SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Erzurum

QHA - Kırım Haber Ajansı - Erzurum haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Erzurum haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 71. yılında saygıyla anılıyor Haber

Kahraman Türk kadını Nene Hatun, vefatının 71. yılında saygıyla anılıyor

"93 Harbi" şeklinde adlandırılan 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı'nda, genç yaşta bebeğini beşikte bırakıp cepheye gitmesiyle adını tarih sayfalarına yazdıran Erzurumlu Nene Hatun, bundan tam 71 yıl önce hayata veda etti. RUSYA’NIN DOĞU CEPHESİNDEKİ İLK HEDEFİ ERZURUM OLDU 1856 Paris Antlaşması ile Rusya’nın Osmanlı Devleti’nin Balkan ve Doğu Anadolu topraklarını ele geçirme isteği engellendi. Osmanlı Devleti’nin Londra protokolünü reddetmesi üzerine Rusya, bu antlaşmayı imzalatmak ve hedeflerine ulaşmak için 19 Nisan 1877 tarihinde İstanbul Hükûmeti’ne savaş ilan etti. Doğu ve Balkan cephelerinde harekete geçen işgalci Rus ordusunun Doğu cephesindeki ilk hedefi Erzurum oldu. Osmanlı kuvvetleri ise Kars, Ardahan, Erzurum ve Batum’da Rus taarruzunu durdurmak istedi. Rus kuvvetleri, 20 Nisan 1877 tarihinde Doğu Bayezid’i, 17 Mayıs 1877 tarihinde ise Ardahan’ı işgal etmiş ve Kars üzerindeki baskılarını artırıp Erzurum’u tehdit etmeye başlamıştı. ERZURUM HALKI DA ŞEHRİN SAVUNMASINA KATILDI Rus kuvvetleri, 25 Haziran 1877 tarihinde Horum düzlüğünde ve Zivin’de yenildi ve Kars kuşatmasını kaldırarak Gümrü’ye doğru çekildi. Daha sonra Rus kuvvetleri, hazırlıklarını tamamladı ve 4 Kasım günü Deveboynu’nda Osmanlı ordusunu bozguna uğratıp ve Erzurum’a doğru çekilmesine neden oldu. Erzurum’a çekilen Osmanlı ordusu, takviye kuvvetleri ile yeniden düzenledi ve şehri savunmaya hazırlandı. Rus ordusu, 8 Kasım’ı 9 Kasım’a bağlayan gece, Mecidiye ve Aziziye tabyalarını ele geçirip burada bulunan müfrezeyi bir baskınla imha etti. Buna karşın Erzurum halkı, şehrin savunmasına katıldı ve Aziziye Zaferi elde edildi. Erzurum’un Topdağı’nda, 8-9 Kasım 1877 tarihlerinde Rus kuvvetlerine karşı elde edilen Aziziye Zaferi’nde Nene Hatun’un Türk tarihine damga vuran hizmetleri oldu. NENE HATUN, KÜÇÜK OĞLUNU VE BEBEĞİNİ BEŞİKTE BIRAKIP CEPHEYE KOŞTU 1857 yılında Erzurum’da doğan Nene Hatun 20 yaşındayken savaş kapısına dayandı. Eşi ve erkek kardeşi cepheye gidince iki çocuğunu alıp Erzurum’a geçti. Cepheden ağır yaralı eve dönen kardeşi Hasan, sabaha karşı vefat etti. Sabah, Erzurum’daki herkes tabyanın düşüşünü öğrendi; minarelerden Osmanlı askerine yardım çağrısı yapılıyordu. Böylece Nene Hatun’u savaş kahramanı yapacak olan mücadele de başlamış oldu. Nene Hatun, küçük oğlu ve üç aylık kızını kundakta bırakarak yöre halkıyla birlikte cepheye koştu; "Bu bebeği bana Allah verdi, ona Allah bakar." dedi. Nene Hatun yalnız değildi. Deneyimli ve donanımlı Rus ordusunun üstüne korkusuzca koşan iki bin vatandaş vardı. Memleketlerini kurtarmak, çocuklarının başka bir ülkenin boyunduruğu altında büyümesini engellemek için katılmışlardı bu onurlu mücadeleye. Sivil halktan böyle bir direnişi beklemeyen Rus ordusu ise geri çekilmek zorunda kaldı. İKİ OĞLU DA ÇANAKKALE’DE ŞEHİT DÜŞTÜ 1955 yılındaki Anneler Günü’nde “Annelerin Annesi” seçilen Nene Hatun, katıldığı baskın için ise daha sonra şu sözleri söyledi: Bütün memleketin boşaldığı, herkesin Ruslarla mücadeleye, vatanı kurtarmaya gittiği bugün, ben nasıl evde kalabilirdim? Yakalandığı zatürre hastalığı sonucunda vefat eden kahraman Türk kadınının cenazesi, Aziziye Tabyası’ndaki şehitlikte ebedî yolculuğuna uğurlandı. Bin kadın ve erkek vatandaşın şehit düştüğü Aziziye’de Nene Hatun yaralandı fakat gazi unvanı almadı. İlerleyen yıllarda, kendisi gibi vatanları için savaşan iki oğlu da Çanakkale’de şehit oldu. AZİZİYE ZAFERİ’NDEN SONRA NE OLDU? Kars’ın 19 Kasım’da düşmesiyle Rus ordusu, bütün kuvvetleriyle Erzurum’u kuşatma imkanı buldu. Rus ordularının Balkanlardaki Osmanlı topraklarını işgal etmeleri ve Edirne’ye kadar ilerlemeleri üzerine Osmanlı Devleti, 03 Mart 1878 tarihinde Ayastefanos (Yeşilköy) Antlaşması’nı imzalandı ve bu antlaşma ile Erzurum, Rusya’ya bırakıldı. Berlin Antlaşması’ndan sonra Kars, Ardahan ve Batum Ruslara verildi. Tarihte “93 Harbi” olarak bilinen bu savaş da Osmanlı’nın en büyük yenilgilerinden biri sayıldı.

