SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Emel Kırım Vakfı

QHA - Kırım Haber Ajansı - Emel Kırım Vakfı haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Emel Kırım Vakfı haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Melek Maksudoğlu: Cengiz Dağcı, aslında ruhunu hiç Kırım’dan çıkarmamıştı Haber

Melek Maksudoğlu: Cengiz Dağcı, aslında ruhunu hiç Kırım’dan çıkarmamıştı

Ünlü Kırım Tatar yazar Cengiz Dağcı’yı yakından tanımış olan Emel Kırım Vakfı Genel Sekreteri Melek Maksudoğlu, Dağcı’nın 107. doğum günü vesilesiyle Kırım Haber Ajansına (QHA) konuştu. Maksudoğlu, 2. Dünya Savaşı'nın Dağcı'nın gündelik yaşamı ve psikolojisi üzerine etkileri ile Dağcı'nın yazarlık disiplini üzerine dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu. LONDRA PADDINGTON İSTASYONU VE KİMSESİZLİK 2. Dünya Savaşı’nın Dağcı’nın üzerindeki etkisi üzerine konuşan Maksudoğlu, Dağcı’nın hayatının savaşın savurduğu bir mülteciden dünya çapında bir yazar olmaya uzanan zorlu bir yolculuk olduğunu belirtti. 2. Dünya Savaşı’nın yıkımı, esaret yılları ve Kırım’dan kopuşun ardından Dağcı’nın hayatının tamamını sürgün psikolojisi içinde geçirdiğini dile getiren Maksudoğlu, Dağcı’nın 1946’dan 2011’deki vefatına kadar yaşadığı Londra yıllarının kendisinin hem insan hem yazar kimliğini derinden belirlediğini kaydederek “Ekim 1946’da İtalya’dan İngiltere’ye gelen Dağcı, İskoçya’daki kamplardan sonra Londra’ya Paddington İstasyonu’ndan giriş yapar. Yanında eşi Regina ve altı aylık kızı Arzu-Ursula vardır. Cebinde sadece eşinin yakut yüzüğünün parası, kalbinde ise derin bir belirsizlik. Tek bir ümidi ve hayali vardır, Ak topraklara yani Türkiye'ye gidebilmek. Bu sebeple, Londra'ya gelir gelmez Türkiye Cumhuriyeti Konsolosluğunun yolunu tutar ancak bir davet mektubu olmadığı için talebi reddedilir. Yaşadığı o büyük çaresizlik, aslında Türk edebiyatı için bir dönüm noktasıdır çünkü o gün gidememesi, onun Londra’da kalıp Kırım’ın sesini tüm dünyaya duyuracak eserlerini yazmasına vesile olacaktır.” ifadelerini kullandı. DAĞCI’NIN GÜNLÜK HAYATINDA SAVAŞIN GÖLGESİ HEP VARDI 2. Dünya Savaşı sırasında Sovyet ordusunda cepheye gönderilen ve kısa süre sonra Almanlara esir düşen Dağcı’nın savaşın travmasını ömrü boyunca taşıdığını beyan eden Maksudoğlu, Dağcı’nın savaş sonrası Londra’da mülteci olarak başladığı hayatında en temel kaygısının ailesini geçindirmek olduğunu, İskoçya’daki kamplardan Londra sokaklarına kadar uzanan süreçte de bir beşik alabilmek için çiftlikte çalışmayı göze alacak kadar ağır bir yokluk yaşadığını dile getirdi. Maksudoğlu, Dağcı’nın hayata tutunmak için Londra’nın Soho semtinde bir Kıbrıslı Türk’ün lokantasında bulaşıkçı olarak işe başladığını, lokantanın yoğunluğunda kendi titiz yöntemiyle çalışırken ise beyninde "Korkunç Yıllar" romanını kurguladığını belirterek “Bu deneyimler, onun günlük yaşamında sade, tutumlu ve temkinli bir karakter geliştirmesine neden oldu. Hayatını ‘muğlak’ olarak nitelendiren Dağcı için gelecek, hiçbir zaman bütünüyle güvenli bir alan olmadı.” dedi. Öte yandan 1946 yılından 2011 yılına kadar Londra’da yaşayan Dağcı’nın hayatının fiziksel bir özgürlük ile ruhsal bir hapislik arasında geçtiğini belirten Maksudoğlu, “Eğer Cengiz Dağcı’nın Londra’daki psikolojisini bir cümle ile özetlemem gerekirse: ‘O, Londra’da hürdü ama vatandan uzakta, başka bir vatandaydı. Kalbi vatan