SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Baskı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Baskı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Baskı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Bilim kılıfı altında yağma: Butyagin Davası Kırım’daki hukuksuzluğu açığa çıkarıyor Haber

Bilim kılıfı altında yağma: Butyagin Davası Kırım’daki hukuksuzluğu açığa çıkarıyor

İşgal altındaki Kırım’da yasa dışı arkeolojik faaliyet yürüttüğü gerekçesiyle aranan Rusya vatandaşı Aleksandr Butyagin’in Varşova’da gözaltına alınması ve Ukrayna’ya olası iadesi, yalnızca bireysel bir dava değil; Rusya’nın uluslararası hukuku sistematik biçimde ihlal etmesine karşı kritik bir sınav ve emsal niteliğinde bir süreç olarak görülüyor. Hermitaj Müzesi çalışanı Butyagin, Hollanda’dan Balkanlara seyahat ederken 11 Aralık 2025’te Varşova’dan transit geçtiği sırada Polonya İç Güvenlik Ajansı tarafından durdurularak gözaltına alındı. Ardından Polonya mahkemesi, savcılıkta ifade vermeyi reddeden bilim insanı hakkında 40 günlük tutukluluk kararı verdi. 12 Ocak'ta ise Butyagin'in tutukluluk süresi uzatıldı. Varşova Bölge Mahkemesi, iade sürecinin sağlıklı şekilde yürütülmesi için tutukluluğun gerekli olduğuna hükmetti. Varşova Bölge Savcılığı, Butyagin’in Ukrayna’ya iadesine destek verdi. Butyagin’in Ukrayna’ya iadesinin hukuken mümkün olup olmadığı, 15 Ocak Perşembe günü yapılacak bir sonraki duruşmada ele alınacak. Mahkemenin olumlu karar vermesi halinde, nihai karar Polonya Adalet Bakanına ait olacak. MOSKOVA’DAN VARŞOVA’YA SERT TEPKİ Butyagin’in, işgal altındaki Kırım’da Ukrayna’nın izni olmadan yürütülen arkeolojik kazılara katıldığı gerekçesiyle Polonya’da tutuklanması Moskova’nın sert tepkisini beraberinde getirdi. Rusya Dışişleri Bakanlığı, 13 Ocak’ta Polonya’nın Moldova Büyükelçisini bakanlığa çağırarak resmî protesto notası verdi ve Butyagin’in Ukrayna’ya iade edilmesine karşı “uyarı”da bulundu. Kremlin, davayı kamuoyuna “bilimsel faaliyet nedeniyle baskı” olarak sunmaya çalışsa da, bu söylem uluslararası hukuk açısından ciddi boşluklar barındırıyor. İŞGAL ALTINDAKİ TOPRAKLARDA UKRAYNA İZNİ OLMADAN “BİLİM” YAPILAMAZ Rus tarafının göz ardı ettiği temel husus, Kırım’ın uluslararası hukuk açısından Ukrayna’ya ait bir bölge olduğu ve Rusya tarafından geçici olarak işgal altında tutulduğu hususu. Bu statü, Birleşmiş Milletler Genel Kurulu tarafından kabul edilen çok sayıda kararla açık biçimde teyit edildi. Bu çerçevede, Ukrayna makamlarının izni olmaksızın işgal altındaki Kırım’da yürütülen her türlü arkeolojik kazı ve benzeri faaliyet, uluslararası hukuk bakımından hukuka aykırı kabul ediliyor. Lahey ve Cenevre Sözleşmeleri uyarınca, işgalci devletlerin işgal altındaki topraklarda arkeolojik kazı yapması, kültürel varlıklara el koyması ya da kültürel mirasa zarar verebilecek faaliyetlerde bulunması açık şekilde yasaklanmış durumda. RUSYA ARKEOLOJİ İLE YAĞMAYI KARIŞTIRIYOR Moskova’nın tepkisi, klasik bir diplomatik itirazın ötesine geçiyor. Uzmanlara göre bu tutum, Polonya’ya yönelik bilinçli siyasi ve diplomatik baskı, hatta dolaylı bir gözdağı niteliği taşıyor. Rus diplomasisi bir kez daha arkeoloji ile yağmayı, akademik çalışma ile işgal hukukunu ihlal etmeyi birbirine karıştırıyor. Özellikle konu Kırım olduğunda uluslararası hukuk, Kremlin’in söyleminde çoğu zaman “seçici” biçimde uygulanıyor. RUSYA BUTYAGİN’İ “BASKI KURBANI” OLARAK GÖSTERMEYE ÇALIŞIYOR Butyagin’in “bilim insanı” olarak sunulması, Rusya’nın Ukrayna’nın işgal altındaki bölgelerinde kültürel mirasa verdiği sistematik zararla yan yana konulduğunda özellikle çarpıcı bir çelişki yaratıyor. Kentlerin, müzelerin, tarihi yapıların bombalandığı; kültürel varlıkların yağmalandığı bir ortamda Moskova’nın bir anda “bilim özgürlüğü” savunuculuğuna soyunması, uluslararası kamuoyunda ikna edici bulunmuyor. BUTYAGİN DAVASI TEKİL SORUŞTURMANIN ÖTESİNDE Rus işgali altındaki Kırım’da yasa dışı kazı çalışmaları yürüterek Ukrayna'nın kültürel mirasına verdiği zarar nedeniyle Ukrayna tarafından aranan Aleksandr Butyagin’in davası, tekil bir ceza soruşturmasının çok ötesinde anlam taşıyor. Bu dava, Rusya vatandaşlarının işgal altındaki Ukrayna topraklarında işledikleri suçlar nedeniyle uluslararası düzeyde sorumluluk altına alınabileceğini gösterme potansiyeline sahip. Özellikle kültürel mirasın korunması alanında oluşabilecek bir emsal, gelecekte benzer vakaların yargı önüne taşınmasının da önünü açabilir. RUSYA HUKUKİ EMSALDEN KORKUYOR Rusya’nın Polonya üzerindeki baskısı, bir güç gösterisinden çok, hukuki bir emsalden duyulan korkunun işareti olarak değerlendiriliyor. Yıllarca “Kırım bizim” diye tekrarlansa bile, belgelerin, anlaşmaların ve uluslararası hukukun başka bir şeyi hatırladığını gösteren bir emsal. Çünkü uluslararası hukuk, propaganda ile ortadan kalkmaz. İmzalar silinmez, sözleşmeler geçerliliğini yitirmez, sorumluluklar da televizyon anlatılarıyla yok olmaz.

