SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Edebiyat

QHA - Kırım Haber Ajansı - Edebiyat haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Edebiyat haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Alim Aliyev ile "Kırım İnciri" üzerine: İşgal gölgesinde edebi direniş Haber

Alim Aliyev ile "Kırım İnciri" üzerine: İşgal gölgesinde edebi direniş

Ukrayna'nın başkenti Kıyiv'de 21 Ağustos’ta 6. Kırım İnciri Edebiyat Yarışmasının ödül töreni düzenlenecek. 2018 yılında temelleri atılan Kırım İnciri projesi, yarışma, festival ve antoloji formatlarıyla Kırım Tatar dilini ve edebiyatını desteklemeyi, Ukrayna edebiyatında Kırım temasını canlı tutmayı ve iki kültürün birbirini derinlemesine tanıması için fırsat sağlamayı amaçlıyor. Ödül töreni öncesi Kırım Haber Ajansının (QHA) sorularını yanıtlayan,Ukrayna Enstitüsü Genel Müdür Yardımcısı ve yarışmanın kurucularından Alim Aliyev, festivalin doğuş hikayesini, Kırım Tatar edebiyatının uluslararası alandaki yerini ve işgal gölgesindeki edebi direnişi anlattı. “KIRIM KONUSUNU ENTELEKTÜEL ALANDA CANLI TUTMAK İSTEDİK” Yarışmanın temellerinin 2018 yılında Kıyiv’de düzenlenen Arsenal Kitap Fuarı sırasında atıldığını belirten Alim Aliyev, "Fuarda Kırım edebiyatının durumunu ele alan bir panelde moderatörlük yapmıştım. Bu etkinliğin ardından içimde oldukça tatsız bir his kalmıştı; çünkü zihnimde genel olarak çağdaş Kırım edebiyatının var olup olmadığına dair soru işaretleri oluşmuştu.Ve aslında bundan sonra bu konuyu Ukraynalı yazar Anastasiya Levkova ile konuştuk. Bir yarışma başlatmaya karar verdik." dedi. Anastasiya Levkova ile birlikte başlattıkları bu girişimin kısa sürede büyük bir ivme kazandığını vurgulayan Aliyev şunları kaydetti: Bugün bu yarışmanın amacı sadece hem şiir, düzyazı ve deneme yazan hem de çeviri yapan Kırım Tatar yazarların sesini duyurmak değil, aynı zamanda Kırım hakkında yazan Ukraynalı yazarların da sesini güçlendirmektir. Ayrıca Kırım konusunu Ukrayna'nın kamusal entelektüel alanında canlı tutmaktır; zira bu konu çoğunlukla siyasi ve insan hakları alanına sıkışıp kalmış durumda. Oysa entelektüel alan olmadan Kırım'ın bugününü, geleceğini ve elbette geçmişini konuşmamız çok ama çok zor olacaktır. Ve şüphesiz ki amaçlarımızdan bir başkası hem Kırım Tatar dilinin hem de Kırım Tatar edebiyatının gelişimi için bir itici güç sağlamaktadır. Yarışmanın tür ve tema yelpazesinin yıllar içinde genişlediğine dikkat çeken Aliyev, kat edilen mesafeyi şu sözlerle özetledi: İlk yarışmalarda turistik, nostaljik ve romantik metinler ağırlıktaydı. Ancak bugün; Kırım Tatar Sürgünü gerçeğini, 20. yüzyılın başları, 90'lardaki geri dönüşler, Kırım Hanlığı tarihi, savaş, işgal ve dünyaya yayılan zorunlu göç dalgaları işleniyor. Tür olarak da çok farklı metinler geliyor. Artık düz yazının yanı sıra fantastik ve mistik eserler de ortaya çıkıyor. Kırım'ın çok farklı biçimlerde var olması bana göre çok önemli." KIRIM’IN SESİ VE ÇEVİRİ KÖPRÜSÜ Kırım İnciri Yarışmasının Ukraince ile Kırım Tatarca arasında karşılıklı edebiyat çevirilerini teşvik ediyor. Karşılıklı çevirilerin iki toplumun belleğini ve acısını anlamadaki rolüne değinen Aliyev, Kırım Tatar edebiyatının uluslararasılaşma sürecini şu sözlerle aktardı: Dil ve yazı, bir toplumun neyle yaşadığını son derece iyi yansıtan, o toplumun adeta sinir ucudur. Günümüz Kırım Tatar yazarlarının diğer dillere çevirileri bulunmadığında, bu sinir ucunu hissetmek şüphesiz imkânsız hâle gelir. İşte bu yüzden çeviriler bu kadar önemlidir ve bu yüzden bizde sadece Kırım Tatarcadan Ukrainceye değil, aynı zamanda Ukrainceden Kırım Tatarcaya da karşılıklı çeviriler yapılmaktadır. İkinci husus ise; 'Kırım İnciri' geçen yıl Amerika Birleşik Devletleri’nde yayımlanan İngilizce ilk çeviri antolojisini çıkardı ve bu, nihayet seslerimiz diğer dillerde görünür kılındı demektir. Şüphesiz bu sadece bir başlangıç; bunun devamı gelmeli ve sayıca çok daha fazla olmalıdır. Yarışmanın bu yılki mottosunun "Özgür Bir Evin Tadı" olduğunu belirten Aliyev, "Bana öyle geliyor ki bu ifadede Kırım İnciri'nin üstlendiği misyon tam anlamıyla kendini gösteriyor. Bizler; yetenekli Kırım Tatarları ile Kırım hakkında yazan Ukraynalılar için adeta bir özgürlük adası hâline geldik. Kırım İnciri'nin, takma isimler kullansa bile içindeki sızıyı metaforik bir dille yansıtan yetenekli insanlar için son derece önemli bir platform olduğunu düşünüyorum." dedi. Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan yazarlarda gelen metinlere çok büyük önem verdiklerini vurgulayan Aliyev, “Bu metinlerin Kırım İnciri'nde yayımlanabilmesi, hem günümüz gerçekliğini hem de günümüz yeteneklerini kayıt altına alabilmesi için elimizden gelen her şeyi yapacağız. Bu şüphesiz çok önemli bir iştir." şeklinde konuştu. ZİNDANDAN YÜKSELEN “ÖZGÜRLÜK SÖZLERİ” Yarışmanın en vurucu kategorilerinden birinin "Özgürlük Sözleri" olduğunu vurgulayan Aliyev, Rus zindanlarındaki siyasi tutsakların ve ailelerinin kaleme aldığı metinlerin hayati birer tanıklık taşıdığını belirterek şunları kaydetti: Bu kategori, Rus hapishanelerindeki korkunç deneyimlerini ve bir cezaevinden diğerine nakledilme süreçlerini kaleme alan Kırım'daki siyasi tutsakların sesidir. Yasa dışı bir şekilde cezaevlerinde tutulan soydaşlarımızın sesini görünür kılmak bizim boynumuzun borcudur. Onlar en sert koşullarda bile onurlu insan kalmaya devam ediyorlar. Özgürlüklerine ve ailelerine kavuşana kadar bu sesleri dünyaya duyurmaya, hakikati belgelemeye devam edeceğiz. ULUSLARARASI KÜLTÜREL DİPLOMASİ VE GELECEK VİZYONU Ukrayna Enstitüsündeki görevi doğrultusunda; Kırım Tatar edebiyatı ve mirasının, Ukrayna’nın uluslararası kültür diplomasisindeki yerini ve dünyadaki algısını değerlendiren Alim Aliyev, Ukrayna Enstitüsü’nün küresel stratejisinde "Kırım ve Kırım Tatarları" başlığının temel sütunlardan birini oluşturduğunu belirterek şunları kaydetti: Kırım Tatar kültürü ve tarihi, Ukrayna siyasi ulusunun ve kimliğinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu durum yalnızca söylemlerden ibaret kalmamalı; dili öğrenmek, çocuklarımıza bu zenginliği aktarmak ve ülke genelinde sürdürülebilir bir eğitim ekosistemi kurmakla mümkündür. Kırım Tatar edebiyatının müfredatlara girmesi ve kültürün her yönüyle tanınması stratejik bir zorunluluktur. Ukrayna Enstitüsü bünyesinde yürütülen uluslararası girişimleri hakkında bilgi veren Aliyev, “Dünyanın önde gelen üniversitelerinde Kırım Tatar araştırmaları, dili, tarihi ve edebiyatı üzerine özel akademik programların, derslerin ve kürsülerin açılmasına destek sağlıyoruz. Kültür projeleri düzenliyoruz. Örneğin uluslararası alanda düzenlenen ve Ukraynalı ile Kırım Tatar çağdaş sanatçıları eşit zeminde buluşturan ‘Kırım Hakkında Konuştuğumuzda Ne Hakkında Konuşuyoruz?’ başlıklı sergi gibi projelerle, işgal gerçeği sanatın sorgulayıcı gücüyle dünya kamuoyuna taşıyoruz. 2025’te başlattığımız "Hvılya/Dalga" Ödülü Programı, uluslararası alanda Kırım Tatar ve Ukraince dillerini yaygınlaştıran, öğreten ve popülerleştiren akademisyen ve uzmanları ödüllendiriyor. Bunun dışında daha çok planımız var.” dedi. Ukrayna Dışişleri Bakanlığı ve Enstitü ekibinin Kırım konusunu bir sloganın ötesine taşıyarak somut bir eyleme dönüştürdüğünü vurgulayan Aliyev, savaşın ve işgalin nihai sınırına dikkat çekti: Sanatın en temel işlevlerinden biri doğru soruları sormaktır. Biz uluslararası platformlarda Kırım sorusunu ısrarla soruyoruz; çünkü Ukrayna'daki savaş, Kırım işgalden kurtarılmadan ve tamamen özgürleştirilmeden asla sona eremez." “EVİMİZE ENTELEKTÜEL BİR ZEMİNLE DÖNECEĞİZ” İşgalin sona ermesinin ardından Kırım İnciri Festivali'nin Kırım'da düzenlenip düzenlenmeyeceğine ilişkin soruya net bir yanıt veren Alim Aliyev, işgalin sona ermesinden sonrası döneme dair vizyonunu ve festivalin taşıdığı kişisel anlamı şu sözlerle aktardı: Gelecekte bu festival mutlaka Kırım’da düzenlenecektir ve yarımadanın ana edebiyat olayı haline gelecektir. Ancak ben her zaman ev ödevlerimizi bugünden yapmamız gerektiğini söylüyorum. Kırım özgürleştiğinde oraya sıfırdan başlamak üzere dönemeyiz; o dönüşün entelektüel zeminini, hafızasını ve diyaloğunu bugünden inşa etmek zorundayız. Kırım İnciri, benim ve çalışma arkadaşlarım için kişisel olarak işgal altındaki vatanımızla ve orada yaşayan insanlarımızla kurduğumuz bir bağdır. Eğer bu köprü ve bu diyalog koparsa, kendi insanımıza ve vatanımıza geri dönmemiz katbekat daha zor olur.

Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmet Cevad 134 yaşında! Haber

Çırpınırdı Karadeniz'in şairi Ahmet Cevad 134 yaşında!

Türk dünyasının genelinde bilinen “Çırpınırdı Karadeniz” şiirini kaleme alan Azerbaycanlı ünlü şair Ahmet Cevad, doğumunun yıl dönümünde Türkiye ve Azerbaycan’da anılıyor. Ahmet Cevad, 5 Mayıs 1892'de Şemkir'in Seyfali köyünde hayata gözlerini açtı. Altı yaşında babasını kaybeden Cevad, ilk eğitimini dinî bir okulda aldı. Ailesiyle birlikte Gence’ye taşınan Cevad, burada Şah Abbas Camii bünyesinde faaliyet gösteren medresede eğitim gördü. AHMET CEVAD'IN İSTİKBAL YOLUNU, AZERBAYCAN TÜRKÜ DÜŞÜNÜRLER AÇTI Şah Abbas Camii’nin eğitimcileri, önemli Azerbaycan Türkü aydınlardan oluşuyordu; bunların arasında şair Hüseyin Cavid, edebiyat eleştirmeni Abdulla Sur, Şeyhülislam Pişnamazzade gibi dönemin tanınmış isimleri bulunuyordu. Bu yüzden Ahmet Cevad’ın bu dönemde aldığı eğitimde, ciddi bir vatanseverlik motifi mevcuttur. Cevad, kısa sürede okulun gözde öğrencilerden biri olur. Bu dönemde Hüseyin Cavid ile sık sık iletişime geçen Ahmet Cevad, yazma ilhamına erişti ve ilk şiirlerini medresede yazmaya başladı. Ayrıca hocalarının millî-manevî sohbetlerini dinlemek, Türk milletinin durumu ve istikbali ile ilgili medresedeki tartışmaları dinlemek, Ahmet Cevad'ın istikbal yolunun belirlenmesinde ve milli istiklal mücadelesinin tüm gücüyle başlamasında büyük rol oynadı. Ahmet Cevad, okulda Arapça, Farsça ve Rusça dillerini mükemmel bir şekilde öğrendi. 1912 yılında eğitimini tamamlayıp öğretmenlik diplomasını aldıktan sonra Ahmet Cevad göreve başladı. Mesleğe gazellerle başlayan genç şairin eserleri 1913 yılında yayımlanmaya başlandı, "Koşma" adlı ilk şiir kitabı üç yıl sonra, 1916'da yayınlandı. OSMANLI İMPARATORLUĞU SAFINDA KAFKAS GÖNÜLLÜ BİRLİĞİNE, GÖNÜLLÜ ASKER OLARAK KATILDI Aydınlık için çabalayan ama kaderi karanlıktan geçen Ahmet Cevad'ın hayatının dönüm noktası böyle başladı. Vatanını ve insanını tüm kalbiyle seven çok yetenekli bir Türk evladı olan Ahmet Cevad, Osmanlı İmparatorluğunun bu dönemdeki durumundan endişe duyar. Azerbaycan’ın önemli aydınlarından biri olan şair ve eğitimci Abdulla Şaik ile İstanbul’da kurulan “Kafkas Gönüllü Birliği”ne gönüllü asker olarak katılır. AHMET CEVAD, ÇIRPINIRDI KARADENİZ ŞİİRİNİ YAZDI Osmanlı İmparatorluğunun doğusunda Birinci Dünya Savaşı sırasında Rusların ve Ermenilerin yaptığı mezalime karşı çıkan Ahmet Cevad, Bakü'de bulunan "Azerbaycan Hayırsever Cemiyeti" ile bu bölgelerde yaşayan Türklere yardım eder. O günlerde Kars’ta Türk halkının yürek burkan yaşamına şahit olan Cevad, “Gördüklerim” şiirini kaleme alır. 1914 yılında Osmanlı İmparatorluğunun Birinci Dünya Savaşına katılmasından etkilenen