SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Çevre

QHA - Kırım Haber Ajansı - Çevre haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Çevre haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

TDT ülkeleri Astana’da çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunu ele aldı Haber

TDT ülkeleri Astana’da çevre ve iklim değişikliğiyle mücadele konusunu ele aldı

Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) çevre ve ekolojiden sorumlu bakan ve bakan yardımcılarının ikinci toplantısı, 23 Nisan 2026 tarihinde Astana’da düzenlenen Bölgesel Ekoloji Zirvesi kapsamında gerçekleştirildi. Astana'da Kazakistan Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakanı Yerlan Nısanbayev'in ev sahipliğinde yapılan toplantıya; Kırgızistan Doğal Kaynaklar, Ekoloji ve Teknik Denetim Bakanı Akıl Toktobayev, Türkiye Cumhuriyeti Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakan Yardımcısı ve Cumhurbaşkanı Başdanışmanı Hasan Süver, Azerbaycan Cumhuriyeti Ekoloji ve Doğal Kaynaklar Bakan Yardımcısı Rauf Hacıyev, Özbekistan Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Danışmanı ve Ulusal Ekoloji ve İklim Değişikliği Komitesi Başkanı Aziz Abduhakimov, TDT Genel Sekreteri Kubanıçbek Ömüraliyev, Ekonomik İşbirliği Teşkilatı (EİT) Genel Sekreteri Asad Majeed Khan katıldı. “TÜRKİYE, DENEYİM VE BİRİKİMİNİ PAYLAŞMAYA HAZIR” Toplantıda konuşan Suver, çevre, iklim ve sürdürülebilir kalkınma başlıklarının günümüzün öncelikli küresel gündem maddeleri arasında yer aldığını belirterek, iklim değişikliği, çölleşme ve biyolojik çeşitlilik kaybının çok boyutlu krizler olarak derinleştiğine dikkat çekti. Türkiye'nin uluslararası alanda bilgi paylaşımı ve kapasite geliştirme faaliyetlerinde aktif rol üstlendiğini kaydeden Suver, TDT bünyesinde Türkiye’nin deneyim ve birikimini sunmaya hazır olduğunu ifade etti. Bu sorunların yalnızca çevresel değil, aynı zamanda ekonomik ve sosyal boyutlarının bulunduğunu vurgulayan Suver, Türkiye'nin Akdeniz havzasında yer alması nedeniyle çölleşme, kuraklık ve arazi tahribatı gibi etkileri yoğun şekilde hissettiğini söyledi. TÜRKİSTAN’DAKİ İKLİM DEĞİŞİKLİĞİ MASAYA YATIRILDI Ömüraliyev ise, iklim krizinin eşitsizlikleri derinleştiren bir çarpan etkisi yarattığını ve tüm sektörlerde kaydedilen ilerlemeyi tehdit ettiğini vurguladı. Bölgenin karşı karşıya olduğu başlıca çevresel sorunlara dikkat çeken Ömüraliyev, Aral Gölü felaketi, Hazar Denizi’ndeki su seviyesinin düşmesi, buzulların hızla erimesi ve arazi bozulması gibi kritik konulara işaret etti. Ömüraliyev, 6 Kasım 2024 tarihinde Bişkek’te düzenlenen TDT 11. Zirvesi’nde kabul edilen “Türk Yeşil Vizyonu”na atıfta bulunarak, çevre alanında acil, ortak adımlar atılması çağrısında bulundu. Toplantıda, ortak tehditlere karşı işbirliğini yansıtan bir sonuç bildirisi imzalandı. Bir sonraki toplantının 2027 yılında Kırgızistan'da gerçekleştirilmesi kararlaştırıldı.

Türkiye’nin denizlerinde temizlik seferberliği: 325 bin ton atık bertaraf edildi Haber