Kırım’da baskı derinleşiyor: Kırım Tatar sunucusu Lenora Dülber’e para cezası Haber

Kırım’da baskı derinleşiyor: Kırım Tatar sunucusu Lenora Dülber’e para cezası

Rus işgal güçleri tarafından 4 Aralık 2025 tarihinde Kırım’ın Sudak kentindeki evinde alıkonulan Kırım Tatar araştırmacı ve sunucu Lenora Dülber’in “Rus ordusunun itibarını zedeleme” ve “aşırılıkçı materyal üretimi” suçlamalarıyla 33 bin ruble para cezasına çarptırıldığı öğrenildi. Kırım’daki insan hakları ihlallerini takip ederek kamuoyuna duyuran "Mahkeme: Kırım Bölümü" adlı girişim tarafından bugün yapılan açıklamada, Akmescit’teki (Simferopol) Kremlin kontrolündeki sözde Kiyevskiy Bölge Mahkemesinin Lenora Dülber’i “Rus ordusunun itibarını zedeleme” ve “aşırılıkçı materyal üretimi” suçlamalarıyla 33 bin ruble para cezasına çarptırıldığı bildirdi. İnsan hakları savunucuları işgalci mahkemenin Lenora Dülber hakkında verdiği iki kararın da alıkonulduğu gün tarihli olduğuna dikkat çekildi. Mahkeme kararlarından birinde, Kırım’daki Franko Bilim Kütüphanesi’nde bulunan Dülber’e ait “Siyasi Dönüşüm Bağlamında Kırım Tatarları” adlı akademik çalışmada, sözde uzmanlar tarafından Hizb ut-Tahrir ve Kırım Tatar Milli Meclisi faaliyetlerini “meşrulaştırma” unsurları tespit edildiği iddia edildi. İnsan hakları savunucularına göre, söz konusu eser bilimsel bir çalışma olduğu için “aşırılıkçı materyal yayma” suçlamasına konu edilmesi hukuken mümkün değil. Bu durumun, Rus işgal güçleri ve yargı organları tarafından da bilindiği, buna rağmen sürecin kasıtlı biçimde işletildiği vurgulandı. Açıklamada, Lenora Dülber’e yönelik adımların ideolojik görüşleri nedeniyle bir kişiyi hedef alan sistematik bir baskı niteliği taşıdığı ve bunun uluslararası hukuk açısından insanlığa karşı suç kapsamına girebileceği belirtildi. EVİNDE ARAMA YAPILDI VE ALIKONULDU Lenora Dülber, 4 Aralık 2025'te sabah saat 05.00 civarında evine düzenlenen baskın ve aramanın ardından işgalciler tarafından Akmescit'te bulunan FSB ofisine götürüldü. Gazeteci, daha sonra aynı gün içinde serbest bırakıldı. Kırım Dayanışması sivil teşkilâtına konuşan gazetecinin annesi Elmira Dülber, Rus işgal güçlerinin evin tüm bölümlerine girdiğini ve hem avluda hem de odalarda eş zamanlı çalıştığını aktardı. Annenin ifadesine göre, "soruşturmacılar" kitapları, belgeleri ve teknolojik cihazları detaylıca inceledi. Aramanın ardından gazetecinin bilgisayarı ve telefonuna el konuldu. KIRIM'DAKİ BASKILAR ARTIYOR Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, “İşgal altındaki Kırım'da bu kez tanınmış bir araştırmacı ve gazeteciye yönelik yeni bir baskın ve arama, Kırım Tatar halkının iradesini kırmak ve onları kendi vatanları Kırım’dan uzaklaştırmak amacıyla uygulanan baskı ve zulmün daha da arttığını gösteriyor.” ifadelerini kullanmıştı.

