SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Batı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Batı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Batı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kuzey Koreli askerler esir düşmemek için kendilerini havaya uçuruyor: Kim Jong-un'dan "kahraman" yorumu Haber

Kuzey Koreli askerler esir düşmemek için kendilerini havaya uçuruyor: Kim Jong-un'dan "kahraman" yorumu

Kuzey Kore, bu kez sadece diplomatik bir mesajla değil, bizzat savaş meydanında dökülen kanların üzerine inşa edilen bir anıtla Batı’ya meydan okudu. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Rusya saflarında Ukrayna’ya karşı savaşırken hayatını kaybeden askerlerî “onurlandırmak” için düzenlenen törende, Rusya’nın Ukrayna’ya karşı yürüttüğü savaşta yer alan askerlerine ilişkin dikkat çeken açıklamalarda bulundu. Bloomberg’in haberine göre Kim, savaşta esir düşmemek için askerlerin kendilerini feda etmelerini öngören bir yaklaşımı açık şekilde dile getirdi. Pyongyang’da, Ukrayna’ya karşı yürütülen savaşta hayatını kaybeden Kuzey Koreli askerler için inşa edilen bir anıtın açılışında konuşan Kim, bazı askerlerin “kendilerini havaya uçurarak” ölmesini “kahramanlık” olarak nitelendirdi. Kim, bu askerlerin “büyük onuru korumak için tereddüt etmeden kendilerini feda ettiğini” ve “kahramanca öldüklerini” iddia etti. Kuzey Kore lideri, söz konusu askerlerin herhangi bir karşılık beklemeden “olağanüstü fedakârlıklar” yaptığını ileri sürdü. BATILI EKİPMANLARI MÜZEDE SERGİLİYORLAR Öte yandan Kuzey Kore’de 26 Nisan’da açılan adanan müzede, Ukrayna’da ele geçirildiği belirtilen çok sayıda Batı menşeli silahın sergilendiği bildirildi. Sergilenen ekipmanlar arasında Leopard 2A4 tank, M1A1 Abrams tank, Marder IFV ve AMX-10RC gibi araçlar yer aldı. Açılış törenine Rusya’dan üst düzey bir heyetin de katıldığı ve heyete Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov’un başkanlık ettiği belirtildi. Güney Kore Ulusal İstihbarat Servisi verilerine göre, Şubat 2026 itibarıyla Rusya’nın Kursk bölgesinde yaklaşık 11 bin Kuzey Koreli asker bulunuyor. Bu askerlerin yaklaşık 6 bininin savaşta hayatını kaybettiği veya yaralandığı tahmin ediliyor. PYONGYANG İLE MOSKOVA ARASINDAKİ İLİŞKİLER DERİNLEŞİYOR Rusya tarafında ise Savunma Bakanı Andrey Belousov’un ziyareti, askerî ortaklığın uzun vadeli bir stratejiye dönüştüğünün sinyallerini verdi. Rus medyasında yer alan bilgilere göre taraflar, 2027-2031 yıllarını kapsayan kapsamlı bir askerî iş birliği programı üzerinde mutabık kalarak, ittifakın Ukrayna’daki çatışmalar sona erdikten sonra da kalıcı olacağını tescilledi. Analistler, bu derinleşen bağların karşılığında Pyongyang’ın Moskova’dan hayati ekonomik yardımlar almanın yanı sıra nükleer ve balistik füze programlarını geliştirecek askerî teknolojilere erişim sağladığını, bu durumun ise özellikle Pasifik bölgesindeki güvenlik mimarisini kökten değiştirebileceğini öngörüyor.

Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-un'dan Rusya'ya tam destek Haber

