SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Burhanettin Duran

QHA - Kırım Haber Ajansı - Burhanettin Duran haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Burhanettin Duran haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

İletişim Başkanı Duran: Kırım Tatarlarının haklı mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceğiz Haber

İletişim Başkanı Duran: Kırım Tatarlarının haklı mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceğiz

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı’nın 82. yıl dönümüne vesilesiyle resmî sosyal medya hesabından bir anma mesajı paylaştı. Duran mesajda, 18 Mayıs 1944 tarihinde Kırım Tatarlarının öz yurtlarından koparılarak insanlık tarihinin en acı sürgünlerinden birine maruz bırakıldığını ifade etti. Duran, “18 Mayıs 1944’te Kırım Tatar Türkleri, öz yurtlarından koparılarak insanlık tarihinin en acı sürgünlerinden birine maruz bırakıldı. Vagonlara doldurulan binlerce masum insan; açlıkla, hastalıkla ve ağır şartlarla mücadele ederken büyük kayıplar verdi.” dedi. “O GÜN YAŞANAN ACILAR, TÜRK VE İSLAM DÜNYASININ ORTAK HAFIZASINDA DERİN İZLER BIRAKTI” O gün yaşanan acıların yalnızca Kırım Tatar halkını değil, tüm Türk ve İslam dünyasında derin izler bıraktığını vurgulayan Duran mesajda şunları dile getirdi: Kırım Tatar Türkleri, bütün baskılara rağmen kimliğinden, inancından ve vatan sevgisinden vazgeçmedi. Nesilden nesile taşınan bu güçlü mücadele ruhu, bugün hâlâ dimdik ayakta duruyor. Ayrıca Kırım Tatarlarının haklı mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceklerini belirten Duran, “Türkiye olarak, Kırım Tatar Türklerinin haklı mücadelesini her platformda desteklemeye devam edeceğiz. Bu duygularla sürgünde hayatını kaybeden kardeşlerimizi rahmetle ve duayla yâd ediyorum.” dedi. 18 MAYIS 1944 KIRIM TATAR SÜRGÜNÜ VE SOYKIRIMI 82 yıldır dinmeyen acı: Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı İnsanlık tarihinin en karanlık ve utanç verici sayfalarından biri olan 18 Mayıs 1944 tarihinde, Kırım Tatarları topyekûn vatanlarından sürülerek SSCB tarafından soykırıma uğradı. pic.twitter.com/mxqlqc5weL — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) May 17, 2026 Kırım Tatar halkı, bir şafak vaktinde Sovyetler Birliği diktatörü Josef Stalin’in emriyle 18 Mayıs 1944 tarihinde topyekûn sürgüne tâbi tutuldu. Kırım’dan Türkistan, Urallar ve Sibirya bölgelerine hayvan vagonlarıyla sürgün edilen Kırım Tatar halkı; en temel insani haklardan mahrum bırakılarak günlerce süren zorunlu yolculuklar, açlık, susuzluk ve devamındaki perişanlık neticesinde nüfusunun yüzde 46’sını kaybetti. Sovyet yönetimi, soykırım niteliğindeki sürgünün hemen akabinde Kırım Yarımadası’nda, Kırım Tatarlarının varlığına işaret eden her şeyi ortadan kaldırmaya başladı. Köy, kasaba, ilçe ve şehirler başta olmak üzere yarımadadaki binden fazla yerleşim yerinin Kırım Tatarca olan adları değiştirildi. Kültürel soykırımın yaşandığı Kırım’da tarihi eserler tahrip edildi, mezarlıklar yok edildi ve yarımadanın demografik yapısı bilinçli şekilde dönüştürüldü. Sürgün edilen halk, bağrından koparıldığı o aziz vatanı, Kırım’ı hiçbir zaman unutmadı. Sürgünlük yollarında, sürgün edildikleri yerlerde vatana dönmek için çaba gösterdi. 1989’un sonuna kadar sürgün yerlerinde zorla tutuldu. O döneme değin gerçekleşen vatan Kırım’a geri dönme teşebbüsleri, hapisle ve yeni sürgünle cezalandırıldı. 1989’a gelindiğinde Kırım Tatarları, yavaş yavaş ata topraklarına dönmeye başladı. Sürgün mağdurları o tarihten itibaren yaşadıkları yokluklara rağmen vatanda kalma mücadelesini sürdürdü. Ancak yaklaşık 150 bin Kırım Tatarı maddi yetersizlik ve yasal engeller nedeniyle Türkistan bölgesinde kaldı. 2015 yılında Ukrayna Parlamentosu, Kırım Tatar Sürgünü’nü soykırım olarak kabul etti ve 18 Mayıs tarihini “Kırım Tatar Soykırım Kurbanlarını Anma Günü” olarak ilan etti. 2019 yılında Letonya ve Litvanya meclisleri, 2022’de Kanada Parlamentosunun alt kanadı olan Avam Kamarası, 2024'ün temmuz ayında Polonya Parlamentosunun alt kanadı olan Sejm, 2024'ün ekim ayında Estonya Parlamentosu (Riigikogu), 2024'ün aralık ayında Çekya Parlamentosunun üst kanadı olan Senato ve 2025’in haziran ayında Hollanda Krallığı Genel Meclisinin alt meclisi olan Hollanda Temsilciler Meclisi, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü'nü soykırım olarak tanıdı.

