SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

#Gazze

QHA - Kırım Haber Ajansı - Gazze haberleri, son dakika gelişmeleri, detaylı bilgiler ve tüm gelişmeler, Gazze haber sayfasında canlı gelişmelerle ulaşabilirsiniz.

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız Haber

Fidan: Rusya-Ukrayna Savaşı artık bitmeli; liderler zirvesinde hazırız

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Formu değerlendirdikten sonra basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Fidan, ADF2026 kapanışında yaptığı açıklamada, Ukrayna-Rusya Savaşı'nın artık sona ermesi gerektiğini belirterek Türkiye’nin barış çabalarını sürdürdüğünü ve tarafları yeniden İstanbul’da bir araya getirmeye hazır olduklarını söyledi. İran ile ABD arasındaki müzakereleri yakından takip ettiklerini ifade eden Fidan, aynı şekilde Rusya ile Ukrayna arasındaki temasları da izlediklerini ve gerektiğinde sürece dâhil olduklarını söyledi. Savaşın beşinci yılına girdiğine dikkat çeken Fidan, “Artık beşinci yılına giren bu savaşın sona ermesi gerekiyor. Çok ciddi maliyetler üretti ve savaşın belli bir coğrafyada devam ediyor olmasının kanıksanması hem Ukrayna hem de Rusya için sağlıklı bir durum değil. Bu nedenle barış çabalarını artırarak sürdürmemiz gerekiyor.” dedi. Türkiye’nin daha önce tarafları İstanbul’da üç kez bir araya getirdiğini hatırlatan Fidan, görüşmelerin yeniden başlaması için hem teknik hem liderler düzeyinde ev sahipliğine hazır olduklarını vurguladı. FİDAN’DAN KÜRESEL ODAĞIN UKRAYNA’DAN ŞAŞMAMASI GEREKTİĞİNE VURGU Öte yandan Fidan, uluslararası gündemde yaşanan gelişmelerin Ukrayna’daki barış sürecine olan ilgiyi azalttığına dikkat çekti. Özellikle İran ile ABD arasındaki müzakerelerin öne çıkmasının, Ukrayna ve Gazze konularında küresel odağın dağılmasına yol açtığını belirtti. Bu durumun barış süreçlerinde aksamalara neden olabileceğini ifade eden Fidan şu ifadeleri kullandı: Ancak bizim gördüğümüz şu: İran-ABD müzakereleri devam ederken, uluslararası gündemin öncelikleri değişebiliyor. Bu durum, Ukrayna’daki barış müzakereleri ile Gazze’de yürütülen barış planına olan küresel ilginin azalmasına yol açıyor. Bu gelişmeleri stratejik bir endişeyle karşılıyoruz. Bu nedenle taraflara sürekli olarak dikkatlerin dağılmaması gerektiğini hatırlatıyoruz. Hem Ukrayna’daki savaş hem de Gazze meselesi son derece önemli. Uluslararası toplumun bu iki konuya da aynı anda odaklanabilecek kapasitesi var ve bu odağın korunması gerekiyor. “YETER Kİ BARIŞ GELSİN” Bununla birlikte Fidan, Türkiye’nin liderler düzeyinde bir zirveye ev sahipliği yapmaya her daim hazır olduğunu vurgu yaparak, “Hem de teknik düzeyde yapılacak görüşmeleri yürütmede biz hazırız. Bunda hiçbir sıkıntımız yok. Daha önce nasıl yaptıysak, bundan sonra da onu yapmaya hazırız. Başka yerde yapılan bütün görüşmelere de destek vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin. Yani iyilik sadece bizim elimizle gelmek zorunda değil. Başkasının eline de gelse, iyilik iyiliktir ve saygıya değerdir. Her türlü desteği vermeye hazırız. Yeter ki barış gelsin.” cümlelerini sarf etti. Buunla birlikte Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi.

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu! Haber

Fidan ADF2026'da duyurdu: Antalya küresel diplomasinin merkezi oldu!