Cevad, “Karadeniz” şiirini yazar, büyük umutlarla yaşamıştır. Cevad, “Dost elinden esen rüzgarlar. Şiir... bana selam söyler. Olsun bizim bütün eller. Kurban Türkün bayrağına” yazar. AzerbaycanTürkü ünlü besteci Üzeyir Hacıbeyli’nin bestesini yaptığı, Ahmet Cevad’ın şiiri "Çırpınırdı Karadeniz" eseri tüm Türk dünyasının özgürlük ve mücadele marşının yankısıdır. "KALEMİ BİN SÜNGÜ DEĞERİNDEYDİ" 1919 yılında Azerbaycan Halk Cumhuriyeti'nin kuruluşunu Azerbaycan milli tarihinin en parlak sayfası olarak karşılayan Ahmet Cevad, bağımsız Azerbaycan’ın marşı olan "Azerbaycan Marşı"nı yazmıştır. Azerbaycan'ın ulusal kurtuluş mücadelesinin önderi Azerbaycan Halk Cumhuriyetinin kurucularından Mehmet Emin Resulzade, Ahmet Cevad için, "Şiirleriyle Türk halkının, anavatanı Azerbaycan'ın bağımsızlık mücadelesine daha çok hizmet etmiştir. Onun kalemi bin süngü değerindeydi." demiştir. BOLŞEVİKLERİN İŞGALİ SIRASINDA ÖĞRETMENLİK YAPTI 1920'de cumhuriyetin düşmesinden sonra şair, Gusar'ın Hulug köyüne taşınarak öğretmen oldu. 1922'de Ahmet Cevad, Bakü'de Yüksek Pedagoji Okulu'na girdi. Ahmet Cevad, Yüksek Pedagoji Enstitüsünden mezun olduktan sonra "Eğitim ve Kültür" dergisinde çalıştı ve sonraki pedagojik faaliyetleri yüksek okullarla ilgiliydi. Bir süre Azerbaycan Politeknik Enstitüsü, Gence Ziraat Enstitüsü'nde öğretmenlik yaptı ve Azerbaycan'da Rus dilinin ilk profesörlerinden biri oldu. CEVAD, KOMÜNİST YÖNETİM TARAFINDAN HEDEF GÖSTERİLDİ Ahmet Cevad'ın ünlü kitabı "İstiklâl İçin Şiirler" 1928'de İstanbul'da yayımlandı ve o dönemde Sovyet basınında Ahmet Cevad'a yönelik saldırılar başladı. 1935 yılında Gence'den Bakü'ye dönen Ahmet Cevad, çalışmalarını "Azerneşr"de sürdürmektedir. Ona yönelik saldırılar burada da bitmiyor. Özellikle Sovyet Yazarlar Birliği genel kurulunda şair, sert bir şekilde eleştirilir. Ahmet Cevad'a yönelik hain iftira kampanyası basının sayfalarında genişlediğinde 3 Haziran 1937'de Ahmet Cevad, Sovyet Yazarlar Birliği üyeliğinden ihraç edildi. Komünist yönetim, 5 gün sonra Cevad’ı tutukladı. Azerbaycan halkının özgürlük ve bağımsızlığı için savaşan güçlü şair, bir anda "halk düşmanı" olarak damgalandı. Şairin evinin aranması sırasında dairesinden eşi Şükriye hanımın mal varlığına hatta mücevher ve ziynet eşyalarına el konuldu. KOMÜNİST REJİM, AHMET CEVAD'IN AİLESİNE DE HUZUR VERMEDİ Ahmet Cevad, 13 Ekim 1937’de Stalin’in Kızıl Terörü’nün bir kurbanı olarak kurşuna dizilerek infaz edilir. Şairin geride bıraktığı ailesine de huzur verilmez. Cevad’ın ölümünden sonra eşi Şükriye hanım, çocuklarıyla birlikte “vatan haininin eşi” olarak tutuklandı. Yedi yıl sonra sürgünden salıverilmesine rağmen Bakü'de yaşaması yasaklandı. Aile ancak Aralık 1955'te beraat etti.

