SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emel Kırım Vakfı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Emel Kırım Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emel Kırım Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı Haber

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları çerçevesinde İstanbul’da, Rusya’nın Ukrayna ve Kırım’da İnsan Hakları İhlalleri başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Süleymaniye’de bulunan KOCAV Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan ağır insan hakları ihlalleri ele alındı. Konferans açılışında konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Rusya’nın yüzyıllardır Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm politikaları yürüttüğüne dikkat çekti. Karatay, “Bu savaşı Ukrayna kazanmalı. Kırım Rus işgali altında kalırsa Kırım Tatar halkının geleceği çok karanlık olur. Bunu millî liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da söyledi. Bundan dolayı tüm gücümüzle bu savaşta Ukrayna’nın yanındayız.” dedi. Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ise, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da ve diğer Ukrayna topraklarında işlediği suçların uluslararası kamuoyuna anlatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Nedilskıy, “Bugün burada, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara yönelik baskıları konuşmak için toplandık. İşgalciler halkımıza korkunç suçlar işliyor. Askerlerimiz cephede topraklarımızı ve bağımsızlığımızı savunurken, biz siviller de kendi cephemizde bu savaş suçlarını dünyaya anlatmak zorundayız. Dünya gerçekleri bilmeli.” ifadelerini kullandı. Nedilskıy ayrıca Türkiye’ye, Ukrayna’ya verdiği kararlı destek nedeniyle teşekkür etti. Konferansın konuşmacısı Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Temsilciliğinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kurışko, işgal altındaki Kırım’da yaşanan ihlallerin kayıt altına alınmasının büyük zorluklarla yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: Rus işgal güçleri halkı sindirmek amacıyla sistematik baskı uyguluyor. Bu nedenle birçok aile yaşanan ihlalleri anlatmaya korkuyor. Siyasi tutsakların kesin sayısını bilmiyoruz; ancak sayılarının 200’ü aştığını ve büyük çoğunluğunun Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. 2022’den sonra ise özellikle gençlere ve kadınlara yönelik baskı ciddi biçimde arttı. Konferans sırasında katılımcılara siyasi tutsakların resimleri dağıtıldı. Kurışko, genç siyasi tutsaklar Appaz Kurtamet ve Bogdan Ziza’nın yaşadıklarına dikkat çekerek, işgal güçlerinin gençleri hedef alan baskı politikalarını anlattı. Ayrıca, birkaç ay önce dört Kırım Tatar kadınının düzmece suçlamalarla alıkonulduğunu hatırlattı. Siyasi tutsakların çok kötü şartlarda alıkonulduğunu, hasta olanlara tıbbi bakım sağlanmadığını belirten Kurişko, 3 siyasi tutsağın tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Rus esaretinde yaşamını yitirdiğini aktardı. Rus işgal yönetiminin, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın anılmasına dahi izin vermediğini vurgulayan Kurışko, siyasi tutsakların yasa dışı şekilde Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Rus cezaevlerine sevk edildiğini ve aileleriyle, avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Kurışko, “Rusya sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediği için Kırımlı siyasi tutsaklar da takaslara dâhil edilmiyor.” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın siyasi tutsakların ailelerine destek verdiğini ve bu konuyu uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını belirten Kurışko, “Bazen siyasi tutsaklar konusunda Ukrayna’nın yalnız bırakıldığı hissine kapılıyoruz.” diyerek Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve derneklerin bu hikâyelerin duyurulmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Kurışko, Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anmasına izin vermediğini, siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan uzaktaki Rus cezaevlerine sevk ettiğini böylece onların aileleri ve avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum ettiğini anlattı. Ayrıca Rusya’nın sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediğine dikkat çeken Kurışko, “Bundan dolayı maalesef Kırımlı siyasi tutsaklar da iade edilmiyor.” dedi. Etkinliğe Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Kültür Temsilcisi Anife Kurtseitova, KTMM Üyesi Abmecit Süleymanov, Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, Türk Dünyası Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Halit Kanak, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Gezer, Gazeteci Güngör Yavuzaslan, TÜRKSİD, Kırım Derneği Kocaeli Şubesi, Sakarya Kırım Türkleri Derneği, Azerbaycan Derneği, İyi Parti, Bağımsızlık Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri katıldı.