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu'nun (ADF2026) son gününde Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan basın mensuplarıyla bir araya geldi. Bakan Fidan’ın toplantıda bölgesel ve küresel gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Dışişleri Bakanı Fidan, üç gün süren forumun “yoğun, nitelikli ve verimli” geçtiğini vurgulayarak, Antalya’nın bir kez daha küresel diplomasinin nabzının attığı merkez haline geldiğini ifade etti. Forum boyunca lider panelleri ve bölgesel oturumlar dâhil olmak üzere toplam 52 oturum gerçekleştirildiğini belirten Fidan, farklı formatlarda yürütülen tartışmalarla mevcut krizlerin kapsamlı şekilde ele alındığını söyledi. 150 ÜLKE, 6 BİN 400 KATILIMCI Bu yılki foruma 150 ülke ve 66 uluslararası kuruluştan yaklaşık 6 bin 400 katılımcının katıldığını aktaran Fidan, rakamların forumun küresel ölçekte ulaştığı etkiyi açıkça ortaya koyduğunu dile getirdi. 23 devlet ve hükûmet başkanı, 13 başkan yardımcısı, çok sayıda meclis başkanı, 50 bakan ve 87 uluslararası kuruluş temsilcisinin Antalya’da bir araya geldiğini belirtti. Fidan, Cumhurbaşkanı ve hükûmet üyelerinin forum kapsamında çok sayıda üst düzey temas gerçekleştirdiğini, kendisinin de birçok mevkidaşı ve uluslararası kuruluş temsilcisiyle görüşmeler yaptığını ifade etti. KRİTİK BÖLGESEL TOPLANTILAR Forum marjında düzenlenen diplomatik temaslara değinen Fidan, Türkiye’nin Suudi Arabistan, Mısır ve Pakistan ile gerçekleştirdiği dörtlü toplantıda bölgesel barış, istikrar ve deniz seyrüsefer güvenliği konularının ele alındığını aktardı. Ayrıca altı Müslüman ülkenin katılımıyla yapılan toplantıda Gazze’ye ilişkin barış planının detaylarının görüşüldüğünü ve ortak iradenin teyit edildiğini söyledi. Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Dışişleri Bakanları Gayriresmî Toplantısı ile Balkan Barış Platformu’nun üçüncü toplantısının da forum kapsamında gerçekleştirildiğini belirten Fidan, bu platformlarda ortak coğrafyaya ilişkin meselelerin ve sahadaki iş birliği imkânlarının ele alındığını kaydetti. GAZZE VE İNSANİ GÜNDEM Fidan, Cumhurbaşkanı’nın eşi Emine Erdoğan’ın himayelerinde düzenlenen “Filistin için Tek Yürek” başlıklı yüksek düzeyli oturumun forumun en anlamlı etkinliklerinden biri olduğunu belirterek, eğitim ve insani krizlere dikkat çekildiğini ifade etti. KÜRESEL SİSTEM VE “BELİRSİZLİKLER ÇAĞI” Forumun ana teması olan “belirsizliklerle baş etmek” çerçevesinde, küresel sistemin geleceğine ilişkin kapsamlı tartışmalar yürütüldüğünü söyleyen Fidan, bölgesel krizlerin çözümünde yerel aktörlerin daha etkin rol alması gerektiği yönünde güçlü bir görüş birliği oluştuğunu dile getirdi. Küresel ekonomi oturumlarında ise artan korumacılık eğilimlerine karşı serbest ticaretin ve bağlantısallık projelerinin öneminin vurgulandığını belirten Fidan, jeoekonominin yeniden şekillendiği bu dönemde çok taraflılığın rolünün de detaylı şekilde ele alındığını ifade etti. AFRİKA, ENERJİ VE YAPAY ZEKÂ GÜNDEMİ Afrika kıtasının yatırım ve kalkınma potansiyelinin bu yıl özel olarak ele alındığını söyleyen Fidan, güvenlik ve kalkınma arasındaki bağlantının altının çizildiğini aktardı. Ayrıca yapay zekânın jeopolitiği, kritik mineraller üzerinden yürütülen rekabet ve küresel enerji denklemindeki dönüşüm gibi konuların da forum gündeminde öne çıktığını belirtti. İklim değişikliği, kuraklık ve gıda güvenliği gibi başlıkların da COP31 süreci bağlamında değerlendirildiğini kaydeden Fidan, bu alanlarda atılacak adımların jeopolitik gerilimlere kurban edilmemesi gerektiğini vurguladı. “ADF BİR UMUT VE DİYALOG PLATFORMUDUR” Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun çoklu krizlerin yaşandığı bir dönemde diyalog ve çözüm üretme açısından nadir platformlardan biri hâline geldiğini belirterek, Türkiye’nin diplomasiyi barışın anahtarı olarak görmeye devam edeceğini söyledi. Türkiye’nin uluslararası alanda güven inşa eden, tarafları yakınlaştıran ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenen bir aktör olmaya devam edeceğini ifade eden Fidan, “Değerli basın mensupları, şunu büyük bir memnuniyetle ifade etmek isterim ki, belirsizliklerin ve çoklu krizlerin uluslararası sistemin baskın karakteri hâline geldiği, diyaloğun yerini kutuplaşmanın almaya başladığı böylesine çetin bir dönemde, Antalya Diplomasi Forumu dünyada eşine az rastlanır bir umut, diyalog ve çözüm zeminine dönüşmüştür. Bu forum aynı zamanda Hariciye Teşkilatımızın diplomatik birikiminin ve organizasyonel kapasitesinin de bir tescili olmuştur. Türkiye olarak dış politikamızı dar çerçevelere hapse olmadan, diplomasiyi barışın anahtarı olarak gören bir anlayışla sürdürmeye devam edeceğiz. Diplomasinin tüm imkanlarından ispat ederek, iş birliğimizi çeşitlendirmeyi ve dostluk köprülerimizi çoğaltmayı kararlılıkla sürdüreceğiz. Kritik başlıklarda güven inşa etmeye, tarafları birbirine yaklaştırmaya ve gerektiğinde arabuluculuk rolü üstlenmeye aynı azimle devam edeceğiz. Türkiye'nin diplomasi alanındaki bu çekim gücü önümüzdeki dönemde de artan bir ivmeyle inşallah büyümeye devam edecek.” ifadelerini kullandı. Fidan, konuşmasının sonunda forumun düzenlenmesinde emeği geçen tüm kurumlara ve katılımcılara teşekkür ederek, basın mensuplarının katkılarının önemine dikkat çekti.

Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı Haber

Bakan Fidan: Ukrayna'daki savaşta ateşkes ve kalıcı barış için odak kaybı olmamalı

Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın himayesinde, Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı’nın ev sahipliğinde ve “Yarını Tasarlarken Belirsizliklerle Baş Etmek” ana temasıyla düzenlenen 5. Antalya Diplomasi Forumu (ADF2026) devam ediyor. Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, 18 Nisan 2026 tarihinde düzenlenen ADF2026 kapsamında gerçekleştirilen “HostTalk” oturumunda konuşmacı olarak yer aldı. Oturumun moderatörlüğünü TRT World sunucusu Maria Ramos üstlendi. “ANTALYA DİPLOMASİ FORUMU, BÖLGESEL SORUNLARA ÖZGÜN BİR PLATFORM SUNUYOR” Hakan Fidan, Antalya Diplomasi Forumu’nun her geçen yıl daha verimli bir yönde geliştiğini belirterek, katılımcı ve konu çeşitliliğinin arttığını, forumun uluslararası siyasette etkisini giderek güçlendirdiğini ifade etti. Fidan, ADF ile amaçlarının özellikle bölgesel meselelere odaklanan bir platform oluşturmak olduğunu vurgulayarak, dünyadaki benzer diplomasi platformlarında çoğunlukla Batı merkezli konuların ele alındığına dikkat çekti. Ukrayna-Rusya Savaşı’nın Avrupa ve ABD’deki platformlarda geniş yer bulduğunu belirten Fidan, buna karşılık Orta Doğu, Kuzey Afrika, Balkanlar, Avrupa ve Akdeniz gibi bölgeleri ilgilendiren konuların yeterince tartışılmadığını söyledi. Bu çerçevede forumun, bölgesel meselelerin ele alınması ve bu sorunlara yönelik bölgesel çözüm önerilerinin geliştirilmesi açısından özgün bir fırsat sunduğunu ifade eden Fidan, bunun Türkiye ve bölge ülkeleri için büyük önem taşıdığını dile getirdi. Diplomasinin günümüzde her zamankinden daha gerekli hale geldiğini belirten Fidan, çok taraflılık ve uluslararası düzenin zayıfladığı bir dönemde daha fazla diyaloğa ihtiyaç olduğunu vurguladı. Uluslararası sistemin kurallara dayalı yapısının zayıflamasıyla birlikte devletlerin daha fazla koordinasyon ve birlikte var olma arayışına yönelmek zorunda kaldığını ifade eden Fidan, aksi takdirde krizlerin ve çatışmaların kaçınılmaz olabileceğini söyledi. Uluslararası sistemde devletlerin giderek “kendi kendine yeterli” bir yapıya evrildiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun diplomasinin önemini daha da artırdığını kaydetti. Soğuk Savaş sonrası dönemde oluşan uluslararası düzenin 1990’lara kadar etkisini sürdürdüğünü, ardından serbest ticaret ve neoliberal politikalarla güncellenmeye çalışıldığını belirten Fidan, ancak bu yapının 2010’lu yıllardan itibaren zayıflamaya başladığını ifade etti. Fidan, mevcut küresel belirsizlik ortamında devletlerin bir araya gelerek temel sorulara samimi yanıtlar araması gerektiğini vurgulayarak, “Eğer sistemin kendi akışına bırakılmasını beklersek, bu çoğu zaman savaş ve yıkım sonrası öğrenilen derslerle sonuçlanır. Oysa insanlık olarak bu noktaya gelmeden yeni bir düzen inşa etmeliyiz.” dedi. “BÖLGESEL SAHİPLENME, YENİ DÖNEMİN ANAHTARI OLMALI” Fidan, dış politikada “bölgesel sahiplenme” anlayışının giderek daha fazla önem kazandığını belirterek, bölge ülkelerinin sorunlarını kendi aralarında çözmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, bu yaklaşımın yalnızca Orta Doğu ve Kafkasya ile sınırlı olmadığını; Balkanlar, Akdeniz ve diğer bölgeleri de kapsadığını ifade ederek, bölgesel iş birliği ve ortak sorumluluğun altını çizdi. Eski uluslararası sistemde ülkelerin çoğunlukla sorunların çözümü için hegemon güçleri beklediğini hatırlatan Fidan, bu müdahalelerin çoğu zaman çözümden ziyade yeni sorunlar doğurduğunu söyledi. Artık bölge ülkelerinin bir araya gelerek kendi sorunlarını ele alma zamanının geldiğini belirten Fidan, geçmişte bu anlayışın hayata geçirilmesinde yapısal engeller bulunduğunu ancak günümüzde şartların değiştiğini dile getirdi. Ulus-devletlerin gelişim sürecine de değinen Fidan, özellikle Orta Doğu, Balkanlar, Akdeniz ve Kuzey Afrika’da 1950’li yıllarda bugünkü anlamda güçlü devlet yapılarının bulunmadığını, ancak bugün bu devletlerin büyük ölçüde olgunlaştığını ifade etti. Bu olgunlaşmanın, bölgesel sorunların çözümünde daha etkin ve koordineli adımlar atılmasını mümkün kıldığını belirten Fidan, “Dolayısıyla artık hepimizin daha olgun bir şekilde bir araya gelerek sorunlarımızı birlikte ele alma zamanı gelmiştir. Bu temel yaklaşımdır. Ancak hâlâ savaş halinde olan birçok ülke bulunduğunu görüyoruz. Bu nedenle kapsamlı diplomasiye, samimi diyaloğa ve yaratıcı çözüm önerilerine her zamankinden daha fazla ihtiyaç vardır.” ifadelerini kullandı. “BÖLGEDE GÜÇ POLİTİKASI YERİNE DİPLOMASİ VE EGEMENLİĞE SAYGI ESAS OLMALI” Fidan, bölgedeki sorunların çözümünde güç politikalarının uzun süredir belirleyici olduğunu belirterek, bunun yerine kurallara dayalı bir düzenin tesis edilmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, bölgedeki krizlerin çoğunlukla savaş yoluyla çözülmeye çalışıldığını ancak bunun daha fazla yıkım, çatışma ve istikrarsızlık ürettiğini ifade etti. Bu durumun yalnızca bölgeyle sınırlı kalmadığını, küresel ölçekte de olumsuz etkiler doğurduğunu belirten Fidan, “Bölgede yaşanan her gelişme kısa sürede diğer ülkelere de yansıyor.” dedi. Bu nedenle diplomasinin ve diyaloğun her zamankinden daha gerekli olduğunu dile getiren Fidan, bölge ülkelerinin büyük ölçüde kendi devlet yapılarına, bayraklarına ve hukuk sistemlerine sahip olduğunu