açıklamalar Haber

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa’dan QHA’ya açıklamalar

İskeçe Müftüsü ve Batı Trakya Türk Azınlığı Danışma Kurulu Başkanı Mustafa Trampa, son dönemde Türkiye ve Yunanistan Dışişleri Bakanlarının Batı Trakya temasıyla karşılıklı açıklamalarda bulunmasıyla birlikte bölgedeki son gelişmeler ve Batı Trakya Türklerinin durumu hususunda Kırım Haber Ajansı (QHA) mikrofonlarına konuştu. “BU SORUNLARIN TEMELİNDE (YUNANİSTAN’IN) İNKÂR POLİTİKASI VAR” Kimlik ve dinî özgürlükler üzerine yapılan açıklamalar konusunda “Batı Trakya Türk azınlığının temel bazı sorunları var; bunlar, yıllarca devam edegelen sorunlar. Bu sorunların temelinde de (Yunanistan’ın) inkâr politikası var.” şeklinde konuştu. Trampa, Batı Trakya Türk azınlığına haklarını veren Lozan Antlaşması ve Atina Antlaşması gibi uluslararası antlaşmalarda yer alan hükümlerin Batı Trakya Türkleri tarafından talep edildiğini fakat Yunanistan hükûmetinin söz konusu talepleri kabul etmediğini dile getirdi. “Lozan Antlaşmasını sadece Türkiye ve Yunanistan imzalamadı. Burada Birleşik Krallık ve Fransa gibi diğer ülkeler de var. Dolayısıyla Lozan’ın hükümleri, belirli azınlıkları ilgilendiren 37. ve 44. maddeler arasındaki o maddelerin uygulanmasını istiyoruz.” ifadelerini kullanan Trampa; Lozan’a göre dinî özgürlükler anlamında bir azınlığın kendi iradesiyle, bulunduğu ülkedeki dinî yapıyı belirleme, dinî liderinin seçme ve sivil toplum kuruluşlarını kurma, yönetme ve denetleme hakkı olduğunu hatırlattı. Yunanistan’ın ise Batı Trakya Türklerine ait söz konusu hakları kabul etmediğini ve Batı Trakya Türklerinin yıllarca mücadele içerisinde olduğunu kaydeden Trampa, 1985 yılında başlayıp 1990 yılında daha ön plana çıkan bir müftülük tayininin gündeme geldiğini belirtti. Trampa, “Vefat eden İskeçe Müftüsü Mustafa Hilmi’den sonra Mehmet Emin Aga’nın halk tarafından müftülüğe seçilmesiyle birlikte bir tayin söz konusu oldu. Yunan devleti dedi ki ‘Ben kendi insanımı tayin ederim.’. Azınlık diyor ki ‘Hayır, bizim uluslararası antlaşmalardan doğan bir hakkımız var, biz kendi müftümüzü kendimiz seçeriz.’. Böyle bir problem başladı, hâlâ bugün de devam ediyor.” değerlendirmesini yaptı. YUNANİSTAN, BATI TRAKYA TÜRKLERİNİN TEMEL HAKLARINI İHLAL EDİYOR Yunanistan’ın en son 2022 yılında çıkarılan bir yasayla kendi insanlarını tayin etme girişiminde bulunduğunu ve Dimetoka’da bir tayin gerçekleştirdiğini kaydeden Trampa, şimdi yapılan hazırlıkların ise İskeçe ve Gümülcine’ye de aynı şekilde tayinler gerçekleştirmek için bir “formül” niteliğinde olduğunu ve Batı Trakya Türklerinin de buna itiraz ettiğini belirtti. “Sağ olsun, ana vatanımız her zaman bizi destekliyor, her zaman bizim varlığımıza güç ve moral katıyor. (Türkiye Cumhuriyeti) Dışişleri Bakanlığının açıklaması da bu yönde, azınlığın temel hak ve hukukunun özellikle Lozan merkezli uluslararası antlaşmalarda belirlendiği dile getiriliyor. Yunan devleti de kendilerine göre ‘Bu bizim iç meselemizdir,’ şeklinde bunun antitezini üretiyor halbuki iç meselesi değil, biz resmî bir azınlığız.” değerlendirmesini yapan Trampa, uluslararası antlaşmalarla İstanbul’daki