için atan bir özgürlüktü bu.’” dedi. DAĞCI HASSAS, DERİN VE İÇE DÖNÜK BİR KİŞİLİKTİ Maksudoğlu, eserlerinde son derece duygusal bir dil kullanan Dağcı’nın yakın çevresine gösterdiği kişiliği hususunda, kendisini yakından tanıyanların psikolojisinde iki yönlü bir etki olduğunun farkında olduğunu belirtti. Söz konusu iki yönlü etkiyi, Dağcı’nın dış dünyaya karşı mesafeli ama iç dünyasında son derece yoğun ve üretken bir ruh hâli içerisinde olması şeklinde tanımlayan ve eserlerindeki trajik ve duygusal tonun, Dağcı’nın özel hayatındaki nezaketiyle birebir örtüştüğünü dile getiren Maksudoğlu, “Benim gözlemlediğim ve kendisini ziyaret edenlerin şahitliğine göre Cengiz Dağcı, her misafirini kapıda içten bir gülümsemeyle, gülünce tamamen yok olan sevimli gözleriyle karşılar ve misafirinin elinden tutarak içeri alırdı.” dedi. Maksudoğlu, Dağcı’nın eserlerindeki duyarlılığın özel hayatında da belirgin olduğunu, yakın çevresine karşı ise ağırbaşlı, mütevazı ve ince ruhlu olduğunu belirterek “Kırım’dan söz edildiğinde ses tonu değişir, yüz ifadesi yumuşar, gözlerinin içi gülerdi; bazen hüzünlü, bazen mutlu. Mesela, o zamanlar bebek olan oğlumla ziyarete gittiğimde ismini sormuştu. Ömer dediğimde, ‘Bizde yaygındır bu isim… Acaba hâlâ Kırım’daki Tatarlarımız bu ismi veriyorlar mı?’ diye sorması, onun hafızayla yaşayan bir insan olduğunu gösterir. En küçük ayrıntı bile onu Kırım’a götürüyordu. Fulham Road’daki restoranlı evlerinde, alt katta geçim mücadelesi sürerken üst katta daktilo sesi yükseliyordu. Evin yakınındaki Chelsea F.C. ve stadı Stamford Bridge, gündelik Londra hayatının parçası olsa da onun asıl dünyası hep Kırım’dı.” şeklinde konuştu. Bununla birlikte, “1956’da Earl's Court tube station (Londra’da bir metro istasyonu) yakınında Sovyet Kızıl Ordu mensuplarına karşı tek başına yaptığı protestonun ise onun duygusal olduğu kadar cesur bir karaktere de sahip olduğunu ortaya koyduğunu düşünüyorum.” ifadelerini kullanan Maksudoğlu, o zamanlar Dağcı’nın eşi Regina’nın çok endişelendiğini de belirtti. DAĞCI’NIN YAZARLIK DİSİPLİNİ, KELİMENİN TAM ANLAMIYLA BİR FEDAKÂRLIKTI Dağcı’nın yazarlık disiplini hususunda ise Dağcı için yazmanın bir meslekten öte varoluş biçimi olduğunu vurgulayan Maksudoğlu, Dağcı’nın restoranda çalıştığı yoğun günlerde bile fırsat bulduğu her an üst kata çıkıp yazı yazdığını, kimi zaman on beş dakikalık aralarda bile daktilonun başına geçtiğini ifade etti. Maksudoğlu, Dağcı’nın yazı yönteminin büyük ölçüde hafızaya dayandığını belirterek “Savaş yıllarında yaşadıkları, esaret kampları ve Kırım köyleri, romanlarının ana malzemesini oluşturdu. Özellikle ‘Korkunç Yıllar’ gibi eserlerinde, yaşadıklarını doğrudan edebiyata dönüştürdü. Her yıl tatil için gittikleri Bournemouth’a bile daktilosunu götürmesi, yazının onun için kesintisiz bir sorumluluk olduğunu gösteriyor.” değerlendirmesini yaptı. Ayrıca Maksudoğlu, Dağcı’nın Londra’nın West End bölgesinde tiyatro izlemeyi sevse de hayatının merkezinde hep yazı olduğunun altını çizerek şu ifadelere yer verdi: “Son olarak şunları eklemek isterim, hiç pasaportu olmadan bir mülteci olarak sığındığı Londra’da ömrünü tamamlayan Cengiz Dağcı, aslında ruhunu hiç Kırım’dan çıkarmamıştı. 2011’de vefat eden Cengiz Dağcı’nın cenazesi benim pasaportuma işlenerek ömrü boyunca özlemini çektiği vatan Kırım’a, Gurzuf’a, dönemediği topraklara kavuşmuştur.”