Kuzey Kore diktatörü Kim Jong-un'dan Rusya'ya tam destek

Kuzey Kore, bu kez sadece diplomatik bir mesajla değil, bizzat savaş meydanında dökülen kanların üzerine inşa edilen bir anıtla Batı’ya meydan okudu. Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, Rusya saflarında Ukrayna’ya karşı savaşırken hayatını kaybeden askerlerî “onurlandırmak” için düzenlenen törende, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın artık sadece kağıt üzerinde olmadığını, cephede mühürlendiğini tüm dünyaya ilan etti. Rusya Savunma Bakanı Andrey Belousov’un da katıldığı sembolik tören, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın çok ötesine uzanan ve küresel dengeleri derinden sarsacak yeni bir askerî bloklaşmanın en somut göstergesi olarak kayıtlara geçti. Kuzey Kore devlet ajansı KCNA tarafından aktarılan açıklamalara göre Kim Jong-un, Pyongyang'daki anıt açılışında yaptığı konuşmada, Kuzey Kore birliklerinin Rusya’nın Kursk bölgesinde "saldırganları yok ederek" ABD ve Batı’nın hegemonik emellerini boşa çıkardığını savundu. Moskova’nın toprak bütünlüğü ve güvenlik çıkarlarını koruma mücadelesinde tam desteklerinin süreceğini iddia eden Kim, 2024 yılında imzalanan kapsamlı stratejik ortaklık anlaşmasının askerî boyutuna sadık kalacaklarını net bir dille ifade etti. KURSK BÖLGESİNDE 6 BİN KUZEY KORELİ ASKER ÖLDÜ Bu iş birliğinin ağır bedeline dikkat çeken Batılı istihbarat teşkilatlarının raporlarına göre, Kursk bölgesine gönderilen yaklaşık 14 bin Kuzey Koreli askerden 6 binden fazlası hayatını kaybetti. PYONGYANG İLE MOSKOVA ARASINDAKİ İLİŞKİLER DERİNLEŞİYOR Rusya tarafında ise Savunma Bakanı Andrey Belousov’un ziyareti, askerî ortaklığın uzun vadeli bir stratejiye dönüştüğünün sinyallerini verdi. Rus medyasında yer alan bilgilere göre taraflar, 2027-2031 yıllarını kapsayan kapsamlı bir askerî iş birliği programı üzerinde mutabık kalarak, ittifakın Ukrayna’daki çatışmalar sona erdikten sonra da kalıcı olacağını tescilledi. Analistler, bu derinleşen bağların karşılığında Pyongyang’ın Moskova’dan hayati ekonomik yardımlar almanın yanı sıra nükleer ve balistik füze programlarını geliştirecek askerî teknolojilere erişim sağladığını, bu durumun ise özellikle Pasifik bölgesindeki güvenlik mimarisini kökten değiştirebileceğini öngörüyor.

İşgal altındaki Kırım’da okullara askerî içerikli ders kitabı! Haber

İşgal altındaki Kırım’da okullara askerî içerikli ders kitabı!

Rusya’nın işgali altındaki Kırım’da okullarda askerî eğitim içerikli yeni bir ders kitabının test edilmesine başlanacağı bildirildi. Rus basınında yer alan haberlere göre, söz konusu ders kitabı 1 Mayıs’tan itibaren yarımadadaki okullarda pilot uygulama kapsamında okutulacak. Kitabın ayrıca Rusya’nın Volgograd bölgesinde de test edileceği, Eylül ayından itibaren ise 8 farklı bölgede daha uygulanmasının planlandığı belirtildi. KİTAPTA “MATRİS” VE NATO VURGUSU Haberde, kitabın giriş bölümünde The Matrix filmine atıf yapıldığı, bu örnek üzerinden insanların “gerçeklik ile simülasyonu ayırt edemeyebileceği” fikrinin işlendiği aktarıldı. Kitapta ayrıca NATO’nun “kolektif Batı’nın askerî bloğu” olarak tanımlandığı ve Batı’nın “küresel hâkimiyet arayışının dünya genelinde savaşları ve darbe girişimlerini tetiklediği” yönünde ifadelere yer verildiği kaydedildi. GÜVENLİK VE TEHDİT ANLATISI Ders kitabında Rusya’nın ulusal güvenlik stratejisine de yer verildiği, “Rusya’nın çıkarlarına karşı çıkan her unsurun potansiyel tehdit oluşturabileceği” yönünde değerlendirmelerin bulunduğu belirtildi. Kitabın hazırlanmasında Rus özel kuvvetlerine bağlı “Alfa” ve “Vimpel” gruplarından personelin de yer aldığı, ayrıca askerî personelin okullarda derslere katılımının planlandığı ifade edildi. “GENÇLERİN MİLİTARİZASYONU” ELEŞTİRİSİ Aktivistler, işgal altındaki bölgelerde çocuklara yönelik bu tür eğitim faaliyetlerinin militarizasyon anlamına geldiğine dikkat çekiyor. Öte yandan, Ukraynalı sivil toplum temsilcileri, Kırım başta olmak üzere işgal altındaki bölgelerde çocukların askerî ideolojiyle yetiştirilmesinin uzun vadede bölgesel ve küresel güvenlik açısından risk oluşturduğunu vurgulamıştı.