Türkiye’nin denizlerinde temizlik seferberliği: 325 bin ton atık bertaraf edildi

Türkiye genelinde deniz kirliliğiyle mücadele kapsamında yürütülen çalışmalarla 28 kıyı ilinde 325 bin ton atık temizlendi, denizlerde izleme ve denetim faaliyetleri artırıldı. Anadolu Ajansı (AA) muhabirinin, Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığının 2025 Yılı İdare Faaliyet Raporu'ndan derlediği bilgilere göre, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın himayelerinde 10 Haziran 2019'da başlatılan "Sıfır Atık Mavi Hareketi" kapsamında yürütülen çalışmalar, "Deniz Çöpleri İl Eylem Planları" doğrultusunda aralıksız sürdürülüyor. Çalışmalarla deniz kirliliğinin azaltılması, atıkların kaynağında önlenmesi ve toplumsal farkındalığın artırılması hedeflenirken, sahada temizlik faaliyetlerinin yanı sıra eğitim ve iletişim kampanyaları da yürütülüyor. Bu kapsamda denize kıyısı bulunan 28 ilde deniz yüzeyi, kıyı şeridi ve deniz tabanında yürütülen çalışmalarla bugüne kadar 325 bin ton atık toplanarak, bertaraf edildi. ATIK SU ARITMA TESİSLERİ 7 GÜN 24 SAAT ÇEVRİM İÇİ İZLENİYOR Marmara Denizi'nde izleme noktası sayısı 150'ye çıkarıldı. Bin metreküp ve üzeri kapasiteye sahip tüm atık su arıtma tesisleri 7 gün 24 saat çevrim içi izleniyor. İzmit Körfezi'nde yürütülen çalışmalar kapsamında 1 milyon 850 bin metrekare denizel alan tarandı, 1 milyon 620 bin metreküp dip çamuru Marmara Denizi'nden uzaklaştırıldı. Bu çalışma Avrupa'nın en kapsamlı çevre ve denizcilik projeleri arasında yer alıyor. Başta Marmara Denizi olmak üzere tüm denizlerde kara ve deniz kaynaklı kirleticilere karşı mücadele sürdürülerek, su kalitesinin artırılması hedefleniyor. KARADAN GELEN KİRLİLİK, DERELERLE DENİZE TAŞINIYOR Deniz kirliliğinin önemli bölümünü kara kaynaklı unsurlar oluştururken, özellikle kentsel atık suların deşarj edildiği dereler kirlilik yükünü doğrudan denizlere taşıyor. Bu nedenle denize dökülen akarsuların konumları ve taşıdıkları kirlilik yüküne ilişkin tespit çalışmaları yürütülüyor. Bu kapsamda İstanbul'da dere ve nehir ağızlarında temizlik çalışmaları sürdürülüyor. Kentin su kaynakları arasında yer alan Terkos, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri de kirlilik açısından hassas alanlar arasında bulunuyor. Küçükçekmece ve Büyükçekmece göllerinin denizle temasları nedeniyle tuzlu, Terkos Gölü'nün ise tatlı su kaynağı olması bu alanların korunmasını daha da önemli hale getiriyor. İstanbul'da deniz çöplerinin hareketliliğinde poyraz ve lodos rüzgarları belirleyici oluyor. Rüzgar yönüne göre atıkların birikeceği alanlar öngörülebiliyor ve bu doğrultuda rüzgar haritaları oluşturuluyor. Deniz taşımacılığı ve balıkçılık faaliyetleri de kirlilikte öne çıkan unsurlar arasında yer alıyor. Gemilerde ve limanlarda kullanılan ömrünü tamamlamış lastiklerin denize bırakılması ile balıkçılık faaliyetleri sırasında terk edilen av araçları, deniz tabanında kirliliğe yol açıyor.

Dinyester’de ekolojik alarm: Rusya’nın Ukrayna’daki hidroelektrik santraline düzenlediği saldırı Moldova’yı susuz bırakabilir Haber

Dinyester’de ekolojik alarm: Rusya’nın Ukrayna’daki hidroelektrik santraline düzenlediği saldırı Moldova’yı susuz bırakabilir

Moldova Cumhurbaşkanı Maia Sandu, Rusya’nın Ukrayna’daki Novodnistrovsk Hidroelektrik Santrali’ne düzenlediği saldırı sonucu Dinyester (Turla) Nehri’ne petrol sızdığını duyurdu. Moldova genelinde 15 günlük ekolojik alarm ilan edilirken, nehirdeki kirlilik ülkenin su arzını ciddi şekilde tehdit ediyor. Rusya’nın 7 Mart’ta Çernivtsı bölgesindeki hidroelektrik santraline yönelik gerçekleştirdiği füze ve silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısının çevresel etkileri sınır ötesine taştı. Saldırı sırasında tesiste meydana gelen hasar sonucu nehre sızan teknik yağlar ve yakıtlar, akıntıyla birlikte Moldova sınırına ulaştı. 10 Mart’ta Ukrayna’nın Vinnıtsya bölgesinde tespit edilen petrol lekelerinin, Moldova’nın Naslavcea köyü yakınlarına kadar ilerlediği bildirildi. Cumhurbaşkanı Maia Sandu, dün akşam resmî sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı açıklamada durumun vahametine dikkat çekerek şu ifadeleri kullandı: Rusya'nın Ukrayna'daki Hidroelektrik Santrali’ne düzenlediği saldırı sonucu Dinyester Nehri'ne petrol karışmıştır. Bu durum Moldova'nın su kaynağını tehlikeye atmaktadır. Çevre alarmı ilan ettik ve halkımızı korumak için harekete geçtik. Yaşananlardan tamamen Rusya sorumludur. 15 GÜNLÜK OLAĞANÜSTÜ DURUM Moldova hükûmeti, nehrin ülkenin en kritik su kaynağı olması sebebiyle 15 gün sürecek bir ekolojik acil durum ilan etti. Kirliliğin yayılmasını önlemek amacıyla bazı yerleşim birimlerinde su arzına geçici kısıtlamalar getirilirken, çevre ekipleri kirliliğin boyutunu analiz etmek için yoğun mesai harcıyor. Dinyester Nehri, Moldova halkının içme suyu ihtiyacının büyük bir kısmını karşıladığı için, petrol sızıntısının sadece çevresel değil, aynı zamanda ciddi bir insani krize yol açmasından endişe ediliyor.

