SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Filistin

QHA - Kırım Haber Ajansı - Filistin haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Filistin haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Türkiye ve Azerbaycan’dan İsrail’in sözde “Ermeni Soykırımı” kararına tepki! Haber

Türkiye ve Azerbaycan’dan İsrail’in sözde “Ermeni Soykırımı” kararına tepki!

İsrail hükûmeti, 1915 olaylarına yönelik aldığı sözde “Ermeni Soykırımı” kararıyla büyük tepki çekti. İsrail hükûmeti tarafından alınan bu skandal kararın ardından Türkiye ve Azerbaycan dışişleri bakanlıklarından açıklamalar yapıldı. “İSRAİL HÜKÛMETİ, KENDİ SUÇLARINI ÖRTBAS ETMEYİ HEDEFLEMEKTEDİR” Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı tarafından 28 Haziran 2026 tarihinde yayımlanan açıklamada şu ifadelere yer verildi: Tüm dünyanın gözü önünde Filistin halkına yönelik sistematik zulüm uygulayan ve Uluslararası Adalet Divanı'nda Gazzelilere karşı soykırım işlemek suçundan yargılanmakta olan İsrail hükûmeti, 1915 olaylarıyla ilgili olarak kabul ettiği siyasi kararla kendi suçlarını örtbas etmeyi hedeflemektedir. Hukuki ve tarihî gerçekleri yok addeden bu kötü niyetli girişim, Uluslararası Ceza Mahkemesinde Filistinlilere karşı işlenen suçlarla bağlantılı olarak yürütülen soruşturma kapsamında haklarında tutuklama emri bulunan Netanyahu ve suç ortaklarının içinde bulunduğu sıkışmışlığı gözler önüne sermektedir. Öte yandan Bakanlık tarafından Türkiye’nin, İsrail'in bölgedeki genişlemeci ve istikrarsızlaştırıcı politikalarının son bulması ve Netanyahu hükûmetinin Filistin halkı başta olmak üzere sivillere karşı işlediği suçlardan dolayı hukuk önünde hesap vermesi için kararlılıkla çalışmaya devam edeceği vurgulandı. “KARMAŞIK TARİHÎ SÜREÇLERİN SİYASİ BİR KARARA İNDİRGENMESİ KABUL EDİLEMEZ” Bununla beraber Azerbaycan Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığının resmî internet sayfası üzerinden yayımlanan açıklamada, İsrail hükûmetinin kararının ciddi endişe doğurduğu belirtildi. Bakanlığın açıklamasında, “1915 olaylarına dair tarihsel gerçeklerin çarpıtılması ve karmaşık tarihî süreçlerin hukuki ve bilimsel temelden yoksun, siyasi bir karara indirgenmesi kabul edilemez bir durumdur. Bu tür kararlar, uzlaşma veya ortak anlayışın sağlanmasına katkıda bulunmamaktadır. Tam tersine bu kararlar, mevcut fikir ayrılıklarını derinleştirmekte ve bölgede kalıcı bir barışın ve istikrarın sağlanmasına yönelik çabaları baltalamaktadır.” ifadelerine yer verilirken İsrail hükûmetine söz konusu kararın tekrar gözden geçirilmesi çağrısında bulunuldu. Ayrıca Azerbaycan’ın tarihsel gerçeklere ve uluslarararası hukukun ilkelerine olan bağlılığının vurgulandığı açıklamada, Azerbaycan’ın bölgede kalıcı barışın ve istikrarın sağlanması yönündeki kararlı tutumunun da altı çizildi.

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne kayıtsız şartsız destek vermiştir Haber

TBMM Başkanı Kurtulmuş: Türkiye Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne kayıtsız şartsız destek vermiştir

Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) Başkanı Numan Kurtulmuş, Dolmabahçe Sarayı'nda tertiplenen NATO Parlamenter Zirvesi'nde konuştu. Diplomasi ve karşılıklı müzakerelerin önemine vurgu yapan Kurtulmuş, Rusya’nın 24 Şubat 2022 tarihinden itibaren devam eden Ukrayna’yı topyekûn işgal ve saldırı girişimleri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)-İran Savaşı, Filistin meselesi, NATO üyesi ülkelerin savunma sanayi alanındaki iş birliği ve dünyada değişen dengeler üzerine değerlendirmelerde bulundu. TÜRKİYE, BARIŞ MÜZAKERELERİNİN YAPILABİLMESİ İÇİN BÜYÜK EMEK SARF EDİYOR Ukrayna-Rusya Savaşı’nın 5. yılına geldiğine işaret eden Kurtulmuş, Türkiye’nin bu noktada ortaya koyduğu tavrın âşikar olduğunu belirterek “Türkiye, Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, Ukrayna’nın egemenliğine, kayıtsız şartsız sonuna kadar destek vermiş ve destek vermeye devam etmektedir. Aynı zamanda krizin başladığı andan itibaren her iki ülkeyle konuşabilen dünyadaki neredeyse tek ülke olarak iki tarafla da barış müzakerelerinin yapılabilmesi için büyük bir emek sarf ediyor, sarf etti. Bugüne kadar büyük merhaleler elde edildi” ifadelerini kullandı. “BAZI ÜLKELER BARIŞI İSTEMEDİĞİ İÇİN BARIŞ SAĞLANAMADI” Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı Dolmabahçe Çalışma Ofisinde Ukrayna ve Rus tarafının bir araya geldiğini hatırlatan Kurtulmuş, neredeyse nihaî antlaşmanın taslaklarının imzalandığını kaydederek “Ama maalesef o dönemin şartları içerisinde bazı ülkeler barışı istemediği için barış sağlanamadı. Şimdi ümit ederiz ki, bundan sonra da Ukrayna’nın toprak bütünlüğüne, egemen haklarına sonuna kadar saygı göstererek bu savaşın sonuçlandırılabilmesi mümkün olsun.” değerlendirmesini yaptı. ÜÇLÜ MÜZAKERELER SONUÇSUZ KALMADI Söz konusu müzakerelerin sonuçsuz kaldığının söylenemeyeceğini ve bazı konularda başarıların elde edildiğini dile getiren Kurtulmuş, bunlardan birisinin Karadeniz Tahıl Koridoru’nun açık tutulması olduğunu kaydetti. Bu sayede özellikle Afrika kıtasında açlık ve kıtlığın ortaya çıkmasının önlendiğini ve böylece dünyanın büyük bir felaketten kurtarıldığını bildiren Kurtulmuş, Ukrayna ve Rusya arasında esir takaslarının defaatle gerçekleştirildiğini hatırlattı. Kurtulmuş, bununla birlikte aynı perspektifin bölgesel ve küresel meselelerde de hâkim olması yönündeki arzusunu ifade etti. KURTULMUŞ, ABD VE İRAN ARASINDA KALICI VE ADİL BİR BARIŞIN SAĞLANMASINI TEMENNİ ETTİ. “Bunun güzel bir örneği de sadece bölgemizi değil, bütün dünyayı etkileyen Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ve İran arasındaki savaşın sona erdirilmesi için olumlu bir adımın atılmış olmasıdır.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, iki ülke arasında sadece ateşkesin değil, kalıcı ve adil bir barışın sağlanmasını temenni etti. ABD ve İran arasında barışın tahsis edilmesinin bütün dünya için önem taşıdığını belirten Kurtulmuş, NATO üyesi ülkeler başta olmak üzere uluslararası camianın bu barış perspektifine destek vererek muhtemel provokasyonların önüne geçilmesi için gayret vermesi çağrısını yaptı. “MESELE AYNI ZAMANDA İNSANLIĞIN GELECEK UMUTLARINA BOMBA ATILMASIDIR” Bununla birlikte Filistin’de yaşanan gelişmelere de dikkat çeken Kurtulmuş, şu ifadelere yer verdi: İsrail’in bütün uluslararası hukuku hiçe sayarak, hatta bütün uluslararası hukuk normlarına göre artık soykırım boyutlarına ulaşmış olan saldırganlıklarına son verilmesi gerekmektedir. Mesele sadece Filistinlilerin yaşadığı insanlık dramları değil, mesele sadece 100 bine yaklaşan sivil kayıplar değil, şehirlerin yakılmış olması, Gazze’nin haritadan silinmiş olması değil; mesele aynı zamanda insanlığın gelecek umutlarına bomba atılması, insanlığın gelecek umutlarının ortadan kaldırılmasıdır. Ümit ve temenni ediyoruz ki Filistin meselesinin çözümünde de nihaî olarak bir sonuca ulaşılsın. Başkenti Doğu Kudüs olan bağımsız, gerçekten bağımsız bir Filistin devletinin kuruluşu mümkün olsun. İki devletli çözümden başka bir yolun bulunmadığı bütün dünya tarafından anlaşılsın ve uygulansın. Öte yandan Kurtulmuş, Orta Doğu tarihinden yola çıkarak bölgede barış olmadan dünyada barışın olmayacağını ve Filistinliler özgür olmadan da bölgede barışın asla sağlanamayacağını dile getirdi. “AMBARGOLARIN İTTİFAK’IN RUHUNA UYGUN OLMADIĞI ÂŞİKÂRDIR” Türkiye’nin millî savunma kapasitelerinin artırılmasının ve NATO üyesi ülkeler arasında savunma alanındaki iş birliğinin güçlendirilmesinin üye ülkelerin ve İttifak’ın geleceği açısından önemini vurgulayan Kurtulmuş, Türkiye’nin son yıllarda savunma sanayi alanında büyük ilerleme kaydettiğini belirtti. “Bu İttifak üyeliği çerçevesinde bazı üyelerin, özellikle savunma sanayi ürünleri konusunda uygulamaya devam ettiği ambargoların son derece tek taraflı, anlamsız ve İttifak’ın ruhuna uygun olmadığı âşikârdır. Biz Türkiye olarak bütün üye ülkelerle savunma sanayinde iş birliğine hazırken aynı yaklaşımın bütün ülkeler tarafından da Türkiye’ye karşı sergilenmesini isteriz.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, son zamanda Orta Doğu’da artan tehditlere karşı başta İspanya olmak üzere bazı üye ülkelerin Türkiye’nin hava savunma sistemine verdiği destek dolayısıyla teşekkürlerini ifade etti. “NATO TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEDİR, DÜNYA TARİHÎ BİR DÖNEMEÇTEDİR” Öte yandan “NATO tarihî bir dönemeçtedir, dünya tarihî bir dönemeçtedir.” şeklinde konuşan Kurtulmuş, üye ülkelerin birlikte çalışarak riskleri ortadan kaldırması ve üye ülkelerin güvenliğinin sağlanmasının yanında dünya barışına da katkıda bulunulması gerektiğinin altını çizdi. Ayrıca Kurtulmuş, “Özellikle parlamentolar, sadece güvenlik doktrinleri ve savunmayla ilgili alanlarda kararların alındığı platformlar değildir.” diye konuşarak parlamentoların öncelikli vazifelerinden birisinin, halklarının güvenliğini sağlamak olduğu kadar halklarının endişelerini de gidermek olması gerektiğini belirtti. “ESKİ EZBERLERİN HİÇBİRİSİNİN GEÇERLİ OLMADIĞI BİR DÖNEME GİRİYORUZ” Kurtulmuş, son olarak şu değerlendirmelerde bulundu: Yeni bir dönemdeyiz. Dünya, tabiricaizse yeniden yıkılıyor ve yeniden yapılıyor. Eski ezberlerin hiçbirisinin geçerli olmadığı bir döneme giriyoruz. Burada yeni fikirlerin, yapıcı fikirlerin, yol gösterici fikirlerin her zamankinden daha önemli olduğunu düşünüyoruz. Dünyada bütün küresel sistemin uluslararası kurumlarıyla çöküşe geçtiği, uluslararası kuralların hâk ile yeksan olduğu, hatta uluslararası ilişkilerin terminolojilerinin bile yok olduğu bir dönemde, önümüzde yepyeni bir ödev olarak yeni, adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulması durmaktadır. Bu, hiçbirinin kaçınamayacağı ortak bir vazife, ortak bir sorumluluktur. Onun için sözlerimi tamamlarken tek tek her birimize şu çağrıyı tekrarlıyorum: Gelin, hep beraber kendi meselelerimizi, NATO çerçevesindeki meselelerimizi konuşmakla beraber adil, hakkaniyetli bir dünya sisteminin kurulması için, ulusların egemenlikte eşitliği, halkların da yaradılışta eşitliği prensibine oturan, yeni bir dünyanın kurulması için hep beraber çalışalım, çalışmalarımızı ortaklaştıralım ve yeni bir dünyanın kuruluşunun kapılarını sonuna kadar açalım.