STRATCOM 2026 Zirvesi sona erdi: İletişim Başkanı Duran'dan "şeffaf bir iletişim ekosistemi" için çağrı Haber

STRATCOM 2026 Zirvesi sona erdi: İletişim Başkanı Duran'dan "şeffaf bir iletişim ekosistemi" için çağrı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından düzenlenen 5. Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi (STRATCOM 2026), İstanbul’da gerçekleştirilen kapanış oturumuyla sona erdi. Zirvenin kapanış konuşmasını yapan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, küresel ölçekte artan krizler ve iletişim alanındaki dönüşümlere dikkat çekti. Konuşmasının başında Duran, çağın en mühim ve en hayati meselelerine ışık tutan, derinlikli, düşündürücü ve son derece verimli tartışmalarla STRATCOM 2026’nın tamamlanmış olduğunu belirterek, “Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı adına, bu mühim buluşmaya ev sahipliği yapmaktan ve böylesine seçkin bir küresel katılımcı topluluğunu ağırlamaktan duyduğum derin memnuniyeti ifade etmek isterim.” dedi. Zirvenin, medya ve iletişim profesyonellerinden akademiye, sivil toplumdan muhtelif alanlara uzanan, son derece çeşitli ve yetkin bir topluluğun katkılarıyla güç kazandığına vurgu yapan Duran şu ifadeleri kullandı: Her biriniz, derinlik ve muhteva bakımından zengin bir diyaloğun şekillenmesinde hayati bir rol üstlendiniz. Medya kuruluşlarımız ve dijital platformlarımız da burada ortaya konan fikir ve tartışmaların bu salonların çok ötesine taşınarak dünyanın dört bir yanındaki kitlelere ulaşmasını sağlamak suretiyle örnek teşkil eden bir kararlılık sergilemişlerdir. Öğrencilerden akademisyenlere, gazetecilerden sivil toplum temsilcilerine kadar tüm katılımcılara ve özellikle farklı kıtalardan bizlere katılan siz kıymetli misafirlerimize en içten teşekkürlerimi sunuyorum. Zirvenin iki gün boyunca son derece verimli tartışmalara sahne olduğunu belirten Duran, teknoloji, diplomasi, kriz yönetimi ve dezenformasyonla mücadele gibi birçok başlıkta kapsamlı değerlendirmeler yapıldığını ifade etti. ZİRVE KAPSAMINDA İYİ NİYET BİLDİRGESİ YAYIMLANDI Bununla birlikte Duran, “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla gerçekleştirilen Uluslararası Stratejik İletişim Zirvesi STRATCOM 2026’nın İyi Niyet Bildirgesi’ni takdim etmekten onur duyduğunu söyleyerek şu ifadeleri kaydetti: Bilginin yalnızca bir iletişim aracı değil, aynı zamanda hem ulusal hem de küresel güvenliğin temel unsuru olduğunu teyit ederek, iletişimi hem bir aktarım aracı hem de hakikati dezenformasyondan ayırt eden ve dijital ile enformasyon alanlarında ulusal güvenliği tahkim eden stratejik bir savunma hattı olarak tanımlayarak, yeni nesil teknolojiler ile dijital iletişim araçlarının bu dönüşümün merkezinde yer aldığını vurgulayarak, yeni iletişim teknolojilerinin dezenformasyonu 'daha ikna edici' ve 'daha zor tespit edilebilir' hâle getirmek amacıyla kullanılmasına karşı çıkarak ve algoritmik şeffaflık ve etik amaç ilkesini müdafaa ederek, kamuoyunun manipülasyona açık hale