Savaşın ekolojik bedeli: Ukrayna 272 bin hektarlık deniz koruma alanının kontrolünü kaybetti Haber

Savaşın ekolojik bedeli: Ukrayna 272 bin hektarlık deniz koruma alanının kontrolünü kaybetti

Rusya'nın Ukrayna'ya yönelik başlattığı topyekûn işgal süreci, doğa koruma alanlarında geri dönülemez bir yıkıma yol açıyor. Yapılan son bilimsel çalışmalara göre Ukrayna, Kırım ve Azak kıyılarında yer alan 272 bin hektardan fazla koruma altındaki deniz sahasının kontrolünü tamamen kaybetti. Ukrayna Ulusal Bilimler Akademisi Deniz Biyolojisi Enstitüsü Müdür Yardımcısı ve Biyoloji Bilimleri Doktoru Viktor Demçenko, savaşın deniz ekosistemi üzerindeki yıkıcı etkilerini hazırladığı bilimsel raporla gözler önüne serdi. Suspilne tarafından aktarılan rapora göre, biyolojik çeşitlilik açısından en değerli bölgeler arasında gösterilen pek çok doğa koruma alanı şu an Rus işgali altında bulunuyor. İşgal altındaki bölgeler arasında, Herson bölgesindeki "Carılgaç" Ulusal Doğa Parkı ile Mıkolayiv bölgesinde Rus kontrolünde kalan tek yer olan Kinburn (Kılburun) Burnu ve "Svyatoslav Beyaz Kıyıları" (Biloberezhia Sviatoslava) Ulusal Parkı gibi kritik ekosistemler yer alıyor. Demçenko, Karadeniz’in Ukrayna kontrolündeki kıyılarında dahi yaklaşık 460 bin hektarlık deniz koruma alanının doğrudan savaşın yıkıcı etkilerine maruz kaldığını vurguladı. Savaşın doğal mirasa verdiği zarar sadece deniz sınırlarıyla da kısıtlı değil. Raporda yer alan çarpıcı verilere göre Avrupa'nın biyolojik çeşitliliğini korumayı amaçlayan Zümrüt Ağı (Emerald Network) dahil 27 alan işgal altında, 11 alan ise çatışma bölgesinde bulunuyor. Ayrıca uluslararası öneme sahip Ramsar Sulak Alanları'nın 10'u Rus işgali altında kalırken, 7'si çatışmaların doğrudan etkisi altında yaşam mücadelesi veriyor. Bilim insanları, askerî faaliyetlerin, deniz mayınlarının ve kıyı şeridindeki tahkimatların deniz habitatlarını tahrip ettiğini, bunun sonucunda bölgeye özgü türlerin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını belirtiyor.