Kırım Tatar Dilbilimci ve Yazar Saim Osman Karahan vefatının yıl dönümünde anılıyor Haber

Kırım Tatar Dilbilimci ve Yazar Saim Osman Karahan vefatının yıl dönümünde anılıyor

Emel Dergisinin bir dönem Yazı İşleri Müdürlüğünü yapan, Emel Kırım Vakfı ile Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu Üyesi Saim Osman Karahan, vefatının 11. yıl dönümünde rahmetle anılıyor. 23 Nisan 2015 senesinde İstanbul'da vefat eden Kırım Tatar dilbilimci Karahan, 2013 senesinde "Dobruca Kırım Tatar Ağzı Sözlüğü" eserini Kırım Tatar halkına kazandırmıştı. SAİM OSMAN KARAHAN KİMDİR? 5 Şubat 1939'da Romanya'nın Köstence şehrinin Koşu Mahallesinde öğretmen ve din adamı bir babanın oğlu olarak dünyaya geldi. 2 Nisan 1964’te Türkiye’ye göç etmek üzere Romanya'dan ayrıldı. 1970 senesinde Ankara Üniversitesi Dil Tarih Coğrafya Fakültesi Faransız Dili ve Edebiyatı Bölümünü bitirdi. 1974 yılında hayatını Nermin Hanım ile birleştirdi ve İstanbul’a taşındı, oğulları Özgür ve Haluk İstanbul’da doğdu. 1975’ten sonra Emel Dergisini çıkaran Müstecib Ülküsal’ın çevresinde Sabri Arıkan, Abdullah Zihni Soysal, Yusuf Uralgiray gibi Kırım Davası hizmetkârları ile görüşme ve fikirleşme fırsatı buldu. Ülküsal’ın Dobruca ve Türkler adlı eserindeki (1966, İstanbul) Dobruca haritasını çizip hazırladı. 1990 senesinde emekli olana kadar bir tekstil fabrikasında muhasebe işlerinde çalıştı. Emekliliğinden sonra dernek faaliyetlerine daha sık bir şekilde iştirak etmeye başladı. İstanbul'da Zafer Karatay, Celal İçten, Niyazi Elitok, Murat Vatansever gibi Emelciler ile tanıştı. 1995 senesinde Müstecib Ülküsal’ın yaşgünü merasimi esnasında Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu ile tanışma fırsatı buldu. 2001 senesinde 4. Kırım Tatar Milli Kurultayı’na katılmak için hayatında ilk defa Vatan Kırım’a gidebildi. Sözlük hazırlama çalışmalarına ilk gençlik yıllarında tuttuğu notlar ile başladı. Romanya Dobrucasında çıkmış tüm yazılı edebiyat örnekleri, diğer Türk lehçeleri sözlük ve gramerleri gibi geniş kapsamlı eserlerden de faydalanarak 3 ciltlik Dobruca Kırımtatar Ağzı Sözlüğü’nü tamamladı. Yarım asırdan fazla süren ve bu zaman zarfında karşılaştığı pek çok aksilik, sıkıntı ve zorluğa rağmen hazırladığı sözlüğü 2012 yılında Romanya’da bastırmaya muvaffak oldu. Sözlük dışında Dobruca’daki Kırım Tatar edebiyatının klasik sayılabilecek yazar ve şairlerine ait yazı ve şiirleri derleyerek bir araya getirdi. Mehmet Vani yurtsever’e ait cezaevi hatıralarını da içeren "Dobrucanın Davuşı -3" ile İsmail Ziyaeddin’in eserlerini bir araya getirdiği 2 ciltlik "Saylama Eserler" adlı kitapları 2013 yılında beri Romanya’da basıldı. Son olarak İsmail Bey Gaspıralı'nın Frengistan Mektupları ve Darürrahat Müslümanları adlı eserlerini Dobruca Kırım Tatar Ağzı'na aktarımış ve kitap Kasım 2014'te yine Romanya'da basılmıştır. Saim Osman Karahan “Dobruca Kırım Tatar Ağzı Sözlüğü” adlı eseri ile Kırım'ın en prestijli kültür-sanat ödülü olan 2013 yılı Bekir Sıtkı Çobanzade Ödülüne “Kırım Tatar filolojisi ve folkloru alanında en iyi bilimsel ve bilimsel-metodik çalışma” dalında layık görüldü. Romanya'daki Kırım Tatar kültürü, sanatı ve edebi değerlerinin gelişmesi ve desteklemesine katkıda bulunan "Mehmet Niyazi Ödülü" 2013 yılında Saim Osman Karahan'a verildi. Saim Osman Karahan Mehmet Niyazi'nin ruhuna ithaf ettiği “Dobruca Kırım Tatar Ağzı Sözlüğü” adlı eseri ile bu ödüle layık görüldü. Saim Osman Karahan 2009 yılından itibaren İstanbul’da yayınlanan Emel Dergisi’nin yazı işleri müdürlüğünü ve Bahçesaray dergisinin yazı işlerini yürüttü. Kırımtatarca, Türkçe, Romence, Rusça ve Fransızca bilen Saim Osman KarahanKırım Tatar dil ve edebiyatı üzerine araştırmalar yaptı. Ölümünden kısa bir süre önce Kırım Tatar Yazarlar Birliği fahri üyeliğine kabul edildi.

“Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Edebiyat Yarışması”nın başvuru süresi 30 Eylül’e uzatıldı! Haber

“Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Edebiyat Yarışması”nın başvuru süresi 30 Eylül’e uzatıldı!

Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı (YTB) ile Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ortaklığında tertip edilen, "Dr. Ahmed İhsan Kırımlı Edebiyat Yarışması"nın başvuru süresi uzatıldı. Aile Tarihi konulu öykü yarışmasında eserlerin Latin harfleriyle Kırım Tatarca olarak yazılması gerekiyor. BAŞVURU TARİHİ GÜNCELLENDİ: 30 EYLÜL İki kategori olmak üzere 12-16 ve 17-29 yaş arasındaki yarışmacıların eserlerinin kabul edileceği yarışmanın son başvurusu 30 Eylül 2025'e kadar sürecek. Jüri ekibinde bulunan; Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi (AHBVÜ) Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Zühâl Yüksel, AHBVÜ Çağdaş Türk Lehçeleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Işılay Işıktaş Sava, Kırım Tatar Dili Uzmanı Doç. Dr. Nariye Seydametova, Tavriya Milli Üniversitesi Öğr. Gör. Ayşe Arnautova, Kırım Tatar Dili Uzmanı Dilara Karaşayeva, Tuvgan Til İnternet Sitesi Koordinatörü Oya Deniz Çongar Şahin ve Yazar Serra Menekay eserleri değerlendirecek. Komisyon 17-29 yaş kategorisinde birinci, ikinci ve üçüncüleri; 12-16 yaş kategorisinde ise "Gelecek Vaat Eden Gençler" ödülünün sahiplerini belirleyecek. Yarışma sonucunda 17-29 yaş kategorisinde, birinciye 10 bin TL, ikinciye 8 bin TL, üçüncüye 7 bin TL verilecek. Öte yandan 12-16 yaş kategorisinde ise birinci seçilen beş katılımcıya 4 bin TL para ödülü takdim edilecek. Başvurular aşağıda belirtilen e-posta adresine gönderilecek: drkirimliyarismasi@gmail.com Kırım Derneği tarafından yapılan yarışma duyurusunda, öykülerin kabul formatı şu şekilde belirtildi: Eserler MS Word 2003 formatında (*.doc), Times New Roman yazı tipinde, 12 punto ve 1,5 satır aralığı kullanılarak hazırlanmalıdır. Kapakta mutlaka eserin başlığı, katılımcının adı-soyadı, doğum tarihi, cep telefonu, adres, e-posta adresi, okul/meslek gibi bilgiler yer almalıdır. Eserin boyutu kapak dahil en az 3, en fazla 5 Word sayfası olacaktır. Ayrıca anonim kalmak istemeyen katılımcıların eserlerini gönderirken bunu belirtmeleri gerekmektedir. Bu durumda isimleri sadece jüri üyeleri tarafından bilinecek ve seçtikleri takma adla duyuruda yer alacaklardır. Yarışmanın koşulları ve ayrıntıları derneğin internet sayfasında yapılan duyuruda yer aldı.