geldiği bir ekosistemde, doğru bilgiye erişimin temel bir hak ve küresel istikrarın ön koşulu olduğunu vurgulayarak, manipülasyona karşı kalıcı kurumsal dayanıklılığı tesis etme yönündeki azim ve kararlılığımızı yineleyerek, uluslararası düzenin yalnızca bir kriz değil, aynı zamanda derin bir ayrışma sürecinden geçtiğini tespit ederek ve mevcut statükonun sürdürülemez olduğunu ve yıkım yerine adil ve hakkaniyetli bir reformun gerekliliğini teyit ederek, özellikle İran'ı da içeren bölgesel gerilimler karşısında gerilimin tırmanmasını önleyen, uluslararası hukuku gözeten ve diyaloğu önceleyen bir yaklaşımı benimseyerek, müzakere yoluyla adil, insan odaklı ve stratejik temellere dayalı bir yaklaşımı ileri taşıyarak, bölgemize sahip çıkarak ve bölgesel gerçeklikleri açıklık ve tutarlılıkla ortaya koyarak, bölgesel güvenlik, istikrar ve refaha olan bağlılığımızı yineleyerek, devletler, uluslararası kuruluşlar, medya, akademi, teknoloji şirketleri ve sivil toplum arasında hakikat temelli bir iletişim düzeni tesis etme yönündeki ortak hedefimizi vurgulayarak, gücün haklılığı tayin ettiği bir anlayışla uluslararası sistemin aşındırılmasını ve her türlü çifte standardı kati surette reddederek, özellikle kriz dönemlerinde insan odaklı yaklaşımı, liderler arası doğrudan temasları ve diplomasinin önceliğini esas alarak, kamu diplomasisinin her koşulda güven ve meşruiyet üretme kapasitesinin sürekliliğini vurgulayarak, kalıcı barışın ancak tüm tarafların hak ve menfaatlerini gözeten politikalarla mümkün olacağını özellikle insanlıktan çıkarma gibi savaş suçları karşısında bu yaklaşımın hayati önem taşıdığını hatırlatarak, bölgesel sorunların önlenmesi amacıyla kendi dinamiklerimize dayalı bir güvenlik mimarisi inşa etme kararlılığımızı teyit ederek, iklim meselesini yalnızca teknik bir çevre meselesi olarak değil, aynı zamanda bir insan hakları ve güvenlik meselesi olarak ele alarak çözüm yollarını insanlığın ortak faydası doğrultusunda şekillendirerek, geride bıraktığımız iki gün boyunca STRATCOM 2026, küresel meselelerin ele alınmasında ortak aklın ve müşterek sorumluluğun öne çıktığı öncü bir platform olmuştur. DURAN’DAN ŞEFFAT BİR İLETİŞİM EKOSİSTEMİ İÇİN ÇAĞRI Konuşmasının sonunda, daha adil bir uluslararası düzen ve şeffaf bir iletişim ekosistemi için ortak sorumluluk bilinciyle hareket edilmesi çağrısında bulunan Duran, hakikati esas alan, güven temelli ve insan onurunu önceleyen bir yaklaşımın önemine dikkat çekti. Bu çerçevede Duran, “Bu zirvenin, daha adil bir uluslararası düzen ve daha şeffaf, hesap verebilir bir iletişim ekosistemi yolunda anlamlı bir dönüm noktası olacağına inanıyorum. İletişimde hakikati esas alma, ortak bir zemin olarak güveni tesis etme ve her koşulda insan onurunu koruma yönündeki kararlılığımız doğrultusunda birlik içinde hareket edelim. Bir kez daha kıymetli katkılarınız için her birinize çok teşekkür ediyorum.” ifadeleriyle konuşmasını sonlandırdı. Zirve, aile fotoğrafı çekiminin ardından sona erdi.