Fransa’dan Rusya’ya tepki: Rusya bilgi edinme özgürlüğünü hedef aldı Haber

Fransa’dan Rusya’ya tepki: Rusya bilgi edinme özgürlüğünü hedef aldı

Fransa Avrupa ve Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Pascal Confavreux tarafından yapılan açıklamada, 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü kapsamında gazetecilere yönelik saldırılar kınandı. Açıklamada, Filistin, Ukrayna, Sudan ve diğer bölgelerde görevleri sırasında hayatını kaybeden gazeteciler anıldı. FRANSIZ GAZETECİYE ANMA Fransa, Ukrayna’da Rusya tarafından 3 Ekim 2025’te Donetsk bölgesinde düzenlenen silahlı insansız hava aracı (SİHA) saldırısında hayatını kaybeden Fransız foto muhabiri Anthony Lallikan’ı da andı. Fransa Dışişleri Bakanlığı, açıklamasında “Rusya bilgi edinme özgürlüğünü hedef hâline getirdi.” ifadesine yer verdi. Ayrıca dünya genelinde ifade ve basın özgürlüğüne yönelik tehditlerin arttığı, dezenformasyon ve bilgi manipülasyonunun yaygınlaştığı vurgulandı. GAZETECİLERİN SERBEST BIRAKILMASI ÇAĞRISI Fransa, keyfi şekilde tutuklanan gazetecilerin serbest bırakılmasının demokratik değerler açısından zorunlu olduğunu belirtti. Bilgiye erişim ve haber alma özgürlüğünün demokrasinin temel unsurlarından biri olduğu ifade edildi. ULUSLARARASI GİRİŞİMLERE DESTEK Açıklamada Fransa’nın, bağımsız medyanın korunmasına yönelik uluslararası girişimleri desteklemeyi sürdüreceği kaydedildi. Bu kapsamda “Bilgi ve Demokrasi İçin Ortaklık”, “Kamu Yararı Medyası Uluslararası Fonu” ve “Gazetecilik Güven Girişimi” gibi projelere verilen destek yinelendi.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

STRATCOM 2026’da “Anlatıyı Taşıyanlar: Gerçeğin Sahadaki Mücadelesi” oturumu düzenlendi Haber

STRATCOM 2026’da “Anlatıyı Taşıyanlar: Gerçeğin Sahadaki Mücadelesi” oturumu düzenlendi