Ukrayna, İran rejimine karşı uluslararası baskının artırılması gerektiğini vurguladı Haber

Ukrayna, İran rejimine karşı uluslararası baskının artırılması gerektiğini vurguladı

Ukrayna, İran’daki iç gelişmeler ve Tahran yönetiminin Rusya’ya verdiği destek nedeniyle uluslararası topluma seslendi. Ukrayna Dışişleri Bakanı Andiry Sıbiha, İran’ın hem kendi vatandaşlarına karşı uyguladığı şiddetin hem de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşa verdiği desteğin aynı baskıcı politikanın parçaları olduğunu ifade etti. SİVİL HAKLARA VURGU İran halkının temel sivil hakları hak ettiğini vurgulayan Bakan Sıbiha sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada; bilgiye erişim, barışçıl toplanma özgürlüğü ve güvenlik içinde yaşama hakkının evrensel değerler olduğunu kaydetti. Sıbiha, “İran halkı korkudan uzak, özgürlük, güvenlik ve refah içinde normal bir yaşamı hak ediyor.” vurgusu yaptı. UKRAYNA’DAN İRAN YÖNETİMİNE ÇAĞRI Totaliter ve otoriter geçmişten geçen bir ülke olarak Ukrayna’nın sivil hakların önemini çok iyi bildiğini belirten Sıbiha, İran makamlarını protestoculara yönelik şiddetten kaçınmaya çağırdı. Bakan Sıbiha, uluslararası toplumu İran rejimine yönelik baskıyı artırmaya davet ederek, bunun hem İran halkına uygulanan şiddet hem de Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşa verilen destek nedeniyle gerekli olduğunu vurguladı. İRAN’DA PROTESTOLAR İran’da 28 Aralık’tan bu yana ekonomik kriz, millî para biriminin değer kaybı ve yüksek enflasyon nedeniyle başlayan protestolar ülke geneline yayıldı. Gösteriler sırasında yaşanan olaylarda 50’den fazla kişinin hayatını kaybettiği bildirildi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı, ülkedeki güvenlik durumunun kötüleşmesi nedeniyle İran’da bulunan Ukrayna vatandaşlarına ülkeyi terk etmeleri yönünde tavsiyede bulundu. İran’ın dini lideri Ayetullah Ali Hamaney ise protestoları “dış güçlerin kışkırtması” olarak nitelendirdi.

Zelenskıy: ABD ile güvenlik garantilerine ilişkin ikili belge final aşamasında Haber

Zelenskıy: ABD ile güvenlik garantilerine ilişkin ikili belge final aşamasında

Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy, Fransa’da gerçekleştirilen temasların ardından Ukrayna ile ABD arasında güvenlik garantilerine ilişkin ikili belgenin final aşamasına geldiğini duyurdu. Cumhurbaşkanı Zelenskıy, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada, “Rüstem Umerov dün Fransa'da ekibimizin yürüttüğü görüşmelerin sonuçlarını hakkında bilgi verdi. Ukrayna için güvenlik garantilerine ilişkin ikili bir belge, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı ile en üst düzeyde nihai hale getirilmeye neredeyse hazır durumda.” ifadelerini kullandı. Cumhurbaşkanı Zelenskıy, Avrupa ülkeleri ile ABD ekiplerinin çalışmalarının eşgüdüm içinde sürdürülmesinin önemine dikkat çekti. Görüşmelerde Ukrayna’nın yeniden inşası ve ekonomik kalkınmasına ilişkin belgelerin de ele alındığını aktardı. Ayrıca savaşın sona erdirilmesine yönelik temel çerçeveye dair zor başlıkların masaya yatırıldığını belirten Zelenskıy, Ukrayna tarafının bu belgenin nihai hale getirilmesine ilişkin çeşitli seçenekler sunduğunu ifade etti. ABD’nin Rusya ile temas kuracağını bildiklerini söyleyen Zelenskıy, Moskova’nın savaşı gerçekten bitirmeye hazır olup olmadığına dair geri dönüş beklediklerini vurguladı. Zelenskıy, Kıyiv’e dönüşün ardından müzakere heyetinin görüşmelere ilişkin tüm ayrıntıları paylaşacağını kaydederek, Rusya’nın son saldırılarının Moskova’nın önceliklerinde bir değişim olmadığını gösterdiğini belirtti. Bu nedenle Rusya üzerindeki baskının artırılması gerektiğini dile getiren Zelenskıy, “Gelecekteki güvenlik garantilerinin gerçekçiliği, ortaklarımızın bu aşamada dahi saldırgana karşı etkili baskı uygulayabilme kapasitesiyle ölçülmelidir.” dedi. Ukrayna lideri, bu doğrultuda ortaklarla yeni temaslara hazırlandıklarını da sözlerine ekledi.