Ukrayna halkı, cephe hattının dondurulmasının Rusya'yı durduracağına inanmıyor Haber

Ukrayna halkı, cephe hattının dondurulmasının Rusya'yı durduracağına inanmıyor

Ukrayna toplumunun neredeyse tamamı, cephe hattının olası dondurulmasının Rusya'yı durdurmayacağını ve kısa bir aradan sonra yeni bir saldırının daha başlayacağına inanıyor. "Yeni Avrupa Merkezi" tarafından hazırlanan "Dış Politika ve Güvenlik: Ukrayna Toplumunun Eğilimleri 2025" başlıklı anketin sonuçlarına göre, Ukraynalıların yüzde 86,7'si, cephe hattı dondurulsa bile Rusya'nın kısa bir aradan sonra Ukrayna'ya tekrar saldıracağına inanıyor. Anketi hazırlayanlar bu verilerin, Ukrayna toplumunun "cepheyi dondurma" senaryosunu kalıcı bir barış yolu olarak gerçekçi görmediğini gösterdiğini belirtti. Sadece ankete katılan yüzde 9,5'lik bir kesim, dondurmanın daha uzun süreli bir barış sağlayabileceğini düşünüyor. MÜZAKERE ŞARTI: BATI’DAN GÜVENLİK GARANTİSİ Bununla birlikte Ukraynalıların Rusya ile müzakerelere ilişkin tutumu istikrarlı kalıyor: Ankete katılanların neredeyse üçte ikisi (yüzde 64,9), Ukrayna'nın Batı'dan güvenlik garantisi almadığı sürece müzakerelere girmemesi gerektiğine inanıyor. Bu oran 2024 yılına (yüzde 64,1) kıyasla neredeyse hiç değişmedi. Ankete katılanların neredeyse üçte biri (yüzde 30,7) ise güvenlik garantisi olmasa bile müzakerelerden yana. Genel olarak, Ukraynalılar arasında "müzakere uğruna müzakere" yaklaşımına karşı şüpheci bir tutumun hakim olduğu görülüyor.

Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanından kritik uyarı: Rusya Kafkasya'daki kontrolü kaybetmemek için etnik çatışma kışkırtabilir Haber

Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanından kritik uyarı: Rusya Kafkasya'daki kontrolü kaybetmemek için etnik çatışma kışkırtabilir

