SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Bariyev: 1944 Sürgünü ve 2014 işgali aynı soykırımcı politikanın halkalarıdır

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi ve Kırım Tatar Kaynak Merkezi Başkanı Eskender Bariyev, Kırım Tatar halkına yönelik baskıların tesadüf olmadığını, 1944’te başlayan soykırım sürecinin bugün işgalci Rus yönetimi eliyle devam ettirildiğini vurguladı.

Haber Giriş Tarihi: 17.05.2026 23:08
Haber Güncellenme Tarihi: 18.05.2026 00:58
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
Bariyev: 1944 Sürgünü ve 2014 işgali aynı soykırımcı politikanın halkalarıdır

Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Üyesi Eskender Bariyev, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümü vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) yaptığı açıklamada, 1944 yılında tüm halkın vatanından koparılmasının sadece geçmişe ait bir trajedi değil, günümüzde de süren sistemli bir yok etme çabası olduğunu ifade etti.

Bariyev, 1944 yılında başlayan sürgün sürecinin 45 yıl boyunca kesintisiz devam ettiğini belirterek şunları söyledi:

18 Mayıs 1944’ü hatırlamak bizim için hayati önem taşır. Bu sadece hayatını kaybedenlerle ilgili değil; dilimizin yasaklandığı, 'Kırım Tatarıyım' demenin suç sayıldığı o karanlık dönemde kimliğimizi düğünlerimizle, dualarımızla korumaya çalıştığımız yılların hafızasıdır. Eğer bir halk tarihini unutmaz ve birliğini korursa bir geleceği olabilir.

2014 İŞGALİ: “SOYKIRIMIN DEVAMI”

2014 yılında Kırım’ın Rusya tarafından işgal edilmesini, 1944’te başlayan politikanın doğrudan bir devamı olarak niteleyen Bariyev, “Tam vatanımıza dönmeye ve yeniden ayağa kalkmaya başlamışken, maalesef 2014'te Kırım yeniden işgal edildi ve Kırım Tatarlarına yönelik baskılar tekrar başladı. Sadece dinî gerekçelerle baskı kurmadılar; temsil organımızı Kırım Tatar Millî Meclisimizi yasakladılar, Kırım Tatarca eğitim saatlerini kısıtladılar. Televizyon kanallarımızı, medya kuruluşlarımızı kapattılar. Bu, işgalcilerin halkımıza yönelik asimilasyon ve soykırım politikasını sürdürme yöntemidir. Dolayısıyla 1944 ile 2014 yılları arasındaki paralellikler sadece benzerlik değil; işgalcilerin halkımıza yönelik tutumunun birer kanıtıdır.” dedi.

8 ÜLKE “SOYKIRIM” DEDİ

Bariyev, sürgünün hukuksal statüsü üzerine yürüttükleri çalışmaların meyvelerini vermeye başladığını belirterek, "1944 Sürgünü'nü hukuksal olarak 'soykırım' olarak nitelendiren bir çalışma hazırladık. Bu hukuki nitelendirmede 2014 işgalinin, Kırım Tatarlarına yönelik soykırımcı politikanın bir devamı olduğu açıkça belirtilmiştir. Bugün Ukrayna ile birlikte 9 ülke, sürgünü 'soykırım', 2014 işgalini ise bu 'soykırımcı politikanın devamı' olarak tanımış durumda." şeklinde hatırlattı.

“CEZALANDIRILMAYAN SUÇ TEKERRÜR EDER”

İnsanlığa karşı işlenen suçların bir daha yaşanmaması için dünya kamuoyuna farkındalık çağrısında bulunan Bariyev, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

Başlarda pek çok kişi bu hukuki tanımaya inanmıyordu ama bugün sonuçları görüyoruz. Kırım Tatar Sürgünü’nün tanınması, aslında sürgün edilen diğer tüm halkların haklarının tanınması için atılmış ilk adımdır. Bizim görevimiz bu farkındalığı artırmak ve bu suçları daima hatırlatmaktır.

18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI

Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’danTürkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti.

Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü.

Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı.

2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.