Bağlama ustası Topal: Bağlama, âşığın gönlündeki duyguların ezgiye dönüşmesinde en önemli araçtır Haber

Bağlama ustası Topal: Bağlama, âşığın gönlündeki duyguların ezgiye dönüşmesinde en önemli araçtır

Erzurum'un tozlu atölyelerinden yetişen ve bağlama yapımını bir "duygu aktarımı" olarak gören Kenan Topal, mesleğin sırlarını, ağaçların dilini ve geleneksel luthierliğin geleceğini Kırım Haber Ajansına (QHA) anlattı. 1982 yılında Erzurum’da dünyaya gelen Kenan Topal, bağlama yapımıyla henüz küçük yaştayken babasına ait saz atölyesinde tanıştığını, başlangıçta kendisi için oyuncaklar yaparken daha sonra minyatür enstrümanlar yaptığını aktardı. Henüz 11 yaşındayken okuldan ayrılarak babasının yanında çalışmaya başladığını söyleyen zanaatkâr, ilk bağlamasını ilkokul öğretmeninin oğluna hediye etmek amacıyla yaptığını ifade etti. Müzik enstrümanları yapan ve onaran kişi anlamına gelen luthierliğe tutkuyla bağlı olduğunu belirten Topal, bu zanaatı öğrenmek isteyen gençlere destek olmaktan, bilgi ve birikimini aktarmaktan son derece memnun olduğunun altını çizdi. “SAZIN KALİTELİSİ OZANIN İFADESİNİ DOĞRUDAN ETKİLER” Bağlamanın âşığın gönlündeki duyguların ezgiye dönüştüren bir araç olduğunu kaydeden Topal, “Hüzün, aşk, mutluluk, coşku ya da haksızlığa karşı bir başkaldırı… Tüm bu duyguların dili bağlamadır. Bu geleneğin üreticisi olmak büyük bir sorumluluktur. Genç yaşlarımda, büyük ozanlardan Âşık Yaşar Reyhani’ye saz yaparken bana söylediği şu söz hiç aklımdan çıkmaz; ‘Oğul, yaşlandım; doğru dürüst saz çalamıyorum. Bana öyle bir saz yap ki kendi kendine çalsın.’ Bu söz, sazın kalitesinin ozanın ifadesini doğrudan etkilediğini bana çok net şekilde göstermiştir.” dedi. Topal, bağlamanın diğer çalgılar gibi geleneksel bir şekilde çeşitli ağaçlardan yapıldığını ancak günümüzde gelişmekte olan fiber ve kompozit gibi yeni materyallerin de üretimde kullanıldığını belirtti. Bir bağlamayı iyi yapan şeyin hangi ağaçtan yapıldığından çok kim tarafından yapıldığının önemine işaret eden Topal, “Toplumda ‘en iyi saz şu ağaçtan olur’ gibi yanlış bir algı var. Özellikle dut ağacına yoğun talep, bu ağacın ve ardıcın tükenmesine yol açmaktadır. Ben üvez ağacının bağlama yapımı için çok uygun olduğunu gördüm. En iyi saz hangi ağaçtan olur değil, hangi ustadan çıkar diye sorulmalıdır.” diye konuştu. "EN ÖNEMLİ UNSUR TECRÜBEDİR" Mesleğinin gelişmiş ülkelere kıyasladığında yeterince değer görmediğini söyleyen Topal, sözlerini şöyle sürdürdü: Gelişmiş ülkelerde luthierlik mesleği büyük değer görmektedir. Ancak ülkemizde bu değeri maalesef