SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emel Dergisi

QHA - Kırım Haber Ajansı - Emel Dergisi haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emel Dergisi haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkolojinin yüz yılı: Bülent Tanatar, Bakü Türkoloji Kurultayı’nı QHA’ya anlattı Haber

Türkolojinin yüz yılı: Bülent Tanatar, Bakü Türkoloji Kurultayı’nı QHA’ya anlattı

Kırım Tatarlarının dünya ve Türk kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü, yazar ve çevirmen Bülent Tanatar, 26 Şubat ve 6 Mart 1926 tarihleri arasında Bakü’de tertip edilen I. Türkoloji Kurultayı’nın yüzüncü yıl dönümü münasebetiyle, Kırım Haber Ajansına (QHA) değerlendirmelerde bulundu. KURULTAYDA ORTAK YAZI DİLİ, TÜRK TARİHİ VE ETNOGRAFYASI ELE ALINDI “Bu, bilimsel bir kurultay gibi görünüyor ama aslında bunun arka planında siyaset de var. Bu kongreye ön ayak olan, bu kongreyi başlatan Azerbaycanlı Samed Ağamalıoğlu (Azerbaycan SSR Merkez Yürütme Komitesi Başkanı) ve onunla iş birliği yapan kişilerin siyasi bir ajandaları vardı.” ifadelerini kullanan Tanatar, 1926 yılının başında Bakü’de toplanan kurultayının kökeninin 1922 yılının başlarına dayandığını kaydederek “Gündeme getirilen konuların içinde sadece dil, yazı dili, edebiyat ve alfabe konuları yoktu, aynı zamanda Türk halkları tarihi ve etnografyası da vardı.” dedi. KURULTAYIN SİYASİ ARKA PLANI, BİRÇOK KATILIMCININ DİKKATİNDEYDİ Bakü Türkoloji Kurultayı’nda belirlenen hedeflere ulaşmak adına yapılması gerekenlerin ve bu amaçlar doğrultusunda nasıl bir kurumsallaşmanın meydana geleceğinin de tartışıldığını dile getiren Tanatar, Kurultayın siyasi arka planının da birçok katılımcının dikkatinde olduğunu, bazı tartışmalarda da bu düşüncenin ifade edildiğini vurguladı. Kurultay kapsamında tarih, etnografya, edebiyat ve bu alanların geliştirilmesinden de bahsedildiğini, dolayısıyla Kurultayın yalnızca alfabe üzerindeki fikir ayrılıklarına indirgenemeyeceğini bildiren Tanatar, Kurultay kapsamında tarihte iz bırakan en belirgin konunun yeni bir alfabeye geçiş olduğunu, diğer konulardaki kurumsallaşmaların ise aynı oranda kalıcı olmadığına dikkat çekti. Kırım Tatar heyeti içerisinde en çok dikkat çeken katılımcının ise Bekir Sıdkı Çobanzade olduğunu ifade eden Tanatar, “Gerek kurultayda gerek kurultay sonrası Çobanzade, Sovyetler Birliği’ndeki Türk dil bilimciler arasında her zaman bir numaralı kişi oldu.” dedi. Bununla birlikte, Kurultayın hazırlık süreci adına 1924 yılında yapılan tanıtım gezisinde Kırım’ın çeşitli yerlerinin gezildiğini ve Kırım’ın önde gelen simalarıyla konuşularak yeni alfabe üzerine ve eski Arap alfabesinin nasıl ıslah edilerek korunabileceği konusunda bir nabız yoklaması yapıldığını dile getiren Tanatar, tanıtım gezisi çerçevesinde Kurultaya katılacak Kırım Tatar heyetinin ve diğer katılımcıların da fikirlerinin alındığını belirtti. KURULTAYDA, TÜRK DÜNYASININ DİL BİRLİĞİNİN SAĞLANMASI AMAÇLANDI Çobanzade’nin, alfabelerde toplumların birbirinden uzaklaşmasına sebep olacak değişiklikler yapmak yerine, Türk dünyasında dil birliğini sağlayacak şekilde çalışılmasına yönelik argümanları olduğunu dile getiren Tanatar, “Türk dil birliği eski bir mevzu. Bunu en çok çalışan ve pratiğe geçiren kişi İsmail Bey Gaspıralı’ydı. Yalnızca Tercüman gazetesi değil, yaptığı temaslarla da en çok çalışan kişi Gaspıralı’ydı.” şeklinde konuştu. Öte yandan, Türk dünyasından olan katılımcıların bu tür bakış açılarıyla Türk dünyasını birleştirmek ve ortak zeminler kurmak için girişimlerde bulunduğunu belirten Tanatar, Sovyet rejiminin o zamanki politikasının, Türk dünyasının geçmişinden kopması ve birbirleriyle olan bağlarının zayıflaması adına Latin alfabesine geçilmesini elzem gördüğünü fakat bunu açık bir şekilde ifade edilmediğini belirtti. Bununla birlikte, bu kurultaydan sonra Kırım’da 1928’den sonra Latin alfabesinin yürürlüğe girdiğini ve kısa bir süre için bütün neşriyatın Latin alfabesiyle yapıldığını hatırlatan Tanatar, “Kurultay içindeki tartışmalarda dahi bunun izleri var, bunu dile getirmiş insanlar var. Daha sonra da Latin alfabesi kısa bir süre denendikten sonra Türk dünyasının eskiyle ve dış dünyayla bağları koparılıyor. Daha sonra da Rus dilinin özellikleriyle Kiril alfabesi, 1938 senesinde yürürlüğe giriyor.” ifadelerini kullandı. Tanatar, ayrıca, bazı Türk cumhuriyetlerinin bugün ortak Latin alfabesine geçmek adına bazı hamleler yaptığını fakat bunun siyasetten tam bağımsız bir ortamda yönetilmesi gereken, uzun bir süreç olduğunu belirtti. KIRIM’DA LATİN ALFABESİNE GEÇİŞ, GEÇMİŞLE KURULAN BAĞI ETKİLEDİ Mİ? Kırım’da 1928’den sonra Latin alfabesinin yürürlüğe girmesinden sonra kısa bir süre için bütün neşriyatın Latin alfabesiyle yapıldığını hatırlatan Tanatar, “Gaspıralı dönemi ve daha sonra Sovyetler’in ilk dönemindeki neşriyata baktığınız zaman okuduğunuz Kırım Tatarcayla, 1930’lu yıllara varmadan hatta 1930’lu yılların içerisinde ister Latin alfabesiyle ister Kiril alfabesiyle olsun, yazılan Kırım Tatarca metinler arasında çok büyük ayrışmalar var.” değerlendirmesini yaptı. Söz konusu metinlerde sözcük seçimleri, sentaks ve imlâda bozulmalar olduğunu dile getiren Tanatar, öte yandan, “Yine de 1920’ler, en azından tırnak içinde de olsa özgürce tartışma zemininin bulunabildiği yıllar oldu. Kırım Tatarlarına biraz oyalanma şansı verilmişti fakat daha sonra bu şans, ne Kırım Tatarlarına ne de Sovyetler Birliği içerisindeki bağımlı uluslara bahşedildi. Her biri için zorunlu gündemler oluşturuldu ve onlara tanınmış çerçeve içerisinde kalacak şekilde bilgi edinebilecekleri ve iletişim kurabilecekleri bütün imkânlar kısıtlandı.” dedi. TÜRKOLOJİ BİLİMİNİN YÜZ YIL SONRAKİ GELECEĞİ ADINA NELER YAPILMALI? Ayrıca, hem Kırım Tatarları hem de Türk halkları açısından Türkoloji biliminin geleceğindeki yüz yılını değerlendiren Tanatar, Kırım’ın Rus işgali altında olduğunu vurgulayarak Rusya’nın Kırım Tatarlarına uyguladığı baskı ve sansürün Kırım Tatarcanın gelişmesi önünde bir engel teşkil ettiğini beyan etti. Türkistan coğrafyasında bulunan Türk cumhuriyetlerinin Türk dilini geliştirmek adına nispeten daha rahat bir konumda olduğunu kaydeden Tanatar, son olarak “Henüz daha yolun başında olduğumuz görülüyor. Bilim ve edebiyat üretiminin kendi başına gelişmeyeceğini bildiğimiz için, dünya üzerinde entelektüel faaliyetlere yol verebilecek en önemli artı değer önce ekonomik olarak üstünlüğünüzü ispat etmemizdir. Bu ekonomi üzerinde sosyal düzen kurulur, dayanışma olur ve toplum bütünleşir. Ancak bundan sonra ilim, bilim ve edebiyatın daha yetkin bir şekilde gelişebileceğini düşünüyorum. Türk dünyası, her bölge birbirinden farklı olmakla beraber henüz bundan uzak ama umarım yüz yıl içerisinde bu noktaya çok hızlı bir şekilde gelinir. Önemli olan aydınların bu konularda düşünceler oluşturup bu konuda bir basınç yaratmak adına uğraş vermeleri, bunun için de biraz inanç lazım.” ifadelerine yer verdi.

Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil Haber

Bülent Tanatar: Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil

Kırım millî davasının Türk ve dünya kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, 23 Şubat 1918 tarihinde Bolşevikler tarafından şehit edilen, Kırım Tatarlarının unutulmaz lideri ve Antlı Şehidi Numan Çelebicihan üzerine, şehadetinin 108. yıl dönümünde Kırım Haber Ajansına (QHA) önemli değerlendirmelerde bulundu. I. DÜNYA SAVAŞI VE RUSYA, ÇELEBİCİHAN’I NASIL ETKİLEDİ? Savaşların savaşan taraflar üzerinde doğrudan yıkıcı etkisi, ülkeler üzerinde ise dolaylı sonuçları olduğunu belirten Tanatar, bununla birlikte, savaşların yönetimle halk arasındaki bağı yıpratıp sosyal dokuyu zedelediğini dile getirdi. "Rusya örneğinde 1904-1905 Rus-Japon Savaşı’nın yüzyılların Çarlık rejiminin sacayaklarını nasıl sarstığını, hayal sanılan değişikliklerin nasıl birden gündeme oturduğunu hatırlayanlar için Avrupa çapında başlayan bu büyük kapışmanın, Büyük Savaş’ın eninde sonunda önemli dönüşümler getireceğini öngörmek sürpriz olmasa gerek." ifadelerini kullanan Tanatar, Birinci Dünya Savaşı’nın ve Rusya’nın bu savaşa katılmasının Çelebicihan üzerindeki etkisine de dikkat çekerek "Böyle bir gelişmeyi düşünmek ve buna elden geldiğince hazırlanmak, son 10 yıl içinde yükseliş ve düşüş evreleriyle birçok çalkantılı olaylar silsilesine tanıklık etmiş Çelebicihan gibi idealist gençler bakımından doğal bir sonuçtu. Şüphesiz, açık seçik bir yol programları yoktu belki ama saptadıkları hedefleri gerçekleştirebilecekleri ortam doğarsa az çok ne yapacaklarını biliyorlardı." dedi. ÇELEBİCİHAN’IN DÜŞÜNCE DÜNYASI NASIL ŞEKİLLENDİ? Çelebicihan’ın düşünce dünyasını eksiksiz bir şekilde kurgulamanın yeterince bilgi ve belge bulunmaması sebebiyle zor olduğuna vurgu yapan Tanatar, bu noktada en çok, Kırım Tatar millî mücadelesinin öncü isimlerinden Cafer Seydahmet Kırımer’in hepsi aradan uzun yıllar geçtikten sonra yayımlanan hatıraları ile Çelebicihan’ı tanımış olan Şefika Gaspıralı, Şevki Bektöre, Halil Beşev, Aziz Bozgöz gibi birkaç tanınmış simanın, Çelebicihan hakkındaki tanıklıklarının az da olsa yol gösterici olduğunu kaydetti. “Çelebicihan, her ne kadar yarı asil, yarı din adamı zümresi olan Çelebilere mensup bir ailede doğmuş da olsa aile, her türlü ayrıcalıklarını yitirmiş bir konumdaydı. Bu bakımdan okumanın yüce bir değer sayılmasını bir tarafa bırakırsak önünde açılan hayat, sıradan halk tabakasının çocuğununkinden farksızdı denebilir. Az sayıdaki edebî çalışmalarında olsun, kaydı bilinen nutuklarında olsun, lirik ve idilik tonlar kullanmıştır. İnançlı bir insandı ve millî duyguyu çok derinden yaşıyordu.” ifadelerini kullanan Tanatar, Kırımer’in “Antlı Kurban” eserinde Çelebicihan’ı, Türk dünyasında millî uyanışın büyük öncüsü olan İsmail Bey Gaspıralı ve Kırım Tatar halkının özgürlük ve millî uyanış mücadelesinin öncülerinden Abdürreşîd Mehdî ile aynı mertebeye koyduğunu hatırlatarak “O (Kırımer), Kırım Tatar uyanış devrinin üç baş aktörünü şöyle tarif eder: ‘Gaspıralı İsmail Bey’le ilim yolu; Abdürreşîd Mehdî ile hak savaşı; Çelebicihan ile de istiklâl davası canlandı.’” şeklinde konuştu. Tanatar ayrıca, gizli Vatan Cemiyeti’nin kurulmasından başlayarak Kırım Halk Cumhuriyeti’nin hayata geçirilmesine kadar giden süreçte, Çelebicihan’ın bir politolog olmaktan çok siyaset pratisyeni özelliği ile öne çıkan bir lider olduğunu dile getirdi. “ÇELEBİCİHAN, DİĞERLERİNİN ETRAFINDA KÜMELENDİĞİ BİR YILDIZ GİBİYDİ” “Çelebicihan, doğuştan gelen lider özellikleriyle bulunduğu ortamlarda hemen sivrilen, diğerlerinin etrafında kümelendiği bir yıldız gibiydi.” şeklinde konuşan Tanatar, 1917 yılının baharında, bilinçli ömrünün büyük kısmında Kırım dışında bulunmuş olan Çelebicihan’ın, gıyabında Kırım Müslümanları İcra Komitesi reisi seçilmesine dikkat çekti. Bu durumu, Çelebicihan’ın hitap ettiği çevrede kısa bir zaman zarfında kazandığı nüfuzun en büyük delili olarak değerlendiren Tanatar, “İcra Komitesi’nin ve Kurultay hükûmetinin aldığı kararlarla uygulamaya soktuğu tedbirlerin çoğunun, Gaspıralı’dan Mehdî’ye dek Kırım Tatar uyanış devrinin muhtelif etaplarında billurlaşan kaidelere dayandığı aşikâr olsa da bunların derli toplu biçimde ve mutlak kitle desteğiyle ete kemiğe bürünmesi, onun liderliği altındaki millî harekete nasip olmuştur. Bu nedenle rolü, onsuz olmaz ve tartışılmazdır.” dedi. Tanatar, öte yandan, bu dönemin ruhunu kavramak adına başvurulacak en yetkin etüdün, aradan 35 yıla yakın zaman geçmiş olmakla beraber, hâlâ aşılamamış olarak değerlendirdiği, Prof. Dr. Hakan Kırımlı’nın “Kırım Tatarlarında Millî Kimlik ve Millî Hareketler” adlı çalışması olduğunu vurguladı. Tanatar, son olarak Çelebicihan’ın manevi mirası üzerine şu ifadelere yer verdi: Nariman Abdülvaap; Emel, no. 262-263’de yayımlanan ‘Çelebicihannıñ Maneviy ve Siyasiy Mirası' yazısında, onun başını çektiği 1917’deki eylemlerin Kırım Muhtar Cumhuriyeti dönemindeki irili ufaklı kazançlar doğurduğunu söylerken çok haklı ama bu tespit, bence eksik. Çelebicihan’ın manevî mirası noktalanmış değil, bugün de Kırım Tatar hürriyet ve bağımsızlık idealini temsil eden düşünce, onun kahpece dökülen helal kanıyla yıkanmıştır.