1. Uluslararası Kırım Film Festivali için başvurular başladı Haber

1. Uluslararası Kırım Film Festivali için başvurular başladı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Kırım Tatar kültürünü ve sinemanın evrensel dilini bir araya getirecek olan 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, sanat dünyasına kapılarını resmen açtı. İstanbul'un ev sahipliğinde gerçekleşecek tarihi etkinlik, Kırım'ın sesini beyaz perde aracılığıyla dünyaya duyurmayı amaçlıyor. 1. Uluslararası Kırım Film Festivali için yarışma başvuruları alınmaya başladı. Sinema alanında uluslararası katılıma açık olarak düzenlenecek festival için başvurular 1 Mart 2026-1 Mayıs 2026 tarihleri arasında yapılabilecek. Festival kapsamında düzenlenecek yarışmada üç farklı kategori bulunuyor. Buna göre yarışmaya; 35 dakikaya kadar kısa filmler, 70 dakikaya kadar belgesel filmler, 10 dakikaya kadar yapay zekâ filmleri veya animasyon/çizgi filmler katılabilecek. Festival organizasyonu, sinema aracılığıyla Kırım’ın kültürel mirasının ve Kırım Tatar toplumunun sanat alanındaki üretiminin uluslararası platformda tanıtılmasını amaçlıyor. Festival programı 16-20 Eylül 2026 tarihleri arasında İstanbul’da gerçekleştirilecek. Yarışmaya katılmak isteyen sinemacılar başvurularını festivalin resmî internet sitesi olan kirimfilm.org üzerinden yapabilecek. Festival kapsamında yalnızca konusu Kırım ve Kırım Tatarları olan yarışmaya dahil edilecek. Festival yönetimi, dünyanın farklı ülkelerinden yönetmen ve yapımcıların katılımını beklediklerini belirtiyor.

Kırım’ın ‘Sarı Tülpan’ı, Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda saygıyla anıldı Haber