“Uluslararası Sistemde Kopuş: Krizler, Anlatılar ve Düzen Arayışı” temasıyla düzenlenen STRATCOM Zirvesi’nin ikinci gününde “Anlatıyı Taşıyanlar: Gerçeğin Sahadaki Mücadelesi” oturumu tertip edildi. Anadolu Ajansı (AA) Muhbiri Turgut Alp Boyraz’ın moderatörlüğünde gerçekleşen “Anlatıyı Taşıyanlar: Gerçeğin Sahadaki Mücadelesi” oturumunda; Gazeteci, Uluslararası İnsan Hakları Savunucusu, “Euro-Med Human Rights Monitor” Muhabiri ve Uluslararası İnsan Hakları Savunucusu Ahmad Alnaouq, Atlantik Konseyi Kıdemli Araştırmacısı Yevgeniya Gaber, Birleşmiş Milletler (BM) Cenevre Ofisi Gazeteciler Birliği Başkanı Catherine Fiankan – Bokonga, AA Kıdemli Foto Muhabiri ve Yayıncısı Mustafa Mohammed Albadri Hassouna ve Serbest Gazeteci Chris White konuştu. ALNAOUQ, İSRAİL-HAMAS SAVAŞI ÜZERİNE KONUŞTU 2019 yılına kadar Filistin’de yaşayan ve sonrasında Birleşik Krallık’a göç eden bir Filistinli olan Alnaouq, İsrail-Hamas Savaşı’nın Batı medyasında yansıtılma şekli üzerine konuştu. “Öncelikle evet, ben bir Filistinliyim, Gazzeliyim ama Filistinli ve Gazzeli olmayı ben seçmedim. Aynı zamanda bana zulmedenin kimliğini, ırkını ve dinini ben seçmedim. 1994 yılında hayata gözlerimi açtığımdan beri korku, zulüm, acı, işgal ve katil dışında hiçbir şey görmedim. Erkek kardeşimi 2014 yılında, annemi ise 2020 yılında kaybettim. Bana zulmedenin kimliğine dair hiçbir zaman söz hakkım olmadı. İsrail’in Gazze’yi işgal etmesine ben karar vermedim, Gazze’de yaşamaya da ben karar vermemiştim.” ifadelerini kullandı. Yalnızca 19 yaşımdayken gazeteci olduğunu belirten Alnaouq, gazeteci olma isteğinden değil, yalnızca gazeteci olmanın gerekliliğini ve aciliyetini hissettiği için gazetecilik yapmaya başladığını belirtti. Filistin medyasının ve Batı medyasının Filistin’de olanları nasıl aktardığına baktığını, Filistinlilerden nasıl bahsettiklerine ve Filistin mevzusunu nasıl kavradıklarına dikkat ettiğini kaydeden Alnaouq, “Filistinlileri insanlıklarından çıkarılması yalnızca 7 Ekim’de değil, çok daha öncesinde başladı. Bu işgalin, çatışmanın en başından beri Filistinliler hiçbir zaman insan sayılmadı ve hep zaptedildi. Sadece İsrailliler tarafından değil, aynı zamanda Filistinlileri gözden çıkaran ve yaşama hakkı olmayan insanlar olarak gören ana akım medya tarafından da bu yapıldı. Irkçılık ve Filistinlilere karşı olan nefretleri dolayısıyla profesyonellik dışında hareket etmeyi seçtiler.” dedi. "BİZİM MEVZUMUZ, UKRAYNALILAR OLARAK, BİR MİLLET OLARAK VAR OLMAKTIR" Medyada yer alan anlatılara bakıldığında genellikle barış müzakerelerini, Rusya tarafından yapılan açıklamaların, Rusya’nın barışı sağlamaya ve müzakereleri yürütmeye ne kadar gönüllü olduğunun görüldüğünü kaydeden Gaber, daha sonrasında ise insanların Odesa’da gecelerini sığınaklarda geçirdiğini belirtti. Bununla birlikte Gaber, “Büyük patlamalar gerçekleştiğinde ise söylemlerle gerçekler arasındaki farkı görüyorsunuz. Örnek vermek gerekirse benim kasabam, Şâhid ile Geran tipi silahlı insansız hava araçları (SİHA) ve füzelerle bombardımana tutuldu. Askerî merkezler ve karar alma merkezlerinin ifadelerine karşın SİHA’lar; kadın doğum hastanelerini, kreşleri, okulları ve bütün sivil altyapıyı hedef aldı. En fazla acı çeken insanlara sığınaktayken şahit oluyorsunuz.” değerlendirmesini yaptı. Siviller, kadınlar, çocuklar ve yaşlılar ve kendi başının çaresine bakamayan insanların saldırılardan etkilendiğini dile getiren Gaber, Rusya’nın veya herhangi bir ülkenin ne dediğiyle faaliyetleri