Kırım Tatarlarının sesi Emel Dergisi 96 yaşında! Haber

Kırım Tatarlarının sesi Emel Dergisi 96 yaşında!

Emel Dergisi, 96 yıl önce Romanya’nın egemenliği altındaki Güney Dobruca’nın Hacıoğlu Pazarcık şehrinde, Müstecib Ülküsal ve 10 arkadaşı tarafından, 1 Ocak 1930 tarihinde çıkarılmaya başladı. KIRIM MİLLÎ DAVASININ YAYIN ORGANI EMEL DERGİSİ Kırım Tatar tarihinin en uzun süreli yayınlanmış dergisi olan Emel, 5. sayısından itibaren Cafer Seydahmet Kırımer’in isteği üzerine Kırım millî kurtuluş davasının sesi ve muhaceretteki Kırım millî hareketinin yayın organı oldu. Yayın hayatı boyunca başlıca diasporadaki Kırım Tatar aydınlarının çevresinde birleştiği bir fikir merkezi olan Emel Dergisi’nin idare ve yazar kadroları ise Emelci adıyla anılmaya başlandı. 38 YILDA 227 SAYI NEŞREDİLDİ! Türkiye’ye göç eden Ülküsal’ın 1960 yılından itibaren, Ankara’da tekrar neşretmeye başladığı Emel, kısa sürede hem Kırım Tatarlarının hem de Sovyet esareti altındaki diğer Türk ve kardeş toplulukların sesini hür dünyaya duyurabildikleri önemli bir mecra hâline geldi. 1962 yılında dergi merkezini İstanbul’a taşıyan, 1983 senesine kadar da yazı işleri müdürü olarak Emel’i iki aylık dergi olarak çıkarmaya devam eden Ülküsal; 1983 yılında derginin yönetimini Zafer Karatay, Hakan Kırımlı, Tuncer Kalkay gibi genç Emelcilere devretti ve 1996 yılında hayata gözlerini yumana kadar, derginin fikrî önderliğini yapmaya devam etti. Emel Dergisi’nin sahibi, 1986 yılında Emelciler tarafından kurulan Emel Kırım Vakfı oldu. Vakfın başkanlığını ise 1992 senesinden itibaren Zafer Karatay üstlendi. Çeşitli sebeplerden ötürü, 1998 yılında yayınına ara vermek zorunda kalan Emel Dergisi’nin 38 sene zarfında 227 sayısı neşredildi. Emel Dergisi; dilbilimci Saim Osman Karahan’ın yayın müdürlüğüne gelmesiyle, Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye temsilcisi Zafer Karatay’ın da öncülüğüyle, 2009 yılında yeniden çıkmaya başladı. Dergi, hâlihazırda 3 ayda bir olmak üzere, yılda 4 sayı olarak çıkıyor. KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Emel Dergisi’nin ilk neşrinin 96. yılı vesilesiyle QHA aracılığıyla paylaştığı mesajında, Kırım Rus işgalinden kurtarılana kadar mücadelelerine devam edeceklerini vurguladı. pic.twitter.com/sUzJ7gbEiZ — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) January 2, 2026 “KIRIM, RUSYA İŞGALİNDEN KURTULANA KADAR MÜCADELEMİZ SÜRECEK” Emel Dergisi’nin 96. yılı vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) demeç veren KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, şu ifadelere yer verdi: Bu 96 yıllık mücadelesinde Emel’e ve Kırım’a gönül veren ve hizmet eden, Emel’de çalışan, Emel’e abone olarak ve yazı yazarak destek olan, bu kutlu davaya hizmet eden herkese müteşekkiriz. Emel Kırım yolunda mücadelemiz devam edecek. Emel, muhacaretteki Kırım Türkleriyle, sürgünde mücadele eden kardeşlerimiz arasında büyük bir köprü olmuş ve bu iki büyük hareketin, muhaceret ve Kırım için mücadele eden insanlarımızın kaynaşmasına vesile olmuştur. Bugün, Emel Kırım Vakfı çatısı altında neşriyatını sürdüren Emel Dergisi ve arkadaşlarım adına, bu davaya hizmet eden herkese müteşekkiriz. Kırım, Rusya işgalinden kurtulana kadar ve Kırım’da millî ve dinî haklarımızı elde edene kadar mücadelemiz devam edecek. Kırım’dan sürgün edilen, Kırım'da baskı altında olan, Rusya’ya karşı direnen Kırım Tatarlarının ve Ukrayna halkının yanında mücadelemiz devam edecek!