hatırlattı. İsrail’in genişlemeci politikalar izlediğini savunan Fidan, bunun dışında bölge ülkelerinin birbirlerinin topraklarına yönelik bir hedef taşımadığını ifade etti. Bu çerçevede, ülkelerin toprak bütünlüğüne, egemenliğine ve güvenliğine saygı gösterilmesinin temel bir başlangıç noktası olduğunu belirten Fidan, bu yaklaşımın sorunların büyük bölümünün çözümüne katkı sağlayacağını söyledi. Bölgenin tarihsel olarak toplum yapısından devlet yapısına evrildiğine dikkat çeken Fidan, artık ülkelerin bu bilinçle hareket etmesi gerektiğini vurguladı. Fidan, karşılıklı saygı ve iş birliği temelinde hareket edilmesi hâlinde bölgesel sorunların önemli ölçüde azaltılabileceğini ifade etti. “TÜRKİYE, TÜM TARAFLARLA DİYALOG KURARAK ÇATIŞMALARI SONA ERDİRMEYE ÇALIŞIYOR” Bakana Fidan, Türkiye’nin dış politikada savaş yerine diplomasiye öncelik verdiğini belirterek, çatışmalarda taraf tutmak yerine tüm aktörlerle iletişim kurmayı esas aldıklarını ifade etti. Kendisine sıkça yöneltilen sorulara değinen Fidan, Türkiye’nin farklı siyasi aktörlerle kapsamlı ilişkiler yürüttüğünü ve bu sayede tüm taraflarla temas kurabildiğini söyledi. Diplomasinin doğası gereği tüm taraflarla angajman kurmayı zorunlu kıldığını belirten Fidan, bunun Türkiye’nin yaklaşımının temelini oluşturduğunu vurguladı. Bölgedeki önceliklerinin savaşların çıkmasını engellemek, mevcut çatışmaları ise sona erdirmek olduğunu dile getiren Fidan, kalıcı barışın sağlanmasının ticaret, kalkınma, güvenlik ve istikrar için vazgeçilmez olduğunu kaydetti. Süregelen çatışmaların yalnızca yıkım, acı ve istikrarsızlık getirdiğini ifade eden Fidan, son iki-üç on yılda bunun çok sayıda örnekle görüldüğünü söyledi. Türkiye’nin Ukrayna, Gazze, İran, Afrika’daki bazı krizler ve gerektiğinde Balkanlar’daki gelişmeler dahil olmak üzere farklı coğrafyalardaki çatışmaları sona erdirmek için yoğun çaba sarf ettiğini belirten Fidan, Türkiye’nin bu süreçlerde güvene dayalı şekilde tüm taraflarla konuşabilen bir aktör olduğuna dikkat çekti. “UKRAYNA-RUSYA SAVAŞI'NDA ATEŞKES VE KALICI BARIŞ ŞART” Fidan, Ukrayna-Rusya Savaşı’nın sona yaklaşmasının önemli bir gelişme olduğunu ancak sürecin dikkatle yönetilmesi gerektiğini belirterek, tarafların ve arabulucuların müzakereleri sürdürme iradesinin “büyük bir kazanım” olduğunu ifade etti. Türkiye’nin temel yaklaşımının tarafları diyaloga teşvik etmek olduğunu kaydeden Fidan, “Dünyada yapmaya çalıştığımız şeyin bir parçası olarak, tarafları iyi bir diyaloğu sürdürmeye teşvik ediyoruz ve mümkün olduğunca ateşkesi devam ettirmeye, mümkünse kalıcı bir çözüm ve anlaşmaya ulaşmaya çağırıyoruz.” dedi. Ukrayna’daki savaşın küresel ölçekte ciddi istikrarsızlık ve ekonomik-sosyal sarsıntılar yarattığını belirten Fidan, “Ukrayna’daki savaş büyük bir sarsıntı ve istikrarsızlık yaratıyor. Savaşın ilk yıllarında, dört ya da beş yıl önce, tüm toplum ciddi şekilde etkilendi; bugün ise Ukrayna-Rusya Savaşı’nın olumsuz etkileri bir ölçüde absorbe edilmiş durumda.” ifadelerini kullandı. Öte yandan, uluslararası gündemde İran’a ilişkin gelişmelerin Ukrayna-Rsuya müzakerelerini geri plana ittiğine dikkat çeken Fidan, bu durumun risk oluşturduğunu ifade etti. İran’da olası bir ateşkes ya da barış sürecinin ardından uluslararası toplumun yeniden Ukrayna konusuna yoğunlaşması gerektiğini vurgulayan Fidan, “Bu meseleye odak kaybı yaşanmasına izin veremeyiz.” dedi. Savaşın her iki ülke için de büyük yıkım yarattığını ve küresel etkilerinin giderek büyüdüğünü dile getiren Fidan, sürecin bölgesel ya da küresel ölçekte yeni tırmanmalara açık olduğuna işaret etti. “ZELENSKIY’NİN ZİYARETİ VE BÖLGESEL DİYALOG, İŞ BİRLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR FIRSAT” Fidan, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy’ın (Volodimir Zelenski) Suriye ziyareti öncesinde İstanbul’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile bir araya geldiğini belirterek, görüşmelerde hem Ukrayna’daki savaş hem de ikili ilişkilerin ele alındığını söyledi. Fidan, Türkiye ile Ukrayna arasında bağımsızlıktan bu yana güçlü ilişkiler bulunduğunu ancak savaş nedeniyle ticaret başta olmak üzere birçok alanda bu ilişkilerin sekteye uğradığını ifade etti. Zelenskıy’nin son dönemde dış politika temaslarını genişlettiğine dikkat çeken Fidan, Körfez bölgesine gerçekleştirdiği ziyaretlerin yanı sıra Suriye yönetimiyle de temas kurma arayışında olduğunu dile getirdi. Türkiye’nin yapıcı ve makul tüm ikili iş birliklerini desteklediğini vurgulayan Fidan, savaşların bölge için büyük bir tehdit oluşturduğunu ancak ticaret, kalkınma ve iş birliğinin teşvik edilmesi gerektiğini söyledi. Bu doğrultuda Türkiye’nin bölge ülkelerini daha fazla iş birliğine yönlendirmeye çalıştığını kaydetti. Çok katmanlı kriz yönetimi ve bölgesel istikrar çabalarına da değinen Fidan, farklı ülkelerin benzer süreçlerden geçtiğini ve bu deneyimlerin paylaşılmasının önemli olduğunu ifade etti. Savaş ve çatışmaların yarattığı yıkımın ardından ülkelerin toparlanmaya ve ilişkilerini yeniden inşa etmeye ihtiyaç duyduğunu belirten Fidan, uluslararası iş birliğinin bu süreçte kritik rol oynadığını vurguladı. Geçmişte uluslararası sistemde bazı yönetimlerin sınırlı tanınırlığa sahip olduğunu hatırlatan Fidan, günümüzde ise ülkeler arası iş birliğinin her zamankinden daha gerekli hale geldiğini ifade etti. Oturum sonunda Fidan basın mensuplarının sorularını cevapladı.