Kırım’ın ‘Sarı Tülpan’ı, Emel Fikir ve Kültür Konferansları’nda saygıyla anıldı

Emel Kırım Vakfının her ay düzenlediği Emel Fikir ve Kültür Konferansları kapsamında Numan Çelebicihan Anma Toplantısı, 23 Şubat 2026 tarihinde tertip edildi. Kırım Tatarlarının “Antlı Şehidi” ve unutulmaz lideri Numan Çelebicihan, Bolşevikler tarafından şehit edilişinin 108. yıl dönümünde, Kırım millî davasına gönül verenler tarafından saygıyla yâd edildi. Çelebicihan’ın hikâyesinin başlıca gençler tarafından anlatıldığı ve çevrim içi olarak gerçekleştirilen programın başında, Çelebicihan ve tüm Kırım Tatar şehitler için dua edildi. “ÇELEBİCİHAN’IN ÖLÜMÜ BUGÜN BİZİM İÇİN NE ANLATIR?” Kırım Tatarlarının dünya ve Türkiye kamuoyundaki sesi olan Emel Dergisi Editörü, yazar ve çevirmen Bülent Tanatar, Çelebicihan’ı çevresinde insanların kenetlendiği bir yıldız olarak değerlendirerek Çelebicihan’ın farklı zümreler ve etnik gruplar arasında diyalog kurabilen ve onların nezdinde de itibarı olan bir şahsiyet olduğunu belirtti. Bununla birlikte Tanatar, “Onun (Çelebicihan) ölümü bugün bizim için ne anlatır? Çelebicihan ve yol arkadaşlarının yapmaya çalıştıklarından bugün bize ne kaldı? Bu ideallerin ne kadarını bugün koruyabiliyoruz? Bütün bu soruların her birinin cevabını hepimiz aynı şekilde vermiş değiliz maalesef.” ifadelerine yer verdi. Bu bağlamda Kırım Tatarlarının yaşadığı acı dolu zamanlar olduğunu da kaydeden Tanatar, “23 Şubat 1918’den sonra hayat öyle hızlı aktı ki… Birçok devir ve rejim değişti, bambaşka konjonktürler geldi geçti, ülkelerin sınırları değişti. Farklı ülkelerde yaşayan insanlar, en başında bizim soydaşlarımız, yaşadıkları diyarları terk edip dünyanın dört bir köşesine dağıldı, ölmeden sağ kaldılarsa tabii.” dedi. “HER BİRİMİZ BİRER ‘NUMAN ÇELEBİCİHAN’IZ” Programın moderatörlüğünü yapan Kırım Tatar Tarihi Bilim Uzmanı ve Emel Kırım Vakfı Üyesi Muhammet Taha Bayraktar, Çelebicihan’ın fedakârlığına değinerek “Tezimi her yazdığımda sanki Numan Çelebicihan’ı yaşıyordum ve onun yanındaymışım gibi hissediyordum.” dedi. Bununla birlikte, Çelebicihan’ın kendi hayatı üzerinde de büyük bir iz bıraktığını dile getiren Bayraktar, “Onun (Çelebicihan) anıt mezarı Karadeniz… Biz her Karadeniz’den geçtiğimizde onu anmalı ve onun için bir fatiha okumalıyız. Oraya (Karadeniz) her baktığımızda da Kırım milllî davasının anka gibi küllerinden doğduğu günleri hatırlamakta olduğumuzu da belirtmek istiyorum.” şeklinde konuştu. Çelebicihan’ın Bolşevikler tarafından şehit edilerek naaşının Karadeniz’e atılmasını Kırım millî davasına giriş sebeplerinden biri olarak değerlendiren Bayraktar, son olarak “O Kırım millî davasının ‘sarı tülpan’ı. Bizler de onu her seferinde anacağız ve bizden sonra gelen genç nesillere anlatacağız. Bizler, her birimiz birer ‘Numan Çelebicihan’ız.” değerlendirmesini yaptı. “MİLLETİMİZİN GÖZYAŞINI SİLECEĞİZ” Çelebicihan’ın hayatından bahseden Kırım Haber Ajansı (QHA) Muhabiri ve Kırım Derneği Genel Merkez Gençlik Komisyonu Üyesi Zeynep Coşkunsakarya, Çelebicihan’ın İcra Komitesi’ne gıyabında başkan seçildiğini vurgulayarak Çelebicihan’ın liderlik özelliğine dikkat çekti. Çelebicihan’ın Bolşevikler tarafından şehit edilip naaşının parçalara ayrılarak Karadeniz’e atılması hususunda ise, “Bir kefeni bile olamadı, bir mezarı bile olamadı fakat biz, Kırım Tatarları ve Kırım’ın mirasına sahip çıkan her kim olursa olsun Numan Çelebicihan’ı hatıralarımızda, ruhumuzda ve en önemlisi de çalışmalarımızda yaşatmaya devam edeceğiz. Milletimizin gözyaşını sileceğiz.” ifadelerini kullandı. Coşkunsakarya, öte yandan, Çelebicihan’ın kaleme aldığı “Sarı Tülpan” şiirini okuyarak sözlerini sonlandırdı. KIRIM MİLLÎ DAVASININ “OMURGASI” NUMAN ÇELEBİCİHAN Emel Kırım Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Özge Kandemir Temizel, “Numan Çelebicihan’ı yakından tanımamı sağlayan Cafer Seydahmet Kırımer’in ‘Bazı Hatıralar’ kitabı oldu. Kırımer’in o heyecanlı anlatımı, Çelebicihan’ın en yakın tanığı olarak onun dilinden dinlemek, o heyecanı sayfalar arasında okumak, Çelebicihan’ı tanımamda ve ona hayranlık duymamda en büyük etken oldu.” dedi. Çelebicihan’ı Kırım Tatar millî davasının “omurgası” olarak değerlendiren Kandemir Temizel, Kırım millî davasını 1917 yılının fikirleriyle yürütmek, tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmanın önemine vurgu yaparak “Biz hâlâ ‘Ant Etkenmen’i okuduğumuz zaman gözümüzden birkaç damla yaş akıyor, burnumuzun direği sızlıyor. Bu vatan aşkıyla, umarım Kırım Tatar millî mücadelesini yine Çelebicihan’ın fikirleri doğrultusunda devam ettireceğiz.” ifadelerine yer verdi. KIRIM TATAR AYDINLARI, CESARETLE DAVALARININ PEŞİNDEN GİTTİ Emel Kırım Vakfı Üyesi Ömer Tuğrul Maksudoğlu ise Kırım Tatar millî marşı “Ant Etkenmen”in çocukluğunda ilk ezberlediği metinlerden biri olduğunu belirtti. Ayrıca, Kırımer’in Paris’te, Çelebicihan’ın ise St. Petersburg’da okumasına dikkat çeken Maksudoğlu, “Bu iki genç öğrencinin hedefleri yurt dışında okumaktı, hedefleri bugünün gençleriyle aynıydı fakat bir farkları vardı: Yurt dışında bulunup hayatlarını kurtarmak gibi bir düşüncede değillerdi, âdeta dava adamlarıydı ve cesurlardı. Herkeste bu yüreği bulamazsınız ama bizim büyüklerimizde bu yürek vardı.” şeklinde konuştu. KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLAR UNUTULMADI Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay ise programın sonunda konuşmacıları tebrik etti. Kırım Tatar siyasi tutsakları hatırlatarak kendilerine Ramazan ayı münasebetiyle kartpostal gönderilmesi çağrısında bulundu. Karatay, ayrıca, "Çelebicihan'ın 'Ant Etkenmen'de söylediği gibi bazı insanlar vardır, bin yıl yaşarlar, arkalarında hiçbir iz bırakmazlar, yok olur giderler. Gaspıralı, Çelebicihan ve Hattat gibi aydınlarımız, kısa ömürlerinde bin yıl yaşayan insanlardan daha fazla şanlı miras bıraktılar." dedi. Program, Çelebicihan’ın manevî mirasının yaşatılması adına atılabilecek adımların tartışılmasının ardından sona erdi.