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: Çalışmalarımız gelecekle tanıştırılsın Haber

Kırım Vakfı Başkanı Kalkay: Çalışmalarımız gelecekle tanıştırılsın

Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay, Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları’na konuk oldu. Kalkay, Kırım Derneğinin kuruluş sürecini ve derneğin bugünlere geliş hikâyesini anlatarak; dört yıl boyunca titizlikle hazırladığı Kırım Derneğinin tarihini, çalışmalarını ve derneği var eden isimleri ele aldığı, “Kırım Derneği 70. Yıl” adlı eserini tanıttı. 5 Aralık 2025 tarihinde saat 21.00’de çevrim içi olarak gerçekleşen konferansta, Kırım Tatarlarına yönelik daha çok çalışmaların yapılmasının ve bu çalışmaların geleceğe aktarılmasının önemine dikkat çekildi. KIRIM DERNEĞİNİN KAPSAMLI ARŞİV ÇALIŞMASI Açılış konuşmasında, “Tuncer Kalkay, Emel Dergisi’ni Ankara’da çıkardığımız zamanlarda aramıza katıldı. Kendisi, o zamanlardan beri çizgisini değiştirmeyen, hizmet aşkı asla azalmayan ve aynı sorumluluk ve kararlılıkla ilerlemeye devam eden az sayıdaki dava arkadaşlarımızdan birisi” ifadelerini kullanan KTMM Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay; uzun yıllar boyunca, Kırım derneklerindeki en büyük eksikliğin, iyi bir arşiv çalışmasının bulunmaması olduğunu aktararak, “Buna karşın Kalkay, iğneyle kuyu kazarak hem dernekteki mevcut belgeleri toparladı hem de derneğimizin kuruluşunda görev yapan kişilerin akrabalarını ve yakınlarını buldu. Dört senelik çalışmasıyla da muhaceretteki mücadelemizin önemli bir parçası olan Ankara’daki derneğimizde, kimlerin Kırım Tatar millî davasına hizmet ettiğini fotoğraflarıyla ve belgeleriyle ortaya koydu” değerlendirmesini yaptı. KURUMSALLIĞIN 70 YILI Kırım Derneğinin geçmişten bugüne kadar görev yapan yönetim kurulu üyelerine ve Kırım millî davasına gönül veren diğer üyelerinden bahseden Kalkay, derneğin 70 yıl içerisindeki kültürel ve siyasi faaliyetleri ele aldı. Kalkay, “Biz burada Kırım’ı farklı yönüyle anlatıyoruz, Kırım diasporasını anlatıyoruz. Bu kitapta yer alan Kırım Tatarlarının her birisi belki de çok çetin hayat mücadelesi verdiler, her birinin çok önemli sorumlulukları vardı. Her birisi, önemli hizmetlere birlikte el atan, kucaklayan ve bugünlere getiren arkadaşlarımız; hayattan çok önemli şeyler aldılar ve hayata da çok önemli şeyler bıraktılar” şeklinde konuştu. “Kırım Derneği 70. Yıl” eseri oluşturulmaya başlanırken Kırım Derneğindeki kurumsallığın anlatılmasının amaçlandığını kaydeden Kalkay, “Bu kurumsallığı oluşturan, tabii ki söz konusu bireylerdir” dedi. “GENÇ ARKADAŞLAR, BİZİM ÖNÜMÜZE GEÇİN” Ayrıca, diğer derneklerin de “Kırım Derneği 70. Yıl” eserini örnek alıp kendi tarihleriyle ilgili çalışmalar yapmasının gerekliliğini vurgulayan Kalkay, Kırım Derneğine dair çalışmaların nesiller boyunca aktarılması arzusunu dile getirerek, “Bu çalışmaların her birisi, bizim bir parçamız; bu çalışmalarımız, gelecekle tanıştırılsın, geçmişte kalmasın” dedi. Konuşmasının sonunda ise, Kırım Tatar gençlerinin, Kırım Tatar kültürü üzerine çalışmalar yapması çağrısında bulunan Kalkay, “Böyle bir isteğim olsun: Genç arkadaşlar, gelin, birlikte çalışalım, hatta siz, bizim önümüze geçin. Bizim de sizlere birikimlerimizle faydamız olsun” dedi.

"Yazılarıyla Müstecip H. Fazıl Ülküsal ve Emel Muhiti" kitabı satışta! Haber

"Yazılarıyla Müstecip H. Fazıl Ülküsal ve Emel Muhiti" kitabı satışta!