Karadeniz ve Kafkasya, “sınır bölgesi” olmaktan çıkarak yeni Avrasya düzeninin yapısal omurgasına dönüştü. Önümüzdeki yıllarda bu bölgelerde yaşanacak gelişmeler, Rusya’nın jeopolitik statüsünü belirleyecek. Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı İnal Şerip’in Kıyiv Post için kaleme aldığı köşe yazısında, Ukrayna savaşının küresel öncelikleri kökten değiştirdiğini ve artık lojistik koridorların güvenliği ile kritik altyapının dayanıklılığının, geleneksel askeri güçten farksız bir stratejik öneme sahip olduğunu vurguladı. Bu bağlamda, ABD’li uzman S. Frederick Starr’ın değerlendirmelerine de atıfta bulunarak, Karadeniz’e serbest erişimin Kafkasya devletlerinin egemenliği için hayati olduğunu belirtti. Şerip, Batı’ya yönelimi hızlanan bu kritik coğrafyada kontrolü kaybetmek istemeyen Moskova’nın, doğrudan askeri karşılık yerine Dağıstan-Azerbaycan sınırındaki etnik fay hatlarını istismar eden "Lezgin Kartı" gibi asimetrik ve düşük maliyetli provokasyonlarla bölgede yönetilen bir belirsizlik yaratma tehlikesine dikkat çekerek Rusya’nın bu hamlelerinin, sadece Kafkasya’yı değil, tüm yeni Avrasya düzenini kilitleme riski taşıdığı uyarısında bulundu. Çeçen İçkerya Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı İnal Şerip’in Kıyiv Post’ta 25 Ekim 2025 tarihinde yayımlandığı köşe yazısının tam metni şu şekilde: "Ukrayna'daki savaş, küresel öncelikler hiyerarşisini kökten değiştirdi; sınırların zorla değiştirilmesi tabusu fiilen kalkarken, yaptırımlar ve lojistik kontrolü devlet yönetiminin kalıcı araçları haline geldi. 'Sert' ve 'yumuşak' deniz ablukalarının rolü, altyapı üzerindeki siber baskı ve limanlar, boğazlar ve okyanuslara nehir erişimi için rekabetle birlikte artıyor. Haberleşme güvenliği ve kritik altyapının dayanıklılığı -günümüzde artık ordu mevcudu veya donanma tonajı kadar- belirleyici hale geldi. Avrasya haritasında bu değişim, en doğrudan Karadeniz ve Kafkasya’yı etkiliyor. Uzun süredir çevresel olarak görülen bu bölgeler artık yeni düzenin kilit düğümüne dönüşmüş durumda. Montrö Sözleşmesi, Karadeniz'e erişimde Türkiye'yi kaçınılmaz bir hakem yaparken; Tuna Nehri, Ukrayna-Romanya koridoru üzerinden Orta Avrupa'yı okyanuslara bağlıyor. Tahıl ve enerji lojistiği, kıyı sularının stratejik değerini yükseltiyor. Aynı zamanda, Karadeniz, Kafkasya, Hazar ve Orta Asya'yı birbirine bağlayan Orta Koridor (Trans-Hazar Koridoru) güçleniyor ve Avrupa Birliği’ne (AB) Rus güzergâhlarına alternatif bir yol sunuyor. Bu bağlamda, 30 Eylül 2025'te ABD Senatosu Avrupa ve Bölgesel Güvenlik Alt Komitesi'nin toplantısında konuşan S. Frederick Starr, Karadeniz krizinin Baltık kriziyle karşılaştırıldığında sistematik biçimde hafife alındığını savundu. Rusya, Türkistan ve Kafkasya konusunda uzman, Orta Asya ve Kafkasya Enstitüsü'nün kurucu başkanı ve Amerikan Dış Politika Konseyi'nin ( AFPC ) önde gelen Avrasya araştırmacısı olan Starr, Karadeniz’in üç NATO üyesi ülkeye (Romanya, Bulgaristan, Türkiye) ev sahipliği yaptığını ve Rusya’nın bu denizi Ortadoğu üzerindeki etkisini yansıtmak için kullandığını vurguladı. Starr’ın temel tezi şuydu: Karadeniz’e serbest erişim, Kafkasya ve hatta Orta Asya devletlerinin egemen manevra kabiliyetlerinin ön koşuludur; bu erişimin kaybı onları Moskova veya Pekin’in kontrolü altına iter. Rusya için riskler çok yüksek. Karadeniz–Kafkasya hattındaki nüfuzunu korumak, küresel güç iddiasının bir testi niteliğinde. Kontrolün kaybı, deniz koridorlarına, kaynak üslerine ve dışa açılma kanallarına erişimi daraltacak; bu da Avrupa üzerindeki enerji ve transit alanındaki baskı araçlarını zayıflatacak. Buna karşılık, rakip güzergâhların işleyişini bozabilme ve bölgeyi “yönetilebilir belirsizlik” içinde tutabilme yeteneği, Rusya’nın dış politika araç setinin ömrünü uzatıyor. Güney Kafkasya’nın Batı’ya yönelimi, ABD yönetiminin aracılığıyla Vaşington'da ağustos ayında duyurulan Ermenistan-Azerbaycan barış anlaşması sonrasında hız kazandı. Kimileri bu gelişmeyi 'tarihi' olarak nitelendirirken, diğer gözlemciler Beyaz Saray deklarasyonu ile onaylanmış bir barış anlaşmasının aynı şey olmadığını ve uzun vadeli uygulama gerektireceğini belirtiyorlar. Yine de niyetlerin teyidi ve altyapı projelerinin başlaması bile güç dengelerini değiştiriyor ve Moskova bunu keskin biçimde hissediyor. Rusya'nın tepkisi ne olacak? Doğrudan bir askeri karşılık, Ukrayna'ya karşı devam eden savaş ve kaynak maliyetleri nedeniyle kısıtlıdır. Yakın vadede daha olası