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı Haber

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, A Star DTV’de yayınlanan “Yener Saban ile Fikirhane” programında Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da yaşanan gelişmeleri, Kırım Tatar halkının güncel durumunu ve Rusya’nın yaşattığı insan hakları ihlallerini konuştu. Gazeteci Yener Saban ve Aypars Taras’ın yer aldığı program, 29 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da izleyiciyle buluştu. “KIRIM TATARLARI, OLAĞANÜSTÜ BİR MÜCADELE VEREREK VATANLARINA DÖNDÜLER” Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal edilmesinden sonra Kırım Tatarlarına yönelik baskıların, zulümlerin ve sürgünlerin gerçekleştiğini dile getiren Karatay, “Daha sonra, İsmail Bey Gaspıralı gibi, Türk dünyası aydınlanmasında muhteşem bir öncü ortaya çıktı. Sadece Kırım Tatarlarına değil bütün Türk dünyasına ışık tutan bu insanın çabalarıyla, Kırım Tatarlarında bir uyanış başladı.” dedi. Karatay, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 tarihinde Josef Stalin tarafından topyekûn sürgün edilmesinin Kırım Tatarları için en büyük facia olduğunu kaydederek “Bu sürgün sonrasında Kırım Tatarları, baş eğmediler, direndiler. Olağanüstü bir mücadele vererek vatanlarına döndüler. 1991’de Sovyetler dağılmadan önce biz, Kırım’da seçimlerle kurultayımızı topladık, kurultayımızda Kırım Tatar Millî Meclisi seçildi. Bu Meclisin Başkanlığına Sovyetler Birliği’nde 15 yıldan fazla hapis yatmış, ünlü insan hakları savunucumuz ve liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçildi. Kırım Tatarları sürgünden dönerken bir taraftan da haklarını elde etmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. “KIRIM, KIRIM TATARLARI İÇİN ÂDETA BİR YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ” Kırım Tatarlarının yok edilen medeniyetlerini, millî ve dinî kültürlerini sürgün sonrasında Kırım’da yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Karatay, Kırım Tatarlarına Kırım’ın 2014 yılındaki işgalinden sonra da baskıların ve zulümlerin yaşatıldığını dile getirerek, “Yeniden vatan yapmaya çalıştıkları Kırım, Kırım Tatarları için âdeta bir yarı açık cezaevine çevrildi.” dedi. Aynı zamanda Karatay, Kırım Tatarlarının temsilî ve yetkili en üst organı olan KTMM ile hiçbir zaman teröre veya şiddete başvurmayan Kırım Tatarlarının Rusya tarafından “terörist” ilan edildiğini ifade ederek, söz konusu dönemde KTMM Başkan Yardımcıları İlmi Umerov ve Ahtem Çiygöz’ün hapse atıldığını ve Kırım Tatarlarının Rusya tarafından hâlen hukuksuzca yargılandığını hatırlattı. “KIRIM, RUSYA İÇİN BİR ATLAMA EŞİĞİDİR” Rusların, İstanbulu ele geçirerek Ayasofya’yı Ortodoksluğun merkezi, Moskova’yı Kuzey Ortodoksluğunun, Kudüs’ü ise güney ortodoksluğunun merkezi hâline getirme yönünde planları olduğunu belirten Karatay, Kırım Hanlığı’nın ise tarih boyunca Rusya’nın yolundaki en engel olduğunu vurguladı. Öte yandan, ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, “Kırım, Rusya için Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etme noktasında bir atlama eşiğidir. Kırım, Türkiye’yi tehdit etmek için bir merkezdir.” sözlerini hatırlatan Karatay, Rus donanmalarının Karadeniz’de sığınabileceği en güvenli limanların Kırım’da bulunduğunu vurguladı. Karatay, Kırım’ın sahip olduğu deniz, hava ve demiryolu imkânları sayesinde Rusya açısından stratejik bir askerî ve lojistik merkez konumunda olduğunu ifade etti. GÖNDERİLEN HER BİR MEKTUP, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UMUT OLUYOR Karatay, ayrıca, Rusya’nın hukuka aykırı bir şekilde hapis cezasına çarptırdığı ve Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelere gönderilen 200 Kırım Tatarının bulunmasına da dikkat çekerek Kırım Tatar siyasi tutsakların Rusya’da tutulduğu hapishanelerin adreslerinin, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında yazılı olduğunu ifade etti. “Oradaki insanlara, özellikle Kırım’da, onların hasretini çeken annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bu mektuplar çok büyük moral, ümit ışığı ve yaşama sevinci veriyor.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına söz konusu adreslere mektup gönderilmesi çağrısında bulundu.