Emekli Dr. Öğretim Üyesi Cezmi Karasu'nun derlemiş olduğu ve Selenge Yayınevi tarafından basılan "Yazılarıyla Müstecip H. Fazıl Ülküsal ve Emel Muhiti 1928-1940" isimli kitap raflardaki yerini aldı. 28 Kasım 2025 tarihi itibarıyla satışa sunulan kitapta, Kırım davasının liderlerinden ve önemli isimlerinden Müstecip Ülküsal'ın Emel mecmuasında yürüttüğü çalışmalar, Türkiye'deki faaliyetleri ve kaleme aldığı yazılara yer veriliyor. Kitap hakkında verilen bilgi yazısında, "Müstecip Ülküsal, sadece bir lider değil, aynı zamanda bir dava adamıdır. Hayatını milletine adayan ve halkı için gece gündüz çalışan bu öncü şahsiyetin anıları, yazıları ve fikirleri, Kırım davasını daha derinlemesine anlamamız için paha biçilmezdir." ifadelerine yer verildi. Öte yandan derlemesini yapan Dr. Cezmi Karasu, hazırladığı kitap hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) bilgi verdi. Kitabı Müstecip Ülküsal'ın doğumunun 125. yılına özel olarak 2024 yılında hazırladığını aktaran Karasu, telif hakları için muvafakiyetnameyi beklediklerini dile getirdi. Kitabın, Müstecip Ülküsal'ın Romanya'daki yazılarını ele aldığını aktaran Karasu, Emel Dergisi'nin yanı sıra başka gazetelerdeki yazılarının da bulunduğunu belirtti. Karasu, ayrıca Cafer Seydahmet de dahil 11 yıl boyunca Romanya'da çıkan Emel Dergisi'nin çevresinde bulunan kişilere de yer verildiğini bildirdi. Karasu; yazıların toplanması, transkiripsiyon edilmesi ve derlenmesinin uzun zaman aldığını belirterek, "Kariyerinin başlangıcındaki Müstecip Bey'i anlatmaya çalışan güzel bir eser oldu." dedi. Karasu, Müstecip Ülküsal'ın Emel Dergisi'nden önce çıkarmış olduğu "Halk" ve "Yıldırım" gazetelerindeki yazılarından da örnekler aldıklarını ifade etti. ROMANYA'DAKİ MİLLÎ ŞUURUN UYANDIRILMASINA YARDIMCI OLDU QHA'nın, "Sizi bu kitabı hazırlamaya iten şey neydi?" sorusu üzerine Karasu, "Emel, Kırım davasının çok abidevî bir çevresi. Sadece dergi olarak adlandırmak haksızlık olur. Bu, büyük bir kültür çevresi." yorumunu yaptı. Karasu, Müstecip Ülküsal'ın Emel'de çıkan yazılarında o dönemde Romanya'daki toplumun millî bilinç kazanmasına yardımcı olduğunun altını çizdi. Karasu, "Romanya'da yaşayan Tatar ve Türkler, 'Biz Tatarız, biz Türküz diyorlarsa, bunu Müstecip Ülküsal'a borçludur. O, 'Bir sosyolog gibi önce bir millet nasıl olur?' bunu tanımlıyor ardından teşkilatlanmak için kimler ne yapabilir?' bunlar üzerinde duruyor. 1933'ten itibaren de her köyde kültür cemiyetleri kuruyor. Bu cemiyetleri millî davalarını anlatmak için kültür aracılığıyla kaleme alarak çalışıyor." şeklinde konuştu. Sovyetler Birliği'nin ideolojisini yaymaya çalıştığı dönemde Müstecip Ülküsal'ın Kırım, Azerbaycan, İdil-Ural ve Türkistan Türklerininn davasının hepsini bağımsızlık davası içinde gördüğünü belirten Karasu, "Adına da Büyük Türkçülük ismini vermiş." dedi. Karasu, böylelikle Emel mecmuası çevresinin oluştuğunu da sözlerine ekledi.

Zafer Karatay, Dobruca’daki Kırım Tatar diasporasının güncel durumunu QHA'ya anlattı Haber

Zafer Karatay, Dobruca’daki Kırım Tatar diasporasının güncel durumunu QHA'ya anlattı