Üsküdar’da belgesel zirvesi: Hafızayı kayıt altına alanlar buluştu Haber

Üsküdar’da belgesel zirvesi: Hafızayı kayıt altına alanlar buluştu

Türk belgesel sinemasının usta isimlerini bir araya getiren “İki Usta İki Belgesel” etkinliği, 16 Şubat 2026 Pazartesi akşamı AYA Sanat ve Düşünce Vakfında tertip edildi. Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer karatay’ın moderatörlüğünde gerçekleşen programda Uluslararası Kırım Film Festivali Genel Sanat Yönetmeni Neşe Sarısoy ve birlikte bir çok belgeselde çalışan görüntü yönetmeni Gökhan Eren konuşmacı olarak yer aldı. Türk belgesel sinemasının usta isimlerini ve meraklılarını bir araya getiren; aynı zamanda çevrim içi olarak da takip edilebilen program, sahadan gelen deneyimlerin ve uzun yıllara dayanan birikimin paylaşıldığı kapsamlı bir konferans niteliği taşıdı. Yönetmen Neşe Sarısoy Karatay, yönetmenliğini üstlendiği "Kuran Coğrafyası", "Halil İnalcık Yüz Yıllık Çınar" ve "Yüzyılımdaki Cumhuriyet" adlı belgesellerinden seçili bölümler izletti. Gösterimlerin ardından söz konusu yapımların ortaya çıkış amacı, çekim süreçleri, kurgu aşamaları, teknik tercihler ve yaratıcı yaklaşım biçimleri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu. Görüntü yönetmeni Gökhan Eren, sahadaki teknik uygulamalar ve görsel anlatım dili üzerine deneyimlerini aktarırken; moderatör Zafer Karatay da belgesel sinemanın tarihsel gelişimi ve anlatı sorumluluğu bağlamında katkı sundu. Programın sonunda izleyicilerin soruları cevaplandırıldı. Etkinliğe ev sahipliği yapan AYA Sanat ve Düşünce Vakfı Başkanı, yazar Ali Ural ile Başkan Yardımcısı Avukat Ramazan Arıtürk yaptıkları konuşmalarda hem programın içeriğine dair değerlendirmelerde bulundu hem de konuşmacılara ve katılımcılara teşekkür etti. Yaklaşık iki saat süren etkinlikte yapılan sunum ve paylaşımlar, belgesel sinemanın yalnızca teknik bir üretim alanı olmadığını; aynı zamanda toplumsal hafızayı kayıt altına alan bir sorumluluk ve tanıklık pratiği olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı Haber