Kırım’ın sesi beyazperdede: Uluslararası Kırım Film Festivali ilk kez düzenleniyor Haber

Kırım’ın sesi beyazperdede: Uluslararası Kırım Film Festivali ilk kez düzenleniyor

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, 16-20 Eylül 2026 tarihleri arasında ilk kez İstanbul’da sinemaseverlerle buluşacak. Festival, Kırım ve Kırım Tatar halkının tarihini, kültürünü, hafızasını ve güncel sorunlarını sinema aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Emel Kırım Vakfı tarafından yapılan açıklamada, Kırım’ın yalnızca bir coğrafya değil; sürgünler, direniş ve kültürel hafızayla şekillenmiş bir yurt olduğu vurgulandı. Tarih boyunca baskı ve zorunlu göçlere maruz kalan Kırım Tatarlarının kültürel mirasının korunmasının giderek zorlaştığına dikkat çekilerek, sinemanın bu hafızayı gelecek kuşaklara aktarmada güçlü bir araç olduğu ifade edildi. Festivalin afişinin tasarımı ise, Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Genel Sekreteri Vahide Fidan Doğan tarafından yapıldı. FESTİVAL BEŞ GÜN SÜRECEK Beş gün sürecek festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve yapımcı söyleşileri, paneller ve özel etkinlikler düzenlenecek. Ayrıca Kırım Tatarlarının tarihini ve gündelik yaşamını yansıtan el sanatları, fotoğraflar, yazılı ve görsel arşivlerden oluşan özel bir sergi de izleyiciyle buluşacak. Festivalde iki ana yarışma kategorisi yer alacak: Belgesel Film ve Kısa Film. Kırım veya Kırım Tatarlarını konu alan belgesel filmler için süre sınırlaması bulunmazken, kısa filmlerin 35 dakikanın altında olması şartı aranacak. Yarışmaya başvuracak yapımların son üç yıl içinde üretilmiş olması gerekiyor. Yarışma başvuruları mart ayında başlayacak; başvuru takvimi ve şartname www.kirimfilm.org adresinden ilan edilecek. Yarışma bölümü dışında, Kırım ve Kırım Tatarlarını konu alan uzun metrajlı kurmaca filmler ve belgesellerden oluşan özel bir seçki de festival programında yer alacak. Bu seçkiyle, sinema tarihinde iz bırakan ve Kırım’ın mücadelesini anlatan önemli yapımların yeniden izleyiciyle buluşturulması hedefleniyor. FESTİVALİN FARKLI ÜLKELERDE DÜZENLENMESİ PLANLANIYOR Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay başkanlığında, Emel Vakfı gönüllülerinden oluşacak festival ekibine öğrenciler, gençler ve yetişkinler davet edilirken, festivalin ilerleyen yıllarda gezici bir yapıya kavuşarak Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadığı farklı ülkelerde de düzenlenmesi planlanıyor. SİNEMANIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNE İNANIYORUZ Yönetmen ve Metin Yazarı Neşe Sarısoy Karatay tarafından Kırım Haber Ajansına (QHA) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Bu festival, bizim için sadece bir kültür-sanat etkinliği değil; aynı zamanda bir hafıza, dayanışma ve bir halkın geleceğine katkı yapma ve var olma çabasına destek verme çabasıdır. Sinemanın birleştirici gücüne inanıyor, bu gücü Kırım’ın sesiyle buluşturmak istiyoruz. Emel Kırım Vakfı olarak, bu anlamlı projeyi hayata geçirirken, kurumların, sanatçıların, sinemaseverlerin ve duyarlı herkesin desteğini çok önemsiyoruz. İnancımız odur ki bu festival ortak bir emeğin ve dayanışmanın ürünü olarak büyüyecek, güçlenecek ve kalıcı bir kültürel platforma dönüşecektir. Şimdiden tüm sinemacıları, belgeselcileri ve izleyicileri Uluslararası Kırım Film Festivali’ne davet ediyor; bu yolculukta yanımızda olacak herkese gönülden teşekkür ediyorum.