Hıristiyan Ortodoks azınlığına mütekabil Batı Trakya Türklerinin de Batı Trakya’da Türk azınlık olarak bırakıldığını ve antlaşmalarda da haklarının belirlendiğini beyan etti. YUNANİSTAN, “TÜRK” KELİMESİ OLAN TABELAYI İNDİRDİ! “Bizim söylediğimiz şey gayet açık ve net ama maalesef bugün kabul edilmediği zaman böyle sorunlarla karşılaşıyoruz.” şeklinde konuşan Trampa öte yandan, Dışişleri Bakanlıkları tarafından karşılıklı yapılan diğer açıklamalara göre Batı Trakya tarihinin ilk sivil toplum kuruluşu olan İskeçe Türk Birliğinin tabelasında “Türk” kelimesi olduğu için Yunanistan’ın tabelayı indirdiğini ve konuyla ilgili mahkeme sürecinin başlatıldığını dile getirdi. Mahkeme süreci neticesinde iç hukuk yollarının tükenmesinin ardından Avrupa İnsan Hakları Mahkemesine (AİHM) başvurulduğunu bildiren Trampa, Mahkemenin Batı Trakya Türklerini haklı bulmasına rağmen Yunanistan’ın hâlâ ilgili kararı uygulamadığını kaydetti. Öte yandan Trampa, şu ifadelere yer verdi: Böyle yıl dönümlerinde yapılan paylaşımlarla ve açıklamalarla ana vatanımız Türkiye, ‘Artık bu hak verilsin,’ diyor ama Yunan devleti de ‘Hayır, Batı Trakya’da Türk yoktur,’ mânâsında ‘(Batı Trakya Türkleri) Lozan’da ‘Müslüman azınlık’ olarak tanımlanıyor,’ gibi farklı bir literatürle bu işi sürekli problematize ediyor. Biz tabii ki her platformda şunu söylüyoruz, Batı Trakya Türk azınlığı, kendini Türk olarak ifade ediyor. Biz Türk’üz, Müslümanız, elhamdülillah. Değerlerimizi ve her şeyimizi bir orada yaşamaya devam ediyoruz ve bundan sonra da inşallah böyle olmaya devam edecek. Ayrıca ADF2026’nın açılış konuşmasında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Batı Trakya Türk azınlığının ihlal edilen haklarının iadesi noktasında değerlendirmelerde bulunduğunu hatırlatan Trampa, Batı Trakya Türklerinin haklarının Forumda gündeme getirilmesinin önemine dikkat çekti.

Sıbiha ADF2026’yı QHA’ya değerlendirdi: Kırımoğlu ve Çubarov’un varlığı diplomatik gücümüzü artırdı Haber

Sıbiha ADF2026’yı QHA’ya değerlendirdi: Kırımoğlu ve Çubarov’un varlığı diplomatik gücümüzü artırdı

"Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’na (ADF2026) konuşmacı olarak katılan Ukrayna Dışişleri Bakanı Andriy Sıbiha (Andrii Sybiha), savaşın gölgesinde yürütülen diplomasi mücadelesini Kırım Haber Ajansı’na (QHA) değerlendirdi. Ukrayna’nın artık sadece destek bekleyen bir ülke konumundan çıkıp, bölge ülkeleri için vazgeçilmez bir güvenlik ortağına dönüştüğünü ifade eden Sıbiha, bu yeni gerçekliğin küresel arenada tescillendiğini belirtti. Özellikle Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM Başkanı Refat Çubarov’un forumdaki varlığının Ukrayna diplomasisine eşsiz bir moral ve argüman gücü kattığını kaydeden Sıbiha, Kırım davasının küresel gündemde tutulması gerektiğini vurguladı. GÜVENLİK ORTAKLIĞINDA YENİ DÖNEM VE ORTA DOĞU DENGESİ Ukrayna’nın güvenlik alanında bir "katılımcı ve sağlayıcı" olarak tanınmasının önemine dikkat çeken Sıbiha, “Ukrayna'nın bir güvenlik sağlayıcısı olarak yeni rolü ve bölgedeki birçok ülkenin kendi güvenliğini güçlendirmek için ihtiyaç duyduğu vazgeçilmez bir ortak olduğu artık net bir şekilde