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği Haber

Kırım Derneği ve Anda Derneğinden Ukrayna için güç birliği

Ukrayna’da devam eden savaşın yol açtığı insani krizin etkilerini hafifletmek amacıyla, Kırım Türkleri Kültür ve Yardımlaşma Derneği ile Anda İnsani Yardım ve Arama Kurtarma Derneği arasında işbirliği protokolü imzalandı. Protokol, 17 Şubat 2026 tarihinde taraflar arasında gerçekleştirilen görüşmelerin ardından resmiyet kazandı. MAĞDURLAR İÇİN TÜRKİYE ÇAPINDA SEFERBERLİK Kırım Derneği Genel Başkanı Mükremin Şahin ve Anda Derneği Başkanı Okan Tosun tarafından imzalanan protokol, Ukrayna'da savaşın pençesinde hayatta kalma mücadelesi veren mazlum ve mağdur sivillere yönelik yardım faaliyetlerini kapsıyor. Söz konusu iş birliği ile Türkiye genelinde büyük çaplı kampanyalar düzenlenerek gıda, giyim ve tıbbi malzeme desteği sağlanması hedefleniyor. UKRAYNA'DA KRİTİK EŞİK: BARINMA VE ISINMA SORUN Son aylarda yoğunlaşan hava saldırıları nedeniyle barınma, ısınma ve iaşe yetersizliğinin had safhaya vardığı Ukrayna'da durum insani kriz seviyesine gelmek üzere. Ukrayna'da savaşın başladığı ilk aylarda Türkiye'den önemli miktarda yardımı Ukrayna’ya ulaştıran Anda Derneği, Afganistan, Irak, Suriye, Gazze ve Afrika'da önemli yardım organizasyonları icra ediyor ve okul, yetimhane, eğitim ve kültür merkezleri, aşevleri hizmetleri veriyor. DETAYLAR YAKINDA AÇIKLANACAK İki dernek tarafından yürütülecek yardım çalışmalarının lojistik detayları, bağış kanalları ve kampanya takvimi yakın zamanda kamuoyu ile paylaşılacak. Protokol, Türkiye'deki Kırım Tatar diasporasının anavatanları ve Ukrayna halkı ile olan sarsılmaz dayanışmasını bir kez daha teyit etmiş oldu.