Emel Dergisi'nin isim babası, Dobruca’daki Kırım Tatar millî hareketinin öncüsü şair ve öğretmenin ideallerini yaşatmak için adına kurulan Mehmet Niyazi Kültür Derneği tarafından Köstence Tarih ve Arkeoloji Müzesi iş birliğinde tertip edilen, "Tarihte Güncellik: Kırım Tatarlarının Günümüzdeki Durumu ve Geleceğe Bakışı" konferansı vesilesiyle Dobruca bölgesine ziyarette bulunan, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay; Dobruca’daki Kırım Tatar diasporası ve Rumen halkının Türkiye tutumu hakkında Kırım Haber Ajansına (QHA) özel değerlendirmelerde bulundu. ‘’TOPLUM ÖNDERLERİ TEDBİR ALMALI” Konferans vesilesiyle Dobruca’daki Kırım Tatarlarının genel durumunu bir kere daha yakından görme fırsatı elde ettiğini, hem Romanya hem Bulgaristan tarafındaki Dobruca’nın köylerine gittiğini belirten Karatay, "Maalesef, hem Romanya’daki hem de Bulgaristan’daki Kırım Tatar toplumunun kan kaybettiğini söyleyebilirim. Romanya ve Bulgaristan’ın Avrupa Birliği’ne girmesinden sonra pek çok Kırım Tatar genci, hatta aileler Avrupa Birliği ülkelerine gitmiş" dedi. Kırım Tatarlarının geleceği açısından endişesini dile getiren Karatay, "Benim dedemin doğduğu köy olan Karatay köyü, bir zamanlar Dobruca’nın en büyük köylerinden birisiydi fakat şimdi burada sadece üç veya dört Kırım Tatarı var. Bu köyde üç camiden bir tanesi ayakta ve birkaç gönüllünün gayretiyle tamir ediliyor ve yaşatmaya çalışıyor. O insanlar gittikten sonra buralara kim sahip çıkacak, gelecekte neler olacak? Çoğu köy sakininin çocukları geleceklerini başka yerlerde arıyorlar. Bunun gibi bir çok köyde ve kasabada benzeri durum var. Mesela, Şumnu’da 'Tatar Camisi' olarak da bilinen camiye gittik. Gittiğimizde öğlen ezanı okunuyordu. İmamla birlikte tek ben namaz kıldım. 20 yıla yakındır bu camide görev yapan imam, ‘Eskiden bu mahallede Kırım Tatarları çok olduğu için bu adla anılıyor camimiz ama şimdi üç dört hane ancak var. Gençler Avrupa'ya gidiyor, genel olarak gerek Kırım gerek Anadolu’dan gelip yerleşmiş bütün Türklerde böyle bir durum var' dedi. Kırım’ın Rusya tarafından işgali ve Ukrayna’daki savaştan sonra da oradaki insanlar; Avrupa ülkelerine, ABD'ye ve Kanada’ya gitti. Dobruca’da da durum böyle. Bu konuda toplum önderleri düşünmeli, tedbir almalı” şeklinde konuştu. KIRIM TATARLARININ KİMLİK MÜCADELESİ “Avrupa modası”nın sadece Romanya ve Bulgaristan için değil, Türkiye için de bir sorun olduğunu vurgulayan Karatay, “Elbette, gençlerimizin başka ülkelerde iyi üniversitelere gitmesi, eğitim almaları, bilgi ve görgülerini geliştirmeleri gerekir; bu çok da yararlı olur ama istikballerini o ülkelerde görmeleri ve temelli olarak gitmeleri son derece tehlikeli” dedi. “Türkiye’de nüfusumuz fazla olsa da Kırım’da ve Dobruca’da çok daha azız. Buralardaki kan kaybımızın oranı çok daha yüksek ve geleceğimiz için tehlikeli bir durum” değerlendirmesini yapan Karatay, Kırım Tatarlarının kimliğini kaybetmesinin, ailelerin ve toplumda faaliyet gösteren herkesin üzerine düşünmesi gereken ciddi bir konu olduğunun ve toplumun iç çekişmeleri bırakıp birlikte geleceğini kurtarmanın yollarını aramaları gerektiğinin altını çizdi. RUMEN HALKININ TÜRKİYE SEVGİSİ Rumen halkının Türkiye’ye karşı duyduğu sevgi ve sempatinin devam etmesi ve kuvvetlenmesi adına, Romanya’ya ziyarette bulunan Türk iş insanlarının tutum ve davranışlarının belirleyici olacağını dile getiren Karatay, Rumen halkının Türkiye’ye karşı olan tutumu üzerine şu ifadelere yer verdi: Romanya’da konferansa gelen akademisyenler ve müdürlerle sohbetlerimizden yola çıkarak Rumen halkının, genellikle Kırım Tatarlarına ve Türklere bakışının olumlu olduğunu söylemek mümkün. Kızıl Ordu, 1950’lerde Romanya’yı işgal ettikten sonra KGB mensuplarının emirleriyle sadece Kırım Tatarlarına ve Kırım davasına hizmet edenlere değil, Rumen halkına da büyük zulümler yaptı fakat daha sonra bu baskı giderek azaldı. Sovyetler Birliği ile kıyaslandığında kendi azınlıklarına en hoşgörülü davranan, geçmiş dönemlerde olduğu gibi yine Romanya olmuştur. Çavuşesku rejimi yıkıldıktan sonra Rumen halkında genel bir Türkiye sempatisinin ve sevgisinin olduğunu söylemek mümkün, bu durum da sevindirici. Romanya’nın Türklere bakışı için şunu da hatırlatayım: Romanya Müslüman Tatar Türkleri Demokratik Birliğinin kurucu başkanı ve Romanya’nın önde gelen Osmanlı tarihçilerinden Prof.Dr. Tasin Cemil, Romanya’nın Azerbaycan’daki ilk tam yetkili büyükelçisi olarak görevlendirildi, ardından da Türkmenistan’da büyükelçilik yaptı. Şu anda Romanya’nın Hindistan Büyükelçisi de Sena Latif adlı bir Kırım Tatar kızımız.

Emel Kırım Vakfı: Vatan Kırım Rusya'ya verilemez! Haber

Emel Kırım Vakfı: Vatan Kırım Rusya'ya verilemez!

Donald Trump idaresindeki ABD'nin inisiyatifiyle ortaya koyulan 28 maddelik yeni barış planı çerçevesinde müzakere masası yeniden kuruluyor. İsviçre'de başlayacak olan görüşmeler öncesinde Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisi ortak bir basın açıklamasında bulunarak, teklifin mazlumu cezalandırıp saldırganı ödüllendiren, Ukrayna’yı Rusya’ya teslim eden adil ve ahlakî olmayan bir yaklaşım olduğu vurguladı. Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisi tarafından "Vatan Kırım Rusya'ya Verilemez" başlığıyla kamuoyu ile paylaşılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: "Trump yönetimindeki ABD’nin son 28 maddelik Rusya-Ukrayna Savaşı'na son verecek barış antlaşması teklifini var gücümüzle reddediyoruz. Bu teklifi reddediyoruz çünkü mazlumu cezalandırıp saldırganı ödüllendiren adil ve ahlakî olmayan bir yaklaşımla hazırlanmış, Ukrayna’yı Rusya’ya teslim eden adeta bir Sevr dayatmasıdır. Ukrayna’nın, vatan Kırım’ı işgaliyle başlayan ve halihazırda süreduran Rusya’nın tam tekmil işgal girişimine, hastane, ev demeden asker-sivil ayrımı yapmayan bombalamalarına, çocuklar başta olmak üzere Ukrayna’ya ait çalabildikleri her şeyi hırsızlamalarına karşı 4 yıla yaklaşan onurlu direnişini hiçe sayan bu tuhaf antlaşmanın temelinde Ukrayna’nın topraklarının azımsanmayacak bir parçasının Rusya’ya hediye edilmesi ve gelecekteki benzer saldırılara karşı onu daha güçsüz kılacak şekilde silahlı kuvvetlerini tırpanlaması gibi akla mantığa aykırı bir yaklaşım yatıyor. Bilhassa tarihsel Rus zulmünün Türkiye’ye sürdüğü Kırım Tatar soydaşlarımızın öz vatanları Kırım’ın yabancı ellerin bir kalem oynatışıyla Ukrayna’dan alınıp Rusya’ya verilecek olması Kırım Tatarlarının kelimenin tam anlamıyla geleceklerini tamamen karartacak kabul edilemez bir hamledir. Devletler, sosyal ve siyasal kurumlar dahil, demokrasiye, insan haklarına inanan bütün insanlığı bu teklife karşı durmaya çağırıyoruz. Tarih boyunca her zaman Türk dünyasının hamisi ve son sığınağı olmuş olan Türkiye’nin temsilcilerinin bu teklife destek vermek şöyle dursun her şekilde karşı duracağından eminiz. Kırım dahil, Ukrayna’nın hiç kimseye verilecek tek bir santim toprağı yoktur. Kalıcı bir barış için başlangıç noktası olarak 2014’teki Rus işgali öncesi sınırlar temel alınmalıdır. Eğer bir bedel ödenecekse bu mağdurların değil, saldırganların sırtına yüklenmelidir."