Kırım Müslümanları Dini İdaresi: Han Camisi’nin ele geçirilmesi Kırım’daki dini baskıların devamıdır Haber

Kırım Müslümanları Dini İdaresi: Han Camisi’nin ele geçirilmesi Kırım’daki dini baskıların devamıdır

Rusya tarafından 2014 yılında işgal edilen Kırım’da bağımsız dini cemaatlere baskı uygulanmaya devam ediyor. Rus işgal yönetiminin aralık ayında Kezlev’deki (Yevpatoria) tarihi Han Camisi’ni (Cuma Camisi) zorla kontrol altına aldığı öğrenildi. Kırım Özerk Cumhuriyeti Müslümanları Dini İdaresi, Rus işgal güçlerinin Kezlev’deki tarihî Han Camisi’ne baskın düzenlemesini, işgal altındaki Kırım’da dini cemaatlere yönelik süregelen baskının bir parçası olarak değerlendirdi. Açıklamada, Kremlin kontrolündeki sözde Kırım Müftülüğünün de sürece dahil olduğu operasyonun, bir “cemaatler arası anlaşmazlık” ya da “mahkeme kararlarının uygulanması” olarak sunulamayacağı vurgulanarak, “Bu, Müslüman yaşamını işgal yönetiminin hiyerarşisine tabi kılmayı amaçlayan, ‘böl ve yönet’ anlayışına dayalı bir operasyondur.” ifadelerine yer verildi. Kırım Müslümanları Dini İdaresine göre asıl mesele, taraflar arasındaki eski anlaşmazlıklar değil; işgal rejiminin hiçbir özerkliğe tahammül etmemesi. Açıklamada, “Bugün ‘uyum sağlamayanlar’ tasfiye ediliyor, yarın başkaları hedef alınabilir. En önemli ders ise şu: İşgal yönetimine sergilenen göstermelik sadakat hiçbir garanti sağlamaz. Aksine, kimi daha sonra ‘pazarlık unsuru’ olarak kullanabileceklerini gösterir. İşgal koşullarında ‘bizden olanlar’ yoktur; sadece kontrol edilenler ve henüz baskı altına alınmamış olanlar vardır.” denildi. Açıklamada, camiye düzenlenen baskının asıl amacının işgal yönetimine sadık bir imamın zorla atanması olduğu belirtilirken, “Kremlin’e bağlı Kırım Müftülüğü ise caminin ele geçirilmesini ve kapatılmasını, cemaati tasfiye eden işgal mahkemesi kararlarına dayandırarak ‘yasal’ göstermeye çalışıyor. Bu, tekelleşmenin işleyiş mekanizmasıdır: Önce yargı yoluyla ‘tasfiye’, ardından kutsal mekânın güç kullanılarak ‘boşaltılması’.” şeklinde kaydedildi ve bu tür baskıların sona ermesi için Kırım’ın Rus işgalinden kurtarılması gerektiği vurgulandı. “KIRIM TATAR HALKINA YÜRÜTÜLEN SİSTEMATİK BASKININ GÖSTERGESİ” Öte yandan Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) de Han Camisi’nin ele geçirilmesine ilişkin yaptığı değerlendirmede, bu süreçte kilit rolü işgal yönetimiyle iş birliği içinde hareket eden müftü Emirali Ablayev’in oynadığını vurguladı. KTMM açıklamasında, Han Camisi’ne yönelik müdahalenin Kırım Tatar halkına karşı yürütülen sistematik baskının açık bir göstergesi olduğu belirtildi. Açıklamada, “Han Camisi’nin ele geçirilmesi, Kırım Tatarlarına yönelik sistematik baskının, dini özgürlüğün yok edilmesinin ve Rusya’nın Kırım’daki işgal politikalarını meşrulaştırma çabalarının bir başka adımıdır.” ifadelerine yer verildi. KEZLEV’DEKİ CUMA CAMİSİ (HAN CAMİSİ) Mimar Sinan tarafından tasarlanan cami, 1552-1564 yılları arasında inşa edildi. Kırım’ın en büyük ve en görkemli camisi olan Cuma Camisi'nin yapımı 1552’de Kırım Hanı I. Devlet Giray tarafından başlatıldı. I. Devlet Giray Han, camiyi inşa etmek için Osmanlı mimarı Mimar Sinan’ı görevlendirdi ancak Mimar Sinan’ın, Kırım’a gidip gitmediği bilinmemektedir. Bununla birlikte Mimar Sinan'ın 1550-1557 yılları arasında Süleymaniye Camisi'nin yapımıyla meşgul olduğu için Kırım’a gitmediği ve verdiği talimatlarla kalfası ile yerli ustaların inşa ettiği tahmin ediliyor. Savaş olduğu için cami yapımı uzun sürmüş, 1564 yılında tamamlanmıştır. Hanların taç giyme törenlerinde de kullanılmış olan ve çok kubbeli yapısıyla Ukrayna’nın en büyük camileri arasında yer alan eser, Kezlev’in tarihi merkezinin simgelerinden biri olarak kabul ediliyor.