Dr. Cezmi Karasu: Bugün Dobruca’da yaşayanlar, ben Türk’üm diyorsa bunu Müstecib Bey’e borçlu Haber

Dr. Cezmi Karasu: Bugün Dobruca’da yaşayanlar, ben Türk’üm diyorsa bunu Müstecib Bey’e borçlu

Emel Kırım Vakfının ve Emel Dergisi’nin kurucusu, ömrünü Kırım ve Kırım Türklerinin millî davası ve millî hakları için mücadele ile geçiren Müstecib Ülküsal’ın vefatının 30. yılı vesilesiyle Emel Kırım Vakfı tarafından konferans tertip edildi. Emekli Dr. Öğr. Üyesi Cezmi Karasu'nun konuşmacı olarak katıldığı program, 11 Ocak 2026 tarihinde çevrim içi olarak düzenlendi. Dr. Karasu, Müstecib Ülküsal’dan ve Emel Dergisi’nin neşredilme sürecinden bahsederek Ülküsal’ın Emel Dergisi'nde yayımlanan makalelerini içeren ve 1928 ve 1940 yıllarındaki faaliyetlerine değinen "Yazılarıyla Müstecip H. Fazıl Ülküsal ve Emel Muhiti 1928-1940" isimli kitabının tanıtımını yaptı. Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Kırım Vakfı Başkanı Tuncer Kalkay ve Kırım millî davasına hizmet eden pek çok ismin yer aldığı konferasın moderatörlüğünü, Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı Muhammed Taha Bayraktar yaptı. “EMEL DERGİSİ, KOL EMEĞİNİN VE ÖZ SERMAYENİN DE KATILDIĞI BİR GİRİŞİMDİ” Açılış konuşmasını yapan Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi ve Emel Dergisi Editörü Bülent Tanatar, “Bugün, Emel Vakfı ve Emel Dergisi’nin ortaklaşa düzenlediği Kültür Konferansları'nın beşinci yılı. Beş yıl evvel, vefatının 25. yıl dönümünde bu konferanslara yine Müstecib Bey’i anarak başlamıştık, şimdi de 30. yıl dönümünde anıyoruz. Gurbetteki Kırım Tatar milliyetçiliğinin ve Kırım’da önü kesilen millî uyanışın sürdürülmesi için birtakım teşkilatlanmalar ve organlar gerekiyordu. O ateşi yakan kişi olarak Müstecib Ülküsal, Emel Dergisi’ni yarattı” dedi. Ülküsal’ın, Emel Dergisi’nden önce de benzer teşebbüsleri olduğunu belirten Tanatar, “Emel Dergisi, bugünün şartlarında kurulan bir dergi değildi; yalnızca zihinsel emeğin değil, kol emeğinin ve öz sermayenin de katıldığı bir girişimdi” şeklinde konuşarak açılış konuşmasını, “Emel Dergisi Romanya’da kuruldu fakat Türkiye’de de kurulmasaydı Emel hareketi Türkiye’de olur muydu? Onu da düşünmek lazım.” sözleriyle sonlandırdı. KARASU, MÜSTECİB ÜLKÜSAL’IN SOSYOLOG KİMLİĞİNE VURGU YAPTI Müstecip Ülküsal’ın Dobruca için yaptığı işin Emel Dergisi’ni çıkarmaktan çok daha büyük olduğunu dile getiren Karasu, “Müstecib Bey, her ne kadar Kırım Tatar millî hareketinin sözcüsü olarak biliniyor olsa