Kazakistan edebiyatının duayen isimlerinden Muhtar Magavin vefat etti Haber

Kazakistan edebiyatının duayen isimlerinden Muhtar Magavin vefat etti

Kazakistan edebiyatının önemli isimlerinden Muhtar Magavin (Mukhtar Magauin), 9 Ocak 2025 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri'ndeki (ABD) evinde vefat etti. 84 yaşında hayatını kaybeden Magavin'in vefat haberi, oğlu Edige Magavin tarafından duyuruldu. Vefat haberinin duyulmasından sonra Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev de yazarın aile ve yakınlarına taziye mesajı göndererek başsağlığı diledi. Mesajında “Halk yazarının güçlü kaleminden doğan eserleri, tarihi çalışmaları, hatıra ve deneme yazıları okurların kalbini kazandı. Geride bıraktığı zengin edebi mirası, örnek kişiliği ve hayatı asla unutulmayacaktır.” ifadeleri yer aldı. MUHTAR MAGAVİN KİMDİR? 2 Şubat 1940 tarihinde Kazakistan'ın Semey (bugünkü adıyla Doğu Kazakistan) bölgesinde doğan Magavin, 1962’de Kazak Memlekettik Üniversitesi Filoloji bölümünden mezun oldu. 1965 yılında aynı üniversitede Kazak edebiyatı alanında doktora yaptı. 1965 yılından itibaren eserlerini yazmaya başlayan Magavin; Kazak Adebiyeti gazetesinde bölüm başkanlığı, 1967-1971 yılları arasında “Jazuvşı” yayınevinde başeditör yardımcısı olarak çalıştı. Moskova’da Gorki Edebiyat Enstitüsünde Kazak folkloru ve Kazak edebiyatı tarihi dersleri veren Magavin;1984-1986 yıllarında “Jazuvşı” yayınevinin başeditörlüğünü yaptı. 1998 yılında Türk Dünyası Yazarlar ve Sanatçılar Vakfı (TÜRKSAV) tarafından Uluslararası Türk Dünyası Hizmet Ödülü’ne layık görüldü. Ayrıca yazar, bir dönem Türkiye'de yaşadı. Eserlerinden bazıları; Akşa Kar, Bir Atanın Balaları, Kıyandağı Kıstav, Kök Kepter, Kök Munar, Alasapıran, Kökbalak, Kıpçak Güzeli, Kazak Tarihinin Alfabesi ve Şakan Şeri'dir. Eserlerinde Kazak tarihini, gençlerin, öğrencilerin hayatını ele almıştır.

Rus Çarı’na karşı gelen Süzge Hanım'ın hikâyesi Türkiye Türkçesine aktarıldı Haber

Rus Çarı’na karşı gelen Süzge Hanım'ın hikâyesi Türkiye Türkçesine aktarıldı

Rus Çarlığına ve Sovyet Rusya’ya karşı gelen mücadeleci Türk kadınlarını eserlerinde konu edinen Kazakistanlı yazar Şerbanu Beysenova'nın "Süzge Hanım ve Bozok Güzeli" adlı eserinin, Türkiye Türkçesine aktarılması münasebetiyle Kazakistan’ın başkenti Astana’da tanıtım etkinliği düzenlendi. Anadolu Ajansının (AA) haberine göre; Türkiye Cumhuriyeti'nin Astana Büyükelçiliğinde düzenlenen kitap tanıtım programı, Astana Yunus Emre Enstitüsü (YEE) iş birliğiyle organize edildi. Toplantıya; Türkiye'nin Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu ve eşi Ahu Kapucu, Kazak Türkü yazar Şerbanu Beysenova, Kazak vekiller, yazarlar, akademisyenler ve çok sayıda davetli katıldı. "ESERLERİNDE KAHRAMAN TÜRK KADINLARINA SIKLIKLA RASTLANIR" Eserin tanıtım etkinliğinde konuşan Türkiye Astana Büyükelçisi Mustafa Kapucu "Türk dünyasının birliği ve ortak faaliyetlerimizin ileri bir seviyeye ulaşabilmesi ancak ortak yayınlarla ve dil birliğimizi tesis ederek mümkün olacaktır" dedi. Bununla birlikte Kapucu, yazar Beysenova’nın Kazak toplumunun kadim değerlerini ve geleneklerini güçlü kadın figürleri üzerinden anlatarak tarihin izlerini canlı tutan öyküler yarattığını dile getirdi. Büyükelçi, "Eserlerinde, tarihte yaşamış kahraman Türk kadınlarına sıklıkla rastlanır" ifadelerini kullandı. Ayrıca Kapucu, "Süzge Hanım ve Bozok Güzeli" eserinin Türk dünyasında kültürel bağları pekiştiren bir edebî köprü olarak öne çıktığını vurguladı. Çağdaş Kazak edebiyatının önemli kalemlerinden Şerbanu Beysenova' nın dilimize çevrilen "Süzge Hanım & Bozok Güzeli" adlı kitabının tanıtımı vesilesiyle Büyükelçiliğimiz konutunda bir etkinlik düzenlenmiştir. pic.twitter.com/TxBqyGiNdj — Türkiye in Kazakhstan (@TCAstanaBE) November 16, 2024 Tanıtım etkinliğine katılan Avrasya Millî Üniversitesi Türkoloji Bölümü Öğretim Üyesi Hayrunnisa Topçu, eserin kadının tarihteki ve toplum içindeki yerini öne çıkardığının altını çizerek, “Mücadeleci, güçlü, zeki ve onurlu iki kadının hikâyesi anlatılıyor. Metinlerin akıcı üsluplarıyla ve merak uyandıran kurgularıyla gençlerin ilgisini çekeceğini, böylelikle Türk tarihine duyulan ilginin artacağını umuyorum." dedi. RUS ÇARINA KARŞI GELEN KAZAK SÜZGE HANIM "Süzge Hanım ve Bozok Güzeli" adlı eserin ilk hikâyesi, 16. yüzyılda Altın Ordu devletinin dağılmasından sonra kurulan Türk-Tatar hanlıklarından biri olan Sibir Hanı Küçük Han’ın eşi olan Kazak kızı Süzge’nin hikâyesini anlatıyor. Küçük yaşında evlenerek saraya yerleşen Süzge, özgür bozkır ruhu nedeniyle sarayın katı kurallarına dayanamayarak; İrtiş Nehri kıyısında "Süzge Tura" adlı kale şehri inşa ettirdi. Süzge Hanım, burada yaşamaya başladı. Rus Çarı Korkunç İvan, Sibirya topraklarını işgal edince Rusların esir aldığı Süzge, İvan'a eş olmak yerine ölümü tercih ederek yaşamına son verdi. “Bozok Güzeli” adlı hikâye ise, yazarın Kazakistan’daki arkeolojik kalıntılardan esinlenerek yazdığı bir aşk hikâyesi. Oğuz kızı Banu Çiçek ve Kıpçak delikanlısı Kan Töre’nin sürükleyici aşkını anlatıyor. Eserin tanıtım etkinliğinin sonunda Kazak Türkü yazar Şerbanu Beysenova, Türkçe basılan kitaplarını imzaladı.