Ağır hasta Kırım Tatar siyasi tutsak Rusya’ya sevk edildi: Cezaevinde ilaç verilmiyor Haber

Ağır hasta Kırım Tatar siyasi tutsak Rusya’ya sevk edildi: Cezaevinde ilaç verilmiyor

İşgalci Rusya, karaciğer kanseri teşhisi konulan Kırım Tatar siyasi tutsak Lenur Halilov’u birkaç gün önce yasa dışı olarak işgal altındaki Kırım’dan Rusya’nın Arhangelsk kentindeki bir cezaevine sevk etti. Halilov’un şu anda karantina hücresinde tecrit altında tutulduğu ve sağlık durumunu hafifletecek gerekli ilaçların kendisine verilmediği bildirildi. AĞIR HASTALIKLARI SEBEBİYLE SERBEST BIRAKILMIŞTI Rus işgali altındaki Kırım’da Kırım Tatarlarına baskı uygulamak amacıyla kurgulanan sözde "Hizb-ut Tahrir Davası" kapsamında yasa dışı olarak 18 yıl hapis cezasına mahkûm edilen Kırım Tatar siyasi tutsak Lenur Halilov, ağustos ayında sağlık durumunun kötüleşmesi nedeniyle Rus cezaevinden tahliye edilmişti. Halilov’un karaciğer kanseri, lenf metastazı, kronik hepatit C, hipertansiyon ve böbrek kistleri gibi ciddi hastalıkları bulunuyor. Bu hastalıklar, Rusya hükûmetinin 54 sayılı kararnamesine göre dahi cezaevi koşullarında tutulması yasak olan rahatsızlıklar arasında yer alıyor. Bu nedenle Arhangelsk İsakogorsk Bölge Mahkemesi, Halilov’un tedavi için serbest bırakılmasına karar vermişti. Ancak ekim ayı ortasında savcılığın itirazı üzerine Arhangelsk Bölge Mahkemesi kararı bozarak Halilov’un yeniden cezaevine gönderilmesine hükmetti. 8 Kasım’da ise ağır hasta Halilov yeniden hapse gönderildi. RUS CEZAEVİNDE UYGUN TEDAVİ GÖREMİYOR Kırım Dayanışması sivil teşkilatına konuşan Halilov’un eşi Umida Hudoyberdiyeva, sevk sürecinin yaklaşık bir buçuk ay sürdüğünü ve eşinin acil tıbbi yardıma ihtiyaç duyduğunu ancak cezaevinde hiçbir tedavi uygulanmadığını belirtti. Hudoyberdiyeva, eşinin durumuna ilişkin şu ifadeleri kullandı: Arhangelsk’e ulaştı ve şu anda karantinada tutuluyor. Kendisine hiçbir ilaç verilmiyor. Karaciğeri çok ağrıyor, durumu ağır, aşırı halsiz. Her gün arıyor ve yardım edilmediğini söylüyorlar. Sadece nadiren genel bir ağrıkesici veriyorlar, onu da zorla. ‘Hastalıkların için ilacımız yok, seni tedavi edemeyiz’ diyorlar. Yanına aldığı ilaçlar sevk sırasında bitti. KIRIM TATARLARI AĞIR TAKİBAT ALTINDA Rus işgal güçleri, 10 Haziran 2019 sabahı Aluşta, Karasupazar ve Akmescit bölgelerinde Kırım Tatarlarının evlerine yasa dışı bir baskın düzenledi. Baskınlar sonrasında Eskender Süleymanov, Ayder Cepparov, Riza Omerov, Enver Omerov, Ruslan Mesutov, Lenur Halilov, Ruslan Nagayev, Eldar Kantemirov gözaltına alındı. Ayrıca, 9 Haziran 2019’u 10 Haziran 2019’a bağlayan gece, mahkeme duruşmasına katılmak üzere Rusya’nın Rostov-na-Donu şehrinde giden Kırım Tatar siyasi tutsakların akrabalarının bulunduğu bir araç, Kerç Köprüsü’ne giriş yaptığı sırada işgalci güçler tarafından durduruldu. Bunun sonucunda, Kırım Tatar siyasi tutsak Rüstem İsmailov’un kayınpederi Eskender Omerov alıkonuldu. Ocak 2021'de Rusya’nın Güney Askeri Bölge Mahkemesi, Kırım Tatarlar siyasi tutsakları Enver Omerov 18 yıl, Ayder Cepparov 17 yıl hapis ve Riza Omerov 13 yıl hapis cezasına mahkûm etti. Öte yandan Rus mahkemesi, Ağustos 2021’de Lenur Halilov, Ruslan Nagayev, Ruslan Mesutov ve Eldar Kantimirov hakkında aldığı kararları açıkladı. Buna göre; Lenur Halilov 18 yıl, Ruslan Mesutov 18 yıl, Ruslan Nagayev 13 yıl, Eldar Kantemirov 12 yıl hapis cezasına mahkûm edildi.

