SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

STRATCOM Zirvesi 2026 İstanbul’da başladı: Küresel krizler ve yeni düzen arayışı gündemde

STRATCOM Zirvesi 2026 “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla İstanbul’da başladı.

Haber Giriş Tarihi: 27.03.2026 11:16
Haber Güncellenme Tarihi: 27.03.2026 11:47
Kaynak: Haber Merkezi
https://www.qha.com.tr/
STRATCOM Zirvesi 2026 İstanbul’da başladı: Küresel krizler ve yeni düzen arayışı gündemde

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından bu yıl beşincisi düzenlenen STRATCOM Zirvesi 2026, İstanbul’da Conrad İstanbul Bosphorus’ta başladı.

Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla gerçekleştirilen zirvenin açılış töreni, zirvenin tematik çerçevesini ortaya koyan video gösterimiyle başladı.

Açılış konuşmalarını gerçekleştiren Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Prof. Dr. Burhanettin Duran, zirvenin uluslararası ölçekte artan etkisine dikkat çekerek, organizasyonun her geçen yıl daha geniş bir katılımla küresel bir marka hâline geldiğini vurguladı.

Duran, zirvenin bu yıl “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlendiğini belirterek, hem stratejik iletişimin teknik boyutlarının hem de uluslararası sistemde derinleşen çok boyutlu krizlerin kapsamlı biçimde ele alınacağını ifade etti. Küresel düzeyde yaşanan dönüşümlerin artık teorik bir tartışma olmaktan çıktığını ve somut bir gerçekliğe dönüştüğünü dile getiren Duran, mevcut uluslararası düzenin aşınma sürecinin geride kaldığını, yeni ancak henüz şekillenmemiş bir döneme girildiğini söyledi.

“ULUSLARARASI SİSTEMDE BELİRSİZLİK DAHA GÖRÜNÜR HÂLE GELDİ”

Uluslararası sistemde belirsizlik, güvensizlik ve çifte standartların giderek daha görünür hâle geldiğini kaydeden Duran, bu sürecin geçici dalgalanmalardan ziyade yapısal bir dönüşüme işaret ettiğini belirtti. Güç kullanımının diplomasi ve uzlaşının önüne geçtiğini, askerî ve ekonomik araçların daha agresif biçimde devreye sokulduğunu ifade eden Duran, bu durumun normlar ve değerler alanında ciddi bir aşınmaya yol açtığını vurguladı.

Konuşmasında küresel gelişmelere de değinen Duran, özellikle Gazze’de yaşananların uluslararası sistemin işleyişine dair çarpıcı bir örnek oluşturduğunu belirterek, uluslararası hukukun etkin şekilde işletilemediğini ve küresel sistemin bu süreçte yetersiz kaldığını ifade etti. Medyanın da bazı durumlarda hakikati yansıtmaktan uzaklaştığını ve tek taraflı anlatıların öne çıktığını dile getiren Duran, bunun yalnızca siyasi değil aynı zamanda ahlaki bir sorun olduğunu söyledi.

Teknolojik dönüşümün iletişim alanındaki etkilerine de dikkat çeken Duran, yapay zekâ, algoritmalar ve dijital platformların bilgi akışını dönüştürdüğünü, ancak aynı zamanda dezenformasyon riskini de artırdığını belirtti. Günümüzde yalnızca bilginin değil, hakikatin de aşındırıldığı bir “dezenformasyon çağı” ile karşı karşıya olunduğunu ifade eden Duran, bu durumun küresel ölçekte ciddi bir tehdit oluşturduğunu kaydetti.