İletişim Başkanı Duran: Uluslararası sistem çöküyor, yeni ve adil bir düzen şart Haber

İletişim Başkanı Duran: Uluslararası sistem çöküyor, yeni ve adil bir düzen şart

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlenen STRATCOM Zirvesi 2026 kapsamında basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Duran, mevcut uluslararası sistemin çözülme sürecine girdiğini belirterek, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin artık sürdürülebilir olmadığını ifade etti. Duran, “Ukrayna-Rusya Savaşı, Gazze'de yaşananlar ve İran Savaşı, aslında yeni bir gerçekliğin uzantıları, o da bizim bildiğimiz dünyanın artık sonuna gelmediğini, İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzenin çökmekte olduğunu gösteriyordu.” dedi. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Dünya beşten büyüktür” söyleminin, küresel sistemdeki adaletsizliklere dikkat çektiğini vurgulayan Duran, daha adil ve değer temelli bir uluslararası düzenin gerekliliğine işaret etti. “KENDİ HİKÂYEMİZİ KENDİMİZ ANLATMAK İSTEDİK” Türkiye’nin son yıllarda siber saldırılar ve dezenformasyon kampanyalarına karşı direnç geliştirdiğini belirten Duran, bu süreçte stratejik iletişime öncelik verildiğini söyledi. Duran STRATCOM’un temel amaçlarından birinin Türkiye’nin tezlerini ve Cumhurbaşkanı’nın vizyonunu dünyaya anlatmak olduğunu belirtti ve şu ifadeleri kullandı: İkinci amacımız kendi hikâyemizi kendimize anlatmak ama buna diğer ülkelerine katmak, çevremizdeki bölgelerin söyleyecek sözü olan ve mevcut sistemin sıkıntılarından rahatsız olan yeni bir ses getirmek isteyenlere de bir platform oluşturduk. Biliyorsunuz dünyada az sayıda aktör hikâyeyi belirliyor. Biz kendi hikâyemizi kendimiz yazalım ve birlikte yazalım istedik. Onun için de çok sayıda ülkenin buraya katılması, burada görüşlerini, dünyanın nereye gitmesi gerektiğini birlikte anlatmalarını istedik ve bu platformda bugün bu amaca hizmet ettiğini görmekten büyük bir memnuniyet duyuyorum. “ULUSLARARASI SİSTEMDE BİR KOPUŞ YAŞANIYOR” Zirvenin temasına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Duran, uluslararası sistemde yaşanan kırılmanın artık açık bir “kopuş” olduğunu belirterek, çok kutuplu dünyada güç dengelerinin ve yeni düzenin henüz netleşmediğini dile getirdi. Mevcut krizlerin çok boyutlu olduğunu vurgulayan Duran şu şekilde konuştu: Küresel ve bölgesel güçler kendi meselelerini savaşla çatışmayla çözmeye çalışıyorlar. Bizim zamanında Cumhurbaşkanımız liderliğinde ifade etmiş olduğumuz bu sistem değişmeli mesajı aslında değerleri ve normları terk etmek değildi. Aksine biz bu gelen dünyanın sorunlarını gördüğümüz için fark ediyorduk. Yapılması gereken şey değerleri ve normları dayalı olan adaleti önceleyen, birlikteki önceleyen bir sistemi kurulmasıydı. Onun için bu kopuşun getirdiği sıkıntıları görelim. Hangi sınavlarla karşı karşıyayız, hangi tehditlerle karşı karşıyayız, ne gibi çözümler üretilebilir, bunlara odaklanalım istiyoruz. Benim iki gün içerisinde gördüğüm, katılabildiğim kadarıyla panellerde katılımcılar bu konunun cevabını çok etkili bir şekilde aradılar. Kendi söylemlerimizi, kendi çözüm önerilerimizi hep birlikte nasıl hayalde geçirebiliriz? Diplomasiden medyaya kadar hangi alanda neler yapılabilir? Bunlar geniş bir şekilde konuşuldu. “İSTİKRAR VE GÜVENLİK TÜRKİYE’NİN ÖNCELİĞİDİR” Türkiye’nin yaklaşımının savaş ve çatışma yerine diplomasi, uzlaşı ve iş birliğini öncelemek olduğunu belirten Duran, büyük güçlerin sorunları çatışma yoluyla çözmeye çalışmasının küresel geleceği daha belirsiz ve riskli hâle getirdiğini ifade etti. Bölgesel gelişmelere de değinen Duran, Türkiye’nin Balkanlar’dan Orta Doğu’ya, Afrika’dan Türkistan'a kadar geniş bir coğrafyada istikrar ve güvenliği öncelediğini söyledi. Ayrıca Duran “Geliştirdiğimiz kapasiteleri savunma sanayi dahil birçok ülkeyle paylaşmakta hiçbir mahsup görmüyoruz. Biliyorsunuz geçmişte Türkiye'ye aynı şekilde paylaşılmayan müttefiklerimizin bile bizimle paylaşılmadığı kapasiteleri biz güvenliği sağlamak, istikrarı sağlamak için birçok ülkeyle paylaşıyoruz. Buradaki amaç elbette bir bölgesel barışın, bir bölgesel iş birliğini sağlamasıdır. Türkiye'nin öncelikle çevresindeki bölgede bu barışın sağlanması bizim önerimiz. Dolayısıyla ortaya çıkan bu savaşları elbette kabul edilemez buluyoruz.” ifadelerini kullandı. İsrail’in bölgedeki saldırılarını ve sivillerin hedef alınmasını kabul edilemez bulduklarını vurgulayan Duran, Türkiye’nin diplomasi kanallarıyla barış ortamı oluşturmak için çalıştığını kaydetti. Duran ayrıca, STRATCOM’un gelecek süreçte de farklı toplantılarla devam edeceğini ve her yıl İstanbul’da düzenlenerek küresel ölçekte ortak bir mesaj ortaya koymayı hedeflediğini sözlerine ekledi.