Cafer Seydahmet Kırımer kabri başında anıldı Haber

Cafer Seydahmet Kırımer kabri başında anıldı

Kırım Tatar millî davasında ve fikriyatında önemli rol oynayan dava adamı, Emel Dergisinin kurucularından Cafer Seydahmet Kırımer, vefatının 65. yılında kabri başında anıldı. Emel Kırım Vakfı ve Emel Dergisi yönetimi, 6 Nisan 2025 tarihinde Cafer Seydahmet Kırımer'in Feriköy Mezarlığındaki kabrini ziyaret etti. Ziyaretçiler, Cafer Seydahmet Kırımer için dualar okudu.  CAFER SEYDAHMET KIRIMER KABRİ BAŞINDA ANILDI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi, Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Kırım Halk Cumhuriyetinde bakanlık görevi yapmış olan Cafer Seydahmet Kırımer, Kırım Tatar liderleri, mücadeleciler ve şehitler için Allah'tan rahmet dileyerek başladığı duasında, "Allah'ım, onun bütün ömrünü mücadelesine adadığı Kırım'ın istiklâlini tez zamanda görebilmeyi, Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılmasını nasip eyle. Rus zulmü altında kalan halkımıza ve Rusya hapishanelerindeki tutsaklarımıza sabır ve güç ver ya Rabbi'm" dedi.  Ayrıca Kırım'ın Rus işgalinden kurtarılması adına halkın birlik içinde mücadele edebilmesi için dua eden Karatay; sürgün yollarında hayatını kaybedenler, Numan Çelebicihan, İsmail Bey Gaspıralı, Türk dünyası için canını feda eden mücadeleciler, Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ve tüm şehitlere Allah'tan rahmet diledi.  KIRIM İSTİKLÂL DAVASI İÇİN ÖMRÜNÜ ADAYANLARA ALLAH'TAN RAHMET DİLEDİ Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar ise yaptığı konuşmada, Cafer Seydahmet Kırımer'in Kırım'ın istiklâl davasının en önemli liderlerinden biri olduğunu vurguladı. Kendisini rahmetle andıklarını belirten Tanatar, "Kırım istiklâl davasına ömrünü adayanların ruhu şad olsun, hepsine müteşekkiriz." dedi. ZAFER KARATAY'DAN MÜCADELEYE DESTEK ÇAĞRISI  Karatay ise Kırımer'in kabri başındaki konuşmasında, mücadelecilerin büyük zorluklar altında büyük bir miras bıraktılarını belirtti. Cafer Seydahmet Kırımer, Numan Çelebicihan ve arkadaşlarının 1917'de Vatan Cemiyetini kurduklarını, kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olduğu bir anayasaya dayalı Kırım Halk Cumhuriyeti'ni tesis ettiklerini anımsatan Karatay, 2014 yılında Kırım'ın işgal edildiğini ve Rus baskı rejimi altında kaldığını belirtti. Karatay, şu anda 100'den fazla Kırım Tatarının Rus hapishanelerinde tutsak olduğunu aktararak, "Bu mücadeleye seyirci kalmayalım. Eğer Kırım için bir geleceğimiz olacaksa herkesin elini taşın altına koyması lazım. Günümüzde mücadele çok kolay. Elimizdeki telefonlarla mesaj yazarak, paylaşım yaparak, iyi hizmetler yapanlara destek vererek, Rus propagandası yapanları eleştirerek mücadelemize katkı sağlayabiliriz." çağrısında bulundu.  Karatay, ayrıca Rus hapishanesinde haksız yere tutulan Kırım Tatarlarına mektup yazma kampanyasının devam ettiğini sözlerine ekledi. Kırım Tatar siyasi tutsaklar tamamen özgür olana kadar mektup kampanyası devam edecek CAFER SEYDAHMET KIRIMER KİMDİR? Cafer Seydahmet Kırımer, 1 Eylül 1889’da Kırım’ın Kızıltaş köyünde hayata gözlerini açtı. İlk eğitimini Kırım’da alan Cafer Seydahmet, ortaokul ve lise eğitimini ise İstanbul’da tamamladı. Kırımer, üniversite eğitimini sürdürmek için 1911 yılında Paris’e taşındı. Paris’te Hukuk Fakültesinde eğitimini sürdüren Kırımer, yakın arkadaşlarıyla birlikte Kırım için mücadele etmeye başladı ve gizli bir teşkilât kurdu. Rusya’da devrim başladığı sırada 1917 yılında Kırımer, Besarabya cephesinde asker olarak bulunmaktaydı. Besarabya’dan Odesa’ya geçen Kırımer, burada Kırım’da bulunan Numan Çelebicihan ile iletişime geçmişti. Kırımer bu dönemde, Çelebicihan’ın Başmüftülük görevine geçtiğini öğrenirken; kendinin de Vakıf İşleri Müdürlüğüne seçildiğini haber almıştır. Bu dönemde Kırım’daki aydınlar yeni bir mücadelenin içindeydi. Bu mücadelede Kırım Halk Cumhuriyeti’ne adım adım giderken Cafer Seydahmet Kırımer, seçim kanunu ve anayasa taslağı hazırladı. Herson’da bulunan Kırım Süvarilerini Kırım’a geri getirdi. Kırım’da toplanan Kurultay’ın ardından 26 Aralık 1917’de ilan edilen Kırım Halk Cumhuriyeti dönemde yine önemli görevlerde bulundu. Kırım Halk Cumhuriyeti sırasında Kırımer, Hariciye ve Harbiye Bakanlığını yapmıştır. Bolşeviklerin Kırım Halk Cumhuriyeti’ni işgal etmesi ve Kırım Tatar aydınlarını katletmesi neticesinde yeni bir dönem başladı. Kırım Tatar, Ukrayna ve Türkiye tarihinin sembol ismi olan Kırımer, Kırım Halk Cumhuriyeti’nde önemli görevler üstlendiği sırada Kıyiv’de kurulan Hruşevski hükûmeti ile dostane ilişkiler tesis etmiş, Bolşeviklerin Kırım’ı işgali üzerine Kıyiv’e giderek çalışmalarına bir süre de burada devam etmiştir. Daha sonra tekrar Kırım’a geçerek burada kurulan Süleyman Sulkiyeviç hükûmetinde yer alan Kırımer bu hükumetin Kasım 1918’de dağılmasıyla beraber bir süre İstanbul’da yaşamak zorunda kalmıştır. Bu tarihten itibaren hayatı Kırım dışında sürgünde geçen Kırımer, 1932-1933 yıllarında Stalin’in uyguladığı politikaların sebep olduğu ve milyonlarca Ukraynalının açlıktan öldüğü Holodomor’u dünya kamuoyuna duyurmak için önemli çabalar sarf etmiştir. 1 Ocak 1930’da Romanya’da Müstecib Ülküsal 10 idealist arkadaşıyla, Emel Dergisi'ni yayımlamaya başlamış, Cafer Seydahmet Kırımer’in isteğiyle Kırım bağımsızlık davasının resmi yayın organı olan bu dergi, 1941 yılında Almanların Dobruca’ya gelmeleri üzerine ülkeden ayrılan Ülküsal’la birlikte Türkiye’ye taşınmıştır. Daha sonraki hayatının önemli bir bölümünü Türkiye’de geçiren Kırımer, Kırım meselesinin Türk kamuoyunda anlaşılması için çeşitli faaliyetlerde bulunmuş, 3 Nisan 1960’ta İstanbul’da vefat etmiştir. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak Cafer Seydahmet Kırımer'i vefatının yıldönümünde saygı, rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz. Kırım Tatar millî davasında ve fikriyatında önemli rol oynamış efsanevi isimlerden Cafer Seydahmet Kırımer, vefatının 65 yılında anılmaya devam ediyor pic.twitter.com/baDep6h1Zo — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) April 3, 2025