senaryo asimetrik tepkiler; ekonomik baskılar (enerji, transit, seçici gümrük ve düzenleyici engeller), bilgi–psikolojik operasyonlar ve deniz hukuku ya da su alanı rejimleri üzerine hukukî ihtilaflar. Muhtemel 'hedefler' arasında Orta Koridoru’nun (Trans-Hazar) zayıf noktaları ve Karadeniz bağlantıları yer alıyor. Buralarda yaşanacak her aksama, Bakü, Kıyiv, Bükreş ve Brüksel için maliyeti artıracak ve Moskova’ya dolaylı nüfuz alanı sağlayacak. Kremlin’in Güney Kafkasya’nın Batı’ya kalıcı yönelimini sessizce kabullenmesi beklenmiyor. Bu çerçevede Vladimir Putin’in İlham Aliyev’e yönelik uzlaşmacı jestleri, zaman kazanma çabası olarak okunabilir. Bu strateji, farklı keskinlikte 'iğnelerden' oluşan bir set gibi: ekonomik kısıtlamalar, transit anlaşmazlıkları ve Azerbaycan çevresinde etnik fay hatlarını kaşıyan “yönetilebilir istikrarsızlık” yaratma çabaları. Bu bağlamda, uzun süredir kullanılan 'Lezgi Kartı' dikkat çekicidir. Dağıstan ile Azerbaycan'ın kuzeydoğusu arasında hassas kimlikleri manipüle etmeye dayalı bir araç. 1990’larda 'sınırların yeniden çizilmesi' ve 'tarihi adalet' söylemleri sıradan hale gelmişti; 'azınlıkların korunması' retoriği dış müdahale için meşrulaştırıcı gerekçe olarak kullanılıyordu. Abhazya savaşında, Kafkas Dağlı Halkları Konfederasyonu aracılığıyla bir ay içinde yaklaşık bin 500 gönüllünün seferber edilmesi, yerel bir kıvılcımın nasıl devletlerarası krize dönüşebileceğini göstermişti. En riskli senaryo, Dağıstan-Azerbaycan sınırında bir provokasyon, olayın bir 'etnik katliam' olarak gösterilmesi ve dolayısıyla bir 'insani görev' veya 'kardeş halkı koruma' iddialarına kapı açılmasıdır. Demografik yapı da kırılganlığı artırıyor; yalnızca Dağıstan’da yaklaşık 120 bin Azerbaycanlı, Azerbaycan’da ise 250 bin civarında Lezgi ve Avar yaşıyor. Dolayısıyla olası bir çatışma hızla sınırı aşarak Kremlin’e siyasi ve bilgi savaşında geniş manevra alanı sunacaktır. Şimdiden Dağıstan’da 'yerel aktivistler' aracılığıyla Azerbaycan karşıtı söylemleri yayıldığına dair haberler ortaya çıkıyor. Bu yaklaşım Kremlin’in repertuarına tamamen uygun; düşük maliyet, yüksek etki ve sorumluluğun zor kanıtlanması. Moskova’nın 'Lezgi Kartını' uzun süredir yedekte tuttuğuna dair kanıtlar şunlardır: Birinci Çeçen Savaşı’ndan sonra Rus yetkililer, Rusya Federasyonu içindeki ulusal oluşumların uluslararası platformlarda temsilini sistematik biçimde sınırladı ve bu, birçok bölge ve cumhuriyetin Temsili Olmayan Milletler ve Halklar Örgütünden (UNPO) ayrılmasına yol açtı. 'Gönüllü' olarak ayrılanlar arasında; Başkurdistan (1998), Yakutistan (Saha) (1998), Mari El (2009), Çuvaşistan (2008), Tataristan (2008), Kumıkistan (2008), İnguşetya (2008), Komi (2009), Buryatya (2010), Tuva (2010) ve Udmurtiya (2013) vardı. Buna karşın, Rusya'da kendi federal özneliği olmayan, Dağıstan'ın güneyi ve Azerbaycan'ın kuzeydoğusunda yaşayan bir halk olan Lezgilerin Temmuz 2012'de UNPO'ya katılması ve bugün orada temsil edilen tek 'Rus' halkı olarak kalması dikkat çekicidir. Rusya içinde Lezgi kimliğini kurumsal olarak temsil eden yapı, merkezi Moskova’da bulunan Federal Lezgi Ulusal-Kültürel Özerkliği’dir. Başkanları Arif Paşayeviç Kerimov, Rusya Devlet Başkanlığına bağlı Uluslararası İlişkiler Konseyi üyesidir; başkan yardımcısı ise Rusya İçişleri Bakanlığı İç Kuvvetleri Zırhlı Araç Dairesi eski Başkanı, Tümgeneral Tagir Hiyiroviç Eminov’dur. Analistler tarafından bu yapı, Bakü üzerinde potansiyel bir etki kanalı olarak görülmektedir. Bugünkü konjonktürde Kuzey Kafkasya'nın bütün sistemin en kritik bileşenlerinden biri haline geldiğini görüyoruz. Rus kontrolü altında kaldığı sürece bölge, Hazar Denizi'nden Karadeniz'e kadar tüm kuşak boyunca güç kullanabilen bir "barut fıçısı" potansiyelini koruyor. Bölgedeki herhangi bir yerel tırmanış, Güney Kafkasya ve Karadeniz'de anında yankı bulabilir. Özetle, Karadeniz ve tüm Kafkasya, 'sınır bölgesi' olmaktan çıkıp yeni Avrasya düzeninin yapısal omurgası haline geldi. Önümüzdeki birkaç yıl içinde burada kök salacak kurumlar, rotalar ve kurallar, yalnızca Ukrayna'nın istikrarını, Avrupa'nın güvenliğini ve Kafkasya ile Orta Asya'nın özerkliğini değil, aynı zamanda Rusya'nın küresel bir rakip statüsünü koruyup koruyamayacağını veya fiili bir bölgesel güce indirgenip indirgenmeyeceğini de belirleyecektir. Tüm bu sorular, 1 Kasım 2025'te Kıyiv'de düzenlenecek olan 'Avrupa'nın Güvenlik Sınırı: Kuzey Kafkasya' başlıklı uluslararası konferansta ele alınacak."