kabul görüyor. Bu artık bir gerçek. Şimdi bunu pekiştirmek ve geliştirmek çok önemli.” diyerek Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelenskıy’ın Orta Doğu ziyaretinin ve ziyaret çerçevesinde imzalanan anlaşmaların bu bağlamda büyük önem taşıdığını vurguladı. Rusya’nın Orta Doğu’daki istikrarsızlığı kendi lehine çevirme çabalarına karşı uyaran bakan, Moskova’nın enerji fiyatlarındaki artıştan "kanlı para" kazanmasını ve dikkatleri Ukrayna’dan başka yöne çekerek yaptırımları hafifletme girişimlerini engellemek için aktif bir diplomasi yürüttüklerini kaydetti. Ayrıca, Batı’nın askerî desteğinin başka bölgelere kaydırılması riskine karşı müttefiklerle koordinasyon içinde olduklarını vurguladı. TÜRKİYE İLE “YERDEN UZAYA” ULAŞAN STRATEJİK ORTAKLIK Türkiye ile olan ikili ilişkileri değerlendiren Bakan Sıbiha, “Türkiye bizim için stratejik ve son derece önemli bir ortaktır.” diyerek iki ülkenin birbirine rakip değil, aksine birbirini tamamlayan güçler olduğunun altını çizdi. Karadeniz’deki ortak güvenlik sınamalarından enerji projelerine kadar iş birliği yelpazesinin çok geniş olduğunu belirten Bakan, “Her zaman söylerim; perspektiflerimiz ‘yerden uzaya kadar’ uzanıyor. Bu gerçekten de böyle.” şeklinde konuştu. İkili ticaret hacminin bir önceki yıla oranla yüzde 30 artarak 7 milyar dolara ulaştığını kaydeden Sıbiha, Serbest Ticaret Anlaşması’nın Ukrayna Parlamentosunda onaylanmasıyla bu rakamın çok daha yukarılara taşınacağını ifade etti. Özellikle Hürmüz Boğazı’ndaki tıkanıklıklar sonrası ortaya çıkan alternatif lojistik hatlar konusunda Türkiye ve Suriye üzerinden Körfez ülkelerine ulaşacak kara yolları üzerinde çalıştıklarını da sözlerine ekledi. KÜRESEL GÜNEY VE UKRAYNA’NIN DİPLOMATİK KUŞATMASI Forum süresince özellikle Küresel Güney ve Afrika ülkelerine odaklandığını belirten Sıbiha, Antalya’da ondan fazla dışişleri bakanıyla son derece verimli görüşmeler gerçekleştirdiğini duyurdu. Her platformu adil ve kalıcı bir barışa yaklaşmak için kullandıklarını söyleyen Bakan, “Ukrayna'nın sesi güçlü ve artık farklı çıkıyor. Ortaklarımız için barış çabalarımıza dair değerlendirmelerimizi duymak çok önemliydi. Adil ve kalıcı bir barışı yakınlaştırmak adına her fırsatı, her toplantıyı ve her konuşmayı değerlendirmek için bugün buradayım. Müttefiklerimiz var, yeni ittifaklar kuruyoruz ve tüm bunları pekiştirmek için bu tür platformlara ihtiyacımız var.” dedi. KIRIM VE MİLLÎ MÜCADELE FORUMUN MERKEZİNDE Ukrayna heyetinin en güçlü yanlarından birinin "çeşitlilikteki birlik" olduğunu vurgulayan Sıbiha, Kırım Tatar halkının millî lideri Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ve KTMM Başkanı Refat Çubarov’un forumdaki varlığına özel bir parantez açtı. Kırım davasının Ukrayna’nın barış ajandasından asla ayrılamayacağını belirten Bakan, Kırım Tatar liderliğinin temsilinin Ukrayna’nın argümanlarını güçlendirdiğini ve müzakere pozisyonunu tahkim ettiğini söyledi. "Kırım Ukrayna’dır" gerçeğinin dünya kamuoyunun gündeminde kalmasının hayati olduğunu hatırlatan Sıbiha, bu güçlü katılımın Ukrayna’nın moral ve diplomatik üstünlüğünü simgelediğini ifade ederek sözlerini tamamladı.