STRATCOM Zirvesi 2026 İstanbul’da başladı: Küresel krizler ve yeni düzen arayışı gündemde Haber

STRATCOM Zirvesi 2026 İstanbul’da başladı: Küresel krizler ve yeni düzen arayışı gündemde

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen STRATCOM Zirvesi 2026, İstanbul’da Conrad İstanbul Bosphorus’ta başladı. “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin açılış töreni, zirvenin tematik çerçevesini ortaya koyan video gösterimiyle başladı. Açılış konuşmalarını gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, zirvenin uluslararası ölçekte artan etkisine dikkat çekerek, organizasyonun her geçen yıl daha geniş bir katılımla küresel bir marka hâline geldiğini vurguladı. Duran, zirvenin bu yıl “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlendiğini belirterek, hem stratejik iletişimin teknik boyutlarının hem de uluslararası sistemde derinleşen çok boyutlu krizlerin kapsamlı biçimde ele alınacağını ifade etti. Küresel düzeyde yaşanan dönüşümlerin artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını ve somut bir gerçekliğe dönüştüğünü dile getiren Duran, mevcut uluslararası düzenin aşınma sürecinin geride kaldığını, yeni ancak henüz şekillenmemiş bir döneme girildiğini söyledi. “ULUSLARARASI SİSTEMDE BELİRSİZLİK DAHA GÖRÜNÜR HÂLE GELDİ” Uluslararası sistemde belirsizlik, güvensizlik ve çifte standartların giderek daha görünür hâle geldiğini kaydeden Duran, bu sürecin geçici dalgalanmalardan ziyade yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti. Güç kullanımının diplomasi ve uzlaşının önüne geçtiğini, askerî ve ekonomik araçların daha agresif biçimde devreye sokulduğunu ifade eden Duran, bu durumun normlar ve değerler alanında ciddi bir aşınmaya yol açtığını vurguladı. Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Duran, özellikle Gazze’de yaşananların uluslararası sistemin işleyişine dair çarpıcı bir örnek oluşturduğunu belirterek, uluslararası hukukun etkin şekilde işletilemediğini ve küresel sistemin bu süreçte yetersiz kaldığını ifade etti. Medyanın da bazı durumlarda hakikati yansıtmaktan uzaklaştığını ve tek taraflı anlatıların öne çıktığını dile getiren Duran, bunun yalnızca siyasi değil aynı zamanda ahlaki bir sorun olduğunu söyledi. Teknolojik dönüşümün iletişim alanındaki etkilerine de dikkat çeken Duran, yapay zekâ, algoritmalar ve dijital platformların bilgi akışını dönüştürdüğünü, ancak aynı zamanda dezenformasyon riskini de artırdığını belirtti. Günümüzde yalnızca bilginin değil, hakikatin de aşındırıldığı bir “dezenformasyon çağı” ile karşı karşıya olunduğunu ifade eden Duran, bu durumun küresel ölçekte ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti. DURAN’DAN UKRAYNA’YA VURGU Türkiye’nin bu süreçte proaktif bir yaklaşım benimsediğini belirten Duran, uluslararası krizlere karşı erken uyarılar yapıldığını ve diplomasi odaklı çözümlerin önceliklendirildiğini söyledi. Türkiye’nin, çatışmalarda taraf olmak yerine barış, istikrar ve diyalogdan yana tutum sergileyen bir aktör olarak öne çıktığını vurgulayan Duran şu ifadeleri kullandı: Türkiye, uluslararası düzenin irtifa kaybını ve bu alandaki normatif çöküşü çok önceden görmüştür ve bu yönde defalarca da güçlü uyarılarda bulunmuştur. Bir örnek vermek gerekirse, Suriye ve Irak'ta yaklaşmakta olan sistemik krizleri önceden Türkiye öngördü ve gerekli uyarıları yaptı. Ukrayna'daki savaşta da bu meselenin askerî yollarla çözülemeyeceğini ifade ettik ve bu nedenle diplomatik angajmanlara yöneldik. Belki de en önemlisi, adaletin dünya düzeni için ne kadar hayati olduğunu tarihsel köklerimizden aldığımız ilhamla çok erken bir dönemde kavramıştık.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın daha adil bir dünya mümkündür çağrısı uyarılarımızın ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesiydi ve dünyaya yapılan çok önemli bir çağrıydı. Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller sergiledik. Yaklaşmakta olan krizlere ve çatışmalara önce bölgemizde ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve hala da göstermeye devam ediyoruz. Bu çabamız yalnızca diplomatik bir refleks değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluk bilincinin ve çok boyutlu dış politika anlayışımızın bir yansımasıdır.” Stratejik iletişimin hâlihazırda bir güç unsuru hâline geldiğine dikkat çeken Duran, artık tehditlerin yalnızca askerî araçlarla değil, bilgi ve algı yönetimi üzerinden de şekillendiğini ifade etti. Duran bu nedenle hakikatin korunmasının, fiziksel sınırların korunması kadar kritik hâle geldiğini belirtti. Duran, dezenformasyonla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara da değinerek, 2022 yılında kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi aracılığıyla binlerce yanıltıcı içeriğin tespit edildiğini ve kamuoyunun bilgilendirildiğini söyledi. Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Duran, tüm paydaşları hakikat temelli bir iletişim anlayışı benimsemeye davet ederek, doğrulanmamış bilgiye karşı daha bilinçli ve dirençli bir duruş sergilenmesi gerektiğini ifade etti. İletişim alanında tesis edilecek adaletin, küresel barış ve istikrarın yeniden inşasında temel rol oynayacağını belirten Duran, zirvenin bu doğrultuda önemli çıktılar üretmesini temenni etti. ERDOĞAN’DAN KATILIMCILARA VİDEO MESAJ İLE HİTAP ETTİ Zirve kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara video mesaj ile hitap etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına zirveye farklı ülkelerden katılan misafirlere hitap ederek başladı. İstanbul’un kıtaların, kültürlerin ve gönüllerin buluşma noktası olduğuna dikkat çeken Erdoğan, katılımcılara “hoş geldiniz” mesajını iletti. Zirvenin bu yıl “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Erdoğan, organizasyonun uluslararası sistemde yaşanan dönüşümlerin çok boyutlu şekilde ele alınması açısından önemli bir platform sunduğunu belirtti. Erdoğan iki gün boyunca liderlik diplomasisinden dijital dönüşüme, çatışma çözümünden küresel iklim yönetimine kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilecek panel ve oturumların insanlık adına faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti. “TÜRKİYE BARIŞ ODAKLI DURUŞUNU KARARLILIKLA SÜRDÜRECEK” Konuşmasında küresel sisteme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin ciddi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Sistemin temelini oluşturan kurumlar, kurallar ve değerlerin giderek işlevsiz hâle geldiğini belirten Erdoğan şu ifadeleri kullandı: Güç rekabetinin enerji, teknoloji ve ticaret gibi farklı alanlara yayıldığı, sorunların diyalog yerine silahla çözülmeye çalışıldığı, soykırımların, savaşların ve krizlerin giderek daha da tırmandığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Gazze’de olduğu gibi hepimizin yüreğini sızlatan trajedilerin sona ermesi, bölgemiz başta olmak üzere tüm dünyada barış, huzur ve istikrarın yeniden temin edilmesi geçmişe hiç olmadığı kadar önemlidir. Hakikat aslında gün gibi ortadayken, gerçekleri tahrif etmek üzere kurgulanan yeni ve sahte anlatıların önüne geçebilmek için iletişim ve iş birliği mekanizmalarını bugün daha da güçlendirmek zorundayız. Bu noktada devlet ve hükûmetlerin yanı sıra akademisyenlerden, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarına, uluslararası aktörlerin daha fazla inisiyatif alması ve daha aktif olması kaçınılmazdır. Türkiye olarak insani değerleri ve adaleti merkeze alan ilkeli, kararlı ve barış odaklı duruşumuzu sürdürmeye yalnızca bölgemizde değil, tüm dünyada huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmeye kararlılıkla devam edeceğiz. Erdoğan, zirvenin hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederek konuşmasını sonlandırdı. YILMAZ: TÜRKİYE BARIŞ VE DİYALOGTAN YANA AKTİF BİR TUTUM SERGİLİYOR Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise, küresel sistemde yaşanan dönüşüm, krizler ve stratejik iletişimin artan rolüne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Konuşmasına zirveye katılan uluslararası misafirleri selamlayarak başlayan Yılmaz, organizasyonun her geçen yıl artan etkisine dikkat çekti. Zirvenin bu yıl “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlenmesini, mevcut küresel konjonktür açısından son derece yerinde ve zamanlı bir tercih olarak nitelendirdi. Yılmaz farklı coğrafyalardan katılımcıların bir araya gelmesinin, artan küresel belirsizlikler karşısında önemli bir diyalog ve iş birliği zemini sunduğunu ifade etti. Konuşmasında güncel çatışmalara da değinen Yılmaz, özellikle bölgesel savaşların yalnızca insani değil, aynı zamanda ekonomik ve çevresel maliyetler doğurduğunu belirtti. Türkiye’nin bu süreçte öncelikli hedefinin çatışmaların sona erdirilmesi ve diplomatik yollarla kalıcı çözümler üretilmesi olduğunu vurguladı. Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası platformlarda barış ve diyalogdan yana aktif bir tutum sergilediğini ifade etti. Stratejik iletişimin günümüzde savaş ve krizlerin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğine dikkat çeken Yılmaz, iletişim alanındaki dönüşümün dijitalleşme ile birlikte hız kazandığını söyledi. Algoritmalar ve dijital platformların küresel algıyı şekillendiren temel unsurlar hâline geldiğini belirten Yılmaz, hakikat ile algı arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını ve dezenformasyonun güçlü bir araç olarak kullanıldığını ifade etti. Yapay zekâ teknolojilerinin bu süreci daha da karmaşık hâle getirdiğini kaydeden Yılmaz, sahte içerik üretiminin artmasının iletişim alanını stratejik bir rekabet sahasına dönüştürdüğünü söyledi. Yılmaz veri egemenliği ve dijital bağımsızlık kavramlarının devletlerin güvenlik perspektifinde merkezi bir konuma yerleştiğini vurguladı. Bilgiye erişimin zorlaştığına da dikkat çeken Yılmaz, özellikle çatışma bölgelerinde gazetecilerin sahaya erişiminin kısıtlanmasının ve iletişim altyapılarına yönelik müdahalelerin, doğru ve doğrulanabilir bilgiye ulaşımı engellediğini ifade etti. Yılmaz bu durumun, manipülatif içeriklerin yayılmasına zemin hazırladığını belirtti. “TÜRKİYE KRİZ BÖLGELERİNDE ARABULUCULUK ROLÜ ÜSTLENİYOR” Türkiye’nin dış politikadaki yaklaşımına da değinen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış, diyalog ve diplomasi odaklı bir çizgi benimsendiğini belirtti. Türkiye’nin farklı kriz bölgelerinde arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık rolü üstlendiğini hatırlatan Yılmaz şu cümleleri sarf etti: Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegâne güvencesidir. Bu temas kurumsal mekanizmalardan önce liderlerin şahsi güvenine ve karşılıklı sorumluluk duygusuna dayanır. Bu noktada şunun altını da çizmek isterim. Liderler her zaman önemlidir. Her koşulda önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen içinde son derece önemli bir değer olan Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hâle geldiğini vurgulamak istedim. Rusya Ukrayna Savaşı yaşanırken ki beşinci yılına girdi artık. Her iki tarafla da görüşebilen tahıl anlaşması gibi tüm insanlığı küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya'da Azeri, Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika'da Etiyopya Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Balkanlar'da Pakistan Afganistan çatışmasında kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye'nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan barışı arayan müzakereyi arayan bir tavırdır. Diplomasinin alternatifi bellidir. Bunu yaşayarak görüyoruz. Çatışma, kan, gözyaşı, ekonomik kayıplar, çevresel yıkım diplomasinin alternatifi bu. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti bir taraftan bu savaşların dışında kalarak istikrarını en temel öncelik olarak görüp vatandaşının menfaatlerini en üst düzeyde ele alırken diğer taraftan da barış için ilkesel bir tavırla her türlü çabayı sarf etmektedir. Konuşmasının sonunda stratejik iletişimin günümüzde yönetişimin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ifade eden Yılmaz, iletişimin güven inşa etme, belirsizlikleri yönetme ve toplumsal dayanıklılığı artırma açısından kritik bir rol üstlendiğini dile getirdi. Yılmaz, zirvenin uluslararası iş birliğini güçlendirecek önemli çıktılar üretmesini temenni ederek, organizasyonda emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti. Zirvenin ilk günü, açılış konuşmalarının ardından farklı başlıklarda düzenlenen oturumlarla devam edecek.