da Emel Dergisi’yle Dobruca’da yaşan Türklerin ve Kırım Tatarlarının millî kimliğini inşa etmiştir. Bugün, Dobruca’da yaşanlar Türkler ben Türk’üm, ben Tatar’ım diyorsa biz, bunu Müstecib Bey’e borçluyuz” şeklinde konuştu. Emel’den önce Dobruca’daki köylü ahâlinin bir bunalım ve hedefsizlik içinde olduğunu belirten Karasu, Müstecib Ülküsal’ın sosyolog kimliğine vurgu yaparak “Biz, Müstecib Bey’in muhteşem bir sosyolog olduğunu görüyoruz. Kendileri, derginin birinci sayısından itibaren ‘İnsaniyet ve Milliyet’ ve ‘Miliyet ve Amilleri’ isimli serileriyle tarih şuurunu, makalelerinde işlemiştir. ‘Münevverin Vazifesi’ makalesi ise çok kıymetlidir. Müstecib Bey, bütün bu dağınıklığı derleyip toparlayacak ve millî beraberliği sağlayacak unsurlar olarak aydınları işaret eder.” dedi. Öte yandan, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün Türk millî kimliğini inşa ederken Türk Dil Kurumunu (TDK) ve Türk Tarih Kurumunu (TTK) kurmasını örnek gösteren Karasu, Müstecib Ülküsal’ın da 1933 ve 1934 yıllarında, Dobruca’daki bütün köylerde kültür toplulukları olan hars cemiyetlerini kurmasının altını çizdi. “MÜSTECİB BEY, MUHTEŞEM BİR OKULDUR” Ayrıca, Emel’den önceki gazetelerde çoğunlukla öğretmenler ve tahsilli kişiler olan yazarların hep bir teşkilatsızlıktan, hedefsizlikten ve parçalanmışlıktan bahsetmesine dikkat çeken Karasu, “Müstecib Bey bunu sözde bırakmadı, yaptığı toplumsal tahlillerle bunu değerlendirdi. Bu düşünsel altyapının hayata geçirilmesi için hars cemiyetlerini kullanarak bir millî kimlik inşası sağlamanın mümkün olabileceğini gösterdi” değerlendirmesini yaparak konuşmasını şu ifadelerle sonlandırdı: Ben, Müstecib Bey’in bir düşünür ve yazar olmanın yanında bir okul olarak görüyorum. Bu okulun ilk sınıfı, Emel Dergisi’nin Romanya’daki koleksiyonudur ve bu koleksiyon, Müstecib Bey’in bütün fikriyatının temellerinin nasıl sağlam bir şekilde atıldığını göstermektedir. 30 yaşındaki düşüncemiz 60 yaşında aynı olmayabilir, biz değişiyoruz. Bununla birlikte, Müstecib Bey’in fikriyatı ve Türkiye’deki faaliyetleri de göz önüne alındığında 30 yaşında attığı temeller üzerinde dev bir yapı olduğunu ve o temellerin ne kadar doğru atıldığını görmek son derece önemli. O yüzden Müstecib Bey, muhteşem bir okuldur

Emel Kırım Vakfı, Kırım halkının millî mücadelesinin büyük yolbaşçısı Müstecib Ülküsal'ı kabri başında andı Haber

Emel Kırım Vakfı, Kırım halkının millî mücadelesinin büyük yolbaşçısı Müstecib Ülküsal'ı kabri başında andı