Rusya, haksız yere alıkoyduğu 4 Kırım Tatar kadını "terörist" ilan etti Haber

Rusya, haksız yere alıkoyduğu 4 Kırım Tatar kadını "terörist" ilan etti

Rusya, Kırım'da 15 Ekim 2025 tarihinde evlerine yapılan baskınlarla haksız yere alıkonulan Esma Nimetulayeva, Elvize Aliyeva, Fevziye Osmanova ve Nasibe Saidova’yı “aşırılıkçılar ve teröristler listesine” ekledi. Konu ile ilgili açıklama yapan Kırım Tatar Kaynak Merkezi, dört Kırım Tatar kadının 11 Aralık 2025 tarihinde “aşırılıkçılar ve teröristler listesine” eklendiğini belirterek, bu adımın işgalci yönetimin Kırım Tatar halkına yönelik baskıları artırmaya yönelik yeni bir hamle olduğuna dikkat çekti. Merkeze göre, Kırım Tatar kadınların “aşırıcı ve terörist” olarak damgalanması açık bir siyasi baskı aracıdır. Zira Rusya mevzuatına göre bu listeye alınan kişilerin banka hesapları otomatik olarak durduruluyor, mal varlıkları üzerinde tasarruf hakları kısıtlanıyor ve fiili bir ekonomik tecrit uygulanıyor. Bu uygulamanın temel hukuk ilkeleriyle, özellikle de masumiyet karinesiyle açıkça çeliştiği belirtilen açıklamada, “Zira söz konusu listeye dahil edilme işlemi, mahkeme kararı olmaksızın gerçekleştirilebilmekte ve bu durum, Rusya’nın ‘aşırılıkla ve terörle mücadele’ mevzuatını muhalif sesleri susturmak için kötüye kullandığını göstermektedir.” denildi. Kırım Tatar Kaynak Merkezi, Rusya Federasyonu’nun bu uygulamalarını ağır bir insan hakları ihlali olarak nitelendirerek, bunun ifade özgürlüğüne, düşünce ve vicdan özgürlüğüne yönelik bir saldırı olduğunu ve işgal altındaki Kırım’da yerli Kırım Tatar halkına karşı sürdürülen ayrımcı politikanın devamı niteliği taşıdığını vurguladı. KADINLAR SİYASÎ HEDEF HÂLİNE GELDİ İşgalci Rus güçleri 15 Ekim 2025 tarihinde aralarında siyasî tutsak Remzi Nimetulayev'in eşi Esma Nimetulayeva'nın da olduğu dört Kırım Tatar kadını haksız gerekçelerle alıkoyarak FSB Ofisine götürdü. Ertesi gün sözde mahkemeye çıkarılan Esma Nimetulayeva, Elviza Aliyeva, Nasiba Saidova ve Fevziye Osmanova sözde "terör örgütü faaliyeti yürütmek ve ilgili örgütün faaliyetlerine katılmakla" suçlanarak tutuklandı. İŞGALCİLERDEN BAŞÖRTÜSÜNE FİZİKSEL MÜDAHALE Gözaltı merkezine getirildiği ilk günlerde FSB görevlisi bir kadının Fevziye Osmanova'nın başörtüsü takmasını yasakladığı, hatta erkek görevlilerin yanında başörtüsünü yırttığı bildirildi. Öte yandan kendisiyle birlikte zorla alıkonulan diğer iki siyasî tutsak Esma Nimetulayeva ve Nesibe Saidova'nın da aynı muameleyle karşı karşıya kaldığı öğrenildi. KIRIM’DAN MOSKOVA’YA ADALET YOLCULUĞU Haksız yere alıkonulan dört Kırım Tatar kadının aileleri başta olmak üzere 16 Kırım Tatarından oluşan heyet Rusya İnsan Hakları Yetkilisi (Ombudsman) Tatyana Moskalkova ile görüşmek amacıyla 29 Ekim’de Kırım’dan Moskova’ya yola çıktı. Hak arayışı yolunda son 36 saat içinde Rus kolluk kuvvetleri tarafından 5 defa alıkonulan Kırım Tatarları, Rusya Ombudsmanlık Ofisine ulaşmaya başardı. Nasibe Saidova, Fevziye Osmanova ve Elvize Aliyeva’nın aileleri ile avukat Nazim Şeyhmambetov, haksız yere alıkonulan Kırım Tatar kadınların serbest bırakılması talebini içeren dilekçeyi Rusya Ombudsman Ofisine sundu. Dilekçeye Kırım’ın farklı şehir ve köylerinden toplanan 6,5 bin imza atıldı. Heyet aynı dilekçeyi Rusya Başsavcılığına ve Devlet Başkanlığı İdaresine de sundu.