İletişim Başkanı Duran’dan, Azerbaycan-Ermenistan memorandumu mesajı Haber

İletişim Başkanı Duran’dan, Azerbaycan-Ermenistan memorandumu mesajı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Azerbaycan ile Ermenistan arasında imzalanan memorandum için, sosyal medya hesabından hesabından Türkçe ve İngilizce olarak paylaşımda bulundu. İletişim Başkanı Duran, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev ile Ermenistan Başbakanı Nikol Paşinyan’ın ABD Başkanı Donald Trump’ın ev sahipliğinde imzaladıkları memorandum, Güney Kafkasya’da kalıcı barışın sağlanması için önemli bir aşama olup, bu girişimi memnuniyetle karşılıyoruz. Türkiye-Azerbaycan dayanışmasının en somut hâli olan İkinci Karabağ Savaşı sonrasında barış için açılan fırsat penceresi, Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın yürüttüğü bölgesel diplomasi sayesinde Azerbaycan ve Ermenistan arasındaki diyalogu güçlendirmiş ve bugünlere gelinmesinde önemli rol oynamıştır. Ermenistan barışın ve diplomasinin savaş ve gerilimden daha faydalı olduğunu görmüş ve aksine teşviklere rağmen barıştan yana tavır göstermiştir. Türkiye, önceden olduğu gibi bundan sonra da bölgede kalıcı huzur ve istikrarın sağlanması ve sürecin kalıcı barışa dönüşmesi için Sayın Cumhurbaşkanımız liderliğinde diplomatik girişimlerde bulunmaya, yapıcı girişimleri desteklemeye ve taraflarla yakın irtibatta olmaya devam edecektir.”

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.