Trump’tan 49 ülkeye “Gazze Barış Konseyi” daveti: Ukrayna değerlendiriyor Haber

Trump’tan 49 ülkeye “Gazze Barış Konseyi” daveti: Ukrayna değerlendiriyor

Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump’ın Gazze için kurulması planlanan "Barış Konseyi”ne katılmaları amacıyla 49 ülkenin liderine davet gönderdiği gündeme geldi. Bloomberg’in yayımladığı listede Ukrayna’nın da yer aldığı belirtildi. Davet edilen ülkeler arasında Arnavutluk, Arjantin, Avustralya, Avusturya, Bahreyn, Belarus, Brezilya, Kanada, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi (GKRY), Mısır, Finlandiya, Fransa, Almanya, Yunanistan, Macaristan, Hindistan, Endonezya, İrlanda, İsrail, İtalya, Japonya, Ürdün, Kazakistan, Fas, Hollanda, Yeni Zelanda, Norveç, Umman, Pakistan, Paraguay, Polonya, Portekiz, Katar, Romanya, Rusya, Suudi Arabistan, Singapur, Slovenya, Güney Kore, İspanya, İsveç, İsviçre, Tayland, Türkiye, Birleşik Arap Emirlikleri, Birleşik Krallık, Ukrayna, Özbekistan, Vietnam ve Avrupa Birliği (AB) Komisyonu yer alıyor. Bununla birlikte; Trump’ın, Gazze’nin yeniden inşasını denetlemesi öngörülen Barış Konseyi’ne Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve Belarus Devlet Başkanı Aleksandr Lukaşenko’yu da davet ettiği belirtiliyor. MACRON DAVETİ REDDETTİ Bloomberg’in aktardığına göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, söz konusu daveti reddetti. Bunun üzerine Trump, “Zaten kimse onu istemiyor” ifadelerini kullandı ve Fransız şampanyalarına yüzde 200 gümrük vergisi getirmekle tehdit etti. Haberde, Birleşik Krallık, İsveç, Hollanda, Almanya ve Kanada’nın da Fransa’ya katılarak Barış Konseyi’nin tüzüğünün imzalanacağı törene katılmamayı planladığı ifade edildi. ZELENSKIY DAVETİ DEĞERLENDİRİYOR Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodımır Zelenskıy (Volodimir Zelenski), gazetecilerin sorularını yanıtlarken davetin Ukrayna’ya ulaştığını ve şu anda diplomatlar tarafından incelendiğini söyledi. Zelenskiy, söz konusu konseyde Putin ve Lukaşenko’nun da yer almasının Ukrayna açısından ciddi soru işaretleri yarattığını vurguladı. Zelenskıy, “Rusya bizim düşmanımız, Belarus ise onların müttefiki. Böyle bir yapıda Rusya ile birlikte yer almamızı hayal etmek zor. Rusya ve Lukaşenko rejimi barış değil, savaş konseyi anlamına geliyor.” dedi. Davet edilen ülkeler listesi, konuyla ilgili bilgi sahibi kaynaklar ve sosyal medya paylaşımlarına dayanıyor. Ancak tüm ülkelerin daveti aldığını henüz doğrulamadığı ve listenin nihai olmadığı kaydedildi. BARIŞ KONSEYİ NEDİR? ABD, geçen yıl arabulucu ülkelerle birlikte Gazze’de ateşkese yönelik bir anlaşma imzalamıştı. Bu anlaşmanın ardından Trump’ın 20 maddelik “barış planının” ilk aşaması hayata geçirilmişti. Plan, ateşkesin sağlanması, esir takası, yeniden inşa süreci ve son olarak da kayıp kişilerin kalıntılarının iadesini kapsıyor. ABD şimdi planın ikinci aşamasını duyurdu. Bu çerçevede oluşturulan Barış Konseyi, planın uygulanmasında kilit rol üstlenecek; stratejik denetim sağlayacak, uluslararası kaynakları harekete geçirecek ve Gazze’nin çatışmadan barış ve kalkınma sürecine geçişinde hesap verebilirliği güvence altına alacak. Financial Times’ın haberine göre Vaşington (Washington), Gazze için kurulan bu yapının Ukrayna ve Venezuela’yı da kapsayacak şekilde genişletilmesini önerdi. Ancak Batılı ve Arap diplomatlar bu fikirden endişe duyduklarını dile getirdi. Bir kaynak, Trump yönetiminin Barış Konseyi’ni “BM’ye alternatif, gayriresmî paralel bir yapı” olarak gördüğünü öne sürdü. Bloomberg ise Trump yönetiminin, Barış Konseyi’ne daimî üye olmak isteyen ülkelerden 1 milyar dolarlık katkı talep ettiğini yazdı.

Fidan: Diplomasi Ukrayna'da bir çözüm bulunabilmesinin temelini oluşturmakta Haber