ADF2026'da Balkanlar'da barış ve istikrar ele alındı Haber

ADF2026'da Balkanlar'da barış ve istikrar ele alındı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının ev sahipliğinde ve "Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek" ana temasıyla küresel sistemdeki derinleşen krizlere çözüm aramak amacıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu’nun (ADF2026) “Balkanlarda Barışın Sağlanması: Diyalog, İş Dünyası ve Bağlantısallık” oturumu, 18 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirildi. Bölgesel İşbirliği Konseyi (BİK) Genel Sekreteri Amer Kapetanoviç’in moderatörlüğünde tertip edilen oturumda; Balkanlar’daki bölgesel diyalog, bölgesel güvenlik, altyapı projeleri, enerji güvenliği ve savunma iş birliği konuları masaya yatırıldı. BALKANLAR’DA BARIŞ VE İSTİKRAR MERCEK ALTINA ALINDI Oturumda; Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakan Yardımcısı ve Avrupa Birliği (AB) Başkanı Büyükelçi Mehmet Kemal Bozay, Karadağ Uluslararası İlişkilerden Sorumlu Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Ervin İbrahimoviç, Kosova Birinci Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri ve Diaspora Bakanı Glauk Konjufca, Bosna Hersek Dışişleri Bakanı Elmedin Konakoviç, Kuzey Makedonya Dışişleri ve İhracat Bakanı Timço Mucunski, Arnavutluk Dışişleri ve AB Bakanı Ferit Hoxha, Hırvatistan Dışişleri ve AB ile İlişkiler Bakan Yardımcısı Frano Matuşiç ve Sırbistan Dışişleri Bakanı Marko Duriç yer aldı. URKAYNA-RUSYA SAVAŞI, BALKANLAR AÇISINDAN DA BİR TEHDİT OLUŞTURUYOR Konjufca, Kosova halkının 1990’lı yıllarda büyük acılarla sınandığını belirterek “Bizim kadar barış ve istikrar isteyen başka bir millet olduğunu düşünmüyorum.” şeklinde konuşarak Balkanlar’da sürdürülebilir barış ve istikrarın elde edilebilmesi için ise bu kavramların nasıl algılandığının belirlenmesi gerektiğini ifade etti. “Güvenlik tehdit altındaysa hiçbir şey ilerleyemez, diğer bütün konular ise çözümsüz kalır.” diyen Konjufca, bununla birlikte Ukrayna-Rusya Savaşı’nın bir ülkeyi yıkıma uğratmak, Avrupa değerlerinin korunduğu Ukrayna ile Ukrayna halkının özgürlüğünü hedef alarak Ukrayna halkını yok etmek gibi kabul edilemez bir amaca dayandığının altını çizdi. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Kosova sınırına kadar geldiğine dikkat çeken Konjufca, öte yandan bu durumun 2022 yılından beri yaşandığını vurgulayarak “Bu çatışma, Rusya Federasyonu’nun çıkarları ile başlayan ve Balkanlar’a kadar olan hibrit diyebileceğimiz bir saldırıdır.” değerlendirmesini yaptı. “BİR AĞAÇ DİKMEK İÇİN EN İYİ ZAMAN 20 YIL ÖNCESİDİR” Bakan Yardımcısı Bozay, Türklerin “Bir ağaç dikmek için en iyi zaman 20 yıl öncesidir.” sözüne atıf yaparak Batı Balkanlar’da istikrarı elde edebilmek için ise en uygun zamanın bugün olduğunu belirtti. Balkanlar’ın ve Avrupa’nın “ağacını dikmek” ve Balkanlar ile Avrasya arasındaki bağların güçlendirilmesinin önemini dile getiren Bozay, bölgede barışın kalıcı hâle getirilmesi için bölgesel sahiplenme