Kırım’daki insan hakları ihlalleri İstanbul’da gündeme taşındı

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen Emel Fikir Kültür Konferansları çerçevesinde İstanbul’da, Rusya’nın Ukrayna ve Kırım’da İnsan Hakları İhlalleri başlıklı etkinlik gerçekleştirildi. Süleymaniye’de bulunan KOCAV Vakfı Erol Güngör Kültür Merkezi’nde düzenlenen etkinlikte, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşanan ağır insan hakları ihlalleri ele alındı. Konferans açılışında konuşan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, Rusya’nın yüzyıllardır Kırım Tatar halkına yönelik baskı ve zulüm politikaları yürüttüğüne dikkat çekti. Karatay, “Bu savaşı Ukrayna kazanmalı. Kırım Rus işgali altında kalırsa Kırım Tatar halkının geleceği çok karanlık olur. Bunu millî liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu da söyledi. Bundan dolayı tüm gücümüzle bu savaşta Ukrayna’nın yanındayız.” dedi. Etkinlikte konuşan Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy ise, Rusya’nın işgal altındaki Kırım’da ve diğer Ukrayna topraklarında işlediği suçların uluslararası kamuoyuna anlatılmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Nedilskıy, “Bugün burada, Rus işgali altındaki Kırım’da yaşayan Kırım Tatarlarına ve Ukraynalılara yönelik baskıları konuşmak için toplandık. İşgalciler halkımıza korkunç suçlar işliyor. Askerlerimiz cephede topraklarımızı ve bağımsızlığımızı savunurken, biz siviller de kendi cephemizde bu savaş suçlarını dünyaya anlatmak zorundayız. Dünya gerçekleri bilmeli.” ifadelerini kullandı. Nedilskıy ayrıca Türkiye’ye, Ukrayna’ya verdiği kararlı destek nedeniyle teşekkür etti. Konferansın konuşmacısı Ukrayna Cumhurbaşkanının Kırım Özerk Cumhuriyeti Daimi Temsilcisi Olha Kurışko, Kırım Temsilciliğinin yürüttüğü çalışmalar hakkında bilgi verdi. Kurışko, işgal altındaki Kırım’da yaşanan ihlallerin kayıt altına alınmasının büyük zorluklarla yürütüldüğünü belirterek şunları kaydetti: Rus işgal güçleri halkı sindirmek amacıyla sistematik baskı uyguluyor. Bu nedenle birçok aile yaşanan ihlalleri anlatmaya korkuyor. Siyasi tutsakların kesin sayısını bilmiyoruz; ancak sayılarının 200’ü aştığını ve büyük çoğunluğunun Kırım Tatarı olduğunu biliyoruz. 2022’den sonra ise özellikle gençlere ve kadınlara yönelik baskı ciddi biçimde arttı. Konferans sırasında katılımcılara siyasi tutsakların resimleri dağıtıldı. Kurışko, genç siyasi tutsaklar Appaz Kurtamet ve Bogdan Ziza’nın yaşadıklarına dikkat çekerek, işgal güçlerinin gençleri hedef alan baskı politikalarını anlattı. Ayrıca, birkaç ay önce dört Kırım Tatar kadınının düzmece suçlamalarla alıkonulduğunu hatırlattı. Siyasi tutsakların çok kötü şartlarda alıkonulduğunu, hasta olanlara tıbbi bakım sağlanmadığını belirten Kurişko, 3 siyasi tutsağın tıbbi bakım eksikliği nedeniyle Rus esaretinde yaşamını yitirdiğini aktardı. Rus işgal yönetiminin, 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı'nın anılmasına dahi izin vermediğini vurgulayan Kurışko, siyasi tutsakların yasa dışı şekilde Kırım’dan binlerce kilometre uzaklıkta bulunan Rus cezaevlerine sevk edildiğini ve aileleriyle, avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum bırakıldığını söyledi. Kurışko, “Rusya sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediği için Kırımlı siyasi tutsaklar da takaslara dâhil edilmiyor.” ifadelerini kullandı. Ukrayna’nın siyasi tutsakların ailelerine destek verdiğini ve bu konuyu uluslararası gündemde tutmaya çalıştığını belirten Kurışko, “Bazen siyasi tutsaklar konusunda Ukrayna’nın yalnız bırakıldığı hissine kapılıyoruz.” diyerek Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları ve derneklerin bu hikâyelerin duyurulmasında çok önemli bir rol oynayabileceğini belirtti. Kurışko, Rus işgal yönetiminin Kırım Tatarlarına 18 Mayıs 1944 Kırım Tatar Sürgünü ve Soykırımı kurbanlarını anmasına izin vermediğini, siyasi tutsakları yasa dışı olarak Kırım’dan uzaktaki Rus cezaevlerine sevk ettiğini böylece onların aileleri ve avukatlarıyla görüşme haklarından mahrum ettiğini anlattı. Ayrıca Rusya’nın sivil esirleri Ukrayna’ya iade etmek istemediğine dikkat çeken Kurışko, “Bundan dolayı maalesef Kırımlı siyasi tutsaklar da iade edilmiyor.” dedi. Etkinliğe Ukrayna’nın İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskıy, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği Kültür Temsilcisi Anife Kurtseitova, KTMM Üyesi Abmecit Süleymanov, Sürgündeki İçkerya Çeçen Cumhuriyeti Türkiye ve Ortadoğu Ülkeleri Genel Temsilcisi Abdulhakim Şaptukayev, Kırım Derneği İstanbul Anadolu Yakası Şubesi Başkanı Şebnem Sözen, Türk Dünyası Yardımlaşma Derneği Genel Başkanı Halit Kanak, Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Gezer, Gazeteci Güngör Yavuzaslan, TÜRKSİD, Kırım Derneği Kocaeli Şubesi, Sakarya Kırım Türkleri Derneği, Azerbaycan Derneği, İyi Parti, Bağımsızlık Partisi, Anahtar Parti ve Zafer Partisi temsilcileri katıldı.