Rusya ekim ayında rekor düzeyde kayıp verdi Haber

Rusya ekim ayında rekor düzeyde kayıp verdi

Birleşik Krallık Savunma Bakanı John Healey, "The Daily Telegraph" gazetesi muhabiri Roland Oliphant'a verdiği röportajında Rusya'nın 24 Şubat 2022 tarihinden bu yana Ukrayna'ya karşı sürdürdüğü topyekûn işgal girişimi ve saldırılarına ilişkin önemli açıklamada bulundu. "BATI KAZANABİLİR VE KAZANMALIDIR” Savunma Bakanı Healey, “Birleşik Krallık Savunma İstihbaratından alınan son veriler, Ukrayna'daki ortalama günlük ölü ve yaralı Rus kayıplarının ekim ayında yeni bir zirveye ulaştığını ve günlük ortalama kayıp oranının bin 354 olduğunu gösteriyor” dedi. Öte yandan söz konusu rapora göre, ekim 2024'ün 41 bin 980 kayıpla, topyekûn işgal girişimi ve saldırıların başlamasından bu yana Rus kuvvetleri için en yüksek toplam zayiatın yaşandığı ay olduğu kaydedilirken, bu durumun Rus ordusunun yüksek günlük kayıp oranlarına maruz kaldığı üst üste ikinci ay olduğu belirtildi. Ekim 2024 öncesindeki en yüksek Rus kaybı ise Mayıs 2024'te 39 bin 110 olarak gerçekleşmişti. John Healey, kendine yöneltilen Ukrayna ve Batı'nın Rusya'ya karşı savaşını kazanıp kazanamayacağı sorusunu ise “Batı kazanabilir ve kazanmalıdır” şeklinde yanıtladı. Healey ayrıca Donald Trump'ın ABD Başkanı olarak yeniden seçilmesi karşısında Birleşik Krallık'ın stratejik hesaplarını değiştirmeyeceğini ancak ABD'nin odak noktasının değişebileceğini belirtti. Ukrayna'ya “savaşmak ve konuşmak arasında nasıl bir denge kuracağına karar verme özgürlüğü” verilmesi gerektiğini söyleyen Healey, ayrıca Rusya'nın savaş alanındaki mevcut başarılarının durdurulamayacağı anlamına geldiği fikrini de reddetti. RUS ORDUSUNUN ASKER VE TEÇHİZAT KAYBI ARTIYOR! Ukrayna Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan açıklamaya göre, İşgalci Rus birliklerinin Ukrayna'da topyekûn işgal girişimi ve saldırılarını başladığı tarih olan 24 Şubat 2022 ile 9 Kasım 2024 tarihleri ​​arasında verdiği toplam kayıp yaklaşık 707 bin 540 kişi olurken, bu kayıpların bin 660'ı son 24 saat içinde gerçekleşti. Öte yandan Rusya, 24 Şubat 2022’den bu yana Ukrayna’da; 9 bin 238 tank, 18 bin 697 zırhlı muharebe aracı, 20 bin 249 topçu sistemi, bin 245 çoklu roketatar sistemi, 996 hava savunma sistemi, 369 savaş uçağı, 329 helikopter, 18 bin 575 SİHA/İHA, 2 bin 634 seyir füzesi, 28 savaş gemisi/kopter, 1 denizaltı, 28 bin 561 araç ve yakıt tankı ile 3 bin 604 özel askerî teçhizatını kaybetti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.