Fidan: Diplomasi Ukrayna'da bir çözüm bulunabilmesinin temelini oluşturmakta

Bu yıl "Küresel Yeniden Kurulum: Eski Düzenden Yeni Gerçeklere" temasıyla İstanbul'da dokuzuncusu düzenlenen TRT World Forum, ikinci gününde devam ediyor. Forumun ikinci gün açılış konuşmacıları içerisinde yer alan Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, önemli açıklamalarda bulundu. "DENGELER DEĞİŞİYOR VE PARAMETRELER BELİRSİZ BİR ŞEKİLDE BÜYÜYOR" Diyalog ve diplomasinin Türk dış politikasının köşe taşlarından biri olarak kalmaya devam edeceğini belirten Bakan Fidan, "Şu anki uluslararası sistemin tanımına bakacak olursak ve tek bir kelimeyle anlatacak olursak bu kelime kesinlikle belirsizlik olur. Halihazırda olan dengeler değişiyor ve parametreler belirsiz bir şekilde büyüyor. Küresel devletler de artık fonksiyonelliğini kaybediyor. Bölgesel stabiliteyi koruyacak olan kurumlar da bu hızla birlikte çalışamıyorlar ve kompleks krizlerle başa çıkamıyorlar." şeklinde konuştu. "Küresel düzende uluslararası kurumlara güven sağlamamız gerekiyor." diyen Hakan Fidan, bu durumun insanları çok kutupluluğa doğru ittiği değerlendirmesinde bulundu. FİDAN: ULUSLARARASI SİSTEMİ TEKRARDAN YAPILANDIRMALIYIZ Bu konuda vizyonlarının net ve kurumlarla birlikte diyalog ve çok yönlülüğe açık olduklarını dile getiren Fidan, "Kolektif aksiyonlarla, paylaşılan sorumluluklarla ve stratejik öngörülerle birlikte ilerleyebiliriz. İlk olarak güçlü bir uluslararası sisteme ihtiyacımız var. Bunu başarmak için de sistemi tekrardan yapılandırmalıyız. Birleşmiş Milletler'in verimliliğini artırmamız gerekiyor." ifadelerini kullandı. Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Gazze'de kalıcı barışın ancak iki devletli çözümle mümkün olacağını belirtti. Fidan, Ukrayna için de İstanbul'da liderleri ağırlamaya hazır olduklarını ve diplomasinin dış politikanın köşe taşı olduğunu vurguladı. "LİDERLERİN İSTANBUL'DA BİR ARAYA GELMESİ NOKTASINDA HAZIRIZ" Türkiye'nin bölgesel ve küresel barışa katkılarına bir başka örnek olarak Ukrayna-Rusya Savaşı'nın çözülmesi için atılan adımları gösteren Fidan, yapıcı diyalog vasıtasıyla Türkiye'nin İstanbul süreci ile tarafları müzakere masasına tekrar getirdiğini kaydetti. Fidan, bu çalışmalar sonucunda esir takası ve doğrudan diyalog tesisi gibi somut sonuçlara ulaşıldığını belirterek, "Diplomasi tüm bu çabalara baktığımız zaman barışçıl bir anlamda Ukrayna'da bir çözüm bulunabilmesinin temelini oluşturmakta. Biz bundan sonrasında da bu görüşmelere ev sahipliği yapmak ve liderlerin İstanbul'da bir araya gelmesi noktasında hazır olduğumuzu bildirmek istiyoruz." şeklinde konuştu. Bölgesel ve uluslararası iş birliğini daha da güçlendirmek istediklerini söyleyen Fidan, "Bu konuda Türkiye diplomasi ve diyaloga açık olmaya devam edecek." ifadelerini kullandı. "DAHA ADİL BİR ULUSLARARASI DÜZEN İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ" Çok taraflılık ve bölgesel sahiplenmenin Türkiye'nin ortak vizyonunu şekillendirmeye devam edeceğini kaydeden Fidan, bu ilkelerin sadece kılavuz olmadığını, aynı zamanda değişen uluslararası tabloda istikrar, adalet ve refahın hüküm sürmesini de sağlayacağını söyledi. Yeni ve samimi ortaklıklar kurmanın tek çıkar yol olduğunu vurgulayan Dışişleri Bakanı Fidan, sözlerini şöyle tamamladı: Bu bağlamda Türkiye diyaloğu ve diplomasiyi dış politikasının köşe taşlarından biri olarak tutmaya devam edecektir. Bu vizyonu paylaştığımız ortaklarla birlikte daha adil ve daha temsiliyetçi bir uluslararası düzen için çalışmaya devam edeceğiz. Bu ortak sorumlulukla birlikte ortak çalışmalar ve çabalarımızla birlikte bölgemizde istikrar, işbirliği için çalışacağız tüm dünyada olduğu gibi.

"Dünya Gıda Günü: Tahılın Yolculuğu" programında Ukrayna'daki gıda güvenliği de ele alındı Haber

"Dünya Gıda Günü: Tahılın Yolculuğu" programında Ukrayna'daki gıda güvenliği de ele alındı