Kırım’da siyasi baskı artıyor: Tutsak mağdur sayısı bir yılda 487’ye ulaştı Haber

Kırım’da siyasi baskı artıyor: Tutsak mağdur sayısı bir yılda 487’ye ulaştı

Kırım Tatar Kaynak Merkezi, işgal altındaki Kırım'da son bir yıl içinde siyasi gerekçelerle yargılanan ve takip edilen kişi sayısında korkutucu bir artış yaşandığını duyurdu. Merkezin verilerine göre, bir yıl önce 371 olarak kaydedilen siyasi tutsak ve baskı altındaki kişi sayısı 487’ye yükseldi. Bu kişilerden 273’ünün Kırım Tatarı olduğu belirtildi. Geçen yıl ise siyasi gerekçelerle kovuşturulan Kırım Tatarların sayısı 229 kişi idi. Bu artış, işgalci yönetimin özellikle yarımadanın yerli halkı olan Kırım Tatarları üzerindeki sistematik baskıyı daha da derinleştirdiğini ortaya koyuyor. Güncel tabloda yer alan 487 mağdurun yaklaşık yüzde 56’sını Kırım Tatarları oluşturuyor. Siyasi gerekçelerle takip edilen kişilerin mevcut durumlarına dair detayları paylaşan Kırım Tatar Kaynak Merkezine göre; 227 kişi (133’ü Kırım Tatarı) halihazırda cezaevlerinde hükümlü olarak tutuluyor. 99 kişi (47’si Kırım Tatarı) tutukevlerinde mahkeme süreçlerini beklerken, 60 kişi (29’u Kırım Tatarı) denetimli serbestlik veya adli kontrol şartıyla takip ediliyor. Ayrıca, 63 (36’sı Kırım Tatarı) kişinin serbest bırakıldığı ancak takip altında tutulduğu, 38 kişinin (28’i Kırım Tatarı) ise aktif olarak kovuşturmaya maruz kaldığı kaydedildi. İnsan hakları savunucuları, siyasi davaların kapsamının genişlediğini belirterek, neredeyse her gün listeye yeni isimlerin eklendiğini ve hukuki süreçlerin şeffaflıktan uzak bir şekilde yürütüldüğüne dikkat çekiyor.

Çubarov: Avukatlara yapılan baskınlar siyasi tutsaklara yardıma koşanlara misilleme Haber

Çubarov: Avukatlara yapılan baskınlar siyasi tutsaklara yardıma koşanlara misilleme