arasındaki farkı görmenin önemine vurgu yaptı. Öte yandan “Ahmad’ın dediği gibi kimliğinizi, dilinizi ve komşularınızı hiçbir zaman seçemezsiniz. Bizim mevzumuz, Ukraynalılar olarak, bir millet olarak var olmaktır. Kendimize ait dilimizi konuşma hakkımız; Ukraince, Türkçe, Kırım Tatarca veya başka herhangi bir dil olabilir bu.” şeklinde konuşan Gaber, Ukraynalıların kendi ülkesinde, kendi kurallarına göre yaşamak istediğini belirterek “Burada bizim kültürümüz, kimliğimiz, ayrı bir devlet ve millet olarak varlığımız söz konusudur. Bakan Fidan bugün, bilginin gerçekliğin şekillendirilmesindeki rolünden bahsetmişti. Bugün anlatım, gerçeklikten de önemli bir hâle gelmektedir çünkü bilgi; karar almayı, bakış açısını, tepkileri ve sıklıkla da Ukrayna’yı desteklenip desteklenmemesini, gerilimin artırılması veya azaltılması yönündeki kararları etkilemektedir.” ifadelerini kullandı. Ayrıca Rusya’nın topyekûn işgal girişiminde galip geleceğine, Ukrayna’nın ise kazanma şansı olmadığına yönelik söylemlerini gündeme taşıyan Gaber, Rusya’nın 2022 yılında başlayan Ukrayna’yı topyekûn işgal girişiminde Kıyiv’in 3 gün içerisinde düşeceğine yönelik iddiaları hatırlattı. “O zamanlar Türkiye’deydim. Gazetecilerle ve uzmanlarla konuştum. ‘Burası Ukrayna, burası geçilmez.’ dediğimde bana deliymişim gibi baktılar. ‘Sen Ukraynalısın, duygusal düşünüyorsun.’ dediler. Bugün ise Ukrayna’nın topyekûn işgal girişiminin 5., Kırım’ın Rusya tarafından 2014 yılında işgalinin ise 12. yılındayız.” şeklinde konuşan Gaber, Ukrayna’nın direnişine dikkat çekti. “BİRLEŞMİŞ MİLLETLER, HİÇ OLMADIĞI KADAR POLİTİKLEŞMİŞ DURUMDADIR” BM’nin bilginin özgür bir şekilde aktarılmasını sağlamakla ve gazetecileri korumakla yükümlü olduğu ve gazetecilerin Ukrayna’da, Filistin’de ve Suriye’de hayatını kaybettiği göz önüne alındığında, dezenformasyon ve algoritmalar çağında gerçeğin ve gazetecilerin nasıl korunabileceğine ilişkin Fiankan-Bokongo, “Cenevre’de muhabir olarak yıllar boyunca edindiğim deneyimlere dayanarak BM, BM kuruluşları ile Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Teşkilatı (UNESCO) tarafından bir araya getirilen kararların, sözleşmelerin ve ayrıcalıkların tamamıyla ihlal edildiğini gördük. Bugün, şaşırtıcı bir şekilde BM sisteminin gazetecilerin en büyük düşmanı hâline geldiğini görüyoruz çünkü birçok farklı fikri ve görüşü aktarmaya çalışan gazeteciler, aslında BM’nin ilk siyasi hedefini ihlal etmektedirler çünkü BM, hiç olmadığı kadar politikeşmiş durumdadır.” dedi. FOTO MUHABİRLERİ, ÇEKTİKLERİ FOTOĞRAFLARIN BEDELİNİ HAYATLARIYLA ÖDÜYOR Bununla birlikte Hassouna, modern çağda foto muhabirlerinin çektiği fotoğrafların, medyatik anlatıları desteklediğini bildirerek fotoğraf karelerinin büyük bir meydan okuma ve savaş zamanında gerçekleri topluma ulaştırmanın yolu olduğunu dile getirdi. "Uluslararası Ceza Mahkemesi, benim ve bazı arkadaşların çektiği fotoğrafları, işlenen suçlara görsel delil olarak kullandı ve böylece fotoğraflar, sözlü anlatıların önemli bir parçası olmuş oldu." ifadelerini kullanan Hassouna, fotoğraf çekmenin zorluğundan bahsederek foto muhabirlerinin çektikleri fotoğrafların bedelini hayatlarıyla ödediğini ve 260'ı aşkın gazetecinin bu nedenle hayatını kaybettiğini belirtti. Ayrıca, basının tarihine kısaca değinen White ise yapay zekânın yararlı olduğunu fakat haberciliği kötü etkileyebildiğinden bahsederek yapay zekâya sorulan soruların yanlış cevaplanabildiğini ve insanların bunu doğru kabul ettiğini dile getirdi.