16 Ekim Dünya Gıda Günü kapsamında Slovenya'nın Ankara Büyükelçiliği, Dünya GIda Programı (WFP) Türkiye ve Başkent Üniversitesi iş birliğinde kapsamlı program düzenlendi. Başkent Üniversitesinde düzenlenen etkinliğin açılış konuşmalarını; Başkent Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Abdülkadir Varoğlu, Slovenya'nın Ankara Büyükelçisi Gorazd Rencelj, Dışişleri Bakanlığı Uluslararası Ekonomi Politikaları ve Kuruluşları Genel Müdür Yardımcısı Işıl Cemali Doğan ile WFP Türkiye Ülke Direktörü Stephann Cahill gerçekleştirdi. "Dünya Gıda Günü: Tahılın Yolculuğu" başlıklı etkinliğin önemine dikkat çeken Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Varol, katılmcılara teşekkür etti. Büyükelçi Rencelj ise dünyanın gıda krizi ile karşı karşıya olduğunu belirterek, gıda güvenliğine ışık tutmak istediklerini dile getirdi. Ayrıca Rencelj, Gazze ve Sudan gibi ülkelerdeki açlığa işaret ederek, Türkiye'nin bu noktada küresel bir merkezde ve önemli bir rolde olduğunu belirtti. "TÜRKİYE'NİN GIDA YARDIMLARI SAYESİNDE DÜNYADA ÖNEMLİ BİR NÜFUS ERİŞİM SAĞLAYABİLİYOR" Doğan ise sıfır açlık gündeminin 2030 küresel gündemdeki başlıklarından biri olduğunu ifade ederek, "Türkiye bugün hem Dünya Gıda Programı'nın küresel operasyonları için önemli bir nokta olma niteliğinde hem de önemli bir bağışçı. Ve bu gıda yardımları sayesinde dünyada çok önemli bir nüfus gıdaya erişebiliyor." dedi. Açılış konuşmaları kapsamında Cahill, Gazze'ye giden gıdanın yüzde 70'inin Türkiye'den gittiğini bildirdi. Cahill, "İnsanları gıda aracılığıyla bir araya getirmek istiyoruz. Bugün vermek istediğimiz mesaj bu." ifadesine yer verdi. Programda moderatörlüğünü Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Başkanı Doç. Dr. Sezgin Mercan'ın yaptığı "Kriz Dönemlerinde Dayanıklı Gıda Sistemleri Oluşturmak" başlıklı panelin ilk oturumuna; Ukrayna'nın Ankara Büyükelçisi Nariman Celâl, Senegal'in Ankara Büyükelçisi Moustapa Sokhna Diop ile Tarım ve Orman Bakanlığı AB ve Dış İlişkiler Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Yener katıldı. RUS SALDIRILARI ALTINDAKİ UKRAYNA'NIN TARIM SEKTÖRÜ ETKİ ALTINDA Ukrayna Büyükelçisi Celâl, gıda güvenliğinin yalnızca akademik bir mesel değil; aynı zamanda insanlık, haysiyet ve barış meselesi olduğunun altını çizdi. Ukrayna'nın Rus saldırısı altında olmaya devam ettiğini anımsatan Büyükelçi Celâl, "Bu saldırı Ukrayna'nın tarım sektörünü de oldukça etkilemekte. Çünkü bu kapasitenin yüzde 30'u yok edildi ve yüzde 20'si de istila altında." bilgisini verdi. Ayrıca küresel gıda güvenliğinin ortak dava olduğuna ve koordineli bir yaklaşım gerektirdiğine işaret eden Celâl, özellikle açlık konusunda kimsenin arkada bırakılmamasını sağlamak gerektiğini ifade etti. "HER BİR MÜDAHELE KRİZLERİ ÖNLEMENİN ANAHTARI" Ukrayna-Rusya Savaşı'nın Senegal'i de etkilediğini belirterek sözlerine başlayan Büyükelçi Diop, "Her bir müdahale aslında gelecekte olacak krizleri de önlemenin anahtarı. Ama bunlar önlenemediği zaman akut gıda güvensizliğiyle milyonlarca insan karşı karşıya kalıyor." cümlelerini sarf etti. Öte yandan Yener ise krizlerin değişim fırsatı olduğunun altını çizerek, "Türkiye'de pek çok bölgesel iş birliği içerisinde sürdürülebilir ve dayanıklı gıda sistemlerini devam ettirmeye ve kimseyi arkada bırakmamaya kararlıyız." dedi.

Ateşkesten sonra ilk esir takası: Hamas, İsrailli esirleri serbest bırakıyor Haber

Ateşkesten sonra ilk esir takası: Hamas, İsrailli esirleri serbest bırakıyor

Mısır, Katar ve Türkiye'nin arabuluculuğunda İsrail ile Hamas arasında gerçekleşen ateşkes ve esir takası anlaşmasının ardından her iki tarafın da 13 Ekim 2025 tarihi itibarıyla esirleri serbest bırakması bekleniyor. ABD Başkan Yardımcısı James David Vance, ABC'de This Week adlı programda yaptığı açıklamda Gazze'de tutulan 20 İsrailli esirin 24 saat içinde serbest bırakılmasının beklendiğini söylemişti. "Orta Doğu'da gerçek bir barışın eşiğindeyiz" diyen JD Vance, Gazze'de yürürlüğe giren "barış konusundaki çabaları" nedeniyle ABD'nin diplomatlarıyla gurur duyması gereltiğini belirtmişti. YEDİ İSRAİLLİ ULUSLARARASI KIZILHAÇ KOMİTESİNE TESLİM EDİLDİ Bugün itibarıyla Hamas, serbest bırakılacak 20 İsrailli esirden yedisini Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC) heyetine teslim etti. İsrail devlet televizyonu KAN'a göre serbest bırakılan 7 esirin ismi ise "Matan Angrest, Alon Ohel, Guy Gilboa-Dalal, Gali Berman, Ziv Berman, Eitan Mor ve Omri Miran" şeklinde açıklandı. İsrail ordusu ve İç İstihbarat Teşkilatı Şin-Bet (Şabak) yetkililerinin Kızılhaç heyeti ile bir araya geldiği ve esirlerin sağlık kontrolünden geçirileceği aktarıldı. Filistin Esirler Medya Ofisi ise İsrail'in ateşkes kapsamında salıvereceği müebbet hapis cezasına çarptırılan 250 Filistinli ile Ekim 2023'ten bu yana Gazze'den alıkoyduğu bin 718 Filistinlinin isim listesini yayınladı. İSRAİL, ESİR AİLELERİNİN ÜRDÜN'E ULAŞMASINI ENGELLİYOR Öte yandan Filistin Esirler Cemiyeti Başkanı Abdullah ez-Zeğari, Anadolu Ajansına (AA) yaptığı açıklamada, esir takası kapsamında serbest bırakılması planlanan Filistinli tutukluların ailelerinin Ürdün'e gitmeye çalıştığını ifade etti. Zeğari İsrail'in ailelerin serbest bırakıldıktan sonra esirlerle görüşeceği Ürdün'e ulaşmasını ve seyahatini engellediğini bildirdi. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Başkanı Donald Trump, İsrail ile Hamas arasındaki ateşkes plananının ilk aşamasının onaylandığını duyurmuştu. Trump, 8 Ekim 2025 tarihli açıklamasında anlaşma kapsamında esirlerin serbest bırakılacağını belirtmişti.

logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.