Kazan Tatar edebiyatının ve basın dünyasının öncüsü Ayaz İshakî Haber

Kazan Tatar edebiyatının ve basın dünyasının öncüsü Ayaz İshakî

Kazan Tatar edebiyatının ve basın dünyasının tanınmış isimlerinden, Kazan Tatarlarının aydınlanması ve özgür bir İdil-Ural devletinin kurulmasını savunan Ayaz İshakî, vefatının 70. yıl dönümünde saygı ve rahmetle anılıyor. Ayaz İshakî, Kazan ilinin Çistay ilçesinin Yevşirme köyünde 23 Şubat 1878’de dünyaya geldi. Öğrencilik döneminde gerçekleşen devrim hareketlerine aktif olarak katıldı. İshakî, büyük Kırım Tatar aydını İsmail Bey Gaspıralı’nın çıkardığı "Tercüman" gazetesini okuyarak fikir dünyasını genişletti. 1897’de Kazan'da yeni açılan Emirhanovlar Medresesi’nde çalışmaya başladı ve öğrencileri aktif katılıma teşvik eden yenilikçi bir eğitim metodu geliştirdi. 1905 yılı devrimini destekledi ve Tatar halkını uyandırmaya çalıştı. BAĞIMSIZ BİR İDİL-URAL DEVLETİ Ayaz İshakî, Çarlık rejimine karşı yazıları ve faaliyetleri nedeniyle sürekli olarak takip edildi ve hapse atıldı. 1907’de Arhangil vilayetine sürgün edildi. Bu dönemde Tatar gençlerinin devrimci hareketlere katılımını anlatan "Tartışma" adlı dramını yazdı. 1913'te genel afla serbest bırakıldı ancak Kazan'da yaşamasına izin verilmedi. Bu yüzden mücadelesine Petersburg'da devam etti ve "İl" gazetesini çıkardı. 1917’de Şubat Devrimi'ni sevinçle karşılayan Ayaz İshakî, Türk halklarının birliği ve millî özerklik için mücadele etti. Ancak, Ekim Devrimi sonrasında Bolşeviklerin baskısı altında milliyetçi düşüncelerini savunmak zorlaştı. Ufa'da Millî Meclis kurulduğunda, İshakî bağımsız bir İdil-Ural devletinin kurulmasını savundu. YAZDIĞI ESERLER, ONUN GENİŞ BİLGİ BİRİKİMİNİ VE ELEŞTİREL BAKIŞ AÇISINI YANSITIYOR 1918'de Paris Sulh Konferansı’na delege olarak gönderilen İshakî, Rusya'ya dönmedi ve sürgün hayatı başladı. Harbin, Paris, Berlin ve Varşova gibi şehirlerde yaşadı. 1939'da Türkiye'ye göç ederek İstanbul’a, ardından Ankara’ya yerleşti. 22 Temmuz 1954’te Ankara’da vefat eden Ayaz İshakî, vasiyeti üzerine İstanbul’daki Edirnekapı Şehitliği'ne defnedildi. Ayaz İshakî’nin yaşamı boyunca yazdığı eserler, onun geniş bilgi birikimini ve eleştirel bakış açısını yansıtmaya, mücadelesi, Tatar halkı ve Türk dünyası için bir ilham kaynağı olmaya devam ediyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.