BM Komisyonu: İsrail Gazze’de soykırım yapıyor Haber

BM Komisyonu: İsrail Gazze’de soykırım yapıyor

Birleşmiş Milletler (BM) İşgal Altındaki Filistin Toprakları Hakkında Bağımsız Uluslararası Soruşturma Komisyonu, BM İnsan Hakları Konseyinin 60. Oturumu kapsamında İsrail'in saldırıları altında bulunan Gazze ile işgal altındaki Filistin topraklarındaki son duruma ilişkin raporunu paylaştı. Raporda, İsrail’in Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı soykırım yaptığı kabul edildi. Ayrıca raporda, İsrail ve tüm devletlere, soykırımı sona erdirmek ve sorumlularını cezalandırmak için uluslararası hukuk kapsamındaki yasal yükümlülüklerini yerine getirmeleri çağrısı yapıldı. Komisyonun 7 Ekim 2023'ten bu yana yaşananları araştırdığı belirtilen raporda, "İsrailli yetkililer ile İsrail güvenlik güçlerinin, 1948 Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'nde tanımlanan 5 soykırım eyleminden 4'ünü, yani öldürme, ağır bedensel veya zihinsel zarar verme, Filistinlilerin tamamen veya kısmen yok edilmesini sağlayacak şekilde yaşam koşullarını kasıtlı olarak kötüleştirme ve doğumları engelleme amaçlı tedbirler uygulama eylemlerini gerçekleştirdiği sonucuna varıyoruz." denildi. İSRAİL GAZZE’DE SOYKIRIM YAPIYOR Aynı zamanda, İsrailli sivil ve askerî yetkililerin ifadelerinin yanı sıra İsrail güvenlik güçlerinin davranışlarının, soykırım eylemlerinin Gazze Şeridi'ndeki Filistinlileri bir grup olarak tamamen veya kısmen yok etme niyetiyle işlendiğini gösterdiği vurgulandı. NETANYAHU SUÇLU BULUNDU İsrailli siyasi ve askerî liderlerin eylemlerinin İsrail'e atfedilebileceği belirtilen raporda, "Bu nedenle Komisyon, İsrail devletinin, Gazze Şeridi'ndeki Filistinlilere karşı soykırımın önlenmesindeki başarısızlıktan, soykırım işlemesinden ve soykırım faillerinin cezalandırılmamasından sorumlu olduğu sonucuna vardı. Komisyon ayrıca, İsrail Cumhurbaşkanı Isaac Herzog, Başbakan Binyamin Netanyahu ve eski Savunma Bakanı Yoav Gallant'ın soykırımı kışkırttıkları ve İsrailli yetkililerin bu kışkırtmayı cezalandırmak için harekete geçmedikleri sonucuna da vardı." ifadeleri kullanıldı. SOYKIRIMA KARŞI KÜRESEL ÇAĞRI Raporda, BM üyesi ülkelere, soykırım eylemlerinin işlenmesinde kullanılabilecek silah ve diğer teçhizatın İsrail'e transferini ve topraklarında bulunan kişi ile şirketlerin soykırımın işlenmesine veya soykırıma teşvik edilmesine yardımlarını durdurmaları çağrısı yapıldı. Aynı zamanda BM üyesi ülkelere, soykırıma doğrudan veya dolaylı olarak karışan kişi ve şirketlere karşı soruşturmalar ile yasal işlemler yoluyla hesap verebilirlik konusunda harekete geçmeleri tavsiye edildi. Raporda, İsrail'e "açlık politikasına son vermesi, ablukayı kaldırması, insani yardımın geniş ölçekte ve engelsiz erişimini kolaylaştırması" çağrısı yapılırken, BM personeli ve tüm uluslararası insani yardım kuruluşlarının erişiminin engellenmemesi gerektiği vurgulandı. İsrail'e, ABD-İsrail güdümlü "Gazze İnsani Yardım Vakfı"nın faaliyetlerine acilen son vermesi çağrısı da raporda yer buldu.