yeterince göremiyoruz. Örneğin, yeni başlamış bir keman yapımcısı bile yaptığı enstrümanı yüksek fiyatlara satabilirken, 40 yılını bu işe vermiş bir bağlama ustasının eseri aynı değeri görmeyebiliyor. Bu durum gençlerin mesleğe olan ilgisini olumsuz etkiliyor. Mesleğine ilgi duyabilecek gençlere önerilerde bulunan Topal, “Gençler önce bu mesleğin ustalarını ve onların çalışmalarını iyi araştırmalarıdır. Mümkün olduğunca farklı ustalarla tanışıp onların birikimlerinden faydalanmalıdırlar. Bunun dışında en önemli unsur tecrübedir. El ustalığı, zamanla ve sürekli tekrar ile gelişir. Bu yüzden işin kolayına kaçmadan, geleneği en temel yöntemlerle öğrenmeleri gerekir.” değerlendirmesini yaptı.

Erzurum, 108 yıl önce düşman işgalinden kurtarıldı! Haber

Erzurum, 108 yıl önce düşman işgalinden kurtarıldı!

Rus ordusuna ve Rus destekli Ermeni güçlerine dur diyen ve ilk sesi haykıran Erzurum’un düşman işgalinden kurtarıldığı kutlu tarih, 12 Mart 1918 oldu. ÖZBEÖZ TÜRK YURDU ERZURUM Büyük medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapan ve asırlardır Anadolu’dan geçen ipek baharat yolunun birleştiği geçiş güzergâhında bulunan Erzurum, her zaman emperyalist devletlerin hedefinde oldu. Bu vesileyle de birçok kez istilaya uğradı ve birçok devletin tarihine tanıklık etti. Anadolu’nun fethinden sonra da özbeöz Türk yurdu olarak varlığını sürdürdü. ERZURUM’UN RUSLAR VE RUS DESTEKLİ ERMENİLER TARAFINDAN İŞGALİ Erzurum, 1829 ve 1877 yıllarında işgal edildikten sonra üçüncü kez 1916 yılında, Ruslar ve Rus kontrolündeki Ermeni çetelerle beraber işgal edildi. Rus ordusu bünyesinde gelen ve Taşnak liderlerinden Andranik Ozanyan’ın emrinde olan Ermeni komitacıları, yaşlı hasta veya genç ayırımı yapmaksızın Yanıkdere, Cinis, Alaca ve Yeşilyayla köylerinde sivil halkı acımasızca katledip toplu mezarlara kefensiz gömdü. Söz konusu zulüm, katliamlar ve işkenceler sonucu Erzurum halkının çoğu, ağır şartlar altında çeşitli illere göç etmek zorunda kaldı. Rusya, 1917 yılındaki Bolşevik İhtilali’nin ardından Doğu Anadolu’dan çekildi. 12 Mart 1918 tarihinde de "Şark Fatihi" Kâzım Karabekir Paşa komutasındaki birlikler, Ilıca üzeri Erzurum’a girerek Ermeni çetelerinden Erzurum’u kurtardı ve Türk’ün ay yıldızlı al bayrağını Erzurum semalarında dalgalandırarak vahşete ve zulme son verdi. Bağımsızlığın vuslat günü olan 12 Mart vesilesiyle ise Türk milleti, dünyaya karşı esareti asla kabul etmeyeceğini Millî Mücadele’nin mihenk taşı olan Erzurum Kongresi’nde şöyle haykırdı: Millî sınırlar içinde vatan bölünmez bir bütünüdür, parçalanamaz.