Ukrayna, Rusya’dan 43 milyar dolarlık “iklim tazminatı” talep edecek Haber

Ukrayna, Rusya’dan 43 milyar dolarlık “iklim tazminatı” talep edecek

Ukrayna, savaşın çevreye verdiği zarar nedeniyle Rusya’dan 43 milyar dolar tutarında iklim tazminatı talep etmeye hazırlanıyor. Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Konferansı (COP30), kapsamında yayımlanan basın açıklamasında, bunun “savaş sonrası ilk iklim tazminatı talebi” olduğu vurgulanırken, tazminatın savaştan sonra Ukrayna'nın "ekolojik restorasyonu" için harcanacağını belirtildi. Konu ile ilgili açıklama yapan Ukrayna Ekonomi Bakan Yardımcısı Pavlo Kartaşov, “Rusya birçok yönden kirli bir savaş yürütüyor ve iklimimiz de zarar görüyor... Tüketilen muazzam miktarda yakıt, yakılan ormanlar, yıkılan binalar, kullanılan beton ve çelik; bunların hepsi özünde ‘çatışmanın karbon ayak izidir’ ve önemli bir iklim hasarına yol açıyor. Bu saldırganlığın iklim üzerindeki etkileri sınırlarımızın çok ötesinde ve gelecekte de hissedilecektir.” ifadelerini kullandı. İKLİM TAZMİNATI NASIL HESAPLANDI? Talep edilen meblağ, Savaşın Sera Gazı Muhasebesi Girişimi (IGGAW) uzmanlarının hesaplamalarına dayanıyor. Buna göre, savaş 237 milyon ton karbondioksit (CO₂) eşdeğeri emisyona yol açtı. Bilim insanları, bu emisyonların topluma verdiği zararı ifade eden “karbonun sosyal maliyeti”ni ton başına 185 dolar olarak hesaplıyor. Tazminat başvurusu, Avrupa Konseyinin oluşturduğu yeni mekanizma üzerinden yapılacak. Aynı çerçevede Ukraynalılar tarafından savaş zararlarına ilişkin 70 bin başvuru şimdiden iletilmiş durumda. Uzmanlar, savaşın çevresel tahribatının boyutunun “devasa” olduğunu belirtiyor: 25 bin hektar yanmış orman, tehdit altındaki 220 koruma alanı ve yaklaşık 1 milyon hektarlık mayınlı arazi bunlardan sadece bazıları. Avrupa’daki uzmanlar ve Ukraynalı kurumlar, bu ekolojik yıkımın “ekosid” (ekolojik soykırım) olarak tanınması için uluslararası kanıt toplamayı sürdürüyor.

Kırım açıklarında 600’den fazla aktif metan sızıntısı tespit edildi: Uzmanlardan “büyük ekolojik felaket” uyarısı Haber

Kırım açıklarında 600’den fazla aktif metan sızıntısı tespit edildi: Uzmanlardan “büyük ekolojik felaket” uyarısı

Ukrayna Millî Direniş Merkezinin açıklamasına göre, Rus işgali altındaki Kırım kıyılarında 600’den fazla aktif metan sızıntı noktası belirlendi. En yoğun sızıntıların Fiolent Burnu, Akyar (Sivastopol) Körfezi ve Kerç Boğazı çevresinde olduğu bildirildi. Ayrıca Kafkasya kıyılarında da 350 benzer çıkış noktası tespit edildi. Merkez, 12 Kasım’da sosyal medya üzerinden yayımladığı açıklamada, “İşgal edilen Kırım kıyılarında 600'den fazla aktif metan sızıntı noktası tespit edildi." ifadelerini kullanarak, bu bulguların Karadeniz’de büyük ölçekli bir ekolojik felaketin başlangıcına işaret edebileceği uyarısında bulundu. Açıklamaya göre sızıntıların bir kısmı, 725 metre derinlikteki gaz hidrat tabakalarında kaydedildi. Bu kristalimsi yapılar belirli koşullarda çözünerek devasa miktarda sera gazı salabiliyor. Merkez, metan çıkışlarındaki artışın doğrudan Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da yürüttüğü teknolojik ve askerî faaliyetlerle bağlantılı olduğunu bildirdi. Bunlar arasında deniz tabanında petrol ve gaz arama çalışmaları, askerî üs inşaatları ve patlayıcılarla yapılan deniz tatbikatları yer alıyor. BULGULARI SAPTAYAN BİLİM İNSANLARI SUSTURULDU Ukrayna Millî Direniş Merkezinin kaynaklarına göre en yüksek metan yoğunluğu son altı aydır Rusya’nın “jeolojik keşif” adı altında yürüttüğü yoğun sondaj faaliyetlerinin yapıldığı bölgelerde kaydedildi. Bulguları saptayan bilim insanlarının, veriler kamuoyuna sızdıktan sonra işgalcilerden “yorum yapmamaları” yönünde talimat aldığı aktarıldı. Uzmanlar, bu faaliyetlerin deniz tabanı katmanlarının bozulmasına, metanın kontrolsüz şekilde açığa çıkmasına ve oksijen seviyesinin düşmesine yol açtığını belirtiyor. Metan, ısıyı karbondioksitten 25 kat daha etkili biçimde hapseden bir gaz olduğundan, zincirleme reaksiyonlar sonucu kitlesel deniz canlısı ölümleri yaşanabileceği ifade ediliyor. KARADENİZ'İN DERİN KESİMLERİ "ÖLÜ BÖLGEYE" DÖNÜŞEBİLİR Ukrayna Millî Direniş Merkezi açıklamasında, “Uzmanlar, sürecin durdurulmaması halinde Karadeniz'in doğal yenilenme yeteneğini kaybedebileceği konusunda uyarıyor. Karadeniz’in derin kesimleri ‘ölü bölgeye’ dönüşebilir; patlamalar ya da yer kaymaları sonucu açığa çıkacak metan dalgaları Türkiye, Romanya ve Bulgaristan kıyı ekosistemlerini dahi etkileyebilir.” denildi. Merkez, Rusya’nın “kaynak geliştirme” adı altında yürüttüğü bu faaliyetlerle Karadeniz’i askeri çıkarların çevresel güvenliğin önüne geçtiği bir ‘teknolojik risk bölgesine’ dönüştürdüğünü vurguladı.