DURAN’DAN UKRAYNA’YA VURGU

Türkiye’nin bu süreçte proaktif bir yaklaşım benimsediğini belirten Duran, uluslararası krizlere karşı erken uyarılar yapıldığını ve diplomasi odaklı çözümlerin önceliklendirildiğini söyledi. Türkiye’nin, çatışmalarda taraf olmak yerine barış, istikrar ve diyalogdan yana tutum sergileyen bir aktör olarak öne çıktığını vurgulayan Duran şu ifadeleri kullandı:

Türkiye, uluslararası düzenin irtifa kaybını ve bu alandaki normatif çöküşü çok önceden görmüştür ve bu yönde defalarca da güçlü uyarılarda bulunmuştur. Bir örnek vermek gerekirse, Suriye ve Irak'ta yaklaşmakta olan sistemik krizleri önceden Türkiye öngördü ve gerekli uyarıları yaptı. Ukrayna'daki savaşta da bu meselenin askerî yollarla çözülemeyeceğini ifade ettik ve bu nedenle diplomatik angajmanlara yöneldik. Belki de en önemlisi, adaletin dünya düzeni için ne kadar hayati olduğunu tarihsel köklerimizden aldığımız ilhamla çok erken bir dönemde kavramıştık.Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın daha adil bir dünya mümkündür çağrısı uyarılarımızın ve küresel adalet talebinin en güçlü ifadesiydi ve dünyaya yapılan çok önemli bir çağrıydı. Türkiye olarak küresel krizin kronikleştiği her noktada kendimize özgü yaklaşımlar ve modeller sergiledik. Yaklaşmakta olan krizlere ve çatışmalara önce bölgemizde ardından küresel ölçekte çözüm üretmeye gayret gösterdik ve hala da göstermeye devam ediyoruz. Bu çabamız yalnızca diplomatik bir refleks değil, aynı zamanda tarihsel bir sorumluluk bilincinin ve çok boyutlu dış politika anlayışımızın bir yansımasıdır.

Stratejik iletişimin hâlihazırda bir güç unsuru hâline geldiğine dikkat çeken Duran, artık tehditlerin yalnızca askerî araçlarla değil, bilgi ve algı yönetimi üzerinden de şekillendiğini ifade etti. Duran bu nedenle hakikatin korunmasının, fiziksel sınırların korunması kadar kritik hâle geldiğini belirtti.

Duran, dezenformasyonla mücadele kapsamında yürütülen çalışmalara da değinerek, 2022 yılında kurulan Dezenformasyonla Mücadele Merkezi aracılığıyla binlerce yanıltıcı içeriğin tespit edildiğini ve kamuoyunun bilgilendirildiğini söyledi.

Uluslararası topluma da çağrıda bulunan Duran, tüm paydaşları hakikat temelli bir iletişim anlayışı benimsemeye davet ederek, doğrulanmamış bilgiye karşı daha bilinçli ve dirençli bir duruş sergilenmesi gerektiğini ifade etti. İletişim alanında tesis edilecek adaletin, küresel barış ve istikrarın yeniden inşasında temel rol oynayacağını belirten Duran, zirvenin bu doğrultuda önemli çıktılar üretmesini temenni etti.

ERDOĞAN’DAN KATILIMCILARA VİDEO MESAJ İLE HİTAP ETTİ

Zirve kapsamında Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan katılımcılara video mesaj ile hitap etti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına zirveye farklı ülkelerden katılan misafirlere hitap ederek başladı. İstanbul’un kıtaların, kültürlerin ve gönüllerin buluşma noktası olduğuna dikkat çeken Erdoğan, katılımcılara “hoş geldiniz” mesajını iletti.

Zirvenin bu yıl “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlendiğini hatırlatan Erdoğan, organizasyonun uluslararası sistemde yaşanan dönüşümlerin çok boyutlu şekilde ele alınması açısından önemli bir platform sunduğunu belirtti. Erdoğan iki gün boyunca liderlik diplomasisinden dijital dönüşüme, çatışma çözümünden küresel iklim yönetimine kadar geniş bir yelpazede gerçekleştirilecek panel ve oturumların insanlık adına faydalı sonuçlar doğurmasını temenni etti.