Kırım Tatar heyeti Antalya Diplomasi Forumu'nda Gazze konulu panele katıldı Haber

Kırım Tatar heyeti Antalya Diplomasi Forumu'nda Gazze konulu panele katıldı

Esma KASAR/QHA Ankara Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayelerinde ve Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın ev sahipliğinde bu yıl dördüncüsü tertip edilen Antalya Diplomasi Forumu (ADF 2025) bünyesinde “Gazze/Filistin'in Geleceğine İlişkin Gazze Temas Grubu Görüşleri" temalı panel 11 Nisan 2025 tarihinde gerçekleşti. Moderatörlüğünü Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın yaptığı panele; Mısır Arap Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Bedir Abdüllâti, Filistin Başbakanı Muhammed Mustafa ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi konuşmacı olarak katıldı. Bununla birlikte panele; Kırım Tatarlarının millî lideri ve Ukrayna Milletvekili Mustafa Abdülcemil Kırımoğlu, Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkanı Refat Çubarov, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi olarak atanan Kırım Tatar Milli Meclisi (KTMM) Başkan Yardımcısı ve eski siyasî tutsak Nariman Celâl, ile Kırım Millî Varlık Vakfı Başkanı Lenur Mambetov dinleyici olarak katılım sağladı. DIŞİŞLERİ BAKANI HAKAN FİDAN, KIRIMOĞLU İLE KUCAKLAŞTI Panel öncesinde Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Kırım Tatarlarının millî lideri Kırımoğlu ile bir araya gelerek, kendisine samimi bir şekilde sarıldı. “ULUSLARARASI TOPLUMUN FİLİSTİN’E KARŞI SORUMLULUĞU VAR” Bakan Abdüllâti, panelde Mısır’ın "Gazze’nin Erken İyileştirilmesi, Yeniden İnşası ve Kalkınması" başlıklı eylem planı hakkında konuştu. Bakan, bu plan çerçevesinde 57 Arap ve Müslüman ülkenin iş birliği içerisinde olduğunu söyledi. Abdüllâti ayrıca, Amerika Birleşik Devletleri (ABD) ile bazı tutukluların ve rehinelerin serbest bırakılması, insani yardımın ve tıbbi yardımın Gazze’ye tekrar girebilmesi ve sürdürülebilir bir ateşkes sağlanması konusunda görüştüklerini açıkladı. Ateşkesin sağlanmasının ardından iki gün içerisinde Mısır’ın başkenti Kahire’de Birleşmiş Milletlerin (BM) de katılımıyla büyük bir konferans düzenlenmesinin planlandığını ifade eden Abdüllâtif, özel sektörün rolü, yönetim ve güvenlik, toplumsal iyileşme ve yeniden toparlanma, Filistinlilerin kendi topraklarında kalmasını sağlayacak insani çözümler üzerine çalışacaklarını bildirdi. Abdüllâtif, Gazze’nin geçici yönetimi için 15 kişilik bir teknokratlar komitesi kurulacağını ve bu yönetimin 6 ay süreyle Filistin hükûmetiyle koordineli biçimde görev yapacağını da konuşmasına ekledi. Konuşmasının sonunda, “Ateşkes, yeniden inşa, yönetişim… Her konuda çözüm ve iş birliği için hazırız. Diğer taraftan da Filistinli halkı Filistinli olmak istiyor. Ateşkes için, Gazze'nin yönetimi için, yeniden inşası için cevaplar, çözümler, yollar ne olursa olsun.” diyen Abdüllâtif, uluslararası toplumun Filistin halkına karşı sorumluluğu olduğunu belirtti. “DİRENEN HALKLAR ZAFERİ TADACAKTIR” Filistin Başbakanı Mustafa ise sözlerine “Şimdi Filistin'in geleceğini düşünecek olursak, geleceği parlak. Yeter ki orada aynı niyetten insanlar bir araya gelsin. Yeter ki bir niyet ortaya koysun.” diyerek başladı. Mustafa, Gazze’de süregelen yıkım ve insani felaketin yanı sıra Batı Şeria’da da Filistinlilerin ciddi baskılara maruz kaldığını, kamplarda yaşayan insanların yerinden edildiğini ve ekonomik açıdan büyük bir darbe aldıklarını söyledi. Bu bağlamda Mustafa, “Giderek daha fazla insan yerinden ediliyor, şirketler kapanıyor, geçim kaynakları kuruyor. Bu durum halkımızın kendi topraklarında yaşamasını her geçen gün zorlaştırıyor” ifadelerini kullandı. Muhammed Mustafa, Filistin’in uluslararası alanda artan desteğine de dikkat çekerek, “Bugün 149 ülke Filistin’i tanıyor ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bu, haklı mücadelemizin dünya çapında karşılık bulduğunun göstergesidir.” dedi. “BU ORTAMDA BARIŞ ÜRETİLEMEZ” Bakan Safadi İsrail’in Gazze’de yürüttüğü saldırıların durmaksızın devam ettiğini vurgulayarak, Gazze’nin en önemli önceliğinin devam eden savaşın sonlanması olduğunu kaydetti. Batı Şeria ve Kudüs’te de benzer baskıların yaşandığını söyleyen Safadi, “İsrail ne yaparsa yapsın, Filistin halkı kendi topraklarında kalmak ve onurlu bir yaşam sürmek istiyor. Her geçen gün bu isteklerini daha da yüksek sesle dile getiriyorlar.” ifadelerini kullandı. İsrail tarafının gerçek bir barış partneri olmadığını kaydeden Safadi, “Radikal politikalar yalnızca bölgeyi değil insanlığın ortak vicdanını da rehin almış durumda. Maalesef böyle bir ideolojiye hizmet ediyorlar. Bu doğru değil, bu barış üretemez, güvenlik üretemez.” dedi.