Sarıkamış Harekatı şehitleri Allahuekber Dağları'nda dualarla anılacak Haber

Sarıkamış Harekatı şehitleri Allahuekber Dağları'nda dualarla anılacak

Türk askerleri, Kars'ı Rus işgalinden kurtarmak için 1914'te başlatılan Sarıkamış Harekatı'nda donarak şehit düşmüştü. Türk tarihine kazınan şanlı direniş mücadelesi 109. yılı geride bıraktı. Türkiye Cumhuriyeti, Allahuekber Dağları'ndan Soğanlı Dağı'na kadar şehadet yolunu yürüyen askerler için ülkenin dört bir yanında anma töreni düzenleyecek.  SARIKAMIŞ ŞEHİTLERİ İÇİN 5-7 OCAK TARİHLERİNDE ANMA TÖRENİ DÜZENLENECEK Her sene ocak ayının ilk haftası şehitler için düzenlenen anma töreni bu sene 5-7 Ocak 2024 tarihleri arasında tertip edilecek. Tören, "Bu topraklarda izin var" sloganı ile Türk bayrağıyla yapılan yürüyüşe sahne olacak.  Kars Valisi ve Belediye Başkan Vekili Ziya Polat, konuya ilişkin Anadolu Ajansına (AA) verdiği demeçte, Sarıkamış Harekatı'nın Türk tarihinde önemli bir yere sahip olduğunu, Türk askerlerinin cesur bir şekilde mücadele ettiğini vurguladı. Kars'ta anma programı düzenlediklerini belirten Polat, "İnşallah programımızı 5 Ocak cuma günü 'Bismillah' diyerek başlatacağız, 7 Ocak pazar günü sona erdireceğiz. Şehitlerimiz için öncelikle Kur'an-ı Kerim tilaveti, Mevlid-i Şerif okunacak. Şehitlerimiz için anma yürüyüşleri, kabir başlarında dualarımız olacak. Şehitlerimizin ailelerini, yakınlarını, bizlere emanet olan çocuklarını, eşlerini misafir edeceğiz, gazilerimizi misafir edeceğiz" diyerek programla ilgili bilgi verdi.  Şehadete ermiş olan Türk askerlerinin kardan heykellerinin de yapıldığını aktaran Polat, "Meşaleli yürüyüşlerimiz olacak. Tabii bu sene bir değişiklik olsun, bir görüntü yayınlamak için bir çalışmamız var. Pazar günü de şehitlerimiz anısına yürüyüşümüzü gerçekleştireceğiz" dedi. KARS VALİSİ ZİYA POLAT HERKESİ PROGRAMA DAVET ETTİ Herkesi Sarıkamış'ta düzenlenecek olan etkinliğe davet eden Vali Polat, şunları söyledi: "Devletine, milletine, şehadet şerbeti içmek için koşan nesilleriz. Bu imanla yetiştik, bu imanla, bu inançla da yetiştirmek zorunda olduğumuzu biliyoruz. Gelen insanımıza bu ruhu aşılamamız lazım. Bu imanı bu inancı yaşamamız lazım. Çok gencimiz de gelecek on binlerin üzerinde katılım oluyor. İnşallah bu imanla, bu inançla şehitlerimizin ruhlarına, Fatiha'lar okuruz. Bu soğuğu yüreklerde, akıllarda hissetmek lazım. İnşallah hep beraber şehitlerimizi dualarla anarız, bu iman ve inançla da gelecek nesillere aktarırız."

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.