“TÜRKİYE BARIŞ ODAKLI DURUŞUNU KARARLILIKLA SÜRDÜRECEK”

Konuşmasında küresel sisteme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Erdoğan, İkinci Dünya Savaşı sonrasında kurulan uluslararası düzenin ciddi bir meşruiyet kriziyle karşı karşıya olduğunu ifade etti. Sistemin temelini oluşturan kurumlar, kurallar ve değerlerin giderek işlevsiz hâle geldiğini belirten Erdoğan şu ifadeleri kullandı:

Güç rekabetinin enerji, teknoloji ve ticaret gibi farklı alanlara yayıldığı, sorunların diyalog yerine silahla çözülmeye çalışıldığı, soykırımların, savaşların ve krizlerin giderek daha da tırmandığı zorlu bir dönemden geçiyoruz. Gazze’de olduğu gibi hepimizin yüreğini sızlatan trajedilerin sona ermesi, bölgemiz başta olmak üzere tüm dünyada barış, huzur ve istikrarın yeniden temin edilmesi geçmişe hiç olmadığı kadar önemlidir. Hakikat aslında gün gibi ortadayken, gerçekleri tahrif etmek üzere kurgulanan yeni ve sahte anlatıların önüne geçebilmek için iletişim ve iş birliği mekanizmalarını bugün daha da güçlendirmek zorundayız. Bu noktada devlet ve hükûmetlerin yanı sıra akademisyenlerden, sivil toplum ve düşünce kuruluşlarına, uluslararası aktörlerin daha fazla inisiyatif alması ve daha aktif olması kaçınılmazdır. Türkiye olarak insani değerleri ve adaleti merkeze alan ilkeli, kararlı ve barış odaklı duruşumuzu sürdürmeye yalnızca bölgemizde değil, tüm dünyada huzur ve güvenin yeniden inşa edilmesi için tüm imkânlarımızı seferber etmeye kararlılıkla devam edeceğiz.

Erdoğan, zirvenin hayırlı sonuçlar doğurmasını temenni ederek konuşmasını sonlandırdı.

YILMAZ: TÜRKİYE BARIŞ VE DİYALOGTAN YANA AKTİF BİR TUTUM SERGİLİYOR

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz ise, küresel sistemde yaşanan dönüşüm, krizler ve stratejik iletişimin artan rolüne ilişkin kapsamlı değerlendirmelerde bulundu.

Konuşmasına zirveye katılan uluslararası misafirleri selamlayarak başlayan Yılmaz, organizasyonun her geçen yıl artan etkisine dikkat çekti. Zirvenin bu yıl “Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlenmesini, mevcut küresel konjonktür açısından son derece yerinde ve zamanlı bir tercih olarak nitelendirdi. Yılmaz farklı coğrafyalardan katılımcıların bir araya gelmesinin, artan küresel belirsizlikler karşısında önemli bir diyalog ve iş birliği zemini sunduğunu ifade etti.

Konuşmasında güncel çatışmalara da değinen Yılmaz, özellikle bölgesel savaşların yalnızca insani değil, aynı zamanda ekonomik ve çevresel maliyetler doğurduğunu belirtti. Türkiye’nin bu süreçte öncelikli hedefinin çatışmaların sona erdirilmesi ve diplomatik yollarla kalıcı çözümler üretilmesi olduğunu vurguladı. Yılmaz, Türkiye’nin uluslararası platformlarda barış ve diyalogdan yana aktif bir tutum sergilediğini ifade etti.

Stratejik iletişimin günümüzde savaş ve krizlerin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğine dikkat çeken Yılmaz, iletişim alanındaki dönüşümün dijitalleşme ile birlikte hız kazandığını söyledi. Algoritmalar ve dijital platformların küresel algıyı şekillendiren temel unsurlar hâline geldiğini belirten Yılmaz, hakikat ile algı arasındaki sınırın giderek bulanıklaştığını ve dezenformasyonun güçlü bir araç olarak kullanıldığını ifade etti.

Yapay zekâ teknolojilerinin bu süreci daha da karmaşık hâle getirdiğini kaydeden Yılmaz, sahte içerik üretiminin artmasının iletişim alanını stratejik bir rekabet sahasına dönüştürdüğünü söyledi. Yılmaz veri egemenliği ve dijital bağımsızlık kavramlarının devletlerin güvenlik perspektifinde merkezi bir konuma yerleştiğini vurguladı.