ve kapsayıcılık ile birlikte enerjide, insanlar arasındaki ve ticari ilişkilerdeki bağlantılar olacak şekilde ana dallar olduğunu bildirdi. Bozay, son olarak beyin göçünün önlenmesi gerektiğini belirtti. “BATI BALKANLAR’DA GÜVEN OLMADAN HİÇBİR İŞ SONUCA ULAŞTIRILAMAYACAKTIR” Hoxha, dünyada jeopolitik açıdan problemlerin olduğunu dile getirerek “Nereden geldiğimizi biliyoruz, geçmişi biliyoruz ama önümüzde ne olduğunu bilmiyoruz fakat bu birliğimizi etkilememeli.” dedi. Bölgede barışın sağlanmasının yalnızca çatışmaların yokluğu demek olmadığını ve daha fazlasının yapılması gerektiğini, aksi takdirde kırılganlığın devam edeceğini ifade eden Hoxha; ekonomik büyüme, demokratik kurumlar ve Avrupa’nın ortak geleceğine yatırım yapılması gerektiğini belirtti. “Bütün bunlara sahibiz, sadece konsolidasyonun gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Batı Balkanlar’da güven olmadan hiçbir iş sonuca ulaştırılamayacaktır. Güven demek, yalnızca kâğıt üzerinde olan antlaşmalar değildir, o antlaşmaların aynı zamanda uygulamaya konulması lazımdır.” şeklinde konuşan Hoxha, Batı Balkanlar’ın hâlen yaralarını sarmakta olduğuna dikkat çekti. Hoxha, bölge ülkelerinin yalnızca komşu değil, ortak olmaları gerektiğinin de altını çizdi. “CESUR LİDERLERE İHTİYACIMIZ VAR” Konakoviç, bölgede liderliğe yönelik ihtiyaca vurgu yaparak “Cesur liderlere ihtiyacımız var, liderlerimiz cesaretli değil. Siyasetimiz, geçmişe mahkûm durumdadır. Milletler arasında güveni inşa edecek, geçmişteki sorunların üstesinden gelecek, ortak menfaat duygusunu kavrayacak yeni ve cesur liderlere ihtiyacımız var çünkü birçok ortak menfaatimiz bulunmakla birlikte aynı zamanda sorunlar da yaşamaktayız. İnsanlarımız, yeni fırsatlar elde etmek üzere çoğunlukla ülkelerinden kaçıp AB’ye gitmektedirler.” ifadelerini kullandı. Balkanlar’daki kamuoyu tartışmalarının tekrar savaş etrafında şekillendiğini dile getiren Konakoviç, Arnavutluk ve Kosova arasında 637 yıl önce gerçekleşen savaşın tekrar gündeme getirildiğini hatırlattı. Konakoviç, “Neden şimdi bunları duyuyoruz biliyor musunuz? Çünkü dünya üzerindeki en kötü siyasetçiler bizde.” şeklinde konuşarak Balkanlar’da tarihî gerçekliklerin değiştirilmesine dikkat çekerek Balkanlar’daki siyasetçilere sorumluluk alması ve mevcut fırsatları değerlendirmesi çağrısında bulundu. Konakoviç, öte yandan Selanik Zirvesi’nden sonra AB’nin nihayet Balkan ülkelerine karşı dürüst bir yaklaşımda bulunduğunu belirterek bunun sebebinin AB’nin Ukrayna-Rusya Savaşı kaynaklı hissettiği korku olduğunu kaydetti. Mucunski ise “hayat”, “ekim” ve “tohum” kavramlarına dikkat çekerek Balkan ülkelerinin kat etmesi gereken çok yol olduğunu belirtti. Matuşiç ise Türkiye’nin NATO içerisinde önemli bir rolü olduğunu kaydetti. Ayrıca İbrahimoviç ise “Güven yoksa uygulama da yoktur.” şeklinde konuşarak komşuluk ilişkilerine, Avrupa ile entegrasyona ve bölgesel çapta kurulacak ilişkilerin kalitesinin önemine vurgu yaptı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.