Kırım’da ekolojik talan derinleşiyor: Ağaçlar Rus ordusu için kesiliyor Haber

Kırım’da ekolojik talan derinleşiyor: Ağaçlar Rus ordusu için kesiliyor

Rusya’nın Kırım’daki işgal politikası, yalnızca siyasi ve demografik değil aynı zamanda ekolojik bir yıkım stratejisi ile birlikte ilerliyor. Rus işgalciler, Akmescit (Simferopol)-Aluşta-Yalta yolunun yeniden inşası için 164 hektardan fazla ormanlık alanı yok etmeyi planlıyor. Daha önce bu yılın mart ayında Kırım'ın güney kıyısında başlatılan yol inşaatı esansında binlerce ağaç kesilmişti. Kırım’ın Kremlin kontrolündeki sözde Çevre Bakanlığı, Rus medyasına yaptığı açıklamada kesilen odunların işgalci Rus ordusuna teslim edildiğini resmen doğruladı. Açıklamaya göre, mart ayında elde edilen yaklaşık 2 bin 400 metreküp odun doğrudan orduya gönderildi. Yetkililer, kalan ağaçların da aynı şekilde “askeri ihtiyaçlar” için kullanılacağını belirtti. RUSYA’NIN ASIL ÖNCELİĞİ ORDUNUN ÇIKARLARI İşgal yönetimi, ekolojik talanı örtbas etmeye çalışarak, ormanın bir kısmının yeniden dikileceğini ve dağ yamaçlarının mühendislik yöntemleriyle güçlendirileceğini iddia ediyor. Ancak işgalcilerin çevreyi geri dönüşsüz biçimde tahrip ettiği ve asıl önceliğinin işgal ordusunun çıkarları olduğu açıkça görülüyor. Daha önce “Sarı Kurdele” direniş hareketi, Akyar (Sivastopol)-Yalta yolu yakınlarında binlerce ağacın kesildiğini ve işgalcilerin telafi edici ağaçlandırma gibi bir planı gündeme bile almadığını bildirmişti.

Rus işgali altındaki Kırım’da yol genişletme adı altında ağaç katliamı! Haber

Rus işgali altındaki Kırım’da yol genişletme adı altında ağaç katliamı!

Rus işgal yönetimi, Kırım'da Yalta ile Akyar’ı (Sivastopol) birbirine bağlayan karayolunu "genişletme" projesi kapsamında binlerce ağacı katletmeye başladı. Sosyal medyada paylaşılan video ve fotoğraflar, yol kenarlarındaki devasa ağaç kesimlerini gözler önüne serdi. Rus işgali altındaki Kırım başta olmak üzere Ukrayna topraklarında faaliyet yürüten Sarı Kurdele direniş hareketi aktivistleri, yol kenarındaki orman şeridinin yok edilmesine dair görüntüleri paylaşarak, “Sorunlu alanların etrafına çevre yolları inşa etmek, ek çatallanmalar veya paralel trafik kavşakları oluşturmak gibi daha medeni bir tasarım yaklaşımı seçmek yerine, işgalciler en ilkel yolu seçerek mevcut ormanlık alanı yok ettiler.” ifadelerini kullandı. Kesilen ağaçların yıllardır yolu tozdan, aşırı sıcaktan ve toprak kaymalarından koruduğu biliniyor. Aktivistler söz konusu tahribatın, yolculuk koşullarını kötüleştireceğini ve kötü hava koşullarında trafik güvenliğini riske atacağını savundu. Öte yandan, işgal yönetimi herhangi bir telafi amacıyla yeni ağaç dikimi planı da açıklamış değil. Bu durumu, Moskova'nın Kırım'a yönelik sömürgeci politikasının bir başka örneği olarak yorumlayan aktivistler, Rusya'nın Yarımadadaki kaynakları tükettiğini, çevreyi tahrip ettiğini ve geride sadece yıkım bıraktığını vurguladı.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.