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı Haber

Kırım Tatar tarihi, Zafer Karatay’ın anlatımıyla ekranlara taşındı

Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay, A Star DTV’de yayınlanan “Yener Saban ile Fikirhane” programında Rusya’nın işgali altında bulunan Kırım’da yaşanan gelişmeleri, Kırım Tatar halkının güncel durumunu ve Rusya’nın yaşattığı insan hakları ihlallerini konuştu. Gazeteci Yener Saban ve Aypars Taras’ın yer aldığı program, 29 Ocak 2026 tarihinde saat 20.30’da izleyiciyle buluştu. “KIRIM TATARLARI, OLAĞANÜSTÜ BİR MÜCADELE VEREREK VATANLARINA DÖNDÜLER” Kırım Hanlığı’nın 1783 yılında Çarlık Rusyası tarafından ilk defa işgal edilmesinden sonra Kırım Tatarlarına yönelik baskıların, zulümlerin ve sürgünlerin gerçekleştiğini dile getiren Karatay, “Daha sonra, İsmail Bey Gaspıralı gibi, Türk dünyası aydınlanmasında muhteşem bir öncü ortaya çıktı. Sadece Kırım Tatarlarına değil bütün Türk dünyasına ışık tutan bu insanın çabalarıyla, Kırım Tatarlarında bir uyanış başladı.” dedi. Karatay, Kırım Tatarlarının 18 Mayıs 1944 tarihinde Josef Stalin tarafından topyekûn sürgün edilmesinin Kırım Tatarları için en büyük facia olduğunu kaydederek “Bu sürgün sonrasında Kırım Tatarları, baş eğmediler, direndiler. Olağanüstü bir mücadele vererek vatanlarına döndüler. 1991’de Sovyetler dağılmadan önce biz, Kırım’da seçimlerle kurultayımızı topladık, kurultayımızda Kırım Tatar Millî Meclisi seçildi. Bu Meclisin Başkanlığına Sovyetler Birliği’nde 15 yıldan fazla hapis yatmış, ünlü insan hakları savunucumuz ve liderimiz Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu seçildi. Kırım Tatarları sürgünden dönerken bir taraftan da haklarını elde etmeye çalıştılar.” ifadelerini kullandı. “KIRIM, KIRIM TATARLARI İÇİN ÂDETA BİR YARI AÇIK CEZAEVİNE ÇEVRİLDİ” Kırım Tatarlarının yok edilen medeniyetlerini, millî ve dinî kültürlerini sürgün sonrasında Kırım’da yeniden canlandırmaya çalıştığını belirten Karatay, Kırım Tatarlarına Kırım’ın 2014 yılındaki işgalinden sonra da baskıların ve zulümlerin yaşatıldığını dile getirerek, “Yeniden vatan yapmaya çalıştıkları Kırım, Kırım Tatarları için âdeta bir yarı açık cezaevine çevrildi.” dedi. Aynı zamanda Karatay, Kırım Tatarlarının temsilî ve yetkili en üst organı olan KTMM ile hiçbir zaman teröre veya şiddete başvurmayan Kırım Tatarlarının Rusya tarafından “terörist” ilan edildiğini ifade ederek, söz konusu dönemde KTMM Başkan Yardımcıları İlmi Umerov ve Ahtem Çiygöz’ün hapse atıldığını ve Kırım Tatarlarının Rusya tarafından hâlen hukuksuzca yargılandığını hatırlattı. “KIRIM, RUSYA İÇİN BİR ATLAMA EŞİĞİDİR” Rusların, İstanbulu ele geçirerek Ayasofya’yı Ortodoksluğun merkezi, Moskova’yı Kuzey Ortodoksluğunun, Kudüs’ü ise güney ortodoksluğunun merkezi hâline getirme yönünde planları olduğunu belirten Karatay, Kırım Hanlığı’nın ise tarih boyunca Rusya’nın yolundaki en engel olduğunu vurguladı. Öte yandan, ünlü Kırım Tatar tarihçi Prof. Dr. Halil İnalcık’ın, “Kırım, Rusya için Anadolu’yu, Boğazları, İstanbul’u tehdit etme noktasında bir atlama eşiğidir. Kırım, Türkiye’yi tehdit etmek için bir merkezdir.” sözlerini hatırlatan Karatay, Rus donanmalarının Karadeniz’de sığınabileceği en güvenli limanların Kırım’da bulunduğunu vurguladı. Karatay, Kırım’ın sahip olduğu deniz, hava ve demiryolu imkânları sayesinde Rusya açısından stratejik bir askerî ve lojistik merkez konumunda olduğunu ifade etti. GÖNDERİLEN HER BİR MEKTUP, KIRIM TATAR SİYASİ TUTSAKLARA UMUT OLUYOR Karatay, ayrıca, Rusya’nın hukuka aykırı bir şekilde hapis cezasına çarptırdığı ve Rusya’nın ücra köşelerindeki hapishanelere gönderilen 200 Kırım Tatarının bulunmasına da dikkat çekerek Kırım Tatar siyasi tutsakların Rusya’da tutulduğu hapishanelerin adreslerinin, Emel Kırım Vakfının internet sayfasında yazılı olduğunu ifade etti. “Oradaki insanlara, özellikle Kırım’da, onların hasretini çeken annelerine, babalarına, eşlerine ve çocuklarına bu mektuplar çok büyük moral, ümit ışığı ve yaşama sevinci veriyor.” şeklinde konuşan Karatay, Kırım Tatar siyasi tutsaklar adına söz konusu adreslere mektup gönderilmesi çağrısında bulundu.