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Rus işgal güçlerinin, Kırım Tatar avukatlar Edem Semedlayev, Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlayeva, Rüstem Kamilev ve Lilya Gemeci’nin ofislerine yaptığı baskını sert bir dille kınadı. Baskını Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendiren KTMM Başkanı, bu eylemleri siyasi tutsaklara yardım edenlere yönelik bir "misilleme" olarak değerlendirdi ve az sayıdaki cesur avukatın da hedef alınmasının Rusya'nın Kırım Tatarlarına yönelik baskılarını daha da artıracağına işaret ettiğine dikkat çekti. İşgalcilerin Kırım Tatar avukatlarına uyguladığı baskıyı "ileri dönük bir tehdit" olarak nitelendiren Çubarov şu ifadeleri kullandı: Eğer Rus işgalciler sonuna kadar gider ve bu insanları 'terörist' maddeler çerçevesinde suçlarlarsa, bu, az sayıdaki avukatın da yokluğunda, Rus işgalcilerin Kırım'da Kırım Tatarlarına yönelik çok daha büyük çaplı zulümlere başlayabileceği anlamına gelir. Bu durumda siyasi baskı vakalarının yalnızca dünya kamuoyu için değil, bizzat Kırım’ın kendi içinde dahi görünmez hâlde kalacağını belirten Çubarov, “Yani avukatlara yönelik bu baskı hem bu cesur insanlara yönelik bir misilleme hem de işgalcilerin Kırım’da işleyecekleri yeni suçlara hazırlıktır.” dedi. Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulmün sürekli arttığını belirten KTMM Başkanı, “İşgalcilerin amacı net: Kırım Tatarlarının iradesini ezmek, yok etmek, kimsenin sesini çıkarmaya cesaret edememesini sağlamak ve bilhassa Rus işgalcilere karşı çıkmasını engellemek istiyorlar." şeklinde konuştu. Çubarov, “Bunu, insanların Kırım’ı terk etmesi için yapıyorlar; çünkü insanlar için artık yaşamanın imkânsız olduğu koşullar oluşturuyorlar.” dedi. İşgal altındaki Kırım'daki hukuksuzluğa karşı koyan, sahte suçlamalarla karşı karşıya kalan insanlara yardıma koşan avukatların sayısının son derece azaldığına dikkat çeken Çubarov, "Siyasi gerekçeli davalarda insanları savunan avukatların sayısı çok az. Çünkü hepsi baskı altına alındı; avukatlar siyasi tutsakları savunmaktan korkuyor. Hele ki siyasi gerekçeli davada suçlanan kişi bir de Kırım Tatarı ise, bu kişi savunmak isteyen çok az avukat bulunabiliyor. Son yıllarda alıkonulanların sayısı hızla artıyor öte yandan bu davalara bakmaya cesaret eden avukat sayısı bir elin parmaklarını geçmez hale geldi." ifadelerini kullandı. AVUKATLARIN OFİSİNE BASKIN Kremlin rejimi kontrolündeki sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezi görevlileri 11 Aralık 2025 tarihinde avukatların ofisine baskın düzenledi. Açıklamaya göre baskın sırasında ofiste siyasi davalarda aktif rol alan avukat Edem Semedlâyev ve hukukçular Nazim Şeyhmambetov, Elvina Semedlâyeva, Rüstem Kamilev, Lilya Gemeci bulunuyordu. Baskın sırasında ofiste olmayan avukat Emil Kurbedinov’un ise içeri alınmadığı bildirildi. İşgal güçlerinin, Kırım Tatar avukatları “terör örgütü faaliyeti yürütmek”, “terörizme yardım etmek” ve “vergi kaçırmak” gibi suçlamalarla hedef aldığı bildirildi. BASKINI İŞ BİRLİKÇİ ŞAMBAZOV KOORDİNE ETTİ Baskının sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezinin bölge şefi Ruslan Şambazov’un koordine ettiği bildirildi. İş birlikçi, vatan haini Şambazov'un Kırım'daki birçok aktivistin zulüm ve alıkonulmasında yer aldığını biliniyor. Ayrıca Şambazov, Kırım Tatarlarına karşı duyduğu aşırı nefretle tanınıyor. KIRIM TATARLARINI SAVUNAN AVUKATLAR HEDEF ALINIYOR Baskın, Kırım Tatar avukatlara yönelik yıllardır süren sistematik baskının devamı niteliği taşıyor. Kremlin rejimi kontrolündeki sözde Aşırılıkla Mücadele Merkezi görevlileri, ilk kez 2016 yılında avukatların ofisine zorla girmeye çalışmıştı. Bir yıl sonra aynı ekipler avukatların ofisine yeniden gelerek aynı gün Emil Kurbedinov’un evini de aramıştı. Ardından Kurbedinov, eski bir sosyal medya paylaşımı gerekçe gösterilerek “aşırıcılık” suçlamasıyla 10 gün tutuklanmıştı. 2018 yılında Rus işgal güçleri, Kırım Dayanışması sivil teşkilatının toplantılarına iki kez baskın düzenledi ve avukatlar Gemeci, Semedlayev ve Kurbedinov’a “Rusya’ya karşı aşırılık yanlısı eylemler” düzenledikleri iddiasıyla resmî uyarılar verdi. Aynı yıl Kurbedinov yeniden alıkonuldu; bu kez daha önce ceza aldığı aynı paylaşımın farklı bir sosyal medyada yer alması nedeniyle cezalandırıldı. Öte yandan baskılar yalnızca adli yollarla sınırlı kalmadı. 2018 sonunda kimliği belirsiz bir kişi, avukatların ofisine demir boru ile saldırarak pencereleri kırdı. 2019’da ise Lilya Gemeci, Nazim Şeyhmambetov ve Rüstem Kamilev hakkında disiplin süreçleri başlatılmaya çalışıldı. Gemeci hakkında, Kırım Tatarlarının terör suçlamalarıyla toplu hâlde hedef alınmasına dair verdiği bir röportaj nedeniyle “meslek etiğini ihlal” iddiasıyla soruşturma başlatılma girişiminde bulunuldu. Ardından diğer Kırım Tatar avukatları; Edem Semedlayev, Nazim Şeyhmambetov, Ayder Azamatov ve Emine Avamileva gazetecilere açıklama yaptıkları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle idari cezalara çarptırıldı. Kırım’daki baro ise avukatların bölgesel kaydını bilinçli olarak geciktirdi ve 2022 yazında Gemeci, Kamilev ve Şeyhmambetov’un avukatlık lisansları, kendilerine haber verilmeden ve savunma hakkı tanınmadan düşürdü. Avukatlar karara itiraz etmeye çalıştılar, ancak başarılı olamadılar.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.