Emel Kırım Vakfı, ömrünü Kırım Tatarlarının millî davası ve millî hakları için mücadele ile geçiren Müstecib Ülküsal'ı vefatının 30. yılında kabri başında andı. Emel Dergisi ve Emel Kırım Vakfının kurucusu Müstecib Ülküsal, Çengelköy Mezarlığı'ndaki kabri başında Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu üyeleri tarafından anıldı. Kabir ziyaretinde Müstecib Ülküsal ve tüm şehitlerin ruhuna dualar okundu. MÜSTECİB ÜLKÜSAL Kırım Tatar halkının millî davasının büyük yolbaşçısı Avukat Müstecib Ülküsal, vatan Kırım’ı terk etmek zorunda kalan binlerce Kırım Tatar ailesinden birinin çocuğu olarak Romanya’nın Mangalya kasabasına bağlı Azaplar köyünde 15 Şubat 1899’da dünyaya geldi. Kırım Tatarlarının 1917’de Kırım’da istiklâllerini ilan ederek Kırım Halk Cumhuriyeti’ni kurmaları üzerine, 1918 yılında Kırım’a bir gemiyle gizlice giderek, Kırım Türklerinin millî mücadelesine fiili olârak katılan Müstecib Ülküsal, Akyar’da tutuklandı. Kurultay hükûmeti yetkililerince kurtarıldıktan sonra iki yıl, önce Kaytmaz Ağa sonra Fotisala köylerinde öğretmenlik yaptı. 1920 yılında Bolşeviklerin Kırım’ı işgal etmeleri üzerine Kırım’ı terk etmek zorunda kaldı. EMEL DERGİSİ'NİN KURULUŞU Lise tahsilini İstanbul’da tamamladıktan sonra Romanya’ya dönen, 1926 yılında Bükreş’te Hukuk Fakültesini bitiren Ülküsal, talebeliği zamanında Romanya’da çıkan Türkçe gazetelere makaleler yazarak Türklere milliyetçi bir ruh verme çabalarına girişti. Arkadaşlarıyla birlikte kurduğu “Tonguç” cemiyetinin faaliyetleriyle bu çabalarını yaygınlaştırmaya gayret etti. 1 Ocak 1930 yılında Romanya’da 10 idealist arkadaşıyla, Emel Dergisi’ni yayımlamaya başladı. Kırım istiklâl davasının resmî yayın organı olan Emel Dergisi'ni Kırım Kurultay Hükûmeti Dışişleri Bakanı ve Kırım Millî Merkezi Başkanı Cafer Seydahmet Kırımer’in isteğiyle 1941 yılında Almanların Dobruca’ya gelmeleri üzerinde kapatmak zorunda kalarak Türkiye’ye göç etti. II.Dünya Savaşı esnasında Kırım Milli Merkezi’nin kararıyla, arkadaşı Edige Kırımal ile birlikte, Almanlara esir düşen soydaşlarına yardımcı olmak, Sovyet işgalinden kurtulan Alman işgali altına giren Kırım’da Kırım Türklerinin bir devlet kurabilmesi imkanlarını araştırmak üzere Almanya’ya gitti. 1942 yılında Türkiye’ye dönerek, 1976 yılına kadar fiili olarak avukatlık yaparak geçimini temin etmişti. Cafer Seydahmet Kırımer’in rahatsızlığı sebebiyle Kırım Milli Merkezi’nin başkanlığını 1955 yılından itibaren vekâleten, 1960 yılında Kırımer’in ölümüyle bilfiil yürütmeye başladı. 1960 yılından sonra Türkiye’de yeniden yayınlanmaya başlayan Emel Dergisi’nin başyazarlığını gözlerinin rahatsızlandığı 1986 yılına kadar yürüten Müstecib Ülkusal, arkadaşlarıyla birlikte 1986 yılında Emel Kırım Türk Kültürünü Araştırma ve Tanıtma Vakfını kurdu. “Dobruca ve Türkler”, “Kırım Türk-Tatarları”, “II.Dünya Savaşında 1941-42 Berlin Hatıraları ve Kırım’ın Kurtuluş Davası”, “Dobruca’daki Kırım Türklerinde Atasözleri ve Deyimler” adlı eserleri kaleme alan Müstecib Ülküsal, “Gagauzların Aslı” ve “Üç Bozkırlı Atilla-Cengiz-Timur” adlı eserleri Türkiye Türkçesine tercüme etti. Büyük dava adamı Ülküsal, 97 yaşında 10 Ocak 1996’da İstanbul’da vefat etti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.