Bilgiye erişimin zorlaştığına da dikkat çeken Yılmaz, özellikle çatışma bölgelerinde gazetecilerin sahaya erişiminin kısıtlanmasının ve iletişim altyapılarına yönelik müdahalelerin, doğru ve doğrulanabilir bilgiye ulaşımı engellediğini ifade etti. Yılmaz bu durumun, manipülatif içeriklerin yayılmasına zemin hazırladığını belirtti.

“TÜRKİYE KRİZ BÖLGELERİNDE ARABULUCULUK ROLÜ ÜSTLENİYOR”

Türkiye’nin dış politikadaki yaklaşımına da değinen Yılmaz, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde barış, diyalog ve diplomasi odaklı bir çizgi benimsendiğini belirtti. Türkiye’nin farklı kriz bölgelerinde arabuluculuk ve kolaylaştırıcılık rolü üstlendiğini hatırlatan Yılmaz şu cümleleri sarf etti:

Krizlerin derinleştiği anlarda taraflar arasında kurulan temasın devamlılığı süreçlerin kontrol altında tutulabilmesinin yegâne güvencesidir. Bu temas kurumsal mekanizmalardan önce liderlerin şahsi güvenine ve karşılıklı sorumluluk duygusuna dayanır. Bu noktada şunun altını da çizmek isterim. Liderler her zaman önemlidir. Her koşulda önemlidir. Ancak fırtınalı zamanlarda, kaotik zamanlarda liderliğin önemi bir kat daha artmaktadır. Bu anlamda dirayetli liderliğiyle sadece ülkemiz için değil, bölgemiz için ve küresel düzen içinde son derece önemli bir değer olan Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinin çok daha kıymetli hâle geldiğini vurgulamak istedim. Rusya Ukrayna Savaşı yaşanırken ki beşinci yılına girdi artık. Her iki tarafla da görüşebilen tahıl anlaşması gibi tüm insanlığı küresel ekonomiyi ilgilendiren konularda mesafe alınmasını sağlayan lider Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan olmuştur. Güney Kafkasya'da Azeri, Ermeni diyaloğunda ve barış çabalarında ne kadar önemli bir rol oynadığını hepimiz biliyoruz. Yine Afrika'da Etiyopya Somali geriliminde ortaya koyduğu tavrı ve başarıyı tüm dünya izledi. Balkanlar'da Pakistan Afganistan çatışmasında kısacası tüm kriz alanlarında Türkiye'nin ilkesel bir tavır ortaya koyduğunun altını çizmek istiyorum. Bu yaklaşım bir krize dönük bir olaya dönük tavrın ötesinde sistematik bir tutumu sergilemektedir. Bu da tüm taraflarla iletişim içinde olan barışı arayan müzakereyi arayan bir tavırdır. Diplomasinin alternatifi bellidir. Bunu yaşayarak görüyoruz. Çatışma, kan, gözyaşı, ekonomik kayıplar, çevresel yıkım diplomasinin alternatifi bu. Dolayısıyla Türkiye Cumhuriyeti bir taraftan bu savaşların dışında kalarak istikrarını en temel öncelik olarak görüp vatandaşının menfaatlerini en üst düzeyde ele alırken diğer taraftan da barış için ilkesel bir tavırla her türlü çabayı sarf etmektedir.

Konuşmasının sonunda stratejik iletişimin günümüzde yönetişimin ayrılmaz bir parçası hâline geldiğini ifade eden Yılmaz, iletişimin güven inşa etme, belirsizlikleri yönetme ve toplumsal dayanıklılığı artırma açısından kritik bir rol üstlendiğini dile getirdi. Yılmaz, zirvenin uluslararası iş birliğini güçlendirecek önemli çıktılar üretmesini temenni ederek, organizasyonda emeği geçenlere ve katılımcılara teşekkür etti.

Zirvenin ilk günü, açılış konuşmalarının ardından farklı başlıklarda düzenlenen oturumlarla devam edecek.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.