Kırım’ın sesi beyazperdede: Uluslararası Kırım Film Festivali ilk kez düzenleniyor Haber

Kırım’ın sesi beyazperdede: Uluslararası Kırım Film Festivali ilk kez düzenleniyor

Emel Kırım Vakfı tarafından düzenlenen 1. Uluslararası Kırım Film Festivali, 16-20 Eylül 2026 tarihleri arasında ilk kez İstanbul’da sinemaseverlerle buluşacak. Festival, Kırım ve Kırım Tatar halkının tarihini, kültürünü, hafızasını ve güncel sorunlarını sinema aracılığıyla görünür kılmayı amaçlıyor. Emel Kırım Vakfı tarafından yapılan açıklamada, Kırım’ın yalnızca bir coğrafya değil; sürgünler, direniş ve kültürel hafızayla şekillenmiş bir yurt olduğu vurgulandı. Tarih boyunca baskı ve zorunlu göçlere maruz kalan Kırım Tatarlarının kültürel mirasının korunmasının giderek zorlaştığına dikkat çekilerek, sinemanın bu hafızayı gelecek kuşaklara aktarmada güçlü bir araç olduğu ifade edildi. Festivalin afişinin tasarımı ise, Umay Ana Türk Dünyası Kadınlar Birliği Genel Sekreteri Vahide Fidan Doğan tarafından yapıldı. FESTİVAL BEŞ GÜN SÜRECEK Beş gün sürecek festival kapsamında film gösterimlerinin yanı sıra yönetmen ve yapımcı söyleşileri, paneller ve özel etkinlikler düzenlenecek. Ayrıca Kırım Tatarlarının tarihini ve gündelik yaşamını yansıtan el sanatları, fotoğraflar, yazılı ve görsel arşivlerden oluşan özel bir sergi de izleyiciyle buluşacak. Festivalde iki ana yarışma kategorisi yer alacak: Belgesel Film ve Kısa Film. Kırım veya Kırım Tatarlarını konu alan belgesel filmler için süre sınırlaması bulunmazken, kısa filmlerin 35 dakikanın altında olması şartı aranacak. Yarışmaya başvuracak yapımların son üç yıl içinde üretilmiş olması gerekiyor. Yarışma başvuruları mart ayında başlayacak; başvuru takvimi ve şartname www.kirimfilm.org adresinden ilan edilecek. Yarışma bölümü dışında, Kırım ve Kırım Tatarlarını konu alan uzun metrajlı kurmaca filmler ve belgesellerden oluşan özel bir seçki de festival programında yer alacak. Bu seçkiyle, sinema tarihinde iz bırakan ve Kırım’ın mücadelesini anlatan önemli yapımların yeniden izleyiciyle buluşturulması hedefleniyor. FESTİVALİN FARKLI ÜLKELERDE DÜZENLENMESİ PLANLANIYOR Kırım Tatar Millî Meclisi (KTMM) Türkiye Temsilcisi ve Emel Kırım Vakfı Başkanı Zafer Karatay başkanlığında, Emel Vakfı gönüllülerinden oluşacak festival ekibine öğrenciler, gençler ve yetişkinler davet edilirken, festivalin ilerleyen yıllarda gezici bir yapıya kavuşarak Kırım Tatarlarının yoğun olarak yaşadığı farklı ülkelerde de düzenlenmesi planlanıyor. SİNEMANIN BİRLEŞTİRİCİ GÜCÜNE İNANIYORUZ Yönetmen ve Metin Yazarı Neşe Sarısoy Karatay tarafından Kırım Haber Ajansına (QHA) yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Bu festival, bizim için sadece bir kültür-sanat etkinliği değil; aynı zamanda bir hafıza, dayanışma ve bir halkın geleceğine katkı yapma ve var olma çabasına destek verme çabasıdır. Sinemanın birleştirici gücüne inanıyor, bu gücü Kırım’ın sesiyle buluşturmak istiyoruz. Emel Kırım Vakfı olarak, bu anlamlı projeyi hayata geçirirken, kurumların, sanatçıların, sinemaseverlerin ve duyarlı herkesin desteğini çok önemsiyoruz. İnancımız odur ki bu festival ortak bir emeğin ve dayanışmanın ürünü olarak büyüyecek, güçlenecek ve kalıcı bir kültürel platforma dönüşecektir. Şimdiden tüm sinemacıları, belgeselcileri ve izleyicileri Uluslararası Kırım Film Festivali’ne davet ediyor; bu yolculukta yanımızda olacak herkese gönülden teşekkür ediyorum.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.