Cafer Seydahmet Kırımer'in vefatının 65. yıl dönümü Haber

Cafer Seydahmet Kırımer'in vefatının 65. yıl dönümü

Kırım Tatar millî davasında ve fikriyatında önemli rol oynamış efsanevi isimlerden olan Cafer Seydahmet Kırımer’in vefatının 65. yıl dönümü kaydediliyor.  CAFER SEYDAHMET KIRIMER KİMDİR? Cafer Seydahmet Kırımer, 1 Eylül 1889’da Kırım’ın Kızıltaş köyünde hayata gözlerini açtı. İlk öğretim eğitimini Kırım’da alan düşünür, ortaokul ve lise eğitimini ise İstanbul’da tamamladı. Kırımer, üniversite eğitimini sürdürmek için 1911 yılında Paris’e taşındı. Paris’te Hukuk Fakültesinde eğitimini sürdüren Kırımer, yakın arkadaşlarıyla birlikte Kırım için mücadele etmeye başladı ve gizli bir teşkilât kurdu. Rusya’da devrim başladığı sırada 1917 yılında Kırımer, Besarabya cephesinde asker olarak bulunmaktaydı. Besarabya’dan Odesa’ya geçen Kırımer, burada Kırım’da bulunan Numan Çelebicihan ile iletişime geçmişti. Kırımer bu dönemde, Çelebicihan’ın Başmüftülük görevine geçtiğini öğrenirken, kendinin de Vakıf İşleri Müdürlüğüne seçildiğini haber almıştır. Bu dönemde Kırım’daki aydınlar yeni bir mücadelenin içindeydi. Bu mücadelede Kırım Halk Cumhuriyeti’ne adım adım giderken Cafer Seydahmet Kırımer, seçim kanunu ve anayasa taslağı hazırladı. Herson’da bulunan Kırım Süvarilerini Kırım’a geri getirdi. Kırım’da toplanan Kurultay’ın ardından 26 Aralık 1917’de ilan edilen Kırım Halk Cumhuriyeti dönemde yine önemli görevlerde bulundu. Kırım Halk Cumhuriyeti sırasında Kırımer, Hariciye ve Harbiye Bakanlığını yapmıştır. Bolşeviklerin Kırım Halk Cumhuriyeti’ni işgal etmesi ve Kırım Tatar aydınlarını katletmesi neticesinde yeni bir dönem başladı. Kırım Tatar, Ukrayna ve Türkiye tarihinin sembol ismi olan Kırımer, Kırım Halk Cumhuriyeti’nde önemli görevler üstlendiği sırada Kıyiv’de kurulan Hruşevski hükûmeti ile dostane ilişkiler tesis etmiş, Bolşeviklerin Kırım’ı işgali üzerine Kıyiv’e giderek çalışmalarına bir süre de burada devam etmiştir. Daha sonra tekrar Kırım’a geçerek burada kurulan Süleyman Sulkiyeviç hükûmetinde yer alan Kırımer bu hükumetin Kasım 1918’de dağılmasıyla beraber bir süre İstanbul’da yaşamak zorunda kalmıştır. Bu tarihten itibaren hayatı Kırım dışında sürgünde geçen Kırımer, 1932-1933 yıllarında Stalin’in uyguladığı politikaların sebep olduğu ve milyonlarca Ukraynalının açlıktan öldüğü Holodomor’u dünya kamuoyuna duyurmak için önemli çabalar sarf etmiştir. 1 Ocak 1930’da Romanya’da Müstecib Ülküsal 10 idealist arkadaşıyla, Emel Dergisi'ni yayımlamaya başlamış, Cafer Seydahmet Kırımer’in isteğiyle Kırım bağımsızlık davasının resmi yayın organı olan bu dergi 1941 yılında Almanların Dobruca’ya gelmeleri üzerine ülkeden ayrılan Ülküsal’la birlikte Türkiye’ye taşınmıştır. Daha sonraki hayatının önemli bir bölümünü Türkiye’de geçiren Kırımer, Kırım meselesinin Türk kamuoyunda anlaşılması için çeşitli faaliyetlerde bulunmuş, 3 Nisan 1960’ta İstanbul’da vefat etmiştir. Kırım Haber Ajansı (QHA) olarak Cafer Seydahmet Kırımer'i vefatının yıl dönümünde saygı, rahmet, minnet ve özlemle anıyoruz. Kırım Tatar millî davasında ve fikriyatında önemli rol oynamış efsanevi isimlerden Cafer Seydahmet Kırımer, vefatının 65 yılında anılmaya devam ediyor pic.twitter.com/baDep6h1Zo — QHA - Kırım Haber Ajansı (@qha_kirimhaber) April 3, 2025

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.