İsrail ve Hamas, Gazze'de ateşkes için anlaşmaya vardı Haber

İsrail ve Hamas, Gazze'de ateşkes için anlaşmaya vardı

Gazze'de 7 Ekim 2023'ten bu yana devam eden İsrail ile Hamas arasındaki çatışmalarda bugün ateşkes kararı alındı. Ateşkesin, 19 Ocak 2025 tarihinde başlayacağı öğrenildi. Taraflar, ateşkes ve esir takası hususunda mutabakata vardı. Ateşkes kararını Katar Başbakanı Şeyh Muhammed bin Abdurrahman Al Sani açıklarken; karar Gazze'de büyük bir sevinçle karşılandı. Bu kapsamda, İsrail ve Hamas elindeki rehineleri serbest bırakacak.  İsrail güçleri, aşamalı bir şekilde Gazze'nin merkezinden çekilecek. İsrail güvenlik kabinesi ise bu anlaşmayı onaylamak için 16 Ocak 2025 tarihinde toplantı yapacak. BİDEN VE TRUMP ATEŞKES KARARINI DOĞRULADI Gazze'deki ateşkes, ABD Başkanı Joe Biden tarafından da doğrulandı. Biden, ateşkes ve esirlerin serbest kalması hususunda anlaşma sağlandığını açıkladı. Öte yandan, ABD'de 20 Ocak 2025 tarihinde Oval Ofis'e girecek olan Donald Trump, Hamas ve İsrail arasındaki ateşkesi duyurdu ve esirlerin serbest kalacağını bildirdi. Ateşkesi açıklayan ilk lider olan Trump, "Orta Doğu'daki rehineler için bir anlaşmamız var. Yakında serbest bırakılacaklar." açıklamasını yaptı. CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN'DAN "ATEŞKES" YORUMU Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ise ateşkes kararı hakkında, "Filistin Direniş Hareketi Hamas ile İsrail arasındaki ateşkes görüşmelerinin anlaşmayla sonuçlanmasını memnuniyetle karşılıyoruz. Anlaşmanın, Filistinli kardeşlerimiz başta olmak üzere bölgemiz ve tüm insanlık için hayırlara vesile olmasını, kalıcı barış ve istikrara kapı aralamasını temenni ediyoruz" açıklamasını yaptı. Diğer yandan, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Guterres ise İsrail güçleri ve Hamas arasında sağlanan anlaşmayı memnuniyetle karşıladığını dile getirdi. Ateşkesin yürürlüğe girmesinin ardından Filistinli sivillerin Gazze'nin kuzeyine dönmeleri ve ablukada yaşayan bölgeye insani yardımın girmesi bekleniyor.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.